Hava Durumu

#Yatırım

Kırsal Haber - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı Haber

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı

İzmir’i inovasyon ve girişimciliğin önde gelen şehirlerinden biri yapma hedefiyle çalışmalarını sürdüren İzQ, yatırımcılara ilham veren bir organizasyona daha imza attı. Uzman isimlerin eğitim verdiği “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” na katılan girişimciler kısa süre içinde, yatırım stratejilerini netleştirerek finansal yapılarını güçlendirdi, veri odası hazırlığı ve yatırımcı sunumları konusunda yetkinlik kazandı. Programa katılan girişimciler arasından öne çıkanlar Fransa’da düzenlenen VivaTech teknoloji fuarına giderek çalışmalarını bir üst lige taşıyacak. 16 GİRİŞİMCİ KATILDI İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi, KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü ve EGİAD Melekleri iş birliğiyle, Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında yürütülen “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” tamamlandı. 22 gün süren, 4 modülden oluşan ve Demo Day ile tamamlanan programa, toplam 70 başvuru alınırken, içlerinden seçilen 16 girişim programa katılmaya hak kazandı. HEDEF FRANSA Etkinliğin finalinde, ürününü geliştirmiş ve ilk satışlarını gerçekleştirmiş teknoloji girişimleri, program boyunca elde ettikleri kazanımları yatırımcılara ve ekosistem paydaşlarına sundu. Değerlendirme sonucunda öne çıkan 4 girişim (Asklepion, Danex AI, Onysoft AI ve Rendera), 17-20 Haziran tarihlerinde Fransa’da düzenlecek olan VivaTech teknoloji fuarına katılmaya hak kazanarak uluslararası ekosistemle buluşma fırsatı elde etti. ÖZGENER: GİRİŞMCİLER İÇİN KILAVUZ OLDU İzQ Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, programın girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıya dikkat çekerek, “İlk günden beri hedefimiz, henüz yolun başında olan girişimcilerimize yol göstermek. Bu anlamda paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz Yatırıma Hazırlık Programı, fikri olan, bu fikri yatırıma dönüştürmek için çabalayan tüm girişimcilerimiz için bir kılavuz oldu. Kısa süre içerisinde çok önemli isimlerden eğitim aldılar ve yol haritalarını belirlediler. Yapılan bu çalışmayı kentimiz ve ülkemiz için çok kıymetli buluyorum. Önümüzdeki günlerde, daha fazla girişimcimizin faydalanacağı etkinlikler düzenlemek için çalışmalarımıza devam ediyor olacağız” dedi. YELKENBİÇER: VİVATECH ÖNEMLİ BİR FIRSAT İzQ İcra Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, “Program süresince girişimcilerimiz yalnızca yatırımcı karşısına çıkmaya değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme ve uluslararası açılım hedeflerine de hazırlanmış oldu. VivaTech gibi dünyanın önde gelen teknoloji fuarlarından birine katılım, girişimlerimizin küresel ağlara erişimi açısından son derece kıymetli bir fırsat sunuyor” ifadelerini kullandı. ARSLAN: İŞ GELİŞTİRME FIRSATLARINA ERİŞİMİ ÖNEMSİYORUZ KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent Arslan, “Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında desteklediğimiz bu program ile girişimlerin yatırım süreçlerine daha güçlü hazırlanmasını ve uluslararası iş geliştirme fırsatlarına erişimini önemsiyoruz. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı’nın, girişimcilerimizin küresel pazarlara açılma yolculuğunda önemli bir basamak oluşturduğuna inanıyoruz” dedi. YILMAZ: DOĞRU HAZIRLIK, DOĞRU TEMAS ÖNEMLİ EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, “Erken aşama girişimlerin yatırım yolculuğunda doğru hazırlık, doğru temaslar ve doğru yönlendirme büyük önem taşıyor. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı ile girişimcilerin yatırımcı beklentilerini daha iyi anlayan, iş modellerini daha güçlü ifade edebilen ve uluslararası fırsatlara daha açık bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm Haber

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm

Sabancı Üniversitesi'nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla'da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50'ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25'e varan artış sağlayan teknoloji; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da sahada kullanılıyor. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye'de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul'un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50'ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25'e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye'nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye'nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı'nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. “Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji” Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye'de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.” Sabancı Üniversitesi'nde 2007'den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. “Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir” TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.” Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. “Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk” ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO'su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems'in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD'den Afrika'ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems'i Türkiye'den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.” Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO'su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5'i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.” Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems'in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye'de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye'nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.” Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul'da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Yönetim ve Ar-Ge ekibi • Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO • Can Yurdakul — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO • Dr. Senem Seven — Kurucu Ortak ve Chief Innovation Officer • Yeşim Zorbacı — Kurucu Ortak ve Chief Research Officer • Dr. Utku Seven — Kurucu Ortak ve Chief Production Technology Officer • Dr. Eren Şimşek — Ortak ve Chief Technical Operations Officer • Can Arslan — Ortak ve Chief Commercial Officer • Ömer Faruk Tanrıverdi — Ortak ve Chief External Affairs Officer (CEAO) Küresel yapı İstanbul'da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey'de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri'nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.

Kütahya’da Blueberry Hamlesi: Hollandalı Heyetten Teknik Saha İncelemesi Haber

Kütahya’da Blueberry Hamlesi: Hollandalı Heyetten Teknik Saha İncelemesi

"Blueberry Yetiştiriciliği Eğitimi" programının ikinci günü, kapsamlı saha ziyaretlerine sahne oldu. Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO) organizasyonunda gerçekleşen programda, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis ve beraberindeki uzman heyet, Kütahya’nın üzümsü meyve üretim potansiyelini yerinde değerlendirdi. ​Kütahya’nın Toprak ve İklim Yapısı İncelendi ​Ziyaret kapsamında Kütahya genelindeki tarım arazilerini gezen heyete; KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri ve sektör temsilcileri eşlik etti. Yapılan incelemelerde, Kütahya topraklarının yaban mersini yetiştiriciliğine olan elverişliliği, bölgenin mikroklima özellikleri ve su verimliliği gündeme gelirken Hollanda Tarım Danışmanı Marcel de Jong tarafından paylaşılan uluslararası üretim sistemleri değerlendirildi. ​"Hedefimiz Katma Değerli Tarım" ​KÜTBO Başkanı Necati Gültekin, saha incelemelerinin ardından yaptığı açıklamada, Kütahya tarımında ürün çeşitliliğini artırmayı hedeflediklerini belirtti. Gültekin, "Uluslararası yatırımcılarla kurduğumuz bu köprü, Kütahya’da modern tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi için tarihi bir adımdır" dedi. ​İhracat Potansiyeli ve Yeni Yatırım Fırsatları ​Hollandalı yatırımcılar ve tarım uzmanları, Kütahya’nın lojistik avantajları ve üretim kapasitesinin blueberry ihracatı için büyük fırsatlar sunduğuna dikkat çekti. Teknik ekiplerin sunduğu raporlar doğrultusunda, bölgede yeni yatırım alanlarının oluşturulması ve modern üretim tesislerinin kurulması planlanıyor.

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü" Haber

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye’de tarımsal üretimde yaşanan çöküş ile vatandaşın giderek büyüyen borç yükünü birlikte değerlendirerek iktidarın ekonomi politikalarına sert sözlerle yüklendi. Kış, “Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye, bugün portakalı İran’dan, buğdayı savaş halindeki ülkelerden, mercimeği Kanada’dan ithal eder hâle getirildi. Vatandaş ise maaşıyla değil kredi kartıyla yaşamaya zorlanıyor” dedi. Türkiye’nin gerçek gündeminin “geçim krizi” olduğunu vurgulayan Kış, üretimden kopan çiftçinin de borç altında ezilen vatandaşın da aynı ekonomik düzenin mağduru olduğunu söyledi. “TÜRKİYE TARIM ÜLKESİYDİ, İTHALAT ÜLKESİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” Tarım ürünleri ithalatına ilişkin verileri değerlendiren Kış, yalnızca yılın ilk üç ayında yaklaşık 6,4 milyar dolarlık tarım ithalatı yapılmasının Türkiye açısından alarm niteliğinde olduğunu belirtti. Kış, “Konya Ovası yıllarca tahıl ambarı olarak anıldı. Bugün ise Türkiye, savaşın ortasındaki Rusya ve Ukrayna’dan yüz milyonlarca dolarlık buğday ithal ediyor. Bu tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir çöküştür” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin narenciye üretim merkezi olan Akdeniz Bölgesi’ne rağmen portakal ithal edilmesini de eleştiren Kış, şunları söyledi: “Mersin’den Adana’ya, Antalya’dan Muğla’ya kadar narenciye bahçeleriyle dolu bir ülkede yaşıyoruz. Buna rağmen İran’dan ve KKTC’den portakal ithal ediyoruz. Çiftçi dalındaki ürünü maliyetini kurtarmadığı için toplatamazken, market rafındaki fiyat vatandaşın cebini yakıyor.” Kış, yalnızca portakal değil; elma, patates, mercimek, nohut, pirinç, pamuk ve çay gibi ürünlerde de ithalatın hızla arttığına dikkat çekti. “Çay ülkesi denilen Türkiye’nin Sri Lanka’dan, Hindistan’dan ve Kenya’dan çay ithal etmesi; Çukurova’nın pamuğunu kaybedip ABD ve Brezilya’dan pamuk almak zorunda kalması, tarım politikalarının iflas ettiğinin göstergesidir” diyen Kış, üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle toprağını terk ettiğini söyledi. “ÇİFTÇİ ÜRETEMİYOR, VATANDAŞ KREDİ KARTIYLA YAŞIYOR” BDDK verilerine göre Türkiye’de toplam kredi hacminin bir yılda 18,3 trilyon liradan 25,5 trilyon liraya yükseldiğini hatırlatan Kış, vatandaşın artık temel ihtiyaçlarını bile borçlanarak karşıladığını ifade etti. Takibe düşen kredi miktarının da 308 milyar liradan 703 milyar liraya çıktığını belirten Kış, “Bu rakamlar bize şunu söylüyor: İnsanlar artık geçinmek için kredi kartına yükleniyor ve önemli bir kısmı bu borçları ödeyemiyor” dedi. Asgari ücretin yılın ilk aylarında büyük ölçüde eridiğini söyleyen Kış, milyonlarca yurttaşın açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. “Bugün Türkiye’de insanlar maaşıyla değil, kredi kartıyla yaşıyor. Emekliler yeniden çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücretli, daha maaşı cebine girmeden borcunu düşünmeye başlıyor. Bu tablo ekonomik kriz değil; doğrudan doğruya bir hayat pahalılığı felaketidir.” “ÜRETİM BİTTİKÇE BORÇ BÜYÜYOR” Tarımda yaşanan çöküş ile vatandaşın borç yükü arasında doğrudan bağ bulunduğunu ifade eden Kış, yanlış ekonomi politikalarının Türkiye’yi hem ithalata hem de finansal bağımlılığa sürüklediğini söyledi. Kış, “Üretimden koparılan çiftçi tarlasını bırakıyor, tüketici ise kredi kartına mahkûm ediliyor. Türkiye üreten bir ekonomi olmaktan çıkarılıp borçla ayakta duran bir ülkeye dönüştürüldü” dedi. Sanayicilerin ve iş dünyasının da mevcut vergi sisteminden şikâyet ettiğini belirten Kış, ekonomideki güvensizlik ortamının yatırım kararlarını da olumsuz etkilediğini söyledi. “HALKIN GERÇEK GÜNDEMİ AÇLIK VE GEÇİM MÜCADELESİDİR” İktidarın ekonomik tabloyu perdelemek için yapay gündemler oluşturduğunu savunan Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin gerçek gündemi; kredi kartı borcunu ödeyemeyen milyonlardır, üretmekten vazgeçen çiftçidir, geçinemediği için yeniden iş arayan emeklidir. Saray başka gündemler konuşabilir ama vatandaşın gündemi mutfaktır, pazardır, borçtur, geçim savaşıdır.”

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu Haber

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu

Gurme İzmir Olivtech Fuarı, üreticiden yatırımcıya sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Üç gün boyunca 6 bin 500’ü aşkın ziyaretçiyi ağırlayan fuarda; zeytin ve zeytinyağı, süt ürünleri ve tarım teknolojileri alanındaki yenilikler sergilenirken, uluslararası iş bağlantıları ve yeni yatırım fırsatları da gündemin odağı oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, üç gün boyunca sektörün tüm paydaşlarını İzmir’de buluşturdu. Yerli ve yabancı toplam 6 bin 504 ziyaretçinin ağırlandığı fuarda, üretimden paketlemeye ve tüketime uzanan geniş bir çerçevede Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan 100’ün üzerinde katılımcı yer aldı. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar ve deneyim alanlarıyla zenginleşen Olivtech’te; tarımda dönüşümden markalaşmaya, gıdada kaliteden gastronomiye kadar pek çok konu ele alındı. Üniversiteler, kamu kurumları, kooperatifler ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı kapsamında; zeytin ve zeytinyağı üretim teknolojileri, süt ve peynir üretiminde değer zinciri, bağcılık ve şarapçılık trendleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ile tüketim alışkanlıkları üzerine oturumlar gerçekleştirildi. Fuarda, İzmir Bağ Yolu’nun da lansmanı gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, fuarın hem ticari hacim hem de uluslararası bağlantılar açısından verimli geçtiğini ifade etti. Ziyaretçi ilgisi GEA Türkiye’den İlker Altıoğlu, fuarın çok verimli geçtiğini belirterek, “Küresel belirsizlikler nedeniyle daha düşük yoğunluk bekliyorduk, ancak beklediğimizden çok daha fazla yatırımcı ve müşteri vardı. Özellikle teknolojiye yatırım yapmak isteyen, ne istediğini bilen profesyonellerle bir araya geldik. Fuarda sergilediğimiz ekipmanlar özellikle kaliteli ve yüksek polifenollü zeytinyağı üretimine yatırım yapmak isteyen üreticilerden ilgi gördü. Bir önceki fuara göre daha yoğun bir ziyaretçi ilgisiyle karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Önümüzdeki dönemlerde de Olivtech’te yer almaya devam edeceğiz” dedi. Yeni cihazlar tanıtıldı Haus Makine Türkiye Genel Müdürü Yetkin Ateş, yaklaşık 80 yıllık geçmişe sahip firmanın bugün 80’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini söyleyerek, “Bu yıl Olivtech’te yeni makinelerimizin yanı sıra otomatik tartım cihazımız ve proses analiz sistemlerimizin lansmanını gerçekleştirdik. Özellikle yüksek polifenollü kaliteli zeytinyağı üretimine yönelik geliştirdiğimiz makinemiz yoğun ilgi gördü. Fuar boyunca yeni yatırımcılarla ve müşteri adaylarıyla sürekli temas halindeydik. Katılımın ve geri dönüşlerin yüksek olması bizi çok memnun etti” diye konuştu. “Verimli geçti” Polat Makine Yurtiçi Satış Müdürü Emirhan Polat, 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren firmanın bugün 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını belirterek “Olivtech, sektör için çok önemli bir fuar. Hem mevcut müşterilerimizi hem de yeni yatırımcıları burada ağırlıyoruz. Fuar bizim için çok verimli geçti” ifadelerini kullandı. “Fuardan memnun ayrılıyoruz” Tutkun Makine Türkiye Satış Müdürü Hüseyin Gür, 1984 yılında kurulan firmanın sofralık zeytin işleme makineleri ürettiğini belirterek Azerbaycan’dan İtalya’ya Yunanistan’dan, ABD’ye kadar birçok ülkeye satış yaptıklarını söyledi. İzmirli bir firma olarak fuarda yer almaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Gür, “Uluslararası belirsizliklere karşın beklentimizin üzerinde bir taleple karşılaştık. Fuardan yeni iş bağlantıları kurarak, memnun ayrılıyoruz Fuarın zeytin ihtisas konusunda daha da büyümesini ve güçlenmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. “Sektörün lokomotif fuarlarından” Arma Endüstri Sahibi Tufan İlhan ise butik üreticilere yönelik ekipman çözümleri sunduklarını belirterek, “Zeytinyağı, şarap, meyve suyu, sirke ve sıvı gıda üretimi yapan işletmelere yönelik ürün tedariki yapıyoruz. Olivtech, sektörün lokomotif fuarlarından biri. Yıllardır katılıyoruz. Ticari açıdan yeni projeler geliştirdiğimiz, müşterilerimizle yeniden buluştuğumuz verimli bir fuar oldu” dedi. “Müşteri portföyümüz gelişti” Halıcı Süt Ürünleri sahibi Osman Halıcı, 1981 yılında kurulan firmalarının bugün günlük yaklaşık 120 ton süt işlediğini belirterek, fuarın yeni iş bağlantıları açısından önemli katkı sağladığını belirtti. Halıcı, “Üç gün boyunca hem mevcut müşterilerimiz hem de yeni müşterilerimizle buluştuk. İyi bağlantılar kurduk, müşteri portföyümüzü geliştirdik” diye konuştu. “Bu fuarı çok seviyoruz” Özgün Zeytincilik Satış Sorumlusu Cüneyt Alay da firmanın bu yıl 35’inci yılını kutladığını belirterek, “Olivtech’te, İzmir’de müşterilerimizle bir araya gelmek bizim için çok değerliydi. Büyük ilgi gördük. İzmir’i ve Olivtech’i çok seviyoruz” ifadelerini kullandı.

İzmir’in Mis Kokulu Festivali Başladı  Haber

İzmir’in Mis Kokulu Festivali Başladı 

Türkiye’nin süs bitkisi ve çiçek üretiminde lider merkezi Bayındır’ın mis kokulu çiçek festivali başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Bayındır Belediyesi tarafından bu yıl 30 Nisan – 3 Mayıs tarihleri arasında 27’nci kez düzenlenen Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali, rengarenk kortejle başladı. Festivalin açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bayındır Kaymakamı Murat Mete, ev sahibi Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Beydağ Belediye Başkanı Şakir Başaran, geçmiş dönem Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Çiçek kokulu rengarenk kortej 27. Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali, Atatürk Caddesi girişinde kurdele kesimiyle başladı. Başkan Dr. Cemil Tugay ve protokol kurdele kesiminin ardından cadde boyunca sıralanan çiçek stantlarını gezdi. Tahta bacak gösterileri, çiçek kızlar ve bando eşliğinde ilerleyen korteje vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Yaşlı genç herkesin akın ettiği festivalde Bayındır’ın eşsiz çiçeklerinin kokusu ilçeyi sardı. Renkli kortej Bayındır Şehir Stadyumu’nda son buldu. Açılış töreni öncesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu yerli ve yabancı çok sayıda esere yer verdiği performansıyla keyifli anlar yaşattı. Ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu geleneksel zeybek gösterisini sergiledi. “Bir kentin adının çiçekle anılması herkese nasip olmaz” Başkan Dr. Cemil Tugay, festivalin açılış konuşmasında sektöre emek veren tüm emekçilere teşekkür ederek sözlerine başladı. Başkan Tugay, “27 yıl önce başlayan bu festivalin sahibi üreticilerdir, yurttaşlarımızdır. Bu festival onların eseridir. Çok güzel oldu. Bir ilçenin adının çiçekle anılması çok güzel ve kıymetli. Çiçek güzelliktir, barıştır, sevgidir. Öylesine güzel bir sembolü bir tarafında üretme dönüştürmüş, diğer tarafında kendi ismiyle özdeşleştirmiş bir yer Bayındır. İnsanlar en derin duygularını çiçeklere emanet etmiş. Çiçek, hiçbir dili konuşmadan her şeyi anlatabilen bir bitki. Bu gururu taşımak her kente nasip olmaz” diye konuştu. “İzmir çiçek üretiminde Türkiye’nin üçte birinden fazlasını karşılıyor” Festivalin 1998 yılında sadece 8 üreticiyle, naylon çadırlarda başladığını, aradan geçen 27 yılda uluslararası dev bir organizasyona dönüştüğünü ifade eden Başkan Tugay, “Ülkemizdeki eksik tarım politikalarına rağmen üretimden vazgeçmeyen çiftçilerimizle, Bayındır'ın ülke ekonomisinde, kent ekonomisinde önemli bir yeri var. Bugün Bayındır'da çiçekçilik yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlıyor; yılda 150 milyonun üzerinde süs bitkisi üretiliyor. Bugün İzmir; dış mekân süs bitkilerinde Türkiye üretiminin üçte birinden fazlasını karşılıyor. Kasımpatı’da, Statice’de, iç mekan süs bitkilerinde ülke sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Nergis üretiminde Türkiye’de ikinci sıradayız. Bu başarıların çok önemli bir kısmı, toplam arazisinin yarısından fazlasında üretim yapan Bayındır’ın, sizlerin başarısı” dedi. “Bayındır’da üretimin devamlılığı için 127 milyon lira destek” İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak Bayındır’da üretimin devamlılığı için desteklere devam edeceklerini söyleyen Başkan Tugay, “Bayındır Çiçek Festivali; bize, kırsal kalkınmanın, kooperatifleşmenin, yerel üretimin nasıl güçlenebileceğinin somut bir örneğini görme fırsatı sunuyor. Üreticiyle tüketiciyi doğrudan buluşturan, aracıları azaltan, emeğin değerini koruyan bir festival bu. Bayındır’da sadece son dönemde; üretimin devamlılığı için 127 milyon liranın üzerinde yatırım yaptık. On binlerce fidanı üreticilerimizle buluşturduk. Toprak analizi, eğitim ve teknik desteklerle üretimi güçlendirdik. Sulama altyapılarını destekledik. Afet yaşayan üreticimizin yanında olduk. Hiçbir zaman üretimi uzaktan izleyen bir anlayışla hareket etmedik. Biz, daima üreticinin yanında duran, riskini paylaşan bir yaklaşım benimsedik. Her bir üreticimize emeği için, kattığı değer için, onca zorluğa rağmen vazgeçmediği, toprağını terk etmediği için minnettarım” ifadelerini kullandı. “Türkiye, çiftçisiyle, köylüsüyle şifa bulacak” Başkan Tugay, “Küçük Menderes Havzası, Türkiye’de en fazla süt üretimi, tarımsal üretim ve çiçek üretimi yapan topraklarıdır. Bu elbette bereketli topraklarından kaynaklanıyor ama onun kadar çalışkan güzel yürekli insanlarından kaynaklanıyor. Gün oldu bu toprakları işgal ettiler, efeler bayrak açtı, dağlara çıktılar. Onların ve atalarının yüreğine sağlık. Bize ne boyun eğmek, ne diz çökmek yakışır. Toprağımız, insanımız, tarihimiz burada. Sadece çalışmamız gerekiyor. Birbirimize sevgi ve saygıyla bakmamız gerekiyor. Aramıza kim nifak sokmaya çalışıyorsa onu alaşağı etmemiz gerekiyor. Ben Bayındır’la, İzmir’le gurur duyuyorum. Ben asil ve güzel milletimizle gurur duyuyorum. İnanıyorum ki; bu ülkenin evlatları, bu şehrin evlatları Türkiye’yi iyileştirecek. Türkiye, çiftçisiyle, köylüsüyle şifa bulacak. Türkiye üreticisiyle, gençleriyle, inanan yurttaşlarıyla şifa bulacak. Türkiye iyi olacak; bu sizlerin sayesiyle olacak” şeklinde konuştu. Başkan Sakarsu: Bayındır’da çiçek sadece ürün değil emektir Festivalin açılış konuşmasını yapan ev sahibi Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu, “Her yıl sabırsızlıkla beklediğimiz festivalimizde bir aradayız. Bayındır’da çiçek, sadece bir ürün değil emektir, alın teridir, kentin geçmişi ve geleceğidir. Bayındır’ın seralarında yetişen çiçekler ülkemizin dört bir yanını süslemektedir. Yetiştirdiği çiçeklerle katkı sunan fedakar üreticilerimize teşekkür ediyoruz. Bizler de üreticimizin yanında olmaya Bayındır’ı yarınlara taşımaya devam ediyoruz. Bayındır sadece tarımın hayvancılığın çiçeğin değil dostluğun kardeşliğin de şehridir” ifadelerini kullandı. İrdem: Emek en yüce değerdir Bayındır Çiçek Üreticileri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Kadir İrdem ise, “Çiçekçiliğimizin ve Bayındır’ımızın dünyaya tanıtılması için düzenlenen bu etkinliğe katkısı olan herkese teşekkür ederim. Bu festival, geçmişten beri bu toprakta devam eden çiçekçiliğin tanıtımına katkıda bulunurken aynı zamanda hem ilçemizin hem de ülkemizin ekonomisine katkı sağlamaktadır. Bizleri bugünlere taşıyan emekçi dostlarımıza teşekkür ederim. Çünkü emek en yüce değerdir. İzmir Büyükşehir Belediyemizin kooperatiflere verdiği desteği çok iyi biliyoruz” dedi. Konuşmaların ardından Başkan Sakarsu, Başkan Tugay’a katkılarından dolayı plaket takdim etti. Bayındır’ın dört bir yanında kültür sanat dolu 4 günlük festival Bayındır Çiçek Festivali bu yıl da 4 gün boyunca birbirinden renkli kültür sanat etkinlikleriyle hafızalarda iz bırakmaya hazırlanıyor. Festival süresince Atatürk, Hanife Öğretmen ve Alpay Alpat caddeleri ilçedeki çiçek üreticilerinin stantları ziyaretçileri ağırlayacak. Stantların yanı sıra çok sayıda üretici pazarları, sergiler, atölyeler ilçenin dört bir yanına yayılacak. Bayındır Şehir Stadyumu'nda kurulacak Ana Sahne'de festival boyunca saat 21.30'da konser programları gerçekleştirilecek. 1 Mayıs Cuma günü Hüseyin Turan, 2 Mayıs Cumartesi günü Melek Mosso, 3 Mayıs Pazar günü ise Gökçe sahne alacak. Alternatif sahnelerde de gün boyu İzmir Büyükşehir Belediyesi orkestraları, yerel müzisyenler ve Bayındır Kent Konseyi Kadın Çiçeklerin Sesi Ritim Grubu dinletiler sunacak. 2 Mayıs Cumartesi günü saat 14.00'te "En İyi Çiçek Üreticisi ile En İyi Balkon ve Bahçe Yarışması" ödül töreninin yapılacağı festival, 3 Mayıs Pazar günü Gökçe konserinin ardından sona erecek.

ESO Başkanı Kesikbaş’tan İhracat Analizi: “Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır” Haber

ESO Başkanı Kesikbaş’tan İhracat Analizi: “Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır”

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılı ilk çeyrek dış ticaret verilerini değerlendirdi. Türkiye genelinde ihracat düşerken Eskişehir’in artış yakaladığına dikkat çeken Kesikbaş, "Güçlü sanayi, güçlü ülke demektir" mesajını verdi. Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin dış ticaret rakamlarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’nin ihracat performansını ve imalat sektörünün karşılaştığı zorlukları analiz eden Kesikbaş, ekonomik kalkınmanın anahtarının üretim destekleri ve finansmana erişim olduğunu vurguladı. Türkiye Genelinde Dış Ticaret Açığı Alarm Veriyor 2026’nın Ocak-Mart dönemine ait verileri paylaşan Kesikbaş, Türkiye genelindeki tabloyu şu sözlerle özetledi: İhracat: Yüzde 3,1 azalarak 63 milyar 279 milyon dolar oldu. İthalat: Yüzde 4,7 artışla 91 milyar 957 milyon dolara yükseldi. Ortaya çıkan dış ticaret açığının döviz ihtiyacını ve finansman yükünü artırdığını belirten Kesikbaş, "Bu tablo, geleceğe dair belirsizliklerin çoğalması anlamına gelir. Türkiye’nin güçlü yarınlara ulaşması için tüketerek değil, üreterek büyümesi şarttır" dedi. Eskişehir İhracatta Direncini Koruyor Türkiye genelindeki düşüşe rağmen Eskişehir’in pozitif ayrıştığını vurgulayan ESO Başkanı, şehrin başarı grafiğine dikkat çekti: “Eskişehir’imiz yılın ilk üç ayında yüzde 0,5 artışla 969 milyon dolarlık ihracata ulaşmıştır. Bu başarı, üretim iradesinden vazgeçmeyen sanayicimizin, mühendismizin ve işçimizin ortak emeğidir.” “İmalat Sektörü Kendi Enflasyonunu Yüzde 18’e Çekti” Sanayicinin verimlilik ve maliyet disiplini konusunda üzerine düşeni yaptığını belirten Kesikbaş, çarpıcı bir veri paylaştı: İmalat sektörü, kendi enflasyonunu yüzde 18 seviyelerine kadar indirmeyi başardı. Ancak gıda ve hizmet sektöründeki yüksek artışların, yüksek faiz ve kredi maliyetleri aracılığıyla yine üreticinin omzuna yüklendiğini ifade eden Kesikbaş, sanayicinin nefes alabilmesi için acil çözüm bekledikleri noktaları sıraladı. Sanayici İçin Acil Destek Talebi Kesikbaş, ekonomik ve stratejik bağımsızlık için güçlü sanayinin şart olduğunu belirterek şu çözüm önerilerinde bulundu: İhracatçıların finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır. Eximbank ve Merkez Bankası reeskont kredi destekleri artırılmalıdır. Üretici firmalara yönelik devlet teşvikleri güçlendirilmelidir. Başkan Kesikbaş, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Üreticiye verilen her destek; ülkeye yatırım, istihdam ve döviz olarak geri dönecektir. Türkiye’nin geleceği tüketimde değil, üretimdedir.”

İzmirli İş Dünyasına Orta Asya Kapısı Açıldı Haber

İzmirli İş Dünyasına Orta Asya Kapısı Açıldı

İzmir Ticaret Odası (İZTO), üyelerini küresel pazarlara açma stratejisi kapsamında rotayı Orta Asya’nın parlayan yıldızı Kırgızistan’a çevirdi. Düzenlenen “Kırgız Cumhuriyeti İş Fırsatları Toplantısı”, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri "Kapsamlı Stratejik Ortaklık" seviyesine taşıyacak yeni iş birliklerine sahne oldu. Ticaret Hacmi Rekor Kırdı: Hedef Daha Büyük Toplantının açılışında konuşan Kırgız Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Chyngyz Toktobekov, Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ticaret hacminin geçtiğimiz yıl itibarıyla 2 milyar dolara yaklaştığını müjdeledi. İzmir’in ticaret ve ihracat kapasitesinin Kırgızistan için kritik önemde olduğunu belirten Toktobekov, Türk yatırımcılara her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurguladı. Mahmut Erkoç: "İzmirli Firmalar Tarım ve Enerjide Fark Yaratabilir" İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mahmut Erkoç, Bişkek ve İzmir’in kardeş şehir olduğunu hatırlatarak, mevcut iş birliği anlaşmalarının somut projelere dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Erkoç, İzmirli firmalar için öne çıkan sektörleri şöyle sıraladı: Enerji Sektörü: Özel teşvikler ve vergi muafiyetleri ile yatırım imkanları. Tarım ve Seracılık: İzmir’in modern tarım tecrübesinin Kırgızistan’a aktarılması. Sanayi ve Teknoloji: Kapsamlı stratejik ortaklık kapsamında çeşitlendirilecek ticari kalemler. Kırgızistan’dan Yatırımcılara Vergi Muafiyeti ve Teşvik Müjdesi Toplantı kapsamında gerçekleştirilen sunumlarda, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına Bağlı Yatırım Ajansı ve Ticaret Odası temsilcileri, Türk iş insanlarına sunulan özel avantajları detaylandırdı. Özellikle enerji projelerindeki teşvik mekanizmaları ve sanayi bölgelerindeki vergi muafiyetleri, İzmirli yatırımcıların en çok ilgi gösterdiği başlıklar arasında yer aldı. Kardeş Şehirler, Güçlü Yarınlar İzmir ile Bişkek arasındaki güçlü bağların ticaret protokolleriyle desteklendiği toplantıda; Kırgızistan Sanayi Bakanlığı, Bişkek Belediyesi ve Ticaret Odaları arasındaki imzalanmış anlaşmaların, iş dünyası için güvenli bir liman oluşturduğu kaydedildi. Soru-Cevap Bölümüyle İş Birliği Detaylandırıldı Yoğun katılımla gerçekleşen etkinliğin sonunda İzmirli iş insanları; lojistik süreçler, gümrük düzenlemeleri ve Kırgızistan pazarındaki yerel ortaklık fırsatları hakkında Kırgız heyetine sorularını yöneltti. Toplantı, iki ülke arasındaki dostluk bağlarının ticari birer başarı hikayesine dönüşmesi temennisiyle sona erdi.

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği! Haber

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği!

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönem başlıyor. Çin’in teknoloji ve sanayi merkezi Nanjing ile Ege’nin incisi İzmir, karşılıklı ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla üçüncü kez bir araya geldi. 2025 yılında 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan iki şehir, imzalanacak "Kardeş Şehir Protokolü" ile bağlarını güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çinli Yatırımcılara Çağrı Nanjing heyetini ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, İzmir’in lojistik ve stratejik önemine dikkat çekti. İzmir’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılan bir "ticaret hub’ı" olduğunu vurgulayan Eskinazi, Çinli firmaları İzmir’e yatırım yapmaya davet etti. İzmir’in Yatırım Avantajları: Lojistik Güç: 16 liman ve 36 ülkeye doğrudan uçuş imkanı. Yenilenebilir Enerji: Rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal enerjinin merkezi. İnovasyon: 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve güçlü Ar-Ge altyapısı. İhracat Başarısı: 2025 yılında Ege Bölgesi’nden yapılan 43,6 milyar dolarlık ihracat. "Türkiye, Çin için sadece bir pazar değil; üç kıtaya erişim sağlayan stratejik bir lojistik merkezidir." – Jak Eskinazi Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huiping: "Türk Markalarını Bekliyoruz" Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, 36 milyonluk nüfusu ve 272 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü ile Nanjing’in Türk ihracatçılar için dev bir fırsat olduğunu belirtti. Huiping, özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Öne Çıkan Ürünler: Kaliteli un ve makarna, Zeytinyağı ve kuru meyveler, Kuruyemiş ve atıştırmalıklar Huiping ayrıca, sadece ticaretle sınırlı kalmayıp maden, tekstil ve yeni nesil malzemeler alanında tedarik zinciri entegrasyonunu hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Tarım ve Gıda Sektöründe Çin Pazarı Fırsatı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çinli tüketicilerin güvenilir gıdaya olan talebinin Türk ürünleri için büyük bir kapı açtığını söyledi. Öztürk, Çinli iş insanlarını 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Foodist İstanbul Fuarı 2026’ya davet etti. Su Ürünleri ve Kanatlı Sektöründe Beklenti: Tavuk Ayağı İhracatı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nden Bedri Girit ise sektörün gücüne vurgu yaptı. Türkiye’nin dünyanın ilk 10 üreticisi arasında olduğunu belirten Girit, Türk somonu ve özellikle tavuk ayağı ihracatının tekrar açılmasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.