Hava Durumu

#Tzob

Kırsal Haber - Tzob haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tzob haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sel Felaketinin Ardından Tarım Alanlarında Hasar Tespiti Sürüyor Haber

Sel Felaketinin Ardından Tarım Alanlarında Hasar Tespiti Sürüyor

Samsun’un Çarşamba ilçesinde yaşanan sel afetinin ardından tarım alanları ve seralarda incelemeler devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri ve ziraat odası başkanları sahada üreticilerle bir araya geldi. ​Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Perşembe Ziraat Odası Başkanı Arslan Soydan, Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürü İsmail Yıldız, Çarşamba Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir ile Çarşamba Kivi Üreticileri Birliği Başkanı Hasan Işıldak, sel afetinden etkilenen bölgede saha incelemelerinde bulundu. ​Seralar ve Tarım Arazileri Yerinde İncelendi ​Selden zarar gören seralar ve tarım arazileri yerinde incelenirken, üreticilerin yaşadığı mağduriyetler ve tarımsal üretimde oluşan kayıplar kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. ​İl Müdürü Kemal Yılmaz, sahada yürütülen çalışmalara ilişkin şu bilgileri paylaştı: ​“İl ve İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerimiz hasar gören yerlerde tespitlere devam ediyor. Sigorta yaptıran üreticilerimiz zararlarının karşılığını sigortadan alacaklar. Sigorta yaptırmayan üreticilerimizin de yapılan tespitlerin sonunda zararlarının telafi edilmesi için gerekli raporlar ilgili kurumlara iletilecek. Yağıştan etkilenen yaklaşık 30 mahallede neredeyse çalışmalar tamamlanmış durumda, eksik kalan mahallelerde de incelemeler tamamlanmak üzere. Zarar gören tüm üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Rabbim milletimize ülkemize afet göstermesin.” ​Üreticilerin Talepleri Dinlendi ​Sahada yapılan ziyaretlerde, afetin çiftçiler üzerindeki ekonomik ve yapısal etkileri ele alınarak acil destek talepleri ve zararların giderilmesine yönelik izlenecek adımlar konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması ve üreticilerin mağduriyetlerinin en kısa sürede giderilmesi için kurumlar arası iş birliğinin süreceği vurgulandı.

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor" Haber

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor"

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, son dönemde patates ve soğan fiyatlarında yaşanan fahiş artışlara tepki gösterdi. İktidarın yanlış tarım politikalarının mutfaktaki yangını büyüttüğünü belirten Başevirgen, "Bir zamanlar dar gelirlinin son sığınağı olan patates ve soğan bile artık vatandaşın sofrasından uzaklaşıyor. İktidar, 'Hiç olmazsa patates yeriz, soğan yer ayakta kalırız' diyen vatandaşın elinden onları da aldı" dedi. ​Bir Ayda %32,5 Artış: "Makas Açılıyor" ​Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) haziran ayı verilerine dikkat çeken Başevirgen, üretici ile market arasındaki fiyat makasının hızla açıldığına vurgu yaptı: ​Kuru Soğan: Marketteki fiyatı sadece bir ayda %32,5 oranında arttı. ​Patates: Patatesin fiyatı bir aylık süreçte %24,7 oranında yükseldi. ​Kırmızı et, tavuk ve balığı çoktan sofrasından çıkaran dar gelirlinin artık en temel gıda maddelerine bile erişemez duruma geldiğini ifade eden Başevirgen, "Bugün geldiğimiz noktada patates de soğan da dar gelirli için lüks haline getirildi" diye konuştu. ​"Çiftçi Üretmiyor, Vatandaş Açlığını Planlıyor" ​Yaşanan tablonun tesadüf olmadığını, yanlış tarım politikalarının doğrudan bir sonucu olduğunu savunan Başevirgen, mazot, gübre, ilaç ve elektrik maliyetlerinin üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini belirtti. ​İktidarın enflasyonla mücadele söylemlerinin mutfaktaki gerçeklikle uyuşmadığını vurgulayan Milletvekili Başevirgen, sözlerini şöyle tamamladı: ​"Saraydan bakınca enflasyon düşüyor olabilir ama pazara çıkan vatandaş için gerçek enflasyon etiketlerde yazıyor. İnsanlar artık çocuklarına et almayı hayal bile edemiyor. Şimdi patatesi, soğanı da hesaplayarak alıyor. Bir ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki vatandaş açlığını bile planlamak zorunda kalıyor."

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü! Haber

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk yarısında doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki yıkıcı etkilerini açıkladı. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar tarım arazisinin afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, afet mağduru çiftçiler için acil destek ve borç yapılandırma çağrısında bulundu. ​İklim değişikliğinin etkisiyle dünya genelinde artan doğal afetler, Türkiye’de tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. FAO verilerine göre tarım sektöründeki yıllık küresel zarar 144 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’de 2026 yılının ilk 6 ayı tarım sektörü için oldukça zorlu geçti. ​2026'da Tarımı Vuran Afetler ​TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afetlerin sadece ürün kaybına yol açmadığını, aynı zamanda tohumdan gübreye, ilaçtan işçiliğe kadar tüm üretim maliyetlerini boşa çıkardığını vurguladı. 2026’nın ilk yarısındaki tablo ise şu şekilde özetlendi: ​Toplam Hasar: Yaklaşık 900 bin dekar alan sel, don, dolu, fırtına, kar, hortum ve heyelandan etkilendi. ​En Büyük Hasar: Zararın yaklaşık yarısı doğrudan sel ve su baskınlarından kaynaklandı. ​Yayılım: 28 ilde sel, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve 6 ilde hortum afeti yaşandı. ​"Sigortasız Çiftçilerimiz İçin Nakit Desteği Şart" ​Bereketli bir sezon beklentisine rağmen, afet nedeniyle ürününü ve gelirini kaybeden üreticilerin durumunun kritik olduğunu belirten Bayraktar, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Nakit Yardım: Sigorta kapsamı dışında kalan ve büyük mağduriyet yaşayan çiftçilere doğrudan nakit yardım yapılmalı. ​Borç Yapılandırma: Afetzede üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları acilen yapılandırılmalı. ​Tarım Sigortası Vurgusu: Çiftçi gelirlerine göre primlerin yüksekliği nedeniyle sigortalılık oranının düşük kaldığını belirten Bayraktar, devlet destekli sigorta sisteminin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini hatırlattı. ​Küresel Ölçekte Büyük Kayıp ​Bayraktar, FAO raporlarına dayanarak 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zararın 3,26 trilyon dolar olduğunu hatırlatarak, "Son 30 yılda milyarlarca ton tahıl, meyve, sebze ve hayvansal ürün afetler nedeniyle kaybedildi. Tarım stratejik bir sektör ve afet yönetimi artık milli bir meseledir" değerlendirmesinde bulundu. ​

Üretici ile Market Arasındaki Fiyat Uçurumu Büyüyor Haber

Üretici ile Market Arasındaki Fiyat Uçurumu Büyüyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Haziran ayı üretici ve market fiyatları arasındaki makası değerlendirerek tarımsal girdi maliyetlerindeki dikkat çekici değişimleri kamuoyuyla paylaştı. Haziran ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en yüksek olduğu ürün yüzde 379,3 ile elma olarak kaydedilirken, bu ürünü havuç, çilek, yeşil fasulye ve kiraz izledi. Bayraktar, elmanın üreticide 18 lira 75 kuruş iken markette 89 lira 87 kuruşa, havucun 22 lira 50 kuruştan 86 lira 45 kuruşa, çileğin 43 liradan 164 lira 91 kuruşa, yeşil fasulyenin 46 lira 25 kuruştan 162 lira 45 kuruşa ve kirazın 57 lira 50 kuruştan 199 lira 48 kuruşa yükseldiğini belirterek aradaki uçuruma dikkat çekti. Market fiyatlarında Haziran ayında 38 ürünün 21'inde fiyat artışı yaşanırken, en yüksek artış yüzde 81 ile çilekte görüldü. Çileği sırasıyla havuç, kabak, kuru soğan ve patates izlerken, markette fiyatı en fazla düşen ürün yüzde 37,8 ile domates oldu. Üretici kanadında ise Haziran ayında 30 ürünün 12'sinde fiyat artışı, 9'unda ise düşüş gözlendi. Üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 54,8 ile karpuz olurken, en çok artış yüzde 112,5 ile kabakta gerçekleşti. Bayraktar, fiyat değişimlerinin temel nedenlerini arz-talep dengesine bağlayarak, sera sezonunun bitmesiyle kabak, patlıcan ve sivri biberde arzın daraldığını, buna karşın yayla domatesi hasadının başlamasıyla domates fiyatlarının gerilediğini ifade etti. Turizm sezonuna bağlı talep artışının havucu yükselttiğini belirten Bayraktar, ilkbahar yağışlarının uzun sürmesinin ise yazlık patateste arz sorununa yol açarak fiyatları artırdığını vurguladı. Girdi maliyetlerindeki değişimi de değerlendiren TZOB Başkanı, gübre fiyatlarında karma bir tablo olduğunu, yıllık bazda amonyum sülfat gübresinin yüzde 77,9, amonyum nitratın yüzde 72,4, besi yeminin yüzde 30,9 ve süt yeminin yüzde 29,2 oranında arttığını açıkladı. Elektrik fiyatlarının yıllık yüzde 25,1, tarım ilacının yüzde 27,8 ve mazotun yüzde 31,5 yükseldiğini belirten Bayraktar, üreticinin üzerindeki maliyet baskısının sürdüğünü ve bu durumun gıda arz güvenliği açısından yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Şemsi Bayraktar, devletin destekleme mekanizmalarıyla çiftçinin yanında olmaya devam etmesi gerektiğinin altını çizerek açıklamalarını noktaladı.

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor! Haber

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici ve market fiyatlarındaki değişimler ile tarımsal girdi maliyetlerini mercek altına aldı. Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat makasının en fazla açıldığı ürünün elma olduğunu belirten Bayraktar, tarla ile raf arasındaki uçurumu çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi. Peki, Mayıs ayında fiyatı en çok artan ve düşen ürünler hangileri oldu? Gübre, yem ve mazot fiyatlarında son durum ne? İşte üreticinin ve tüketicinin merak ettiği tüm piyasa detayları... Elma Tarla ile Raf Arasında 4,9 Kat Değerlendi Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının zirvesinde yüzde 388,5 oranı ile elma yer aldı. Elmadaki bu devasa farkı yüzde 278,6 ile havuç, yüzde 215,3 ile kabak, yüzde 206,5 ile fındık ve yüzde 195,7 ile marul takip etti. Rakamlar analiz edildiğinde; elma 4,9 kat, havuç 3,8 kat, kabak 3,2 kat, fındık 3,1 kat ve marul ise 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 91 lira 59 kuruşa, 15 lira olan havuç 56 lira 79 kuruşa, 410 lira olan fındık ise rafta tam 1256 liraya alıcı buldu. Ayın Zam Şampiyonu Kuru Soğan, En Çok Ucuzlayanı Sivri Biber ve Domates Mayıs ayında hem üreticide hem de markette fiyatı en fazla artan ortak ürün kuru soğan olarak kayıtlara geçti. Market Fiyatlarında Son Durum Markette incelenen 36 ürünün 22’sinde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişmedi. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 44,7 ile kuru soğan olurken, bu artışı sırasıyla patates, limon, havuç ve yumurta izledi. Rafta fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 54,3 ile sivri biber oldu. Sivri biberi çilek, marul, domates ve yeşil soğan takip etti. Üretici Fiyatlarında Son Durum Üreticide ise 28 ürünün 9’unda fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü yaşanırken 10 üründe fiyatlar sabit kaldı. Tarlada en çok fiyat artışı yüzde 77,2 ile kuru soğanda görülürken; patates, limon, havuç ve maydanoz zamlanan diğer ürünler oldu. Üreticide en çok fiyat düşüşü ise yüzde 54,7 ile domateste yaşandı. Domatesteki gerilemeyi kabak, sivri biber, salatalık ve patlıcan izledi. Fiyat Değişimlerinin Arkasındaki Nedenler Neler? TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ürün bazlı yaşanan bu sert fiyat hareketlerinin gerekçelerini şu şekilde sıraladı: Kuru Soğan ve Patates: İç Anadolu Bölgesi'ndeki depolarda ürün kalmaması, Çukurova ve İzmir’de ise hasadın henüz yeni başlaması arzı düşürdü ve fiyatları tırmandırdı. Limon: Ürünlerin depolara girmesiyle birlikte ortaya çıkan depo maliyetleri fiyat artışına neden oldu. Havuç: Tarla ürünlerinin azalmasına bağlı olarak arz yetersizliği fiyatları yükseltti. Domates, Kabak ve Biber: Hava şartlarının iyi gitmesiyle birlikte ürün verimliliği arttı; tarladaki bu bolluk üretici fiyatlarının hızla düşmesini sağladı. Gübre ve Yem Fiyatlarında Yıllık Artış Korkuttu Üreticinin en büyük gider kalemlerini oluşturan tarımsal girdi fiyatlarındaki yıllık ve aylık değişimler de paylaşıldı. Gübre ve Yem Maliyetleri Mayıs ayında, bir önceki aya göre kompoze, DAP ve amonyum sülfat gübrelerinde yüzde 1'e yakın küçük artışlar görülürken, amonyum nitrat ve ÜRE gübresinde hafif düşüşler yaşandı. Ancak yıllık bazda bakıldığında son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 85,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 82,2 ve ÜRE gübresi yüzde 70,8 oranında artış gösterdi. Hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren besi ve süt yemi fiyatları ise aylık yüzde 1,4 artarken, yıllık bazda besi yemi yüzde 35,4, süt yemi yüzde 32,9 oranında yükseldi. Enerji, İlaç ve Mazot Fiyatları Son bir yıllık dönemde elektrik fiyatları yüzde 25,1, tarım ilaçları ise yüzde 27,8 oranında arttı. Üreticinin en önemli girdilerinden biri olan mazot fiyatı ise Mayıs ayında, Nisan ayına göre aylık bazda yüzde 7,3 oranında düşüş gösterse de yıllık bazda yüzde 43,6'lık artış oranını korudu.

Bayraktar: ''Hububat Alım Fiyatları Üreticilerimizin Beklentilerini Karşılamadı'' Haber

Bayraktar: ''Hububat Alım Fiyatları Üreticilerimizin Beklentilerini Karşılamadı''

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. TZOB Başkanı Bayraktar’ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi. Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı. Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor. 2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi: • Temel destek dekar başına 403 lira • Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira • Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik. Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor. Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”

Kurban Bayramı’nda 3,3 Milyon Hayvanın Kesilmesi Bekleniyor Haber

Kurban Bayramı’nda 3,3 Milyon Hayvanın Kesilmesi Bekleniyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurbanlık fiyatları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kurban Bayramı’nın, dini ve kültürel boyutunun yanı sıra ülkemiz ekonomisi ve özellikle hayvancılık sektörü açısından büyük önem taşıdığını belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Üreticilerimiz açısından bu dönem, yıl boyunca verilen emeğin karşılığının alındığı, işletme borçlarının kapatıldığı ve yeni üretim dönemine ilişkin planlamaların yapıldığı kritik bir süreçtir. Kurban Bayramı için milyonlarca hayvan aylar öncesinden besiye alınıyor ve bayram süresince kısa bir zaman diliminde kesiliyor. Kurbanlık hayvan alım-satımları; yem sanayinden veterinerlik hizmetlerine, nakliyeden pazar alanı kiralarına, kesim hizmetlerinden deri ve sakatat ekonomisine kadar çok geniş bir ticari hareketliliği beraberinde getiriyor. Bu süreç, ülke ekonomisinde önemli bir ekonomik hacim oluşturuyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, Ziraat Odalarımız aracılığıyla sahadan derlediğimiz veriler doğrultusunda kurbanlık fiyatlarını ve sektöre ilişkin değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz.” Kurbanlık hayvan sayısı “Son yıllardaki kurban satış verileri dikkate alındığında, 2026 yılında yaklaşık 750 bin büyükbaş ve 2 milyon 550 bin küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvanın kesileceği tahmin ediliyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak temennimiz; hem üreticilerimizin emeğinin karşılığını aldığı hem de vatandaşlarımızın dini vecibelerini huzur içinde yerine getirebildiği bir Kurban Bayramı yaşanmasıdır.” Ülke genelinde kurbanlık hayvan fiyatları “Kurbanlık hayvan fiyatları ve satış yöntemleri illere göre farklılık gösteriyor. Bazı bölgelerde satışlar canlı kilogram veya karkas et fiyatı üzerinden yapılırken, bazı bölgelerde pazarlık usulüyle canlı hayvan satışı ya da hisseli satış yöntemi uygulanıyor. Özellikle büyükşehirlerde kesim ücretlerinin de satış fiyatına dahil edildiği görülüyor. Kurbanlık fiyatları; hayvanın canlı ağırlığına, ırkına, büyükbaşta inek, düve veya tosun; küçükbaşta koyun, koç veya keçi olmasına göre değişiklik gösteriyor. Ziraat Odalarımızdan alınan verilere göre 2026 yılında büyükbaş kurbanlıkların fiyatlarının hayvan başına 120 bin lira ile 450 bin lira, küçükbaş hayvanların ise 15 bin lira ile 45 bin lira arasında değişmesi bekleniyor. Canlı kilogram fiyatlarının büyükbaş hayvanlarda 340 lira ile 520 lira, küçükbaş hayvanlarda ise 300 lira ile 520 lira arasında olacağı tahmin ediliyor. Ülke ortalamasına bakıldığında, büyükbaş hayvanlarda canlı kilogram fiyatının 411 lira 19 kuruş, küçükbaş hayvanlarda ise 397 lira 61 kuruş seviyesinde olduğu görülüyor. Geçen yıla göre fiyat artışı büyükbaş hayvanlarda yüzde 36,9, küçükbaş hayvanlarda ise yüzde 29,3 olarak gerçekleşti. Ortalama canlı kilogram fiyatı büyükbaşta 300 lira 38 kuruştan 411 lira 19 kuruşa, küçükbaşta ise 307 lira 52 kuruştan 397 lira 61 kuruşa yükseldi. Satışların yoğun olduğu büyükşehirlerde canlı kilogram fiyatları büyükbaş hayvanlarda İstanbul Avrupa Yakası’nda 480-520 lira, Anadolu Yakası’nda 480-500 lira, Ankara ve İzmir’de ise 380-450 lira aralığında değişiyor. Küçükbaş hayvanlarda ise İstanbul Avrupa Yakası’nda 480-520 lira, Anadolu Yakası’nda 450-470 lira, Ankara ve İzmir’de ise 400-450 lira aralığında fiyat oluşuyor.” Hisse bedelleri “2026 yılında büyükbaş hayvanlarda hisseli satışlar yaygın şekilde devam ediyor. İllere göre farklılık göstermekle birlikte hisse bedellerinin ortalama 25 bin lira ile 60 bin lira arasında değiştiği görülüyor. Bayramın yaklaşmasıyla birlikte talep durumuna göre bu fiyatlarda değişiklik yaşanabilecektir.” Fiyat artışlarının temel nedenleri “Kurbanlık fiyatlarında yaşanan yükselişte başta yem olmak üzere işçilik, veterinerlik hizmetleri, ilaç, elektrik, mazot ve nakliye giderlerinde meydana gelen maliyet artışları etkili oldu. Üreticilerimizin işletmelerinde çalıştırdığı işçilere ödedikleri brüt asgari ücret geçen yıl 26 bin 5 lira iken, bu yıl yaklaşık yüzde 27 artışla 33 bin 30 liraya yükseldi. Geçen yıl tonu 3 bin 733 lira olan samanın fiyatı yüzde 106,3 artışla 7 bin 768 liraya, 12 bin 835 lira olan besi yeminin fiyatı yüzde 37,7 artışla 17 bin 673 liraya, 10 bin 958 lira olan kuru yonca otunun fiyatı ise yüzde 36,1 artışla 14 bin 910 liraya çıktı. İşletmelerde kullanılan elektriğin kilovat fiyatı geçen yıla göre yüzde 25,1 artışla 377,2 kuruştan 472,8 kuruşa yükselirken, mazot fiyatları da yüzde 46 artarak 46 lira 94 kuruştan 68 lira 51 kuruşa çıktı. Nakliye maliyetlerinde de ciddi artış yaşandı. Geçen yıl Kars’tan Ankara’ya 55 bin liraya taşınan kurbanlık hayvanlar bu yıl 80 bin liraya, İstanbul’a 70 bin liraya taşınan sevkiyatlar 95 bin liraya, Bursa ve İzmir’e 75 bin liraya yapılan taşımalar ise 100 bin liraya ulaştı.” Vekâletle kesim uygulamaları “Kurban Bayramı döneminde çok sayıda dernek ve vakıf, vatandaşlarımızdan aldıkları vekâlet doğrultusunda yurt içinde ve yurt dışında kurban kesim organizasyonları gerçekleştiriyor. Özellikle yurt dışında vekâletle kurban kesimi uygulamalarının son yıllarda giderek arttığı görülüyor. Vakıf ve derneklerin yurt dışı organizasyonlarında uyguladığı düşük fiyat politikası, birçok vatandaşın daha ekonomik olduğu düşüncesiyle bu organizasyonlara yönelmesine neden oluyor, bu durum ise iç piyasada üreticilerimizin satışlarını olumsuz etkiliyor. Yurt içindeki ve yurt dışındaki ihtiyaç sahiplerine yapılacak her türlü yardımın destekçisiyiz. Bununla birlikte, kurban kesimlerinin ülkemizde gerçekleştirilmesi ve elde edilen etlerin soğuk zincirle ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması halinde hem üreticimizin hem de hayvancılık sektörümüzün korunmasına katkı sağlanacaktır. Ayrıca dernek ve vakıfların toplu alımlarda üreticinin emeğini gözeten adil bir fiyat politikası uygulamaları da büyük önem taşıyor.” Kurban pazarlarında üreticilerin yaşadığı sorunlar “Diğer taraftan üreticilerimiz, kurban pazarlarında sunulan hizmetlerin yetersiz olduğunu belirtiyor. Üreticilerimizin temel ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanması büyük önem taşıyor. Belediyelerimizin bu alanları gelir kapısı olarak değil, kamu hizmeti anlayışıyla değerlendirmesi gerekiyor. Üreticilerimizin maliyetinin düşmesi vatandaşlarımızın alım gücüne de olumlu yansıyacaktır. Bayram sonrasında kesim alanlarında oluşan yoğunluk da vatandaşlarımız açısından önemli bir sorun oluşturuyor. Belediyelerin kesim alanı kapasitesini artırması ve hijyen koşullarına ilişkin gerekli tedbirleri alması son derece önemlidir.” Kurbanlık hayvanların ekonomik değeri “Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa sahip bir büyükbaş hayvanın canlı kilogram fiyatının 411 lira 19 kuruş olacağı dikkate alındığında, bayram süresince kesilecek yaklaşık 750 bin büyükbaş hayvan için ödenecek tutarın 123 milyar 357 milyon liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Küçükbaş hayvanlarda ise ortalama satış fiyatının 26 bin 900 lira olacağı varsayımıyla, yaklaşık 2 milyon 550 bin küçükbaş hayvan için ödenecek tutarın 68 milyar 595 milyon lirayı bulacağı öngörülüyor. Buna göre halkımızın yaklaşık 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvan için toplamda 192 milyar liraya yakın harcama yapacağı tahmin ediliyor.” Deri ekonomisinde yaşanan kayıplar “Kurban Bayramı süresince kesilen milyonlarca büyükbaş ve küçükbaş hayvandan elde edilen deriler, deri ve tekstil sanayimiz açısından önemli bir hammadde niteliği taşıyor. Ancak son yıllarda deri toplama ve işleme süreçlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle bu ekonomik değer yeterince değerlendirilemiyor. Toplama maliyetlerinin yükselmesi, piyasadaki durgunluk ve deri toplayıcı sayısının azalması nedeniyle birçok bölgede deriler ya çok düşük bedellerle el değiştirmekte ya da hiç toplanmadan zayi oluyor. Özellikle küçükbaş hayvan derilerinde yaşanan kayıplar dikkat çekici boyutlara ulaştı. Ziraat Odalarımızdan gelen bilgilere göre, birçok bölgede deri toplayıcılarının bulunmaması nedeniyle kurban derileri ekonomiye kazandırılamıyor ve vatandaşlarımız tarafından çöpe atılıyor. Bu durum, ayakkabıdan tekstile kadar pek çok sektör için önemli bir yerli hammadde kaybı anlamına geliyor. Yaklaşık 750 bin büyükbaş ve 2 milyon 550 bin küçükbaş hayvandan elde edilecek derilerin yanlış kesim uygulamaları veya toplama zincirindeki aksaklıklar nedeniyle zayi olması, ciddi bir ekonomik kayıp oluşturuyor. Bu nedenle toplama merkezlerinin etkinleştirilmesi ve derinin stratejik bir sanayi hammaddesi olarak değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.” Kasaplık hizmetler ve oluşan ekonomik hacim “Kurban Bayramı döneminde kasaplık hizmetleri de önemli bir ekonomik faaliyet alanı oluşturuyor. Kasaplar; kesim, yüzme ve parçalama işlemlerine göre farklı ücretler talep ediyor. Büyükbaş hayvanlarda yalnızca kesim, yüzme ve dörde bölme işlemleri için 10 bin lira ile 15 bin lira arasında, detaylı parçalama işlemleri için ise 15 bin lira ile 20 bin lira arasında ücret alınıyor. Küçükbaş hayvanlarda ise kesim ücretleri bin 500 lira ile 2 bin 500 lira arasında değişiyor. Büyükbaş hayvanların yaklaşık yarısının kasaplar tarafından ortalama 15 bin lira ücret karşılığında kesileceği varsayımıyla kasaplara ödenecek tutarın 5,6 milyar lirayı aşacağı tahmin ediliyor. Küçükbaş hayvanlarda ise yaklaşık 1 milyon 275 bin hayvanın ortalama 2 bin lira ücretle kesileceği dikkate alındığında kasaplara ödenecek toplam bedelin 2,5 milyar lirayı aşacağı öngörülüyor. Böylece kasaplık hizmetleri için ödenecek toplam tutarın yaklaşık 8,2 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Bunların yanı sıra kelle, işkembe, bağırsak gibi sakatat ürünleri de önemli bir ekonomik değer oluşturuyor.” Et ve Süt Kurumu’nun rolü “Bayram döneminde satışların beklendiği düzeyde gerçekleşmemesi halinde elde kalan hayvanların, Et ve Süt Kurumu tarafından üreticinin yaptığı ek masraflar da dikkate alınarak mağduriyet oluşturmayacak fiyatlarla satın alınması büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım, kurbanlık yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliğin sağlanması açısından kritik görülüyor. Son olarak, aylar boyunca büyük emek ve fedakârlıkla yetiştirdiği hayvanlarını kurban pazarlarına getiren tüm üreticilerimize bol ve bereketli kazançlar diliyor, milletimizin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum.”

Bakan Yumaklı: "TMO 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hasat Dönemine Hazır'' Haber

Bakan Yumaklı: "TMO 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hasat Dönemine Hazır''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl tarımsal sulamayla ilgili bir problem olmayacağını belirterek, "Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim." dedi. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Danışma Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da katılımıyla bir otelde yapıldı. Burada konuşan Yumaklı, tarım sektörünün sadece bir üretim faaliyeti değil, strateji ve planlama işi olduğunu söyledi. İklim değişikliği ve bölgesel gerilimlerin küresel üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğine işaret eden Yumaklı, "Tarım ve Orman Bakanlığı olarak tüm adımlarımızı bu gerçeklere göre planlı ve programlı şekilde atıyoruz. Tarımı teknolojiyle birleştirmek artık bir zorunluluktur." diye konuştu. Bakan Yumaklı, Türkiye'de tarım adına gelecek vizyonunu pekiştiren gelişmeler yaşandığını bildirerek, 7 aylık verilere bakıldığında son 66 yılın en yağışlı yılının yaşandığını, barajlardaki ortalama doluluk oranının yüzde 75'lerin üzerine çıktığını söyledi. "Tmo 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hazır" Bu yıl sulamayla ilgili problemin olmayacağına dikkati çeken Yumaklı, konuşmasına şöyle devam etti: "Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim. Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) de yeni hasat dönemine 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır. İki yıl önce başlattığımız, meyvelerini almaya başladığımız üretim planlamamızı güçlendirerek devam ettiriyoruz. İki yıl önce başlattığımız hayvancılıkta yol haritamızı uygulamaya devam ediyoruz. Yeni destekleme modelimizi de kadınları ve gençleri ön plana alacak şekilde sisteme entegre ettik." Yumaklı, ziraat odalarıyla iş birliğini daha da ileriye götürmek için gayret ettiklerini belirterek, Çiftçi Kayıt Sistemi veri girişi ve kabul işlemlerinin yürütülmesine için TZOB ile bir protokol imzaladıklarını anımsattı. İlk etapta uygulamanın üç ilde başladığını ve geçen yıl il sayısının 21'e çıktığını anlatan Yumaklı, bu yıl hazır olan odaları da sisteme dahil edeceklerini söyledi. Bakan Yumaklı, IPARD kapsamında hayata geçirdikleri "danışmanlık hizmetleri" ile ziraat odalarında görev yapan 600'ün üzerinde uzman danışmana eğitim desteği vermeye devam edeceklerini bildirdi. "ALGI OPERASYONLARININ ÜRETİCİLERİMİZİN MORALİNİ BOZMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi"nin sektörde yeni sayfa açtığını dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti: "Proje kapsamında krediye erişim sorunu yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulması konusunu uygulamaya başlayacağız. Yaklaşık 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturulacak. Öngörümüz 250 bin vatandaşımıza istihdam sağlanacak. Ancak birilerinin, 'tarım bitti' diyerek çiftçilerimizi moralini bozmaya ve tüketicimizi tedirgin etmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu algı operasyonlarının üreticilerimizin moralini bozmasına izin vermeyeceğiz. Dezenformasyonla moral bozmaya çalışanlara bu sektörün verdiği en büyük cevap, tarladaki üretim, stoklarımızdaki doluluk ve burada sergilediğimiz sarsılmaz birlikteliktir."

Denizlerde Av Yasağı Başladı: 15 Nisan’da Vira Bismillah Yerini Sessizliğe Bırakıyor Haber

Denizlerde Av Yasağı Başladı: 15 Nisan’da Vira Bismillah Yerini Sessizliğe Bırakıyor

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 Nisan 2026 itibarıyla denizlerde trol ve gırgır avcılığının sona erdiğini duyurdu. 1 Eylül’e kadar sürecek olan av yasağı döneminde sürdürülebilirlik ve denetim vurgusu yapıldı. ​4,5 Aylık Dinlenme Süreci Başlıyor ​1 Eylül 2025 tarihinde "Vira Bismillah" diyerek denize açılan balıkçılar için 7,5 aylık maraton bugün sona eriyor. 15 Nisan 2026 itibarıyla başlayan av yasağı, yaklaşık 4,5 ay sürecek ve 1 Eylül 2026 tarihine kadar devam edecek. Bu süreçte denizlerde trol ve gırgır ağları ile avcılık tamamen durdurulacak. ​Su Ürünleri Üretiminde Rekor Artış: %73,67 ​Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin su ürünleri üretim potansiyelindeki yükselişe dikkat çekti. 2014 yılında 537 bin ton olan toplam üretimin, 2024 yılında 933 bin 194 tona yükseldiğini belirten Bayraktar, üretimin lokomotifinin yetiştiricilik faaliyetleri olduğunu vurguladı. ​Yetiştiricilik Artışı: %145,4 ​Avcılık Payı: %56,3'ten %38,2'ye geriledi. ​En Çok Avlanan Balıklar: 153 bin ton ile Hamsi, 49 bin ton ile Palamut ve 17 bin ton ile Sardalya. ​Kişi Başı Balık Tüketimi Dünya Ortalamasının Altında ​Bayraktar, Türkiye’deki balık tüketim alışkanlıklarına dair çarpıcı veriler paylaştı. Dünyada kişi başı su ürünleri tüketimi ortalama 20,7 kilogram iken, bu rakam Türkiye’de sadece 7,7 kilogram seviyesinde kalıyor. Sağlıklı hayvansal protein kaynağı olan balığın tüketiminin artırılması gerektiği ifade edildi. ​Av Yasağı Döneminde Hangi Balıklar Yenir? ​Yasak süresince balıkçı tezgâhları boş kalmayacak. Vatandaşlar bu dönemde şu alternatiflere yönelebilecek: ​Kültür Balıkları: Çipura, levrek ve alabalık. ​İthal Ürünler: Somon ve diğer ithal türler. ​Muhafaza Edilen Balıklar: Av sezonunda dondurularak uygun koşullarda saklanan ürünler. ​Sürdürülebilirlik İçin Denetim Çağrısı ​Sektörün geleceği için bilimsel araştırmaların ve denetimlerin artırılması gerektiğini belirten TZOB Başkanı, boy yasağına aykırı satışların ve yasaklı avcılığın jandarma veya Tarım Müdürlüklerine bildirilmesinin vatandaşlık görevi olduğunu hatırlattı. Bayraktar, "Av yasakları, denizlerimizdeki balık popülasyonunun gelecek nesillere aktarılması açısından hayati önem taşıyor" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.