Hava Durumu

#Unesco

Kırsal Haber - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Safran Soğanları Toprakla Buluştu Haber

Safran Soğanları Toprakla Buluştu

Karabük’ün tarihi ve kültürel mirasıyla ünlü Safranbolu ilçesinde, “Kontrollü Koşullarda Bilimle Yeşeren Safran Yetiştiriciliği Projesi” kapsamında 2026 yılı safran dikim sezonu düzenlenen törenle açıldı. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan kentte, coğrafi işaretli “kırmızı altın” safranın üretiminde kalite ve sürdürülebilirliğin artırılması hedefleniyor. İki Ayrı Lokasyonda Safran Soğanları Toprakla Buluştu Safranbolu’nun geleneksel tarım ürününü geleceğe taşımayı amaçlayan projenin dikim etkinliği iki farklı alanda gerçekleştirildi: Yukarıçiftlik Köyü Keten Mahallesi: İsmail Yılmaz’a ait 20 dönümlük safran üretim çiftliği. Safranbolu Eski Çarşı: Onur Şen’e ait Lokum ve Safran Müzesi bahçesindeki 2 dönümlük alan. Dikim törenine Safranbolu Kaymakamı Hayrettin Baskın, Safranbolu Cumhuriyet Savcısı Muhammet Refik Çavuş, Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Yasin Önder, İl Müdür Yardımcısı Fatoş Şahin, Safranbolu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Erdal Kaya, protokol üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve teknik personel katıldı. Proje 2 Yıl Sürecek: Verim ve Kalite Laboratuvar Titizliğiyle İncelenecek Safran üretim çiftliği işletmecisi Ziraat Mühendisi Mine Yılmaz, yürütülen bilimsel çalışmanın detaylarını paylaştı. İki yıl sürecek proje kapsamında safranın en yüksek verim ve kalitede yetiştirilebilmesi için ideal toprak ve iklim koşullarının belirleneceğini ifade eden Yılmaz, elde edilecek sonuçların üreticilerle paylaşılarak bölge ve ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlanacağını belirtti. Safranbolu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Erdal Kaya ise üretimde karşılaşılan temel sorunlara odaklandıklarını vurguladı. Kaya; köstebek gibi zararlılarla mücadele, yabancı ot kontrolü ve hastalıkların önlenmesi amacıyla projede özel yöntemlerin uygulanacağını aktardı. AB Tescilli Safranbolu Safranı 110 Dekar Alanda Üretiliyor Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Yasin Önder, safranın bölge için stratejik ve kültürel bir değer olduğuna dikkat çekti. Binlerce yıllık geçmişe sahip bu özel bitkinin gelecek nesillere aktarılmasının önemine değinen Önder, Safranbolu Safranı’nın Avrupa Birliği (AB) nezdinde Coğrafi İşaret tescili alarak uluslararası boyutta marka değerini kanıtladığını hatırlattı. Önder, güncel üretim verilerini de paylaşarak Safranbolu genelinde 52 üretici tarafından toplam 110 dekar alanda safran yetiştiriciliğinin kararlılıkla sürdürüldüğünü kaydetti. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve üreticiler safran soğanlarını (yumru) toprağa dikerek yeni sezonun açılışını yaptı.

4. Konya GastroFest İçin Geri Sayım Başladı: Bu Yılın Teması "Ekmek" Haber

4. Konya GastroFest İçin Geri Sayım Başladı: Bu Yılın Teması "Ekmek"

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, "Benim şehrimde yemek bir medeniyettir" sloganıyla düzenlenen 4. Konya Gastronomi Festivali’nin (GastroFest) tanıtım toplantısını gerçekleştirdi. Bilinen en eski mayalanmış ekmeğin bulunduğu Çatalhöyük’te yapılan lansmanda Başkan Altay, bu yılki festival temasını "ekmek" olarak açıkladı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısına ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri, basın cemiyeti başkanları ve çok sayıda gazeteci katıldı. Ekmeğin Binlerce Yıllık Hikâyesi Doğduğu Topraklarda GastroFest’in tanıtımını Çatalhöyük’te yapmanın derin bir anlam taşıdığına dikkat çeken Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ekmeğin ve mutfak kültürünün insanlık tarihindeki köklü yolculuğuna vurgu yaptı: "Bugüne kadar bilinen en eski mayalanmış ekmek örneği Çatalhöyük’te bulundu. Bu nedenle bu yılki festival temamızı 'ekmek' olarak belirledik. 4. Konya GastroFest’in tanıtımını Çatalhöyük’te gerçekleştirerek ekmeğin binlerce yıllık hikâyesini, başladığı topraklarda yeniden anlatıyoruz. Geçmişin bereketini bugünün sofrasıyla buluşturuyor; Konya’nın kadim yemek kültürünü hep birlikte geleceğe taşıyoruz." "Dünyanın İlk ve Tek Aşçı Türbesine Sahip Şehriyiz" Konya mutfağının Çatalhöyük’ten Selçuklu Saray Mutfağı’na, Mevlevîlik geleneklerinden günümüze uzanan zengin bir miras olduğunu belirten Başkan Altay, Konya’nın gastronomi alanındaki marka değerini şu sözlerle aktardı: "Ateşbaz-ı Veli’nin diyarında, ‘Hamdım, piştim, yandım’ diyen bir medeniyetin mutfak kültürünü dünyaya açıyoruz. Dünyanın ilk ve tek aşçı türbesine sahip şehri olan Konya’mızda, lezzetin ve hoşgörünün harmanlandığı büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl 700 bin misafiri ağırladığımız festivalimiz; katılımcı sayısı, içerik zenginliği ve ünlü şeflerin katılımı bakımından Türkiye’de ilk sıraya yerleşmiştir." Şef Buluşmaları, Workshoplar ve Tadım Turları Festival boyunca Konya’nın tescilli lezzetlerinin ulusal ve uluslararası ölçekte tanınan şefler tarafından özel workshoplarla hazırlanacağını ifade eden Altay; yerel esnafın, üreticilerin ve gıda sektöründeki markaların bu organizasyon sayesinde yeni fırsatlar yakalayacağını belirtti. Temel hedefin, Konya’nın gastronomi turizminden aldığı payı büyütmek olduğu vurgulandı. 4. Konya GastroFest Ne Zaman ve Nerede Yapılacak? Başkan Altay, konuşmasının sonunda tüm Türkiye’yi lezzet şölenine davet etti: "Tüm hemşehrilerimizi ve ülkemizin dört bir yanından misafirlerimizi 3 – 6 Eylül tarihlerinde Kalehan Ecdat Bahçesi’ne davet ediyorum. Gelin, sadece midelere değil, ruhlara da hitap eden Konya’da, lezzetin başkentinde buluşalım."

Trabzon Mutfağı UNESCO Yolunda Haber

Trabzon Mutfağı UNESCO Yolunda

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon’un UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı 2027 Gastronomi Şehri adaylığı sürecini başlattıklarını açıkladı. Trabzon mutfağının zenginliği ve sağlıklı beslenme kültürüne katkısına dikkat çeken Başkan Genç, şehrin gastronomi mirasını küresel ölçekte tanıtmaya kararlı olduklarını belirterek, "Trabzon mutfağı ömrü uzatır" dedi. Trabzon’un UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı 2027 Gastronomi Şehri adaylığı için Trabzon Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde çalışma başlatıldı. Süreç hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla basın toplantısı düzenlendi. Trabzon’un zengin gastronomi mirasının ulusal ve uluslararası alanda tanıtılması ve kentin gastronomi potansiyelinin daha görünür hale getirilmesi için hedeflenen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı adaylık sürecinin anlatıldığı toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Başkan Danışmanı Mustafa Yaylalı, Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Selim, adaylık sürecinin yürütülmesi için oluşturulan Bilim Kurulu'nun Başkanı Prof. Dr. İrfan Yazıcıoğlu, Bilim Kurulu Genel Sekreteri Doç. Dr. Mehmet Akif Şen, Yönetim ve İletişim Danışmanı Dr. Muhammed Attila Sevim, Proje Asistanı Büşra Kadir, Ulusal Basın ve Medya Danışmanı Füsun Özer, UNESCO Küresel Şehirler İletişim Danışmanı Genco Demirer ve DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar katıldı. TRABZON HAK EDİYOR Trabzon’un tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliğiyle 'Gastronomi Şehri' ünvanını fazlasıyla hak ettiğini belirten Başkan Genç, “Trabzon’umuzun UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında Gastronomi Şehri ünvanına adaylık sürecini başlatıyoruz. Medeniyetin en önemli göstergelerinden biri şehirlerdir. Şehirlerin tarihi, kültürü, kimliği ve sahip olduğu değerler, o medeniyetin en güçlü yansımalarındandır. Trabzon da bu anlamda çok özel ve çok güçlü bir şehirdir. Yaklaşık dört bin yıllık tarihiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir şehirden söz ediyoruz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethettiği, Yavuz Sultan Selim Han’ın 22 yıl şehzadelik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğup büyüdüğü ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üç kez ziyaret ettiği bir şehirden bahsediyoruz. Trabzon; tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, yeşiliyle, mavisiyle ve insanıyla güçlü bir şehir kimliğine sahiptir” dedi. HAZIRLIK SÜRECİNİ BAŞLATIYORUZ Başkan Genç, Trabzon’un uluslararası marka değerini artıracak projeleri öncelikli gördüklerini belirterek, “İşte bugün sizlerle paylaştığımız UNESCO Gastronomi Şehri hedefi de bu vizyonun önemli bir parçasıdır. Trabzon, sadece tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, kendine özgü mutfak kültürüyle de Türkiye’nin güçlü gastronomi merkezlerinden biridir. Bugün coğrafi işaret tescili alan ürünlerimizin önemli bir bölümü gastronomi alanındadır. Bunun yanında yüzlerce yıllık tariflerimiz, kuşaktan kuşağa aktarılan lezzetlerimiz ve zengin mutfak kültürümüz bulunmaktadır. Bütün bu değerlerin uluslararası ölçekte hak ettiği karşılığı bulması amacıyla UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri başvurusu için profesyonel bir hazırlık sürecini başlatıyoruz. Bu ünvanı kazandığımız takdirde Trabzon’un uluslararası tanınırlığı daha da artacak, gastronomi turizminde güçlü bir marka şehir haline gelecek ve dünya şehirleri arasında çok daha görünür bir konuma ulaşacaktır” diye konuştu. ASIRLARDIR DEVAM EDEN GÜÇLÜ BİR MİRAS Başkan Genç, Trabzon’un UNESCO Gastronomi Şehri hedefini destekleyen güçlü tarihi kaynaklara sahip olduğunu belirterek, “Elimizde bu hedefi destekleyen çok güçlü tarihi kaynaklar bulunuyor. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Trabzon mutfağına özel olarak yer verilmekte, hamsili pilakiden meyve zenginliğine kadar şehrimizin mutfak kültürü ayrıntılarıyla anlatılmaktadır. Osmanlı salnamelerinde Tonya tereyağı özel olarak zikredilmekte, bölgenin ürün kalitesi vurgulanmaktadır. Bütün bunlar Trabzon’un gastronomi kültürünün yeni değil, asırlardır devam eden güçlü bir miras olduğunu ortaya koymaktadır. Trabzon’un yüksek rakımlı coğrafyası, yayla kültürü, göç geleneği, iklimi, üretim biçimi ve yaşam kültürü mutfağımızı şekillendiren en önemli unsurlar olmuştur. Hamsiköy sütlacından Tonya tereyağına, Vakfıkebir ekmeğinden Akçaabat köftesine kadar birçok ürünümüz bu kültürel birikimin günümüze ulaşmış en önemli temsilcileridir” dedi. BİN 282 FARKLI YEME İÇME İŞLETMESİNE SAHİBİZ Başkan Genç, UNESCO Gastronomi Şehri adaylığı için hazırlanan başvuru dosyasının tarihi ve kültürel verilerin bilimsel çalışmalarla desteklenerek oluşturulduğunu ifade ederek, “Bütün bu tarihi ve kültürel verileri bilimsel çalışmalarla destekleyerek güçlü bir başvuru dosyası hazırlıyoruz. Trabzon’un bir diğer önemli avantajı ise köklü gastronomi işletmeleridir. Bugün şehrimizi ziyaret eden misafirlerimiz yaklaşık bin 282 farklı yeme içme işletmesinde Trabzon mutfağını deneyimleme fırsatı bulmaktadır. Elli yılı aşkın geçmişe sahip restoranlarımız, kuşaktan kuşağa aktarılan işletmecilik anlayışımız ve geleneksel pişirme tekniklerimizi yaşatan esnafımız bu başvurunun en güçlü yönlerinden biridir. Biz istiyoruz ki Trabzon mutfağı sadece lezzetiyle değil, hikayesiyle, tarihiyle, üretim kültürüyle ve sürdürülebilir yapısıyla da dünyada hak ettiği yeri alsın. Bu süreçte üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız, meslek odalarımız, sektör temsilcilerimiz ve değerli basınımızla birlikte hareket edeceğiz. İnanıyorum ki Trabzon, sahip olduğu tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliğiyle UNESCO Gastronomi Şehri ünvanını fazlasıyla hak eden şehirlerden biridir. Bu süreçte vereceğiniz katkılar ve göstereceğiniz destek bizim için çok kıymetlidir” şeklinde konuştu. 19 İŞARETLİ ÜRÜNÜMÜZÜN 9’U GASTRONOMİ ALANINDA Başkan Genç, “Şehrimize gelen ziyaretçilerin öncelikle dikkat ettiği iki temel konu vardır. Birincisi konaklama, ikincisi ise yeme içme kültürüdür. Bir başka ifadeyle gastronomidir. Biz inanıyoruz ki gastronomi alanında uluslararası standartları yakaladığımızda, Trabzon’un turizmine ve ekonomisine çok daha güçlü katkılar sağlayacağız. Trabzon’un en önemli avantajlarından biri de yerel üretim kültürüdür. Köy pazarlarımızda üreticilerimizin kendi emekleriyle yetiştirdiği taze sebzeler, yöresel otlar, mevsim meyveleri ve geleneksel ürünler doğrudan üreticiden tüketiciye ulaşıyor. Büyükşehir Belediyesi olarak bu anlayışı destekliyor, doğal üretimin ve yerel kalkınmanın yanında duruyoruz. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş 15 coğrafi işaretli ürünümüzün 9’u gastronomi alanındadır. Bunlar; Akçaabat köftesi, Trabzon kuymağı, Vakfıkebir ekmeği, Vakfıkebir külek peyniri, Tonya tereyağı, Hamsiköy sütlacı, Sürmene pidesi, Arsin Foşa fındığı ve Yomra elmasıdır. Bu ürünler, Trabzon’un kendine özgü üretim kültürünün ve mutfak zenginliğinin en önemli göstergeleridir. Coğrafi işaretli 9 gastronomi ürününe sahip olmak, UNESCO sürecinde elimizi güçlendiren en önemli avantajlarımızdan biridir” dedi. ŞEHRİMİZİN ULUSLARARASI MARKA DEĞERİNİ ARTIRACAK Gastronomi turizminin yalnızca turizm sektörüne değil, yerel ekonominin birçok alanına doğrudan katkı sağlayacağını ifade eden Başkan Genç, şöyle konuştu: “UNESCO üyeliği yalnızca bir ünvan değildir. Aynı zamanda kültürel mirasın korunmasını, yaşatılmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını esas alan önemli bir uluslararası sorumluluktur. Biz de Trabzon olarak bu sorumluluğu üstlenmeye hazırız. Bu doğrultuda belediyemizin öncülüğünde yürütülecek adaylık süreci; şehrimizin uluslararası marka değerini artıracak, turizm gelirlerimizi yükseltecek, yerel üretimi güçlendirecek ve Trabzon’u Karadeniz’in gastronomi merkezi haline getirecek önemli bir adım olacaktır. Bu süreçte temel hedeflerimiz çok nettir. Trabzon’un yükselen turizm potansiyelini gastronomiyle desteklemek, yerel mutfak kültürümüzü uluslararası ölçekte görünür kılmak, restoran işletmeciliğinde kültürel etkileşimi artırmak, dünya mutfaklarının Trabzon’da yatırım yapmasını teşvik etmek, yerel üretici ile aile işletmeleri ve büyük işletmeler arasında sürdürülebilir bir gastronomi ekosistemi oluşturmak, genç kuşaklara mutfak mirasımızı aktarmak, coğrafi işaretli ürünlerimizin ekonomik değerini yükseltmek, gastronomi turizmini dört mevsime yaymak ve Trabzon’u Karadeniz’in gastronomi başkenti haline getirmektir.” TRABZON MUTFAĞI ÖMRÜ UZATIR Başkan Genç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün dünyada “Mavi Bölgeler” olarak adlandırılan, insanların en uzun ve sağlıklı yaşadığı bölgeler üzerine yapılan araştırmalar gösteriyor ki uzun yaşamın temelinde sağlıklı ve doğal beslenme, fiziksel hareket, güçlü aile bağları ve sosyal dayanışma yer alıyor. Bu noktada biz de iddialı bir cümle kuruyoruz: Trabzon mutfağı ömrü uzatır. Bu yalnızca slogan değildir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Trabzon, ortalama yaşam süresi bakımından 80,3 yıl ile Türkiye’nin en uzun yaşam süresine sahip illeri arasında yer almaktadır. Doğal ürünlerimiz, güçlü mutfak kültürümüz ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarımızın bunda önemli bir payı olduğuna inanıyoruz. Bu vesileyle, UNESCO Gastronomi Şehri adaylık sürecimize katkı sunan tüm kurumlarımıza, bilim kurulumuza, hocalarımıza, paydaşlarımıza ve her zaman yanımızda olan değerli basın mensuplarımıza gönülden teşekkür ediyorum. İnşallah hep birlikte Trabzon’u dünyanın saygın gastronomi şehirlerinden biri haline getireceğiz.” ADAYLIK SÜRECİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRMEDE BULUNDU Yönetim ve İletişim Danışmanı Dr. Muhammed Attila Sevim, UNESCO Gastronomi Şehri adaylık sürecinin aşamalarına ilişkin bilgilendirmede bulunarak, “İlk etapta niyet mektubumuzla birlikte hazırladığımız başvuru dosyamızı 27 Eylül 2026'ya kadar UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’na teslim etmemiz gerekiyor. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun değerlendirmesinin ardından, 31 Ekim 2026 Dünya Şehircilik Günü’ne kadar 2027 yılı aday şehirleri açıklanacak. Bunun devamında ise kasım ve aralık aylarında başvuru dosyamızı UNESCO’nun çevrim içi başvuru sistemi üzerinden resmi olarak sunacağız. Başvurumuzun ardından dosyamız; UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda yer alan gastronomi şehirlerinin incelemesi, UNESCO Genel Kurulu değerlendirmesi ve uzman komisyonların profesyonel değerlendirmesi olmak üzere üç aşamalı bir süreçten geçecek. Türkiye’den başka aday şehirlerimizin de olması mümkün. Ancak asıl rekabetin uluslararası düzeyde yaşanacağını biliyoruz. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nın en fazla önem verdiği kriterlerden biri, şehirler arasındaki iş birliği ve ortak proje geliştirme kapasitesidir. Trabzon olarak bu noktada önemli avantajlarımız bulunuyor. Katmanlı tarihimiz, imparatorluk geçmişimiz ve farklı şehirlerle güçlü kültürel bağlar kurabilecek potansiyelimiz, adaylık sürecinde bize önemli katkı sağlayacaktır. Adaylık sürecinin 2027 yılının ekim ayında tamamlanmasını bekliyoruz. Hedefimiz, Trabzon’un UNESCO Gastronomi Şehri ünvanını almaya hak kazanmasıdır. Bunun için şehrimizin tüm paydaşlarıyla birlikte güçlü bir başvuru dosyası hazırlayacak ve Trabzon’un gastronomi alanındaki zenginliğini uluslararası platformda en iyi şekilde ortaya koyacağız” dedi. Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Yazıcıoğlu ve Bilim Kurulu Genel Sekreteri Doç. Dr. Mehmet Akif Şen de, Trabzon'un güçlü bir aday olduğunu belirterek, şehrin UNESCO Gastronomi Şehri ünvanını alacağına inandıklarını söylediler. DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar ise sürece her türlü desteği sağlayacaklarını vurguladı.

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı Haber

Avustralya Küresel İklim Dezenformasyon Girişimi'ne Katıldı

İklim değişikliği ile ilgili dezenformasyonla mücadelede bir dönüm noktası olan Küresel İklim Değişikliği Bilgi Bütünlüğü Girişimi’ne (GIIICC) Avustralya da katıldı. Avustralya ve Pasifik ülkeleri iklim bakanlarının Sidney'deki toplantısının ardından atılan bu imza ile girişimdeki ülke sayısı Avrupa Birliği dahil 27 ülkeye ulaştı. ​Karar, Ekim ayında Fiji’de yapılacak pre-COP ve Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. ​GIIICC Nedir? Amacı Ne? ​UNESCO, Brezilya ve Birleşmiş Milletler tarafından kurulan GIIICC; iklim değişikliğiyle ilgili dezenformasyonun araştırılması, ortaya çıkarılması, ortadan kaldırılması ve sonuçların kamuoyuna duyurulmasını amaçlıyor. ​COP30 kapsamında Belem’de duyurulan bildirge; ​Doğru bilgiye duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor, ​İklim bilimini korumayı hedefliyor, ​"Big Tech" (büyük teknoloji şirketleri) ve reklam endüstrisi gibi özel sektör çıkarlarının sorumsuz içeriklerini engellemek için güçlü bir siyasi mesaj veriyor. ​Türkiye'den Uzman Görüşü: "Türkiye Bu İttifaka Katılmalı" ​İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, sürecin Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkati çekti: ​"Avustralya COP başkanı olmamasına rağmen müzakereler başkanlığını güçlendirecek imzalar atıyor. Türkiye ise şu ana kadar sadece elektrifikasyon, iklim uygulama köprüsü ve sıfır atık gibi kendi öncülük ettiği girişimlerle sesini duyuruyor. Oysa Türkiye’nin de COP başkanı olarak uluslararası iklim politikalarının önünü açan girişimlerin parçası olması çok önemli. Bilgi Dürüstlüğü bunların en önemlilerinden biri ve geçen sene İklim Kanunu öncesindeki dezenformasyon kampanyaları vesilesiyle gördüğümüz gibi, Türkiye için de hassas ve hükümetin duruşunu ilan etmesi ve üzerinde ciddi çalışması gereken bir konu." ​Şahin, Türkiye'nin COP31 başkanı olarak bilimi savunması ve fosil yakıtlardan çıkış (TAFF) yol haritası, Küresel Metan İttifakı ile Kömürü Geride Bırakma İttifakı gibi kritik girişimlere de dâhil olması gerektiğini vurguladı. ​Uluslararası Değerlendirmeler ve Avustralya'nın Rolü ​Brezilya Cumhuriyet Başkanlığı Sosyal İletişim Sekreterliği Dijital Politikalar Sekreteri João Brant, Avustralya'nın katılımını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bu adımın COP30'dan COP31'e geçişte ivmeyi artırdığını ifade etti. ​Avustralya Senatosu’ndan Senatör Peter Whish-Wilson ise anlaşmanın toplum genelinde bilgi bütünlüğünü sağlamak ve büyük teknoloji şirketlerinin bilimi baltalamasını engellemek adına öncü bir adım olduğunu kaydetti. ​GIIICC Üyesi Ülkeler Hangileri? ​Avustralya'nın katılımıyla güncellenen üye listesi şu ülkelerden ve birlikten oluşuyor: ​Avrupa Birliği ​Almanya ​Avusturya ​Avustralya ​Belçika ​Brezilya ​Çekya ​Danimarka ​Ermenistan ​Estonya ​Fiji ​Finlandiya ​Fransa ​Hollanda ​İspanya ​İsveç ​İzlanda ​Kanada ​Lüksemburg ​Mauritius ​Norveç ​Peru ​Polonya ​Portekiz ​Seyşeller ​Slovenya ​Şili ​Uruguay Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Başkan Er: ''Malatya’nın Gastronomisini Güçlendiriyoruz'' Haber

Başkan Er: ''Malatya’nın Gastronomisini Güçlendiriyoruz''

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın yalnızca bir tarih ve kültür şehri değil aynı zamanda güçlü bir gastronomi merkezi olduğunu söyledi. Başkan Er, “Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin kültürel değerlerini koruyan, yerel üreticimizi destekleyen ve gastronomi turizmini güçlendiren her çalışmayı büyük bir hassasiyetle sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla düzenlenen etkinliklere katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde bu yıl ''Bir Sofrada Miras'' temasıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle hayat bulan Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Malatya Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi tarafından etkinlik düzenlendi. “MALATYA MUTFAĞI BİNLERCE YILLIK KÜLTÜRÜN SOFRAYA YANSIMASIDIR” Çamlıca Restoran’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Er, “Bizler biliyoruz ki bir şehrin hikâyesi yalnızca taşında, toprağında ya da tarihi eserlerinde değildir. Aynı zamanda mutfağında, sofrasında ve nesilden nesile aktarılan lezzetlerinde saklıdır. Malatya mutfağı binlerce yıllık kültürün, emeğin, paylaşmanın ve gönül birliğinin sofraya yansıyan en güzel hâlidir” ifadelerini kullandı. Malatya’nın 49 coğrafi işaretli tescilli ürünü ve tescil süreci devam eden 6 ürünüyle Türkiye’nin gastronomi alanında öne çıkan şehirlerinden biri hâline geldiğini aktaran Başkan Er, şunları kaydetti: “Son yıllarda artan tescilli ürün sayımız yalnızca mutfak kültürümüzün korunması açısından değil, aynı zamanda şehrimizin ekonomik kalkınması, turizm potansiyeli ve marka değeri açısından da son derece kıymetlidir. Kâğıt Kebabından, Kiraz Yaprağı Sarmasına, Sıkma Köftesinden, Ayranlı Çorbasına kadar her bir lezzetimiz bu toprakların hafızasını, üretim kültürünü ve zengin yaşam geleneğini taşımaktadır. Ünlü şef Ömür Akkor’un ifade ettiği gibi Malatya, tek malzemeden birçok yemek çıkarabilen çok özel bir mutfağa ve gerçekten büyük bir gastronomi hazinesine sahip bir şehirdir.” “MALATYA MUTFAĞI ARSLANTEPE’DEN GÜNÜMÜZE UZANAN BİR MİRAS” Arslantepe Höyüğü’nün gastronomideki önemine de dikkati çeken Başkan Er, “Bu yıl Türk Mutfağı Haftası’na ayrı bir anlam katan en önemli gelişmelerden biri de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Arslantepe Höyüğü’nde ortaya çıkarılan, yaklaşık 3 bin yıl öncesine ait et yemeklerinin pişirildiği fırın olmuştur. Bu önemli arkeolojik bulgu, Malatya’nın gastronomi geçmişinin yalnızca birkaç yüzyıla değil, binlerce yıllık kadim bir medeniyet birikimine dayandığını göstermektedir. Arslantepe’den günümüze uzanan bu mutfak mirası, Malatya’nın yalnızca bir tarih ve kültür şehri değil aynı zamanda güçlü bir gastronomi merkezi olduğunun da en somut göstergesidir. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin kültürel değerlerini koruyan, yerel üreticimizi destekleyen ve gastronomi turizmini güçlendiren her çalışmayı büyük bir hassasiyetle sürdürmeye devam ediyoruz. İnanıyorum ki Türk Mutfağı Haftası kapsamında gerçekleştirilecek etkinlikler Malatya’mızın zengin mutfak kültürünün daha geniş kitlelere ulaşmasına, turizm hareketliliğinin artmasına ve şehrimizin ulusal ve uluslararası alanda daha güçlü bir marka hâline gelmesine önemli katkılar sunacaktır” dedi. Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi Nikah Sarayı’nda şehrin dört bir köşesinden süzülüp gelen ilçe tanıtım stantlarında coğrafi işaretli ürünler ve Malatya yemekleri sergilendi. Düzenlenen etkinliğe katılan Başkan Er, burada yaptığı konuşmada, Türk mutfağının, köklü ve zengin bir mirasın adı olduğunu, geçmişten bugüne uzanan bu eşsiz birikimin yalnızca yemek kültürünü değil, paylaşmayı, üretmeyi, bereketi ve toplumsal birlikteliği de içinde barındırdığını ifade etti. “MALATYA KADİM MEDENİYETLERİN BULUŞMA NOKTASI” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde her yıl farklı bir tema ile gerçekleştirilen Türk Mutfağı Haftası’nın beşincisinin 21-27 Mayıs tarihleri arasında “Bir Sofrada Miras” temasıyla kutlandığını kaydeden Başkan Er, “Kadim medeniyetlerin buluşma noktası olan Malatya, sahip olduğu güçlü gastronomi mirasıyla ülkemizin öne çıkan şehirleri arasında yer almaktadır. Bugün 49 coğrafi işaretli tescilli ürünümüz ve tescil süreci devam eden 6 ürünümüzle önemli bir gastronomi zenginliğine sahibiz. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak sahip olduğumuz gastronomi değerlerini korumaya, tanıtmaya ve gelecek nesillere aktarmaya büyük önem veriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki kültürünü yaşatan şehirler, geleceğini de güçlü bir şekilde inşa ederler. Asrın felaketini yaşamış bir şehir olarak bugün bir kez daha görüyoruz ki aynı sofrada buluşmak, aynı ekmeği paylaşmak, dayanışmanın ve kardeşliğin en güçlü ifadesidir” diye konuştu. “MALATYA GÜÇLÜ BİR KÜLTÜREL MİRASA SAHİPTİR” Malatya Valisi Seddar Yavuz ise “Kadim gastronomi kültürüyle ön plana çıkan ilimizde, coğrafi işaret tescili alan Malatya Kayısısı başta olmak üzere 50 adet coğrafi işaretli ürün bulunmaktadır. İlimizin gastronomi zenginliğini yansıtan bu ürünlerimiz, şehrimize değer katmaya devam etmektedir. Türk Mutfağı Haftası’nın ilimizde düzenlenmesinde emeği geçen Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne, Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne, Bakanlığımıza ve Türk kültürü ile mutfağının tanıtımına büyük katkılar sunan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, muhterem eşleri Emine Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanımıza ve tüm Bakanlık yetkililerine teşekkürlerimi sunuyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımız ve sektör temsilcilerimizle gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda, 2026 ve 2027 yıllarını da kapsayan önümüzdeki beş yıla ilişkin bir “Turizm Şehri Malatya” vizyonu ortaya koyduk. Bu vizyonun hayata geçirilebilmesi açısından Malatya’nın tarihi, kültürü ve yemek kültürüyle birlikte hem tanıtılması hem de şehrimizin ekonomisine katkı sunması bakımından bugünü ve haftayı son derece önemsiyoruz. Malatya gerçekten çok köklü bir tarihe sahiptir. Yaklaşık 5 bin 200 yıllık geçmişiyle, Arslantepe Höyüğü başta olmak üzere Selçuklu’dan Osmanlı’ya farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan güçlü bir kültürel mirasa sahiptir. Aynı zamanda zengin gastronomi kültürüyle Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Bu nedenle değerlerimizi tanıtmak, yaşatmak ve bunları ekonomik bir değere dönüştürmek hepimizin ortak hedefi olmalıdır” ifadelerini kullandı. Vali Yavuz ve Başkan Er daha sonra medeniyetin, emeğin ve sabrın harmanlandığı Malatya’nın dört bir köşesinde hazırlanan lezzet ve yöresel ürünlerin yer aldığı ilçe stantlarını gezdi. Etkinlik, konser dinletisiyle sona erdi.

2026 Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri Başlıyor! Haber

2026 Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri Başlıyor!

Baharın müjdeleyicisi, bereketin ve kardeşliğin simgesi olan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri için Edirne’de geri sayım başladı. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan ve her yıl on binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan şenlikler, bu yıl 5-6 Mayıs 2026 tarihlerinde Edirne Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. ​Kakava Ateşi 5 Mayıs’ta Gökyüzüne Yükselecek ​Şenliklerin kalbi sayılan geleneksel Kakava Ateşi, 5 Mayıs Salı günü saat 16.00’da Sarayiçi’nde yakılacak. Yaklaşık 1400 yıllık bir geçmişe sahip olan bu dev ateş, Edirne Belediye Bandosu’nun seslendireceği efsanevi "Ederlezi" ezgileri eşliğinde alev alacak. Roman kültüründe arınmayı ve yeni başlangıçları temsil eden ateşin etrafında binlerce kişi dans ederek baharı selamlayacak. ​Tarık Mengüç ile Eğlence Zirve Yapacak ​Edirne Belediyesi, bu yılki programda hem ulusal hem de yerel sanatçılara geniş yer ayırıyor. 5 Mayıs akşamı saat 20.00’de ünlü Roman müziği sanatçısı Tarık Mengüç, sahne performansıyla şenlik coşkusunu zirveye taşıyacak. ​Programda Yer Alan Diğer Sanatçı ve Gruplar: ​Yerel Güç: Çengel Kardeşler, Göksel Demlendirici Blues Show, Hayrettin Zurnacı ve ekibi. ​Misafir Ekipler: Üsküdar Belediyesi Roman Orkestrası. ​Dans Gösterileri: Edirne Belediyesi Modern Dans ve Roman ekipleri, DJ performansları. ​Tunca Nehri’nde Şafak Ritüeli ve Dilek Çiçekleri ​Şenliklerin ikinci günü olan 6 Mayıs Çarşamba sabahı, gün ağarmadan Tunca Nehri kıyısında kadim ritüeller başlayacak. "Turkish Romani By Burcu Koçyiğit" ve dans ekibinin sergileyeceği Hıdırellez özel gösterisinin ardından, protokol ve vatandaşlar nehir kıyısında buluşacak. ​Tarihi köprü üzerinden Tunca Nehri’nin serin sularına bırakılacak temsili dilek çiçekleri; tüm insanlık için barış, sağlık, bereket ve adalet dileklerini suyla buluşturacak. ​Başkan Filiz Gencan: "Tüm Dünyayı Edirne’ye Davet Ediyoruz" ​Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kakava ve Hıdırellez’in birleştirici gücüne vurgu yaparak şunları söyledi: ​"Edirne’miz farklı renklerin ve ritimlerin buluşma noktasıdır. Bu kadim geleneği gelecek kuşaklara aktarmak ve tüm dünyaya tanıtmak bizim görevimiz. Müziğin ve dansın birleştirici gücüyle baharı karşılamak için tüm vatandaşlarımızı Kakava ateşinin etrafında buluşmaya davet ediyorum."

486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’nde Görkemli Final Haber

486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’nde Görkemli Final

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan ve bu yıl “Yaşayan Festival” sloganıyla düzenlenen 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, hafızalardan silinmeyecek bir finalle sona erdi. Tarihi Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden saçılan 10 ton şifalı mesir macunu, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen on binlerce vatandaşa şifa dağıttı. ​Devletin Zirvesi ve On Binlerce Vatandaş Manisa’da Buluştu ​Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve eşi Özge Ekmen Dutlulu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen büyük final, devletin ve siyasetin zirvesini bir araya getirdi. ​CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, 22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç ve çok sayıda milletvekilinin katıldığı geleneksel kortej yürüyüşü, Manisa Valiliği önünden başlayarak Sultan Camii’nde noktalandı. Osmanlı padişahlarının, Hafsa Sultan ve Merkez Efendi’nin temsili geçişleri, Manisa sokaklarını adeta bir tarih sahnesine çevirdi. ​486 Yıllık Berat Yeniden Canlandırıldı ​Saçım töreni öncesinde, Yavuz Sultan Selim’in eşi Hafsa Sultan’ın, kendisini sağlığına kavuşturan Merkez Efendi’ye verdiği “mesir beratı” temsili olarak canlandırıldı. Hafsa Sultan’ın şifalı macunların halka saçılması buyruğuyla birlikte, 10 ton mesir macunu dualar eşliğinde gökyüzünden halka ulaştırıldı. Meydanı dolduran vatandaşların şemsiyelerini ters çevirerek macun kapmaya çalıştığı renkli görüntüler, asırlık geleneğin coşkusunu bir kez daha kanıtladı. ​Sanat, Gastronomi ve Sporla "Yaşayan Festival" ​Başkan Besim Dutlulu’nun vizyonuyla bu yıl kapsamı genişletilen festival, Manisa’yı dev bir açık hava sahnesine dönüştürdü: ​Gastronomi Arenası: Ünlü şef Danilo Zanna, usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç’ın katılımıyla lezzet ve sanat dolu söyleşiler gerçekleştirildi. 5 bin kişilik Manisa Bahar Pilavı ikramı yoğun ilgi gördü. ​Kültür ve Sanat: Ege’de bir ilk olan "Frida Kahlo’nun Günlükleri" sergisi, 2. Uluslararası Mesir Tiyatro Festivali ve Niobe Edebiyat Söyleşileri ile şehir sanatla nefes aldı. ​Uluslararası Dostluk: 12 farklı ülkeden gelen halk dansları toplulukları ve delegasyonlar, düzenlenen "Kültür Defilesi" ile Manisa’dan dünyaya barış mesajı gönderdi. ​Doğa ve Spor: İlk kez düzenlenen Spil Dağı Kamp Etkinliği ve 6 ülkeden sporcuların katıldığı Ferdi Zeyrek MTB Cup dağ bisikleti yarışları festivale dinamizm kattı. ​Başkan Besim Dutlulu: "Sınırları Aşan Bir Vizyon" ​Festivalin ardından değerlendirmelerde bulunan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, şunları söyledi: ​"Bu yıl festivalimizi sadece bir tören olmaktan çıkarıp; sanatıyla, sporuyla ve gastronomisiyle yaşayan bir organizasyona dönüştürdük. Manisa’dan yükselen bu dostluk sesi, tüm sınırları aşacak kadar güçlüdür. Kentimizin turizm potansiyelini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz."

Manisa’nın Tescilli Lezzetleri Gastronomi Arenası’nda Tanıtıldı Haber

Manisa’nın Tescilli Lezzetleri Gastronomi Arenası’nda Tanıtıldı

486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında düzenlenen “Manisa’nın Lezzet ve Kültür Haritası: 17 İlçenin Tescilli Değerleri” programı, Ulupark Gastronomi Arenası’nda gerçekleştirildi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve ünlü şef Danilo Zanna’nın konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, kentin gastronomi kültürü ve tescilli yerel lezzetleri masaya yatırıldı. Manisa’nın kültürel mirasını ve mutfak zenginliğini vatandaşlarla buluşturan festivalde; 17 ilçeye özgü tescilli değerler ve yöresel tarifler detaylı bir şekilde ele alındı. UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Mesir Macunu geleneğinin merkezde olduğu programda, kentin gastronomi potansiyeli ve köklü lezzet hafızası katılımcılara aktarıldı. ​“Lezzetiyle Yaşayan Festival” temasıyla düzenlenen etkinlikte; 1.500 yıllık ağaçlardan elde edilen zeytinyağları, Akhisar Köfte, Salihli Odun Köfte, Alaşehir Kapama, Keşkek, Manisa Kebabı, tahinli pide ve üzüm suyu gibi pek çok coğrafi işaretli ürün tadılarak değerlendirildi. Ünlü şef Danilo Zanna, Manisa’ya özgü tahinli pideyi çok beğendiğini ifade ederek, bu lezzeti MasterChef programındaki pide bölümüne taşıyacağının müjdesini verdi. Başkan Dutlulu: “Festivali Bilim, Sanat ve Gastronomiyle Çeşitlendirdik” ​Programda konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin kapsamını genişlettiklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Mesir Festivali 486 yıllık köklü bir geçmişe sahip. Son iki yıla kadar daha kısıtlı bir konseptte kutlanan bu geleneği, geçtiğimiz yıl rahmetli Ferdi Başkanımızla başlattığımız vizyonla bu sene daha da zenginleştirdik. Kurduğumuz gastronomi panayırının yanı sıra doğa sporları, fitoterapi (tıbbi bitki bilimi) konferansları, tiyatro oyunları ve sergilerle dolu dolu bir program hazırladık. Mesir aslında 41 çeşit baharatın karışımıyla oluşan şifalı bir ilaçtır. Biz bu şifayı bilim ve sanatla harmanladık.” ​Başkan Dutlulu ayrıca Manisa’nın bereketli ovası ile Spil Dağı’nın sunduğu bitki çeşitliliğinin, kentin mutfak kültüründeki en büyük şans olduğunu belirtti. Danilo Zanna: “Manisa Gastronomik Açıdan Çok Şanslı” ​Ünlü şef Danilo Zanna ise Manisa ile olan bağının Türkiye’ye geldiği ilk yıllara dayandığını belirterek, “Türkiye’de keşfettiğim ilk şehirlerden biri Manisa’ydı. Gastronomik açıdan çok büyük bir zenginliğe sahipsiniz; burada bu lezzet mirasını sizlerle birlikte değerlendirmekten büyük mutluluk duyuyorum” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.