Hava Durumu

#Verimlilik

Kırsal Haber - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak Haber

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak

Türkiye’nin tek su ürünleri fuarı Future Fish Eurasia Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı, 24-26 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir’de sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Future Fish Eurasia’nın 12. edisyonu, uluslararası yem konferansı AquaFeed Eurasia ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Avrasya Fuarcılık ve İngiliz medya organizasyon şirketi Perendale Publishers iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyon, Türkiye’nin yanı sıra bölge su ürünleri ve akuakültür sektörünün önemli buluşmalarından biri olacak. Su ürünleri sektörü İzmir’de buluşacak Üç gün boyunca düzenlenecek fuarda su ürünleri ihracatı, işleme, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörün gündemindeki başlıklarla birlikte ele alınacak. Future Fish Eurasia ile AquaFeed Eurasia’nın eş zamanlı düzenlenmesiyle fuar ve konferansın uluslararası katılımının artırılması ve sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. 2026 yılının önemli akuakültür etkinlikleri arasında yer alması beklenen organizasyon kapsamında, Türk su ürünleri sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünün ve potansiyelinin de öne çıkarılması amaçlanıyor. AquaFeed Eurasia’da yapay zeka ve sürdürülebilirlik gündemde Future Fish Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilecek AquaFeed Eurasia Konferansı’nda balık yemi sektörünün geleceğinden sürdürülebilir üretime, yapay zekadan balık beslenmesine kadar birçok konu ele alınacak. Konferansın öne çıkan konu başlıkları arasında şunlar yer alıyor: Balık yemi sektörünün geleceği Yapay zeka çağı ve akıllı yazılımlar Çiftlik yönetimi Sürdürülebilirlik ve verimlilik Çevresel etkilerin ve atıkların azaltılması Çevre dostu teknolojiler Balık beslenmesi ve sağlığı Bağışıklığı destekleyen fonksiyonel katkı maddeleri Alternatif yem kaynakları Yem kalitesi ve güvenliği Yem teknolojileri Balık beslenmesinde yenilikçi çözümler Akuakültürün geleceği İzmir’de konuşulacak Su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilirlik, verimlilik, dijitalleşme ve yeni yem teknolojileri sektörün geleceğini şekillendirirken, Future Fish Eurasia ve AquaFeed Eurasia bu başlıkların uluslararası ölçekte ele alınacağı önemli bir platform oluşturacak. 24-26 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek organizasyonla birlikte akuakültür sektörünün temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, yem üreticileri, ihracatçılar ve sektör profesyonellerinin bir araya gelmesi bekleniyor.

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB), Türk hazır giyim sektörünün dijital dönüşümünü hızlandırmak, üretimde verimliliği artırmak ve firmaların yapay zekâ teknolojilerinden daha etkin yararlanmasını sağlamak amacıyla “Hazır Giyim Sektöründe Dijital Dönüşüm ve Akıllı Üretim Teknolojileri UR-GE Projesi”ni hayata geçirmeye hazırlanıyor. EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.”

GTB Başkanı Akıncı’dan OVP’ye Tarım ve Gıda Vurgusu Haber

GTB Başkanı Akıncı’dan OVP’ye Tarım ve Gıda Vurgusu

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, tarımsal üretim, gıda arz güvenliği, su kaynaklarının etkin kullanımı, verimlilik ve üretim planlamasına yönelik politikaların programda güçlü şekilde yer almasını önemli bulduklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 Dönemi OVP’nin Türkiye ekonomisinin üç yıllık yol haritasını ortaya koyduğunu ifade eden Akıncı, programın ülkeye ve iş dünyasına hayırlı olmasını diledi. “Gıda fiyatlarında istikrar için üretim güçlendirilmeli” OVP’de enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarının yanı sıra üretim kapasitesi ile verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımın önemine dikkat çeken Akıncı, tarım ve gıda sektörüne ilişkin hedeflerin ekonomik ve sosyal açıdan stratejik olduğunu söyledi. Gıda fiyatlarında kalıcı istikrarın güçlü ve sürdürülebilir bir üretim yapısıyla sağlanabileceğini belirten Akıncı, üretim planlamasının güçlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve maliyet baskılarının azaltılmasının hem üreticiyi hem tüketiciyi destekleyeceğini ifade etti. “Suyu merkeze almadan tarımda sürdürülebilirlik sağlanamaz” İklim değişikliği, kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskının tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkilediğini vurgulayan Akıncı, su kaynaklarının verimli kullanılması, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve üretim deseninin mevcut su varlığı dikkate alınarak planlanması gerektiğini kaydetti. Akıncı, sulama yatırımlarının artırılmasına yönelik yaklaşımın tarım sektörünün geleceği açısından değer taşıdığını belirterek, dijitalleşme, veri temelli tarım uygulamaları ve kaynak verimliliğinin de üretimde rekabet gücünü artıracağını söyledi. “Gaziantep üretim ve ihracat gücüyle katkı sunacak” Gaziantep’in tarımsal ürünleri sanayi ve ihracatla buluşturan güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirten Akıncı, OVP’nin üretim, verimlilik, ihracat ve katma değer odaklı yaklaşımının kent için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Akıncı, Gaziantep’in hububat, bakliyat, Antep fıstığı, bulgur, makarna ve un gibi alanlardaki üretim gücünün daha yüksek katma değere dönüştürülmesi ve yeni pazarlara taşınması gerektiğini söyledi. OVP hedeflerine ulaşılması için etkin uygulamaların yanı sıra kamu ve reel sektör arasındaki güçlü iş birliği ile istişarenin önemine dikkat çekti.

Coğrafi İşaretli Kırıkkale Kılıçlar Soğanı’nda Hasat Zamanı Haber

Coğrafi İşaretli Kırıkkale Kılıçlar Soğanı’nda Hasat Zamanı

Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesine bağlı Kılıçlar Köyü’nde, coğrafi işaret tesciline sahip Kırıkkale Kılıçlar Soğanı’nın hasadı gerçekleştirildi. Hasat programında üretim süreci, verimlilik ve tarımsal mekanizasyonun üreticiye sağlayacağı katkılar değerlendirildi. Kılıçlar Soğanı’nda Hasat Çalışmaları Yerinde İncelendi Yahşihan ilçesi Kılıçlar Köyü’nde üretici Mehmet Topçu’ya ait Kılıçlar Soğanı üretim alanında gerçekleştirilen hasada, İl Tarım ve Orman Müdürü Fatih Ateş, müdür yardımcısı, şube müdürleri ve teknik personel katıldı. Hasat çalışmaları yerinde incelenirken, üretici Mehmet Topçu’dan Kılıçlar Soğanı’nın üretim ve hasat süreçleri hakkında bilgi alındı. Tarımsal Mekanizasyon Üretim Maliyetlerini Azaltabilir Hasat sırasında açıklamalarda bulunan İl Müdürü Fatih Ateş, geleneksel üretim yöntemlerinden tarımsal makine kullanımına geçişin üretim maliyetlerinin azaltılması ve verimliliğin artırılması açısından önemli katkılar sağlayabileceğine dikkat çekti. Ateş, üretici Mehmet Topçu’ya Kırsal Kalkınma desteklerinden yararlanarak tarımsal ekipman başvurusunda bulunabileceği konusunda bilgi verdi. Coğrafi İşaretli Kılıçlar Soğanı Üretimi Sürüyor Kırıkkale Kılıçlar Soğanı, bölgenin tarımsal değerleri arasında yer alan coğrafi işaretli ürünlerden biri olarak öne çıkıyor. Üretimin geliştirilmesi, modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması ve üreticilerin desteklerden daha etkin yararlanması, ürünün geleceği açısından önem taşıyor.

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı Haber

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı

Adana Ticaret Borsası’nın (ATB) Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Osman Bağış’ın başkanlığında, meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, iklim değişikliği, su kaynakları, üretim maliyetleri, iş gücü ve küresel ticarette yaşanan dönüşümün tarım sektörünün geleceğinin yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirtti. Adana’nın yalnızca hammadde üreten değil; işleyen, depolayan, paketleyen, markalaştıran ve ihraç eden güçlü bir tarım ve gıda merkezi olması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, tarımın geleceği konuşulurken üreticinin emeğinin ve ekonomik sürdürülebilirliğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. “Artık yalnızca ‘Ne kadar üreteceğiz?’ sorusunu değil; ‘Daha verimli nasıl üreteceğiz, üreticimizin emeğinin karşılığını nasıl artıracağız ve kaynaklarımızı nasıl daha etkin kullanacağız?’ sorularını da birlikte düşünmeliyiz” diyen Bilgiç, üreticiden tüccara, sanayiciden ihracatçıya kadar tüm paydaşların aynı zincirin parçaları olduğunu ifade etti. Tarımda yeşil dönüşümün yalnızca çevre konusu olmadığını, aynı zamanda verimlilik, maliyet ve rekabet gücü anlamına geldiğini belirten Bilgiç, daha az su ve enerji kullanarak daha fazla üretim yapılması gerektiğini söyledi. Modern sulama sistemleri, hassas tarım, toprak analizi, dijital teknolojiler, yenilenebilir enerji ve doğru gübre kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Bilgiç, üreticilerin bu dönüşüme hazırlanırken yeni yüklerle karşı karşıya bırakılmaması, doğru teknolojiye, bilgiye ve finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. Adana’nın tarımsal hedefini dijital tarım, yeşil üretim, güçlü sanayi, etkin lojistik ve yüksek katma değerli ihracat bütünlüğü olarak ortaya koyan Bilgiç, kentin tarımsal potansiyelinin yüksek katma değere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Mısır hasadının başladığı Adana’da üreticilerin bir yıllık emeklerinin karşılığını almak için yoğun bir dönemden geçtiğini belirten Bilgiç, tüm üreticilere bereketli bir sezon diledi. Hasat döneminde ürünlerin sağlıklı muhafaza edilmesi ve üreticinin ürününü doğru zamanda ve uygun şartlarda değerlendirebilmesinin önemine dikkat çeken Bilgiç, lisanslı depoculuğun bu noktada önemli bir imkan sunduğunu söyledi. Lisanslı depoculuğun üreticinin hasat döneminde ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmasının önüne geçebileceğini belirten Bilgiç, ürün senedi üzerinden finansmana erişimin kolaylaşacağını ve piyasanın daha düzenli işlemesine katkı sağlanacağını ifade ederek üreticileri lisanslı depoculuk imkanlarından daha fazla yararlanmaya çağırdı. Mısır hasadıyla ortaya çıkan tarımsal atıkların da önemli bir fırsat olduğunu belirten Bilgiç, bunların yalnızca bertaraf edilmesi gereken atıklar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Tarımsal atıkların kompost ve organik gübre, hayvancılık, biyokütle ve enerji üretiminde değerlendirilebileceğini belirten Bilgiç, “Tarladan çıkan her değeri mümkün olduğunca yeniden ekonomiye kazandırmalıyız” dedi. Gençler ve kadınlar tarımda daha fazla yer almalı Adana’nın tarımsal geleceğinde Organize Tarım Bölgelerinin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Bilgiç, bu alanların üretimin yanı sıra işleme, paketleme, depolama ve lojistik faaliyetlerinin geliştiği merkezlere dönüşmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektöründe nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çeken Bilgiç, tarımın artık yalnızca tarlada üretim yapmak anlamına gelmediğini vurguladı. Tarımın teknoloji, mühendislik, otomasyon, dijitalleşme, ticaret ve girişimcilik alanlarını da kapsadığını belirten Bilgiç, gençlerin ve kadınların bu alanlarda daha fazla yer almasının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Adana’nın güçlü tarımsal altyapısı ve üretim kültürüyle büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Bilgiç, hedeflerinin bu potansiyeli yüksek katma değere dönüştürmek olduğunu söyledi. Bilgiç, üreticinin emeğini koruyan, su ve toprağı verimli kullanan, teknolojiden yararlanan, ürününü işleyerek katma değer oluşturan ve dünya pazarlarına ulaştıran bir tarım ekonomisinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, Adana’nın yalnızca üreten değil, işleyen, markalaştıran ve ihraç eden bir tarım merkezi olması gerektiğini kaydetti. ATB olarak üretici, tüccar ve sanayicinin yanında olmaya ve sektörün ortak sorunlarına ortak akılla çözüm üretmeye devam edeceklerini belirten Bilgiç, mısır hasat döneminin tüm üreticilere ve sektör paydaşlarına hayırlı ve bereketli olmasını diledi.

Anamur Muz Üreticisi İsyanda: "Maliyet 42 TL, Satış 8 TL!" Haber

Anamur Muz Üreticisi İsyanda: "Maliyet 42 TL, Satış 8 TL!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin ve Anamur’daki muz üreticilerinin artan girdi maliyetleri ve ithalat baskısı sebebiyle büyük bir ekonomik krize sürüklendiğini belirtti. Küresel ölçekteki üretici ülke örneklerine dikkat çeken Kış, Türkiye'deki üreticilerin kaderine terk edildiğini vurgulayarak ithalat politikalarının acilen gözden geçirilmesini talep etti. ​Anamur'da Üretici Çıkmazda: "Seramı Sökerim" İsyanı ​Türkiye’nin en önemli muz üretim merkezlerinden olan Mersin’de çiftçiler ciddi bir borç sarmalı ve darboğazla karşı karşıya. Üretici verilerine göre tablo şu şekilde: ​1 Kilogram Muzun Maliyeti: 42 Türk Lirası ​Satış Fiyatı: Kalitesine göre 8 TL ile 25 TL arasında değişiyor. ​Sonuç: Üretici, en iyi ihtimalle dahi ürününü maliyetinin çok altında satmak zorunda bırakılıyor. ​Milletvekili Kış, yıllarca sera yatırımları yapılarak büyütülen Türkiye muz üretim kapasitesinin bugün ithalat karşısında savunmasız bırakıldığını belirterek, "Bir ülkenin tarım politikası, üreticisine yatırım yaptırıp yıllar sonra onu ithal ürün karşısında savunmasız bırakmak olamaz" dedi. ​Dünya Üreticilerini Nasıl Destekliyor? Gülcan Kış’tan Küresel Örnekler ​Dünyanın önde gelen muz üreticisi ve ihracatçısı ülkelerinin piyasayı üretici aleyhine asla yalnız bırakmadığına dikkat çeken Kış, şu örnekleri paylaştı: ​Ekvador (Dünya Lideri): Üreticinin alacağı asgari fiyat kamu otoritesi tarafından güvence altına alınıyor. Üretici piyasanın insafına bırakılmıyor. ​Filipinler (Yeniden 2. Büyük İhracatçı): Tarım Bakanlığı eliyle çiftçiye fidan, organik gübre ve biyolojik mücadele girdileri sağlanıyor. 2025 yılında ihracatını yüzde 25,6 artırarak 2,93 milyon tona çıkardı. ​Avrupa Birliği (POSEI Programı): Fransa, İspanya ve Portekiz muz sektörüne yıllık toplam 278,9 milyon avro kaynak aktarıyor. Yalnızca Kanarya Adaları için 2025 kampanyasında 141,1 milyon avro ayrıldı. ​"İthalat Çiftçiyi Terbiye Etme Aracı Olamaz" ​Geçmişte uygulanan yüzde 145,8'lik gümrük vergisi oranının üreticilerin temel talebi olduğunu hatırlatan Kış, Ticaret Bakanlığına çağrıda bulundu: ​"İthalat, çiftçiyi fiyatla terbiye etmek için kullanılabilecek bir araç değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de daha önce gündeme getirildiği üzere geçmişte yüzde 145,8 olan gümrük vergisinin değiştirilmesi üreticiler açısından ciddi bir tartışma yaratmıştır. Ticaret Bakanlığı bu politikayı yeniden değerlendirmelidir." ​Mersin ve Türkiye İçin Uzun Vadeli Muz Politikası Önerileri ​Mersin'in muzda yalnızca üreten değil, dünyayla rekabet eden bir merkez haline gelmesi gerektiğini belirten Gülcan Kış, acil çözüm önerilerini sıraladı: Yerli üreticiyi ithalat baskısına karşı koruyacak önlemler alınmalı. Üretim maliyetini baz alan sürdürülebilir bir fiyat mekanizması kurulmalı. Sera yatırımları ve yüksek enerji maliyetleri sübvanse edilmeli. Hastalıklarla mücadele ve verimlilik artışı için bilimsel destekler artırılmalı. Mersin Limanı'ndaki ithal ürün denetimleri sıkılaştırılmalı; yerli muzun zincir marketlerdeki payı güçlendirilmeli. ​Kış, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: ​"Anamur'un üreticisi sadaka istemiyor. Üretmek, emeğinin karşılığını almak ve dünyayla rekabet etmek istiyor. Anamur'un seralarını söktürmeyin; Anamur'un muzunu dünyaya sattırın."

Kars'ta Hayvancılıkta Güç Birliği Haber

Kars'ta Hayvancılıkta Güç Birliği

Kars tarım ve hayvancılık sektörünü daha güçlü, bilimsel ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla Kars Veteriner Hekimleri Odası (Kars VHO) ile Kars Ticaret ve Sanayi Odası (Kars TSO) arasında stratejik bir İş Birliği Protokolü hayata geçirildi. ​Kars'ın ekonomik yapısının temel taşını oluşturan hayvancılık potansiyelini katma değere dönüştürmeyi hedefleyen bu önemli adım, Kars Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan ÖDÜL ile Kars Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kadir BOZAN tarafından resmi olarak imzalandı. ​Protokolün Öne Çıkan Hedefleri ve Çalışma Alanları ​Kars'ın sahip olduğu güçlü hayvancılık altyapısını geleceğe taşımak üzere hazırlanan protokol, geniş bir yelpazede ortak faaliyetlerin yürütülmesini öngörüyor. Bu kapsamda üreticilerin ve sektör paydaşlarının teknik bilgilerini artırmak amacıyla ortak çalıştay, seminer, eğitim ve konferanslar düzenlenecek. Koruyucu hekimlik, hayvan sağlığı ve sürü yönetimi bilincinin geliştirilmesiyle işletmelerdeki verimlilik artırılacak. Modern üretim teknikleri ve iyi uygulama örnekleri üreticilerle buluşturularak Kars hayvancılığında markalaşma ve pazarlama süreçleri güçlendirilecek. Sektörün gelişimine katkı sunacak ulusal ve uluslararası projelere imza atılacak; sektörel fuar ve organizasyonlara ortak katılım sağlanacak.Tarım ve hayvancılıkta yaşanan problemler ortak akılla tespit edilerek ilgili bakanlıklar ve üst kurumlar nezdinde çözüme kavuşturulacak. Kadınların ve gençlerin sektörde daha aktif, üretken ve girişimci roller üstlenmesini sağlayacak özel projeler hayata geçirilecek. ​"Bilimsel Birikim ve Ticari Dinamizm Bir Araya Geliyor" ​İmza töreninin ardından değerlendirmelerde bulunan Kars Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan ÖDÜL, protokolün Kars hayvancılığının geleceği için dönüm noktası niteliğinde olduğunu vurguladı: ​"Kars hayvancılığı yalnızca kentimizin ekonomisi açısından değil, ülkemizin gıda arz güvenliği açısından da stratejik bir öneme sahiptir. Veteriner hekimlik mesleğimizin bilimsel birikimini ve sahadaki tecrübemizi, ticaret ve sanayi dünyamızın dinamizmiyle bir araya getiriyoruz. Protokolün ilimize, meslektaşlarımıza ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum." ​Kars Veteriner Hekimleri Odası, bölgenin tarım ve hayvancılık potansiyelini artırmak, üretici refahını yükseltmek ve sürdürülebilir üretimi desteklemek adına ortak akıl odaklı çalışmalarına kararlılıkla devam edeceğini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Zeytin Sektörünün Geleceği Akhisar’da Masaya Yatırıldı Haber

Zeytin Sektörünün Geleceği Akhisar’da Masaya Yatırıldı

Akhisar Ticaret Borsası ev sahipliğinde düzenlenen Zeytin Derneği Ortak Akıl Toplantısı’nda, Türkiye zeytin ve zeytinyağı sektörünün üretimden ihracata kadar tüm kritik sorunları masaya yatırıldı. Sektör temsilcileri, ortak akıl ve iş birliği vurgusu yaparak küresel pazarlarda rekabet gücünü artırma çağrısında bulundu. ​Akhisar’da gerçekleştirilen ve geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapan Zeytin Derneği Ortak Akıl Toplantısı – Akhisar Buluşması, tarım ve sanayi dünyasını aynı masada buluşturdu. Akhisar Kaymakamı Mustafa Can, Akhisar Ticaret Borsası Başkanı Alper Alhat, Zeytin Derneği Başkanı Ali Nedim Güreli, Manisa TKDK İl Koordinatörü Murat Akın, Akhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Tasın, Manisa İl Gıda ve Yem Şube Müdürü Dr. Defne Bacınoğlu, akademisyenler, sanayiciler ve çok sayıda üreticinin katıldığı toplantıda, üç ana oturum halinde kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. ​Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO Öğretim Görevlisi Dr. Mücahit Kıvrak’ın oturum başkanlığını üstlendiği çalıştayda, geçmiş ortak akıl toplantılarının mimarlarından merhum Hasan Köşklü rahmetle anılırken, bu buluşmaların gelenekselleştirilerek sürdürülmesi kararlaştırıldı. ​Alper Alhat’tan Küresel Rekabet Çağrısı: "Türkiye Olarak Yarışmalıyız" ​Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Akhisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Alper Alhat, zeytin sektörünün yaklaşık 400 bin ailenin geçim kaynağı olduğuna dikkat çekti. Alhat, Türkiye’nin artık il bazlı rekabeti geride bırakması gerektiğini belirterek şu önemli çağrıda bulundu: ​"Bugün hangi şehrin daha iyi üretim yaptığı değil, Türkiye olarak dünyada en kaliteli ürünü nasıl üreteceğimizi konuşmalıyız. Şehir yarışlarını bırakıp artık ülke olarak yarışmalıyız. Türkiye’nin başarısı hepimizin başarısıdır." ​Dönemsel kazançlar yerine sürdürülebilir büyümenin hedeflenmesi gerektiğini vurgulayan Alhat; iç tüketimin artırılması, kayıt dışılıkla mücadele, tağşişli ürünlerle etkin denetim ve zeytinyağı üretiminde verimlilik sağlayan enzim uygulamalarının bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi konularında ilgili bakanlıklara ortak rapor sunulmasını önerdi. Ayrıca zeytin işleme sürecinde ortaya çıkan vejetasyon suyunun (karasu) çevresel sürdürülebilirlik çerçevesinde tarım arazilerinde değerlendirilmesi için mevzuat düzenlemesi yapılması gerektiğine işaret etti. ​Ali Nedim Güreli: "Çiftçi Ayakta Kalmazsa İhracatçı da Kalamaz" ​Zeytin Derneği Başkanı Ali Nedim Güreli, derneğin tamamen gönüllülük esasıyla, sektörün ortak sorunlarına çözüm üretmek amacıyla kurulduğunu belirtti. Yaklaşık 46 yıldır sektörün içinde yer aldığını ifade eden Güreli, üreticinin desteklenmediği bir yapıda sürdürülebilirliğin mümkün olmadığını vurguladı: ​"Sorun çoktu ki insanlar bu çatı altında bir araya geldi. Çiftçi ayakta kalmazsa ihracatçı da ayakta kalamaz. Üreticimizin emeğini korumalı, markalı ve katma değerli ihracatı teşvik mekanizmalarıyla güçlendirmeliyiz." ​Akhisar Kaymakamı Mustafa Can ise kamu kurumları ile sektör paydaşlarının ortak bir amaç doğrultusunda bir arada olmasının, sorunların çözümünü hızlandıracağını ifade ederek emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. ​Akademik Bakış: Dökme Yağ Satışı Katma Değeri Düşürüyor ​Toplantının ilk oturumunda Prof. Dr. Hakan Adanacıoğlu (Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü), Türkiye zeytin sektörünün küresel konumunu, fiyat karşılaştırmalarını ve pazarlama politikalarını katılımcılarla paylaştı. Adanacıoğlu, yüksek üretim potansiyeline sahip bir ülkenin dökme yağ satışı yapmasının katma değeri düşürdüğünü belirterek şu tavsiyelerde bulundu: ​Parçalı üretim yapısı nedeniyle yaşanan kalite ve standardizasyon sorunları kooperatifleşme ile aşılmalıdır. ​Sürdürülebilir destekler ve markalaşma hamleleriyle küresel pazarlarda rekabet gücü artırılmalıdır. ​İhracat destekleriyle üretici fiyatlarının yükselmesi sağlanmalıdır. ​Manisa TKDK İl Koordinatörü Murat Akın ise kümelenme desteklerinin önemine dikkat çekerek, Manisa genelinde bugüne kadar 124 tesise hibe desteği sağladıklarını ve yeni projeleri beklediklerini aktardı. ​Üreticilerin Gündemi: İşçilik Maliyetleri, İş Kazaları ve Lisanslı Depoculuk ​Sektör temsilcileri ve üreticilerin dile getirdiği başlıca sorunlar ve çözüm önerileri şu şekilde sıralandı: ​Yüksek İşçilik Maliyetleri ve Teşvikler: Hasat ve budama maliyetlerinin azaltılması için devlet desteklerinin artırılması, hasat-budama kooperatifleri kurularak makine ve ekipman desteğinin bu yapılara verilmesi istendi. ​Tarımsal Sigorta ve Güvenlik: İşçilerin zeytin bahçelerinde yaşadığı iş kazaları ve sonrasındaki mağduriyetler nedeniyle tarımsal sigortaların daha kolay ve etkin hale getirilmesi talep edildi. ​Lisanslı Depoculuk: Üretim sezonunda fiyatların gevşemesi karşısında, bekleme gücü olan üreticilerin ürünlerini 9 ay süreyle lisanslı depolarda muhafaza edebilmesi için finansman desteği sağlanması gerektiği vurgulandı. ​Tağşiş (Sahte Zeytinyağı) ve Kalite Kriterleri Masaya Yatırıldı ​İkinci ve üçüncü oturumlarda Dr. Fahri Yemişçioğlu, zeytinyağında tağşiş (sahte ürün) sorunu ve kalite kriterleri üzerine önemli bilgiler paylaştı: ​Sentetik Yağ Tehlikesi: Son zamanlarda sahte yağdan çok daha tehlikeli olan sentetik yağ hilelerinin artış gösterdiğine dikkat çekildi. ​E-Ticaret Denetimleri: İnternet sitelerinde satılan sahte zeytinyağlarının dürüst üreticilere zarar verdiği belirtilerek, e-ticaret denetimlerinin sıkılaştırılması gerektiği ifade edildi. ​Mali İzlenebilirlik: Tağşişin önlenmesi adına "mali izlenebilirlik sistemi"nin acilen devreye alınması önerildi. ​K Değerleri: Zeytinyağı analizlerinde kritik bir sorun haline gelen K değerlerinin yükselmemesi için bahçeden depoya kadar dikkat edilmesi gereken teknik hususlar tek tek sıralandı. ​"Sorunları Kulislerde Değil, Aynı Masada Çözüyoruz" ​Toplantının kapanış değerlendirmesini yapan Zeytin Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Alhat, derneğin logoisundaki beş elin üreticiden sanayiciye, akademiden ambalaj sektörüne kadar tüm paydaşları temsil ettiğini hatırlattı. Alhat, "Sorunlarımızı kulislerde konuşmak yerine aynı masada, açık yüreklilikle konuşup ortak çözümler üretmek istiyoruz" diyerek ortak akıl buluşmalarının farklı bölgelerde kararlılıkla devam edeceğini belirtti.

Denizli Leblebisine Uluslararası Vizyon Haber

Denizli Leblebisine Uluslararası Vizyon

Denizli leblebi üreticilerinin ihracata açılmasını hedefleyen proje kapsamında, Denizli Ticaret Borsası ev sahipliğinde istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, Denizli leblebisini uluslararası pazarlarda hak ettiği konuma taşımak için kurumlar arası iş birliğiyle çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Toplantıda, üreticilerin ihracata hazırlanmasına yönelik izlenecek yol haritası, yeni hedef pazarlar ve sektörün ihtiyaçları ele alındı. Denizli leblebi üreticilerinin ihracata açılmasını hedefleyen proje kapsamında, Denizli Ticaret Borsası ev sahipliğinde istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, Oda ve Borsa Genel Sekreterleri, Borsa Meclis Üyeleri ve leblebi üreticileri katıldı. Denizli Leblebisi Dünya Pazarına Hazırlanıyor Toplantıda Denizli leblebi üreticileri adına söz alan İbrahim Kaplan, sektörün mevcut durumu ve üreticilerin beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaplan, üreticilerin ihracata hazırlanabilmesi için ihtiyaç duyulan destekleri ve öncelikli talepleri sıralayarak; yeni pazarlara ulaşılması, ihracat süreçlerine yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetleri, uluslararası fuarlara katılım, yabancı alım heyetleriyle buluşmalar, coğrafi işaretli Denizli leblebisinin tanıtımının güçlendirilmesi ile markalaşma çalışmalarına ağırlık verilmesi konularında destek beklediklerini ifade etti. Denizli Leblebisinde Hedef: Yeni Pazarlar, Güçlü İhracat Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, Denizli’nin önemli değerlerinden olan leblebinin ulusal ve uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma taşınması, üreticilerin ihracat kapasitesinin artırılması ve sektörün gelişimine yönelik yapılabilecek çalışmaların önemine dikkat çekti. Başkan Tefenlili, Denizli leblebisinin ihracat yolculuğunda tüm paydaşların ortak hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Tefenlili, üreticilere yerinde hizmet sunulması, katma değerli ürünlerin geliştirilmesi ve coğrafi işaretli Denizli leblebisinin korunarak marka değerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade etti. Tefenlili: "Ortak Akılla İhracat Hedefine Ulaşacağız" Tefenlili, yeni hedef pazarların oluşturulması amacıyla uluslararası fuarlara katılımın artırılacağını, yabancı alım heyetleriyle ikili iş görüşmeleri gerçekleştirileceğini ve özellikle Bulgaristan ile Balkan ülkeleri başta olmak üzere potansiyel pazarlarda iş birliği fırsatlarının değerlendirileceğini söyledi. Ayrıca, tüm kurumların ortak bir çalışma masası etrafında koordinasyon içinde hareket ederek üreticilerin ihracata hazırlanması ve Denizli leblebisinin uluslararası pazarlarda hak ettiği değere ulaşması için çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. DTO'dan Dış Ticaret Desteği Mesajı Toplantıda konuşan Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli leblebisinin ihracat potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, üreticilerin uluslararası pazarlara açılma sürecinde kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Erdoğan, Denizli Ticaret Odası olarak üreticilere yönelik eğitim, dış ticaret ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesine yönelik destek çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. DSO'dan Verimlilik ve Model Fabrika Desteği Toplantıda konuşan Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, günümüz rekabet koşullarında verimliliğin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı. Bu doğrultuda Denizli Sanayi Odası olarak üretim süreçlerinde verimliliği artırmak, işletmelerin rekabet gücünü yükseltmek ve yalın üretim anlayışını yaygınlaştırmak amacıyla Model Fabrika'yı hayata geçirdiklerini belirten Kasapoğlu, bu merkezin üreticilere süreçlerini iyileştirme ve daha etkin üretim yapma konusunda önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Kasapoğlu, Denizli leblebi üreticilerinin de bu imkânlardan faydalanarak hem üretim verimliliğini hem de ihracat kabiliyetini artırabileceklerini dile getirdi. Kasapoğlu ayrıca devlet desteklerinden faydalanılması için kurulu ofisimizle birlikte üzerimize düşeni yapmaya hazırız dedi. DENİB'den Yeni Pazar Hamlesi Toplantıda konuşan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Denizli leblebisinin ihracat potansiyelini artırmak için mevcut pazarların yanı sıra yeni hedef pazarların oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Uğurlu, uluslararası tanıtım faaliyetleri, sektörel ticaret heyetleri ve alım heyeti organizasyonlarıyla üreticilerin yeni pazarlara ulaşmasını destekleyeceklerini ifade ederek, katma değeri yüksek ihracat hedefi doğrultusunda kurumlar arası iş birliğinin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. SONUÇ BİLDİRGESİ Toplantının sonunda uluslarası hedef pazarların belirlenmesi, UR-GE projelerinden faydalanma, kurumların mevcut yapıları içinde tüm imkanların değerlendirilmesi, desteklerden faydalanma, ihracata yönelik eğitimlerin kapsamının geliştirilmesi, leblebinin glutensiz olduğunun belgelendirilmesi gibi hususlarda yol haritasının belirlenmesi kararına varıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.