Hava Durumu

#Yenilenebilir Enerji

Kırsal Haber - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fosil Yakıt Teşvikleri Kamu Maliyesini ve İklim Hedeflerini Tehdit Ediyor Haber

Fosil Yakıt Teşvikleri Kamu Maliyesini ve İklim Hedeflerini Tehdit Ediyor

Avustralya’nın COP31 müzakerelerine başkanlık rolüne hazırlandığı bu dönemde yayımlanan kapsamlı bir rapor, ülkençi enerji politikalarındaki derin çelişkileri gözler önüne seriyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı Avustralya (WWF Australia) tarafından hazırlanan rapora göre, ülkenin fosil yakıtlara sağladığı devlet desteği yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla dört kat daha fazla. Benzer bir tablo, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye’de de milyarlarca liralık kamu kaynağının fosil yakıtlara aktarıldığını gösteriyor. ​Avustralya: Taahhütler ile Gerçekler Arasındaki Makas Açılıyor ​Kasım 2025’te Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma (TAFF) Belém Deklarasyonu’nu imzalayan ve Nisan ayındaki Santa Marta Konferansı’na katılan Avustralya, hükümet politikaları nedeniyle uluslararası taahhütleriyle çelişiyor. ​Raporun öne çıkan bulguları şu şekilde: ​Finansal Dengesizlik: Fosil yakıt sistemlerinin devlet bütçesine sağladığı net katkı (23 milyar Avustralya doları), bu yakıtların tahmin edilen toplumsal maliyetinin yalnızca %20’sine denk geliyor. Diğer bir deyişle, fosil yakıtların toplumsal maliyeti net katkısından neredeyse beş kat yüksek. ​Orantısız Destek: Fosil yakıtlar, yenilenebilir enerjiye kıyasla dört kat daha fazla devlet desteği alıyor (yılda 20,1 milyar Avustralya dolarına karşı yılda 4,6 milyar Avustralya doları). ​İhracat Riski: Küresel talebin yenilenebilir enerjiye kaymasıyla birlikte Avustralya, 2035 yılına kadar fosil yakıt ihracatında 70 milyar Avustralya dolarına varan kayıplar yaşayabilir. ​WWF Raporundan Uyarı: "Bu çelişkili strateji, Avustralya’nın yenilenebilir enerji alanındaki gelecek potansiyelini gerçekleştirebilmesi için bir ticaret ve yatırım ortağı olarak ihtiyaç duyduğu kesinliği ve güvenilirliği zedeliyor." ​Türkiye’nin Karnesi: Fosil Yakıt Teşvikleri ve Adaletsizlik ​Avustralya’daki bu tablo, COP31 ev sahibi Türkiye’nin enerji politikaları ve teşvik mekanizmalarını da tartışmaya açıyor. ​Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, enerji krizlerinin fosil yakıtların enerji arz güvenliğini sağlamaktan uzak, ekonomik ve jeopolitik birer risk kaynağı olduğunu kanıtladığını vurguladı. Özenç, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Yenilenebilir enerji teknolojilerinin hızla geliştiği ve piyasada rekabetçi hale geldiği bir dönemde, fosil yakıt altyapısını ayakta tutmak giderek daha fazla destek ihtiyacı duyan bir tercih haline gelmiş durumda. Bu durum hem dönüşümün hızını yavaşlatıyor hem de kamu maliyesine yük bindiriyor. Çünkü bu teşvikler yalnızca doğrudan kaynaklardan değil, vazgeçilen vergi gelirlerinden de oluşuyor." ​Vergi Kayıpları ve Sosyal Adaletsizlik ​SEFİA verilerine göre, Türkiye'de 2025 yılında yalnızca fosil yakıtları teşvik etmek amacıyla vazgeçilen vergi gelirleri 66 milyar TL (yaklaşık 1,5 milyar Euro) seviyesine ulaştı. Üstelik bu teşvikler toplumsal adaletsizlik barındırıyor: ​IMF verilerine göre, fosil yakıt teşviklerinden nüfusun en yoksul %60’lık kesimi, en zengin %5’lik kesim kadar bile fayda sağlamıyor. Teşvikler yoksul hanelerden ziyade yüksek enerji tüketen zengin kesimleri destekliyor. ​Kömüre Sağlanan Alım Garantileri Bütçeyi Zorluyor ​SEFİA’nın Fosil Yakıt Teşvikleri Takibi çalışmasında aslan payının petrol ve doğalgaza ait olduğu görülürken, kömür sektörüne verilen devasa garantiler de dikkat çekiyor. ​Yüksek Fiyat Garantisi: 2025 yılında yerli kömür santrallerinde üretilen elektriğin 2030 yılına kadar 7,5 dolar/cent’ten alınacağı duyurulmuştu. Ember Türkiye, bu fiyatın garanti edildiği tarihte son bir yıllık ortalama satış fiyatlarından %12 daha yüksek olduğunu kaydetmişti. ​Maliyet Artışı Öngörüsü: İlk hesaplamalarda dört yıllık maliyet 8,7 milyar ABD doları (elektrik şebekesinin yenilenmesi için ayrılan 5 yıllık bütçeden %53 yüksek) olarak hesaplanmıştı. Ancak alım garantisi detaylarının netleşmesi ve %60 kapasite faktörü sınırının getirilmesiyle maliyet katlandı. ​12 Milyar Doları Aşan Tutar: Ember Türkiye, santrallerin geçmiş kapasite kullanım oranlarının devam edeceği ve üretimin %60’ına alım garantisi uygulanacağı varsayımıyla, 2030’a kadar kömür santrallerine harcanacak tutarın 12 milyar doların üzerinde olacağını öngörüyor. ​Uzmanlar, hem küresel ölçekte Avustralya hem de ev sahibi Türkiye nezdinde fosil yakıtlara sağlanan devasa teşviklerin hem iklim hedefleriyle hem de kamu vicdanıyla çeliştiğine dikkat çekerek acil bir rota değişimine ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Kaynak: İklim Masası / www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Gaziantep’te Çöpten Tarıma Çevreci Model: Yılda 28 Ton Organik Üretim Haber

Gaziantep’te Çöpten Tarıma Çevreci Model: Yılda 28 Ton Organik Üretim

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, sıfır atık ve çevre vizyonuyla hayata geçirdiği projelerine bir yenisini ekledi. Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda, çöpten elde edilen enerjinin atık ısısı değerlendirilerek kurulan modern seralarda yılda 20 ton domates ve 8 ton çilek olmak üzere toplam 28 ton organik ürün hasadı yapılıyor. ​Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, topraksız tarım teknolojisiyle üretim gerçekleştirilen tesiste incelemelerde bulunarak domates hasadına katıldı. Şahin, bu örnek çevreci modelin hem enerji verimliliğine hem de organik tarıma büyük katkı sağladığını vurguladı. ​Atık Isı Tarımsal Üretime Dönüşüyor ​Çevre Koruma, Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kontrolünde işletilen tesiste, evsel katı atıklardan oluşan metan gazı elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Bu süreçte ortaya çıkan atık ısı ise seraların ısıtılmasında kullanılarak tarıma kazandırılıyor. ​Günlük Atık Kapasitesi: Tesise günlük yaklaşık 2 bin ton evsel atık ulaşıyor. ​Enerji Üretimi: Yaklaşık 4 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede enerji elde ediliyor. ​Sera Özellikleri: 1.200 metrekare kapalı ve tam otomatik topraksız tarım alanına sahip tesisin tüm enerji ihtiyacı çöpten elde edilen elektrikle karşılanıyor. ​Üretim Teknolojisi: Hindistan cevizi kabuğunda yetiştirilen ürünlerde, özel LED aydınlatmalarla fotosentez süresi artırılıyor. ​Başkan Şahin: “Çöpten Organik Üretime Geçen Bir Hikaye Oluşturuyoruz” ​İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, iklim master planı çerçevesinde çöpün efektif dönüşümünün çok önemli olduğuna dikkat çekti: ​“Gerçekten organik ürünlere çok ihtiyacımız var. Çıkan ürünlerin hepsini de 65 yaş ve üstü vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtıyoruz. Bu yaptığımız çalışmalardan dolayı sıfır atığa en yakın dünyadaki 20 şehirden bir tanesi olduk.” ​Gaziantep’in uluslararası çevre hedeflerine de değinen Şahin, Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi'nde Gaziantep Modeli'ni dünyaya anlatacaklarını ve sıfır atığa en yakın ilk 3 şehir arasına girmeyi hedeflediklerini belirtti. ​Döngüsel Ekonomi Modeli ile Tam Verimlilik ​Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, tesiste ortaya çıkan hiçbir yan ürünü israf etmeyerek eksiksiz bir döngüsel ekonomi modeli uyguluyor: ​Metan Gazı: Elektrik üretiminde kullanılıyor. ​Atık Isı: Gaz motorlarının ceket ısısından elde edilen ~80 derece sıcaklıktaki su ile seralar ısıtılıyor. ​Organik Gübre: Seralarda organik üretimi desteklemek amacıyla Oğuzeli Hayvansal Atık Biyogaz Santrali’nde üretilen organik gübreler değerlendiriliyor. ​Yenilenebilir Enerji: Çöp depolama sahasının kendi elektrik ihtiyacı ise Büyükşehir Belediyesi’ne ait güneş enerji santrallerinden (GES) karşılanıyor. ​Katı atık yönetiminden yenilenebilir enerjiye, organik tarımdan sıfır atık vizyonuna uzanan bu çevreci ve sürdürülebilir belediyecilik anlayışı, Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor.

"Trade & Climate Tracker" ile İklim ve Enerji Odaklı Anlaşmalar Takipte Haber

"Trade & Climate Tracker" ile İklim ve Enerji Odaklı Anlaşmalar Takipte

Uluslararası ticaret anlaşmaları artık yalnızca gümrük vergileri ve serbestleşmeyle sınırlı kalmıyor; iklim krizi, enerji güvenliği ve yeşil dönüşüm küresel ticaretin merkezine yerleşiyor. Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD), bu alandaki büyük bir boşluğu doldurmak için çevrimiçi bir platform olan Trade & Climate Tracker (Ticaret ve İklim Takipçisi) projesini hayata geçirdi. ​1 Ocak 2025’ten bu yana imzalanan 70’ten fazla anlaşmayı haritalandıran platform, ticaret politikalarının küresel enerji dönüşümünü nasıl desteklediğini gözler önüne seriyor. ​Veriler Ne Söylüyor? Son Dönem Ticaret Anlaşmalarının Öne Çıkan Bulguları ​IISD tarafından metinleri kamuya açık 46 ticaret anlaşması üzerinden yapılan analizler, ticaret ve iklim ilişkisinin boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor: ​İklim İşbirliği Artıyor: Anlaşmaların %58’inde iklim işbirliğine açıkça yer verilirken, %40’ında emisyon azaltımı vurgulanıyor. Ayrıca anlaşmaların yarısından fazlasında ormansızlaşmayla ilgili hükümler bulunuyor. ​Enerji Altyapısı Güvence Altında: Metinlerin %67’si enerji verimliliği ve elektrik şebekeleri gibi kritik altyapı yatırımlarını kapsayan enerji işbirliği hükümleri içeriyor. ​Yenilenebilir Enerji Birleştirici Unsur: Anlaşmaların %36’sında yenilenebilir enerjiye dair hükümler yer alıyor. Uzmanlar, yenilenebilir enerjinin son dönem ticaret anlaşmalarında güçlü bir ortak payda olarak öne çıktığına dikkat çekiyor. ​Kritik Hammaddeler Odak Noktasında: Anlaşmaların %53’ü kritik hammaddeleri kapsıyor. Bu başlık altında madenlere erişimin güvence altına alınması ve tedarik zinciri güvenliği ittifaklarının geliştirilmesi hedefleniyor. ​"Geleceğin Yeşil Pazarları Şekilleniyor" ​IISD’nin Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Alice Tipping, yeni platformun önemini şu sözlerle değerlendirdi: ​"Hükümetler, 21. yüzyılda büyümenin ve kalkınmanın, düşük karbonlu ve iklime dayanıklı ekonomilere dayalı olacağının farkında. Tracker, bu dönüşümü görünür hale getiriyor ve ülkelerin, geleceğin küresel yeşil pazarlarını oluşturmak için ekonomik anlaşmaları nasıl kullandığını görmemizi sağlıyor." ​Veriler, bu eğilimin yalnızca iklim politikalarında iddialı ülkelerle sınırlı kalmadığını; farklı ekonomik ve siyasi önceliklere sahip hükümetlerin imzaladığı anlaşmalarda da ortak bir standart haline gelmeye başladığını gösteriyor. Trade & Climate Tracker, küresel ticaret diplomasisinde yeşil dönüşümü izlemek isteyenler için kritik bir başvuru kaynağı olmayı sürdürüyor.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

İzmir Dikili OTB Yılda 80 Bin Ton Üretim Yapacak! Haber

İzmir Dikili OTB Yılda 80 Bin Ton Üretim Yapacak!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İzmir Dikili’de kurulacak Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin (OTB) detaylarını açıkladı. Dev projenin yıllık 80 bin ton yaş meyve-sebze üretimi gerçekleştireceğini belirten Yumaklı, %75’i kadın olmak üzere 3 bin 500 kişiye iş imkanı doğacağını vurguladı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İzmir’in Dikili ilçesinde hayata geçirilecek Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) projesine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Projenin modern teknoloji ile yenilenebilir enerjiyi buluşturduğunu belirten Bakan Yumaklı, bu adımla tarımda yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade etti. "Modern Teknoloji ve Yenilenebilir Enerji Dev Tesiste Buluşuyor" Projenin çevreci ve yüksek verimli yapısına dikkat çeken Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı: "Modern teknoloji, kaynak verimliliği ve yenilenebilir enerjiyi dev bir tesiste buluşturuyoruz. 3 milyon metrekarelik entegre üretim ve sanayi alanı, doğayla dost jeotermal ve güneş enerjisi kullanımı, yıllık 80 bin ton yaş meyve-sebze üretimi ve 3 bin 500 kişiye istihdam... Üreten, çevreyi koruyan ve ülkemize değer katan projelerimizle Türkiye Yüzyılı'na emin adımlarla yürüyoruz." %75 Kadın İstihdamı İle Bölge Ekonomisine Büyük Katkı Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ısıtılacak olan yüksek teknolojili seralarda sürdürülebilir üretim hedefleniyor. Çevre dostu jeotermal ve güneş enerjisi altyapısına sahip tesiste sağlanacak 3 bin 500 kişilik istihdamın %75’ini kadın çalışanlar oluşturacak. Proje, hem bölge ekonomisine canlılık katacak hem de kadınların tarımsal üretimdeki rollerini güçlendirecek.

Dikili OTB'de İlk Ruhsatlar Yatırımcılara Teslim Edildi Haber

Dikili OTB'de İlk Ruhsatlar Yatırımcılara Teslim Edildi

İzmir’de tarımın dönüşümüne önemli katkılar sağlayacak İzmir Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi'nde (Dikili OTB) ilk ruhsatlar düzenlenerek yatırımcılara teslim edildi. Yatırımcıların belirlenen yasal süre içerisinde projelerini tamamlamasının ardından bölgede hızla üretime başlanması hedefleniyor. Altyapı Yatırımları ve Ruhsatlandırma Süreçleri Eş Zamanlı Olarak Devam Ediyor Avrupa'nın en büyük jeotermal ısıtmalı sera organize tarım bölgelerinden biri olarak hayata geçirilen Dikili OTB'de altyapı yatırımları planlanan takvim doğrultusunda devam ederken, yatırımcıların üretim hazırlıklarını başlatmalarına imkan sağlayacak ruhsatlandırma süreçleri de eş zamanlı olarak yürütülüyor. Çakan: "Önemli Bir Dönüm Noktası" İlk ruhsatların yatırımcılara teslim edilmesinin proje açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, “Bugün bölgemiz adına son derece anlamlı ve gurur verici bir gelişmeyi hep birlikte yaşıyoruz. İlk ruhsatlarımızı yatırımcılarımıza teslim ederek uzun süredir büyük bir özveriyle yürüttüğümüz çalışmaların somut sonuçlarını görmeye başladık. Ruhsatlarını alan tüm yatırımcılarımıza hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum” dedi. Bakan Yumaklı’dan "Vizyon" Vurgusu Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’nin yalnızca yatırımcısına kazanç sağlayan bir üretim alanı değil, aynı zamanda ülkemizin gıda arz güvenliğine, ihracatına, istihdamına ve sürdürülebilir tarım hedeflerine katkı sunacak örnek bir kalkınma projesi olduğuna dikkat çeken Çakan, sözlerine şöyle devam etti: “T.C. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı, Dikili Jeotermal Kaynaklı Sera OTB ile tarımda yeni bir dönem başladığını sosyal medya hesaplarından kamuoyuna duyurdu. Sayın Bakanımız, bölgemizin Türkiye'nin tarımsal üretim vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını belirterek projenin modern teknolojiyi, kaynak verimliliğini ve yenilenebilir enerji altyapısını aynı çatı altında buluşturacağını ifade etti. Bu vesileyle başta Sayın Bakanımız olmak üzere projemize emek veren herkese, tüm paydaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.”

Fırat Havzası’na 86 Milyon Avroluk Dev Yatırım Haber

Fırat Havzası’na 86 Milyon Avroluk Dev Yatırım

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 6 ili kapsayan Fırat Havzası Rehabilitasyon Projesi’nin lansmanında önemli açıklamalarda bulundu. 2031 yılına kadar sürecek projeyle hem doğal kaynakların korunması hem de kırsal kalkınmanın desteklenmesi hedefleniyor. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Malatya İnönü Üniversitesi’nde düzenlenen Fırat Havzası Rehabilitasyon Projesi lansmanına katıldı. Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ve Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen proje için 86 milyon avro bütçe ayrıldığını duyuran Bakan Yumaklı, bu girişimin kırsal kalkınmada yeni bir model oluşturacağını belirtti. ​6 İlde 40 Bin Haneye Ulaşılacak ​Projenin Malatya, Adıyaman, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ ve Şanlıurfa illerini kapsadığını ifade eden Yumaklı, hedeflerini şu sözlerle açıkladı: ​"2031 yılına kadar devam edecek bu çalışmalar kapsamında 6 ilimizde, 39 ilçemizde, 400 orman köyümüzde ve 40 mikro havzada yaklaşık 40 bin hanemize ulaşmış olacağız." ​İklim Değişikliğiyle Mücadelede Güçlü Hamle ​İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Bakan Yumaklı, orman yangınları, kuraklık ve sel gibi afetlere karşı projenin büyük bir koruma kalkanı işlevi göreceğini vurguladı. Proje kapsamında yapılacak yatırımlar şunları içeriyor: ​Doğal Kaynak Koruma: Toprak muhafazası, sel kontrolü ve ağaçlandırma çalışmaları. ​Altyapı ve Islah: Mera ıslahı ve hayvan içme suyu tesisleri. ​Hibe ve Kredi Desteği: Modern sulama, yenilenebilir enerji, hayvancılık, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği. ​"Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek Üretim Sonuçlarını Bekliyoruz" ​Geçen yıl Malatya’daki kayısı üreticisini zorlayan zirai don olayına değinen Bakan Yumaklı, devletin üreticinin yanında olduğunu hatırlattı. Bu yıl yağışların da etkisiyle hasat döneminin umut verici geçtiğini belirten Yumaklı, "Bu sene inşallah Cumhuriyet tarihimizin en yüksek tarımsal üretim sonuçlarını alacağız" dedi. ​Gençler ve Kadınlar Odak Noktasında ​Fırat Havzası Rehabilitasyon Projesi’nde kadınların ve gençlerin üretime katılımına özel bir önem verdiklerini ifade eden Bakan Yumaklı, bu modelin sadece bölge için değil, Türkiye’nin diğer bölgeleri için de örnek teşkil edeceğini belirtti. ​Programın ardından Bakan Yumaklı, Malatya Orman İşletme Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasının açılışını gerçekleştirerek bölgedeki temaslarını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 Trilyon Liralık Devasa Destekle Üreticimizin Yanındayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 Trilyon Liralık Devasa Destekle Üreticimizin Yanındayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda çiftçilere yönelik müjdeler verdi. 2026 yılı tarımsal destek bütçesinin 939 milyar liraya ulaştığını açıklayan Erdoğan, kadın ve genç çiftçi kredi limitlerini 5 milyon liraya yükselttiklerini duyurdu. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın da katılımıyla gerçekleşen 5. Tarım Ekosistemi Buluşması'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toprağın insan hayatındaki stratejik önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin yerli üretim gücünü zirveye taşıyacak yeni dönemi başlattıklarını ifade etti. ​"1 Trilyon Liralık Devasa Destek Paketi" ​Tarımsal üretimi milli güvenlik meselesi olarak gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 23 yılda tarıma reel rakamlarla yaklaşık 3 trilyon lira destek sağladıklarını hatırlattı. Erdoğan, "2026 yılı için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırdığımız rakam 939 milyar lira. Yani 1 trilyon liraya varan devasa bir rakamla üreticimizi destekleyeceğiz," dedi. ​Tarım ve Hayvancılıkta Yeni Müjdeler ​Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve hayvancılık sektörünü dönüştürecek yeni destek paketlerini şu şekilde sıraladı: ​Genç ve Kadın Çiftçi Kredisi: Limit 3 milyon liradan 5 milyon liraya çıkarıldı. Yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vade ve Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği sağlanacak. ​Atıl İşletmelere Dönüş: Atıl durumda bulunan büyükbaş süt ve besi işletmeleri yeniden üretime kazandırılıyor. Süt hayvancılığına 60 milyon TL, besicilik yatırımlarına 40 milyon TL’ye kadar kredi desteği sunulacak. ​Yenilenebilir Enerji: Çiftçilerin kendi elektriğini üretmesi için 15 milyon liraya kadar 8 yıl vadeli, yüksek sübvansiyonlu kredi imkanı getirildi. ​Hayvancılık Limitleri: Küçükbaş hayvancılık kredi limiti 2 milyon liraya, büyükbaş hayvancılık kredi limiti ise 3 milyon liraya yükseltildi. ​"Tüm Zamanların En Büyük Rekoru Bekleniyor" ​Türkiye'nin tarımsal başarısının tesadüf olmadığını belirten Erdoğan, "117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz. 206 çeşit ürün yetişen ülkemizde, sebzede dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. Bu yıl inşallah tüm zamanların en büyük üretim rekorunu kıracağız," değerlendirmesinde bulundu. ​Bakan Yumaklı: "Tarım, Milli Güvenliğimizdir" ​Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise, tarımın sadece bir ekonomi değil, bir bağımsızlık unsuru olduğunu vurguladı. "Bereket, emek ister, akıl ister, plan ister," diyen Yumaklı, hayata geçirdikleri üretim planlamasının meyvelerini vermeye başladığını belirtti. ​Bakan Yumaklı, 1 Temmuz itibarıyla başlayan B-Reçete sistemi ile bitki koruma ürünlerinde daha bilinçli kullanım, daha az pestisit kullanımı ve daha güvenilir gıda hedeflerine doğru ilerlediklerini ifade ederek, "Gençlerimiz tarımdan uzaklaşıyor ezberi bozuldu. Gençlerimize imkan verildiğinde toprağa nasıl sahip çıktıklarını görüyoruz," dedi. ​2026'da İhracatta Rekor Artış ​Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve gıda ürünleri ihracatının Haziran ayında %23,3 artışla 2,8 milyar dolara ulaştığını müjdeledi. 2026'nın ilk 6 ayında tarım ve gıdada 693 milyon dolar dış ticaret fazlası verildiğini kaydeden Erdoğan, organize tarım bölgeleriyle hedeflerini büyüterek 42 ilde 61 yeni bölge kuracaklarını sözlerine ekledi.

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm Haber

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm

Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü teknolojiyle buluşturan Tat Gıda'nın geleneksel hale gelen Dijital Tarla Günü etkinliği, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirerek tarımın dönüşüm sürecine ışık tuttu. Tat Gıda, Bursa'nın Karacabey ilçesinde düzenlediği 9. Dijital Tarla Günü'nde dijital tarım uygulamalarının üretime sağladığı somut kazanımları ve sürdürülebilir tarım vizyonunu paylaştı. Şirket, yapay zekâ destekli sulama sistemleriyle su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlarken, dijital tarım uygulamalarını kullanan üreticilerde verimin yüzde 16 ila 28 arasında arttığını açıkladı. Tarımda dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine sağladığı katkıların da öne çıktığı etkinlikte, sektörün geleceğine yönelik önemli mesajlar verildi. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Camandıra Çiftliği’nde gerçekleştirilen 9. Dijital Tarla Günü etkinliğine Mustafakemalpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nuri Oruç, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürü Davut Aytek, Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir ve Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem ile akademisyenler, çiftçiler, sektör paydaşları ve çözüm ortakları katıldı. BASF ve BASF Nunhems’in platin sponsor, Türkiye İş Bankası ve Sarten’in altın sponsor, United Genetics Turkey, Solares, Subutay Bulut Nakliyat, Baştürk Cam, Akca Lojistik, Özler Plastik ve Omnia Nişasta’nın gümüş sponsor olarak destek verdiği Tat Gıda 9. Dijital Tarla Günü’nün açılışında konuşan Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş, veri odaklı üretim modelleri sayesinde çiftçilerin verimliliğini artırırken doğal kaynakların korunmasına da önemli katkılar sağladıklarını söyledi. “Sözleşmeli üretim modelimizi dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımda dönüşüme öncülük ediyoruz" Tat Gıda'nın 2016 yılında başlattığı Dijital Tarım Programı'nın bugün Türkiye'de örnek gösterilen uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Veysel Memiş, sözleşmeli üretim modelini dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımsal üretimde dönüşüme öncülük ettiklerini söyledi. Dijital tarım uygulamalarının kapsamını her yıl genişlettiklerini kaydeden Memiş, bugün 400'ün üzerinde çiftçinin dijital tarım ekosistemine dahil olduğunu ve 20 bin dekardan fazla alanda dijital uygulamaların aktif olarak kullanıldığını ifade etti. Son iki yılda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi veren Veysel Memiş, 15 bin dekardan fazla alanda uydu destekli bitki sağlığı takibi yapıldığını, 585 tarlanın dijital olarak izlendiğini ve 500'ün üzerinde toprak analiziyle üreticilere özel gübreleme programları oluşturulduğunu belirtti. Dijital takip sistemleri sayesinde yüzlerce problemli alanın erken dönemde tespit edilerek hızlı müdahale imkânı sağlandığını dile getirdi. Dijitalleşmenin sahadaki en önemli çıktısının verim artışı olduğunu vurgulayan Veysel Memiş, uydu teknolojileri, sensörler ve dijital karar destek sistemlerinden yararlanan üreticilerin verimlerinin geleneksel yöntemlerle üretim yapan çiftçilere kıyasla yüzde 16 ila yüzde 28 arasında daha yüksek gerçekleştiğini açıkladı. Bu sonuçların teknolojinin tarım sektöründe yalnızca bir yenilik değil, aynı zamanda verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir araç olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Veysel Memiş, dijital dönüşümün üreticilerin gelir seviyelerine de doğrudan katkı sunduğunu kaydetti. “Yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandı” Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmalarını sadece verim artışıyla sınırlı değerlendirmediğini belirten Veysel Memiş, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan uygulamaların da önemli sonuçlar verdiğini söyledi. Toprak analizleriyle bilinçli gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırıldığını ifade eden Veysel Memiş, yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandığını, veri temelli bitki koruma uygulamalarıyla ise pestisit kullanımının yüzde 44 oranında azaltıldığını açıkladı. Türkiye'de sözleşmeli sanayi domatesi üretiminin tamamında yüzde 100 damla sulama sistemi kullanan öncü üretici gruplarından biri olduklarını belirten Veysel Memiş, bu modelin hem su verimliliği hem de karbon ayak izinin azaltılması açısından güçlü bir sürdürülebilirlik örneği oluşturduğunu vurguladı. Tat Gıda'nın sürdürülebilir tarım hedeflerini uluslararası projelerle desteklediğini belirten Memiş, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile yürütülen Yeşil Tarım Projesi kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, su verimliliğinin artırılması ve çevresel etkilerin ölçülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Şirketin aynı zamanda Avrupa Birliği Horizon Europe Programı tarafından desteklenen SolarHub Projesi'nin Türkiye'deki ana paydaşlarından biri olduğunu kaydeden Memiş, proje kapsamında tarım ve yenilenebilir enerji sistemlerinin entegrasyonuna yönelik yenilikçi uygulamaların sahada test edildiğini ve üreticilerle buluşturulduğunu ifade etti. “Temel amacımız teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak” Tarımsal üretim alanlarında yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Veysel Memiş, çiftçilerin bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlaması amacıyla eğitimler, çalıştaylar ve uluslararası bilgi paylaşım faaliyetleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Tarımın geleceğinin nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inandıklarını vurgulayan Memiş, Ege Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen programlar kapsamında bugüne kadar 217 üniversite öğrencisine uygulamalı dijital tarım eğitimi verildiğini açıkladı. Ayrıca yüzlerce üreticinin dijital tarım teknolojileri ve yeni nesil üretim yöntemleri konusunda eğitim programlarına katıldığını belirten Veysel Memiş, teknolojik dönüşümün ancak bilgi paylaşımı ve üretici katılımıyla kalıcı hale gelebileceğini ifade etti. 9. Dijital Tarla Günü'nün temel amacının teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak ve başarılı uygulamaları paylaşmak olduğunu belirten Veysel Memiş, şunları söyledi: "Tarımın geleceğinin veriyle desteklenen, çevreye duyarlı, kaynaklarını verimli kullanan ve çiftçisini merkeze alan bir anlayışla şekilleneceğine inanıyoruz. Bugün sahada gördüğümüz her teknoloji ve her uygulama, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir tarım sistemi oluşturma hedefimizin bir parçasıdır. Çiftçilerimiz, iş ortaklarımız, akademisyenlerimiz ve teknoloji sağlayıcılarımızla birlikte tarımın geleceğini inşa etmeye devam edeceğiz." Dijitalleşme, finansman ve sürdürülebilirlik aynı platformda buluştu Etkinlik kapsamında katılımcılara Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmaları ve sahada elde edilen sonuçları anlatan özel bir tanıtım filmi de izletildi. Programın ilk oturumunda Tat Gıda Bilgi Teknolojileri ve Proje Yönetim Direktörü Çiğdem Şahin, şirketin dijital dönüşüm vizyonunu ve geleceğe yönelik stratejik hedeflerini anlattı. Şahin, dijitalleşmenin yalnızca verimlilik artışı sağlamadığını, aynı zamanda doğal kaynakların korunması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından kritik rol üstlendiğini belirtti. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Tat & BASF Dijital İş Birliği ve Sürdürülebilirlik" panelinde, BASF Tarım Çözümleri Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Mustafa Yüksel ile BASF Nunhems Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve Pakistan Ülke Müdürü Önder Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda dijital teknolojilerin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik hedefleri, yenilikçi tarım uygulamaları ve özel sektör iş birliklerinin sektöre sağladığı katkılar ele alındı. Katılımcılar, tarımın geleceğinde teknoloji ve sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğuna dikkat çekti. Programın “Sürdürülebilir Tarım Ekosistemi ve İş Bankası Tarım Bankacılığı” panelinde ise sürdürülebilir tarım ekosistemi ve tarım bankacılığı konusu gündeme geldi. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ile Tat Gıda'nın sözleşmeli üretim modeli içerisinde uzun yıllardır yer alan genç üreticiler Mustafa Demirel ve Eren Çağan deneyimlerini paylaştı. Panelde tarımın finansmanı, sürdürülebilir üretim modelleri, üreticilerin finansmana erişimi ve sözleşmeli üretimin sağladığı avantajlar değerlendirildi. Üreticiler sahadaki deneyimlerini aktarırken, finansman mekanizmalarının tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından taşıdığı önem vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.