Hava Durumu

#Yol Haritası

Kırsal Haber - Yol Haritası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yol Haritası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli Kekiğinin Geleceği İçin Ortak Akıl Çalıştayı Haber

Denizli Kekiğinin Geleceği İçin Ortak Akıl Çalıştayı

Yerel üretimin güçlendirilmesi ve Denizli’nin özgün ekonomik değerlerinden biri olan kekiğin katma değerinin artırılması amacıyla Denizli Kekik Çalıştayı gerçekleştirilecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Kalkınma Ajansları tarafından yürütülen “Anadoludakiler: 81 İl 81 Ürün Programı” kapsamında düzenlenecek çalıştay, Denizli kekiğinin üretimden pazarlamaya uzanan değer zincirinin geliştirilmesine odaklanacak. Denizli kekiği için yol haritası hazırlanacak Güney Ege Kalkınma Ajansı tarafından gerçekleştirilecek çalıştayda, Denizli kekiğinin değer zincirinin güçlendirilmesi, katma değerinin yükseltilmesi ve markalaşma kapasitesinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmeler yapılacak. Paydaşların bir araya geleceği çalıştayda ayrıca Denizli kekiğinin pazar payının artırılması için atılabilecek adımlar ele alınacak. Görüş ve öneriler doğrultusunda ürünün geleceğine yönelik yol haritası ve eylem planı hazırlanması hedefleniyor. Denizli Kekik Çalıştayı ne zaman? Denizli Kekik Çalıştayı, 13 Ekim 2026 Salı günü saat 10.00’da Anemon Otel’de gerçekleştirilecek. Çalıştay, Denizli kekiğinin yerel üretim potansiyelinin ortaya çıkarılması, ekonomik değerinin artırılması ve daha güçlü bir marka kimliği kazanmasına yönelik ortak çalışmalar açısından önem taşıyor.

Zeytinde Ortak Akıl Sahaya Taşınıyor Haber

Zeytinde Ortak Akıl Sahaya Taşınıyor

Türkiye’nin yağlık zeytin üretiminin yüzde 20’sini karşılayan İzmir’de, zeytinin geleceği için oluşturulan ortak akıl sahaya taşınıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zeytin Danışma Kurulu ve Zeytin Çalıştayı ile belirlenen yol haritası doğrultusunda üreticiye yönelik desteklerini sürdürüyor. Kemalpaşa’da düzenlenen programda 391 zeytin üreticisine hasat ve tarımsal mücadele desteği sağlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zeytin Çalıştayı’nda üretimin sürdürülebilirliği, verim ve kalitenin korunması ile üreticinin güçlendirilmesine yönelik ortaya konan yaklaşımın ardından, sahadaki çalışmalarını sürdürüyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, zeytin üretiminde verim ve kaliteyi korumak, üretim maliyetlerini azaltmak ve hastalık ile zararlılarla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla Kemalpaşa’daki üreticilere yönelik desteklerine devam ediyor. Kemalpaşa’da düzenlenen programda üreticilerle bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, Başkan Vekili Erdal Karagöz, Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üreticilerin taleplerini dinledi. Program kapsamında 391 zeytin üreticisi desteklerden faydalandı. Üreticilere zeytin hasat örtüsü, bordo bulamacı ve zeytin sineğiyle mücadele için diamonyum fosfat gübresi ve tuzak şişesi desteği sağlandı. “Üreticimizi kaybetmemeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, artan üretim maliyetleri karşısında üreticinin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Karakülçe, “Toprak bir ana; bizleri sarıp sarmalıyor. Toprak vermezse biz de bir şey alamayız. Bugün bütün girdileriniz, bütün giderleriniz artmış durumda. Burada belediyelerimiz ellerinde bulunan kaynaklarla üreticiye ne verebilir, üreticiyi daha çok neye teşvik edebilir, bunun gayreti içerisindeyiz. Çünkü üretmek başka bir mesele. Pek çok şeyi kaybediyoruz, üreticimizi de kaybediyoruz. Eğer gerçekten bir faydamız olabiliyorsa, üreticiye dokunabiliyorsak bu bizim için çok kıymetli” dedi. “Çiftçimize destek olmak için çalışıyoruz” Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen de tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan yurttaşların ekonomik koşullar nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Son dönemde başta çiftçimiz, hayvancımız ve çalışanımız ciddi şekilde sıkıntılar içerisinde. En azından onlara destek verebilmek için hem ilçe belediyemiz hem Büyükşehir Belediyemiz ciddi katkılar sağlamaya çalışıyor. Bu tür yardımların çok değerli olduğunun altını çizmek istiyorum. İnşallah yapılan bu katkılar üreticilerimize fayda sağlar” diye konuştu. Türkmen, üreticiye sağlanan destekler nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkan Vekili Erdal Karagöz de İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Dr. Cemil Tugay’ın selamlarını üreticilere iletti. “Mesele önce para kazanmak değil, üretmek” Destekten yararlanan 65 yaşındaki zeytin üreticisi Keramettin Şimşek, emekli olduktan sonra zeytin üretimine başladığını söyledi. Artan maliyetlere rağmen üretmeye devam ettiğini belirten Şimşek, “Maliyetler yüksek. Mazotu, gübresi, diğer giderleri var. Ama burada mesele önce para kazanmak değil, üretmek. Biz üretirsek bunu birileri görür. Bu ülkede bu ürün yetişiyor, bunun için çalışan insanlar var. Üretimi gençlere de yaymak lazım” dedi. “Fayda faydadır” Kiraz, erik ve zeytin üreticisi Hacer Duman da son yıllarda yükselen maliyetlerin üreticiyi zorladığını belirterek, “Son yıllarda işler bozuk. Şeftalileri bile bu sene doğru düzgün satamadık. Maliyetleri hiç sormayın, onlar zaten uçtu. Çiftçilerin desteklenmesi çok güzel bir şey. Destek lazım zaten. Bana hasat örtüsü ve bordo bulamacı verecekler. Katkısı olmaz mı? Olur tabii. Fayda faydadır; karıncanın denize faydası varmış” diye konuştu. Türkiye’nin yağlık zeytininin yüzde 20’si İzmir’den Zeytine yönelik çalışmaların önemi İzmir’in Türkiye üretimindeki payıyla da ortaya çıkıyor. 2025 verilerine göre kentte 850 bin 453 dekar alanda 359 bin 970 ton yağlık zeytin üretiliyor. Bu üretimle İzmir, Türkiye’nin toplam yağlık zeytin üretiminin yüzde 20’sini karşılıyor. Sofralık zeytin de dahil edildiğinde kentteki toplam zeytin alanı 959 bin 984 dekara, toplam üretim ise 401 bin 879 tona ulaşıyor. Kemalpaşa’da 50 bin 850 dekar yağlık, 8 bin 111 dekar sofralık olmak üzere toplam 58 bin 961 dekar zeytin alanı bulunuyor. İlçede yıllık toplam zeytin üretimi 15 bin 506 ton olarak gerçekleşiyor.

SÜR-KOOP ve FAO Türkiye Temsilciliği’nden Sektör İçin Stratejik Hamle Haber

SÜR-KOOP ve FAO Türkiye Temsilciliği’nden Sektör İçin Stratejik Hamle

Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilciliği, su ürünleri sektörüne ivme kazandıracak yeni bir proje için bir araya geldi. İki kurum arasında planlanan stratejik çalışmaların altyapısını oluşturmak, sürece dair karşılıklı değerlendirmelerde bulunmak ve gelecek adımları netleştirmek amacıyla kritik bir koordinasyon toplantısı düzenlendi. Saha Yöntemleri ve Operasyonel Partnerler Masadaydı Görüşmede, projenin başından sonuna kadar sorunsuz ilerlemesi adına izlenecek idari ve operasyonel yol haritası belirlendi. Uygulama sürecinde karşılaşılabilecek resmi prosedürler ve bunlara yönelik çözüm yolları ele alınırken, tarafların üstleneceği idari ve operasyonel sorumluluklar detaylandırıldı. Toplantının odağında yer alan en önemli başlıklardan biri de projenin sahadaki başarısını doğrudan etkileyecek olan operasyon partnerleri oldu. Faaliyetlerin sahada etkin şekilde hayata geçirilmesi amacıyla, potansiyel iş birliği modelleri ve lojistik ihtiyaçlar kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Sürdürülebilir İletişim ve Güçlü Koordinasyon Mesajı Projenin belirlenen hedeflere ulaşmasında düzenli iletişim ve koordinasyonun hayati bir rol oynayacağı vurgulandı. SÜR-KOOP ve FAO Türkiye heyetleri, projenin sonraki aşamalarında da bilgi akışını kesintisiz sürdürme ve kurumsal iş birliğini güçlendirerek devam ettirme konusunda mutabakata vardı. Toplantıda Yer Alan Heyetler Sektörün geleceği açısından kritik önem taşıyan bu buluşmaya; FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, Ramazan Çelebi, Işılay Özcan ve Özcan Türkoğlu, SÜR-KOOP Genel Başkanı Ramazan Özkaya, Genel Koordinatör Reyhan Alacayaka Yakışır ve Su Ürünleri Mühendisi Kaan Kahraman karılım sağladı. SÜR-KOOP’tan FAO Türkiye Heyetine Teşekkür Verimli geçen toplantının ardından SÜR-KOOP yönetimi, sürece sundukları katkılardan dolayı memnuniyetlerini dile getirerek şu açıklamayı yaptı: "SÜR-KOOP olarak, bu önemli toplantının gerçekleşmesine katkı sağlayan başta FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Sayın Ayşegül Selışık olmak üzere; değerli temsilciler Ramazan Çelebi, Işılay Özcan ve Özcan Türkoğlu'na göstermiş oldukları samimi ilgi, yapıcı yaklaşımlar ve değerli katkıları için teşekkürlerimizi sunarız."

Kütahya Ekonomisinin Yol Haritası Konuşuldu Haber

Kütahya Ekonomisinin Yol Haritası Konuşuldu

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO), 100’üncü kuruluş yılı kapsamında düzenlediği panelde Kütahya iş dünyasını ekonomi gazeteciliğinin iki duayen ismiyle bir araya getirdi. Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın konuşmacı olarak yer aldığı panelin açılışında konuşan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin önündeki dört temel görevi sıraladı: Bilançoyu korumak, verimlilikten vazgeçmemek, çeşitlenmek ve birlikte hareket etmek. “KUTSO’nun 100. Yılında Kütahya Sanayisinin ve Ticaretinin Yol Haritası” başlıklı panel, 16 Eylül Çarşamba akşamı KUTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sanayiden ticarete, hizmet sektöründen girişimciliğe farklı alanlardan KUTSO üyelerinin katıldığı panel, Nasıl Bir Ekonomi’nin (NBE) YouTube kanalından da canlı olarak yayınlandı. “Asıl meselemiz, Kütahya ekonomisinin ikinci yüzyılına nasıl hazırlanacağıdır” Panelin açılış konuşmasını yapan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, KUTSO’nun 100. yaşını kutladıkları bir dönemde Kütahya sanayisi ve ticaretini ikinci yüzyıla taşıyacak yol haritasını konuşmanın önemine işaret ederek şunları söyledi: “KUTSO, geçen yüz yıl boyunca krizlerin, yüksek enflasyon dönemlerinin, kur dalgalanmalarının, teknolojik dönüşümlerin ve küresel ekonomideki büyük değişimlerin içinden geçti. Ama bütün bu dönemlerde Kütahya’da üretim devam etti, ticaret devam etti, girişimcilik devam etti. Dolayısıyla bugün yalnızca önümüzdeki birkaç ayı konuşmuyoruz. Asıl meselemiz, Kütahya ekonomisinin ikinci yüzyılına nasıl hazırlanacağıdır. İçinden geçtiğimiz dönem kolay bir dönem değil. Ama burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Belirsizlik, hareketsizlik gerekçesi değildir. Sanayi ve ticaret, hiçbir zaman bütün değişkenlerin belli olduğu bir ortamda yapılmadı. İş erbabının mahareti, geleceği eksiksiz tahmin etmek değil; farklı geleceklere karşı hazırlıklı olabilmektir.” “En önemli görevimiz birlikte hareket etmek” Kütahya ekonomisinin önündeki temel görevleri dört başlıkta özetleyen Esin Güral Argat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Birincisi, bilançoyu ve nakit akışını korumak. Bu dönemde büyümek kadar sağlıklı büyümek de önemli. Finansman kararlarımızda, stok yönetimimizde ve yatırım planlarımızda daha seçici ve disiplinli olmak zorundayız. İkincisi, verimlilikten vazgeçmemek. Maliyetler yüksek diye teknoloji yatırımını, dijitalleşmeyi ve enerji verimliliğini ertelemek kolaydır. Oysa böyle dönemlerde bizi rakiplerimizden ayıracak olan bunlardır. Üçüncüsü, tek pazara, tek müşteriye ve sınırlı sayıdaki sektöre bağımlılığı azaltmalıyız. Dördüncüsü ve belki de en önemlisi, birlikte hareket etmek. Büyük işletmelerimizin, KOBİ’lerimizin, organize sanayi bölgelerimizin, üniversitemizin, kamu kurumlarımızın, girişimcilerimizin ve meslek kuruluşlarımızın birbirinden güç aldığı bir üretim ve yenilik ekosistemi kurmalıyız. Birbirimize yalnızca komşu değil; tedarikçi, müşteri, ortak ve çözüm ortağı olabilmeliyiz.” “Otomotiv, savunma ve sağlık endüstrileri Kütahya için yeni gelişme alanları” Kütahya’nın güçlü üretim geleneğinin korunması kadar ekonominin çeşitlenmesinin de önemine dikkat çeken Esin Güral Argat, şu değerlendirmeyi yaptı: “Seramikte, camda, porselende, madencilikte ve taş-toprağa dayalı sanayilerde ciddi bir bilgi birikimimiz var. Bu güçlü taraflarımızı koruyacağız. Ancak ikinci yüzyılımızda yalnızca mevcut sektörlerimizin büyümesi yetmez; ekonomimizin derinleşmesi ve çeşitlenmesi gerekir. İleri malzemeler, otomotiv yan sanayi, savunma sanayiinin alt bileşenleri ve enerji teknolojilerinin yanında sağlık endüstrilerini de Kütahya açısından yeni bir gelişme alanı olarak düşünmeliyiz. Bir başka önemli alan ise yaratıcı ve kültürel endüstriler. Seramikten çiniye, tasarımdan zanaata uzanan kültürel üretim mirasımızı yalnızca korunması gereken bir değer olarak değil, tasarım, marka, moda, dijital içerik, turizm ve yaratıcı girişimcilikle birleşen yeni bir ekonomik değer zincirinin başlangıç noktası olarak görmeliyiz.” “Belirsizliğe rağmen güçlenmek zorundayız” Kütahya’nın geleceğinin yalnızca faiz, kur ve küresel talep gibi dış değişkenlere bırakılamayacağını vurgulayan Esin Güral Argat, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bizim kontrol edebildiğimiz alan çok daha büyük. Daha verimli olabiliriz, daha fazla teknoloji kullanabiliriz, yeni pazarlara ve yeni sektörlere açılabiliriz, nitelikli insan kaynağımızı geliştirebiliriz ve hepsinden önemlisi birbirimizle daha fazla iş yapabiliriz. Kısacası, belirsizliğin geçmesini beklemek yerine belirsizliğe rağmen güçlenmek zorundayız. KUTSO’nun ilk yüz yılı Kütahya’nın üretim tarihinin önemli bir parçası oldu. İkinci yüz yılının ise daha rekabetçi, daha çeşitli, daha yüksek katma değer üreten ve dünyaya çok daha fazla açılmış bir Kütahya’nın hikâyesi olmasını istiyoruz.” Gündem küresel ekonomideki dönüşüm oldu Panelde Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, küresel ekonomideki dönüşümü ve Türkiye’de sanayicinin önündeki yol haritasını değerlendirdi. Konuşmalarda Çin'in küresel tedarik zincirlerindeki konumu, Avrupa ile iş birliği fırsatları, imalat sanayiinde ölçek ve kümelenme konuları, Orta Vadeli Program'ın reel sektöre yansımaları ile ihracat ve sanayi istihdamına ilişkin güncel veriler öne çıkan başlıklar oldu. “Dünkü modeller bugün çalışmıyor” Konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde söz alan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat dünyada üretim dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye'nin geleneksel sanayi modelinin değişim zamanının geldiğini vurguladı. Esin Güral Argat, "Türkiye bugüne kadar maliyet avantajı, lojistik gücü ve Avrupa Birliği ile ilişkileri sayesinde önemli bir ihracat fırsatı yakaladı ve bugüne gayet iyi bir şekilde geldi. Ama dünyadaki dengeler değişti. Dünkü ekonomik model bugün artık çalışmıyor, dünyada bütün kitabın yeniden yazıldığı bir dönemdeyiz. Belki de Türkiye'nin yepyeni bir gözlükle yepyeni bir sanayi stratejisi kurması; ucuz iş gücünde ve düşük maliyetli üretimde ısrar etmemesi gerekiyor. Markasına, tasarımına ve mühendisliğine sahip olmalıyız, Ar-Ge'sini geliştirmeliyiz. Katma değerli işleri Türkiye'de bırakıp üretim kabiliyetimizi dünyanın herhangi bir yerinde de koruyabilmeliyiz. Çin'in ölçek ekonomisi bir gerçek. Bunu bilerek ve ABD'nin yeni stratejilerini de görerek, Türkiye kendi geliştirdiği yetkinlikler çerçevesinde nasıl bir sanayi stratejisi ortaya koyacağına karar vermeliyiz. Nelere yatırım yapılacak, nelerden feragat edilecek?" değerlendirmesini yaptı. "Serbest ticaret anlaşmaları mevcut haliyle yeterli olmuyor" Dünyada yükselen korumacı politikaların karşılıklı duvarlar ördüğüne de dikkat çeken Esin Güral Argat, "Biz sanayimizi koruyacağız dediğimizde birileri de kendisini korumak isteyecek; dolayısıyla karşılıklı duvarlar örülecek. İhracatta bir tıkanmayı zaten yaşıyoruz. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlarda serbest ticaret anlaşmalarının yeterli olmadığını görüyoruz. Bugün Afrika'ya mal satmaya çıkın; her ülke yüzde 15, yüzde 20, yüzde 30 gümrük vergisi koyuyor. Orta Doğu'da da ülkelerin büyük çoğunluğunda yüksek gümrük vergileriyle karşılaşıyoruz. Bunu avantaja çeviren ülkeler var; Hindistan, Avrupa Birliği ile serbest ticaret anlaşması yapıyor. Bizim de daha ufuk açıcı olmamız ve serbest ticaret anlaşmalarıyla geliştireceğimiz rekabet gücünü farklı pazarlara taşımamız gerekiyor" diye konuştu.

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB), Türk hazır giyim sektörünün dijital dönüşümünü hızlandırmak, üretimde verimliliği artırmak ve firmaların yapay zekâ teknolojilerinden daha etkin yararlanmasını sağlamak amacıyla “Hazır Giyim Sektöründe Dijital Dönüşüm ve Akıllı Üretim Teknolojileri UR-GE Projesi”ni hayata geçirmeye hazırlanıyor. EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.”

Matlı’dan Bursa İhracatına “Ziyaretten Siparişe” Modeli Haber

Matlı’dan Bursa İhracatına “Ziyaretten Siparişe” Modeli

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Trade Cloud, Bursa Global, Bursa İş Ağı, BursaLink 365 ve TechBridge Europe çözümleriyle Bursa’nın üretim gücünü yeni müşterilere, pazarlara ve siparişlere taşıyacaklarını açıkladı. Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teşvikleri; KOSGEB, TÜBİTAK ve kalkınma ajansı destekleriyle birlikte firmaların ihtiyaçlarına göre tek bir yol haritasında buluşturulacak. UR-GE, HİSER, fuar, ticaret heyeti ve eğitim gibi Türkiye’nin dört bir yanındaki oda ve borsaların zaten yürüttüğü çalışmalar ise tek başına başarı olarak sunulmayacak. Bir bütünün parçası olarak tüm süreçler entegre edilecek. Matlı, “Biz faaliyet sayısını değil, üyemizin elde ettiği sonucu ölçeceğiz. Kaç heyet düzenlendiğine değil; kaç nitelikli alıcıya ulaşıldığına, kaç teklif verildiğine, kaç sipariş ve tekrar sipariş alındığına bakacağız” dedi. BURSA GLOBAL İLE HER FİRMAYA İHRACAT YOL HARİTASI Bursa Global, ihracata başlamak veya yeni pazarlara açılmak isteyen firmaların tek temas noktası olacak.Firmaların ürünleri, kapasiteleri, sertifikaları ve rekabet gücü analiz edilecek; doğru ülkeler, müşteriler ve dağıtım kanalları belirlenecek. İhracat departmanı kuramayan KOBİ’lere pazar araştırmasından teklif hazırlamaya, mevzuattan lojistiğe kadar uygulamalı dış ticaret desteği sağlanacak. Her firmanın destek başvurusu, pazar arayışı, alıcı görüşmeleri ve sipariş süreci aynı dosya üzerinden takip edilecek. BURSA TRADE CLOUD İLE 365 GÜN AÇIK PAZAR Bursa Trade Cloud, Bursa’daki üreticilerle Türkiye’den ve dünyadan doğrulanmış alıcıları buluşturan dijital ticaret altyapısı olacak. Firmaların ürünleri, üretim yetenekleri, sertifikaları ve kapasiteleri platformda yer alacak. Satın alma talepleri, teklifler, distribütör arayışları ve uluslararası iş fırsatları doğru firmalarla eşleştirilecek. Matlı, “Bursalı üretici yeni müşteri bulmak için yılda birkaç kez düzenlenen fuarları beklemeyecek. Bursa’nın üretim gücü yılın 365 günü dünyaya açık olacak” ifadelerini kullandı. BURSA İŞ AĞI İLE YERELDEN KÜRESELE REFERANS ZİNCİRİ Bursa İş Ağı, Bursa’da üretilen ürün ve hizmetleri şehirdeki doğru alıcılarla buluşturacak. Ana sanayi kuruluşlarının ve büyük işletmelerin satın alma ihtiyaçları KOBİ’lerle eşleştirilecek. Bursa’da ticaret ve referans kazanan firmaların ulusal ve uluslararası pazarlara açılması kolaylaştırılacak. Böylece Bursa’da üretimden başlayan süreç; yerel satış, güçlü referans ve ihracatla devam edecek. BURSA LINK 365 İLE BAĞLANTIDAN TİCARETE BursaLink 365 ile Türkiye genelindeki oda ve borsalar, yurt dışındaki iş dünyası kuruluşları, Bursalı iş insanları ve sektörel ağlar sürekli çalışan bir ticaret bağlantısında buluşturulacak. Farklı şehir ve ülkelerden gelen satın alma talepleri Bursa’daki doğru üreticilere yönlendirilecek. Ülke ve sektör bazlı alıcı günleri düzenlenecek; kurulan her temas tekliften siparişe kadar izlenecek. TECHBRIDGE EUROPE İLE AVRUPA DEĞER ZİNCİRİNE ERİŞİM TechBridge Europe, Bursa firmalarını Avrupa’daki teknoloji şirketleri, ana sanayi kuruluşları, yatırımcılar ve tedarik zincirleriyle doğrudan buluşturacak. Firmalara müşteri bulmanın yanında; yeşil dönüşüm, karbon düzenlemeleri, dijital izlenebilirlik, ürün standartları ve sertifikasyon konularında da destek verilecek. Bursa sanayisinin Avrupa’daki konumu yalnızca üretici ve tedarikçi olmaktan çıkarılarak teknoloji, tasarım ve çözüm ortaklığına taşınacak. BURSA IP VE BURSA MARKA 2040 İLE HACİMDEN DEĞERE Bursa IP ile firmaların patent, tasarım, yazılım, marka ve diğer fikrî mülkiyet varlıklarını geliştirmeleri ve ticarileştirmeleri desteklenecek. Bursa Marka 2040 ile üreticilerin kendi markalarıyla dış pazarlara açılması, markalarını koruması ve uluslararası satış kanallarında büyümesi sağlanacak. Matlı, “Bursa yalnızca daha fazla ihracat yapmamalı; kilogram başına daha fazla gelir elde etmeli. Başkalarının markaları için üretmenin yanında kendi teknolojimizi, tasarımımızı ve markamızı da dünyaya satmalıyız” diye konuştu. SONUÇLAR ÜYEYLE PAYLAŞILACAK Yeni dönemde ihracat çalışmalarının sonuçları düzenli olarak açıklanacak. Ulaşılan doğrulanmış alıcılar, gerçekleştirilen nitelikli görüşmeler, verilen teklifler, gönderilen numuneler, alınan siparişler ve tekrar siparişler üyelerle paylaşılacak. Matlı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Projelerimizin tamamı birbirini tamamlayan tek bir sistemin parçalarıdır. Bursa Global firmamızı hazırlayacak, Bursa Trade Cloud alıcıyla buluşturacak, Bursa İş Ağı güçlü referans oluşturacak, BursaLink 365 ticari bağlantıları büyütecek, TechBridge Europe firmamızı Avrupa’nın değer zincirine taşıyacak. Bursa IP ve Bursa Marka 2040 ise ürettiğimiz değerin ve markanın Bursa’da kalmasını sağlayacak. İhracatta faaliyetten sonuca, bağlantıdan ticarete, hacimden değere geçeceğiz.”

Denizli Tarımında "Ortak Akıl" Dönemi Haber

Denizli Tarımında "Ortak Akıl" Dönemi

Denizli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde; kent tarımını geleceğe taşımak, üreticinin sorunlarına köklü çözümler üretmek ve tarımsal potansiyeli bilimsel verilerle en üst seviyeye çıkarmak amacıyla kurulan Denizli İli Tarım Masası, ilk koordinasyon toplantısını Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirdi. Denizli Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda bir araya gelen Tarım Masası, sektörün tüm bileşenlerini tek çatı altında topladı. Toplantıda yer alan kurucu paydaşlar arasında; Denizli Ticaret Borsası, Denizli Ziraat Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Veteriner Hekimler Odası, KÖY-KOOP, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve Arı Yetiştiricileri Birliği yer aldı. Toplantıda ayrıca büyükşehir bürokratları, ilgili daire başkanları ve uzman personel de hazır bulundu. "Tarafımız belli, üreticimizin yanındayız" Denizli tarımında yeni bir dönemin kapılarını aralayan Tarım Masası’nın ilk toplantısında konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, tarım ve hayvancılığa verilen desteğin kararlı bir şekilde büyüyeceğini vurguladı. Yola çıktıklarında çok az sayıda üreticinin kendilerine inandığını belirten Başkan Çavuşoğlu, bugün binlerce üreticiye ulaştıklarını ifade ederek: "Biz gerçekten bu yaptığımız uygulamalarla belki üreticilerimizin sorunlarını tek başımıza çözmüyoruz ama üreticilerimizin yanında olduğumuzu herkesin görebileceği değerli bir desteği insanlara ulaştırıyoruz." dedi. "Kırsalda sadece üretimi değil, mutlu bir yaşamı inşa ediyoruz" Tarım ve hayvancılık desteklerinin sadece mazot, gübre veya yem desteğinden ibaret olmadığını, kırsalda yaşayan vatandaşların sosyal yaşamını ve konforunu da doğrudan hedeflediklerini belirten Başkan Çavuşoğlu, kırsal kalkınmanın çok yönlü bir vizyon gerektirdiğini ifade etti. Köylerdeki yaşam kalitesini artırmak için atılan adımlara değinen Başkan Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Üreticimiz eşiyle, çocuğuyla mutlu olmazsa üretim için motivasyon kaynağı bulamaz. Biz onun için orada yaşarken de mutlu olsunlar istiyoruz. Mesela köyümde sinema günleri yapıyoruz. 50 kişinin yaşadığı köye dahi gidip sinema kuruyoruz. Kırsalda yaşayan kadınlarımızı evlerinden alıp farklı ilçelere götürerek orada hayata ortak olmalarını sağlıyoruz. Yani olaya bakarken geniş bir perspektifle bakmalı; o insanların yaşarken de mutlu olabileceği, hayal kurabileceği bir hale getirmeliyiz." "Hedefimiz üreticisi ve üretimiyle güçlenen Denizli" Tarım Masası’nın sadece anlık sorunların konuşulduğu bir istişare yeri değil, uzun vadeli ve kalıcı çözümler üreten stratejik bir akıl merkezi olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Denizli’mizin bereketli topraklarına değer katmak, üreticimizin alın terini baş tacı etmek ve kent tarımını ortak akılla yarınlara taşımak amacıyla bu masayı kurduk. Denizli’nin toprağı için, üreticimizin geleceği için aynı masadayız. Bugün hayata geçirdiğimiz Tarım Masası ile kamu kurumlarımızı, meslek odalarımızı ve üretici birliklerimizi ortak bir zeminde buluşturduk. Sahadaki sorunları birlikte tespit edecek, bilimsel bilgiyle üreticimizin tecrübesini buluşturacak ve Denizli tarımının geleceğine birlikte yön vereceğiz. Çünkü tarım; yalnızca üretim değil, Denizli’nin geleceğidir. Hedefimiz daha güçlü üretim, daha güçlü üretici, daha güçlü Denizli." Tarım Masası’nda yol haritası belirlendi Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bülent Bozbaş’ın moderatörlüğünde devam eden toplantıda, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yücel Arazsu, Tarım Masası’nın kuruluş amaçları, hedefleri ve çalışma disiplinleri hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Sunumun ardından üreticilerin hibe ve teşviklerden daha etkin yararlanması için izlenecek yol haritası ele alındı. Kurulun yapısı ve yönetimi de ilk toplantıda netleşti: Başkan: Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu Başkan Yardımcıları: Denizli Merkez Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici ve Denizli Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baha Yanarca "Sahadan Politikaya" kesintisiz iletişim Tarımsal sorunların analiz edilerek çözüm önerilerinin geliştirilmesini gündeme taşıyacak olan Tarım Masası; üretici ve yetiştiricilere yönelik eğitim, danışmanlık ve farkındalık programlarının düzenlenmesinde aktif rol oynayacak. Ayrıca yerel ürünlerin tanıtılarak pazarlara erişiminin desteklenmesi, kentte tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesine yönelik stratejik adımlar bu masa üzerinden atılacak. Atılan imzalar ve belirlenen hedeflerle birlikte Denizli tarımının yol haritası netleşirken, Tarım Masası'nın tarladan sofraya verimliliğin artırılmasına önemli katkılar sunacağı ifade edildi. Toplantı, kurum temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasıyla sona erdi.

Denizli Leblebisine Uluslararası Vizyon Haber

Denizli Leblebisine Uluslararası Vizyon

Denizli leblebi üreticilerinin ihracata açılmasını hedefleyen proje kapsamında, Denizli Ticaret Borsası ev sahipliğinde istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, Denizli leblebisini uluslararası pazarlarda hak ettiği konuma taşımak için kurumlar arası iş birliğiyle çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Toplantıda, üreticilerin ihracata hazırlanmasına yönelik izlenecek yol haritası, yeni hedef pazarlar ve sektörün ihtiyaçları ele alındı. Denizli leblebi üreticilerinin ihracata açılmasını hedefleyen proje kapsamında, Denizli Ticaret Borsası ev sahipliğinde istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, Oda ve Borsa Genel Sekreterleri, Borsa Meclis Üyeleri ve leblebi üreticileri katıldı. Denizli Leblebisi Dünya Pazarına Hazırlanıyor Toplantıda Denizli leblebi üreticileri adına söz alan İbrahim Kaplan, sektörün mevcut durumu ve üreticilerin beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaplan, üreticilerin ihracata hazırlanabilmesi için ihtiyaç duyulan destekleri ve öncelikli talepleri sıralayarak; yeni pazarlara ulaşılması, ihracat süreçlerine yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetleri, uluslararası fuarlara katılım, yabancı alım heyetleriyle buluşmalar, coğrafi işaretli Denizli leblebisinin tanıtımının güçlendirilmesi ile markalaşma çalışmalarına ağırlık verilmesi konularında destek beklediklerini ifade etti. Denizli Leblebisinde Hedef: Yeni Pazarlar, Güçlü İhracat Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Denizli Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, Denizli’nin önemli değerlerinden olan leblebinin ulusal ve uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma taşınması, üreticilerin ihracat kapasitesinin artırılması ve sektörün gelişimine yönelik yapılabilecek çalışmaların önemine dikkat çekti. Başkan Tefenlili, Denizli leblebisinin ihracat yolculuğunda tüm paydaşların ortak hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Tefenlili, üreticilere yerinde hizmet sunulması, katma değerli ürünlerin geliştirilmesi ve coğrafi işaretli Denizli leblebisinin korunarak marka değerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade etti. Tefenlili: "Ortak Akılla İhracat Hedefine Ulaşacağız" Tefenlili, yeni hedef pazarların oluşturulması amacıyla uluslararası fuarlara katılımın artırılacağını, yabancı alım heyetleriyle ikili iş görüşmeleri gerçekleştirileceğini ve özellikle Bulgaristan ile Balkan ülkeleri başta olmak üzere potansiyel pazarlarda iş birliği fırsatlarının değerlendirileceğini söyledi. Ayrıca, tüm kurumların ortak bir çalışma masası etrafında koordinasyon içinde hareket ederek üreticilerin ihracata hazırlanması ve Denizli leblebisinin uluslararası pazarlarda hak ettiği değere ulaşması için çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. DTO'dan Dış Ticaret Desteği Mesajı Toplantıda konuşan Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli leblebisinin ihracat potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, üreticilerin uluslararası pazarlara açılma sürecinde kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Erdoğan, Denizli Ticaret Odası olarak üreticilere yönelik eğitim, dış ticaret ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesine yönelik destek çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. DSO'dan Verimlilik ve Model Fabrika Desteği Toplantıda konuşan Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, günümüz rekabet koşullarında verimliliğin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı. Bu doğrultuda Denizli Sanayi Odası olarak üretim süreçlerinde verimliliği artırmak, işletmelerin rekabet gücünü yükseltmek ve yalın üretim anlayışını yaygınlaştırmak amacıyla Model Fabrika'yı hayata geçirdiklerini belirten Kasapoğlu, bu merkezin üreticilere süreçlerini iyileştirme ve daha etkin üretim yapma konusunda önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Kasapoğlu, Denizli leblebi üreticilerinin de bu imkânlardan faydalanarak hem üretim verimliliğini hem de ihracat kabiliyetini artırabileceklerini dile getirdi. Kasapoğlu ayrıca devlet desteklerinden faydalanılması için kurulu ofisimizle birlikte üzerimize düşeni yapmaya hazırız dedi. DENİB'den Yeni Pazar Hamlesi Toplantıda konuşan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Denizli leblebisinin ihracat potansiyelini artırmak için mevcut pazarların yanı sıra yeni hedef pazarların oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Uğurlu, uluslararası tanıtım faaliyetleri, sektörel ticaret heyetleri ve alım heyeti organizasyonlarıyla üreticilerin yeni pazarlara ulaşmasını destekleyeceklerini ifade ederek, katma değeri yüksek ihracat hedefi doğrultusunda kurumlar arası iş birliğinin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. SONUÇ BİLDİRGESİ Toplantının sonunda uluslarası hedef pazarların belirlenmesi, UR-GE projelerinden faydalanma, kurumların mevcut yapıları içinde tüm imkanların değerlendirilmesi, desteklerden faydalanma, ihracata yönelik eğitimlerin kapsamının geliştirilmesi, leblebinin glutensiz olduğunun belgelendirilmesi gibi hususlarda yol haritasının belirlenmesi kararına varıldı.

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir Haber

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi'nin artık sadece devletin değil yetiştiricilerin ve üretici birliklerinin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen üretim hareketi olduğunu söyledi. Bazı programlara katılmak üzere Van'a giden Bakan Yumaklı, “Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği İktisadi İşletmesi Açılış ve Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi Kapsamında Düve Teslim Töreni​"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Yumaklı, hayvancılık ve kırmızı et üretimi için önemli günlerden birini yaşadıklarını belirterek, bu heyecanı, ülke tarımının lokomotif şehirlerinden Van'da yaşamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. 2024'te açıkladıkları “Hayvancılık Yol Haritası"nın temel amacının kırmızı et üretimini verimli ve kaliteli düzeye çıkarmak olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bugün itibarıyla bütün dünyada herkesin yakından takip ettiği gelişmelerin, üretim gücünün olmaması halinde eldeki imkanların çok da önemli olmadığını gösterdiğini dile getirdi. Ülkenin üretim potansiyelini en üst seviyede harekete geçirmek vizyonundan yola çıkarak özellikle anaç hayvanların sayısını artırmak ve doğacak buzağılarla sürüleri çoğaltmak, verimli ve kaliteli üretim sağlamak istediklerini anlatan Yumaklı, projenin ilk teslimatlarını 9 ay önce Iğdır'da gerçekleştirdiklerini söyledi. Proje kapsamında başvuruları aldıklarını ve 18 kriter üzerinden yazılımla eşleştirmesini gerçekleştirdiklerini dile getiren Bakan Yumaklı, “200 bine yakın kardeşimiz bunlara başvurdu ve hak sahibi olma yolunda önemli bir mesafe katetmiş oldu. Bu, belli bir döneme ait bir proje değil devam edecek bir proje. Özellikle genç kardeşlerimizin ve kadın girişimcilerin bu üretimin içinde olabilmesi için de onlara ilave avantajlar sağlamış olduk. Eğer meslek mensubuysa yani bunun eğitimini almışsa, halihazırda bu işi yapıyorsa onlara da ilave ek avantajlar sağladık." dedi. “DEVLET YATIRIM YAPTI, YETİŞTİRİCİ SAHİP ÇIKTI, SÜRÜ DE BÜYÜDÜ" Bakan Yumaklı, değerlendirmeler sonucu 4 bin 351 kişinin ilk etabın hak sahipleri olduğunu söyledi. “4 bin 351 kardeşimizin yüzde 42'si kadın, yüzde 81'i genç, yüzde 90'ı da aktif hayvancılık yapan kardeşlerimizden oluştu yani bu proje başından sonuna kadar hedeflemiş olduğu bütün unsurları bünyesinde barındırmış durumda." diyen Yumaklı, şu bilgileri verdi: “Peki bu projenin yetiştiricilerimiz için avantajları neler? Birincisi, Bakanlığımıza bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün çiftliklerindeki kaliteli etçi gebe düveleri uygun maliyetle, burada Ziraat Bankasındaki arkadaşlara teşekkür ederim, 2 yılı ödemesiz toplam 7 yıllık bir sürede geri ödemek üzere üreticilere sağlamış olacağız. İkincisi, bu sağlanan kredinin en önemli unsuru da yüzde 85'e varan faiz indiriminin gerçekleşmesi yani önce hayvanlar sağlanacak, bunun bedeli de uygun koşullarda Ziraat Bankası tarafından sağlanacak. Üçüncüsü, hak sahiplerine 12 ay boyunca hayvan başına 1500 lira bakım ve besleme desteği sağlayacağız. Bu, bir asgari ücrete denk geliyor. 15 hayvan alan bir yetiştiricimiz, bir yılda tam 270 bin lira bakım ve besleme desteği almış olacak. Dördüncüsü de hayvanların sigortalanmış olması yani bir yıl boyunca bu hayvanları alan kardeşlerimiz bunlarla ilgili herhangi bir sorun yaşadığında sigortanın bunu karşılamasını sağlamış durumdayız." Bakan Yumaklı, TİGEM'in Iğdır ve Ceylanpınar'daki işletmelerinden ülkenin dört bir yanındaki yetiştiricilere hayvanları verirken bir destinasyonun daha eklenmesinin gururunu yaşadığını söyledi. Gelinen noktanın projenin özünü ortaya koyduğunu ifade eden Yumaklı, “Devlet yatırım yaptı, yetiştirici sahip çıktı, sürü de büyüdü. Değerli Valimiz, projenin üç yıl süreceğini söylediğimizde bu projeyi hemen sahiplendi. Van'da 7'den 70'e bu projenin gerçekleşmesi için kimler elini taşın altına koyduysa hepsine teşekkür ederim." diye konuştu. “KIRSALDA BEREKET, BİRLİKTE YÜRÜTÜLEN BİR ÜRETİM HAREKETİDİR" Proje kapsamında rakamlar paylaştıklarını, bunun öneminin büyük olduğunu ama asıl büyük önemin buradaki mana ve verdikleri mesaj olduğunu dile getiren Yumaklı, “Kırsalda Bereket, artık sadece devletin yaptığı bir proje değil yetiştiricilerimizin ve üretici birliklerimizin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen bir üretim hareketidir. Projede yola çıkarken hedefimiz şuydu: Etçi damızlık materyal ihtiyacımızı bizzat kendi yetiştiricilerimizden, kendi toprağımızdan karşılamak. Eğer üretim gücünüz yoksa, sizler için önemli, kritik alanlarda bağımlı haldeyseniz o zaman bağımsızlığınıza dair şüphelerin olması kaçınılmazdır." diye konuştu. “İşte bunu sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle gıda arz güvenliği konusunda bugün dünyanın sadece savaşlarla değil aynı zamanda ticaretin de çok başka hale geldiği bir ortamda biz bunu hep birlikte sağlamış olacağız." ifadelerini kullanan Bakan Yumaklı, hedeflerinin projeyi hızlı şekilde yaygınlaştırmak olduğunu vurguladı. Bakan Yumaklı, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sadece kendi ülkemizin değil etrafımızda da bu üretim kabiliyetine sahip olmayan ülkelerin de ihtiyacını birlikte karşılamak. Büyükbaş hayvan dağıttığımız bu adımın bir diğerini de küçükbaş hayvancılıkta attık. 'Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek', projemizin adı. Van gibi hem küçükbaş hayvan rakamında birinci sırada, mera varlığında birinci sırada olan bir ilimizden bunu bütün Türkiye'ye duyurmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Buraya geldiğim zaman küçükbaş hayvan varlığımız yaklaşık 3,2 milyon civarındaydı. Şimdi 3,5 milyon yani sadece 300 bin artmış, yeterli değil. Van'ın çok önemli bir potansiyeli var, bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Yaptığımız her işimizde bu ülke için gecesini gündüzüne katan Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın çok önemli bir etkisinin olduğunu ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum." ​​Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı, hayvanların teslim edileceği çiftçilere sertifikalarını verdi, Düve Üretim Merkezi'nde incelemelerde bulundu

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.