Hava Durumu

#Ziraat Bankası

Kırsal Haber - Ziraat Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trakya'da Süt Üreticilerinin Sorunları Masaya Yatırıldı Haber

Trakya'da Süt Üreticilerinin Sorunları Masaya Yatırıldı

Trakya bölgesi süt üreticileri, artan girdi maliyetleri ve finansman sorunlarını görüşmek üzere Süleymanpaşa Süt Üreticileri Birliği’nin ev sahipliğinde kritik bir zirvede bir araya geldi. Sektörün geleceği ve sürdürülebilirliği adına atılacak adımların ele alındığı toplantıya, üst düzey birlik yöneticileri ve kamu bankalarının bölge müdürleri katılım sağladı. ​Artan Maliyetler ve Süt Fiyatları Gündemdeydi ​Toplantının odak noktasını, üreticilerin omuzundaki ekonomik yük oluşturdu. Özellikle yem, bakım, enerji ve diğer temel girdi maliyetlerindeki artışın üreticileri zor durumda bıraktığı vurgulandı. Süt üreticilerinin elde ettiği gelir ile maliyetler arasındaki dengenin korunmasının, sektörün varlığını sürdürebilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi. ​Banka Müdürleriyle Finansman ve Kredi Görüşmeleri ​Üreticilerin en büyük ihtiyaçlarından biri olan finansmana erişim konusu, toplantının en stratejik başlıklarından biri oldu. Ziraat Bankası Trakya Bölge Müdürü Tahir Ceylan ve VakıfBank Trakya Bölge Müdürü Orhan Kırmalı’nın da hazır bulunduğu oturumda; ​Mevcut kredi koşulları, ​Üreticilerin finansman ihtiyaçları, ​Tarımsal üretime yönelik destek ve teşvikler detaylı şekilde değerlendirildi. ​Bölgesel Güç Birliği ve Ortak Hedefler ​Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve bağlı ilçelerdeki süt üreticileri birliklerinin ortak akılla hareket ettiği toplantıda, Trakya genelindeki üreticilerin sorunlarının çözümü için kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Üreticilerin yaşadığı sıkıntıların ve çözüm önerilerinin ilgili resmi kurumlara doğrudan aktarılması hususunda mutabakata varıldı. ​Katılımcılardan Teşekkür Mesajı ​Ev sahibi Süleymanpaşa Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Katırcı, toplantının verimli geçmesine katkı sunan Türkiye Merkez Süt Üreticileri Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin’e, Ziraat Bankası ve VakıfBank bölge müdürlerine ile tüm Trakya birlik başkanlarına teşekkür ederek toplantıyı sonlandırdı.

Başkan Arnik'ten Bankaların Yüksek POS Komisyonlarına Tepki Haber

Başkan Arnik'ten Bankaların Yüksek POS Komisyonlarına Tepki

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik, bankaların yüksek POS komisyon oranlarının küçük esnafın belini büktüğünü belirterek acil yasal düzenleme çağrısında bulundu. Anayasa’nın 173. maddesini hatırlatan Arnik, "Küçük esnafı bankaların yüksek komisyon yükü altında sahipsiz bırakmayın" dedi. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, artan banka POS komisyonları ve finansman maliyetleri nedeniyle esnafın karşı karşıya kaldığı ekonomik çıkmaza dikkat çekerek milletvekillerine, ilgili kamu kurumlarına ve kamu bankalarına seslendi. ​"Kartlı Ödemenin Bedelini Yalnızca Esnaf Ödememelidir" ​Nakit kullanımının azalmasıyla birlikte POS cihazlarının işletmeler için vazgeçilmez hâle geldiğini vurgulayan Arnik, bankalar ve ödeme kuruluşları tarafından uygulanan komisyon oranlarının kabul edilemez seviyelere ulaştığını ifade etti. ​Esnafın bir yandan artan giderlerle mücadele ettiğini, diğer yandan banka kesintileri nedeniyle kâr marjının eridiğini belirten Arnik, "Kartlı ödeme sistemleri vatandaş için kolaylık sağlıyor olabilir; ancak bu kolaylığın bedelini yalnızca esnaf ödememelidir" diye konuştu. ​"Yüzde 3,74'lük Komisyon Esnafın Belini Büktü" ​Ekonomik POS uygulamasında paket limiti aşımında vergi dahil %3,74 oranının uygulandığını hatırlatan Başkan Arnik, yaşanan maliyet yükünü şu somut örnekle paylaştı: ​"Aylık 1 milyon liralık kartlı tahsilatın tamamına %3,74 uygulandığını varsayarsak aylık kesinti 37 bin 400 liradır. Aynı hacim ve oran 12 ay sürerse 448 bin 800 liraya ulaşır. Yazarkasa POS'u satın alan, rulosunu temin eden, bakım ve yazılım giderlerini kendisi karşılayan esnafa bir de bu denli ağır komisyon yükü yüklenemez." ​"Anayasa Esnafı Koruyun Diyor; Bu Hükmü Hayata Geçirin" ​Ağustos 2026 Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 562 bin 615 esnaf ve sanatkâr bulunduğunu belirten Arnik, Anayasa'nın 173'üncü maddesindeki "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır" hükmünün hayata geçirilmesini istedi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TCMB ve BDDK’yı göreve çağıran Arnik, komisyon oranlarının düşürülmesinin enflasyonla mücadeleye de doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı. ​Kamu Bankalarına ve Milletvekillerine Çağrı ​Eskişehir'deki ve Türkiye genelindeki tüm milletvekillerine seslenen Arnik, esnafın sorunlarının yalnızca seçim dönemlerinde hatırlandığını belirterek vicdani sorumluluk çağrısı yaptı. ​Özellikle kamu bankalarına seslenen ESLOK Başkanı Murat Arnik, şu taleplerde bulundu: ​Kalıcı Tarifeler: Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank küçük esnafa kalıcı düşük komisyon tarifesi oluşturmalıdır. ​Komisyonsuz Tahsilat: Belirli aylık ciroya kadar komisyonsuz, en geç ertesi iş günü ödemeli sistemlere öncülük edilmelidir. ​Gizli Kesintiler Olmamalı: Sağlanan avantajlar birkaç aylık kampanyalarla sınırlı kalmamalı; komisyon indirimi başka ücretler veya uzun blokaj süreleriyle geri alınmamalıdır. ​Açıklamasını "Esnaf sahipsiz değildir, sahipsiz bırakılamaz! Alın terimiz bankaların komisyon hedeflerinin finansmanı değildir" sözleriyle tamamlayan Arnik, yetkilileri esnafın sesini duymaya davet etti.

TARGET Projesi Kapsamında Yeni Finansman İmkanı Haber

TARGET Projesi Kapsamında Yeni Finansman İmkanı

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile Ziraat Bankası, tarım ve gıda sektöründeki yatırımların finansmanına yönelik iş birliğini hayata geçirdi. TARGET Projesi kapsamında imzalanan protokolle, yatırımcılara uzun vadeli finansman imkânı sunulacak. TARGET Projesi kapsamında yeni finansman imkânı Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi (TARGET) kapsamında gerçekleştirilen iş birliği protokolü, İstanbul’da düzenlenen imza töreniyle hayata geçirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın genel koordinasyonunda yürütülen, TKDK tarafından uygulanan ve Dünya Bankası tarafından finanse edilen TARGET Projesi kapsamında, tarım ve gıda alanında yatırım yapacak işletmelerin finansmana erişiminin desteklenmesi amaçlanıyor. Yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar finansman TARGET Projesi kapsamında yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman sağlanabilecek. Proje büyüklüğüne göre 10 milyon ABD dolarına kadar kullandırılabilecek finansman, azami 2 yılı ödemesiz olmak üzere 7 yıla kadar vadeyle sunulacak. Finansman desteği; tarım ve gıda sektöründeki tesislerin inşası ile makine ve ekipman yatırımlarında kullanılabilecek. İlk fazda 750 milyon dolarlık kaynak TARGET Projesi kapsamında 10 yıllık dönemde toplam 5,3 milyar ABD doları tutarında finansman sağlanması planlanıyor. Projenin ilk fazında ise 750 milyon ABD dolarlık kaynağın kullandırılması öngörülüyor. “Tarım-gıda değer zincirinin farklı halkalarındaki yatırımları destekleyeceğiz” İmza töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, TARGET Projesi’nin tarım ve gıda sektöründe yatırımların güçlendirilmesi ve kırsal refahın artırılması açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Bağcı, tarım ve gıda sektörünün sürdürülebilir gelişimi, üretim kapasitesinin artırılması ve üreticilerin rekabet gücünün güçlendirilmesi için finansmana erişimin önemine dikkat çekerek, TARGET Projesi ile üretimden işlemeye, depolamadan lojistiğe kadar tarım-gıda değer zincirinin farklı halkalarındaki yatırımların destekleneceğini ifade etti. Protokol, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, TKDK Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi Haber

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi

YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Hem süt hem et fiyatlarından dert yanan besiciler, hayvancılığı bırakma noktasına geldi. Bir besici, “Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız” dedi. Bir diğer besici, “hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız” sözleriyle dert yandı. Bir başka besici ise, “Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” ifadelerini kullandı. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Besiciler, Başevirgen’e hem süt hem de et fiyatlarından yana dert yandı. “İŞİN SONUNDA YOK OLUP GİDECEĞİZ” Bir daha ki ziyarette işi bırakıp kahvehane de oturur hale geleceklerini söyleyen besici, “Süt konseyinin açıkladığı fiyat 24,30 lira. Mandıranın bizden aldığı fiyat ise 27,50 lira. Devlet 24,30’a fiyat açıklıyor, mandıra 27,50’ye süt alıyor. Fiyatın üzerine geçiyor. Çünkü mandıralarda anladı bizim yok olduğumuzu. En son bize ziyarete geldiğinizde 700-800 kilo süt vardı. Şimdi 300 kilo. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız. Yem fiyatları, süt fiyatlarıyla bire bir gidiyor. Yem fiyatlarıyla, üzüm fiyatları eşitlenmek üzere. 5 römork üzümüm var eğer üzümdeki bu fiyat rezilliği devam ederse, üzümleri ineklere yedireceğiz. Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Hiçbir iş yapmayalım traktörle yem dağıtalım 500 lira harcıyoruz. Eskiden her çiftlikte hayvanlara bakmak için bir aile çalışırdı. Şimdi işçi bile çalıştırmıyoruz, çünkü kendimize bakamıyoruz. Özbekistan’dan üzümü hayvan yemi adı altında getiriyorlar. Bizde zaten üzümü bundan sonra hayvan yemi olarak vermeye başlayacağız. 45 liraya geliyor, zaten bizim üzümü de 50 liraya alıyorlar” diye konuştu. “GİRDİ MALİYETLERİ HER SENE ÜSTÜMÜZE ÇIĞ GİBİ DÜŞERSE BU İŞİN İÇİNDEN HİÇ ÇIKAMAYIZ” Üreticinin yem maliyetinde, süt üretiminde paritenin 1,5 olması gerektiğini belirten bir diğer besici, “Bizim gittiğimiz parite şu an 1. Yani, 1 kilo yeme 1 kilo süt. Normalde 1 kilo süt sattığım zaman 1,5 kilo yem alabiliyor olmam gerek. 5 sene önce işi babamdan devraldım. Girdi maliyetleri çok yüksek. Kendimiz üretmeye çalışıyoruz ama bu sefer enflasyondan dolayı girdi maliyeti bizi işin içinden çıkartmıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı süt fiyatı 24,30 ama biz o fiyattan satamıyoruz. Aldığım fiyat 21 lira. Üreticilerin süt maliyeti aşağı yukarı 27 lira. Mecbur bakıyoruz, mal canın yongası. Bırakmak istemiyoruz çünkü biz bu işte çekirdekten geldik. Dedemde hayvancıydı, babamda hayvancıydı bende hayvancıyım. Köyde yaşamak, kendi standardını oluşturmak, kendi yaşamını idame ettirmek, hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız. Burada bu işi yapan 3 kişi kaldık. Seneye 2 olur sonraki sene baktınız bende giderim. Karkas ete 10 lira zam gelsin, 50 lira yeme zam geliyor. Bizi şu an kurtarabilecek olan belki hamile hayvanlarım, elimden çıkacak olan buzağılar başka türlü biz bu işin içinden çıkamayız. Geçen yıl 45 hayvanım vardı bu yıl 29-30 tane. 15 tanesini maliyetleri karşılayamadığım için satmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı. Kendi çocuklarını çiftlikten uzaklaştırdığını belirten besici, “Kazancımız olmadığı için benim oğlum gidip tanker şoförlüğü yapıyor, ağabeyimin oğlu başka bir fabrikada çalışıyor. Biz buradan randımanlı bir ekmek kazanmış olsak çocuklarımızın ne işi var başka işlerde. Bizden sonra bu işi yapacak kimse yok. En genç olarak bizler varız” dedi. “PARA KAZANAMADIĞIMIZ İÇİN HAYVANLARI SATIYORUZ, SENEYE BIRAKACAK GİBİYİZ” Devletten destek bulamadıklarından yana dert yanan bir başka besici ise, “Burada şu anda 120 hayvan var. Daha önceki yıllarda hayvan sayısı daha fazlaydı. Her sene aşağıya düşüyoruz. Et para etmediği için, süt para etmediği için, yem pahalı. Geçen sene şaptan dolayı 30-40 zayiat verdik. Buzağılar, inekler hep gitti. Devletten hiçbir destek almadık. Zaten hayvanlar şu an ithal geliyor. Bir danayı bize 110 bin liraya veriyorlar. 50-60 bin lira da yiyecek masrafı var. Biz bundan ne kazanacağız? Sadece bize gübresi kalıyor. Onu da tarlaya atıyoruz, bize darıda biraz destek oluyor başka da bir şey yok. Geçen yıl 215 tane hayvan vardı. Para kazanamadığımız için hayvanları satıyoruz. Seneye bırakacak gibiyiz” diye konuştu. “BÖYLE DEVAM EDERSE SATACAĞIZ, BIRAKACAĞIZ YAPACAK BİR ŞEY YOK” Hem et hem de süt fiyatlarından yana durumun çok berbat olduğuna dikkat çeken besici ise, “Her geçen yıl değil, her ay bir önceki ayı aratıyor. Bu şekilde devam ederse, bizim devam etme şansımız yok. Para kazanabilmemiz için süt fiyatının en az 30-35 lira olması lazım. Yem maliyetleri yüksek, mazot fiyatları yüksek. Aynı zamanda etten de para kazanamıyoruz. Gittikçe düşüyor. Bugün etin kilosunu 700-800 liradan kestirmem lazım, aradığım zaman 580 liralardan bahsediyorlar. Böyle devam ederse satacağız, bırakacağız yapacak bir şey yok” ifadelerini kullandı. “SEKTÖRDEN ÇEKİLECEĞİZ ARTIK, YETER DİYECEĞİZ” Şu an sütün litresinin piyasa ortalamasının 27,5-28 lira civarında olduğunu ve maliyet fiyatlarına süt sattıklarını ifade eden besici, “Para kazanabilmemiz için 35 liraların altında olmaması lazım. 18 bin 250 lira sadece bir aylık su faturası, darıları suladım. 60 dönüm arazinin. Ben 100 küsür dönüm yer dikiyorum bir tek tarlanın su parası. Yem fiyatları son 9 gün içinde 3 kere zam gördü. Ortalama bir yem fiyatı 800 ila 1100 lira arasında değişiyor. Ama sütün fiyatı artmıyor. Mazot giderlerimiz günlük değişiyor. Genel anlamda harcadığımız emek, hayvana yatırdığımız öz sermayeyle kazanılan para, ki kazanılmıyor karın tokluğu. Bu işi 12 yıldır yapıyorum. 12 yıl önce daha iyiydi. Git gide kötüye gidiyor. Yem, mazot, elektrik giderlerimiz bu kadar yüksek değildi. Sadece bu çiftliğin elektrik giderine geçen yıl 6- 6 bin 500 lira para veriyorduk. Bu sene 14-15 bin lira para ödüyoruz. Her şey yüzde 100 arttı. Ziraat Bankası’ndan çıkamıyoruz. Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” dedi. “PARAYI KAZANANLAR SON NOKTA SATICILAR” Üretici kazanamadığını, hakkını alamadığını belirten bir diğer besici ise şunları kaydetti: “Hem de bu işin sanayi kısmında peynir üreticileri, yoğurt, ayran, süt sektörü üreticileri de eskiye oranla çok düşük, minimal karlarla çalışıyorlar. Tereyağın maliyeti 400 lira ama markete gittiğimiz zaman tereyağ 700 lira 800 lira hatta geçen 980 liraya tereyağ gördüm. Parayı kazananlar son nokta satıcılar. Aynı ürün A markete gittiğimiz zaman başka, B markete gittiğimiz zaman başka fiyatlara satılıyor. Herkes kafasına göre fiyat yazabiliyor. Biz burada, üreticiler olarak her zaman mağdur olan tarafız. Son nokta satışta devletin daha hükmedici olması lazım. Hükümetin görevini yapması lazım. Ama çok zayıf kalıyoruz. Nedenini düşündüğüm zaman orada da devletin şöyle bir rantı oluyor; ne kadar fazla fiyattan satılırsa alınan vergi o kadar yükseliyor. O yüzden ses çıkarılmıyor. Böyle olduğu sürece bu ülkede tarım ve hayvancılığın kalkınma ihtimali çok zayıf.”

Çanakkale’de Küçükbaş Hayvancılık İçin Yeni Proje Haber

Çanakkale’de Küçükbaş Hayvancılık İçin Yeni Proje

Çanakkale’de küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi, üretici gelirlerinin artırılması ve kırsal nüfusun yerinde tutulması amacıyla “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesi hayata geçiriliyor. Proje kapsamında 5 yıl içerisinde Çanakkale genelindeki küçükbaş hayvan sayısının 1 milyon başa, yıllık küçükbaş süt üretiminin ise 100 bin tona çıkarılması hedefleniyor. Mevcut işletmelerin hayvan sayısının en az 100 başa ulaştırılarak ekonomik ölçekte üretim yapmasının sağlanması da projenin öncelikleri arasında yer alıyor. Projenin protokolü, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman ile Ziraat Bankası Bölge Müdürü Serkan Gece tarafından imzalandı. Projenin koordinasyonunu Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü üstlenirken, Çanakkale İl Özel İdaresi finansal destek sağlayacak. Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Ziraat Odaları ise projenin paydaşları arasında yer alacak. Destek kapsamında üreticilere 2 milyon TL’ye kadar yatırım ve işletme kredisi sağlanacak. Krediler 2 yıl ödemesiz, toplam 7 yıl vadeli olacak ve şartlara bağlı olarak yüzde 100’e varan faiz indirimi uygulanacak. Projede Kıvırcık, Tahirova, Sakız, Merinos ve Karacabey Merinosu koyunları ile Kıl Keçisi, Türk Saanen Keçisi ve melezleri desteklenecek. Ayrıca Çanakkale İl Özel İdaresi tarafından hayvan başına 50 kilogram kesif yem ve 20 başlık kilitli yemlik desteği sunulacak. Proje ile kaliteli küçükbaş süt üretiminin artırılması, Çanakkale’nin coğrafi işaretli ürünü Ezine Peyniri’nin sürdürülebilir süt arzının güçlendirilmesi ve bölgesel üretim zincirinin geliştirilmesi amaçlanıyor. “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesi için başvurular 14 Eylül 2026 tarihinde başlayacak. Üreticiler, detaylı bilgi ve başvuru işlemleri için Çanakkale İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine müracaat edebilecek.

Gökçeada’da Organik Tarımın Geleceği İçin Ortak Akıl Haber

Gökçeada’da Organik Tarımın Geleceği İçin Ortak Akıl

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde organik tarımın mevcut durumu, üretim potansiyelinin geliştirilmesi ve sektörün geleceğine yönelik atılabilecek adımların belirlenmesi amacıyla geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirildi. Gökçeada Kaymakamı Osman Acar başkanlığında düzenlenen “Organik Tarım Bilgilendirme, Görüş Alışverişi ve Değerlendirme Toplantısı”na, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Çanakkale İl Koordinatörü Semih Oruç da katıldı. Toplantıda Gökçeada Belediye Başkanı Bülent Ecevit Atalay, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü (BÜGEM) İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanı Başak Egesel, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Demirhan, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü şube müdürleri yer aldı. Buluşmaya ayrıca Ziraat Bankası Gökçeada Şube Müdürlüğü, Çanakkale Arı Yetiştiricileri Birliği, Umurbey Sulama Birliği, tarımsal kalkınma kooperatiflerinin başkanları, köy ve mahalle muhtarları, bitkisel ve hayvansal üretim yapan üreticiler ile İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personeli katılım sağladı. Gökçeada’nın organik tarım potansiyeli değerlendirildi Toplantıda, Gökçeada’nın organik tarım alanındaki mevcut durumu ve sahip olduğu üretim potansiyeli kapsamlı şekilde ele alındı. Adada organik bitkisel ve hayvansal üretimin geliştirilmesi, üreticilerin desteklenmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik görüş ve öneriler değerlendirildi. Gökçeada’nın organik tarım alanında sahip olduğu potansiyelin daha etkin şekilde değerlendirilmesi için kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi ve üreticilerin süreçlere daha fazla dahil edilmesi konuları da toplantının gündeminde yer aldı. Ayrıca Gökçeada’nın organik tarımdaki marka değerinin artırılması, yerel üretimin güçlendirilmesi ve adanın tarımsal potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantı, katılımcıların Gökçeada’da organik tarımın geliştirilmesine yönelik görüş, öneri ve değerlendirmelerini paylaşmasının ardından sona erdi.

Gaziantep'te Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi Haber

Gaziantep'te Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliğinde tarımda yapılan desteklerin ve yeni uygulamaların anlatıldığı Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Tarımsal üretimin gelişmesi ve sürekliliğin sağlanması için kurumların yaptığı destekler ile uygulamaların anlatıldığı toplantı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü önderliğinde yapıldı. Gaziantep Şehir Tiyatrosu Onat Kutlar Salonu’nda tarımın bütün taraflarının katıldığı toplantıda tarımsal destekler, kredi ve finansman imkanları, güncel destek programları, sektör iş birliği ve gelişim üzerine sunumlar ile konuşmalarla üreticiler bilgilendirildi, merak ettikleri sorular yanıtlandı. Programda ayrıca Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin, yaptığı sunumda kurum olarak yapılan mazot desteği, Çiftçi Kart, Can Suyum Projesi, fide, tohum, gübre dağıtımı ile modern tarımsal sistemlerin yaygınlaştırılmasına yönelik uygulamalar başta olmak üzere birçok alanda yapılan projeler hakkında bilgi verdi. ŞAHİN: ALIN TERİYLE SOFRAMIZA LEZZET GETİREN ŞEHRİ YEŞİL EKONOMİYE DÖNÜŞTÜREN BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZİN ELLERİNDEN ÖPÜYORUM Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin yaptığı konuşmada tarımda finansa ulaşımla ilgili yapılan toplantılar sonucu raporlamaların yapılması amacıyla toplanıldığını belirterek şunları söyledi: “Artık büyük balık, küçük balığı yutmuyor, hızlı balık hepsini yutuyor. Emanetin emin ellerde olması için hukuksal kapasitemizi güçlendirmemiz, önem verdiğimizi anlatmak için belediyemizde bir birim oluşturmamız gerekiyordu. Tarımda çok dağınığız kimden ne kadar destek geldiğini bilmiyoruz. Hızlı hareket edemiyoruz. Gereğini yaparak bu çabanın boşa gitmemesini sağlamalıyız. Bu çaba berekete, rahmete dönüşmeli. Güçlü üretici, güçlü tarım, güçlü Gaziantep, güçlü Türkiye, mutlu dünyaya dönüşmeli. Güç dediğim şey para gücü değil. İman gücü, akıl gücü, birlik ve beraberlik gücü, birbirimizi gerçekten sevmenin gücü. Ben toprakla uğraşan alın teriyle soframıza lezzet getiren şehri yeşil ekonomiye dönüştüren bütün çiftçilerimizin ellerinden öpüyorum.” BAYAT: TARIMI BİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI BÜNYESİNDE BU KADAR BİLİM KURARAK ARICILIKTAN HAYVANLARIN SU İHTİYACINA KADAR DÜŞÜNMELERİNE ÇOK MUTLU OLDUM Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Tarımsal Bankacılık Grup Başkanı Kemalettin Bayat, yaptığı konuşmada yapılan çalışmalar ve hizmetler hakkında bilgi vererek, “Bildiğiniz üzere ülkemiz aslında coğrafi kurumu, üretim kültürü, genç nüfusu ve sahip olduğu potansiyelle tarımsal üretimde önemli bir ülke konumundadır. Tabii potansiyeli ortaya çıkarmak verimli işletmeler, sürdürülebilir üretim modelleri ve güçlü finansal destek mekanizmalarıyla mümkündür. İlk kez görüyorum. Yani gerçekten tarım çok önemli ama bunu bir belediye başkanlığı bünyesinde bu kadar bilim kurarak arıcılıktan hayvanların su ihtiyaçlarına meradaki suya kadar düşünüp planlamalarından gerçekten de çok mutlu oldum. Bugün ekip olarak buraya geldiğimizde Gaziantep'te tarımın tüm taraflarının aynı masada bulunduğu, doğrudan iletişim kurabildiği ve sahadaki ihtiyaçların birebir ele alındığı bir alan olarak görüyoruz” açıklamasında bulundu. İl ve Tarım Müdürü İbrahim Sağlam yaptığı konuşmada Antep Model’ini tanımlayarak, “Gaziantep'te Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı 48 bin 800 çiftçimiz var. Bunun yanında 30 bin civarı Arı Kayıt Sistemleri’ne (AKS) kayıtlı çiftçimiz var. Bunların tüm sorunlarıyla alakalı sadece buradaki kredilendirme değil, arazide ne kadar problem varsa bütün çalışmalarda biz kurumların tamamı tek vücut olduk. Antep modeli diye isimlendiriyoruz” diye konuştu. Konuşmalar ve katılımcıların merak ettiği soruların yanıtlanmasının ardından toplu fotoğraf çekimi ile program sonlandı.

"Tarım Varsa Hayat Var Projesi" Sektör Temsilcilerini Buluşturdu Haber

"Tarım Varsa Hayat Var Projesi" Sektör Temsilcilerini Buluşturdu

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Güvenilir Ürün Platformu iş birliğiyle hayata geçirilen “Tarım Varsa Hayat Var Projesi’’ kapsamında tarım ve gıda sektörünün önde gelen temsilcileri ile sivil toplum kuruluşları TİGEM Karacabey İşletmesi’nde buluştu. TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç başkanlığında iki gün süren etkinlikte katılımcılar; tohum üretim alanlarından damızlık hayvancılık tesislerine, modern mekanizasyon altyapısından sürdürülebilir üretim modellerine kadar kurumsal çalışmaları uzmanlar eşliğinde yerinde görme imkanı buldu. Saha ziyaretlerinde, TİGEM’in Türkiye’nin gıda arz güvenliğine sağladığı katkılar, gen kaynaklarının korunmasına yönelik yürütülen faaliyetler ve yüksek verimli üretim yaklaşımları detaylarıyla paylaşıldı. SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VE KÜRESEL İHRACAT ATILIMI Değerlendirme toplantısında açıklamalar yapan TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, kurumun 8 bin 145 personeli, 17 işletmesi, 3,6 milyon dekar arazisi ve 13,3 milyar TL’yi aşan sermayesiyle Türkiye’nin en büyük tarımsal üretim gücü olduğunu ifade etti. Sertifikalı tohum pazarında yüzde 25 pay ile sektör liderliğini sürdürdüklerini vurgulayan Gezginç, 2026 yılı bitkisel üretim döneminde hububatta 380 bin ton rekolte ile 233 bin ton sertifikalı tohum üretimi hedeflediklerini belirtti. İklim değişikliğiyle mücadele doğrultusunda tohumluk üretim alanlarının yüzde 40’ının kurağa dayanıklı çeşitlerden oluşturulduğunu dile getirerek, Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Mirasımız Yerel Tohum Projesi kapsamında tescillenen 1 milyon paket tohumun üreticilerle buluşturulduğunu, ayrıca KKTC, Azerbaycan ve Irak gibi ülkelere sertifikalı tohum ihracatının kesintisiz devam ettiğini kaydetti. HAYVANCILIKTA KIRSAL DESTEK VE MİLLİ GENETİK MİRASIN KORUNMASI Kurumun hayvancılık alanındaki faaliyetlerine de değinen Gezginç; 70 bin büyükbaş ve 300 bini aşkın küçükbaş hayvan varlığıyla damızlık üretiminde öncü olduklarını aktardı. “Kırsalda Bereket Küçükbaşa Projesi” ile üreticilere 2 yılı ödemesiz 5 yıl vadeli Ziraat Bankası kredisi desteği sağlandığını ve 3 yılda 150 bin küçükbaş hayvanın çiftçilere ulaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Malatya Sultansuyu İşletmesinde kurulan Boğa Sperma Merkezi ve Boğa Anası Tesisi ile dondurulmuş boğa spermasında yıllık 1 milyon doz üretime ulaşılarak iç piyasa ihtiyacının yüzde 40’ının tek başına karşılandığını açıkladı. Ayrıca bin 548 başlık safkan Arap atı sürüsünün yanı sıra Asya ceylanı, Ankara tiftik keçisi, Akbaş ve Kangal köpekleri gibi milli genetik mirasların başarıyla muhafaza edildiği, altyapıda ise sulu tarım alanının 1 milyon 41 bin dekara çıkarıldığı ve 48 MW’ı aşan Güneş Enerjisi Santrali (GES) projelerinin yürütüldüğü vurgulandı.

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü! Haber

Tarımda Afet Bilançosu: İlk 6 Ayda 900 Bin Dekar Alan Zarar Gördü!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2026 yılının ilk yarısında doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki yıkıcı etkilerini açıkladı. Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin dekar tarım arazisinin afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, afet mağduru çiftçiler için acil destek ve borç yapılandırma çağrısında bulundu. ​İklim değişikliğinin etkisiyle dünya genelinde artan doğal afetler, Türkiye’de tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. FAO verilerine göre tarım sektöründeki yıllık küresel zarar 144 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’de 2026 yılının ilk 6 ayı tarım sektörü için oldukça zorlu geçti. ​2026'da Tarımı Vuran Afetler ​TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, afetlerin sadece ürün kaybına yol açmadığını, aynı zamanda tohumdan gübreye, ilaçtan işçiliğe kadar tüm üretim maliyetlerini boşa çıkardığını vurguladı. 2026’nın ilk yarısındaki tablo ise şu şekilde özetlendi: ​Toplam Hasar: Yaklaşık 900 bin dekar alan sel, don, dolu, fırtına, kar, hortum ve heyelandan etkilendi. ​En Büyük Hasar: Zararın yaklaşık yarısı doğrudan sel ve su baskınlarından kaynaklandı. ​Yayılım: 28 ilde sel, 22 ilde don, 14 ilde aşırı yağış, 14 ilde dolu, 9 ilde fırtına, 9 ilde aşırı kar, 6 ilde heyelan ve 6 ilde hortum afeti yaşandı. ​"Sigortasız Çiftçilerimiz İçin Nakit Desteği Şart" ​Bereketli bir sezon beklentisine rağmen, afet nedeniyle ürününü ve gelirini kaybeden üreticilerin durumunun kritik olduğunu belirten Bayraktar, çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: ​Nakit Yardım: Sigorta kapsamı dışında kalan ve büyük mağduriyet yaşayan çiftçilere doğrudan nakit yardım yapılmalı. ​Borç Yapılandırma: Afetzede üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları acilen yapılandırılmalı. ​Tarım Sigortası Vurgusu: Çiftçi gelirlerine göre primlerin yüksekliği nedeniyle sigortalılık oranının düşük kaldığını belirten Bayraktar, devlet destekli sigorta sisteminin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini hatırlattı. ​Küresel Ölçekte Büyük Kayıp ​Bayraktar, FAO raporlarına dayanarak 1991-2023 yılları arasında doğal afetlerin tarıma verdiği toplam zararın 3,26 trilyon dolar olduğunu hatırlatarak, "Son 30 yılda milyarlarca ton tahıl, meyve, sebze ve hayvansal ürün afetler nedeniyle kaybedildi. Tarım stratejik bir sektör ve afet yönetimi artık milli bir meseledir" değerlendirmesinde bulundu. ​

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.