Hava Durumu

#Zeytinyağı

Kırsal Haber - Zeytinyağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zeytinyağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması Haber

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması

AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü aynı masa etrafında buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını çizdi. “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi” Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık zeytinyağının önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Başkan Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, “Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir” dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. “Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli” diye konuştu. “Premium marka yaratmadan dünya raflarına giremeyiz” Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, “Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor” dedi. Ayvalık’ta şu anda çok sayıda markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, “Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz” ifadelerini kullandı. “Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak” Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu “zeytinyağının bankacılık sistemi” olarak tanımlayarak şunları söyledi: “Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak.” Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. “Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek” dedi. Bergama’dan Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, “Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak” dedi. “Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz” Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, “Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik” diye konuştu. “Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor” Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. “Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız” diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. “Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz” Kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun bir ilk olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, “Örnek bir lisanslı zeytinyağı depoculuğu yok. Biz ilkini yapmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak” dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak Haber

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak

AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, Ayvalık’ı dört gün boyunca Türkiye tarımının karar ve vizyon merkezine dönüştürecek. Altınova Kapalı Pazaryeri, 15-18 Mayıs 2026 tarihlerinde önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. İlk AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, aynı çatı altında birleşerek üretimden tedarik zincirine uzanan güçlü bir etkileşim alanı oluşturacak. Bu iki organizasyonun bir araya gelmesi, Ayvalık’ta tarımın geleceğine dair ortak akıl ve üretim vizyonunun şekillendiği kritik bir buluşma zemini ortaya koyacak. ZEYTİNCİLİĞİN YOL HARİTASI Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nde, zeytinciliğin geleceğine ilişkin çok boyutlu başlıklar ele alınacak. Zirvenin yalnızca sorunların dile getirildiği bir platform olmayacağını, aynı zamanda çözüm önerilerinin birlikte üretileceği bir ortak akıl zemini oluşturacağını vurgulayan Uğural, “Yerel yöneticilerden akademisyenlere, üreticilerden sanayici ve ihracatçılara kadar zeytine dair sözü olan herkes bu zirvede bir araya gelecek. Burada zeytinciliğin geleceğini konuşacağız; küresel baskılar karşısında sektörün nasıl daha dirençli ve güçlü hale gelebileceğini tartışacağız. Bu zirveden çıkacak sonuçların, Türkiye zeytinciliği için yeni bir yol haritası niteliği taşımasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. KIRSAL KALKINMANIN DİNAMİKLERİ Zirvenin ilk gününde yerel yönetimlerin tarım politikaları ele alınacak. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz ve Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı kırsal kalkınma, üretim planlaması ve bölgesel tarım yatırımları üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Aynı gün gerçekleştirilecek “Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem” oturumunda ise üreticiler ve sektör temsilcileri mevcut piyasa koşullarını analiz edecek. ZEYTİNCİLİĞİN ROTASI ÇİZİLECEK İkinci gün düzenlenecek “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu” başlıklı oturum, zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri olacak. Ayvalık, Edremit ve Burhaniye ticaret odalarının başkanları; coğrafi işaretin ekonomik değeri, lisanslı depoculuğun sektöre etkisi ve Kuzey Ege zeytinyağının dünya pazarındaki konumunu değerlendirecek. Aynı gün gerçekleştirilecek sektör forumunda ihracatçılar, üreticiler ve akademisyenler bir araya gelecek. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında küresel pazardaki rekabet avantajı, maliyet baskıları ve yeni ihracat stratejileri masaya yatırılacak. Balıkesir Üniversitesi’nden akademisyenlerin de katılacağı forumda bilimsel üretim yöntemleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve verimlilik odaklı modeller öne çıkacak. SÖZ KADIN ÜRETİCİLERDE Zirvenin üçüncü gününde kadın üreticiler söz alacak. Aile işletmelerinden markalaşma süreçlerine kadar birçok başlığın ele alınacağı oturumda, kırsal ekonomide kadın emeğinin artan rolüne dikkat çekilecek. Günün son bölümünde gerçekleştirilecek üretici oturumunda ise ziraat odaları başkanları yeni sezona ilişkin saha verilerini paylaşacak. Özellikle kuraklık riski, su yönetimi, üretim maliyetleri ve rekolte beklentileri zirvenin en kritik gündem başlıkları arasında yer alacak. Sektör temsilcileri, Ayvalık’ta gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nin, Türkiye zeytinciliğinin geleceğine ilişkin önemli karar süreçlerine zemin hazırlayacağı görüşünde birleşiyor. Üretimin sürdürülebilirliği, ihracat kapasitesinin artırılması ve yüksek katma değerli marka ekonomisinin oluşturulması açısından zirvenin sektöre güçlü bir perspektif sunması bekleniyor. Asırlardır zeytinle büyüyen Ayvalık, şimdi yalnızca üretimin değil; zeytin ekonomisinin geleceğini şekillendirecek fikirlerin de merkezi olmaya hazırlanıyor. ZEYTİN ÜRETİM ZİRVESİ PROGRAMI 1.Gün – 15 Mayıs 2026 AÇILIŞ TÖRENİ 12.00 STAND ZİYARETLERİ 1. Oturum – 14.30 Kuzey Ege’de Yerel Yönetimlerin Tarım Politikaları · Moderatör: İsmail Uğural – Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı · Konuşmacılar: · Mesut Ergin – Ayvalık Belediye Başkanı · Adil Kırgöz – Dikili Belediye Başkanı · Melih Bağcı – Gömeç Belediye Başkanı 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Hüseyin Bozkurt – Zeytin Üreticisi · Mehmet Cavlı – Komili Orjinasyon Müdürü · Fatih Cenikli – Zeytinyağı Üreticisi 2. Gün – 16 Mayıs 2026 1. Oturum – 15.00 Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetişimi ve Lisanslı Depoculuk · Moderatör: Dr. Hakkı Çetin – Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Uzmanı · Konuşmacılar: · Ali Uçar – Ayvalık Ticaret Odası Başkanı · Ahmet Çetin – Edremit Ticaret Odası Başkanı · Hasan Varol – Burhaniye Ticaret Odası Başkanı 2. Oturum – 16.30 Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Forumu · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Ali Nedim Güreli – Zeytinyağı İhracatçısı · Mustafa Alhat – Zeytin ve Zeytinyağı Üreticisi · Dr. Mücahit Kıvrak – Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO Zeytincilik Bölümü Öğretim Görevlisi 3. Gün – 17 Mayıs 2026 1. Oturum – 14.30 Kadın Çiftçiler Konuşuyor · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Deniz Sabuncugil – 4. Nesil Zeytinyağı Üreticisi · Şensal Arslan – Zeytin Üreticisi · Tuğba Nur Çelikel – Zeytinyağı Üreticisi · Esra Ovalı – Uyan Zeytincilik Üretim Sorumlusu 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağında Üreticinin Yeni Sezon Beklentileri · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Ziraat Odaları Başkanları katılımıyla

7. Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda Gurur Gecesi Haber

7. Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda Gurur Gecesi

Muğla’nın bereketli topraklarından süzülen "sıvı altın", Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve artık gelenekselleşen 7. Zeytinyağı Kalite Yarışması ile bir kez daha tescillendi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, il protokolünden üreticilere, sektör paydaşlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir katılımla adeta bir zeytin şölenine dönüştü. ​Muğla’nın Zeytin Potansiyeli ve Ekonomik Gücü ​Açılış konuşmasını yapan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla’nın zeytin varlığı açısından Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurguladı. İldeki yaklaşık 1 milyon dekarlık devasa zeytin varlığına dikkat çeken Baydar, TÜİK verilerine göre yıllık 156 bin tonu aşan yağlık zeytin üretiminin, kenti yaklaşık 30 bin tonluk bir zeytinyağı üretim merkezine dönüştürdüğünü belirtti. Baydar ayrıca konuşmasına, kentin ortak gururu olan Muğlaspor’un 1. Lig’e yükselmesini kutlayarak başlayarak spor ve tarımın şehir ruhundaki bütünleştirici gücüne değindi. ​2019’dan Bugüne: Bir Kalite Yolculuğunun Hikayesi ​Muğla’da zeytinyağının kalitesini artırmak adına 2019 yılında başlatılan "Zeytinin Zeytinyağına Kayıpsız ve Kaliteli Yolculuğu" projesi, bugün meyvelerini vermeye devam ediyor. Bakanlık destekli bu proje kapsamında, sadece üretim değil; hasat, işleme ve depolama süreçlerinde de üreticilere yoğun eğitimler verildi. Bu eğitimlerin başarısı, yarışmaya olan ilgide de kendini gösterdi. İlk yıl 86 başvuru ile yola çıkan organizasyon, 2025–2026 sezonunda 161 başvuruluk rekor bir katılıma ulaştı. Bu artış, Muğla üreticisinin artık sadece miktar değil, "yüksek kalite" odaklı bir üretim modelini benimsediğini kanıtladı. ​Muğla Tarımına Dev Yatırım: 725 Milyon TL Destek ​Sektördeki teknolojik gelişime de değinen Seyfettin Baydar, Bakanlık tarafından Muğla’ya bu yıl toplam 725 milyon TL tutarında devasa bir tarımsal destek sağlandığını açıkladı. Bu desteğin 260 milyon TL’si bitkisel üretime ayrılırken, zeytinyağı tesislerinin modernizasyonu için 29 milyon TL, ekipman ihtiyacı olan üreticiler için ise yüzlerce zeytin silkme makinesi desteği sunuldu. ​Zeytin: Atalarımızdan Kalan Kutsal Bir Miras ​Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, törendeki hitabında zeytinin sadece bir tarım ürünü değil, Anadolu topraklarının kadim bir kültürel mirası olduğunu hatırlattı. Muğla’nın yarısının zeytin ağaçlarıyla kaplı olduğunu ve bölgede 2 bin 500 yaşını aşmış anıt ağaçların bulunduğunu belirten Akbıyık, zeytinyağının markalaşmasının şehrin gastronomik turizmi için de hayati önem taşıdığını söyledi. Vali Akbıyık, yaklaşan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle tüm üreticilere teşekkürlerini sundu. ​Zirvedeki İsimler: Premium Ödülleri ve Teknik Başarı ​Yarışmanın en heyecanlı anı, "Yüksek Altın" olarak nitelendirilen 9 PREMIUM ödülün sahiplerini bulmasıyla yaşandı. Kimyasal analizleri Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Gıda Analizleri Laboratuvarı, duyusal tadım analizleri ise Zeytindostu Derneği tarafından titizlikle yürütülen yarışmada; toplamda 51 altın, 29 gümüş ve 19 bronz ödül dağıtıldı. Bilimsel kriterlere dayanan bu ödüllendirme süreci, Muğla zeytinyağının uluslararası standartlarda yarışabilecek düzeyde olduğunu bir kez daha belgeledi. ​Renkli Görüntüler ve Üreticiye Ekipman Müjdesi ​Tören, sadece ödüllerle değil, sosyal etkinliklerle de renklendi. Menteşe Borsa İstanbul İlkokulu öğrencilerinin halk oyunları gösterisi katılımcılardan büyük alkış alırken, program sonunda yapılan çekilişle üreticilere pülverizatör, zeytin kasaları ve zeytin silkme makineleri gibi işlerini kolaylaştıracak ekipmanlar hediye edildi. ​Muğla zeytinyağının Avrupa Birliği Coğrafi İşaret tesciliyle dünya sahnesine çıkması ve bu tür kalite yarışmalarıyla standartların yükseltilmesi, şehrin tarımsal geleceği adına umut verici bir tablo çizmeye devam ediyor.

Ayvalık GastroFest Kapılarını İkinci Kez Açıyor Haber

Ayvalık GastroFest Kapılarını İkinci Kez Açıyor

Kuzey Ege’nin gözde turizm merkezlerinden Ayvalık, 15-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında ikinci kez düzenlenecek Uluslararası Ayvalık GastroFest’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Üç gün boyunca sürecek festivalde, Türkiye’nin dört bir yanından gastronomi profesyonelleri, akademisyenler, şefler, üreticiler ve sector temsilcileri bir araya gelecek. Dünyaca ünlü şef Hazer Armani, Sinem Özler, Özge Şahin, Gastronomi yazarı Ahmet Güzelyağdöken’in yanı sıra; tanınmış şefler; Efe Anıl Çetin, Prof.dr. Mehmet Oğuzhan İlban, Yaren Çarpar, Atakan Özen, Yener Özden, Ethem Can Sassin, Savaş İrlan, Murat Yıldız, Aylin Yazıcıoğlu, Cüneyt Asan üç gün boyunca hünerlerini sergileyecek. Tv Programcı, sunucu Elif Korkmazel, gastrofest’in sunumunu üstlenecek. Festivalin ana merkezi olan Kırlangıç Yaşam Merkezi, bu yıl da gastronomi dünyasının önemli isimlerini ağırlayacak. Festival kapsamında geleneksel meze kültürü, zeytinyağı üretimi, gastronomi turizmi, yerel mutfak değerleri ve sürdürülebilir lezzet anlayışı çeşitli panel, söyleşi ve etkinliklerle ele alınacak. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, festivalin yalnızca bir gastronomi etkinliği olmadığını, aynı zamanda kültürel paylaşım ve dayanışmanın da önemli bir buluşması olduğunu söyledi. Başkan Ergin, “Ayvalık’ın köklü geçmişinden süzülerek gelen mutfak kültürünü geleceğe taşıyan 2. Uluslararası Ayvalık GastroFest’te birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ayvalık’ın sofraları her zaman açıktır. Çünkü bu kent paylaşmayı bilir. Dayanışmayı bilir. Birlikte üretmenin ve birlikte büyümenin değerini bilir. Diliyorum ki Ayvalık GastroFest de tam olarak bu ruhu yansıtsın. Gelin; bu güzel atmosferde yalnızca lezzetleri değil, dostluğu, kültürel zenginliğimizi ve ortak değerlerimizi de paylaşalım” dedi. Gastronomi ve müzik bir arada Festivalin ilk gününde ziyaretçiler, Ayvalık’ın gastronomi rotalarını keşfetme fırsatı bulacak. Yerel üreticiler, zeytinyağı markaları, meze ustaları ve yöresel lezzet üreticileri stantlarda ziyaretçilerle buluşacak. Festival coşkusu akşam saatlerinde konserlerle devam edecek. 15 Mayıs Cuma günü saat 21.00’de Kurtalan Ekspres sahne alacak. Festivalin kapanış konserinde ise 17 Mayıs Cumartesi günü saat 21.00’de Ümit Sayın dinleyicilerle buluşacak. Çim Alanda gerçekleştirilecek konserlerin ücretsiz olacak. Zeytinyağı ve gastronomi turizmi masaya yatırılacak Festival kapsamında düzenlenecek konferans ve panellerde gastronomi sektörünün güncel başlıkları ele alınacak. Özellikle Ayvalık’ın simgesi haline gelen zeytinyağının geleceği, gastronomi odaklı turizmin bölge ekonomisine etkileri ve konaklama kültürü ile mutfak arasındaki ilişki uzman isimler tarafından değerlendirilecek. Programlarda otel yöneticileri, gastronomi yazarları, şefler, akademisyenler ve üreticiler konuşmacı olarak yer alacak. Böylece festival yalnızca ziyaretçilere hitap eden bir etkinlik olmanın ötesine geçerek sektör profesyonellerinin buluşma noktası haline gelecek. Meze kültürü akademik perspektifle değerlendirilecek Festivalin son gününde ise Ayvalık’tan Anadolu’ya uzanan meze kültürü akademik bakış açısıyla ele alınacak. Üniversitelerden akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilecek oturumlarda, çağdaş Türk mutfağının yerel ürünlerle yeniden nasıl şekillendiği tartışılacak. Ayvalık GastroFest’in, bölgenin gastronomi turizmine önemli katkı sağlaması ve Ayvalık’ın zengin mutfak kültürünü ulusal ve uluslararası ölçekte daha görünür hale getirmesi hedefleniyor.

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu Haber

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu

Gurme İzmir Olivtech Fuarı, üreticiden yatırımcıya sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Üç gün boyunca 6 bin 500’ü aşkın ziyaretçiyi ağırlayan fuarda; zeytin ve zeytinyağı, süt ürünleri ve tarım teknolojileri alanındaki yenilikler sergilenirken, uluslararası iş bağlantıları ve yeni yatırım fırsatları da gündemin odağı oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, üç gün boyunca sektörün tüm paydaşlarını İzmir’de buluşturdu. Yerli ve yabancı toplam 6 bin 504 ziyaretçinin ağırlandığı fuarda, üretimden paketlemeye ve tüketime uzanan geniş bir çerçevede Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan 100’ün üzerinde katılımcı yer aldı. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar ve deneyim alanlarıyla zenginleşen Olivtech’te; tarımda dönüşümden markalaşmaya, gıdada kaliteden gastronomiye kadar pek çok konu ele alındı. Üniversiteler, kamu kurumları, kooperatifler ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı kapsamında; zeytin ve zeytinyağı üretim teknolojileri, süt ve peynir üretiminde değer zinciri, bağcılık ve şarapçılık trendleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ile tüketim alışkanlıkları üzerine oturumlar gerçekleştirildi. Fuarda, İzmir Bağ Yolu’nun da lansmanı gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, fuarın hem ticari hacim hem de uluslararası bağlantılar açısından verimli geçtiğini ifade etti. Ziyaretçi ilgisi GEA Türkiye’den İlker Altıoğlu, fuarın çok verimli geçtiğini belirterek, “Küresel belirsizlikler nedeniyle daha düşük yoğunluk bekliyorduk, ancak beklediğimizden çok daha fazla yatırımcı ve müşteri vardı. Özellikle teknolojiye yatırım yapmak isteyen, ne istediğini bilen profesyonellerle bir araya geldik. Fuarda sergilediğimiz ekipmanlar özellikle kaliteli ve yüksek polifenollü zeytinyağı üretimine yatırım yapmak isteyen üreticilerden ilgi gördü. Bir önceki fuara göre daha yoğun bir ziyaretçi ilgisiyle karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Önümüzdeki dönemlerde de Olivtech’te yer almaya devam edeceğiz” dedi. Yeni cihazlar tanıtıldı Haus Makine Türkiye Genel Müdürü Yetkin Ateş, yaklaşık 80 yıllık geçmişe sahip firmanın bugün 80’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini söyleyerek, “Bu yıl Olivtech’te yeni makinelerimizin yanı sıra otomatik tartım cihazımız ve proses analiz sistemlerimizin lansmanını gerçekleştirdik. Özellikle yüksek polifenollü kaliteli zeytinyağı üretimine yönelik geliştirdiğimiz makinemiz yoğun ilgi gördü. Fuar boyunca yeni yatırımcılarla ve müşteri adaylarıyla sürekli temas halindeydik. Katılımın ve geri dönüşlerin yüksek olması bizi çok memnun etti” diye konuştu. “Verimli geçti” Polat Makine Yurtiçi Satış Müdürü Emirhan Polat, 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren firmanın bugün 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını belirterek “Olivtech, sektör için çok önemli bir fuar. Hem mevcut müşterilerimizi hem de yeni yatırımcıları burada ağırlıyoruz. Fuar bizim için çok verimli geçti” ifadelerini kullandı. “Fuardan memnun ayrılıyoruz” Tutkun Makine Türkiye Satış Müdürü Hüseyin Gür, 1984 yılında kurulan firmanın sofralık zeytin işleme makineleri ürettiğini belirterek Azerbaycan’dan İtalya’ya Yunanistan’dan, ABD’ye kadar birçok ülkeye satış yaptıklarını söyledi. İzmirli bir firma olarak fuarda yer almaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Gür, “Uluslararası belirsizliklere karşın beklentimizin üzerinde bir taleple karşılaştık. Fuardan yeni iş bağlantıları kurarak, memnun ayrılıyoruz Fuarın zeytin ihtisas konusunda daha da büyümesini ve güçlenmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. “Sektörün lokomotif fuarlarından” Arma Endüstri Sahibi Tufan İlhan ise butik üreticilere yönelik ekipman çözümleri sunduklarını belirterek, “Zeytinyağı, şarap, meyve suyu, sirke ve sıvı gıda üretimi yapan işletmelere yönelik ürün tedariki yapıyoruz. Olivtech, sektörün lokomotif fuarlarından biri. Yıllardır katılıyoruz. Ticari açıdan yeni projeler geliştirdiğimiz, müşterilerimizle yeniden buluştuğumuz verimli bir fuar oldu” dedi. “Müşteri portföyümüz gelişti” Halıcı Süt Ürünleri sahibi Osman Halıcı, 1981 yılında kurulan firmalarının bugün günlük yaklaşık 120 ton süt işlediğini belirterek, fuarın yeni iş bağlantıları açısından önemli katkı sağladığını belirtti. Halıcı, “Üç gün boyunca hem mevcut müşterilerimiz hem de yeni müşterilerimizle buluştuk. İyi bağlantılar kurduk, müşteri portföyümüzü geliştirdik” diye konuştu. “Bu fuarı çok seviyoruz” Özgün Zeytincilik Satış Sorumlusu Cüneyt Alay da firmanın bu yıl 35’inci yılını kutladığını belirterek, “Olivtech’te, İzmir’de müşterilerimizle bir araya gelmek bizim için çok değerliydi. Büyük ilgi gördük. İzmir’i ve Olivtech’i çok seviyoruz” ifadelerini kullandı.

Gurme İzmir Olivtech’te Eskişehir Rüzgarı! Haber

Gurme İzmir Olivtech’te Eskişehir Rüzgarı!

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, yerel üretim hamlesini İzmir’de düzenlenen prestijli Gurme İzmir Olivtech Fuarı'na taşıdı. Sektörün en önemli buluşma noktalarından biri olan 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı’nda, Eskişehir’in ödüllü lezzetleri ve binlerce yıllık mutfak mirası büyük bir ilgiyle karşılandı. ​Ödüllü Dorlion Zeytinyağı Kalitesini İspatladı ​Fuarın en çok ziyaret edilen noktalarından biri olan Eskişehir standında, Premium Ödüllü Dorlion Zeytinyağı damga vurdu. Kısa süre önce düzenlenen Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda, gönderdiği dört numunenin dördüyle de ödül kazanan Dorlion; "Özel Seri" başta olmak üzere altın ve gümüş ödüllü ürünleriyle profesyonel tadımcılardan ve ziyaretçilerden tam not aldı. ​5 Bin Yıllık Tarih Sofralarda: Küllüoba Ekmeği ​Eskişehir’in tarihsel mirasını gastronomi ile buluşturan Küllüoba Ekmeği, fuarın en merak uyandıran ürünleri arasında yerini aldı. Küllüoba Höyüğü kazılarından elde edilen bilgilerle, yaklaşık 5 bin yıl önceki tarife sadık kalınarak yeniden hayat bulan ekmek, lezzeti ve sağlığıyla dikkat çekti. ​Taş değirmende öğütülen Kavılca, Horasan ve Gacer buğdayları, ​Besleyici mercimek unu takviyesi, ​Düşük glütenli ve tamamen katkısız yapısı ile Küllüoba Ekmeği geleneksel dokusunu koruyarak modern sofralara taşındı. ​"2026 Eskişehir Yılı" Ulusal Ölçekte Tanıtıldı ​Stantta sadece yerel lezzetler değil, kentin gelecek vizyonu da paylaşıldı. Eskişehir’in kültürel, sanatsal ve turistik potansiyelini zirveye taşıyacak olan “2026 Eskişehir Yılı” projesi, fuar ziyaretçilerine ve sektör temsilcilerine detaylıca anlatıldı. Bu büyük vizyon projesi, İzmir gibi stratejik bir noktada geniş kitlelerle buluşarak önemli bir tanıtım başarısı yakaladı. ​İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’dan Tam Not ​Eskişehir standını ziyaret edenler arasında önemli isimler de vardı. CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, stanttaki ürünleri yakından inceledi. ​Dorlion Zeytinyağı’nın aroması ve Küllüoba Ekmeği’nin dokusunu deneyimleyen Başkan Tugay, her iki ürünü de çok beğendiğini ifade etti. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye selamlarını ileten Tugay, Eskişehir’in tarımsal üretim ve yerel kalkınma konusundaki başarılı çalışmalarını takdirle karşıladığını belirterek, iki şehir arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekti. ​Üretim Çeşitliliği Halk Süt ile Tamamlandı ​Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ve Halk Ekmek A.Ş. iş birliğiyle hazırlanan stantta ayrıca Halk Süt ürünleri de sergilendi. Doğallık, kalite ve tarihsel mirasın harmanlandığı bu sunumla Eskişehir, Gurme İzmir Olivtech Fuarı’nın en dikkat çeken ve takdir toplayan katılımcılarından biri oldu.

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Urla’da 12. Enginar Festivali Coşkusu  Haber

Urla’da 12. Enginar Festivali Coşkusu 

İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Dr. Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. “İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir” Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, “İzmir'in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali'nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihsel olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye'de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor” diye konuştu. “Urla’nın önce kökenini bilmek lazım” Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihsel ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, “Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz” dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, “Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız” diye konuştu. “İzmir'de yaşamaya her zaman özeniyorlar” Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, “Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor” dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, “Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor” diye konuştu. “Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız” İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, “Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir'le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur” diye konuştu. “Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak” Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, “Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir” diye konuştu. “Urla’da toprak konuşur, emek büyür” Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, “Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır” dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen “Tarım Gastronomi ve Turizm” başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere karşın kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, “İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz” dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. “Ege Bölgesi adeta bir maden” Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, “Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden” dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda müzik dinletileri yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.

Üreticiden Markete Fiyat Uçurumu: Elmada %393 Fark! Haber

Üreticiden Markete Fiyat Uçurumu: Elmada %393 Fark!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı üretici ve market fiyat verilerini açıkladı. Verilere göre Nisan ayında fiyat farkı rekoru elmada kırılırken, marketteki en büyük artış yeşil soğanda görüldü. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektöründeki fiyat değişimlerini ve girdi maliyetlerini değerlendirdi. Nisan ayında üretici ile market arasındaki makasın iyice açıldığına dikkat çeken Bayraktar, özellikle elma, havuç ve yeşil soğandaki fiyat katlanmalarına vurgu yaptı. Market ve Üretici Arasındaki Makas Açılıyor Nisan ayında üretici ile market arasındaki en büyük fiyat farkı yüzde 393,7 ile elmada yaşandı. Elmayı şu ürünler takip etti: Havuç: %329,9 Yeşil Soğan: %245,3 Marul: %245,2 Pırasa: %242,4 Bayraktar, "Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 92 lira 58 kuruşa satılarak 4,9 kat fark oluşturdu" diyerek tüketicinin ödediği yüksek fiyatlara işaret etti. Nisan Ayı Fiyat Şampiyonları ve Düşüş Yaşayanlar Market ve üretici cephesinde fiyat değişimleri farklı seyretti. Nisan ayının zam şampiyonu markette yeşil soğan olurken, üreticide kuru soğan oldu. Markette Durum: En Fazla Artan: %48,7 ile Yeşil Soğan Takip Edenler: Ispanak (%29,9), Kuru Soğan (%29,2) En Fazla Düşen: %74,3 ile Patlıcan Üreticide Durum: En Fazla Artan: %109,1 ile Kuru Soğan Takip Edenler: Beyaz Lahana (%42,4), Patates (%31) En Fazla Düşen: %64,7 ile Patlıcan Fiyat Değişimlerinin Nedenleri: Hava Koşulları ve Hasat Şemsi Bayraktar, fiyat dalgalanmalarının arkasındaki temel nedenleri şu şekilde sıraladı: Soğan ve Patates: Depolardaki ürünün azalması ve yeni hasat edilen ürünlerin yağışlar nedeniyle çürümesi rekolteyi düşürerek fiyatları artırdı. Sebzeler: Aşırı yağışlar beyaz lahana, karnabahar ve ıspanak arzını azalttı. Buna karşılık, iyi giden hava koşulları patlıcan, biber ve salatalıkta verimi artırarak fiyatları düşürdü. Elma ve Havuç: Talepteki azalma, bu ürünlerde fiyat düşüşüne yol açtı. Girdi Maliyetleri Üreticiyi Zorluyor Sadece gıda fiyatları değil, tarımsal üretim maliyetleri de yükselmeye devam ediyor. Bayraktar’ın paylaştığı verilere göre: Gübre: Amonyum sülfat gübresi aylık %24,1, yıllık ise %104,3 oranında arttı. Yem: Besi ve süt yemi fiyatları yıllık bazda ortalama %35 artış gösterdi. Mazot: Aylık bazda %3,1 düşüş yaşansa da, yıllık artış %57,6 olarak kayıtlara geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.