Hava Durumu

#Yem Maliyetleri

Kırsal Haber - Yem Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yem Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son Beş Yılda 4 Milyon Sığır ve 112 Bin İşletme Yok Oldu Haber

Son Beş Yılda 4 Milyon Sığır ve 112 Bin İşletme Yok Oldu

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılığın içinde bulunduğu tabloya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı hayvan varlığı verilerinin sahadaki gerçeklerle ve birliklerin açıkladığı rakamlarla örtüşmediğini belirten Gürer, açıklanan rakamların ciddi soru işaretleri barındırdığını vurguladı. TÜİK’in Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine dayandırarak açıkladığı 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığının 17 milyon 709 bin baş olarak duyurulduğunu hatırlatan Gürer, bu rakamların muhtemelen bir yıl önceye ait olduğunu ifade etti. 2025 yılı boyunca ülke genelinde etkili olan şap hastalığı nedeniyle çok sayıda hayvanın telef olduğunu belirten Gürer, özellikle buzağı kayıplarının doğum sırasında ya da doğumdan kısa süre sonra yaşandığını, farklı kaynaklara göre kaybın 400-500 bin baş seviyesine ulaştığını söyledi. Buna rağmen aynı yıl içinde 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapıldığını belirtti. “HAYVAN VARLIĞI ARTIYORMUŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Tarım Bakanlığı’nın öngörülerine göre Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 2026 yılında 14 milyon 300 bin başa düşeceğinin tahmin edildiğini, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin ise 2026 yılı için bu sayıyı 13 milyon 685 bin baş olarak açıkladığını ifade etti. Buna karşın iktidarın 2025 yılı için 17 milyon 709 bin başlık bir hayvan varlığı açıklamasının yaklaşık 4 milyon başlık ciddi bir fark yarattığını belirten Gürer, bu çelişkinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Şap hastalığının yoğun yaşandığı bir dönemde hayvan varlığının artıyor gibi gösterilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında hayvan varlığının 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 16 milyon 800 bin baş civarında olduğunu belirtildiğini ifade etti.. Gürer, bu çelişkili veriler üzerinden yapılan planlamaların sağlıklı ve öngörülebilir olmadığını vurguladı. SON BEŞ YILDA 4,2 MİLYON BAŞ SIĞIR KAYBI Türkiye’nin sığır varlığına ilişkin yıllara göre verileri paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 yılında 17 milyon 965 bin baş olan sığır sayısının 2021’de benzer seviyede kaldığını, 2022’de 16 milyon 851 bine, 2023’te 16 milyon 421 bine, 2024’te ise 16 milyon 824 bine gerilediğini söyledi. 2025 yılında ise sığır sayısının 13 milyon 685 bin başa düştüğünü belirten Gürer, son beş yılda toplam 4 milyon 279 bin baş sığır kaybı yaşandığını ifade etti. Bu düşüşün temel nedenleri arasında artan girdi maliyetleri ve şap hastalığı nedeniyle yaşanan hayvan ölümlerinin yer aldığını dile getiren Gürer, Bakanlığın bu konuda kamuoyuna net ve şeffaf resmi veriler sunmadığını söyledi. 2010 yılından bu yana yapılan et ve canlı hayvan ithalatının toplamda 11 milyon başa ulaştığını belirten Gürer, buna rağmen hayvancılıktaki sorunların azalmadığını, et fiyatlarının düşmediğini, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümlerinin önüne geçilemediğini ifade etti. Gürer, neredeyse ithal edilen hayvan sayısı kadar buzağı ölümünün yaşandığını vurguladı. “1980’İN BİLE GERİSİNE DÜŞTÜK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta gelinen noktayı bakanlık verileriyle anlatarak, “2025 yılında 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapılmış. Yetmiyor, 2026 yılı için de 500 bin baş ithalat planlanıyor. Bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: Türkiye hayvancılıkta 1980 yılının bile gerisine düşmüştür” dedi. Ömer Fethi Gürer, rakamlarla yaşanan gerilemeyi şöyle anlattı:“1980 yılında Türkiye’de 16 milyon 925 bin baş büyükbaş hayvan vardı. Bugün bu sayı 13 milyon 685 bine düşmüş durumda. Aradan 45 yıl geçti, nüfusumuz 35-40 milyon arttı ama hayvan sayımız azaldı. Bu, son 50 yılın en çarpıcı gerilemelerinden biridir.” Toplam hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “1980’de büyükbaş ve küçükbaş toplam hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün 71 milyona gerilemiş durumda. Hayvancılık bitme noktasına gelmiştir” diye konuştu. Büyükbaş hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini vurgulayan Gürer, “Hayvanlar 12 ay boyunca ahırlarda yemle beslenmek zorunda kalıyor. Meralar etkin kullanılmıyor. Yem maliyetleri arttıkça üretici ayakta duramıyor” ifadelerini kullandı. “112 BİN İŞLETME KAPANDI, KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİ TASFİYE EDİLDİ” Hayvancılık işletmelerinde yaşanan çöküşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Veriler bize çok net bir tablo sunuyor. Son üç yılda 112 bin ahır işletmesi kapandı” dedi. Sayıları tek tek açıklayan Gürer, şunları söyledi: “2022 yılında sığır işletme sayısı 1 milyon 150 bindi. 2025 itibarıyla bu sayı 1 milyon 37 bine düştü. Yani üç yılda 112 bin 161 işletme üretimden çekildi. Şahıs işletmeleri 1 milyon 139 binden 1 milyon 30 bine geriledi. 108 bin 694 küçük aile işletmesi artık yok.” Kooperatiflerin de dağıldığını belirten Gürer, “Hayvancılık kooperatifi sayısı 7 bin 519’du. Bugün 3 bin 635’e düştü. 3 bin 684 kooperatif ya işlevsiz hale geldi ya da tamamen kapandı. Kamuya ait hayvancılık işletmeleri de 83’ten 58’e düştü” dedi. Gürer, bu sürecin bilinçli bir tasfiye olduğunu savunarak, “Küçük aile tipi işletmeler tarımdan siliniyor. Et ve Süt Kurumu üreticiyi destekleyen bir kurum olmaktan çıktı, ithalatçı bir yapıya dönüştü. İthalattan belli kesimler kazanıyor ama yerli üretici her geçen gün kaybediyor” diye konuştu. “SÜT FİYATI ÜRETİCİYİ AYAKTA TUTMUYOR” Süt ve besi üreticisinin para kazanamadığını vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici kazanamıyor, giderini karşılayamıyor. Sonuçta ahırını kapatıyor. Bu düzende kazanan ithalat lobileri, kaybeden üretici oluyor” dedi. “Dört milyon sığırı, 112 bin işletmeyi kaybettik” diyen Gürer, hayvancılığın acilen doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatın sahada karşılığı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “22 lira 22 kuruş olarak açıklanan süt fiyatı taban fiyat değildir. Üretici sütünü fiilen 20 lira 50 kuruşa satmak zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı. Gürer, kesintilere dikkat çekerek, “Süt aracıya gidiyor, nakliye üreticiye yükleniyor, kesintiler üreticinin sırtına bindiriliyor. Bu şartlarda süt inekçiliği sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi. ÜRETİCİ: “ÇİFTÇİ ÇIKMAZDA, ACİL KOLAYLIK BEKLİYORUZ” Besici Bülent Özden ise yaşanan tabloyu şu sözlerle özetledi: “Artan maliyetler, yem fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle süt inekçiliği çıkmaza girdi. Çiftçi artık dayanacak gücü kalmadığını söylüyor.” Şap hastalığının etkilerine dikkat çeken Özden, “Hayvan varlığımızda yaklaşık yüzde 40 azalma oldu. Et ve süt üretimi ciddi biçimde etkilendi. Çok sayıda hayvan telef oldu” dedi. Buzağı ölümlerinin alarm verdiğini belirten Özden, “Buzağı ölümleri yüzde 30-40 seviyelerine ulaştı. Şap giren işletmelerde hayvan hastalığı atlatsa bile buzağıyı kaybediyoruz” diye konuştu. Hayvancılığı bırakan üretici sayısının hızla arttığını söyleyen Özden, “İki yıldır tarım ürünleri para etmiyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçi ineğini, danasını satmak zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı. Özden, çiftçinin taleplerini ise şöyle dile getirdi: “Ziraat Bankası kredi musluklarını kapattı. BAĞ-KUR şartları ağırlaştırıldı. Çiftçi büyük bir çıkmazda. Devletten acil ve somut kolaylıklar bekliyoruz.”

Kuzu-Oğlak Yemi Desteği Projesi Yetiştiricilere Can Suyu Oldu Haber

Kuzu-Oğlak Yemi Desteği Projesi Yetiştiricilere Can Suyu Oldu

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, zorlu ekonomik şartlarda üretim yapan hayvan yetiştiricilerine destek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda uygulanmaya devam eden Kuzu-Oğlak Yemi Desteği Projesi ile Hayrabolu Şalgamlı Mahallesi’nde hayvan yetiştiricilerine 58 bin 500 kg yem dağıtımı yapıldı. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, projenin yalnızca yem dağıtımından ibaret olmadığını, üreticinin yükünü hafifletmeyi amaçlayan sosyal belediyecilik anlayışının somut bir kanıtı olduğunu vurguladı. Candan Başkan, Büyükşehir Belediyesi olarak tarım ve hayvancılıkta üreticinin yanında olmaya devam edileceğinin altını çizdi. 58 BİN 500 KG YEM DAĞITILDI Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasıyla başlayan Kuzu-Oğlak Yemi Desteği dağıtım programı ile yem bedelinin yüzde 50’sinin Büyükşehir Belediyesi, yüzde 50’sinin ise Tekirdağ İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından karşılandığı yemler hayvan yetiştiricilerine dağıtıldı. Programın açılış konuşmasını Tekirdağ İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Kerim Heycan yaptı. Heycan, tarımı ve hayvancılığı yalnızca kâğıt üzerinde değil, sahada üreticinin yanında destek vererek ele alan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer’e teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Ulaş Ay ise konuşmasında Tekirdağ’da hayata geçirilen tarımsal projeler hakkında bilgi verdi. Daire Başkanı Ulaş Ay, 2025 yılında bin 408 yetiştiriciye 2 milyon 94 bin 900 kilogram yem desteği sağlandığını, bu miktarın 2026 yılında 2 milyon 939 bin 700 kilograma çıkarılacağını kaydetti. CANDAN BAŞKAN: “ÜRETİM OLMADAN TARIMSAL KALKINMA OLMAZ” Var olan desteklerin yanı sıra, birliklerin ve odaların talepleri doğrultusunda yeni desteklerin de hayata geçirilmeye devam edeceğini ifade eden Candan Başkan, ‘Üretim olmadan, Tekirdağ kalkınamaz’ vurgusu yaptı. Başkan Yüceer, hayata geçirilen desteklerle üreticilerin yükünü hafifletmeyi hedeflediklerinin altını çizerek, “Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şunu söyledik: ‘Üretim olmadan tarımsal kalkınma olmaz.’ Üretim durursa, tarım ayakta kalmazsa Tekirdağ büyüyemez, kalkınamaz. Bu anlayışla bir seferberlik başlattık. Tarımsal desteklerimizi yedi kat artırdık, artırmaya da devam ediyoruz. Amacımız üreticimizin yükünü hafifletmek, ona can suyu olmak.” diye konuştu. “BÜYÜKŞEHİRLER ARASINDA KENDİ YEM FABRİKASI OLAN TEK BELEDİYEYİZ” Büyükşehir Belediyesi olarak üretmeye devam eden çiftçiye ve hayvan yetiştiricilerine desteğin devam edeceğinin altını çizen Candan Başkan, “Tekirdağ, arazisinin yüzde 66’sı ekilebilir alan yani Türkiye’nin en verimli illerinden biri. Ama bu topraklara sahip çıkmak, her şeye rağmen üretmeye devam eden çiftçiye, besiciye sahip çıkmakla oluyor. Bunlar kâğıt üzerinde değil, sahada destek vererek mümkün. Bugün en büyük sorunlardan biri yem maliyetleri. Bu noktada büyükşehirler arasında kendi yem fabrikası olan tek belediyeyiz. Üretim kapasitemizi ve yem kalitesini artırarak yem desteğimizi yüzde 50 oranında sağlıyoruz, önümüzdeki dönemde bunu daha da artıracağız.” ifadelerini kaydetti. “ÜRETİM SİZDEN, HİZMET BİZDEN” Hayata geçirilen yem dağıtım projesinin yalnızca bir yem dağıtımından ibaret olmadığını, sosyal belediyecilik ve dayanışma kültürünün bir örneği olduğunu belirten Candan Başkan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu anlayış sosyal belediyeciliktir, dayanışmadır. Yüzde 50’si belediyemizden, yüzde 50’si birliklerimizden; ama hizmetin tamamı üreticiye, Tekirdağ’a, Türkiye’ye. Tekirdağ sadece sanayisiyle değil; tarımıyla, hayvancılığıyla, turizmiyle ve üniversitesiyle Türkiye’nin en stratejik illerinden biri. Bu topraklarda buğday var, ayçiçeği var, bal var, hayvancılık var. Ama en önemlisi; tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmeyen zor şartlara rağmen hayvanının, tarlasının başında duran siz değerli üreticilerimiz var.” “FİDE, YEM, ARICILIK, BALIKÇILIK, SEBZECİLİK DESTEKLERİMİZ SÜRÜYOR” “Girdi maliyetleri arttı, biliyoruz. Göçü, kırsaldaki kaybı da görüyoruz. Ve biliyorum ki, burada istihdam yaratmazsak, üreticinin yanında olmazsak sizler nasıl üreteceksiniz? Desteklerimizle, sizlere nefes aldırabiliyorsak ne mutlu bize. Fide, yem, arıcılık, balıkçılık, sebzecilik desteklerimiz sürüyor. Kuraklığa karşı daha az su isteyen ürünleri destekliyor, tarla yolları, su depoları, sulama altyapılarıyla üretimin önünü açıyoruz. Kadın üreticilerimizi, gençlerimizi, tarımda eğitimi ve teknolojiyi destekliyoruz.” “SİZ YETER Kİ ÜRETİN BİZ YANINIZDAYIZ” “Şunu açıkça söylüyorum: ‘Siz yeter ki üretmek isteyin, biz her zaman yanınızda olacağız. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak Candan Başkan’ınız olarak tarımı ve hayvancılığı şehrimizde hak ettiği yeri taşımak için sizin alın terinizin, emeğinizin karşılığını bulması için hangi projeyle, hangi destekle yanınızda olmamız gerekiyorsa yanınızda olmaya devam edeceğiz. Bu projenin hayata geçmesinde emeği geçen birlik başkanlarımıza, oda başkanlarımıza, muhtarlarımıza, bürokratlarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu desteklerin üreticimize verim getirmesini, yetiştiricilerimizin girdi maliyetlerin azalmasını, dolayısıyla kazancının artmasını ve hayvancılığımızın bölgemizde sürdürülebilir olmasını diliyorum. Hayırlı, uğurlu olsun.” Yem dağıtım programına, kurum ve kuruluşların amirleri, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Hayvan Varlığı Eriyor, İthalata Kapı Açılıyor! Haber

Hayvan Varlığı Eriyor, İthalata Kapı Açılıyor!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesinde Culuk Köyünde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya geldi. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları, boşalan ahırlar ve ithalata dayalı politikalar sahada açıkça ortaya konulurken, üreticiler mevcut koşullarda hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini dile getirdi. “HAYVANCILIK 24 SAAT EMEK İSTİYOR AMA KARŞILIĞI YOK” CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç ile Haymana’da hayvancılığın geldiği noktayı yerinde inceledi. Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız bir emek verdiğini ancak bunun karşılığını alamadığını ifade etti. Gürer, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz o hayvan da size et verir, süt verir. Ülkemizde mera hayvancılığı da bitmek üzere. On iki ay boyunca bu hayvanlar ahırda yemle besleniyor. Ama yem fiyatları düzenli olarak artıyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 9 lirayı bulmuş durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak bu maliyete göre satış yapılamayınca çoğu ahır boşalmış durumda,” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA ARANIYOR, YERLİ BESİCİ DESTEKLENMİYOR” Türkiye’de hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümünün ithalatla aranmasını eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında 654 bin baş hayvan ithal edildiğini hatırlattı. buzağı ölümleri ve hayvan hastalıklarının önüne geçilemediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, asıl sorunun yerinde çözülmediğine belirterek, “2025 yılında ülkemiz 654 bin baş hayvan ithal etti. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa 400-500 bin aralığında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor,” diye konuştu. ÜRETİCİ ZÜLFÜ ÜNAL: “HAYVANI KESTİĞİMDE YERİNE KOYAMIYORUM” Hayvancılık yapan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini yaşadığı deneyimlerle anlattı. Ünal, hem et hem süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirterek, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıyorum, yemi pahalıya alıyorum, hayvanımı kestirdiğim zaman tekrar yerine koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum,” dedi. “BİR LİTRE SÜTLE İKİ KİLO YEM ALAMIYORUZ” Süt fiyatlarının üreticiyi kurtarmadığını vurgulayan Ünal, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan fiyatların sahada karşılık bulmadığını dile getirdi. Ünal, süt-yem paritesinin hızla bozulduğunu şu sözlerle anlattı: “Süt fiyatlarına baktığımızda, yılbaşından sonra geçerli olan fiyat 22 lira. Bu fiyat bizi kurtarmıyor. Minimum, en kötü fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de üretemeyeceğiz. Elektriği, faturaları, giderleri, hayvanların ilaç masraflarını, veteriner ücretlerini ödemekte zorlanıyorum.” “AHIRLAR BOŞ, KÖYDE ÜRETİM KALMADI” Haymana’daki köylerde hayvan sayısının hızla azaldığını belirten Ünal, üretimin neredeyse durma noktasına geldiğini söyledi. Bölgenin verimli olmasına rağmen hayvancılığın sürdürülemediğini belirterek, “Köyde hayvan kalmadı, azalmayı da geçti. Şu an hayvan sayısına baksanız çoğu ahır boş. Köyümüzde üretim yok. Biz Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz. Arazi olarak da son derece verimli bir bölgeyiz. Ancak bu şartlar altında hayvancılığı sürdüremeyiz. Önceki yıllara göre daha da daraldık. Enflasyonla birlikte paramız iyice eridi, pul oldu,” şeklinde konuştu. KOÇ: “AÇIKLANAN FİYAT SAHADA UYGULANMIYOR” CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekti. Açıklanan süt fiyatı ile fiili satış fiyatı arasındaki farkın üreticiyi daha da mağdur ettiğini belirten Koç, “Köyde açıklanan fiyat 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 22 liralık fiyat üreticiyi kurtarmıyor. Vatandaşların hepsi sıkıntıda. Tarımın ve hayvancılığın tamamen bittiği bir noktadayız,” dedi. “HAYVANCILIKTAKİ GERİLEME DAHA FAZLA İTHALAT DEMEKTİR” Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidara açık çağrıda bulundu. Köyde üretimin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Hayvancılıkta ülkenin geriye düşmesi daha fazla ithalat demektir, yabancı besiciye destek demektir. Oysa kendi besicimizi desteklemek gerekiyor. Köyde tarımın sürdürülebilirliği ve çiftçinin, besicinin, üreticinin geleceğini planlayabilmesi için mutlaka yapılması gerekenler var. Bu konuda iktidara çağrıda bulunuyoruz. Gerekli adımlar bir an önce atılmazsa sorunlar giderek büyüyecek. Hayvancılık yapan herkes bu şartlarda bu işin sürdürülemeyeceğini söylüyor.” “İTHALATA VERİLEN PARA ÇİFTÇİYE DESTEK OLSA BU NOKTAYA GELMEZDİK” Üretici Zülfü Ünal ise ithalat politikalarına tepki göstererek, “Ben üretim yapmaya çalışıyorum, memleketim için katkı sağlamaya çalışıyorum. Biz vatansever insanlarız. Bir tane hayvan üretelim, insanlara ulaştıralım diye uğraşıyoruz. Ama ne yazık ki şartlar buna el vermiyor. Yarın bir gün bunu bırakmak zorunda kalacağız. Ben yapmayacağım, o yapmayacak; sürekli ithalat, ithalat, ithalat. İthalata vereceğiniz parayı bizim çiftçimize, besicimize destek olarak verseniz çok daha iyi noktada oluruz. Hiçbir destek almıyorum. Desteksiz yapmaya çalışıyorum. Parasız, pulsuz geziyoruz ama yine de gidip bir çuval yem alıp hayvanın önüne döküyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz, bize de destek yapılmasını talep ediyoruz,” diye konuştu. HAYVAN VARLIĞINDA BÜYÜK KAYIP: MİLYONLARCA BAŞ HAYVAN YOK OLDU Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken CHP’li Gürer, geçmişten bugüne yaşanan kaybı rakamlarla ortaya koydu. Gürer, “1980 yılında ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün bu sayı 71 milyona geriledi. Daha vahimi, 2025 yılında şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapattıracak boyuta ulaşmasından sonra ne kadar hayvan kaybettiğimiz bilinmiyor,” dedi. Uluslararası raporlara da değinen Gürer, büyükbaş hayvan sayısındaki gerilemeyi şöyle aktardı: “2026 yılı raporunda Amerika Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini açıkladı. Oysa ülkemizin resmi verilerine göre 2025 yılında 16 milyon 900 bin büyükbaş hayvan vardı. Birlik verilerine göre ise bu sayı 13 milyon 685 bine düştü. Yani 4 milyon 279 bin baş hayvanı kaybetmiş durumdayız,” dedi. “GENÇ ÜRETİCİ YOK, GELECEK BELİRSİZ” Üretici Zülfü Ünal, hayvancılığın geleceğine ilişkin en büyük endişeyi dile getirdi. Gençlerin üretimden tamamen koptuğunu söyleyen Ünal, “Genç üretici kalmadı, hepsi 60 yaşın üzerinde. On yıl sonra sütü, eti, peyniri kim üretecek? Hepsini ithal mi edeceğiz? Balkanlardan mı getireceğiz, Çin’den mi, Ukrayna’dan mı? Benim sütümü, peynirimi kim üretecek?” diye sordu.

Gürer: "654 Bin Hayvan İthal Edildi, Et Yine Rekor Kırdı" Haber

Gürer: "654 Bin Hayvan İthal Edildi, Et Yine Rekor Kırdı"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sadece son 20 günde kombina ve kesimhanelerdeki et fiyatlarına gelen zamlara dikkat çekerek, "İktidar, yerli besiciyi bitirip ithalat lobilerini zengin etme yolunu seçmiştir. Bu yolun sonu da et fiyatlarının her hafta artmasına neden olmuştur.," dedi. Gürer, "Kombinadaki bu artışlar birkaç güne kalmaz reyonlara yansıyacak. Vatandaş kasaba gitmekte zorlanacak” dedi. "20 GÜNDE ET %6 ZAMLANDI" Kombina ve kesimhanelerden gelen son rakamları paylaşan Ömer Fethi Gürer, fiyatlar artış başka bir noktaya ulaştığını belirterek, "Daha 25 Aralık 2025’te kilogramı 569 TL olan dana bıçak fiyatı, 8 Ocak’ta 587 TL’ye, bugün yani 15 Ocak 2026 itibarıyla ise 601 TL’ye çıktı. Kuzu etinde de durum aynı; 536 TL’den 566 TL’ye çıktı. Sadece 20 günde ete gelen zam %6’yı buldu! Geçen yılın aynı dönemine baktığımızda dana etindeki artış %61,3. Vatandaşın mutfağındaki yangın sönmüyor, çünkü iktidar yangına körükle gidiyor," diye konuştu. Ürün Tipi (Yağsız KG) 25 Aralık 2025 8 Ocak 2026 15 Ocak 2026 20 Günlük Değişim Dana Bıçak 569,16 TL 587,19 TL 601,24 TL + %5,6 Kuzu Bıçak 536,26 TL 552,57 TL 566,79 TL + %5,7 "KOMBİNADAKİ YANGIN MUTFAĞI KÜL EDECEK" Ömer Fethi Gürer, kesim fiyatlarındaki artışın tüketiciye yansımasının sorun olacağını belirterek, "Kesimhanede kilosu 601 TL olan dana etinin; kemiği, firesi, dükkan kirası ve nakliyesi eklendiğinde reyon fiyatı halkın alım gücünün tamamen üzerine çıkacaktır,” dedi. "654 BİN SIĞIR İTHAL ETTİNİZ, FİYAT NEDEN DÜŞMÜYOR?" İktidarın "ithalat yaparsak fiyat düşer" yanılgısını rakamlarla ortaya koyan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2025 yılının ilk 11 ayında bu ülke tam 654 bin 430 baş sığır ithal etti. 1 milyar 52 milyon 719 bin 806 doları yabancı çiftçinin cebine koydunuz. Hani fiyatlar düşecekti? Hani vatandaş ucuz et yiyecekti? Tam tersi oldu; hayvan ithal ettikçe fiyat arttı, fiyat arttıkça iktidar yine ithalata sarıldı. İthalatla fiyatın düşmeyeceğini AKP iktidarı ne zaman anlayacak?" "KENDİ TOPRAĞINDA ARPADA KENDİ KENDİNE YETEMEYEN ÜLKE, ETİ PAHALIYA YER" Besicinin en büyük sorunu olan yem maliyetlerine değinen CHP'li Gürer, üretimden uzaklaşan politikaları şu sözlerle eleştirdi: "Besici yemle baş edemiyor. 2024’te 51 bin ton olan arpa ithalatını, 2025’in ilk 11 ayında 334 bin tona çıkardınız. Kendi topraklarımızda arpa üretimi gerilerken, elin arpasını 6 kat fazla ithal etmek hangi aklın ürünüdür? Üstelik geçen yıl 198 dolar olan arpanın tonuna şimdi 243 dolar ödüyoruz. Mısır ithalatı 4,3 milyon tonu aştı, kepeğin tonu bile bir yılda 175 dolardan 207 dolara çıktı. Bu maliyetlerle besici hayvanına nasıl baksın? Besici ahırını boşaltıyor, iktidar ise sadece seyrediyor." "İKTİDAR İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMAYINCA YİNE İTHALATA SARILACAK" Hayvancılık politikalarının geçici sorunlarla değil gerçekçi çözümler ile aşılacağı belirten Ömer Fethi Gürer, "AKP iktidarının hayvancılık politikaları her yönüyle tükeniyor . Yerli üreticiyi yem maliyetleri altında ezen, ahırları boşaltan bu zihniyet, halkın protein erişimini engellemektedir. Şimdi işin içinden çıkamayınca yine yakındır hayvan ithalatına sarılacaklar. Ama bilinmelidir ki; ithalat çözüm değil, sorunun kendisidir. Kendi yemini üretmeyen, kendi besicisini desteklemeyen bir sistemde et fiyatlarındaki artış önlenemez," şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.