Hava Durumu

#Ziraat Mühendisi

Kırsal Haber - Ziraat Mühendisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Mühendisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Devlet Eliyle Çiftçi Batırılıyor Haber

Devlet Eliyle Çiftçi Batırılıyor

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 30 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile vergi ve Tarım Bağ-Kur borcu bulunan çiftçilere Hazine destekli tarımsal kredilerin verilmemesine sert tepki gösterdi. Söz konusu düzenlemenin, zaten ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalışan yüz binlerce çiftçiyi fiilen üretim dışına ittiğini belirten Ün, kararın gerekçeleri ve sonuçlarının Cumhurbaşkanlığı tarafından kamuoyuna açıklanması gerektiğini vurguladı. Karar alınmadan önce yüz binlerce çiftçinin bilgisi ve talebi dışında SGK sistemine dâhil edilerek Tarım Bağ-Kur’lu yapıldığını hatırlatan Ediz Ün, bu sürecin çiftçiler açısından ciddi bir mağduriyet yarattığını söyledi. 2024 yılı Haziran ayında Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısı 421 bin 467 iken, Temmuz ayında bu sayının 757 bin 171’e yükseldiğini, kısa süre içinde toplam Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısının 1 milyon 178 bin 387’ye çıktığını ifade eden Ün, “Bu artıştan habersiz olan 750 binden fazla çiftçi bugün Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamaz hale gelmiştir. Bunun adı, devlet eliyle çiftçiyi üretimden koparmaktır” dedi. Ün, zaten ürününden para kazanamayan, girdi maliyetleri altında ezilen çiftçiye bir de Bağ-Kur ve vergi borcu gerekçe gösterilerek kredi kapılarının kapatılmasının, ‘Yeter ki sen üret’ anlayışından ‘Yeter ki sen üretme’ anlayışına geçildiğinin açık göstergesi olduğunu söyledi. Çiftçilerin bankalara olan borçlarının her yıl ortalama yüzde 50 civarında arttığına dikkat çeken Ediz Ün, tarım sektörünün borçla ayakta tutulmaya çalışıldığını ifade etti. Bugün çiftçilerin bankalardan kullandığı kredi miktarının 1,2 trilyon liraya ulaştığını, geçen yılın ilk 11 ayında kredi kullanımının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 arttığını belirten Ün, 2021 yılında çiftçi başına düşen borç miktarı 78 bin lira iken bu rakamın 2024 Kasım ayı itibarıyla 510 bin liraya çıktığını söyledi. Ün, “Borç 6,5 kat artmıştır. Takibe düşen çiftçi borçları ise bir yılda 3 milyar liradan 12 milyar liraya yükselmiştir. Bu tablo, çiftçinin bu ekonomik koşullarda borcunu ödeyemeyeceğinin açık göstergesidir” diye konuştu. Bu koşullarda yapılması gerekenin, çiftçiye faizsiz ya da uzun vadeli destek sağlamak olduğunu vurgulayan Ün, tam tersine yüksek faizli kredi politikaları ve krediye erişim engelleriyle çiftçinin daha da borç batağına sürüklendiğini ifade etti. Alınan kararların siyasi sorumluluğunun Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’te olduğunu belirten Ediz Ün, 24 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla Hazine faiz destekli tarımsal kredilerde sübvansiyon oranlarının yaklaşık yüzde 50 düşürüldüğünü, kredi üst limitlerinin ise artırılmadığını hatırlattı. Ardından 30 Ekim 2025 tarihli yeni kararla faiz indirim oranlarının yeniden eski seviyelerine çekildiğini ancak üst limitlerin yine yerinde saydığını belirten Ün, “Canı çıkmış çiftçinin sırtına bir sopa daha indirilmiştir. Bu anlayış, ülkenin gıda egemenliğini doğrudan tehdit etmektedir” dedi. Ediz Ün, bu nedenle Cumhurbaşkanlığına şu soruların yöneltildiğini açıkladı: Cumhurbaşkanlığı tarafından 30 Ekim 2025 tarihli karar alınırken hangi ekonomik ve sektörel analizler yapılmıştır? Vergi ve SGK borcu bulunan çiftçilerin kredi dışı bırakılmasının üretime ve gıda güvenliğine etkileri hesaplanmış mıdır? Bu düzenleme kapsamında krediye erişimi engellenen vergi ve Tarım Bağ-Kur borçlu çiftçi sayısı resmi olarak kaçtır? Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamayan üretici sayısı ve kullandırılamayan kredi tutarı ne kadardır? Son yıllarda hızla artan çiftçi borçlarının ve takibe düşen alacakların tarımsal üretim üzerindeki etkilerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılmış bir değerlendirme var mıdır? Vergi ve SGK prim borçları nedeniyle krediye erişimi engellenen çiftçiler için yapılandırma, faizsiz erteleme ya da üretime devam şartıyla destek sağlanmasına yönelik bir çalışma planlanmakta mıdır? Küçük ve orta ölçekli aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, çiftçilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni bir politika veya destek programı hayata geçirilecek midir? Açıklamasının sonunda üretmek isteyen çiftçinin önünde iki büyük engel bulunduğunu vurgulayan Ediz Ün, “Bir yanda ithalatı önceleyen tarım politikaları, diğer yanda çiftçiyi finansmandan koparan Hazine politikaları vardır. Bu anlayış küçük aile çiftçiliğini yok etmektedir. Ancak bu kötü günler geçecektir. Üreten, paylaşan ve toprağına sahip çıkan bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu Fiyat Sütü de Eti de Bitirir Haber

Bu Fiyat Sütü de Eti de Bitirir

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ süt tavsiye fiyatının hem süt üreticisini hem de et üreticisini yeni bir krizin içine sürükleyeceğini belirtti. Ün, açıklanan fiyatın maliyetlerle hiçbir şekilde örtüşmediğini vurguladı. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatla kendi verilerini dahi inkâr ettiğini ifade eden Ün, 22 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere açıklanan 22 lira 22 kuruşluk çiğ süt tavsiye fiyatının, bir önceki yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 19’luk bir artış anlamına geldiğini söyledi. Buna karşın Konseyin kendi internet sitesinde yer alan verilere dikkat çeken Ün, şunları kaydetti: “Aralık ayı verilerine göre süt yemi bir yılda yüzde 29, yonca yüzde 36, mısır silajı yüzde 47, saman ise yüzde 100 artmış durumda. Yani üreticinin tüm girdileri çiğ süt fiyatının çok üzerinde artarken, açıklanan bu fiyat ‘üretici zarar etsin’ demektir. Ulusal Süt Konseyi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri, sanayiciler, üretici temsilcileri ve bilim insanları var. Hiçbiri bu tabloyu görmüyor mu?” Konseyde alınan kararın sorumluluğuna da dikkat çeken Ün, “Sanayici kârını düşünür, bakanlık gıda enflasyonu artmasın diye fiyatı baskılar; bunu anlıyoruz. Peki bilim insanları bu maliyetleri görmüyor mu? Üreticiyi temsil edenler bu karara nasıl ‘evet’ dedi? Yarın üreticinin yüzüne nasıl bakacaklar?” ifadelerini kullandı. Açıklanan fiyatın yalnızca süt sektörünü değil, et üretimini de olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Ün, Türkiye’nin geçmişte bu süreci acı şekilde yaşadığını hatırlattı: “Bu filmi daha önce izledik. Süt para etmeyince yüz binlerce süt hayvanı kesime gitti. Önce et fiyatları düştü ardından kısa süre sonra et fiyatları yükseldi hem süt hem et üreticisi zarar etti. Ardından damızlık hayvan kalmadı ve Türkiye, hayvancılığa verdiği destekten çok daha fazlasını ithal hayvan ve et için harcadı. Bu yüzden diyoruz ki; süt hayvancılığı desteklenmeden et hayvancılığı ayakta kalamaz.” Süt üreticisi zarar ederken tüketiciye bir fayda sağlanmadığını da vurgulayan Ün, TÜİK verilerine işaret etti. Ün, “TÜİK’in son açıkladığı alt kalemlere göre süt fiyatları yüzde 24, peynir yüzde 31, tereyağı ise yüzde 36 artmış durumda. Şubat ayında tablo daha net görülecek. Eğer raf fiyatlarındaki artış, çiğ süt fiyat artışının üzerinde devam ederse bu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sanayicinin yanında durduğunu gösterir. Bu da hem üreticiye hem tüketiciye bakanlık eliyle zarar verilmesi demektir” dedi. Türkiye’deki hayvancılık krizinin artık bir girdaba dönüştüğünü söyleyen Ün, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi: “Türkiye, AKP’nin başarısız tarım politikaları nedeniyle 2010 yılından bu yana hayvancılık krizinin içindedir. Bu krizden çıkış için öncelikle bu Tarım ve Orman Bakanı görevden alınmalıdır. İthalatı çözüm olarak gören bu anlayış, yakında süt ve süt ürünleri ithalatına da yönelir. Türkiye’nin artık üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım politikasına ihtiyacı var. Aksi halde bu girdaptan çıkmamız mümkün değildir.”

Ziraat Mühendislerinin Bilgi ve Emeği Her Zamankinden Daha Yaşamsaldır Haber

Ziraat Mühendislerinin Bilgi ve Emeği Her Zamankinden Daha Yaşamsaldır

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, Tarımsal Öğreniminin 180'inci yılı ve 10 Ocak Ziraat Mühendisleri Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Ülkemizde ilk tarımsal eğitim-öğretim faaliyetleri, 10 Ocak 1846 tarihinde İstanbul’da Yeşilköy’de bulunan Ayamama Çiftliği’nde kurulan Mekteb-i Zirai Şahane ile başlamıştır. 1846’dan 2026’ya, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne, geçmişten bugüne, 180 yıl. 10 Ocak, geçmişten bugüne sorunların tartışıldığı ve çözüm önerilerinin ortaya konulduğu etkinliklerle Tarım Haftası olarak kutlanmaktadır. 1846 yılında başlayan tarım öğrenimi; bilimsel üretimin, planlı kalkınmanın, gıda güvenliğinin ve güvencesinin ve kırsal yaşamın gelişmesinde hayati bir rol üstlenmiş, geçen 180 yıl boyunca ülkemizin tarımsal belleğini ve mühendislik birikimini oluşturmuştur. Ziraat mühendisleri; toprağın, suyun, tohumun, fidenin-fidanın ve emeğin değerini bilerek, doğayı koruyarak üretirken kamu yararını ve toplum çıkarını önceleyen bir anlayışla tarımın, gıdanın ve kırsal kalkınmanın her alanında sorumluluklar üstlenmiştir. Bugün meslek, mesleki eğitim ve mesleki istihdam alanımızda ciddi sorunlar yaşamaktayız. Tarımsal üretim alanlarının ve doğanın rant ve çıkar uğruna talanı, yüksek maliyet ve düşük gelir nedeniyle üretimden çekilen üreticiler, bitkisel ve hayvansal bazı ürünlerde kendimize yeterliliğimizi yitirerek girdilerde ve ürünlerde dışa bağımlılığın artması, yüksek gıda enflasyonu ve düşük ücret nedeniyle yeterli ve sağlıklı beslenemeyen tüketiciler. Yüksek öğrenimde nicelik ve nitelik sorunlarının artarak sürmesi. Mezun olan mühendislerin mühendis onuruna yakışır ücretle çalışamaması. Yaşanan sorunların kökeni yanlış ekonomi, tarım, gıda, eğitim, istihdam ve ücret politikalarıdır. İklim değişiminin olumsuz etkilerini de yaşadığımız bu zorlu süreçte bilimin ve mühendisliğin ışığında kamucu tarım ve gıda politikalarını savunan ziraat mühendislerinin bilgi ve emeği her zamankinden daha yaşamsaldır. 10 Ocak’ta, bu anlamlı günde bir kez daha belirtmek isteriz ki; “Milli ekonominin temeli, tarımdır” diyen, “Ülkenin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki müstahsil olan köylüdür” diyen, “Saban, kılıçtan üstündür” diyen, “Üniversiteler özgür olmalıdır, özgür kalmalıdır” diyen Cumhuriyetimizin kurucusu Ulusal Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tarım politikaları ve eğitim politikalarına yönelik yıllar öncesinden bizlerle paylaştığı geleceği öngören hedefleri, hedeflerimizdir. Tarım öğreniminin 180 yıllık onurlu mirasını bu köklü birikimin gururu olan Ziraat Mühendisleri olarak geleceğe taşırken; mesleğimizin ve meslektaşlarımızın hak ettiği değeri gördüğü, bilimsel bilginin rehber alındığı, üreticinin ve tüketicinin korunduğu bir kamucu tarım ve gıda düzeni için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Meslek ve meslektaşlarımız boyutunda mevcut ve de artan sorunlarımızı gerçeklerden kaçmayarak hep birlikte çözebilmek umut ve dileğiyle; tarım öğreniminin kuruluşundan bugüne emeği geçen tüm eğitimcileri saygıyla anıyor, ülkemizde tarım öğreniminin temellerinin atılışının 180. yılını, meslektaşlarımızın Tarım Haftası’nı ve 10 Ocak Ziraat Mühendisleri Günü’nü kutluyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.