Hava Durumu

#Yatırım

Kırsal Haber - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gübre Tedarikinde Herhangi Bir Sorun Bulunmuyor Haber

Gübre Tedarikinde Herhangi Bir Sorun Bulunmuyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, savaşların küresel etkilerinden birinin de gıda arz güvenliği olduğunu belirterek, “Gıda anlamında herhangi bir problemimiz yok. Bitkilerin gelişim döneminde gübre tedariki konusunda da bir sıkıntı söz konusu değil. Hatta arzı artırmak için gerekli tedbirleri alıyoruz." dedi. Bakan Yumaklı, Kırklareli programı kapsamında Valiliği ziyaret etti. Protokol üyeleriyle selamlaşan Yumaklı, valilik bahçesinde düzenlenen fidan dikim törenine katıldı. Daha sonra Valilik Şeref Defteri'ni imzalayan Yumaklı, Vali Uğur Turan'dan kentte yürütülen çalışmalar ve yatırımlar hakkında bilgi aldı. Kırklareli Belediyesini de ziyaret eden Yumaklı, Belediye Başkanı Derya Bulut ile bir süre görüştü. Bakan Yumaklı daha sonra Atatürk Toprak, Su ve Tarımsal Meteoroloji Araştırma Enstitüsü Konferans Salonu'nda düzenlenen sektör temsilcileri buluşmasına katıldı. Ramazan ayını tebrik eden Yumaklı, ramazanın İslam dünyasında birlik ve beraberliğe vesile olmasını temenni etti. Bakanlık olarak sektörün tüm konularını yerinde değerlendirmek amacıyla il ziyaretleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Yumaklı, dünyada yaşanan gelişmelerin hızla değiştiğini söyledi. İslam coğrafyasının çeşitli saldırı ve krizlerle karşı karşıya kaldığını dile getiren Yumaklı, küresel gelişmelerin tarım ve gıda ticaretini de doğrudan etkilediğini belirtti. Bakanlık olarak olası risklere karşı hazırlıklı olduklarını vurgulayan Yumaklı, gübre stokları konusunda kamuoyunda bazı dezenformasyonlar yapıldığını söyledi. Gübre tedarikinde herhangi bir sorun bulunmadığını belirten Yumaklı, şöyle konuştu: “Gıda anlamında herhangi bir problemimiz yok. Bitkilerin gelişim döneminde gübre tedariki konusunda da bir sıkıntı söz konusu değil. Hatta arzı artırmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. En son dün gece bazı ülkeler için uygulamış olduğumuz gübrelerde gümrük vergisi oranlarını sıfıra indirdik. Dolayısıyla bu anlamda bizim ülkemizde de arzın çok hızlı bir şekilde gelmesini sağlamak adına bunları yapıyoruz. Bunun dışında da farklı tedbirleri peyderpey devreye alacağız. Savaşların küresel etkisini en başta enerji arzındaki daralma olarak görüyoruz ancak en kritik konulardan biri gıda arz güvenliğidir." Tarımsal üretimin dünyada stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Yumaklı, sektörün kendine özgü dinamiklerinin bulunduğunu söyledi. Bakanlık olarak politikalarını bu doğrultuda geliştirdiklerini dile getiren Yumaklı, üretim planlamasına dayalı yeni destek modelleri uyguladıklarını ifade etti. Bakan Yumaklı, şunları kaydetti: “Farklı destekleme modellerini üretim planlamasıyla entegre ettik. Tarımsal kredileri de aynı şekilde planlamayla uyumlu hale getirdik. Hayvancılıkla ilgili 5 yıllık eylem planımızı uygulamaya koyduk. Dün itibarıyla 12,3 milyar liralık temel destek ödemesini ve planlı üretim desteğini üreticilerimizle, çiftçilerimizle buluşturmaya başladık. Kırklareli'ne de yaklaşık 150 milyon lira civarında buradan bir ödeme gelmiş olacak. İnşallah mart ve nisan aylarında Türkiye genelinde 81 milyar lirayla bu ödemeyi tamamlamış olacağız" Kırklareli'nin hayvansal üretimde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Yumaklı, kentin ari işletmelerdeki hayvan varlığı bakımından Türkiye'de ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Yumaklı, son 23 yılda Kırklareli'nde tarım, orman ve su alanlarında yaklaşık 58 milyar liralık destek ve yatırım yapıldığını söyledi. Kırklareli Orman Bölge Müdürlüğünün de yakın zamanda kurulacağını belirten Yumaklı, kentteki yatırımların süreceğini dile getirdi. Trakya'nın ayçiçeği üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, iklim değişikliğinin etkilerinin bölgede hissedildiğini söyledi. Bu noktada TARSİM uygulamalarının önemine değinen Yumaklı, “TARSİM'de köy bazlı verim sigortasına geçtik. Kırklareli'nde arpa ve buğdayın yanı sıra ayçiçeğini de bu kapsama aldık. Ayrıca ayçiçeğinde fiyat dalgalanmalarını önlemek amacıyla tarife kontenjanlarını çiftçilerimiz lehine düzenledik." dedi. “JEOTERMAL TESİSLER TARIMSAL ÜRETİME ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLIYOR" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, daha sonra Kırklareli'nde jeotermal su kaynağıyla üretim yapılan domates serasını ziyaret etti. Bakan Yumaklı, Asilbeyli köyündeki serayı gezerek yetkililerden bilgi aldı. Serada çalışan kadınlarla birlikte domates fidesi diken Yumaklı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla personele karanfil hediye etti. Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, Kırklareli'nin ülke tarımı açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Kentin doğası, havası, suyu, tarımsal üretimi, biyolojik çeşitliliği, Longoz Ormanları ve turizm potansiyeliyle ön plana çıktığını ifade eden Yumaklı, bugün kentte çeşitli ziyaretlerde bulunarak sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini hatırlattı. Jeotermal seraların biyolojik mücadeleyi öne çıkaran bir üretim modeli olduğunu anlatan Yumaklı, tesiste çalışanların büyük bölümünün kadınlardan oluştuğunu gözlemlediğini belirtti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayan Yumaklı, “Bu özel ve hassas alanlarda elbette hanımefendilerin çalışması ayrı bir önem taşıyor. Çünkü bu hassasiyeti en üst düzeyde gösteriyorlar." dedi. Jeotermal tesislerin üretime önemli katkılar sağladığını vurgulayan Yumaklı, şöyle konuştu: “Toplamda 61 jeotermal kaynaklı organize tarım bölgesi bulunuyor. Bunlardan 40 tanesi şu anda tüzel kişilik kazanmış durumda. Bu bölgelerle birlikte yalnızca jeotermal kaynakları kullanan organize tarım bölgelerinde yıllık 1 milyon tonluk üretime ulaşacağız. Özellikle iklimsel koşulların bizi zorladığı dönemlerde bu tür üretimlerin değeri ve katkısı son derece önemli. Burada dekarda yaklaşık 50 tonluk üretimden bahsediyoruz. Tesis tamamlandığında 200 dekarlık alanda 10 bin ton üretim yapılacak. Bunun gibi tesislerin çoğalması için bakanlığımızın ciddi destekleri bulunuyor."

AKAMİB'den Çin Hamlesi Haber

AKAMİB'den Çin Hamlesi

AKAMİB, Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında Çin’de düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na çıkarma yaptı. 9 firmadan 16 temsilcinin katıldığı programda Asya’daki üretim trendleri ve yeni nesil ambalaj teknolojileri yerinde incelenirken, Türk firmalar rekabet gücünü artıracak temaslarda bulundu. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında rotasını Çin’e çevirdi. 2–7 Mart 2026 tarihleri arasında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na katılım sağlayan AKAMİB heyeti, Asya ambalaj sektöründeki güncel gelişmeleri yerinde inceledi. Heyette 9 firmadan 16 temsilci yer alırken, program kapsamında Çin’in önemli üreticilerinden Xin Da Feng Paper Products firmasının üretim tesisi de ziyaret edildi. Gerçekleştirilen temaslarda üretim teknolojileri, sürdürülebilir ambalaj çözümleri ve makine yatırımlarına ilişkin kapsamlı bilgi alışverişinde bulunuldu. “Teknolojik dönüşümü yerinde gözlemliyoruz” Çin’in ambalaj sektöründeki üretim ve teknoloji kapasitesine dikkat çeken AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, firmalarımızın Asya pazarındaki teknolojik dönüşümü yakından takip etmeleri açısından son derece önemli. Çin, hem ambalaj hammaddeleri hem de makine üretiminde küresel ölçekte belirleyici bir konumda bulunuyor. Bu ekosistemi yerinde görmek, firmalarımızın yatırım kararlarını daha sağlıklı ve stratejik biçimde şekillendirmesine imkân sağlıyor. AKAMİB olarak üyelerimizin yüksek katma değerli üretime geçişini destekleyen, yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran ve uluslararası iş birliklerini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu tür organizasyonların, firmalarımızın küresel rekabet gücünü artırarak ihracat performansımıza doğrudan katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Asya’nın en önemli ambalaj fuarlarından biri Sino-Pack Fuarı; kağıt ve karton bazlı ambalaj çözümleri, sürdürülebilir ambalaj teknolojileri, otomasyon sistemleri ve ileri üretim teknikleri alanında Asya’nın en önemli ihtisas fuarları arasında yer alıyor. Özellikle Güney Çin bölgesinin ambalaj hammaddeleri ve makine üretimindeki güçlü ekosistemi, fuarı küresel sektör paydaşları açısından stratejik bir buluşma noktası haline getiriyor. Katılımcı firmalar, fuar kapsamında yeni nesil üretim hatlarını, dijitalleşme odaklı otomasyon çözümlerini ve maliyet avantajı sağlayan yenilikçi uygulamaları yakından inceleme fırsatı buldu.

Büyükşehir’den Güney’de 798 Üreticiye Kompoze Gübre Desteği Haber

Büyükşehir’den Güney’de 798 Üreticiye Kompoze Gübre Desteği

Denizli Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimde kalite ve verimliliği artırmak, üreticilerin girdi maliyetlerini düşürerek kırsalda ekonomik sürdürülebilirliği güçlendirmek amacıyla Güney ilçesinde 798 üreticiye toplam 3 bin 640 çuval kompoze gübre desteği verdi. Dağıtım töreninde konuşan Başkan Çavuşoğlu, “Betona değil, üretene yatırım yapıyoruz” dedi. Güney ilçe merkezinde düzenlenen programa Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın, DBB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yücel Arazsu, üreticiler ve çok sayıda vatandaş katıldı. “Üreten baş tacı olacak dedik” Programda konuşan Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, tarımın ve üreticinin stratejik önemine dikkat çekerek, yerel yönetim anlayışlarının merkezine üretimi koyduklarını ifade etti. “Tohumla toprağı buluşturanı baş tacı edemezsek şehirde yiyecek ekmek bulamayız” diyen Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kırsalda üretimin devamlılığının kent yaşamının sürdürülebilirliği açısından hayati olduğunu vurguladı. Göreve geldikleri günden bu yana “betona değil, üretene yatırım” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Başkan Çavuşoğlu, artan girdi maliyetleri ve düşen alım gücü karşısında üreticinin yalnız bırakılmayacağını söyledi. “Bu kaynaklar sizlerin emeğidir” Desteklerin hiçbir siyasi ayrım gözetmeden, belirlenen kriterler çerçevesinde dağıtıldığını ifade eden Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, “Bir terazi açtık. Şartlarımızı belirledik. Kim bu şartları taşıyorsa yanında olduk. Hiç kimseyi siyasi görüşüne göre ayırmadık” dedi. Kaynakların emanet bilinciyle yönetildiğini dile getiren Başkan Çavuşoğlu, yapılan yardımların vatandaşın vergisinden karşılandığını belirterek, “Bu kaynaklar sizlerin emeğidir. Bizler sadece emanetçisiyiz” ifadelerini kullandı. Başkan Çavuşoğlu ayrıca Güney’de kreş, sosyal tesis ve çok amaçlı kullanım alanlarını içeren yeni bir yatırımın temelinin bu yıl içinde atılacağını açıkladı. “Üreten çiftçi rekabet edemiyor” CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum ise konuşmasında artan mazot ve gübre fiyatlarına dikkat çekerek, üreticinin ciddi bir maliyet baskısı altında olduğunu söyledi. Geçmişte bir kilogram buğdayla bir litre mazot alınabildiğini hatırlatan Horzum, bugün aynı mazotu alabilmek için yaklaşık beş kilogram buğday verilmesi gerektiğini ifade etti. Komşu ülkelerde mazot ve gübre fiyatlarının daha düşük olduğuna dikkat çeken Horzum, bu şartlarda Türk çiftçisinin rekabet gücünün zayıfladığını belirtti. Horzum, CHP’li yerel yönetimlerin üreticiye yönelik desteklerinin süreceğini vurguladı. “Güney küçük arazilerde büyük emek veriyor” Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın ise ilçede geniş tarım arazileri yerine daha küçük ve emek yoğun üretim alanlarının bulunduğunu belirterek, üzüm, kekik ve tütün üretiminin bölge için büyük önem taşıdığını ifade etti. Yapılan gübre desteğinin ilçede ciddi bir karşılık bulduğunu söyleyen Güney Belediye Başkanı Eraydın, önümüzdeki aylarda kreş, etüt merkezi ve konferans salonu projelerinin temelinin atılacağını açıkladı. Tüm desteklerin vatandaşın vergileriyle sağlandığını vurgulayan Eraydın, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini dile getirdi. 2026’da da destekler sürecek DBB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yücel Arazsu ise tarımsal desteklerin sistematik ve planlı biçimde sürdürüldüğünü belirtti. 2024 yılından bu yana düzenli hale getirilen tarımsal destek programlarının 2026 yılında da kararlılıkla devam edeceğini ifade eden Arazsu, yalnızca bu yıl il genelinde 9 bin 847 üreticiye toplam 2 milyon 46 bin kilogram gübre desteği sağlandığını açıkladı. Konuşmaların ardından Başkan Çavuşoğlu ve protokol üyeleri tarafından Güney ilçesindeki 798 üreticiye toplam 3 bin 640 çuval kompoze gübre desteği verildi.

Gıda Fiyatlarındaki Fahiş Artış Yönetememenin Sonucudur Haber

Gıda Fiyatlarındaki Fahiş Artış Yönetememenin Sonucudur

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda gıda fiyatlarının fahiş artışlarının nedenlerinin araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesi üzerine söz aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda gıda fiyatlarının fahiş artışlarının nedenlerinin araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan Gülcan Kış, gıda krizinin ekonomik değil, siyasal bir tercih meselesi olduğunu vurguladı. “Bu tablo küresel kriz değil, yönetememe hâlidir” Gülcan Kış, gıda fiyatlarındaki artışın bir ekonomi başlığı olmadığını belirterek, “Bu artış, ülkeyi kimin yönettiğini ve kimin bedel ödediğini gösteren en çıplak göstergedir. ‘Fiyatlar neden artıyor?’ sorusuna cevap vermeden hiçbir sorun çözülemez” dedi. Pandemi ve savaşlara rağmen dünyada enflasyonun birçok ülkede gerilediğini, buna karşın Türkiye’de artmaya devam ettiğini ifade eden Kış, “Bu tablo küresel krizle açıklanamaz. Bunun adı açıkça yönetememe hâlidir” diye konuştu. Türkiye’nin gıda enflasyonunda Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada yer aldığına dikkat çekti. “Ortada hukuksuzluk ve adaletsizlik var” Kış, gıda fiyatlarındaki artışın ne mevsim şartlarıyla ne de dış güç söylemleriyle açıklanamayacağını vurgulayarak, “Bu tabloyu açıklayan tek şey hukuksuzluk ve adaletsizliktir. Güvenin olmadığı yerde üretim olmaz, yatırım olmaz, fiyatlar da düşmez” ifadelerini kullandı. “Pazarda artık fiyat etiketi değil, ‘kredi kartı geçerlidir’ yazıyor” Hafta sonu Mersin’de semt pazarlarını gezdiğini anlatan Kış, vatandaşın yaşadığı yoksulluğu çarpıcı örneklerle aktardı. “Eskiden pazarcılar büyük fiyat etiketleri asardı, bugün tezgâhlarda ‘Kredi kartı geçerlidir’ yazıyor. Bu, yoksulluğun nasıl normalleştirildiğinin açık itirafıdır” diyen Kış, bir demet tere otunun 250 TL’ye, 1 kilogram salatalığın ise 190 TL’ye ulaştığını söyledi. “Bu yalnızca pahalı bir sebze değildir; çöken tarım politikasının ağır bedelidir” dedi. “Üretimi değil, zam düzenini destekliyorsunuz” Tarımda üretim ayağının çöktüğünü vurgulayan Kış, gübre, mazot ve yem fiyatlarındaki artışlar nedeniyle çiftçinin üretimden koparıldığını ifade etti. Mazot fiyatının 61 TL’yi geçtiğini hatırlatan Kış, “Mazota gelen her zam, tarladan sofraya her ürüne yeni bir zam olarak yansıyor. Bu maliyetle çiftçi nasıl tarlasını sürecek?” diye sordu. Kış, “Üretim bu kadar baskı altındayken tüketiciye ucuz gıda vaadi vermek ya cehalettir ya da bilinçli bir aldatmadır” dedi. “Hesap günü sandıkta görülecek” Konuşmasının sonunda “hesap günü” vurgusu yapan Kış, şu ifadeleri kullandı: “Bu ülkede insanlar artık sabrının sınırında yaşıyor. 28 bin 75 lirayı çok gördüğünüz asgari ücretlinin de ‘20 bin lira yeter’ dediğiniz emeklinin de iki eli yakanızda olacaktır. O hesap sandıkta görülecek. Bu kötü düzenin bedelini bu ülkenin emekçisi değil, bu düzeni kuranlar ödeyecek.”

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir Haber

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Üzümsü Meyve Fidan Dağıtım Etkinliği Gerçekleştirildi Haber

Üzümsü Meyve Fidan Dağıtım Etkinliği Gerçekleştirildi

Muğla’da üzümsü meyve üretimini artırmak amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında üreticilere %75 hibeli fidan ve ekipman desteği sağlandı. Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından desteklenen ve Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yürütülen Üzümsü Meyve Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi kapsamında fidan dağıtım etkinliği, İl Müdürlüğü bahçesinde gerçekleştirildi. Etkinliğe Muğla Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu ile İl Müdürü Seyfettin Baydar’ın yanı sıra İl Müdür Yardımcısı Erizan Yılmaz, şube müdürleri ve üreticiler katıldı. Programda konuşan Muğla Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, projeye destek vermekten memnuniyet duyduklarını belirterek, uzun vadeli tarımsal projelerin hem üretici hem de ülke ekonomisi açısından önemine dikkat çekti. “Projelerin en güzel tarafı, yıllar sonra meyvelerini toplarken verilen emeğin gururunu yaşamaktır.” Cevheroğlu ayrıca İl Müdürlüğü tarafından yürütülen projelere YİKOB olarak desteklerinin devam edeceğini ifade etti. Programda konuşma yapan İl Müdürü Seyfettin Baydar ise üzümsü meyvelerin artan pazar talebi ve sağlıklı beslenmedeki yeri nedeniyle stratejik ürünler arasında yer aldığını vurguladı. “Üzümsü meyveler, üreticilerimiz için yeni ve kazançlı bir alternatif ürün olarak öne çıkmaktadır.” Baydar konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Öncelikle Muğla Valimiz sayın Dr. İdris Akbıyık başta olmak üzere Vali Yardımcımız Halil Serdar Cevheroğlu ve YİKOP Proje Müdürü Ahmet Esen’e desteklerinden dolayı şükranlarımızı sunuyorum. Bu proje ile ilimizde frenk üzümü, ahududu, böğürtlen ve aronya üretimini yaygınlaştırmayı, üreticilerimize yeni gelir kaynakları oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu üretim alanlarını daha da artırarak devam ettireceğiz.” dedi. Proje kapsamında 9 ilçede toplam 100 dekar alanda kapama üzümsü meyve bahçesi tesis edilecek. Proje çerçevesinde Dalaman, Ula, Datça, Milas, Seydikemer, Kavaklıdere, Menteşe, Fethiye ve Yatağan ilçelerinde üreticilere; 28.000 adet Böğürtlen, 10.500 adet Aronya, 7.000 adet Frenk üzümü, 7.000 adet Ahududu fidanı olmak üzere toplam 52.500 adet fidan %75 hibeli olarak dağıtılacak. Üreticilere sadece fidan değil, bahçe tesisinde kullanılacak ekipman desteği de sağlanarak, böğürtlen ve ahududu bahçeleri için gerekli olan 2350 kg tel ve 2800 adet galvanizli direk de %75 hibeli olarak üreticilere teslim edilecek. Toplam bütçesi 2.827.500 TL olan projenin 2.120.625 TL’si Muğla Valiliği tarafından karşılanıyor.

TAT Gıda Karlılıkta Vites Yükseltti Haber

TAT Gıda Karlılıkta Vites Yükseltti

Türk gıda endüstrisinde salça, domates ürünleri, sos, hazır yemek ve turşu üretiminde lider üretici Tat Gıda, 2025 yılında 8,2 milyar TL net satış hasılatı elde etti ve etkin maliyet yönetimi sayesinde brüt kârını yüzde 51 artırdı. Öte yandan, Tat Gıda faaliyet giderlerini yüzde 32 azaltması sonucunda, 2025 yılını, 647 milyon TL esas faaliyet karı, 952 milyon TL FAVÖK ve 132 milyon TL net kârla tamamladı. Tat Gıda Genel Müdürü Veysel Memiş, Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleri ve yatırım şirketlerinden 34 sektör profesyonelinin katıldığı toplantıda, şirketin 2025 yılı dördüncü çeyrek finansal sonuçlarını paylaştı. Veysel Memiş, Tat Gıda’nın finansal performansının yanı sıra gelecek dönem hedeflerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. “İki yılda 17 milyon avroluk yatırım gerçekleştirdik” 2025 yılında etkin maliyet yönetimi ve operasyonel disiplinin ön plana çıktığını vurgulayan Veysel Memiş, faaliyet giderlerinde sağlanan belirgin gerilemenin kârlılığı desteklediğini ifade etti. Tat Gıda’nın Koç Holding’ten devralınmasının üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatan Veysel Memiş, bu sürede toplam 17 milyon avroluk yatırım gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bu yatırımların temel amacı Tat Gıda’yı güçlü bir küresel marka haline getirmek.” dedi. “Cironun yüzde 74’ü yurt içi, yüzde 26’sı ihracattan geldi” Tat Gıda’nın 2025 yılına ilişkin finansal performansına dair verileri açıklayan Veysel Memiş, şirketin 8,2 milyar TL net satış hasılatı elde ettiğini, cironun yüzde 74’ünün yurt içi, yüzde 26’sının ihracat kaynaklı olduğunu aktardı. Etkin maliyet yönetimi ve operasyonel disiplin sayesinde brüt kârın yüzde 51 artarak 1,3 milyar TL’ye yükseldiğini belirten Veysel Memiş, faaliyet giderlerinde sağlanan yüzde 32’lik düşüşün esas faaliyet kârını 647 milyon TL’ye, FAVÖK’ü ise 952 milyon TL’ye taşıdığını ifade etti. Veysel Memiş, “Faaliyet giderlerinin net satışlara oranı bir önceki yıla göre 5 puan gerilerken, Tat Gıda 2025 yılını 132 milyon TL net kâr ile tamamladı.” diye konuştu. Şirketin iş modelindeki dönüşüme de değinen Veysel Memiş, sözleşmeli çiftçi modelinin Tat Gıda için stratejik bir avantaj sağladığını belirterek, 500 çiftçiyle çalışıldığını ve hammadde girdilerinin yüzde 50’sinin bu modelle tedarik edildiğini söyledi. Dijital tarım uygulamalarıyla verimliliğin hektar başına 100-110 ton seviyelerine çıkarıldığını vurgulayan Veysel Memiş, üretimin Bursa ve İzmir’deki üç fabrikada gerçekleştirildiğini kaydetti. “Yurt dışı müşteri portföyü yüzde 39 büyüdü” Dağıtım tarafında doğrudan satış modeline geçişin önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Veysel Memiş, Tat Gıda’nın bugün 5 kıtada 50’den fazla ülkeye doğrudan satış yaptığını, yurt dışı müşteri portföyünün yüzde 39 büyüdüğünü açıkladı. Veysel Memiş, yurt içinde ise 58 bayi ve 2 distribütör ile faaliyet gösterildiğini, 2026 sonunda Türkiye genelinde çok daha yaygın bir doğrudan satış ağına ulaşılmasının hedeflendiğini belirtti. “Ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideriyiz” Üretim yatırımlarına da değinen Veysel Memiş, sos ve hazır yemek yatırımları sonucunda 2025’in son çeyreğinde soslarda yüzde 23, hazır yemeklerde ise yüzde 33 oranında üretim artışı sağlandığını söyledi. Ürün portföyünün yenilendiğini belirten Veysel Memiş, Nielsen verilerine göre Tat Gıda’nın 2025 sonunda ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideri olduğunu hatırlattı. Ürün portföyünü yenileyerek odaklandıkları stratejik dönüşümün sonuçlarını 2025 yılında net biçimde gördüklerini kaydeden Veysel Memiş, geçen yıl ketçap ve mayonez kategorilerinde tonaj bazında Türkiye lideri olduklarını bildirdi. Dünya genelinde 100’den fazla ülkede tüketicilerin izleme ve satın alma davranışlarını perakende verileriyle analiz eden Nielsen raporlarına göre şirketin, söz konusu kategorilerde Türkiye pazarında güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığını vurgulayan Veysel Memiş şunları söyledi: “Dünya genelinde 100’den fazla ülkede tüketicilerin izleme ve satın alma davranışlarını perakende verileriyle analiz eden Nielsen raporları, Tat Gıda’nın ketçap, mayonez ve domates salçası kategorilerinde pazarın üzerinde bir performans sergileyerek liderliğini güçlendirdiğini ortaya koydu. Toplam Türkiye ketçap pazarında tonaj pazar payı geçen yıla paralel seyrederken, Tat Gıda olarak tonajda yüzde 5 büyüme kaydettik. Ciro tarafında ise ulusal pazar yüzde 33,1 büyürken, bizim büyümemiz yüzde 41,4 seviyesinde gerçekleşti. Bu performansın ana sürükleyicisi, tonajda yüzde 11,1 ve ciroda yüzde 46 artış yakaladığımız indirimli marketler hariç kanal oldu. Elde ettiğimiz bu sonuçlarla Tat Ketçap, süpermarket kanalında 2024 yılında ikinci sırada yer aldığı tonaj pazar payında, 2025 itibarıyla lider marka konumuna yükseldi. Mayonez kategorisinde de güçlü bir ivme yakaladık. Toplam Türkiye pazarında tonaj pazar payının geçen yıla göre 5 puan arttığı bir dönemde, Tat Gıda olarak pazarın üzerinde yüzde 18,2 puanlık bir büyüme sağladık. Tat Mayonez, 2025 yılında da tonaj bazında Türkiye pazar liderliğini korudu. Domates salçasında ise toplam pazar tonajda yüzde 2,4 daralmasına rağmen ciroda yüzde 18,5 büyürken, Tat Gıda olarak hem tonaj hem de ciroda Türkiye liderliğimizi sürdürdük. Bu kategorideki büyümemiz ağırlıklı olarak indirimli marketler hariç Türkiye kanalından geldi. “Bu yıl ilk entegre faaliyet raporunu yayımlayacağız” Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine aldıklarını vurgulayan Veysel Memiş, Manisa Akçaköy’de devreye alınan GES yatırımıyla enerji tüketiminin yüzde 19,5’inin yenilenebilir kaynaklardan karşılandığını, Afyonkarahisar’da kurulacak ikinci santralin ardından bu oranın yüzde 97’ye ulaşacağını açıkladı. Veysel Memiş, şirketin 2030’da karbon emisyonlarını yüzde 55 azaltma, 2050’de net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ilerlediğini belirtti. Toplantının sonunda Memiş, Tat Gıda’nın bu yıl ilk entegre faaliyet raporunu yayımlayacağını ve Bursa Karacabey’de şirketin ilk hatıra ormanının kurulacağını duyurarak, yatırımcılarla şeffaf ve öngörülebilir iletişimi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Veysel Memiş’in konuşmasının ardından Yatırımcı İlişkileri Direktörü Deniz Uysal, Tat Gıda’nın 2025 yılı dördüncü çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı. Net satış hasılatının 10,1 milyar TL’ye ulaşması hedefleniyor Toplantıda geleceğe yönelik beklentilere ilişkin gerçekleşmelere de yer verildi. Öte yandan, 2026 yılı için daha önce açıklanan geleceğe yönelik beklentilerin korunduğu vurgulandı. Tat Gıda, 2026 yılı için satış hacmini 2025 yılı gerçekleşmelerine göre yüzde 15 artırarak yaklaşık 151 bin tona çıkarmayı hedeflerken, net satış hasılatının 10,1 milyar TL seviyesine ulaşmasını ve FAVÖK marjının yüzde 11–14 bandında gerçekleşmesini öngörüyor. Doğrudan satış modelinin yaygınlaştırılması, ürün portföyündeki katma değerli ürünlerin payının artırılması ve maliyet enflasyonunun etkin yönetimi, bu hedefleri destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.

İzmir - Bremen Hattında Yoğun İş Trafiği Haber

İzmir - Bremen Hattında Yoğun İş Trafiği

İzmirli firmalar, Almanya’nın Bremen eyaletiyle geliştirilebilecek iş fırsatlarını Bremeninvest Türkiye Yatırım Ajansı’ndan öğrendi. Teknolojiden su ürünlerine, mobilyadan gümüş takı tasarımına kadar pek çok alanda faaliyet gösteren firmalar, Bremen’deki iş olanaklarını değerlendirerek yol haritası çizdi. İZMİR TİCARET ODASI EV SAHİPLİĞİ YAPTI İzmir Ticaret Odası, Bremeninvest Türkiye Yatırım Ajansı ile iş birliği yaparak, “Almanya’da yatırım imkanlarına yönelik birebir danışmanlık görüşmeleri” organizasyonu düzenledi. İzmir Ticaret Odası’na üye 16 firma temsilcisinin katıldığı görüşmelerde, Bremeninvest Türkiye Koordinatörü Kolja Umland ve Türkiye Direktörü Erol Tüfekçi tarafından Almanya’da firma kurulum süreçleri, yurt dışına açılmanın getirdiği avantajlar ve teşviklerinden yararlanma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapıldı. ÖZGENER: GÖRÜŞMELERİN SOMUT ADIMLARA DÖNÜŞECEĞİNE İNANIYORUM Almanya’nın, güçlü ekonomisi ve stratejik konumuyla yatırımcılar için çok yönlü ve güvenli fırsatlar sunan önemli bir merkez olduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Almanya, en büyük ticaret ortağımız olmasının yanı sıra, güçlü ekonomisi ve küresel pazarlara açılan stratejik konumuyla yatırım açısından çok yönlü fırsatlar sunan bir ülke olarak öne çıkıyor. Gelişmiş sanayi ekosistemi ve nitelikli iş gücü sayesinde yatırımcılar için güvenli ve sürdürülebilir bir büyüme zemini sağlayan ülke, yeni yatırım alanları keşfetmek isteyen kişiler için de güçlü bir potansiyel barındırıyor. Bu anlamda üyelerimizi birebir işin mutfağını bilen yetkililerle görüştürmeyi çok önemsiyoruz. 2 gün gün gibi kısa bir sürede önemli temaslarda bulunuldu. Bu görüşmelerin somut adımlara dönüşerek üyelerimize yeni iş imkanları yaratacağına inanıyorum” dedi. KARDEŞLİKTEN DOĞAN TİCARET Bremen ile İzmir’in kardeş şehir, İzmir Ticaret Odası ile Bremen Ticaret Odası’nın kardeş oda olduğuna dikkat çeken Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan bu anlaşmalar, kurulan sıcak ilişkiler kentler arasındaki ticareti doğrudan etkiliyor. İzmir Ticaret Odası olarak bu işbirliklerini çok önemsiyoruz. Üyelerimizin yeni pazarlara açılması hedefiyle, farklı kentlerle de iş birlikleri geliştirmek için çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtmek istiyorum.”

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik Haber

Türkiye’nin Tarım Vizyonuna Değer Katan Bir Güç Haline Geldik

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2013 yılından bu yana geçen 13 yıllık görev süresini değerlendirdi. Borsa’nın üye sayısından işlem hacmine kadar her alanda devasa bir büyüme kaydettiğini belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın artık sadece bir tescil kurumu değil; kentin ekonomisine yön veren, sosyal hayatına dokunan ve Türkiye’nin tarım vizyonuna değer katan bir güç haline geldiğini ifade etti. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, göreve geldiği 2013 yılından günümüze uzanan Borsa’nın değişim ve gelişim yolculuğunu düzenlediği basın toplantısında rakamlar ve projelerle anlattı. Bursa TB Konferans Salonu’nda Meclis Başkanı Mustafa Aksu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada Borsa’yı bölgesel bir güç haline getirdiklerini ifade eden Matlı, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek ustalık dönemi projelerini de kamuoyuyla paylaştı. Çok Boyutlu Büyüme Hamlesi Toplantının açılışında Bursa TB’nin büyüme rakamlarını paylaşan Başkan Özer Matlı, 2013 yılında devraldıkları bayrağı bugün gurur verici bir noktaya taşıdıklarını ifade etti. 425 olan aktif üye sayısını yüzde 118 oranında artırarak 925’e çıkardıklarını belirten Matlı, “Asıl büyük sıçramayı tescil işlem hacminde yaşadık. 2013 yılında 980 milyon TL seviyelerinde olan tescil işlem hacmi, 2025 yılı itibarıyla yüzde 7.141 gibi rekor bir artışla 70 milyar 970 milyon TL’yi aşarak çok boyutlu bir ölçek büyümesine imza atmıştır. Bu performans Türkiye genelindeki 115 ticaret borsası arasında 36. sırada devraldığımız Bursa Ticaret Borsası’nı 15. sıraya, Marmara Bölgesi’nde ise en büyük 4. ticaret borsası konumuna taşımıştır. Tescil işlem hacmindeki sıçrama; aynı zamanda şeffaf işlem altyapımızın, sunduğumuz güvenilir hizmet anlayışının ve üyelerimizin kurumsal yapımıza duyduğu güvenin doğrudan yansımasıdır” dedi. Avrupa’nın İlk ve Tek Türk Ticaret Borsası Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal hizmet kalitesini uluslararası standartlarla tescillediklerini belirten Başkan Matlı, “Borsamız TOBB tarafından verilen ve Avrupa standartlarında hizmet sunan ‘5 Yıldızlı Akredite Borsa’ statüsüyle hizmet kalitesini en üst seviyeye taşımıştır. Bu dönemde elde ettiğimiz en stratejik başarılardan biri de Avrupa Ticaret Borsaları Ağı’na kabul edilen ilk ve tek Türk Ticaret Borsası unvanını kazanmamızdır. Bu üyelik sayesinde Bursa’yı küresel dünyaya bağlayan stratejik bir kapı haline geldik. Ülkemizi bu prestijli ağda gururla temsil ederken, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası üyeliğimizle de üyelerimizin Almanya başta olmak üzere Avrupa pazarlarıyla daha güçlü bağlar kurmasına katkı sağladık” diye konuştu. TÜRİB ve Marmara ÜPAK’ta Öncü Rol Göreve geldikleri ilk günden itibaren geleneksel borsa anlayışını teknolojiyle birleştirdiklerini kaydeden Başkan Matlı, Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) ve Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) kurulmasındaki stratejik rollerine dikkat çekti. Tarımsal ticarette dijital dönüşümün aktif bir parçası olduklarını ifade eden Matlı, “TÜRİB’in A grubu büyük hissedarlarından biri ve yetkili acente olarak üyelerimize güvenli ve şeffaf işlem altyapısı sunuyoruz. Ayrıca TÜRİB’te Yönetim Kurulu Üyesi olarak ulusal tarım vizyonunun mutfağında yer alıyoruz. Bu vizyonu yine kurucu ortağı olduğumuz Marmara ÜPAK ile de bölgesel bir güç birliğine dönüştürerek, tarım piyasasında güveni ve finansal erişimi güçlendirdik” ifadelerini kullandı. “Tarımsal Ticaretin Standartlarını Yükselttik” Dijitalleşme hamlesini fiziksel altyapıyla desteklediklerini de belirten Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş. aracılığıyla Gaziantep’ten Edirne’ye, Konya’dan Tekirdağ’a kadar 9 farklı noktada hizmet verdiklerini hatırlattı. Bu yaygın hizmet ağı ile ürün analiz, kalite kontrol ve depolama süreçlerinde tarımsal ticaretin standartlarını yükselttiklerini ifade eden Özer Matlı, böylece Borsa’nın hizmet ağını Bursa’nın sınırlarının çok ötesine, ulusal bir ölçeğe taşıdıklarını vurguladı. Gıda Sektöründe İhracat Odaklı Dönüşüm Borsa üyelerinin rekabet gücünü artırmak için hayata geçirdikleri Gıda UR-GE projesine değinen Özer Matlı, üyelerini Dubai’den Bükreş’e kadar Avrupa ve Orta Doğu’daki küresel pazarlarla buluşturduklarını söyledi. Önümüzdeki dönemde ihracat rotasını Japonya ile Asya pazarına çevireceklerini ifade eden Başkan Matlı, “Bu süreç; ihracat odaklı, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen stratejik bir dönüşümdür” dedi. Ticari hayatın huzuru için de adımlar attıklarını belirten Matlı, “Üyelerimizin ticari uyuşmazlıklarını mahkeme sürecine taşınmadan, zaman ve maliyet kaybı yaşamadan sonuçlandırması amacıyla TOBB Uyum Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözü Merkezi’ni hayata geçirdik. Bu merkez ile iş insanlarımızın ticari faaliyetlerinde sürekliliği koruyor, güvenli bir iş ortamına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Eğitime ve İnsan Kaynağına Stratejik Yatırım Konuşmasında eğitime ve nitelikli iş gücüne verdikleri önemi ‘en önemli başlık’ olarak tanımlayan Başkan Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın kentin eğitim hayatına dokunan çok yönlü bir değer merkezi haline geldiğini dile getirdi. Türkiye’nin ilk tarım lisesi olan Hamidiye Tarım ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nin hamiliğini üstlendiklerini hatırlatan Başkan Matlı, “Hamidiye Ziraat Mektebi’nde yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde okulumuz bugün Türkiye’deki tüm tarım liselerine örnek olarak gösterilen bir referans noktası haline geldi” dedi. Yalnızca bir eğitim platformu olarak değil, iş dünyasının dönüşüm merkezi olarak konumlandırılan Bursa TB Akademi’de 4 yılı aşkın sürede 100’ün üzerinde eğitim programı gerçekleştirdiklerini söyleyen Özer Matlı, “Bugüne kadar Türkiye’den ve yurt dışından 50.000’in üzerinde katılımcı çevrim içi eğitim programlarımıza dahil oldu. Bununla birlikte akademi kapsamında ortaya koyduğumuz ‘Off The Record’ projesiyle de kentimizin yöresel lezzetlerini dijital dünyaya taşıyarak, yerel markalarımıza sahip çıktık” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Marka Değerine ve Sosyal Dokusuna Güçlü İmza Başarılarının temelinde ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışması kültürünün yattığını vurgulayan Başkan Özer Matlı, Borsa’nın kentin sosyo-kültürel hayatındaki rolünü şu sözlerle özetledi: “Görev süremiz boyunca Valiliğimizden belediyelere, milletvekillerimizden SİAD ve STK’lara kadar tüm paydaşlarımızla güçlü bir iş birliği zemini oluşturduk. Protokoller ve ortak projelerle Bursa’nın ekonomik ve sosyal kalkınmasına yön veren aktif bir kurum haline geldik. Sadece ekonomiye değil, eğitimden güvenliğe, sağlıktan kültürel yatırımlara kadar birçok alanda şehrimizin yanında yer aldık. Ayrıca, Bursa Pideli Köftesi ve Bursa Havlusu gibi değerlerimize aldığımız coğrafi işaret tescilleriyle de kentimizin marka kimliğini küresel ölçekte koruma altına aldık.” Ustalık Döneminin İki Büyük Projesi: Gıda İhtisas OSB ve ET-BA Bursa Ticaret Borsası’nın 13 yılda kurumsal dönüşümünü tamamlayarak Türkiye’nin en güçlü borsalarından biri haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, Borsa’nın gelecek vizyonunu simgeleyen iki dev yatırımı ‘ustalık dönemi’ eseri olarak nitelendirdi. Bursa ve bölgesine değer katacak Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projesinin Yenişehir’de hayata geçirileceğini kaydeden Matlı, “Borsa’mızın ustalık dönemi yatırımı olarak konumlanan proje; 4.200 dönümlük bir alanda, lojistikle entegre, planlı ve bütüncül bir ekosistem sunarak Türkiye’nin ilk borsa iştirakli Gıda İhtisas OSB modelini temsil etmektedir. Öte yandan, mülkiyeti Borsamıza ait olan ET-BA arazisini de 100 bin metrekarenin üzerindeki modern bir dönüşüm projesiyle Bursa’nın sosyal yaşamına kazandırıyoruz. Bursa Ticaret Borsası’nın kurumsal vizyonuyla şekillenen bu yatırımlar; Bursa Ticaret Borsası’nın sadece ticarete değil, şehrin yaşam kalitesine de yön verdiğinin göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bursa Ticaret Borsası’nın 102 yıllık köklü geçmişiyle, artık sadece bir tescil kurumu değil, strateji üreten, yatırım yapan ve şehre yön veren güçlü bir yapı olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Tüm bu çalışmaları, projeleri ve yatırımları Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Meclis Üyelerimiz ve Genel Sekreterliğimizin özverili katkılarıyla hayata geçirdik. Bu başarı; ortak iradenin, kurumsal dayanışmanın ve güçlü ekip çalışmasının ürünüdür. Birlikte büyüdük, birlikte dönüştük ve Bursa için birlikte üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.