Hava Durumu

#Ziraat Mühendisleri

Kırsal Haber - Ziraat Mühendisleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Mühendisleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇİDEM'de Kasım Bereketi: Pekmez Şenliği ve Tarım Eğitimleri Haber

ÇİDEM'de Kasım Bereketi: Pekmez Şenliği ve Tarım Eğitimleri

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Seyitgazi Belediyesi iş birliğiyle faaliyet gösteren Çiftçi Destekleme ve Eğitim Merkezi (ÇİDEM), Kasım ayında da tarımı, yerel üretimi ve kültürel değerleri buluşturan zengin etkinlik takvimiyle kapılarını açıyor. Ayın ilk organizasyonu olan 4. Geleneksel Pekmez Kaynatma Şenliği ile yerel üretim gelenekleri yaşatılırken, ay boyunca sunulacak uzman eğitimleriyle de bölge çiftçisinin üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor. 4. Geleneksel Pekmez Kaynatma Şenliği Başlıyor Seyitgazi Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek Pekmez Şenliği, geleneksel pekmez yapım süreçlerini katılımcılarla buluşturacak. Yöresel lezzet ikramları, geleneksel yemek sunumları ve canlı müzik dinletileriyle renklenecek olan şenlik, yerel kültürün gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir köprü görevi görecek. Büyükşehir’den Şenlik Alanına Ücretsiz Ulaşım Desteği Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların ÇİDEM’deki şenlik alanına kolay ulaşabilmesi için özel otobüs seferleri planladı. Ulaşım güzergâhları ve saatleri şu şekildedir: Odunpazarı Kalkışlı Hat (Saat 11.00): Odunpazarı hareketli otobüs; Yıldıztepe ve Yenikent güzergâhını takip ederek ÇİDEM alanına ulaşacak. Atatürk Bulvarı Kalkışlı Hat (Saat 11.00): Atatürk Bulvarı Migros önünden kalkacak otobüs ise Cemevi güzergâhı üzerinden etkinlik alanına varacak. ÇİDEM Kasım Ayı Tarım Eğitimleri Programı ÇİDEM, kültürel etkinliklerin yanı sıra üreticilerin teknik bilgi ve becerilerini artırmaya yönelik eğitim çalışmalarını da sürdürüyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Seyitgazi Belediyesi ve Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi iş birliğinde düzenlenen program kapsamında iki kritik eğitim verilecek: Tarih Eğitim Konusu Amaç ve Kapsam 11 Kasım 2026 Tarımda Doğru Gübreleme Teknikleri Toprak analizine dayalı gübreleme, maliyet azaltma ve verim artışı 18 Kasım 2026 Sürdürülebilir Tarım İçin Toprak Sağlığı Toprak yapısının korunması, organik madde yönetimi ve sürdürülebilirlik Düzenlenen ÇİDEM Kasım ayı tarım eğitimleri, üreticileri bilinçli tarım tekniklerine yönlendirerek hem toprak verimliliğini korumayı hem de bölge genelinde sürdürülebilir bir tarım ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor.

ZMO'dan 29 Ekim Mesajı: “Toprağımız Tükenmeyecek, Üretimimiz Durmayacak” Haber

ZMO'dan 29 Ekim Mesajı: “Toprağımız Tükenmeyecek, Üretimimiz Durmayacak”

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin 103. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımsal bağımsızlık, yerli üretim, su kaynaklarının korunması ve bilimsel tarım politikalarının önemine dikkat çekti. Açıklamada, tarım arazilerinin korunması, çiftçilerin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması çağrısı yapıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyetin ilanının 103. yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Mesajda Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi olmadığı, aynı zamanda tarımsal kalkınmanın, bilimsel düşüncenin ve ekonomik bağımsızlığın temel dayanaklarından biri olduğu vurgulandı. Cumhuriyetin köylüyü ve üreticiyi merkeze alan kalkınma anlayışına dikkat çekilen açıklamada, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli ziraattır” sözü hatırlatıldı. Ziraat mühendislerinin bu anlayışı geçmişten gelen bir mirasın ötesinde, her gün yeniden yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak gördüğü ifade edildi. Tarım arazilerinin korunması ve su yönetimi çağrısı Ziraat Mühendisleri Odası, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına, betonlaşmaya ve rant baskısına karşı tarım alanlarının korunması gerektiğini belirtti. İklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekilen mesajda, su kaynaklarının bilimsel planlama ve ileri teknolojiyle korunmasının önemine vurgu yapıldı. Toprak ve su kaynaklarının ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilerek sürdürülebilir tarım politikalarının gerekliliği dile getirildi. “Gıda güvenliği, ekonomik bağımsızlığın temelidir” Bir ülkenin tam bağımsızlığının kendi halkını yerli, sağlıklı ve güvenilir gıdayla besleyebilmesiyle yakından ilişkili olduğu belirtilen açıklamada, gıdada dışa bağımlılığın azaltılması gerektiği kaydedildi. Yerli tohumların, biyoçeşitliliğin ve tarımsal gen kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çeken Oda, ithalata dayalı politikalar yerine yerli üretimi ve üreticiyi destekleyen sistemlerin geliştirilmesini savundu. Tarımsal üretimde bilim ve mühendislik vurgusu Tarımın bilimsel bilgi, teknik donanım ve mühendislik yaklaşımıyla yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası, ziraat mühendislerinin üretimin her aşamasında aktif rol almasının önemine işaret etti. Tarladan sofraya uzanan üretim zincirinin bilimsel bir yaklaşımla yönetilmesinin çağdaş ve sürdürülebilir tarım politikalarının temel şartlarından biri olduğu belirtilen mesajda, mesleki bilgi ve emeğin tarımsal üretime aktarılmaya devam edileceği ifade edildi. Küçük aile çiftçiliği ve kooperatifçilik desteklenmeli Açıklamada küçük aile çiftçiliğinin korunması, üreticilerin borç yükünün hafifletilmesi ve çiftçilerin topraklarını terk etmek zorunda kalmaması gerektiği vurgulandı. Cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki kooperatifçilik anlayışının yeniden güçlendirilmesi çağrısı yapılan mesajda, üreticilerin emeklerinin karşılığını alabildiği ve tüketicilerin gıdaya adil fiyatlarla ulaşabildiği demokratik, planlı ve sürdürülebilir bir tarım düzeninin oluşturulması gerektiği belirtildi. Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin ziraat okullarında yetişen ve bilimsel bilgiyle tarımsal üretime katkı sunan ziraat mühendislerinin, Türkiye'nin tarımsal kalkınmasında sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini kaydetti. “Cumhuriyetin ışığı tarlalarımızda daima parlayacak” Mesajın sonunda tarımsal kalkınmaya emek veren tüm kahramanlar saygı, minnet ve rahmetle anıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin değerlerini tarımsal üretim, bilimsel gelişme ve ekonomik bağımsızlık anlayışıyla geleceğe taşıma kararlılığını vurgulayarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Açıklama, “Toprağımız tükenmeyecek, üretimimiz durmayacak, Cumhuriyetin ışığı tarlalarımızda daima parlayacak!” mesajıyla sona erdi.

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı Haber

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal desteklerin yasal hedefin oldukça altında kaldığını belirterek Tarım Kanunu’nun uygulanması çağrısında bulundu. 2026 yılı için tarımsal destekleme programlarına 168 milyar TL ayrıldığını ifade eden Güder, yasal ölçüt olarak gösterilen yüzde 1’lik oranın karşılanabilmesi için tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Güder, artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri ve çiftçilerin yaş ortalamasının yükselmesinin tarımın geleceği açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Türkiye’de tarımsal destekleme politikaları, üreticilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar ve tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak ele alınamayacağını belirten Güder, gıda güvencesinin sağlanması, kırsal yaşamın korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması için üreticilerin desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Tarımsal üretimin devamlılığı açısından kamu desteklerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Güder, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan düzenlemenin gereğinin yerine getirilmesini istedi. Söz konusu madde kapsamında tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatan Güder, mevcut destekleme ödeneklerinin bu hedefin gerisinde kaldığını belirtti. Tarımsal Destekler Yasal Hedefin Gerisinde Kaldı Tarımsal desteklerin yıllar içerisindeki seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selma Güder, desteklerin ekonomik büyüklük içerisindeki payının giderek azaldığına dikkat çekti. Güder’in paylaştığı verilere göre, 2016 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yaklaşık yüzde 0,44 olan tarımsal destekler, 2024 yılında yüzde 0,21 seviyesine geriledi. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekleme programları için 168 milyar TL kaynak ayrıldığını belirten Güder, bu tutarın ekonomik büyüklükle karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını savundu. 2026 yılı için yaklaşık 77 trilyon TL olarak öngörülen GSYH üzerinden yapılan hesaplamada, yüzde 1’lik oranın 770 milyar TL’ye karşılık geldiğini ifade eden Güder, bütçede ayrılan tarımsal destekleme ödeneğinin bu tutarın oldukça altında olduğunu kaydetti. GSMH ile GSYH’nin farklı ekonomik göstergeler olduğuna dikkat çeken Güder, karşılaştırmaların aynı kavramlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, mevcut tablonun tarımsal desteklerin artırılması ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade etti. “Bu Yalnızca Bütçedeki Bir Eksiklik Değil” Tarımsal desteklerin yetersiz kalmasının yalnızca bütçeyle ilgili bir sorun olmadığını belirten Güder, yaşanan durumun üreticilerin üretime devam edebilme gücünü ve Türkiye’nin gıda güvencesini doğrudan etkilediğini söyledi. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri karşısında ciddi bir mücadele verdiğini dile getiren Güder, mazot, gübre, tohum, yem, enerji, sulama ve işçilik giderlerindeki artışların üreticilerin ekonomik yükünü ağırlaştırdığını kaydetti. İklim değişikliğinin etkilerinin de tarımsal üretimdeki riskleri artırdığını belirten Güder, kuraklık, don, aşırı yağış ve diğer doğal afetlerin üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Üreticilerin hem üretim maliyetlerini hem de hasat döneminde ürünlerini hangi fiyatla satabileceklerini öngörmekte zorlandığını vurgulayan Güder, belirsizliklerin çiftçileri daha fazla borçlanmaya ittiğini ve bazı üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini belirtti. Güder, üreticilerden daha fazla üretim yapmaları beklenirken temel girdi maliyetlerini karşılamada yetersiz kalan desteklerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağını dile getirdi. Üreticinin Üretimden Çekilmesi Gıda Fiyatlarını da Etkiliyor Tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca çiftçilerin gelirleriyle sınırlı olmadığını belirten Selma Güder, üreticilerin üretimden uzaklaşmasının toplumun tamamını ilgilendiren sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Üretici sayısının azalmasının kırsal nüfusun gerilemesine, tarımsal istihdamın daralmasına ve ülkenin üretim kapasitesinin zayıflamasına yol açabileceğini ifade eden Güder, üretimde yaşanabilecek gerilemenin tüketicilerin gıdaya erişimini de zorlaştırabileceğini kaydetti. Tarımsal desteklerin bir lütuf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Güder, bu desteklerin üretimin devamlılığını sağlayan önemli bir kamu politikası aracı olduğunu belirtti. Doğru planlanan desteklerin üreticilerin gelirlerini koruyacağını, tarımsal üretim planlamasını güçlendireceğini ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade eden Güder, Türkiye’nin tarımsal üretimde dışa bağımlılığının azaltılması açısından da destekleme politikalarının önem taşıdığını söyledi. “Destekler Zamanında ve Öngörülebilir Olmalı” Tarımsal desteklerin yalnızca miktarının artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Güder, destekleme sisteminin üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Desteklerin üretim maliyetlerini dikkate alması, enflasyon karşısında üreticilerin yaşadığı kayıpları gözetmesi ve üretim takvimine uygun şekilde ödenmesi gerektiğini vurgulayan Güder, çiftçilerin geleceğe yönelik planlama yapabilmesi için destekleme politikalarının öngörülebilir olmasının önemine işaret etti. Güder, tarımsal desteklerin üreticiyi ayakta tutan, üretim kapasitesini koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odasından Tarımsal Destekler İçin 6 Talep TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla taleplerini de sıraladı. Güder’in açıkladığı talepler şöyle: - Tarım Kanunu uygulanmalı: 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi hayata geçirilmeli ve tarımsal desteklere ayrılan kaynak yasal hedef doğrultusunda artırılmalı. - Destekler üretim maliyetlerini karşılamalı: Artan girdi maliyetleri ve enflasyon nedeniyle üreticilerin yaşadığı kayıplar dikkate alınmalı. - Ödemeler zamanında yapılmalı: Tarımsal destekler üretim takvimine uygun, düzenli ve öngörülebilir biçimde ödenmeli. - Küçük üreticiler korunmalı: Küçük ve orta ölçekli üreticiler ile genç çiftçiler ve kırsalda üretimini sürdürmeye çalışan kesimler özel olarak desteklenmeli. - İklim değişikliğine karşı önlem alınmalı: Su ve toprak kaynaklarının korunması, iklim krizine uyum, sürdürülebilir üretim ve tarımsal araştırma-yayım faaliyetleri desteklenmeli. - Bilimsel veriler esas alınmalı: Üretim planlaması ve tarımsal desteklerin hazırlanması süreçlerinde meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görüşleri dikkate alınmalı. Güder, tarımsal destekleme politikalarının yalnızca kısa vadeli ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda değil, Türkiye’nin uzun vadeli üretim kapasitesini koruyacak şekilde oluşturulması gerektiğini ifade etti. Genç Çiftçi Oranı Yüzde 5: “Tarımın Geleceği Bitiyor!” Tarım sektörünün geleceğine ilişkin en önemli sorunlardan birinin üreticilerin yaş ortalamasının yükselmesi olduğunu belirten Selma Güder, çiftçilerin yaş dağılımına ilişkin verileri paylaştı. Güder’in açıklamasına göre, Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması erkeklerde 58, kadınlarda ise 61 seviyesinde bulunuyor. Üreticilerin yüzde 35’inin 50-64 yaş aralığında olduğunu belirten Güder, 18-32 yaş arasındaki genç çiftçilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğunu söyledi. Gençlerin tarımsal üretime katılımının sınırlı kalmasının sektörün geleceği açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulayan Güder, bu tablonun kırsal yaşamın devamlılığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından alarm verdiğini ifade etti. Gençlerin tarımda kalabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerektiğini belirten Güder, üreticilerin yalnızca mali desteklerle değil, kırsalda yaşamayı mümkün kılacak hizmetlerle de desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Köyden Kente Göçün Önlenmesi İçin Kırsal Yaşam Güçlendirilmeli Kırsaldan kentlere göçün önlenmesinin tarım politikalarının temel hedeflerinden biri olması gerektiğini ifade eden Güder, köylerde yaşam ve üretim koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu. İstihdam, iskân, eğitim ve altyapı hizmetlerinin kırsal bölgelerde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Güder, bu çalışmaların tarımsal desteklerle birlikte bütüncül bir anlayışla yürütülmesinin önem taşıdığını söyledi. Gençlerin ve üretici ailelerin kırsalda yaşamaya devam edebilmesi için tarımsal üretimin ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Güder, kırsal kalkınmanın yalnızca tarım sektörüne yönelik desteklerle sınırlı tutulmaması gerektiğini dile getirdi. “Tarımsal Destekler Stratejik Bir Yatırım Olarak Görülmeli” Tarımdaki sorunların etkilerinin üreticilerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Selma Güder, üretimin gerilemesinin gıda fiyatlarından toplumun beslenme koşullarına kadar birçok alanı etkilediğini ifade etti. Tarımsal desteklere ayrılan kaynağın yalnızca bir kamu harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güder, bu kaynakların toplumun bugünü ve geleceği için stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Güder, açıklamasında yetkililere çağrıda bulunarak tarımsal desteklerin yasal hedefe uygun seviyeye çıkarılması, üreticilerin borç ve maliyet baskısı altında yalnız bırakılmaması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin korunması, üreticilerin üretimden kopmasının önlenmesi ve gelecek kuşakların gıdaya erişiminin güvence altına alınması için tarımsal destekleme politikalarında somut adımlar atılması gerektiğini belirten Güder, Tarım Kanunu’nda öngörülen hedefin yerine getirilmesi çağrısını yineledi.

TMMOB Dünya Gıda Günü Sempozyumu’nda Gıda Adaleti Ele Alındı Haber

TMMOB Dünya Gıda Günü Sempozyumu’nda Gıda Adaleti Ele Alındı

TMMOB 16 Ekim Dünya Gıda Günü Sempozyumu, “Herkes İçin Gıda Adaleti” temasıyla 17 Ekim 2026’da gerçekleştirildi. Sempozyumda çocukların gıda güvencesi, kadın emeği, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler tartışıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) çatısı altında Ziraat Mühendisleri Odası, Gıda Mühendisleri Odası ve Kimya Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen sempozyum, İnşaat Mühendisleri Odası Rüştü Özal Toplantı Salonu’nda yapıldı. Açılış konuşmalarını üç oda adına Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akyürek, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Kıdemli Program Koordinatörü Özcan Türkoğlu gerçekleştirdi. Çocukların gıda güvencesi gündeme taşındı “Çocuklar İçin Gıda Güvencesi” başlıklı ilk oturumu, Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İ. Uğur Toprak yönetti. Oturumda Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Türk Tabipleri Birliği Okul Sağlığı Çalışma Grubu Üyesi Dr. Gül Usar Yıldız ve SHUDER Okul Sosyal Hizmet Komisyonu Başkanı Sosyal Hizmet Uzmanı S. Sedat Türkeri, çocukların gıda güvencesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla oturum tamamlandı. Kadın emeği ve yoksulluğun gıdaya erişime etkileri tartışıldı Ziraat Mühendisleri Odası II. Başkanı Şule Yıldırım’ın yönettiği “Tarım, Gıda Egemenliği ve Yoksulluk” başlıklı ikinci oturumda, gıdaya erişimin ekonomik ve toplumsal boyutları ele alındı. Siyaset Bilimci Dr. Ayşe Kaşıkırık, Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör ve DİSK Araştırma Merkezi Uzmanı Zeynep Kandaz’ın konuşmacı olduğu oturumda; kadın emeği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ücretler ve gelir dağılımındaki adaletsizlik değerlendirildi. Gıda güvencesine erişimde yaşanan sorunların tartışıldığı oturumda, eşitsizlikleri derinleştiren yapısal sorunlara karşı çözüm önerileri sunuldu. Sempozyum, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

TMMOB’den Dünya Gıda Günü Açıklaması: Gıda Hakkı Lüks Değil, Temel Bir İnsan Hakkıdır Haber

TMMOB’den Dünya Gıda Günü Açıklaması: Gıda Hakkı Lüks Değil, Temel Bir İnsan Hakkıdır

TMMOB Gıda Mühendisleri, Kimya Mühendisleri ve Ziraat Mühendisleri Odaları, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptıkları ortak açıklamada, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı. Artan gıda fiyatları ve üretim maliyetlerine dikkat çeken odalar, tüm çocuklara okullarda en az bir öğün ücretsiz yemek ve temiz içilebilir su sağlanması çağrısında bulundu. TMMOB’den Dünya Gıda Günü Mesajı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası, 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında ortak bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, dünyada ve Türkiye’de milyonlarca insanın yeterli, dengeli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişmekte güçlük çektiği belirtilerek gıda hakkının güvence altına alınması istendi. Artan gıda fiyatları, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve üretim maliyetlerindeki yükselişin özellikle emekçileri, emeklileri, işsizleri, öğrencileri ve dar gelirli aileleri etkilediğine dikkat çekilen açıklamada, sağlıklı beslenmenin ekonomik koşullara bağlı bir ayrıcalık olmaması gerektiği vurgulandı. Odalar, gıdaya erişimin yalnızca üretim miktarıyla açıklanamayacağını belirterek üretimden dağıtıma kadar bütün süreçlerin toplumsal ihtiyaçlar ve kamusal yarar doğrultusunda ele alınması gerektiğini ifade etti. Gıda Fiyatları ve Yoksulluk Sağlıklı Beslenmeyi Zorlaştırıyor Ortak açıklamada, yoksulluğun yalnızca gelir yetersizliği anlamına gelmediği; aynı zamanda sofralardaki besin çeşitliliğinin azalmasına, et ve süt tüketiminin düşmesine, meyve ve sebzeye erişimin zorlaşmasına yol açtığı belirtildi. Gıda fiyatlarındaki artışın dar gelirli aileleri temel ihtiyaçları arasında tercih yapmaya zorladığına işaret edilen açıklamada, sağlıklı beslenme hakkının herkes için eşit biçimde sağlanabilmesi gerektiği kaydedildi. TMMOB’ye bağlı odalar, gıda sorununun yalnızca ne kadar üretildiğiyle değil, neyin, nasıl ve kim için üretildiğiyle de ilgili olduğunu vurguladı. Gıda zincirinde sermaye yoğunlaşmasının üreticinin bağımsızlığını ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini sınırlandırabileceğine dikkat çekildi. Açıklamada, açlık ve yoksulluğun kaçınılmaz olmadığı belirtilerek gıda enflasyonuyla mücadelede üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve gelir dağılımındaki adaletsizlikleri azaltan politikaların önemine işaret edildi. Okullarda Ücretsiz Yemek ve Temiz Su Çağrısı TMMOB Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri Odalarının açıklamasında, çocukların sağlıklı beslenmesi öncelikli konular arasında yer aldı. Yetersiz ve dengesiz beslenmenin çocukların fiziksel gelişimini, bilişsel becerilerini, okul başarısını ve geleceklerini doğrudan etkilediği belirtilerek her çocuğun sağlıklı beslenme hakkından eşit biçimde yararlanması gerektiği ifade edildi. Odalar, bütün çocuklara okullarda en az bir öğün ücretsiz, yeterli, dengeli ve güvenli yemek ile temiz içilebilir su sağlanmasını istedi. Bu uygulamanın bir yardım faaliyeti değil, kamunun temel sorumluluklarından biri olduğu vurgulandı. Açıklamada, okul yemeklerinin bilimsel beslenme ilkelerine uygun hazırlanması, güvenilir ham madde kullanılması, hijyen ve izlenebilirlik koşullarının sağlanması gerektiği belirtildi. Okul yemeği uygulamasının ülke genelinde eşit, sürdürülebilir ve bütçesi kamu tarafından karşılanan bir programa dönüştürülmesi çağrısı yapıldı. Çocukların sağlıklı beslenmesinin ertelenebilir bir konu olmadığı belirtilen açıklamada, gerekli bütçenin ayrılması ve ilgili meslek disiplinlerinin uzmanlığından yararlanılması gerektiği kaydedildi. Üretici Maliyetleri Artıyor, Gıdaya Erişim Zorlaşıyor Tarım sektöründe yükselen girdi maliyetlerinin hem üreticileri hem de tüketicileri olumsuz etkilediğine dikkat çekilen açıklamada; tohum, gübre, mazot, enerji, sulama, yem ve işçilik giderlerindeki artışın tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini zorlaştırdığı ifade edildi. Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı, tüketicinin ise gıdayı yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kaldığı belirtilerek bu döngünün kırılması için tarımsal üretimin yalnızca piyasa getirisi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. TMMOB’ye bağlı odalar, küçük üreticilerin ve aile işletmelerinin desteklenmesini, kooperatiflerin güçlendirilmesini ve üreticilerin gelir güvencesini sağlayacak mekanizmaların etkinleştirilmesini istedi. Ayrıca tarımsal planlamanın ülkenin beslenme ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini, iklim koşullarını ve doğal kaynaklarını birlikte gözetmesi gerektiği ifade edildi. Gıda Egemenliği ve Kamusal Planlama Vurgusu Açıklamada, gıda egemenliğinin toplumların neyi, nasıl ve kimin için üreteceklerine demokratik biçimde karar verebilmesi anlamına geldiği belirtildi. Gıda üretimi ve dağıtımının yalnızca piyasa koşullarına bırakılmaması gerektiğini savunan odalar, kamusal planlamanın ve üretici-tüketici dayanışmasının güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Gıdanın yalnızca alınıp satılan bir ürün değil, yaşamın ve sağlığın temel unsuru olduğu vurgulanarak gıda politikalarının şirketlerin kârlılık hedeflerinden bağımsız biçimde, toplumun ihtiyaçları ve kamu yararı gözetilerek oluşturulması gerektiği kaydedildi. Tarım Alanları ve Su Kaynakları Korunmalı TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası, iklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının kirlenmesi, toprak kaybı ve tarım alanlarının amaç dışı kullanımının gıda üretiminin geleceğini tehdit ettiğine dikkat çekti. Açıklamada tarım alanlarının, meraların, ormanların ve su havzalarının korunması gerektiği belirtilerek doğal kaynakların gelecek kuşakların hakları da gözetilerek yönetilmesi istendi. Sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulmasında bilimsel bilginin ve mesleki uzmanlığın vazgeçilmez olduğu vurgulanırken gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve kamu kurumlarında yeterli sayıda nitelikli teknik personel istihdam edilmesi çağrısı yapıldı. TMMOB’ye Bağlı Odalardan Yetkililere 8 Maddelik Çağrı Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan ortak açıklamada, yetkililere ve kamuoyuna şu çağrılar yapıldı: Yeterli, dengeli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olarak güvence altına alınması.Yoksullukla mücadelenin adil gelir dağılımı ve sağlıklı gıdaya erişim politikalarıyla birlikte yürütülmesi.Bütün çocuklara okullarda en az bir öğün ücretsiz, yeterli ve dengeli yemek ile temiz içilebilir su sağlanması.Üreticilerin maliyetlerini gözeten ve tarımsal üretimin devamlılığını güvence altına alan politikaların geliştirilmesi.Küçük üreticilerin ve kooperatiflerin desteklenmesi, gıda üretimi ve dağıtımında adil bir sistemin oluşturulması.Tarım alanlarının, su kaynaklarının ve ekolojik dengenin korunması.Gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve kamu kurumlarında nitelikli teknik personel istihdam edilmesi.Tarım ve gıda politikalarının bilimsel bilgi, kamusal yarar ve mesleki uzmanlık temelinde oluşturulması.“Açlık Kader Değildir, Yoksulluk Kaçınılmaz Değildir” Ortak açıklamanın sonunda, açlık, yoksulluk ve eşitsizliğin değiştirilemez bir düzenin sonucu olarak kabul edilemeyeceği vurgulandı. Çocukların sağlıklı beslenememesi, üreticilerin emeklerinin karşılığını alamaması ve milyonlarca insanın güvenilir gıdaya erişememesinin önlenebilir sorunlar olduğu belirtilerek üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten, emeği esas alan ve doğal kaynakları savunan politikaların hayata geçirilmesi istendi. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, herkesin sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişebildiği, açlık ve eşitsizliğin ortadan kaldırıldığı bir ülke için mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek açıklamalarını kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Tepebaşı'nda Kadın Çiftçinin Emeği ve Gıda Güvenliği Konuşuldu Haber

Tepebaşı'nda Kadın Çiftçinin Emeği ve Gıda Güvenliği Konuşuldu

Tepebaşı Belediyesi, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü ile 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla “Gıda Güvenliğinde Kadın Çiftçinin Rolü” başlıklı panel düzenledi. Panelde, kadın çiftçilerin üretimdeki görünmeyen emeği ve güvenli gıdaya erişimdeki belirleyici rolü ele alındı. Uzmanlar, tarladan sofraya uzanan zincirde üreticiden tüketiciye herkesin sorumluluğuna dikkat çekti. Tepebaşı Belediyesi, kadın üreticilerin emeğini görünür kılan ve yerel üretimi destekleyen çalışmalarıyla, güvenli gıdaya erişim konusunda kentteki farkındalığı artırmayı sürdürüyor. Tepebaşı Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü, bu kapsamda 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü ile 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla “Gıda Güvenliğinde Kadın Çiftçinin Rolü” başlıklı panel düzenledi. Tepebaşı Belediyesi, Ziraat Mühendisleri Odası ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ortaklığında gerçekleştirilen etkinlik, Özdilek Sanat Merkezi’nde yapıldı. Özdilek Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen ve yaklaşık 70 kadın çiftçinin katıldığı etkinlikte; kadın üreticilerin gıda sistemindeki yeri, yerel pazarların önemi ve gıdanın güvenli biçimde tüketiciye ulaştırılması konuşuldu. Uzmanlar; üretimden pazara, tarladan sofraya uzanan süreçte kadın emeğinin görünürlüğünü ve gıda güvenliğinin önemini ele aldı. “Kadınlar tarımın ve ailenin merkezinde” TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı ve panelin moderatörü Selma Güder, açılış konuşmasında artan nüfusun gıda ihtiyacına ve kadın çiftçilerin tarımdaki yerine dikkat çekti. Güder, “Dünyamız 21’inci yüzyılın ilk çeyreğini bitirmek üzere. Dünya nüfusu 8,3 milyara, ülkemizin nüfusu ise 86 milyon 320 bin civarına ulaştı. Birleşmiş Milletlerin 2050 öngörülerine göre dünya nüfusunun 10 milyara, ülkemiz nüfusunun da 100 milyona ulaşması bekleniyor. Bu nüfusu doyurabilmek için gıda üretiminin yüzde 50 ila 70 artırılması öngörülüyor” dedi. “2 milyon kadın çiftçinin sadece 300 bini kayıtlı” Gıda ihtiyacının nasıl karşılanacağı sorusunun tarımı stratejik bir sektör olarak öne çıkardığını belirten Güder, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarımın en önemli aktörleri, gıda güvencesini ve sürdürülebilir tarımı sağlayacak kadınlardır. Bugün 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü. Kadınların adı var; peki kendileri her yerde var mı? Ziraat odalarının verilerine göre yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı ise yaklaşık 3 milyon. Bunların yaklaşık 2 milyonu kadın. Ancak ÇKS’ye kayıtlı kadın çiftçi sayısı 300 bin civarında. Kadınlar aslında hem tarımın hem de ailenin merkezinde. Bugün bu konuyu konuşacağız.” Uzmanlar konuyu ele aldı TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder’in moderatörlüğündeki panele, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, aynı fakültenin Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Onur Ketenoglu ve Gıda Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilcisi Tolga Güdelek katıldı. Kadın emeği, kooperatifler ve yerel pazarlar Prof. Dr. Fatma Handan Giray, alternatif tarım ve gıda sistemlerini, tedarik zincirini, kadınların üretimdeki görünmeyen emeğini ve kooperatiflerin rolünü değerlendirdi. Giray, Tepebaşı Belediyesi Kadın Üreticiler Satış Noktası’nı da içeren uygulama modeli ve yönetişim yaklaşımlarının, SERIGO ve BLUMI-Med adlı uluslararası projeler kapsamında incelendiğini aktardı. Doç. Dr. Onur Ketenoglu, gıda güvencesi ile gıda güvenliği arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Yerel pazarlarda açıkta satıştan ürün bilgisi ve etiketlemeye kadar uzanan riskleri anlatan Ketenoglu, gıda güvenliğinin üreticiden tüketiciye herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Tolga Güdelek ise “Tarladan Çatala” başlıklı sunumunda perakende sektöründeki gıda tedarik zinciri, güvenlik ve izlenebilirlik konularını ele aldı.

Eskişehir Büyükşehir'den Kadın Çiftçilere Katma Değerli Üretim Eğitimi Haber

Eskişehir Büyükşehir'den Kadın Çiftçilere Katma Değerli Üretim Eğitimi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü kapsamında kadın üreticilerin bilgi ve becerilerini geliştirmek, tarımsal üretimde katma değeri artırmak amacıyla “Tıbbi ve Aromatik Bitkilerde Katma Değerli Üretim Eğitimi” düzenledi. Eğitimde, kadın çiftçilerin üretim potansiyelini geliştirmeye ve tarımsal ürünlerden daha fazla ekonomik değer elde etmeye yönelik bilgiler paylaşıldı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimin geliştirilmesi, üreticilerin bilinçlendirilmesi ve kadınların tarımdaki rolünün güçlendirilmesi amacıyla eğitim ve destek çalışmalarını sürdürüyor. 2026 Eskişehir Yılı etkinlikleri kapsamında 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen eğitim programı, kadın üreticileri yeni üretim yöntemleri ve ekonomik fırsatlarla buluşturdu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Seyitgazi Belediyesi ve Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi iş birliğiyle gerçekleştirilen eğitim, Seyitgazi ilçesine bağlı Taşlık Mahallesi’nde bulunan Çiftçi Destekleme ve Eğitim Merkezi’nde (ÇİDEM) yapıldı. KATMA DEĞERLİ ÜRETİM ANLATILDI Ziraat Mühendisi Dr. Nejla Alıcı ile Ziraat Yüksek Mühendisi Selim Taşgın’ın eğitimci olarak yer aldığı programda, tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirilmesi, üretim potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu bitkilerin katma değerli ürünlere dönüştürülmesi konuları ele alındı. Kadın çiftçilerin tarımsal üretimdeki bilgi ve deneyimlerini geliştirmeyi hedefleyen eğitimde, doğal bitkilerin ekonomik değerinin artırılması, üretim süreçlerinin daha verimli hâle getirilmesi ve tarımsal ürünlerin farklı alanlarda değerlendirilmesine ilişkin bilgiler aktarıldı. Programla birlikte kadın üreticilerin yeni üretim olanakları hakkında bilinçlenmesi ve yerel tarımsal üretimin güçlendirilmesi amaçlandı. Eğitimin sonunda, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla kadın üreticilere Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından yetiştirilen sukulentler ve yerel tohumlar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin hediyesi olarak takdim edildi.

TMMOB ZMO: "Kadın Emeği Tarımın Geleceğini Şekillendiriyor" Haber

TMMOB ZMO: "Kadın Emeği Tarımın Geleceğini Şekillendiriyor"

15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla açıklama yapan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal üretimde kadın emeğinin görünür hâle getirilmesi, ücretsiz aile işçiliği sorununun çözülmesi ve kadın çiftçilerin sosyal güvenceye kavuşturulması çağrısında bulundu. Kadınların tarımsal desteklerden, finansman kaynaklarından ve karar alma mekanizmalarından eşit koşullarda yararlanması gerektiğine dikkat çeken Oda, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin gıda güvencesi ve kırsal kalkınma açısından taşıdığı önemi vurguladı. Kadın çiftçiler tarımsal üretimin her aşamasında yer alıyor 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü, tarımsal üretimde önemli sorumluluklar üstlenen kadınların emeğini hatırlatırken, karşı karşıya kaldıkları ekonomik ve toplumsal eşitsizlikleri de yeniden gündeme taşıyor. Toprağı işleyen, tohumu koruyan, ekimden hasada kadar üretimin farklı aşamalarında görev alan kadın çiftçiler, gıdanın sofralara ulaşmasında ve kırsal yaşamın devamlılığında önemli rol oynuyor. Ancak kadınların tarımsal üretimdeki yoğun emeği, çoğu zaman ekonomik kazanca, sosyal güvenceye ve karar alma süreçlerinde eşit temsile dönüşemiyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, kadınların üretimdeki varlığı ile sahip oldukları ekonomik ve toplumsal haklar arasındaki uçuruma dikkat çekti. Kadın çiftçilerin yaşadığı sorunların yalnızca bir istihdam meselesi olarak ele alınamayacağına işaret eden Oda, kadın emeğinin tanınması, hakların güvence altına alınması ve üretim kaynaklarına erişimde fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Tarımda milyonlarca kişi çalışıyor: Kadınların payı dikkat çekiyor Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı işgücü istatistiklerine göre, Türkiye'de tarım sektöründe 4 milyon 560 bin kişi istihdam ediliyor. Aynı yıl istihdam edilen kadınların yüzde 18,8'i tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinde çalışıyor. Bu veriler, tarımın kadınlar açısından önemli bir istihdam ve geçim alanı olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Ancak kadınların tarım sektöründeki varlığının yalnızca çalışan sayıları üzerinden değerlendirilmesi yeterli görülmüyor. Kadınların çalışma koşulları, elde ettikleri gelir, sosyal güvenlik sistemine erişimleri ve üretimdeki karar süreçlerine katılımları da dikkate alınması gereken başlıklar arasında bulunuyor. Kadın çiftçilerin tarımsal üretime sunduğu katkının ekonomik ve toplumsal açıdan karşılık bulması, sürdürülebilir bir tarım yapısının oluşturulması açısından önem taşıyor. Ücretsiz aile işçiliği kadın emeğini görünmez kılıyor Tarımsal üretimde çalışan kadınların önemli bir bölümü, aile işletmelerinde ücretsiz aile işçisi olarak faaliyet gösteriyor. Ekim, dikim, sulama, hasat, hayvan bakımı ve ürünlerin işlenmesi gibi çok sayıda işi üstlenen kadınlar, üretimin devamlılığı için yoğun emek harcıyor. Bununla birlikte kadınların sorumlulukları tarımsal faaliyetlerle sınırlı kalmıyor. Ev işleri, çocukların ve yaşlıların bakımı, hane halkının beslenmesi ve günlük yaşamın sürdürülmesine ilişkin görevler de büyük ölçüde kadınların omuzlarına yükleniyor. Kadınların üretimdeki katkısı çoğu zaman ayrı bir ücretle karşılanmazken, bu emek bağımsız gelir, emeklilik hakkı ve sosyal güvence gibi kazanımlara da dönüşemiyor. Böylece kadınlar hem üretim sürecinde hem de ev içindeki sorumluluklarda önemli bir yük üstlenmelerine rağmen ekonomik açıdan dezavantajlı konumda kalabiliyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, kadın emeğinin görünür ve kayıtlı hâle getirilmesi, ücretsiz aile işçiliği sorununun çözülmesi ve kadınların sosyal güvenlik ile emeklilik haklarına erişiminin sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Kadın çiftçilerin üretim kaynaklarına erişimi güçlendirilmeli Kadınların tarımsal üretimde karşılaştığı eşitsizlikler, yalnızca ücret ve sosyal güvence sorunlarıyla sınırlı değil. Arazi ve mülkiyet haklarına erişim, tarımsal desteklerden yararlanma, uygun koşullu finansman bulma, teknoloji kullanımı, mesleki eğitim ve tarımsal danışmanlık hizmetlerine ulaşma konularında yaşanan güçlükler de kadın üreticilerin karşısına önemli engeller çıkarıyor. Üretim sürecinde aktif rol alan kadınların, üretim araçları ve ekonomik kaynaklar üzerinde aynı ölçüde söz sahibi olamaması, emeklerinin karşılığını almalarını zorlaştırıyor. Kadınların üretime katılmasının tek başına yeterli olmadığına dikkat çeken Oda, üretimden elde edilen gelire ve üretim kaynaklarına erişimde eşitliğin sağlanmasının önemini vurguluyor. Kadın çiftçilerin destek mekanizmalarından eşit koşullarda yararlanması, finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve bilgi ile teknoloji olanaklarının geliştirilmesi, hem kadınların ekonomik bağımsızlığını hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirebilecek adımlar arasında gösteriliyor. FAO verileri kadınlarla erkekler arasındaki gelir farkını ortaya koyuyor Kadın çiftçilerin yaşadığı eşitsizlikler yalnızca Türkiye'ye özgü bir sorun olarak öne çıkmıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) 2023 yılında yayımladığı Tarım-Gıda Sistemlerinde Kadınların Durumu başlıklı rapor da tarım sektöründe kadınların ekonomik ve toplumsal açıdan çeşitli dezavantajlarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Rapora göre, tarımda ücret karşılığı çalışan kadınlar, erkeklerin kazandığı her 1 dolar karşılığında ortalama 82 sent kazanıyor. Kadınların toprağa, finansmana, eğitime ve teknolojiye erişiminde yaşanan eşitsizlikler de üretim süreçlerinde karşılaştıkları güçlükleri artırıyor. Bu bulgular, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki katkılarının eşit ekonomik fırsatlarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Kadınların üretimde daha fazla sorumluluk üstlenmesi kadar, bu üretimden elde edilen gelirden adil biçimde yararlanması ve ekonomik kararlar üzerinde söz sahibi olması da önem taşıyor. Mevsimlik tarım işçileri ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıya Kadın çiftçilerin ve tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar, çalışma koşulları ve yaşam standartları bakımından da kendini gösteriyor. Özellikle mevsimlik tarım işçiliğinde uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam, yetersiz barınma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, kadınların yaşamını zorlaştırıyor. Tarımsal üretimin dönemsel ihtiyaçları doğrultusunda farklı bölgelere gitmek zorunda kalan mevsimlik işçiler, çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin çeşitli risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Kadınların üretim faaliyetlerinin yanı sıra çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukları da üstlenmesi, mevcut yükü daha da ağırlaştırıyor. Öte yandan iklim değişikliği, kuraklık, aşırı hava olayları ve üretim kayıpları, geçim kaynakları tarıma bağlı olan kırsal haneleri doğrudan etkiliyor. Üretimde yaşanan belirsizlikler ve gelir kayıpları, kadınların hem ekonomik hem de sosyal açıdan karşılaştıkları güçlükleri artırabiliyor. Bu nedenle kadın tarım işçilerinin insana yakışır çalışma ve yaşam koşullarına kavuşması, sosyal haklarının korunması ve kötü muameleye karşı etkili önlemler alınması önem taşıyor. Kadınlar tarımsal biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sunuyor Kadın çiftçilerin tarımdaki rolü, yalnızca üretim faaliyetlerine katılmalarıyla sınırlı değil. Kadınlar, sahip oldukları bilgi ve deneyimle yerel tohumların korunmasına, tarımsal biyoçeşitliliğin sürdürülmesine, gıda güvencesinin güçlendirilmesine ve kırsal kalkınmanın desteklenmesine önemli katkılar sağlıyor. Geleneksel tarım bilgisi ile üretim deneyiminin gelecek kuşaklara aktarılmasında da önemli rol üstlenen kadınlar, kırsal yaşamın devamlılığı açısından değer taşıyor. Bu katkıların korunması ve geliştirilmesi, kadınların üretim kaynaklarına, eğitime, teknolojiye ve örgütlenme olanaklarına erişiminin artırılmasıyla mümkün oluyor. Kadınların tarımsal karar alma süreçlerinde daha etkin yer alması, yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, tarım politikalarının üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi bakımından da önem taşıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasından kadın çiftçiler için çözüm çağrısı TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, kadın çiftçilerin tarımsal üretimde karşılaştığı eşitsizliklerin giderilmesi için çeşitli alanlarda somut adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Odanın öne çıkardığı çözüm başlıkları arasında kadın emeğinin görünür ve kayıtlı hâle getirilmesi, ücretsiz aile işçiliği sorununun çözülmesi, sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının güvence altına alınması bulunuyor. Bunun yanında kadın üreticilerin arazi ve mülkiyet haklarından, tarımsal desteklerden, uygun koşullu finansman kaynaklarından, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden eşit biçimde yararlanması gerektiği ifade ediliyor. Önemli bir bölümü kadınlardan oluşan mevsimlik tarım işçilerinin insana yakışır çalışma ve yaşam koşullarına kavuşturulması, baskı ve kötü muameleye karşı etkili önlemler alınması da çözüm önerileri arasında yer alıyor. Kadın çiftçilerin kooperatiflerde, üretici örgütlerinde ve tarımsal karar alma mekanizmalarında daha etkin biçimde temsil edilmesi, ekonomik ve toplumsal haklarının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Güçlü tarım için kadın emeği korunmalı Tarımsal üretimin geleceği, üreticilerin emeğinin korunmasına ve kırsal yaşamın geliştirilmesine bağlı bulunuyor. Kadınların emeğini görünmez kılan, haklara erişimdeki eşitsizlikleri sürdüren ve üreticilerin yaşam koşullarını iyileştirmeyen politikalarla güçlü ve sürdürülebilir bir tarım yapısının kurulması mümkün görünmüyor. Kadın çiftçilerin ekonomik bağımsızlıklarının desteklenmesi, sosyal haklarının güvence altına alınması ve üretim süreçlerinde eşit söz sahibi olmaları; gıda güvencesi ve yeterliliği, gıda egemenliği, kırsal kalkınma ve toplumsal refah açısından önem taşıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal üretimin her aşamasında emeği bulunan kadın çiftçilerin karşı karşıya kaldığı eşitsizliklerin giderilmesi için çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, kadınların emeklerinin karşılığını alabildiği, sosyal güvenceye sahip olduğu ve karar alma süreçlerinde etkin biçimde yer alabildiği bir tarımsal üretim yapısının oluşturulması gerektiğini vurguladı. Oda, açıklamasının sonunda tüm kadın çiftçilerin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü'nü kutladı.

Ziraat Mühendisleri Odasından Geleceğe Yatırım Haber

Ziraat Mühendisleri Odasından Geleceğe Yatırım

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), tarımsal kaynakların korunması ve toprağın sürdürülebilir kullanımı amacıyla düzenlenen "Toprak Koruma Projesi Eğitimi"ni başarıyla tamamladı. 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında Mehmet Yüceler Eğitim Salonunda gerçekleştirilen organizasyonda, mesleki dayanışma ve bilimsel ilkeler ön plana çıktı. Toprak koruma projelerinin bilimsel esaslar, teknik gereklilikler ve mesleki etik ilkeler doğrultusunda hazırlanmasını hedefleyen eğitim programı, II. Başkan Şule Yıldırım’ın açış konuşmasıyla başladı. Eğitimler, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Günay Erpul ve Doç. Dr. Selen Deviren Saygın tarafından verildi. Murat Kapıkıran: "Ortak Örgüt Bilinci ve Etik İlkeler Önceliğimiz" Eğitim sürecinde kursiyerlerle bir araya gelen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran, projelerin doğru ve teknik kriterlere uygun hazırlanmasının stratejik önemine değindi. Ziraat mühendislerinin mesleki dayanışma içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirten Kapıkıran, şu vurguları yaptı: "Toprak Koruma Projelerinin bilimsel ve teknik gerekliliklere uygun, doğru ve mesleki etik ilkeler gözetilerek hazırlanması hayati önem taşımaktadır. Meslektaşlarımızın ortak bir örgüt bilinciyle hareket etmesi, mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi ve Ziraat Mühendisleri Odası çatısı altında birlikte durması, tarımsal geleceğimiz açısından son derece kıymetlidir." Mamak’ta Saha Eğitimi ve Ekolojik İncelemeler Teorik eğitimlerin yanı sıra program kapsamında dördüncü gün teknik bir saha ziyareti düzenlendi. Katılımcılar, Mamak Gökçeyurt Erozyon ve Sel Kontrolü Model Eğitim Sahası’nı inceledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Şube Müdür Vekili Mustafa Çetin rehberliğinde gerçekleşen ziyarette; erozyon ve sel kontrolüne yönelik uygulamalar yerinde incelenerek teorik bilgiler sahaya aktarıldı. Saha incelemesinin ardından Mamak Ekolojik Köyü’ne geçen heyet, burada görev yapan ziraat mühendisleri Derya Koçak ve Saliç Soymaz’dan tohum ambarı ve alanda yürütülen ekolojik çalışmalar hakkında bilgi aldı. Başarılı Kursiyerlere Sertifikaları Takdim Edildi Eğitimin son gününde, proje çalışmasını başarıyla tamamlayan kursiyerlere sertifikaları takdim edildi. Sertifika törenine ZMO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran, Prof. Dr. Günay Erpul ve Doç. Dr. Selen Deviren Saygın katıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, üyelerinin mesleki gelişimlerini destekleyen, tarımsal varlıkların korunmasını amaçlayan eğitim ve saha çalışmalarına kararlılıkla devam edeceğini açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.