Hava Durumu

#Türkiye Yüzyılı

Kırsal Haber - Türkiye Yüzyılı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Yüzyılı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Gıda Arz Güvenliği Sorunumuz Yoktur'' Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Gıda Arz Güvenliği Sorunumuz Yoktur''

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Programı'na katıldı. Üretim ve bereketin havasını soludukları buluşmayı düzenleyen Tarım ve Orman Bakanlığına yürekten teşekkürlerini ileten Erdoğan, salondaki çiftçilerin şahsında 81 ilde toprağını alın teriyle sulayan, mahsulünü emeğiyle harmanlayan, üretimiyle Türkiye'nin gücüne güç, sofrasına bereket katan tüm çiftçilerin Dünya Çiftçiler Günü'nü tebrik etti. "Bugün Türkiye'de tarım ve hayvancılık ayaktaysa, üretim ve ihracat her sene yeni rekorlar kırıyorsa, bunda sizin alın teriniz var" diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Türkiye'de toprak ve su kaynaklarımız, ormanlarımız en verimli surette korunuyorsa, bunda sizin dikkatinizin etkisi var. Soframıza gelen her üründe sizlerin halis niyeti, tertemiz emeği, samimi gayreti var. Aynı şekilde Türkiye'de vesayet zincirleri kırıldıysa, demokrasimiz daha da güçlü bir yapıya kavuştuysa bunda sizlerin hayır duası ve desteği var. Millî Mücadele'nin zaferle taçlanmasında, 15 Temmuz ihanetinin bozguna uğratılmasında sizlerin çok büyük rolü var. 15 Temmuz gecesi traktör lastiklerini ateşe veren, sokaklara, caddelere, meydanlara akın eden, milli iradeyi canı pahasına müdafaa eden tüm çiftçilerimize bugün bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Allah sizlerden razı olsun. Yokluğunuzu bu ülkeye, bu millete, bu ümmete göstermesin." "AMBARIN ANAHTARI KİMDEYSE GÜÇ ONDADIR" Geçen yıl doğrudan destek, kredi desteği, yatırım ödeneği, müdahale alımları ve ihracat destekleri dahil tarıma toplam 706 milyar lira destek verdiklerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu yıl için bu rakamı tam 939 milyar liraya çıkardık. Şu gerçeği artık herkes kabul ediyor. Su stresi ve iklim krizinin yanı sıra son dönemde patlak veren salgın, sıcak savaş ve çatışmalar da gıda arz güvenliğinin önemini tescillemiştir. Son dönemde 'gıda milliyetçiliği' denilen kavramın küresel ölçekte yaygınlık kazandığını görüyoruz. Türkiye olarak hamdolsun tüm bunlara karşı tedbirlerimizi önceden aldık. 'Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır' diyerek planlamamızı bu gerçeklere göre yaptık. Bir taraftan dengeli dış politikamızla etrafımızı saran ateş çemberinden ülkemizi ve milletimizi korurken, diğer taraftan 86 milyon vatandaşımızın gıda emniyetini sorunsuz şekilde sağlamayı başardık. İran'ı ve Körfez'deki kardeş ülkeleri derinden sarsan çatışmaların, tarımsal üretimimizi etkilememesi için ilk günden beri teyakkuz halindeyiz. Tarımda, gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık, gübre stoklarımız yeterli seviyededir." Tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda hiçbir sorunun olmadığını ifade eden Erdoğan, gübrede ise artık güzlük ekilişler için hazırlıkları yaptıklarını söyledi. Cennet vatanda şu anda 206 çeşit tarım mahsulünün yetiştiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Bakınız şu rakamları biz değil uluslararası kuruluş söylüyor, sebze üretiminde dünyada 3'üncü, meyvede 4'üncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk 3'teyiz. Çiğ sütte, sığır etinde, tavuk etinde, yumurtada aynı şekilde dünyada ve Avrupa'da ilk sıralardayız. Bal üretiminde Avrupa'da lider, su ürünleri yetiştiriciliğinde ikinci sıradayız. Tohumculukta dünyada ilk 10 ülke arasındayız. Dünyanın tam 117 ülkesine tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz. Çok şükür, bu yılın başından itibaren yağışlar iyi seyrediyor. Barajlarımız doluyor, sulama konusunda da herhangi bir sıkıntımız bulunmuyor. Zirai don ve kuraklık hadiseleri sebebiyle bir önceki sene düşüş yaşayan bitkisel üretimimiz bu yıl inşallah yeniden yükselişe geçecek. Hububat gibi stratejik ürünler başta olmak üzere birçok üründe inşallah bu yıl çok bereketli bir yıl olacak." "BÜYÜKBAŞ DESTEK PROGRAMIMIZ MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLADI" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kırsal kalkınmanın sadece tarımın değil kalkınma politikalarının da temelini teşkil ettiğini dile getirdi. Bu alandaki önceliklerinin bilhassa gençler ve kadınların kırsal kalkınmanın ana aktörü haline gelmesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: "Amaç, özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, aile işletmelerimizi güçlendirmek, kadın ve gençlerimizin hayvancılıkta daha fazla yer almalarını sağlamak, üzerinde özellikle durduğumuz hedeflerdir. Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek ve Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projelerimiz, üreticilerimiz nezdinde büyük rağbet gördü. Vatandaşlarımızın düşük maliyet ve uygun kredilerle hayvan temin ettiği bir yıllık bakım ve besleme giderleriyle sigorta primlerinin devlet tarafından karşılandığı bu destek programlarını sürekli hale getireceğiz. Büyükbaş destek programımız meyvelerini vermeye başladı. Hamdolsun buzağılar doğuyor, sürüler büyüyor, üretim güçleniyor. Küçükbaş destek programımızda ise başvurular tamamlandı. Hak sahiplerine ilk hayvan teslimatını önümüzdeki ay yapacağız. Diğer yandan Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı'na ayırdığımız tam 10 milyar liralık bütçenin de yüzde 20'sini yine gençlere ve kadınlara, yüzde 30'unu da aile işletmelerimize tahsis ettik. Bu sene hem hibe desteği oranımızı hem de destek alacak proje limit tutarını artırdık. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın yüzde 50 ile 70'i arasındaki kısmını hibe edeceğiz. Başvurular 12 Haziran'a kadar devam edecek." Erdoğan, gençleri, hanım üreticileri, tarımla iştigal eden tüm vatandaşları bu avantajlı programdan faydalanmaya davet etti. GIDA ARZ GÜVENLİĞİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımda hangi ürünün nerede ekileceğini belirledikleri devrim niteliğindeki üretim planlamasında 2 yılı geride bıraktıklarını söyledi. Hayvancılıkta da besi, süt ve kanatlı üretim bölgelerini tespit ederek buralara yapılacak yatırımlara ekstra teşvikler sağladıklarını anlatan Erdoğan, "Başta üretim planlaması olmak üzere hayata geçirdiğimiz uygulamalar sayesinde hamdolsun halihazırda gıda arz güvenliği sorunumuz yoktur. Ancak hem bu çalışmaların sürdürülmesi hem de gelecekte gıda sorunu yaşanmaması için yeni düzenlemeleri ve destek mekanizmalarını da hayata geçiriyoruz." dedi. TÜRKİYE TARIM GIDA SEKTÖRÜNÜN İSTİHDAM VE KIRSAL REFAH İÇİN DÖNÜŞÜM PROJESİ Kırsal kalkınmada yeni bir hamle olarak gördükleri projeyi milletle paylaşmak istediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımda planlamanın ikinci safhasına geçtiklerini aktardı. Bu yeni aşamada artık tarımsal yatırımları da planlayacaklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti: Tarım sektörünün ana damarı olan siz kıymetli çiftçilerimizin emeğinin zayi olmayacağı, pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi inşallah hayata geçiriyoruz. Bakanlığımız aracılığıyla, Dünya Bankası tarafından sağlanacak kaynakla uygulanacak, Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi'ni bu yıl içinde başlatıyoruz. Projeyle, tarım ve gıda alanına yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Yatırım tutarının yüzde 80'ine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi destekleri sağlayacağız. İşletmelerimize 24 ay geri ödemesiz 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar finansman imkânı sağlayacağız. Bu finansman desteği, tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ve makine ekipman yatırımlarına verilecek. 10 yıl boyunca planladığımız 5,3 milyar dolarlık bu finansman paketinin ilk 750 milyon dolarını 2026 yılı içinde girişimcilerimizin kullanımına açıyoruz. Yine bu proje kapsamında Kredi Garanti Fonu'nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız. Böylece 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturacak 250 bin vatandaşımıza yeni istihdam imkânı getireceğiz. Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesinin çiftçilerimize, üreticilerimize ve Türk tarımına hayırlı olmasını diliyorum." Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da programda bir konuşma yaptı. Tarımın ne kadar stratejik bir alan olduğunu tüm dünyanın artık çok daha net gördüğüne işaret eden Yumaklı, "Savaşlar, salgınlar, iklim değişikliği ve su krizleri, bir kez daha göstermiştir ki ülkelerin en büyük gücü üretim kabiliyetidir. Biz de bu bilinçle hareket ediyoruz." diye konuştu. Yumaklı, bereketin sadece toprağa düşen yağmurla değil, doğru planlamayla, güçlü desteklerle ve sürdürülebilir üretimle mümkün olduğunu bildirdi. Bu anlayışla, üretim planlamasını 2 yıldır kararlılıkla uyguladıklarını dile getiren Yumaklı, hangi ürünün nerede ve hangi imkanlarla üretileceğini daha öngörülebilir bir hale getirdiklerini ifade etti. "KAZANIMLARIN ARTACAĞINA İNANCIMIZ TAM" Bakan Yumaklı, bu uygulamayla, suyu koruyan, verimliliği artıran, üreticiyi güçlendiren yeni bir üretim modeli inşa ettiklerini belirterek şunları kaydetti: "Planlamanın olumlu sonuçlarını almaya başladık. Önümüzdeki günlerde bu kazanımların çok daha artacağına inancımız tamdır. Bakanlık olarak mesai arkadaşlarımla birlikte çiftçilerin derdiyle hemhal olmayı, yüklerini hafifletmeyi ve emeklerinin bereketini artırmayı en büyük sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Çünkü çiftçimizin kazandığı yerde Türkiye kazanır, çiftçimizin güçlendiği yerde Türkiye güçlenir. Çiftçimizin bereketi arttıkça, milletimizin geleceği daha da parlar. Çiftçilerimizin emeğini akıl ve alın teriyle buluşturarak, Türkiye Yüzyılı'nı 'bereketin yüzyılı' yapmaya söz verdik. Bu hedef uğruna gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz."

AKİB’den Nisan Ayında Dev Atak: İhracat Yüzde 27 Artışla 1,65 Milyar Dolara Ulaştı Haber

AKİB’den Nisan Ayında Dev Atak: İhracat Yüzde 27 Artışla 1,65 Milyar Dolara Ulaştı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılı Nisan ayında sergilediği performansla Türkiye’nin dış ticaretine damga vurdu. AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş tarafından açıklanan verilere göre, bölge ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla %27 artarak 1,65 milyar dolara yükseldi. ​Bu güçlü büyüme ivmesiyle birlikte, 2026 yılının ilk dört aylık döneminde (Ocak-Nisan) toplam ihracat %11 artışla 6,3 milyar dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış bölge ihracatı ise 17,4 milyar dolar seviyesine tırmandı. ​Sektörel Bazda Kimya ve Demir-Çelik Lokomotif Oldu ​Nisan ayı performansının ana itici gücü katma değerli üretim yapan sektörler oldu. AKİB bünyesindeki birliklerin ihracat karnesinde özellikle kimyevi maddeler ve demir-çelik sektörlerindeki rekor artışlar dikkat çekti. ​AKİB Nisan Ayı Sektörel Performans Özeti: ​Kimyevi Maddeler ve Mamulleri: 581,9 milyon dolar (%27 artış) ile birinciliği göğüsledi. ​Demir ve Demir Dışı Metaller: 418 milyon dolar (%46 artış) ile en güçlü büyüme oranlarından birini yakaladı. ​Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar: 173,3 milyon dolar (%29 artış) ile üçüncü sırada yer aldı. ​Yaş Meyve Sebze: 162,9 milyon dolar (%41 artış) ile tarım sektöründeki gücünü korudu. ​Diğer Sektörler: Tekstil 103,7 milyon dolar, Mobilya ve Orman Ürünleri 91,2 milyon dolar, Hazır Giyim ise 41,4 milyon dolarlık katkı sağladı. ​Avrupa ve Kuzey Afrika’da Pazar Derinliği Artıyor ​Başkan Veysel Memiş, AKİB’in pazar çeşitlendirme stratejisinin somut sonuçlar verdiğini vurguladı. Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler İtalya (145,2 milyon $), Romanya (141,8 milyon $) ve Irak (108,8 milyon $) olurken, bazı pazarlarda üç haneli büyüme oranları kaydedildi. ​En Hızlı Büyüyen Pazarlar: ​İspanya: %183 artış (84,4 milyon $) ​Fas: %154 artış (35,1 milyon $) ​Mısır: %88 artış (65,4 milyon $) ​İtalya: %80 artış ​Ukrayna: %74 artış ​Başkan Memiş, "İspanya ve İtalya gibi zorlu Avrupa pazarlarında bu denli yüksek artış yakalamak, doğru ürün konumlandırmasının sonucudur. Fas ve Mısır gibi Kuzey Afrika hatlarındaki ivme ise lojistik avantajlarımızı etkin kullandığımızı gösteriyor," dedi. ​"Üretim ve İhracata Desteklerle İvme Korunacak" ​AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, hükümet tarafından açıklanan "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ve sağlanan teşviklerin ihracatçılar için hayati önem taşıdığını belirtti. ​Başkan Memiş, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: ​"Kurumlar vergisi indirimi ve döviz dönüşüm desteğinin uzatılması, maliyet baskısı altındaki üreticimize nefes aldırmıştır. Kur, maliyet ve talep dengesi kritikliğini korusa da üretim kabiliyetimiz ve esnek pazar yapımızla yılı çift haneli büyüme ile kapatmayı hedefliyoruz." ​Öte yandan, Irak pazarındaki yatay seyir ile Almanya ve Fransa gibi geleneksel pazarlardaki zayıf talebe dikkat çeken Memiş, bu durumu bir risk olarak değil, pazar çeşitlendirme stratejisini güçlendirmek için bir fırsat olarak okuduklarını sözlerine ekledi.

Bakan Yumaklı: "Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi Başladı" Haber

Bakan Yumaklı: "Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi Başladı"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi'nin başladığını, program dahilinde 10 milyar liralık dev bir bütçeyi girişimcilerin kullanımına sunduklarını belirterek “Bu yıl; önceki yıllardan farklı olarak hem hibe desteği oranımızı hem de hibe desteği alacak proje tutarı limitini artırıyoruz. Bu kapsamda; 100 bin TL'den 30 milyon TL'ye kadar olan projelere KDV dahil yüzde 50-70 oranında hibe desteği sağlayacağız" ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, bugün itibarıyla kırsal kalkınma yatırımlarında yeni bir dönem olarak nitelendirdikleri “Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi"nin başladığını bildirdi. Bu yıl program kapsamında birçok yeni düzenlemeyi de hayata geçirdiklerine işaret eden Yumaklı şu bilgileri aktardı: “Bu program dahilinde; kırsalda üretim, istihdam ve teknolojik dönüşümü desteklemek amacıyla tam 10 milyar liralık dev bir bütçeyi girişimcilerimizin kullanımına sunuyoruz. Bu yıl önceki yıllardan farklı olarak hem hibe desteği oranımızı hem de hibe desteği alacak proje tutarı limitini artırıyoruz. Bu kapsamda. 100 bin TL'den 30 milyon TL'ye kadar olan projelere, KDV dahil yüzde 50-70 oranında hibe desteği sağlayacağız." Bakan Yumaklı, program kapsamında, modern seralar ve hayvansal üretim tesislerinden tarım teknolojilerine, su ürünlerinden arı yetiştiriciliği ve modern sulama sistemlerine kadar birçok alanda destekleri olacağının altını çizerek şunları kaydetti: “Genç ve kadın girişimcilerimiz ile aile işletmelerimize de ayrı bir müjdemiz var. Program bütçemizin en az yüzde 20'sini genç ve kadın girişimcilerimize, yüzde 30'unu ise aile işletmelerimize ayıracağız. Kırsal kalkınma hamlelerimizde gençlerimize ve kadınlarımıza pozitif ayrımcılık uygulamaya devam ediyoruz. Özellikle bu alanda eğitim almış gençlerimiz ve kadınlarımız başta olmak üzere tüm üretici ve girişimcilerimizi, Türkiye Yüzyılı'nda, kırsalda teknolojiyi ve üretimi el birliğiyle daha ileriye taşımak üzere başvuru yapmaya davet ediyorum. Başvuruya ilişkin Bakanlığımızın internet sitesinden bilgi alınabilir." YATIRIM YELPAZESİ OLDUKÇA GENİŞ Bakan Yumaklı'nın verdiği bilgiye göre, geniş bir yatırım yelpazesinin hedeflendiği program kapsamında desteklenecek yatırımlar arasında; Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması Kapalı ortamda bitkisel üretim (Yüksek tünel, modern sera, kültür mantarı) Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yetiştiriciliği ve kesimhaneleri Su ürünleri yetiştiriciliği Hayvansal ve bitkisel orijinli gübre Tarımsal amaçlı örgütler için ortak makine parkı Arı yetiştiriciliği Tarımsal bilişim sistemleri (Akıllı tarım teknolojileri, sensör sistemleri ve yapay zekâ tabanlı çözümler, diğer bilişim sistemleri) İpek böceği yetiştiriciliği Yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına yönelik yatırımlar gibi birçok başlık yer alıyor. Program, klasik üretim yatırımlarının yanı sıra dijitalleşme ve ileri teknoloji uygulamalarını da destekleyerek tarımda dönüşümü hızlandırmayı hedefliyor. HİBE ORANI YÜZDE 50-70 OLARAK UYGULANACAK Program kapsamında hibeye esas proje tutarı alt limiti 100 bin TL, üst limiti ise 30 milyon TL olarak belirlenirken aile işletmeleri için üst limit 8 milyon TL olacak. Kabul edilen projelerde hibe oranı yüzde 50-70 olarak uygulanacak. Bu çerçevede, ilgili alanda eğitim alan gençler yüzde 70, birinci derece tarımsal amaçlı örgütler yüzde 70, Organize Tarım Bölgelerinde yapılan yatırımlar yüzde 70, kadınlar/gençler/yatırım yeri köy, belde, kır olanlar yüzde 60 oranında hibe desteğinden faydalanabilecek. Yenilenebilir enerji ve otomasyon için yüzde 5 ek hibe sağlanacak. Hibe desteği Katma Değer Vergisi (KDV) dâhil proje tutarı üzerinden verilecek. Yeni düzenleme ile yalnızca üretim kapasitesinin artırılması değil aynı zamanda Veri temelli üretim, Akıllı tarım uygulamaları, Otomasyon ve robotik sistemler gibi yenilikçi alanların da desteklenmesi hedefleniyor. TASARRUFLU TARIMSAL SULAMA SİSTEMLERİNE HİBE DESTEĞİ Program ile ayrıca tasarruflu tarımsal sulama sistemleri kapsamında; hibeye esas proje üst limiti KDV dâhil 10 milyon TL'ye kadar yatırımlara yüzde 50-70 oranında hibe desteği verilecek. Bu çerçevede hibe verilecek yatırım konuları ise şu şekilde belirlendi: Tarla içi sistemler: 1) Damla sulama. 2) Yağmurlama. 3) Mikro yağmurlama. 4) Yüzey altı damla sulama. Mekanik büyük sistemler: 1) Center pivot/Lineer sulama sistemleri. 2) Tamburlu sulama sistemleri. Yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı sistemler: 1) Güneş enerjili sulama. 2) Akıllı sulama/otomasyon sistemleri KADIN VE GENÇ GİRİŞİMCİLERE POZİTİF AYRIMCILIK Program bütçesinin en az yüzde 20'si kadın ve genç girişimciler tarafından gerçekleştirilecek yatırımlar için kullanılacak. Tarımsal açıdan yeraltı suları yetersiz seviyede ve su kısıtı ilan edilen ilçelerde yapılacak başvurularda tüm konular için yüzde 70 hibe desteği verilecek. Kırsalda yatırım yapmak isteyen tüm üretici ve girişimciler 12 Haziran 2026 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.

KTO Başkanı Gülsoy: "Küresel Ekonominin Önündeki En Büyük Engel Belirsizlik" Haber

KTO Başkanı Gülsoy: "Küresel Ekonominin Önündeki En Büyük Engel Belirsizlik"

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Nisan ayı meclis toplantısında konuşan Başkan Ömer Gülsoy, dünya ekonomisindeki jeopolitik risklere ve belirsizliklere dikkat çekti. İş dünyasının taleplerini dile getiren Gülsoy, 'Döviz Dönüşüm Desteği'nin uzatılması ve oranların artırılması gerektiğini vurguladı. ​Belirsizlik Ticaretin En Büyük Düşmanı ​KTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Başkan Ömer Gülsoy, modern çağın en çetin ekonomik sınavlarından birinin verildiğini belirtti. Gülsoy, "Huzurun olmadığı yerde hesap tutmuyor. Artık sadece enflasyon verilerine değil, dünya haritasındaki güç savaşlarına bakmak zorundayız" diyerek küresel risklerin altını çizdi. ​Gülsoy konuşmasında şu ifadeleri kullandı; "Güçlü olanın kuralı o an yazdığı, hukukun geri plana itildiği bir küresel düzenle karşı karşıyayız. Enerji krizi sadece akaryakıtı değil, yapay zekayı ve veri merkezlerini de etkileyerek dijital maliyetleri artırıyor. Mevcut durumun kalıcı bir iyileşme değil, geçici bir dengelenme süreci olduğunu belirterek sıkı para politikasının önemine değindi. ​Türkiye, Avrupa İçin En Güçlü Üretim Alternatifi ​Uzak Doğu lojistik hatlarındaki risklerin Türkiye için büyük bir fırsat doğurduğunu ifade eden Gülsoy, "Türkiye, lojistik altyapısıyla güvenli liman vizyonunu pekiştirmelidir. Avrupa için vazgeçilmez bir üretim merkezi olma yolundayız" dedi. ​İş Dünyasının Acil Talebi: Döviz Dönüşüm Desteği Uzatılsın ​Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı"nı desteklediklerini belirten Gülsoy, reel sektörün nefes alması için şu taleplerde bulundu: "30 Nisan’da sona erecek olan Döviz Dönüşüm Desteği en az bir yıl daha uzatılmalıdır. Mevcut %3'lük destek oranı piyasa gerçekleri doğrultusunda yükseltilmelidir. Uygulama şartları sanayiciler için daha erişilebilir hale getirilmelidir. Sanayicimiz, ekonomik bağımsızlığımızın sahadaki neferidir. Reel sektöre yapılan her dokunuş, Türkiye'nin geleceğini perçinler." dedi. ​"Gençlere Sahip Çıkmak Vatana Sahip Çıkmaktır" ​Toplantının açılışını yapan Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan ise sosyal projelerin önemine vurgu yaptı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek öncülüğünde başlatılan ve KTO'nun da desteklediği ERVA Spor Okulları modelinin tüm Türkiye’ye örnek olması gerektiğini ifade eden Arslan, "Gençlerimizi korumak sadece emniyetle değil, sosyal projelerle mümkündür" dedi.

Samsun Bafra Sera OTB Üretim Üssüne Dönüştü Haber

Samsun Bafra Sera OTB Üretim Üssüne Dönüştü

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bakanlık tarafından %80 hibe desteğiyle kurulan Samsun Bafra Sera Organize Tarım Bölgesi’nin (OTB) 4 milyar liralık yatırım hacmine ulaştığını duyurdu. Yumaklı, projenin yüksek teknoloji ve "Sıfır Atık" prensibiyle bölge ekonomisinin lokomotifi olacağını belirtti. ​Samsun Bafra OTB: Karadeniz'in Modern Tarım Üssü ​Bakan İbrahim Yumaklı, Samsun Bafra’da hayata geçirilen sera yatırımlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Karadeniz bölgesinde yüksek teknoloji ve modern tarım teknikleriyle yeni bir dönem başladığına dikkat çeken Yumaklı, Bafra Sera OTB’nin sadece bir tarım alanı değil, tam donanımlı bir üretim üssü olduğunu vurguladı. ​Dev Yatırım: 4 Milyar Lira Hacim ve Yüksek Verim ​Bakanlığın sunduğu %80 hibe desteği ile yükselen projenin ekonomik büyüklüğü göz dolduruyor. Bakan Yumaklı’nın paylaştığı verilere göre Bafra Sera OTB’nin vizyonu şu rakamlarla şekilleniyor: ​Yatırım Hacmi: 4 Milyar TL ​Üretim Kapasitesi: 800 bin metrekare hedefi ​Ekonomik Katkı: Yıllık 1,5 milyar TL ​İstihdam: 1500 kişi (Çalışanların %75’i kadın) ​Topraksız Tarım ve Sıfır Atık Prensibi ​Bafra Sera OTB’de uygulanan topraksız tarım teknikleri sayesinde hem birim alandan alınan verim maksimize ediliyor hem de kaynaklar daha verimli kullanılıyor. Çevre dostu yaklaşımıyla öne çıkan tesis, sıfır atık prensibiyle üretim yaparak sürdürülebilir tarımın en modern örneklerinden birini sunuyor. ​"Türkiye Yüzyılı'nı Bereketle İnşa Ediyoruz" ​Yatırımın istihdam ve ihracat odaklı yapısına dikkat çeken Bakan Yumaklı, "Yatırım, istihdam ve ihracatla Türkiye Yüzyılı'nı bereketle inşa ediyoruz," ifadelerini kullanarak, bu tür organize tarım bölgelerinin Türkiye’nin gıda arz güvenliği ve bölgesel kalkınması için stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.

Trabzon’da Kahverengi Kokarca Seferberliği: Büyükşehir’den Tam Destek! Haber

Trabzon’da Kahverengi Kokarca Seferberliği: Büyükşehir’den Tam Destek!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, fındık ve diğer tarım ürünlerine büyük zarar veren kahverengi kokarca ile mücadele için sahaya indi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalara, Büyükşehir Belediyesi 20 personel ve 10 araçlık ekibiyle güç katıyor. ​Karadeniz tarımının ve bölge ekonomisinin en büyük tehditlerinden biri haline gelen kahverengi kokarca zararlısına karşı Trabzon’da topyekün mücadele başlatıldı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, zararlının popülasyonunu kontrol altına almak ve yayılımını durdurmak amacıyla ilaçlama ve saha çalışmalarına hız verdi. ​Kışlaklar Mercek Altında: 10 Ekip Sahada ​Zararlının kış aylarını geçirdiği depo, mesken ve kapalı alanlarda yürütülen ilaçlama çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Büyükşehir Belediyesi, 10 farklı ekip ve toplam 20 personelle tüm ilçelerde kapsamlı bir mücadele programı uyguluyor. Ruhsatlı biyosidal ürünlerin kullanıldığı çalışmalarda, zararlının bahar aylarında kışlaklardan çıkarak tarım arazilerine yayılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. ​Ekonomik Tehdit Kapıda: Fındıktan Sebzeye Geniş Risk ​Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, kahverengi kokarcanın sadece fındık değil; elma, armut, şeftali, Trabzon hurması ve sebze türlerinde de ciddi kalite kayıplarına neden olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Zararlının kışlaklardan çıkışından önce popülasyonun azaltılması, ilimiz ekonomisi için hayati önem taşımaktadır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile koordineli olarak yürüttüğümüz bu mücadele sayesinde, üreticilerimizin uğrayabileceği zararları en aza indirmeyi amaçlıyoruz." ​Üreticiye Destek, Ürüne Kalite ​Yapılan kapsamlı ilaçlama çalışmalarıyla tarımsal verimliliğin korunması ve fındıkta pazar değerini düşüren "lekeli iç" gibi sorunların engellenmesi planlanıyor. Trabzon genelindeki tüm ilçelerde eş zamanlı devam eden mücadeleyle, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda yerel üretimin korunması amaçlanıyor.

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında! Haber

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında!

TÜRKŞEKER ev sahipliğinde düzenlenen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", kamu, özel sektör ve kooperatifleri Antalya’da bir araya getirdi. Türkiye’nin şeker üretimindeki küresel gücü ve gelecek yüzyılın yol haritası tüm yönleriyle masaya yatırıldı. ​ANTALYA – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER), Cumhuriyetin asırlık çınarı olan şeker sanayisinin 100. yılını dev bir organizasyonla kutladı. 8-10 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", tarladan fabrikaya, teknolojiden sürdürülebilirliğe kadar sektörün dününe ışık tutarken yarınına rehberlik edecek kararların alınmasına vesile oldu. ​Ekonomik Bağımsızlığın Sembolü: Şeker Pancarı ​Sempozyumun açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, şeker sektörünün Türkiye’nin kalkınma tarihindeki stratejik önemine vurgu yaptı. 1926’da Uşak ve Alpullu’da başlayan üretimin milli bir şahlanış olduğunu belirten Polat, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimizde dijitalleşme ve yenilikçi tarım uygulamaları sektörün önümüzdeki yüzyılını şekillendirecek temel unsurlar olacaktır" dedi. ​Dünyanın Devleri Arasındayız: Avrupa’da 4., Dünyada 5. Sıradayız ​TÜRKŞEKER Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, Türkiye’nin şeker üretimindeki gücünü çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Şahin, Türkiye genelinde 14’ü kamu, 12’si özel ve 6’sı kooperatiflere ait toplam 32 şeker fabrikasının omuz omuza çalıştığını belirtti. Bu güç birliğinin Türkiye’yi pancar şekeri üretiminde Avrupa’da 4., dünyada ise 5. sıraya taşıdığını ifade eden Şahin, sorunların "ortak akıl" ile çözüleceği bir döneme girildiğini müjdeledi. ​Bilim ve Teknoloji Işığında Dört Kritik Oturum ​Sempozyumun ikinci günü, şeker sektörünün geleceğini şekillendirecek dört ana başlığa ayrıldı: ​Bitki Islahı ve Yerli Tohum: Yerli ve milli tohumun verimlilik ve maliyet üzerindeki kritik rolü bilimsel verilerle ele alındı. ​Dijital Tarım ve Sulama: İklim değişikliğine karşı akıllı sulama ve modern tarım makinalarının kullanımı tartışıldı. ​Sürdürülebilir Sanayi: Şeker üretiminde atık yönetimi ve yan ürünlerin katma değerli hale getirilmesi projeleri sunuldu. ​Milli Makina Hamlesi: Türkşeker’in Ankara ve Eskişehir’deki makine fabrikalarının, savunma ve enerji sanayisindeki dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli vurgulandı. ​Geleceği Şekillendiren Çalıştay ​Etkinliğin son gününde gerçekleştirilen çalıştayda, şeker pancarı tarımı ve şeker sanayisindeki fırsatlar bilimsel süzgeçten geçirildi. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan sonuç raporu, sektörün önümüzdeki yıllardaki stratejik hamleleri için somut bir yol haritası niteliği taşıyor.

Amasya Suluova, Türkiye’nin Modern Hayvancılık Üssü Oluyor! Haber

Amasya Suluova, Türkiye’nin Modern Hayvancılık Üssü Oluyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Amasya Suluova Besi Organize Tarım Bölgesi’nin (OTB) Türkiye’nin kırmızı et üretimine ve bölgesel istihdamına sunduğu dev katkıyı açıkladı. Bakan Yumaklı, projenin gıda arz güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. ​15 Bin 650 Büyükbaş Kapasitesi ve Dev İstihdam ​Bakan Yumaklı, Amasya Suluova Besi OTB'nin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle birlikte 15 bin 650 büyükbaş hayvan varlığına ulaşıldığını belirtti. Üretim odaklı bu dev projenin sadece hayvancılığa değil, bölge insanına da iş kapısı olduğunu ifade eden Yumaklı, toplamda 1500 kişiye istihdam sağlandığını müjdeledi. ​200 Milyon Liralık Yatırım ve %80 Hibe Desteği ​"Türkiye Yüzyılı" vizyonu kapsamında modern hayvancılık tekniklerinin önceliklendirildiğini kaydeden Bakan Yumaklı, projenin finansal detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: ​"Amasya Suluova Besi OTB, 200 milyon liralık dev bir altyapı yatırımı ve %80 gibi yüksek bir hibe oranıyla güçlendirildi. 152,5 hektarlık dev bir alanda kurulan bu tam entegre sistem, ülkemizin hayvancılıkta modernizasyon hedeflerinin en somut örneğidir." ​Projenin Ekonomiye Sağladığı Avantajlar ​Suluova Besi Organize Tarım Bölgesi, sunduğu imkanlarla hem yerel ekonomiyi hem de ulusal gıda güvenliğini destekliyor: ​Tam Entegre Sistem: Üretimden paketlemeye kadar modern ve hijyenik süreçler. ​Bölgesel Kalkınma: 1500 kişilik yeni iş alanı ile göçün önlenmesi ve yerel ticaretin canlanması. ​Gıda Arz Güvenliği: Kırmızı et üretiminde sürdürülebilirlik ve verimlilik artışı. ​Üreticiye Destek: Yüksek hibe oranları ile girişimcinin üzerindeki maliyet yükünün azaltılması. ​"Üreticimizin Yanında Olmaya Devam Ediyoruz" ​Yüksek verimlilik odaklı projelerin devam edeceğini belirten Bakan Yumaklı, "Modern hayvancılık teknikleri ile ülkemizin gıda arz güvenliğini pekiştirirken, her daim üreticimizin yanında olmaya ve yerli üretimi desteklemeye kararlılıkla devam ediyoruz" dedi.

Türkiye'nin Herhangi Bir Gıda Arz Güvenliği Sorunu Yoktur Haber

Türkiye'nin Herhangi Bir Gıda Arz Güvenliği Sorunu Yoktur

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bakanlığı himayelerinde düzenlenen "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ne katıldı. Bakan Yumaklı programda yaptığı konuşmada son yıllarda konjonktürün getirdiği olayların zirve yaptığına değinerek, Türkiye'nin bölgesindeki olaylara rağmen güvenli bir liman olduğunu söyledi. Üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olan ülkeler için gıda arz güvenliği olduğunu anlatan Yumaklı, "Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur. İkincisi tarımsal üretim girdileri. Yani ülkemizdeki tarımsal üretimin zamanlamalarını herkes biliyor. Bu dönemde hangi gübre türlerinin kullanılacağını da biliyor. Biz 12 Gün Savaşında aslında bunun nelere mal olabileceğini düşünüp bunun üzerinden tedbirlerimizi gözden geçirmiştik ve daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyorduk ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk. Gübreler konusunda hemen hızlıca onları sıfıra indirdik." diye konuştu. Bakan Yumaklı, ikinci konu olarak antrepolarda yer alan farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin ve gübre ham maddelerin de yurt içine gelmesini sağladıklarını dile getirdi. Üçüncü olarak ise HSBC önünde o dönemde bir patlama olduğunu ve bir gübre türünün yasaklandığını anımsatan Yumaklı, "Bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı daha rahat hareket edebilme adına. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım işte bunları alıp sonra da farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç. Onlar zaten bizim konumuz değil." şeklinde konuştu. "BÖLGESEL OLAYLARIN TÜRKİYE İÇİN ETKİLERİ MİNİMUMDA KALACAK" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, ilgili bakanlılar olarak bölgede gerçekleşen olaylarla alakalı ilgili kamuoyu bilgilendirmelerini sıkça yaptıklarına işaret ederek, bazı kesimlerin bu açıklamalar yapılmıyormuş gibi farklı söylemler geliştirildiğini belirtti. Yumaklı, söylemlere ilişkin olarak şunları söyledi: "Bir sektör temsilcisi diyor ki meyve ve sebze fiyatları 4-5 kat artacak. Bir başka dernek açlık kapıda diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan bu müptezellere şunu söylüyorum, cürmünüz kadar yerinizi yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır. Onların moralini, motivasyonunu kıracak, bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var? Yani hiç kimseye faydası olmayan, gerçek olmayan bu tür söylemler içinde herhalde gerekli işlemlere ilgili birimler yapacaktır." Bakan Yumaklı konuşmasına şöyle devam etti: "Yine bunun dışında bir konu var, 'hemen derhal mazot ve gübre desteği verin'. Konudan ne kadar uzak olduklarının da en büyük göstergesi bu. Zaten veriliyor, 2024 Eylül'de devreye aldığımız üretim planlamasının en önemli başlıklarından bir tanesi de desteklerin yeniden yapılandırılması konusuydu ve mazot ve gübreyi çıpa alan bir destekleme sistemiydi. O günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Ya yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var?" İkinci olarak piyasayı regüle eden kurumlar olduğunu ve bu kurumların da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bu bölgesel olaylar neticesinde de bu maliyetlerin tamamının elbette dikkate alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, bölgesel olayların Türkiye'yi etkileyeceğini ama bunun Türkiye için etkilerinin minimumda kalacağını belirterek, "Bunun için gece gündüz uğraşıyoruz. Türkiye bütün bunları yönetebilecek kabiliyete ve kapasiteye sahip bir ülke. Tabii bütün risklerin tamamını bugün için konuşuyoruz ancak biz bakanlık olarak bugün değil eylül ayından itibaren yeni başlayacak olan tarımsal üretim dönemi için hazırlanıyoruz şu anda. Bugün için problemimiz yok. Yine söylüyorum, biz önümüzdeki tarımsal üretim dönemine hazırlanıyoruz. Elbette ki bütün konjonktürel konular neyse neyi öngörüyorsak, neyi risk olarak görüyorsak bütün bunları tamamen masaya yatırarak bunlara karar veriyoruz." ifadelerini kullandı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi küresel gıda arz güvenliğini etkileyecek durumda Türkiye'nin üzerine düşeni yapmakta hazır olduğunu aktaran Yumaklı, bu konuların da masada olduğunu ve gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıkta olduklarını bildirdi. "GEÇTİĞİMİZ YIL HEPİMİZİ ÜZEN TARIMSAL ÜRETİM GERİLEMESİNİ MİSLİYLE GERİ ALACAĞIZ" Bakan Yumaklı, bu yıl için yağışların çok iyi gitmesi, özellikle de kar yağışlarının beklediklerinin de üzerinde gelmesinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Yumaklı, geçen senenin iki problemi olduğuna değinerek, "Bir tanesi zirai don konusuydu. Şubat ve nisan ayında iki farklı ve çok ağır zirai don yaşadık. Yani meyvelere çok büyük hasar verdi. Sakın ağaçlarınızı kesmeyin dedik, onlara nasıl bakım yapılacağı konusunu birlikte çalışacağız dedik. Hamdolsun ağaçlarımızı da kurtardık. O zirai don konusunda yaklaşık 46,5 milyar lira üreticilerimize destek verdik 16 üründe. Daha sonrasında ikinci bir darbede kuraklıktan geldi. Geçtiğimiz yıl son 50 küsur yılın en kurak yılıydı. Bütün bunların hepsi çok ciddi bir şekilde tarımsal üretimi etkiledi ancak o kadar ağır tabloya rağmen bu ülkenin güçlü üretim altyapısı ve güçlü kurumları sayesinde herhangi bir büyük problem olmadan bu süreci geçirdik." yorumunu yaptı. "Geçtiğimiz yılın yağışlarından hareket edecek olursak bu yıl yağışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 85 arttı." diyen Yumaklı, şunlara dikkati çekti: "Yani tersinden bakarsak geçtiğimiz yılın ne kadar kötü olduğunu da buradan anlayabiliriz ama uzun yıllar ortalamasına göre de yüzde 22 arttı. Bu şu demek; hamdolsun barajlarımızla ilgili bir problem yok. Ekilmiş alanların sulama ihtiyacını pas geçtik. Dolayısıyla bu anlamda üreticilerimizin sulama maliyetlerinden bir tasarrufu oldu. Şimdi nisan ve mayıs yağışlarını da mutedil bir şekilde alırsak gerçekten geçtiğimiz yıl o hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız." Bakan Yumaklı, güvenilir gıda konusunda vatandaşın hak etmiş olduğu ürünü hak ettiği şartlarda alması konusunda ve onun sağlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde o ürünü elde etmesi konusundaki tavırlarının kesin olduğunu dile getirerek, bununla ilgili çok farklı başlıklarda denetimler, bilgilendirmeler yaptıklarını belirtti. Yumaklı, 2025'te yaklaşık 1 milyon 300 bin denetim yaptıklarının bilgisini paylaşarak, 29 milyon analiz gerçekleştirdiklerini kaydetti. 2025'in bilançosuna değinen Yumaklı, "İşletmelerin gelirlerine göre yaklaşık 20 milyon liraya kadar idari para cezası söz konusu. 2025'te 593 suç duyurusunda bulunduk, vatandaşımızın sağlığını tehdit eden gıda arzı sebebiyle. Yaklaşık 2,7 milyar liralık bir ceza işlemi uyguladı ama bunların hepsi birer rakam. İstediğimiz bu değil. İstediğimiz bu uygunsuzlukların azalması. Dolayısıyla işini iyi yapanları ödüllendirirken işini iyi yapmayanların da cezalandırılmasına doğru hızla gidecek bir metodolojiyi oluşturmaya çalışıyoruz. Zaman içerisinde bunları da peyderpey vatandaşlarımızla, kamuoyumuzla paylaşacağız. Şu anda bunun altyapısı birebir de bizim planımızdakileri hayata geçirmekle meşgulüz." dedi. Bakan Yumaklı, sadece ramazan ayında 95 bin denetim yaptıklarını ve 130 milyona yakında idari para cezası kestiklerini belirtti. Türkiye'den ihraç edilen ürünlerin geri dönüşüyle alakalı hususlara değinen Yumaklı, RASFF bildirimlerinin son 4 yılda yüzde 74 azaldığının bilgisini paylaştı. "GİZLİ İÇERİK VE GÖRSEL HİLELERİ ORTADAN KALDIRMAYI AMAÇLADIK" Yumaklı, gıda paketlerinde gizli içerik ve görsel hileleri ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirterek, yanıltıcı olan şeylerin tamamını yasakladıklarını ve toleranslarının olmadığını söyledi. Gıdaların, çocukların fiziksel, zihinsel, psikolojik ve toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilecek ve şiddeti özendirici görseller içeren ambalajlarla piyasaya arz edilmesini yasakladıklarını belirten Yumaklı, güvenilir gıda başlığının altında çalışmaların devam ettiğini dile getirdi. Yumaklı, gıdadaki farklı fiyatlara ilişkin ise "Ticaret Bakanlığımız ve biz birlikte bunun üzerine gidiyoruz, bilgi paylaşımımız var. Bu farklı fiyat uygulaması ya da olması gerekenden daha fazla fahiş fiyat başlığı altında olan konulara biz hızlı bir şekilde müdahale ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Çok ciddi yaptırımları var. Hiçbir şekilde de bundan vazgeçmeyeceğiz." diye konuştu. Üretim altyapısını güçlendirmeye odaklandıklarını vurgulayan Yumaklı, su ve sulama altyapısı, üretimin daha da güçlendirildiğinde üretim maliyetlerinde düşüş olacağına işaret etti. Bakan Yumaklı, havaların ısınmaya başladığını belirterek, "Artık şunu görmeye başlayacağız. 'Çok fazla ürün gelmeye başladı, fiyatlar düşüyor.' Sebze, meyve grubu için söylüyorum. Diğer ürünler için değil. Tabii bütün bunların üreticiye ulaşmasında önemli olan bir hal yapımız var. Bununla ilgili de Ticaret Bakanlığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki milletvekillerimizle bir çalışma yaptı. Biz de içinde olduk bu çalışmanın, şu anda meclis gündemimizde. Bu da çıktığı zaman fahiş fiyat, herhangi bir sebeple olması gerekenden daha yüksek bir fiyatla insanımıza o ürünlerin satılması konuları da belli bir düzeye geldi." ifadelerini kullandı. 186 ÜLKEYE YAKLAŞIK 32,6 MİLYAR DOLARLIK ÜRÜN İHRACATI Bakan Yumaklı, bütün konuşmaların 20-25 yıldır "tarım bitti" üzerinden gittiğini vurgulayarak, nüfusun, turistin, ülkede gıdaya ihtiyaç duyan kesimlerin, ürün çeşitliliğinin arttığını belirtti. Yumaklı, "Bir de bunun üzerine ürettiğiniz ürünlerin ihracatı konusunda rekorlar kırıyorsunuz. Tarımsal hasılada dünyanın ilk 10 ekonomisi içerisindesiniz. Bu üreticilere bu haksızlığı yapmanın ne manası var, kime ne faydası var? Bunların hiçbirisini kabul etmiyorum. Üreticilerimiz adına kabul etmiyorum." diye konuştu. Saman ithali konusuna da değinen Yumaklı, Türkiye'nin bir dönemde ithal ettiği miktarın çok cüzi olduğunu belirtti. Bakan Yumaklı, "Biz 20 milyon ton saman üretiyoruz. Yani ithal edilen 300 ton mu 500 ton mu o da muhtemelen çok özellikli bir şey. Şimdi onu alıyorsunuz, saman bile ithal ediyoruz. Yani bunun üzerinden gerçekten argüman buysa, Türkiye'deki üretimi bunun üzerinden yardım edecekse ve başka bir argüman bulunamıyorsa, o kişilerin kendilerini bir sorgulamaları gerekiyor." şeklinde konuştu. Üretim planlamalarına değinen Yumaklı, daha fazla, verimli, kaliteli ürün almanın yollarını çalıştıklarını, yatırım yaptıklarını söyledi. Bakan Yumaklı, 186 ülkeye yaklaşık 32,6 milyar dolarlık ürün ihracatı olduğunu bildirdi. Üretimin sürdürülebilirliğine dikkati çeken Yumaklı, şu ifadeleri kullandı: "2024'te üretim planlamasına geçtik. İlk yılını 2025'te yaşadık. Bunu yaparken 'hadi bakalım biz üretim planlamasına geçiyoruz' demedik. Bütün argümanlarımızı, desteklerimizi, kredi sistemlerimizi entegre ettik. Nerede hangi ürünün üretileceğini merkezine suyu koyarak o bölgelerdeki, o illerdeki, o ilçelerdeki üreticilerle, ziraat odalarıyla, üniversitelerle birlikte oluşturduk. Birinci yılını geçtik. Gerçekten iyi sonuçlar aldık. Artık suyu merkeze alan, o üretimin olması gerektiği yerde, olması gerektiği gibi yapılmasına dönük yapmış olduğumuz planlamalar ve destek, kredi, teşvik mekanizmasının bunlarla beraber yönlendirici etkisini de gördük, görüyoruz. Bunları sağlarken üreticilerin de kar edemedikleri veya sürdürülebilir bir gelir elde edemedikleri yerde desteklerin onlara yardımcı olması için desteklerimizi ona göre planladık." Bakan Yumaklı, kırsal kalkınma desteklerinde son 20 yılda 101 bin projeye 237 milyar lira hibe ve 287 bin yeni istihdam sağladıklarını söyledi. Kırsal kalkınma desteklerinin minimum yüzde 50'sinin gençlere ve kadın girişimcilere gideceğini belirten Yumaklı, spesifik projelere de pozitif katkıda bulunmaya devam edeceklerini dile getirdi. Bakan Yumaklı, tarım sigortalarını tarımın risklerini bertaraf edecek şekilde üreticinin hizmetine sunmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.