Hava Durumu

#Yerli Üretim

Kırsal Haber - Yerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İTO ve Güvenilir Ürün Platformu’ndan Reis Gıda’ya Stratejik Ziyaret Haber

İTO ve Güvenilir Ürün Platformu’ndan Reis Gıda’ya Stratejik Ziyaret

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Güvenilir Ürün Platformu, "İsrafa Dur De" projesi kapsamında Reis Gıda’nın merkez fabrikasını ziyaret etti. Ziyarette, gıda israfını önleyen üretim stratejileri, sıfır atık uygulamaları ve sürdürülebilirlik projeleri yerinde incelendi. ​İTO Başkan Yardımcısı Ahmet Özer ve Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, gıda sektörünün öncü markalarından Reis Gıda’nın üretim tesislerinde incelemelerde bulundu. Görüşmede, tarladan sofraya uzanan tedarik zincirinde kayıpların nasıl asgariye indirildiği ve yerli üretimin sürdürülebilirliğe katkısı masaya yatırıldı. ​Gıda İsrafı ile Mücadelede Bütüncül Üretim Disiplini ​Reis Gıda, gıda kaybını sadece tüketim aşamasında değil, hammaddenin fabrikaya girişinden sevkiyat aşamasına kadar her noktada kontrol altında tutuyor. Sıfır atık yaklaşımıyla hareket eden şirket; dökülme kaynaklı kayıpların önlenmesi, paketleme firelerinin azaltılması ve veri odaklı üretim planlaması ile verimliliği en üst seviyeye çıkarıyor. ​Reis Gıda için israf sadece ürün kaybı anlamına gelmiyor; aynı zamanda emek, zaman, enerji ve su gibi kıymetli kaynakların da korunması hedefleniyor. ​Türkiye’nin Gıda İsrafı Karnesi: Yılda 23 Milyon Ton Kayıp ​TİSVA’nın 2025 İsraf Raporu verilerine göre Türkiye, gıda israfında dünyada 15. sırada yer alıyor. Ülkemizde her yıl çöpe giden 23 milyon ton gıda, yaklaşık 900 bin ailenin yıllık geçimine eş değer bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Kişi başına yıllık gıda israfının 102 kg seviyesinde olduğu tahmin edilirken, israfta yapılacak %2’lik bir iyileşmenin bile ekonomiye 10 milyar TL tasarruf sağlayabileceği vurgulanıyor. ​Sürdürülebilirlik Vizyonu ve “Bakliyat Köyleri” Projesi ​Reis Gıda’nın toplumsal fayda odaklı çalışmaları arasında öne çıkan başlıklar şunlar: ​10x20x30 Girişimi: Dünya Kaynakları Enstitüsü liderliğindeki küresel projeye katılan Reis Gıda, 2030’a kadar gıda kaybını %50 azaltmayı taahhüt ediyor. ​Reis Bakliyat Köyleri: Türkiye’de bir ilk olan bu modelle; yerli üretim destekleniyor, planlı tarım yaygınlaştırılıyor ve tarladaki kayıplar önleniyor. ​Sosyal Market Desteği: Ambalajı deforme olmuş ancak tüketilebilir durumdaki ürünler, sosyal marketler aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılarak israfın önüne geçiliyor. ​Işılay Reis: "İsrafı Önlemek Geleceği Korumaktır" ​Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, gıda güvenliğinin temelinde "koruma" kültürünün yattığını belirtti. Reis, "Gıda kaybı ve israfı çok yönlü bir sorumluluk alanıdır. Üretim süreçlerinde kaynakları verimli kullanarak sadece ekonomik kaybı değil; toprağı, suyu ve geleceğimizi koruyoruz," ifadelerini kullandı.

Hayvancılığın Geleceği Burdur’da Şekilleniyor Haber

Hayvancılığın Geleceği Burdur’da Şekilleniyor

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ), "Sürdürülebilir Hayvancılık, Maliyet Yönetimi ve Verimlilik Çalıştayı" ile sektörün devlerini bir araya getirdi. Akademisyenler ve üreticiler, hayvancılıkta verimlilik artışı ve yerli üretim stratejilerini masaya yatırdı. Hayvancılık alanında Türkiye’nin ihtisas üniversitesi olan MAKÜ, sektörün kronik sorunlarına bilimsel çözümler üretmeye devam ediyor. 09 Nisan 2026 tarihinde Lavanta Tepesi Otel’de gerçekleştirilen çalıştayda; maliyet yönetimi, biyoteknoloji ve sürdürülebilir tarım politikaları kapsamlı bir şekilde ele alındı. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Dalgar: "Çıkış Yolu Verimlilik Artışı" Çalıştayın açılış konuşmasını yapan MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, küresel ekonomik baskıların hayvancılık sektörünü zorladığını ifade etti. Rektör Dalgar, kaynakların verimli kullanılmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün dünya genelinde ciddi bir maliyet baskısı var. Bu döngüyü kırmanın tek yolu, aynı kaynakla daha fazla ve kaliteli üretim yapmaktır. MAKÜ olarak yerli embriyo üretiminde öncüyüz ve yüksek genetik kapasiteli hayvan ırkları üzerinde çalışıyoruz." Dalgar, genetik gelişimin tek başına yeterli olmadığını; modern çiftlik modelleri, doğru bakım ve besleme yöntemleriyle bu sürecin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. TAGEM Genel Müdürü Atalay: "Bilimi Sahaya İndiriyoruz" Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, çalıştayda yaptığı konuşmada üniversite-kamu iş birliğinin altını çizdi. Atalay, "Sadece akademik bilgi üretmek yetmez, bu bilginin sahada karşılığı olmalı. Bakanlık politikalarımızla uyumlu, üreticiye dokunan projeler önceliğimizdir" dedi. Atalay, Türkiye'nin hayvancılıktaki temel risklerini ise şöyle sıraladı: Genç nüfusun tarımdan uzaklaşması. İklim değişikliği ve kuraklık tehdidi. Yem maliyetleri ve dışa bağımlılık riskleri. Çalıştayda Ele Alınan 3 Temel Başlık Sektörün geleceğine ışık tutan çalıştay, üç ana oturum halinde gerçekleştirildi: Besleme ve Maliyet Yönetimi: Hayvansal üretimde yem maliyetlerini düşücek alternatif yöntemler. İklim ve Dayanıklılık: Kuraklığa dayanıklı yem bitkilerinin geliştirilmesi ve su yönetimi. Politika ve İş Birliği: Teşvik mekanizmaları, devlet destekleri ve kurumsal projeler. Hayvancılıkta Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Çalıştayın sonuç raporunda; akıllı tarım uygulamaları, dijitalleşme ve biyoteknolojik gelişmelerin yaygınlaştırılmasının sektörün kurtuluş reçetesi olduğu belirtildi. MAKÜ bünyesinde yürütülen yerli embriyo ve yüksek verimli ırk projelerinin, Türkiye’nin et ve süt üretimindeki yeterliliğini artırması hedefleniyor.

TMO'dan "Yunanistan Menşeli Pirinç" İddialarına Yanıt Haber

TMO'dan "Yunanistan Menşeli Pirinç" İddialarına Yanıt

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), son günlerde sosyal medya platformlarında dolaşıma sokulan "Yunanistan menşeli pirinç satışı yapıldığı" yönündeki iddiaların asılsız olduğunu duyurdu. Kurumdan yapılan resmi açıklamada, satışa sunulan tüm pirinçlerin yerli üreticiden temin edildiği vurgulandı. ​Manipülasyonun Perde Arkası: Görseller 2020 Yılına Ait! ​TMO tarafından yapılan incelemeler sonucunda, asılsız paylaşımlarda kullanılan ürün görsellerinin güncel olmadığı tespit edildi. Söz konusu paketlerin üzerinde üretim tarihinin 2020, tavsiye edilen tüketim tarihinin ise 2024 olduğu görüldü. Kurum, eski görsellerin manipülasyon amacıyla yeniden dolaşıma sokulduğunu belirterek halkı dikkatli olmaya çağırdı. ​2023’ten Bu Yana Pirinç İthalatı Yapılmadı ​Piyasa istikrarını korumak ve yerli üreticiyi desteklemek adına çalışmalarını sürdüren TMO, açıklamada şu kritik veriye yer verdi: ​"Yurt içi arzın yeterli seviyede olması nedeniyle, Kurumumuz tarafından 2023 yılından bu yana pirinç ithalatı gerçekleştirilmemiştir." ​Satıştaki Tüm Pirinçler Yerli Üretim ​Hâlihazırda TMO satış noktalarında ithal pirinç satışının yapılmadığının altı çizilirken, raflardaki ürünlerin tamamının yerli çiftçilerden temin edildiği açıklandı. Kurum, çeltik fiyatlarının üretici aleyhine geliştiği dönemlerde müdahale alımlarıyla çiftçinin yanında olmaya devam edeceğini bildirdi.

Bursa’da Çiftçiye Dev Destek Haber

Bursa’da Çiftçiye Dev Destek

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticinin girdi maliyetlerini düşürmek amacıyla başlattığı hibe programı kapsamında 17 ilçedeki binlerce çiftçiye can suyu oldu. %50 hibeli damla sulama borusu ve sıvı gübre desteğiyle, hem tarımsal verimliliğin artırılması hem de su kaynaklarının korunması hedefleniyor. ​17 İlçede 4 Bin 261 Çiftçiye "Damla Damla" Bereket ​Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen proje ile şehrin dört bir yanındaki üreticilere ulaşıldı. Toplamda 4 bin 261 çiftçinin yararlandığı destekleme kapsamında dağıtılan boru miktarları dikkat çekti: ​6 milyon 976 bin 800 metre yuvarlak damla sulama borusu, ​4 milyon 735 bin metre yassı damla sulama borusu üreticilerle buluşturuldu. ​Projenin devamında toplamda 17 bin 442 adet yuvarlak ve 1.894 adet yassı sulama borusunun daha teslim edileceği açıklandı. ​%100 Geri Dönüşüm, %100 Yerli Üretim ​Dağıtılan damla sulama borularının en dikkat çeken özelliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Tarım Peyzaj AŞ bünyesindeki Tarım Plast Fabrikası’nda %100 geri dönüşüm malzemesinden üretilmiş olması. Bu çevreci yaklaşım, tarımda sürdürülebilirliği desteklerken maliyet avantajını da beraberinde getiriyor. ​"Çiftçimizin Emeğini Koruyoruz" ​Hüdavendigar Kent Parkı’nda düzenlenen törende konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, suyun doğru kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Saldız, "Çiftçimizin girdi maliyetlerini azaltmak ve üretim gücünü artırmak için her zaman yanlarındayız. Bu borularla hem su tasarrufu sağlayacağız hem de topraklarımızın verimini artıracağız" dedi. ​Törene katılan CHP Bursa Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Kayıhan Pala da tarımın stratejik bir sektör olduğunu hatırlatarak, yerel yönetimlerin bu tür projelerle üretim sürdürülebilirliğine sağladığı katkının önemine değindi. ​Sıvı Gübre Desteği ile Verim Artışı ​Sadece sulama altyapısı değil, bitki besleme konusunda da üreticiyi yalnız bırakmayan Büyükşehir Belediyesi, törene katılan çiftçilere sıvı gübre dağıtımı da gerçekleştirdi. Dağıtılan gübrelerin, bitki gelişimini hızlandırarak hasat döneminde yüksek rekolte sağlanmasına yardımcı olması bekleniyor.

Tarımda Maliyet Krizi Kapıda! Haber

Tarımda Maliyet Krizi Kapıda!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, küresel jeopolitik gerilimlerin tarımsal girdiler üzerindeki etkisini Meclis gündemine taşıdı. Ün, mazot ve gübre fiyatlarındaki fahiş artışların gıda enflasyonunu tetikleyeceği konusunda uyardı. ​Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunulan soru önergesinde, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin enerji ve petrokimya piyasalarını sarsmasıyla birlikte çiftçinin belinin büküldüğü vurgulandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istenen önergede, tarımsal üretim zincirinin kopma noktasına geldiğine dikkat çekildi. ​Hürmüz Boğazı Krizi Türk Çiftçisini Vurdu ​Küresel ölçekte yaşanan İsrail-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar, Türkiye’de tarımsal üretimin en temel kalemleri olan mazot, gübre ve tarımsal plastik fiyatlarını doğrudan etkiledi. Ediz Ün’ün paylaştığı verilere göre: ​Mazot fiyatları yüzde 58 oranında arttı. ​Gübre fiyatlarında yüzde 48 ile 62 arasında bir yükseliş yaşandı. ​Tarımsal plastik ürünleri ise yaklaşık yüzde 50 oranında zamlandı. ​Türkiye Gıda Enflasyonunda OECD Lideri ​Türkiye’nin Avrupa ve OECD ülkeleri arasında gıda enflasyonunda ilk sırada yer aldığını hatırlatan Ün, artan girdi maliyetlerinin üretimden kaçışa neden olabileceğini belirtti. Soru önergesinde, destekleme politikalarının reel olarak gerileyip gerilemediği ve 2026 yılı için ek bütçe planlaması yapılıp yapılmadığı sorgulandı. ​Bakanlığa Yöneltilen Kritik Sorular: ​Acil Durum Eylem Planı Var mı? Hürmüz Boğazı gibi kriz bölgelerindeki dalgalanmalara karşı tarımsal üretimde bir B planı bulunuyor mu? ​Gübre İthalatı Ne Durumda? 2025 yılı itibarıyla en çok hangi ülkelerden gübre ithal edildi ve yerli üretim kapasitesinin ne kadarı kullanılıyor? ​Destekler Yeterli mi? Artan maliyetler karşısında mazot ve gübre desteği miktarında bir güncelleme yapılacak mı? ​Uluslararası Örnekler: Çin, ABD ve Almanya gibi ülkeler çiftçisini küresel krizlerden korumak için hangi sübvansiyonları uyguluyor? ​Gübre Tedarikinde "Razi Petrokimya" Detayı ​Önergede ayrıca, Türkiye’nin gübre hammadde bağımlılığını azaltma stratejileri ve Gübretaş’ın ortağı olduğu Razi Petrokimya üzerinden sağlanan tedarikin detayları da mercek altına alındı. Ediz Ün, stratejik stok politikalarının ve çiftçinin üretimde kalmasını sağlayacak doğrudan gelir desteklerinin şeffaf bir şekilde açıklanmasını talep etti.

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı Haber

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), yayımladığı basın açıklamasıyla süt sektöründe büyüyen bir belirsizlik krizine dikkat çekti. Desteklemelerin ve yeni tavsiye fiyatının hala açıklanmamış olması, üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdi. ​Destek ve Fiyat Bekleyişi Sürüyor ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılına ilişkin çiğ süt ve buzağı desteklerinin hala ilan edilmediği belirtildi. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) kararı gereği üç ayda bir güncellenmesi gereken sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının, 1 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni seviyesinin hala belirsizliğini koruduğu vurgulandı. Üreticiler, "Ne kazanacağını bilmeden üretim nasıl sürdürülecek?" sorusuna yanıt bekliyor. ​Artan Maliyetler Üreticiyi Kıskaca Aldı ​Sektörün sadece belirsizlikle değil, aynı zamanda ciddi maliyet artışlarıyla da mücadele ettiği ifade edildi: ​Navlun ve Lojistik: Navlun fiyatlarındaki %40-60 artış ve yükselen sigorta maliyetleri yem ham maddesini pahalı hale getiriyor. ​Enerji ve Akaryakıt: Akaryakıt ve elektrik giderlerindeki yükseliş; süt toplama, kesimhane ve soğuk zincir maliyetlerini doğrudan artırıyor. ​Kredi Limitleri: Ziraat Bankası’nın hayvansal üretim kredilerindeki üst limitlerinin 2024 yılından bu yana değişmemesi, artan maliyetler karşısında üreticinin finansmana erişimini kısıtlıyor. ​"Et ve Süt Krizi Kapıda" ​Duyuruda, küçük ve orta ölçekli üreticilerin üretimden çekilmeye başladığı ve anaç hayvan kesimlerinin arttığı uyarısı yapıldı. Bu durumun gelecekte ciddi bir arz krizine, gıda enflasyonunda artışa ve gıda güvenliği riskine yol açabileceği belirtildi. ​TÜSEDAD’dan Acil Eylem Çağrısı ​Dernek, sektörün sürdürülebilirliği için şu talepleri sıraladı: ​Çiğ süt ve buzağı destekleri ile yeni tavsiye fiyatı derhal açıklanmalıdır. ​Destek ödemeleri bir takvime bağlanarak hızla gerçekleştirilmelidir. ​Ziraat Bankası kredi üst limitleri güncel maliyetlere göre acilen yükseltilmelidir. ​Yem ham maddesinde yerli üretim seferberliği başlatılmalıdır. ​Açıklama, "Üretici belirsizlik değil, öngörülebilirlik ister. Tarımda sürdürülebilirlik, ancak zamanında alınan doğru kararlarla mümkündür" sözleriyle noktalandı.

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı Haber

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 350 bin ton ithal mısırı 12 bin 200 TL/ton fiyatla satışa sunmasını, hem ithalat verileri hem de önceki alım fiyatları üzerinden değerlendirdi. “İTHALAT UCUZA, SATIŞ PAHALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı ithalat verilerini belirterek, “2026 yılında 513 bin 595 ton mısır ithal edilmiş ve bunun karşılığında 121 milyon 760 bin 961 dolar ödenmiş. Bu da ton başına yaklaşık 237 dolar, yani 10 bin 185 TL demektir. Siz bu ürünü getirip 12 bin 200 TL’ye satıyorsunuz. Arada yaklaşık 2 bin TL fark var. Çiftçi değil kurum kazanmanın peşinde ,” dedi. “2025’TE MİLYARLARCA DOLARLIK İTHALAT” CHP’li Ömer Fethi Gürer, ithalata dayalı politikanın sürekliliğine dikkat çekerek 2025 verilerini de paylaştı. Gürer, “2025 yılında 5 milyon 70 bin ton mısır ithal edilmiş, bunun için 1 milyar 256 milyon dolar ödenmiş. Ton başına fiyat yaklaşık 248 dolar, yani 9 bin 596 TL. Türkiye her yıl milyarlarca doları ithalata harcıyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİDEN DÜŞÜK FİYATA AL, İTHALİ DAHA PAHALIYA SAT” Ömer Fethi Gürer, en çarpıcı çelişkinin ise TMO’nun alım ve satış fiyatları arasında olduğunu belirterek, “2025 yılında TMO, yerli üreticiden mısırı 11 bin 300 TL/ton fiyatla aldı. Bugün ithal ettiği mısırı 12 bin 200 TL’ye satıyor. Yani çiftçinin ürününü daha düşük fiyata alırken, ithal ürünü daha yüksek fiyata piyasaya veriyor.,” diye konuştu. “350 BİN TONLUK SATIŞ İTHALAT ZİNCİRİNİN DEVAMI” TMO’nun 350 bin tonluk satış kararının yapısal sorunun bir parçası olduğunu belirten Gürer, “Piyasayı düzenlemek adına yapılan bu satış, aslında üretim planlamasının yapılmadığının itirafıdır. Yerli üretim desteklenmediği için çözüm ithalatta aranıyor. TÜİK verilerine göre Ülkemizde mısır üretimi ise 2023 yılına göre 2024 yılında %10,0 oranında azalarak 8,1 milyon ton oldu. 2024 yılına göre de 2025 yılında mısır üretimi ise %4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu. Ülkemizin Mısır ürünü ihtiyacı 10 milyon ton civarında olduğu ifade ediliyor. Bu açık giderilebilir. İktidar bu açığı gidermek yerine ithalat yapıyor. Yurt içi fiyatın altında fiyatla mısır getirip yurt içi verdiği fiyat üzerinde fiyatla satış yaparak kar etmeye çalışıyor. Kamu kar için değil piyasayı dengelemek ve destek için var” dedi “PEŞİN ÖDEME ŞARTI” Peşin ödeme zorunluluğunu da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Besici ve sanayici zaten yüksek maliyetler altında eziliyor. Ahır giderleri, elektrik, yem ve finansman maliyetleri ortada. Buna rağmen ‘peşin öde’ demek desteklemek değil” ifadelerini kullandı. “DENETİM DEĞİL, POLİTİKA YANLIŞ” TMO’nun “fiili tüketim” ve sıkı denetim uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, “Sorun denetim eksikliği değil, yanlış tarım politikalarıdır. Siz üretimi artıracak adımlar atmazsanız, ithalat bağımlılığı büyümeye devam eder.” dedi. “ÇÖZÜM: ÇİFTÇİYİ DESTEKLE, İTHALATI AZALT” Gürer açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin toprağı da var, çiftçisi de var. Yapılması gereken ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi desteklemektir. Alım fiyatları maliyetin üzerinde belirlenmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve planlı üretime geçilmelidir. Aksi halde bu tablo değişmez; kazanan ithalatçı, kaybeden çiftçi olur.”

Erkunt Traktör Egeli Çiftçilere Yeniden Merhaba Dedi Haber

Erkunt Traktör Egeli Çiftçilere Yeniden Merhaba Dedi

Türkiye tarımının ihtiyaçlarını çiftçilerle beraber çözümleyen Erkunt Traktör, 2026 tarım sezonuna, tüm tarımsal faaliyetler için hazır kıta durumundaki ürün ordusuyla birlikte İzmir’de düzenlenen 21’inci Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nda merhaba dedi. Bölgeye özel meyvecilik ve bahçe tarımına odaklanan güçlü ürün gamını Türk çiftçisinin beğenisine sunan Erkunt Traktör, özellikle Ege Bölgesi başta olmak üzere; yoğun meyve üretimi yapılan bölgelerde doğru makine seçiminin verimlilik üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekiyor. Meyvecilikte manevra kabiliyeti, performans, yakıt verimliliği ve işletme maliyetlerinin her geçen gün daha kritik hale geldiğini vurgulayan Erkunt Traktör, traktör çözümlerini Hisarlar Tarım Makineleri’nin bahçe tarımına özel ekipmanlarıyla birlikte sunarak çiftçilere entegre, uyumlu ve yüksek verimli bir çalışma sistemi sağlıyor. ÇİFTÇİLERİN İHTİYAÇLARI ÖN PLANDA Meyvecilik ve bahçe tarımına yönelik çalışmaların merkezinde her zaman çiftçi geri bildirimlerinin yer aldığını belirten Erkunt Traktör CEO’su Tolga Saylan, fuarda Egeli çiftçilerle bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. Meyvecilik ve bahçe tarımının her zamankinden daha fazla hassasiyet, doğru makine seçimi ve sürdürülebilir çözümler gerektirdiğini vurgulayan Saylan, “Biz Erkunt Traktör olarak bu alanı yalnızca bir ürün segmenti olarak değil, çiftçimizin geleceğini doğrudan etkileyen bir üretim alanı olarak görüyoruz. İzmir ve Ege Bölgesi gibi meyveciliğin yoğun, arazi yapısının ise farklılık gösterdiği bölgelerde doğru traktör seçiminin ne kadar kritik olduğunu görüyoruz. Bu bakış açısıyla geliştirdiğimiz Meyveci ve Kısmet Serisi traktörlerimiz, meyvecilik yapan üreticilerimizin sahadaki ihtiyaçlarına doğrudan cevap veriyor. Özellikle 65–95 beygir güç segmentindeki Meyveci modellerimiz; İzmir ve çevresinde yaygın olan bahçe yapıları için ideal çözümler sunuyor. Bahçe içinde yüksek manevra kabiliyeti sağlayan bu traktörler, ekipman kullanımında da üstün performans sunarken; yakıt tüketimi açısından sağladığı avantajlarla işletme maliyetlerinin düşürülmesine ciddi katkı sağlıyor. Bu güç seviyesi, meyvecilikte hem performansı hem de ekonomiyi birlikte düşünen üreticilerimiz için doğru bir denge noktası” diye konuştu. DOĞRU TRAKTÖR VE DOĞRU EKİPMAN Meyvecilikte verimliliğin yalnızca traktörle sınırlı olmadığını dile getiren Tolga Saylan şöyle devam etti: “Doğru sonuç, doğru traktörle, doğru ekipmanın uyum içinde çalışmasıyla mümkün oluyor. Bu noktada Hisarlar Tarım Makineleri ile sunduğumuz bahçe tarımına özel ekipmanlar sayesinde çiftçimiz, traktöründen ekipmanına kadar uyumlu, verimli ve güvenilir bir çalışma sistemine sahip oluyor. Biz çiftçimize tek bir ürün değil, baştan sona düşünülmüş bütüncül bir çözüm sunmayı önemsiyoruz. Bir diğer gurur kaynağımız ise ürün gamımızı Euro 5 normlarındaki traktörlerimizle donatmış olmamızdır. Tüm ürünlerimizde; daha çevreci, daha verimli ve daha ekonomik motor teknolojileriyle hem doğaya, hem de çiftçimizin bütçesine saygılı bir üretim anlayışını benimsiyoruz. Bu dönüşümü yalnızca bir zorunluluk olarak değil, tarımın geleceğine yapılan önemli bir yatırım olarak görüyoruz” MOTORLAR 5 YIL GARANTİ KAPSAMINDA Saylan sözlerine şöyle devam etti: “Elbette bu teknolojik gelişimin arkasında durmak ve çiftçimize gerçek anlamda güven vermek bizim için büyük önem taşıyor. Yerli üretim gücümüzle geliştirdiğimiz motorlarımıza sunduğumuz 5 yıl garanti, ürünümüze duyduğumuz güven ve çiftçimize gösterdiğimiz saygının en net göstergesidir. Uzun vadede bakım ve işletme maliyetlerini düşüren bu yaklaşım, özellikle meyvecilik yapan üreticilerimiz için ciddi bir tasarruf anlamına geliyor. Fuar İzmir’de, Kısmet Seri ve Meyveci Seri başta olmak üzere; tüm Türkiye tarımı için beğenilerine sunduğumuz traktör ve ekipman çözümlerini anlatıyoruz. Satış ve satış sonrası temsilcilerimiz ile birebir sohbet etmek isteyen tüm çiftçilerimizi de ağırlıyoruz. Herkese katılımlarından ötürü teşekkür ediyorum”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.