Hava Durumu

#Yerli Tohum

Kırsal Haber - Yerli Tohum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Tohum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?” Haber

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in KİT Komisyonu toplantısında Sudan ve Nijer’deki tarım projelerinin son durumunu, tohum fiyatlarındaki artışı, hayvan ölümlerini ve kiraya verilen çiftlikleri gündeme getirdi. Gürer, Türkiye’de yerli üretimin, yerli tohumun ve yerli hayvan ırklarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) KİT Komisyonu toplantısında tarım politikalarına ilişkin önemli sorular yöneltti. Sudan’da başlatılan tarım projesinin sona ermesini ve Nijer’de planlanan yatırımın hangi aşamada olduğunu gündeme getiren Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyelinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için yürütüldüğü açıklanan çalışmaların da akıbetini sorarak, yurt dışındaki projeler kadar Türkiye’deki tarım işletmelerinin, yerli tohumun ve hayvancılığın geliştirilmesine önem verilmesi gerektiğini ifade etti. Gürer’den Sudan ve Nijer’deki Tarım Projeleri İçin Açıklama Talebi TİGEM’in tarım projelerindeki rolünü sorgulayan Ömer Fethi Gürer, projelerin kurumun kendi girişimiyle mi başlatıldığını yoksa başka kurumlar tarafından mı yönlendirildiğini sordu. Sudan’da 2014 yılında başlatılan tarım girişimini hatırlatan Gürer, TİGEM’in yüzde 80 hisseyle ortak olduğu şirketin faaliyetlerinin daha sonra sona erdiğini belirterek, bu sürecin nedenlerini öğrenmek istedi. Nijer’deki tarım iş birliği projesine de değinen Gürer, önceki dönem Dışişleri Bakanı tarafından kendisine verilen yazılı yanıtta, Nijer’in Irhazer bölgesinde pilot proje kapsamında tahsis edilen 2 bin 500 hektarlık arazinin 1.000 hektarı için TİGEM tarafından yatırım projesi hazırlandığının bildirildiğini aktardı. Gürer, söz konusu projenin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Projenin hedefleri arasında Türkiye’ye makul fiyatlarla tarım ürünü ithal edilmesi, Batı Afrika’da Türkiye’nin görünürlüğünün artırılması ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi bulunduğunu hatırlattı. Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için başlatıldığı açıklanan çalışmaları da gündeme getiren Gürer, yurt dışında yürütülen projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. Gürer, Türkiye’nin kendi tarımsal üretimini geliştirme imkânına sahip olduğunu vurgulayarak, TİGEM’in kaynaklarının ve uzmanlığının ülke içindeki üretimin artırılması için daha etkin kullanılmasını istedi. Tohum Fiyatları Artıyor, Üretici Fiyatları Tartışılıyor Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in tohum fiyatları ile Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatları arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. TİGEM işletmelerinde geçen yıl makarnalık buğday tohumunun 19,50 lira, ekmeklik buğday tohumunun ise 18,50 liradan verildiğini belirten Gürer, bu yıl fiyatların makarnalık tohumda 22 liraya, ekmeklik tohumda 21,25 liraya yükseldiğini ifade etti. TMO’nun ekmeklik ve makarnalık buğday için açıkladığı alım fiyatlarında aynı fiyatın uygulanmasına dikkat çeken Gürer, tohum fiyatlarındaki artışın hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmasını istedi. Hayvancılık alanındaki fiyat artışlarını da gündeme getiren Gürer, yedi günlük esmer ırk hayvan fiyatının 2025 yılında 33 bin lira, 2026 yılında ise 58 bin lira olarak belirtildiğini aktardı. Gürer, TİGEM’in fiyat belirlerken hangi ekonomik göstergeleri ve enflasyon verilerini esas aldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Buzağı Ölümleri ve Hayvan Hastalıkları Gündemde TİGEM işletmelerindeki hayvan sağlığı sorunlarına da değinen Gürer, Sayıştay raporlarında bazı işletmelerdeki buzağı ölümlerinin dünya ortalamalarının üzerinde olduğuna ilişkin tespitlere dikkat çekti. TİGEM’in örnek bir kamu kuruluşu olması gerektiğini belirten Gürer, hayvan ölümleri ve işletmelerde görülen hastalıkların nedenlerinin araştırılmasını istedi. Gürer, hayvancılıkta verimliliğin artırılması için hayvan sağlığının korunmasının, işletmelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin ve gerekli önlemlerin alınmasının önemini vurguladı. Genç Çiftçi ve Küçükbaş Hayvancılık Projeleri Neden Yaygınlaşmıyor? Kamuoyuna duyurulan tarımsal destek ve hayvancılık projelerinin sonuçlarını da sorgulayan Gürer, Genç Çiftçi Projesi ve Köye Koyun Projesi gibi uygulamaların hedeflenen yaygınlığa ulaşıp ulaşmadığının açıklanmasını istedi. Gürer, bazı projelerde uygulama sayılarının 48-50 bin seviyesini aşmadığını belirterek, desteklerin neden daha geniş kesimlere ulaşamadığının ve sahada neden beklenen sonuçları vermediğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kiraya Verilen TİGEM Çiftlikleri Tartışması TİGEM’e bağlı çiftliklerin durumunu da gündeme getiren Ömer Fethi Gürer, farklı bölgelerdeki işletmeleri ziyaret ettiğini ve bazı alanlarda geçmişe kıyasla hizmet ve üretim sorunları gözlemlediğini söyledi. Yaklaşık 18 çiftliğin kiraya verildiğini belirten Gürer, bu işletmelerde neden yeterli üretim sağlanamadığını sordu. Kiralama uygulamasının gerekçelerinin açıklanmasını isteyen Gürer, sözleşme süreleri sona erdiğinde aynı işletmecilerle devam edilip edilmediği ve kira artışlarının hangi ölçütlere göre belirlendiği konularında da bilgi talep etti. TİGEM, TMO ve Et ve Süt Kurumunun tarım ve hayvancılıkta önemli kamu kuruluşları olduğunu vurgulayan Gürer, kamucu bir üretim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Geçmişte faaliyet gösteren Toprak-Su, Köy Hizmetleri, yem fabrikaları ve gübre fabrikalarının önemini hatırlatan Gürer, tarımın stratejik bir sektör olduğunu belirterek, kamu üretim kapasitesinin korunması gerektiğini ifade etti. “Yerli Üretim, Yerli Irk ve Yerli Tohum Güçlendirilmeli” Türkiye’nin tarımsal üretimde kendi kaynaklarına daha fazla yönelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli tohumların, yerli hayvan ırklarının ve tarımsal araştırmaların desteklenmesini istedi. Türkiye’de yetiştirilen buğdayların yurt dışında geliştirilerek yeniden Türkiye’ye satılmasını eleştiren Gürer, yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Jersey ırkı hayvanlar ve bu hayvanlardan elde edilen sütlerin piyasadaki konumuna da değinen Gürer, hayvancılık politikalarında yerli ırkların geliştirilmesinin ve üreticinin desteklenmesinin önemini vurguladı. Gürer, TİGEM’in yalnızca tarla bitkileri ve hayvancılıkta değil, at ve köpek ırklarının korunması gibi alanlarda da önemli görevler üstlendiğini belirtti. TİGEM’de AR-GE ve Üniversite İş Birliği Çağrısı TİGEM’in araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gürer, Niğde’de bulunan Patates Araştırma Enstitüsünü örnek gösterdi. Enstitülerin ve üniversitelerin bilgi birikiminden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirten Gürer, TİGEM’in tarla bitkilerinin geliştirilmesi, tohum üretimi ve hayvancılık alanlarında ortak araştırma projeleri yürütmesinin önemine dikkat çekti. Gürer, TİGEM’in AR-GE bütçesinin yeterli olup olmadığının açıklanmasını ve kurumun gelişimini sağlayacak yatırımlara öncelik verilmesini istedi. Ceylanpınar Tarım İşletmesiyle ilgili sorunların da uzun süredir gündeme geldiğini hatırlatan Gürer, sulama başta olmak üzere üretimi etkileyen sorunların çözülmesi ve yıllardır tartışılan konuların sonuçlandırılması gerektiğini belirtti. “TİGEM Çalışanları Kadrolu Olmalı” TİGEM’de çalışan taşeron işçilerin durumunu da gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kurumda kaç taşeron işçi çalıştırıldığının açıklanmasını istedi. TİGEM Genel Müdürünün tarımda çalışma sürelerinin uzatılmasına yönelik yeni bir iş kanunu çıkarılması konusundaki değerlendirmelerine tepki gösteren Gürer, mevcut iş mevzuatının uygulanması gerektiğini savundu. Tarım işletmelerinde ihtiyaç duyulan çalışmaların vardiyalı sistemle yürütülebileceğini belirten Gürer, çalışanların haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bir insanın 24 saat çalışması değil, vardiyalı çalışma diye bir kavram var” diyerek, gerekli durumlarda üç vardiya sistemiyle çalışma yapılabileceğini ifade etti. Çalışma sürelerine uygun hareket edilmesi, işçilerin hak edişlerinin verilmesi ve emek sömürüsüne yol açılmaması gerektiğini belirten Gürer, yeni bir yasa çıkarılmasından önce mevcut mevzuatın doğru uygulanmasının önemine dikkat çekti. Gürer: “Tarım Türkiye İçin Stratejik Bir Alan” TİGEM’in Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kamu kuruluşu olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, kurumun faaliyetlerinde şeffaflığın artırılmasını ve projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Gürer, yerli tohumun, yerli hayvan ırklarının, kamu çiftliklerinin ve tarımsal araştırmaların desteklenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek, tarım politikalarının üretimi güçlendirecek şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Ankara’nın Kırsal Kalkınma Modeli Türkiye’ye Örnek Oldu Haber

Ankara’nın Kırsal Kalkınma Modeli Türkiye’ye Örnek Oldu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliğiyle düzenlenen "Tarım ve Gıda Güvenliği Saha Ziyaretleri" programında, Başkent’in kırsal kalkınma ve tarımsal üretim projeleri Türkiye’nin dört bir yanından gelen belediye yöneticilerine tanıtıldı. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen belediye temsilcileri ve uzmanlar, Ankara’nın tarımsal ticaret, ürün işleme, kooperatifçilik ve yerel üretici desteklerine yönelik başarı hikâyelerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Üç gün süren yoğun program kapsamında; üretimden pazarlamaya, akıllı sulamadan kadın emeğinin desteklenmesine kadar kırsal kalkınmanın tüm aşamaları saha gezileriyle paylaşıldı. 3 Günlük Saha Ziyaretinde Başkent Projeleri Yerinde İncelendi Başkent Ankara’nın güçlü bir tarım kenti kimliğini öne çıkaran program süresince katılımcı heyet, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın yürüttüğü vizyon projeleri yerinde inceledi. Ziyaret edilen stratejik merkezler ve kooperatifler şunlar oldu: Çubuk Ürün İşleme Tesisi: Tarımsal ürünlerin katma değerli hale getirilmesi süreçleri. Gölbaşı ATA Çiftliği & ANFA Seraları: Yerli tohum, fide üretimi ve modern seracılık uygulamaları. Polatlı Ticaret Borsası: Tarımsal ticaret, borsa mekanizmaları ve üretici odaklı satış sistemleri. Ayaş Akkaya Kadın Kooperatifi Salça Fabrikası: Kadın istihdamı ve yerel kooperatifçilik modelleri. Beypazarı Bostancılar Kooperatifi & Yaşayan Köy Açık Hava Müzesi: Kırsal turizm, geleneksel tarım ve kooperatif dayanışması. Katılımcılara ayrıca sunumlar eşliğinde gübre, tohum, mazot ve ekipman destekleri gibi üreticinin maliyetlerini düşüren Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı projeleri hakkında detaylı bilgi aktarıldı. Ahmet Mekin Tüzün: “Çiftçinin Gönlüne Girmek İçin Sahada Olmalıyız” Belediyeler arasında deneyim ve bilgi paylaşımını artırmayı hedeflediklerini belirten Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, Başkent’in tarımsal potansiyeline dikkat çekti. Tüzün, tarımda başarının anahtarının saha varlığı ve doğrudan iletişim olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Çiftçinin gönlüne girmek için sahada olmanız lazım. Hedefimiz; üreticinin bize en kısa yoldan ulaşabilmesi, bizim de sorunları yerinde çözebilmemizdir. Bunun için üreticilerimizle doğrudan iletişim kurabileceğimiz alternatif kanallar oluşturduk. Bu saha ziyaretleriyle ABB’nin uygulama yöntemlerini diğer belediyelerimize aktararak Türkiye genelinde kırsal kalkınma hamlelerine katkı sunmayı amaçlıyoruz." Türkiye Genelinde Kırsal Kalkınmaya Yeni Bir Bakış Açısı Program sonunda katılımcı belediye temsilcileri, Ankara'da edindikleri tecrübe ve uygulama modellerini kendi illerinde hayata geçirmek üzere önemli veriler elde ettiklerini ifade etti. Ankara Büyükşehir Belediyesi, yerel üreticiyi destekleyen ve sürdürülebilir gıda güvenliğini odağına alan projeleriyle Türkiye genelindeki yerel yönetimlere ilham vermeye devam ediyor.

Eskişehir’de Arpa Hasadında Yüzler Gülüyor Haber

Eskişehir’de Arpa Hasadında Yüzler Gülüyor

Eskişehir genelinde 935 bin dekar alanda arpa hasadı tüm hızıyla devam ediyor. Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından tescil edilen yerli çeşitlerin demonstrasyon çalışmalarında elde edilen 470 kilogramlık dekar başı verim, bölge üreticisi için umut verici bir tablo çiziyor. ​Eskişehir tarımında hasat sezonunun en hareketli günleri yaşanıyor. İl genelinde geniş bir alana yayılan arpa hasadı, teknik ekiplerin gözetiminde ve üreticilerin yoğun katılımıyla sürdürülüyor. ​Yerli Çeşitlerle Yüksek Verim Hedefi ​Hasat çalışmaları kapsamında, Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından geliştirilen ve tescillenen "Ünver" ve "Sabribey" arpa çeşitleri, Tepebaşı ilçesi Çukurhisar Mahallesi’nde kurulan demonstrasyon parsellerinde dikkat çekti. ​9 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen hasat işlemleri sonrasında yapılan ölçümlerde, kıraç koşullarda dahi dekarda ortalama 470 kilogram verim elde edildi. Bu sonuçlar, bölge iklimine tam uyumlu, dayanıklı ve yüksek verimli yerli çeşitlerin yaygınlaştırılması noktasında büyük bir başarıya işaret ediyor. ​İl Müdürlüğünden Hasat Sezonunda Denetim Seferberliği ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hububat sezonunun üretici adına en verimli şekilde tamamlanması için saha çalışmalarını titizlikle yürütüyor. Teknik ekipler, ürün kayıplarının önüne geçmek amacıyla sahada şu çalışmaları gerçekleştiriyor: ​Biçerdöver Dane Kayıp Denetimleri: Hasat esnasında yaşanabilecek ürün kayıplarını minimuma indirmek. ​Hasat Kontrolleri: Biçerdöverlerin teknik standartlara uygunluğunu denetlemek. ​Teknik Bilgilendirme: Üreticilere hasat süreci ve sonrası için gerekli tarımsal rehberlik hizmeti sunmak. ​Bölge Tarımı İçin Yeni Bir Dönem ​Elde edilen verim değerlerinin Eskişehirli üreticiler için moral kaynağı olduğunu belirten yetkililer, yerli tohum kullanımının yaygınlaşmasının bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını vurguluyor. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün koordinasyonundaki bu çalışmalar, modern tarım teknikleri ile yerli üretimi birleştirerek çiftçinin emeğini korumayı hedefliyor.

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Haber

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli tohumda 17 türde 39 yeni çeşidin daha tescil aldığını belirterek, "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz." ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, bu yılki tohum tescillerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklmada yerli tohum çeşitleriyle tarımsal üretime güç kattıklarını vurgulayan Yumaklı, "Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla araştırma enstitülerimizde geliştirilen 39 yeni çeşit daha tescil edildi. Geliştirdiğimiz bu çeşitler, toprağımızın bereketi ve çiftçimizin emeğiyle buluşarak milli ekonomimize büyük bir değer katacak. Ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu. Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Yumaklı, tarla bitkilerinde 17 türdeki yeni tescillerle birlikte "Milli Çeşit Listesi"ndeki yerli tohum sayısının 1087'ye ulaştığını bildirdi. Yeni tescillerin "tahıl", "endüstri bitkileri", "tıbbi ve aromatik bitkiler" ile "yemeklik tane baklagiller ve yem bitkileri" kategorilerinde olduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz. Uluslararası rekabet gücüne sahip, milli tohum tedarik sistemini güçlendiriyoruz." Tescillerin Yarısı Ayçiçeği ve Buğday Tohumu Çeşitleri Tescillenen yerli tohumlar arasında ayçiçeği hattı 15 çeşitle ilk sırada bulunurken, ekmeklik buğday 5, pamuk, yer fıstığı, haşhaş, nohut 2'şer, makarnalık buğday, arpa, çeltik, soya, aspir, patates, tütün, Aydın salebi, Muğla salebi, anason ve korunga 1'er çeşitle listede yer aldı.

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı Haber

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı

Türkiye’nin köklü markalarından Reis Gıda, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda; gıda güvenliği, tarımda dijitalleşme ve genç kuşakların üretime katılımının hayati önemine dikkat çekti. Şirket, "Bakliyat Köyleri" projesiyle yerli üretimi desteklemeye devam ediyor. ​Reis Gıda, gıda güvenliğinin temel taşı olan çiftçilerin emeğini görünür kılmak ve tarımın yarınlarını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir değerlendirme paylaştı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin sadece bölgesel değil, küresel ölçekte bir güç olduğunu vurgulayan Reis Gıda, üretimin sürdürülebilirliği için "insan" odaklı bir yaklaşımın şart olduğunu belirtti. ​Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Stratejik Gücü ​Reis Gıda'dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Dünya Çiftçiler Günü, yalnızca toprağa emek veren insanları kutladığımız bir gün değil; gıda güvenliğini, kırsal kalkınmayı, gençlerin tarıma katılımını ve üretimin geleceğini yeniden düşünmemiz gereken güçlü bir çağrıdır. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üretici sayısı artarken, tarım nüfusunun yaşlanması, su stresi, iklim baskısı ve gençlerin sektöre kazandırılması, geleceğin tarım gündemini belirleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Toprağın bereketi, insanlığın ortak geleceğini besleyen en kıymetli güçlerden biridir. Bu bereketin gerçek taşıyıcıları ise emeğiyle üretimi mümkün kılan, toprağı bilgiyle buluşturan ve her mevsim ülkesinin gıda güvencesine katkı sunan çiftçilerimizdir. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, bu büyük emeği görünür kılmak, üretimin merkezindeki insanı yeniden hatırlamak ve tarımın yarınlarını daha güçlü kurmak için çok anlamlı bir fırsattır. Türkiye, tarımsal üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve güçlü üretim kültürüyle çok önemli bir tarım ülkesidir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı başı verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısı yaklaşık 2,36 milyon civarındadır. (ÇKS) kayıtlı ekili alan yaklaşık 170 milyon dekar (17 milyon hektar) seviyesine ulaşmıştır. Son beş yılda kayıtlı çiftçi sayısında 190 bin artış yaşanmıştır. Aynı dönemde tarım sektörü 2024 yılında 2 trilyon 428 milyar liralık hasılaya ulaşarak GSYH’ye yüzde 5,6 katkı sundu. TÜİK’in 2025 işgücü istatistiklerine göre ise istihdamın yüzde 14,0’ı tarım sektöründe yer aldı. Bu tablo, tarımın Türkiye ekonomisi, istihdamı ve gıda arzı açısından taşıdığı stratejik önemi açık biçimde gösteriyor Türkiye sahip olduğu geniş tarım arazileri, iklim avantajları, yetişmiş insan kaynağı ve üretim kültürü sayesinde sadece bölgesel bir gıda tedarikçisi değil; aynı zamanda gıda güvenliğini aşan ölçekte ihracat ve yatırım odaklı bir tarım endüstrisinin taşıyıcısı olabilecek büyük bir potansiyele sahip. Bu nedenle tarıma artık sadece geleneksel bir üretim alanı olarak değil, sürdürülebilir büyümenin stratejik sahası olarak bakmak gerekiyor. Sayılar artarken asıl mesele üretimde kuşak devamlılığı Bugün tarımda en kritik başlıklardan biri, yalnızca kayıtlı üretici sayısı değil, üretimin kuşaklar boyunca sürdürülebilirliğidir. Resmî kayıtlarda ÇKS’ye dahil olan çiftçi sayısında artış görülüyor. Bununla birlikte yaş dağılımı, tarımın genç kuşaklar için daha güçlü bir gelecek alanına dönüştürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. TZOB verilerine göre Türkiye’de kayıtlı çiftçilerin yüzde 34’ü 65 yaş ve üzerindeyken, yüzde 34,6’sı 50-64 yaş grubunda bulunuyor; 18-24 yaş grubunun payı ise yüzde 1 seviyesinde. TZOB’un 2025 değerlendirmesinde kırsalda yaş ortalamasının 59’a ulaştığı da vurgulanıyor. Bu veriler, tarımda devamlılığın önümüzdeki dönemde gençleşme, eğitim, teknolojiye erişim ve gelir istikrarı başlıklarıyla birlikte ele alınmasını gerekli kılıyor. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Gençler için tarımı geleceğin mesleğine dönüştürmek gerekiyor Dünya genelinde de asıl büyük meselelerden biri gençlerin tarımda nasıl daha güçlü yer alacağı. FAO’nun 2025 tarihli çalışmasına göre, çalışan gençlerin yüzde 44’ü tarım-gıda sistemlerinden geçimini sağlıyor. Ancak aynı rapor, gençlerin bu alandaki payının 2005’teki yüzde 54 seviyesinden 2021’de yüzde 44’e gerilediğini gösteriyor. Avrupa’da da benzer bir tablo var. Eurostat’a göre Avrupa Birliği’nde 2020 itibarıyla çiftlik yöneticilerinin yüzde 57,6’sı 55 yaş ve üzerindeyken, 40 yaş altı genç çiftçilerin oranı yüzde 11,9 düzeyinde kalıyor. Bu tablo bize çok açık bir şey söylüyor: Tarım, gençler için daha yüksek teknolojiyle, daha güçlü gelir modeliyle, daha itibarlı bir kariyer alanı olarak yeniden anlatılmalı. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Kaynakları Koruyan, Verimliliği Artıran Yeni Tarım Anlayışı Bugün artık tarımda asıl ihtiyaç, sadece üretim miktarını artırmak değildir. Asıl ihtiyaç; suyu daha verimli kullanan, toprağı koruyan, girdi kullanımını optimize eden, verimliliği yükselten ve kaliteyi sürdürülebilir biçimde artıran daha akıllı bir üretim modelidir. Yeni yazıda da belirtildiği gibi, dünya daha fazla değil, mevcut kaynakla daha fazla değer yaratmayı konuşuyor. Türkiye’nin de bu yeni döneme çok güçlü biçimde uyum sağlaması gerekiyor. Verimlilik meselesi artık sadece ekonomik bir başlık değil; aynı zamanda gıda egemenliği, ihracat kapasitesi ve kırsal istikrar açısından stratejik bir konudur. Tarımsal verimlilikte yaşanacak her iyileşme, üreticinin gelirinden ülkenin rekabet gücüne kadar çok geniş bir alana katkı sunacaktır. Tarımın geleceği, kaynakları daha çok tüketen değil; mevcut kaynakları daha akıllıca yöneten sistemlerde şekillenecektir. İklim değişikliği çiftçinin omzundaki yükü büyütüyor Bugün çiftçiyi yalnızca maliyetlerle ya da pazara erişimle değerlendirmek yeterli olmuyor. İklim değişikliği, su stresi, ani hava olayları ve üretim planlaması artık tarımın ana belirleyicileri arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerinin bazı bölgelerde derinleşmesi, kuraklık riskinin artması, damlama sulama, anıza ekim ve iklim koşullarına dayanıklı yeni çeşit geliştirme çalışmalarını daha önemli hale getirmektedir. Bu tablo, verimliliğin artık yalnızca daha çok üretmek anlamına gelmediğini; aynı zamanda daha az suyla, daha doğru planlamayla ve daha güçlü bilgi altyapısıyla üretmek anlamına geldiğini gösteriyor. Kadın emeği, yerli tohum ve kırsal kalkınma birlikte güç kazanıyor Tarımın geleceği konuşulurken kadın üreticilerin katkısı ayrı bir başlık olarak ele alınmalı. FAO’ya göre kadınlar tarımsal iş gücünün neredeyse yarısını oluştururken, tarım arazilerinin yalnızca yüzde 15’ine sahip bulunuyor. Bu veri, kadın emeğinin üretimde ne kadar güçlü olduğunu; mülkiyet, fırsat ve görünürlük açısından ise daha çok alan açılması gerektiğini ortaya koyuyor. Biz de Reis Gıda olarak üretimin sürdürülebilirliğini, yerli tohumların korunmasını, kadın üreticilerin güçlenmesini ve kırsalda yaşamın devamlılığını birlikte ele alıyoruz. Bakliyat Köyleri yaklaşımımızın özünde de bu anlayış yer alıyor: Toprağı koruyan, yerel bilgiyi yaşatan, teknolojiyi üreticiyle buluşturan ve gelecek nesillere güçlü bir tarım mirası bırakan bir üretim kültürü. Tarımın güçlü kalması; çiftçinin üretimde kalmasıyla, gençlerin toprağa umutla bakmasıyla, kadın üreticilerin daha çok güçlenmesiyle, suyun verimli kullanılmasıyla ve teknolojinin sahada daha yaygın karşılık bulmasıyla mümkün olacaktır. Çiftçilerimiz, yalnızca tarlayı ekip biçen insanlar değildir; onlar ülkemizin gıda hafızasını, üretim kültürünü ve geleceğe uzanan bereket zincirini taşıyan en kıymetli emek sahipleridir. Bu nedenle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir kez daha güçlü bir ifadeyle söylemek isterim: Toprağa değer, sofralara bereket ve geleceğe umut katan tüm çiftçilerimizin emeği çok kıymetlidir. Türkiye’nin tarımsal gücü, çiftçisinin bilgisiyle, sabrıyla, emeğiyle ve üretme kararlılığıyla büyümeye devam edecektir. Bizlere düşen görev ise bu emeği daha görünür, daha güçlü ve daha sürdürülebilir kılacak adımları hep birlikte çoğaltmaktır."

Söke’de Binlerce Ata Tohumu Fidesi Toprakla Buluşuyor Haber

Söke’de Binlerce Ata Tohumu Fidesi Toprakla Buluşuyor

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun vizyon projelerinden biri olan Ata Tohumu projesi kapsamında, Söke ilçesinde binlerce yazlık fide vatandaşa ücretsiz olarak dağıtıldı. Yerli üretimi desteklemek amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Sökeliler fide dağıtımına yoğun ilgi gösterdi. ​Söke’de Yerli Tohum Seferberliği ​Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin kendi seralarında, tamamen yerli ve doğal yöntemlerle yetiştirilen fideler; domates, biber, patlıcan, acur, salatalık ve fasulye çeşitlerinden oluştu. "Toprağımızın bereketi, geleceğimizin mirası" sloganıyla hareket eden ekipler, fideleri binlerce vatandaşla buluşturdu. ​Vatandaşlardan Başkan Çerçioğlu’na Teşekkür ​Etkinliğe katılan vatandaşlar, yerli tohumların korunması ve yaygınlaştırılmasının tarımsal sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu vurguladı. Ata tohumlarının genetiği korunmuş gıda için önemine dikkat çeken Sökeliler, projeyi başlatan ve her yıl büyüterek sürdüren Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkürlerini iletti. ​"Ata Tohumu Kültürel Mirasımızdır" ​Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Özlem Çerçioğlu, yerli tohumun sadece tarımsal bir ürün değil, aynı zamanda bir hafıza ve miras olduğunu belirtti. Çerçioğlu, şu ifadeleri kullandı: ​"Ata Tohumlarını toprağımızın bereketi ile yaşatmak, geleceğimize bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. 17 ilçemizin tamamında bu fideleri dağıtmaya kararlıyız. Kendi seralarımızda ürettiğimiz bu değerleri vatandaşlarımızla buluşturarak yerel tarımı kalkındırmaya devam edeceğiz."

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında! Haber

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında!

TÜRKŞEKER ev sahipliğinde düzenlenen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", kamu, özel sektör ve kooperatifleri Antalya’da bir araya getirdi. Türkiye’nin şeker üretimindeki küresel gücü ve gelecek yüzyılın yol haritası tüm yönleriyle masaya yatırıldı. ​ANTALYA – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER), Cumhuriyetin asırlık çınarı olan şeker sanayisinin 100. yılını dev bir organizasyonla kutladı. 8-10 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", tarladan fabrikaya, teknolojiden sürdürülebilirliğe kadar sektörün dününe ışık tutarken yarınına rehberlik edecek kararların alınmasına vesile oldu. ​Ekonomik Bağımsızlığın Sembolü: Şeker Pancarı ​Sempozyumun açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, şeker sektörünün Türkiye’nin kalkınma tarihindeki stratejik önemine vurgu yaptı. 1926’da Uşak ve Alpullu’da başlayan üretimin milli bir şahlanış olduğunu belirten Polat, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimizde dijitalleşme ve yenilikçi tarım uygulamaları sektörün önümüzdeki yüzyılını şekillendirecek temel unsurlar olacaktır" dedi. ​Dünyanın Devleri Arasındayız: Avrupa’da 4., Dünyada 5. Sıradayız ​TÜRKŞEKER Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, Türkiye’nin şeker üretimindeki gücünü çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Şahin, Türkiye genelinde 14’ü kamu, 12’si özel ve 6’sı kooperatiflere ait toplam 32 şeker fabrikasının omuz omuza çalıştığını belirtti. Bu güç birliğinin Türkiye’yi pancar şekeri üretiminde Avrupa’da 4., dünyada ise 5. sıraya taşıdığını ifade eden Şahin, sorunların "ortak akıl" ile çözüleceği bir döneme girildiğini müjdeledi. ​Bilim ve Teknoloji Işığında Dört Kritik Oturum ​Sempozyumun ikinci günü, şeker sektörünün geleceğini şekillendirecek dört ana başlığa ayrıldı: ​Bitki Islahı ve Yerli Tohum: Yerli ve milli tohumun verimlilik ve maliyet üzerindeki kritik rolü bilimsel verilerle ele alındı. ​Dijital Tarım ve Sulama: İklim değişikliğine karşı akıllı sulama ve modern tarım makinalarının kullanımı tartışıldı. ​Sürdürülebilir Sanayi: Şeker üretiminde atık yönetimi ve yan ürünlerin katma değerli hale getirilmesi projeleri sunuldu. ​Milli Makina Hamlesi: Türkşeker’in Ankara ve Eskişehir’deki makine fabrikalarının, savunma ve enerji sanayisindeki dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli vurgulandı. ​Geleceği Şekillendiren Çalıştay ​Etkinliğin son gününde gerçekleştirilen çalıştayda, şeker pancarı tarımı ve şeker sanayisindeki fırsatlar bilimsel süzgeçten geçirildi. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan sonuç raporu, sektörün önümüzdeki yıllardaki stratejik hamleleri için somut bir yol haritası niteliği taşıyor.

Kütahya Tarımı İçin Kritik Temaslar Haber

Kütahya Tarımı İçin Kritik Temaslar

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat ve beraberindeki heyet, Tarım ve Orman Bakanlığı’nda üst düzey ziyaretler gerçekleştirdi. Görüşmelerde Kütahya’nın tarımsal üretim kapasitesi ve modern tarım projeleri masaya yatırıldı. ​Kütahya ekonomisinin lokomotif güçlerinden biri olan tarım ve hayvancılık sektörünü geliştirmek amacıyla Ankara’da bir dizi temaslarda bulunan KUTSO heyeti, hem havza bazlı planlama hem de tarımsal Ar-Ge çalışmalarına odaklandı. KUTSO Başkanı Esin Güral Argat’a; Başkan Vekili Emin Yüce ile Yönetim Kurulu Üyeleri Fatih Alkış, Melih Aslan ve Semra Tozaraydın eşlik etti. ​Tarım Havzaları ve Ürün Deseni Planlaması ​KUTSO heyetinin ilk durağı Tarım Havzaları Daire Başkanı Dr. Emre Yeniay oldu. Nezaket ziyareti kapsamında gerçekleşen görüşmede, Kütahya’nın tarım potansiyelini maksimize edecek stratejik adımlar değerlendirildi. ​Görüşmede öne çıkan başlıklar: ​Havza Bazlı Planlama: Kaynakların etkin kullanımı için doğru ürün deseninin belirlenmesi. ​Üretim Kapasitesi: Kütahya’nın mevcut tarım ve hayvancılık verilerinin iyileştirilmesi. ​Stratejik İş Birliği: Bölgesel kalkınma için bakanlık ve oda arasındaki eşgüdümün artırılması. ​TAGEM ile Yenilikçi Tarım Teknolojileri Gündemde ​Heyet, Ankara temasları kapsamında Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü (TAGEM) Dr. Mustafa Altuğ Atalay’ı da makamında ziyaret etti. Kütahya’da tarımsal verimliliği artıracak modern uygulamaların ele alındığı görüşmede, Ar-Ge çalışmalarının önemi vurgulandı. ​Kırsal Kalkınma ve Modernizasyon ​TAGEM ziyaretinde özellikle şu konular üzerinde duruldu: ​İklim Değişikliğine Uyum: Kuraklığa dayanıklı üretim modelleri ve yerli tohum projeleri. ​Katma Değerli Üretim: Tarımsal ürünlerin sanayi ile entegrasyonu ve markalaşma süreci. ​Sulama ve Teknoloji: Sulama altyapısının güçlendirilmesi ve dijital tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması. ​Hayvancılıkta Verim: Yerli ıslah çalışmalarıyla hayvancılıkta birim başına alınan verimin yükseltilmesi. ​İş Birliği Mesajı ​Ziyaretlerin sonunda KUTSO Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya’nın tarımsal kalkınma hedeflerine ulaşması için bakanlık birimleriyle sürdürülen diyaloğun çok kıymetli olduğunu belirtti. Karşılıklı iyi niyet temennilerinin ardından ziyaretler, iş birliğinin artarak devam etmesi kararlılığıyla sona erdi.

Akıllı Sera Eğitime Açıldı Haber

Akıllı Sera Eğitime Açıldı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Bünyan Büyüktuzhisar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne 240 metrekare alanda, 460 bin TL maliyetle kurduğu tam otomasyonlu ata tohumu üretim serası, tarım ve eğitim odaklı vizyoner proje olarak hayata geçirildi. Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendiren yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından Bünyan ilçesindeki Büyüktuzhisar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne (Tarım Meslek Lisesi) 240 metrekarelik modern sera kazandırıldı. 460 bin TL maliyetle tamamlanan tesis, Türkiye’de ata tohumu üretimine katkı sağlayacak nitelikte donanımıyla dikkat çekiyor. Tam otomasyona uygun havalandırma sistemine sahip sera, hem ata tohumu fidesi üretiminde hem de akıllı seracılık alanında eğitim amaçlı kullanılacak. Öğrencilerin uygulamalı tarım eğitimine büyük değer katacak proje, bölge tarımının geleceğine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Eğitimciler, projeye verdiği destek dolayısıyla Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a ve ekibine teşekkür ederek, özellikle kırsala, eğitime ve tarıma verilen bu önemin hem gençlerin mesleki gelişimine hem de yerli tohum çalışmalarına büyük katkı sunduğunu vurguladılar. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin tarımda sürdürülebilirliği hedefleyen bu yatırımı, gerek yerel üretimi güçlendirmesi gerekse gençlere modern tarım teknolojilerini öğreten bir eğitim ortamı sunması açısından bölgede örnek bir model oluşturuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.