Hava Durumu

#Ürün

Kırsal Haber - Ürün haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ürün haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7 den 5,23'e Geriledi!" Haber

CHP'li Gürer: "Tarımda Çalışan Nüfus Yüzde 10,7 den 5,23'e Geriledi!"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarım sektöründe çalışan ve üretim yapanların sayısının giderek azaldığına dikkat çekerek, “Veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” dedi. Gürer, çiftçinin yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretimden uzaklaştığını belirterek, çözümün ithalatta değil, üreticiyi destekleyen doğru tarım politikalarında aranması gerektiğini söyledi. TBMM Genel Kurulu’nda tarım sektörünün içinde bulunduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de nüfus artarken tarımda çalışanların sayısının gerilediğini ifade etti. Gürer, tarımda çalışan nüfustaki değişime ilişkin rakamları paylaşarak, “2025 yılında nüfusumuz 86 milyon kişi oldu, tarımda çalışan ise 4 milyon 560 bin kişi; buradan baktığımızda yüzde 10,7’lik oranın yüzde 5,23’e gerilediğini görüyoruz” dedi. Tarım sektöründeki gerilemenin yalnızca çalışan sayısıyla sınırlı olmadığını belirten Gürer, çiftçi kayıtlarına ilişkin verilerin de üretimdeki daralmayı ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, “Ziraat odalarında kayıtlı olan üye sayısı 5 milyon civarında, ÇKS dediğimiz Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil olan çiftçi sayısı da 2 milyon 300 bin civarında” ifadelerini kullandı. SİGORTALI ÇİFTÇİ SAYISI 17 YILDA YARIYA YAKLAŞTI Tarımda sigortalı çalışan çiftçilerin sayısındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, özellikle son 17 yıldaki değişimin dikkat çekici olduğunu belirtti. Gürer, “Sigortalı işçi ve çiftçi sayısı da on yedi yılda önemli ölçüde gerilemiş. 2009 yılında 1 milyon 14 bin olan sigortalı çiftçi sayımız şu anda 562 bin 120’ye düşmüş durumda” dedi. Bu rakamların tarım sektöründeki sorunların boyutunu açık biçimde gösterdiğini ifade eden Gürer, “Bu durumda veriler gösteriyor ki tarımda önemli ölçüde çalışanda, üretende bir gerileme var” diye konuştu. “ÇİFTÇİ KAZANIRSA İŞİNİ SÜRDÜRÜYOR” Çiftçiliğin sürdürülebilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurgulayan Gürer, çiftçinin para kazanamadığında üretimden koparak büyük kentlere yöneldiğini söyledi. Gürer, bu durumu şöyle anlattı: “Bunlar neden oluyor? Çiftçilik kişi başı yapılan bir iş. Üretici, çiftçi kazanırsa işini sürdürüyor, kazanamazsa büyük kentlere gelip orada daha zor koşullarda maaşla çalışmak için iş arıyor.” Çiftçinin karşı karşıya kaldığı temel sorunların başında yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirten Gürer, üreticinin ürününü pazarlamakta da ciddi sorunlar yaşadığını dile getirdi. Gürer, “Girdi maliyetleri yüksek, ürettiği ürünü pazarlamada sorunu var, kendisine sağlanan destekler yetersiz” dedi. “BEN ÜRETİYORUM, BENDEN ALIP GİDEN PARA KAZANIYOR” Üreticinin kendi ürettiği üründen yeterli geliri elde edememesinin tarımdan kopuşu hızlandırdığını belirten Gürer, çiftçinin yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle ifade etti: “Ürettiği üründen kendisi para kazanamazken aracının, ithalatçının para kazandığını görünce doğal olarak kırgınlıklar da yaşıyor.” Çiftçinin yaşadığı sorunu kendi sözleriyle dile getiren Gürer, “Diyor ki: ‘Ben bir yılda ürünü üretiyorum, benden alıp giden para kazanıyor, ben kazanamıyorum.’” ifadelerini kullandı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının yalnızca çiftçinin ekonomik durumunu değil, Türkiye’nin tarımsal üretim geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR” Tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Gürer, fındık, çay ve buğday üzerinden örnek verdi. Gürer, “Bugün fındığın fiyatı açıklandı, alım fiyatı düşük, çayda fiyat düşük, buğdayda fiyat düşük” dedi. Düşük alım fiyatı politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Gürer, “Düşük alım fiyat politikasıyla oluşturulan sonuç da o üretimi yapanların o işten uzaklaşmasını getiriyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLİYOR” Türkiye’nin tarım politikasında ithalata dayalı yaklaşımın hâkim olduğunu savunan Gürer, üreticinin desteklenmesi yerine çözümün dışarıdan ürün getirmekte arandığını söyledi. Gürer, “Türkiye bir de ithalatçı bir anlayışla yönetiliyor. Tarım politikalarıyla üreticiyi, çiftçiyi, besiciyi desteklemek yerine çözüm ithalatta aranıyor” diye konuştu. İthalatın kısa vadede raflardaki ürün miktarını artırıyor gibi görünse de vatandaşın alım gücündeki düşüş nedeniyle toplum açısından farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Gürer, “Görünürde rafta ürün var; gerçi vatandaşın alım gücü düşük olduğu için de istediği her ürünü alamıyor” dedi. Gürer, “Cepteki para raftaki ürünü almaya yetmediği için dolaylı bir kıtlık da gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ ETİ, SÜTÜ, MEYVEYİ ALMAYA YETMİYOR” Vatandaşın temel gıda ürünlerine erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çeken Gürer, etten süte, meyveden sebzeye kadar geniş bir alanda alım gücünün gerilediğini söyledi. Gürer, “Ette, sütte, meyvede, sebzede vatandaşın alım gücü bunu almaya yetmiyor” dedi. Üreticinin de ürününü satamadığında gelecek yıl üretim tercihlerini değiştirdiğini belirten Gürer, bunun tarımsal üretimde yeni sorunları beraberinde getirdiğini ifade etti. Gürer, “Üreten de ürettiği ürün tarlada kaldığı için ikinci yıl desen değiştiriyor. Ürün deseni değiştirince ürün az oluyor. Bu kere de raftaki ürünün fiyatı farklılaşıyor” diye konuştu. “DOĞRU TARIM POLİTİKASININ TEMELİ ÜRETİM PLANLAMASIDIR” Türkiye’nin tarımda yaşadığı sorunların çözümü için üretimden vazgeçmek yerine üreticiyi merkeze alan politikaların uygulanması gerektiğini vurgulayan Gürer, doğru tarım politikasının temel unsurlarını da sıraladı. Gürer, “Doğru bir tarım politikasının temeli; üretim planlaması, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sübvanse desteklerinin verilmesi, mazotta ÖTV’nin, KDV’nin kaldırılması, kooperatifçiliğin geliştirilmesi” dedi. Tarımın sürdürülebilirliği için çiftçinin üretimde kalmasının zorunlu olduğunu belirten Gürer, üreticinin desteklenmediği, girdi maliyetlerinin düşürülmediği ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede hem çiftçiyi hem de tüketiciyi daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını ifade etti. Gürer’in TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı değerlendirmeler, Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalması, sigortalı çiftçi sayısındaki gerileme, yüksek girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları, ithalata dayalı politikalar ve vatandaşın düşen alım gücünün birbirini tetikleyen sorunlar haline geldiğine dikkat çekti.

AHBİB’den Dev İhracat Atılımı: İlk Çeyrekte 409 Milyon Dolarlık Performans Haber

AHBİB’den Dev İhracat Atılımı: İlk Çeyrekte 409 Milyon Dolarlık Performans

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), 2026 yılının ilk çeyreğinde 409,2 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştı. AHBİB Başkanı Veysel Memiş, küresel daralmaya rağmen yeni pazarlarda yaşanan sıçramanın sürdürülebilir büyüme için kritik olduğunu vurguladı. ​İhracatın Yeni Yıldızları: Ukrayna ve Güney Kore ​AHBİB’in 2026 yılı Ocak-Mart dönemi raporuna göre, ihracat hacminde en güçlü ivmelenme şaşırtıcı pazarlarda gerçekleşti. Geleneksel pazarlar olan Suriye, Irak ve Sudan liderliğini korurken; Ukrayna %598, Cibuti ve Güney Kore ise %127’lik artış oranlarıyla dönemin parlayan yıldızları oldu. ​Başkan Veysel Memiş, Ukrayna pazarındaki 10,9 milyon dolarlık çıkışın bölgedeki tedarik zinciri değişimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, Türk ihracatçısının hızlı adaptasyon kabiliyetine dikkat çekti. ​Sektörün Lokomotifi: Pastacılık Ürünleri ​Yılın ilk üç ayında ürün grubu bazında en yüksek performans pastacılık ürünlerinden geldi. ​İhracat Payı: %21 ​İhracat Değeri: 84,5 Milyon Dolar ​Öne Çıkan Ürün: Tatlı bisküvi ve gofretler (25,2 Milyon Dolar) ​Veysel Memiş, katma değeri yüksek ve markalı ürünlerin küresel rekabette Türkiye’nin elini güçlendirdiğini ifade etti. ​Bakliyat ve Yağlı Tohumlarda Stratejik Dengelenme ​Bakliyat grubunda kırmızı mercimek 62,4 milyon dolar ile ana taşıyıcı konumunu sürdürürken, fasulye ihracatında yaşanan %209’luk artış ürün çeşitliliğinin başarısını kanıtladı. ​Yağlı tohumlar grubunda ise dikkat çekici bir veri paylaşıldı: Ayçiçeği tohumunda miktar bazında düşüş yaşanmasına rağmen, değer bazında %2’lik artış kaydedildi. Bu durum, birim fiyatların yükseldiğini ve ihracatın daha nitelikli hale geldiğini gösteriyor. Keten tohumu ise %1.423 gibi rekor bir artış oranıyla dikkat çekti. ​"Sektör Küçülmüyor, Yön Değiştiriyor" ​Küresel piyasalardaki fiyat oynaklığı ve bölgesel risklere değinen Başkan Memiş, şu değerlendirmede bulundu: ​"Geleneksel yüksek hacimli büyüme modeli yerini katma değerli ürünlere ve yeni pazar arayışlarına bırakıyor. Sektörümüz orta ve uzun vadede daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Cibuti gibi stratejik noktalar üzerinden Afrika’ya, Güney Kore gibi yüksek standartlı pazarlar üzerinden Asya’ya açılıyoruz."

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor'' Haber

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, limon ithalatına ilişkin verileri değerlendirerek mevcut tarım politikalarını eleştirdi. Limon üretimi olan bir ülkede ithalat yapılmasının yanlış olduğunu belirten Gürer, fiyat dalgalanmalarının hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ettiğini söyledi. Türkiye’nin limon ithalatına ödediği dövize dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde limon ithalatı 2024 yılında 2.054 ton olarak gerçekleşti. Bu ithalat için 1 milyon 941 bin 609 dolar yurt dışına ödendi. Ülkemizde ise limon üretici elinde kaldı.5 liraya bahçede satamadı, üretici de ürün kaldı. Rafta ise ürün fiyatı katladı. İthalatta yapıldı. 2025 yılında limon ithalatı 2.130 ton oldu ve yaklaşık 2 milyon 370 bin dolar döviz yurt dışına gitti. 2025 yılında bu kere tüccar alım yaptı. Ağustos ayında erkenci limon hasadı ile başlayan süreç Ocak 2026’da büyük ölçüde sona erdi. Limon stokta var. Buna rağmen 2026 yılında sadece bir ayda 705 ton limon ithalatı yapıldı ve bunun karşılığında 549 bin 344 dolar ödeme gerçekleştirildi. Stokta limon fiyatı artabileceği düşünen Ticaret Bakanlığıgümrük vergisi düşürüp ithalatı kolaylaştırdı” dedi. “LİMON VERGİSİ %54’TEN %10’A DÜŞÜRÜLDÜ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İthalatla ilgili yeni bir karar alındı. Limondaki vergi oranı yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü ve Temmuz ayı sonuna kadar da bu uygulamanın devam edeceği bildirildi. Ülkemizde limonda erkenci hasat Ağustos ayında başlar, Aralık ayı sonu ile Ocak ortalarına kadar devam eder. Hasat edilen limonların bir bölümü de depolanarak piyasaya sunulur. 2025 yılı ürünü depoda var “ifadelerini kullandı. “DEPOLARDA ÜRÜN VAR AMA FİYATLAR DENGESİZ” Depolarda stok bulunan ürünlere dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Şu anda çiftçinin elinde çok fazla ürün kalmamış olabilir ama depolarda stoklanmış limonlar var. Bu ürünlerin depoya giriş fiyatı yüksekti. İktidar da limon fiyatlarındaki artışı frenlemek için ithalat vergisini düşürdü ve fiyatları dengelemeye çalışıyor. Ancak bu tür müdahalelerin piyasadaki dengeleri etkiliyor. Ürün üreticiden çıkınca Tüccar bu işten kazanıyor. Üreten ve tüketen kaybediyor “ diye konuştu. Gürer, “Bir yerde üretici ürettiği üründen para kazanamazsa bu işten soğur. Bu tür uygulamalar piyasa dengesini de bozuyor.” dedi. “RAFLARDA 150 LİRA, ÜRETİCİDE 5 LİRA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fiyat dalgalanmalarının üretici ve tüketici açısından ciddi sorun yarattığını belirterek, “Bir bakıyorsunuz limon market rafına 100–150 liradan giriyor. Bir bakıyorsunuz 2024 yılında olduğu gibi üreticinin elinde 5 liradan bile alıcı bulamıyor. Bu sürekli değişkenlik hem üretici hem tüketici açısından ciddi bir sorun yaratıyor,” dedi. “PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİTİKA ŞART” Fiyatları dengelemek için yapılan ithalat kararlarının sorunu çözmeyeceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, planlı bir tarım politikası gerektiğini belirterek, “Fiyat dengelemek için yapılan bu tür uygulamalarda planlı, öngörülebilir ve dengeli bir politika izlemek gerekiyor. Çünkü bu kez de tüccar zarar ediyor. Tüccar zarar ettiğinde ürün alımında geri duruyor ve bu da tarladaki ürünün sorun yaşamasına yol açıyor. Tüccar geri durduğu yerde kamu alıma girerek stoklanabilir ürün piyasayı dengeleyebilir. Kooperatifçilikte bu bağlamda geliştirilip üreten ve tüketen korunması sağlanabilir.” diye konuştu. “ÜRETEN KORUNURSA SORUN ÇÖZÜLÜR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün üreticiyi koruyan kamucu bir modelden geçilmesi gerektiğini ifade ederek, “Olması gereken; makul bir kâr hesabı yapılması, girdi maliyetlerinin dikkate alınması ve kamucu bir anlayışla üreticinin zarar etmeyeceği bir sistem kurulmasıdır. Aynı zamanda tüketici de limona uygun fiyatla ulaşabilmelidir,” dedi. “İTHALATLA OYNAYARAK SORUN ÇÖZÜLMEZ” İthalat ve ihracat kararlarıyla sürekli oynanmasının kalıcı çözüm getirmeyeceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Raftaki ürünün fiyatını düşürmenin yolu ithalat değil, daha çok üretim ve üretenin korunmasıdır. Üretenin girdi maliyetlerini düşürürseniz ve üretimi uygun koşullarda yapmasını sağlarsanız vatandaş da ürüne makul fiyatla ulaşır. Sürekli ithalatla oynayarak, ihracatla oynayarak sorun çözülmez. Narenciye üreticisi bir ülke olarak limon ithal etmek doğru değildir. Önce kendi kendine yeterliliğimizi sağlamalı, ardından katma değerli ürünler üretip dünyaya satacak politikalar geliştirmeliyiz.” dedi.

TARSİM Tarafından Teminat Altına Alınacak Ürünler ve Riskler Belli Oldu Haber

TARSİM Tarafından Teminat Altına Alınacak Ürünler ve Riskler Belli Oldu

Tarım Sigortaları Havuzunca (TARSİM) 2026 yılında kapsama alınacak riskler, ürünler, bölgeler ve prim desteği oranları belli oldu. Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'nin 5. mükerrer sayısında yayınlandı. Buna göre, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı üreticiler için TARSİM kapsamında uygulanan, bitkisel ürünler için dolu ana riskiyle birlikte fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını ve kara, hava, deniz taşıtının çarpma riskleriyle tarla ürünlerinde, sebzelerde ve çilekte yaban domuzu ve geyik zararı, pamukta hasat döneminde miktar kaybına yol açan yağmur zararı, ayçiçeğinde kuş zararı ek riskleri dolu paketine dahil edildi. Açık alanda yetiştirilen meyveler, yağ gülü ve enginar için don riski, dolu ağı ve örtü sistemleriyle bu sistemlerin altında bulunan ürünler için dolu, kar ağırlığı, fırtına, hortum, yangın, deprem, heyelan, sel ve su baskını, kara, hava, deniz taşıtının çarpma riskleri ile kiraz, incir ve üzümde yağmur riski teminat altına alındı. Şekerpancarı, çerezlik kabak, domatesi, biber, patlıcan, karpuz, kavun, patateste yeniden ekim dikim masrafı ödenecek don zararı, altıntop, limon, mandalina, portakal ve üzümde sıcak hava ve güneş yanıklığı zararı, kayısı, şeftali, nektarin, erik, elma, armut, ayva, kiraz ve vişnede garanti edilen verimle sınırlı olmak üzere kış donu zararı da sigorta kapsamına dahil edildi. Meyve ağaçları, çay ve asmalarla bu ürünlerin fidanlarında ve süs bitkisi fidanlarında paket halinde, dolu, fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, taşıt çarpması, kar ağırlığı, sel ve su baskını riskleriyle yaban domuzu ve geyik zararı riskinin sadece fidanlara verdiği zararlar da sigorta kapsamına dahil edildi. Köy bazlı verim sigortası ile kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek ve yağlık ayçiçeği ürünleriyle bu ürünlerin sertifikalı tohumluklarından dolu paketi riskleri dışındaki kuraklık, don, sıcak rüzgar, sıcak hava dalgası, aşırı nem, aşırı yağış risklerinden kaynaklı verim azalışları da teminat kapsamına alındı. Seralar için de dolu ana riskiyle fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskınıyla taşıt çarpması, kar ağırlığı ek riskleri paket halinde sigortalanabilmesi hükme bağlandı. BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞTA HIRSIZLIK DA TEMİNAT KAPSAMINDA Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta ölüm riski ve ek olarak isteğe bağlı olarak hırsızlık, terör, grev, lokavt, kargaşa ve halk hareketleri riskleri, kapalı sistemde üretim yapılan, biyogüvenlik ve hijyen tedbirleri alınmış tesislerde yetiştirilen kümes hayvanlarının ölüm riski ve açık ve yarı açık sistemde yetiştirilen kümes hayvanlarının ölüm riski ve ek olarak isteğe bağlı olmak üzere terör, grev, lokavt, kargaşa ve halk hareketi riskleri de TARSİM tarafından teminat kapsamına alındı. Denizlerde ve iç sularda yetiştirilen su ürünleri için hastalık, yetiştiricinin kontrolü dışındaki kirlenme ve zehirlenmeler, fırtına, hortum deprem, sel ve su baskını, kazalar, predatörler, alg patlaması nedeniyle meydana gelen ölüm riski ile kafes ve ağlar için kazalar, predatör saldırısı, fırtına, hortum, deprem, sel ve su baskını riskleri, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne kayıtlı plakalı kovanlar için fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını, taşıt çarpması, nakliye ile vahşi hayvan saldırısı riskleri teminata dahil edildi. Sisteme kayıtlı ipek böceği yetiştiriciliği için fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını, taşıt çarpması da teminat kapsamına alındı. PRİM DESTEĞİ Ürünlerle ilgili belirlenen riskler için 2026'da sigorta priminin yüzde 50'si oranındaki prim desteği TARSİM'e Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin ilgili tedbirinden aktarılarak karşılanacak. Açık alanda yetiştirilen meyveler, yağ gülü, enginar, şekerpancarı, çerezlik kabak, domates, biber, patlıcan, karpuz, kavun, patates ürünleri ile meyve ve bağ fidanlarında ve kayısı, şeftali, nektarin, erik, elma, armut, ayva, kiraz, vişnede kış donu zararı risk priminin yüzde 70'i oraında prim desteği TARSİM bütçesinden karşılanacak. Sigorta priminin köy bazlı verim sigortasında yüzde 70'i, büyükbaş dar kapsamlı sigorta tarifesinde ise yüzde 60'ı oranında prim desteği aktarılacak. Karar, 1 Ocak 2026'ten itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. 2025 YILI İÇİN DÜZENLEME YAPILDI Öte yandan Tarım Sigortaları Havuzu Tarafından 2025 Yılında Kapsama Alınacak Riskler, Ürünler ve Bölgeler ile Prim Desteği Oranlarına İlişkin Kararda değişiklik yapıldı. Buna göre, gelir koruma sigortasıyla, emeklik ve makarnalık buğday, arpa ve çavdarda verim değişimi ve TMO Genel Müdürlüğü alım baremine göre Konya Ticaret Borsası'nda hasat sonrası oluşan ürün fiyatının beklenen fiyattan farklı olması nedenlerine bağlı oluşacak gelir kaybı riski, ilgili genel şartlarla tarife ve talimatlar kapsamında, Bakanlıkça belirlenen kayıt sistemlerine kayıtlı çiftçilerin, özlük, ürün ve arazi bilgileri dikkate alınarak Tarım Sigortaları Havuzu tarafından teminat altına alınacak. Gelir koruma sigortasında, sigorta priminin yüzde 60'ı oranında prim desteği, Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden Tarım Sigortaları Havuzu'na katarılarak karşılanacak. ​

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.