Hava Durumu

#Yüksek Teknoloji

Kırsal Haber - Yüksek Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yüksek Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin İhracatında Katma Değer Artıyor Haber

Türkiye’nin İhracatında Katma Değer Artıyor

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin ihracatında kilogram başına ortalama birim değerin yılın ilk 9 ayında 1,73 dolara yükseldiğini açıkladı. Çimento ve mermer gibi yüksek tonajlı ürünler hariç tutulduğunda bu rakamın 2,11 dolara ulaştığını belirten Bolat, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının da yüzde 43,7’ye çıktığını bildirdi. Türkiye’nin İhracatında Katma Değer Artıyor Türkiye Innovation Week 2026 (TIW26) etkinliğinde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin ihracat performansı, teknolojik dönüşüm ve katma değerli üretim hedeflerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlik, bu yıl “Humanity 6.0 – İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla gerçekleştiriliyor. Etkinliğin ikinci gününde konuşan Bolat, Türkiye Innovation Week’in yalnızca yeni teknolojilerin, ürünlerin ve iş modellerinin ele alındığı bir organizasyon olmadığını belirtti. Bolat, etkinlikte aynı zamanda dünyanın ekonomik ve teknolojik geleceğinin ve Türkiye’nin bu dönüşümdeki konumunun değerlendirildiğini ifade etti. Araştırma-geliştirme (AR-GE), inovasyon, markalaşma, tasarım ve katma değerin yeni dönemde rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olduğuna dikkat çeken Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak bu alanlardaki çalışmaları desteklediklerini kaydetti. İhracatta Kilogram Başına Değer 2,11 Dolara Ulaştı Türkiye’nin ihracatında ürün başına düşen değerin yükseldiğini belirten Bakan Bolat, kilogram başına ortalama ihracat birim değerinin geçen yıl 1,53 dolar olduğunu, bu yılın ilk 9 ayı sonunda ise 1,73 dolara çıktığını açıkladı. Çimento ve mermer gibi yüksek tonajlı ancak birim değeri görece düşük ürünler hesaplama dışında bırakıldığında kilogram başına ihracat değerinin 2,11 dolara yükseldiğini ifade eden Bolat, sektörler arasındaki değer farkına da dikkat çekti. Bolat’ın paylaştığı verilere göre kilogram başına ihracat değeri savunma sanayisinde 61,5 dolara, ilaç sektöründe 25 dolara, gemi ve yat sektöründe 14 dolara, otomotiv sektöründe ise 9 dolara ulaşıyor. Hazır giyim sektöründe de kilogram başına 80 ila 100 dolara kadar yükselen ihracat değerleri bulunuyor. Bu rakamların Türkiye’nin ihracatında inovasyonun, teknolojinin ve katma değerli üretimin giderek daha fazla önem kazandığını gösterdiğini belirten Bolat, yüksek teknolojili ürünlerin ihracat içindeki payını artırmayı hedeflediklerini vurguladı. Yüksek Teknolojili Ürün İhracatının Payı Yüzde 43,7’ye Çıktı Bakan Ömer Bolat, Türkiye’nin orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatında önemli bir artış kaydettiğini belirtti. 2002 yılında orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam mal ihracatındaki payının yüzde 30,4 olduğunu hatırlatan Bolat, bu ürünlerin ihracat değerinin geçen yıl sonunda 112 milyar dolara ulaştığını söyledi. 2026 yılının ilk 9 ayında ise söz konusu ürünlerin ihracatının 86,5 milyar dolara yükseldiğini belirten Bolat, toplam mal ihracatındaki payın yüzde 43,7’ye çıktığını ifade etti. Türkiye’nin geleneksel ve emek yoğun sektörlerdeki rekabet gücünü korurken markalı, yenilikçi ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatını da artırmayı amaçladığını dile getiren Bolat, katma değerli üretimin ülke ekonomisi açısından önemini vurguladı. Türkiye’nin İhracatı 283,7 Milyar Dolara Yükseldi Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bolat, yılın ilk 9 ayında aylık ihracat rekorlarının önemli ölçüde korunduğunu belirtti. Eylül ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının yüzde 5,2 artışla 283,7 milyar dolara ulaştığını açıklayan Bolat, bu rakamla 282 milyar dolarlık yıl sonu hedefinin aşıldığını kaydetti. Bakan Bolat, mal ve hizmet ihracatında yıl sonu hedefinin 410 milyar dolar olduğunu, eylül itibarıyla yıllıklandırılmış toplamın ise 409 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Küresel ticarette yaşanan belirsizliklere, bölgesel çatışmalara ve korumacı politikalara rağmen Türkiye’nin ekonomik büyümesini sürdürdüğünü ifade eden Bolat, ülkenin ekonomik istikrarını korumasının önemine işaret etti. Bolat, Türkiye’nin milli gelirinin 1,7 trilyon dolara, kişi başına düşen milli gelirin ise 18 bin 300 dolara ulaştığını belirterek ekonomik büyümedeki gelişmelere dikkat çekti. Teknoloji Yatırımları İçin 30 Milyar Dolarlık Kaynak Türkiye’nin yüksek teknoloji ve katma değerli üretim kapasitesini artırmak amacıyla çeşitli destek programlarının uygulandığını belirten Bakan Bolat, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı hakkında bilgi verdi. Bolat, vergi teşvikleri, hibe destekleri ve uygun maliyetli finansman imkânlarıyla toplam 30 milyar dolarlık kaynağın Türkiye’nin teknoloji altyapısını ve katma değerli üretimini geliştirmeyi amaçlayan yatırımlara tahsis edildiğini açıkladı. Son 23 yılda AR-GE harcamaları, patent başvuruları, teknoparklar, tasarım merkezleri ve araştırmacı sayısında kaydedilen artışın nitelikli üretime ve ihracata katkı sağladığını belirten Bolat, Türkiye’nin inovasyon alanındaki kapasitesini geliştirmeyi sürdürdüğünü ifade etti. İhracatçılara 480 Milyar Liralık Destek Ticaret Bakanlığının ihracatçılara yönelik finansman ve sigorta desteklerine de değinen Bolat, son 20 ayda ihracat reeskont kredileri ve ihracat sigortası destekleri aracılığıyla ihracatçılara 480 milyar liralık kolaylık sağlandığını bildirdi. İhracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmanın, üretim kapasitesini geliştirmenin ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmanın önemine dikkat çeken Bolat, destek mekanizmalarının Türkiye’nin ihracat hedeflerine katkı sunduğunu kaydetti. Türkiye Innovation Week 2026’da İnovaLİG Ödülleri Verildi Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın önemli inovasyon etkinlikleri arasında gösterilen Türkiye Innovation Week 2026, teknoloji, yapay zekâ, inovasyon ve ekonomik dönüşüm başlıklarını bir araya getiriyor. TİM tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle düzenlenen ve Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu organizasyonda, teknolojinin insan hayatındaki rolü ve yapay zekânın ekonomik sisteme etkileri de ele alındı. Bakan Bolat, yapay zekânın küresel büyüme ve ticaret üzerindeki etkisinin giderek arttığını belirterek teknolojik dönüşümün üretim ve tedarik zincirlerini değiştirdiğini söyledi. Etkinlik kapsamında yapılan konuşmaların ardından İnovaLİG Ödül Töreni ve Stratejik Partnerler Plaket Takdim Töreni gerçekleştirildi. Türkiye Innovation Week 2026’da verilen mesajlar, Türkiye’nin ihracatta yalnızca miktar artışını değil; yüksek teknoloji, inovasyon, markalaşma ve katma değer odaklı büyümeyi de önceliklendirdiğini ortaya koydu.

Türkiye Innovation Week 2026 Başladı Haber

Türkiye Innovation Week 2026 Başladı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen Türkiye Innovation Week 2026’nın açılış programı, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, başkan vekilleri, yönetim kurulu üyeleri ve paydaşların katılımıyla gerçekleştirildi. Programda Türkiye’nin ihracat hedefleri, inovasyon, Ar-Ge ve yüksek teknoloji alanındaki gelişmeler ön plana çıktı. Mustafa Gültepe: Türkiye’yi Dünyanın İlk 10 İhracatçı Ülkesi Arasına Taşımak İstiyoruz Türkiye Innovation Week 2026 açılışında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, dünyada üretim anlayışının değiştiğini ve küresel rekabet kurallarının yeniden şekillendiğini belirtti. Türkiye’yi dünyanın en fazla ihracat yapan ilk 10 ülkesi arasına taşımayı hedeflediklerini ifade eden Gültepe, bu doğrultuda üretim gücünün inovasyon, Ar-Ge ve yüksek teknolojiyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin üretim birikimi, sanayi altyapısı ve girişimci gücüne sahip olduğunu belirten Gültepe, bu potansiyelin daha fazla teknoloji ve inovasyonla buluşturulmasını amaçladıklarını söyledi. Yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürün ihracatının son 10 yılda iki katından fazla arttığını aktaran Gültepe, Türkiye’nin Küresel İnovasyon Endeksi’nde 13 yılda 23 basamak yükseldiğini kaydetti. Türkiye’nin teknoloji geliştiren ve kendi imzasını taşıyan ürünlerle küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmasını istediklerini belirten Gültepe, “Biz; Türkiye’de hayal edilsin, Türkiye’de tasarlansın, Türkiye’de kodlansın, Türkiye’de geliştirilsin, Türkiye imzasını taşısın! istiyoruz. TİM olarak bütün çalışmalarımızı bu vizyonla sürdürüyoruz.” dedi. Türkiye Innovation Week 2026 Programında Yapay Zekâ ve İnovasyon Gündemi Açılış programı, Kuika Software Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Ciliv’in “Humanity 6.0: AI Çağında İnsan Neden Yeniden Merkezde?” başlıklı keynote konuşmasıyla sona erdi. Türkiye Innovation Week 2026 programında “Humanity 6.0: AI Çağında İnsan Neden Yeniden Merkezde?”, “Gerçekliğin Krizi: Neye, Kime, Nasıl Güveneceğiz?” ve “The Brain Exporters: Beyin Göçünden Küresel Yetenek Ağlarına” başlıkları yer alıyor. Program kapsamında ayrıca “Şirketin Yeni Organigramı: İnsanlar ve Yapay Zekâ Ajanları Bir Arada”, “Kreatif Kültür: AI Çağında İnovasyonun Dili” ve “Agentic AI: İçerik Üretmekten İş Yapmaya” konuları ele alınacak. Etkinlikte “Mükemmelliğin Anatomisi: Zirve Performansın Ardındaki İnsan”, “Girişimciliğin Değişen Dengesi: Sermaye, Teknoloji ve İnsan Değeri” ve “Longevity: İyi Yaşamın Geleceğini Tasarlamak” başlıkları da bulunuyor. “Bilginin ve Öğrenmenin Değişen Rotası: Geleceğin İnsanını Nasıl Yetiştireceğiz?”, “Sınai Rekabetin Yeni Kodu: AI, Sermaye ve Küresel Ölçek” ve “Kararı Kim Verecek? İnsan mı, Makine mi?” başlıkları da programda yer alan diğer konular arasında bulunuyor. Türkiye Innovation Week 2026, inovasyon ve teknoloji odaklı üretim yaklaşımı çerçevesinde Türkiye’nin ihracat hedeflerinin ve küresel rekabet gücünün gündeme taşındığı etkinlikler arasında yer alıyor.

Türkiye Innovation Week 2026 Başladı Haber

Türkiye Innovation Week 2026 Başladı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen Türkiye Innovation Week 2026’nın açılış programı, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, başkan vekilleri, yönetim kurulu üyeleri ve paydaşların katılımıyla gerçekleştirildi. Programda Türkiye’nin ihracat hedefleri, inovasyon, Ar-Ge ve yüksek teknoloji alanındaki gelişmeler ön plana çıktı. Mustafa Gültepe: Türkiye’yi Dünyanın İlk 10 İhracatçı Ülkesi Arasına Taşımak İstiyoruz Türkiye Innovation Week 2026 açılışında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, dünyada üretim anlayışının değiştiğini ve küresel rekabet kurallarının yeniden şekillendiğini belirtti. Türkiye’yi dünyanın en fazla ihracat yapan ilk 10 ülkesi arasına taşımayı hedeflediklerini ifade eden Gültepe, bu doğrultuda üretim gücünün inovasyon, Ar-Ge ve yüksek teknolojiyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin üretim birikimi, sanayi altyapısı ve girişimci gücüne sahip olduğunu belirten Gültepe, bu potansiyelin daha fazla teknoloji ve inovasyonla buluşturulmasını amaçladıklarını söyledi. Yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürün ihracatının son 10 yılda iki katından fazla arttığını aktaran Gültepe, Türkiye’nin Küresel İnovasyon Endeksi’nde 13 yılda 23 basamak yükseldiğini kaydetti. Türkiye’nin teknoloji geliştiren ve kendi imzasını taşıyan ürünlerle küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmasını istediklerini belirten Gültepe, “Biz; Türkiye’de hayal edilsin, Türkiye’de tasarlansın, Türkiye’de kodlansın, Türkiye’de geliştirilsin, Türkiye imzasını taşısın! istiyoruz. TİM olarak bütün çalışmalarımızı bu vizyonla sürdürüyoruz.” dedi. Türkiye Innovation Week 2026 Programında Yapay Zekâ ve İnovasyon Gündemi Açılış programı, Kuika Software Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Ciliv’in “Humanity 6.0: AI Çağında İnsan Neden Yeniden Merkezde?” başlıklı keynote konuşmasıyla sona erdi. Türkiye Innovation Week 2026 programında “Humanity 6.0: AI Çağında İnsan Neden Yeniden Merkezde?”, “Gerçekliğin Krizi: Neye, Kime, Nasıl Güveneceğiz?” ve “The Brain Exporters: Beyin Göçünden Küresel Yetenek Ağlarına” başlıkları yer alıyor. Program kapsamında ayrıca “Şirketin Yeni Organigramı: İnsanlar ve Yapay Zekâ Ajanları Bir Arada”, “Kreatif Kültür: AI Çağında İnovasyonun Dili” ve “Agentic AI: İçerik Üretmekten İş Yapmaya” konuları ele alınacak. Etkinlikte “Mükemmelliğin Anatomisi: Zirve Performansın Ardındaki İnsan”, “Girişimciliğin Değişen Dengesi: Sermaye, Teknoloji ve İnsan Değeri” ve “Longevity: İyi Yaşamın Geleceğini Tasarlamak” başlıkları da bulunuyor. “Bilginin ve Öğrenmenin Değişen Rotası: Geleceğin İnsanını Nasıl Yetiştireceğiz?”, “Sınai Rekabetin Yeni Kodu: AI, Sermaye ve Küresel Ölçek” ve “Kararı Kim Verecek? İnsan mı, Makine mi?” başlıkları da programda yer alan diğer konular arasında bulunuyor. Türkiye Innovation Week 2026, inovasyon ve teknoloji odaklı üretim yaklaşımı çerçevesinde Türkiye’nin ihracat hedeflerinin ve küresel rekabet gücünün gündeme taşındığı etkinlikler arasında yer alıyor.

Karabağlı "Teknoloji Başkenti İzmir" Hedefini Paylaştı Haber

Karabağlı "Teknoloji Başkenti İzmir" Hedefini Paylaştı

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz ve teknopark girişimcileriyle bir araya geldi. Karabağlı: "Hedef, İzmir teknoloji ekosistemini genişleterek yeni unicorn'lar çıkarmak" Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, "Teknoloji Başkenti İzmir" hedefi kapsamında kentteki üniversiteler ve teknoloji geliştirme bölgeleriyle sanayicileri eşleştiren bir model öngördüklerini söyledi. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran ve Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz'ı ziyaret ederek teknopark girişimcileriyle bir araya gelen Karabağlı, İzmir'de teknoloji ekosistemini genişletme planını açıkladı. Teknolojiyi, girişimlerinin merkezine yerleştiren bir iş insanı olduğunu, start-up'tan dev tesislere uzanan bu yolculukta önemli deneyimler elde ettiğini ifade eden Karabağlı, bu deneyimleri sanayiciler ve sanayici adaylarıyla paylaşmak üzere EBSO'da başkan adayı olduğunu belirtti. Yapay zekanın getirdiği risk ve fırsatlarla üretim kültürünün köklü bir dönüşüm süreci içine girdiğini, artık sanayici için teknolojiyi fabrikaya sokmanın hayati bir mesele haline geldiğini dile getiren Karabağlı, "Yeni Nesil Sanayicilik" manifestosuyla İzmir sanayisinde dönüşüm hareketi başlatmak istediklerini söyledi. Bu dönüşümün üniversiteler ve teknoloji geliştirme bölgeleri olmadan başarılamayacağına işaret eden Karabağlı, üniversite sanayi iş birliğini lafta bırakmayan, somut sonuçlara odaklanan bir planlama yaptıklarını kaydetti. "Teknoloji Başkenti İzmir" hedefiyle yola çıktıklarını belirten Karabağlı, şöyle konuştu: "İzmir'i teknoloji başkenti yapacağız derken bunu nasıl yapacağız, kiminle yapacağız? Tabii ki üniversitelerimizle yapacağız. Burada İYTE var, Teknopark İzmir var. Hemen yanında Bilişim Vadisi var. İzmir'in batı ve güney aksında bunlar varsa doğu ve kuzey aksına doğru da bunun eşleniklerini yaratmak ya da var olanları güçlendirip şehrin iki yakasında çekim merkezleri oluşturmak gerekiyor. Şehir merkezimizde de hatırı sayılır kuluçka merkezleri oluşturmalıyız. Üniversite öğrencisi ya da yeni mezun, master, doktora öğrencisi arkadaşlarımızın o kuluçka merkezlerinde yeni projeler üreterek yeni unicorn'ların çıkmasını sağlamalıyız. Onların üretimlerini gerçekleştirebilecekleri yüksek teknoloji bölgelerinin olduğu, organize sanayi bölgelerinin içerisinde ya da yanında yüksek teknoloji merkezleri oluşturabildiğimiz bir anlayışın İzmir'i başka bir safhaya taşıyacağını düşünüyorum." "Patron gelip gözüyle görecek, yaşayacak" Sanayiciyi üniversitelere çekmek üzere özel bir planlama yaptıklarını da dile getiren Karabağlı, bazı EBSO meclis toplantılarını üniversitelerde düzenleyeceklerini, üniversite sanayi haftaları ve proje pazarı etkinlikleri organize edeceklerini, fuarlarda kuracakları EBSO stantlarında genç girişimcilere de yer vererek teknolojilerini tanıtma fırsatı tanıyacaklarını anlattı. Sanayicileri üniversiteler ve teknoloji geliştirme bölgeleriyle eşleştireceklerine işaret eden Karabağlı, "Sanayici, üniversiteye adım atmazsa, buna inanmazsa bu iş olmaz. Patron gelip gözüyle görecek, yaşayacak. Bence odaların en önemli bir vazifesi budur zaten, organize etmek. O zaman bunun gerisi gelir. Patronla hocalarımızı buluşturduğumuz zaman çözüm kendiliğinden gelir." ifadelerini kullandı. Türkiye'ye model bir kalkınma hamlesi" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran da bu vizyonu gönülden desteklediklerini, İzmir'i teknoloji başkenti yapma hayalini birlikte başaracaklarına inandığını söyledi. Bir süre önce Teknopark İzmir bünyesindeki HubX'in 1,2 milyar dolarlık değerlemeye ulaşarak unicorn unvanını kazandığını hatırlatan Baran, bu yolda başka girişimlerin de bulunduğunu bildirdi. İzmir'e artık "inovasyon ve girişimcilik kenti" kimliği kazandırma zamanının geldiğini belirten Prof. Dr. Baran, "İzmir sanayicisiyle daha çok bir araya gelip iş dünyası örgütleriyle daha çıktı odaklı yolculuklar, ortaklıklar belirlersek eminim ki İzmir'de tüm paydaşların kazanacağı bir denklem olacak. Bunu nitelikli insan kaynağıyla, bilgi temelli yüksek teknolojiyle, inovasyon ve girişimcilikle birleştirdiğimizde İzmir, Türkiye'ye model bir kalkınma hamlesini de gerçekleştirebilir." dedi. Karabağlı, Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz ile gelecek planlamaları hakkında görüşerek teknoparkta faaliyet gösteren girişimciler ve Ar-Ge çalışanlarıyla sohbet etti.

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda Haber

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda

Globalden Yerele: Kayseri Panelinde konuşan Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının gelecek vizyonunu “markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık” ekseninde ortaya koydu. Borsa İstanbul’da işlem gören 12 Kayseri şirketinin bulunduğunu belirten Gülsoy, “Hedefimiz borsadaki şirket sayımızı katlamak” dedi. Kayseri Ticaret Odası 2030 vizyonunun merkezinde şirketlerin büyütülmesi, sermaye piyasalarıyla buluşturulması, yüksek teknolojiye geçiş, ihracatın artırılması ve Orta Anadolu’nun üretim merkezi haline gelmesi bulunuyor. Mobilya, elektrikli ev aletleri ve çelik kapı sektörlerinde Türkiye’nin lider üreticisi konumunda olan Kayseri, kapsamlı bir dönüşüm projesi ve lojistik yatırımları ile büyüyecek. "KAYSERİLİ ŞİRKETLERİN BORSAYA AÇILMASI İVEDİLİKLE GÜNDEME ALINMALI" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar ile KTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen “Globalden Yerele: Kayseri” başlıklı panelde, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin Kayseri’ye etkilerini ve şehrin önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini paylaştı. Kayseri Ticaret Odası’nın 2030 vizyonunda, iş dünyasının gelecek 10 yılına ilişkin ortaya konulan yol haritasında şirketlerin kurumsallaşmasından halka arzlara, dijital ve yeşil dönüşümden yüksek teknoloji yatırımlarına, yabancı ortaklıklardan lojistik altyapının güçlendirilmesine kadar kapsamlı bir dönüşüm hedefleniyor. “Kayseri deyince akla ticaret gelir, evet doğrudur. Ancak artık şirketlerimiz kurumsallığıyla da tüm ülkede örnek olmalıdır” diyen Gülsoy, gelecek dönemin asıl hedefinin Kayseri şirketlerini daha büyük ve daha güçlü yapılara dönüştürmek olduğunu vurguladı. Bu dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketlerin sermaye piyasalarıyla buluşturulması. KTO Başkanı Gülsoy, şirketlerin büyümesi ve rekabetçi kalabilmesi için bir yol haritası belirlediklerini söyleyerek, “Ekonominin kurtuluş reçetesini; markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık olarak belirledik” dedi ve Kayseri’de birçok firmanın ilk iki aşamada önemli mesafe aldığını ifade etti. “Markalaşma safhasını çoğu işletmemiz tamamlamış noktada. Kurumsallaşma kısmı da KOBİ’sinden büyük işletmesine kadar pek çok şirketimizde tamamlanmış durumda. Artık Kayserili şirketlerimizin bir sonraki safha olan halka açılmayı, yani borsaya açılmayı ivedilikle gündeme alması gerekli” diyen Gülsoy, “Önümüzdeki dönemi 2030 vizyonu hedeflerimiz çerçevesinde şirketlerimizin borsaya açılma dönemi olarak planlıyoruz” diye konuştu ve sermaye piyasalarından sağlanacak kaynağın yalnızca halka açılan şirketi değil, şehir ekonomisinin tamamını etkileyeceğini söyledi. "İHRACATÇIMIZA YÜZDE 5 İLAVE DESTEK NEFES OLUR" İhracatçılara verilen yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğine ek yüzde 5 destek verilmesi gerektiğinin de altını çizen Gülsoy, “Enflasyonun, girdi ve enerji maliyetlerinin yükseldiği, kârlılık oranlarının sıfıra indiği, aynı zamanda finansa erişimin de zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun için devletimizin ihracatçılarımıza artı yüzde 5 daha destek vermesini talep ediyoruz. Bizim güçlü ve büyük devletimiz için bu rakam hiçbir şey değil. Bu gerçekleşirse ihracatçımız için nefes olur, moral buluruz. Şunu da özellikle belirtmeliyim ki bizim iş dünyamız enseyi karartmıyor, devletine güvenerek çalışmaya ve üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. BORSA İSTANBUL’DA 12 KAYSERİ ŞİRKETİ VAR Kayseri’nin sermaye piyasalarında bugün ulaştığı nokta, 2030 hedefinin başlangıç noktası olarak gösteriliyor. Borsa İstanbul’da 12 Kayseri şirketi işlem görüyor. Ayen Enerji, Erbosan Boru, Formet Metal ve Cam, Kayseri Şeker Fabrikası, Karsu Tekstil, Lüks Kadife, Mega Metal, Meysu Gıda, Oylum Sınai Yatırımlar, Rainbow Polikarbonat, Temapol Polimer Plastik ve Yataş, Kayseri’nin Borsa İstanbul’daki temsilcileri arasında bulunuyor. Gülsoy, bu sayının Anadolu açısından önemli olduğunu ancak Kayseri için yeterli olmadığını belirtti. “Kayseri’mizden 12 şirketle Anadolu’da bu konuda lideriz. Konya ve Antep dokuzar halka açık şirket barındırıyor. Ancak bu başarı bize yeter mi? Asla yetmez” ifadelerini kullanan Gülsoy, “Borsaya açılan tek bir şirketimiz, Kayseri ekonomisine neredeyse milyarlık bir fon akışı sağlıyor. Halka açılan şirketlere gelen para neticede Kayseri ekonomisine, Kayseri’deki diğer şirketlere de dolaylı olarak akıyor” şeklinde konuştu. Bu nedenle halka arz, KTO açısından yalnızca şirketlerin finansman bulmasına yönelik bir yöntem olarak değil, şehir ekonomisini büyütecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. KAYSERİ; MOBİLYA, ELEKTRİKLİ EV ALETLERİ VE ÇELİK KAPIDA TÜRKİYE’NİN LİDERİ Kayseri'de üç büyük organize sanayi bölgesi var. Kayseri OSB'de bin 200'den fazla fabrika ve 80 bin civarı çalışan, Mimarsinan OSB'de yaklaşık 200 civarı fabrika ve 10 bin civarı çalışan, İncesu OSB'de ise 270'den fazla parselin yarısı kadarında işletmeler faaliyet gösteriyor ve 4 bin civarı çalışan bulunuyor. OSB’ler dışındaki sanayi işletmelerimizde ve şehrimizdeki binlerce işletmede çalışan yüz binlerce kişi ile Kayseri ekonomisi ve ticareti değer yaratmaya devam etmektedir. Kayseri’nin gurur kaynağı olan şirketlerin aslında geçmişin KOBİ’leri olduğunun altını çizen KTO Başkanı Gülsoy, “Geçmişteki KOBİ’lerimiz günümüzün büyük işletmeleri haline geldi. Bu durum şimdiki küçük ve orta ölçekli işletmelerimize de örnek olmalıdır. Dünün KOBİ’si bugünün büyük işletmesi, bugünün büyük işletmesi yarının dünya çapında işletmesidir. Kayseri Ticaret Odası yönetimi olarak biz de işletmelerimizin büyümesine vesile olmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İSO İlk 500’de 11 ve İSO İkinci 500’de yer alan 15 firmamız göğsümüzü kabartmıştır. Bu güçlü firmalarımız başta olmak üzere, üretim kapasitesi yüksek pek çok şirketimizin sermaye piyasalarına adım atarak Borsaya açılmalarını hedefliyoruz” dedi. Şirketlerin halka açılması için ilgili kurumlarla iş birliği yapacaklarını da belirten Gülsoy, sonraki aşamada ise dünya ölçeğindeki fonların ve küresel şirketlerin Kayseri firmalarına yatırım yapması, kaynak sağlaması ve yabancı ortaklıklar kurması için ticaret odası olarak yurt içinde ve dışında gerekli Kayseri Lobisini oluşturacaklarını söyledi. Gülsoy ayrıca, “Ormanımız olmadığı halde mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde Türkiye birincisiyiz. Elektrikli ev aletleri ve çelik kapı üretiminde yine Türkiye birincisiyiz. Savunma sanayiinde ve tekstil ürünlerinde de söz sahibiyiz” ifadelerini kullandı. ORTA ANADOLU ÜRETİM HAVZASI KAYSERİ’NİN GELECEK YÜZ YILINI KURTARACAK Kayseri'nin önümüzdeki döneme dair en büyük stratejik hedefinin ise “Orta Anadolu Üretim Havzası” olduğunu kaydeden Gülsoy, sadece Kayseri’nin değil Türkiye’nin geleceğini de ilgilendiren, sanayinin Anadolu’ya yayılmasına yönelik önemli açıklamalarda bulundu. “Marmara Bölgesi artık doldu, taştı. Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantısını riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız” diyen Gülsoy, Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve Kayseri’ye uzanan bir üretim koridorunun şart olduğunu söyledi. Orta Anadolu Üretim Havzası projesini 2019 yılından bu yana dile getirdiklerini ve artık somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladığını kaydeden Gülsoy, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek. Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir 'çekim merkezidir'. Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır” diye konuştu. Gülsoy, bu projenin, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin gelecek 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktası olduğunu söyledi. KAYSERİ’NİN 20 YILLIK GELECEĞİ İÇİN STRATEJİK PROJELER HAYATA GEÇİRİLİYOR Kayseri Ticaret Odası (KTO), yalnızca günün ekonomik sorunlarına değil, Kayseri’nin önümüzdeki 10-20 yıllık geleceğine yönelik stratejik projelere de odaklanıyor. Oda Başkanı Gülsoy, rekabetin artık teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değer üzerinden şekillendiğine dikkat çekerek yürüttükleri projeleri anlattı. Projeler arasında Kayseri Teknoloji ve İnovasyon Kampüsü (TEKMER) öne çıkıyor. Abdullah Gül Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında girişimci ve yatırımcıların aynı ekosistemde buluşturulması hedefleniyor. Robotik, yazılım, yapay zekâ, elektronik ve makine tasarımı gibi alanlarda çalışmaların yürütüleceği merkezde, fikir aşamasındaki projelerin prototipten ticarileşmeye ve uluslararasılaşmaya kadar desteklenmesi planlanıyor. KTO Başkanı, TEKMER’in Kayseri’nin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Biz burada sıradan bir bina yapmıyoruz; girişimcimizin tüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen bütüncül bir ekosistem kuruyoruz” ifadelerini kullandım. Projenin kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi hedefleniyor. Odanın Avrupa Birliği destekli DigiConnect projesi ile KOBİ’lerin dijital dönüşümünün hızlandırılması ve Avrupa pazarlarıyla bağlantılarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Çekya ve Belçika’daki ticaret odalarıyla iş birlikleri geliştirilirken, son olarak Prag’da Kayserili iş insanlarının katılımıyla B2B görüşmeleri gerçekleştirildi. Gülsoy, KAGUTİM projesinin ise tamamlanarak KTO bünyesinde aktif şekilde hizmet verdiğini söyledi. KTO’nun 2026 yılı çalışmalarının merkezinde yer alan Üretim ve İhracatta Dönüşüm Programı kapsamında ise 500’ün üzerinde firmanın ziyaret edilerek üretim, ihracat, dijital ve yeşil dönüşüm, insan kaynağı ve finansmana erişim gibi alanlarda analiz edilmesi planlanıyor. Bu çalışmaların ardından Kayseri Üretim ve İhracat Stratejik Eylem Planı hazırlanacak. Oda ayrıca uluslararası öğrencilerle firmaları buluşturan Global Talent Kayseri programı, TOKİ ile süreci yürütülen Kayseri Ticaret Karma Küçük Sanayi Sitesi, gençlere yönelik KTO ERVA Spor Kulübü, savunma sanayii ve yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren KİM Teknoloji ile verimlilik ve yeşil dönüşüm çalışmaları yürüten Kayseri Model Fabrika projelerini de sürdürüyor. KTO Başkanı, tüm bu çalışmaların ortak hedefinin Kayseri’nin yalnızca ticaret ve sanayi alanında değil, teknoloji, inovasyon, ihracat ve yüksek katma değerli üretimde de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri haline gelmesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Çok mal satıp az kazanmak" yerine, nitelikli, yüksek fiyatlı, katma değer yaratan, marka değeri olan ürün üreteceğiz. Kilogram başına düşen ihracat değerimizi üst seviyelere çıkaracağız. İdari süreçlerden üretim bandına, e-ticaretten e-ihracata kadar her alanda tam dijitalleşmiş bir Kayseri iş dünyası hedefliyoruz. Gençlerimizin ve kadınlarımızın enerjisini ticarete kazandırarak, krizlere dirençli, sürekli yeni fikirler üreten güçlü bir girişimcilik altyapısı inşa ediyoruz. Bizim bütün gayretimiz; tüccarımızın, sanayicimizin yükünü hafifletmek ve Kayseri’yi küresel ligde hak ettiği yere taşımak.” “ULAŞIM OLMADAN TİCARET OLMAZ” Kayseri’nin dünya devleriyle yarıştığını ve lojistik avantajı elinde tutanların bir adım öne geçtiğini kaydeden Gülsoy, şunları söyledi: “Altını çizerek söylüyorum: Ulaşım olmadan ticaret olmaz. Biz hiçbir zaman denizimiz yok diye hayıflanmadık, sızlanmadık. Raylı sistemle Kayseri’mizi Mersin’e, İskenderun’a bağlayacak o demiryolu koridoru bizim denizimizdir. Yeni Havalimanı Terminal Binası hizmete açıldı. Hızlı tren projemiz kararlılıkla sürdürülüyor. Şu an yüzde 50’si tamamlandı, 2028’de faaliyete geçecek. Otoyol bağlantımız için ilk ihale yapıldı. Yıllardır her platformda yüksek sesle dile getirdiğimiz Lojistik Merkez’in de bugün somut adımlara dönüşmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Şunun altını özellikle ve kalın harflerle çizmek istiyorum: Lojistik Merkez sadece bir depo alanı değildir. Kayseri’ye kurulacak bu Lojistik Merkez, sadece bu şehre değil, tüm Orta Anadolu Üretim Havzası’na can suyu olacaktır. Biz bu projeyi olursa iyi olur diye değil, Kayseri için olmazsa olmaz diyerek takip ediyoruz. Biliyoruz ki ulaşım kanallarını açtığımız her nokta; Kayseri için yeni bir pazar, yeni bir aş ve yeni bir iş demektir. Bu proje, Kayseri’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyan en büyük köprümüz olacaktır. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin teknik birikimi, Büyükşehir Belediyemizin öncülüğü, Sayın Valimiz ve yerel yönetimlerimizle el ele vererek, bu projenin her bir çivisi çakılana kadar takipçisi olacağız. Çünkü biliyoruz ki ulaşım varsa hareket vardır, ticaret vardır; ticaret varsa da bereket vardır.” KAYSERİ PASTIRMASI TESCİLLENDİ, SIRA SUCUK VE MANTIDA Kayseri denilince akıllara artık sadece ticaret ve sanayi şehri değil, binlerce yıllık gastronomi kültürü de geliyor. Kayseri Ticaret Odası da bu kadim lezzetlere ve coğrafi işaretli ürünlere yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Başkan Gülsoy, “Biz Kayseri’nin sadece bugününü ve geleceğini değil, binlerce yıllık kadim mirasını da korumayı görev biliyoruz” sözleriyle Kayseri mutfağına sahip çıktıklarını belirtti. Kayseri’nin şu anda 34 tescilli coğrafi işaretli ürünü olduğunu ve bu ürünlerin 17’sinin KTO tarafından tescil ettirildiğini belirtilen Gülsoy, “Şehrimizin tescilli markalarının yarısında Kayseri Ticaret Odası’nın alın teri, imzası var. Kayseri Pastırması'nın Avrupa Birliği nezdinde tescil edilmesi sürecinde Bulgaristan karşısında verdiğimiz o büyük hukuk mücadelesinin ve kazandığımız tarihi zaferin mimarı Kayseri Ticaret Odası’dır. Şimdi sırada sucuğumuz ve mantımız var. Kayseri Sucuğu ve Kayseri Mantısı’nın da coğrafi işaret tescilini almak için çalışmalarımızı tüm hızıyla, kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Kayseri Kocasinan Jeotermal Sera Otb Altyapısı Hızla Yükseliyor Haber

Kayseri Kocasinan Jeotermal Sera Otb Altyapısı Hızla Yükseliyor

Tarım ve Orman Bakanlığının finansman desteği ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün koordinasyonuyla hayata geçirilen Kayseri Kocasinan Jeotermal Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), Türkiye'nin yeni tarımsal üretim ve yenilenebilir enerji üssü olmaya hazırlanıyor. Yüksek teknolojiye dayalı üretim vizyonuyla kurulan 5 milyar TL'lik dev yatırım, toplam 1.227 dekar alanda 32 modern sera parseli ve 9 tarımsal sanayi parselinden oluşuyor. Proje kapsamında bugüne kadar 20 sera parseli ile 1 tarımsal sanayi parselinin tahsisi tamamlandı. Bölgedeki jeotermal kapasiteyi artırmak amacıyla yürütülen yeni sondaj çalışmaları da eş zamanlı olarak devam ediyor. Sahada Gece Vardiyası: 233 Personel, 171 İş Makinesi Altyapı inşaatının en kısa sürede tamamlanması için sahadaki çalışmalar gece gündüz aralıksız sürdürülüyor. Dev projede 233 personel ve 171 iş makinesi aralıksız görev yaparken, altyapı imalatlarında önemli aşamalar geride bırakıldı: İhata Çiti ve Nebati Toprak Kazısı: %100 Yol İyileştirme Kazısı: %98 Yağmur Suyu ve Atık Su Altyapısı: %95 Yol İyileştirme Dolgusu: %91 Parsel Kazı ve Dolguları: %68 İçme Suyu Deposu: %45 İçme Suyu Hatları: %38 Trafo Binaları: %25 Elektrik Şebekesi Kablo Muhafaza Boruları: %18 2 ve 3 numaralı yolların altyapı hatları tamamlanırken, parsel branşmanlarının ardından yol tesviyesi, bordür ve kilit parke imalatlarına geçilmesi planlanıyor. "Kayseri’de Tarımsal Üretimin Geleceğini İnşa Ediyoruz" Projenin Türkiye’nin gıda arz güvenliği ve tarımsal üretim vizyonu açısından stratejik bir adım olduğunu vurgulayan Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kayseri Kocasinan Jeotermal Sera OTB, Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı'nın liderliğinde hayata geçirdiğimiz planlı üretim ve sürdürülebilir tarım vizyonumuzun en güçlü örneklerinden biridir. Burada yalnızca bir altyapı yatırımı gerçekleştirmiyor; jeotermal enerjiyi yüksek teknolojiyle buluşturarak yılın 12 ayında kesintisiz üretim yapabilecek güçlü bir tarımsal üretim üssü kuruyoruz. Yaklaşık 5 milyar TL yatırım büyüklüğüne sahip projemiz tamamlandığında yıllık 35 bin ton yaş meyve ve sebze üretilecek, 1.500 vatandaşımıza doğrudan istihdam sağlanacaktır. Üretim ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturan bu yatırım, Kayseri'nin üretim gücünü ve ihracat potansiyelini önemli ölçüde artıracaktır. Türkiye Yüzyılı'nda ülkemizin gıda arz güvenliğini güçlendiren yeni tarım merkezlerini kararlılıkla inşa etmeye devam edeceğiz."* Yıllık 35 Bin Ton Üretim ve Yıl Boyu Kesintisiz Hasat Jeotermal enerji desteği sayesinde üretimde ısıtma giderleri minimuma indirilirken, iklim koşullarından bağımsız olarak yılın 12 ayı boyunca kesintisiz üretim yapılabilecek. Yıllık 35 bin tonluk rekolte hedefiyle bölgenin ihracat kapasitesine çarpan etkisi yapması beklenen proje; yenilenebilir enerji, yüksek teknoloji ve planlı üretimi aynı çatı altında buluşturuyor.

Adana Karataş'ta 1,2 Milyar Liralık Dev Sera Yatırımı Haber

Adana Karataş'ta 1,2 Milyar Liralık Dev Sera Yatırımı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adana Karataş'ta hayata geçirilen sera organize tarım bölgesinin 1,2 milyar liralık yatırımla yıllık 100 bin ton üretim kapasitesine sahip olacağını duyurdu. Projeyle birlikte bölgede modern topraksız tarım dönemi resmen başladı. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı konuya ilişkin yaptığı açıklamada, tarıma elverişsiz alanların yüksek teknoloji gücüyle bereketli üretim merkezlerine dönüştürüldüğünün altını çizdi. ​"Yıl Sonuna Kadar 650 Dekar Alanda Üretim Hedefleniyor" ​Bakan Yumaklı, projeye ve hedeflere ilişkin şu bilgileri paylaştı: ​"Adana Karataş Sera Organize Tarım Bölgemizde 1,2 milyar liralık yatırımla modern topraksız tarım dönemini başlattık. Yıllık 100 bin ton üretim kapasitesi, 5 bin vatandaşımıza istihdam imkânı ve yıl sonuna kadar 650 dekar alanda üretim hedefimizle ülkemizin gücüne güç katıyoruz. Hayırlı, bereketli olsun." ​5 Bin Kişiye İstihdam Sağlanacak ​Yüksek teknolojiyle donatılan Adana Karataş Sera Organize Tarım Bölgesi, sadece yüksek üretim kapasitesiyle değil, istihdama sunduğu katkıyla da dikkat çekiyor. Tamamlandığında 5 bin kişiye iş imkânı sunması beklenen dev tesis, ülke ekonomisine ve bölge istihdamına önemli bir katma değer sağlayacak. Yıl sonuna kadar 650 dekar alanda üretim yapılması hedeflenen organize tarım bölgesi, Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü artırmaya devam ediyor.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.