Hava Durumu

#Ulaşım

Kırsal Haber - Ulaşım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulaşım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda Haber

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda

Globalden Yerele: Kayseri Panelinde konuşan Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının gelecek vizyonunu “markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık” ekseninde ortaya koydu. Borsa İstanbul’da işlem gören 12 Kayseri şirketinin bulunduğunu belirten Gülsoy, “Hedefimiz borsadaki şirket sayımızı katlamak” dedi. Kayseri Ticaret Odası 2030 vizyonunun merkezinde şirketlerin büyütülmesi, sermaye piyasalarıyla buluşturulması, yüksek teknolojiye geçiş, ihracatın artırılması ve Orta Anadolu’nun üretim merkezi haline gelmesi bulunuyor. Mobilya, elektrikli ev aletleri ve çelik kapı sektörlerinde Türkiye’nin lider üreticisi konumunda olan Kayseri, kapsamlı bir dönüşüm projesi ve lojistik yatırımları ile büyüyecek. "KAYSERİLİ ŞİRKETLERİN BORSAYA AÇILMASI İVEDİLİKLE GÜNDEME ALINMALI" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar ile KTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen “Globalden Yerele: Kayseri” başlıklı panelde, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin Kayseri’ye etkilerini ve şehrin önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini paylaştı. Kayseri Ticaret Odası’nın 2030 vizyonunda, iş dünyasının gelecek 10 yılına ilişkin ortaya konulan yol haritasında şirketlerin kurumsallaşmasından halka arzlara, dijital ve yeşil dönüşümden yüksek teknoloji yatırımlarına, yabancı ortaklıklardan lojistik altyapının güçlendirilmesine kadar kapsamlı bir dönüşüm hedefleniyor. “Kayseri deyince akla ticaret gelir, evet doğrudur. Ancak artık şirketlerimiz kurumsallığıyla da tüm ülkede örnek olmalıdır” diyen Gülsoy, gelecek dönemin asıl hedefinin Kayseri şirketlerini daha büyük ve daha güçlü yapılara dönüştürmek olduğunu vurguladı. Bu dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketlerin sermaye piyasalarıyla buluşturulması. KTO Başkanı Gülsoy, şirketlerin büyümesi ve rekabetçi kalabilmesi için bir yol haritası belirlediklerini söyleyerek, “Ekonominin kurtuluş reçetesini; markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık olarak belirledik” dedi ve Kayseri’de birçok firmanın ilk iki aşamada önemli mesafe aldığını ifade etti. “Markalaşma safhasını çoğu işletmemiz tamamlamış noktada. Kurumsallaşma kısmı da KOBİ’sinden büyük işletmesine kadar pek çok şirketimizde tamamlanmış durumda. Artık Kayserili şirketlerimizin bir sonraki safha olan halka açılmayı, yani borsaya açılmayı ivedilikle gündeme alması gerekli” diyen Gülsoy, “Önümüzdeki dönemi 2030 vizyonu hedeflerimiz çerçevesinde şirketlerimizin borsaya açılma dönemi olarak planlıyoruz” diye konuştu ve sermaye piyasalarından sağlanacak kaynağın yalnızca halka açılan şirketi değil, şehir ekonomisinin tamamını etkileyeceğini söyledi. "İHRACATÇIMIZA YÜZDE 5 İLAVE DESTEK NEFES OLUR" İhracatçılara verilen yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğine ek yüzde 5 destek verilmesi gerektiğinin de altını çizen Gülsoy, “Enflasyonun, girdi ve enerji maliyetlerinin yükseldiği, kârlılık oranlarının sıfıra indiği, aynı zamanda finansa erişimin de zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun için devletimizin ihracatçılarımıza artı yüzde 5 daha destek vermesini talep ediyoruz. Bizim güçlü ve büyük devletimiz için bu rakam hiçbir şey değil. Bu gerçekleşirse ihracatçımız için nefes olur, moral buluruz. Şunu da özellikle belirtmeliyim ki bizim iş dünyamız enseyi karartmıyor, devletine güvenerek çalışmaya ve üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. BORSA İSTANBUL’DA 12 KAYSERİ ŞİRKETİ VAR Kayseri’nin sermaye piyasalarında bugün ulaştığı nokta, 2030 hedefinin başlangıç noktası olarak gösteriliyor. Borsa İstanbul’da 12 Kayseri şirketi işlem görüyor. Ayen Enerji, Erbosan Boru, Formet Metal ve Cam, Kayseri Şeker Fabrikası, Karsu Tekstil, Lüks Kadife, Mega Metal, Meysu Gıda, Oylum Sınai Yatırımlar, Rainbow Polikarbonat, Temapol Polimer Plastik ve Yataş, Kayseri’nin Borsa İstanbul’daki temsilcileri arasında bulunuyor. Gülsoy, bu sayının Anadolu açısından önemli olduğunu ancak Kayseri için yeterli olmadığını belirtti. “Kayseri’mizden 12 şirketle Anadolu’da bu konuda lideriz. Konya ve Antep dokuzar halka açık şirket barındırıyor. Ancak bu başarı bize yeter mi? Asla yetmez” ifadelerini kullanan Gülsoy, “Borsaya açılan tek bir şirketimiz, Kayseri ekonomisine neredeyse milyarlık bir fon akışı sağlıyor. Halka açılan şirketlere gelen para neticede Kayseri ekonomisine, Kayseri’deki diğer şirketlere de dolaylı olarak akıyor” şeklinde konuştu. Bu nedenle halka arz, KTO açısından yalnızca şirketlerin finansman bulmasına yönelik bir yöntem olarak değil, şehir ekonomisini büyütecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. KAYSERİ; MOBİLYA, ELEKTRİKLİ EV ALETLERİ VE ÇELİK KAPIDA TÜRKİYE’NİN LİDERİ Kayseri'de üç büyük organize sanayi bölgesi var. Kayseri OSB'de bin 200'den fazla fabrika ve 80 bin civarı çalışan, Mimarsinan OSB'de yaklaşık 200 civarı fabrika ve 10 bin civarı çalışan, İncesu OSB'de ise 270'den fazla parselin yarısı kadarında işletmeler faaliyet gösteriyor ve 4 bin civarı çalışan bulunuyor. OSB’ler dışındaki sanayi işletmelerimizde ve şehrimizdeki binlerce işletmede çalışan yüz binlerce kişi ile Kayseri ekonomisi ve ticareti değer yaratmaya devam etmektedir. Kayseri’nin gurur kaynağı olan şirketlerin aslında geçmişin KOBİ’leri olduğunun altını çizen KTO Başkanı Gülsoy, “Geçmişteki KOBİ’lerimiz günümüzün büyük işletmeleri haline geldi. Bu durum şimdiki küçük ve orta ölçekli işletmelerimize de örnek olmalıdır. Dünün KOBİ’si bugünün büyük işletmesi, bugünün büyük işletmesi yarının dünya çapında işletmesidir. Kayseri Ticaret Odası yönetimi olarak biz de işletmelerimizin büyümesine vesile olmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İSO İlk 500’de 11 ve İSO İkinci 500’de yer alan 15 firmamız göğsümüzü kabartmıştır. Bu güçlü firmalarımız başta olmak üzere, üretim kapasitesi yüksek pek çok şirketimizin sermaye piyasalarına adım atarak Borsaya açılmalarını hedefliyoruz” dedi. Şirketlerin halka açılması için ilgili kurumlarla iş birliği yapacaklarını da belirten Gülsoy, sonraki aşamada ise dünya ölçeğindeki fonların ve küresel şirketlerin Kayseri firmalarına yatırım yapması, kaynak sağlaması ve yabancı ortaklıklar kurması için ticaret odası olarak yurt içinde ve dışında gerekli Kayseri Lobisini oluşturacaklarını söyledi. Gülsoy ayrıca, “Ormanımız olmadığı halde mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde Türkiye birincisiyiz. Elektrikli ev aletleri ve çelik kapı üretiminde yine Türkiye birincisiyiz. Savunma sanayiinde ve tekstil ürünlerinde de söz sahibiyiz” ifadelerini kullandı. ORTA ANADOLU ÜRETİM HAVZASI KAYSERİ’NİN GELECEK YÜZ YILINI KURTARACAK Kayseri'nin önümüzdeki döneme dair en büyük stratejik hedefinin ise “Orta Anadolu Üretim Havzası” olduğunu kaydeden Gülsoy, sadece Kayseri’nin değil Türkiye’nin geleceğini de ilgilendiren, sanayinin Anadolu’ya yayılmasına yönelik önemli açıklamalarda bulundu. “Marmara Bölgesi artık doldu, taştı. Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantısını riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız” diyen Gülsoy, Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve Kayseri’ye uzanan bir üretim koridorunun şart olduğunu söyledi. Orta Anadolu Üretim Havzası projesini 2019 yılından bu yana dile getirdiklerini ve artık somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladığını kaydeden Gülsoy, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek. Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir 'çekim merkezidir'. Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır” diye konuştu. Gülsoy, bu projenin, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin gelecek 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktası olduğunu söyledi. KAYSERİ’NİN 20 YILLIK GELECEĞİ İÇİN STRATEJİK PROJELER HAYATA GEÇİRİLİYOR Kayseri Ticaret Odası (KTO), yalnızca günün ekonomik sorunlarına değil, Kayseri’nin önümüzdeki 10-20 yıllık geleceğine yönelik stratejik projelere de odaklanıyor. Oda Başkanı Gülsoy, rekabetin artık teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değer üzerinden şekillendiğine dikkat çekerek yürüttükleri projeleri anlattı. Projeler arasında Kayseri Teknoloji ve İnovasyon Kampüsü (TEKMER) öne çıkıyor. Abdullah Gül Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında girişimci ve yatırımcıların aynı ekosistemde buluşturulması hedefleniyor. Robotik, yazılım, yapay zekâ, elektronik ve makine tasarımı gibi alanlarda çalışmaların yürütüleceği merkezde, fikir aşamasındaki projelerin prototipten ticarileşmeye ve uluslararasılaşmaya kadar desteklenmesi planlanıyor. KTO Başkanı, TEKMER’in Kayseri’nin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Biz burada sıradan bir bina yapmıyoruz; girişimcimizin tüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen bütüncül bir ekosistem kuruyoruz” ifadelerini kullandım. Projenin kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi hedefleniyor. Odanın Avrupa Birliği destekli DigiConnect projesi ile KOBİ’lerin dijital dönüşümünün hızlandırılması ve Avrupa pazarlarıyla bağlantılarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Çekya ve Belçika’daki ticaret odalarıyla iş birlikleri geliştirilirken, son olarak Prag’da Kayserili iş insanlarının katılımıyla B2B görüşmeleri gerçekleştirildi. Gülsoy, KAGUTİM projesinin ise tamamlanarak KTO bünyesinde aktif şekilde hizmet verdiğini söyledi. KTO’nun 2026 yılı çalışmalarının merkezinde yer alan Üretim ve İhracatta Dönüşüm Programı kapsamında ise 500’ün üzerinde firmanın ziyaret edilerek üretim, ihracat, dijital ve yeşil dönüşüm, insan kaynağı ve finansmana erişim gibi alanlarda analiz edilmesi planlanıyor. Bu çalışmaların ardından Kayseri Üretim ve İhracat Stratejik Eylem Planı hazırlanacak. Oda ayrıca uluslararası öğrencilerle firmaları buluşturan Global Talent Kayseri programı, TOKİ ile süreci yürütülen Kayseri Ticaret Karma Küçük Sanayi Sitesi, gençlere yönelik KTO ERVA Spor Kulübü, savunma sanayii ve yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren KİM Teknoloji ile verimlilik ve yeşil dönüşüm çalışmaları yürüten Kayseri Model Fabrika projelerini de sürdürüyor. KTO Başkanı, tüm bu çalışmaların ortak hedefinin Kayseri’nin yalnızca ticaret ve sanayi alanında değil, teknoloji, inovasyon, ihracat ve yüksek katma değerli üretimde de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri haline gelmesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Çok mal satıp az kazanmak" yerine, nitelikli, yüksek fiyatlı, katma değer yaratan, marka değeri olan ürün üreteceğiz. Kilogram başına düşen ihracat değerimizi üst seviyelere çıkaracağız. İdari süreçlerden üretim bandına, e-ticaretten e-ihracata kadar her alanda tam dijitalleşmiş bir Kayseri iş dünyası hedefliyoruz. Gençlerimizin ve kadınlarımızın enerjisini ticarete kazandırarak, krizlere dirençli, sürekli yeni fikirler üreten güçlü bir girişimcilik altyapısı inşa ediyoruz. Bizim bütün gayretimiz; tüccarımızın, sanayicimizin yükünü hafifletmek ve Kayseri’yi küresel ligde hak ettiği yere taşımak.” “ULAŞIM OLMADAN TİCARET OLMAZ” Kayseri’nin dünya devleriyle yarıştığını ve lojistik avantajı elinde tutanların bir adım öne geçtiğini kaydeden Gülsoy, şunları söyledi: “Altını çizerek söylüyorum: Ulaşım olmadan ticaret olmaz. Biz hiçbir zaman denizimiz yok diye hayıflanmadık, sızlanmadık. Raylı sistemle Kayseri’mizi Mersin’e, İskenderun’a bağlayacak o demiryolu koridoru bizim denizimizdir. Yeni Havalimanı Terminal Binası hizmete açıldı. Hızlı tren projemiz kararlılıkla sürdürülüyor. Şu an yüzde 50’si tamamlandı, 2028’de faaliyete geçecek. Otoyol bağlantımız için ilk ihale yapıldı. Yıllardır her platformda yüksek sesle dile getirdiğimiz Lojistik Merkez’in de bugün somut adımlara dönüşmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Şunun altını özellikle ve kalın harflerle çizmek istiyorum: Lojistik Merkez sadece bir depo alanı değildir. Kayseri’ye kurulacak bu Lojistik Merkez, sadece bu şehre değil, tüm Orta Anadolu Üretim Havzası’na can suyu olacaktır. Biz bu projeyi olursa iyi olur diye değil, Kayseri için olmazsa olmaz diyerek takip ediyoruz. Biliyoruz ki ulaşım kanallarını açtığımız her nokta; Kayseri için yeni bir pazar, yeni bir aş ve yeni bir iş demektir. Bu proje, Kayseri’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyan en büyük köprümüz olacaktır. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin teknik birikimi, Büyükşehir Belediyemizin öncülüğü, Sayın Valimiz ve yerel yönetimlerimizle el ele vererek, bu projenin her bir çivisi çakılana kadar takipçisi olacağız. Çünkü biliyoruz ki ulaşım varsa hareket vardır, ticaret vardır; ticaret varsa da bereket vardır.” KAYSERİ PASTIRMASI TESCİLLENDİ, SIRA SUCUK VE MANTIDA Kayseri denilince akıllara artık sadece ticaret ve sanayi şehri değil, binlerce yıllık gastronomi kültürü de geliyor. Kayseri Ticaret Odası da bu kadim lezzetlere ve coğrafi işaretli ürünlere yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Başkan Gülsoy, “Biz Kayseri’nin sadece bugününü ve geleceğini değil, binlerce yıllık kadim mirasını da korumayı görev biliyoruz” sözleriyle Kayseri mutfağına sahip çıktıklarını belirtti. Kayseri’nin şu anda 34 tescilli coğrafi işaretli ürünü olduğunu ve bu ürünlerin 17’sinin KTO tarafından tescil ettirildiğini belirtilen Gülsoy, “Şehrimizin tescilli markalarının yarısında Kayseri Ticaret Odası’nın alın teri, imzası var. Kayseri Pastırması'nın Avrupa Birliği nezdinde tescil edilmesi sürecinde Bulgaristan karşısında verdiğimiz o büyük hukuk mücadelesinin ve kazandığımız tarihi zaferin mimarı Kayseri Ticaret Odası’dır. Şimdi sırada sucuğumuz ve mantımız var. Kayseri Sucuğu ve Kayseri Mantısı’nın da coğrafi işaret tescilini almak için çalışmalarımızı tüm hızıyla, kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Başkan Er: "Gastronomi Merkezi Malatya Mutfağının Vitrini Olacak" Haber

Başkan Er: "Gastronomi Merkezi Malatya Mutfağının Vitrini Olacak"

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, kentin tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliklerini dünyaya tanıtarak Malatya’yı yeniden bölgenin parlayan yıldızlarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. “Malatya’nın Gastronomi Vizyonu: Yerelden Dünyaya Lezzet Yolculuğu” panelinde konuşan Başkan Er, gastronominin kentin turizm vizyonunda önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “İnşallah dünyanın farklı ülkelerinden insanlar Malatya’nın lezzetlerini tatmak için şehrimize gelecek” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Gastronomi Festivali kapsamında düzenlenen 'Malatya'nın Gastronomi Vizyonu: Yerelden Dünyaya Lezzet Yolculuğu' konulu panele katıldı. Yüzüncü Yıl Kent Parkı Gastronomisi ve Kültür Sokağında düzenlenen panelde konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın geçmişte olduğu gibi yeniden bölgenin parlayan yıldızı olması için sanayiden ekonomiye, turizmden kültüre, spordan gastronomiye kadar her alanda yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Malatya’nın geçmişte “Doğu’nun Paris’i” olarak anıldığını hatırlatan Başkan Er, kentin sahip olduğu tarihi, kültürel ve insani değerlerle çok daha fazla öne çıkması gerektiğini belirtti. Malatya’nın geçmişte bölgenin en gelişmiş şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Başkan Sami Er, sosyoekonomik nedenlerin yanı sıra 6 Şubat depremlerinin de şehri ciddi şekilde etkilediğini kaydetti. Depremin ardından devletin tüm kurumlarıyla Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması için büyük bir seferberlik yürütüldüğünü dile getiren Başkan Er, “Sadece depremin yaralarını sarmadık, geleceğin Malatya’sını inşa ettik ve inşa etmeye devam ediyoruz" dedi. Konutlardan altyapıya, ulaşım yatırımlarından sosyal donatı alanlarına kadar kentin dört bir yanında önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini aktaran Başkan Er, Malatya’nın ulaşım altyapısının da yeni yollar, bulvarlar, genişletilmiş güzergâhlar ve raylı sistem projeleriyle güçlendirildiğini anlattı. Göreve geldikleri günden itibaren “Malatya’yı sporun ve kültürün şehri yapacağız” hedefiyle hareket ettiklerini vurgulayan Er, 63 ayrı noktada spor tesisinin yükseldiğini belirtti. Gençlere yönelik yatırımların yalnızca spor tesisleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Er, Malatya Şehir Kütüphanesi başta olmak üzere çok sayıda kütüphane projesini hayata geçirdiklerini söyledi. Başkan Er, “Geleceğin gençliğini de inşa etmemiz gerekiyor. Geleceğin nesline, geleceğin hayatını sunmamız gerekiyor. Bu nedenle gençlerimize yönelik spor ve kültür tesislerini çok önemsiyoruz" diye konuştu. Malatya’nın sanayi, ekonomi, ticaret ve turizm alanlarında hak ettiği yere ulaşması için yoğun bir gayret içerisinde olduklarını kaydeden Er, turizm çalıştayında ortaya çıkan sonuçların da kentin turizm vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını belirtti. “Malatya’yı festivaller ve fuarlar şehri yapacağız” Malatya’nın turizm potansiyelinin yüksek olduğunu vurgulayan Başkan Er, kentin çevre illerle birlikte oluşturulacak destinasyonlarla daha fazla ziyaretçi ağırlayabileceğini söyledi. Bu hedef doğrultusunda sportif ve kültürel organizasyonların önemine dikkati çeken Başkan Er, düzenlenen Arslantepe Uluslararası Yarı Maratonu, Kayısı Festivali ve Uluslararası Beydağı Dağ Bisikleti Yarışı gibi etkinliklerin Malatya’nın tanıtımına katkı sunduğunu ifade etti. Kültür Yolu Festivali'nin de bu çalışmaların önemli bir ayağı olduğunu belirten Başkan Er, önümüzdeki dönemde uluslararası satranç turnuvası başta olmak üzere farklı organizasyonların da gerçekleştirileceğini söyledi. Başkan Er, “Malatya’yı festivaller ve fuarlar şehri yapacağız. Buradaki temel amacımız Malatya’nın turizmine yön vermek ve şehrimize daha çok misafir gelmesini sağlamak" diye konuştu. “Malatya mutfağının hak ettiği yere gelmesini istiyoruz” Malatya’nın turizm vizyonunda gastronominin önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Başkan Er, kentin son derece zengin bir mutfak kültürüne sahip olmasına rağmen bu potansiyelin henüz hak ettiği ölçüde tanınmadığını söyledi. Gastronomi alanındaki çalışmalara katkılarından dolayı ünlü şef Ömür Akkor’a teşekkür eden Başkan Er, Akkor’un Malatya’nın tanıtımına önemli katkı sunduğunu belirtti. Kültür Yolu Festivali kapsamında gastronominin de festival programına dahil edilmesinin önemli bir fırsat oluşturduğunu ifade eden Başkan Sami Er, Malatya’nın eşsiz yemeklerinin daha geniş kitlelere tanıtılması için çalışmaların sürdüğünü aktardı. "Gastronomi Merkezi Malatya mutfağının vitrini olacak" Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, açılışı gerçekleştirilen Gastronomi Merkezi'nin Malatya mutfağının tanıtımında önemli bir rol üstleneceğini belirtti. Merkezde Malatya’nın geleneksel yemeklerinin ziyaretçilerle buluşturulacağını ifade eden Başkan Er, kiraz yaprağı sarmasından analı kızlıya, kayısıdan kayısı çekirdeği kahvesine, Akçadağ kömbesinden Arapgir tandır kebabına, tava ve kâğıt kebabına kadar çok sayıda yöresel lezzetin burada hazırlanacağını söyledi. Gastronomi Merkezi'nin yanı sıra Malatya Mutfak Sanatları Merkezi'nin de kurulacağını açıklayan Başkan Sami Er, bu iki yapının koordineli şekilde çalışacağını belirtti. Malatya’nın gastronomi alanında önemli bir destinasyon haline gelebileceğine inandığını vurgulayan Başkan Er, “Dünyanın başka bir ülkesinden insanlar kalkıp bir şehrin lezzetlerini tatmaya gidiyor. Bunu en iyi bilen Ömür Akkor kardeşimdir. İnşallah biz de bunu Malatya’da gerçekleştireceğiz" dedi. Başkan Er, Malatya’nın gastronomi alanında hak ettiği noktaya ulaşması için katkı sunan tüm şeflere, çalışma arkadaşlarına ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise Malatya’nın kadim bir tarihe sahip olduğunu, birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve zengin bir kültürel miras barındırdığını belirterek, şehrin sahip olduğu insan kaynağı ve tarihi değerlerin turizm potansiyeliyle buluşturulacağını ifade etti. Turizmin en önemli unsurlarından birinin gastronomi olduğuna dikkati çeken Vali Yavuz, Malatya’nın zengin mutfağının şehrin turizm markalaşmasında önemli bir avantaj olduğu ifade etti. Ünlü şef ve gastronomi araştırmacısı Ömür Akkor da Malatya’nın yalnızca kayısısıyla değil, 6 bin yıllık yemek kültürü, geleneksel ürünleri ve kendine özgü lezzetleriyle dünya gastronomisinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Malatya’nın gastronomi değerlerinin markalaştırılması gerektiğini belirten Akkor, “2030 Malatya” vizyonuyla kentin gastronomi mirasının etap etap dünyaya tanıtılabileceğini ifade etti. Malatya’nın sahip olduğu gastronomik çeşitliliğin dünyada benzerine az rastlanır bir zenginlik olduğunu dile getiren Akkor, "Dünyanın herhangi bir yerinde Malatya’da yediğiniz bir yemeğin benzerini bile göremiyorsunuz. Yandım Çavuş ayranını dünyanın başka bir yerinde içemiyorsunuz. Dünyanın geri kalanında herkesin tükettiği ürünler var ama artık insanlar herkesin tükettiğini değil, kendine özgü olanı arıyor" dedi. Panel sonrası geleneksel yöntemlerle ürettiği Şam Çeliği (Damascus tekniği) ile Türkiye’de bu geleneğin son temsilcilerinden olan ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü bulunan Yusuf Bayyiğit'in kendi ürettiği Damascus çeliğiyle kuyu kebabının kesimini gerçekleştirdi. Kesilen kebap, festival alanındaki vatandaşlara ikram edildi.

İzmir, Sağlık Turizminde Dünya Ligine Çıkıyor Haber

İzmir, Sağlık Turizminde Dünya Ligine Çıkıyor

İzmir Ticaret Odası (İZTO), kenti sağlık turizminde küresel bir marka haline getirecek "Sağlık Turizmi Manifestosu"nu açıkladı. 26 maddeden oluşan stratejik plan, İzmir’i tedaviden konaklamaya, dijitalleşmeden yaşlı bakımına kadar bütüncül bir ekosisteme dönüştürmeyi hedefliyor. ​Ege’nin incisi İzmir, sağlık turizminde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. İzmir Ticaret Odası ve TOBB iş birliğiyle düzenlenen "Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı"ndan çıkan sonuçlar, kentin geleceğini şekillendirecek kapsamlı bir manifesto ile taçlandı. Sektör paydaşlarını bir araya getiren çalıştayda; ulaşım, dijitalleşme, etik pazarlama ve ihtisaslaşma gibi kritik başlıklar ele alındı. ​Özgener: "Somut Adımlarla Dünya Ligine Çıkacağız" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, manifestonun sadece bir fikir birliği değil, aynı zamanda somut bir eylem planı olduğunu vurguladı. Özgener, "Bu manifesto, tüm kurumların dikkatini vermesi halinde kentimizin hızlı bir şekilde dünya ligine çıkacağını gösteriyor. İzmir Ticaret Odası olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız," dedi. ​İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş ise hedeflerinin bu rehberi güncel tutarak İzmir'i güçlü bir destinasyon olarak konumlandırmak olduğunu belirtti. ​26 Maddelik Sağlık Turizmi Manifestosu’nda Neler Var? ​Haberin detaylarında öne çıkan stratejik maddeler, İzmir'in sağlık turizmi reçetesini ortaya koyuyor: ​1. Bütüncül Ekosistem ve Ulaşım ​Sağlık turizmi sadece hastane hizmeti olarak değil; ulaşım, konaklama, wellness ve yaşlı bakımını kapsayan bir bütün olarak görülecek. Özellikle doğrudan uluslararası uçuş sayılarının artırılması en öncelikli madde olarak belirlendi. ​2. Dijitalleşme ve Yapay Zeka Destekli Tanıtım ​Sektörün şeffaflığını artırmak adına "Mega Dijital Rehber" oluşturulacak. Hasta yolculuğu dijital platformlar üzerinden yönetilirken, dezenformasyonla mücadelede yapay zeka sistemlerinden faydalanılacak. ​3. İhtisaslaşma ve Yeni Yatırım Alanları ​İzmir’in güçlü olduğu alanlar olan; estetik cerrahi, diş sağlığı, göz, saç ekimi ve geriatri branşlarında ihtisaslaşmaya gidilecek. Ayrıca İnciraltı bölgesi, entegre sağlık kampüsleri ve kümelenme modelleri için en büyük fırsat olarak değerlendiriliyor. ​4. Etik Pazarlama ve Güvenli Hizmet ​Aracı kuruluşların yetkileri netleştirilecek, komplikasyon sigortası sistemleri geliştirilecek ve yabancı dil yeterliliği zorunlu hale getirilecek. "Doğru fiyat, şeffaf hizmet" anlayışı ile sürdürülebilir bir rekabet ortamı oluşturulacak. ​5. Termal Turizm ve "Longevity" (Uzun Yaşam) ​İzmir'in termal kaynakları bilimsel altyapıyla birleştirilerek sağlık turizmine entegre edilecek. Yaşlı turizmi için "Yaşam Köyleri" kurulması hedefleniyor. ​Sektörün Dev İsimleri Bir Araya Geldi ​İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, TOBB Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan ve kamu kurumlarının temsilcilerinin katıldığı toplantıda; Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve TGA (Türkiye Turizm Geliştirme ve Tanıtma Ajansı) yetkilileri de yer aldı. Çalıştay kapsamında oluşturulan 5 farklı masa (Medikal Turizm, Dijitalleşme, Mevzuat vb.) sektörün tüm kılcal damarlarına dokunan çözüm önerileri üretti. ​Sonuç: İzmir İçin Yeni Bir Vizyon ​Bu manifesto, İzmir’in sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en güvenilir sağlık destinasyonlarından biri olması için bir taahhüt niteliği taşıyor. Kamu, özel sektör ve akademinin el ele verdiği bu modelle İzmir, sağlık turizminde milyar dolarlık katma değer yaratmayı hedefliyor.

Kayseri’nin Deniz Hayali Gerçek Oluyor: Boğazköprü Lojistik Merkezi'nde İmzalar Atılıyor! Haber

Kayseri’nin Deniz Hayali Gerçek Oluyor: Boğazköprü Lojistik Merkezi'nde İmzalar Atılıyor!

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, 2018 yılından bu yana her platformda dile getirdiği Boğazköprü mevkiinde yükselecek olan Lojistik Merkez konusunda değerlendirmelerde bulundu. Lojistik merkez projesinin Kayseri için bir tercih değil, bir ‘beka meselesi’ olduğunu vurgulayarak; “Yıllardır dile getirdiğimiz Lojistik Merkez’in de bugün somut adımlara dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Kayseri’ye kurulacak bir Lojistik Merkez, sadece bu şehre değil, tüm Orta Anadolu Üretim Havzası’na can suyu olacaktır. Biz bu projeyi; olursa iyi olurvdiye değil,volmazsa olmaz diyerek takip ediyoruz.” dedi. Kayseri’yi lojistikte bölgesel bir cazibe merkezi haline getirecek olan “Lojistik Merkez” projesinde somut adımlar atılmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde yapılan istişare toplantısının ardından, Kayseri Ticaret Odası’nda Başkan Ömer Gülsoy, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) 2. Başkanı Ergün Bilen, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Cingi, UND bölge üyeleri ve sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Toplantıda konuşan Başkan Ömer Gülsoy, Kayseri’nin 4 milyar dolara yaklaşan ihracat hacmiyle artık kabına sığmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Göreve geldiğimiz 2018 yılından bu yana sürdürdüğümüz lobi faaliyetlerinde, Ankara temaslarımızda ve her kürsüde ısrarla bir gerçeği dillendirdik: Ulaşım olmadan ticaret olmaz! Bugün dünya devleriyle yarışıyoruz. Üretim maliyetlerimiz başa baş olsa bile, lojistik avantajı olan bir adım öne geçiyor. ‘Denizimiz yok’ diye hayıflanmıyoruz. Raylı sistemle Kayseri’yi Mersin’e, İskenderun’a bağlayacak o koridor, bizim denizimizdir. Ürünümüz konteynere Kayseri’de girecek, gümrüklemesi burada bitecek ve durmaksızın limana akacak.” Kayseri’nin son yıllarda ulaştığı ulaşım yatırımlarına dikkat çeken Gülsoy; “Israrlı taleplerimiz neticesinde yeni terminal binamız hizmete açıldı. Hızlı tren projesi sürüyor, otoyol bağlantısı için ilk ihale yapıldı. Yıllardır dile getirdiğimiz Lojistik Merkez’in de bugün somut adımlara dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ülkelerden çok şehirlerin yarıştığı günümüzde, Kayseri’nin geriye gitmemesi adına ne gerekiyorsa yüksek sesle dillendirmeyi sürdüreceğiz. Ticaretimizi etkileyecek her yatırımı sonuna kadar takip ediyoruz.” dedi. Boğazköprü mevkiinin stratejik önemine vurgu yapan Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Lojistik Merkez sadece bir depo alanı değildir. Kayseri’ye kurulacak bir Lojistik Merkez, sadece bu şehre değil, tüm Orta Anadolu Üretim Havzası’na can suyu olacaktır. Biz bu projeyi; olursa iyi olur diye değil, olmazsa olmaz diyerek takip ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki ulaşım kanallarını açtığımız her nokta, Kayseri için yeni bir pazar, yeni bir aş ve yeni bir iş demektir. Lojistik Merkezimiz, Kayseri’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyan en büyük köprümüz olacaktır. UND’nin teknik birikimi ve belediyemizin öncülüğüyle bu projeye dün olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde sahip çıkıyoruz. Başta Sayın Valimiz olmak üzere yerel yönetimimizle el ele vererek, bu projenin her bir çivisi çakılana kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki ulaşım varsa ticaret vardır, ticaret varsa bereket vardır. Bu projeye öncülük eden, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.” Kayseri’yi bölgesel bir lojistik cazibe merkezi haline getirmeyi amaçlayan bu kritik süreçte, projenin hayata geçirilmesi noktasında UND 2. Başkanı Ergün Bilen’in sektördeki tecrübesi ve uzmanlığına olan güvendiğini belirten Başkan Ömer Gülsoy, sürecin bundan sonra çok daha hızlı ilerleyeceğini belirtti. Gülsoy, Lojistik merkez projemizin teknik koordinasyonu ve başarıyla neticelenmesi noktasında Ergün Bilen’in bu işi en profesyonel şekilde yürüteceğine ve sonuçlandıracağına inanıyorum. Sektörün içinden gelen bu birikim, Kayseri’nin hayalinin gerçeğe dönüşmesindeki en büyük teminatımızdır mesajını verdi. BİLEN : “SADECE KAYSERİ DEĞİL, TÜM ANADOLU KAZANACAK!” Uluslararası Nakliyeciler Derneği 2. Başkanı Ergün Bilen’de Lojistik merkez projesinin sadece Kayseri için değil Anadolu sanayisi için de çok önemli olduğunu vurgu yaptı. Bilen sözlerini şöyle sürdürdü: “Kayseri’de atılacak doğru bir adım, sadece bir şehre değil, bütün Anadolu’ya moral verecektir. Anadolu taşımacısı, yıllardır yükün en ağırını taşıyor. Zor günlerde geri çekilmeyen, krizlerde rotasını kaybetmeyen, ülkenin ihracatını hangi şart olursa olsun taşımaya devam eden bu iradenin artık daha güçlü biçimde desteklenmesi gerekiyor. Bunun yolu da sahayı bilen, sektörün dilini konuşan, üretimin ritmini anlayan ve çözümü proje ile ortaya koyan bir yaklaşımdan geçiyor. Tam da bu nedenle, lojistik merkez projelerine bakışımızda çok net, çok kararlı ve çok açık bir duruşumuz vardır. Biz, ölü doğacak lojistik merkezlere en baştan müdahale eden bir anlayıştayız. Geçici depolama alanı olmayan, otoyol bağlantısı bulunmayan, 7/24 hizmet veremeyen, dijital altyapısı olmayan, yeterli gümrük personeliyle desteklenmeyen, hem şoförlerimiz hem de tüm çalışanlar için insani ve operasyonel şartları taşımayan, intermodal bağlantıları kurulmamış, hızlı ve verimli işlem altyapısı oluşturulmamış bir lojistik merkez; ülkemize gereksiz bir maliyet, sektörümüze ise büyük bir hayal kırıklığı olur. Bizim için önemli olan, tabelada lojistik merkez yazması değil; gerçekten işleyen, yaşayan, hız üreten, maliyet düşüren ve taşımacının yükünü hafifleten bir sistemin kurulmasıdır. Bu yüzden sürecin başından itibaren işin içinde olmayı, ortak aklı devreye almayı ve sahadaki gerçek ihtiyaçları projeye yansıtmayı çok önemsiyoruz. Sadece sorunları tespit eden değil, çözüm mekanizması kuran; sadece eleştiren değil, yol açan; sadece bugünü konuşan değil, yarını hazırlayan bir anlayışla hareket etmeye devam edeceğiz. Çünkü sektörümüzün ihtiyacı olan şey, kararsızlık değil iradedir; seyircilik değil sahiplenmedir. Biz bu sorumluluğun farkındayız ve bunun gereğini yerine getirmek için çalışıyoruz. Bu vesileyle, Kayseri’nin lojistik geleceğine verdiği önemi yakından bildiğimiz Kayseri Ticaret Odası Başkanımız Ömer Gülsoy’a ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum. “ Toplantıda; Kayseri’nin lojistik altyapısının güçlendirilmesi, uluslararası taşımacılık arenasında hak ettiği etkin konuma taşınması için atılacak somut adımlar ayrıntılı bir şekilde değerlendirildi. Sektör temsilcilerinin görüş ve önerilerinin istişare edildiği buluşmada, projenin şehre sağlayacağı ekonomik sıçrama kapsamlı şekilde ele alındı.

Büyükşehir'in Desteğiyle Üretici Kendi Yemini Kendi Üretiyor Haber

Büyükşehir'in Desteğiyle Üretici Kendi Yemini Kendi Üretiyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi Korkuteli'nin Yazır Mahallesi'ne kazandırdığı yem ezme ve kırma makinesi bölgedeki çiftçilere büyük kolaylık sağlıyor. Hayvan yemi için ayırdıkları tahılları makine sayesinde hızlı bir şekilde öğüten üreticiler hem yem maliyetlerini azaltıyor hem de hayvanlarının verimliliklerini doğal yollarla koruyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Yazır Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi işbirliği ile Yazır mahallesine kazandırılan yem ezme makinesi ekipman desteği bölgedeki üreticilerin yüzünü güldürüyor. Ulaşım kolaylığı ve çiftçi dostu uygun fiyat politikası ile hayvancılara büyük kolaylık sağlayan makine sayesinde yaz-kış ezme yem üretimi yapılıyor. Saatte 3 ton yem üretimi kapasitesine makine ile çiftçiler depoladıkları tahılları hızlı bir şekilde hayvan yemine dönüştürebiliyor. Organik bir şekilde kendi hammaddeler ile enerji ve protein yönünden dengeli yem üretebilen çiftçiler Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteğinden büyük bir memnuniyet duyuyor. EKİPMAN DESTEĞİ İLE ÜRETİCİLER KAZANIYOR Büyükşehir işbirliği ile bölgedeki hayvancılığa önemli bir destek sunulduğunu belirten S.S. Yazır Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Yaşar Kocaoğlu “Burada daha önceden sadece kırma yapabiliyorduk. Sonra Büyükşehir Belediyemizden talepte bulunarak ezme makinesini de ekledik. Artık herkes küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarına ezme yem vermeye başladı. Vatandaşlarımız ellerinde ne varsa arpa, buğday, yulaf tahıllarını getiriyor. Ellerinde her zaman bulunduramayacağı ham maddeleri pamuk küspesi, kepek ve mısır gibi ek ürünleri de sürekli elimizde bulundurarak biz temin ediyoruz. Vitamin ve tuzu da ekleyip fabrikada üretilen yemler gibi üretim yapabiliyoruz. Ekipman desteğinin bölgemizdeki üreticilere katkısı oldukça büyük oldu. Sürekli ezme yem kullanıldığı için hayvanların sindirimleri kolaylaşıyor bu da verimin artmasına neden oluyor. Büyükşehir Belediyemize teşekkür ederiz” dedi. KENDİ YEMİMİZİ KENDİMİZ ÜRETİYORUZ Yazır Mahallesi’ndeki yem ezme tesisinin çevre mahallelerden de yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Korkuteli Yazır Mahalle Muhtarı Mehmet Kocaoğlu ise “Bu ekipman desteği mahallemize kazandırılmadan önce yemlerimizi hazır olarak alıyorduk. Bu makine geldiğinden beri çiftçilerimiz tahıllarını getirerek ezme işlemi yapıyor. Hayvanlara bu yem iyi geliyor. Ben kendim de hayvancılık yapıyorum. İşimizi kolaylaştıran güzel bir hizmet. Bu öğütücü yokken ilçe merkezine gitmek zorunda kalıyorduk. Herkeste yemi taşıyacak büyük kapasitede vasıta olmadığı için sürekli gidip gelmek maliyetli ve zor oluyordu. Şimdi ise çevremizdeki sekiz dokuz mahalle ile birlikte burayı kullanıyoruz” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Kooperatif Başkanı Kocaoğlu, konuşmasında şunlara değindi: “Çiftçilik de yaptığımız için her yıl çeşitli tahıllarımız oluyor. Arpa, yulaf buğday, mısır gibi ham maddesi kendimizden ürünlerimizi hayvanlarımızın ihtiyacına türüne göre bağlı ziraat mühendislerimiz belirliyor. Fabrikada üretilen yemler gibi organik olarak aynısını burada kolaylıkla üretebiliyoruz. En önemlisi yemimizin içinde ne var biliyoruz. Emeği geçen herkese ve Büyükşehir Belediyemize mahallemiz adına çok teşekkür ediyorum.” MALİYETİ UYGUN Yazır Mahallesi’ne 6 km uzaklıktaki Esenyurt Mahallesi’nden gelerek tahıllarını öğüten Recep Aksakal isimli üretici de “Yem ezme makinesinden son derece memnunuz. Hem yakın olması hem uygun fiyatlı olması bizim için büyük avantaj sağlıyor. Burada yem kırma makinesi yokken hazır yem kullanıyorduk. Arpa, buğday gibi tahıllarımız kendimizin olduğu için burada sadece öğütme parası vererek yemlerimizi üretiyoruz. Hayvanlarımıza verdiğimiz yemlerin içerisine hangi katkıları koyduğumuzu gözümüzle görüyoruz. Hayvanlarımızın verimi artıyor destekleri için belediyemize teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.

Çiftçinin 100 Dönümde 32 Litre Mazotu Buhar Oldu Haber

Çiftçinin 100 Dönümde 32 Litre Mazotu Buhar Oldu

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1 Ocak’tan bu yana motorine yapılan %10,8 oranındaki zammın yalnızca tarım kesimini ve nakliyecileri değil, doğrudan tüketiciyi de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Gürer, akaryakıt artışlarının iğneden ipliğe tüm ürün ve hizmetlere zam olarak yansıyacağını ve bedelini yine vatandaşın ödeyeceğini ifade etti. Gürer, emekli, asgari ücretli, çiftçi, esnaf, sabit gelirli, işçi ve memur olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin akaryakıt zamlarından olumsuz etkileneceğini vurgulayarak, “Enflasyon oranının altında yapılan ücret artışları, daha yılın ikinci ayında gelen zamlarla vatandaşın cebinden geri alınmıştır” dedi. Tarım ve nakliyenin akaryakıttan etkilenmesinin başta gıda olmak üzere her kesime olumsuz yansıyacağını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bir TIR deposunda 3.540 TL, bir traktör deposunda 708 TL ek maliyet oluştuğuna dikkat çekti. Gürer, “100 dönüm tarlasını süren çiftçinin 32 litrelik mazotu daha yola çıkmadan buhar oldu. Bu, AKP iktidarının eseridir!” dedi. Tarım, lojistik ve ulaşım sektörlerindeki fahiş maliyet artışlarını kalem kalem anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, akaryakıt fiyatlarının ulaştığı "60 lira" eşiğinin Türkiye ekonomisinde yeni sorunlara yol açtığını örneklerle açıkladı. Gürer, sadece 55 günde yaşanan bu artışın, tarladaki çiftçiden otobüs bekleyen emekliye kadar herkesi nasıl etkilediğini örneklerle ortaya koydu. ÇİFTÇİNİN 100 DÖNÜMDEKİ "ZAM KAYBI" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin en temel üretim aşaması olan tarla sürümündeki maliyet artışına dikkat çekti. Gürer, “Bir çiftçimiz 100 dönüm tarlasını sürmek için ortalama 300 litre mazot yakıyor. 1 Ocak’ta bu mazota 16.275 TL ödeyen çiftçi, bugün 18.045 TL ödemek zorunda kalıyor. Daha tohumu toprakla buluşturmadan, sadece 100 dönümde 1.770 TL fazladan ödeme yapıldı. Oysa bu 1.770 TL ile Ocak ayında 32 litre daha mazot alınabiliyordu. Şimdi o 32 litre adeta buhar oldu, uçtu” dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin başladığı dönemde mazotun litre fiyatının 5,32 TL olduğunu hatırlatan Gürer, bugün litre fiyatının 61 liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçinin alın teri mazot hortumuyla çekiliyor. Bölgelere göre fiyatlar değişse de artış hep olumsuz yönde. İktidar seçimden seçime bulunan petrol keşifleriyle övünürken, her keşfin ardından akaryakıta zam gelmesi de ayrıca düşündürücüdür” ifadelerini kullandı. ZAM İLE TIRCI DEPODA 3 BİN 500 TL KAYBETTİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TIR ve nakliyecilik sektöründe yaşanan maliyet artışlarına dikkat çekti. Gürer, işsizlik ve artan işletme giderleriyle ayakta kalmaya çalışan nakliyecilerin, yılbaşından bu yana mazota yapılan peş peşe zamlarla daha da zor durumda kaldığını belirtti. Gürer, “TIR, otomobil, traktör ve kamyonların depo maliyetleri ciddi şekilde arttı. 600 litrelik bir TIR deposu Ocak ayında 32.550 TL’ye dolarken, bugün 36.090 TL’ye doluyor. Tek depoda oluşan 3.540 TL’lik fark; taşınan her bir koli sütün, her bir çuval unun fiyatına zam olarak yansıyor. Nakliyeci kontağı çevirse zarar ediyor, çevirmese aç kalıyor” dedi. Gürer ayrıca, “İstanbul’dan Ankara’ya 441 kilometrelik yolda bir TIR, yalnızca yakıt için iki ay öncesine göre yaklaşık 1.000 TL daha fazla harcıyor. Bu gider artışı, tüketicinin markette ödediği gıda başta olmak üzere tüm ürün fiyatlarına yansıyacaktır” ifadelerini kullandı. EMEKLİ ASGARİ ÜCRETLİ ŞEHİR DEĞİŞTİREMEZ OLDU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "480 litrelik bir otobüs deposu bugün 28.872 TL'ye doluyor. Ocak ayına göre fark tam 2.832 TL! Emekli, öğrenci, asgari ücretli Ankara'dan İstanbul'a gitmesi dahi gelire göre lüks oldu,” ifadelerini kullandı. MAZOT DEPREMİ Gürer, yaşanan artışın büyüklüğünü örneklerle kıyasladı: "Ocak ayında bir otomobil deposunu (55L) doldurduğunuz parayla, bugün deponun ancak 50 litresini doldurabiliyorsunuz. 5 litre mazotunuz daha yola çıkmadan zamlar ile uçtu. 120 litrelik traktör deposu 1 Ocak'ta 6.510 TL'ydi, şimdi 7.218 TL. İki ayda oluşan 708 TL'lik fark ile ocak ayında çiftçi sürekli fiyatı artan gübreden bir çuval alabiliyordu. Şimdi o gübre buhar oldu!" dedi. ZAM ZİNCİRİ HALKI BOĞUYOR! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın enflasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi: “AKP iktidarı ‘enflasyonla mücadele ediyoruz’ diyor ancak enflasyonun ana damarı olan akaryakıta yılbaşından bu yana zam yapıyor ve mazotun litre fiyatını 61 liranın üzerine çıkarıyor. Mazota zam geldiğinde çiftçi çöker, nakliyeci ve tırcı zor durumda kalır. Yediğimiz, içtiğimiz tüm gıda ürünlerinin fiyatı artar. Sanayicinin gideri yükselir, ulaşıma zam gelir. Otobüs bilet fiyatlarının artması, öğrencinin bayramda ailesinin yanına gitmesini bile zorlaştırır. Markette et fiyatı sıçrar, ekmek fiyatı yükselir. Bu bir zincirdir ve o zincir bugün halkın boğazına dolanmıştır.”

CHP'li Kış'tan Mersin - Tarsus Otoyolu Geçiş Ücretine Tepki Haber

CHP'li Kış'tan Mersin - Tarsus Otoyolu Geçiş Ücretine Tepki

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Mersin–Tarsus Otoyolu üzerindeki geçiş ücretlerine sert tepki gösterdi. Kış, yalnızca 24 kilometrelik bir yol için 45 lira ücret alınmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu bedelin vatandaşa “zorunlu bir yük” olarak dayatıldığını söyledi. Söz konusu güzergâhın ne uzun ne de konforlu olduğunu vurgulayan Kış, otoyolun özellikle Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’ne ulaşım açısından hayati önemde olduğunu ifade etti. Binlerce OSB çalışanının her gün işe gidebilmek için bu otoyolu kullanmak zorunda kaldığını belirten Kış, “Gidiş-dönüş ücreti 90 liraya ulaşıyor. Bu rakam, zaten geçim mücadelesi veren emekçiler için ciddi bir külfet” dedi. Otoyolun yalnızca OSB çalışanlarının değil, Mersin genelinde hastaneye giden, kamu işini halleden, ticaret yapan binlerce yurttaş tarafından da kullanıldığını hatırlatan Kış, “Burada alınan ücret sadece ulaşımdan değil, doğrudan üretimden ve günlük yaşamdan kesilmektedir” ifadelerini kullandı. “Kamusal sorumluluk yerine getirilmedi” Asıl sorunun bağlantı yollarının yapılmaması ve kamusal sorumluluğun yerine getirilmemesi olduğuna dikkat çeken CHP’li Kış, alternatif ücretsiz güzergâhlar oluşturulmadığı için vatandaşın otoyola mahkûm edildiğini söyledi. Bu durumun açık bir adaletsizlik yarattığını vurgulayan Kış, “Vatandaşın zorunlu geçişinden ücret almak sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz” diye konuştu. Konuşmasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Gülcan Kış, Mersin–Tarsus Otoyolu’nda alınan bu geçiş ücretinin derhâl kaldırılması gerektiğini belirterek, “Ulaşım bir lüks değil, temel bir kamusal haktır. Bu yükü vatandaşın sırtından almak zorundasınız” dedi.

CHP'li Kış: "Mersin D400 Karayolu Ölümün Yolu Olmamalı" Haber

CHP'li Kış: "Mersin D400 Karayolu Ölümün Yolu Olmamalı"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada D400 Karayolu’nda yıllardır süren ihmalleri bir kez daha gündeme taşıdı. Son bir hafta içinde üç gencin yaşamını yitirdiği, ardından aynı noktada yeni bir kazanın daha yaşandığı D400’ün Mersin için artık bir ulaşım hattı olmaktan çıktığını belirten Kış, “Bu yol bir ölüm hattına dönüşmüştür” dedi. “Bu kürsüden defalarca söyledim, uyardım” D400 Karayolu’yla ilgili bu konuşmanın bir ilk olmadığının altını çizen Kış, konuyu daha önce de Meclis Genel Kurulu’nda, ilgili komisyonlarda ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçe görüşmeleri sırasında doğrudan Bakana ilettiğini hatırlattı. Yıllardır aynı risklerin konuşulduğunu vurgulayan Kış, tüm uyarılara rağmen somut adım atılmamasının bugün yaşanan tabloyu ortaya çıkardığını söyledi. “Bu yol için ilk kez konuşmuyorum” diyen Kış, “Defalarca uyardım, acil önlem çağrısı yaptım. Ama bugün hâlâ aynı noktada, aynı ihmallerin sonuçlarını yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. “Bu kazalar ilk değil, dün bir kaza daha yaşandı” Geçtiğimiz hafta D400 Karayolu’nda meydana gelen kazada üç gencin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kış, hayatını kaybeden kuzenler Nejla Öztürk, Zehra Serdil Atak ve Kübra Güney için ailelere taziye ziyaretinde bulunduğunu belirtti. Aynı kazada ağır yaralanan Büşra Güney’in ise yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdiğini ifade eden Kış, yaşanan acının boyutuna dikkat çekti. Yaşananları Meclis kürsüsünden dile getiren Kış, şu ifadeleri kullandı: “Bir anneyle, bir babayla göz göze geldiğinizde, kurduğunuz her cümlenin ne kadar ağır olduğunu anlıyorsunuz. Daha bu acı tazeyken, dün aynı noktada bir kaza daha yaşandı. Bu artık tesadüf değil; bile bile görmezden gelinen bir ihmaller zinciridir.” “Riskler biliniyor, çözüm ortada” Kış, D400 Karayolu’ndaki sorunların teknik değil, bilinen ve çözümü mümkün sorunlar olduğuna dikkat çekti. Yolun özellikle yerleşim alanlarından geçen bölümlerinde yaya güvenliğinin yok sayıldığını belirten Kış, yaşanan her can kaybının öngörülebilir ve önlenebilir olduğunu ifade etti. CHP’li Kış, D400 Karayolu’ndaki başlıca sorunları şöyle sıraladı: Yetersiz ışıklandırma: Gece saatlerinde hem sürücüler hem yayalar için ciddi risk oluşturuyor. Üst geçit eksikliği: Güvenli yaya geçişini sağlayacak yeterli üst geçit bulunmuyor. Bozuk ve bakımsız yol zemini: Yolun fiziki koşulları kazaları kaçınılmaz hale getiriyor. Plansız kavşaklar ve sinyalizasyon eksikliği: Trafik güvenliği sağlanamıyor. Bakanlığa açık çağrı: “Bir can daha kaybedilmeden” Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bir kez daha seslenen Gülcan Kış, D400 Karayolu’nda üst geçitlerin yapılması, kavşak düzenlemelerinin tamamlanması, ışıklandırma ve yol bakım çalışmalarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Riskleri bilinen, çözümü ortada olan bu yolda yaşanan her can kaybı iktidarın sorumluluğudur” diyen Kış, D400’deki ölümlerin kader ya da münferit trafik kazası olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. “D400 Karayolu’nda kaybettiğimiz her can, iktidarın vicdan sınavıdır” sözleriyle konuşmasını tamamlayan Kış, Mersin halkının can güvenliği sağlanana kadar konunun takipçisi olmaya devam edeceğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.