Hava Durumu

#Türkiye

Kırsal Haber - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Yumaklı’dan Türkiye-Rusya Gübre Anlaşması Değerlendirmesi Haber

Bakan Yumaklı’dan Türkiye-Rusya Gübre Anlaşması Değerlendirmesi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan "Mineral Gübre Sevkiyatı Alanında Mutabakat Zaptı"na ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Bakan Yumaklı, yapılan anlaşma ile tarımsal girdilere kesintisiz erişimin hedeflendiğini ve gübre tedarikinin güvence altına alındığını vurguladı. Gübre Tedarikinde Kaynak Çeşitliliği Artıyor Bölgesel krizler ve küresel gelişmeler karşısında tarımsal üretimi korumak adına stratejik adımlar atıldığını belirten Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı: “Planlı üretim hedeflerimiz doğrultusunda, üreticilerimizin tarımsal girdilere kesintisiz ve sürdürülebilir erişimi için stratejik adımlar atıyoruz. Bölgemizde yaşanan savaş ve çatışmalar sebebiyle gübre tedarikinde oluşabilecek risklere karşı kaynak çeşitliliğini artırıyoruz.” "Üreticilerimize ve Ülkemize Hayırlı Olsun" Rusya Federasyonu ile sağlanan mutabakatın hem piyasa istikrarına hem de çiftçilere doğrudan katkı sunacağını belirten Yumaklı, açıklamasını şöyle tamamladı: “Rusya Federasyonu ile imzaladığımız Mineral Gübre Sevkiyatı Mutabakatı ile gübre ve gübre ham maddesi tedarikini daha da güvence altına alıyoruz. Üretimi destekleyecek ve piyasaya kesintisiz ürün arzına katkı sunacak Mutabakat, ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun.” İmzalanan bu Mutabakat Zaptı ile birlikte Türkiye'nin tarımsal üretim zincirindeki girdi maliyetleri ve tedarik risklerinin minimize edilmesi, çiftçinin gübreye erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.

Temiz Hava ve İklim Eylemine Yatırılan Her 1 Dolar, 15 Dolar Getirebilir' Haber

Temiz Hava ve İklim Eylemine Yatırılan Her 1 Dolar, 15 Dolar Getirebilir'

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), kısa süre önce yayınladığı raporunda küresel ısınmayı 1,5 derece sınırında tutma hedefinin kaçınılmaz olarak aşılacağını duyurdu. Bu uyarının hemen ardından Tibet-Nepal sınırında meydana gelen yıkıcı sel felaketi, yüzlerce can kaybına yol açarken Nepal hükümetine 5 milyar dolarlık dev bir maliyet çıkardı. Yaşanan bu yıkım, iklim krizinin ekonomik ve insani boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. 25 Çözümle Eş Zamanlı Mücadele: Her 1 Dolarlık Yatırıma 15 Dolar Getiri UNEP ve İklim ve Temiz Hava Koalisyonu (CCAC) ortaklığında hazırlanan ‘‘Gizli kazanımlar: İklim ve temiz hava eyleminin ekonomik ve sağlık getirileri’’ (Hidden assets: The economic and health case for climate and clean air action) başlıklı yeni rapor, iklim değişikliği ile hava kirliliği arasındaki kopmaz bağa dikkat çekiyor. Raporda, her iki krize de aynı anda çare olabilecek 25 pratik ve uygulanabilir çözüm önerisi sunuluyor. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve temiz ısıtma sistemleri gibi önlemleri içeren bu adımlar sayesinde: Yatırılan her 1 ABD doları, 15 dolar getiri sağlama potansiyeline sahip. 2050 yılına kadar hava kirliliğine bağlı 144 milyon erken ölüm ve yüz milyonlarca kronik hastalık vakası önlenebilir. Yüzyıl ortasına kadar küresel karbondioksit ($CO_2$) emisyonları yarı yarıya, metan emisyonları %60, başlıca hava kirleticiler ise %70 oranında azaltılabilir. Yüzyıl sonuna kadar 1,4°C’lik ısınmanın önüne geçilebilir ve kirleticiler %85'e varan oranlarda düşürülebilir. Küresel Ekonomiye Dev Katkı Belirlenen 25 önlemin vakit kaybetmeksizin uygulanması durumunda sağlanacak yıllık ekonomik faydaların küresel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) oranı şu şekilde hesaplandı: 2035 yılında: Küresel GSYİH’nın %2,8’i 2050 yılında: Küresel GSYİH’nın %4,5’i 2100 yılında: Küresel GSYİH’nın %11,4’ü Öte yandan, sadece 2022 yılında küresel GSYİH’nın %2,18’i fosil yakıt sübvansiyonlarına harcanırken; 2023 yılında sağlık hizmeti harcamaları küresel GSYİH’nın %9,3’üne ulaştı. Hava Kirliliğinin Türkiye’ye Yıllık Faturası: 138 Milyar Dolar Hava kirliliği Türkiye için de kritik bir ekonomik ve toplumsal sorun teşkil ediyor. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) 2025 tarihli Kara Raporu’na göre, hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti 138 milyar dolar. Hava kalitesinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına düşürülmesi halinde, Türkiye’de her yıl en az 60 bin hayatın kurtarılabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar Ne Diyor? Dr. Maria Neira (DSÖ Çevre, İklim Değişikliği ve Sağlık Departmanı Önceki Direktörü): "Temiz hava, bir toplumun yapabileceği en akıllı yatırımlardan biri; akciğerleri korur, hayat kurtarır ve ekonomileri güçlendirir. Bu, sağlık, iklim ve kalkınma arasında bir seçim meselesi değil. Hava kirliliğiyle mücadele, bunların üçünü de sağlar." Prof. Dr. Simon Dietz (LSE Çevre Politikası Profesörü ve Rapor Yazarı): "Bu rapor, iklim değişikliği ve hava kirliliğini ayrı sorunlar olarak ele aldığımızda, ikisiyle birlikte mücadele etmenin getireceği faydaları azımsadığımızı gösteriyor. İki mücadeleyi birlikte modellediğimizde elde edilen faydalar, tek tek sağlayabileceklerinden çok daha büyük oldu. Nitekim ikisinin de arkasında aynı kaynaklar ve politikalar var." Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan (THHP Yürütme Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı): "Hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine bir yıldaki maliyeti 138 milyar dolara ulaşıyor, bu da GSYİH’nin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor. UNEP raporundaki önlemlerin Türkiye’de uygulanması hem bu ekonomik yükü azaltabilir hem de her yıl 62 binden fazla ölümü engelleyebilir. Türkiye açısından bunun en somut karşılığı elektrik üretiminde kömür kullanımından vazgeçmektir. 2024 verilerine göre sera gazı emisyonlarında dünyada 17. sırada yer alan Türkiye, kömürden çıkarak küresel çözüme anlamlı bir katkı sunabilir. COP31 Başkanlığını üstlenen Türkiye’den, kömürden çıkış için tarihli ve somut bir plan ile güçlü bir adil geçiş stratejisi talep etmeye devam edeceğiz."

Çiftliklerde Süt Ürünleri Üretimi ve Pazarlama Trendleri Haber

Çiftliklerde Süt Ürünleri Üretimi ve Pazarlama Trendleri

Türkiye'de tarımsal hanehalkı işletmelerinden gerçekleştirilen süt ürünleri üretimi ve bu ürünlerin pazara sunulma yöntemleri yeni bir döneme işaret ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2020 ile 2025 yılları arasında çiftlik ölçeğindeki üretim dengeleri değişirken, üreticilerin ürettikleri süt ürünlerini doğrudan pazarlama ve katma değere dönüştürme tercihleri dikkat çekici biçimde şekillendi. Üretimde Yeni Denge ve Değişen Yapı TÜİK verilerine göre, 2020 yılında tarımsal hanehalkı işletmelerinde imal edilen toplam süt ürünü miktarı 1 milyon 175 bin 848 ton seviyesinde gerçekleşmişti. Takip eden süreçte kademeli bir değişim gösteren üretim hacmi, 2025 yılı itibarıyla 742 bin 416 ton seviyesinde dengelendi. 2020-2025 dönemindeki veriler incelendiğinde; 2021 yılında 1 milyon 156 bin ton seviyelerinde seyreden rekolte, 2022'de 938 bin ton, 2024'te 834 bin ton ve 2025 yılında 742 bin ton bandında gerçekleşerek çiftlik içi imalatta yeni bir ölçek oluşturdu. Çiftçiler Doğrudan Satışa Yöneliyor Çiftliklerde üretilen ürünlerin değerlendirilme kanalları incelendiğinde, üreticilerin öz tüketimden ziyade doğrudan pazara odaklandığı ve ürünlerini daha etkin biçimde ekonomiye kazandırdığı görülüyor. 2020 yılında üretilen süt ürünlerinin yüzde 45,4'ü doğrudan tüketiciye, sokak sütçülerine veya tüccarlara satılırken; 2025 yılında bu oran yüzde 52,9'a yükseldi. Böylece doğrudan satış kanalı, çiftçiler için ana gelir kaynağı ve en yüksek paya sahip pazarlama yolu olmayı sürdürdü. Buna karşılık, hane içinde tüketilen, ücretsiz dağıtılan veya kayıp olarak kayıtlara geçen ürünlerin payı azaldı. 2020'de üretimin yüzde 49,8'ini oluşturan öz tüketim ve kayıpların payı, 2025'te yüzde 42,4 seviyesine indi. Süt toplama merkezlerine ve sanayi tesislerine satılan işlenmiş çiftlik ürünlerinin payı ise yıllar içinde yüzde 3 ile yüzde 7 arasında bir seyir izledi. Yoğurt ve Peynir Liderliğini Koruyor Çiftliklerde işlenen süt ürünleri arasında ilk iki sırayı geleneksel üretim alışkanlıklarına uygun olarak yoğurt ve peynir paylaşıyor. Yoğurt Üretimi: Çiftliklerde en çok imal edilen ürün konumundaki yoğurt, 2020 yılında 672 bin 394 ton seviyesindeyken 2025 yılında 406 bin 175 ton olarak kaydedildi. Yoğurdun yüzde 54,8'i hanelerde tüketilirken, yüzde 43,9'u doğrudan pazarlanıyor. Peynir Üretimi: 2020'de 401 bin 129 ton olan çiftlik peyniri üretimi, 2025'te 285 bin 22 ton seviyesinde gerçekleşti. Peynir, ticari değeri en yüksek ürünlerden biri olarak öne çıkıyor. Çiftliklerde üretilen peynirin yüzde 66,9 gibi büyük bir kısmı doğrudan tüketiciye ve tüccara satılırken, yaklaşık yüzde 10,3'lük kısmı ise süt işleme tesislerine aktarılıyor. Tereyağı ve Diğer Ürünler: 2020 yılında 87 bin 577 ton olan çiftlik tereyağı üretimi 2025'te 45 bin 992 ton olurken; kaymak ve diğer yan ürünler toplam üretim içinde düzenli payını koruyor. Tarımsal hanehalkları, değişen üretim ölçeklerine rağmen doğrudan satış kanallarını daha güçlü kullanarak ürünlerini katma değere dönüştürmeye ve yerel pazardaki etkinliğini sürdürmeye devam ediyor.

Bakan Yumaklı Sivas'ta Bal Sağımına Katıldı Haber

Bakan Yumaklı Sivas'ta Bal Sağımına Katıldı

​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sivas'ta merkeze bağlı İnceyol köyünde bal sağımı programında katıldı. Bakan Yumaklı burada yaptığı açıklamada, ülkenin arıcılık açısından son derece önemli bir coğrafyaya sahip olduğunu söyledi. Ülkedeki kovan sayısı ve bal üretimi rakamlarını paylaşan Yumaklı, "Bal üretiminde dünyada ikinci sıradayız, birinci sırayı zorlamaya devam ediyoruz. Bu konuda arıcılık yapan kardeşlerimizin çok yoğun bir emeği ve gayreti söz konusu. Türkiye'de yaklaşık 9 milyon kovanımız var. İnşallah 97 bin ton ile 100 bin ton arasında da bal üretimimiz gerçekleşmiş olacak." diye konuştu. "TÜRKİYE'DE COĞRAFİ İŞARETLİ 41 ÇEŞİT BAL VAR" Yumaklı, çam balı üretiminin yüzde 90'ının Türkiye'de gerçekleştirildiğine dikkati çekti. Bütün bunları yaparken sadece kovanları doğaya bırakıp bir üretimin olmasının beklenmediğini anlatan Yumaklı, şunları kaydetti: "Bakanlığımız özellikle arıcılık yapılması son derece elverişli olan yerlerle ilgili bir çalışma yaptı ve bununla ilgili bir harita yayımladık. Dolayısıyla arıcı kardeşlerimizin hem kendi tecrübelerini hem de bu haritaya bakarak üretimle alakalı bütün konularını gerçekleştirmesi mümkün. Son dönemde ülkemizde bilinmesiyle beraber arı zehriyle alakalı herhangi bir düzenleme yoktu. Bununla ilgili de yönetmeliği yayımladık. Bu konuda da çok önemli ürün ülkemize gelir kaynağı olacak. Türkiye'de coğrafi işaretli 41 çeşit bal var. Bu güzel ülkemizin her bir köşesi aslında kendisine özgü florasıyla, doğal güzellikleriyle, biyolojik çeşitliliğiyle arıcılık yapmak için son derece müsait. Zara balı da bunlardan biri. Sivas, Türkiye'deki bal üretiminin büyük bir kısmını yapıyor ve bu konuda dördüncü sırada. Yani üretilen bal miktarında Türkiye'de dördüncü sırada Sivas ve özellikle Zara balı var." "KOVAN VARLIĞI YÜZDE 85 ARTTI" Bakan Yumaklı, son 24 yılda Türkiye'de ve Sivas'ta önemli gelişmeler olduğuna işaret ederek, "Kovan varlığı son 24 yılda yüzde 85, bal üretimi de yüzde 78 arttı. Yani kovan sayısına mütenasip bir bal üretimi de söz konusu." ifadesini kullandı. Sürekli gelişen teknolojiler olduğunu ve bu teknolojiler üzerine bakanlık olarak çalışmalara devam ettiklerini söyleyen Yumaklı, bal sağımının uzmanlık istediğini belirtti. Orman yangınları açısından da riskli bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Yumaklı, açıklamasını şöyle tamamladı: "Bütün arıcı kardeşlerime gittikleri yerlerde bakanlığımızın ilgili birimlerinin uyarılarına mutlaka riayet etmelerini, rüzgarın ve sıcaklığın çok yüksek olduğu, nemin çok düşük olduğu dönemlerde ve saat dilimlerinde orman alanlarının çok uzak olmasına bakmaksızın tütsüleme için yaktıkları ateş başta olmak üzere herhangi bir alevlenmeye sebep olabilecek hususlardan kaçınmalarını da özellikle rica ediyorum. Ülkemizdeki bütün arıcılara kolaylıklar, bereket dolu bal sağımları diliyorum ." Bakan Yumaklı, daha sonra aynı bölgede Kangal koyunu sürüsü sahipleriyle buluştu

Himalayalardan Alplere İklim Alarmı Haber

Himalayalardan Alplere İklim Alarmı

İklim değişikliği, yüksek dağ ekosistemlerindeki hassasiyeti ve belirsizlikleri her geçen gün artırıyor. 26 Ağustos’ta Nepal-Tibet sınırında yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine, yaklaşık 3.000 kişinin de kaybolmasına yol açan felaketin, bir heyelan akabinde buzul-kaya kütlesinin kopmasıyla başlayan bir olaylar zincirinden kaynaklandığı değerlendiriliyor. Nepal’den Fransız Alpleri'ne kadar uzanan bu yıkıcı doğa olayları, yüksek irtifalarda yaşanan krizlerin artık tek bir nedenle açıklanamayacağını gösteriyor. Fransız Alpleri'nden Nepal'e Felaketlerin Karmaşık Mekanizması İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Dr. Bikem Ekberzade, benzer bir mekanizmanın iki yıl önce Fransız Alplerindeki La Bérarde felaketinde de rol oynamış olabileceğine dikkat çekiyor. Langtang Lirung çevresinde gerçekleşen bir heyelanın devasa bir buz-kaya çığına dönüşerek vadiye ulaşması ve nehir sistemini tıkaması Nepal'deki felaketi tetiklemişti. La Bérarde’da ise yoğun yağış ve kar erimesine ek olarak, Glacier de Bonne Pierre buzulunun altında saklı yüzbinlerce metreküplük su ceplerinin aniden boşalması yıkımın boyutunu artırmıştı. Her iki olay da doğadaki buz, kaya ve su kütlelerinin birbirini tetikleyerek ardışık afetler silsilesi oluşturduğunu doğruluyor. Küresel Isınma Dağ Denklemini Nasıl Değiştiriyor? Dr. Bikem Ekberzade, küresel ısınmanın yüksek dağ sistemlerindeki fiziksel koşulları kökten değiştirdiğini ve sistemlerin kırılganlığını artırdığını vurguluyor. Ekberzade süreçteki kritik değişimleri şöyle açıklıyor: Buzul Yapısındaki Bozulma: Buzullar hızla küçülüp incelirken, kar örtüsünün birikme ve erime zamanlaması tamamen kayıyor. Permafrost Çözülmesi: Yüksek rakımlarda sıcaklıkların yükselmesi, donmuş toprak tabakasının (permafrost) çözülmesine ve sarp dağ yamaçlarının stabilitesini kaybetmesine neden oluyor. Yağış Rejiminin Değişmesi: Isınan atmosfer, yağışların kar yerine yağmur olarak düşme sıklığını artırarak ani erimeleri ve kütle hareketlerini hızlandırıyor. Tüm bu faktörler tek başına doğrudan bir felakete yol açmasa bile, bir araya geldiklerinde dağ sistemlerinin dengesini bozarak büyük felaketlerin zeminini hazırlıyor. Türkiye Risk Altında: Kaçkarlar, Cilo ve Ağrı Dağı Tehlikede mi? Türkiye; sarp topographyası, mevsimsel kar örtüsü, buzulları ve periglasiyal alanlarıyla zincirleme afet riskini doğrudan barındıran coğrafyalardan biri. Kaçkarlar, Cilo, Sat ve Ağrı Dağı gibi yüksek dağ sistemlerinde buz, kar, kaya ve su iç içe geçmiş durumda yer alıyor. Üstelik bu yamaçlar ve vadiler; yerleşim yerleri, ulaşım ağları ve altyapı tesisleriyle son derece bağlantılı. Gelecekte yaşanacak olası yıkımları önlemek için dağlık alanlardaki krizleri tekil vakalar olarak değerlendirmek yerine, tehlikelerin birbirini tetikleme potansiyelini hesaba katan bütüncül risk haritalarının ve erken uyarı sistemlerinin acilen ulusal politikalara entegre edilmesi gerekiyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Bikem Ekberzade

Türkiye'de Kimyasal Gübre Kullanımı Son 10 Yılda 12,8 Milyon Ton Oldu Haber

Türkiye'de Kimyasal Gübre Kullanımı Son 10 Yılda 12,8 Milyon Ton Oldu

Türkiye'de tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre miktarına ilişkin veriler açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, özellikle 2016-2025 yıllarını kapsayan son 10 yıllık dönemde yıllık ortalama kimyasal gübre kullanımı 12,85 milyon ton seviyesinde gerçekleşerek geçmiş dönem ortalamalarının üzerine çıktı. Son 10 Yılın Trendi: En Yüksek Seviye 2020, En Düşük 2018 Son 10 yıllık dönem detaylı incelendiğinde, gübre tüketiminin 10,5 milyon ton ile 14,5 milyon ton arasında dalgalandığı görülüyor. Dönemin başlangıcı olan 2016 yılında 13,92 milyon ton seviyesine ulaşan tüketim, 2017'de 13,08 milyon tona geriledi. 2018 yılı ise 10,56 milyon tonluk kullanım miktarı ile son 10 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. 2019 yılında 12,16 milyon ton seviyesine toparlanan kullanım, 2020 yılında 14,49 milyon tona ulaşarak sadece son 10 yılın değil, tüm zamanların rekorunu kırdı. Rekor yılın ardından gelen süreçte tüketim dalgalı seyrini sürdürdü: • 2021: 12,54 milyon ton • 2022: 11,33 milyon ton • 2023: 13,89 milyon ton • 2024: 13,75 milyon ton • 2025: 12,80 milyon ton Son 10 Yılda Gübre Türlerinin Dağılımı Değişmedi Son 10 yıllık dönemde gübre çeşitleri arasındaki kullanım oranları kararlı bir yapı sergiledi: • Azotlu Gübreler: Toplam gübre tüketiminin %66,4’ünü oluşturarak ilk sıradaki yerini korudu. 2020 yılındaki 9,77 milyon tonluk zirve noktası hariç tutulduğunda, kullanım yıllık ortalama 8,5 milyon ton seviyelerinde gerçekleşti. • Fosforlu Gübreler: Toplam kullanımda %31,5’lik paya sahip oldu. 2016 yılında 4,66 milyon ton ile dönem rekorunu kıran fosforlu gübre kullanımı, 2025 itibarıyla 4,05 milyon ton seviyesine çekildi. • Potaslı Gübreler: Toplam tüketimde %2,1’lik küçük bir paya sahip olmasına rağmen, 10 yıllık süreçte istikrarlı bir yükseliş gösterdi. 2016 yılında 236 bin ton olan potaslı gübre kullanımı, 2025 yılında 317 bin tona kadar yükselerek dönem içi en yüksek seviyesine ulaştı. Son 10 yıllık veriler, Türkiye'de tarımsal üretimin girdi ihtiyacında dönemsel dalgalanmalara rağmen genel tüketim hacminin 12 ila 13,8 milyon ton aralığında tutunduğunu gösteriyor.

TTDG’den Karadeniz’de Güvenli Tahıl Ticareti İçin 7 Maddelik Yol Haritası Haber

TTDG’den Karadeniz’de Güvenli Tahıl Ticareti İçin 7 Maddelik Yol Haritası

Türkiye’nin tarım ve gıda sektörlerinden farklı paydaşları aynı platformda buluşturan Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), Karadeniz’de güvenli tahıl ticaretinin yeniden tesis edilmesi için Türkiye merkezli koordinasyon, doğrulanabilir “Gıda Gemisi” kaydı ve savaş riski garantisini içeren yedi maddelik bir mekanizma önerdi. Karadeniz ve Azak Denizi’nde ticari gemileri, limanları ve tahıl terminallerini hedef alan saldırıların giderek yoğunlaşması, küresel gıda ticaretine yönelik riskleri artırıyor. Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), gıda ticaretini ve sivil deniz taşımacılığını savaşın dışında tutacak yeni bir uluslararası mekanizma kurulması çağrısında bulundu. Türk tarım ve gıda sektörlerinin dünyaya açılmasını, uluslararası temsilinin güçlendirilmesini ve küresel iş birliklerinin geliştirilmesini hedefleyen TTDG; akademisyenler, bürokratlar, iş insanları, ihracatçılar, üreticiler, medya mensupları ve sektörel kuruluş temsilcilerinden oluşan 80’i aşkın gönüllüyü bir araya getiriyor. TTDG, 31 Ağustos 2026 tarihli politika tavsiye bildirisinde, 2022 Karadeniz Tahıl Girişimi'nin tecrübesinden yararlanan ancak bugünkü güvenlik ve ticaret koşullarına göre yeniden tasarlanan bir “Karadeniz Gıda ve Tarımsal Ticaret Güvenliği Mekanizması” kurulmasını önerdi. Mekanizmanın Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında; Birleşmiş Milletler, ilgili uluslararası kuruluşlar, Karadeniz ülkeleri, finans kuruluşları ile tahıl, denizcilik ve sigorta sektörlerinin katılımıyla geliştirilmesi istendi. KARADENİZ'DEKİ KESİNTİNİN ETKİSİ KÜRESEL Rusya ve Ukrayna, 2025/26 sezonunda birlikte küresel buğday ihracatının yaklaşık yüzde 27'sini gerçekleştirdi. İki ülke aynı zamanda mısır, arpa ve ayçiçek yağı başta olmak üzere temel tarımsal ürünlerin en önemli tedarikçileri arasında bulunuyor. Bu nedenle bölgedeki güvenlik sorunu yalnızca Karadeniz ülkelerini değil, özellikle ithalata bağımlı düşük ve orta gelirli ülkeleri doğrudan etkiliyor. Bu noktaya dikkat çekilen bildiride, “Gıda, tarımsal üretim, sivil ticari gemiler ve bunları dünya pazarlarına ulaştıran lojistik altyapı savaşın dışında tutulmalıdır. Gıda güvenliği ortak bir insanlık meselesidir; gıda savaşın aracı olmamalıdır.” denildi. Bildiride yer verilen verilere göre Ukrayna'nın 1-21 Ağustos dönemindeki tahıl ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 69 geriledi. Alternatif güzergâhlara yönelen yükler nedeniyle Tuna'daki Sulina Kanalı çevresinde yaklaşık 70 gemilik kuyruk oluştu. Novorossiysk'te toplam yıllık ihracat kapasitesi 14 milyon tonu aşan iki büyük tahıl terminali faaliyetlerini durdururken, Rusya'nın ağustos ayı buğday ihracatının geçen yılki 4,5 milyon tondan yaklaşık 2,2 milyon tona düşeceği öngörüldü. Gerilim fiyatlara da yansıdı. Chicago buğday vadeli işlemleri temmuz başından 20 Ağustos'a kadar yüzde 17'den fazla yükseldi. Artan savaş riski primleri, navlun maliyetleri ve gemi sahiplerinin bölgeye yönelik risk iştahındaki düşüş, tahılın nihai teslim maliyetini artırıyor. TTDG'DEN YEDİ MADDELİK GÜVENLİK MEKANİZMASI TTDG'nin önerdiği mekanizma şu başlıklardan oluşuyor: 1. Gıda altyapısına karşı saldırmazlık: Tahıl terminalleri, silolar, depolar ve yükleme tesisleri için sınırlı bir çatışmasızlık düzenlemesi oluşturulması. 2. Sivil gıda gemilerine güvenli seyrüsefer: Tahıl, yağlı tohum, bitkisel yağ, gübre ve diğer temel tarımsal ürünleri taşıyan gemiler için şeffaf bildirim ve koordinasyon sistemi kurulması. 3. Türkiye merkezli uluslararası koordinasyon: İstanbul'daki Müşterek Koordinasyon Merkezi tecrübesinden yararlanılarak Türkiye'nin kolaylaştırıcı rol üstlenmesi. 4. Doğrulanabilir “Gıda Gemisi” kaydı: Gemilerin sivil niteliğini, yükünü ve rotasını teyit edecek gönüllü bir şeffaflık sistemi oluşturulması. 5. Savaş riski sigorta ve garanti mekanizması: Türkiye, uluslararası finans kuruluşları ve özel sigorta/reasürans piyasalarının katılımıyla tarımsal yük taşıyan sivil gemiler için güvence geliştirilmesi. 6. Alternatif güzergâhların güçlendirilmesi: Tuna limanları, demiryolu ve karayolu hatları ile Romanya-Bulgaristan bağlantılarının kapasitesinin artırılması. 7. Erken uyarı ve erken eylem: FAO, WFP ve IGC verileriyle fiyat, navlun, ihracat ve stokların izlenmesi; kritik eşiklerde alternatif tedarik, finansman veya insani yardım araçlarının devreye alınması. 2022 TECRÜBESİ DİPLOMASİNİN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERDİ TTDG, Türkiye ve Birleşmiş Milletler'in girişimleriyle kurulan 2022 Karadeniz Tahıl Girişimi'nin savaş sürerken dahi insani ve ekonomik bir alanın çatışmanın dışında tutulabileceğini gösterdiğini vurguladı. Grup, geçmiş modelin birebir tekrarı yerine, mevcut koşullara uygun daha kapsayıcı bir düzenleme geliştirilmesini istedi. Bildiride, Karadeniz'in derin deniz limanlarındaki kaybın Tuna, demiryolu ve karayolu güzergâhlarıyla tamamen telafi edilemeyeceğine dikkat çekildi. Bu nedenle güvenli seyrüseferin yeniden tesis edilmesinin yalnızca bir denizcilik konusu değil, küresel gıda arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtildi. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI TTDG; Rusya Federasyonu ve Ukrayna'ya, Türkiye Cumhuriyeti'ne, Birleşmiş Milletler'e, FAO, WFP ve IMO başta olmak üzere uluslararası kuruluşlara, Karadeniz ülkelerine, finans kuruluşlarına ve sektör temsilcilerine yeni bir mutabakat için gecikmeden temas başlatma çağrısında bulundu. Bildiride, “Savaşın tamamen sona ermesini beklemeden de gıda güvenliği için ortak bir zemin oluşturabiliriz. Sivil gemileri, tarımsal altyapıyı ve temel tarımsal ürünlerin güvenli hareketini koruyabiliriz. Karadeniz'de tarımsal diplomasi için harekete geçmenin zamanı bugündür,” çağrısı yapıldı. TTDG Hakkında... Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), 4. Tarım Orman Şûrası kapsamında faaliyet gösteren Tarımsal Diplomasi Çalışma Grubu’nun, Şûra’nın tamamlanmasının ardından yeniden yapılanarak çalışmalarına bağımsız ve gönüllü bir oluşum olarak devam etme kararı almasıyla Haziran 2025’te kuruldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Tarım Kurulu Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu’nun başkanlığını yürüttüğü Grup; akademisyenler, bürokratlar, iş insanları, ihracatçılar, üreticiler, medya mensupları ve sektörel kuruluş temsilcilerinden oluşan 87 üyeyi bir araya getirmektedir. TTDG; Türkiye’nin tarım ve gıda alanındaki potansiyelini dünyaya daha etkili biçimde anlatmayı, uluslararası kuruluşlarda Türk temsilini güçlendirmeyi ve tarım-gıda ihracatının gelişmesine katkı sağlayacak fikir, proje ve iş birlikleri üretmeyi hedeflemektedir. Türk mutfağının ve gastronomi değerlerinin küresel ölçekte tanıtılması, sektörel etkinliklerin düzenlenmesi ve Türkiye’nin tarımsal diplomasi kapasitesinin geliştirilmesi Grubun öncelikli çalışma alanları arasındadır.

Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Yayınlandı Haber

Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Yayınlandı

Türkiye arıcılığının sürdürülebilir geleceği ve arı sağlığının korunmasına yönelik düzenlenen Arı Sağlığı Çalıştayı’nın Sonuç Raporu yayımlandı. Raporda, Türkiye arıcılığının geleceği için 10 öncelikli adım ortaya konuldu. Arı sağlığı dört başlıkta ele alındı Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği koordinasyonunda; TAGEM, HAYGEM ve GKGM iş birliğiyle Ankara Türkiye Milli Botanik Bahçesi’nde düzenlenen çalıştaya akademisyenler, kamu temsilcileri, veteriner hekimler ve sektör paydaşları katıldı. Çalıştayda arı sağlığı sorunları; hastalıklar ve tedavi yönetimi, pestisitler ve çevresel riskler, arı ürünlerinde kalite ve kalıntı ile eğitim, denetim ve politika başlıkları altında değerlendirildi. Arıcılık için 10 öncelikli adım Çalıştay sonucunda hazırlanan raporda, arı sağlığının “Tek Sağlık” yaklaşımıyla bütüncül olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Raporda öncelikli olarak; • Ulusal Arı Sağlığı Referans Laboratuvarının kurulması, • Dijital Erken Uyarı Sisteminin oluşturulması, • Gezginci arıcılıkta sağlık sertifikasının zorunlu hale getirilmesi, • Varroa için ulusal mücadele programının uygulanması, • Pestisit uygulamalarında arıcı bildirim sisteminin kurulması, • Kalıntısız ürün destek modelinin geliştirilmesi, • Uzman veteriner hekim istihdamının artırılması, • Arıcı eğitim ve sertifikasyon sisteminin oluşturulması, • Arı ürünlerinde ulusal izlenebilirlik sisteminin kurulması, • Ulusal Arı Sağlığı Yönetim Sisteminin oluşturulması önerildi. Hedef sürdürülebilir arıcılık Sonuç raporunda, sağlıklı arı kolonilerinin korunması için hastalıklarla mücadelenin yanı sıra çevresel risklerin azaltılması, gıda güvenliği, eğitim, denetim ve dijital izlenebilirliğin birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği tarafından yayımlanan raporun, kamu, akademi ve sektör iş birliğiyle Türkiye arıcılığının geleceğine yönelik çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor. Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Arı sağlığı ve sürdürülebilir arıcılığa ilişkin detaylı değerlendirmelerin yer aldığı Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu’na aşağıdaki PDF dosyasından ulaşabilirsiniz. https://tab.org.tr/wp-content/uploads/2026/08/Ari-Sagligi-Calistayi-Sonuc-Raporu.pdf

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.