Hava Durumu

#Tvhb

Kırsal Haber - Tvhb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tvhb haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!'' Haber

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla hayati uyarılarda bulunan kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2026 yılının temasının “Yükten Çözümlere – Her Yerde Güvenli Gıda” olarak belirlendiğini açıklayan Eroğlu, küresel gıda krizinin ve güvenli olmayan gıdaların insanlık üzerindeki ağır faturasını çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Gıda güvenliğinin bir halk sağlığı ve toplumsal refah meselesi olduğunu vurgulayan Eroğlu, sağlıklı bir geleceğin ancak bilimsel denetimlerle inşa edilebileceğini belirtti. Küresel Ekonomiye Yıllık 310 Milyar Dolar Maliyet Dünya Sağlık Örgütünün güncel verilerini paylaşan TVHB Başkanı Ali Eroğlu, her yıl yaklaşık 866 milyon insanın (dünya nüfusunun yaklaşık dokuzda birinin) güvenli olmayan gıdalar nedeniyle hastalandığını ifade etti. Gıda kaynaklı tehlikelerin her yıl 1,52 milyon kişinin yaşamını yitirmesine yol açtığını belirten Eroğlu, sürecin ekonomik boyutuna şu sözlerle dikkat çekti: "Bakteri, virüs, parazit ve kimyasal etkenler aracılığıyla 200’den fazla hastalığa zemin hazırlayan güvensiz gıdalar, sağlık sistemlerine büyük yük bindiriyor. İş gücü kayıpları ve ekonomik zararlar ülkelerin kalkınmasını baltalarken, güvenli olmayan gıdaların küresel ekonomiye yıllık maliyeti 310 milyar ABD dolarını aşmış durumdadır." En Büyük Bedeli 5 Yaş Altı Çocuklar Ödüyor Gıda kaynaklı hastalıkların yol açtığı küresel sağlık yükünün yüzde 29’unun beş yaş altı çocuklar üzerinde yoğunlaştığını belirten Ali Eroğlu, her yıl yüz binlerce çocuğun bu ihmaller yüzünden hayata veda ettiğini söyledi. Eroğlu, iklim değişikliği, kuraklık, doğal afetler, savaşlar ve artan üretim maliyetleri gibi küresel kırılganlıkların gıda sistemlerini tehdit ettiğini hatırlatarak, 2024 yılında 673 milyon insanın açlıkla karşı karşıya kaldığı bir dünyada çocukların ve gelecek nesillerin korunması için besleyici gıdaya erişimin birincil hak olduğunu vurguladı. "Tek Sağlık" Yaklaşımı Kaçınılmaz Bir Zorunluluk Özellikle hayvansal üretimde baş gösteren salgın hastalıkların ve antimikrobiyal direnç sorununun insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğinin altı çizildi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliği politikalarının artık insan, hayvan ve çevre sağlığını tek bir potada eriten "Tek Sağlık" yaklaşımı çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. 2026 yılı temasının en net mesajının gıda kaynaklı hastalıkların sadece rakamlardan ibaret olmaması olduğunu söyleyen Eroğlu, her vakanın kaybedilen bir yaşam kalitesi ve toplumsal refah azalması anlamına geldiğini belirtti. Amacın, bilimsel verileri etkin mevzuatlara ve sürdürülebilir koruyucu uygulamalara dönüştürmek olduğunu ekledi. Gıda Güvenliği Zincirinin Gizli Kahramanları: Veteriner Hekimler Güvenli gıdaya giden yolda veteriner hekimlerin üstlendiği stratejik rolün vazgeçilmez olduğunu belirten Ali Eroğlu, veteriner hekimlerin gıda güvenliğinde dört kritik temel noktaya doğrudan katkı sağladığını açıkladı: Bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar. Eroğlu, veteriner hekimlerin sahada yürüttüğü operasyonları şu sözlerle özetledi: "Çiftliklerde hayvan sağlığının korunmasından zoonotik (hayvandan insana geçen) hastalıkların önlenmesine, kesimhanelerden et ve süt işletmelerine, yem güvenliğinden son tüketici aşamasındaki gıda denetimlerine kadar veteriner hekimler her halkada görev yapmaktadır. Sağlıklı hayvanlardan elde edilen güvenli gıdalar, etkin veteriner hekimlik hizmetlerinin en somut ürünüdür." Güvenli Gıda Tesadüf Değildir! Basın açıklamasının sonunda gıda güvenliğinin tesadüflere bırakılamayacak kadar ciddi bir planlama işi olduğunu ifade eden TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, sistemin güçlendirilmesi için atılması gereken adımları sıraladı: Üretimden tüketime kadar olan tüm süreçler tamamen bilimsel esaslara göre yürütülmelidir. Risk temelli denetim sistemleri teknolojik imkanlarla güçlendirilmelidir. Kayıt dışılık engellenmeli, taklit ve tağşişle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir. Yeterli sayıda uzman personel ve etkin kontrol mekanizmaları bütçe ve kadrolarla desteklenmelidir. TVHB olarak bilimin ışığında, toplum sağlığını her şeyin önünde tutan, şeffaf ve sürdürülebilir bir bursa ve gıda güvenliği sisteminin inşası için çalışmaya devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda" Haber

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), 2026 yılı Kurban Bayramı öncesinde halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği konularında hayati önem taşıyan uyarılarını paylaştı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, vatandaşları zoonotik hastalıklara ve hijyen kurallarına karşı uyardı. Kurban Bayramı yaklaşırken, kurban ibadetinin bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımıyla gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. TVHB, bu yıl özellikle şap hastalığı riskine ve kesim sonrası et muhafaza yöntemlerine dikkat çekiyor. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Kurban Bayramı, toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna günlerimizdendir. Bu özel günlerin, halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği açısından da büyük bir hassasiyetle yönetilmesi gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026 yılı Kurban Bayramı sürecinde de vatandaşlarımızın sağlığını önceleyen, bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımını esas alan uyarılarımızı kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Kurbanlık Hayvan Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Kurban ibadetinin temel şartlarından biri, sağlıklı hayvanların seçilmesidir. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların kulak küpesi bulunması, kayıtlı ve izlenebilir olması gerekmektedir. Veteriner sağlık raporu bulunmayan hayvanların satın alınmaması büyük önem taşımaktadır Kurbanlık hayvan seçiminde, özellikle dişi hayvanların damızlık değeri göz önünde bulundurulmalı; gebe veya damızlık niteliği taşıyan dişi hayvanlar kurbanlık olarak tercih edilmemelidir. Bunun yanı sıra tüberküloz, brusella, şarbon, kist hidatik (ekinokokkoz) ve tenya gibi zoonotik hastalıkların hayvanlardan insanlara bulaşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle çok zayıf(kaşetik), güçlükle hareket eden, kabarık veya mat tüylü, yüksek ateşli, öksüren, burun ucu kuru olan, solunum güçlüğü çeken ya da ağız, burun, göz, kulak ve anüs gibi doğal açıklıklarından akıntı gelen hayvanların kurbanlık olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Şap Hastalığı ve Hayvan Hareketleri Son yıllarda ülkemizde görülen şap hastalığı vakaları, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınmasının ve resmi denetimlerin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Şap hastalığı son derece bulaşıcı olup hem hayvan sağlığını hem de hayvansal üretimi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu nedenle özellikle şap hastalığından ari bölgelere kaçak hayvan girişlerine karşı dikkatli olunmalı, yalnızca resmi satış yerlerinden ve denetimden geçmiş hayvanlar tercih edilmelidir. 2026 yılı itibarıyla, önceki dönemlerde yaşanan şap vakalarının oluşturduğu riskler dikkate alınarak kurbanlık hayvanların il içi ve iller arası sevklerinde veteriner sağlık raporu zorunluluğunun titizlikle uygulanması gerekmektedir. Hayvan pazarlarında dezenfeksiyon uygulamalarının artırılması, giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması büyük önem arz etmektedir. Şüpheli hastalık belirtileri gösteren hayvanların derhal izole edilmesi ve ilgili resmi otoritelere bildirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kurban kesim alanlarında biyogüvenlik kurallarının eksiksiz uygulanması zorunludur. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da ifade edildiği üzere, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması kapsamında yol kontrol ve denetim noktalarında faaliyet gösteren Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonlarından hayvan taşıyan araçların geçişinin sağlanması, sevk belgelerinin titizlikle incelenmesi ve belgesiz hayvan nakillerinin engellenmesi bulaşıcı hayvan hastalıklarının yayılımının önlenmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Hijyenik Kesim ve Gıda Güvenliği Kurban kesimlerinin belediyeler tarafından belirlenen ruhsatlı kesim alanlarında, veteriner hekim kontrolünde ve hijyen kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sokak aralarında ve kontrolsüz ortamlarda yapılan kesimler çevre kirliliğine yol açmakta, zoonotik hastalıkların yayılmasına neden olmakta ve toplum sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır. Unutulmamalıdır ki bazı hastalıklar hayvanlarda belirgin klinik bulgular oluştururken, bazıları herhangi bir belirti vermeksizin seyredebilmektedir. Bu nedenle kesim öncesi ve sonrasında hayvanların, elde edilen etin ve iç organların veteriner hekim kontrolünden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı görünen bir hayvandan elde edilen etler dahi hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kontamine olabilmektedir. Kurban ibadetinin özünde merhamet ve saygı bulunmaktadır. Bu çerçevede hayvanların kesim öncesinde uzun süre aç ve susuz bırakılması, eziyet edilmemesi, uygun olmayan yöntemlerle taşınmaması ve bağlanmaması gerekmektedir. Kesim işleminin ehil kişiler tarafından, hayvanın acı çekmesini en aza indirecek şekilde gerçekleştirilmesi esastır. Kurban Eti Nasıl Saklanmalı? Kurban etlerinin sağlıklı tüketimi için etlerin kesim sonrası hemen tüketilmemesi, kas yapısının olgunlaşabilmesi amacıyla en az 12-24 saat uygun koşullarda dinlendirilmesi gerekmektedir. Kesim sonrası elde edilen etlerin serin, temiz ve hava akımı bulunan ortamlarda bekletilmesi; ardından tüketim süresine göre uygun şekilde muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bir hafta içerisinde tüketilecek etlerin buzdolabı koşullarında (+4°C’de), daha uzun süre muhafaza edilecek etlerin ise uygun porsiyonlara ayrılarak derin dondurucuda saklanması gerekmektedir. Dondurulan etlerin çözündürülüp yeniden dondurulması hem gıda güvenliği açısından risk oluşturmakta hem de et kalitesini olumsuz etkilemektedir. Kesim ve parçalama işlemlerinde kullanılan ekipmanların hijyenine azami dikkat gösterilmeli; özellikle hayvanın deri yüzeyine temas eden bıçakların et yüzeyine doğrudan temas ettirilmemesi için mümkünse ayrı bıçaklar kullanılmalıdır. Çiğ et ile temas eden yüzeyler, ekipmanlar ve eller uygun şekilde temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Hijyen kurallarına uyulmaması durumunda etler; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kolaylıkla kontamine olabilmekte ve bu durum gıda kaynaklı hastalık riskini artırmaktadır. Çevre Sağlığı ve Atık Yönetimi Kurban kesimi sırasında ortaya çıkan atıkların usulüne uygun şekilde bertaraf edilmemesi, hastalık etkenlerinin çevrede yayılmasına ve insan-hayvan-çevre sağlığını tehdit eden bir döngünün oluşmasına neden olmaktadır. Tüketime uygun olmayan organ ve dokuların çevreye gelişigüzel atılması veya hayvanlara verilmesi, hastalıkların yayılımını artırmaktadır. Bu nedenle atıkların yetkili kurumlarca belirlenen yöntemlerle imha edilmesi gerekmektedir. Kırsal alanlarda kesim yapılması durumunda ise atıkların, diğer hayvanların ulaşamayacağı derinlikte çukurlara gömülmesi ve üzerlerinin kireçlenmesi uygun bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Kurban derileri milli bir değer olup ekonomik açıdan da önem taşımaktadır. Bu nedenle derinin yüzülmesi sırasında kesik ve zedelenmelerden kaçınılmalı, yüzülen deriler yıkanmamalı ve kesimi takiben en kısa sürede uygun şekilde tuzlanarak muhafaza edilmelidir. Derilerin serin ve kuru ortamlarda saklanması, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de halk sağlığı açısından önem arz etmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve 72 Bölge ve İl Veteriner Hekimleri Odamız, Kurban Bayramı süresince hayvan pazarlarında, kesim alanlarında ve denetim süreçlerinde aktif olarak görev almakta; halk sağlığının korunması adına çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın, resmi kurumların ve veteriner hekimlerin uyarılarını dikkate alması sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir bayram geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlıklı, güvenli ve bilinçli bir bayram süreci temenni ediyoruz.''

Dünya Veteriner Hekimler Günü'nde “Tek Sağlık” ve “Özlük Hakları” Vurgusu Haber

Dünya Veteriner Hekimler Günü'nde “Tek Sağlık” ve “Özlük Hakları” Vurgusu

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) tarafından düzenlenen Dünya Veteriner Hekimler Günü kutlama programı, Ankara’da mesleğin geleceğine ışık tutan geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı (TAGEM) ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte; veteriner hekimlerin toplum sağlığı, gıda güvenliği ve hayvancılık sektöründeki vazgeçilmez rolü ile çözüm bekleyen yapısal sorunlar masaya yatırıldı. ​TVHB Başkanı Ali Eroğlu: “Veteriner Hekimlik Sağlık Hizmetleri Sınıfıdır” ​Programın açılış konuşmasını yapan TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, veteriner hekimlerin hayvan sağlığından gıda güvenliğine, biyogüvenlikten ekosistem dengesine kadar kritik sorumluluklar üstlendiğini belirtti. Mesleki statünün iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayan Eroğlu, şu ifadeleri kullandı: ​"Veteriner hekimler zorlu coğrafi şartlarda, gece gündüz demeden toplum sağlığı için görev yapmaktadır. Bu özverili emeğin karşılığı olarak veteriner hekimlerin özlük haklarının güçlendirilmesi ve fiilen dahil oldukları sağlık hizmetleri sınıfında hak ettikleri statüye kavuşturulması bir zorunluluktur." ​Eroğlu ayrıca, görevi başında şiddete maruz kalarak hayatını kaybeden Volkan Lale gibi meslek şehitlerini anarak, veteriner hekimlere yönelik şiddetin son bulması için yasal düzenleme çağrısını yineledi. ​Bakan Yardımcısı Gümen: “Genç Veteriner Hekimlere Hibe Desteği Geliyor” ​Programa katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen, veteriner hekimliğin günümüzde stratejik bir savunma alanı haline geldiğini ifade etti. Bakanlık olarak yürütülen projeler hakkında bilgi veren Gümen, müjdeli haberler paylaştı: ​Genç Girişimci Desteği: Kırsal kalkınma yatırımları kapsamında genç veteriner hekimlere yönelik yeni hibe destekleri devreye alınacak. ​Tek Sağlık Kapasitesi: Erken uyarı sistemleri, laboratuvar altyapısı ve insan kaynağı kapasitesini güçlendirecek projelere hız verilecek. ​Stratejik Denetim: Gıda güvenliği ve bulaşıcı hastalıklarla mücadelede veteriner yol kontrol istasyonlarının sayısı ve etkinliği artırılacak. ​“Tek Sağlık” Yaklaşımı Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluk ​Etkinlikte öne çıkan en önemli başlıklardan biri olan “Tek Sağlık” vizyonu üzerine hem akademi hem de sivil toplum temsilcileri ortak görüş bildirdi. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrılamayacağı vurgulanırken, Türkiye’de bu alanda etkin bir koordinasyon mekanizmasının kurulmasının pandemi ve zoonotik hastalık risklerine karşı hayati önem taşıdığı kaydedildi. ​Bilimsel Perspektif: Gıdanın Teminatı Veteriner Hekimler ​TVHB Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, yaptığı sunumda veteriner hekimlerin "tarladan sofraya" gıda zincirindeki koruyucu rolünü bilimsel verilerle ortaya koydu. Ayaz, iklim değişikliği ve küresel krizler çağında veteriner hekimliğin gıda arz güvenliğinin anahtarı olduğunu hatırlattı. ​Ödül Töreni ve Hipodrom Coşkusu ​Program, mesleğe uzun yıllar emek veren duayen isimlere, bilimsel başarıları ile öne çıkan akademisyenlere ve mesleğin görünürlüğüne katkı sağlayan basın mensuplarına verilen ödüllerle devam etti. Kutlamalar, Ankara 75. Yıl Hipodromu’nda düzenlenen Dünya Veteriner Hekimler Günü Koşusu ve kupa töreni ile görkemli bir şekilde tamamlandı.

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir Haber

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.