Hava Durumu

#Ziraat Mühendisi

Kırsal Haber - Ziraat Mühendisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Mühendisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ücretsiz Parazit Uygulaması Üreticinin Yüzünü Güldürdü Haber

Ücretsiz Parazit Uygulaması Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleyen uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, Döşemealtı Yeniköy Mahallesi’nde küçükbaş hayvancılıkla uğraşan üreticilere ücretsiz dış parazit ilaçlama uygulaması gerçekleştirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve üreticinin yükünü hafifletmek amacıyla tarımsal destek çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Döşemealtı Yeniköy Mahallesi’nde gerçekleştirilen uygulama bölgede koyun ve keçi yetiştiriciliği yapan çiftçilerin hayvanları, uzman ekipler tarafından tek tek parazit banyosundan gerçekleştirildi. Uygulama üreticiler tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken, hayvanlar parazitlerden arındırılırken, et ve süt veriminde artış, ölüm ve hastalık riskinde ise ciddi azalma sağlanıyor. Aynı zamanda çiftçiler, ilaç ve veteriner giderlerinden tasarruf ederek ekonomik olarak rahatlıyor. PARAZİT KAYNAKLI HASTALIKLARIN ÖNÜNE GEÇİLİYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda ziraat mühendisi olarak görev yapan Merve Güneş Bahşi özellikle uygulamanın et ve süt veriminde önemli bir artış sağladığına dikkat çekerek, “Bu uygulamayla kırsalda bit, pire, kene ve uyuz etkenlerinin popülasyonunun artmasını da engellemiş olmaktayız” dedi. ÜRETİCİ MEMNUN Döşemealtı Yeniköy Mahallesi Muhtarı Ahmet Kıvrak “Uygulamadan çok memnun kaldık. Dış parazit uygulaması düzenli olarak yılda 2 veya 3 defa yaptığımız bir uygulama olup, en çok zorlandığımız şeydi. Hayvanlarımız kısa zamanda ve daha emniyetli şekilde ilaçlanmış oldu” diyerek memnuniyetini dile getirdi. Uygulamadan yararlanan bir diğer üretici Ayşe Kıvrak ise uygulamanın ücretsiz şekilde yapılmasından dolayı memnuniyetini dile getirerek Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etti.

Efes Selçuk’ta Kompost Eğitimi Yoğun İlgi Gördü Haber

Efes Selçuk’ta Kompost Eğitimi Yoğun İlgi Gördü

Efes Selçuk Belediyesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı iş birliğinde, “Güçlü Üretim İçin Tarım Eğitimleri” programı kapsamında düzenlenen Bokaşi Ev Tipi Kompost Eğitimi, Efes Tarlası Yaşam Köyü Toprak Okulu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Ücretsiz olarak düzenlenen eğitime 60 vatandaş katıldı. Ziraat Mühendisi Özgür Sözen’in anlatımıyla gerçekleşen eğitimde; bokaşi kompostunun yapım süreci, içine atılabilecek ve atılamayacak gıdalar, kompost kitinin içeriği ve kullanımı, fermantasyon ve bekletme aşamaları ile elde edilen kompostun nasıl değerlendirileceği ayrıntılı şekilde ele alındı. Katılımcılar hem teorik bilgi aldı hem de uygulamaya dair merak ettikleri sorulara yanıt buldu. Eğitim sonunda başvuru yapan tüm katılımcılara Bokaşi Kompost Yapım Seti ücretsiz olarak hediye edildi. “ATIKLARI TOPRAĞA GERİ KAZANDIRMAYI AMAÇLIYORUZ” Ziraat Mühendisi Hüseyin Karaman, katılımın yoğun olmasından memnuniyet duyduklarını belirterek; “Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde kompost yapım kovalarını vatandaşlarımıza teslim ediyoruz. Mutfaktaki organik atıkları komposta dönüştürerek toprağımıza geri kazandırmayı amaçlıyoruz. Katılımcılarımızın ilgisi ve soruları bizi çok mutlu etti. Faydalı bir eğitim olduğunu düşünüyoruz” dedi. KATILIMCILAR EĞİTİMDEN MUTLU AYRILDI Katılımcılardan Gülsüm Özalp, eğitimin son derece faydalı olduğunu belirterek doğaya katkı sunmak adına uygulamayı sürdüreceğini ifade etti. Şerife Özkaya ise dağıtılan kompost setini okulda öğrencileriyle birlikte kullanacaklarını belirterek, “Bu eğitimi duyunca hemen katılmak istedik. Okulumuzda çocuklarımızla birlikte uygulayacağız. Böylece konuyu daha somut hale getireceğiz” dedi. Sabahat Acarlı, emeği geçenlere teşekkür ederek bu tür çalışmaların küçük adımlarla büyüyen bir farkındalık oluşturduğunu vurguladı. Ayşem Üreten de benzer eğitimlerin daha geniş kitlelere ulaşması gerektiğini belirterek, evde başlayan çevre bilincinin çocuklara da yansıyarak toplumsal farkındalığı artıracağını dile getirdi. Efes Selçuk’ta düzenlenen bu eğitimle, mutfak atıklarının doğaya yeniden kazandırılması ve sürdürülebilir yaşam bilincinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi Haber

Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi Düzenlendi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle arıcılık yapan üreticiler için “Kışlatmadan, İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi” eğitimi düzenlendi. Eğitimde; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylar ile erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi konularında bilgilendirmeler yapıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerli üreticiyi teşvik etmek amacıyla üreticilerle bir araya gelmeye devam ediyor. Arı üreticilerinin geleneksel yöntemlerin dışına çıkıp modern üretimle daha kaliteli ve verimli bal elde edebilmesi ve arıcıların daha fazla bilinçlenebilmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesi ile Güdül ve Şereflikoçhisar Belediyeleri iş birliğiyle “Kışlatmadan İlkbahara Arıcılıkta Koloni Yönetimi Eğitimi” düzenlendi. EĞİTİMLERE YAKLAŞIK 240 ÜRETİCİ KATILDI Eğitim kapsamında; kışlatma sürecinde dikkat edilmesi gereken detaylarla birlikte erken ilkbahar döneminden üretim sezonuna kadar; arı yetiştiriciliği, arıcılığa bilinçli yaklaşım, arı sağlığı ve arı ürünleri üretimi Ziraat Mühendisi Suat Musabeşeoğlu tarafından anlatıldı. Aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Arıcılık Araştırma Üretim ve Eğitim Merkezi faaliyetleri anlatılarak, yapılan teknik arıcılık uygulamaları konusunda da bilgi verildi. Güdül ve Şereflikoçhisar’da düzenlenen eğitimlere yaklaşık 240 arı üreticisi katıldı. “YAPTIĞIMIZ YATIRIMI GELECEĞE YATIRIM OLARAK GÖRÜYORUZ” Amaçlarının arılarla ilgili geleneksel ve modern yöntemleri üreticilere anlatmak olduğunu kaydeden ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, “İklim krizi ile birlikte geleneksel tarım anlayışının artık bu işleri tam yürütemediği anlaşıldı. Bu manada uzman arkadaşlarımızın çeşitli çalışmaları var. Bu çalışmaları üreticilerimize aktararak daha verimli, daha kaliteli ürün nasıl elde edebilirizi anlatıyoruz. Katılımlar gayet iyi. Bütün kırsal ilçelerimizde bunu yapmayı düşünüyoruz. Arıya önem veriyoruz, Büyükşehir olarak veya insanlık olarak yaptığımız yatırımı, geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Doğada sürdürülebilir tarımın, biyoçeşitliliğin devamı tamamen arıya bağlı. Onun korunması, sürdürülebilir tarıma dâhil edilmesi lazım. Biyoçeşitliliğin devam etmesi, tarımın devam etmesi adına arıya önem vermemizin gerektiğini biliyoruz. Bu manada çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu. “GÜDÜL DOĞAL YAPISI VE İKLİM YAPISI AÇISINDAN ARICILIĞA UYGUN BİR BÖLGE” Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay, “Bugün arıcılıkta kışlatma ve koloni yönetimi hakkında üreticilerimize bilgilendirme yapıldı. Güdül’de arıcılık sistemine kayıtlı 86 yetiştiricimiz var. Güdül, doğal yapısı ve iklim yapısı açısından arıcılığa uygun bir bölge. Arı üretici sayımızı ve kovan sayımızı artırmak için Büyükşehir Belediyemizle beraber iş birliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Üreticilerimize bol bereketli bir yıl diliyorum” derken, Şereflikoçhisar Belediye Başkanı Mustafa Koçak ise şunları söyledi: “Ülkedeki üretimi nasıl yerelden destekleyebiliriz düşüncesiyle bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ankara genelinde yapıldığı gibi ilçemizde de arıcılık faaliyetlerinin yapılmasına ağırlık veriyoruz. Yağmur çamur demeden bu işleri yapan arkadaşlarımız var. Bu emeğin asıl sahibi onlar.” EĞİTİMLERLE VERİMLİ VE KALİTELİ BAL ÜRETİMİNİN SÜRDÜRÜLEBİLMESİ HEDEFLENİYOR ABB Ziraat Yüksek Mühendisi ve Eğitimci Suat Musabeşeoğlu, eğitimle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Arıcılarımız özellikle iklim noktasında yaşadığı zorlukları engelleyebilmek, daha çok verimli üretimi teşvik edebilmek noktasında her şeyin temelinde başarılı bir koloni yönetimi yatıyor. Verimli arıcılık çalışmalarını sürdürebilmeleri için bizler de eğitim faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Bu şekilde de ilkbahar sezonuna kadar ilçelerimizde eğitimlerimizi tamamlamayı hedefliyoruz.”

''Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek'' Projesi Başlıyor Haber

''Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek'' Projesi Başlıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Çiftçiler ile İftar” programına katıldı. Yaptığı konuşmada üreticilere ve çiftçilere müjde veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: “2026 yılında 14,5 milyar lira olan kırsal kalkınma destek bütçemizin yarısını genç ve kadın üreticiler ile aile işletmelerimize ayırıyoruz. Ayrıca küçükbaş hayvancılığı desteklemek amacıyla yeni bir projeyi daha devreye sokuyoruz. ‘Kırsalda bereket, küçükbaşa destek’ adını verdiğimiz projenin ilk etabında tam 150 bin küçükbaşı üreticilerimize uygun şartlarda vereceğiz. Projeden faydalanacak her üreticimize 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edeceğiz. Bu hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğini biz karşılayacağız. Projenin finansmanı için üreticilerimiz Ziraat Bankasından faizsiz kredi kullanabilecek. Bu kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz, devamında da 7 yıla kadar vade seçenekleri var. Projeden faydalanan üreticilerimizin alacakları küçükbaşların sigortasını 1 yıl biz karşılayacağız.” Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) çiftliklerinde yetişen, üstün genetiğe sahip bu hayvanların dağıtımının da bölgelere uygun ırklara göre yapılacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu projede kadın ve genç üreticilerimize öncelik vereceğiz. Ayrıca veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliğinden yeni mezun gençlerimize de bu projeye başvurmaları hâlinde öncelik sağlayacağız. Böylece hem gençlerimiz kendi doğdukları topraklarda kendi işlerini kuracak hem de üretime ve istihdama güç katacak” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk hayvanları da yetiştiricilerimize bu yıl içinde teslim edeceğiz. Küçükbaş hayvancılık yapmak isteyen bütün genç ve kadın üreticilerimizi bu projeye başvurmaya davet ediyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanan Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi ile ilgili olarak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da bir açıklama yapıldı. Projenin kırsalda üretimi güçlendirmek, aile işletmelerini büyütmek, gençleri ve kadınları üretime daha fazla dâhil etmek ve meraya dayalı üretimi daha kârlı hale getirmek amacıyla hayata geçirildiğinin altı çizildi. Projeyle ilgili yapışan açıklamada; ''Projenin Temel Yaklaşımı Bu uygulamada yalnızca sayı artışı hedeflenmemekte; verim, uyum ve sürdürülebilirlik esas alınmaktadır. Dağıtımlar, ülkemizin bölgesel yetiştiricilik gerçekleri dikkate alınarak; yöre, iklim ve mera yapısına uygun damızlık küçükbaş ırkları üzerinden planlanacaktır. Dağıtılacak ırklar ile dağıtım bölgeleri/illeri ve başvuru şartlarına ilişkin nihai çerçeve HAYGEM tarafından belirlenecek ve ilan edilecektir. Kurumsal İş Birliği Proje; TİGEM'in damızlık güvencesi ve Ziraat Bankası'nın finansman imkânları ile yürütülecektir. Proje kapsamında dağıtılacak hayvanlar, TİGEM işletmelerinde yetiştirilen hayvanlardan temin edilecektir. Kapsam ve Takvim - Proje uygulaması 2026–2028 yıllarını kapsayan 3 yıllık bir programdır. - Program boyunca toplam 150 bin baş küçükbaş hayvan dağıtımı öngörülmektedir. - Dağıtılacak hayvanlar TİGEM işletmelerinde yetiştirilen en az 6, en fazla 18 aylık hayvanlardan olacaktır. - Hak sahibi her üreticiye 95 dişi + 5 erkek olmak üzere toplam 100 baş küçükbaş hayvan temin edilecektir. Kimler Başvurabilir? - Projeye belirlenecek üst sınırdan daha az hayvana sahip olanların yanı sıra hali hazırda hayvancılık yapmayan kişiler de başvuru yapabilecektir. - Kadın ve gençler ile meslek mensupları (Veteriner Hekim, Ziraat Mühendisi, Gıda Mühendisi) önceliklendirilecektir. Başvuru Başlangıç Tarihi ve Süreç Başvurular Nisan 2026 tarihinde başlayacaktır. Değerlendirmeler sonucunda yılın ikinci yarısından itibaren hayvan dağıtımlarına başlanması planlanmaktadır. Sağlanan Destekler Projeden hak kazanan üreticiler için özet destek unsurları aşağıdaki gibidir: 1. Kredi desteği (Ziraat Bankası) Hak sahibi üreticiler, Ziraat Bankası'ndan %100 faiz indirimine kadar Temel Hayvancılık Kredisi kullanabilecektir. Geri ödemeler 2 yıla kadar ödemesiz, devamında toplam 5 yıl veya 7 yıl vade seçenekleriyle planlanabilecektir. 2. TARSİM sigortası Hak sahibi üreticilerin projeyle edindikleri küçükbaş hayvanları 1 yıllık olarak TARSİM kapsamında sigortalanacaktır. 3. Bakım-besleme desteği Hayvan teslimini takip eden aydan itibaren 12 ay boyunca; hayvan başına 150 TL, en fazla 100 baş için aylık azami 15.000 TL yıllık toplamda 180.000 TL bakım- besleme desteği ödenecektir. Duyurular ve Resmî Bilgilendirme Dağıtım yapılacak iller/bölgeler, dağıtılacak yöreye uygun ırklar, başvuru usul ve esasları ile değerlendirme takvimi, Bakanlığımız ilgili birimlerince (HAYGEM koordinasyonunda) ayrıca ilan edilecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

Tarımsal Destekler Bir An Önce Ödenmeli Haber

Tarımsal Destekler Bir An Önce Ödenmeli

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için çiftçilere yönelik desteklerin bir an önce ödenmesi çağrısında bulunarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslendi. Son üç yıldır çiftçilerin hem iklim koşullarından kaynaklanan sorunlarla hem de ekonomik krizle mücadele ettiğini belirten Ün, “Ülkemiz çiftçisi son üç yıldır iklim felaketleri ve ekonomik kriz altında adeta eziliyor. Her geçen gün borcuna borç ekleniyor, binlerce çiftçi borçları nedeniyle takibe düşüyor. Tam da bu noktada, destek ödemelerinin bugünlerde yapılması çiftçiye nefes aldıracaktır. Çiftçinin üretimde maliyetlerinin düşmesi ve faiz yükü altında ezilmemesi için bu zor günlerde yanında olmalıyız” dedi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) açıkladığı verilere dikkat çeken Ün, girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Ün, “TZOB’un açıkladığı rakamlara göre son bir yılda gübre fiyatları yüzde 26 ila 40, mazot fiyatları yüzde 22, yem fiyatları yüzde 30 ila 33, zirai ilaç maliyetleri ise yüzde 36 arttı. Bu tablo karşısında çiftçiyi maliyet artışlarına karşı korumanın yolu, eski adıyla mazot ve gübre desteği, yeni adıyla temel desteklerin bir an önce ödenmesidir” diye konuştu. Tarımsal desteklerin iki parça hâlinde ödeneceği bilgisini de paylaşan Ün, bu uygulamayı eleştirerek şunları söyledi: “Biz desteklerin bir an önce ödenmesi çağrısını yaparken, AKP çiftçinin hakkı olan destekleri ikiye bölerek ödemeyi planlıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sesleniyorum: Gıda fiyatlarının düşmesini istiyorsanız, sudan sebeplerle bahane üretmek yerine çiftçinin desteğini derhâl ödeyin ki hem çiftçi hem de vatandaş rahat bir nefes alsın.” Desteklerin üretim sezonu öncesinde ödenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Ün, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu destekleme politikasıyla bir yere varamayız. Destekler üretim sezonu öncesinde ödenirse çiftçi borçlanmadan, zam artışlarına maruz kalmadan girdilerini temin edebilir. Bu da üretim maliyetlerinin düşmesi ve vatandaşın daha ucuz gıdaya ulaşması anlamına gelir. Buradan bir kez daha AKP’ye sesleniyorum: Çiftçiyi desteklerseniz 86 milyonu desteklemiş olursunuz. Çiftçinin desteğini hemen ödeyin.”

Gürer: "Şap Hastalığı Hayvancılığı Vuruyor!" Haber

Gürer: "Şap Hastalığı Hayvancılığı Vuruyor!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında hayvan hastalıklarının hayvancılık sektöründe kayıplara yol açtığını belirterek, şap hastalığının olumsuz etkilerine dikkat çekti. Gürer, hastalık nedeniyle 81 ilde hayvan pazarlarının kapandığını, et ve süt üretiminde kayıplar yaşandığını ifade etti. Gürer, şap hastalığı nedeniyle buzağısını atan ancak yoğun çabayla hayatta tutulan bir hayvan üzerinden yaşanan süreci yerinde besiciden dinledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemiz 2025 yılında hayvan hastalıkları nedeniyle önemli sıkıntılar yaşadı. Bu hastalıklar hayvan pazarlarının kapanmasına yol açtı; et ve süt kayıpları oluştu, hayvan kayıpları da bununla birlikte arttı. Şap hastalığının etkisiyle buzağısını atan ancak sonrasında kurtarılan bir hayvan olsa da bazı hayvanlar yavru attı ya da telef oldu” dedi. “HAYVANI ELLERİMİZLE BESLEYEREK HAYATTA TUTTUK” Süt İnekçiliği yapan Zülfü Ünal Şap hastalığına yakalanan hayvanın simental cinsi olduğunu belirterek, “Bu hayvan normalde minimum 650–700 kilo canlı ağırlığa ulaşmıştı. Şapa yakalandıktan sonra ölmek üzereydi. Ağzı ve dili yara olduğu için yem yiyemiyordu; biz de zorla, ellerimizle besleyerek kurtarmaya çalıştık. Yoğun bir mücadelenin ardından 15 günün sonunda hayvanı hayata döndürdük” diye konuştu. Ancak hastalığın etkilerinin bununla sınırlı kalmadığını vurgulayan Ünal, hayvanın dört aylık gebe olmasına rağmen buzağısını attığını belirterek, “Şap hastalığının etkisiyle buzağı kaybı yaşadık” dedi. ŞAP SONRASI KISIRLIK RİSKİ VE VERİM KAYBI Ünal, hastalıktan altı ay sonra aşılama yaptırmalarına rağmen hayvanın boğaya gelmediğini belirterek, “Şap hastalığının en büyük etkilerinden biri dişi hayvanları kısır bir döngüye sokmasıdır. Tohumlama zamanı gelmiyor, tohumlama yapamayınca üretim de yapılamıyor, buzağı alınamıyor” ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1,5 ay önce yeniden aşılama yaptıklarını aktaran Ünal, “Şu anda durumu net değil. 15–20 gün sonra yeniden kontrollerini yapacağız. Gebe değilse hayvanı kesime göndermek zorunda kalacağız” dedi. Süt verimindeki düşüşe de dikkat çeken Ünal, “Hayvanımız günlük minimum 25–30 litre süt veriyor. Oysa hastalıktan önce 40 litreye ulaşmıştık. Bu simental bir hayvan. Daha önce 40 litreye yakın süt alıyorduk” diye konuştu. İşletmedeki 20 hayvanın tamamının gebe olduğunu belirten Ünal, üretimi sürdürmek için büyük çaba gösterdiklerini ve destek beklediklerini söyledi. “HASTALIK ÖNLENEMEZSE İTHALAT KAÇINILMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, simental ırkı bir hayvanda süt veriminin 40 litreden 25 litreye düşmesinin hayvancılıktaki yapısal sorunları gözler önüne serdiğini belirtti. Gürer, “Büyük bir mücadeleyle hayvan kurtarılmış; ancak Türkiye hayvan hastalıklarını önleyemez, buzağı ölümlerinin önüne geçemezse hayvancılıkta ithalata bağımlılık devam edecektir. Şap hastalığı ile et, süt, buzağı ve hayvan kayıpları yaşanması hayvancılıkta sorunları katladı. Şap kolay yayılan bir hastalık. Doğru ve zamanında aşılama ve gerekli önlemlerle sorun aşılabilir ” dedi. TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için kırsalda kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Hayvancılığın olduğu her köyde mutlaka veteriner, tarımın olduğu her yerde de ziraat mühendisi bulunmalıdır. Ayrıca hayvancılığı yapan kişi çiftçilik de yapmıyorsa bu işin sürdürülebilirliği risk altındadır” ifadelerini kullandı. Yem fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, yem maliyetlerinin üreticinin belini büktüğünü belirterek, “Yem almak zorunda kalan üreticinin gideri daha da artıyor. Bu nedenle hem çiftçilik hem hayvancılık birlikte yapılmak zorunda” dedi. “İNEK SAYISI ÇOK, SÜT AZ” Süt verimliliğinin ülkenin milli gelirine doğrudan etki ettiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye ile Fransa’yı karşılaştırarak, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var, Türkiye’de ise 6,5 milyon. Ancak Fransa bizden daha fazla süt üretiyor. Bunun nedeni hayvan refahının ve hayvan beslenmesine yönelik gerekli desteğin sağlanmaması. Türkiye, Fransa’dan fazla ineğe sahip olup Fransa’dan fazla süt ürettiği gün bu sorunlarını aşacaktır” değerlendirmesinde bulundu. “DİNLEYEN VAR, İCRAAT YOK” Üretici Zülfü Ünal ise çiftçilik ve hayvancılığın birlikte yapılmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Benim 350–400 dönüm arazim var. Hayvanlarım için arpa, fiğ, yonca ekiyorum. Bunun yanında buğday üretip una destek olmak, ekmek fabrikalarına göndermek istiyoruz” dedi. Kuraklık ve kıtlık dönemlerinde çiftçilerin borç batağına sürüklendiğini ifade eden Ünal, “Çiftçi tarım kredi ve bankalarla çalışmak zorunda kalıyor; herkes borçlu. Mahsul alamadığında mecburen tarlasını, hayvanını, arabasını satmaya çalışıyor. Borç ertelemesi yok, herhangi bir destek yok” diye konuştu. 2024 yılında ÇKS kaydı yaptırmalarına rağmen bazı destekleri hâlâ alamadıklarını belirten Ünal, şap hastalığından kaynaklanan süt kaybı için de herhangi bir destek verilmediğini söyledi. Ünal, “tarım müdürlüklerine gidiyoruz, derdimizi anlatıyoruz. Herkes ‘tamam’ diyor ama kimse dönüp bakmıyor. Dinliyorlar ama icraata gelince ortada kimse yok. Biz icraat bekliyoruz, yardım bekliyoruz, destek bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

Devlet Eliyle Çiftçi Batırılıyor Haber

Devlet Eliyle Çiftçi Batırılıyor

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 30 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile vergi ve Tarım Bağ-Kur borcu bulunan çiftçilere Hazine destekli tarımsal kredilerin verilmemesine sert tepki gösterdi. Söz konusu düzenlemenin, zaten ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalışan yüz binlerce çiftçiyi fiilen üretim dışına ittiğini belirten Ün, kararın gerekçeleri ve sonuçlarının Cumhurbaşkanlığı tarafından kamuoyuna açıklanması gerektiğini vurguladı. Karar alınmadan önce yüz binlerce çiftçinin bilgisi ve talebi dışında SGK sistemine dâhil edilerek Tarım Bağ-Kur’lu yapıldığını hatırlatan Ediz Ün, bu sürecin çiftçiler açısından ciddi bir mağduriyet yarattığını söyledi. 2024 yılı Haziran ayında Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısı 421 bin 467 iken, Temmuz ayında bu sayının 757 bin 171’e yükseldiğini, kısa süre içinde toplam Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısının 1 milyon 178 bin 387’ye çıktığını ifade eden Ün, “Bu artıştan habersiz olan 750 binden fazla çiftçi bugün Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamaz hale gelmiştir. Bunun adı, devlet eliyle çiftçiyi üretimden koparmaktır” dedi. Ün, zaten ürününden para kazanamayan, girdi maliyetleri altında ezilen çiftçiye bir de Bağ-Kur ve vergi borcu gerekçe gösterilerek kredi kapılarının kapatılmasının, ‘Yeter ki sen üret’ anlayışından ‘Yeter ki sen üretme’ anlayışına geçildiğinin açık göstergesi olduğunu söyledi. Çiftçilerin bankalara olan borçlarının her yıl ortalama yüzde 50 civarında arttığına dikkat çeken Ediz Ün, tarım sektörünün borçla ayakta tutulmaya çalışıldığını ifade etti. Bugün çiftçilerin bankalardan kullandığı kredi miktarının 1,2 trilyon liraya ulaştığını, geçen yılın ilk 11 ayında kredi kullanımının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 arttığını belirten Ün, 2021 yılında çiftçi başına düşen borç miktarı 78 bin lira iken bu rakamın 2024 Kasım ayı itibarıyla 510 bin liraya çıktığını söyledi. Ün, “Borç 6,5 kat artmıştır. Takibe düşen çiftçi borçları ise bir yılda 3 milyar liradan 12 milyar liraya yükselmiştir. Bu tablo, çiftçinin bu ekonomik koşullarda borcunu ödeyemeyeceğinin açık göstergesidir” diye konuştu. Bu koşullarda yapılması gerekenin, çiftçiye faizsiz ya da uzun vadeli destek sağlamak olduğunu vurgulayan Ün, tam tersine yüksek faizli kredi politikaları ve krediye erişim engelleriyle çiftçinin daha da borç batağına sürüklendiğini ifade etti. Alınan kararların siyasi sorumluluğunun Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’te olduğunu belirten Ediz Ün, 24 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla Hazine faiz destekli tarımsal kredilerde sübvansiyon oranlarının yaklaşık yüzde 50 düşürüldüğünü, kredi üst limitlerinin ise artırılmadığını hatırlattı. Ardından 30 Ekim 2025 tarihli yeni kararla faiz indirim oranlarının yeniden eski seviyelerine çekildiğini ancak üst limitlerin yine yerinde saydığını belirten Ün, “Canı çıkmış çiftçinin sırtına bir sopa daha indirilmiştir. Bu anlayış, ülkenin gıda egemenliğini doğrudan tehdit etmektedir” dedi. Ediz Ün, bu nedenle Cumhurbaşkanlığına şu soruların yöneltildiğini açıkladı: Cumhurbaşkanlığı tarafından 30 Ekim 2025 tarihli karar alınırken hangi ekonomik ve sektörel analizler yapılmıştır? Vergi ve SGK borcu bulunan çiftçilerin kredi dışı bırakılmasının üretime ve gıda güvenliğine etkileri hesaplanmış mıdır? Bu düzenleme kapsamında krediye erişimi engellenen vergi ve Tarım Bağ-Kur borçlu çiftçi sayısı resmi olarak kaçtır? Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamayan üretici sayısı ve kullandırılamayan kredi tutarı ne kadardır? Son yıllarda hızla artan çiftçi borçlarının ve takibe düşen alacakların tarımsal üretim üzerindeki etkilerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılmış bir değerlendirme var mıdır? Vergi ve SGK prim borçları nedeniyle krediye erişimi engellenen çiftçiler için yapılandırma, faizsiz erteleme ya da üretime devam şartıyla destek sağlanmasına yönelik bir çalışma planlanmakta mıdır? Küçük ve orta ölçekli aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, çiftçilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni bir politika veya destek programı hayata geçirilecek midir? Açıklamasının sonunda üretmek isteyen çiftçinin önünde iki büyük engel bulunduğunu vurgulayan Ediz Ün, “Bir yanda ithalatı önceleyen tarım politikaları, diğer yanda çiftçiyi finansmandan koparan Hazine politikaları vardır. Bu anlayış küçük aile çiftçiliğini yok etmektedir. Ancak bu kötü günler geçecektir. Üreten, paylaşan ve toprağına sahip çıkan bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu Fiyat Sütü de Eti de Bitirir Haber

Bu Fiyat Sütü de Eti de Bitirir

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ süt tavsiye fiyatının hem süt üreticisini hem de et üreticisini yeni bir krizin içine sürükleyeceğini belirtti. Ün, açıklanan fiyatın maliyetlerle hiçbir şekilde örtüşmediğini vurguladı. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatla kendi verilerini dahi inkâr ettiğini ifade eden Ün, 22 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere açıklanan 22 lira 22 kuruşluk çiğ süt tavsiye fiyatının, bir önceki yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 19’luk bir artış anlamına geldiğini söyledi. Buna karşın Konseyin kendi internet sitesinde yer alan verilere dikkat çeken Ün, şunları kaydetti: “Aralık ayı verilerine göre süt yemi bir yılda yüzde 29, yonca yüzde 36, mısır silajı yüzde 47, saman ise yüzde 100 artmış durumda. Yani üreticinin tüm girdileri çiğ süt fiyatının çok üzerinde artarken, açıklanan bu fiyat ‘üretici zarar etsin’ demektir. Ulusal Süt Konseyi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri, sanayiciler, üretici temsilcileri ve bilim insanları var. Hiçbiri bu tabloyu görmüyor mu?” Konseyde alınan kararın sorumluluğuna da dikkat çeken Ün, “Sanayici kârını düşünür, bakanlık gıda enflasyonu artmasın diye fiyatı baskılar; bunu anlıyoruz. Peki bilim insanları bu maliyetleri görmüyor mu? Üreticiyi temsil edenler bu karara nasıl ‘evet’ dedi? Yarın üreticinin yüzüne nasıl bakacaklar?” ifadelerini kullandı. Açıklanan fiyatın yalnızca süt sektörünü değil, et üretimini de olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Ün, Türkiye’nin geçmişte bu süreci acı şekilde yaşadığını hatırlattı: “Bu filmi daha önce izledik. Süt para etmeyince yüz binlerce süt hayvanı kesime gitti. Önce et fiyatları düştü ardından kısa süre sonra et fiyatları yükseldi hem süt hem et üreticisi zarar etti. Ardından damızlık hayvan kalmadı ve Türkiye, hayvancılığa verdiği destekten çok daha fazlasını ithal hayvan ve et için harcadı. Bu yüzden diyoruz ki; süt hayvancılığı desteklenmeden et hayvancılığı ayakta kalamaz.” Süt üreticisi zarar ederken tüketiciye bir fayda sağlanmadığını da vurgulayan Ün, TÜİK verilerine işaret etti. Ün, “TÜİK’in son açıkladığı alt kalemlere göre süt fiyatları yüzde 24, peynir yüzde 31, tereyağı ise yüzde 36 artmış durumda. Şubat ayında tablo daha net görülecek. Eğer raf fiyatlarındaki artış, çiğ süt fiyat artışının üzerinde devam ederse bu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sanayicinin yanında durduğunu gösterir. Bu da hem üreticiye hem tüketiciye bakanlık eliyle zarar verilmesi demektir” dedi. Türkiye’deki hayvancılık krizinin artık bir girdaba dönüştüğünü söyleyen Ün, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi: “Türkiye, AKP’nin başarısız tarım politikaları nedeniyle 2010 yılından bu yana hayvancılık krizinin içindedir. Bu krizden çıkış için öncelikle bu Tarım ve Orman Bakanı görevden alınmalıdır. İthalatı çözüm olarak gören bu anlayış, yakında süt ve süt ürünleri ithalatına da yönelir. Türkiye’nin artık üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım politikasına ihtiyacı var. Aksi halde bu girdaptan çıkmamız mümkün değildir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.