Hava Durumu

#Yatırım

Kırsal Haber - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Matlı, Üretim Gücünü Yeni Bir Hizmet Yatırımına Taşıdı Haber

Matlı, Üretim Gücünü Yeni Bir Hizmet Yatırımına Taşıdı

Matlı Şirketler Grubu, üretim ve marka yönetimindeki deneyimini hizmet alanına taşıyan yeni yatırımını tamamlayarak Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde hayata geçirdiği Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’ni hizmete açtı. İzmir–İstanbul Otoyolu’nun her iki yönünde konumlanan tesis; Yörsan, Keskinoğlu, HEG Gıda ve CHOK’u aynı yapı içinde tüketiciyle buluştururken istihdam ve bölge ekonomisine de katkı sağlayacak. Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi, grubun üretim kapasitesini doğrudan tüketiciyle buluştururken Yörsan’ın yatırım ve hizmet alanlarıyla desteklenen gelişim sürecine de yeni bir halka ekliyor. Tesisle birlikte Matlı Şirketler Grubu bünyesindeki markalar, yolculuk ve gastronomi deneyiminin parçası olarak daha geniş bir tüketici kitlesine ulaşacak. Tarım, gıda ve hizmet aynı yatırımda buluştu Otoyolun iki yönünde karşılıklı olarak konumlanan ve iki ayrı bloktan oluşan tesis, toplam 5 bin 500 metrekare kapalı alana sahip. Restoran, kafe, market ve şarküteri alanlarının yanı sıra akaryakıt istasyonu, elektrikli araç şarj üniteleri ve geniş otopark kapasitesi bulunan tesis, 24 saat kesintisiz hizmet verecek. Bebek bakım odaları, çocuk oyun alanı, aile tuvaletleri ve mescit gibi bölümlerle farklı ziyaretçi ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan tesis, bireysel yolculardan ailelere kadar geniş bir ziyaretçi kitlesine konforlu bir mola imkânı sunuyor. Yörsan, Keskinoğlu, HEG Gıda ve CHOK’un aynı yatırım içerisinde yer alması, Matlı Şirketler Grubu’nun üretimden markalaşmaya ve tüketiciyle doğrudan temasa uzanan yönetim yaklaşımını yansıtıyor. Tesisin gastronomi konsepti ve menü yapılanması ise Şef Murat Bozok’un danışmanlığında hazırlandı. Yörsan’ın gelişim sürecine yeni yatırım Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi, Yörsan’ın yalnızca mevcut ürün ve pazarlarını koruyan değil, yeni yatırım alanlarıyla gelişimini sürdüren bir marka olarak konumunu destekliyor. Yörsan’ın köklü marka birikimi; Matlı Şirketler Grubu’nun üretim kapasitesi, dağıtım deneyimi ve tüketici beklentilerini izleyen hizmet yaklaşımıyla bir araya getiriliyor. Böylece Yörsan, geleneksel ürün gücünü farklı tüketim alanlarına taşıyarak tüketiciyle temas noktalarını artırıyor. Özer Matlı: “Bir yatırımın gerçek değeri oluşturduğu ekonomik etkiyle ölçülür” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’nin grubun yatırım anlayışını somut biçimde yansıttığını belirtti. Özer Matlı, yatırıma ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bir yatırımın gerçek değeri yalnızca fiziksel büyüklüğüyle değil; oluşturduğu istihdam, geliştirdiği markalar, genişlettiği tedarik ağı ve bulunduğu bölgeye kazandırdığı ekonomik hareketlilikle ölçülür. Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’ni de bu anlayışla tamamlayarak hizmete açtık.” “Matlı Şirketler Grubu olarak tarım, gıda, üretim, marka yönetimi, perakende ve hizmet alanlarındaki birikimimizi aynı yatırım içerisinde buluşturduk. Yörsan, Keskinoğlu, HEG Gıda ve CHOK’u doğrudan tüketiciyle temas eden bir yapıya taşıdık. Böylece ürettiğimiz değeri yalnızca ürünlerimizle değil, sunduğumuz hizmet ve deneyimle de tüketicilerimize ulaştırıyoruz.” “Şef Murat Bozok’un danışmanlığında hazırlanan gastronomi konsepti, grubumuzun üretim birikimini nitelikli bir hizmet deneyimiyle buluşturdu. Bu çalışma sayesinde markalarımızın sahip olduğu kalite yaklaşımını, yolculuk sırasında tüketicinin doğrudan deneyimleyebileceği bir yapıya dönüştürdük.” “Yörsan’ı yalnızca sahip olduğumuz köklü bir marka olarak görmüyoruz. Yörsan’ın üretim, dağıtım, perakende ve hizmet alanlarında yeni yatırımlarla gelişmesini sağlıyoruz. Saruhanlı yatırımımız da markamızın tüketiciyle daha fazla noktada buluşmasını sağlayan bu sürecin önemli adımlarından biridir.” “Faaliyet gösterdiğimiz her bölgede yalnızca yatırım yapan değil; o bölgenin üretimine, istihdamına ve ticaretine değer katan bir yapı kurmayı önemsiyoruz. Saruhanlı’da tamamladığımız bu yatırımın Manisa ekonomisine, yerel tedarikçilere ve çevredeki hizmet sektörlerine kalıcı katkı sağlamasını amaçlıyoruz.” Bölgesel ekonomiye yeni hareket alanı Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’nin doğrudan oluşturacağı istihdamın yanı sıra yerel tedarik, lojistik, bakım ve hizmet faaliyetleri üzerinden Saruhanlı ve Manisa ekonomisine katkı sağlaması bekleniyor. İzmir ile İstanbul arasındaki yoğun yolcu hareketliliğini bölgesel ekonomik değere dönüştürecek tesis, Matlı Şirketler Grubu’nun markalarını yeni tüketici temas noktalarına taşırken, çevredeki ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesine de katkıda bulunacak. Tesis bünyesinde yer alan TotalEnergies akaryakıt istasyonu ve elektrikli araç şarj altyapısı da yolcuların enerji ve mobilite ihtiyaçlarına aynı noktadan cevap verecek. Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi, Matlı Şirketler Grubu’nun üretim gücünü markalaşma, hizmet, istihdam ve bölgesel ekonomik değerle birleştiren yatırım anlayışının yeni bir örneği olarak faaliyet gösterecek.

Malatya Kayısısı Bereketli Hasatla Eski Gücüne Kavuşuyor Haber

Malatya Kayısısı Bereketli Hasatla Eski Gücüne Kavuşuyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Malatya'da düzenlenen 28. Kayısı Festivali ve Fuarı'nın açılışına katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen yıl zirai dondan etkilenen Malatya'da bu yıl yeniden bereketli bir kayısı hasadı gerçekleştirildiğini belirterek, üretim ve ihracatın yeniden güç kazanacağını söyledi. Yumaklı, Malatya'da düzenlenen 28. Kayısı Festivali ve Fuarı'nın açılışında yaptığı konuşmada, festivalin çeyrek asrı aşan geçmişiyle önemli bir geleneği temsil ettiğini ifade etti. Malatya'nın dünya kuru kayısı üretimi ve ihracatında lider olduğunu vurgulayan Yumaklı, "Malatya deyince akla kayısı geliyor. Kayısı üretiminde yüzde 28'lik payla Türkiye dünyada 1. sırada. Bu üretimin de yüzde 54'ünü Malatya tek başına üstleniyor." dedi. Bakan Yumaklı, 6 Şubat depremlerinin ardından kentin yeniden ayağa kalktığını, devlet ve milletin el ele vererek kentin yaralarını sardığını, bugün ise şehrin yeniden üretim ve umutla anıldığını söyledi. Geçen yıl yaşanan zirai donun kayısı üretimini olumsuz etkilediğini anımsatan Yumaklı, "Geçen yıl zirai don bu şehrin alametifarikası olan bir ürünün neredeyse hiç olmamasına sebep oldu ancak bu sene yeniden bereketli bir şekilde yapılan hasattan sonra üretimimize, ihracatımıza ve bundan Malatya'nın elde edeceği güce hep beraber kavuşmuş olacağız." dedi. Dünyada iklim değişikliği ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle tarımsal üretimin stratejik öneminin arttığını vurgulayan Yumaklı, gıda arz güvenliğinin artık ülkeler açısından milli güvenlik konusu haline geldiğini söyledi. Tarımsal üretimde verimliliğin artırılması için teknoloji kullanımına önem verdiklerini belirten Yumaklı, 2024 yılında uygulamaya alınan tarımsal üretim planlamasıyla şehirlerin üretim altyapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. MALATYA'YA 75 MİLYAR LİRALIK YATIRIM Bakan Yumaklı, son 24 yılda Malatya'ya tarım, ormancılık ve su alanlarında toplam 75 milyar liralık yatırım ve destek sağlandığını bildirdi. Kentte 117 sulama tesisinin hizmete alındığını, 404 bin dekarlık alanın sulamaya açıldığını belirten Yumaklı, bu yatırımların kente yıllık yaklaşık 7 milyar liralık ekonomik katkı sağladığını söyledi. Malatya'nın kayısı başta olmak üzere 53 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğunu dile getiren Yumaklı, Kayısı Araştırma Enstitüsü'nün yeni çeşitler ve katma değerli ürünler geliştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü, yerli imkanlarla geliştirilen kayısı çekirdeği çıkarma makinesinin de üretimde önemli verimlilik sağlayacağını söyledi. TARIMSAL ÜRETİMDE ÖNEMLİ ARTIŞ Son 24 yılda Malatya'da bitkisel üretimin yüzde 120, büyükbaş hayvan varlığının yüzde 75, küçükbaş hayvan varlığının yüzde 55 arttığını aktaran Yumaklı, kanatlı hayvan varlığının 24 kat, su ürünleri üretiminin ise 9 kat yükseldiğini belirtti. Malatya'nın tarımsal hasılasının da aynı dönemde üç kat arttığını ifade eden Yumaklı, "Bugün Türkiye tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sıradaysa bunda Malatyalı üreticilerimizin emeği ve alın teri var." dedi. Bakan Yumaklı, sulama, içme suyu ve baraj rehabilitasyonu yatırımlarının da sürdüğünü belirterek, Malatya'nın tarımsal üretim kapasitesini daha da artıracak projelerin hayata geçirilmeye devam edeceğini sözlerine ekledi. Bakan Yumaklı, protokol üyeleri ile daha sonra fuar alanını gezdi.

"En İyi Kayısı Yarışması" Düzenlendi Haber

"En İyi Kayısı Yarışması" Düzenlendi

Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından 28'inci Kayısı Festivali ve Fuarı kapsamında '2026 Yılı En İyi Yaş Kayısı Yarışması' düzenlendi. Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi’nde düzenlenen yarışmaya 266 üretici katıldı. 13 ilçeden katılımın olduğu yarışma, Kabaaşı ve Hacıhaliloğlu kategorilerinde düzenlendi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, yarışmada yaptığı konuşmada, Malatya'nın son yıllarda yaşadığı zorluklara rağmen yeniden ayağa kalktığını ifade etti. Başkan Er, 6 Şubat depremlerinin "Asrın değil, asırların felaketi" olarak nitelendirirken, ardından yaşanan zirai don nedeniyle kayısı üreticilerinin büyük sıkıntılar yaşadığını belirtti. “YENİ YATIRIM PROJELERİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ” Zirai donun hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanlığı ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Sami Er, üreticilerin zararlarının devlet desteğiyle önemli ölçüde karşılandığını söyledi. Kayısının yalnızca üretiminin değil kalitesinin, işlenmesinin, pazarlanmasının ve markalaşmasının da büyük önem taşıdığına dikkati çeken Başkan Er, Dünya Kayısı Ticaret Merkezi'nin Malatya için önemli bir yatırım olduğunu belirterek projeye katkı sunan herkese teşekkür etti. Deprem sonrası Malatya'nın sadece yaralarının sarılmadığını, aynı zamanda geleceğinin inşa edildiğini vurgulayan Başkan Er, sektörel kümelenme projeleri kapsamında gıda depolama ve üretim alanlarına yönelik yeni yatırımların da planlandığını kaydetti. “ÜRETİCİLERİMİZE DESTEKLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ” Büyükşehir Belediyesi olarak tarıma desteklerini artırarak sürdürdüklerini aktaran Başkan Er, "Üreticilerimize jeneratör, sıvat, fidan ve sulama desteğinde bulunduk. Bundan sonrada üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Yaş kayısı yarışmasına katılan tüm üreticileri tebrik eden Başkan Sami Er, "Bugün burada birinci, ikinci ve üçüncü seçilecek ancak bana göre burada üretim yapan, en kaliteli kayısıyı yetiştirmek için emek veren bütün çiftçilerimiz kazananıdır" dedi. Başkan Er, konuşmasının sonunda vatandaşları festival etkinliklerine davet etti. Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan ise "Dönem dönem çeşitli nedenlerle ara vermek zorunda kaldığımız Kayısı Festivali'nin bu yıl 28'incisini gerçekleştiriyoruz. Yaşanan olumsuzluklar nedeniyle zaman zaman ertelemek durumunda kalmıştık. İnşallah 2026 yılını bereketli bir hasatla hem üreticimiz hem Malatya ekonomisi hem de ülke ekonomisi adına önemli bir kazanca dönüştüreceğiz" diye konuştu. BORSA BAŞKANI ÖZCAN’DAN BAŞKAN ER’ E TEŞEKKÜR Kayısıyla ilgili olarak Büyükşehir Belediyesiyle birlikte birçok akademik ve uygulamalı projenin olduğuna dikkati çeken Özcan, şunları kaydetti: "Bulunduğumuz bu bölgede, hemen sol tarafımızda Dünya Kayısı Ticaret Merkezi, sağ tarafımızda ise lisanslı depoculuk tesisleri yer alıyor. Bu yatırımlarla birlikte bölge, Malatya'nın en önemli cazibe merkezlerinden biri hâline geldi. Bu anlamda Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza kayısıyla ilgili çalışmalara sunduğu katkılar ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Özellikle Dünya Kayısı Ticaret Merkezi'nin, son yıllarda tarım ürünlerine yönelik yapılan en önemli yatırımlardan biri olduğunu düşünüyoruz. Sayın Başkanımıza bugüne kadar verdiği desteklerden dolayı bir kez daha teşekkür ediyoruz." Özcan, Malatya'nın bu yıl kayısıda 750 milyon dolar ihracat hedefinin olduğunu da sözlerine ekledi. "ÇOK GÜZEL BİR ETKİNLİK GERÇEKLEŞTİRİYORUZ” Malatya Dünya Kayısı İş Merkezi Tüccarları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Güner de Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi'nde bir ilkin yaşandığını ifade ederek, "Çok güzel bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. İnşallah bu güzel organizasyon uzun yıllar boyunca gelenek hâline gelerek devam edecektir. Bu anlamlı etkinliğe verdikleri desteklerden dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımıza, değerli protokol üyelerimize ve katılım sağlayan tüm misafirlerimize derneğimiz adına gönülden teşekkür ediyorum" dedi. KAYISI YARIŞMASINDA DERECEYE GİRENLERE ÖDÜL VERİLDİ Kabaaşı ve Hacıhaliloğlu kategorilerinde düzenlenen yarışmada dereye girenler jürinin titiz ve özenli çalışmasıyla belirlendi. Hacıhaliloğlu kategorisinde Doğanşehir Polatdere'den Vahap Öztürk, 42 kasa numarasıyla 286 puan alarak birinci oldu. Doğanşehir Yuvalı'dan Bünyamin Olgun, 47 kasa numarası ve 278 puanla ikinciliği elde etti. Doğanşehir Polatdere'den Erkan Uçar, 18 kasa numarasıyla 275 puan alarak üçüncü oldu. Kabaaşı kategorisinde Doğanşehir Esentepe'den Ali Karakurt, 55 kasa numarasıyla 298 puan alarak birinci oldu. Yeşilyurt Oluklu'dan Erdal Aslan, 75 kasa numarasıyla 289 puan alarak ikinciliği elde etti. Doğanşehir Suçatı'ndan Nesim Yavuz, 112 kasa numarasıyla 287 puan alarak üçüncü oldu. Yarışmada birinci olan üreticilere tam, ikinci olan üreticilere yarım, birinci olan üreticilere ise çeyrek altın takdim edildi. Yarışmaya katılan üreticilere, çeşitli tarımsal ürünlerin yer aldığı set hediye edildi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, '2026 Yılı En İyi Yaş Kayısı Yarışması'na katılan ve dereceye giren bütün üreticileri tebrik etti. Başkan Er, yarışmayı Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi’nde düzenlemelerinin temel amaçlarının pazarı daha görünür hale getirmek, Malatya kayısının değerini artırmak ve üreticilere katkı sağlamak olduğunu da sözlerine ekledi.

AKİB, 2026'nın İlk Yarısında İhracatını 9,68 Milyar Dolara Çıkardı Haber

AKİB, 2026'nın İlk Yarısında İhracatını 9,68 Milyar Dolara Çıkardı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde yüzde 17'lik büyüme yakalayarak 9,68 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Haziran ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artışla 1,7 milyar dolarlık dış satıma imza atılarak Türkiye'nin dış ticaretine güçlü bir katkı sağlandı. ​Küresel ticaretteki rekabet ve belirsizliklere rağmen üretim ve yatırım hedeflerinden taviz vermeyen Akdeniz İhracatçı Birlikleri, 2026 yılına çift haneli büyüme rakamlarıyla damga vurmaya devam ediyor. ​"Başarımızın Temelinde Üretim Disiplini ve Uyum Kabiliyeti Var" ​AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, elde edilen ivmenin sadece rakamsal bir başarı olmadığını; bölgenin üretim altyapısının ve girişimcilik kültürünün bir sonucu olduğunu vurguladı. ​Hıradağı, ihracatın niteliğini artırmanın önemine dikkat çekerek şunları kaydetti: ​"Haziran ayında yakaladığımız %32'lik artış ve ilk altı aydaki %17'lik büyüme, doğru stratejilerin ve ihracatçılarımızın kararlılığının açık göstergesidir. Önceliğimiz; katma değer odaklı üretimi güçlendirmek, markalaşmayı hızlandırmak ve küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü kalıcı hale getirmektir." ​Sektörel İhracat Performansı: Kimya Zirvede, Tarımda Rekor Büyüme ​Ocak-Haziran 2026 döneminde bölge ihracatının lokomotifi Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu. Birlik, 3,58 milyar dolarlık ihracat hacmiyle AKİB'in toplam ihracatının yaklaşık üçte birini tek başına gerçekleştirdi. ​Dönemin diğer öne çıkan sektörel performansları şu şekildedir: ​Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği, yüzde 15 artışla 2,18 milyar dolarlık ihracata imza attı. ​Dönemin en dikkat çeken sıçramasını yüzde 44'lük artışla 1,22 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yakaladı. ​Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, yüzde 1 artışla 901,3 milyon dolarlık ihracat yaptı. ​Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 547,6 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 500,5 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ise 172,2 milyon dolarlık ihracata ulaştı. ​Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, yüzde 26'lık artışla 290,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. ​Hedef Pazarlarda Çift Haneli Büyümeler ​AKİB, 2026'nın ilk yarısında pazar çeşitliliğini güçlendirerek Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Amerika'da önemli pazar paylarına ulaştı. ​Öne Çıkan Ülke Performansları: ​En Büyük Pazar: Irak (679,6 milyon dolar). ​Avrupa Pazarı: İtalya yüzde 20 artışla 655,2 milyon dolar, Romanya yüzde 35 artışla 631,5 milyon dolar, İspanya yaklaşık yüzde 100 artışla 510,1 milyon dolar, Malta yüzde 388 artışla 175,4 milyon dolar, Almanya yüzde 6 artışla 356,7 milyon dolar, Birleşik Krallık yüzde 26 artışla 224,7 milyon dolar ve Fransa yüzde 21 artışla 201,7 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. ​Kuzey Afrika Pazarı: Fas yüzde 158 artışla 341,6 milyon dolar ve Mısır yüzde 24 artışla 296,6 milyon dolarlık ihracata yükseldi. ​Diğer Küresel Pazarlar: Rusya Federasyonu yüzde 33 artışla 519,7 milyon dolar ve ABD yüzde 17 artışla 360,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. ​Başkan Hıradağı, "Avrupa Birliği'nde pazar payımızı artırıyor, Orta Doğu'daki güçlü konumumuzu koruyor, Kuzey Afrika'da yeni fırsatlar yakalıyor ve Amerika pazarındaki etkinliğimizi büyütüyoruz. Farklı kıtalarda eş zamanlı büyüyebilme kabiliyetimiz, AKİB'in en büyük rekabet avantajıdır," ifadelerini kullandı.

AKİB, İSO 500’de 62 Firma İle Temsil Edildi Haber

AKİB, İSO 500’de 62 Firma İle Temsil Edildi

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025 Araştırması"nda üretim ve ihracattaki güçlü performansıyla dikkat çekti. İSO 500 listesinde 62 üye firmayla temsil edilen AKİB, 1 trilyon 886 milyar TL üretimden net satış ve 10 milyar 839 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Böylece AKİB'in 2025 yılında gerçekleştirdiği 16,8 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık yüzde 64,3'ü, İSO 500 listesinde yer alan 62 üye firma tarafından gerçekleştirildi. AKİB üyesi firmalar arasında üretimden net satışlarda ilk sırada yer alan TÜPRAŞ, 698 milyar 789 milyon TL'lik tutar ile İSO 500 listesindeki liderliğini korudu. AKİB üyelerinden İskenderun Demir ve Çelik A.Ş., 120 milyar 792 milyon TL üretimden net satışıyla İSO 500'de 11'inci sırada yer alırken Tosyalı Demir Çelik Sanayi A.Ş. ise 104 milyar 301 milyon TL ile 14'üncü sıraya yerleşti. AKİB üyeleri ihracatta da güçlü performanslarını sürdürdü. Toplam 5,32 milyar dolarlık ihracatıyla Türkiye'nin en büyük ikinci ihracatçısı olan TÜPRAŞ'ı 875,2 milyon dolarla Şişecam, 650,5 milyon dolarla İskenderun Demir ve Çelik, 406,6 milyon dolarla Kılıç Deniz Ürünleri, 354,1 milyon dolarla Kastamonu Entegre ve 349,5 milyon dolarla Sasa Polyester izledi. 18 farklı sektörde üretim yapan sanayi ekosistemi İSO 500 listesinde yer alan AKİB üyesi firmalar, 18 farklı sanayi alt sektöründe faaliyet göstererek bölgenin üretim çeşitliliğini ortaya koydu. En güçlü temsil 18 firmayla gıda sanayisinde gerçekleşirken 13 firmayla demir-çelik ana metal sanayisi ikinci sırada yer aldı. Elektrik makineleri ile dokuma sanayileri 5’er; taş ve toprağa dayalı sanayi ile ağaç, mobilya ve mefruşat sanayileri ise 3’er firmayla listede temsil edildi. Taşıt araçları, kimya, cam, plastik, lastik, kâğıt ve petrol ürünleri gibi stratejik sektörlerde faaliyet gösteren firmalar da AKİB'in geniş üretim ekosistemini destekledi. Üretim büyüklüğü açısından değerlendirildiğinde ise petrol ürünleri sanayisi lider konumda yer aldı. Tek firma ile temsil edilen sektör, 699 milyar TL'ye yaklaşan üretimden net satış gerçekleştirerek AKİB'in toplam üretim hacminde belirleyici rol oynadı. Demir-çelik ana metal sanayisi 469 milyar TL, gıda sanayisi ise 200 milyar TL'nin üzerinde üretimden net satış hacmine ulaştı. Cam sanayisi 94 milyar TL, elektrik makineleri sanayisi ise 68 milyar TL'nin üzerinde üretim performansı sergiledi. İhracatta sektör çeşitliliği öne çıktı 2025 yılı verileri, AKİB'in ihracat başarısının yalnızca rafineri ve enerji sektörüne dayanmadığını ortaya koydu. Demir-çelik, cam, kimya, gıda, su ürünleri, ağaç ürünleri, otomotiv ve elektrik ekipmanları sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar da yüksek ihracat performanslarıyla öne çıktı. Özellikle İskenderun merkezli demir-çelik üreticileri, bölgenin ihracatında önemli pay sahibi olurken Sasa Polyester kimya sektöründe, Şişecam cam sanayisinde, Kılıç Deniz Ürünleri ile Yayla Agro Gıda ise tarım ve gıda sanayisinde yüksek katma değerli ihracatlarıyla dikkat çekti. Temsa ve HES Kablo gibi teknoloji yoğun üretim yapan sanayi kuruluşları da uluslararası pazarlardaki güçlü performanslarıyla AKİB'in ihracat kompozisyonunu daha nitelikli hale getirdi. "Üretimden ihracata uzanan başarı hikâyesini birlikte yazıyoruz" AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı İSO 500 verilerinin, Akdeniz İhracatçı Birlikleri'nin güçlü üretim altyapısını yüksek katma değerli ihracatla buluşturan sanayi ekosistemini bir kez daha kanıtladığını belirtti. AKİB'in, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine stratejik katkı sağlamayı sürdürdüğünü vurgulayan Hıradağı, şu değerlendirmede bulundu: “İSO 500 listesinde 62 üyemizin yer alması, bu firmalarımızın 1,9 trilyon liraya yaklaşan üretimden net satış ile 10,8 milyar doları aşan ihracat gerçekleştirmesi, bölgemizin üretim kapasitesini ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü açıkça göstermektedir. Birliğimizin 2025 yılındaki toplam ihracatının yaklaşık üçte ikisinin İSO 500'de yer alan üyelerimiz tarafından gerçekleştirilmesi; güçlü sanayi altyapısının, sürdürülebilir büyümenin ve ihracat odaklı kalkınmanın en sağlam dayanağı olduğunu teyit etmektedir. Bu başarı, Akdeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin üretim ve ihracat geleceğinde üstlendiği stratejik rolü de ortaya koymaktadır. Bugün dünya ticaretinde tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor. Yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve teknoloji odaklı üretim küresel rekabetin temel dinamikleri haline geliyor. Biz de AKİB olarak bu dönüşümü sadece takip eden değil, yön veren bir anlayışla hareket ediyoruz. Teknoloji yoğun üretimi, inovasyonu, sürdürülebilirliği ve markalaşmayı odağına alan yeni nesil ihracat vizyonumuz doğrultusunda üyelerimizi geleceğin rekabet koşullarına hazırlamaya devam edeceğiz. Akdeniz'in güçlü sanayi altyapısını, stratejik limanlarını, lojistik üstünlüğünü ve girişimcilik potansiyelini küresel değer zincirlerine daha güçlü entegre ederek yeni yatırım, yeni pazar ve yeni iş birliklerinin önünü açacağız. Hedefimiz; sadece daha fazla ihracat yapan değil, yüksek teknoloji üreten, küresel markalar geliştiren ve uluslararası ticarette yön belirleyen bir üretim ekosistemi oluşturarak Akdeniz'i Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasının öncü merkezi haline getirmektir. İSO 500 listesinde yer alarak ülkemizin üretim ve ihracat gücüne değer katan tüm üyelerimizi ve sanayicilerimizi gönülden kutluyorum. Bu önemli başarıda emeği bulunan çalışanlarımıza, yöneticilerimize ve tüm paydaşlarımıza özverili katkıları için teşekkür ediyor; hep birlikte Türkiye'nin üretim yolculuğunu daha güçlü yarınlara taşıyacağımıza yürekten inanıyorum.”

Kaz Yetiştiriciliği Kırsal Kalkınmanın Lokomotifi Haber

Kaz Yetiştiriciliği Kırsal Kalkınmanın Lokomotifi

Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Burak Şahinkaya, Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle kaz yetiştiriciliğini bölgesel kalkınmanın önemli unsurlarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini açıkladı. Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi, başta Samsun olmak üzere Türkiye'nin birçok bölgesinde kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticiyi güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Kooperatif Başkanı Burak Şahinkaya, üretimin tüm aşamalarını kapsayan güçlü bir ekonomik yapı oluşturmayı amaçladıklarını ifade ederek, üreticilerin gelir seviyesini artırmak, gençleri yeniden üretime kazandırmak ve kırsalda ekonomik hareketlilik sağlamak için eğitim programları, üretim destekleri ve çeşitli projeler yürüttüklerini belirtti. KAVAK'TA DAHA FAZLA İLGİ GÖRMELİYİZ Türkiye'nin farklı il ve ilçelerinden yatırımcıların, üreticilerin ve girişimcilerin kooperatif ile iletişime geçtiğini belirten Burak Şahinkaya, kaz yetiştiriciliğinin artık sadece geleneksel bir faaliyet olmaktan çıktığını ifade etti. Samsun Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı ile sürekli temas halinde olduklarını ifade eden Burak Şahinkaya, "Kendilerinin üreticiye ve kooperatifimize verdiği destek, yürüttüğümüz projelerin büyümesine önemli katkı sağlıyor. Bugün birçok ilimizden ortaklık, yatırım ve üretim talepleri alıyoruz. İnsanlar kaz yetiştiriciliğinin ekonomik değerini ve geleceğini görmeye başladı. Türkiye'nin dört bir yanından gördüğümüz ilgi ve desteğin çok daha fazlasını merkez olarak belirlediğimiz Kavak ilçemizde görmek istiyoruz. Sahip olduğu coğrafi avantajlar, tarımsal altyapısı ve üretim kültürüyle Kavak, bu sektörün bölgesel merkezi olabilecek potansiyele sahiptir." diye konuştu. KIRSAL KALKINMANIN LOKOMOTİFİ Hedeflerinin yalnızca canlı hayvan üretmek olmadığının altını çizen Burak Şahinkaya, "Damızlık üretiminden civciv teminine, yetiştiricilikten kesime, et işleme tesislerinden paketlemeye, tüy işleme ve değerlendirme merkezlerinden pazarlamaya kadar tüm süreci kapsayan entegre bir üretim modeli oluşturmak istiyoruz. Kaz tüyü bugün dünya genelinde yastık, yorgan, tekstil ve birçok özel üründe kullanılan yüksek ekonomik değere sahip bir üründür. Bu nedenle sektörün her aşamasını değerlendirmek zorundayız. Biz günü kurtaran projeler değil, gelecek nesillere kalacak yatırımlar planlıyoruz. Kurulacak entegre tesisler sayesinde sadece birkaç üretici değil, yüzlerce aile gelir elde edebilecek. Köylerdeki üretim artacak, yeni istihdam alanları oluşacak ve bölge ekonomisine önemli katkılar sağlanacak. Kaz yetiştiriciliği yalnızca bir hayvancılık faaliyeti değil, doğru planlandığında kırsal kalkınmanın lokomotiflerinden biri olabilir." ifadelerini kullandı. ÜRETİMİN OLDUĞU YERDE UMUT VARDIR Burak Şahinkaya, kooperatifin yeni dönemdeki projelerini sözlerine ekleyerek, "Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi olarak önümüzdeki dönemde yeni projeler, yatırım ortaklıkları ve üretici destek programlarıyla çalışmalarını genişleterek sürdürmeyi hedefliyoruz. Üretmek isteyen herkese kapılarımız açık. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve yatırımcıları kırsal kalkınma odaklı bu vizyonun parçası olmaya davet ediyorum. Biz inanıyoruz ki üretimin olduğu yerde umut vardır. Doğru destekler ve ortak akıl ile Kavak'ı, Samsun'u ve bölgemizi Türkiye'nin kaz yetiştiriciliğinde örnek gösterilen merkezlerinden biri haline getirebiliriz." diye konuştu.

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı Haber

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı

İzmir’i inovasyon ve girişimciliğin önde gelen şehirlerinden biri yapma hedefiyle çalışmalarını sürdüren İzQ, yatırımcılara ilham veren bir organizasyona daha imza attı. Uzman isimlerin eğitim verdiği “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” na katılan girişimciler kısa süre içinde, yatırım stratejilerini netleştirerek finansal yapılarını güçlendirdi, veri odası hazırlığı ve yatırımcı sunumları konusunda yetkinlik kazandı. Programa katılan girişimciler arasından öne çıkanlar Fransa’da düzenlenen VivaTech teknoloji fuarına giderek çalışmalarını bir üst lige taşıyacak. 16 GİRİŞİMCİ KATILDI İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi, KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü ve EGİAD Melekleri iş birliğiyle, Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında yürütülen “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” tamamlandı. 22 gün süren, 4 modülden oluşan ve Demo Day ile tamamlanan programa, toplam 70 başvuru alınırken, içlerinden seçilen 16 girişim programa katılmaya hak kazandı. HEDEF FRANSA Etkinliğin finalinde, ürününü geliştirmiş ve ilk satışlarını gerçekleştirmiş teknoloji girişimleri, program boyunca elde ettikleri kazanımları yatırımcılara ve ekosistem paydaşlarına sundu. Değerlendirme sonucunda öne çıkan 4 girişim (Asklepion, Danex AI, Onysoft AI ve Rendera), 17-20 Haziran tarihlerinde Fransa’da düzenlecek olan VivaTech teknoloji fuarına katılmaya hak kazanarak uluslararası ekosistemle buluşma fırsatı elde etti. ÖZGENER: GİRİŞMCİLER İÇİN KILAVUZ OLDU İzQ Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, programın girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıya dikkat çekerek, “İlk günden beri hedefimiz, henüz yolun başında olan girişimcilerimize yol göstermek. Bu anlamda paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz Yatırıma Hazırlık Programı, fikri olan, bu fikri yatırıma dönüştürmek için çabalayan tüm girişimcilerimiz için bir kılavuz oldu. Kısa süre içerisinde çok önemli isimlerden eğitim aldılar ve yol haritalarını belirlediler. Yapılan bu çalışmayı kentimiz ve ülkemiz için çok kıymetli buluyorum. Önümüzdeki günlerde, daha fazla girişimcimizin faydalanacağı etkinlikler düzenlemek için çalışmalarımıza devam ediyor olacağız” dedi. YELKENBİÇER: VİVATECH ÖNEMLİ BİR FIRSAT İzQ İcra Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, “Program süresince girişimcilerimiz yalnızca yatırımcı karşısına çıkmaya değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme ve uluslararası açılım hedeflerine de hazırlanmış oldu. VivaTech gibi dünyanın önde gelen teknoloji fuarlarından birine katılım, girişimlerimizin küresel ağlara erişimi açısından son derece kıymetli bir fırsat sunuyor” ifadelerini kullandı. ARSLAN: İŞ GELİŞTİRME FIRSATLARINA ERİŞİMİ ÖNEMSİYORUZ KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent Arslan, “Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında desteklediğimiz bu program ile girişimlerin yatırım süreçlerine daha güçlü hazırlanmasını ve uluslararası iş geliştirme fırsatlarına erişimini önemsiyoruz. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı’nın, girişimcilerimizin küresel pazarlara açılma yolculuğunda önemli bir basamak oluşturduğuna inanıyoruz” dedi. YILMAZ: DOĞRU HAZIRLIK, DOĞRU TEMAS ÖNEMLİ EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, “Erken aşama girişimlerin yatırım yolculuğunda doğru hazırlık, doğru temaslar ve doğru yönlendirme büyük önem taşıyor. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı ile girişimcilerin yatırımcı beklentilerini daha iyi anlayan, iş modellerini daha güçlü ifade edebilen ve uluslararası fırsatlara daha açık bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm Haber

Kuraklığa Karşı Türkiye'den Küresel Çözüm

Sabancı Üniversitesi'nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla'da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50'ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25'e varan artış sağlayan teknoloji; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da sahada kullanılıyor. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems'in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye'de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul'un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50'ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25'e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye'nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika'da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye'nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı'nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. “Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji” Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye'de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu.” Sabancı Üniversitesi'nde 2007'den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. “Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir” TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: “Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir.” Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. “Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk” ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO'su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70'ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems'in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde AR-GE aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD'den Afrika'ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems'i Türkiye'den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.” Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO'su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5'i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor.” Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: “Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems'in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye'de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems'i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye'nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.” Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul'da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Yönetim ve Ar-Ge ekibi • Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO • Can Yurdakul — Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO • Dr. Senem Seven — Kurucu Ortak ve Chief Innovation Officer • Yeşim Zorbacı — Kurucu Ortak ve Chief Research Officer • Dr. Utku Seven — Kurucu Ortak ve Chief Production Technology Officer • Dr. Eren Şimşek — Ortak ve Chief Technical Operations Officer • Can Arslan — Ortak ve Chief Commercial Officer • Ömer Faruk Tanrıverdi — Ortak ve Chief External Affairs Officer (CEAO) Küresel yapı İstanbul'da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey'de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri'nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.

Kütahya’da Blueberry Hamlesi: Hollandalı Heyetten Teknik Saha İncelemesi Haber

Kütahya’da Blueberry Hamlesi: Hollandalı Heyetten Teknik Saha İncelemesi

"Blueberry Yetiştiriciliği Eğitimi" programının ikinci günü, kapsamlı saha ziyaretlerine sahne oldu. Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO) organizasyonunda gerçekleşen programda, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis ve beraberindeki uzman heyet, Kütahya’nın üzümsü meyve üretim potansiyelini yerinde değerlendirdi. ​Kütahya’nın Toprak ve İklim Yapısı İncelendi ​Ziyaret kapsamında Kütahya genelindeki tarım arazilerini gezen heyete; KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri ve sektör temsilcileri eşlik etti. Yapılan incelemelerde, Kütahya topraklarının yaban mersini yetiştiriciliğine olan elverişliliği, bölgenin mikroklima özellikleri ve su verimliliği gündeme gelirken Hollanda Tarım Danışmanı Marcel de Jong tarafından paylaşılan uluslararası üretim sistemleri değerlendirildi. ​"Hedefimiz Katma Değerli Tarım" ​KÜTBO Başkanı Necati Gültekin, saha incelemelerinin ardından yaptığı açıklamada, Kütahya tarımında ürün çeşitliliğini artırmayı hedeflediklerini belirtti. Gültekin, "Uluslararası yatırımcılarla kurduğumuz bu köprü, Kütahya’da modern tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi için tarihi bir adımdır" dedi. ​İhracat Potansiyeli ve Yeni Yatırım Fırsatları ​Hollandalı yatırımcılar ve tarım uzmanları, Kütahya’nın lojistik avantajları ve üretim kapasitesinin blueberry ihracatı için büyük fırsatlar sunduğuna dikkat çekti. Teknik ekiplerin sunduğu raporlar doğrultusunda, bölgede yeni yatırım alanlarının oluşturulması ve modern üretim tesislerinin kurulması planlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.