Hava Durumu

#Yapay Zekâ

Kırsal Haber - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak Haber

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak

Türkiye’nin tek su ürünleri fuarı Future Fish Eurasia Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı, 24-26 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir’de sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Future Fish Eurasia’nın 12. edisyonu, uluslararası yem konferansı AquaFeed Eurasia ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Avrasya Fuarcılık ve İngiliz medya organizasyon şirketi Perendale Publishers iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyon, Türkiye’nin yanı sıra bölge su ürünleri ve akuakültür sektörünün önemli buluşmalarından biri olacak. Su ürünleri sektörü İzmir’de buluşacak Üç gün boyunca düzenlenecek fuarda su ürünleri ihracatı, işleme, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörün gündemindeki başlıklarla birlikte ele alınacak. Future Fish Eurasia ile AquaFeed Eurasia’nın eş zamanlı düzenlenmesiyle fuar ve konferansın uluslararası katılımının artırılması ve sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. 2026 yılının önemli akuakültür etkinlikleri arasında yer alması beklenen organizasyon kapsamında, Türk su ürünleri sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünün ve potansiyelinin de öne çıkarılması amaçlanıyor. AquaFeed Eurasia’da yapay zeka ve sürdürülebilirlik gündemde Future Fish Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilecek AquaFeed Eurasia Konferansı’nda balık yemi sektörünün geleceğinden sürdürülebilir üretime, yapay zekadan balık beslenmesine kadar birçok konu ele alınacak. Konferansın öne çıkan konu başlıkları arasında şunlar yer alıyor: Balık yemi sektörünün geleceği Yapay zeka çağı ve akıllı yazılımlar Çiftlik yönetimi Sürdürülebilirlik ve verimlilik Çevresel etkilerin ve atıkların azaltılması Çevre dostu teknolojiler Balık beslenmesi ve sağlığı Bağışıklığı destekleyen fonksiyonel katkı maddeleri Alternatif yem kaynakları Yem kalitesi ve güvenliği Yem teknolojileri Balık beslenmesinde yenilikçi çözümler Akuakültürün geleceği İzmir’de konuşulacak Su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilirlik, verimlilik, dijitalleşme ve yeni yem teknolojileri sektörün geleceğini şekillendirirken, Future Fish Eurasia ve AquaFeed Eurasia bu başlıkların uluslararası ölçekte ele alınacağı önemli bir platform oluşturacak. 24-26 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek organizasyonla birlikte akuakültür sektörünün temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, yem üreticileri, ihracatçılar ve sektör profesyonellerinin bir araya gelmesi bekleniyor.

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB), Türk hazır giyim sektörünün dijital dönüşümünü hızlandırmak, üretimde verimliliği artırmak ve firmaların yapay zekâ teknolojilerinden daha etkin yararlanmasını sağlamak amacıyla “Hazır Giyim Sektöründe Dijital Dönüşüm ve Akıllı Üretim Teknolojileri UR-GE Projesi”ni hayata geçirmeye hazırlanıyor. EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.”

İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi (IGEXX 2026) Kapılarını Açtı Haber

İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi (IGEXX 2026) Kapılarını Açtı

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda; Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) işbirliğiyle hayata geçirilen İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi (IGEXX 2026), iş dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla başladı. ​Zirvenin açılışında konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat; Türkiye'nin makroekonomik göstergeleri, e-ticaret ve e-ihracat alanındaki tarihi rekorları ile dijital dönüşüm hamlelerine dair çok önemli açıklamalarda bulundu. ​Türkiye Ekonomisinde İstikrarlı Büyüme ve İstihdam Başarıları ​Bakan Ömer Bolat, Türkiye'nin ekonomik performansına dikkat çekerek şu verileri paylaştı: "Son 39 aydır tek haneli seyrini koruyan işsizlik oranı, temmuz ayı itibarıyla %8,1 seviyesinde gerçekleşti. Ekonomide son 24 çeyrektir (6 yıldır) kesintisiz pozitif büyüme kaydedilirken, 2026'nın ilk yarısı %2,5 büyüme ile kapatıldı ve ekonomik büyüklük 1,7 trilyon dolara ulaştı. Hazirandan bu yana gerileme trendinde olan enflasyonda manşet TÜFE %31,55 seviyelerine kadar geriledi." dedi. ​Mal ihracatında da rekorların üst üste geldiğini belirten Bolat; ağustos ayında 23,5 milyar dolarlık hacimle ilk 8 aylık mal ihracatının 185 milyar dolara, yıllıklandırılmış mal ihracatının ise 280,3 milyar dolara yükselerek tarihi bir zirve gördüğünü ifade etti. ​E-Ticaretin Payı %20'ye Yükseldi: "Krizi Fırsata Çevirdik" ​Kovid-19 pandemisiyle birlikte bilişim ve e-ticaret alanında küresel çapta devasa bir sıçrama yaşandığını belirten Bolat, 2019 yılında %4,5 olan e-ticaretin genel ticaret içindeki payının dünya genelinde ve Türkiye'de %20'ye yükseldiğini kaydetti. ​Türkiye'de 2019-2025 döneminde e-ticaretin yıllık ortalama %80 büyüdüğünü aktaran Bolat, 2025 yılı sonu itibarıyla e-ticaret yapan firma sayısının 650 bine ulaştığını bildirdi. ​"Kovid-19 salgını döneminde pek çok geleneksel sektör daralsa da, yaptığımız stratejik yatırımlar sayesinde e-ihracat alanında krizi fırsata dönüştürmeyi başardık." ​2026 Hedefi: 6 Milyar Dolarlık E-İhracat ​E-ihracat faaliyetlerini artırmak adına stratejik adımlar attıklarını vurgulayan Bakan Bolat, bu yıl sonuna kadar 6 milyar dolarlık e-ihracat rakamına ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. Öne çıkan diğer e-ihracat ve dijitalleşme verileri şu şekilde: ​Firma Sayısı: Yılda 10 bin doların üzerinde e-ihracat gerçekleştiren firma sayısı 2022'deki 8.132'den, 2025 sonu itibarıyla 11.420'ye çıktı. ​Hedef Pazarlar: E-ihracatta hedef pazar sayısı bu yıl 35'e çıkarıldı. ABD, Almanya, Azerbaycan, Romanya ve Suudi Arabistan önde gelen partner ülkeler arasında yer alıyor. ​Sektörel ve Coğrafi Liderlik: E-ihracat hacminde İstanbul ilk sırada yer alırken, sektörel bazda hazır giyim ve konfeksiyon liderliğini koruyor. ​Avrupa Birliği Kolaylığı: AB Komisyonu ile yapılan anlaşma sayesinde, basitleştirilmiş gümrük beyannamesinden otomatik üretilen A.TR belgesiyle firmaların vergi yükü hafifletildi. ​Yapay Zeka ve 5G ile Dijital Dönüşümde Tam Gaz İlerleme ​Dünya nüfusunun %73'üne denk gelen 6 milyardan fazla insanın dijital dünyada aktif olduğunu ve küresel dijital ekonomi büyüklüğünün 16 trilyon dolara ulaştığını belirten Bolat, yeni teknolojilerin ticaretin tüm aşamalarını dönüştürdüğünün altını çizdi. ​Türkiye'nin dijital altyapı verilerini de paylaşan Bakan Bolat, “2026 yılı itibarıyla internet kullanım oranımız %92,3'e yükseldi. İşletmelerimizin %93,6'sı internet erişimine, %56,5'i ise kendi dijital vitrinine sahip. Ayrıca 5G hizmetimiz ülkemizde sadece 4 ay gibi kısa bir sürede 44,5 milyon aboneye ulaştı” dedi. ​Ticaret Bakanlığı olarak e-ihracatçılara rehberlik etmek amacıyla hayata geçirilen E-Kolay İhracat Platformu (E-KİP), güncellenen Akıllı E-İhracat Robotu ve 25 ülkeye yönelik hazırlanan 40'a yakın rehber ile kılavuzların kesintisiz hizmet vermeye devam ettiği duyuruldu.

ZMO Eskişehir Şubesi 2026 Tarım Sezonunu Değerlendirdi Haber

ZMO Eskişehir Şubesi 2026 Tarım Sezonunu Değerlendirdi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara ve Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder'in katılımıyla gerçekleştirilen ortak basın toplantısında, 2026 tarım sezonu bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Toplantıda yüksek rekolte beklentilerinin sevindirici olduğu ancak tarımın yalnızca tonaj artışından ibaret olmadığı vurgulandı. ​TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2026 yılı tarım sezonuna dair stratejik değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Eskişehir Şube binasında düzenlenen basın toplantısında; iklim krizinden su yönetimine, bitki sağlığından girdi maliyetlerine kadar tarımsal üretimin geleceğini yakından ilgilendiren kritik başlıklar ele alındı. ​2026 Tarım Sezonunda Rekolte Beklentileri ve Gelir Dengesi ​Yılın ilk resmi bitkisel üretim tahminlerine göre, 2026 tarım sezonunda önemli üretim artışları öngörülüyor. Açıklanan öngörü rakamları şu şekildedir: ​Buğday üretimi: 22,8 milyon ton ​Arpa üretimi: 9 milyon ton ​Ayçiçeği üretimi: 2,3 milyon ton ​Şeker pancarı üretimi: Yaklaşık 22 milyon ton ​Mısır üretimi: 8 milyon tona gerileme ​Beklenen rekolte artışlarına dikkat çeken ZMO Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara, yüksek tonajların tek başına bir başarı ölçütü olamayacağını belirtti. Kara, üretimin artmasının tek başına yeterli olmadığını, üreticinin o ürünü hangi maliyetle ürettiğinin ve hasat sonunda ne kazandığının en az verim kadar önemli olduğunu ifade etti. ​Eskişehir Tarımında Kritik Eşik: Su ve Toprak Yönetimi ​Eskişehir özelinde tarımsal yapının detaylı bir analizi de paylaşıldı. Kentin yaklaşık 546.200 hektarlık toplam tarım arazisinin %61,7'sine (337.000 hektar) denk gelen beş ana ürün öne çıkıyor: ​Buğday: Yaklaşık %40 pay ​Mısır: Yaklaşık %10 pay ​Şeker Pancarı ve Yağlık Ayçiçeği: Yaklaşık %4-5'er pay ​Eskişehir'de artık "Hangi ürünü ne kadar ekelim?" sorusunun ötesine geçilmesi gerektiği belirtilerek, "Hangi ürünü nerede, ne kadar su kullanarak ve hangi ekonomik değerle üretmeliyiz?" sorusunun sorulmasının elzem olduğu ifade edildi. ​Bitki Sağlığında "4 D Anahtarı" ile Erken Mücadele ​Eskişehir tarımında ekim alanları ve verimin yanı sıra bitki sağlığının da yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Yapılan arazi kontrollerinde öne çıkan riskler ve hastalıklar şöyle sıralandı: ​Şeker pancarında: Cercospora yaprak leke hastalığı. ​Mısırda: Empoasca yaprak piresi, yaprak kurtları ve iki noktalı kırmızı örümcek. ​Buğdayda: Kök-kökboğazı ve sarıpas (Fusarium, Rhizoctonia ve Bipolaris etmenleri). ​Ayçiçeğinde: Mildiyö ve yeşil kurt zararlıları. ​Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramak yerine düzenli sürvey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadelenin şart olduğu belirtildi. Bitki korumadaki başarının **"4 D Anahtarı"**na bağlandığı ifade edilerek bu anahtarlar; Doğru İlaç, Doğru Teşhis, Doğru Zaman ve Doğru Uygulama olarak sıralandı. ​Tarımın Merkezinde Ziraat Mühendisi Yer Almalıdır ​Gelişen hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları ve yapay zekâ sistemlerine rağmen tarladaki gerçek durumu okuyacak uzmanlara olan ihtiyacın hiçbir zaman azalmayacağına dikkat çekildi. TMMOB ZMO Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, ziraat mühendislerinin sadece teknik birer kişi olmadığını; tarım ekonomisinden zootekniye kadar pek çok alt bilim dalıyla tarladaki toprağın zemininden başlayan süreci okuyan temel aktörler olduğunu vurguladı. ​Ayrıca kamuda, özel sektörde ve bayilerde görev yapan tüm ziraat mühendislerinin sosyal haklarının, itibarının ve istihdam olanaklarının üst seviyeye çıkarılması için mücadeleye devam edecekleri ifade edildi. ​Çözüm Ortak Akılda ​Toplantının sonunda, siyasi ayrım gözetmeksizin tüm paydaşların ortak bir zeminde buluşması gerektiği yinelendi. Ziraat Odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticilerin aynı hedef doğrultusunda birlikte çözüm üretmesinin şart olduğu belirtildi.

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu Haber

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, geleceğin sanayicisinin sadece fabrikasını değil; enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yönetebilen, dünyadaki değişimi önceden okuyan bir profile sahip olması gerektiğini belirtti. Karabağlı, adaylık sürecinde sanayicileri bu yeni nesil yeteneklerle donatmayı ana hedef olarak belirlediklerini dile getirdi. Başkan adaylığı kapsamında SwissÔtel Büyük Efes İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Karabağlı; adaylık vizyonunu, yönetim felsefesini ve hazırladıkları projeleri paylaştı. "Hayalim: İzmir’i Türkiye’nin Teknoloji Başkenti Yapmak" Mustafa Karabağlı, konuşmasında EBSO için çizdikleri vizyonu ve hedeflerini şu sözlerle özetledi:"Önümüzdeki 5-10 yılın sanayicisi sadece fabrikasını iyi yöneten sanayici olmayacak. Enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yöneten; dünyadaki değişimi erkenden okuyabilen sanayici olacak. Bu yeteneklerle sanayicilerimizi donatmalıyız.Hayalim açık ve net: İzmir'i Türkiye’nin teknoloji başkenti yapmak. Üreten, teknolojiyi geliştiren, ihracat yapan, gençleri sanayiyle buluşturan, yeşil dönüşümde öncü, yüksek katma değer ve markalar yaratan, her zaman geleceğe hazırlanan bir İzmir sanayisi hedefliyoruz." Çıraklıktan Yerli Teknolojiye Uzanan Yolculuk Girişimcilik hayatına babasının demirci atölyesinde çırak olarak başladığını belirten Karabağlı, bugün yerli teknolojiyle geliştirilen %100 elektrikli hafif ticari araç üretimine uzanan bir tecrübeye sahip olduğunu vurguladı. Bu bilgi birikimini sanayicilerle paylaşmak ve yeni girişimlere destek olmak istediğini ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllardır aktif rol aldığını hatırlatan Karabağlı; ESİAD’da 12. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığını, EBSO’da ise 8 yıldır meclis üyeliği görevini sürdürdüğünü ve son 4 yıldır başkan adaylığı için hazırlık yürüttüğünü aktardı. Katılımcı ve Çoğulcu Yönetim Anlayışı Önerdikleri "Yeni Nesil Sanayicilik" anlayışının sadece bir isim değişikliği değil, yönetim felsefesinde köklü bir dönüşüm olduğunu söyleyen Karabağlı, şu değerlendirmelerde bulundu: Tepeden İnme Değil, Ortak Akılla Yönetim: EBSO’yu kararların tek merkezden alındığı bir yapıdan çıkarıp; meslek komitelerinin, çalışma komisyonlarının ve tüm üyelerin sürece dahil olduğu katılımcı bir modele dönüştüreceğiz. Kapsayıcı Temsil: Genç ve kadın sanayiciler başta olmak üzere tüm girişimcileri karar mekanizmalarına dahil edeceğiz. Çoğulculuk bizim için bir söylem değil, temel yönetim ilkesidir. Dönüşüm Hızı: Sanayide başarı artık sadece üretim miktarıyla değil; katma değer, markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilirlikle ölçülüyor. Yapay zeka ve otomasyon çağında belirleyici olan faktör, dönüşüm hızı ve adaptasyon kabiliyetidir. "Odanın Bütçesi Faiz Geliri Yerine Sanayiciye Hizmete Dönüşmeli" Saha ziyaretlerinde sanayicilerin beklentilerini net bir şekilde gözlemlediklerini ifade eden Karabağlı, EBSO bütçesinin iki yıllık faiz gelirinin 200 milyon lira seviyesine ulaşmasını eleştirdi:"Tasarruf kuşkusuz önemlidir; ancak sanayicimiz, hizmet ve vizyon üretmesi gereken bir kurumun kasasında neden bu kadar para tutulduğunu ve faiz geliri elde edildiğini sorguluyor. Zorlu ekonomik koşulların yaşandığı bu dönemde bütçenin faizde bekletilmesi yerine sanayiciye hizmete dönüştürülmesi gerekirdi." EBSO Bir "Orkestra Şefi" Olacak İzmir’in sanayi kültürü, üniversiteleri, teknoloji ekosistemi, limanları ve yüksek yaşam kalitesiyle Türkiye’nin teknoloji başkenti olmaya en güçlü aday olduğunu vurgulayan Karabağlı, EBSO’nun tüm bu unsurları bir araya getiren bir "orkestra şefi" rolü üstleneceğini ifade etti. Öne Çıkan Projeler ve Dönüşüm Adımları Mustafa Karabağlı, "Birlikte üretmek, birlikte yönetmek" felsefesi doğrultusunda hayata geçirecekleri projeleri şöyle sıraladı: Meslek Komiteleri Analizi: Göreve gelir gelmez 52 meslek komitesinin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditlerini (SWOT) analiz ederek sektörlerin detaylı röntgenini çekecekler. 100 Fabrika – 100 Dönüşüm: Gönüllü 100 sanayi kuruluşunun enerji tüketimi, dijitalleşme, yapay zeka entegrasyonu, verimlilik ve karbon ayak izi incelenerek özel dönüşüm reçeteleri hazırlanacak. EBSO; üniversite, teknoloji firması, teşvik ve finansman kaynaklarını sanayiciyle buluşturarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacak. Çözüm Destek Masaları & Sanayi Elçileri: Üyelere verilen hizmetler sistemli hale getirilecek. Yurtdışında uzmanlaşmış eski üst düzey yöneticilerden oluşacak "Sanayi Elçileri" ağıyla EBSO üyelerinin küresel ölçekte temsili sağlanacak. Üniversite-Sanayi İş Birliği: Ortak proje pazarları ve özel sanayi haftaları düzenlenecek. Genç Sanayici Meclisi kurularak yeni nesil sanayiciler tecrübeli isimlerle eşleştirilecek. EBSO Teknik Üniversitesi Hayali: EBSO Vakfı; araştırma, teknoloji geliştirme ve eğitim odaklı bir yapıya kavuşturulacak. Uzun vadede ise bir EBSO Teknik Üniversitesi kurulması hedeflenecek. Saha ve Mobil Hizmetler: Merkezden uzakta faaliyet gösteren üyeler için mobil hizmet araçları devreye sokulacak, yeni Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) kurulmasına öncelik verilecek. "Siyaset Dışı Bir Kurumuz, Herkese Eşit Mesafedeyiz" Gazetecilerin EBSO seçimlerinde siyasetin etkisi olup olmadığına yönelik sorusunu da yanıtlayan Karabağlı, tüm siyasi partilere eşit mesafede durduklarını vurguladı:"İşin, üretimin ve istihdamın tarafı olur; siyasi tarafı olmaz. Bizim tek pusulamız sanayicimizin ihtiyaçları ve EBSO’nun geleceğidir. Bugüne kadar benden siyasi bir söylem duymadınız. EBSO tamamen siyaset dışı bir kurumdur."

Bakan Yardımcısı Varank Moğolistan'da COP17 Kapsamında Panelde Konuştu Haber

Bakan Yardımcısı Varank Moğolistan'da COP17 Kapsamında Panelde Konuştu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, "COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bir ülke olarak, Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi, arazi restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğa temelli çözümleri küresel iklim gündeminin merkezine taşımayı hedefliyoruz." dedi. Varank, Moğolistan'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi'ne (UNCCD) Taraf Devletler Konferansı'nın 17'ncisi (COP17) kapsamında "ÇEM-COP31 Vizyonu: Hedeflerden Uygulamaya: Çölleşme ve Erozyonla Mücadelede Başarılar ve Yeni Ufuklar" temalı panelin açılışında konuştu. Fatma Varank, COP16 Çölleşme Konferansı'nda düzenlenen toplantıyı hatırlatarak, çölleşmeyle mücadele ulusal strateji ve eylem planını paylaştıklarını anımsattı. Türkiye'de çölleşme ve arazi tahribatıyla mücadele kapsamında 2024 ve 2030 yılları arasında uygulanacak strateji eksenlerini 6 başlık altında açıkladıklarını ve yapılması planlanan eylemleri de paylaştıklarını belirten Varank, "Ülke olarak gerçekleştirdiğimiz çalışmaların, uyguladığımız, ortaya koyduğumuz hedeflerin en yakın takipçisi olarak Ulusal Strateji ve Eylem Planımızı da raflarda bırakmayıp, oluşturduğumuz izleme, değerlendirme, raporlama sistemiyle her yıl kurumlarımızın sorumlulukları çerçevesinde ilerlemelerini ve raporlamalarını da takip ediyoruz. Böylelikle belirlenen hedeflere yönelik gelişmeleri ortaya koyarak çalışmalarımıza bu doğrultuda yön veriyoruz." ifadelerini kullandı. Varank, COP16'da alınan hedeflerin çoğunu hayata geçirmiş olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Ancak bizim için bu başarı bir varış noktası değil, daha güçlü adımlar atmak için yeni bir başlangıçtır. COP16'da paylaştığımız taahhütleri hayata geçirirken, aynı zamanda yeni ihtiyaçları öngören ve geleceğin risklerine hazırlık sağlayan birçok yeni çalışmayı da başlattık. Çünkü bugün biliyoruz ki arazi bozulumuyla mücadele yalnızca mevcut sorunlara çözüm üretmekte değil, gelecekte karşılaşacağımız riskleri de bugünden öngörerek gerekli tedbirleri almaktır." diye konuştu. Bilimsel veri altyapısını güçlendirmek amacıyla geliştirdikleri ulusal izleme sistemlerini her gün güncellediklerini aktaran Varank, dinamik erozyon modeli ve izleme sistemi ile ulusal dinamik rüzgar erozyonu modeli ve izleme sisteminin ulusal iklim projeksiyonlarıyla entegrasyonunu sağlayarak, sistemlerin dinamik ve risk esaslı güncellemelerini sürdürdüklerini söyledi. "3 RİO SÖZLEŞMESİ SİNERJİSİNİN KÜRESEL DÜZEYDE ARTTIRILMASINA KATKI SAĞLAMAYI HEDEFLİYORUZ" Fatma Varank, TÜBİTAK ile birlikte hazırladıkları yapay zeka destekli ulusal arazi örtüsü sınıflandırma ve izleme sisteminin tamamlandığını belirterek, şunları kaydetti: "Türkiye'nin birçok kurumu ile akademinin kullanımına açılan bu projemiz çok hızlı bir şekilde kabul gördü. Bu sayede sürdürülebilir arazi yönetimine yönelik karar alma süreçlerinde güçlü bir altyapıya da kavuşmuş olduk. Bir diğer taahhüdümüz, bilgi ve tecrübemizi uluslararası toplumla daha güçlü bir şekilde paylaşmaktı. Bu kapsamda çalışmaları sürdürülen ÇEM Akademi bugüne kadar 108 ülkeden ve 16 uluslararası kuruluştan 1267 uzmana eğitim verdi. Muhterem misafirler, bugün karşı karşıya olduğumuz küresel sorunlar bizlere bir gerçeği açıkça göstermektedir. Çölleşme, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı birbirinden bağımsız değil, birbirini doğrudan etkileyen ve ortak çözümler gerektiren krizlerdir. Bu anlayışla Türkiye, 3 Rio sözleşmesi arasındaki işbirliğini kurumsal düzeye taşıyan önemli bir adım atmıştır. 17 Haziran 2025'te Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ulusal odak noktalarını temsil eden kurumlarımız arasında Rio Sinerjisi Protokolü imzalanmıştır. Bu protokol sayesinde ortak stratejiler geliştirilmesi, kapasite geliştirilmesi faaliyetleriyle birlikte yürütülmesi, veri ve bilgi paylaşımının güncellenmesi ve uluslararası süreçlerde daha etkin bir koordinasyon sağlanması için yeni bir işbirliği mekanizması oluşturulmuştur. Bu ulusal girişimi küresel bir eyleme dönüştürmek maksadıyla çıktığımız yolda, ülkemizde düzenlenen Antalya diyaloğunun ardından, Rio Sözleşmeleri arasındaki işbirliğini küresel ölçekte güçlendirmek amacıyla, COP31 Başkanlığımız kapsamında ülkeler arasında deneyim paylaşımını artırmayı ve 3 Rio Sözleşmesi sinerjisinin küresel düzeyde arttırılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz." Varank, 2015'te COP12'ye ev sahipliği yaparak arazi bozulumunun dengelenmesi yaklaşımının küresel gündeme taşınmasına katkı sunduklarını anımsattı. Fatma Varank, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün de COP 31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bir ülke olarak, Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi, arazi restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğa temelli çözümleri küresel iklim gündeminin merkezine taşımayı hedefliyoruz. Çünkü artık biliyoruz ki iklim değişikliği, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybı birbirinden bağımsız krizler değil, ve bu üç küresel çevre problemi ancak bütüncül politikalar ve güçlü uluslararası işbirliğiyle çözüm üretilebilecektir."

Ulusal Su Kurulu Toplandı: Bakan Yumaklı'dan Su Yönetiminde Yeni Dönem Mesajı Haber

Ulusal Su Kurulu Toplandı: Bakan Yumaklı'dan Su Yönetiminde Yeni Dönem Mesajı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünde gerçekleştirilen Ulusal Su Kurulunun 6'ncı toplantısına başkanlık etti. İklim değişikliğinin etkilerine, yağış verilerine ve su yönetimine dair kritik açıklamalarda bulunan Yumaklı; "Suyu yalnızca tüketilen bir kaynak değil, üretimden ticarete tüm ekonomik süreçlerin parçası olarak değerlendireceğiz" dedi. Dünyanın dört bir yanında iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha şiddetli hissedildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, kuraklık sürelerinin uzadığına ve kısa sürede meydana gelen şiddetli yağışların arttığına dikkat çekti. Türkiye’nin de bu küresel tablonun tam ortasında yer aldığını belirten Yumaklı, önümüzdeki dönemin su politikalarına ilişkin stratejik hedefleri paylaştı. "2025 Son 52 Yılın En Kurak Yılı Oldu, 2026’da Yağışlar Yüzde 30 Arttı" Yağış verilerindeki dengesizliğe dikkat çeken Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, son yıllardaki kuraklık ve yağış grafiklerini şu sözlerle değerlendirdi: "2025 su yılı, yağışlarda yaşanan yüzde 26 azalmayla son 52 yılın en kurak yılı olarak kayıtlara geçti. 2026 su yılında ise ülkemiz genelinde yağışlar uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerinde seyrediyor. Son 66 yılın en yüksek yağış seviyelerinden birini yaşıyoruz." Geçen yılın aynı döneminde yüzde 43 civarında olan aktif baraj doluluk oranının bugün yüzde 72 seviyesine ulaştığını aktaran Yumaklı, bu tablonun sevindirici olduğunu ancak kontrolsüz yağışların bazı şehirlerde taşkın ve sellere yol açtığını ifade etti. Kuraklık ve Taşkın Riskine Karşı "Geleceği Planlayan" Su Politikası Günü kurtaran çözümler yerine geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ettiklerini söyleyen Bakan Yumaklı, bilimsel veriler ışığında 25 nehir havzasının bir bütün olarak yönetileceğini açıkladı. Ulusal Su Kurulunun bugüne kadar aldığı 37 karardan 27’sinin hayata geçirildiğini, kalan 10 karar üzerindeki çalışmaların ise aralıksız sürdüğünü bildirdi. Su Kanunu Taslağı Görüşe Açıldı, Su Ayak İzi Çalışmaları Hızlandı Su verimliliğini dijital ortama taşıdıklarını belirten Yumaklı, kritik başlıkları şöyle sıraladı: Su Kanunu Taslağı: Teknik hazırlıkları tamamlanan taslağa 2 binin üzerinde görüş geldi. Su Verimliliği Bilgi Sistemi: Hizmete giren sistemde kısa sürede 6 binden fazla kullanıcıya ulaşıldı ve 120 binin üzerinde belgelendirme başvurusu bekleniyor. Su Ayak İzi ve Sanal Su: Sakarya, Susurluk, Kuzey Ege, Batı Akdeniz, Büyük Menderes, Aras, Çoruh ve Gediz havzalarında çalışmalar tamamlandı. Hedef: 2030 yılına kadar tüm havzalarda su ayak izi haritasını çıkarmak. Erken Uyarı ve Akıllı Su Yönetimi Geliyor Kahramanmaraş merkezli depremler ve küresel çatışmaların su altyapısının korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladığını ifade eden Yumaklı; yapay zeka, sensörler ve yeni nesil dijital sistemlerle donatılmış akıllı bir su yönetim sistemi kuracaklarını söyledi. Ayrıca Türkiye'de aktif hizmet veren 1831 baraj ve göletin verimli işletilmesi, arıtılmış atık suların yeniden kazanılması ve sınır aşan sular konusundaki bölgesel iş birliklerinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığı vurgulandı. 30 Bin Taşkın Haritası ve Tahliye Planı Hazırlandı Avrupa Birliği Taşkın Direktifi'ne uyumlu olarak 25 nehir havzasında Taşkın Yönetim Planları'nın tamamlandığını müjdeleyen Bakan Yumaklı, 30 binin üzerinde taşkın haritası ve tahliye planı hazırlandığını belirtti. Güncellenen Antalya Havzası örneğini veren Yumaklı, 2016'da 7 yerleşim alanında 44 olan tedbir sayısını, risk tespit edilen 196 yerleşim yerinde 482 tedbire çıkardıklarını kaydetti.

TÜRİB 7. Kuruluş Yılını ve 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılını Kutladı Haber

TÜRİB 7. Kuruluş Yılını ve 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılını Kutladı

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB), faaliyete geçişinin 7. yılını ve ilan edilen 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) iş birliğiyle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) merkezinde düzenlenen özel bir basın buluşmasıyla kutladı. ​Toplantıya TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali ve Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Necla Küçükçolak ev sahipliği yaparken; Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aykut Gül ve FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık da konuşmacı ve katılımcı olarak yer aldı. ​TÜRİB'in 7 Yıllık Başarı Hikayesi ve Gelişimi ​TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye'de ürün ihtisas borsacılığının gelişme aşamalarını ve bugün itibarıyla ulaştığı noktayı basın mensuplarıyla paylaştı. 8 Haziran 2018 tarihinde kurulan ve 26 Temmuz 2019'da ilk gongu çalarak faaliyete geçen TÜRİB, tarım ve finans piyasalarındaki güçlü ortaklık yapısıyla dikkat çekiyor. TÜRİB sermayesinin %51'i TOBB ve 53 Ticaret Borsasına aitken; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) %15, Borsa İstanbul Grubu %25 (Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK) ve kamu bankaları (Ziraat, Vakıfbank, Halkbank) %9 payla ortaklar arasında yer alıyor. ​Faaliyete geçişinden bu yana ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) Piyasasında toplam işlem hacmi 475 milyar TL'ye, işlem miktarı ise 64,5 milyon tona ulaştı. Hacimde en büyük payı sırasıyla buğday, mısır, arpa ve ayçiçeği alıyor. Türkiye genelinde 289 lisanslı depo işletmesi, 54 ilde 383 farklı lokasyonda 15,2 milyon ton saklama kapasitesiyle hizmet veriyor. Bu kapasite, son 5 yıllık ortalama hububat rekoltesinin (37,2 milyon ton) yaklaşık %41'ine denk geliyor. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı ve Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi ​Toplantının ana gündem maddelerinden biri olan 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadın üreticilerin tarımsal üretimdeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, kadın çiftçilerin üretimin, kırsal kalkınmanın ve gıda arz güvenliğinin temel aktörleri olduğunu vurguladı. Kadın üreticilerin lisanslı depoculuk sistemi, ELÜS Piyasası ve şeffaf fiyat oluşum imkanlarından daha etkin yararlanması hedefleniyor. Toplantıda FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Temsilcisi Işılay Reis Yorgun ve Tarım Orman Gençlik Konseyi Ordu Temsilcisi Hayriyenur Kırman da kadın ve genç çiftçilerin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. ​Yeni Nesil Teknolojiler ve Stratejik Projeler ​TÜRİB, yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiği altyapı projeleriyle tarım emtia piyasalarını dönüştürmeye devam ediyor: TÜRİS (TÜRİB İşlem Sistemi): Tamamen özkaynaklarla geliştirilen ve 13 Ocak 2025'te devreye alınan yeni sistem; Ürün Piyasası Aracı Kurumlarının (ÜPAK) entegrasyonunu sağlayarak yatırımcı tabanını genişletti. Kayıtlı yatırımcı sayısı 310 bini aşarken, günlük ortalama işlem hacmi 2026 yılı Temmuz sonu itibarıyla 720 milyon TL'ye yükseldi. ​ATİP (Algoritmik Takip ve İzleme Platformu): Yapay zeka destekli gözetim sistemi, IDC 2026 Zirvesi'nde "Yapay Zekada İnovasyonun Sesleri" kategorisinde ödüle layık görüldü. Gelecek Hedefleri (2026 IV. Çeyrek): TÜRİB, 2026 yılının son çeyreğinde Vadeli İşlem Piyasası, TÜRİB Uluslararası Ürün Piyasası (antrepolardaki ürünler için), Teverruk Piyasası (katılım finansı için) ve LİDBİS (Lisanslı Depo Bilgi Sistemi) projelerini hayata geçirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca TOBB ve TÜRİB ortaklığıyla kurulan Lisanslı Depoculuk Denetim A.Ş. ile denetim mekanizmaları en üst seviyeye taşınmıştır.

17 Milyon Büyükbaşa Dijital Küpe Geliyor Haber

17 Milyon Büyükbaşa Dijital Küpe Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kars'ta düzenlenen programda Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi'nin (GEKİS) tanıtımını gerçekleştirdi. Bakan Yumaklı programda yaptığı konuşmada, projenin ilk uygulama noktası olarak Kars'ı özellikle seçtiklerini, buranın, Türkiye'deki hayvancılık sektörünün en güçlü ve önemli bayrak kenti olduğunu söyledi. Türkiye'nin tarımsal üretimde önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayan Yumaklı, Dünya Bankası verilerine göre Türkiye'nin tarım arazisi büyüklüğünde dünyada 33'üncü, ekilebilir tarım arazisi bakımından ise 14'üncü sırada yer aldığını belirtti. Geçen yıl kuraklık ve zirai dona rağmen 83 milyar doların üzerinde tarımsal hasıla elde edildiğini dile getiren Yumaklı, "Tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sıradayız. Bu başarı üreticimizin emeği ve toprağına sahip çıkması sayesinde mümkün oluyor." ifadelerini kullandı. Hayvancılığı stratejik bir sektör olarak gördüklerini belirten Yumaklı, son 24 yılda hayvancılık sektörüne aktardıkları kaynağın 654 milyar lira olduğunu anlattı. Hayvancılık Yol Haritası'nın kararlılıkla uygulandığını ifade eden Yumaklı, 2023 Aralık ayından bu yana büyükbaş hayvan varlığının yüzde 7, küçükbaş hayvan varlığının ise yüzde 11 arttığını kaydetti. Yeni sistemle birlikte plastik kulak küpeleri yerine elektronik takip altyapısına geçildiğini anlatan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti: "GEKİS sayesinde, artık her hayvanın dijital bir kimliği olacak. Doğumundan başlayıp aşıları, sağlık kayıtları, hareketleri, satış ve kesim süreçleri güvenli şekilde elektronik ortamda takip edilecek. Bu sistem basit bir küpenin ötesinde güvenli kayıt, güçlü takip ve sağlıklı üretimin adı olacak. Böylece hayvan hastalıklarına çok daha hızlı müdahale edebileceğiz, salgın risklerini daha etkin yöneteceğiz. Sahte ve kayıp küpe sorununu da büyük ölçüde ortadan kaldıracağız." Yumaklı, sistemin üreticilerin işini kolaylaştıracağını, devletin denetim gücünü artıracağını ve tüketicilere daha güvenilir gıda sunulmasına katkı sağlayacağını, bu yeni dönemi de Kars'tan başlattıklarını söyledi. Türkiye'de 17 milyondan fazla büyükbaş hayvan bulunduğunu belirten Yumaklı, bu hayvanların ekonomik değerinin 1,5 trilyon liranın üzerinde olduğunu ifade etti. Bu hayvanlardan yılda 1 milyon 313 bin ton sığır eti ve 20 milyon tonun üzerinde inek sütü elde edildiğini aktaran Bakan Yumaklı, bunun yıllık ekonomik karşılığının yaklaşık 1,2 trilyon lira olduğunu, bu varlığın ve üretimin bugüne kadar büyük ölçüde fiziksel yöntemlerle takip edildiğini kaydetti. Bugün ise bu büyük değeri güvenli elektronik kimlik sistemiyle dijital olarak takip edebilecek yeni bir döneme geçtiklerini işaret ederek, GEKİS'in yalnızca teknolojik bir yenilik olmadığını vurgulayan Yumaklı, sistem sayesinde hastalık ve kayıpların azalacağını, kayıtlılığın güçleneceğini, ıslah çalışmalarının daha başarılı yürütüleceğini, süt veriminin artacağını, buzağı kayıplarının azalacağını ve desteklemelerin doğru hayvana ulaştırılacağını söyledi. Yüzde 1'lik bir verim artışının bile yıllık 12 milyar liralık üretimin ülkede kalması anlamına geldiğini belirten Yumaklı, yapılan işi, bugün Türkiye'nin pırıl pırıl genç mühendislerinin ülkeyi getirmiş olduğu noktanın kazancı olarak anlattı. Yapay zeka çağından söz ederken yapay zekanın kendisine sunulan veri ne kadar sağlıklıysa, ne kadar uygulanabilirse o kadar etkili sonuçlar verdiğini ifade eden Yumaklı, "Eğer sağlıklı bir veriniz yoksa, kayıt kuyudatınız yoksa teknolojiler bile istediğiniz sonucu vermez. Dolayısıyla bu yapay zeka çağında bu sistemle birlikte elde edeceğimiz verilerin işlenmesi ile beraber daha sağlıklı, daha hızlı ve daha uygulanabilir kararları inşallah hayata geçirmiş olacağız" diye konuştu. Projeye desteklerinden dolayı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyih Erdoğan'a, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün'e desteklerden dolayı teşekkür eden Yumaklı, çalışmanın öncelikle hayvancılık sektörüne sonra da ülkeye ve millete hayırlar getirmesini diledi. Daha sonra Bakan Yumaklı, veteriner hekimlerden​ aldığı bilginin ardından dijital küpleme işlemini başlattı.​

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.