Hava Durumu

#Üretici Örgütleri

Kırsal Haber - Üretici Örgütleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici Örgütleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

IPARD III Desteklerinde 95 Proje Seçildi: Kooperatiflerin Payı Yüzde 23,2 Haber

IPARD III Desteklerinde 95 Proje Seçildi: Kooperatiflerin Payı Yüzde 23,2

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından açıklanan IPARD III Programı 11. Başvuru Çağrı Dönemi birinci grup sonuçlarına göre, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması kapsamında 95 proje desteklenmek üzere seçildi. Projelerin yüzde 64,2'si şirketlere, yüzde 23,2'si kooperatiflere ait olurken üretici örgütleri ve bireysel girişimciler de destek listesinde yer aldı. IPARD III Desteklerinde Başvuru Sahiplerinin Dağılımı TKDK tarafından yayımlanan sonuçlara göre, desteklenmek üzere seçilen 95 projenin 61'i şirketler, 22'si kooperatifler, 9'u gerçek kişiler ve 3'ü üretici ve yetiştirici birlikleri tarafından gerçekleştirilecek. Başvuru sahiplerinin hukuki statülerine göre yapılan değerlendirmede şirketler yüzde 64,2 ile ilk sırada yer aldı. Kooperatiflerin payı yüzde 23,2, gerçek kişilerin payı yüzde 9,5, üretici ve yetiştirici birliklerinin payı ise yüzde 3,2 olarak hesaplandı. Kooperatifler ile üretici ve yetiştirici birlikleri birlikte değerlendirildiğinde, üretici örgütlerinin toplam 25 projeyle yüzde 26,3'lük paya sahip olduğu görüldü. Meyve-Sebze ve Süt Ürünleri Yatırımları Öne Çıktı IPARD III Programı kapsamında seçilen projelerin sektörel dağılımında meyve ve sebzelerin işlenmesi ve pazarlanması 55 projeyle ilk sırada yer aldı. Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması alanında 34, su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması alanında 4, kırmızı et ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması alanında ise 2 proje desteklenmek üzere seçildi. Meyve-sebze ve süt ürünleri sektörlerinde yer alan toplam 89 proje, seçilen başvuruların yüzde 93,7'sini oluşturdu. Kooperatiflerin 15 Projesi Süt Sektöründe Desteklenmek üzere seçilen 22 kooperatif projesinin 15'i süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, 7'si ise meyve ve sebzelerin işlenmesi ve pazarlanması alanında yer aldı. Süt sektöründe seçilen 34 projenin yüzde 44,1'i kooperatiflere ait olurken, meyve-sebze sektöründeki 55 projenin yüzde 12,7'sini kooperatif projeleri oluşturdu. Kooperatiflerin sektörel dağılımında süt ve süt ürünleri işleme yatırımları yüzde 68,2, meyve-sebze işleme yatırımları ise yüzde 31,8 pay aldı. IPARD III Desteklerinde İzmir İlk Sırada Desteklenmek üzere seçilen projelerin illere göre dağılımında İzmir 10 projeyle ilk sırada yer aldı. İzmir'i 6'şar projeyle Balıkesir ve Bursa, 5'er projeyle Denizli ve Manisa izledi. Bu beş ildeki toplam 32 proje, desteklenmek üzere seçilen 95 başvurunun yüzde 33,7'sini oluşturdu. Tarımsal Ürünlerin İşlenmesi ve Pazarlanmasına Destek IPARD III Programı'nın 11. Başvuru Çağrı Dönemi birinci grup sonuçları, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımların farklı sektörler ve başvuru sahibi grupları arasındaki dağılımını ortaya koydu. Seçilen projeler; süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve et ürünleri, su ürünleri ile meyve ve sebzelerin işlenmesi ve pazarlanması alanlarını kapsıyor. Program kapsamında desteklenmek üzere seçilen yatırımların, tarımsal ürünlerde katma değerin artırılmasına, işleme ve pazarlama altyapısının geliştirilmesine ve kırsal ekonominin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Doğa Temelli Çözümler Projesi 7 İlde Hayata Geçiriliyor Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesi 7 İlde Hayata Geçiriliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı ile FAO iş birliğinde yürütülen Doğa Temelli Çözümler Projesi kapsamında, 7 pilot ilde sürdürülebilir arazi yönetimi, toprak ve su kaynaklarının korunması ile iklim değişikliğine dayanıklı tarımsal üretim uygulamaları geliştirilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülen, Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanan Doğa Temelli Çözümler Projesi’nin açılış çalıştayı, 19-20 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştiriliyor. Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başlayan çalıştayda, iklim değişikliğine dayanıklı tarım, kuraklıkla mücadele, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğal kaynakların korunmasına yönelik uygulamalar ele alınıyor. 7 pilot ilde 48 ay sürecek Bingöl, Kahramanmaraş, Kars, Nevşehir, Niğde, Tekirdağ ve Sivas’ta uygulanacak proje, 48 ay boyunca sürdürülecek. Buğday üretimi, hayvancılık ve mera yönetiminde doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasını amaçlayan proje kapsamında; 5 bin hektar bozulmuş arazinin restore edilmesi, 800 bin hektar alanda sürdürülebilir arazi yönetimi uygulamalarının geliştirilmesi, Yaklaşık 5,2 milyon ton CO₂ eşdeğeri iklim faydası sağlanması hedefleniyor. Toprak ve su kaynaklarının korunması ön planda Bakanlığın su merkezli tarımsal üretim planlaması ve kuraklıkla mücadele politikalarıyla uyumlu yürütülen projede, biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi ve tarım-gıda sistemlerinin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması öncelikli konular arasında yer alıyor. Çalıştayın ilk gününde projenin ulusal ve uluslararası çerçevesi değerlendirilirken kamu kurumları, çiftçiler ve özel sektörün sağlayabileceği katkılar görüşüldü. İkinci gününde ise 7 pilot ilin Tarım ve Orman Müdürlükleri, mevcut durumlarını ve uygulama önceliklerini katılımcılara sunacak. Pilot iller için ortak yol haritası oluşturulacak Kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, üretici örgütleri, kooperatifler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla yürütülen çalıştayda, pilot illerde uygulanabilecek doğa temelli çözümler ve öncelikli çalışma alanları belirlenecek. Çalıştay sonucunda paydaşların teknik, kurumsal ve finansal katkılarının değerlendirilmesi ve projenin uygulama sürecine yön verecek ortak yol haritasının oluşturulması amaçlanıyor.

Giresun Ziraat Odası’ndan Fındık Fiyatları İçin Acil Tedbir Çağrısı Haber

Giresun Ziraat Odası’ndan Fındık Fiyatları İçin Acil Tedbir Çağrısı

Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin emeğinin karşılığını alabilmesi için fındık fiyatının yükselmesine yönelik 5 acil tedbir alınması gerektiğini belirtti. Fındık üreticisinin bugün en önemli sorununun yalnızca ürününü satmak değil, emeğinin karşılığını alabilmek olduğunu belirten Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, serbest piyasada oluşan fiyat ile üreticinin beklentisi arasındaki farkın giderek büyüdüğünü ifade etti. Üreticinin maliyetleri artarken, fındığın gerçek değerini bulamamasının kabul edilebilir olmadığını belirten Karan, fındık fiyatının yükselmesi için günübirlik açıklamalar değil, kalıcı ve uygulanabilir bir piyasa politikası ortaya konulması gerektiğini kaydetti. Karan, fındık fiyatının yükselmesi için alınması gereken 5 acil tedbiri şöyle sıraladı: TMO piyasada etkin olmalı Karan, birinci olarak TMO'nun piyasada etkin olması gerektiğini belirtti. TMO'nun alımlarının güçlü ve düzenli şekilde devam etmesi, üreticinin karşısında güvenilir bir alternatif oluşturması gerektiğini ifade eden Karan, TMO'nun açıkladığı fiyatın serbest piyasa açısından da önemli bir referans noktası olduğunu belirtti. Üretici düşük fiyattan satışa mecbur bırakılmamalı İkinci olarak üreticinin fındığını düşük fiyattan satmaya mecbur bırakılmaması gerektiğini belirten Karan, üreticinin borç ve finansman baskısı nedeniyle ürününü hasat döneminde elinden çıkarmasının fiyatların üzerindeki arz baskısını artırdığını ifade etti. Karan, üreticiye uygun koşullarda finansman sağlanması ve fındığını değerini bulana kadar muhafaza edebilmesinin önünün açılması gerektiğini belirtti. Üretici örgütleri güçlendirilmeli Üçüncü olarak üretici örgütlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Karan, kooperatifler ve üretici birliklerinin daha etkin bir pazarlama yapısına kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Karan, üreticinin tek tek pazarlık yapan değil, örgütlü şekilde piyasaya çıkan güçlü bir taraf haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Fındık piyasasında rekabet artırılmalı Dördüncü olarak fındık piyasasında rekabetin artırılması gerektiğini belirten Karan, alıcı sayısının ve ihracat kanallarının artırılmasının üreticinin sınırlı sayıda alıcıya bağımlı kalmasını önleyeceğini ifade etti. Karan, fındık piyasasında rekabet ne kadar güçlenirse üreticinin pazarlık gücünün de o kadar artacağını belirtti. Rekolte ve piyasa verileri şeffaf olmalı Beşinci olarak rekolte ve piyasa verilerinin şeffaf olması gerektiğini belirten Karan, farklı kurumların birbirinden farklı rekolte rakamları açıklamasının piyasadaki beklentileri etkileyebildiğini ifade etti. Karan, üreticinin, tüccarın ve sanayicinin güvenebileceği şeffaf ve bilimsel bir rekolte sistemi oluşturulması gerektiğini belirtti. "Fındık üreticisi zararına satış yapmak zorunda değildir" Karan, fındık üreticisinin zararına satış yapmak zorunda olmadığını belirterek, üreticiye sadece “fındığını satma, bekle” demenin de yeterli olmadığını ifade etti. Üreticinin bekleyebilmesi için finansman desteği, güçlü TMO alımı ve örgütlü pazarlama sisteminin birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Karan, taleplerinin fındık fiyatının yapay yollarla yükseltilmesi olmadığını vurguladı. Karan, üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, rekabetin bulunduğu, şeffaf ve sürdürülebilir bir piyasa düzeninin kurulmasını talep ettiklerini belirtti. Fındığın Karadeniz'in sadece tarım ürünü olmadığını, milyonlarca insanın geçim kaynağı ve Türkiye'nin önemli ihracat değerlerinden biri olduğunu belirten Karan, üreticinin alın terinin karşılığını bulacağı bir piyasa için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

Bakan Yumaklı Kastamonu’da Açıkladı: Tarıma 938 Milyar Liralık Dev Finansman! Haber

Bakan Yumaklı Kastamonu’da Açıkladı: Tarıma 938 Milyar Liralık Dev Finansman!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’da düzenlenen Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı’nda önemli açıklamalarda bulundu. 2026 yılında tarım sektörüne sağlanacak toplam finansmanın 938 milyar liraya ulaştığını belirten Yumaklı, "Üreticimiz müsterih olsun, gıda arz güvenliğinde sıkıntı yaşamayacağız" dedi. ​Ilgaz Dağı’nda Kırgızistan’dan Hindistan’a kadar pek çok ülkeden üretici birliğinin katılımıyla gerçekleşen forumda konuşan Bakan Yumaklı, küresel riskler, iklim krizi ve tarımsal desteklemeler hakkında kritik mesajlar verdi. ​Zirai Don Riski Geride Kaldı: "Üretim Etkilenmedi" ​Geçtiğimiz haftalarda tarım sektörünü tedirgin eden hava olaylarına değinen Bakan Yumaklı, zirai don riskinin büyük ölçüde atlatıldığını müjdeledi. Yumaklı, "Hava sıcaklıklarındaki değişim beklediğimiz kadar sert gerçekleşmedi. Lokal etkiler dışında genel bir zirai don hadisesi yaşanmadı. Bu durum üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor," ifadelerini kullandı. ​İklim Krizi ve Kuraklıkla Mücadele ​Küresel ısınmanın tarım üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Bakan Yumaklı, her 1 derecelik sıcaklık artışının üretimde %8’lik kayba neden olduğunu hatırlattı. Kuraklık ve iklim değişikliğine karşı proaktif yaklaşımlar geliştirdiklerini belirten Yumaklı, Türkiye’nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileri sayesinde küresel şoklara karşı koruma kalkanı oluşturduğunu vurguladı. ​Tarımda 2026 Hedefi: 938 Milyar Lira Destek ​Bakan Yumaklı, devletin her koşulda üreticinin yanında olduğunu belirterek bütçe rakamlarını paylaştı: ​2025 Yılı: Destekler ve yatırım teşvikleriyle toplam 706 milyar TL kaynak aktarıldı. ​2026 Yılı: Çıta daha da yükseltilerek sulama yatırımları ve kredi süspansiyonları dahil toplam 938 milyar liralık finansman sağlandı. ​"Örgütlü Tarım Bir Tercih Değil, Zorunluluktur" ​Tarımın geleceğinin güçlü üretici örgütlerinden geçtiğini savunan Yumaklı, kooperatiflerin sadece ekonomik bir birliktelik değil, üreticinin alın terini koruyan birer misyon merkezi olması gerektiğini söyledi. Bakanlığın başlattığı "derecelendirme" çalışmasıyla, üretici örgütlerinin daha kurumsal, şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. ​Bakan Yumaklı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Üretici örgütleri güçlü üretim ve güvenli gıda demektir. Birinci dereceye ulaşan örgütlerimiz sadece bir belge almıyor, bir başarı hikayesi yazıyor."

Pamuk Plansızlığa Kurban Edildi! Haber

Pamuk Plansızlığa Kurban Edildi!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında pamukta derinleşen üretim ve dış ticaret krizine dikkati çekti. Sarıbal, iktidarın ithalata dayalı tarım politikalarının pamuk üretimini zayıflattığını belirterek Türkiye’nin net ithalatçı bir yapıya sürüklendiğini vurguladı. Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, 2025 yılında 1 milyon tonun üzerinde pamuk ithal etti, 1 milyar 727 milyon dolar ödedi. AKP döneminde lif pamukta yaklaşık 2 milyon 257 bin ton ihracata karşılık 19 milyon 7 bin ton ithalat yapıldı. Bu dönemde 4 milyar 360 milyon dolarlık ihracata karşılık 34 milyar 157 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirildi. Milletvekili Orhan Sarıbal; “Maliyet üreticiyi eziyor, destekler göstermelik kalıyor, fiyat politikası üretimi cezalandırıyor. Bu koşullar pamuktan kaçışı teşvik ediyor” dedi. Türkiye’de pamuk üretiminin hem kuraklığın hem de tarım politikalarındaki plansızlığın etkisiyle gerilediğini belirten Sarıbal, artan girdi maliyetlerine karşın son dört yıldır yerinde sayan hatta gerileyen fiyatların üreticiyi pamuktan uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre, 2024 yılında 2 milyon 243 bin ton olan kütlü pamuk üretimi, 2025’te 1 milyon 935 bin tona geriledi. Üretimde yüzde 13,7’lik düşüş yaşandı. Milletvekili Sarıbal, “Uluslararası Pamuk Danışma Komitesi (ICAC) verilene göre 2024-2025 sezonunda dünya genelinde 30 milyon 692 bin hektar pamuk ekim alanında 25 milyon 287 bin ton pamuk üretimi yapıldı. Türkiye pamuk ekim alanında 465 bin hektarla 12’nci sırada yer alırken pamuk üretiminde ise 7’nci sırada yer buldu. Pamuk ithalatında ise yaklaşık 1 milyon ton ile 4’üncü sırada yer aldı. ICAC 2025-2026 sezonuna ilişkin tahminlerini incelediğimizde, dünya genelinde 30 milyon 418 bin hektar ekim alanında 25 milyon 438 bin ton pamuk üretimi bekleniyor. Türkiye pamuk ekim alanlarının ise 430 bin hektara gerilemesi, üretimin ise 780 bin tona düşmesi öngörülüyor. Tekstil ve hazır giyim sektörünün hammaddesi pamuk, stratejik bir ürün. Türkiye’nin yıllık pamuk ihtiyacı yaklaşık 1,6 milyon ton. Artan maliyetler, yetersiz destekler ve yanlış tarım politikaları üreticiyi pamuktan kopardı. Bu tablo, ithalat bağımlılığının neden kalıcılaştığını açıkça gösteriyor. Amerika ve Brezilya, Türkiye’ye pamuk satabilmek için yarışıyor” diye konuştu. SULAMA POLİTİKASI ÇÖKTÜ, PAMUK PLANSIZLIĞA KURBAN EDİLDİ Yaz aylarında yaşanan kuraklığın özellikle Ege ve Güneydoğu Anadolu’da üretimi ciddi biçimde etkilediğini belirten Sarıbal, “Aydın, İzmir, Adana ve Urfa’da pamuk üreticisi tarladan çekiliyor ya da ürün değişikliğine gidiyor. Örneğin Çukurova 2026 sezonuna daralan ekim alanları ve artan maliyet baskısıyla girdi. Adana’da pamuk ekim alanı, 2018’deki 455 bin dönümden, 2025 itibarıyla 124 bin dönüme kadar gerileyerek son 7 yılda yüzde 70’in üzerinde küçüldü” dedi. ÇİFTÇİ HASAT DÖNEMİNDE ZARAR ETTİ Milletvekili Sarıbal, çiftçiyi üretimde tutacak fiyat ve destek politikalarının hayata geçirilmemesi halinde Türkiye’nin hem pamukta hem de tekstil sanayisinde dışa bağımlılığının daha da derinleşeceğini vurguladı. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) verilerine dikkati çeken Sarıbal, ocak ayında endeksin aylık bazda yüzde 8,46, yıllık bazda ise yüzde 43,58 arttığını hatırlattı. Tarladaki maliyet enflasyonu resmi rakamlarla bile ortadayken, üreticiye dayatılan destekleme politikalarının gerçeklikle bağını kopardığını kaydeden Sarıbal, “Pamuk üretim maliyeti kilo başına 25–28 lira arasındayken, hasat döneminde kütlü pamuk fiyatları 26–31 lira arasında kaldı. Yani çiftçi ya zarar etmiş ya da neredeyse sıfır karla üretim yaptı. Üstelik iktidarın yeni sistemde verdiği destek, kilogram bazına çevrildiğinde kilo başına yaklaşık 2,20 lira. Bu destek, pamuk üretimini sürdürmek için yetersiz. Borsalar ve ziraat odalarının ortak maliyet çalışmalarına göre kütlü pamuğun kilogram maliyeti 35,63 TL. Üretici ise pamuğunu ortalama 26 TL civarında satabildi” dedi. ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ ETKİSİZLEŞTİ Pamuk üretimindeki düşüş ve istikrarsızlığın bir diğer nedeninin üretici örgütlerinin güç kaybetmesi olduğunu belirten Sarıbal, Tariş Pamuk Birliği, Çukobirlik ve Antbirlik’in kamu desteğinin yetersizliği nedeniyle piyasadaki etkisini büyük ölçüde yitirdiğini söyledi. Bu üç birliğin kütlü pamuk alımlarındaki payının 1998/99 sezonunda yüzde 25 olduğunu hatırlatan Sarıbal, 2024/25 sezonunda bu oranın yüzde 3,5’e kadar gerilediğini aktardı. “Bugün bu birlikler piyasa fiyatları üzerinde belirleyici bir rol oynayamıyor. Üretici örgütsüz, piyasa ise tüccarın insafına bırakılmış durumda. Bu koşullarda pamuk üretimi değil, pamuktan kaçış teşvik ediliyor” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.