Hava Durumu

#Ziraat Bankası

Kırsal Haber - Ziraat Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir Haber

Bakan Yumaklı: "Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi" Bir Üretim Hareketidir

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi'nin artık sadece devletin değil yetiştiricilerin ve üretici birliklerinin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen üretim hareketi olduğunu söyledi. Bazı programlara katılmak üzere Van'a giden Bakan Yumaklı, “Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği İktisadi İşletmesi Açılış ve Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi Kapsamında Düve Teslim Töreni​"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Yumaklı, hayvancılık ve kırmızı et üretimi için önemli günlerden birini yaşadıklarını belirterek, bu heyecanı, ülke tarımının lokomotif şehirlerinden Van'da yaşamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. 2024'te açıkladıkları “Hayvancılık Yol Haritası"nın temel amacının kırmızı et üretimini verimli ve kaliteli düzeye çıkarmak olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bugün itibarıyla bütün dünyada herkesin yakından takip ettiği gelişmelerin, üretim gücünün olmaması halinde eldeki imkanların çok da önemli olmadığını gösterdiğini dile getirdi. Ülkenin üretim potansiyelini en üst seviyede harekete geçirmek vizyonundan yola çıkarak özellikle anaç hayvanların sayısını artırmak ve doğacak buzağılarla sürüleri çoğaltmak, verimli ve kaliteli üretim sağlamak istediklerini anlatan Yumaklı, projenin ilk teslimatlarını 9 ay önce Iğdır'da gerçekleştirdiklerini söyledi. Proje kapsamında başvuruları aldıklarını ve 18 kriter üzerinden yazılımla eşleştirmesini gerçekleştirdiklerini dile getiren Bakan Yumaklı, “200 bine yakın kardeşimiz bunlara başvurdu ve hak sahibi olma yolunda önemli bir mesafe katetmiş oldu. Bu, belli bir döneme ait bir proje değil devam edecek bir proje. Özellikle genç kardeşlerimizin ve kadın girişimcilerin bu üretimin içinde olabilmesi için de onlara ilave avantajlar sağlamış olduk. Eğer meslek mensubuysa yani bunun eğitimini almışsa, halihazırda bu işi yapıyorsa onlara da ilave ek avantajlar sağladık." dedi. “DEVLET YATIRIM YAPTI, YETİŞTİRİCİ SAHİP ÇIKTI, SÜRÜ DE BÜYÜDÜ" Bakan Yumaklı, değerlendirmeler sonucu 4 bin 351 kişinin ilk etabın hak sahipleri olduğunu söyledi. “4 bin 351 kardeşimizin yüzde 42'si kadın, yüzde 81'i genç, yüzde 90'ı da aktif hayvancılık yapan kardeşlerimizden oluştu yani bu proje başından sonuna kadar hedeflemiş olduğu bütün unsurları bünyesinde barındırmış durumda." diyen Yumaklı, şu bilgileri verdi: “Peki bu projenin yetiştiricilerimiz için avantajları neler? Birincisi, Bakanlığımıza bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün çiftliklerindeki kaliteli etçi gebe düveleri uygun maliyetle, burada Ziraat Bankasındaki arkadaşlara teşekkür ederim, 2 yılı ödemesiz toplam 7 yıllık bir sürede geri ödemek üzere üreticilere sağlamış olacağız. İkincisi, bu sağlanan kredinin en önemli unsuru da yüzde 85'e varan faiz indiriminin gerçekleşmesi yani önce hayvanlar sağlanacak, bunun bedeli de uygun koşullarda Ziraat Bankası tarafından sağlanacak. Üçüncüsü, hak sahiplerine 12 ay boyunca hayvan başına 1500 lira bakım ve besleme desteği sağlayacağız. Bu, bir asgari ücrete denk geliyor. 15 hayvan alan bir yetiştiricimiz, bir yılda tam 270 bin lira bakım ve besleme desteği almış olacak. Dördüncüsü de hayvanların sigortalanmış olması yani bir yıl boyunca bu hayvanları alan kardeşlerimiz bunlarla ilgili herhangi bir sorun yaşadığında sigortanın bunu karşılamasını sağlamış durumdayız." Bakan Yumaklı, TİGEM'in Iğdır ve Ceylanpınar'daki işletmelerinden ülkenin dört bir yanındaki yetiştiricilere hayvanları verirken bir destinasyonun daha eklenmesinin gururunu yaşadığını söyledi. Gelinen noktanın projenin özünü ortaya koyduğunu ifade eden Yumaklı, “Devlet yatırım yaptı, yetiştirici sahip çıktı, sürü de büyüdü. Değerli Valimiz, projenin üç yıl süreceğini söylediğimizde bu projeyi hemen sahiplendi. Van'da 7'den 70'e bu projenin gerçekleşmesi için kimler elini taşın altına koyduysa hepsine teşekkür ederim." diye konuştu. “KIRSALDA BEREKET, BİRLİKTE YÜRÜTÜLEN BİR ÜRETİM HAREKETİDİR" Proje kapsamında rakamlar paylaştıklarını, bunun öneminin büyük olduğunu ama asıl büyük önemin buradaki mana ve verdikleri mesaj olduğunu dile getiren Yumaklı, “Kırsalda Bereket, artık sadece devletin yaptığı bir proje değil yetiştiricilerimizin ve üretici birliklerimizin de omuz omuza verdiği, birlikte yürütülen bir üretim hareketidir. Projede yola çıkarken hedefimiz şuydu: Etçi damızlık materyal ihtiyacımızı bizzat kendi yetiştiricilerimizden, kendi toprağımızdan karşılamak. Eğer üretim gücünüz yoksa, sizler için önemli, kritik alanlarda bağımlı haldeyseniz o zaman bağımsızlığınıza dair şüphelerin olması kaçınılmazdır." diye konuştu. “İşte bunu sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle gıda arz güvenliği konusunda bugün dünyanın sadece savaşlarla değil aynı zamanda ticaretin de çok başka hale geldiği bir ortamda biz bunu hep birlikte sağlamış olacağız." ifadelerini kullanan Bakan Yumaklı, hedeflerinin projeyi hızlı şekilde yaygınlaştırmak olduğunu vurguladı. Bakan Yumaklı, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sadece kendi ülkemizin değil etrafımızda da bu üretim kabiliyetine sahip olmayan ülkelerin de ihtiyacını birlikte karşılamak. Büyükbaş hayvan dağıttığımız bu adımın bir diğerini de küçükbaş hayvancılıkta attık. 'Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek', projemizin adı. Van gibi hem küçükbaş hayvan rakamında birinci sırada, mera varlığında birinci sırada olan bir ilimizden bunu bütün Türkiye'ye duyurmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Buraya geldiğim zaman küçükbaş hayvan varlığımız yaklaşık 3,2 milyon civarındaydı. Şimdi 3,5 milyon yani sadece 300 bin artmış, yeterli değil. Van'ın çok önemli bir potansiyeli var, bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Yaptığımız her işimizde bu ülke için gecesini gündüzüne katan Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın çok önemli bir etkisinin olduğunu ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum." ​​Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı, hayvanların teslim edileceği çiftçilere sertifikalarını verdi, Düve Üretim Merkezi'nde incelemelerde bulundu

Bakan Yumaklı Polatlı’dan Müjdeyi Verdi: Küçükbaş Hayvan Sayısı 58 Milyon Başa Ulaştı! Haber

Bakan Yumaklı Polatlı’dan Müjdeyi Verdi: Küçükbaş Hayvan Sayısı 58 Milyon Başa Ulaştı!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ankara Polatlı Tarım İşletmesi’ni ziyaret ederek hayvancılıkta yeni yol haritasını ve "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi"nin detaylarını açıkladı. Yumaklı, küçükbaş sürülerinin %11 artışla 58 milyon başa yükseldiğini müjdeledi. Anadolu Küçükbaş Hayvancılığın Merkezi Olacak Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan TİGEM işletmesinde incelemelerde bulunan Bakan İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin hayvansal üretim stratejisine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç’ten işletmedeki hayvancılık faaliyetleri hakkında bilgi alan Yumaklı, Anadolu’nun coğrafi avantajlarını kullanarak bölgeyi küçükbaş hayvancılığın küresel merkezi haline getireceklerini vurguladı. 2024 yılında açıklanan 5 yıllık hayvancılık yol haritasının olumlu sonuçlarını almaya başladıklarını belirten Yumaklı, "Verimli, kaliteli ve sürdürülebilir üretimi hayvansal üretimde tesis edeceğiz" dedi. Kırsalda Bereket Projesi: 100 Hayvan ve Aylık 15 Bin TL Destek Küçük aile işletmelerini, gençleri ve kadın girişimcileri desteklemek amacıyla hayata geçirilen "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" hakkında detayları paylaşan Bakan Yumaklı, başvuruların 30 Nisan’da sona ereceğini hatırlattı. Proje kapsamında öne çıkan destekler şunlar: Hayvan Dağıtımı: Hak sahiplerine 95 dişi ve 5 erkek olmak üzere toplam 100 küçükbaş hayvan verilecek. Bakım Desteği: Üreticilere aylık 15 bin TL, yıllık toplamda 180 bin TL bakım ve gider desteği sağlanacak. Finansman Avantajı: Ziraat Bankası aracılığıyla %100’e varan faiz desteği ve 2 ile 7 yıl arasında değişen vade imkanları sunulacak. Yüksek Verimli Irklar: Dağıtılacak hayvanların tamamı TİGEM’in ıslah edilmiş, en iyi ırk sürülerinden seçilecek. Gençlere, Kadınlara ve Mühendislere İlave Puan Bakan Yumaklı, projenin sadece bir hayvan dağıtımı değil, bir üretim modeli olduğunu belirtti. Başvurularda puanlama sisteminin devreye alınacağını açıklayan Yumaklı, şu grupların avantajlı olacağını söyledi: Gençler ve Kadınlar: Üretime katılan genç ve kadın girişimcilere ilave puan verilecek. Şehit Yakınları: Sosyal sorumluluk kapsamında şehit yakınları öncelikli olacak. Eğitimli Girişimciler: Veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri mesleki bilgilerinden dolayı ek puan alacak. Örgütlü Üretim: Tarımsal kooperatif veya sivil toplum kuruluşlarına üye olan aile işletmeleri desteklenecek. "3 Yılda 150 Bin Hayvan Dağıtımı Hedefliyoruz" Projenin ilk etapta 150 bin hayvanı kapsadığını belirten Bakan Yumaklı, bu rakamın Bakanlık bünyesinde bir model oluşturacağını ifade etti. Birlik ve kooperatiflerin de bu modele dahil olmasıyla birlikte küçükbaş hayvancılıkta Türkiye'nin potansiyelinin en üst düzeye çıkarılması hedefleniyor.

Konya’da Hayvancılığın Geleceği İçin Kritik Zirve Haber

Konya’da Hayvancılığın Geleceği İçin Kritik Zirve

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (DSYB) ve TÜSEDAD iş birliğiyle düzenlenen "Su Kısıtında Sürdürülebilir Hayvancılık" toplantısı, bölge üreticisi için yeni bir yol haritası çizdi. Toplantıda, su krizine karşı münavebeli ekim ve hayvan besleme stratejileri masaya yatırıldı. Sektör Temsilcileri ve Üreticiler Konya’da Buluştu TÜSEDAD Üretici ve Sektör Temsilcileri Buluşmaları’nın 5.’si, Türkiye’nin tarım ambarı Konya’da gerçekleştirildi. Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız, TÜSEDAD Başkanı Müslüm Doğru ve TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali İmamoğlu’nun açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, hayvancılığın en büyük maliyet kalemlerinden biri olan yem ve su kullanımı arasındaki denge ele alındı. Programa; tarım ilçe müdürlükleri, Ziraat Bankası yetkilileri, veteriner hekimler odası ve ziraat odaları gibi sektörün tüm paydaşları yoğun katılım sağladı. Silajlık Mısırda Münavebe Dönemi: Su Tasarrufu ve Verimlilik Toplantı kapsamında düzenlenen panelde, Konya bölgesinde yoğun olarak ekimi yapılan silajlık mısır mercek altına alındı. Nihat Öztürk moderatörlüğünde; Prof. Dr. Armağan Hayırlı, Prof. Dr. Süleyman Soylu ve Hüseyin Doğançukuru’nun paylaştığı verilere göre, mısır ekiminin münavebeye (ekim nöbeti) bağlanmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı. Panelden Öne Çıkan Başlıklar: Su Yönetimi: Azalan su kaynakları karşısında mısır ekim alanlarının planlanması. Hayvan Besleme: Münavebenin kaba yem kalitesi ve hayvan rasyonları üzerindeki doğrudan etkileri. Ekonomik Sürdürülebilirlik: Girdi maliyetlerini düşürmek için alternatif ürün desenlerinin kullanımı. Üreticiler İçin Çözüm Odaklı Yaklaşım Panelistler, sadece sorunu tespit etmekle kalmayıp üreticilere uygulanabilir çözüm önerileri sundu. Özellikle su kısıtı olan bölgelerde sürdürülebilir hayvancılık için akademik bilgiyle sahadaki tecrübenin birleştirilmesi gerektiği ifade edildi. Ziraat Bankası ve TKDK temsilcilerinin de katılımıyla, bu dönüşümü destekleyecek finansal mekanizmalar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

Bakan Yumaklı’dan Küçükbaş Hayvancılık Müjdesi: 100 Hayvan ve Yıllık 180 Bin TL Destek! Haber

Bakan Yumaklı’dan Küçükbaş Hayvancılık Müjdesi: 100 Hayvan ve Yıllık 180 Bin TL Destek!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" kapsamında nisan ayı başvurularının başladığını duyurdu. Proje ile üreticilere 95 dişi, 5 erkek damızlık hayvanın yanı sıra yıllık 180 bin lira bakım desteği verilecek. ​Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nü ziyaret eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayvancılık sektöründe üretimi şahlandıracak yeni destek paketinin detaylarını paylaştı. Küçükbaş sürülerinin %11 artışla 58 milyona ulaştığını belirten Yumaklı, Anadolu’yu küçükbaş hayvancılığın merkezi yapma hedefine odaklandıklarını vurguladı. ​Küçükbaş Hayvancılıkta "Bereket" Dönemi Başladı ​Bakan Yumaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulan projenin uygulama takvimini açıkladı. 1 Nisan - 30 Nisan 2026 tarihleri arasında başvuruların kabul edileceği proje, özellikle genç ve kadın girişimcileri sektöre kazandırmayı amaçlıyor. ​Destek Paketinin Öne Çıkan Detayları: ​Hayvan Desteği: 95 dişi ve 5 erkek olmak üzere toplam 100 küçükbaş hayvan teslim edilecek. ​Maddi Destek: Bakım ve diğer giderler için aylık 15 bin TL, yıllık toplamda 180 bin TL nakdi destek sağlanacak. ​Finansman: Ziraat Bankası aracılığıyla %100’e varan faiz desteği ve 2 ila 7 yıl arası vade imkanı sunulacak. ​Kaliteli Irk: Verilecek hayvanların tamamı TİGEM’in en iyi ırk çalışmalarından elde edilen damızlık sürülerden seçilecek. ​Kimler Öncelikli Olacak? ​Bakanlık tarafından oluşturulan modelde, belirli gruplara avantaj sağlayacak bir puanlama sistemi uygulanacak. Proje kapsamında ilave puan alacak gruplar şunlar: ​Genç ve Kadın Girişimciler: Üretime katılmak isteyen gençler ve kadınlar. ​Şehit Yakınları: Sosyal sorumluluk kapsamında öncelik tanınacak. ​Uzmanlar: Veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri. ​Örgütlü Üreticiler: Tarımsal kooperatif veya sivil toplum kuruluşlarına üye olan aile işletmeleri. ​Hedef: Sürdürülebilir ve Verimli Üretim ​Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için çalıştıklarını belirten Yumaklı, şunları kaydetti: ​"Şu an için öngördüğümüz rakam 150 bin işletme. Bu rakam küçük gibi görünebilir ancak biz Bakanlık olarak sürdürülebilir bir model oluşturuyoruz. Amacımız, Anadolu'nun tecrübesini modern tekniklerle birleştirerek hayvansal üretimde dışa bağımlılığı bitirmek ve küresel bir tedarik gücü haline gelmektir." ​Proje Takvimi ve Başvuru Bilgileri: ​Başvuru Başlangıcı: 1 Nisan 2026 ​Son Başvuru Tarihi: 30 Nisan 2026 ​Uygulama Süresi: 3 Yıl

100 Küçükbaş Hayvan ve Nakdi Destek Paketi Başladı! Haber

100 Küçükbaş Hayvan ve Nakdi Destek Paketi Başladı!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayvancılıkta yerli üretimi güçlendirecek “Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi” başvurularının başladığını duyurdu. Proje kapsamında üreticilere hem 100 adet damızlık küçükbaş hayvan temin edilecek hem de bakım giderleri için nakdi destek ödemesi yapılacak. ​Küçükbaş Hayvancılıkta Yeni Dönem: 150 Bin Hayvan Dağıtılacak ​Bakan Yumaklı, 2026-2028 yıllarını kapsayan 3 yıllık program dahilinde toplam 150 bin küçükbaş hayvanın uygun şartlarda üreticilerle buluşturulacağını açıkladı. Projenin temel amacı; anaç hayvan sayısını artırarak kırmızı et arzında sürdürülebilirliği ve yeterliliği sağlamak olarak belirlendi. ​Destek Paketinde Neler Var? ​Proje kapsamında hak sahibi olan yetiştiricilere sunulacak imkanlar şunlar: ​Hayvan Temini: 95 baş dişi ve 5 baş erkek olmak üzere toplam 100 küçükbaş hayvan, TİGEM aracılığıyla uygun şartlarda teslim edilecek.​Bakım ve Besleme Desteği: Hayvan tesliminden sonra 12 ay boyunca bakım giderleri karşılanacak. Her 3 ayda bir 45 bin TL olmak üzere, toplamda nakdi destek hesaplara yatırılacak.​Ücretsiz Sigorta: Teslim edilen hayvanların ilk bir yıllık TARSİM sigortası Bakanlık tarafından ödenecek.​Düşük Faizli Kredi: Hayvan bedelleri için Ziraat Bankası’nın avantajlı kredilerinden yararlanılabilecek.​Kimler Başvurabilir? Öncelik Gençlerin ve Kadınların ​Kırsalda istihdamı artırmayı hedefleyen projede belirli gruplara öncelik tanınacak. Bakan Yumaklı, özellikle şu grupları başvuruya davet etti: ​Genç ve Kadın Üreticiler: Üretimin merkezinde yer alan kadınlar ve gençler.​Yeni Mezunlar: Veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliği bölümlerinden mezun olan gençler.​Özel Gruplar: Engelliler, şehit yakınları, gaziler ve birinci derece tarımsal örgüt üyeleri.​Başvurular Ne Zaman ve Nereye Yapılacak? ​Projeden yararlanmak isteyen yetiştiriciler için takvim belli oldu: ​Başvuru Tarihleri: 1 - 30 Nisan 2026​Başvuru Yeri: İşletmenin bulunduğu il veya ilçe tarım ve orman müdürlükleri.​Teslimat: Puanlama sistemine göre belirlenecek hak sahiplerine hayvan teslimatları 2026 yılının ikinci yarısından itibaren başlayacak. ​Bakan Yumaklı’nın Mesajı: "Gençlerimiz doğdukları topraklarda kendi işlerini kuracak, üretime ve istihdama güç katacak. Tüm üreticilerimizi bu tarihi projeye başvurmaya davet ediyorum."

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı Haber

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), yayımladığı basın açıklamasıyla süt sektöründe büyüyen bir belirsizlik krizine dikkat çekti. Desteklemelerin ve yeni tavsiye fiyatının hala açıklanmamış olması, üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdi. ​Destek ve Fiyat Bekleyişi Sürüyor ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılına ilişkin çiğ süt ve buzağı desteklerinin hala ilan edilmediği belirtildi. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) kararı gereği üç ayda bir güncellenmesi gereken sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının, 1 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni seviyesinin hala belirsizliğini koruduğu vurgulandı. Üreticiler, "Ne kazanacağını bilmeden üretim nasıl sürdürülecek?" sorusuna yanıt bekliyor. ​Artan Maliyetler Üreticiyi Kıskaca Aldı ​Sektörün sadece belirsizlikle değil, aynı zamanda ciddi maliyet artışlarıyla da mücadele ettiği ifade edildi: ​Navlun ve Lojistik: Navlun fiyatlarındaki %40-60 artış ve yükselen sigorta maliyetleri yem ham maddesini pahalı hale getiriyor. ​Enerji ve Akaryakıt: Akaryakıt ve elektrik giderlerindeki yükseliş; süt toplama, kesimhane ve soğuk zincir maliyetlerini doğrudan artırıyor. ​Kredi Limitleri: Ziraat Bankası’nın hayvansal üretim kredilerindeki üst limitlerinin 2024 yılından bu yana değişmemesi, artan maliyetler karşısında üreticinin finansmana erişimini kısıtlıyor. ​"Et ve Süt Krizi Kapıda" ​Duyuruda, küçük ve orta ölçekli üreticilerin üretimden çekilmeye başladığı ve anaç hayvan kesimlerinin arttığı uyarısı yapıldı. Bu durumun gelecekte ciddi bir arz krizine, gıda enflasyonunda artışa ve gıda güvenliği riskine yol açabileceği belirtildi. ​TÜSEDAD’dan Acil Eylem Çağrısı ​Dernek, sektörün sürdürülebilirliği için şu talepleri sıraladı: ​Çiğ süt ve buzağı destekleri ile yeni tavsiye fiyatı derhal açıklanmalıdır. ​Destek ödemeleri bir takvime bağlanarak hızla gerçekleştirilmelidir. ​Ziraat Bankası kredi üst limitleri güncel maliyetlere göre acilen yükseltilmelidir. ​Yem ham maddesinde yerli üretim seferberliği başlatılmalıdır. ​Açıklama, "Üretici belirsizlik değil, öngörülebilirlik ister. Tarımda sürdürülebilirlik, ancak zamanında alınan doğru kararlarla mümkündür" sözleriyle noktalandı.

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek Haber

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, “Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi. Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, “Hedeflerde yaklaşık yüzde 90’a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı. “500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna “300 Koyun Projesi” olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ni hatırlatarak, “O gün bu proje ‘ithalatı bitirecek’ denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25’inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023’te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç alınamadı” diye konuştu. Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, “Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor” dedi. Gürer, “2018’de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90’lık bir daralma demektir” ifadelerini kullandı. “1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK” Türkiye’de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz” diye konuştu. “BAŞVURULARIN YÜZDE 90’I ELENDİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018’de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. “Başvuruların yalnızca yüzde 9’u sisteme dahil edilebildi” diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası’nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi. Gürer, “Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı” dedi. “KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023’ün “ithalatı bitirme yılı” olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, “2022’de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023’te 52 milyon 363 bin 410’a geriledi. Yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş var” dedi. Koyun eti üretiminin 2023’te 569 bin tondan 2024’te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, “Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor” diye konuştu. 2024’te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025’te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, “Bu yaklaşık yüzde 19’luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor” dedi. “İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI” Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, “İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür” ifadelerini kullandı. “HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ” Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir” dedi. Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, “Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL’nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir” diye konuştu. “YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ” Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz” dedi. Pazarlama sorununa da değinen Gürer, “Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. TÜİK VERİLERİ SORUNLU CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK’in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti. TÜİK’in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti. 2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti. Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen “mucizevi bir artış” yaşandığını söyledi. ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti. Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, “Avrupa’da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır.” diye konuştu. ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı’nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti. Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, “2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken ‘tarımda üretim sorunu yok’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi. Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, “100 hayvanım vardı, 30’unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı” dedi. Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, “Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır” diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10’u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. “100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye ‘üretmeye devam et’ demek gerçekçi değildir” dedi. 2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti. Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, “Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

İthalata Dayalı Tarım Politikası Üreticiyi ve Halkı Yoksullaştırdı Haber

İthalata Dayalı Tarım Politikası Üreticiyi ve Halkı Yoksullaştırdı

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftçilerle iftar programında açıkladığı projelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu, “İthalata dayalı, bilinçli olarak sürdürülen tarım politikaları üreticiyi, halkı yoksullaştırdı. Derinleşen krizin üzeri ‘müjde’ başlıklarıyla örtülmek isteniyor” dedi. Tarımın günü kurtaran açıklamalarla, vitrin projeleriyle ve kampanya mantığıyla yönetilemeyeceğini vurgulayan Sarıbal, “Tarım istikrar ister, planlama ister, akıl ister. En önemlisi de kamucu bir anlayış ister. Ne yazık ki Türkiye’de uzun yıllardır bunların hiçbiri yok. Bugün geçim derdiyle boğuşan, ev kirasını ödeyemeyen, mutfağında tencere kaynatmakta zorlanan milyonlarca yurttaşa gerçek çözümler sunmak yerine, sadece yeni isimler verilmiş projelerle oyalanıyoruz. ‘Kırsalda bereket, küçükbaşa destek’ başlığıyla sunulan bu yaklaşım, tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak, günü kurtarmaya dönük bir anlayışın ürünüdür” ifadelerini kullandı. 13,5 MİLYAR DOLAR İTHALATA GİTTİ, SONUÇ DEĞİŞMEDİ Et fiyatlarının geldiği noktaya dikkat çeken Sarıbal, bugüne kadar çok sayıda strateji belgesi ve proje açıklandığını, ancak somut bir sonuç alınamadığını söyledi. Buna rağmen yoksul halkın cebinden çıkan 13,5 milyar doların canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına gittiğini söyleyen Sarıbal, “Sonuç değişmedi. Et fiyatları düşmedi, dar gelirli yurttaş sofraya et koyamaz hale geldi. Türkiye’de 1 kg dana eti 21,5 dolar. Komşu ülkelerde 9–15 dolar bandında. Bu tablo, hayvancılık politikalarının iflasıdır. TÜİK’in Ekonomik Faaliyetlere (ISIC, Rev. 4) tarım dış ticareti verilerine göre 2003-2025 yılları arasında toplam ihracat 127 milyar TL, ithalat ise 185 milyar TL, dış ticaret açığı ise 58 milyar TL’dir. Tarıma dair bunu dışındaki sınıflandırmaların uluslararası geçerliliği yoktur” dedi. ÖNCE TARIM KANUNU’NU UYGULAYIN! Tarım Kanunu’na göre tarımsal desteklerin milli gelirin yüzde 1’i olması gerektiğini hatırlatan Sarıbal, iktidarın çiftçiye verdiği desteğin yüzde 0,22’de kaldığını söyledi. Bu nedenle çiftçinin 2007–2026 döneminde biriken alacağının 1 trilyon 977 milyar TL’ye ulaştığını ifade eden Sarıbal, “Çiftçi borç içinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Tarım Kanunu çok açık. Üreticinin belini büken en büyük yük yem maliyetleri. 2020’de tonu 1.500 TL olan yem, 2025’te 6.500 TL’ye dayandı. Üstelik yem hammaddelerinde soya ve mısırda dışa bağımlıyız. Kur arttıkça maliyet artıyor, üretici eziliyor. Üstüne bir de Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğle yem üretiminde kullanılan premiks ve flake ürünlerindeki KDV istisnası kaldırıldı. Yüzde 20 KDV, yem fiyatlarına en az yüzde 3 ek yük demek. Çiftçi borç içinde, ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bugün itibariyle çiftçinin bankalara olan toplam borcu 1 trilyon 239 milyar TL’ye ulaştı. Takibe alınan tarım kredileri ise bir yılda 3,6 milyar TL’den 14,8 milyar TL’ye çıktı. Üreticiler Ziraat Bankası’ndan faizsiz kredi kullanabilecek, bu krediler 2 yıla kadar geri ödemesiz olacakmış. Ziraat Bankası’nın Demirören Holding’e kullandırdığı 800 milyon dolarlık kredinin gündeme gelmesinden sonra bu açıklamanın samimi olduğuna kim inanır?” dedi. KURTULUŞ KAMUCU TARIM POLİTİKASINDA! Milletvekili Sarıbal, üretimi korumak yerine ithalatı ve borçlanmayı esas alan bir anlayışla tarımın ayağa kalkamayacağını, buna bağlı olarak gıda fiyatlarının da ucuzlamayacağını belirtti. Hayvancılık sektörünün şap hastalığıyla birlikte ağır bir yıkım yaşadığını belirten Sarıbal, yıllık ekonomik zararın 162 milyar TL olarak öngörüldüğüne dikkati çekti. Buna karşın iktidarın hala “süslenmiş projeler” anlattığını ifade eden Sarıbal, tabloyu şu verilerle ortaya koydu: “Hayvansal üretimde maliyetlerin yaklaşık yüzde 70’i yemden oluşurken, süt/yem paritesi 1,5’in altına düşmüş durumda. Süt fiyatları baskılanırken yem fiyatları hızla artıyor, hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekler içindeki payı ise yüzde 17,7’ye kadar gerilemiş bulunuyor. Sığır, manda ve keçi varlığı 2020’nin gerisine düştü. İşletmeler kapanıyor, üretici sektörden çekiliyor. Üretimi korumak yerine üreticiyi tasfiye eden, hayvancılığı sürdürülemez kılan, ithalatı ve borçlanmayı esas alan bir siyasal tercih var. Oysa yapılması gereken bellidir. Yerli yem hammaddesi üretimini artırmak, meraları ıslah etmek, destekleri zamanında ve gerçekçi düzeyde ödemek; Et ve Süt Kurumu’nu piyasada gerçekten dengeleyici bir araç olarak kullanmak. Tarım planla, üretimle ve kamucu politikalarla ayağa kalkar. Türkiye’nin ihtiyacı gösteri projeleri değil, çiftçiyi yaşatan gerçek bir tarım politikasıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.