Hava Durumu

#Üretim Planlaması

Kırsal Haber - Üretim Planlaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Planlaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Lahana da Çiftçisinin Yüzünü Güldürmedi" Haber

CHP'li Gürer: "Lahana da Çiftçisinin Yüzünü Güldürmedi"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve KİT Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor İlçesi Kaynarca köyünde lahana üreticileriyle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi. Geçen yıl 70 liraya kadar satılan lahananın bu yıl 30-35 lira aralığında alıcı bulmakta zorlandığını belirten üretici Yunus Emre Akbulut ; mazot, gübre, tarım ilacı, elektrik, işçilik ve nakliye maliyetlerindeki artış nedeniyle zarar ettiklerini ifade etti. Üreticiler, tarlada kalan lahananın hem çiftçinin geçimini hem de üretimden ekmek yiyen binlerce kişinin gelirini olumsuz etkilediğini belirtirken, üretim planlaması ve pazarlama sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. GÜRER “NİĞDE LAHANASI KALİTESİYLE ARANAN BİR ÜRÜN” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki lahana üretimine ve Niğde’nin üretimdeki yerine dikkat çekerek, “Ülkemizde 692 bin ton lahana yetişiyor. Türkiye üretiminde Samsun birinci, Niğde ikinci. Ürün kalitesi bakımından ise Niğde lahanası aranan bir lahana. Geçtiğimiz yıl çiftçinin 70 lira civarında sattığı lahanayı bu sene 30-35 lira aralığında satmakta zorlandığını görüyoruz. Üretim planlaması olmaması sorunların kaynağı. Çiftçi ve üreticinin girdi maliyetlerinde artıştan ve ürün satamamaktan dertli. Üretici, ‘Geçen yılki fiyata satamıyorum.’ diyor. Lahananın yemeği yapılır, turşusu yapılır, sarması yapılır. İnsan sağlığı açısından da yararları saymakla bitmez. Ama lahana tarlada kaldı” dedi. ÜRETİCİ “GEÇEN SENENİN YARISI FİYATA SATIYORUZ” Bölgenin önemli lahana üretim merkezi Kaynarca köyünde lahana yetiştiren üreticiler, ürün fiyatlarının gerilemesine karşın maliyetlerin arttığını belirterek, “Geçen seneye bakınca lahanayı yarı parasına satıyoruz. Geçen sene 70 liraya satıyorduk. Bu sene yarı yarıya fiyatla satışımız var. Girdi maliyetleri de arttı. Geçen sene mazot 55 liraydı, bu sene 100 lira oldu. Geçen sene gübre 25 liraydı, bu sene 50 lira. Başka bir gübre çeşidi geçen sene 8 liraydı, şimdi 17 lira. Tarım ilaçları da iki katına çıktı. Kendi maliyetlerini karşılayamıyorsun. Şu anda elektrik parası aşırı geliyor. Girdiyi karşılayamıyoruz. Zarar ediyoruz. Ekim yaptık ama sonuç böyle oldu. Burada tarım politikalarındaki yanlışlıkların da etkisi var. Geçen sene para kazandığımız için çiftçi olarak ekim alanlarını biraz daha artırdık. Şimdi de mağdur olduk. Ürünü satsakta para kazanmadık” diye konuştu. “BİR LAHANANIN MALİYETİ 20 LİRANIN ÜZERİNDE” Lahana üreticileri Sezayi Aydın ve İlker Uyanık ürünün tarlada kaldığını, yapılan satışların maliyetleri karşılamadığını belirterek, “Şu anda lahana tarlada kaldı. Kısmi bir satış oldu. Çiftçilerin durumu neyse hepsinin durumu aynı. Burada bir ayrımcılık yok. Köy olarak da aynı durumdayız. Şu lahananın maliyeti 20 liranın üzerinde. Biz kaça veriyoruz? Yeri geldiğinde 25 liraya, 30 liraya, 35 liraya veriyoruz. Yani zararına gidiyor. Zarar ediyoruz. Şu lahananın yalnızca işçilik parası 5-6 lirayı buluyor. Sadece yükleme için bile masraf yapıyoruz. Bırakın diğer masrafları, ürünü buradan çıkarmak için 8-10 kişi yükleme yapıyor. Kişi başı 2 bin lira derken ciddi maliyet oluşuyor. Bir arabanın yalnızca işçilik masrafı 20 bin lirayı buluyor. O masrafı da düştüğümüzde bize kalacak para… O da işçiliğe gidiyor” dedi. “BU ÜRETİMDEN EN AZ 10 BİN KİŞİ EKMEK YİYOR” Üretici İlker Aydın, lahana yetiştiriciliğinin yalnızca çiftçinin geçim kaynağı olmadığını, tarımsal üretim zincirinde çalışan çok sayıda insanın da bu faaliyetten gelir elde ettiğini vurguladı. Üretici Sezai Uyanık, “Bizim bu bölgede en az 10 bin kişi bu üretimden ekmek yiyor. İşçisinden kamyoncusuna, satıcısından pazarcısına kadar birçok insan geçimini buradan sağlıyor. Bir de devletin bu işe el atması lazım. Hal fiyatları aslında düşük. Pazarcı çok pahalı satıyor, market çok pahalı satıyor. Lahananın markette kilosu 25 liraymış. Yani buna dikkat etmeleri gerekiyor. Bu işten kazanan pazarcı ve marketçi oluyor. Gerçekten burada halci de kazanmıyor” şeklinde konuştu. GÜRER “DOĞRU BİR ÜRETİM PLANLAMASIYLA SORUNA EL ATILMALI” Üreticinin artan maliyetler karşısında gelir kaybı yaşadığını, ürünün tarladan çıktıktan sonra tüketiciye ulaşana kadar fiyat değişikliklerinin ortaya çıktığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üretim planlamasının önemine dikkat çekerek, “Üreticinin girdi maliyetleri artıyor, üreticinin geliri daralıyor. Ürün üreticiden çıktıktan sonra tüketiciye ulaşana kadar fiyatı değişiyor. Raftaki fiyat artışından da vatandaş şikâyetçi oluyor. Burada doğru bir planlamayla, üretim planlamasıyla soruna el atılması lazım” dedi. “İSTANBUL’A NAKLİYE 45 BİN LİRADAN 90 BİN LİRAYA ÇIKTI” Lahana üreticileri, ürünün pazara ulaştırılmasında nakliye maliyetlerinin de önemli bir yük oluşturduğunu belirterek, “Ayrıca nakliyenin de önemli bir etkisi oldu. Bu yıl nakliye bizim lahanadan çok tutuyor. Geçen yıl 45 bin liraya İstanbul'a giden ürünün nakliye masrafı şu anda 90 bin lirayı buluyor. Lahanayı 35 liraya satıyoruz, pazarda yine 150 lira. Burada da bir sıkıntı var. Şu anda tüketici de ucuz yiyemiyor. Yani vatandaş da pahalıya tüketiyor. Kooperatif yok. Bir kooperatifleşme girişimimiz oldu ama başarılı olamadık. Köylü arkamızda durmadı. On kişi bir araya gelip kurduk ama bu sefer de köylü destek vermedi” diye konuştu.

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı Haber

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal desteklerin yasal hedefin oldukça altında kaldığını belirterek Tarım Kanunu’nun uygulanması çağrısında bulundu. 2026 yılı için tarımsal destekleme programlarına 168 milyar TL ayrıldığını ifade eden Güder, yasal ölçüt olarak gösterilen yüzde 1’lik oranın karşılanabilmesi için tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Güder, artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri ve çiftçilerin yaş ortalamasının yükselmesinin tarımın geleceği açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Türkiye’de tarımsal destekleme politikaları, üreticilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar ve tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak ele alınamayacağını belirten Güder, gıda güvencesinin sağlanması, kırsal yaşamın korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması için üreticilerin desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Tarımsal üretimin devamlılığı açısından kamu desteklerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Güder, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan düzenlemenin gereğinin yerine getirilmesini istedi. Söz konusu madde kapsamında tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatan Güder, mevcut destekleme ödeneklerinin bu hedefin gerisinde kaldığını belirtti. Tarımsal Destekler Yasal Hedefin Gerisinde Kaldı Tarımsal desteklerin yıllar içerisindeki seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selma Güder, desteklerin ekonomik büyüklük içerisindeki payının giderek azaldığına dikkat çekti. Güder’in paylaştığı verilere göre, 2016 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yaklaşık yüzde 0,44 olan tarımsal destekler, 2024 yılında yüzde 0,21 seviyesine geriledi. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekleme programları için 168 milyar TL kaynak ayrıldığını belirten Güder, bu tutarın ekonomik büyüklükle karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını savundu. 2026 yılı için yaklaşık 77 trilyon TL olarak öngörülen GSYH üzerinden yapılan hesaplamada, yüzde 1’lik oranın 770 milyar TL’ye karşılık geldiğini ifade eden Güder, bütçede ayrılan tarımsal destekleme ödeneğinin bu tutarın oldukça altında olduğunu kaydetti. GSMH ile GSYH’nin farklı ekonomik göstergeler olduğuna dikkat çeken Güder, karşılaştırmaların aynı kavramlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, mevcut tablonun tarımsal desteklerin artırılması ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade etti. “Bu Yalnızca Bütçedeki Bir Eksiklik Değil” Tarımsal desteklerin yetersiz kalmasının yalnızca bütçeyle ilgili bir sorun olmadığını belirten Güder, yaşanan durumun üreticilerin üretime devam edebilme gücünü ve Türkiye’nin gıda güvencesini doğrudan etkilediğini söyledi. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri karşısında ciddi bir mücadele verdiğini dile getiren Güder, mazot, gübre, tohum, yem, enerji, sulama ve işçilik giderlerindeki artışların üreticilerin ekonomik yükünü ağırlaştırdığını kaydetti. İklim değişikliğinin etkilerinin de tarımsal üretimdeki riskleri artırdığını belirten Güder, kuraklık, don, aşırı yağış ve diğer doğal afetlerin üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Üreticilerin hem üretim maliyetlerini hem de hasat döneminde ürünlerini hangi fiyatla satabileceklerini öngörmekte zorlandığını vurgulayan Güder, belirsizliklerin çiftçileri daha fazla borçlanmaya ittiğini ve bazı üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini belirtti. Güder, üreticilerden daha fazla üretim yapmaları beklenirken temel girdi maliyetlerini karşılamada yetersiz kalan desteklerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağını dile getirdi. Üreticinin Üretimden Çekilmesi Gıda Fiyatlarını da Etkiliyor Tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca çiftçilerin gelirleriyle sınırlı olmadığını belirten Selma Güder, üreticilerin üretimden uzaklaşmasının toplumun tamamını ilgilendiren sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Üretici sayısının azalmasının kırsal nüfusun gerilemesine, tarımsal istihdamın daralmasına ve ülkenin üretim kapasitesinin zayıflamasına yol açabileceğini ifade eden Güder, üretimde yaşanabilecek gerilemenin tüketicilerin gıdaya erişimini de zorlaştırabileceğini kaydetti. Tarımsal desteklerin bir lütuf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Güder, bu desteklerin üretimin devamlılığını sağlayan önemli bir kamu politikası aracı olduğunu belirtti. Doğru planlanan desteklerin üreticilerin gelirlerini koruyacağını, tarımsal üretim planlamasını güçlendireceğini ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade eden Güder, Türkiye’nin tarımsal üretimde dışa bağımlılığının azaltılması açısından da destekleme politikalarının önem taşıdığını söyledi. “Destekler Zamanında ve Öngörülebilir Olmalı” Tarımsal desteklerin yalnızca miktarının artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Güder, destekleme sisteminin üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Desteklerin üretim maliyetlerini dikkate alması, enflasyon karşısında üreticilerin yaşadığı kayıpları gözetmesi ve üretim takvimine uygun şekilde ödenmesi gerektiğini vurgulayan Güder, çiftçilerin geleceğe yönelik planlama yapabilmesi için destekleme politikalarının öngörülebilir olmasının önemine işaret etti. Güder, tarımsal desteklerin üreticiyi ayakta tutan, üretim kapasitesini koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odasından Tarımsal Destekler İçin 6 Talep TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla taleplerini de sıraladı. Güder’in açıkladığı talepler şöyle: - Tarım Kanunu uygulanmalı: 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi hayata geçirilmeli ve tarımsal desteklere ayrılan kaynak yasal hedef doğrultusunda artırılmalı. - Destekler üretim maliyetlerini karşılamalı: Artan girdi maliyetleri ve enflasyon nedeniyle üreticilerin yaşadığı kayıplar dikkate alınmalı. - Ödemeler zamanında yapılmalı: Tarımsal destekler üretim takvimine uygun, düzenli ve öngörülebilir biçimde ödenmeli. - Küçük üreticiler korunmalı: Küçük ve orta ölçekli üreticiler ile genç çiftçiler ve kırsalda üretimini sürdürmeye çalışan kesimler özel olarak desteklenmeli. - İklim değişikliğine karşı önlem alınmalı: Su ve toprak kaynaklarının korunması, iklim krizine uyum, sürdürülebilir üretim ve tarımsal araştırma-yayım faaliyetleri desteklenmeli. - Bilimsel veriler esas alınmalı: Üretim planlaması ve tarımsal desteklerin hazırlanması süreçlerinde meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görüşleri dikkate alınmalı. Güder, tarımsal destekleme politikalarının yalnızca kısa vadeli ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda değil, Türkiye’nin uzun vadeli üretim kapasitesini koruyacak şekilde oluşturulması gerektiğini ifade etti. Genç Çiftçi Oranı Yüzde 5: “Tarımın Geleceği Bitiyor!” Tarım sektörünün geleceğine ilişkin en önemli sorunlardan birinin üreticilerin yaş ortalamasının yükselmesi olduğunu belirten Selma Güder, çiftçilerin yaş dağılımına ilişkin verileri paylaştı. Güder’in açıklamasına göre, Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması erkeklerde 58, kadınlarda ise 61 seviyesinde bulunuyor. Üreticilerin yüzde 35’inin 50-64 yaş aralığında olduğunu belirten Güder, 18-32 yaş arasındaki genç çiftçilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğunu söyledi. Gençlerin tarımsal üretime katılımının sınırlı kalmasının sektörün geleceği açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulayan Güder, bu tablonun kırsal yaşamın devamlılığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından alarm verdiğini ifade etti. Gençlerin tarımda kalabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerektiğini belirten Güder, üreticilerin yalnızca mali desteklerle değil, kırsalda yaşamayı mümkün kılacak hizmetlerle de desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Köyden Kente Göçün Önlenmesi İçin Kırsal Yaşam Güçlendirilmeli Kırsaldan kentlere göçün önlenmesinin tarım politikalarının temel hedeflerinden biri olması gerektiğini ifade eden Güder, köylerde yaşam ve üretim koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu. İstihdam, iskân, eğitim ve altyapı hizmetlerinin kırsal bölgelerde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Güder, bu çalışmaların tarımsal desteklerle birlikte bütüncül bir anlayışla yürütülmesinin önem taşıdığını söyledi. Gençlerin ve üretici ailelerin kırsalda yaşamaya devam edebilmesi için tarımsal üretimin ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Güder, kırsal kalkınmanın yalnızca tarım sektörüne yönelik desteklerle sınırlı tutulmaması gerektiğini dile getirdi. “Tarımsal Destekler Stratejik Bir Yatırım Olarak Görülmeli” Tarımdaki sorunların etkilerinin üreticilerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Selma Güder, üretimin gerilemesinin gıda fiyatlarından toplumun beslenme koşullarına kadar birçok alanı etkilediğini ifade etti. Tarımsal desteklere ayrılan kaynağın yalnızca bir kamu harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güder, bu kaynakların toplumun bugünü ve geleceği için stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Güder, açıklamasında yetkililere çağrıda bulunarak tarımsal desteklerin yasal hedefe uygun seviyeye çıkarılması, üreticilerin borç ve maliyet baskısı altında yalnız bırakılmaması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin korunması, üreticilerin üretimden kopmasının önlenmesi ve gelecek kuşakların gıdaya erişiminin güvence altına alınması için tarımsal destekleme politikalarında somut adımlar atılması gerektiğini belirten Güder, Tarım Kanunu’nda öngörülen hedefin yerine getirilmesi çağrısını yineledi.

Buca Balık Halinde 45 Kilogram Su Ürünü Ele Geçirildi Haber

Buca Balık Halinde 45 Kilogram Su Ürünü Ele Geçirildi

İzmir Buca Balık Hali’nde gerçekleştirilen su ürünleri denetimlerinde, avlanması yasak orfoz, zıpkınla avlanarak satışa sunulan balıklar ve av yasağı dönemindeki ahtapotlar olmak üzere toplam 45 kilogram su ürününe el konuldu. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü su ürünleri kontrol ekipleri, Buca Balık Hali’nde su ürünlerinin satışına ve nakil araçlarına yönelik denetim gerçekleştirdi. Kontrollerde, tarımsal üretim planlaması kapsamında hamsi ve istavrit başta olmak üzere çeşitli balık türleri incelendi. Denetimlerde 45 Kilogram Su Ürünü Ele Geçirildi Buca Balık Hali’nde yapılan kontrollerde mevzuata aykırı şekilde satışa sunulan su ürünleri tespit edildi. Denetimler kapsamında; • 8 kilogram avlanması yasak orfoz, • 27 kilogram zıpkınla avlanarak satışa sunulan çeşitli balık türleri, • Av yasağı döneminde bulunan yaklaşık 10 kilogram ahtapot olmak üzere toplam 45 kilogram su ürününe el konuldu. Mevzuata Aykırı Satışa İdari Para Cezası Denetimlerde mevzuata aykırı satış yaptığı belirlenen ilgililer hakkında 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandı. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, su ürünleri kaynaklarının korunması, tarımsal üretim planlamasının desteklenmesi ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması amacıyla denetimlerin aralıksız sürdürüldüğünü bildirdi.

GTB Başkanı Akıncı: "Pamuk, Üretimden İhracata Stratejik Bir Değerdir" Haber

GTB Başkanı Akıncı: "Pamuk, Üretimden İhracata Stratejik Bir Değerdir"

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 7 Ekim Dünya Pamuk Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, pamuğun tarımdan sanayiye, ihracattan istihdama uzanan geniş değer zinciriyle Türkiye ekonomisi için hayati bir rol üstlendiğini vurguladı. ​Pamuk Sektörünün Ekonomideki Stratejik Yeri ​Türkiye’nin pamuk üretimindeki bilgi birikimi ve yüksek verimliliğinin, ülkenin güçlü tekstil ve hazır giyim sanayisiyle birleşerek devasa bir ekonomik değer oluşturduğunu belirten GTB Başkanı Mehmet Akıncı, yerli üretimin sürdürülebilirliğinin bu bütüncül yapıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. ​Pamuğun tarla ile sanayi arasında köprü kurduğuna dikkat çeken Akıncı; "Üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan tekstil sektörüne kadar uzanan devasa bir ekosistemi besler. Türkiye'nin yıllık pamuk tüketimi yaklaşık 1,5 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Güçlü tekstil ve hazır giyim endüstrisinin kesintisiz ham madde ihtiyacı için yerli üretim kritik önem taşıyor." ​Üretimin Sürdürülebilirliği ve Yeni Destek Modelleri ​Türkiye’nin küresel tekstil devleri arasında yer aldığını hatırlatan Akıncı, sektörün geleceği adına çiftçilerin üretimde kalmasını teşvik edecek adımların atılmasının şart olduğunu söyledi. ​"Çiftçilerimizin üretimde kalmasını teşvik edecek uygulamaların geliştirilmesi, verim ve kaliteyi artıracak modern üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması ve üretim planlamasının sanayimizin ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınması son derece önemli." ​Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayata geçirdiği yeni destekleme modeli ile üretim planlaması çalışmalarını olumlu bulduklarını belirten Akıncı, sahadan gelen geri bildirimlerle bu mekanizmaların sürekli güncellenmesinin tarımsal sürekliliğe güç katacağını ifade etti. ​Küresel Rekabette Sürdürülebilirlik ve Kalite Vurgusu ​Dünya pamuk ticaretinde artık sadece üretim miktarının değil; kalite, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve çevresel standartların da rekabeti belirlediğini belirten Akıncı, Türk pamuğunun küresel pazardaki avantajlarına dikkat çekti. ​Çevre Dostu Üretim: Su ve toprak kaynaklarını koruyan, verimliliği esas alan bir üretim anlayışının benimsenmesi gerekiyor. ​Küresel Marka Değeri: Sürdürülebilir ve sertifikalı üretim uygulamaları, Türk pamuğunun uluslararası arenadaki gücünü artırıyor. ​Açıklamasının sonunda tüm üreticilerin 7 Ekim Dünya Pamuk Günü’nü kutlayan Akıncı, toprağın bereketini alın teriyle ekonomik değere dönüştüren çiftçilere ve pamuğun tarladan raflara uzanan yolculuğunda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

Tarım Teknolojileri TEKNOFEST'te İkinci Yılında Haber

Tarım Teknolojileri TEKNOFEST'te İkinci Yılında

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen yıldan itibaren tarım teknolojilerinin TEKNOFEST'te yer almaya başladığını belirterek, gıda arz güvenliğinin de savunma sanayisi kadar önemli bir milli güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Yumaklı, savunma sanayisinde yakalanan mühendislik başarısının tarım teknolojilerinde de yakalanabileceğini ifade etti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Şanlıurfa'da düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu'yu ziyaret etti. Etkinlik kapsamında stantları ziyaret eden Bakan Yumaklı, TEKNOFEST'e yönelik yoğun ilgiye dikkati çekerek, TEKNOFEST'in savunma sanayisi konusunda Türkiye'nin mühendislik anlamında geldiği noktayı ülkenin gündemine ve üretime dönüştürerek dünyanın gündemine sokmayı başardığını belirtti. Yumaklı, bu anlamda Selçuk Bayraktar'ı ve ekibini tebrik etti. Tarım teknolojileri TEKNOFEST'te ikinci yılında Bakan Yumaklı, tarım teknolojilerinin de TEKNOFEST'te yer aldığını belirterek şunları kaydetti: "TEKNOFEST'e geçen yıldan itibaren tarım teknolojileri dahil oldu. Bu çok önemli bir konuydu. Genelde çok bağdaştırılamayabilir ama eğer bir ülkenin savunma sanayisi o ülkenin istiklali ve istikbali için ne kadar önemliyse gıda arz güvenliği de o ülkenin milli güvenlik meselesidir, aynı derecede önemlidir. Bu yıl tarım teknolojileri ikinci yılına geldi. İnanıyorum ki savunma sanayisinde yakalamış olduğumuz mühendislik başarısını tarım teknolojilerinde de yakalayacağız. Geliştirilen teknolojiler sürdürülebilir tarımsal üretime katkı sağlayacak. Bu ülkenin insanları daha kaliteli ve sürdürülebilir bir tarımsal üretim için burada üretilen zihinsel, fikirsel ve uygulamalı olarak da geliştirilmiş teknolojiyi kullanacak, hatta bu teknolojiyi farklı ülkelere de ihraç ederek başka bir getirinin de yolunu açacak." Tarım teknolojileri alanındaki çalışmaları inceledi Bakan Yumaklı, daha sonra Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Vakfı'nın TEKNOFEST'teki alanında yer alan uydu fotoğraflarıyla tarla takip sistemi hakkında bilgi aldı. Yumaklı, topraktan teknolojiye deneyim atölyelerine geçerek burada deneyim yaşayan çocuklarla sohbet etti ve yem hazırlamayı otomasyon hale getiren sistemi inceledi. “Bu bir vatan savunmasıdır” Etkinlik kapsamında TÜME Vakfı tarafından düzenlenen “Politika, Eğitim, Yatırım ve Adaptasyon Paneli”ne katılan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, bir insanın doğumundan ölümüne kadar tarımsal üretime muhtaç olduğunu söyledi. Türkiye'de TEKNOFEST'in savunma sanayi başlığının altında ülkenin savunmasının en önemli garantisi olarak görüldüğünü belirten Yumaklı, TÜME ile geçtiğimiz yıl TEKNOFEST'in içinde tarım teknolojileri kümelenmesi kavramının girdiğini ifade etti. Yumaklı, “Bu bir vatan savunmasıdır. Bu da gıdanın garanti altına alınması savunmasıdır. Ülkeler, gıda güvenliği konusunu bir milli güvenlik meselesi olarak görüyor. Eğer halkınızı gıda anlamında bir endişeye sevk ediyorsanız orada büyük problemleri yaşamanız mümkün. Tohumdan sofranızdaki bir lokma ekmeğe kadarki olan süreci bloklar arasında bir boşluk bırakmadan yapmanız gerekir.” ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, TEKNOFEST'in Şanlıurfa başta olmak üzere bundan sonraki illerde de büyük bir heyecan oluşturacağını vurgulayarak, her geçen gün katlanarak, artarak devam edeceğini kaydetti. Tarımda doğru planlama ve teknoloji vurgusu Tarımda doğru planlamanın önemine değinen Yumaklı, “Doğru bir şekilde planlayıp tam o an hazır olmanız gerekir. Geçtiğimiz yıl birbiriyle entegre bir otonom çiftlik sisteminin nasıl olmalı konusunu konuşurken, orada insan unsuru önemliydi.” diye konuştu. Bakan Yumaklı, bu yıl TÜME'de sivil toplum kuruluşlarının, finansman ayağının, regüle edici bir kamu otoritesinin bir araya geldiğini söyledi. 2000'li yıllarda Türkiye'nin nüfusunun 68 milyon olduğunu anımsatan Yumaklı, “Bugün 86 milyon, dünya nüfusu ise 6 milyardı, bugün 8 milyar. Bu nüfusun ihtiyacı olan doğumundan ölümüne kadarki bütün tarımsal üretim ihtiyacını karşılamanız gerekir. Burada soru şu oluyor. Ne kadar çok hayvanımız var değil. Bir birim hayvandan alacağınız verim, süt hayvanıysa kaç kilogram alıyorsunuz? Nicelik değil niteliğe dönmüş durumda. Bunları yapabilmek için teknolojiye ihtiyacımız var. Bir entegre sistem olarak kullanabilecek, bunun kendi içinde içselleştirmiş insana ihtiyacımız var. Neyi ürettiğiniz değil nasıl ürettiğiniz önemli. Üretim planlaması konusu da tam da bu anlamda devreye girdi. Bizim mutlaka üretim planlaması yapmamız gerekir.” değerlendirmesinde bulundu. Yumaklı, geçmişte yaptıkları üretim planlamalarına dikkati çekerek, bu planlamaların, somutlaştırdıkları otonom çiftlikler gibi sonuçlar vermeye başladığını aktardı. “Çiftçilerimiz, üreticilerimiz olmazsa olmazımız” Bunun bir anda bütün Türkiye'de etki etmesini beklemediklerinin altını çizen Yumaklı, şöyle devam etti: “Bu aynı zamanda da bir zihinsel dönüşümü gerektiriyor. Şu anda Türkiye'deki bütün üreticilerimiz ne üretiyor olursa olsun, tarımsal üretimde artık üretim planlamasını sahiplenmiş ve bununla ilgili bütün unsurları kendileri uygulamaya başlamış. Hatta geliştirilmesiyle ilgili de bizlere sürekli geri bildirimde bulunmaya başlamış durumdalar. Bu bizim gibi geleneklerine bağlı, çok da görmeden inanmayan ya da uygulamayan bir kültür için kolay bir hadise değildi. Bir senede çok ciddi bir sahiplenme oldu. Şimdi sonuçlarını doğru alma zamanı. Mevcuttaki işimizi çok iyi yapıyoruz, ama geliştirmeye, modellemeye ve sürdürülebilir kılmaya dönük bütün uygulamalarımızı çok yakından takip edecek bir veri oluşturma, bunları analiz edebilme ve politikalara yansıtabilme zamanıdır.” Yumaklı, üretimde katma değerin önemine işaret ederek, Türkiye'nin bu konuda dünyanın gelişmiş ülkelerinin hiçbirinden kalır bir yanı olmadığını dile getirdi. Türkiye'nin devasa potansiyeli olduğuna dikkati çeken Yumaklı, “Pırıl pırıl gençlerimiz ve imkanımız var. Çok güzel bir ülkedeyiz. Her mevsimde farklı şeyler üretebilir haldeyiz. Yılın 12 ayı her türlü ürünü talep etme ve bunu üretme pozisyonundayız. Bütün bunları yapabilmek için un var, şeker var, helva yapmamız gerekiyor. Çiftçi olmak, üretmek, utanılacak bir şey asla değil. Eli öpülesi diye tabir ettiğimiz aslında gurur duyduğumuz çiftçilerimiz, üreticilerimiz olmazsa olmazımız. Ayağımızdaki ayakkabıdan üzerimizdeki kıyafetten, soframıza koyacağımız lokmaya kadar içtiğimiz suda yetiştirdiğimiz balığa kadar çok geniş bir alanımız var.” dedi. Yumaklı, Türkiye'de çiftçilerin yaş ortalamasının 57 olduğunu aktararak, Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki 2 milyon 380 bin çiftçinin sadece yüzde 13'ünün genç, yüzde 58'inin orta yaşlı, onun üzerindekilerin de ileri yaşlı olduğunu ifade etti. 7,3 milyon hektarlık alan sulamaya açıldı Gençler ve kadın girişimcilerin “Ben bu işi yapıyorum.” dediği her yerde var olduklarını dile getiren Yumaklı, Bakanlığın bütün teşvikleri ve destekleriyle onları hangi konuda olursa olsun birlikte hareket etmeyi sağlayacak her türlü oluşumun içinde olduklarını ve olacaklarını söyledi. Yumaklı, teknoloji denildiğinde sadece cihazın anlaşılmaması gerektiğini belirterek, tohumun da bir teknoloji olduğunu ifade etti. Tohumların yüzde 96'sını Türkiye'nin ürettiğini ve dünyada ilk 10 içinde yer aldığını belirten Yumaklı, dünyanın farklı ülkelerine gidildiğinde karşılarına Türk tohumculuk firmalarının çıktığını söyledi. Bitkisel üretimin verimli olması için sulama yapılması gerektiğine işaret eden Yumaklı, sulama teknolojilerinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “7,3 milyon hektarlık alanı sulamaya açtık daha da devam ediyoruz.” dedi. Türkiye'de 61 organize tarım bölgesi bulunuyor Yumaklı, organize tarım bölgelerini çok önemsediklerini vurgulayarak, bunun bütçede ve uygulamalarında çok önemli bir yeri olduğunu bildirdi. Türkiye'de 61 organize tarım bölgesi olduğunu aktaran Yumaklı, “Bunlardan 16 tanesinde üretim başladı. Bu sene peyderpey onlar devreye girmiş olacak. ORKÖY kredileri, destekleri ve hibeleri var. Amacımız küresel pazarda lider bir Türkiye oluşturmak.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Yumaklı, Bakanlığın standına geçerek stantta yer alan kurumların faaliyetleri hakkında bilgi aldı.

Bakan Yumaklı Erzurum'da Açıkladı: Aşı ve Kimliklendirme Ücreti Alınmayacak Haber

Bakan Yumaklı Erzurum'da Açıkladı: Aşı ve Kimliklendirme Ücreti Alınmayacak

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği'nin Erzurum'daki tesisinin açılışına katıldı. Bakan Yumaklı burada yaptığı konuşmada "Bu yıl hayvan ve sürü sağlığı desteği altında yeni bir destekleme kalemi oluşturduk. Bu destek kapsamında yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz. Üreticilerimize hayırlı olsun." dedi. Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği'nin Erzurum'daki tesisinin açılışında yaptığı konuşmada, hayvancılığın stratejik bir sektör olduğunu söyledi. Bugünün 19 Eylül Gaziler Günü olduğunu hatırlatan Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, başta Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan için canını feda eden tüm şehitleri minnetle andı, hayatını kaybeden gazilere Allah'tan rahmet, hayatta olan gazilere sağlıklı ve uzun ömür diledi. Hayvancılığın bir ailenin geçimi, gençlerin kendi memleketlerinde gelecek kurması ve kadınların emeğinin berekete dönüşmesi anlamına geldiğini ifade eden Yumaklı, "Hepsinden önemlisi de bu ülkenin insanlarının sofrasına gelen lokmanın garantisidir." diye konuştu. HAYVANCILIĞA DESTEK 24 YILDA 654 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Bakan Yumaklı, Türkiye'nin hayvancılığı stratejik bir sektör olarak gördüğünü belirterek, son 24 yılda hayvancılıkla ilgili desteklerin 654 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Bu desteklerin yalnızca hayvan sayısının ve üretimin artırılması için verilmediğini vurgulayan Yumaklı, "Bizim asıl meselemiz daha verimli, daha kaliteli, daha sürdürülebilir bir hayvancılık yapılmasını sağlamak. En önemlisi de daha uygun maliyetle ve daha güçlü bir işletme yöntemiyle emeğinin karşılığını almak." ifadelerini kullandı. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, 2024 yılının şubat ayında Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladıklarını anımsatarak, yol haritasındaki uygulamaların geri dönüşlerini almaya başladıklarını söyledi. İlk kez 3 yıllık üretim planlaması ve destekleme modelini hayata geçirdiklerini aktaran Yumaklı, "Amacımız şu, yarın ne olacak endişesi olmasın. Üreticilerimiz önlerini görsünler ve karar verecekleri zamanda buna riayet etsinler. Gençlerimiz daha fazla destek alsın. Girişimci kadın kardeşlerim daha fazla destek alsın." dedi. Aile işletmelerinin ayakta kalmasının ve büyümesinin önemine dikkati çeken Yumaklı, üretim planlamasıyla işletmelerin gelecek nesillere devredilerek devam ettirilmesini hedeflediklerini bunun için de bu üretim planlamasını hayata geçirdiklerini dile getirdi. Hayvancılığın başarısının yalnızca hayvan sayısıyla ölçülemeyeceğini işaret eden Bakan Yumaklı, sağlıklı hayvan olmadan hayvancılığın yapılamayacağını vurguladı. Bu kapsamda ilk olarak Erzurum'da olmak üzere 5 veteriner yol kontrol noktası oluşturduklarını, bu sayıyı 8'e çıkaracaklarını bildiren Yumaklı, geçen yıl yaşanan şap hastalığıyla mücadelenin 4 ay içinde tamamlandığını söyledi. Bakan Yumaklı, şunları kaydetti: "Bu yıl hayvan ve sürü sağlığı desteği altında yeni bir destekleme kalemi oluşturduk. Bu destek kapsamında yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz. Üreticilerimize hayırlı olsun. Buradan bütün üreticilerimiz bunun için diğer desteklerden herhangi bir kesinti yapılmayacak. Ayrıca veteriner hekimler de herhangi bir şekilde ilave bir ücret talep etmeyecekler. Bütün bu rakam bunların hepsini topladığımızda yaklaşık 6 milyar liralık bir tutarı sadece bu iş için ayırmış olduk. Böylece üreticilerimizin üzerindeki bu iki kalemdeki yükü hafifletmeyi amaçlıyoruz." ERZURUM'A HAYVANCILIKTA POZİTİF AYRIMCILIK Erzurum'un büyükbaş hayvan varlığında Türkiye'de üçüncü sırada bulunduğunu belirten Yumaklı, şehrin yem bitkileri üretiminde de önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Erzurum'un geniş meralara sahip olması ve su probleminin bulunmamasının önemli avantajlar olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, ama şu anda olması gereken yerde bulunmadığını bildirdi. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, hayvancılıkla ilgili üretim planlamasına dahil 16 il bulunduğunu belirterek, bu illerdeki yetiştiricilere pozitif ayrımcılık yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini bildirdi. Erzurum'da besi ve süt sığırcılığı yapan yetiştiricilere dört başlıkta ilave destek sağladıklarını aktaran Yumaklı, "Birincisi buzağıya yüzde 50 daha fazla destek veriyoruz. İkincisi Ziraat Bankası'nın vermiş olduğu tarımsal kredilere ek yüzde 20 daha fazla faiz indirimi sağlıyoruz. Üçüncüsü çiğ süte yüzde 40 daha fazla destek veriyoruz. Dördüncüsü de yem bitkilerine yüzde 50 daha fazla destek veriyoruz." diye konuştu. "KALİTELİ DAMIZLIK MATERYAL YAYGINLAŞACAK" Açılışı yapılan tesisin sürüsünü büyütmek isteyen üreticiler için önemli bir merkez olacağını ifade eden Yumaklı, burada kaliteli damızlık materyalin yaygınlaştırılacağını kaydetti. Tesiste çoğunluğu Angus, diğer bölümü Hereford olmak üzere yaklaşık 1500 hayvan bulunduğunu belirten Yumaklı, bu hayvanların "Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi" kapsamında hak sahibi olacak yetiştiricilere dağıtılmasının planlandığını bildirdi. Hayvancılıkta kaliteli ve uygun maliyetli yemin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan Yumaklı, Erzurum'un bölgenin kaba yem ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu kaydetti. Erzurum'daki sulama yatırımlarının da sürdüğünü belirten Yumaklı, Kuzgun-Daphane-Elmalı Tüneli'nin ihalesinin kasım ayında, Kuzgun-Daphane-Orta Bahçe Sulaması'nın aralık ayında, Narman Şehitler Barajı Sulaması ile Çipak Regülatör Sulaması'nın ihalelerinin ise mart ayında yapılacağını açıkladı. Yumaklı, "Ne zaman söylediysek ihalesini yapacağız, ne zaman bitireceğiz dediysek de bitireceğiz. İnşallah bugüne kadar söz verip yaptığımız gibi." dedi. TMO ARPA SATIŞINA BAŞLADI Toprak Mahsulleri Ofisi stoklarındaki arpanın satışına 17 Eylül itibarıyla başladıklarını bildiren Yumaklı, satışların ilk etapta büyükbaş ve küçükbaş besicileri, yetiştiriciler ve yem fabrikalarına yönelik olacağını söyledi. Bakan Yumaklı, 2028 yılına kadar Türkiye'de 2 milyon dekar mera alanını ıslah ederek üreticilerin hizmetine sunacaklarını da anlattı. Erzurum'un hayvancılık altyapısını geliştirmek amacıyla Aziziye ilçesinde 25 bin büyükbaş kapasiteli besi organize tarım bölgesi kurmak istediklerini belirten Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, projenin Erzurum'u hayvancılık ve kırmızı et üretiminde bölgesel merkez haline getirmesini hedeflediklerini ifade etti. Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği tesisinin faaliyete geçmesiyle 9 bin ton kırmızı et üretimi ve 1500 kişilik istihdam sağlanacağını, ülke ekonomisine 3 milyar liralık katkı sunulacağını bildirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a desteklerinden dolayı teşekkür eden Bakan Yumaklı, tesisin hayvancılık sektörüne hayırlı olmasını diledi.

Eskişehir Çifteler'de Patates Üretimi Sahada İncelendi Haber

Eskişehir Çifteler'de Patates Üretimi Sahada İncelendi

Türkiye’nin stratejik tarım ürünleri arasında yer alan patateste üretim süreçlerini yerinde incelemek ve sahadaki güncel durumu tespit etmek amacıyla Eskişehir'in Çifteler ilçesinde kapsamlı bir saha ziyareti gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri, patates üreticileriyle bir araya gelerek hem üretimin mevcut durumunu değerlendirdi hem de yeni tarımsal destekleme modelleri hakkında bilgi aktardı. ​Ziyarette, Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı Ergin Toprak, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Nizamettin Çetiner ile Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Mehmet Yurt Çifteler'deki tarlaları yerinde inceledi. Çiftçilere, Bakanlığın yeni dönem tarımsal destekleme politikaları ve stratejik ürünlerde yürütülen üretim planlaması çalışmaları detaylı bir şekilde aktarıldı. Sahadaki gerçek ihtiyaçların doğrudan tespit edilmesi, çiftçilerin görüş ve beklentilerinin dinlenmesi ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin artırılması hedeflendi. ​Tarımda Sürdürülebilirlik İçin Saha Çalışmaları Sürecek ​Tarımsal üretimin kesintisiz ve verimli bir şekilde devam etmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen bu tür denetim ve istişare faaliyetlerinin, diğer ilçelerde de planlı bir şekilde devam edeceği bildirildi. Yetkililer, üreticilerden gelen geri bildirimlerin yeni politika oluşturma süreçlerinde önemli bir rehber olduğunu vurguladı.

Türkiye Ortak Tarım Politikası Ağı Ankara’da Toplandı Haber

Türkiye Ortak Tarım Politikası Ağı Ankara’da Toplandı

Türkiye Ortak Tarım Politikası Ağı 2. Ulusal İzleme ve Değerlendirme Komite Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Yaklaşık 300 temsilcinin katıldığı toplantıda üretim planlaması, sürdürülebilir tarım, kırsal kalkınma ve kadın ile gençlerin tarımdaki rolü ele alındı. Tarım Reformu Genel Müdürü ve IPARD Yönetim Otoritesi Başkanı Dr. Osman Yıldız’ın başkanlığında düzenlenen toplantıya; kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, özel sektör, tarımsal örgütler ve çiftçi temsilcileri katıldı. 26 bölgeden temsilcilerin yer aldığı toplantıda, Türkiye’nin tarımsal ve kırsal kalkınma politikalarının sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmesi değerlendirildi. Üretim planlamasında ortak hareket vurgusu Toplantıda konuşan Dr. Osman Yıldız, üretim planlamasının bitkisel üretim, hayvancılık ve balıkçılık alanlarında sürdürüldüğünü belirtti. Yıldız, tarım politikalarının oluşturulmasında yerel yöneticiler, çiftçiler, sivil toplum kuruluşları ve tarımsal örgütlerin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Üretim planlamasının yalnızca tek bir destek mekanizmasıyla yürütülmediğini ifade eden Yıldız; tarımsal destekler, kırsal kalkınma programları, tarımsal krediler ve sözleşmeli üretim gibi araçların da planlamayla birlikte değerlendirildiğini söyledi. Sürdürülebilir tarım için ortak yol haritası Tarım politikalarında kayıtlılık, kalite, verimlilik, yatırım ve sürdürülebilirliğin öncelikli alanlar olduğunu belirten Yıldız, farklı kurum ve paydaşların koordinasyon içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Ortak Tarım Politikası Ağı’nın bu süreçte önemli bir görev üstlendiğini belirten Yıldız, sahadan alınan görüş ve önerilerin ulusal tarım politikalarının şekillendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Kırsal kalkınmada kadın ve gençlere öncelik Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de kırsal kalkınmada kadınların ve gençlerin rolü oldu. Yıldız, Ortak Tarım Politikası Ağı’nın yalnızca bir kırsal kalkınma programı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kırsal bölgelerde yaşayan üreticilerin yaşam kalitesinin artırılması ve sürdürülebilir tarımsal üretimin sağlanmasının temel hedefler arasında olduğunu söyledi. Kırsal kalkınma politikalarında kadınların ve gençlerin önceliklendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, Bakanlık olarak bu alanlara yönelik çalışmaları sürdürdüklerini kaydetti. Toplantıda 26 bölgenin tarımsal ve kırsal kalkınma potansiyeli, bölgesel ihtiyaçları ve öncelikleri değerlendirilirken, sahadan gelen görüşler doğrultusunda daha sürdürülebilir, kapsayıcı ve yerel ihtiyaçlara duyarlı bir tarım ve kırsal kalkınma vizyonunun güçlendirilmesi hedeflendi.

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden 2027 ÇKS ve CBS Eğitimi Haber

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden 2027 ÇKS ve CBS Eğitimi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 1 Eylül 2026 tarihi itibarıyla başlayacak olan 2027 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuru süreci ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) modülünün kullanımına yönelik kapsamlı bir teknik eğitim toplantısı düzenledi. İlçe müdürlüklerinde görev yapan personelin katıldığı toplantıda, tarımsal üretim planlamasının etkinliği masaya yatırıldı. ​2027 Üretim Yılı ÇKS ve Üretim Planlaması Masada ​Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Nizamettin Çetiner'in koordinesinde gerçekleştirilen toplantıda, il ve ilçe müdürlüklerinde görevli teknik personele kritik bilgilendirmeler yapıldı. ​Toplantının ana gündem maddeleri şunlar oldu: ​2027 ÇKS Süreçleri: 1 Eylül 2026'da başlayacak başvuru ve kayıt işlemlerinin eksiksiz, sağlıklı ve hızlı bir şekilde yürütülmesi. ​Bitkisel Üretim Planlaması: Yeni dönemde tarımsal üretim planlaması kapsamında sahada yürütülecek iş ve işlemlerin koordinasyonu. ​CBS Modülü ile Uygulamalı Teknik Eğitim ​Toplantının en önemli bölümünü ise teknolojik altyapı oluşturdu. ÇKS işlemlerinde aktif olarak kullanılacak olan Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) modülü hakkında teknik personele hem teorik bilgiler verildi hem de modülün kullanımına yönelik uygulamalı eğitim gerçekleştirildi. Bu sayede ilçe müdürlüklerindeki personelin tescil ve harita tabanlı kontrolleri çok daha hızlı ve hatasız yapabilmesi hedeflendi. ​Eğitimler Devam Edecek ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, üreticilerin mağduriyet yaşamaması, ÇKS kayıt süreçlerinin sorunsuz ilerlemesi ve Bitkisel Üretim Planlaması çalışmalarının hedefine ulaşması için teknik personele yönelik bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerinin aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.