Hava Durumu

#Veteriner Harcamaları

Kırsal Haber - Veteriner Harcamaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veteriner Harcamaları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ZMO’dan 14 Mayıs Uyarısı: "Çiftçi Borç Batağında, Tarım Sektörü Alarm Veriyor!" Haber

ZMO’dan 14 Mayıs Uyarısı: "Çiftçi Borç Batağında, Tarım Sektörü Alarm Veriyor!"

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde acı tabloyu açıkladı. 2026 verilerine göre çiftçinin borcu 1,3 trilyon TL’yi aşarken, tarım sektörü küçülmeye devam ediyor. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir açıklama yayımlayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Türkiye tarımının içinde bulunduğu yapısal krizi çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. "Üreticiyi korumak, geleceği korumaktır" vurgusu yapan oda, neoliberal politikaların ve artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi üretimden kopardığını belirtti. Tarımsal Borç Yükü 1,3 Trilyon TL’yi Geçti Ziraat Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Tarım, yalnızca bir üretim faaliyeti değil; toplumların beslenmesini, kalkınmasını ve yaşam kültürünü şekillendiren temel bir değerdir. Sofralarımıza ulaşan her üründe çiftçilerin alın teri, emeği ve özverisi bulunmaktadır. Çiftçilerin üretimdeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekmek ve emeklerini görünür kılmak amacıyla her yıl 14 Mayıs, Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından 1984 yılında alınan bir kararla ilan edilmiştir. Ülkemizde uygulanagelen neoliberal tarım politikaları sonucunda, tarım sektörü ve çiftçilerimiz çok katmanlı sosyo-ekonomik ve yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Savaşlar, kuraklık, pandemi, ekonomik krizler ve jeopolitik gerilimler gibi olağanüstü süreçler sorunların temel nedenleri olarak gösterilmiş ve normalleştirilmeye çalışılmış; üretimi ve üreticiyi güçlendirecek kalıcı ve etkin tarım politikaları oluşturulup, uygulanamamış, mevcut sorunlar daha da derinleşmiştir. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üretici sayısı yaklaşık 2 milyon 363 bin olup, son yıllarda artış görülse de kırsal nüfusun yaşlanması ve küçük ölçekli işletmelerin üretimden çekilmesi tarım açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Aynı dönemde ÇKS kayıtlı tarımsal üretim alanı 170 milyon dekara ulaşmış olsa da toplam 239 milyon 780 bin dekar toplam tarım arazileri varlığımızın yaklaşık 70 milyon dekarı ÇKS kaydı dışında ve desteklemelerden yararlanamamaktadır. Girdi maliyetlerindeki artış üretim üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri haline gelmiştir. 2026 yılı şubat ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi oniki aylık ortalamalara göre %32,64 oranında artarken; gübre fiyatları 2025 yılı itibarı ile %44,95, tohum fiyatları %38,98 ve veteriner harcamaları %72,78 oranında yükselmiştir. Buna karşın üretici gelirleri aynı oranda artmamakta, bu durum çiftçilerin kârlılığını ve sonraki yıl üretme motivasyonlarını ciddi biçimde azaltmaktadır. Artan üretim maliyetleri ve yetersiz destekler nedeniyle üreticiler, tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmek için giderek daha fazla borçlanmak zorunda kalmaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2026 yılı Mart ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan toplam nakdi kredi borcu 1 trilyon 355 milyar 462 milyon TL’ye ulaşmıştır. Tarım, avcılık ve ormancılık sektörleri birlikte değerlendirildiğinde ise toplam kredi borcu 1 trilyon 371 milyar 425 milyon TL düzeyine çıkmaktadır. Aynı dönemde tarım sektöründe 21 milyar 203 milyon TL tutarında kredi takibe düşmüş olup, takipteki kredilerin toplam tarımsal kredilere oranı yüzde 1,56 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, önemli bir kredi tutarının yakın izlemede bulunduğu ve bazı kredilerin yeniden yapılandırıldığı dikkate alındığında, üreticilerin finansal yükünün giderek ağırlaştığı anlaşılmaktadır. Bu veriler, çiftçilerimizin artan girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları ve yetersiz destekleme politikaları nedeniyle üretimlerini büyük ölçüde kredi kullanarak sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Tarımsal üretimin devamlılığının sağlanabilmesi için üreticilerin borç yükünün hafifletilmesi, uygun koşullu finansman olanaklarının genişletilmesi ve destekleme politikalarının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Üreticilerin kredi borçları dolayısıyla kredibiliteleri olmadığından kredi kuruluşları dışında girdi tedarikçileri, tüccarlar ve sözleşmeli üretim yaptıranlardan sağladıkları finansmanın istatistiki verileri, üreticiye ve üretime etkileri de araştırılmaya muhtaçtır. Tarımsal üretimin planlanmasında kamu müdahalesinin zayıflaması, tarımsal KİT’lerin ortadan kaldırılması ve kooperatiflerin etkinliğinin azalması, çiftçinin pazarlık gücünü ciddi şekilde zayıflatmıştır. Çiftçi örgütlerinin karar süreçlerine yeterince dâhil olamaması da üreticinin emeğinin karşılığını almasını zorlaştırmaktadır. Buna karşın ithalata dayalı politikaların devam etmesi, hasat dönemlerinde yapılan dış alımlar ve fiyat baskılamaları üreticiyi daha da kırılgan hale getirmektedir. Tarım sektöründe yaşanan sorunlar yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı değildir. Üretilen ürünlerin pazarlanmasında da yapısal problemler bulunmaktadır. Zincir marketlerin piyasadaki güçlü konumu, Hal Yasası’nın yetersizliği ve çiftçi aleyhine işleyen sözleşmeli üretim modelleri, gıda tedarik zincirinde ciddi dengesizliklere yol açmaktadır. Bu durum, “tarlada ucuz, rafta pahalı ürün” sorununun kalıcı olarak çözülmesini engellemektedir. Sosyal yapıya bakıldığında ise çiftçi nüfusunun yaş ortalaması giderek yükselmekte, gençlerin tarıma ilgisi azalmakta ve kırsal alanlardan kente göç devam etmektedir. Kadın ve çocuk işçiliği ile mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar ise halen çözüm beklemektedir. TÜİK verilerine göre Türkiye’de tarım sektörü 2025 yılında %8,8 oranında küçüldüğü dikkate alındığında, üretim planlamasına dayanmayan ve destek mekanizmaları yetersiz kalan bir yapının gıda güvenliğini sürdürülebilir kılması mümkün görünmemektedir. Tüm bu göstergeler, tarım sektörünün yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve yapısal bir dönüşüm ihtiyacı içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Kalıcı çözüm, üreticiyi ve tüketiciyi merkeze alan, tarımsal varlıkları koruma altına alan, planlı üretimi esas alan ve girdi maliyetlerini kontrol altına alan bütüncül bir tarım politikası ile mümkündür. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, yalnızca üreticilerimizin emeklerinin hatırlandığı bir gün değil, aynı zamanda tarım sektörünün yapısal sorunlarının çözümüne yönelik güçlü bir iradenin ortaya konulması gereken önemli bir gündür. Ziraat Mühendisleri Odası olarak; planlı ve bilimsel temellere dayalı tarımsal üretimin esas alınmasını, kamusal girdi üretimi ile girdi maliyetlerinin düşürülerek üreticinin korunmasını, tarımsal kamu yönetiminin ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesini, tarım arazilerinin etkin biçimde korunmasını, planlı bir kıra dönüş ve tarımsal üretime katılma politikası geliştirilmesini ve tarımda genç nüfusun arttırılmasını temel öncelikler olarak görmekteyiz. Çiftçimizin emeğinin karşılığını alabildiği, adil bir tarım yapısının oluşturulması, ülkemizin gıda egemenliği açısından ertelenemez bir zorunluluktur.''

Tarımsal Girdi Maliyetlerinde Yıllık Artış %31,55 Oldu Haber

Tarımsal Girdi Maliyetlerinde Yıllık Artış %31,55 Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Şubat 2026 verilerine göre, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) yükselişini sürdürüyor. Aylık bazda %3,10 artış gösteren endeks, yıllık bazda %31,55 seviyesine ulaşarak tarımsal üretim maliyetlerindeki baskıyı gözler önüne serdi. Tarımsal Girdi Fiyatlarında Yükseliş Trendi Sürüyor 2020=100 temel yılı baz alınarak hesaplanan Tarım-GFE, 2026 yılının Şubat ayında bir önceki aya göre %3,10 oranında arttı. Yılın ilk iki ayındaki kümülatif artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %7,08 olarak gerçekleşirken; on iki aylık ortalamalar dikkate alındığında ise artış oranı %32,64 oldu. Bu veriler, tarımsal girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki yükünün istikrarlı bir şekilde arttığını gösteriyor. Ana Gruplarda Yatırım ve Kullanım Maliyetleri Arttı Şubat ayı verileri ana gruplar bazında incelendiğinde, tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip iki grupta da yükseliş gözlendi: Tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi, bir önceki aya göre %2,96, geçen yılın aynı ayına göre ise %32,81 artış gösterdi. Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi ise aylık bazda %3,94 artarken, yıllık artış oranı %24,31 seviyesinde kaldı. Yıllık En Yüksek Artış Veteriner Harcamalarında Alt gruplar bazında yapılan analizde, üreticinin bütçesini en çok zorlayan kalemler netleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış, %41,37 ile veteriner harcamaları grubunda yaşandı. Bu grubu sırasıyla şu kalemler takip etti: Hayvan yemi: %37,70 Gübre ve toprak geliştiriciler: %36,89 Tohum ve dikim materyali: %34,58 Öte yandan, yıllık bazda en düşük artış gösteren alt grup ise %18,33 ile tarımsal ilaçlar oldu. Aylık Bazda Malzeme Fiyatları Zirvede Şubat ayı içerisinde gerçekleşen maliyet değişimlerine bakıldığında, bir önceki aya göre en fazla artış gösteren grup %4,31 ile malzemeler oldu. Aylık bazda dikkat çeken diğer artışlar ise hayvan yeminde %3,73 ve tohum/dikim materyalinde %3,50 olarak kaydedildi. Veteriner harcamaları ise aylık bazda %0,25 ile en düşük değişim gösteren grup olarak dikkat çekti. Tarımsal Üretim Maliyetleri Endeksi Rekora Koşuyor Şubat 2026 itibarıyla Tarım-GFE genel endeksi 914,70 puana ulaştı. Özellikle tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinin 1154,13 puana yükselmesi, çiftçilerin yeni yatırım ve modernizasyon süreçlerinde daha yüksek maliyetlerle karşılaştığını kanıtlıyor.

Tarlada Maliyet Artıyor, Sofrada Fiyat Katlanıyor Haber

Tarlada Maliyet Artıyor, Sofrada Fiyat Katlanıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yeni açıklanan tarım verileri üzerinden iktidarın ekonomi ve tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak 2026 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) ile Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerinin, hem üreticinin hem tüketicinin ağır bir baskı altında olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. “İktidar enflasyonun düştüğünü anlatıyor ancak TÜİK’in kendi verileri üretimde yangın olduğunu gösteriyor” diyen Gürer, tarımdaki maliyet artışlarının doğrudan sofraya zam olarak yansıdığına dikkat çekti. ÜRETİCİ ENFLASYONU SON 7 AYIN ZİRVESİNDE TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 8,46 artarak son yedi ayın en yüksek seviyesine çıktığını anımsatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici enflasyonu bir ayda yüzde 8’den fazla artıyorsa, bu durum birkaç ay sonra market raflarında yeni zam dalgası anlamına gelir” dedi. Meyvede yıllık artışın yüzde 109’u geçtiğini, sebzede ise sadece bir ayda yüzde 30,43’lük artış yaşandığını belirten Gürer, şu değerlendirmede bulundu: “Bir yılda iki katından fazla artan meyve fiyatı, dar gelirlinin sofrasından eksilen öğündür. Sebzede bir ayda gelen yüzde 30’luk zam, mutfaktaki yangının ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Düşük asgari ücretle, düşük emekli maaşıyla pazar arabasının neden boş kaldığı bu rakamlarda gizli.” TARIMSAL GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ EZİYOR Tarım-GFE verilerine de dikkat çeken Gürer, Aralık 2025 itibarıyla endeksin yıllık yüzde 33,15 arttığını hatırlattı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artış yüzde 34,48 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde bu oran yüzde 25,56 olarak gerçekleşti. Alt kalemlerdeki artışlara işaret eden Gürer, “Veteriner harcamaları yüzde 72,78 artmış. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 44,95. Tohum ve dikim materyali yüzde 38,98, hayvan yemi yüzde 34,37 yükselmiş. Bu tablo, çiftçinin üretime başlarken nasıl bir maliyet duvarıyla karşılaştığını gösteriyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Girdi maliyetleri düşmeden üretim maliyetinin gerilemesi mümkün değildir” diye konuştu. “TARLADA MALİYET ARTIYOR, SOFRADA FİYAT KATLANIYOR” Üretim aşamasındaki yüzde 8’lik maliyet artışının, nakliye, komisyon ve perakende kâr marjlarıyla birlikte katlanarak tüketiciye ulaştığını belirten Gürer, “Tarlada yüzde 8 artan maliyet, market rafında çok daha yüksek oranlara çıkıyor. Bu zincirde üretici de tüketici de kaybediyor” ifadelerini kullandı. Meyve de yıllık artış yüzde 109’u bulunca geçen yıl 200 liraya dolan mütevazı bir meyve sepetinin bugün 400 liraya çıktığını belirten Gürer, “Bu, en temel gıda ürünlerinde yüzde 100 artış demektir. ‘Enflasyon düştü’ denilen bir ortamda halkın sofrası küçülüyor” dedi. “EMEKLİNİN İKRAMİYESİ DAHA YATMADAN ERİYOR” Sebze grubunda bir ayda yaşanan yüzde 30’luk artışın emeklinin alım gücünü daha da zayıflattığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bayram ikramiyesi daha hesaba yatmadan pazarda eriyor. Emekli torununa harçlık vermeyi değil, indirimli ürün kovalamayı düşünür hale geldi” diye konuştu. Bayram ikramiyesinin en az asgari ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini ifade eden Gürer, aksi halde ikramiyenin sembolik bir ödeme olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti. “SORUN SEYREDİLEREK ÇÖZÜLMEZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın döviz kurunu baskılamak için gösterdiği çabayı tarımsal girdi maliyetlerini düşürmek ve üreticiyi desteklemek için göstermediğini belirterek, “Yem, gübre, ilaç, tohum, mazot, su ve elektrik giderleri kontrol altına alınmadan gıda fiyatlarını düşürmek mümkün değildir. İktidar fahiş fiyatı engelleyen değil, seyreden konumdadır. Oysa destekler tohum toprağa düşmeden başlamalı, üretici korunmalıdır,” diye konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, “Üretici ayakta kalmazsa tüketici uygun fiyata gıdaya erişemez. Tarımda planlama, girdi desteği ve etkin piyasa denetimi sağlanmadıkça hem tarladaki eziyet hem mutfaktaki yangın büyümeye devam edecektir” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.