Hava Durumu

#Yağlı Tohumlar

Kırsal Haber - Yağlı Tohumlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yağlı Tohumlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İhracatta Sürdürülebilirliğin Sağlanması İçin Destek Şart Haber

İhracatta Sürdürülebilirliğin Sağlanması İçin Destek Şart

Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü çatısı altında yer alan temel gıda ürünleri ihracatındaki güçlü konumu, küresel ticaret dengelerindeki değişim ve artan maliyet baskısı altında yeni bir sınavdan geçiyor. Sektörün ana ihraç ürünlerine ilişkin TradeMap verileri, özellikle Türkiye ile rekabette Mısır’ın avantaj kazanmaya başladığını ortaya koyarken sektör temsilcileri navlun desteğinin yeniden ve hedefli biçimde devreye alınmasını talep ediyor. İhracatçıların küresel rekabet gücünün korunması ve ihracatta sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından navlun maliyetlerinin, son dönemde giderek daha belirleyici bir unsur hâline geldiğine dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu şunları söyledi: “Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü çatısı altında yer alan temel gıda ürünleri ihracatı yüksek tonajlı ürünler olup toplam maliyet içinde kritik bir yer tutan navlun giderleri, fiyat rekabetinde çok belirleyici bir unsur haline gelmiştir. Son birkaç yıldır sektörümüzde, özellikle Süveyş Kanalı’na yakınlığı ve Afrika pazarlarına erişimde ek lojistik avantajlarıyla Mısır’ın yükselişi dikkat çekiyor. Mısır bazı yapısal unsurlar nedeniyle sahip olduğu maliyet avantajını, ihracatta ortalama ton fiyatı anlamında bir fiyat rekabetine dönüştürüyor. 2024 TradeMap verilerine göre Türkiye’nin 1,2 milyar dolar ihracatla dünya birinciliğini sürdürdüğü buğday unu alanında, Mısır’ın ihracatı 454 milyon dolara ulaştı. Mısır bu ihracatın yüzde 47’sini Sudan’a yapıyor, bu pazarı sırasıyla Madagaskar ve Somali takip ediyor. Türkiye'nin hem buğday unu hem de makarna tarafında önemli bir pazara sahip olduğu Somali de dahil olmak üzere, Doğu Afrika bölgesinde Mısır’ın buğday unu ihracatı son yıllarda çift haneli seviyelerde artarken, bizim artışımız daha sınırlı seyrediyor. Maalesef makarna tarafında da benzer bir tablo var. Türkiye’nin dünya ikincisi olduğu bu alanda Mısır, özellikle Afrika pazarlarında agresif bir büyüme içinde. Bu gelişmeler ışığında, sektör olarak uzun yıllardır büyük bir özveriyle oluşturduğumuz pazarımızı koruyabilmek adına navlun desteğinin hedef pazar ve ürün bazlı şekilde yeniden devreye alınmasını talep ediyoruz. Navlun desteğinin sektörel bir tercih değil, eşit rekabet zemini sağlayacak dengeleyici bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz.” “Türkiye’nin pazar erişim avantajı giderek daralıyor” Mısır ile rekabette navlun maliyetlerine ek olarak başka dezavantajlar da olduğunun altını çizen Kadooğlu, gelecek dönemde Çin’in rekabeti daha da sertleştirebileceğine dikkat çekerek şunları ifade etti: “Mısırlı rakiplerimiz daha düşük enerji maliyetleri ve daha düşük işçilik giderlerinin yanı sıra, devlet destekli sübvansiyonlara ve girdi maliyetlerinde avantaj sağlayan yapısal desteklere sahipler. Bunun yanında Arap Birliği üyeliği sayesinde bölgesel ticaret kolaylıklarından, Afrika içi ticari entegrasyon mekanizmaları (AfCFTA) sayesinde vergisel ve lojistik avantajlardan yararlanıyorlar. Türkiye ise bu ticaret bloklarının dışında kalmış durumda. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği avantajına sahip olmakla birlikte makarna, bulgur, çikolata ve şekerleme ürünlerinde Türkiye’ye yıllardır değişmeden uygulanan ve AB’ye ihracat potansiyelimizi kısıtlayan kotaların yanı sıra, AB’nin yeni nesil Serbest Ticaret Anlaşması ağının dışında kalmamız da küresel rekabet zemininde aleyhimize bir tablo oluşturuyor. Arap Birliği, Afrika kıtasal entegrasyonu ve Pasifik ticaret blokları içinde yer almadığımız için, pazar erişim avantajımız giderek daralıyor. Kamu alımları, menşe avantajı ve lojistik maliyetler bakımından, yapısal bir rekabet dezavantajı oluşuyor. Üstelik orta ve uzun vadede bu rekabete Çin de katılacak; agresif fiyat politikaları ve devlet destekli ihracat modeliyle Çin pazar dengelerini daha da bozacak.” “Talep ettiğimiz destekler, mevcut ekonomi politikalarını da destekler” Geçmiş dönemlerde uygulanan navlun desteklerinin ihracatçılara önemli katkılar sağladığını belirten ve Türkiye’nin rekabet gücünü olumsuz etkileyen koşullar karşısında, sektörün navlun desteği yanında diğer taleplerini de paylaşan Kadooğlu sözlerini şu şekilde tamamladı: “İşçilik maliyetlerine yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesi, döviz kurunun enflasyonla paralel bir seyir sergilemesi, rekabetçiliğin sürdürülebilir olması için döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3 seviyesinden en az yüzde 5’e, hatta mümkünse yüzde 6’ya çıkarılması ve lojistik maliyet hassasiyeti yüksek pazarlara yönelik hedefli bir navlun destek modeli oluşturulması acil taleplerimizden bazılarıdır. Bu desteklerin hayata geçmesinin istihdam, sanayi üretimi ve tarım-sanayi entegrasyonu açısından büyük önem taşıdığına ve kamunun verimlilik odaklı mevcut ekonomi politikalarını destekleyici olacağına inanıyoruz. Çünkü bizim sektörümüz Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgenin ekonomisi ve istihdamı açısından stratejik bir önem taşıyor. Sektörün ihtiyaçlarına cevap verecek çözüm önerilerimize devletimizin göstereceği yapıcı yaklaşım, geleceğe daha umutlu bakmamızı sağlayacaktır.”

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden 923.5 Milyon Dolarlık İhracat Haber

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden 923.5 Milyon Dolarlık İhracat

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), yeni yılın ilk ayında, bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliği ile toplamda 923.5 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “Gerek ihracatımız, gerekse yaptığımız organizasyonlar ile yeni yıla hızlı bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim” dedi. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliğine üye farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firma ile 2026 yılının ilk ayında 923.5 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İstanbul İhracatçıları, 166 ülke pazarına ürün sattı ve ülke ihracatındaki payı yüzde 5.2 oldu. En fazla ihracat Birleşik Krallık’a İstanbul İhracatçı Birlikleri, ocak ayında, değer bazında en fazla ihracatı 96 milyon dolar ile Birleşik Krallık’a gerçekleştirdi. Birleşik Krallık’a en fazla gemi ile kağıt ve karton ürünleri satıldı. İİB, Birleşik Krallık’ın ardından değer bazında en fazla Almanya, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracat yaptı. İİB tarafından yapılan ihracatta; Almanya’ya fındık ve mamulleri ile ağaç ve orman ürünleri; Irak’a su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü ile ağaç ve orman ürünleri; Birleşik Arap Emirlikleri’ne ağaç ve orman ürünleri ile su ürünleri ve hayvansal mamuller; Amerika Birleşik Devletleri’ne ise hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri şeker ve şekerli mamuller alt sektörü ile kağıt ve karton ürünleri ön plana çıktı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 216 milyon dolar ile Avrupa Birliği ülkeleri oldu. İİB bünyesinde bulunan birliklerden İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), 2026 yılının ocak ayında, 269 milyon dolar; İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 249.5 milyon dolar; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 167 milyon dolar; İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), 130 milyon dolar; İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), 71 milyon dolar; İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 44 milyon dolar; İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB), yüzde 26 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi. Özkan: Yeni yıla hızlı bir başlangıç yaptık İstanbul İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “Yeni yıla, büyük bir motivasyon ile girdik. Ocak ayında ihracatımızı artırmaya, pazarlarımızda güçlenmeye yönelik farklı etkinlikler gerçekleştirdik. İİB’nin; “Az Tehlikeli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Mevzuatı Uygulama Eğitimi”, “İş Yaşamında İletişim Becerileri” ve “Yapay Zeka Destekli Dijital Pazarlama Eğitimi” konularında genel katılıma açık, ücretsiz, çevrim içi eğitimleri oldu. Dijital satış kanallarında güçlenmek isteyen kadın girişimcilere yönelik “E-Ticaret ve E-İhracat Eğitimi” gerçekleştirildi. İİB’nin organizasyonunda fonksiyonel gıda ve gıda takviyesi sektöründe faaliyet gösteren firmalara yönelik “Gıda Takviyesi ve Fonksiyonel Gıda Sektörü Strateji Çalıştayı” düzenlendi. Ortadoğu’da faaliyet gösteren süpermarket zincirleri yetkililerinin katılımı ile sektörel alım heyeti programını düzenledik. Bir diğer alım heyeti programımızı ise 15 ülkeden gelen ithalatçı firmaların katılımı ile Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’na eş zamanlı gerçekleştirdik. Gerek ihracatımız, gerekse yaptığımız organizasyonlar ile yeni yıla hızlı bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim” dedi.

Hububat İhracatı Ocak Ayında 929,5 Milyon Dolar Oldu Haber

Hububat İhracatı Ocak Ayında 929,5 Milyon Dolar Oldu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, Ocak ayında 929,5 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracatın miktar bazında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 13,8 gerilediği bu dönemde, değer bazında yüzde 9,3’lük bir düşüş kaydedildi. En fazla ihraç edilen ürün 88,2 milyon dolar ile ayçiçek yağı olurken, birim fiyatlarındaki artışa bağlı olarak bu kalemde bir gerileme yaşanmadı. 86,2 milyon dolar ihracat ile çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer alırken, onu 76,1 milyon dolar ihracat ile tatlı bisküvi ve gofretler takip etti. Sektörün bir numaralı ihracat pazarı Irak'a hububat ihracatı aylık bazda yüzde 34,3 gerileyerek 108,5 milyon dolar olarak kaydedildi. ABD pazarındaki büyümesini sürdüren sektör, yüzde 10 artış sağladığı bu ülkede 62,4 milyon dolara ulaştı. “Gıda ticaretine yönelen Rus şirketlerle ile ortaklık imkanını önemsemeliyiz” İhracat verileri ekseninde küresel gıda ticaretini etkileyen gelişmeleri yorumlayan TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında Türkiye için büyük önem taşıyan Rusya ile ilgili değerlendirmelerde bulundu: “Dünya tahıl üretimi ve ihracatında kilit bir aktör olan Rusya, tarımda yalnızca hammadde satan bir ülke olmaktan çıkarak, küresel gıda zincirinin daha yukarı halkalarına yerleşmeyi hedefleyen yeni bir stratejiye yönelmiş görünüyor. Rus şirketlerinin devlet desteğiyle yurt dışında buğday unu, ayçiçek yağı ve gıda işleme tesisleri kurmaya teşvik edilmeleri, Moskova’nın bu konuda kararlı olduğunun bir işareti. Rusya’nın doğrudan üçüncü ülkeler için katma değerli ürün üreten bir oyuncu olma arzusunun arkasındaki temel nedenler ise ekim alanları sürekli genişlemesine rağmen, baskılanan fiyatlar nedeniyle tarımsal karlılığın gerilemesi ve hububat ekiminden uzaklaşan çiftçilerin yağlı tohum üretimine yönelmesi… Türkiye güçlü sanayi altyapısı ile bugüne kadar DİR kapsamında buğday, ham ayçiçeği yağı ve mısır gibi ithal girdileri katma değerli ürünlere dönüştürerek uluslararası pazarlara sunan bir ülke oldu. Türk gıda sanayiine önemli bir rekabet avantajı sağlayan bu ilişkide, Rusya’nın kendi şirketlerini yurt dışında değirmencilik ve işleme yatırımlarına yönlendirmesi sonrası ikinci bir faza geçebiliriz. Rusya’nın yurt dışı işleme yatırımlarıyla pazarlara doğrudan girmeye başladığı bir ortamda, hem alternatif tedarik kaynaklarını stratejik biçimde güçlendirmeli hem de yüksekliği nedeniyle atıl kalabilen kapasitelerimiz için de Rus şirketlerle ortaklıkları önemsemeliyiz.” “Hindistan’la iş birlikleri de yeni fırsatlar yaratabilir” Rusya’nın Çin ve Hindistan gibi büyük pazarlarla derinleşen ilişkilerine dikkat çeken ve AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın küresel ticaret üzerindeki muhtemel etkilerini, gıda sektörü adına değerlendiren Tiryakioğlu şunları ifade etti: “Türkiye’nin AB’ye gerçekleşen gıda ihracatı kotalarla sınırlı olduğundan, bu anlaşmanın AB’ye yaptığımız hububat ihracatımıza önemli bir etkisi olmayacaktır. Hindistan’ın küresel ihracat lideri olduğu pirincin hassas tarım kalemi olarak kapsam dışında tutulması, bu ürünün AB pazarına sınırsız ve gümrüksüz şekilde girmesinin önünü kapıyor. Dolayısıyla Hindistan’dan AB’ye yönelik şimdilik bir ‘pirinç seli’ beklenmiyor. Ancak anlaşmanın dolaylı etkileri olacaktır. Hindistan bugün yılda yaklaşık 12 milyar dolarlık pirinç ihraç eden, buna karşılık dünya genelinden 5 milyar doların üzerinde bakliyat ithal eden bir ülke. Yani bazı ürünlerde fiyat belirleyici bir tedarikçi, bazı ürünlerde ise büyük bir alıcı… AB ile yapılan bu anlaşma Hindistan’ın yatırım çekme kapasitesini, tarımsal sanayi altyapısını ve küresel ticaretteki ağırlığını daha da artıracaktır. Bu da Hindistan’ı sadece ham ürünlerde değil, işlenmiş gıda ve katma değerli tarım ürünlerinde de güçlü bir oyuncu haline getirecektir. Hindistan’ın gıda üretiminde daha istikrarlı, daha ölçekli ve rekabetçi bir tedarikçi haline gelmesi, özellikle Ortadoğu, Afrika ve Asya gibi pazarlarda fiyat ve hacim rekabetini sertleştirebilir. Hububat sektörü ihracatımızın yıllık ortalama 45 milyon dolar olduğu Hindistan ile kuracağımız yeni iş birlikleri, iki ülke için de kazan kazan anlamına gelen önemli fırsatlar yaratabilir.”

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden, 12 Milyar 732 Milyon Dolarlık İhracat Haber

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden, 12 Milyar 732 Milyon Dolarlık İhracat

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), 2025 yılında, bir önceki yıla kıyasla, ihracatını yüzde 5.7 oranında artırarak, bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliği ile toplamda 12 milyar 732 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “İstanbul İhracatçıları, ihracatını artırmaya yönelik etkinlikleri ile 2025 yılını yoğun bir şekilde geçirdi. Birliklerimiz, geçtiğimiz yıl, 8 farklı ülkede düzenlenen 13 önemli ve büyük fuarın Türkiye Milli Katılımını gerçekleştirdi. 15 farklı ülkede, bölgenin büyük fuarlarına info stantlı 27 katılım sağladık. Birliklerimiz, bir önceki sene 7 olan UR-GE projesi sayısını, 2025 yılında yeni başlayan projelerimizle beraber 9’a çıkarttı” dedi. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliğine üye farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firma ile 2025 yılında 12 milyar 732 milyon dolar tutarında ihracat yaparak, bir önceki yıla kıyasla, yüzde 5.7 oranında ihracat artışı sağladı. İstanbul İhracatçıları, geçtiğimiz yıl, 198 ülke pazarına ürün sattı ve ülke ihracatındaki payını yüzde 5.4’e çıkarttı. İstanbul İhracatçı Birlikleri, aralık ayında ise bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 17.7 oranında artış ile 1 milyar 295 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. 2025 yılında, Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracat arttı İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), geçtiğimiz yıl, değer bazında en fazla ihracatı 773 milyon dolar ile ABD’ye gerçekleştirdi. Mal grupları bazında; ABD’ye en fazla hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründen şeker ve şeker mamulleri alt sektörü ile gemi, yat ve hizmetleri satıldı. İİB, ABD’nin ardından değer bazında en fazla Irak, Almanya, Birleşik Krallık ve Norveç’e ihracat yaptı. İİB tarafından yapılan ihracatta, Irak’a en fazla ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller; Almanya’ya fındık ve mamulleri; Birleşik Krallık’a kağıt ve karton ürünleri ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri şeker ve şeker mamulleri alt sektörü; Norveç’e ise gemi, yat ve hizmetleri çıktı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 3 milyar 301 milyon dolar ile Avrupa Birliği ülkeleri oldu. Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracat, 2025 yılında, bir önceki yıla kıyasla yüzde 7.7 oranında arttı. İİB bünyesinde bulunan birliklerden İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), 2025 yılında, 3 milyar 856 milyon dolar; İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 3 milyar 743 milyon dolar; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 2 milyar 244 milyon dolar; İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), 1 milyar 341 milyon dolar; İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), yaklaşık 729 milyon dolar; İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 627 milyon dolar; İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB) ise 344 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi. Özkan: 2025 yılında yakaladığımız ihracat artışının 2026 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz İstanbul İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “İstanbul İhracatçı Birlikleri, 2025 yılını yüzde 5.7 oranında artış ile tamamlayarak, iyi bir yıllık ihracat rakamına ulaştı. Geçtiğimiz yılın ihracat rakamlarına detaylı bakarsak, ülke grupları bazında, önemli artışlara imza attık. 2025 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 7.7 oranında artış ile Avrupa Birliği ülkelerine 3 milyar 301 milyon dolar, Diğer Avrupa ülkelerine yüzde 13.7 artış ile 1 milyar 464 milyar dolar, Afrika ülkelerine yüzde 4.8 oranında artış ile 1 milyar 279 milyon dolar, Bağımsız Devletler Topluluğuna yüzde 5.1 oranında artış ile 1 milyar 58 milyon dolar, Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Bölgesi ülkelerine yüzde 15.2 oranında artış ile 909 milyon dolar tutarlarında ihracat gerçekleştirdik. İstanbul İhracatçıları, ihracatını artırmaya yönelik etkinlikleri ile 2025 yılını yoğun bir şekilde geçirdi. Birliklerimiz, geçtiğimiz yıl, 8 farklı ülkede düzenlenen 13 önemli ve büyük fuarın Türkiye Milli Katılımını gerçekleştirdi. 15 farklı ülkede, bölgenin büyük fuarlarına info stantlı 27 katılım sağladık. Birliklerimiz, bir önceki sene 7 olan UR-GE projesi sayısını, 2025 yılında yeni başlayan projelerimizle beraber 9’a çıkarttı. Eğitimlerimize de ara vermeden devam ettik. Genel sekreterliğimiz, 2000’e yakın ihracatçının katılımı ile ücretsiz 33 farklı eğitim düzenledi. Farklı ülkelere yönelik ticaret ve alım heyeti programlarımız hız kesmeden devam etti. İİB, geçtiğimiz yıl, 3 farklı ülkeye 3 sektörel ticaret heyeti, farklı ülkelere yönelik 15 alım heyeti programı organize etti. İİB; 2025 yılında, bir önceki yıla kıyasla, yüzde 5.1 oranında üye firma sayısını artırarak, büyümeye devam etti. Yeni yılda, dünya ticaretinden daha fazla pay almayı, hedef pazarlarımızda ürünlerimizi tanıtıcı etkinlikler, organizasyonlar yapmayı planlamaktayız. Sürdürülebilir, katma değerli üretimi önceleyen; bir büyüme stratejisini esas alacağız. 2026 yılının ilk çeyreğinden itibaren çeşitli ülkelere yapmayı planladığımız fuar ve heyet faaliyetlerinin çalışmalarına başladık, üyelerimizle sık sık bir araya gelerek sektörün istek ve ihtiyaçlarına yönelik faaliyetler yapmayı sürdüreceğiz. 2025 yılında yakaladığımız ihracat artışının 2026 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz. Geçtiğimiz yıl, ihracatımıza katkısı olan bütün ihracatçı firmalarımızı başarılarından dolayı tebrik ederim” dedi.

Güneydoğu’nun 2025 Yılı Hububat İhracatı 3,6 Milyar Dolar Oldu Haber

Güneydoğu’nun 2025 Yılı Hububat İhracatı 3,6 Milyar Dolar Oldu

Güneydoğu Anadolu'nun 12 milyar dolara ulaşan toplam ihracatı içindeki yüzde 29,7’lik payı ile ihracat liderliğini elinde bulunduran hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı 2025 yılında yüzde 3,6 artışla 3,6 milyar dolar oldu. İhracatın tonaj olarak yüzde 5,1 gerilemeyle 4,2 milyon ton olduğu bu dönemde, 1 milyon tonu geçen makarna ihracatından 613,6 milyon ton gelir elde edildi. Dünya rafine ayçiçek yağı ticaretinin önemli merkezlerinden biri olan bölgede bu ürünün ihracatı yüzde 18,1 daha artış sağlayarak 607,5 milyon dolara ulaştı. Bölgenin Türkiye’nin toplam makarna ihracatındaki payı yüzde 67,2, ayçiçek yağı ihracatındaki payı ise yüzde 56,4 oldu. Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerine gerçekleştirdiği yaklaşık 4 milyar dolarlık hububat ihracatının yüzde 40’tan fazla kısmı Güneydoğu’dan gerçekleşirken, Afrika’ya yapılan 2,9 milyar dolarlık hububat ihracatı içinde bölgenin payı 37,2’ye yükseldi. “Güneydoğu’da ticaret jeopolitik gelişmelerle birlikte şekilleniyor” Dünyada artan jeopolitik riskler, iklim kaynaklı arz dalgalanmaları ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıkların gıda ürünlerini stratejik bir güvenlik başlığına dönüştürdüğüne dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, 2025 yılı sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: “Uluslararası yeni dengeler, fiyat istikrarını ve pazar sürekliliğini aynı anda yönetebilen ülkeleri öne çıkarırken; Türkiye üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve güçlü sanayi altyapısıyla bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri hâline geliyor. Şirket kârlılıklarını baskılayan finansman maliyetleri, kurdaki dezavantajlar ve küresel talepteki dalgalanmalar, ihracatçılarımızı kısa vadeli hacim hedeflerinin ötesine geçen, daha dayanıklı, daha çeşitlendirilmiş ve katma değer odaklı bir rekabet anlayışına yöneltiyor. Bu çerçevede hububat sektörü; üretim ölçeği, sürekliliği ve sanayiyle kurduğu güçlü entegrasyon sayesinde Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir denge unsuru olma niteliğini sürdürüyor. Nitekim sektörümüz, 2025 yılında yüzde 29,7’lik payla GAİB bünyesindeki lider konumunu koruyarak bu dinamizmi somut verilerle ortaya koydu. Elbette Güneydoğu Anadolu’nun ticaret yolları üzerindeki özel konumu nedeniyle, ihracatımızın yalnızca küresel talep koşullarıyla değil, yakın coğrafyada yaşanan jeopolitik gelişmelerle birlikte şekillendiğini unutmamak lazım. TİM Suriye Masası olarak, Suriye’deki rejim değişikliği sonrasında hızlanan ikili ticaretin kurumsal ve sürdürülebilir bir zemine oturması için önemli adımlar attık, tüm sektörlerimize fayda sağlayacak çalışmalar yaptık. İki ülke arasında normalleşen ilişkilerden en fazla fayda sağlayan alanlardan birinin hububat sektörü olması, sektörün stratejik rolünü bir kez daha teyit eden bir gelişme oldu.” “En büyük 30 pazarımızın 20’sinde iki ve üç haneli artışlar sağladık” Güneydoğu Anadolu’nun yalnızca Türkiye’nin değil, küresel ölçekte de önemli gıda ticaret merkezlerinden biri hâline geldiğini vurgulayan Kadooğlu, değerlendirmesini şu ifadelerle sürdürdü: “Güneydoğu Anadolu’dan 1 milyon ton makarna ihracatı gerçekleştirdiğimiz 2025 yılında hem makarna hem de ayçiçek yağında 600 milyon doların üzerinde gelirler elde ettik. Bölgemizin Türkiye toplam makarna ihracatındaki payını yüzde 67,2’ye, ayçiçek yağı ihracatındaki payını ise yüzde 56,4’e yükselttik. Irak pazarında yaşanan iç gelişmelere bağlı olarak yaklaşık 200 milyon dolara karşılık gelen ve yüzde 16,8’lik bir kayıp yaşanmasına rağmen; Suriye, ABD, Cibuti ve Gana başta olmak üzere diğer ilk beş pazardan yaklaşık 300 milyon dolarlık ilave gelirle bu açığı telafi ettik ve en büyük 30 pazarımızın 20’sinde yüzdesel olarak iki ve üç haneli artışlar sağladık. Çikolata ve kakao içeren ürünlerde yüzde 31,7, diğer pastacılık ürünlerinde yüzde 44,6’ya ulaşan birim fiyat artışları, Güneydoğu’nun yalnızca hacimle değil, katma değerle büyüyen bir ihracat yapısına kalıcı biçimde yöneldiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde bu yapıyı daha da güçlendirerek, bölgemizi küresel gıda ticaretinde istikrarın ve sürdürülebilir büyümenin merkezlerinden biri hâline getirmeyi hedefliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.