Hava Durumu

#Vergi

Kırsal Haber - Vergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi Haber

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi

YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Hem süt hem et fiyatlarından dert yanan besiciler, hayvancılığı bırakma noktasına geldi. Bir besici, “Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız” dedi. Bir diğer besici, “hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız” sözleriyle dert yandı. Bir başka besici ise, “Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” ifadelerini kullandı. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Besiciler, Başevirgen’e hem süt hem de et fiyatlarından yana dert yandı. “İŞİN SONUNDA YOK OLUP GİDECEĞİZ” Bir daha ki ziyarette işi bırakıp kahvehane de oturur hale geleceklerini söyleyen besici, “Süt konseyinin açıkladığı fiyat 24,30 lira. Mandıranın bizden aldığı fiyat ise 27,50 lira. Devlet 24,30’a fiyat açıklıyor, mandıra 27,50’ye süt alıyor. Fiyatın üzerine geçiyor. Çünkü mandıralarda anladı bizim yok olduğumuzu. En son bize ziyarete geldiğinizde 700-800 kilo süt vardı. Şimdi 300 kilo. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız. Yem fiyatları, süt fiyatlarıyla bire bir gidiyor. Yem fiyatlarıyla, üzüm fiyatları eşitlenmek üzere. 5 römork üzümüm var eğer üzümdeki bu fiyat rezilliği devam ederse, üzümleri ineklere yedireceğiz. Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Hiçbir iş yapmayalım traktörle yem dağıtalım 500 lira harcıyoruz. Eskiden her çiftlikte hayvanlara bakmak için bir aile çalışırdı. Şimdi işçi bile çalıştırmıyoruz, çünkü kendimize bakamıyoruz. Özbekistan’dan üzümü hayvan yemi adı altında getiriyorlar. Bizde zaten üzümü bundan sonra hayvan yemi olarak vermeye başlayacağız. 45 liraya geliyor, zaten bizim üzümü de 50 liraya alıyorlar” diye konuştu. “GİRDİ MALİYETLERİ HER SENE ÜSTÜMÜZE ÇIĞ GİBİ DÜŞERSE BU İŞİN İÇİNDEN HİÇ ÇIKAMAYIZ” Üreticinin yem maliyetinde, süt üretiminde paritenin 1,5 olması gerektiğini belirten bir diğer besici, “Bizim gittiğimiz parite şu an 1. Yani, 1 kilo yeme 1 kilo süt. Normalde 1 kilo süt sattığım zaman 1,5 kilo yem alabiliyor olmam gerek. 5 sene önce işi babamdan devraldım. Girdi maliyetleri çok yüksek. Kendimiz üretmeye çalışıyoruz ama bu sefer enflasyondan dolayı girdi maliyeti bizi işin içinden çıkartmıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı süt fiyatı 24,30 ama biz o fiyattan satamıyoruz. Aldığım fiyat 21 lira. Üreticilerin süt maliyeti aşağı yukarı 27 lira. Mecbur bakıyoruz, mal canın yongası. Bırakmak istemiyoruz çünkü biz bu işte çekirdekten geldik. Dedemde hayvancıydı, babamda hayvancıydı bende hayvancıyım. Köyde yaşamak, kendi standardını oluşturmak, kendi yaşamını idame ettirmek, hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız. Burada bu işi yapan 3 kişi kaldık. Seneye 2 olur sonraki sene baktınız bende giderim. Karkas ete 10 lira zam gelsin, 50 lira yeme zam geliyor. Bizi şu an kurtarabilecek olan belki hamile hayvanlarım, elimden çıkacak olan buzağılar başka türlü biz bu işin içinden çıkamayız. Geçen yıl 45 hayvanım vardı bu yıl 29-30 tane. 15 tanesini maliyetleri karşılayamadığım için satmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı. Kendi çocuklarını çiftlikten uzaklaştırdığını belirten besici, “Kazancımız olmadığı için benim oğlum gidip tanker şoförlüğü yapıyor, ağabeyimin oğlu başka bir fabrikada çalışıyor. Biz buradan randımanlı bir ekmek kazanmış olsak çocuklarımızın ne işi var başka işlerde. Bizden sonra bu işi yapacak kimse yok. En genç olarak bizler varız” dedi. “PARA KAZANAMADIĞIMIZ İÇİN HAYVANLARI SATIYORUZ, SENEYE BIRAKACAK GİBİYİZ” Devletten destek bulamadıklarından yana dert yanan bir başka besici ise, “Burada şu anda 120 hayvan var. Daha önceki yıllarda hayvan sayısı daha fazlaydı. Her sene aşağıya düşüyoruz. Et para etmediği için, süt para etmediği için, yem pahalı. Geçen sene şaptan dolayı 30-40 zayiat verdik. Buzağılar, inekler hep gitti. Devletten hiçbir destek almadık. Zaten hayvanlar şu an ithal geliyor. Bir danayı bize 110 bin liraya veriyorlar. 50-60 bin lira da yiyecek masrafı var. Biz bundan ne kazanacağız? Sadece bize gübresi kalıyor. Onu da tarlaya atıyoruz, bize darıda biraz destek oluyor başka da bir şey yok. Geçen yıl 215 tane hayvan vardı. Para kazanamadığımız için hayvanları satıyoruz. Seneye bırakacak gibiyiz” diye konuştu. “BÖYLE DEVAM EDERSE SATACAĞIZ, BIRAKACAĞIZ YAPACAK BİR ŞEY YOK” Hem et hem de süt fiyatlarından yana durumun çok berbat olduğuna dikkat çeken besici ise, “Her geçen yıl değil, her ay bir önceki ayı aratıyor. Bu şekilde devam ederse, bizim devam etme şansımız yok. Para kazanabilmemiz için süt fiyatının en az 30-35 lira olması lazım. Yem maliyetleri yüksek, mazot fiyatları yüksek. Aynı zamanda etten de para kazanamıyoruz. Gittikçe düşüyor. Bugün etin kilosunu 700-800 liradan kestirmem lazım, aradığım zaman 580 liralardan bahsediyorlar. Böyle devam ederse satacağız, bırakacağız yapacak bir şey yok” ifadelerini kullandı. “SEKTÖRDEN ÇEKİLECEĞİZ ARTIK, YETER DİYECEĞİZ” Şu an sütün litresinin piyasa ortalamasının 27,5-28 lira civarında olduğunu ve maliyet fiyatlarına süt sattıklarını ifade eden besici, “Para kazanabilmemiz için 35 liraların altında olmaması lazım. 18 bin 250 lira sadece bir aylık su faturası, darıları suladım. 60 dönüm arazinin. Ben 100 küsür dönüm yer dikiyorum bir tek tarlanın su parası. Yem fiyatları son 9 gün içinde 3 kere zam gördü. Ortalama bir yem fiyatı 800 ila 1100 lira arasında değişiyor. Ama sütün fiyatı artmıyor. Mazot giderlerimiz günlük değişiyor. Genel anlamda harcadığımız emek, hayvana yatırdığımız öz sermayeyle kazanılan para, ki kazanılmıyor karın tokluğu. Bu işi 12 yıldır yapıyorum. 12 yıl önce daha iyiydi. Git gide kötüye gidiyor. Yem, mazot, elektrik giderlerimiz bu kadar yüksek değildi. Sadece bu çiftliğin elektrik giderine geçen yıl 6- 6 bin 500 lira para veriyorduk. Bu sene 14-15 bin lira para ödüyoruz. Her şey yüzde 100 arttı. Ziraat Bankası’ndan çıkamıyoruz. Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” dedi. “PARAYI KAZANANLAR SON NOKTA SATICILAR” Üretici kazanamadığını, hakkını alamadığını belirten bir diğer besici ise şunları kaydetti: “Hem de bu işin sanayi kısmında peynir üreticileri, yoğurt, ayran, süt sektörü üreticileri de eskiye oranla çok düşük, minimal karlarla çalışıyorlar. Tereyağın maliyeti 400 lira ama markete gittiğimiz zaman tereyağ 700 lira 800 lira hatta geçen 980 liraya tereyağ gördüm. Parayı kazananlar son nokta satıcılar. Aynı ürün A markete gittiğimiz zaman başka, B markete gittiğimiz zaman başka fiyatlara satılıyor. Herkes kafasına göre fiyat yazabiliyor. Biz burada, üreticiler olarak her zaman mağdur olan tarafız. Son nokta satışta devletin daha hükmedici olması lazım. Hükümetin görevini yapması lazım. Ama çok zayıf kalıyoruz. Nedenini düşündüğüm zaman orada da devletin şöyle bir rantı oluyor; ne kadar fazla fiyattan satılırsa alınan vergi o kadar yükseliyor. O yüzden ses çıkarılmıyor. Böyle olduğu sürece bu ülkede tarım ve hayvancılığın kalkınma ihtimali çok zayıf.”

Eskişehir Esnafından Vali Yılmaz’a Ziyaret: Kayıt Dışı Gıda Satışına Sıkı Markaj Haber

Eskişehir Esnafından Vali Yılmaz’a Ziyaret: Kayıt Dışı Gıda Satışına Sıkı Markaj

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik ve yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ı ziyaret etti. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette; kayıt dışı ekonomiyle mücadele, akşam saatlerinde yoğunlaşan ruhsatsız ve denetimsiz seyyar gıda satışlarının önlenmesi, halk sağlığının korunması, haksız rekabetin sona erdirilmesi ve denetim birimleri arasında güçlü bir koordinasyon mekanizması kurulması ele alındı. Şehir dışından gelen geçici ticari organizasyonlara alan tahsis edilmesi ve Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı projesi de görüşmenin gündeminde yer aldı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “5 BİN İŞLETMENİN VE 65 BİN SEKTÖR ÇALIŞANININ SESİNİ VALİMİZE İLETTİK” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yaklaşık 5 bin yiyecek-içecek işletmesi ile sektörden geçimini sağlayan yaklaşık 65 bin çalışanın beklentilerini, sahadaki sorunları ve çözüm önerilerini Vali Dr. Erdinç Yılmaz’a ayrıntılarıyla aktardıklarını belirtti. Murat Arnik, “Ruhsatını alan, vergisini ödeyen, çalışanının sigorta primini yatıran, hijyen ve gıda güvenliği kurallarına uyan esnafımız; kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetler karşısında yalnız bırakılamaz. Esnafımızın emeğini korumak; Eskişehir’in ekonomisini, istihdamını ve vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşma hakkını korumaktır.” dedi. MURAT ARNİK: “SAYIN VALİMİZİN ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIMI ESNAF TEŞKİLATIMIZA GÜVEN VERDİ” Arnik, “Sayın Valimizin samimi, mütevazı, çözüm odaklı ve kurumlar arası iş birliğini esas alan yaklaşımı bizlere güven vermiştir. Ruhsatlı esnafımızın haklarının ve halk sağlığının korunması yönünde ortaya koyduğu güçlü irade son derece kıymetlidir.” ifadelerini kullandı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “KAYIT DIŞILIK AKŞAM BAŞLIYORSA DEVLETİMİZİN DENETİMLERİDE AKŞAM YAPILMALIDIR” Kayıt dışılıkla mücadelenin tek bir kurumla sonuçlandırılamayacağını vurgulayan Murat Arnik; Valilik koordinasyonunda belediyelerin zabıta ve ruhsat birimleri, Eskişehir Defterdarlığına bağlı vergi dairesi birimleri, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve meslek odaları arasında hızlı ve kesintisiz bilgi akışı kurulması gerektiğini belirtti. Murat Arnik, “Denetimler yalnızca ruhsat veya vergi kaydıyla sınırlı kalmamalıdır. Ürün kaynağı, fiş ve fatura düzeni, gıda işletmesi kayıt ve onay belgeleri, çalışanların sosyal güvenlik kayıtları, etiket bilgileri, muhafaza şartları, soğuk zincir, izlenebilirlik ve hijyen koşulları birlikte incelenmelidir. Bir kurumun tespit ettiği aykırılık diğer kurumlardan habersiz kalmamalı; işlem sonuçlanıncaya kadar ortak takip sürdürülmelidir.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Emek, 71 Evler, Çamlıca, Gündoğdu, Vadişehir ve Çankaya mahalleleri başta olmak üzere, saat 17.00’den sonra yoğunlaşan ruhsatsız, seyyar, kayıp-kaçak ve denetimsiz satışların Sayın Valimizin öncülüğünde sona erdirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi MURAT ARNİK: “YALNIZCA TUTANAK DEĞİL, CAYDIRICI VE ORTAK YAPTIRIM GEREKİYOR” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, idari cezaların faaliyeti önlemeye yetmediği durumlarda kurumların eş zamanlı ve sonuç odaklı hareket etmesi gerektiğini söyledi. Arnik, “Tespit edilen kayıt dışı faaliyetler, şartları oluştuğunda vergi idaresince resen mükellefiyet ve vergilendirme yönünden işleme alınmalıdır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz, izinsiz veya mevzuata aykırı gıda satışlarına karşı mevzuatın öngördüğü en etkili ve caydırıcı yaptırımları gecikmeksizin uygulamalıdır. Belediyelerimiz de ruhsat, işgal ve seyyar satış hükümleri bakımından süreci sonuna kadar takip etmelidir. Amaç yalnızca ceza yazmak değil, aynı faaliyetin başka bir noktada yeniden kurulmasını önlemektir. Valilik öncülüğünde kurulacak güçlü koordinasyonla bu sorunun kısa sürede sona erdirilebileceğine inanıyoruz.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Mesai bitimini fırsata çeviren ve sosyal medya fenomenleri aracılığıyla reklam yaparak müşteri toplayan kayıt dışı yapıların görmezden gelinemeyeceğini kaydeden Murat Arnik, “Esnafımızın hakkını savunmak kadar vatandaşımızın sağlık hakkını korumak da vicdani ve kamusal sorumluluğumuzdur. Tağşiş ve hile içerdiği tespit edilen, insan sağlığını hiçe sayan satışların Ahilik kültürüyle ve esnaflıkla hiçbir ilgisi yoktur. Dürüst esnafımızın emeğine ve itibarına kimsenin gölge düşürmesine izin vermeyeceğiz.” diye konuştu. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR ESNAFINDAN DAHA AYRICALIKLI HİÇBİR TİCARİ ORGANİZASYON OLAMAZ” Şehir dışından gelen bazı organizasyonların “yöresel ürün festivali”, “lezzet festivali” veya “konser” adı altında geçici satış alanlarına dönüştürülmesine de değinen Murat Arnik, kültürel etkinliklere karşı olmadıklarını; yerel esnafı dışlayan, denetimden uzak ve haksız rekabet oluşturan ticari yapılara itiraz ettiklerini söyledi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Şehir dışından gelen bütün ticari organizasyonlar da yerel esnafımızdan istenen vergi, ruhsat, hijyen, gıda güvenliği, ürün kaynağı, alan kullanım izni ve tüketici hakları kurallarına eksiksiz biçimde tabi olmalıdır. Eskişehir esnafından daha ayrıcalıklı hiçbir ticari organizasyon olamaz.” dedi. MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR YEREL ESNAF FUARI ŞEHRİMİZİN ÜRETİM GÜCÜNÜ ÖNE ÇIKARACAKTIR” Murat Arnik, Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı’nın Valilik öncülüğünde; Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, meslek odaları, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumlarının iş birliğiyle düzenlenmesini önerdiklerini açıkladı. Arnik, “Eskişehir’in lokantacısı, kasabı, pastacısı, fırıncısı, üreticisi ve yöresel değerleri kendi şehrinde daha görünür hâle gelmelidir. Şehrimizin imkânları; burada istihdam sağlayan, vergi veren ve kazancını yine bu şehirde bırakan yerel esnafımızın gelişmesine katkı sunmalıdır.” dedi. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “TESPİT EDECEĞİZ, BİLDİRECEĞİZ VE SONUÇ ALINCAYA KADAR TAKİP EDECEĞİZ” Murat Arnik sözlerini şöyle tamamladı: “Esnafımızdan ve vatandaşlarımızdan gelen ihbarları, sahadaki tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi yetkili kurumlarımıza ulaştıracağız. Riskli bölgeleri kayıt altına alacak; tespit edecek, bildirecek ve sonuç alınıncaya kadar takip edeceğiz. Eskişehir Valimiz Sayın Dr. Erdinç Yılmaz’ın öncülüğünde, ilgili kurumlarımızın iş birliğiyle kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetlere karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Esnaf ve sanatkârımızın yanında olduğunu açıkça ortaya koyan Sayın Valimize; nazik kabulleri, samimi ilgileri ve çözüm odaklı yaklaşımları dolayısıyla yönetim kurulumuz ve üyelerimiz adına teşekkür ediyorum.”

KTO Başkanı Gülsoy: "Temmuz'da 368 Milyon Dolar İhracat Gerçekleştirdik" Haber

KTO Başkanı Gülsoy: "Temmuz'da 368 Milyon Dolar İhracat Gerçekleştirdik"

Kayseri, Temmuz ayında 368 milyon 22 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Yılın ilk yarısında toplam ihracatımız 2 milyar 296 milyon dolara çıkmıştır. Tüm olumsuz dış etkenlere rağmen üretim gücünü koruyan ihracatçı üyelerimizi tebrik ediyorum.“ dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı Temmuz ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Haziran ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Temmuz ayında 368 milyon 22 bin 980 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,43 oranında bir artış yaşanmıştır. İthalatımız ise 166 milyon 47 bin 455 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla 2,20 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. 7 AYDA 2 MİLYAR 296 MİLYON 758 BİN DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk 7 aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk 7 ayında toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 5,7 artışla 2 milyar 296 milyon 758 bin 902 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 4,7 oranında artışla 1 milyar 90 milyon 411 bin 636 dolar seviyesine çıkmıştır.” dedi. Kayseri olarak Haziran ayında dünya genelinde 149 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, ABD, Fransa, İtalya, Polonya, Irak, Avusturya, Birleşik Krallık, Fan ve Çin olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Elektrik ve Elektronik, Tekstil ve Hammaddeleri, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri, Madencilik Ürünleri, gibi sektörlerde artış yaşanırken; Demir ve Demir Dışı metaller, Mobilya Kağıt ve Orman Ürenleri, Çelik, Çimento sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. Temmuz ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Başkan Gülsoy, küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyasını tebrik etti. İhracat bedellerinin Merkez Bankası’na satış yükümlülüğündeki geçici uygulamanın süresinin uzatıldığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, iş dünyasının öncelikli beklentilerini dile getirdi. Döviz bozdurma zorunluluğunun ihracatçı üzerinde ek yük oluşturduğunu belirten Gülsoy, şu ifadeleri kullandı: "Uluslararası alanda ticaret yapmanın ve rekabet etmenin her geçen gün zorlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Halihazırda yüzde 35 olarak uygulanan döviz bozdurma zorunluluğunun tamamen kaldırılması, ihracatçımızın elini rahatlatacak ve dış ticaretimize çok daha olumlu bir yansıma sağlayacaktır. İş dünyamızın bu beklentisinin karşılık bulması, sanayicimize moral ve güç verecektir." Sanayicinin ve ihracatçının omuzundaki yüklerin hafifletilmesi gerektiğine vurgu yapan Başkan Gülsoy, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Artan girdi maliyetleri, bölgesel savaşlar ve krizler nedeniyle küresel ticarette sürekli değişen koşullar zaten üreticimizi zorlamaktadır. Bunun yanı sıra, sanayicimiz için en büyük sorun haline gelen yüksek faiz ortamı da üretim ve yatırım iştahını olumsuz etkilemektedir. Tüm bu iç ve dış faktörlerin üzerine bir de ABD tarafından ülkemize yönelik yüzde 12,5 oranında ilave vergi uygulanması kararı, sanayicimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü kırma riski taşımaktadır. Türk iş dünyası olarak beklentimiz; finansmana erişimin kolaylaştırılması, maliyet baskılarının hafifletilmesi ve ihracatçımızı küresel pazarda koruyacak adımların atılmasıdır."

Vatandaş Geçinemiyor, İktidar Hâlâ ‘Nasıl Alırım’ Derdinde! Haber

Vatandaş Geçinemiyor, İktidar Hâlâ ‘Nasıl Alırım’ Derdinde!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen torba yasa teklifine sert tepki gösterdi. Mazot fiyatlarının 75 lirayı aştığını ve yoksulluk sınırının 106 bin lirayı geçtiğini vurgulayan Kış, iktidarı "müflis tüccar" anlayışıyla hareket etmekle suçladı. ​Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, yeni vergi düzenlemelerini içeren kanun teklifini görüşürken, CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın ekonomi odaklı konuşması gündeme damga vurdu. 12’nci madde üzerine söz alan Kış, derinleşen ekonomik krize rağmen iktidarın çözüm yerine yeni vergi yükleri getirdiğini ifade etti. ​"Açlık Sınırı 32 Bin, Mazot 75 Lira!" ​Konuşmasında güncel ekonomik verilere dikkat çeken Gülcan Kış, vatandaşın alım gücünün bittiğini şu sözlerle özetledi: ​Açlık Sınırı: 32 bin lirayı aştı. ​Yoksulluk Sınırı: 106 bin lira sınırını geçti. ​Akaryakıt Krizi: Mazot fiyatları 75 lira seviyesine dayanarak üretim maliyetlerini uçurdu. ​Kış, iktidara seslenerek; "Bir kez de ‘nasıl alırım’ yerine ‘vatandaşı nasıl rahatlatırım’ diye düşünün. İlk iki ayda faize 640 milyar lira ödediniz ama vatandaşa gelince ‘kaynak yok’ diyorsunuz" ifadelerini kullandı. ​Kıymetli Taşlara ÖTV: "Sektör Risk Altında" ​Düzenlemeyle kıymetli ve yarı kıymetli taşların yüzde 20 ÖTV kapsamına alınmasını eleştiren Kış, bu durumun üretimi düşüreceğini ve kayıt dışılığı artıracağını belirtti. CHP'nin lüks tüketime yönelik adil vergi önergesinin reddedildiğini hatırlatan Kış, "Saatin kordonundan vergi alıyorsunuz ama saatten almıyorsunuz. Vergi vatandaşa, muafiyet lükse gidiyor" dedi. ​İşsizlik Fonu ve Özelleştirme Tepkisi ​Torba yasada yer alan diğer maddelere de değinen Mersin Milletvekili, kamu kaynaklarının yönetimi konusunda şu uyarılarda bulundu: ​İşsizlik Sigortası Fonu: 628 milyar liralık fonun tek imzaya (Cumhurbaşkanı yetkisine) bağlanması, emeğin güvencesini zayıflatıyor. ​Kamu Taşınmazları: Üniversite ve SGK arazilerinin Özelleştirme İdaresi'ne devredilerek satışa çıkarılmasına tepki gösteren Kış, Mersin’deki 3 kamu sağlık alanının da bu listede olduğunu vurguladı. ​Depremzede Konutları: "Bütçe Açığını Kapatma Çabası" ​Deprem konutlarına yönelik ödeme düzenlemesini de eleştiren Kış, iktidarın 2046’ya kadar beklemek yerine parayı erkenden tahsil etmeye çalışmasını "ekonomiyi yönetememenin itirafı" olarak nitelendirdi. CHP olarak depremzedelere ilk konutun bedelsiz verilmesi taleplerinin yine reddedildiğini hatırlattı. ​Sonuç: "Bu Yasa Boşalan Kasayı Doldurma Girişimidir" ​Gülcan Kış, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla vergi değil; adalet, üretim ve refahtır. Bu teklif, ekonomik çöküşün açık bir itirafıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.