Hava Durumu

#Yaşam Kalitesi

Kırsal Haber - Yaşam Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı'' Haber

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı''

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Dr. Ayşegül Selışık ile yaptığı röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nı bir iletişim kampanyası olarak değil, somut politika ve yatırım kararları için bir dönüm noktası olarak değerlendirmeliyiz. Bugün dünya genelinde yaklaşık 1,37 milyar kadın tarım - gıda sistemlerinde çalışıyor ve kadınlar bu sistemlerdeki iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor. Buna rağmen kadınlar hâlâ araziye, finansmana, teknolojiye ve karar alma mekanizmalarına erişimde önemli engellerle karşılaşmaktadır. FAO verileri, kadın ve erkek çiftçiler arasındaki üretkenlik ve ücret farklarının kapatılmasının küresel GSYH’ye 1 trilyon ABD dolarına kadar katkı sağlayabileceğini ve milyonlarca insanın gıda güvencesizliğinden çıkmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Türkiye’de bu yılın kalıcı etki yaratabilmesi için kadın çiftçilere yönelik desteklerin proje bazlı uygulamalardan çıkarılarak ulusal tarım ve kırsal kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi gerekir. Kadınların arazi kullanım haklarının güçlendirilmesi, kadın üreticilere özel finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, kadın kooperatiflerinin pazara erişiminin artırılması ve tarımsal yayım hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde yeniden tasarlanması öncelikli alanlar olmalıdır. FAO Türkiye olarak bu yaklaşımı uzun süredir sahada destekliyoruz. Türkiye Ortaklık Programı kapsamında yürüttüğümüz kırsal kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla kadınların girişimcilik, kooperatifçilik ve liderlik kapasitelerinin artırılmasına katkı sağlıyoruz.'' Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da kırsaldaki kadınların dijital dönüşüm sürecine yeterli ölçüde dahil edildiğini söylemek henüz mümkün değil. Dijital teknolojiler artık yalnızca iletişim araçları değil; pazara erişimin, finansmana ulaşmanın, iklim bilgisine erişmenin ve işletmeleri büyütmenin temel unsurlarıdır. Ancak kadınlar dijital araçlara ve teknolojilere erişimde erkeklere göre daha fazla engelle karşılaşmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital becerilerinin geliştirilmesi, e-ticaret platformlarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve dijital tarım uygulamalarına katılımlarının artırılması büyük önem taşımaktadır. FAO Türkiye bu alanda somut uygulamalar yürütmektedir. Kadın liderliğindeki kooperatiflerin desteklenmesi programı kapsamında geliştirilen Hep Yerinden (www.hepyerinden.com) platformu, kadın kooperatiflerinin ürünlerini dijital ortamda daha geniş pazarlara ulaştırmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanında Dijital Köyler Girişimi ile kadın kooperatiflerinin dijital pazaryerlerine erişimi ve dijital satış becerileri desteklenmektedir. Bu deneyimler bize dijitalleşmenin yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda ekonomik güçlenme ve görünürlük anlamına geldiğini göstermektedir.'' Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kesinlikle mümkündür. Bunun için öncelikle kadınların tarımsal üretime katkısının görünür hâle getirilmesi gerekir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar üretimden işleme ve pazarlamaya kadar değer zincirinin her aşamasında aktif rol üstlenmektedir. Ancak bu emek çoğu zaman kayıt dışı kalmakta ve ekonomik karşılığını tam olarak bulamamaktadır. Kayıtlı istihdam ve girişimciliğe geçişin en etkili yollarından biri kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesidir. Kooperatifler kadınların ürünlerini katma değerli hâle getirmelerine, ortak markalar oluşturmalarına, pazarlara erişmelerine ve gelirlerini artırmalarına olanak sağlamaktadır. FAO Türkiye’nin kadın liderliğindeki kooperatifleri destekleme çalışmaları bu dönüşümün başarılı örneklerini ortaya koymuştur. Kadınlara verilen eğitimler, ekipman destekleri ve pazarlama çözümleri sayesinde birçok kooperatif gelir artırıcı faaliyetlerini büyütmüş ve daha sürdürülebilir işletmelere dönüşmüştür.'' Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kırsal kadınların karşılaştığı engeller göz önüne alındığında, geleneksel eğitim modelleri her zaman yeterli sonuç vermeyebilir. Bu nedenle eğitim hizmetlerinin kadınların günlük yaşam gerçeklerine uygun şekilde tasarlanması gerekir. Mobil eğitim ekipleri, yerel kooperatifler üzerinden yürütülen uygulamalı eğitimler, köy bazlı öğrenme merkezleri ve dijital eğitim platformları bu açıdan büyük fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca eğitimlerin yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmaması; liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital becerileri de kapsaması önemlidir. FAO’nun Türkiye ve Orta Asya’da yürüttüğü “Kimseyi Geride Bırakma” yaklaşımı tam da bu anlayışa dayanmaktadır. Kadınların yaşadıkları bölgelerde eğitim almaları, bilgiye erişmeleri ve kendi topluluklarında değişimin öncüsü olmaları hedeflenmektedir'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Bugünün genç kadınları için yalnızca gelir elde etmek yeterli değildir. Gençler, özellikle de genç kadınlar, ekonomik fırsatların yanı sıra sosyal hayat, eğitim, kültürel faaliyetler, dijital bağlantı, güvenli yaşam alanları ve kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar da istemektedir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim perspektifinden değerlendiremeyiz. Genç kadınların köylerinde kalabilmeleri için üretken kapsayıcı ve yaşam kalitesi yüksek kırsal alanlar oluşturulması gerekir. Kırsalda güçlü internet altyapısı, sosyal hizmetler, eğitim olanakları, kadın örgütlenmeleri ve girişimcilik ekosistemleri bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır FAO’nun sahadaki deneyimi gösteriyor ki kadınlar ekonomik olarak güçlendiklerinde yalnızca kendi hayatlarını değil, ailelerini, topluluklarını ve yerel ekonomileri de dönüştürüyorlar. Bu nedenle genç kadınların kırsalda kalmasını sağlayacak en güçlü model, ekonomik fırsatları sosyal aidiyet ve yaşam kalitesiyle birleştiren bütüncül bir kırsal kalkınma yaklaşımıdır.''

İklim Değişikliği Uykumuzu Çalıyor: Küresel Uyku Kaybı İki Katına Çıktı Haber

İklim Değişikliği Uykumuzu Çalıyor: Küresel Uyku Kaybı İki Katına Çıktı

Climate Central tarafından gerçekleştirilen ve dünya genelinde 1.338 şehri kapsayan kapsamlı analiz, iklim değişikliğinin uyku kalitesi üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre, artan gece sıcaklıkları nedeniyle yaşanan yıllık uyku kaybı 1970’lerden bu yana en az iki kat arttı. ​İnsan sağlığı ve yaşam kalitesi için kritik bir öneme sahip olan uyku, iklim değişikliği nedeniyle ciddi bir tehdit altında. Küresel ısınmanın gece sıcaklıklarını gündüzlerden daha hızlı artırması, vücudun dinlenmek için ihtiyaç duyduğu serinleme sürecini engelliyor. ​Küresel Rakamlarla Uyku Kaybı ​Çalışmanın sonuçları, iklim değişikliği ile uyku kaybı arasındaki doğrudan bağı ilk kez somut verilerle ortaya koyuyor: ​Yıllık 56 Saat Kayıp: 2020-2025 yılları arasında dünya genelinde ortalama bir kişi, yüksek gece sıcaklıkları nedeniyle yılda yaklaşık 56 saat uyku kaybetti. ​İklim Değişikliğinin Payı: Bu kaybın %10’undan fazlası, doğrudan iklim değişikliğinin neden olduğu ısınmaya atfediliyor. ​Orta Doğu En Çok Etkilenen Bölge: Gece sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaştığı Orta Doğu’daki şehirlerde (Suudi Arabistan, Umman, BAE), yıllık uyku kaybı 55 ila 87 saat arasında değişiyor. ​Türkiye’de Durum: Adana İlk Sırada ​Türkiye’den 15 şehrin analiz edildiği araştırmada, iklim değişikliğine bağlı uyku kaybının en yoğun hissedildiği şehir Adana oldu. ​Adana: 1970-1975 döneminde 40 saat olan yıllık kayıp, 2020-2025 döneminde 48 saate yükseldi. Bu kaybın %14’ü (7 saat) iklim değişikliği kaynaklı. ​Diğer Şehirler: Gaziantep ve Mersin yıllık 6 saatlik iklim kaynaklı kayıp yaşarken; Antalya, Diyarbakır, Konya ve Malatya’da bu süre 5 saat, Ankara, İstanbul, Bursa, Eskişehir, İzmir, Kayseri ve Van’da ise 4 saat olarak belirlendi. ​Uzmanlardan Kritik Uyarılar ​Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’dan Doç. Dr. Uğurcan Sayılı, iklim değişikliğinin "iyi bir gece uykusu alma yeteneğini" giderek daha fazla sekteye uğrattığını belirtti. ​Dr. Courtney Howard ise yetersiz uykunun sadece yorgunluk olmadığını; diyabet, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar ve hatta ölüm riskini artırdığını vurgulayarak şunları ekledi: ​"İklim değişikliğinin sıcak gecelerin sıklığını ve şiddetini artırması, halk sağlığı açısından acil bir endişe kaynağıdır. Eşitsizlikleri giderecek uyum önlemleri ve seragazı emisyonlarının azaltılması şarttır." ​Tropikal Geceler Akdeniz Havzasını Tehdit Ediyor ​Türkiye özelinde yapılan incelemeler, özellikle kıyı şeritlerinde "tropikal gece" sayısının dramatik şekilde arttığını gösteriyor. Prof. Dr. Ecmel Erlat ve Doç. Dr. Doğukan Yavaşlı’nın çalışmaları, Akdeniz’de tropikal gecelerin sayısında %93, uzunluğunda ise %45 artış olduğunu ortaya koyuyor. Doç. Dr. Yavaşlı, bu artışın temel nedenlerinin fosil yakıt kaynaklı küresel ısınma, deniz yüzey sıcaklıklarındaki yükseliş ve "kentsel ısı adası" etkisi olduğunu belirtiyor. ​Yüksek Gece Sıcaklıkları Neden Tehlikeli? ​Vücudun gün boyu maruz kaldığı sıcaklığın ardından gece serinlemesi, biyolojik toparlanma için zorunludur. Gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi; ​Bilişsel işlevleri ve çocukların beyin gelişimini yavaşlatır. ​Kaza ve yaralanma riskini artırır. ​Yaşlılar, bebekler ve hamileler gibi kırılgan grupları daha ağır etkiler. ​Konut kalitesi düşük ve soğutma sistemlerine erişimi kısıtlı olan dezavantajlı gruplar için sağlık risklerini katlar. ​Bu çalışma, iklim değişikliğinin etkilerinin sadece buzullarda veya tarımda değil, yatak odalarımızda ve genel sağlık durumumuzda da hissedildiğini kanıtlıyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.