Hava Durumu

#Yerel Yönetimler

Kırsal Haber - Yerel Yönetimler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerel Yönetimler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı Haber

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı” gerçekleştirildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz” dedi. İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir de, “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum” şeklide konuştu. İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler ise konuşmasında, “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde “Uygulama COP’u” temasıyla düzenlenecek COP31 öncesinde, yerel iklim eylemlerini güçlendirmek amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı öncülüğünde anlamlı bir buluşmaya imza atıldı. İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Florya Kampüsü’nde düzenlenen “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı”, İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından sırasıyla İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ve İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler birer konuşma yaptı. Çok seviyeli yönetişim anlayışıyla şehirlerin ortak iklim gündeminin masaya yatırıldığı organizasyonda; uzmanlar, yerel yöneticiler ve paydaşlar thematic çalışma masalarında mevcut durum analizi yaparak İstanbul’un COP31 sürecindeki stratejik yol haritasını şekillendirdi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, konuşmasına şöyle devam etti; “Meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, özel sektörümüzün ve finans kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayımıza hoş geldiniz. Sizlere, bir buçuk yılı aşkın süredir hukuksuzca Silivri'de tutulan, İstanbul'un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun selamlarını getirdim. Ekrem Başkanımızın İstanbul için ortaya koyduğu vizyonla, bu şehrin doğasını, yaşamını ve geleceğini korumak için çalışmaya devam ediyoruz.” “İKLİM KRİZİ BUGÜN HAYATIMIZIN TAM ORTASINDADIR” “Bugün burada iklim değişikliğini, şehirlerimizin geleceğini ve hepimizin ortak sorumluluğunu konuşmak için bir aradayız. Ama açıkça söylemek isterim: İklim krizi artık uzak bir gelecek senaryosu değildir. İklim krizi bugün hayatımızın tam ortasındadır. Bazen günlerce süren kuraklıkla, bazen aşırı sıcaklarla, bazen de birkaç saat içinde bütün bir şehrin hayatını etkileyen şiddetli yağışlarla karşımıza çıkıyor. Daha birkaç hafta önce İstanbul'da yaşadığımız yoğun yağışlar, bu gerçeği hepimize bir kez daha hatırlattı. 14 Ekim'de İstanbul, son derece şiddetli yağışlarla karşı karşıya kaldı. Beykoz'da metrekareye yaklaşık 270 kilogram yağış düştü. Sarıyer'de, Eyüpsultan'da ve birçok ilçemizde yağışlar günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Cadde ve sokaklarımızda su baskınları yaşandı. O günlerde AKOM'da, sahada, dere kenarlarında, alt geçitlerde gece gündüz çalışan binlerce mesai arkadaşımız vardı. Valiliğimizle, ilçe belediyelerimizle, ilgili kamu kurumlarımızla koordinasyon içinde çalıştık. Bu vesileyle sahada emek veren bütün çalışma arkadaşlarıma ve dayanışma gösteren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Ama burada bir gerçeği de açıkça ifade etmek zorundayız: Afetlerle mücadele etmek kadar, afetler yaşanmadan önce hazırlıklı olmak da bizim sorumluluğumuzdur. İşte bugün burada bulunmamızın en önemli nedenlerinden biri budur. İklim krizi bize üç önemli gerçeği hatırlatıyor. Birincisi, iklim krizi aynı zamanda bir adalet meselesidir. Çünkü aşırı yağışlardan, sellerden, sıcak hava dalgalarından ve kuraklıktan herkes aynı ölçüde etkilenmiyor. En büyük zorluğu çoğu zaman dar gelirli ailelerimiz, yaşlılarımız, çocuklarımız çekiyor. Bizim belediyecilik anlayışımızda hiçbir hemşehrimiz kaderine terk edilemez. Bu nedenle iklim politikalarını sosyal politikalardan ayrı düşünemeyiz. Bir mahallemizi sel riskine karşı korumak da bir çocuğumuzun sağlıklı bir çevrede büyümesini sağlamak da aynı sorumluluğun parçasıdır. Biz buna adil bir İstanbul mücadelesi diyoruz. İBB Hep Yanında derken de tam olarak bunu kastediyoruz. İkincisi, doğayı korumadan şehirlerimizi koruyamayız. Yıllar boyunca dere yataklarının daraltılması, doğal alanların yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalması, su havzalarının ve yeşil alanların zarar görmesi şehirlerimizin kırılganlığını artırdı.” “ŞEHİRLERİMİZİ PLANLARKEN DOĞAYI KARŞIMIZA DEĞİL, YANIMIZA ALMAK ZORUNDAYIZ” “Doğanın kendi dengesi vardır. Suyun akacağı yolu kapatırsanız, o su kendisine başka bir yol bulur. Bu nedenle şehirlerimizi planlarken doğayı karşımıza değil, yanımıza almak zorundayız. Dere yataklarını, ormanlarımızı, su havzalarımızı ve tarım alanlarımızı korumak zorundayız. Yeşiliyle, suyuyla, toprağıyla, bütün canlılarıyla birlikte düşünmek zorundayız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. İSKİ'mizle altyapımızı güçlendirmek, taşkın risklerini azaltmak, derelerimizi daha güvenli hale getirmek için çalışıyoruz. Yaşam Vadilerimizle, parklarımızla ve yeşil alanlarımızla İstanbul'un nefes alacağı yeni alanlar oluşturuyoruz. Üçüncüsü ise afetin partisi, siyasi görüşü, kimliği olmaz. Bir mahalleyi su bastığında, bir aile yardıma ihtiyaç duyduğunda kimseye hangi partiye oy verdiği sorulmaz. Sorulmamalıdır da. Bizim görevimiz, ihtiyaç duyulan her yerde vatandaşımızın yanında olmaktır. Bu nedenle afetlerle mücadelede bütün kurumların iş birliği içinde çalışması son derece önemlidir. Valiliğimiz, belediyelerimiz, kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, meslek odalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aynı sorumluluğu paylaşmalıdır. Üstelik bu iş birliği yalnızca afet yaşandığında değil, afet yaşanmadan önce de kurulmalıdır. Bilgiyi paylaşmalı, riskleri birlikte belirlemeli, kararları ortak akılla almalıyız.” “VATANDAŞIN HAYATINA DOKUNAN UYGULAMALARI ÇOĞU ZAMAN YEREL YÖNETİMLER GERÇEKLEŞTİRİYOR” “Türkiye, COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bunu ülkemiz adına son derece önemli ve değerli buluyoruz. Antalya'da dünyanın dört bir yanından temsilciler bir araya gelecek. İklim krizine karşı ortak hedefler, yeni sorumluluklar ve çözüm yolları konuşulacak. COP31 kapsamında düzenlenecek üç ayrı panelde yer alarak Belediyemizin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği projeleri, geliştirdiği uygulamaları ve edindiği deneyimleri uluslararası katılımcılarla paylaşacağız. Aynı zamanda yerel yönetimlerin iklim kriziyle mücadelede üstlendiği sorumluluğu, karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini de bu önemli platformda dile getireceğiz. Çünkü inanıyorum ki iklim kriziyle mücadelede şehirlerin deneyimi, yerel yönetimlerin birikimi ve sahadaki gerçekler uluslararası iklim politikalarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. İklim müzakerelerinde devletler karar alıyor ama bu kararların önemli bir bölümü şehirlerde hayata geçiriliyor. Vatandaşın hayatına dokunan uygulamaları çoğu zaman yerel yönetimler gerçekleştiriyor. Bu nedenle şehirlerin sesi yalnızca toplantı salonlarının dışında değil, karar masalarında da duyulmalıdır.” “ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİNDEN KAZANDIĞIMIZ BİLGİ VE DENEYİMİ ÜLKEMİZİN BÜTÜN ŞEHİRLERİYLE PAYLAŞMAYI DA SORUMLULUĞUMUZ OLARAK GÖRÜYORUZ” “Buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum: COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz. Aynı zamanda ICLEI Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı içerisinde aktif çalışmalar yürütüyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu Başkanımızın liderliğinde, 2021 yılında İstanbul’da kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı bünyesinde ise 78 üyeyle iklim değişikliği konusunda ortak projeler geliştiriyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Uluslararası iş birliklerinden kazandığımız bilgi ve deneyimi ülkemizin bütün şehirleriyle paylaşmayı da sorumluluğumuz olarak görüyoruz.” “YAŞANABİLİR SOKAKLARIYLA BİR İSTANBUL BIRAKMAK ZORUNDAYIZ” “Bugün burada büyükşehir belediyelerimizden ilçe belediyelerimize, akademisyenlerimizden meslek odalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan özel sektör ve finans kuruluşlarımızın temsilcilerine kadar çok kıymetli bir birliktelik var. Bu tabloyu son derece değerli buluyorum. Çünkü iklim kriziyle mücadelede hiçbir kurumun tek başına başarılı olması mümkün değildir. Hepimizin bilgisine, emeğine, deneyimine ve dayanışmasına ihtiyacımız var. Bugünkü çalıştayımızın da bu ortak akla önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Çalışmalarımızın teknik boyutlarını Daire Başkanımız Ayşen Erdinçler, finansman boyutunu ise Genel Sekreterimiz Volkan Demir sizlerle paylaşacaklar. Ben sözlerimi tamamlamadan önce bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bizim çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz var. Temiz havası, sağlıklı suyu, korunan ormanları, güvenli mahalleleri ve yaşanabilir sokaklarıyla bir İstanbul bırakmak zorundayız. Bir çocuğumuzun yağmurdan korkmadığı, bir ailemizin evini su basacağı endişesi taşımadığı, bir esnafımızın emeğinin bir gecede yok olmadığı bir İstanbul için çalışmak zorundayız.” “EKREM BAŞKANIMIZIN ORTAYA KOYDUĞU VİZYONLA, 16 MİLYON HEMŞEHRİMİZİN BİZE VERDİĞİ SORUMLULUKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ” “Biz İstanbul'u seviyoruz. Bu şehrin insanını, doğasını, tarihini, kültürünü seviyoruz. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu vizyonla, 16 milyon hemşehrimizin bize verdiği sorumlulukla çalışmaya devam ediyoruz. Bugün burada ortaya konacak fikirlerin, geliştirilecek önerilerin ve kurulacak iş birliklerinin COP31 sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Çalıştayımızın İstanbul'umuz, ülkemiz ve bütün şehirlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu kıymetli buluşmada emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.” İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ise konuşmasında iklim finansmanındaki yapısal engelleri ve çözüm önerilerini vurgulayarak şu şekilde devam etti; “İSTANBUL ÖZELİNDE HEMŞEHRİLERİMİZİN ŞİMDİ VE GELECEKTE İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ETKİLENMELERİ İÇİN NE YAPABİLECEĞİMİZDİR “Biz 10 sene sonra, 15 sene sonra büyük bir plazanın 35. katından İstanbul’u seyretmek istemiyoruz. Biz çalışma arkadaşlarımızla kendi yaptığımız, yapımında ufak da olsa katkı sunduğumuz bir yaşam vadisinde kahve içerek sohbet etmek istiyoruz. İstanbul’a 15 sene sonra, 20 sene sonra bunlar lazım; plazalar lazım değil. Bu ülkenin, bu İstanbul’un nefes alması lazım. Bizim amacımız; İstanbul özelinde hemşehrilerimizin şimdi ve gelecekte iklim krizinden en az etkilenmeleri için ne yapabileceğimizdir.” “İKLİMLE MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ KONUSU AMA EN AZ KONUŞULAN KONUSU FİNANSMANDIR” “İklimle mücadelenin en önemli konusu ama en az konuşulan konusu finansmandır. İklim konusu konuşulurken bunun eylem dili hedefler ve taahhütler ise, uygulama dili ise finansmandır. Ancak şehirlerin iklim finansmanına erişimi konusunda mali özerklik eksikliği, finansman maliyetinin yüksekliği, süreçlerin öngörülemezliği ve proje hazırlama kapasitesi gibi yapısal engeller bulunuyor. Uluslararası finansman kurumları artık var olan projeye kredi vermek yerine, kendi vizyonlarına uygun proje üretilmesini bekliyor. Bu nedenle finansmana erişebilmek için tersten bakıp, fon şartlarına uygun projeler hazırlamamız gerekiyor.” “BÜTÜN DÜNYA HALKLARININ İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ZARARLA ETKİLENMESİNİ DİLİYORUM” “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum. ” “KARARLARI ULUSAL HÜKÜMETLER ALIYOR ANCAK SAHADA UYGULAMAYI BİZ YEREL YÖNETİMLER YAPIYORUZ” Açılışın son konuşmasını İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler yaptı. Erdinçler de konuşmasında, “Dünya nüfusunun yaklaşık %70’i şehirlerde yaşıyor ve insani faaliyetlerden kaynaklanan gazlar iklim değişikliğine neden oluyor. Şehirler hem iklim krizinin sebebi hem mağduru hem de çözüm ortağıdır. Dolayısıyla temsil edilmeleri ve özellikle COP organizasyonlarında karar alma süreçlerine doğrudan katılmaları hayati önem taşıyor. Kararları ulusal hükümetler alıyor ancak sahada uygulamayı biz yerel yönetimler yapıyoruz. Bu yüzden karar mekanizmalarının içinde doğrudan yer almamız gerekiyor” şeklide konuştu. Erdinçler konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı; “EKREM İMAMOĞLU’NUN 2019'DA İMZALADIĞI TAAHHÜTLE İSTANBUL’UN 2050 YILINDA HEM İKLİM NÖTR HEM DE DİRENÇLİ BİR ŞEHİR OLMASINI HEDEFLEDİK” “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi.” “ATIK YÖNETİMİNDE TARİHİ ADIMLAR ATTIK” “Atık yönetiminde tarihi adımlar attık. Geri kazanıma giden atık oranımızı 2019'daki %5 seviyesinden %26’lara çıkardık; vahşi/düzenli depolamaya giden atık miktarını ise %95-96’lardan %74’e düşürdük. 2050 yılında doğrudan depolamayı tamamen bitirmeyi hedefliyoruz. Biyometanizasyon ve atık yakma tesislerimizle çöpten yıllık 1,4 milyon megavatsaat elektrik üretiyoruz. Bu üretim, 2,5 milyon insanın yıllık elektrik ihtiyacını karşılarken 4,5 milyon ton karbondioksit eşleniği sera gazının atmosfere salınımını engelliyor. Ayrıca İSKİ ile kayıp-kaçak su oranını %20,5'ten %18,48'e düşürdük; Ulaşımda raylı sistemleri, elektrikli filoları ve deniz taksilerini yaygınlaştırıp yeşil alanlarımızı hızla artırıyoruz.” Açılış konuşmalarının ardından çalıştay, “Çok seviyeli Yönetişim COP 31 Antalya’ya giderken Şehirlerin Ortak Ajandası” oturumu ile devam etti.

COP31'e Gaziantep’ten Güçlü Mesaj Haber

COP31'e Gaziantep’ten Güçlü Mesaj

Gaziantep, Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde yerel yönetimlerin iklim mücadelesindeki rolünü güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda, Türkiye’nin farklı şehirlerinden belediye başkanları, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve iklim politikası uzmanları bir araya geldi. Yeşil sanayiden su güvenliğine, iklim finansmanından dirençli kentlere kadar birçok başlığın ele alındığı toplantıda, Gaziantep ve Muğla’da yürütülecek çalışmaların COP31’e taşınacak ortak politika önerilerine temel oluşturması hedeflendiGaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Teşkilatı (UCLG-MEWA), Dünya Yerel Yönetimler ve Demokrasi Akademisi (WALD), Birleşmiş Milletler Türkiye ve COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonluğu iş birliğiyle düzenlenen program, “Yerel Liderlik, Kapsayıcı Kentsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilir Dönüşüm” temasıyla Teymur Continental Hotel ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yerel yönetimlerin küresel iklim politikalarının oluşturulmasında daha etkin rol üstlenmesini amaçlayan buluşmada, belediyelerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesinin artırılması, uluslararası finansman kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması ve şehirler arasında bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi üzerinde duruldu. Toplantıda ayrıca iklim politikalarının kentsel planlama, belediye bütçeleri, altyapı yatırımları ve kamu hizmetleriyle bütünleştirilmesi, bölgesel iklim risklerinin belirlenmesi ve başarılı yerel uygulamaların yaygınlaştırılması konuları değerlendirildi. GAZİANTEP VE MUĞLA’DAN COP31’E ORTAK İKLİM GÜNDEMİ COP31 hazırlıkları kapsamında bölgesel diyalog merkezleri olarak belirlenen Gaziantep ve Muğla, farklı iklim öncelikleriyle çalışmaların odağında yer aldı. Gaziantep’te dayanıklı şehirler, yeşil sanayi, döngüsel ekonomi, göç ve kapsayıcı dönüşüm konuları öne çıkarken Muğla’da turizm, su güvenliği, biyolojik çeşitlilik, doğa temelli çözümler ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları ele alındı. Yerel iklim eylemi, altı temel tematik alan çerçevesinde değerlendirildi. Yerel liderlik ve çok düzeyli iklim yönetişimi, kentsel dayanıklılık ve iklime duyarlı kalkınma, yerel düzeyde iklim finansmanı, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su, gıda, doğa ve döngüsellik ile inovasyon, teknoloji ve veri başlıklarında yürütülen çalışmalarla COP31 sürecine somut politika önerileri sunulması hedeflendi. ŞAHİN: ÇEVREYİ KORUMAK HEM MEDENİYETİMİZİN MİRASI HEM DE GELECEĞE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, programda yaptığı konuşmada iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca teknik yatırımlarla değil, bilimsel yaklaşım, toplumsal bilinç ve medeniyet değerleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Çevreyi koruma sorumluluğunun bireyden başlayarak şehirlerin yönetimine kadar uzandığını belirten Şahin, şunları söyledi: “Yalınlaşmamız, akıllanmamız ve buradan yeni bir şey söylememiz lazım. Hazreti Mevlana’nın söylediği ‘dün dünde kaldı cancağızım’ diyor, bugün yeni bir şey söylemek lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline baktığınız zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir’ dediği bir cumhuriyet tarihimiz var. Kuruluş felsefemiz bu. Bizim medeniyetimizde, Yüce kitap çok net bir şekilde diyor ki ‘ben sana nizam verdim’ diyor, denge. ‘Gökyüzüne bir bak’ diyor. ‘Ve bozma’ diyor ya. ‘Bozma. İnsan eliyle bozma’ diyor, uyarıyor seni. Yüce Peygamber ‘kıyamet dahi kopacağını bilsen elindeki fidanı toprakla buluştur’ diyor. Ektiğin şeyden insan ve hayvan yiyorsa sana sadaka yazılır diyor. Yolda giderken bir pisliği kaldırdığında sana sevap yazan bir medeniyetten geliyoruz. Kendi çocuklarımıza elimizdeki çöpü yere atmamayı öğretmeliyiz. O yüzden ‘Atma’ diyoruz, proje yapıyoruz.” ŞAHİN: SIFIR ATIĞA EN YAKIN 20 ŞEHİRDEN BİRİYİZ Gaziantep’in uluslararası ölçekte yürüttüğü çevre ve iklim çalışmalarına değinen Başkan Şahin, kentin Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından yeşil şehir olarak değerlendirildiğini hatırlattı. İklim eylem planları, sürdürülebilir şehircilik uygulamaları ve çevre yatırımlarıyla Gaziantep’in uluslararası alanda önemli başarılar elde ettiğini belirten Şahin, “İklim master planını yaptık, bütün eylem planlarını oluşturduk. Biz bu yaptığımız bütün çalışmalardan dolayı da Avrupa Konseyi’nde Almanlarla yarıştık, 16 oyla büyük ödülü hak ettik. Sıfır atığa en yakın 20 şehirden biriyiz. Bunu ben söylemiyorum. Bunu bana yurt dışından söylüyorlar” dedi. ŞAHİN: VERİ ODAKLI YÖNETİM VE ÖLÇÜLEBİLİR İLERLEME OLMAZSA OLMAZIMIZ İklim politikalarının başarısında bilimsel verilerin ve ölçülebilir hedeflerin belirleyici olduğunu vurgulayan Şahin, akıllı şehir uygulamalarının güçlü bir veri altyapısıyla mümkün olabileceğine dikkat çekti. Başkan Şahin, “Verilerimiz ile konuşmamız gerekiyor. Herkesin veri alışverişi yaparak Big datayı oluşturması lazım. Aksi takdirde Akıllı şehir olamayız. Bir şehri akıllı yapmadan önce akıllı bir yol üzerinde bulunup bu yolda yürümemiz lazım. Dolayısıyla veri odaklı yönetim ve ölçülebilir ilerleme olmazsa olmaz iyi eylem arasında bulunmalı” diye konuştu. GAZİANTEP’İN YEŞİL DÖNÜŞÜM YATIRIMLARI ULUSLARARASI KATILIMCILARA ANLATILDI Başkan Fatma Şahin, konuşmasının ardından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen çevre ve iklim yatırımlarını kapsamlı bir sunumla katılımcılara aktardı. Sunumda su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması, kuraklıkla mücadele, atık yönetimi, yenilenebilir enerji yatırımları, biyogaz enerji tesisi, sıfır atık uygulamaları ve yeşil şehir hedefleri kapsamında yürütülen çalışmalar ele alındı. Gaziantep’in iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını artırmaya yönelik altyapı yatırımları ve uluslararası iş birlikleri hakkında da bilgi veren Şahin, yerel yönetimlerin sürdürülebilir kalkınmadaki sorumluluklarına dikkat çekti. KAYA: BU TOPLANTININ ÜLKEMİZE VE BÖLGEMİZE HAYIRLAR GETİRMESİNİ DİLİYORUM Gaziantep Vali Yardımcısı Oktay Kaya, programın hazırlanmasında emeği geçen kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, “Bu toplantının ülkemize ve bölgemize hayırlar getirmesini diliyorum. Bu toplantının hazırlanmasında emeği geçen herkese ve katılımları dolayısıyla teşekkür ederim” açıklamasında bulundu. AĞIRBAŞ: GAZİANTEP BU BULUŞMA İÇİN OLDUKÇA DOĞRU BİR ADRES COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Gaziantep’in üretim kültürü, sanayi gücü ve kaynakların verimli kullanılmasına dayanan gelenekleriyle iklim politikaları açısından önemli bir şehir olduğunu belirtti. İklim değişikliğiyle mücadelenin uluslararası diplomasi kadar yerel yönetimlerin somut uygulamalarına da bağlı olduğunu vurgulayan Ağırbaş, “Biliyoruz iklim krizi çok önemli. İklim kriziyle ilgili uluslararası anlaşmaları ve bu süreci diplomatik platformlarda takip etmeye devam edeceğiz. İklim süreciyle alakalı en önemli paydaşlarımız yerel yönetimlerimiz. Bugün bu toplantının düzenlendiği bu güzel şehir Gaziantep bu buluşma için oldukça doğru bir adres. Türkiye’nin en güçlü sanayi ve ihracat şehirlerinden biri olan Gaziantep yeşil sanayi konusunda da oldukça etkili bir şehir” ifadelerini kullandı. DUMAN: GAZİANTEP VE MUĞLA’DA YAPILACAK TOPLANTILAR COP31 İÇİN BİR ZEMİN TESİS EDİCİDİR WALD Yönetim Kurulu Başkanı ve UCLG-MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, artan sıcaklıklar ve su kıtlığının şehirler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek iklim krizine karşı yerel yönetimler arasında güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini söyledi. Duman, “Yerel yönetimler, belediyelerimiz iklim krizinde en ön cephede yer alır. Biz şehirler arasındaki iş birliğinin en büyük güç mekanizmasından biri olduğuna inanıyoruz. Antalya’da COP31’de bir araya gelecekler. Gaziantep ve Muğla’da yapılacak toplantılar, COP31’e hazırlık için önemli bir zemin oluşturacaktır” diye konuştu. AHONSİ: GAZİANTEP’İN LİDERLİĞİNDE BAKMAMIZ GEREKEN ŞEY YEŞİL DÖNÜŞÜM Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, yeşil dönüşümün ekonomik kalkınma ve sosyal adaletle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İnovasyonun yeşil sanayileri desteklediğini, doğru planlanan yatırımların altyapıyı güçlendirirken yeni istihdam alanları oluşturduğunu ifade eden Ahonsi, Gaziantep’in özellikle yeşil dönüşüm ve konut alanındaki deneyimlerinin diğer şehirler için önemli örnekler sunduğunu vurguladı. Ahonsi, “Gaziantep’in liderliğinde bakmamız gereken şey yeşil dönüşüm. Hem ekonomik açıdan uygulanabilir hem de sosyal açıdan adil olmalıdır. Burada Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin bize vereceği birçok ders var. Özellikle yeşil dönüşüm ve konut alanında. Gaziantep’te ise, bölgedeki belediyelerin ve ortakların deneyimlerini ve önerilerini bu taslağa dahil ederek onu güçlendirmeye amaçlıyoruz. Nihai hedefimiz, bildirgeyi COP31 sırasında Antalya’da düzenlenecek özel bir yan etkinlikte sunmak ve böylece yerel iklim eyleminin uluslararası iklim diyaloğunda açık ve ortak bir sesle temsil edilmesini sağlamaktadır” ifadelerini kullandı. ALTAY: BU ORTAK AKIL İKLİM EYLEMLERİMİZİ ÇOK DAHA DİRENÇLİ, KAPSAYICI VE İNSAN ODAKLI HALE GETİRECEK Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, programa gönderdiği video mesajında iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, ekonomik kalkınmayı, şehirlerin dayanıklılığını ve toplumsal yaşamı doğrudan etkileyen küresel bir güvenlik meselesine dönüştüğünü ifade etti. Altay, “Muğla’da kıyı dirençliliği ve su güvenliği, Gaziantep’te ise yeşil sanayi ve dirençli kentler odak ekseninde şekillenecek bu ortak akıl inanıyorum ki iklim eylemlerimizi çok daha dirençli, kapsayıcı ve insan odaklı hale getirecektir” dedi. GAZİANTEP BİLDİRİSİ TASLAĞI COP31 YOLUNDA İLK ADIMLARDAN BİRİ OLDU Açılış konuşmalarının ardından UCLG-MEWA Genel Koordinatörü Yahya İbrahim tarafından Gaziantep Bildirisi Taslağı katılımcılara sunuldu. Taslakta yerel yönetimlerin iklim politikalarında daha güçlü temsil edilmesi, iklim finansmanına erişimin artırılması, su ve gıda güvenliğinin sağlanması, teknolojik çözümlerin yaygınlaştırılması ve adil dönüşümün desteklenmesi konuları öne çıktı. İbrahim, “Türkiye’nin Kasım 2026’da Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacak olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Belediyeler iklim etkisi anlamında ön cephede yer almaktadır. Gaziantep’te, bölgede su kıtlığı, kuraklık, aşırı sıcaklık, orman yağmurları, biyoçeşitlilik kaybı, artan kent altyapısı ve temel hizmetler baskısı nedeniyle daha da zor bir hale gelmektedir. Biz, çok düzeyli yönetişimle yerel yönetimlerin desteğini, gücünü artırmak istiyoruz. Yerel sistem finansmanının artırılmasını ve adil bir geçişim sağlanmasını, suların korunmasını, gıda sistemlerinin korunmasını hedefliyoruz. Bununla ilgili olarak teknolojiyi kullanmak istiyoruz. COP31 açısından Muğla ve Gaziantep’ten çağrımızdır. Küresel iklim eylemi yerelde öncülük yapılan, ölçülebilir sonuçlara dönüştürülmelidir” açıklamasında bulundu. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLARI İKLİM POLİTİKALARINI MASAYA YATIRDI Program kapsamında düzenlenen “İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Düzeyli İklim Yönetişimi” panelinde farklı şehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele deneyimleri ve yerel yönetimlerin karşılaştığı sorunlar değerlendirildi. Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve Çevresel Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Koban moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk katıldı. Programın ikinci belediye başkanları oturumu ise WALD Akademi Direktörü Hülya Alper moderatörlüğünde Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, Terme Belediye Başkanı Şenol Kul ve Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’un katılımıyla gerçekleştirilecek şekilde programda yer aldı. İKLİM DİYALOĞU ÖĞLEDEN SONRA TEMATİK TOPLANTILARLA DEVAM EDECEK COP31 hazırlıkları kapsamında Gaziantep’te düzenlenen Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu, öğleden sonra gerçekleştirilecek tematik yuvarlak masa toplantılarıyla devam edecek. Program kapsamında saat 14.00’te başlayacak eş zamanlı oturumlarda kentsel dirençlilik ve iklime duyarlı kalkınma, iklim finansmanının yerelleştirilmesi, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su, gıda, doğa ve döngüsellik ile yenilikçilik, teknoloji ve veri olmak üzere beş temel başlık ele alınacak. Yerel yönetim temsilcileri ve uzmanların katılımıyla gerçekleştirilecek toplantılarda, şehirlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması, sürdürülebilir kalkınma politikalarının geliştirilmesi ve yerel iklim eylemlerinin finansmanına yönelik çözüm önerileri değerlendirilecek. Saat 16.00’da yapılacak genel değerlendirme oturumunda ise tematik toplantılardan çıkan sonuçlar ve temel mesajlar, BM Türkiye İş birlikleri ve Kalkınma Finansmanı Yöneticisi Bülent Açıkgöz koordinasyonunda ele alınacak. Gaziantep’te yürütülen çalışmaların, Muğla’daki bölgesel diyalog süreciyle birlikte COP31’e sunulacak ortak politika önerilerine katkı sağlaması, yerel yönetimlerin uluslararası iklim müzakerelerinde daha güçlü ve ortak bir sesle temsil edilmesi hedefleniyor.

Antalya COP31 Zirvesine Hazırlanıyor Haber

Antalya COP31 Zirvesine Hazırlanıyor

Antalya, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Antalya Valiliği, uluslararası organizasyon öncesinde yürütülen hazırlıklara dikkat çekerek kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, turizm sektörünü, esnafı ve vatandaşları iş birliğine davet etti. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında dünyanın dört bir yanından binlerce konuğu ağırlamaya hazırlanan Antalya’da, zirve öncesi çalışmalar sürüyor. Uluslararası organizasyonun kentin tanıtımına, vizyonuna ve geleceğine önemli katkılar sunması beklenirken, hazırlıkların ortak sorumluluk anlayışıyla yürütülmesi hedefleniyor. Antalya Valiliği tarafından yapılan paylaşımda, COP31 Zirvesi’nin Antalya için tarihi bir fırsat olduğu vurgulandı. Kentin doğal güzelliklerinin, kültürel zenginliklerinin ve köklü misafirperverlik geleneğinin uluslararası konuklara en iyi şekilde tanıtılmasının önemine dikkat çekildi. Antalya’da COP31 İçin Ortak Sorumluluk Vurgusu Antalya Valiliği, COP31 gibi uluslararası ölçekte önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmanın tüm şehir için ortak bir sorumluluk olduğunu belirtti. Valilik tarafından yapılan açıklamada, kamu kurumları, yerel yönetimler, turizm sektörü, esnaf ve vatandaşların iş birliğiyle konuklara unutulmaz bir Antalya deneyimi sunulabileceği ifade edildi. Kentin misafirperverliğinin ve dayanışma kültürünün zirve sürecinde önemli bir rol üstleneceği kaydedildi. COP31 Süresince Antalya’da Ulaşım ve Trafik Tedbirleri Alınacak COP31 İklim Değişikliği Zirvesi boyunca şehir yaşamının aksamaması ve katılımcıların ulaşımının sorunsuz şekilde sağlanması amacıyla yeni trafik ve ulaşım tedbirlerinin uygulanacağı bildirildi. Antalya Valiliği, alınacak önlemlerle zirve katılımcılarının şehir içindeki hareketliliğinin kolaylaştırılmasının ve Antalyalı vatandaşların günlük yaşam konforunun korunmasının amaçlandığını belirtti. Tedbirlerin başarıyla uygulanabilmesi için Antalya halkının anlayış, destek ve iş birliğinin büyük önem taşıdığı vurgulandı. Antalya’nın Uluslararası Tanıtımı İçin Önemli Fırsat Antalya’nın COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapması, kentin uluslararası alandaki tanıtımı açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Zirve hazırlıklarının kamu kurumları, yerel yönetimler, turizm sektörü, esnaf ve vatandaşların katkısıyla sürdürülmesi hedefleniyor. Antalya Valiliği, organizasyon sürecinde ortak hareket edilmesinin önemine dikkat çekerek tüm kesimleri kentin güzelliklerini, kültürel değerlerini ve misafirperverliğini dünyaya en iyi şekilde yansıtmaya davet etti.

Ankara Büyükşehir Belediyesi COP31 İklim Geçiş Forumu’na Katıldı Haber

Ankara Büyükşehir Belediyesi COP31 İklim Geçiş Forumu’na Katıldı

COP31 öncesinde Ankara’da düzenlenen İklim Geçiş Forumu’nda, iklim değişikliğiyle mücadele, yerel yönetimlerin sorumlulukları ve sürdürülebilir kent politikaları ele alındı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mekin Tüzün’ün de katıldığı forumda, farklı sektörlerden temsilciler iklim eyleminin geleceğini değerlendirdi. İklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolünü güçlendirmek ve farklı paydaşlar arasında iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenlenen Ankara İklim Geçiş Forumu, geniş katılımla gerçekleştirildi. COP31 öncesinde düzenlenen buluşmada, iklim politikalarının yerel düzeyde uygulanması, kentlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması ve sürdürülebilir bir gelecek için atılabilecek adımlar gündeme geldi. Ankara Büyükşehir Belediyesi de Genel Sekreter Yardımcısı Mekin Tüzün’ün katılımıyla forumda yer aldı. Kamu kurumları, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar, finans kuruluşları, sivil toplum temsilcileri, akademisyenler, gençler ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren organizasyon, iklim değişikliğiyle mücadeleye farklı perspektiflerden yaklaşılmasına olanak sağladı. Ankara İklim Geçiş Forumu’nda Yerel İklim Eylemi Ele Alındı Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ofisinin desteğiyle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından düzenlenen ve İklim Değişikliği Başkanlığınca organize edilen Ankara İklim Geçiş Forumu’nda, yerel iklim eyleminin farklı boyutları değerlendirildi. Forumda, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasında yerel yönetimlerin üstlendiği sorumluluklar ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun önemi öne çıktı. İklim hedeflerine ulaşılması için yerel yönetimlerin yanı sıra finans kuruluşlarının, akademik çevrelerin, sivil toplumun ve özel sektörün katkısının da önem taşıdığı vurgulanan buluşmada, ortak hareket etme anlayışı ön plana çıktı. Kentlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirilmesi, yerel düzeyde geliştirilen politikaların güçlendirilmesi ve iklim eylemlerinin toplumsal katılımla desteklenmesi de forumun ele aldığı temel başlıklar arasında yer aldı. COP31 Öncesinde İş Birliği ve Sürdürülebilir Kentler Gündemde Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 öncesinde gerçekleştirilen forum, Türkiye’de iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi açısından önem taşıdı. Uluslararası iklim hedeflerinin yerel ölçekte uygulanması ve kentlerin sürdürülebilirlik politikalarının geliştirilmesi, toplantının öne çıkan konuları arasında bulundu. Farklı alanlardan temsilcilerin aynı platformda buluşması, iklim değişikliğiyle mücadelede kurumlar arası iş birliğinin ve ortak çözüm geliştirme yaklaşımının önemini ortaya koydu. Yerel yönetimlerin deneyimlerinin ve ihtiyaçlarının ele alınması da iklim politikalarının kentlerin koşullarına uygun şekilde geliştirilmesi bakımından önem taşıdı. Mekin Tüzün’den Forum Değerlendirmesi Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mekin Tüzün, forumun ardından yaptığı paylaşımda, Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak Ankara İklim Geçiş Forumu’na katılım sağladıklarını belirtti. COP31 Antalya öncesinde gerçekleştirilen toplantının oldukça verimli geçtiğini ifade eden Tüzün, yerel iklim eyleminin kamu kurumları, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve diğer paydaşların bakış açılarıyla ele alındığı organizasyona ilişkin değerlendirmesini paylaştı. Ankara’da düzenlenen İklim Geçiş Forumu, COP31 öncesinde iklim değişikliğiyle mücadele, yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolü ve sürdürülebilir kentlerin geleceği üzerine değerlendirmelerin yapılmasına zemin hazırladı.

Gaziantep’te Sağlıklı Kentler Zirvesi Haber

Gaziantep’te Sağlıklı Kentler Zirvesi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği 46. Olağan Meclis Toplantısı ve “Sağlıklı Kentlerde Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi” programı başladı. 16-17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen organizasyonda iklim krizi, sürdürülebilir kentleşme, geri dönüşüm, atık yönetimi ve çevresel yatırımların finansmanı ele alınıyor. Gaziantep, Türkiye’nin dört bir yanından yerel yönetim temsilcilerini çevre ve sürdürülebilirlik gündeminde buluşturdu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve Gaziantep Vali Yardımcısı Dr. Oktay Kaya katıldı. Programın açılışında sağlıklı, sürdürülebilir ve afetlere karşı dirençli kentlerin oluşturulmasına yönelik çalışmalar değerlendirilirken, belediyeler ile sanayi arasında iş birliğinin güçlendirilmesi ve atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi ön plana çıktı. Fatma Şahin: Atıklar ekonomiye kazandırılmalı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, şehirlerde çevresel sorunların çözümü için bilimsel yöntemlerin ve kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Şehrin altyapı sorunlarına yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Şahin, çamur sorununun çözümü için Kocaeli ve Bursa’daki uygulamaları incelediklerini, kuraklık eylem planı üzerinde de çalıştıklarını söyledi. Atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması gerektiğini vurgulayan Şahin, belediyeler ile sanayi arasında kalıcı iş birlikleri kurulmasının önemini dile getirdi. Şahin, atık ısı ve enerjinin birlikte değerlendirilmesi, arıtılmış suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılması ve belediyelerle sanayi arasında sürdürülebilir iş birliği platformlarının oluşturulmasının toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer aldığını ifade etti. Geri dönüşümde hedef yüzde 60 Cumhurbaşkanının 2053 sıfır emisyon hedefi ve Sıfır Atık Projesi’ne değinen Fatma Şahin, Gaziantep’te geri dönüşüm oranını yüzde 15’ten yüzde 30’a çıkardıklarını belirterek yeni hedeflerinin yüzde 60 seviyesine ulaşmak olduğunu açıkladı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin iklim kriziyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmaları da sunumla anlatan Şahin, dirençli şehirlerin oluşturulması, afetlere hazırlık, öngörü belediyeciliği ve yeşil şehir hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen projeler hakkında bilgi verdi. Şahin, atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi, enerji kaynaklarının verimli kullanılması ve arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi için belediyeler ile sanayinin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Cemil Tugay: İklim krizi insan faaliyetlerinin sonucu Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim krizinin giderek ağırlaşan etkilerine dikkat çekti. İklim krizinin insan faaliyetleri sonucunda ortaya çıktığını belirten Tugay, bireylerin, yerel yönetimlerin, merkezi yönetimin ve kamu kurumlarının bu süreçteki sorumluluklarını değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Yanlış politikaların ve zamanında alınmayan önlemlerin ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Tugay, iklim krizi karşısında daha etkili ve ortak politikalar geliştirilmesinin önemini vurguladı. “Kentlerin çevre ve insan sağlığı açısından yönetimi hayati önemde” Türkiye’de kırsal nüfusun azalmasıyla kentlerde kontrolsüz ve hızlı büyüme yaşanabildiğine işaret eden Cemil Tugay, şehir planlamasının insan ve çevre sağlığı açısından kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Hava kirliliği, trafik sorunları ve yeşil alanlara erişimde yaşanan yetersizliklerin kent sakinlerinin yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini kaydeden Tugay, sağlıklı kentler oluşturmak için çevresel koşulların iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. Atık yönetiminin yalnızca teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda bilinç ve kültür meselesi olduğunu dile getiren Tugay, atık miktarının azaltılması ve oluşan atıkların doğru yöntemlerle yönetilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğinin siyaset üstü bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini belirten Tugay, üye sayısını artırarak Türkiye’nin dört bir yanında ortak çalışmalar yürütmeyi hedeflediklerini ifade etti. Bursa’dan afetlere karşı dirençli kentler vurgusu Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da Türkiye’de şehirlerin hızlı ve belirli bölgelerde yoğunlaşan bir büyüme sürecinden geçtiğini belirtti. Bu durumun şehir planlamasında yeni yaklaşımları gerekli kıldığını ifade eden Biba, afet risklerinin belediyelerin çalışmalarında öncelikli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Biba, bu kapsamda Afetlere Karşı Dirençli Kentler Beyannamesi oluşturduklarını belirterek altyapı, üstyapı ve sosyal projelerde afetlere hazırlığın öncelik sıralamasına alınacağını aktardı. Yeni projelerin yalnızca günlük ihtiyaçları karşılamakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Biba, park, yol ve köprü gibi yatırımların gerektiğinde afet toplanma alanı olarak da kullanılabilecek şekilde planlanmasının önemine işaret etti. Gaziantep’te düzenlenen toplantıya teşekkür Gaziantep Vali Yardımcısı Dr. Oktay Kaya, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Meclis Toplantısı ve programın Gaziantep’te düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kaya, organizasyonda emeği geçen başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere katkı sunanlara teşekkür etti. Döngüsel ekonomi ve atık yönetimi paneli gerçekleştirildi Açılış konuşmalarının ardından programın ilk oturumunda “Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi” konusu ele alındı. Prof. Dr. Feza Örüç’ün moderatörlüğündeki oturumda Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Prof. Dr. Güray Çelik ve Doç. Dr. Özge Kozal panelist olarak yer aldı. 16-17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen program kapsamında sürdürülebilir kentleşme, çevresel dönüşüm, atıkların yeniden değerlendirilmesi ve bu alanlardaki yatırımların finansmanı üzerine görüş alışverişinde bulunuluyor. Toplantının, yerel yönetimler arasında çevre politikaları ve sağlıklı kentlerin geleceğine yönelik iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

"Denizli Kekik Çalıştayı" Yoğun Katılımla Gerçekleştirildi Haber

"Denizli Kekik Çalıştayı" Yoğun Katılımla Gerçekleştirildi

Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) tarafından düzenlenen Denizli Kekik Çalıştayı, sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Türkiye kekik üretiminin ve ihracatının merkezi konumundaki Denizli'de gerçekleşen çalıştayda, kekiğin üretimden ihracata uzanan değer zinciri, sektörün öncelikli sorunları ve sürdürülebilir çözüm önerileri detaylıca ele alındı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen ‘Anadoludakiler: 81 İl 81 Ürün Programı’ kapsamında düzenlenen "Denizli Kekik Çalıştayı", kamu kurumları, akademisyenler, yerel yönetimler, üreticiler ve sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla tamamlandı. "Denizli Kekiği İçin Uygulanabilir Bir Eylem Planı Hedefliyoruz" Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren GEKA Genel Sekreteri Ümit Gülyağı, kekiğin kent için sıradan bir tarımsal ürün olmadığını vurguladı. Gülyağı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Temel amacımız; Denizli kekiğinin üretimden ihracata uzanan değer zincirini birlikte değerlendirmek, öncelikli sorunları belirlemek ve uygulanabilir bir eylem planının temelini oluşturmaktır." Açılış bölümünde ayrıca Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim ile Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör de sektörün mevcut durumu ve akademik katkılara dair birer konuşma yaptı. Vali Yavuz Selim Köşger: "Her Alanda İddiamız Var" Denizli'nin çok yönlü üretim potansiyeline dikkat çeken Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, kentin tarımsal gücünü şu sözlerle dile getirdi: "Sanayide, ticarette, turizmde, tarımda, tekstilde kısacası her alanda sözümüz var, iddiamız var. Denizli’de 370 bin hektar alanda 125 çeşit ürün yetiştiriliyor." Kekik İhracatının ve Üretiminin Kalbi: Denizli Çalıştay kapsamında Denizli'nin dünya ve Türkiye piyasasındaki stratejik rolüne değinen GEKA Genel Sekreteri Ümit Gülyağı, somut rakamlarla kentin üstlendiği misyonu özetledi: Denizli, 2025 yılında 16 bin tonu aşan üretimiyle Türkiye kekik rekoltesinin yaklaşık %86’sını tek başına karşıladı. Türkiye’nin aynı yıl yaklaşık 72,6 milyon dolara ulaşan kekik ihracatının odak noktasında Denizli yer aldı. Gülyağı, önümüzdeki 5 yıllık süreçte hedeflenen vizyonu ise şu sözlerle tarif etti: "Denizli yalnızca önemli bir üretim merkezi değil; Türkiye’nin dünya kekik piyasasındaki konumunu doğrudan belirleyen stratejik bir üretim üssüdür. Önümüzdeki beş yılın sonunda üretim miktarı kadar kalite verilerinin de izlendiği, coğrafi işaretin etkin kullanıldığı, ihracat standartlarının tarladan itibaren yönetildiği, işlenmiş ürünlerin toplam satış içindeki payının arttığı ve üreticinin değer zincirinden daha fazla gelir elde ettiği bir sektör yapısı kurmayı hedefliyoruz." Tıbbi ve Aromatik Değer: "Kekik İlaç Olarak da İncelenmeli" Kekiğin geleneksel tıptaki ve doğal korumadaki yerine vurgu yapan Vali Köşger, ürünün moleküler düzeyde araştırılması gerektiğinin altını çizdi: "Ecdadımızın kadim zamanlardan beri sağaltıcı ve iyileştirici bir ilaç olarak kullandığı kekiği, etken moleküler düzeyde daha detaylı incelemeliyiz. Kansere ve diğer hastalıklara faydalarını araştırmaya yoğunlaşmalıyız. Kekik, lavanta ve diğer tıbbi aromatik bitkiler konusunda üniversitemizin öncülüğünde; kalkınma ajansımız, İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz, iş insanları ve ihracatçılarımızla kuracağımız iş birlikleri sayesinde bu ürünü çok daha yüksek katma değerli bir yapıya kavuşturabiliriz." Sorunlar ve Çözüm Önerileri Masaya Yatırıldı GEKA ve Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen sunumların ardından grup çalışmalarına geçildi. Katılımcılar iki ana başlık altında odaklandı: Denizli Kekiğine Dair Sorun ve Çözüm Önerileri Sorunların Çözümüne Yönelik Öneri, Eylem ve Projeler Saha deneyimleri ile akademik bilginin harmanlandığı grup sunumlarının ardından çalıştay başarıyla sona erdi. Çalıştaya Üst Düzey Katılım Denizli’de gerçekleştirilen organizasyona kent protokolü ve ilçe temsilcileri büyük ilgi gösterdi. Zirveye; Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger ve PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör’ün yanı sıra, Pamukkale Kaymakamı Alper Faruk Güngör, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, Çal Kaymakamı Hatice Gamze Kuran, Baklan Kaymakamı Kezban Yerlikaya, Güney Kaymakamı Adem Can Okur, Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak, Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın, İl müdürleri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri, üreticiler ve ihracatçılar katılım sağladı.

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor Haber

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel politikaları güçlendirmek ve Avrupa kentleri arasındaki bilgi paylaşımını artırmak amacıyla yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında Avrupa’dan uzman, akademisyen ve yerel yönetim temsilcilerini İzmir’de ağırladı. Proje heyeti, İzmir’in iklim krizine karşı doğa temelli uygulamalarından Kadifekale Mahalle Bostanı’nı da yerinde inceledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa’daki üniversite ve metropol yönetimleriyle birlikte yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında ilk paydaş buluşması İzmir’de yapıldı. Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje ile büyükşehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. İklim krizi ile mücadele çalışmalarını inceledi İzmir’de düzenlenen buluşmada iklim adaleti, iklim finansmanı, kentlerin iklim politikaları ve farklı şehirlerde yürütülen çalışmalar ele alındı. Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen uzman, akademisyen ve belediye temsilcileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim kriziyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği uygulamaları da yerinde inceleme fırsatı buldu. Heyetin ziyaret noktalarından biri Kadifekale Mahalle Bostanı oldu. “İzmir öncü kent” İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürü Yiğit Beydağ, projenin iklim değişikliğiyle mücadelenin yerel düzeyde güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Projenin yalnızca kent yönetimlerinin deneyim paylaşımını değil, öğrencilerin de iklim politikalarının geliştirilmesi süreçlerine dahil edilmesini amaçladığını belirten Beydağ, “İzmir burada öncü bir kent oldu. İklim değişikliğiyle ilgili konuların yerelde gündeme alınmasını, şehirlerin politikalar üretmesini ve çalışmalar yapmasını amaçlayan bir proje. Aynı zamanda bir Erasmus projesi. Öğrencilerin fikirlerini alarak üniversite döneminden itibaren iklim politikalarına dahil edilmelerini amaçlıyor. Bu açıdan önemli bir çalışma” diye konuştu. “İzmir gündemde kalmaya devam ediyor” İzmir’in proje kapsamında yürüttüğü çalışmaların Avrupa’daki paydaşlara aktarılmasının önemine değinen Beydağ, “İzmir’in iklim politikalarına ne kadar önem verdiğini, iklim değişikliğiyle ilgili konularda öncü bir kent olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olduk. Projede çok önemli ülkeler ve üniversiteler yer alıyor. Daha önce yaptığımız çalışmaları kendilerine yerinde gösterdik ve çok beğendiler. İzmir, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yürüttüğü çalışmalarla Avrupa genelinde gündemde kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Vinci: “İklim sorunlarına bir yanıt” Projenin lider ortağı Palermo Üniversitesi’nden Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ise çalışmanın temel amacının üniversiteler, yerel yönetimler ve Avrupa’daki metropoliten alanlar arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek olduğunu söyledi. Üç yıl sürecek projenin iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçladığını belirten Vinci, toplumun sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Vinci, “İklim, son yıllarda en önemli konulardan biri. Bu proje de iklim sorunlarına bir yanıt niteliğinde. Ancak iklim değişikliğine karşı bir yanıt, toplumu sürece dahil etmeden mümkün değil. Toplumda farkındalık yaratmak ve farklı bilgi türlerini bir araya getirmek gerekiyor” dedi. “İzmir mükemmel bir örnek” İzmir’in proje ortakları arasında yer alma nedenlerine de değinen Vinci, kentin metropoliten yapısının iklim değişikliğinin etkilerinin yanı sıra çözüm üretme açısından da önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Vinci, “İzmir, metropoliten yapının tipik bir örneği. Trafik yoğunluğu, nüfus yoğunluğu ve çevresel sorunlar gibi metropollere özgü birçok mesele burada görülüyor. Ancak burada yaşayan insan sayısı aynı zamanda çözüm üretmek için önemli bir güç. Kentler, iklim değişikliğine karşı yanıtın hızlandırılabileceği yerlerdir” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu bilgi ve deneyim birikiminin de projede etkili olduğunu söyleyen Vinci, “İzmir mükemmel bir örnek ve bu nedenle kenti ortaklığın içinde görmek istedik” ifadelerini kullandı. Avrupa ortaklığı Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında kentlerin karşı karşıya olduğu iklim riskleri değerlendirilecek, farklı şehirlerin deneyimleri paylaşılacak ve yerel yönetimlerin iklim politikalarını daha etkin uygulayabilmesine yönelik yöntemler geliştirilecek. Projede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Palermo Üniversitesi, Dortmund Teknik Üniversitesi, Madrid Teknik Üniversitesi, Milano Belediyesi ve Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar Ağı (METREX) ortak olarak yer alıyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek Haber

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek

Mersin Büyükşehir Belediyesi, MedCities (Akdeniz Kentleri Ağı) ve Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 Programı ‘ANERIS Projesi’ ile yürütülen uluslararası iş birliği çerçevesinde, kıyılarda ve denizlerdeki canlı türlerinin kayıt altına alındığı araştırma altyapısı ve mobil uygulama olan MINKA Projesi kapsamında, vatandaş bilimi etkinliğinin ikincisini düzenledi. Eğitimde, biyolojik çeşitliliğin ve iklim değişikliğiyle ilişkili çevresel göstergelerin vatandaş bilimi yoluyla izlenmesine yönelik bilgiler paylaşıldı. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde gerçekleştirilen eğitime; Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı yetkilileri, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde (DBE) görev yapan akademisyenler, üniversite öğrencileri ve sivil toplum kuruluşlarının üyeleri katıldı. Çalışmayla katılımcıların MINKA vatandaş bilimi uygulamasını tanıması, biyolojik çeşitlilik ve iklim göstergelerinin izlenmesine yönelik pratik beceriler kazanması ve sahada kıyı gözlemi yaparak uygulamaya farklı canlı türlerinin veri girişini yapabilmesi amaçlandı. Uzmanlar, vatandaş bilimi ve biyolojik çeşitlilik sunumu yaptı Eğitimin ilk bölümünde ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan tarafından, enstitünün ulusal ve uluslararası çalışmaları hakkında sunum gerçekleştirildi. Sunum kapsamında kurumun çalışmaları ve kampüs biyolojik çeşitliliği konusunda katılımcılara bilgi aktarıldı. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Çevre Mühendisi Dr. Zeki Altun, Yeşil Dönüşüm Ofisi çalışmaları kapsamında Mersin’in iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik bağlamını ele alırken, yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemi değerlendirildi. Programda, MINKA platformunun yerel yönetimlerde kullanımına ilişkin bilgiler de paylaşılırken, Mersin’de hangi çevresel göstergelerin izlenebileceği konusunda katılımcılarla görüş alışverişinde bulunuldu. Programın devamında Dr. Evrim Kalkan Tezcan ve Dr. Meltem Ok tarafından, MINKA mobil uygulamasının kullanımına ilişkin uygulamalı bir sunum gerçekleştirildi. Katılımcılara uygulama üzerinden gözlem ekleme, fotoğraf ve konum kullanımı ile toplanan verilerin doğrulama süreci anlatıldı. Yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemine ilişkin yapılan sunumda ise Dr. Ayşegül Çil, MINKA platformunun yerel ölçekte biyolojik çeşitlilik ve çevresel göstergelerin izlenmesindeki rolü hakkında bilgi verdi. Katılımcılar sahada mini biomarathon gerçekleştirdi Eğitimin saha bölümünde katılımcılar küçük gruplara ayrılarak, belirlenen alanda mini biomarathon uygulaması gerçekleştirdi. Katılımcılar sahadaki gözlemlerini MINKA uygulaması üzerinden sisteme yüklerken, mentorlar da uygulama sırasında teknik destek sağladı. Çalışmanın ardından toplanan gözlemler değerlendirildi ve katılımcılar deneyimlerini paylaştı. Dr. Altun: “MINKA Projesi kapsamında vatandaş bilimi etkinliğinin 2.’sini gerçekleştirdik” Düzenlenen program hakkında bilgi veren Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı’nda Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Dr. Zeki Altun, “Mersin Toplum Gönüllüleri Vakfı, Mersin Genç Tema Gönüllüleri ve Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğrencileri ile bir süreç gerçekleştirdik. Bu etkinlikle beraber ilimizde ve bölgesel anlamda deniz biyoçeşitliliği noktasında deniz canlılarının önemi ve sisteme kaydının sağlanması ile tür çeşitliliği noktasında gerekli çalışmaları gerçekleştirdik” dedi. Etkinliğin hem teorik hem de uygulamalı içeriğinin olduğunu kaydeden Dr. Altun, “Öncelikle Mersin’deki biyoçeşitlilik, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün yapmış olduğu deniz çalışmaları ve kampüs kapsamındaki biyoçeşitlilik olmak üzere teknik konular değerlendirildi. Ardından da sahaya inilerek deniz canlıları gözlemlenip, MINKA platformuna kaydı sağlandı. 2026 yılı içerisinde bu proje kapsamında üçüncü bir etkinlik daha gerçekleşecek” diye konuştu. Dr. Çil: “MINKA, Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi” MINKA Projesi Uygulama Mentoru Dr. Ayşegül Çil, proje kapsamında yapılan vatandaş bilimi faaliyetlerinin gönüllü etkinlikler olduğunu söyleyerek, “Bilim insanı olan veya olmayan herkes, uzmanlarla ortak hareket ederek programa katılabilir. Bu biraz da merak meselesi ve bir öğrenme yöntemi. Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi. Hem belediyelerin hem bilim enstitülerinin bütün bu verilere her an ulaşabilecek zamanları olmadığı için vatandaş bilimine ciddi şekilde ihtiyaçları var. Yöre halkının kendi alanında tanıdığı türleri kayıt altına alması da çok daha aktif bir bilim veri tabanı oluşturmakta” ifadelerine yer verdi. Dr. Tezcan: “Deniz ve çevre konusunda farkındalık yaratmak çok önemli” ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan, “Etkinlik kapsamında enstitümüzün kampüsünde bir biomarathon yaptık. Kıyı ve deniz ekosisteminde gördüğümüz deniz canlılarını, bizim uzmanlığımız ve arkadaşların gönüllülüğüyle kayıt altına almaya çalıştık. Burada amaç; bilim insanı olmayan vatandaşların da denizle etkileşimini sağlamak, farkındalığını artırmak ve onların da bilimsel çalışmaların bir parçası olabileceğini göstermekti” dedi. Dr. Tezcan, vatandaşların ve özellikle çocukların deniz ve çevre konusunda farkındalık kazanmasının da önemli olduğunu belirterek, yerel yönetimlerin öncülüğünde gerçekleştirilen ortak etkinliklerin artmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Katılımcı öğrenciler ve gönüllüler, MINKA Projesi’ne katkı sundu Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi Mustafa Çınar, “Bizim bölümümüzle paralel olduğu için koşarak geldiğimiz bir etkinlik diyebilirim. MINKA uygulaması, Mersin'in biyoçeşitliliğini tanımamız açısından çok önemli. Teorikte gördüğümüz türleri sahada inceleme fırsatı bulduk. Çok verimli oldu. MINKA uygulaması, herkesin kullanması gereken bir uygulama. Biyoçeşitliliğin tanımlanması açısından önemli” dedi. Mersin Üniversitesi Elektronik Teknolojisi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ahmet Ali Bilici, kendisi için çok öğretici bir gün olduğunu anlatarak, “Öncelikle Akdeniz’de yaşayan balık türlerini öğrendik. Telefonumuza MINKA uygulamasını indirdik. Kampüsün sahilinde değişik türleri gözlemleme fırsatımız oldu. Bu gözlemlediğimiz türlerin fotoğrafını çekerek MINKA uygulamasına yükledik. Bunları öğrenmek için biyolog olmamıza gerek yok. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin de bu projeye katkı sunması gerçekten çok önemli. Başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Toplum Gönüllüleri Vakfı Koordinatörü Ayser Çeri, “Bizler için çok kıymetli bir deneyimdi. Daha önce deniz canlıları hakkında pek bir bilgim yoktu. Fakat MINKA Projesi sayesinde hem deniz canlılarını tanıdım hem de sahada gözleme şansına kavuştum. Çok keyifliydi” ifadelerine yer verdi. Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi, aynı zamanda Genç Tema Topluluğu Başkan Yardımcısı Nermin Encü ise “Özellikle bilmediğim balık türleri vardı ve çok şey öğrendim. Bölümüm farklı bir bölüm. Yaptığım iş bundan farklı bir iş, ama ona rağmen vatandaş farkındalığı açısından ben de bir şeyler yapabiliyorum. Uygulamayı indirdim. Günlük hayatımda da kullanmaya devam edeceğim” dedi.

Başkan Yüceer: "Trakya’nın ve Balkanların Geleceğini Hep Birlikte Kuralım" Haber

Başkan Yüceer: "Trakya’nın ve Balkanların Geleceğini Hep Birlikte Kuralım"

Trakya Belediyeler Birliği Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Trakya Belediyeler Birliği ve Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Candan Yüceer’in başkanlığında gerçekleştirildi. Bölgesel işbirliği, su, afet, çevre, ortak projeler ve yerel yönetimlerin kapasitesinin güçlendirilmesinin öne çıktığı toplantıda konuşan Candan Başkan, “Birlikte düşünelim, birlikte üretelim, birlikte mücadele edelim ve Trakya’nın, Balkanlar’ın geleceğini birlikte kuralım” dedi. Trakya’nın ortak sorunlarına ortak akılla çözüm üretme anlayışının öne çıktığı toplantıda, belediyeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel ölçekte ortak çalışmaların geliştirilmesi mesajı verildi. Trakya Belediyeler Birliği Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıya, Trakya genelinden belediye başkanları ve meclis üyeleri katıldı. Toplantıda Birlik tüzüğüne ilişkin düzenlemelerin yanı sıra yeni üyelik talepleri, belediyeler arası işbirliği, 2027 yılı yatırım planı ve çalışma programı ile bütçe konuları görüşüldü. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Trakya Belediyeler Birliği arasında yürütülecek iş birliğine ilişkin çalışmalar da ele alındı. Toplantıda ayrıca Romanya Güneydoğu Bölgesi Belediyeler Birliği ve Bulgaristan RAM Trakya Belediyeler Birliği heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen temasların sonuçları değerlendirilirken, bölgesel ve yerel yönetimler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar gündeme geldi. CANDAN BAŞKAN: “TRAKYA BİR BÜTÜNDÜR” Toplantıda katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Candan Başkan, yeni çalışma döneminin ilk önemli buluşmalarından birinde bölge belediyeleriyle ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla bir araya geldiklerini belirterek, “Romanya Güneydoğu Bölgesi Belediyeler Birliği ve Bulgaristan RAM Trakya Belediyeler Birliği heyetleri ile dün tüm gün birlikte vakit geçirdik, neler yapabileceğimiz üzerine konuştuk. Buna vesile olan, emeği ve katkısı bulunan herkese, ayrıca Trakya Belediyeler Birliğimizin çok kıymetli çalışma arkadaşlarına huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bir kez daha hoş geldiniz diyorum. Dünkü toplantılarımızda bölgesel ve yerel yönetimler arasında işbirliğini nasıl sağlayabileceğimiz üzerine çalışmalar yaptık. İşbirliği protokolümüzü ve birlikte hayata geçirebileceğimiz çalışmaları değerlendirdik. Yeni çalışma dönemimizin ilk önemli buluşmalarından birinde, ortak akıl ve dayanışmayla buradayız. Bu dayanışmanın sizlerin katılımıyla daha da büyüyeceğinden, çoğalacağından ve güçleneceğinden dolayı çok mutluyuz. Çünkü biz biliyoruz ki Trakya bir bütündür. Sorunlarımız ortak; doğal olarak çözümlerimiz de ortak olmak zorundadır” dedi. “GÜÇLÜ BİR YEREL YÖNETİM ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRMEK İSTİYORUZ” Trakya Belediyeler Birliği’ni yalnızca toplantı yapan ve karar alan bir yapı olarak görmediklerini ifade eden Başkan Yüceer, belediyelerin bilgi ve deneyimlerini paylaşacağı, ortak projeler üreteceği bir işbirliği anlayışını büyütmek istediklerini ifade ederek, “Biz Trakya Belediyeler Birliğimizi sadece toplantı yapan ya da karar alan bir birlik olarak görmüyoruz. Bizim hedefimiz; belediyelerimizin bilgi ve deneyimlerini paylaşan, birbirimizin kapasitesini güçlendiren, ortak projeler üreten ve ortak meselelerde birlikte söz söyleyen güçlü bir yerel yönetim anlayışını hayata geçirmek” şeklinde konuştu. “SU, BÖLGESEL VE BÜTÜNCÜL ANLAYIŞLA YÖNETİLMELİ” Trakya’nın ortak gündemindeki en önemli başlıklardan birinin su olduğunu vurgulayan Candan Başkan, iklim değişikliği, kuraklık, tarımsal sulama, sanayi ve artan su ihtiyacının bölgesel ölçekte ele alınması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün Trakya’nın önündeki en önemli başlıklardan biri, takdir edersiniz ki, su sorunudur. İklim değişikliği, kuraklık, tarımsal sulama, sanayi ve yoğun göçle birlikte artan su ihtiyacı hepimizi ilgilendiren ortak sorunlardır. Su meselesi artık tek bir belediyenin çözüm üretebileceği bir mesele değildir. Su, havza bazında, bölgesel ve bütüncül bir anlayışla yönetilmelidir. Bu nedenle Trakya Belediyeler Birliği olarak su kaynaklarının korunması, kayıp kaçakla mücadele edilmesi, alternatif su kaynaklarının geliştirilmesi, kuraklıkla mücadele edilmesi ve bu alandaki politikaların oluşturulması noktasında daha güçlü bir işbirliği geliştirmeliyiz.” “AMACIMIZ: AFET OLMADAN ÖNCE HAZIRLANAN BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRMEK” Afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın da ortak sorumluluk olduğuna işaret eden Yüceer, belediyeler arasında ekipman, eğitim, arama kurtarma ve müdahale kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların önemini vurgulayarak, “Bir diğer önceliğimiz afetlere karşı dirençli kentler oluşturmaktır. Geçtiğimiz yıllarda deprem, yangın ve sel gibi birbirinden farklı afetlerle karşı karşıya kaldık. İşte tam da bu nedenle afetlere karşı dayanışmayı hep birlikte kurumsallaştırmamız gerekiyor. Biraz sonra arkadaşlarımız ve bürokratlarımız bu konuda sunumlarını gerçekleştirecek. Ortak ekipman havuzları, eğitim programları, arama kurtarma kapasitesinin geliştirilmesi ve ortak müdahale alanlarının oluşturulması gibi başlıkları ele alacağız. Amacımız, afet olduktan sonra müdahale eden değil, afet olmadan önce hazırlanan bir belediyecilik anlayışını hayata geçirmek” ifadelerini kullandı. “TRAKYA’NIN ÇEVRE POLİTİKASI ORTAK OLMALI” Çevre politikalarının da bölgesel ölçekte ele alınması gerektiğini belirten Candan Başkan, atık yönetimi, iklim değişikliği, yenilenebilir enerji ve su kaynaklarının korunması gibi alanlarda ortak çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Bölge belediyeleri olarak birlikte hareket etmenin bir zorunluluk olduğunu ifade eden Yüceer, “Çevre de ortak sorumluluğumuzdur. Trakya’nın çevre politikası ortak olmalıdır. Atık yönetiminden iklim değişikliğiyle mücadeleye, yenilenebilir enerji kaynaklarından su kaynaklarının korunmasına kadar pek çok alanda birlikte çalışmamız gerekiyor. Finansman, Avrupa Birliği fonları, uluslararası ve ulusal hibe programları konusunda da bütün belediyelerimizin, küçük ya da büyük ölçekli fark etmeksizin, proje üretebilmesi için destek olacağız” dedi. “TRAKYA’NIN SESİ DE SÖZÜ DE İŞBİRLİĞİ SAYESİNDE DAHA GÜÇLÜ ÇIKMALI“ Belediyelerin farklı alanlarda ortaya koyduğu başarılı çalışmaların bölge genelinde paylaşılması gerektiğini ifade eden Yüceer, Trakya Belediyeler Birliği çatısı altında deneyim paylaşımını güçlendireceklerini belirterek konuşmasına şu şekilde devam etti: “Her bir belediyemizin farklı başarı öyküleri var. Biz inanıyoruz ki bu başarılar sadece o belediyenin sınırları içinde kalmamalı, bütün Türkiye’ye örnek olmalı. Bu işbirliği sayesinde birimizin iyi uygulamasını diğer belediyelerimiz örnek alacak, birimizin deneyiminden diğerleri yararlanacak, birimizin imkânını diğeriyle paylaşacağız. Çok güzel bir atasözümüz var: ‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var.’ Trakya’nın sesi de sözü de işbirliği sayesinde daha güçlü çıkmalı.” “BU BİRLİĞİN GÜCÜ TÜM ÜYE BELEDİYELERİMİZİN ORTAK İRADESİDİR” Tarım, su, çevre, ulaşım, turizm, sanayi, afet yönetimi, kırsal kalkınma ve sosyal belediyecilik gibi başlıklarda ortak aklın büyütülmesi gerektiğini söyleyen Candan Başkan, Birliğin gücünün tüm üye belediyelerin ortak iradesinden geldiğini vurguladı. Yüceer, “Tarım, su, çevre, ulaşım, turizm, sanayi, afet yönetimi, kırsal kalkınma ve sosyal belediyecilik… Bütün bu alanlarda ortak aklı, ortak projeleri ve ortak mücadeleyi büyütmeliyiz. Trakya Belediyeler Birliği’nin gücü sadece birliğin ya da biz başkanların gücü değil, bu birliğin gücü tüm üye belediyelerimizin ortak iradesidir. Buna çok inanıyoruz. Her belediyemizin deneyimi, her başkanımızın önerisi, her meclis üyemizin katkısı bizim için çok kıymetli. Her deneyim, her fikir ve her sohbet çok önemli ve çok değerli. Ben inanıyorum ki bu dayanışmayı büyüttüğümüz, birlik içinde, bir ve beraber olduğumuz sürece Trakya’mızın ve bu coğrafyanın geleceğini el birliğiyle daha güzel inşa edeceğiz” diye konuştu. “TRAKYA’NIN VE BALKANLAR’IN GELECEĞİNİ BİRLİKTE KURALIM” Bölgesel dayanışma ve ortak mücadele mesajı veren Yüceer, toplantının Trakya, bölge belediyeleri ve yurttaşlar için hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Sözlerimi bu anlayışla bitirmek istiyorum: Birlikte düşünelim, birlikte üretelim, birlikte mücadele edelim ve Trakya’nın, Balkanlar’ın geleceğini birlikte kuralım. Eylül ayı olağan meclis toplantımızın bölgemiz, belediyelerimiz ve hemşehrilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bugün aramızda bulunan ve bu işbirliğini geliştirmek için davetimize içtenlikle karşılık veren çok kıymetli Bulgaristan ve Romanya heyetlerine, belediye başkanlarına ve temsilcilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.” Trakya Belediyeler Birliği, ortak akıl ve dayanışma temelinde geliştirdiği işbirlikleriyle bölge belediyelerini aynı hedef etrafında buluşturmayı sürdürüyor. Trakya’nın ortak sorunlarına ortak çözümler üretme anlayışıyla yürütülecek çalışmaların, bölgesel işbirliğini daha da güçlendirmesi ve Trakya’nın ortak geleceğine katkı sunması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.