Hava Durumu

#Yerli Üretim

Kırsal Haber - Yerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ZMO'dan 29 Ekim Mesajı: “Toprağımız Tükenmeyecek, Üretimimiz Durmayacak” Haber

ZMO'dan 29 Ekim Mesajı: “Toprağımız Tükenmeyecek, Üretimimiz Durmayacak”

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin 103. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımsal bağımsızlık, yerli üretim, su kaynaklarının korunması ve bilimsel tarım politikalarının önemine dikkat çekti. Açıklamada, tarım arazilerinin korunması, çiftçilerin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması çağrısı yapıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyetin ilanının 103. yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Mesajda Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi olmadığı, aynı zamanda tarımsal kalkınmanın, bilimsel düşüncenin ve ekonomik bağımsızlığın temel dayanaklarından biri olduğu vurgulandı. Cumhuriyetin köylüyü ve üreticiyi merkeze alan kalkınma anlayışına dikkat çekilen açıklamada, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli ziraattır” sözü hatırlatıldı. Ziraat mühendislerinin bu anlayışı geçmişten gelen bir mirasın ötesinde, her gün yeniden yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak gördüğü ifade edildi. Tarım arazilerinin korunması ve su yönetimi çağrısı Ziraat Mühendisleri Odası, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına, betonlaşmaya ve rant baskısına karşı tarım alanlarının korunması gerektiğini belirtti. İklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekilen mesajda, su kaynaklarının bilimsel planlama ve ileri teknolojiyle korunmasının önemine vurgu yapıldı. Toprak ve su kaynaklarının ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilerek sürdürülebilir tarım politikalarının gerekliliği dile getirildi. “Gıda güvenliği, ekonomik bağımsızlığın temelidir” Bir ülkenin tam bağımsızlığının kendi halkını yerli, sağlıklı ve güvenilir gıdayla besleyebilmesiyle yakından ilişkili olduğu belirtilen açıklamada, gıdada dışa bağımlılığın azaltılması gerektiği kaydedildi. Yerli tohumların, biyoçeşitliliğin ve tarımsal gen kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çeken Oda, ithalata dayalı politikalar yerine yerli üretimi ve üreticiyi destekleyen sistemlerin geliştirilmesini savundu. Tarımsal üretimde bilim ve mühendislik vurgusu Tarımın bilimsel bilgi, teknik donanım ve mühendislik yaklaşımıyla yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası, ziraat mühendislerinin üretimin her aşamasında aktif rol almasının önemine işaret etti. Tarladan sofraya uzanan üretim zincirinin bilimsel bir yaklaşımla yönetilmesinin çağdaş ve sürdürülebilir tarım politikalarının temel şartlarından biri olduğu belirtilen mesajda, mesleki bilgi ve emeğin tarımsal üretime aktarılmaya devam edileceği ifade edildi. Küçük aile çiftçiliği ve kooperatifçilik desteklenmeli Açıklamada küçük aile çiftçiliğinin korunması, üreticilerin borç yükünün hafifletilmesi ve çiftçilerin topraklarını terk etmek zorunda kalmaması gerektiği vurgulandı. Cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki kooperatifçilik anlayışının yeniden güçlendirilmesi çağrısı yapılan mesajda, üreticilerin emeklerinin karşılığını alabildiği ve tüketicilerin gıdaya adil fiyatlarla ulaşabildiği demokratik, planlı ve sürdürülebilir bir tarım düzeninin oluşturulması gerektiği belirtildi. Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin ziraat okullarında yetişen ve bilimsel bilgiyle tarımsal üretime katkı sunan ziraat mühendislerinin, Türkiye'nin tarımsal kalkınmasında sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini kaydetti. “Cumhuriyetin ışığı tarlalarımızda daima parlayacak” Mesajın sonunda tarımsal kalkınmaya emek veren tüm kahramanlar saygı, minnet ve rahmetle anıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin değerlerini tarımsal üretim, bilimsel gelişme ve ekonomik bağımsızlık anlayışıyla geleceğe taşıma kararlılığını vurgulayarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Açıklama, “Toprağımız tükenmeyecek, üretimimiz durmayacak, Cumhuriyetin ışığı tarlalarımızda daima parlayacak!” mesajıyla sona erdi.

Reis Gıda’dan 29 Ekim Mesajı: “Cumhuriyetin Işığında, Emekle Büyüyen Yarınlar” Haber

Reis Gıda’dan 29 Ekim Mesajı: “Cumhuriyetin Işığında, Emekle Büyüyen Yarınlar”

Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, Cumhuriyetin 103. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda emek, üretim, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal kalkınma vurgusu yaptı. Yorgun, yerli üretimin desteklenmesinin, çiftçi emeğinin korunmasının ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılmasının Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Reis Gıda, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin kazanımlarını gelecek nesillere taşımanın ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, Cumhuriyetin bağımsızlık, üretim ve kalkınma anlayışının Türkiye’nin geleceğine yön verdiğini ifade etti. “Cumhuriyet, geleceğimizi kendi irademizle şekillendirme gücüdür” Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinin, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini taçlandırdığı önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Işılay Reis Yorgun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyetin eğitimden tarıma, sanayiden toplumsal yaşama kadar birçok alanda dönüşümün önünü açtığını vurguladı. Cumhuriyetin kazanımlarını korumanın yanı sıra çağın ihtiyaçlarına bilgi, dayanışma ve kararlılıkla yanıt vermenin önemine değinen Yorgun, üretim ve emeğin ülkenin kalkınmasındaki temel unsurlar arasında yer aldığını kaydetti. Reis Gıda’dan yerli üretim ve tarımsal sürdürülebilirlik vurgusu 1981 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Reis Gıda, üretim anlayışını toprağın bereketi ve insan emeği üzerine inşa ettiğini vurguladı. Şirketin açıklamasında, tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, yerli üretimin desteklenmesi ve doğal kaynakların korunmasının gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğu ifade edildi. Işılay Reis Yorgun, Türkiye’nin kalkınmasında çiftçilerden sanayi çalışanlarına, öğretmenlerden ülkesine katkı sunan tüm bireylere kadar herkesin emeğinin değer taşıdığını belirtti. Toplumsal dayanışmanın ve ortak üretim anlayışının Türkiye’yi daha güçlü bir geleceğe taşıyacağını dile getirdi. Yorgun, toprağa atılan her tohumun yarınlara duyulan inancı temsil ettiğini belirterek çiftçilerin emeğine sahip çıkmanın, tarımsal üretimi desteklemenin ve su kaynaklarını korumanın önemine dikkat çekti. “Çocuklarımızın umuduna, ülkemizin yarınlarına sahip çıkıyoruz” Cumhuriyetin gelecek nesillere sunduğu fırsatların korunması gerektiğini vurgulayan Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, çocukların eğitimle güçlendiği, gençlerin yeteneklerini geliştirebildiği ve kadınların yaşamın her alanında eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplumun önemine değindi. Bilginin yol gösterdiği, emeğin karşılığını bulduğu ve her bireyin katkısının değer gördüğü bir yaşamın Türkiye’yi daha ileriye taşıyacağını ifade eden Yorgun, gelecek kuşaklara bırakılacak mirasın yalnızca ekonomik kazanımlardan ibaret olmadığını belirtti. Dayanışma kültürünün, toprağa duyulan saygının ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığın da bu mirasın önemli parçaları olduğunu kaydetti. Reis Gıda, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında üretmeye devam edecek Reis Gıda’nın 45 yıllık yolculuğunda çalışma azmini ve ülkenin topraklarına duyduğu bağlılığı koruduğunu belirten Yorgun, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında da üretmeye, emeğe değer vermeye ve Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Mesajının sonunda Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere silah arkadaşlarını ve bağımsızlık mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anan Reis Gıda, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

İklim Krizine Karşı Dayanıklı Bir İstanbul Hedefliyoruz Haber

İklim Krizine Karşı Dayanıklı Bir İstanbul Hedefliyoruz

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) sürdürülebilir, erişilebilir ve çevre dostu ulaşım politikalarını geliştirmek amacıyla yürüttüğü İstanbul Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı (SKUP) Aşama II Projesi’nin kapanış etkinliği düzenlendi. İstanbul’da Sürdürülebilir Ulaşım: 2050 Yılı İçin Karbon Nötr Hedefi İstanbul Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı (SKUP) Aşama II Projesi’nin kapanış etkinliğinde, İstanbul’un raylı sistem yatırımları, yeni metro projeleri, çevre dostu ulaşım uygulamaları ve 2050 yılı karbon nötr hedefi ele alındı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yürütülen SKUP Aşama II Projesi’nin kapanış etkinliği, Şişli Hilton Bomonti Otel’de gerçekleştirildi. Programa İBB Başkanvekili Nuri Aslan, kamu kurumları, yerel yönetimler ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu temsilcileri katıldı. İstanbul’un raylı sistem ağı 402,6 kilometreye ulaştı Etkinlikte konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İstanbul’un toplam raylı sistem ağının 2019 yılında 233,8 kilometre olduğunu, bugün ise 402,6 kilometreye ulaştığını açıkladı. 2019 yılından bu yana İBB tarafından 69,5 kilometrelik yeni raylı sistem hattı ve 65 istasyonun hizmete açıldığını belirten Aslan, toplu ulaşımda raylı sistemlerin payının yüzde 35’ten yüzde 43’e yükseldiğini ifade etti. Aslan, yapımı devam eden 57,7 kilometrelik raylı sistem projeleri kapsamında Ümraniye–Ataşehir–Göztepe Metro Hattı’nın 19 Aralık’ta, Pendik–Kaynarca–Fevzi Çakmak hattının ise 2027 yılında açılmasının planlandığını bildirdi. Bisiklet ve yaya ulaşımına yönelik yatırımlar Sürdürülebilir ulaşım çalışmaları kapsamında 17 ilçede 2 bin 400 elektrik destekli kiralık bisikletin kullanıma sunulduğunu belirten Aslan, 2019 yılından bu yana 21 ilçede 33 meydan düzenlemesinin tamamlandığını söyledi. Toplu taşımaya öncelik veren koridorlar, bütünleşik bisiklet yolları, yaya öncelikli sokaklar, düşük emisyon alanları ve erişilebilir iskelelere yönelik projelerin de hazırlandığını aktardı. Yerli tramvay ve 2 bin yeni otobüs İBB’nin yerli üretim TRAM34 projesi kapsamında 34 tramvayın üretildiğini açıklayan Aslan, ilk araçların Aralık ayı sonunda yolcu taşımaya başlamasının planlandığını belirtti. Ayrıca 2 bin yeni otobüs alımına yönelik çalışmaların sürdüğünü, Türkiye’de üretilen 30 metrobüs ile 60 otobüsün yıl sonuna kadar hizmete alınacağını ifade etti. Toplam 2 bin yeni otobüsün 2028 yılı sonuna kadar İstanbulluların kullanımına sunulması planlanıyor. 2050 hedefi: Karbon nötr İstanbul İstanbul’da günlük yaklaşık 34 milyon yolculuk hareketi gerçekleştiğini, bunun yaklaşık 15,5 milyonunun toplu ulaşım yolculuğu olduğunu belirten Aslan, ulaşım politikalarının iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemine dikkat çekti. Aslan, “2050 yılında karbon nötr, iklim krizine karşı dayanıklı bir İstanbul hedefliyoruz” dedi. Etkinlik kapsamında düzenlenen oturumlarda sürdürülebilir kentsel ulaşım, düşük emisyon alanları, sağlıklı sokaklar ve deniz ulaşımının erişilebilirlik ile yaşam kalitesine etkileri gündeme alındı.

Reis Gıda, Geleneksel Lezzetleri Yenilikçi Ürünlerle SIAL Paris’e Taşıdı Haber

Reis Gıda, Geleneksel Lezzetleri Yenilikçi Ürünlerle SIAL Paris’e Taşıdı

1981 yılından bu yana Türk gıda sektöründe faaliyet gösteren Reis Gıda, 17–21 Ekim 2026 tarihleri arasında Fransa’da düzenlenen, dünyanın önde gelen uluslararası gıda fuarlarından SIAL Paris 2026’da yerini aldı. Organizasyonun düzenli katılımcıları arasında bulunan Reis, pirinç, bulgur ve bakliyat çeşitlerinin yanı sıra değişen tüketici beklentilerine yönelik geliştirdiği yenilikçi ürünlerini sektör profesyonelleriyle buluşturuyor. 45 yıllık köklü birikiminden aldığı güçle uluslararası pazarlardaki konumunu sağlamlaştırmayı hedeflerken, fuar kapsamında yeni ihracat fırsatlarını değerlendirmeye ve küresel iş birliklerini geliştirmeye odaklanıyor. Yerli üretim kalitesiyle dünya pazarlarında Bugün 26 ülkeye ihracat gerçekleştiren Reis, 2026 yılı içerisinde üç yeni ülkeye yönelik ticari görüşmelerini sürdürüyor. İhracat ağını genişletme hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalarla, Türk gıda ürünlerinin uluslararası pazarlardaki erişiminin artırılması amaçlanıyor. Yerli üretimin desteklenmesi ve Türkiye'de yetişen tarım ürünlerinin kalitesinin dünyaya tanıtılması, ihracat stratejisinin önemli unsurları arasında bulunuyor. Anadolu'nun köklü tarım kültüründen gelen ürünleri farklı coğrafyalardaki sofralara ulaştıran Reis, uluslararası kalite standartlarını esas alan yaklaşımıyla Türk üretiminin değerini küresel ölçekte temsil etmeyi hedefliyor. Geleneksel ürünlere yenilikçi yaklaşım Değişen beslenme alışkanlıkları, bakliyatın farklı tariflerde ve ürün gruplarında değerlendirilmesine yönelik ilgiyi artırıyor. Bu gelişmeler doğrultusunda, geleneksel mutfağımızın temel ürünleri arasında yer alan bakliyatlar, yenilikçi kullanım alanlarıyla da öne çıkıyor. SIAL Paris 2026’da tanıtılan nohut unu, kırmızı mercimek unu ve karabuğday unu, glutensiz beslenmeyi tercih eden tüketicilere yönelik ürün çeşitliliğini yansıtıyor. Farklı tariflerde kullanılabilen bu un çeşitleri, geleneksel lezzetlerin modern mutfaklarla buluşmasına yeni olanaklar sunuyor. “Türk gıda ürünlerinin uluslararası pazarlardaki değerini artırmayı önemsiyoruz” Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, SIAL Paris 2026 katılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “45 yıllık yolculuğumuzda kalite, güven ve sürdürülebilir iş birlikleri üzerine kurulu bir marka anlayışı geliştirdik. Bugün bu birikimi farklı coğrafyalara taşıyarak ülkemizin tarımsal potansiyelini ve köklü mutfak kültürünü uluslararası alanda temsil etmekten gurur duyuyoruz. Dünya genelinde gıda tercihleri hızla değişiyor. Tüketiciler ürünlerin kalitesine, içeriğine ve kullanım çeşitliliğine daha fazla önem veriyor. Özellikle bakliyat gibi mutfağımızda önemli bir yere sahip olan ürünlerin farklı tariflerde değerlendirilmesi, sektörümüz açısından yeni fırsatlar sunuyor. SIAL Paris 2026’da Uluslararası Temaslar Sürüyor Fuar kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde, farklı pazarlardaki ticari fırsatlar ve sektörel gelişmeler ele alınıyor. Reis Gıda, 17–21 Ekim 2026 tarihleri boyunca Paris Nord Villepinte Fuar Merkezi’nde, 6A Salonu G047 numaralı standında uluslararası sektör temsilcilerini ağırlıyor.

Çay Atıkları Katma Değerli Ürüne Dönüşecek Haber

Çay Atıkları Katma Değerli Ürüne Dönüşecek

ÇAYKUR tarafından geliştirilen Çaykopit, çay işleme sürecinde ortaya çıkan lifli atıkları tarımsal üretimde kullanılabilecek katma değerli bir ürüne dönüştürmeyi hedefliyor. İthal kokopite yerli alternatif olarak geliştirilen ürünün, ithalat bağımlılığının azaltılmasına, döviz kaybının önlenmesine ve sürdürülebilir tarımsal üretimin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor. Rize’den Türkiye ekonomisine uzanan yerli üretim hamlesi Çaykopit, tarımsal atıkların değerlendirilmesi ve yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması açısından önem taşıyor. ÇAYKUR’un geliştirdiği proje, çay üretiminden ortaya çıkan lifli atıkları modern tarımın ihtiyaçlarına yönelik bir yetiştirme ortamına dönüştürerek çevresel ve ekonomik fayda sağlamayı hedefliyor. Çaykopit ile İthal Kokopite Yerli Alternatif ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim’in, yurt dışına giden dövizin Türkiye’de tutulması hedefiyle öne çıkardığı Çaykopit projesi, ithal tarımsal girdilere yerli alternatif oluşturma potansiyeli taşıyor. Ürünün ticarileştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla birlikte, topraksız tarımda kullanılan ithal yetiştirme ortamlarına olan ihtiyacın azaltılması hedefleniyor. Hindistan cevizi kabuğunun lifli kısmından elde edilen kokopit, bitki köklerinin gelişimini destekleyen özellikleri nedeniyle özellikle topraksız tarım ve seracılıkta kullanılıyor. Hindistan cevizi üretiminin yoğun olduğu ülkelerden ithal edilen bu ürün, Türkiye’deki örtü altı tarım sektörü için önemli girdiler arasında yer alıyor. Çaykopit ise çay işleme sürecinde ortaya çıkan lifli atıkların değerlendirilmesiyle bu alanda yerli bir alternatif geliştirilmesini amaçlıyor. Projenin başarıyla ticarileşmesi, ithal girdilere ayrılan kaynağın azaltılmasına ve ülke içinde üretilen hammaddelerin daha etkin kullanılmasına katkı sağlayabilir. Türkiye’de Seracılık Büyüyor, Yetiştirme Ortamlarına İhtiyaç Artıyor Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye, örtü altı tarım alanı büyüklüğünde dünyada dördüncü, Avrupa’da ise İspanya’nın ardından ikinci sırada bulunuyor. Türkiye’nin toplam örtü altı tarım alanı, 1995 yılında yaklaşık 363 bin dekar seviyesindeyken 2024 yılında 776 bin dekara ulaştı. Aynı dönemde plastik sera alanında yüzde 317 artış kaydedildi. Seracılık sektöründeki büyüme, topraksız tarım uygulamalarında kullanılan yetiştirme ortamlarına yönelik ihtiyacı da artırıyor. Bu kapsamda geliştirilen Çaykopit, yerli kaynaklardan üretilebilecek alternatif bir girdi olarak öne çıkıyor. Çay Atıkları Katma Değerli Ürüne Dönüşecek Çaykopit projesi, yalnızca ithalat bağımlılığını azaltmaya yönelik bir girişim olarak değil, aynı zamanda tarımsal atıkların ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan bir çalışma olarak da dikkat çekiyor. Çay işleme sürecinde ortaya çıkan lifli atıkların farklı bir üretim alanında değerlendirilmesi, kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonominin desteklenmesi açısından önem taşıyor. Projenin yaygınlaşmasıyla çay atıklarının katma değerli bir ürüne dönüştürülmesi, yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir tarımsal üretim uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Üniversiteler ve ÇAYKUR İş Birliğiyle Geliştiriliyor Çaykopit’in geliştirilmesine yönelik çalışmalar, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) yürütücülüğünde; ÇAYKUR Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi iş birliğiyle sürdürülüyor. Çalışmalar kapsamında ürünün standardizasyonu ve ticarileştirilmesi hedefleniyor. Çay atıklarının tarımsal üretimde kullanılabilecek bir ürüne dönüştürülmesini amaçlayan proje, yerli kaynakların değerlendirilmesi, ithal girdilere alternatif geliştirilmesi ve Türkiye’nin sürdürülebilir üretim hedeflerinin desteklenmesi bakımından potansiyel taşıyor.

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?” Haber

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in KİT Komisyonu toplantısında Sudan ve Nijer’deki tarım projelerinin son durumunu, tohum fiyatlarındaki artışı, hayvan ölümlerini ve kiraya verilen çiftlikleri gündeme getirdi. Gürer, Türkiye’de yerli üretimin, yerli tohumun ve yerli hayvan ırklarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) KİT Komisyonu toplantısında tarım politikalarına ilişkin önemli sorular yöneltti. Sudan’da başlatılan tarım projesinin sona ermesini ve Nijer’de planlanan yatırımın hangi aşamada olduğunu gündeme getiren Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyelinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için yürütüldüğü açıklanan çalışmaların da akıbetini sorarak, yurt dışındaki projeler kadar Türkiye’deki tarım işletmelerinin, yerli tohumun ve hayvancılığın geliştirilmesine önem verilmesi gerektiğini ifade etti. Gürer’den Sudan ve Nijer’deki Tarım Projeleri İçin Açıklama Talebi TİGEM’in tarım projelerindeki rolünü sorgulayan Ömer Fethi Gürer, projelerin kurumun kendi girişimiyle mi başlatıldığını yoksa başka kurumlar tarafından mı yönlendirildiğini sordu. Sudan’da 2014 yılında başlatılan tarım girişimini hatırlatan Gürer, TİGEM’in yüzde 80 hisseyle ortak olduğu şirketin faaliyetlerinin daha sonra sona erdiğini belirterek, bu sürecin nedenlerini öğrenmek istedi. Nijer’deki tarım iş birliği projesine de değinen Gürer, önceki dönem Dışişleri Bakanı tarafından kendisine verilen yazılı yanıtta, Nijer’in Irhazer bölgesinde pilot proje kapsamında tahsis edilen 2 bin 500 hektarlık arazinin 1.000 hektarı için TİGEM tarafından yatırım projesi hazırlandığının bildirildiğini aktardı. Gürer, söz konusu projenin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Projenin hedefleri arasında Türkiye’ye makul fiyatlarla tarım ürünü ithal edilmesi, Batı Afrika’da Türkiye’nin görünürlüğünün artırılması ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi bulunduğunu hatırlattı. Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için başlatıldığı açıklanan çalışmaları da gündeme getiren Gürer, yurt dışında yürütülen projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. Gürer, Türkiye’nin kendi tarımsal üretimini geliştirme imkânına sahip olduğunu vurgulayarak, TİGEM’in kaynaklarının ve uzmanlığının ülke içindeki üretimin artırılması için daha etkin kullanılmasını istedi. Tohum Fiyatları Artıyor, Üretici Fiyatları Tartışılıyor Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in tohum fiyatları ile Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatları arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. TİGEM işletmelerinde geçen yıl makarnalık buğday tohumunun 19,50 lira, ekmeklik buğday tohumunun ise 18,50 liradan verildiğini belirten Gürer, bu yıl fiyatların makarnalık tohumda 22 liraya, ekmeklik tohumda 21,25 liraya yükseldiğini ifade etti. TMO’nun ekmeklik ve makarnalık buğday için açıkladığı alım fiyatlarında aynı fiyatın uygulanmasına dikkat çeken Gürer, tohum fiyatlarındaki artışın hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmasını istedi. Hayvancılık alanındaki fiyat artışlarını da gündeme getiren Gürer, yedi günlük esmer ırk hayvan fiyatının 2025 yılında 33 bin lira, 2026 yılında ise 58 bin lira olarak belirtildiğini aktardı. Gürer, TİGEM’in fiyat belirlerken hangi ekonomik göstergeleri ve enflasyon verilerini esas aldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Buzağı Ölümleri ve Hayvan Hastalıkları Gündemde TİGEM işletmelerindeki hayvan sağlığı sorunlarına da değinen Gürer, Sayıştay raporlarında bazı işletmelerdeki buzağı ölümlerinin dünya ortalamalarının üzerinde olduğuna ilişkin tespitlere dikkat çekti. TİGEM’in örnek bir kamu kuruluşu olması gerektiğini belirten Gürer, hayvan ölümleri ve işletmelerde görülen hastalıkların nedenlerinin araştırılmasını istedi. Gürer, hayvancılıkta verimliliğin artırılması için hayvan sağlığının korunmasının, işletmelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin ve gerekli önlemlerin alınmasının önemini vurguladı. Genç Çiftçi ve Küçükbaş Hayvancılık Projeleri Neden Yaygınlaşmıyor? Kamuoyuna duyurulan tarımsal destek ve hayvancılık projelerinin sonuçlarını da sorgulayan Gürer, Genç Çiftçi Projesi ve Köye Koyun Projesi gibi uygulamaların hedeflenen yaygınlığa ulaşıp ulaşmadığının açıklanmasını istedi. Gürer, bazı projelerde uygulama sayılarının 48-50 bin seviyesini aşmadığını belirterek, desteklerin neden daha geniş kesimlere ulaşamadığının ve sahada neden beklenen sonuçları vermediğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kiraya Verilen TİGEM Çiftlikleri Tartışması TİGEM’e bağlı çiftliklerin durumunu da gündeme getiren Ömer Fethi Gürer, farklı bölgelerdeki işletmeleri ziyaret ettiğini ve bazı alanlarda geçmişe kıyasla hizmet ve üretim sorunları gözlemlediğini söyledi. Yaklaşık 18 çiftliğin kiraya verildiğini belirten Gürer, bu işletmelerde neden yeterli üretim sağlanamadığını sordu. Kiralama uygulamasının gerekçelerinin açıklanmasını isteyen Gürer, sözleşme süreleri sona erdiğinde aynı işletmecilerle devam edilip edilmediği ve kira artışlarının hangi ölçütlere göre belirlendiği konularında da bilgi talep etti. TİGEM, TMO ve Et ve Süt Kurumunun tarım ve hayvancılıkta önemli kamu kuruluşları olduğunu vurgulayan Gürer, kamucu bir üretim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Geçmişte faaliyet gösteren Toprak-Su, Köy Hizmetleri, yem fabrikaları ve gübre fabrikalarının önemini hatırlatan Gürer, tarımın stratejik bir sektör olduğunu belirterek, kamu üretim kapasitesinin korunması gerektiğini ifade etti. “Yerli Üretim, Yerli Irk ve Yerli Tohum Güçlendirilmeli” Türkiye’nin tarımsal üretimde kendi kaynaklarına daha fazla yönelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli tohumların, yerli hayvan ırklarının ve tarımsal araştırmaların desteklenmesini istedi. Türkiye’de yetiştirilen buğdayların yurt dışında geliştirilerek yeniden Türkiye’ye satılmasını eleştiren Gürer, yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Jersey ırkı hayvanlar ve bu hayvanlardan elde edilen sütlerin piyasadaki konumuna da değinen Gürer, hayvancılık politikalarında yerli ırkların geliştirilmesinin ve üreticinin desteklenmesinin önemini vurguladı. Gürer, TİGEM’in yalnızca tarla bitkileri ve hayvancılıkta değil, at ve köpek ırklarının korunması gibi alanlarda da önemli görevler üstlendiğini belirtti. TİGEM’de AR-GE ve Üniversite İş Birliği Çağrısı TİGEM’in araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gürer, Niğde’de bulunan Patates Araştırma Enstitüsünü örnek gösterdi. Enstitülerin ve üniversitelerin bilgi birikiminden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirten Gürer, TİGEM’in tarla bitkilerinin geliştirilmesi, tohum üretimi ve hayvancılık alanlarında ortak araştırma projeleri yürütmesinin önemine dikkat çekti. Gürer, TİGEM’in AR-GE bütçesinin yeterli olup olmadığının açıklanmasını ve kurumun gelişimini sağlayacak yatırımlara öncelik verilmesini istedi. Ceylanpınar Tarım İşletmesiyle ilgili sorunların da uzun süredir gündeme geldiğini hatırlatan Gürer, sulama başta olmak üzere üretimi etkileyen sorunların çözülmesi ve yıllardır tartışılan konuların sonuçlandırılması gerektiğini belirtti. “TİGEM Çalışanları Kadrolu Olmalı” TİGEM’de çalışan taşeron işçilerin durumunu da gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kurumda kaç taşeron işçi çalıştırıldığının açıklanmasını istedi. TİGEM Genel Müdürünün tarımda çalışma sürelerinin uzatılmasına yönelik yeni bir iş kanunu çıkarılması konusundaki değerlendirmelerine tepki gösteren Gürer, mevcut iş mevzuatının uygulanması gerektiğini savundu. Tarım işletmelerinde ihtiyaç duyulan çalışmaların vardiyalı sistemle yürütülebileceğini belirten Gürer, çalışanların haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bir insanın 24 saat çalışması değil, vardiyalı çalışma diye bir kavram var” diyerek, gerekli durumlarda üç vardiya sistemiyle çalışma yapılabileceğini ifade etti. Çalışma sürelerine uygun hareket edilmesi, işçilerin hak edişlerinin verilmesi ve emek sömürüsüne yol açılmaması gerektiğini belirten Gürer, yeni bir yasa çıkarılmasından önce mevcut mevzuatın doğru uygulanmasının önemine dikkat çekti. Gürer: “Tarım Türkiye İçin Stratejik Bir Alan” TİGEM’in Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kamu kuruluşu olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, kurumun faaliyetlerinde şeffaflığın artırılmasını ve projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Gürer, yerli tohumun, yerli hayvan ırklarının, kamu çiftliklerinin ve tarımsal araştırmaların desteklenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek, tarım politikalarının üretimi güçlendirecek şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

GTB Başkanı Akıncı: "Pamuk, Üretimden İhracata Stratejik Bir Değerdir" Haber

GTB Başkanı Akıncı: "Pamuk, Üretimden İhracata Stratejik Bir Değerdir"

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 7 Ekim Dünya Pamuk Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, pamuğun tarımdan sanayiye, ihracattan istihdama uzanan geniş değer zinciriyle Türkiye ekonomisi için hayati bir rol üstlendiğini vurguladı. ​Pamuk Sektörünün Ekonomideki Stratejik Yeri ​Türkiye’nin pamuk üretimindeki bilgi birikimi ve yüksek verimliliğinin, ülkenin güçlü tekstil ve hazır giyim sanayisiyle birleşerek devasa bir ekonomik değer oluşturduğunu belirten GTB Başkanı Mehmet Akıncı, yerli üretimin sürdürülebilirliğinin bu bütüncül yapıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. ​Pamuğun tarla ile sanayi arasında köprü kurduğuna dikkat çeken Akıncı; "Üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan tekstil sektörüne kadar uzanan devasa bir ekosistemi besler. Türkiye'nin yıllık pamuk tüketimi yaklaşık 1,5 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Güçlü tekstil ve hazır giyim endüstrisinin kesintisiz ham madde ihtiyacı için yerli üretim kritik önem taşıyor." ​Üretimin Sürdürülebilirliği ve Yeni Destek Modelleri ​Türkiye’nin küresel tekstil devleri arasında yer aldığını hatırlatan Akıncı, sektörün geleceği adına çiftçilerin üretimde kalmasını teşvik edecek adımların atılmasının şart olduğunu söyledi. ​"Çiftçilerimizin üretimde kalmasını teşvik edecek uygulamaların geliştirilmesi, verim ve kaliteyi artıracak modern üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması ve üretim planlamasının sanayimizin ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınması son derece önemli." ​Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayata geçirdiği yeni destekleme modeli ile üretim planlaması çalışmalarını olumlu bulduklarını belirten Akıncı, sahadan gelen geri bildirimlerle bu mekanizmaların sürekli güncellenmesinin tarımsal sürekliliğe güç katacağını ifade etti. ​Küresel Rekabette Sürdürülebilirlik ve Kalite Vurgusu ​Dünya pamuk ticaretinde artık sadece üretim miktarının değil; kalite, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve çevresel standartların da rekabeti belirlediğini belirten Akıncı, Türk pamuğunun küresel pazardaki avantajlarına dikkat çekti. ​Çevre Dostu Üretim: Su ve toprak kaynaklarını koruyan, verimliliği esas alan bir üretim anlayışının benimsenmesi gerekiyor. ​Küresel Marka Değeri: Sürdürülebilir ve sertifikalı üretim uygulamaları, Türk pamuğunun uluslararası arenadaki gücünü artırıyor. ​Açıklamasının sonunda tüm üreticilerin 7 Ekim Dünya Pamuk Günü’nü kutlayan Akıncı, toprağın bereketini alın teriyle ekonomik değere dönüştüren çiftçilere ve pamuğun tarladan raflara uzanan yolculuğunda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

Geleceğin Patates Tohumluğu Topraksız Sistemde Yetiştiriliyor Haber

Geleceğin Patates Tohumluğu Topraksız Sistemde Yetiştiriliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, patates tohumculuğunda modern üretim yöntemlerini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Enstitüden yapılan açıklamada, hidroponik (suda) sistemde tescilli çeşitler ve çeşit adayları için süper elit kademe mini yumru hasatlarının başarıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Mini yumrular topraksız sistemde yetiştirildi Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden yapılan açıklamada tescilli çeşitler ile çeşit adaylarının üretiminde kullanılan hidroponik sistemlerde süper elit kademe mini yumru hasadının tamamlandığı belirtildi. Topraksız üretim sistemi, patates tohumculuğunda kontrollü üretim imkânı sunarken, yüksek kaliteli ve sağlıklı başlangıç materyalinin elde edilmesine de katkı sağlıyor. Patates tohumculuğunda dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle modernize edilen topraksız sistemlerle patates tohumculuğunda dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik çalışmaların sürdürüldüğü ifade edildi. Hidroponik sistemler sayesinde üretim koşullarının daha kontrollü şekilde yönetilmesi ve kaliteli tohumluk materyalinin elde edilmesi amaçlanıyor. Sistem aynı zamanda çevre dostu üretim yaklaşımının geliştirilmesine yönelik uygulamalar arasında yer alıyor. Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, modern üretim teknolojilerinden yararlanarak patates tohumculuğunda yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı Resmi Gazete’de Yayımlandı Haber

2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı Resmi Gazete’de Yayımlandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Beş yıllık yol haritasında 4 stratejik amaç, 8 hedef, 32 eylem ve 297 uygulama adımı yer alıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hazırlanan “2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı” ile şehirlerin çehresini değiştirecek 5 yıllık yol haritası belirlendi. Eylem planında uygulamaya, izlemeye ve ölçmeye odaklanan 4 stratejik amaç, 8 hedef, 32 eylem ve 297 uygulama adımı yer aldı. Yeni stratejiler, 2020-2023 döneminde kazanılan tecrübe ve kurumsal kapasitenin üzerine gelişmiş bir yönetim çerçevesi olarak inşa edildi. İleri teknoloji, sürdürülebilir ve dirençli dünya vizyonuyla hareket eden yeni yol haritasında yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti ve dijital ikiz gibi teknolojilere odaklanılacak. Kentsel dönüşüm, iklim krizi ve afet yönetimi alanında erken uyarı ve kriz anı yönetim mekanizmaları devreye alınacak. Bakan Kurum: 5 Yıllık Akıllı Şehir Eylem Planımız Hazır Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, eylem planının detaylarını sosyal medya hesabından infografikle paylaştı. Bakan Kurum paylaşımında, “5 yıllık Akıllı Şehir Eylem Planımız hazır. Belediyecilik, trafik sistemleri, atık yönetimi başta olmak üzere hemen her alanda vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak 50 akıllı şehir uygulamasını hayata geçireceğimiz düzenlemeler Resmi Gazete’de yayımlandı. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. Trafikten Çevre Temizliğine Kadar Hizmetler Tek Noktadan Takip Edilecek Eylem planı kapsamında önümüzdeki 5 yıllık süreç ayrıntılı olarak düzenlendi. Buna göre 2026 sonuna kadar 81 ilin tamamında akıllı şehir stratejileri ve yol haritaları hazırlanacak. Her belediyede özel akıllı şehir birimleri kurulacak ve mekansal planlamada semantik planlama modeline geçilmesi zorunlu olacak. 2027 yılında büyükşehirlerin ardından 187 ilçe belediyesi sürece dahil edilecek ve 268 belediyede Coğrafi Bilgi Sistemi tabanlı gelişim planları hazırlanacak. 2028 yılı itibarıyla en az 50 akıllı şehir uygulaması sahada hayata geçecek. Kurulacak teknoloji kümelenmeleriyle yerli çözümlerin dünyaya ihraç edilmesi hedeflenecek. 2029 yılına gelindiğinde tüm illerde trafikten çevre temizliğine kadar hizmetlerin tek noktadan takip edileceği Dijital Şehir Yönetim Merkezleri kurulacak. Koordinasyonu ise Bakanlık bünyesindeki Ulusal Akıllı Şehir Merkezi sağlayacak. Akıllı Şehir Teknolojilerinde Yerli Üretim Şartı 2030 yılında akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim şartı aranacak. Sektörde dünya ile yarışacak 500 girişimci şirket desteklenecek ve sürecin hukuki altyapısını oluşturan Akıllı Şehir Kanunu yürürlüğe girecek. Vatandaşa Fayda Sağlayacak Teknolojik Çözümler Uygulanacak Yeni planla, kurumların birbirinden kopuk sistemler kurarak kaynak israfına yol açmasının engellenmesi amacıyla veri yönetişimi ve birlikte çalışabilirlik ilkeleri merkeze alındı. Şehirlerin teknoloji çöplüğüne dönüşmemesi için tüm teknolojiler yakından izlenecek. Şehirlere en uygun olanı tespit edilerek yalnızca vatandaşa doğrudan fayda sağlayacak çözümler uygulanacak. Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yerel yönetimlere rehberlik etmek amacıyla 50 uygulamaya ait fizibilite raporu ve 15 bin sayfalık eğitim dokümanı havuzu oluşturuldu. TOKİ ve Kentsel Dönüşüm Projeleri “Akıllı Bölgeler” Yaklaşımıyla Bütünleşecek Stratejinin önemli başlıklarından birini kentsel dönüşüm, iklim krizi ve afet yönetimi oluşturdu. Yeni yol haritası kapsamında erken uyarı ve kriz anı yönetim mekanizmalarıyla afetlere hazırlık güçlendirilecek. TOKİ, kentsel dönüşüm ve yeni konut projelerini doğrudan “Akıllı Bölgeler” yaklaşımıyla bütünleştirecek. Yeni yaşam alanlarının yeşil enerjiyle çalışması, su ve enerji kayıplarının sensörlerle anlık olarak tespit edilmesi ve çevreye duyarlı tasarımların kullanılması hedefleniyor. Akıllı Sokak Aydınlatmalarıyla Enerji Tasarrufu Hedefleniyor Yeni stratejiyle birlikte sokaktaki vatandaşın yaşam kalitesinin artırılması hedefleniyor. Gerçek zamanlı trafik yönetim sistemleriyle yollarda kaybedilen zamanın en aza indirilmesi planlanıyor. Atık toplama araçları doluluk oranına göre rota çizecek, akıllı sokak aydınlatmalarıyla enerji tasarrufu sağlanacak. Vatandaşlar ise mahallelerindeki sorunları mobil uygulamalar üzerinden doğrudan ilgili birimlere ileterek şehir yönetiminde söz sahibi olabilecek. Yerli ve Milli Birikim Yakın Coğrafyayla Paylaşılacak Akıllı Şehir Olgunluk Değerlendirme Modeli ile her şehrin ihtiyacı ayrı ayrı ölçülecek. Hizmetlerin yaşlılar, engelliler ve dijital hizmetlere erişimde dezavantajlı grupları kapsayacak şekilde adil dağıtılması hedeflenecek. Türkiye, bu yerli ve milli birikimini Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere yakın coğrafyadaki ülkelere de ihraç ederek uluslararası alanda iş birliğini geliştirecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.