Hava Durumu

#Yenilenebilir Enerji

Kırsal Haber - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi Haber

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi

Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika’da gerçekleştirilen yeni bir akademik araştırma, enerji politikalarında tarihi bir kırılmayı gün yüzüne çıkardı. Brown Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jennifer Hadden ve ekibinin yayımladığı çalışmaya göre, vatandaşlar rüzgâr ve güneş enerjisini kömüre açık ara tercih ederken; kömür projelerini destekleyen siyasi aktörler seçmen nezdinde güven kaybediyor. Vatandaş "Temiz Enerji" Diyor, Siyaset Risk Alıyor Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde, Kolombiya’da düzenlenen Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı ile eş zamanlı paylaşılan araştırma, kömürün artık sadece bir çevre sorunu değil, ciddi bir "siyasi maliyet" unsuru olduğunu kanıtlıyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Açık Ara Tercih Yenilenebilir: Her üç ülkede de seçmenler, yeni enerji yatırımlarında güneş ve rüzgâr enerjisini ilk sıraya koyuyor. Doğal gaz altyapısı bile kömürden daha fazla destek görüyor. Sağlık ve Tarım Endişesi: İtirazların odağında iklim değişikliğinden ziyade doğrudan yaşam kalitesini etkileyen hava kirliliği, halk sağlığı ve tarım arazilerinin kaybı yer alıyor. Siyasi Getiri Yenilenebilirde: Araştırma, yenilenebilir enerji projelerini savunan liderlerin toplumsal desteğini artırdığını, kömür projelerine yatırım yapanların ise oy kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Jennifer Hadden: "Kömür Projeleri Toplumsal Talepten Beslenmiyor" Araştırmanın yazarlarından Brown Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jennifer Hadden, çalışmanın sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: "Liderler seçmen tercihlerini ne kadar iyi anlarsa o kadar iyi. Bu çalışma, kömür projelerinin toplumsal bir talepten kaynaklanmadığını, aksine bu projelerin durdurulmasının siyasi bir fayda sağlayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye'de de gördüğümüz üzere, kömür projeleri protestolara en açık ve toplumsal direncin en yüksek olduğu alanlar." COP31 ve Türkiye İçin Fırsat Penceresi Türkiye’nin COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) adaylığı ve ev sahipliği süreci, enerji dönüşümü için kritik bir fırsat sunuyor. Araştırma, Türkiye’de geliştirilmekte olan kömür projelerinin kamuoyu nezdinde karşılığı olmadığını vurgularken, liderlerin temiz enerjiye yönelerek hem ekolojik hem de siyasi bir kazanım elde edebileceğine işaret ediyor. Kömürden Kaçışın Temel Nedenleri: Hava Kirliliği: Proje yakınında yaşayanların sağlığına yönelik doğrudan tehdit. Madencilik Faaliyetleri: Yeni santrallerin daha fazla maden sahası açacağı korkusu. Yolsuzluk Algısı: Kömür projeleriyle ilişkilendirilen "ahbap-çavuş kapitalizmi" endişesi.

Bakan Yumaklı: "Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi Başladı" Haber

Bakan Yumaklı: "Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi Başladı"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi'nin başladığını, program dahilinde 10 milyar liralık dev bir bütçeyi girişimcilerin kullanımına sunduklarını belirterek “Bu yıl; önceki yıllardan farklı olarak hem hibe desteği oranımızı hem de hibe desteği alacak proje tutarı limitini artırıyoruz. Bu kapsamda; 100 bin TL'den 30 milyon TL'ye kadar olan projelere KDV dahil yüzde 50-70 oranında hibe desteği sağlayacağız" ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, bugün itibarıyla kırsal kalkınma yatırımlarında yeni bir dönem olarak nitelendirdikleri “Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 Başvuru Dönemi"nin başladığını bildirdi. Bu yıl program kapsamında birçok yeni düzenlemeyi de hayata geçirdiklerine işaret eden Yumaklı şu bilgileri aktardı: “Bu program dahilinde; kırsalda üretim, istihdam ve teknolojik dönüşümü desteklemek amacıyla tam 10 milyar liralık dev bir bütçeyi girişimcilerimizin kullanımına sunuyoruz. Bu yıl önceki yıllardan farklı olarak hem hibe desteği oranımızı hem de hibe desteği alacak proje tutarı limitini artırıyoruz. Bu kapsamda. 100 bin TL'den 30 milyon TL'ye kadar olan projelere, KDV dahil yüzde 50-70 oranında hibe desteği sağlayacağız." Bakan Yumaklı, program kapsamında, modern seralar ve hayvansal üretim tesislerinden tarım teknolojilerine, su ürünlerinden arı yetiştiriciliği ve modern sulama sistemlerine kadar birçok alanda destekleri olacağının altını çizerek şunları kaydetti: “Genç ve kadın girişimcilerimiz ile aile işletmelerimize de ayrı bir müjdemiz var. Program bütçemizin en az yüzde 20'sini genç ve kadın girişimcilerimize, yüzde 30'unu ise aile işletmelerimize ayıracağız. Kırsal kalkınma hamlelerimizde gençlerimize ve kadınlarımıza pozitif ayrımcılık uygulamaya devam ediyoruz. Özellikle bu alanda eğitim almış gençlerimiz ve kadınlarımız başta olmak üzere tüm üretici ve girişimcilerimizi, Türkiye Yüzyılı'nda, kırsalda teknolojiyi ve üretimi el birliğiyle daha ileriye taşımak üzere başvuru yapmaya davet ediyorum. Başvuruya ilişkin Bakanlığımızın internet sitesinden bilgi alınabilir." YATIRIM YELPAZESİ OLDUKÇA GENİŞ Bakan Yumaklı'nın verdiği bilgiye göre, geniş bir yatırım yelpazesinin hedeflendiği program kapsamında desteklenecek yatırımlar arasında; Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması Kapalı ortamda bitkisel üretim (Yüksek tünel, modern sera, kültür mantarı) Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yetiştiriciliği ve kesimhaneleri Su ürünleri yetiştiriciliği Hayvansal ve bitkisel orijinli gübre Tarımsal amaçlı örgütler için ortak makine parkı Arı yetiştiriciliği Tarımsal bilişim sistemleri (Akıllı tarım teknolojileri, sensör sistemleri ve yapay zekâ tabanlı çözümler, diğer bilişim sistemleri) İpek böceği yetiştiriciliği Yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına yönelik yatırımlar gibi birçok başlık yer alıyor. Program, klasik üretim yatırımlarının yanı sıra dijitalleşme ve ileri teknoloji uygulamalarını da destekleyerek tarımda dönüşümü hızlandırmayı hedefliyor. HİBE ORANI YÜZDE 50-70 OLARAK UYGULANACAK Program kapsamında hibeye esas proje tutarı alt limiti 100 bin TL, üst limiti ise 30 milyon TL olarak belirlenirken aile işletmeleri için üst limit 8 milyon TL olacak. Kabul edilen projelerde hibe oranı yüzde 50-70 olarak uygulanacak. Bu çerçevede, ilgili alanda eğitim alan gençler yüzde 70, birinci derece tarımsal amaçlı örgütler yüzde 70, Organize Tarım Bölgelerinde yapılan yatırımlar yüzde 70, kadınlar/gençler/yatırım yeri köy, belde, kır olanlar yüzde 60 oranında hibe desteğinden faydalanabilecek. Yenilenebilir enerji ve otomasyon için yüzde 5 ek hibe sağlanacak. Hibe desteği Katma Değer Vergisi (KDV) dâhil proje tutarı üzerinden verilecek. Yeni düzenleme ile yalnızca üretim kapasitesinin artırılması değil aynı zamanda Veri temelli üretim, Akıllı tarım uygulamaları, Otomasyon ve robotik sistemler gibi yenilikçi alanların da desteklenmesi hedefleniyor. TASARRUFLU TARIMSAL SULAMA SİSTEMLERİNE HİBE DESTEĞİ Program ile ayrıca tasarruflu tarımsal sulama sistemleri kapsamında; hibeye esas proje üst limiti KDV dâhil 10 milyon TL'ye kadar yatırımlara yüzde 50-70 oranında hibe desteği verilecek. Bu çerçevede hibe verilecek yatırım konuları ise şu şekilde belirlendi: Tarla içi sistemler: 1) Damla sulama. 2) Yağmurlama. 3) Mikro yağmurlama. 4) Yüzey altı damla sulama. Mekanik büyük sistemler: 1) Center pivot/Lineer sulama sistemleri. 2) Tamburlu sulama sistemleri. Yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı sistemler: 1) Güneş enerjili sulama. 2) Akıllı sulama/otomasyon sistemleri KADIN VE GENÇ GİRİŞİMCİLERE POZİTİF AYRIMCILIK Program bütçesinin en az yüzde 20'si kadın ve genç girişimciler tarafından gerçekleştirilecek yatırımlar için kullanılacak. Tarımsal açıdan yeraltı suları yetersiz seviyede ve su kısıtı ilan edilen ilçelerde yapılacak başvurularda tüm konular için yüzde 70 hibe desteği verilecek. Kırsalda yatırım yapmak isteyen tüm üretici ve girişimciler 12 Haziran 2026 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.

İzmir - Kosta Rika İlişkilerinde Önemli Adım Haber

İzmir - Kosta Rika İlişkilerinde Önemli Adım

Kosta Rika Cumhuriyeti First Lady’si Signe Zeikate, İzmir Ticaret Odası’nda iş dünyası ile bir araya geldi. İki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için tüm fırsatların detaylı bir şekilde aktarıldığı toplantıda konuşan First Lady Zeikate, Kosta Rika’nın tüm Amerika kıtasında 1 milyar tüketiciye ulaşım için bir kapı olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. İki önemli unvan ile First Lady’i ağırlayan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kosta Rika İzmir Fahri Konsolosu Emre Kızılgüneşler, İzmir’in güçlü potansiyelini vurgulayarak, sanayi, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı alanlarda geliştirilecek iş birlikleriyle ilişkilerin güçlendirilmesi için çağrıda bulundu. İZTO’YU ZİYARET EDEN İLK FİRST LADY İzmir Ticaret Odası, ilk kez bir First Lady’i ağırlamanın gururuyla önemli bir organizasyona imza attı. Kosta Rika ile ekonomik ilişkileri geliştirmek amacıyla düzenlenen toplantı, Kosta Rika Cumhuriyeti First Lady’si Signe Zeikate, T.C. Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapcıoğlu, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız ve Kosta Rika Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosu Emre Kızılgüneşler, Kosta Rika Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Gustavo Alonso Campos Fallas ile EGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner'in açılış konuşmalarıyla başladı. FİRST LADY ZEİKATE: BAŞKALARI BİZİM GÖRDÜĞÜMÜZÜ GÖREMEYEBİLİR Sözlerine asırlardır süregelen tarihi ve güzellikleri ile İzmir’de bulunmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek başlayan Kosta Rika Cumhuriyeti First Lady’si Signe Zeikate, Türkiye ve Kosta Rika’nın sağlam dostluk tarihi ve güvenilir ilişkileri ile fırsatları ufukta aradığını ve dışarıdan bir gözün bunu göremeyeceğini düşündüğünü belirtti. Sözlerine İzmir’e çok açık bir düşünce ile geldiklerine değinerek devam eden Zeikate, ülkelerimizin kurduğu ilişkiye büyük önem verdiklerini ve ilişkilerimizin birçok konuda potansiyel taşıdığını düşündüklerini bildirdi. AMERİKA KITASINA ULAŞMAK İÇİN GÜÇLÜ BİR KAPI 2026 Kosta Rika genel seçimlerine değinerek sözlerine devam eden First Lady, 1 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde İktidar partisi (PPSO) adayı Laura Fernández Delgado’nun seçimleri kazandığını ifade ederek, Kosta Rika kongresinde ilk defa kadınların üstünlük sağladığına, bu nedenle geleceğe umutla baktıklarına dikkat çekti. Ülkesinin erişim kolaylığı ve güvenilirlik gibi avantajlarına değinen First Lady, Kosta Rika’nın tüm Amerika kıtasında 1 milyar tüketiciye ulaşım için bir kapı olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Bu tüketicinin çoğunluğunun iki dilli olduğunun altını çizen First Lady, ülkedeki firmaların %99’unun yenilenebilir enerji kaynakları kullandığına ve aslında Amerika pazarının en katı yeşil standardına sahip ülkesinin Kosta Rika olduğuna değindi. KEBAPCIOĞLU: İKİ ÜLKE ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN 75. YILI T.C. Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapcıoğlu, geçen yıl Kosta Rika ve Türkiye arasındaki ilişkilerin kuruluşunun 75. yılını kutladıklarını belirtirken, ülkeler arasındaki ilişkinin bugünkü büyüklüğünden oldukça memnun olduklarını, bu potansiyelin daha da gelişeceğine inandıklarını ifade etti. KIZILGÜNEŞLER: BUGÜN BURADA İKİ ÖNEMLİ GÖREVİ BİR ARADA ÜSTLENİYORUM İki önemli görevi bir arada üstlenmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerine başlayan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kosta Rika İzmir Fahri Konsolosu Emre Kızılgüneşler, konuşmasında Kosta Rika’nın sürdürülebilir kalkınma modeli, çevre bilinci ve yüksek yaşam kalitesiyle öne çıktığını; yüksek katma değerli üretim ve yenilenebilir enerji odaklı ekonomik yapısının uluslararası yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. KOSTA RİKA TÜM DÜNYAYA İLHAM VERİYOR Kosta Rika’nın, barış, istikrar ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında ortaya koyduğu yaklaşımla tüm dünyaya ilham verdiğine dikkat çeken Kızılgüneşler, doğayla uyumlu kalkınma modeli, güçlü çevre bilinci ve “Pura Vida” (Saf Yaşam) felsefesi ile yönetilen ülkenin, uluslararası araştırmalarda dünyanın en mutlu ülkeleri arasında üst sıralardaki yerini koruduğunun altını çizdi. Türkiye ile Kosta Rika arasındaki ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla 175 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Kızılgüneşler, mevcut potansiyelin daha yüksek olduğunu ve özellikle sanayi, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı alanlarda geliştirilecek iş birlikleriyle ilişkilerin güçlenebileceğini vurguladı. Sözlerine, iki ülke arasında öne çıkan iş birliği alanlara dikkat çekerek devam eden Kızılgüneşler, Kosta Rika’nın biyoturizm alanındaki deneyiminin İzmir için önemli bir örnek teşkil ettiğini, özellikle doğa temelli ve sürdürülebilir turizm alanında ortak çalışmalar yapılabileceği belirtti. Kızılgüneşler ayrıca, Efes ve Meryem Ana Evi gibi önemli destinasyonların Kosta Rika kamuoyuna daha etkin tanıtılmasının da yeni iş birliklerine katkı sağlayacağına ve ‘İzmir–Kosta Rika Akademik Ağı’nın kurulmasının önemine dikkat çekti. BÜYÜKELÇİ FALLAS: İZMİR, BİZİM İÇİN KRİTİK BİR ŞEHİR Misafirperverlikleri için İzmir Ticaret Odası’na teşekkür ederek sözlerine başlayan Kosta Rika Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Gustavo Alonso Campos Fallas, Kosta Rika ve Türkiye’nin ilişkilerinin 2014 yılında karşılıklı olarak Büyükelçiliklerin açılmasından bu yana hızla gelişmekte olduğunu vurguladı. Türkiye ve Kosta Rika’nın hiç bu kadar yakın olmadığını belirten Büyükelçi, iki ülkenin yükseköğretim öğrencileri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmasının önemine değinerek, Türkiye ve Kosta Rika’nın sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda birlikte yürüdüğü yolun her geçen gün daha da genişlediğini vurguladı. AŞKINER: KOSTA RİKA’YI ZİYARET EDEREK ÖNEMLİ İŞ BAĞLANTILARI KURDUK Konuşmasında T.C. San Hose Büyükelçisi Naciye Gökçen Kaya’nın daveti üzerine Kosta Rika’ya yaptıkları ziyareti anlatan EGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner ise, Türkiye ile Kosta Rika arasındaki diplomatik ilişkilerin 75. yılı kapsamında gerçekleştirilen ziyaretin, iki ülke arasında özellikle kadın girişimciliği alanında ilk doğrudan temasların kurulmasına imkân sağladığını ifade etti. 2025 Kasım ayında First Lady Zeikate ile Cumhurbaşkanlığı Konutu’nda görüştüklerini ifade eden Aşkıner, Kosta Rika ziyaretleri kapsamında ayrıca ülkemizde TOBB benzeri bir yapıya sahip olan ve 400’ü aşkın üyesi bulunan Kosta Rika Özel Sektör Odaları ve Dernekleri Birliği (UCCAEP) ile de bir araya geldiklerini belirtti. 3 ÖNEMLİ SUNUM YAPILDI Konuşmaların ardından, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Kosta Rika Dış Ticaret Bakanlığı Doğrudan Yabancı Yatırımlar (FDI) Politikaları Dairesi Başkanı Juan Pablo Jimenez ile İzmir Ticaret Odası İş Geliştirme Müdürlüğü Dış Ekonomik İlişkiler Sorumlusu Cemre Moal tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Toplantıya kimler katıldı? Toplantıya, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Kosta Rika Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi'nin değerli eşi An Minnen, Kosta Rika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın değerli eşi Adriana Jimenez, Kosta Rika Dış Ticaret Bakanlığı Doğrudan Yabancı Yatırımlar (FDI) Politikaları Dairesi Başkanı Juan Pablo Jimenez, EGİKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Aslı Sancaktar Öztürk ile Güler Toksoy, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, İTB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Korkmaz ve Bülent Uçak, EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, EGİFED Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, EGİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yağmur Yarol, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Mısır ve Güney Afrika İş Konseyleri Geçmiş Dönem Başkanı ve Maden İhracatçısı Zuhal Mansfield, İzmir Ticaret Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Tanyeri, Genel Koordinatörü Pınar Karayılanoğlu ile Kosta Rika Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosluğu Danışmanı Mehmet Şenbağcı katıldı.

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği! Haber

İzmir ve Nanjing Arasında Dev Ticaret Hamlesi: 830 Milyon Dolarlık İş Birliği!

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönem başlıyor. Çin’in teknoloji ve sanayi merkezi Nanjing ile Ege’nin incisi İzmir, karşılıklı ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla üçüncü kez bir araya geldi. 2025 yılında 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan iki şehir, imzalanacak "Kardeş Şehir Protokolü" ile bağlarını güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çinli Yatırımcılara Çağrı Nanjing heyetini ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, İzmir’in lojistik ve stratejik önemine dikkat çekti. İzmir’in Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya açılan bir "ticaret hub’ı" olduğunu vurgulayan Eskinazi, Çinli firmaları İzmir’e yatırım yapmaya davet etti. İzmir’in Yatırım Avantajları: Lojistik Güç: 16 liman ve 36 ülkeye doğrudan uçuş imkanı. Yenilenebilir Enerji: Rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal enerjinin merkezi. İnovasyon: 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve güçlü Ar-Ge altyapısı. İhracat Başarısı: 2025 yılında Ege Bölgesi’nden yapılan 43,6 milyar dolarlık ihracat. "Türkiye, Çin için sadece bir pazar değil; üç kıtaya erişim sağlayan stratejik bir lojistik merkezidir." – Jak Eskinazi Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huiping: "Türk Markalarını Bekliyoruz" Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, 36 milyonluk nüfusu ve 272 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü ile Nanjing’in Türk ihracatçılar için dev bir fırsat olduğunu belirtti. Huiping, özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Öne Çıkan Ürünler: Kaliteli un ve makarna, Zeytinyağı ve kuru meyveler, Kuruyemiş ve atıştırmalıklar Huiping ayrıca, sadece ticaretle sınırlı kalmayıp maden, tekstil ve yeni nesil malzemeler alanında tedarik zinciri entegrasyonunu hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Tarım ve Gıda Sektöründe Çin Pazarı Fırsatı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çinli tüketicilerin güvenilir gıdaya olan talebinin Türk ürünleri için büyük bir kapı açtığını söyledi. Öztürk, Çinli iş insanlarını 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Foodist İstanbul Fuarı 2026’ya davet etti. Su Ürünleri ve Kanatlı Sektöründe Beklenti: Tavuk Ayağı İhracatı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nden Bedri Girit ise sektörün gücüne vurgu yaptı. Türkiye’nin dünyanın ilk 10 üreticisi arasında olduğunu belirten Girit, Türk somonu ve özellikle tavuk ayağı ihracatının tekrar açılmasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.

Gaziantep’te COP31 Seferberliği: "İklim Meselesi Bir Kalkınma Meselesidir" Haber

Gaziantep’te COP31 Seferberliği: "İklim Meselesi Bir Kalkınma Meselesidir"

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, COP31 İklim Elçileri Eğitim Kampı’nda yaptığı konuşmada, iklim krizinin artık bir çevre sorunu olmaktan çıkıp küresel bir kalkınma ve güvenlik meselesine dönüştüğünü vurguladı. ​Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından, SANKO Holding’in destekleriyle düzenlenen COP31 İklim Elçileri Eğitim Kampı başladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen genç iklim elçileri, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 sürecine Gaziantep’ten hazırlanıyor. ​Fatma Şahin: "İklim Tercih Değil Zorunluluktur" ​Toplantının açılışında konuşan Başkan Fatma Şahin, doğa dostu bir gelecek için en büyük gücün gençler olduğunu belirtti. Şahin, "İklim meselesi artık sadece çevrenin ötesinde; üretimin, suyun, gıdanın ve geleceğin meselesidir. Ölçmediğiniz hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Biz 2011 yılından bu yana tüm adımlarımızı veriye dayalı ve planlı bir şekilde atıyoruz," dedi. ​Gaziantep’in sürdürülebilirlik alanındaki başarılarına dikkat çeken Şahin, şu projelerin altını çizdi: ​Yenilenebilir Enerji: Güneş enerjisi yatırımları ve hidrojen teknolojileri ile enerji dönüşümü. ​Akıllı Su Yönetimi: Kayıp-kaçakla mücadele ve akıllı sayaç sistemleri. ​Yeşil Ulaşım: Elektrikli otobüs ve bisiklet modellerine geçiş süreci. ​Yeşil Alan Artışı: Kişi başına düşen yeşil alan miktarının 8,5 metrekareden 12 metrekarenin üzerine çıkarılması. ​Türkiye Topraklarının %88'i Risk Altında ​İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Orhan Solak, çarpıcı veriler paylaşarak iklim krizinin kapıda değil, hayatımızın tam merkezinde olduğunu hatırlattı. Solak, "2025 yılı son 55 yılın en kurak yıllarından biri oldu. Araştırmalar, Türkiye topraklarının %88’inin çölleşme riski altında olduğunu gösteriyor. Bu durum iklim değişikliğini bir güvenlik meselesi haline getiriyor," uyarısında bulundu. ​Gençler Değişimin Aktörü Olacak ​UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı Malti Gandhi ve SANKO Holding CEO’su Cantekin Dinçerler'in de katıldığı kampta, gençlerin yalnızca geleceğin değil, bugünün de değişim aktörleri olduğu vurgulandı. Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde gençlerin sesinin yerelden küresele duyurulması hedefleniyor. ​İki gün sürecek olan eğitim kampı boyunca gençler; iklim politikaları, atölye çalışmaları ve stratejik planlama eğitimleri alarak Türkiye’nin iklim elçileri olarak yetkinliklerini artıracak.

Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş "Sürdürülebilirlik Liderleri 50" Listesinde! Haber

Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş "Sürdürülebilirlik Liderleri 50" Listesinde!

Türkiye gıda sanayisinin köklü markalarından Tat Gıda, sürdürülebilirlik vizyonuyla ulusal ve uluslararası platformlarda dikkat çekmeye devam ediyor. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, iş dünyasının prestijli yayınlarından Fast Company Türkiye tarafından hazırlanan “Sürdürülebilirlik Liderleri 50” listesinde bu yıl da yer alarak başarısını tescilledi. ​İstanbul İş Kuleleri’nde düzenlenen törende ödülünü alan Veysel Memiş, listede 37. sıradan giriş yaparak Türkiye’nin sürdürülebilirlik dönüşümüne yön veren en etkili 50 liderinden biri oldu. ​Sürdürülebilirlik Niyetten Eyleme Dönüştü ​39 bağımsız jüri üyesinin değerlendirmeleriyle belirlenen listede yer almanın gururunu yaşadıklarını belirten Veysel Memiş, sürdürülebilirliğin artık bir niyet beyanı olmaktan çıkıp ölçülebilir stratejik bir dönüşüm haline geldiğini vurguladı. Memiş, Tat Gıda olarak doğaya saygılı ve veriye dayalı bir üretim modeli inşa ettiklerini ifade etti. ​Tat Gıda’dan Dev Enerji Yatırımı: Hedef Net Sıfır ​Tat Gıda’nın sürdürülebilirlik stratejisi; çevresel etkiyi azaltma, toplumsal fayda ve güçlü yönetişim olmak üzere üç temel eksen üzerine kurulu. Şirketin bu alandaki somut adımları ise dikkat çekici: ​Yenilenebilir Enerji Hamlesi: Manisa Yunusemre Akçaköy’de kurulan 1,98 MWe gücündeki güneş enerjisi santrali (GES) 2025 yılı itibarıyla devreye alındı. ​Enerji Tasarrufu: Yıllık 3.800 MWh elektrik üretim kapasitesine sahip bu tesisle, şirketin toplam enerji tüketiminin yaklaşık %19,5’i yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. ​Gelecek Hedefleri: Afyonkarahisar Dinar’daki ikinci GES projesinin de tamamlanmasıyla yeşil enerji kullanımı artırılacak. Şirket, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını %55 azaltmayı, 2050’de ise "Net Sıfır" hedefine ulaşmayı taahhüt ediyor. ​Dijital Tarım ve Akıllı Üretim Modeli ​Sürdürülebilirliği bir maliyet değil, bir değer yaratma aracı olarak gördüklerini belirten Veysel Memiş, dijital tarım uygulamalarının önemine değindi: ​"Veriyle yön verdiğimiz tarım uygulamaları sayesinde su ve girdi kullanımında maksimum verimlilik sağlarken, ürün kalitesinde sürdürülebilir bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Teknolojiyle tarımda yeni nesil üretim modelini bugünden kurguluyoruz." ​Geleceğin Gıda Sistemine Yön Veriliyor ​Tat Gıda, önümüzdeki dönemde iklim dostu üretim, döngüsel ekonomi ve sosyal etki odaklı projelerle büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Şirket, hem yerel üreticiyi destekleyen hem de küresel iklim krizine karşı çözüm üreten stratejileriyle Türk gıda sektöründeki öncü rolünü güçlendiriyor.

Avrupa’nın En Büyük Sera Kümelenmelerinden Biri Dikili’de Yükseliyor Haber

Avrupa’nın En Büyük Sera Kümelenmelerinden Biri Dikili’de Yükseliyor

Avrupa’nın en büyük teknolojik sera kümelenmelerinden biri olmaya hazırlanan Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nde, toplam 3.038 dönüm alanda, 451 dönümü sanayi, 1.800 dönümü sera alanı, geri kalanı atık su arıtma tesisi, katı atık tesisi, GES ve RES yenilenebilir enerji alanları olmak üzere planlanan yatırım için sahaya inildi. Dünya Bankası’ndan aldığı desteklerle birlikte toplam 10 milyar USD yatırımla hayata geçen, tamamlandığında tüm bölgeyi kalkındıracak 47 fabrika ile 50 modern sera içeren dev projenin, 150’nin üzerinde paydaşın katılımıyla proje sahasında gerçekleştirilen tanıtım toplantısında, binlerce kişiye istihdam sağlayacak OTB, yatırımcılara yerinde tanıtıldı. TÜM PAYDAŞLAR KATILDI Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Katılımcı Bilgilendirme Toplantısı, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan başkanlığında, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Organize Tarım ve Hayvancılık Bölgeleri Daire Başkanı Deniz Oruç, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Kaymakamı Cevat Gün, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Korkmaz, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Müteşebbis Heyet Üyeleri İbrahim Lütfi Kolat, Birol Celep ve Mehmet Kadri Gündeş, Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Bölge Müdürü Samet Başeğmez, Bakanlık Temsilcileri, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Temsilcileri, Dikili OTB Parsel Sahipleri, Dikili OTB Danışman ve Müşavirleri, Ziraat Bankası Temsilcileri ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleşti. SAHADA İNCELEMELER YAPILDI Organizasyon kapsamında, ilk olarak saha inceleme ve bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Katılımcılar, proje sahasındaki jeotermal kuyular, istinat duvarları ve devam eden altyapı çalışmalarını yerinde inceledi. Program, Bergama Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen toplantı ile devam etti. Toplantının açılışında projenin geldiği aşama hakkında genel bir bilgilendirme yapılırken, ardından sürece katkı sunan kurumların sunumları gerçekleştirildi. ÖZGENER: KATILIMCILARIN İLGİSİ ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE Artan nüfus, iklim değişikliği ve kaynakların sınırlılığı gibi faktörlerin; gıda güvenliğini her zamankinden daha stratejik bir konu haline getirdiğini ifade eden Özgener, “Bu noktada, sürdürülebilir tarım projeleri; hem üretim gücümüzü artırmak hem de doğal kaynaklarımızı korumak açısından kritik bir rol üstleniyor. Kentimizde paydaşlarımız ile birlikte yürüttüğümüz organize tarım bölgelerimizi bu nedenle çok önemsiyoruz. Avrupa’nın en büyüklerinden biri olacak Dikili OTB’ye yatırım yapacak olan katılımcıların ilgisi bizler için doğru yolda olduğumuz en önemli göstergesi. Sadece bölgemize değil ülkemize katma değer sağlayacak bu projeye inanan ve bizlerden desteklerini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm Bakanlarımıza, Milletvekillerimize, Oda ve Borsa Başkanlarımıza ve kentimizdeki tüm paydaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. ÇAKAN: YATIRIMCILARIN MEMNUNİYETİ HEYECANIMIZI ARTIRDI Tarıma elverişsiz, bataklık olan bir alanın bu şekilde ekonomiye kazandırılmasından dolayı memnuniyet duyduklarını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, “Dünya Bankası’nın projemize güvenerek verdiği destek ile yolumuza hızla devam ediyoruz. Sahamızı yerinde inceleyen yatırımcıların memnuniyeti heyecanımızı daha da artırdı. Yurtdışından gelen katılımcılarımız, projenin bu kadar kısa sürede geldiği aşamadan duydukları memnuniyeti ifade etti. Bizler de onların yatırım iştahını görünce, bölgemizin potansiyelinin hayal ettiğimizin çok daha ötesinde olduğunu anladık. Bu verimli toplantıdan aldığımız motivasyonla alt yapı çalışmalarımızı Temmuz ayında tamamlayıp, yatırımcılarımızın Eylül ayında sahada çalışmalara başlamasını planlıyoruz. Burada faaliyete geçecek tesisler yalnıza Dikili’ye değil; Bergama, Kınık, Menemen ve Ayvalık başta olmak üzere tüm Bakırçay Havzası’na hizmet edecek. Yıllık 80 bin ton katma değerli yaş sebze ve meyve üretimi hedefimiz var. Toplamda 3 bin 500-4 bin kişiye istihdam sağlanacak. Çalışanların yüzde 75’i kadınlardan oluşacak” dedi.

IPARD III Programı 2026 Yılı Çağrı Takvimi Yayımlandı Haber

IPARD III Programı 2026 Yılı Çağrı Takvimi Yayımlandı

Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) tarafından ortaklaşa finanse edilen, Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili kuruluşu TKDK tarafından uygulanan IPARD III Programı kapsamında 2026 yılı çağrı takvimi yayımlandı. 241 milyon Avro hibe desteği sağlayacak çağrılarla kırsalda yaklaşık 400 milyon Avroluk yeni yatırımın hayata geçirilmesi hedefleniyor. Bakan Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, 2024 yılında uygulanmaya başlanan IPARD III Programı'yla birlikte başvuru inceleme süreçlerinin hızlandırılması ve girişimcilere kolaylık sağlanması amacıyla başlatılan yıllık çağrı takvimi uygulamasının kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi. Yayımlanan yeni takvim doğrultusunda, sadece 2026 yılında çıkılacak çağrı dönemlerinde kırsal alanlarda yaklaşık 400 milyon avro tutarında yatırımın ülke ekonomisine kazandırılmasının ve binlerce kişiye yeni istihdam sağlanmasının hedeflendiğini vurgulayan Yumaklı, hayvansal üretimden bitkisel üretime, el sanatlarından kırsal turizme ve yenilenebilir enerjiye kadar çok geniş bir yelpazede üreticilere destek vermeye devam edeceklerinin altını çizdi. 241 MİLYON AVROLUK DESTEK DÖRT FARKLI TEDBİRİ KAPSIYOR Açıklanan IPARD III Programı 2026 Yılı Çağrı Takvimi'ne göre; nisan ayında 25 milyon avro bütçeli "Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme", mayıs ayında ise 30 milyon avro bütçeli "Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması ile İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar" tedbirleri için ilana çıkılacak. Haziran ayında "Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar" başlığında 30 milyon avroluk bir destek paketi devreye alınırken; temmuz ayında ise Avrupa Komisyonu'ndan yetki devri alınmasının akabinde IPARD Programı kapsamında ilk kez uygulanacak olan ve büyükşehir belediyeleri hariç yerel yönetimlerin faydalanabileceği 156 milyon avro bütçeli "Kırsal Alanda Kamu Altyapı Yatırımları" çağrısı yayımlanacak. Desteklenen sektöre göre projelerin bütçe sınırları 5 bin avro ile 3 milyon avro arasında değişiklik gösterirken, yatırımcılara yüzde 50 ile yüzde 75 oranlarında hibe desteği sağlanacak. Özellikle kamu altyapı yatırımları ile paketlik içme suyu arıtma tesisleri, katı atık transfer istasyonları ve yenilenebilir enerji sistemleri gibi kırsalın çehresini değiştirecek projelere 3 milyon avroya kadar hibe verilebilecek. KADIN VE GENÇLERE POZİTİF AYRIMCILIK İLE ÜLKE EKONOMİSİNE DEV KATKI TKDK tarafından 2011 yılından bu yana uygulanan IPARD Programları kapsamında bugüne kadar 27 bin 297 tesis ve projeye reel fiyatlarla toplam 129 milyar TL hibe desteği verildiğini hatırlatan Bakan Yumaklı, bu sayede ülkeye yaklaşık 273 milyar TL tutarında yatırım kazandırıldığını ve 107 bini aşkın kişiye istihdam sağlandığını aktardı. Kırsal kalkınmada kadınların ve gençlerin rolünün hayati olduğuna dikkati çeken Yumaklı, proje seçimlerinde ilave puan verilerek ve 40 yaş altı genç yatırımcılara ek hibe oranları sağlanarak pozitif ayrımcılık uygulandığını belirtti. Bu kapsamda bugüne dek 7 bin 653 kadın girişimciye 42,6 milyar TL, 14 bin 933 genç girişimciye ise 86,7 milyar TL hibe desteği sağlandığını ifade etti. Yumaklı, 241 milyon avro bütçeli IPARD III Programı 2026 Çağrı Takvimi'nin ülkemize, yatırımcılara ve tüm tarım kesimine hayırlı olmasını temenni etti. ​

TAT Gıda İlk Entegre Faaliyet Raporunu Yayımladı Haber

TAT Gıda İlk Entegre Faaliyet Raporunu Yayımladı

Türkiye’nin 58 yıllık deneyime sahip gıda üreticisi Tat Gıda, kurumsal raporlama yaklaşımında önemli bir dönüşüme imza atarak 2025 yılına ilişkin ilk entegre faaliyet raporunu yayımladı. Şirket, finansal rapor ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu kapsamında hazırlanan açıklamaları ilk kez tek bir raporda birleştirerek paydaşlarına daha bütüncül ve şeffaf bir raporlama modeli sundu. Yeni nesil kurumsal raporlama yaklaşımını yansıtan entegre rapor, şirketin finansal performansını çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki sürdürülebilirlik performansıyla birlikte ele aldı. Böylece yatırımcılar, finans kuruluşları ve diğer paydaşlar için şirketin değer yaratma kapasitesine ilişkin daha kapsamlı bir görünüm ortaya koydu. Tat Gıda 2025 Entegre Faaliyet Raporu; şirketin iş modeli, stratejik öncelikleri, yönetişim yapısı, risk ve fırsat yönetimi ile sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımını tek bir çerçevede sundu. Bu yapı sayesinde finansal sonuçlar ile sürdürülebilirlik performansı arasındaki ilişki daha net biçimde ortaya konulurken, kısa vadeli operasyonel sonuçlar ile uzun vadeli büyüme hedefleri aynı kurumsal anlatı içinde değerlendirilebiliyor. Entegre rapor, sürdürülebilirlik alanında yürürlüğe giren yeni standartlara uyumlu biçimde hazırlandı Salça, domates ürünleri, sos, hazır yemek ve konserve kategorilerinde geniş ürün portföyüne sahip olan Tat Gıda’nın ilk entegre faaliyet raporu, Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu şekilde hazırlandı. Raporda, TSRS standartlarıyla uyumlu çevresel, sosyal ve yönetişim göstergelerinin yanı sıra TSRS S2 “İklimle İlgili Açıklamalar” standardı kapsamında iklim kaynaklı risk ve fırsatların şirketin finansal performansı üzerindeki olası etkilerine de yer verildi. Bu kapsamda şirketin iklimle ilgili yönetişim yapısı, stratejik yaklaşımı, risk yönetimi süreçleri ve sera gazı emisyonları gibi performans göstergelerine ilişkin hedefler ve metrikler de raporda detaylı biçimde paylaşıldı. Finansallar, sürdürülebilirlik ve iklim verilerinin tek rapor altında toplanması; veri tekrarını azaltırken farklı raporlar arasındaki tutarsızlık riskini de ortadan kaldırarak yatırımcılar açısından daha karşılaştırılabilir ve güvenilir bir bilgi altyapısı oluşturuldu. “Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm iş modelimizin merkezinde” Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, entegre raporun şirketin sürdürülebilir büyüme vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Tat Gıda, tarım ve gıda sektöründeki köklü geçmişi, güçlü üretim altyapısı ve yüksek marka değeriyle Türkiye’den çıkan küresel bir gıda markası olma vizyonu doğrultusunda faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Güven, kalite ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen iş modelimiz sayesinde hem tüketicilerimizle hem de paydaşlarımızla güçlü bir bağ kuruyoruz.” Şirketin sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümünü stratejik öncelikleri arasında konumlandırdığını vurgulayan Veysel Memiş, sürdürülebilir gıda arzını yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir faaliyet olarak değil, gelecek nesiller için güvenilir ve erişilebilir gıdayı garanti altına alan stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımları hızlanıyor Tat Gıda, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarına da hız veriyor. Şirketin Manisa Yunusemre Akçaköy’de kurduğu 1,98 MWe kurulu güce sahip Güneş Enerjisi Santrali (GES), 2025 yılı itibarıyla devreye alındı. Yıllık yaklaşık 3.800 MWh elektrik üretim kapasitesine sahip tesisin, şirketin toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 19,5’inin yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde kurulumu devam eden ikinci güneş enerjisi santralinin devreye girmesiyle birlikte şirketin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması planlanıyor. Tat Gıda ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu şekilde 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 55 azaltmayı, 2050 yılında ise net sıfır hedefine ulaşmayı taahhüt ediyor. Dijital tarım ve sözleşmeli üretim modeli Şirketin sürdürülebilir büyüme stratejisinde dijital tarım uygulamaları ve sözleşmeli üretim modeli de önemli bir yer tutuyor. Tat Gıda, 500’ü sözleşmeli 1.000’in üzerinde çiftçiyle iş birliği yaparak üretimde verimlilik, izlenebilirlik ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekliyor. Uydu görüntüleme sistemleri, tarımsal sensörler, iklim istasyonları ve veri temelli üretim modelleri sayesinde tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, su ve gübre kullanımının optimize edilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Şirket ayrıca EBRD ile birlikte yürüttüğü genç çiftçi eğitim programları ve dijital tarım uygulamalarıyla veri temelli tarım modelinin yaygınlaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Tat Gıda, güçlü üretim altyapısı ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla küresel pazarlardaki büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Tat Gıda’nın ilk entegre faaliyet raporu, şirketin finansal performansını sürdürülebilirlik stratejileriyle birlikte ele alarak kurumsal raporlama alanında önemli bir dönüşümü temsil ediyor. Bu yaklaşım, şirketin yalnızca bugünkü performansını değil, geleceğe yönelik sürdürülebilir değer yaratma kapasitesini de daha görünür hale getiriyor. Aynı zamanda yatırımcılar başta olmak üzere tüm paydaşlara şeffaf, karşılaştırılabilir ve bütüncül bir raporlama sunulmasını amaçlıyor. Rapor; kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ve adillik gibi temel yönetim bileşenlerini merkeze alırken, şirketin stratejik önceliklerini, risk yönetimi yaklaşımını ve uzun vadeli değer yaratma modelini de kapsamlı biçimde ortaya koyuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.