Hava Durumu

#Ziraat Mühendisleri

Kırsal Haber - Ziraat Mühendisleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziraat Mühendisleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şube Başkanı Güder: "Fuarlar Sadece Ürün Sergileme Alanı Değil, Bilgi Paylaşım Merkezidir" Haber

Şube Başkanı Güder: "Fuarlar Sadece Ürün Sergileme Alanı Değil, Bilgi Paylaşım Merkezidir"

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarım fuarlarının yalnızca teknoloji ve ürünlerin sergilendiği birer ticari alan değil, aynı zamanda bilgi ve deneyimlerin aktarıldığı eğitim platformları olması gerektiğine dikkat çekti. "Tüm Paydaşlar İçin Verimli Bir Fuar Temenni Ediyoruz" Fuarın bölge tarımı ve sektör bileşenleri açısından önemine değinen Selma Güder, organizasyonda emeği geçen kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek konuşmasına başladı: "Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı’nın 7’ncisi bu yıl gerçekleştiriliyor. Bu vesileyle Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu ve şahsım adına; çiftçilerimiz, Eskişehir Ticaret Odamız, TÜYAP, bizler ve tüm ziyaretçiler açısından verimli bir fuar gerçekleşmesini öncelikle temenni ediyorum." Sürdürülebilir Tarım ve Doğru Gübreleme Semineri Oda olarak fuar programı kapsamında özel bir bilgilendirme çalışmasına imza attıklarını belirten Güder, iki yıl önce olduğu gibi bu yıl da Eskişehir Ticaret Odası’nın desteğiyle önemli bir seminer düzenlediklerini aktardı. Yönetim Kurulu Üyesi Ziraat Mühendisi Hasan Çakıllı tarafından verilecek seminerde; doğru gübreleme teknikleri, bitkisel üretimde gübre kullanımı ve sürdürülebilir tarım başlıkları ele alındı. Seminerler, stantları gezerek mekanizasyon, tohum ve ilaç teknolojilerini inceleyen bilinçli üreticilerin yanı sıra tarımsal konularda yeni bilgiler edinmek isteyen her seviyeden ziyaretçiye hitap ediyor. "Katılımcı Firmalar da Bilgilendirme Çalışmalarına Ağırlık Vermeli" Fuarlarda düzenlenen seminer ve panellerin sektörel bilincin artmasındaki kritik rolünü vurgulayan Şube Başkanı Selma Güder, katılımcı firmalara da çağrıda bulundu: "Biz nasıl 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz seminerle ve bugün düzenleyeceğimiz programla fuara katkı sağlamaya çalışıyorsak, katılımcı firmaların da benzer bilgilendirme çalışmalarına ağırlık vermesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Fuarların yalnızca ürünlerin ve teknolojilerin sergilendiği alanlar değil, aynı zamanda bilgi ve deneyimin paylaşıldığı ortamlar olması gerekiyor. Bu nedenle fuarlarda gerçekleştirilen seminerleri ve bilgilendirme çalışmalarını çok kıymetli buluyoruz."

Kocaeli Büyükşehir’den Kırsalda Yeni Nesil Üretim Modeli Haber

Kocaeli Büyükşehir’den Kırsalda Yeni Nesil Üretim Modeli

Gıda arzının dünyanın öncelikli gündemlerinden biri olduğu günümüzde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarıma yönelik destekleriyle üretimi artırırken gençleri ve kadınları da tarıma teşvik ediyor. Büyükşehir’in desteklerinden yararlanan İzmit Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ise doğal üretimiyle hem toprağın bereketini ekonomiye kazandırıyor hem de kırsal kalkınmaya katkı sunuyor. ÜRETİCİLER GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİREREK KAZANIYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendirmek, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve çiftçilerin gelir kaynaklarını artırmak amacıyla üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Kadın ve gençlerin tarımsal üretimde daha fazla yer almasını önemseyen Büyükşehir, kooperatifleşmeyi de üreticilerin güçlerini birleştirmesinde önemli bir araç olarak görüyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü yetkilileri ve ziraat mühendisleri, İzmit Emirhan Mahallesi’nden üreticilerin de katılımıyla üye sayısını artıran Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret etti. Kooperatif Başkanı Necla Akyazı’dan yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alınırken, üretim alanları gezilerek önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. ÜRETİCİLERLE YENİ ÜRÜNLER KONUŞULDU Ziyarette ilk olarak çilek üretim alanı incelenirken, ardından ahududu ve böğürtlen bahçeleri gezildi. Üreticilerle gerçekleştirilen görüşmelerde mevcut üretimin geliştirilmesi, yeni ürünlerin değerlendirilmesi ve kooperatifin daha fazla üreticiye ulaşması konuları ele alındı. Bölgenin tarımsal potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi ve üretimin çeşitlendirilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. KADIN VE GENÇ ÜRETİCİLERE KOOPERATİF DESTEĞİ Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destekleriyle üreticilerin üretim kapasitesinin artırılması, ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve pazarlama imkânlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. “Fikir Sizden, Destek Bizden” projesi de bu anlayışın önemli örnekleri arasında yer alıyor. İzmit Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi de Büyükşehir’in desteklerinden yararlanarak üretim altyapısını güçlendiren kooperatiflerden biri oldu. Kadın ve gençlerin öncülük ettiği kooperatiflerin desteklenmesiyle kırsalda üretimin devamlılığının sağlanması, genç nüfusun tarıma yönlendirilmesi ve üreticilerin birlikte hareket ederek daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşması amaçlanıyor. DOĞAL ÜRETİMLE KATMA DEĞER Dağköy Kooperatifi, Büyükşehir’in destekleriyle yaklaşık iki yıldır doğal yöntemlerle ahududu ve böğürtlen üretimi gerçekleştirerek ürünlerini tüketiciyle buluşturuyor. Bu yıl üretimine başlanan çilekte ise yeni üyelerin katılımıyla üretim alanlarının genişletilmesi planlanıyor. Emirhan Mahallesi Muhtarı Turan Aslan ve beraberindeki üreticilerin kooperatife üye olmasıyla iki mahallenin üreticileri ortak bir yapı altında buluştu. Böylece bölgedeki tarımsal üretim kapasitesinin ve ürün çeşitliliğinin artırılması hedefleniyor. 60 DEKARDA SEBZE ÜRETİMİ Kooperatifin 2 dekarlık serasında kornişon üretimi yapılırken, kooperatif ortakları da yaklaşık 60 dekarlık alanda çeşitli sebzeler yetiştiriyor. Üreticilerin elde ettiği ürünlerin pazarlaması kooperatif aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu sezon sözleşmeli tarım modeli kapsamında kornişon, salçalık domates, köy domatesi, pancar ve barbunya üretimi yapılıyor. Üretim sürecinde kimyasal ilaç ve kimyasal gübre kullanılmayarak doğayla uyumlu bir tarım anlayışı benimseniyor. Bu yöntemle hem toprağın korunması hem de sağlıklı ve güvenilir gıda üretiminin desteklenmesi amaçlanıyor. HEDEF, MODELİ ÇEVRE KÖYLERE YAYMAK Dağköy Kooperatifi Başkanı Necla Akyazı, gerçek üreticilerin kooperatif çatısı altında buluşmasının üretim açısından önemli bir güç oluşturduğunu belirterek, oluşturulan modelin çevredeki diğer köylere de yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini ifade etti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadın ve genç üreticilerin desteklenmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve doğal üretimin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarıyla kırsal alanlarda ekonomik hareketliliğe katkı sunuyor. Dağköy’de giderek büyüyen üretim modeli; üreticilerin dayanışmasını, toprağın bereketini ve emeğin ekonomik değere dönüşmesini aynı çatı altında buluşturarak kırsal kalkınmaya örnek oluyor.

ZMO Eskişehir Şubesi 2026 Tarım Sezonunu Değerlendirdi Haber

ZMO Eskişehir Şubesi 2026 Tarım Sezonunu Değerlendirdi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara ve Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder'in katılımıyla gerçekleştirilen ortak basın toplantısında, 2026 tarım sezonu bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Toplantıda yüksek rekolte beklentilerinin sevindirici olduğu ancak tarımın yalnızca tonaj artışından ibaret olmadığı vurgulandı. ​TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2026 yılı tarım sezonuna dair stratejik değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Eskişehir Şube binasında düzenlenen basın toplantısında; iklim krizinden su yönetimine, bitki sağlığından girdi maliyetlerine kadar tarımsal üretimin geleceğini yakından ilgilendiren kritik başlıklar ele alındı. ​2026 Tarım Sezonunda Rekolte Beklentileri ve Gelir Dengesi ​Yılın ilk resmi bitkisel üretim tahminlerine göre, 2026 tarım sezonunda önemli üretim artışları öngörülüyor. Açıklanan öngörü rakamları şu şekildedir: ​Buğday üretimi: 22,8 milyon ton ​Arpa üretimi: 9 milyon ton ​Ayçiçeği üretimi: 2,3 milyon ton ​Şeker pancarı üretimi: Yaklaşık 22 milyon ton ​Mısır üretimi: 8 milyon tona gerileme ​Beklenen rekolte artışlarına dikkat çeken ZMO Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara, yüksek tonajların tek başına bir başarı ölçütü olamayacağını belirtti. Kara, üretimin artmasının tek başına yeterli olmadığını, üreticinin o ürünü hangi maliyetle ürettiğinin ve hasat sonunda ne kazandığının en az verim kadar önemli olduğunu ifade etti. ​Eskişehir Tarımında Kritik Eşik: Su ve Toprak Yönetimi ​Eskişehir özelinde tarımsal yapının detaylı bir analizi de paylaşıldı. Kentin yaklaşık 546.200 hektarlık toplam tarım arazisinin %61,7'sine (337.000 hektar) denk gelen beş ana ürün öne çıkıyor: ​Buğday: Yaklaşık %40 pay ​Mısır: Yaklaşık %10 pay ​Şeker Pancarı ve Yağlık Ayçiçeği: Yaklaşık %4-5'er pay ​Eskişehir'de artık "Hangi ürünü ne kadar ekelim?" sorusunun ötesine geçilmesi gerektiği belirtilerek, "Hangi ürünü nerede, ne kadar su kullanarak ve hangi ekonomik değerle üretmeliyiz?" sorusunun sorulmasının elzem olduğu ifade edildi. ​Bitki Sağlığında "4 D Anahtarı" ile Erken Mücadele ​Eskişehir tarımında ekim alanları ve verimin yanı sıra bitki sağlığının da yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Yapılan arazi kontrollerinde öne çıkan riskler ve hastalıklar şöyle sıralandı: ​Şeker pancarında: Cercospora yaprak leke hastalığı. ​Mısırda: Empoasca yaprak piresi, yaprak kurtları ve iki noktalı kırmızı örümcek. ​Buğdayda: Kök-kökboğazı ve sarıpas (Fusarium, Rhizoctonia ve Bipolaris etmenleri). ​Ayçiçeğinde: Mildiyö ve yeşil kurt zararlıları. ​Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramak yerine düzenli sürvey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadelenin şart olduğu belirtildi. Bitki korumadaki başarının **"4 D Anahtarı"**na bağlandığı ifade edilerek bu anahtarlar; Doğru İlaç, Doğru Teşhis, Doğru Zaman ve Doğru Uygulama olarak sıralandı. ​Tarımın Merkezinde Ziraat Mühendisi Yer Almalıdır ​Gelişen hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları ve yapay zekâ sistemlerine rağmen tarladaki gerçek durumu okuyacak uzmanlara olan ihtiyacın hiçbir zaman azalmayacağına dikkat çekildi. TMMOB ZMO Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, ziraat mühendislerinin sadece teknik birer kişi olmadığını; tarım ekonomisinden zootekniye kadar pek çok alt bilim dalıyla tarladaki toprağın zemininden başlayan süreci okuyan temel aktörler olduğunu vurguladı. ​Ayrıca kamuda, özel sektörde ve bayilerde görev yapan tüm ziraat mühendislerinin sosyal haklarının, itibarının ve istihdam olanaklarının üst seviyeye çıkarılması için mücadeleye devam edecekleri ifade edildi. ​Çözüm Ortak Akılda ​Toplantının sonunda, siyasi ayrım gözetmeksizin tüm paydaşların ortak bir zeminde buluşması gerektiği yinelendi. Ziraat Odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticilerin aynı hedef doğrultusunda birlikte çözüm üretmesinin şart olduğu belirtildi.

Genç Ziraat Mühendislerine Yaz Kampı Haber

Genç Ziraat Mühendislerine Yaz Kampı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen 8. Öğrenci Yaz Eğitim Kampı, ZMO-Genç üyesi 49 öğrencinin katılımıyla İzmir’de başladı. Genç ziraat mühendislerinin mesleki, bilimsel ve sosyal gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan kamp, 3 Eylül’e kadar devam edecek. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası 8. Öğrenci Yaz Eğitim Kampı, 29 Ağustos-3 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir Şubesi yürütücülüğünde Karşıyaka Belediyesi Yamanlar Gençlik Eğitim Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. ZMO-Genç üyesi 49 öğrencinin katıldığı kamp kapsamında eğitim, söyleşi, kültürel ve sosyal etkinlikler düzenleniyor. Kamp ile farklı üniversite ve kentlerden gelen ziraat fakültesi öğrencileri arasındaki iletişim ve dayanışmanın güçlendirilmesi hedefleniyor. Genç Ziraat Mühendisleri Bir Araya Geldi Kampın ilk günü kayıt işlemleri, odalara yerleşme ve öğle yemeğinin ardından Kamp Bilgilendirme ve Tanışma Toplantısı ile başladı. Farklı kentlerden gelen öğrencilerin birbirleriyle tanıştığı toplantıda, kamp programı ve gerçekleştirilecek etkinlikler hakkında bilgi verildi. Akşam programında TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran ile ZMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çakıcı, öğrencilerle bir araya geldi. “ZMO ve Örgütlülük” başlıklı söyleşide mesleğin geleceği, meslek odalarının rolü, gençlerin örgütlü mücadelesi ve dayanışmanın önemi ele alındı. Söyleşide, mesleki bilgi ve birikimin örgütlülük ve ortak mücadele anlayışıyla güçlendiği vurgulandı. ZMO Belgeseli İlgiyle İzlendi Kampın ilk gününün son etkinliğinde ZMO Belgesel Gösterimi gerçekleştirildi. Belgeselde ziraat mühendisliği mesleğinin gelişim süreci ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın yıllar boyunca yürüttüğü mesleki, bilimsel ve toplumsal çalışmalara yer verildi. ZMO-Genç öğrencilerinin mesleki gelişimlerinin yanı sıra oda ile gençler arasındaki bağın güçlendirilmesini amaçlayan 8. Öğrenci Yaz Eğitim Kampı, farklı etkinliklerle 3 Eylül 2026 tarihine kadar devam edecek.

Tarımsal Kooperatiflerde Pazarlama Eğitimi Gerçekleştirildi Haber

Tarımsal Kooperatiflerde Pazarlama Eğitimi Gerçekleştirildi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi arasındaki iş birliği protokolü kapsamında, üreticilerin pazarlama gücünü artırmaya yönelik önemli bir adım atıldı. Tarımsal üretimde örgütlenme, birlikte değer yaratma ve ortak karar alma bilincini geliştirmek amacıyla düzenlenen “Tarımsal Kooperatiflerde Pazarlama” eğitimi yoğun katılımla tamamlandı. Sarıcakaya’da Üreticiler ve Kooperatifler Bir Araya Geldi ESMEK Sarıcakaya Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen programın eğitmenliğini Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Handan Giray üstlendi. Eğitime; TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Sarıcakaya Ziraat Odası Başkanı Nevzat Aldemir, bölgede faaliyet gösteren tarımsal kooperatiflerin başkan ve üyeleri ile çok sayıda yerel üretici katıldı. Örgütlü Üretim ve Katma Değerli Pazarlama Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması ve çiftçi gelirlerinin artırılmasında kooperatifleşmenin kritik rolüne dikkat çekilen eğitimde; bireysel satış yerine kooperatif çatısı altında örgütlü hareket etmenin pazarlık gücüne katkısı, ürünlerin işlenerek ve doğru stratejilerle pazara sunularak değerinin yükseltilmesi, kooperatif içi şeffaf ve etkin karar mekanizmalarının kurulması ve üreticilerin pazardaki rekabet avantajını korumasına yönelik pratik yaklaşımlar ele alındı. Teorik aktarımların ardından interaktif bir soru-cevap bölümüyle sona eren eğitimde, üreticilerin saha deneyimleri ve pazarlamada karşılaştıkları sorunlar ele alındı.

TMMOB ZMO Danışma Kurulu Toplandı: "Tarımda Kamucu ve Planlı Politikalar Şart" Haber

TMMOB ZMO Danışma Kurulu Toplandı: "Tarımda Kamucu ve Planlı Politikalar Şart"

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) 50. Dönem I. Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi yayımlandı. İstanbul'da gerçekleştirilen toplantıda; artan maliyetler, gıda enflasyonu, tarımsal afetler, mesleki yetki gaspları ve orman yangınları başlıklarında çarpıcı tespitlere yer verildi. ​TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın 50. Dönem I. Danışma Kurulu Toplantısı, Yönetim Kurulu, Onur ve Denetleme Kurulu üyeleri, şube başkanları ve il temsilcilerinin katılımıyla İstanbul Şubesi'nin ev sahipliğinde toplandı. Türkiye’nin tarımsal üretimde karşı karşıya kaldığı çok boyutlu krizlerin masaya yatırıldığı toplantıda, yayımlanan sonuç bildirgesiyle tarım sektöründeki acil çözüm bekleyen sorunlar kamuoyuyla paylaşıldı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası'nın 50. Dönem I. Danışma Kurulu Toplantısı, ZMO Ana Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri uyarınca; Yönetim Kurulu, Onur Kurulu ve Denetleme Kurulu üyeleri, şube başkanları ve il temsilcilerinin katılımı ile İstanbul Şubemizin ev sahipliğinde toplanmış, mesleğimiz ve meslek alanlarımız ile ilgili konular görüşülmüş, değerlendirmeler yapılmıştır. 50.Dönem I. Danışma Kurulumuz; dünyada savaşların, ekonomik ve siyasal gerilimlerin, iklim değişiminin ve ekolojik yıkımın derinleştiği; ülkemizde ekonomik sorunların, yüksek enflasyonun, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve yoksullaşmanın ağırlaştığı; tarımsal üretimin, üreticilerin ve tüketicilerin çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya bırakıldığı bir dönemde toplanmıştır. Tarım; yalnızca ekonomik bir faaliyet alanı değil, yaşamın, toplum sağlığının, bağımsızlığın, egemenliğin ve geleceğin temel güvencesidir. Buna karşın uzun yıllardır uygulanan ithalata, piyasalaştırmaya ve günü kurtaran müdahalelere dayalı politikalar; üreticinin üretimden kopmasına, tarımsal alanların azalmasına, kırsal nüfusun yaşlanmasına, gıda egemenliği ve güvencesinin zayıflamasına neden olmaktadır. Oda’mız, tarım politikalarının; piyasa aktörlerinin kısa vadeli çıkarlarına göre değil; kamu yararı, gıda egemenliği, üretici refahı, tüketici hakkı, ekolojik üretim ve bilimsel planlama temelinde oluşturulması gerektiğini bir kez daha vurgulamaktadır. Üretimde Süreklilik, Üreticiye Güvence Sağlanmalıdır Türkiye'de tarımsal üretim açısından en temel sorunlardan biri, üreticinin yeterli ve öngörülebilir gelir elde edememesidir. Artan girdi ve finansman maliyetleri karşısında üretici gelirlerinin yeterli oranda artmaması, üreticiyi borçlanmaya ve üretimden çekilmeye zorlamaktadır. Odamızın 14 Mayıs 2026 Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada belirtildiği üzere; “2026 yılı Şubat ayında Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,64 artması; tarımsal üretimde maliyet baskısının devam ettiğini göstermektedir. Aynı dönemde tarım sektörünün bankalara olan nakdi kredi borcunun 1 trilyon 355 milyar TL'yi aşması, üreticinin finansal yükünün boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.” Borçlanmaya dayalı tarımsal üretim sürdürülebilir değildir. Tarımsal destekler sosyal yardım niteliğinden çıkarılmalı; üretim planlamasının temel araçlarından biri haline getirilmelidir. Çiftçinin üretim yapabilmesinin koşulları güvence altına alınmalıdır. Üretim maliyetleri düşürülmeli, destekler zamanında ve yeterli düzeyde ödenmeli, destekleme sistemi üretim planlamasıyla bütünleştirilmeli, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakılmasının önüne geçilmelidir. Gıda Enflasyonu Üretim Sorunundan Bağımsız Değerlendirilemez Gıda fiyatlarındaki artış, yalnızca tüketici fiyatlarını değil, toplumun sağlıklı ve yeterli gıdaya erişimini de doğrudan etkilemektedir. Haziran 2026 itibarıyla TÜFE yıllık yüzde 32,11 artarken, gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık artış yüzde 35,45 olarak gerçekleşmiştir. Gıda enflasyonuyla mücadele, üretimi baskılayarak veya ithalatı artırarak değil; üretim kapasitesini güçlendirerek, üretim sürekliliğini sağlayarak ve tarladan sofraya kadar olan zincirdeki yapısal sorunları çözerek yürütülmelidir. Üreticinin düşük fiyatla ürününü satmak zorunda bırakıldığı, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla gıdaya erişebildiği mevcut yapı sürdürülemez. Üretici ile tüketici arasındaki zincirin adil, şeffaf ve etkin biçimde düzenlenmesi; kooperatiflerin ve üretici örgütlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Hububatta Üreticinin Emeği Korunmalıdır 2026 yılı hububat alım fiyatlarında ekmeklik ve makarnalık buğday için ton başına 16.500 TL, arpa için 12.750 TL fiyat açıklanmış; desteklerle birlikte üreticinin eline geçmesi öngörülen tutarlar sırasıyla 19.514 TL ve 15.764 TL olarak belirtilmiştir. Odamız açısından temel ölçüt, açıklanan fiyatın yalnızca geçmiş yıl fiyatıyla karşılaştırılması değil, üreticinin gerçek maliyetleri, emeği, arazi ve sermaye kullanım bedeli ile bir üretim için gerekli geliri karşılayıp karşılamadığıdır. Üretici maliyetlerini dikkate almayan fiyat politikaları, kısa vadede piyasayı düzenliyor gibi görünse de uzun vadede üreticinin üretimden çekilmesine ve ithalat bağımlılığının artmasına neden olacaktır. Yaşanan enflasyonist süreç nedeniyle hububat başta olmak üzere stratejik ürünlerde; bölgelere göre tavsiye yada taban alım fiyatları = maliyet + enflasyon kaybı (girdi temin dönemi ile hasat-satış dönemi arasında oluşan) + yıllık büyüme oranı + yaşam payı esas alınarak tespit edilmelidir. Tarımsal Afetlerde Adalet Sağlanmalıdır İklim değişiminin etkileri artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkmış; tarımsal üretimin doğrudan tehdit eden ekonomik ve sosyal bir krize dönüşmüştür. Aşırı ve düzensiz yağışlar, seller, taşkınlar, kuraklık, dolu, zirai don, sıcak hava dalgaları ve yangınlar; tarım arazilerini, hayvan varlığını, sulama altyapısını, tarımsal yapı ve ekipmanları tahrip etmekte, üretim maliyetlerini artırmaktadır. ZMO'nun Mayıs 2026 tarihli “Tarımsal Afet ve Adalet” açıklamasında da vurgulandığı üzere, afetlerden zarar gören üreticilerin kayıpları hızlı biçimde tespit edilmeli; üreticinin ÇKS veya tarım sigortası kapsamındaki durumuna bakılmaksızın yaşanan zararların sosyal devlet ilkesi çerçevesinde karşılanması sağlanmalıdır. Afet sonrasında yalnızca zarar ödemesi yapılması yeterli değildir. Üreticinin yeniden üretime başlayabilmesi için tohum, fide, fidan, yem ve diğer temel girdiler zamanında ve yeterli miktarda sağlanmalı; kredi, elektrik ve sulama borçları yeniden yapılandırılmalı veya gerekli durumlarda ertelenmelidir. Orman Yangınları Ve Tarımsal Üretim Birlikte Ele Alınmalıdır 2026 yazında orman yangınları, tarım alanları ve kırsal yaşam açısından ciddi risk oluşturmaya devam etmektedir. Temmuz ayında Muğla'da meydana gelen yangında yaklaşık 200 hektarlık orman alanının zarar gördüğü; düşük nem ve şiddetli rüzgârın yangının yayılmasını hızlandırdığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından açıklanmıştır. Yangınlarla mücadele yalnızca yangın çıktıktan sonra söndürme faaliyetlerine indirgenemez. Ormancılık ve tarım yapılan köy ve mahallelerde yaşayan halka yangın risk azaltma ve yangınla mücadele eğitimleri verilmeli, müdahale ekipleri kurulmalıdır. Yangın öncesi risk azaltma, erken uyarı, izleme, kırsal alan yönetimi, anız yangınlarının önlenmesi, yangın şeritleri, su varlıklarının korunması ve yerel yönetimler ile kamu kurumları arasında etkin koordinasyon yangın politikasının temel unsurları haline getirilmelidir. Orman yangınları aynı zamanda tarımsal üretimi, arıcılığı, hayvancılığı, mera alanlarını, ormanlardan elde edilen ürünleri ve kırsal ekonomiyi etkilemektedir. Yangınların tarımsal üretim üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri bütüncül olarak ele alınmalıdır. Su Yetersizliğine Karşı Tarım Politikası Yeniden Şekillendirilmelidir İklim değişiminin ve artan su talebi karşısında su varlıklarımız üzerindeki baskı giderek artmaktadır. Tarım sektörü açısından suyun yalnızca daha fazla kullanılmasına değil, daha etkin, planlı ve verimli kullanılmasına odaklanılmalıdır. Su kısıtı bulunan havzalarda ürün deseni yeniden değerlendirilerek su varlıklarımızın taşıma kapasitesiyle uyumlu üretim planlaması yapılmalı; basınçlı ve kontrollü sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı, sulama yatırımları bilimsel önceliklere göre gerçekleştirilmelidir. Su havzalarının madencilik, sanayi, yapılaşma ve diğer rant baskılarıyla kirletilmesine ve yok edilmesine izin verilmemelidir. Su hakkı, yaşam hakkıdır. Su varlıkları kamusal bir değer olarak korunmalıdır. Tarım Arazileri, Meralar, Zeytinlikler ve Ormanlar Korunmalıdır Tarımsal üretimin temel koşulu olan toprak varlığımız hızla artan yapılaşma, sanayi, enerji, madencilik ve ulaşım yatırımları nedeniyle baskı altındadır. Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımının kolaylaştırılması, yalnızca bugünün üretim kapasitesini değil, gelecek kuşakların gıda güvencesini ve yeterliliğini de tehdit etmektedir. Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler, ormanlar, sulak alanlar ve su havzaları rantın konusu değil, toplumun ortak varlıkları ve geleceğidir. Odamız; tarımsal üretim alanlarının parçalanmasına, verimli tarım topraklarının yapılaşmaya açılmasına, meraların amaç dışı kullanımına ve doğal varlıkların geri dönüşü olmayacak biçimde tahrip edilmesine karşı bilimsel, teknik ve hukuki mücadelesini sürdürecektir. Tarım Sayımı Şeffaf ve Bilimsel Esaslar ile Sonuçlandırılmalıdır Tarım politikalarının doğru biçimde oluşturulabilmesi için öncelikle ülkenin gerçek tarımsal yapısının bilinmesi gerekmektedir. Uzun yıllardır gerçekleştirilmeyen Genel Tarım Sayımının sonuçlarının; arazi varlığı, işletme büyüklükleri, üretim deseni, sulama, hayvan varlığı, tarımsal makine parkı, işgücü ve diğer temel göstergeler bakımından eksiksiz ve güvenilir biçimde ortaya konulması büyük önem taşımaktadır. Tarım sayımından elde edilecek veriler, tarımsal üretim planlamasının temelini oluşturmalıdır. Veriler kamuoyuna açık, anlaşılır ve şeffaf biçimde paylaşılmalı; üretim planlaması gerçek veriler üzerinden yeniden değerlendirilmelidir. Üretim Planlaması Bilimsel Veriye Dayanmalıdır Üretim planlaması; yalnızca belirli ürünlerin belirli alanlarda üretilmesinin ötesinde, toprak, su, iklim, pazar, üretici yapısı, girdi maliyetleri ve tüketici ihtiyaçlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir sistem olarak ele alınmalıdır. Üreticinin hangi ürünü neden üreteceğini, ne kadar gelir elde edeceğini ve ürününü nerede pazarlayacağını öngöremediği, alım garantisi olmayan bir sistem gerçek anlamda planlı üretim değildir. Bu nedenle üretim planlaması; Ziraat Mühendisleri Odası’nın, çiftçi örgütlerinin, üniversitelerin, ilgili kamu kurumlarının ve diğer tüm paydaşların katılımıyla demokratik ve bilimsel bir süreç olarak yürütülmelidir. Kamucu Tarım Yönetimi ve Liyakat Güçlendirilmelidir Tarım ve Orman Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatında yeterli sayıda, nitelikli ve uzman personel istihdam edilmesi kamusal tarım hizmetlerinin etkinliği açısından zorunludur. Bakanlığın 2026 yılında açıkladığı 1.874 sözleşmeli personel alımında 515 Ziraat Mühendisi, 49 Su Ürünleri Mühendisi ve 6 Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi kadrosuna yer verilmesi olumlu olmakla birlikte, Odamız bu sayıların mevcut ihtiyaç karşısında yetersiz olduğunu belirtmiş; Ziraat Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi kadrolarının artırılmasını ve Su Bilimleri Mühendislerine de kadro tahsis edilmesini talep etmiştir. Tarım sayımı, üretim planlaması, bitki sağlığı, toprak ve su koruma, gıda güvenliği ve yeterliliği, kırsal kalkınma, su ürünleri yönetimi ve iklim değişimine uyum gibi stratejik alanlarda kamu istihdamı liyakat temel alınarak artırılmalıdır. Tarım politikalarının başarısı, masa başında oluşturulan düzenlemelerden önce, bu politikaları sahada uygulayacak uzman insan gücünün varlığına bağlıdır. Ziraat Mühendisliği Eğitimi Ve Meslek İstihdamı Güçlendirilmelidir Ziraat Fakültelerinin sayısındaki plansız artış, eğitim altyapısındaki yetersizlikler ve mezunların istihdam sorunları mesleğimizin geleceğini tehdit etmektedir. Eğitim, istihdam ve tarımsal üretim politikaları birlikte ele alınmalıdır. Ziraat fakültelerinde eğitim kalitesi yükseltilmeli, uygulamalı eğitim güçlendirilmeli, üniversite-kamu-özel sektör ve meslek örgütü iş birliği geliştirilmelidir. Ziraat Fakültelerine girebilmek için 300.000 puan barajı tekrar getirilmelidir. ZMO'nun destek verdiği ZİDEK akreditasyon süreçleri yaygınlaştırılmalı; nitelikli ziraat mühendisi yetiştirilmesi bir kamu politikası olarak ele alınmalıdır. Kamuda yeterli sayıda Ziraat Mühendisi istihdam edilmeli; meslektaşlarımızın özlük hakları, ücretleri, ek göstergeleri ve emeklilik koşulları iyileştirilmelidir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Hakkındaki Kanun kapsamında 4 Nisan 2026 tarihinde yönetmelik değişikliği yapılmış olup, 2023-2026 tarih aralığındaki, tarımsal yapı izinlendirilmesinde, Ziraat Mühendislerinin imza yetkisi kaldırılmıştır. Bu durum; Ziraat Mühendisliği mesleğini yok saymak anlamına gelmektedir. Bu hususta ivedilikle düzenleme yapılmalıdır. B-Reçete uygulamasındaki 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren, Zirai İlaç Bayilerinden “Oda Üyelik Belgesi” istenilmeyeceği yönündeki uygulamadan vazgeçilmelidir. ZMO Anayasa’dan aldığı yetkiye istinaden, özel sektörde çalışan Ziraat Mühendislerinin disiplin örgütü olup, yaptıkları uygulamaların meslek etiği ve bilimsel kurallara uygunluğunu denetlemekle de görevlidir. Zirai İlaç Bayileri mesleki dayanışma ve kamu sağlığı bakımından mesleki denetimden ve Oda üyeliğinden istisna tutulamaz/tutulmamalıdır. Yaşanan finansal kriz tarımsal üretim ve pazarlamanın her aşamasında gübre, BKÜ, Tarım alet ve makinaları alanlarında işletme sahibi olarak görev yapan meslektaşlarımızı konkordato ve iflas noktasına getirmekte, intihar vakaları yaşanmaktadır. Finansal kriz kapsamında uygun koşullarda bir kredi paketi acilen planlanmalı ve yaşanan problemler bütün tarımsal üretime zarar vermeden bir an önce çözülmelidir. Bilirkişilik yapan meslektaşlarımızın; alt uzmanlık alanı seçiminde yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ile, ZMO olarak görüşmeler sürdürülmektedir. Gıda Güvenliği ve Yeterliliği Kamusal Bir Sorumluluktur Gıdanın güvenilirliği ve yeterliliği, toplum sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Bitkisel ve hayvansal üretimden işleme, depolama, nakliye ve tüketime kadar tüm süreçlerde etkin denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Bitki koruma ürünlerinin üretimi, satışı, reçetelendirilmesi ve uygulanmasında bilimsel yeterlilik ve uzmanlık temel alınmalı; bitki sağlığı alanındaki mesleki yetkilerin zayıflatılmasına izin verilmemelidir. Kalıntı, sahte veya tağşiş edilmiş gıda ürünleriyle mücadelede denetimler güçlendirilmeli; özellikle ihracattan geri dönen tarımsal ürünlere ilişkin nedenler, analiz sonuçları ve alınan önlemler şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Hayvancılıkta Üretici Korunmalı, Yerli Üretim Güçlendirilmelidir Hayvancılıkta temel amaç, dönemsel ithalatlarla piyasa açığını kapatmak değil, yerli üretim kapasitesini artırmak olmalıdır. Yem maliyetleri düşürülmeli, mera alanları korunmalı, hayvan sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli ve üreticinin gelir güvencesi sağlanmalıdır. Et ve süt üretiminde üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının azaltılması için kooperatifçilik ve üretici örgütlenmesi desteklenmelidir. Hayvancılık politikaları yalnızca et ve süt miktarının artırılması üzerinden değil; hayvan refahı, çevrenin korunması, yem kaynakları ve agroekolojik üretim ilkeleri üzerinden yeniden değerlendirilmelidir. Kırsalın Boşalmasına Karşı Kalıcı Politikalar Uygulanmalıdır Kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımsal üretimden uzaklaşması, ülkemizin gelecekteki gıda üretim kapasitesi açısından stratejik bir tehdit oluşturmaktadır. Köyler yalnızca yaşlı nüfusun yaşadığı yerleşimler değil, aynı zamanda üretim alanlarıdır. Gençlerin tarımda kalmasını sağlayacak gelir, eğitim, sosyal güvenlik, sağlık, barınma ve kültürel yaşam koşulları oluşturulmalı; köy okulları ve kırsal kamu hizmetleri güçlendirilmelidir. Genç ve kadın üreticilerin tarımsal üretimde kalıcı olarak yer almasını sağlayacak uzun vadeli destek programları oluşturulmalıdır. Boşaltılmış köylere geri dönüş ve tarımsal üretimin yeniden başlaması planlanmalı, üretici köy halkının köye dönüşü ve tarımsal üretime başlaması için destekleme paketi oluşturulmalı, yıllardır üretim dışında kalan araziler bilimsel programlar uygulanarak yeniden tarıma kazandırılmalıdır. Kooperatifçilik Güçlendirilmelidir Üreticilerin girdi temininden ürün pazarlamaya kadar yaşadığı sorunların çözümünde kooperatifçilik önemli bir araçtır. Kooperatifler siyasi ve ekonomik bağımlılıklardan uzak, demokratik ve şeffaf bir yapıya kavuşturulmalı, mevzuat özendirici olmak üzere yeniden düzenlenmeli, üreticinin örgütlü biçimde pazara erişimi sağlanmalıdır. Kooperatiflerin finansman, eğitim, teknik danışmanlık, depolama, işleme ve pazarlama kapasiteleri güçlendirilmelidir. Afet Bölgelerinde Tarımsal Üretim Yeniden Kurulmalıdır 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden geçen zamana rağmen deprem bölgesindeki tarımsal üretim ve kırsal yaşam açısından sorunların tümü giderilememiştir. Deprem bölgesinde kırsal nüfusun yeniden üretime kazandırılması, tarım arazilerinin korunması ve üretim altyapısının yeniden kurulması için özel destek programları uygulanmalıdır. Yeni yerleşim alanlarının belirlenmesinde verimli tarım arazileri, meralar, su kaynakları ve tarımsal üretim bütünlüğü mutlaka korunmalıdır. Deprem güvenli yerleşim ile tarımsal üretimin korunması birbirinin alternatifi olarak görülmemelidir. Bilimsel yer seçimi ve doğru planlama ile verimli tarım arazileri tarım dışı kullanılmamalı her iki ihtiyaç birlikte karşılanmalıdır. Mesleki Yetkilerimizi ve Meslek Örgütlülüğümüzü Savunacağız Ziraat Mühendisliği; yalnızca teknik bir meslek değil, gıda, toprak, su, çevre, üretim ve toplum sağlığıyla doğrudan ilişkili kamusal bir meslektir. Mesleki yetki ve sorumlulukların bilimsel yeterlilik yerine farklı çıkar ilişkileri doğrultusunda dağıtılmasına karşı çıkıyoruz. Meslek alanımızın parçalanmasına, mesleki yetkilerimizin daraltılmasına, mühendislik hizmetlerinin niteliğinin düşürülmesine ve meslek örgütümüzün işlevsizleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Bilimsel bilgi, mühendislik etiği, liyakat ve kamu yararı temelinde mesleğimizi savunmaya devam edeceğiz. Toplumsal Adalet, Tarıma Adalet Sağlanmadan Tesis Edilemez TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkesini; insan haklarını, emeği, eşit yurttaşlığı, toplumsal barışı ve özgürlükleri savunmaktadır. Tarım politikalarının toplumdan bağımsız ele alınamayacağı açıktır. Adil bir tarım politikası, adil bir toplum düzeninin parçasıdır. Kadınların, gençlerin, çocukların, mevsimlik tarım işçilerinin ve tüm emekçilerin haklarının korunması; tarımsal üretimin sürdürülebilirliği kadar önemlidir. Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları iyileştirilmeli, sosyal güvenceye erişimleri sağlanmalı ve tarımda çocuk işçiliğinin tüm biçimleriyle mücadele edilmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Odamızın çalışmaları kararlılıkla sürdürülecektir. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Olarak Diyoruz ki; Kamucu, planlı, üreticiyi ve tüketiciyi koruyan bir tarım politikası yaşama geçirilmelidir. Gıda egemenliği, gıda güvencesi ve gıda güvenliği temel kamu politikaları haline getirilmelidir. Çiftçinin üretimde kalmasını sağlayacak yeterli, zamanında ve öngörülebilir destekleme sistemi oluşturulmalıdır. Tarımsal üretimde ithalata bağımlılığı azaltacak, yerli üretimi ve üretim kapasitesini güçlendirecek politikalar uygulanmalıdır. Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler, ormanlar, sulak alanlar ve su havzaları korunmalıdır. İklim değişimine uyum politikaları tarım, su, orman ve kırsal kalkınma politikalarıyla birlikte ele alınmalıdır. Tarımsal afetlerden zarar gören üreticilerin zararları sosyal devlet ilkesi doğrultusunda karşılanmalı ve yeniden üretime geçmeleri güvence altına alınmalıdır. Orman yangınlarıyla mücadelede önleyici, bilimsel, teknolojik ve bütüncül yöntemler güçlendirilmelidir. Su varlıklarının korunması ve tarımsal su kullanımının planlanması ülke politikalarının temel önceliklerinden biri olmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın teknik personel yapısı güçlendirilmeli, kamuya yeterli sayıda Ziraat Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi ve Su Bilimleri Mühendisi alınmalıdır. Ziraat Fakültelerinde eğitim kalitesi yükseltilmeli, plansız fakülte ve kontenjan artışına son verilmelidir. Gençlerin ve kadınların tarımsal üretimde kalmasını sağlayacak sosyal ve ekonomik politikalar uygulanmalıdır. Kooperatifçilik ve üretici örgütlenmesi güçlendirilmelidir. Tarım işçilerinin insanca çalışma ve yaşam koşullarına sahip olması sağlanmalı, tarımda çocuk işçiliği sona erdirilmelidir. Tarım politikaları bilimsel veriler, meslek uzmanlığı ve kamu yararı temelinde oluşturulmalıdır. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; üreten, ürettiğinin karşılığını alan çiftçinin; sağlıklı, güvenilir ve erişilebilir gıdaya ulaşabilen tüketicinin; bilimsel ve nitelikli mühendislik hizmeti sunan meslektaşlarımızın ve korunmuş bir doğal çevrede yaşama hakkının yanında olmaya devam edeceğiz. Ülkemizin tarımsal varlıklarını, toprağını, suyunu, ormanlarını, meralarını, zeytinliklerini ve biyolojik çeşitliliğini gelecek kuşaklara aktarmak; üreticinin emeğini korumak, gıda egemenliğini ve kamusal yararı savunmak mesleki ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Bilimin, emeğin, üretimin, dayanışmanın ve kamu yararının rehberliğinde mücadelemizi büyüteceğiz. Mesleğimize, meslektaşlarımıza, üreticilerimize ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın TMMOB! Yaşasın ZMO! Yaşasın ZMO Örgütlülüğü!" Seo uyumlu detaylı bir haber metni hazırlarmısın

2026 Yılı Fındık Rekolte Tahmini Açıklandı: Türkiye Geneli 805 Bin Tonu Aştı Haber

2026 Yılı Fındık Rekolte Tahmini Açıklandı: Türkiye Geneli 805 Bin Tonu Aştı

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB), fındık sektörünün geleceğine ve tarım politikalarına ışık tutacak 2026 ürünü resmi rekolte tahmin raporunu kamuoyuyla paylaştı. Yaklaşık 20 yıldır büyük bir titizlikle yürütülen kapsamlı saha çalışmalarının sonucunda, 2026 yılı Türkiye toplam kabuklu fındık rekoltesi 805.246 ton olarak hesaplandı. ​2026 Yılı Türkiye Toplam Fındık Rekolte Tahmini: 805.246 Ton (Doğu Karadeniz: 524.358 Ton | Batı Karadeniz: 280.888 Ton) ​Gerçeğe En Yakın Sonuç İçin Üç Aşamalı Titiz Saha Çalışması ​Fındık sektörüne ilişkin stratejilerin belirlenmesinde temel göstergelerin başında gelen rekolte tahmini, uluslararası standartlara uygun ve gerçeğe en yakın sonuçları ortaya koyan üç aşamalı bir saha süreciyle gerçekleştirildi: ​1. Aşama (14 Şubat - 3 Mart): Karanfil sayımı ile sürecin ilk adımı atıldı. ​2. Aşama (25 Nisan - 8 Mayıs): Karanfillerin çotanağa dönüşüm oranları detaylıca incelendi. ​3. Aşama (13 - 28 Temmuz): Çotanak sayımı ile saha çalışmaları nihayete erdirildi. ​Türkiye genelinde ekonomik anlamda fındık üretimi yapılan 15 il ve 87 ilçede, alanında uzman ziraat mühendisleri tarafından toplam 477 bahçe ziyaret edildi. Farklı fındık çeşitlerine ait 1.625 dal üzerinde birebir sayım yapılarak meyve tutum oranları ve randıman değerleri hesaplamalara doğrudan dâhil edildi. ​İller Bazında 2026 Fındık Rekolte Dağılımı ​Temmuz ayı çotanak sayımı sonuçlarına göre, illere göre tahmini kabuklu fındık üretim miktarları şu şekildedir: ​Doğu Karadeniz Bölgesi ​Artvin: 5.269 Ton ​Rize: 1.042 Ton ​Trabzon: 43.463 Ton ​Giresun: 91.865 Ton ​Ordu: 263.196 Ton ​Samsun: 115.512 Ton ​Gümüşhane: 781 Ton ​Tokat: 3.230 Ton ​DOĞU KARADENİZ TOPLAMI: 524.358 Ton ​Batı Karadeniz ve Diğer Bölgeler ​Sinop: 1.890 Ton ​Bartın: 8.170 Ton ​Kastamonu: 6.499 Ton ​Zonguldak: 32.408 Ton ​Düzce: 102.773 Ton ​Sakarya: 104.660 Ton ​Kocaeli: 13.590 Ton ​Bolu: 2.984 Ton ​İstanbul: 2.186 Ton ​Diğer İller: 5.728 Ton ​BATI KARADENİZ TOPLAMI: 280.888 Ton ​TÜRKİYE GENELİ TOPLAM REKOLTE: 805.246 Ton ​Doğru Stratejiyle İhracatta Büyük Fırsat ​KFMİB Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede, tahmin edilen bu üretim miktarının doğru stratejiler ve etkin planlamalarla Türkiye fındık ihracatı açısından büyük bir fırsata dönüştürülebileceği vurgulandı. Açıklama, 2026/2027 fındık sezonunun tüm üreticilere, ihracatçılara ve sektör paydaşlarına hayırlı ve bereketli olması temennisiyle son buldu.

ZMO'dan Tarım ve Orman Bakanlığı'na Çağrı: "Personel Alım Sayısı Artırılmalı" Haber

ZMO'dan Tarım ve Orman Bakanlığı'na Çağrı: "Personel Alım Sayısı Artırılmalı"

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), Tarım ve Orman Bakanlığı'nın duyurduğu 1.874 sözleşmeli personel alım ilanına ilişkin Bakanlığa resmi başvuruda bulundu. ZMO; Ziraat, Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği kadrolarının artırılmasını ve Su Bilimleri Mühendislerine de kontenjan ayrılmasını talep etti. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taşra teşkilatında görevlendirmek üzere 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamında ilan ettiği 1.874 sözleşmeli personel alımı sektörel temsilciler tarafından takiple izleniyor. İlanda yer alan 515 Ziraat Mühendisi, 49 Su Ürünleri Mühendisi ve 6 Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi kadrosu olumlu bir adım olarak değerlendirilse de TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) mevcut sayıların saha ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğuna dikkat çekti. "Ziraat Mühendisi Kontenjanı Mevcut İhtiyacı Karşılamıyor" ZMO tarafından Personel Genel Müdürlüğüne iletilen resmi yazıda; tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvencesi, iklim değişikliğiyle mücadele, bitkisel ve hayvansal üretimin geliştirilmesi gibi stratejik hedefler hatırlatıldı. ZMO, ilan edilen 515 Ziraat Mühendisi kadrosunun artırılmasının; yürütülmekte olan tarım sayımı, üretim planlaması ve teknik tarımsal hizmetlerin sahada daha etkin yürütülmesi adına kamu yararı taşıdığını vurguladı. Su Ürünleri ve Balıkçılık Kadroları Yetersiz Bulundu Mavi vatan ve iç su kaynaklarındaki üretimin her geçen gün stratejik önem kazandığı belirtilen açıklamada, 49 Su Ürünleri Mühendisi kontenjanının artırılması, 6 Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi kadrosunun ise yetersiz kaldığı ifade edildi. "Su Bilimleri Mühendislerine Kadro Verilmemesi Önemli Bir Eksiklik" Başvuruda öne çıkan bir diğer kritik unsur ise Su Bilimleri Mühendisleri oldu. İlanda bu meslek grubuna hiç yer verilmemesini eleştiren ZMO; deniz ve iç su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, su kalitesi denetimi ve sucul ekosistemlerin korunması gibi alanlarda uzman olan Su Bilimleri Mühendislerine de uygun sayıda kadro tahsis edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Ziraat Mühendisleri Odası, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sektörün sahada ihtiyaç duyduğu teknik güce ulaşabilmesi adına alım sayılarının yeniden gözden geçirilerek düzenlenmesi talebini yineledi.

Odunpazarı Belediyesi'nden Üreticiye Bilim Destekli Tarım Hamlesi Haber

Odunpazarı Belediyesi'nden Üreticiye Bilim Destekli Tarım Hamlesi

Odunpazarı Belediyesi, tarımsal üretimde verimliliği artırmak ve üreticileri bilimsel yöntemlerle desteklemek amacıyla düzenlediği "Kalkanlı Yeni Çeşit Deneme ve Çiftçi Eğitim Merkezi Tarla Günü"nde çiftçileri uzmanlarla buluşturdu. Kalkanlı Mahallesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, Eskişehir'in iklimine uygun 15 farklı buğday, arpa ve tritikale çeşidi üreticilerin beğenisine sunuldu. Tarla Günü'ne Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi İkinci Başkanı ve NBC Tarım A.Ş. Kurucu Ortağı Dr. Necmettin Polat, Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nihat Çuhadar, muhtarlar ve çok sayıda üretici katıldı. BAŞKAN KURT: "TARIM BAĞIMSIZ TÜRKİYE'NİN EN TEMEL GÜCÜDÜR" Programda konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, tarımın bir ülkenin ekonomik gücünün ve bağımsızlığının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. "Tarım bağımsız Türkiye'nin en temel gücüdür. Tarımı güçlü olmayan bir ülkenin ekonomisinin de güçlü olması kolay değildir" diyen Kurt, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığına dikkat çekti. Bir kamyon buğday satılarak ancak bir cep telefonu alınabildiğini hatırlatan Kurt, bu durumun tarım ürünleri ile sanayi ürünleri arasındaki fiyat dengesizliğini açıkça ortaya koyduğunu belirterek, "Bu tablo, üreticinin emeğinin gerçek değerini bulamadığını gösteriyor" dedi. Türk tarımının uzun yıllardır yeterince desteklenmediğini ifade eden Kurt, bunun hem üretimde hem de ülke ekonomisinde önemli kayıplara yol açtığını söyledi. Yerel yönetimler olarak üreticinin yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Kurt, "Üretimi desteklemeyen, üreticiyi teşvik etmeyen hiçbir anlayış köylünün refahını sağlayamaz. Belediye olarak kırsal mahallelerdeki imkânlarımızı üreticimizin yararına kullanıyor, yeni üretim modellerini deniyor ve başarılı sonuçları çiftçilerimizle paylaşarak onların önünü açmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Kurt, Tarla Günü kapsamında gerçekleştirilen deneme çalışmalarının üreticilere yol göstereceğine inandığını belirterek projede emeği geçen belediye çalışanlarına, akademisyenlere ve paydaş kurumlara teşekkür etti. 15 FARKLI ÇEŞİT ÜRETİCİYLE BULUŞTU Odunpazarı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü koordinasyonunda, Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, NBC Tarım A.Ş. ve Odunpazarı Ziraat Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, kurulan deneme parsellerinde 9 buğday, 3 arpa, 2 ata buğdayı ve 1 tritikale çeşidi tanıtıldı. Üreticiler, çeşitlerin gelişim durumlarını doğal tarla koşullarında inceleme fırsatı bulurken, ziraat mühendislerinden verim, dayanıklılık ve iklim uyumu konusunda uygulamalı bilgi aldı. BAŞKAN KURT'A TEŞEKKÜR Programda konuşan Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi İkinci Başkanı ve NBC Tarım A.Ş. Kurucu Ortağı Dr. Necmettin Polat, Ziraat Mühendisleri Odası olarak her zaman üreticilerin yanında olduklarını belirtti. Polat, üreticiyi bilimsel çalışmalarla buluşturan bu projeyi hayata geçiren Odunpazarı Belediyesi'ne ve Başkan Kazım Kurt'a teşekkür etti. Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu da Tarla Günü'nün üreticilerin yeni çeşitleri yerinde görerek değerlendirmesi açısından önemli bir çalışma olduğunu ifade ederken, çiftçiye verdiği desteklerden dolayı Başkan Kazım Kurt'a teşekkür etti. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nihat Çuhadar ise yerel yönetimlerin tarıma yönelik ortak çalışmalarının kırsal kalkınmaya önemli katkı sunduğunu söyleyerek, üreticiyi destekleyen projeleri nedeniyle Odunpazarı Belediyesi'ni ve Başkan Kazım Kurt'u kutladı. Tarla Gününde Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, protokolde bulunan isimler ve üreticiler deneme alanlarını gezerek farklı tohum çeşitlerini yerinde inceledi, uzmanlardan birebir bilgi aldı. Bilimsel verilerle desteklenen uygulamalı eğitimlerin, bölge tarımında verimliliğin artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.