Hava Durumu

#Aflatoksin

Kırsal Haber - Aflatoksin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aflatoksin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fındık Zurufu Çöp Değil Değerli Gübre! Haber

Fındık Zurufu Çöp Değil Değerli Gübre!

Fındık hasadının ardından ortaya çıkan fındık zurufu, doğru yöntemlerle kompost yapılarak bahçeler için eşsiz bir organik gübreye dönüştürülebiliyor. ​Fındık üretiminde hasat sezonunun tamamlanmasıyla birlikte patozlama işleminden geriye kalan fındık zurufu, atık olmaktan çıkarak topraklar için yüksek değere sahip bir organik materyal kaynağı haline geliyor. Yapılan hesaplamalara göre, bir dekar alandan ortalama 20 ila 50 kilogram arasında fındık zurufu elde edilebiliyor. ​Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, üreticilerin hem verimliliği artırmak hem de çevre sağlığını korumak adına fındık zurufunun bertarafı ve değerlendirilmesi sürecinde dikkat etmesi gereken kritik hususlar paylaşıldı. ​Can ve Mal Güvenliği İçin Yollara Bırakılmamalı ​Patozlama işlemi sonrasında ortaya çıkan zurufların gelişi güzel alanlara yığın şeklinde bırakılması büyük riskler barındırıyor. Açıklamada, araç ve yaya güvenliği açısından zurufların kesinlikle karayolları üzerine yığılmaması ve patozlama sonrasında uygun alanlara hızla nakledilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca yangın riski ve çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla fındık zuruflarının asla yakılmaması gerektiği ifade edildi. ​Ham Halde Kullanımı Hastalık Riskini Artırıyor ​Fındık zurufunun olgunlaşmadan doğrudan gübre amaçlı bahçelere atılmasının büyük bir hata olduğuna dikkat çekildi. Ham zurufun toprağa verilmesi durumunda karşılaşılabilecek riskler şunlar: ​Külleme Hastalığı: İşlem görmemiş zuruf, külleme hastalığı etmenleri için elverişli bir kışlama ortamı oluşturuyor. ​Aflatoksin Oluşumu: Doğrudan kullanım, bahçelerde aflatoksin riskini ve oluşumunu tetikleyebiliyor. ​Fındık Zurufundan Doğal Gübre (Kompost) Nasıl Yapılır? ​Zuruftaki zararlı mikroorganizmaların yok edilmesi ve toprağa kazandırılması için en güvenli yöntemin kompost yapımı olduğu belirtiliyor. Doğal gübre elde etmek için izlenmesi gereken adımlar şöyle: ​Yığın Oluşturma: Bahçenin uygun bir köşesinde fındık zuruflarından oluşan bir yığın hazırlanır. ​Nemlendirme: Yığın bolca sulanarak nemli kalması sağlanır. ​Kireç Uygulaması: Kat kat atılan zurufların arasına sönmemiş kireç ilave edilir. ​Olgunlaşma Süreci: Zurufun tamamen "pişmesi" ve zararlı etmenlerden arınması için en az altı ay olgunlaşmaya bırakılır. ​Bu süreç sonunda tamamen zararlı organizmalardan arındırılan kompost halindeki fındık zurufu; başta fındık ocakları olmak üzere sebze bahçelerinde güvenle doğal gübre olarak değerlendirilebiliyor.

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor Haber

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Avrupa Birliği Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerini değerlendirerek Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik bildirimlerin endişe verici boyutlara ulaştığını duyurdu. Yılbaşından 17 Temmuz 2026 tarihine kadar olan süreci kapsayan verilere göre, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin yapılan 270 bildirimin 197'si sınırda geri çevrilirken, 195'i "ciddi risk" kategorisinde değerlendirildi. ​270 Bildirimin Dörtte Üçü Sınırda Kaldı ​Avrupa Birliği’nin resmi kayıtlarına yansıyan verilere göre Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yaşanan sorunlar şu şekilde dağılım gösterdi: ​197 bildirim sınır reddi ile sonuçlandı. ​13 bildirim alarm niteliği taşıdı. ​49 bildirim bilgilendirme amacıyla yapıldı. ​11 bildirim ise takip amaçlı kayda geçti. ​İhraç edilen ürünlerin yaklaşık dörtte üçünün sınır kapılarından geri çevrildiğini belirten Ömer Fethi Gürer, bu tablonun üreticiden ziyade denetim mekanizmalarındaki eksiklikleri ve yanlış tarım politikalarını gözler önüne serdiğini vurguladı. ​Bildirimlerin Yüzde 86’sı Yüksek Risk Grubunda ​Yapılan toplam 270 bildirimin 195’inin doğrudan ciddi risk kapsamında değerlendirildiğini, 38 bildirimin ise potansiyel ciddi risk taşıdığını belirten Gürer, toplam vakaların yaklaşık %86’sının yüksek risk grubunda yer aldığını ifade etti. Bu durumun ihracat öncesi gerçekleştirilen denetimlerin yeterince etkin olmadığını kanıtladığını dile getirdi. ​Pestisit Kullanım Oranları Dünya Ortalamasının Çok Üzerinde ​Türkiye’de pestisit (tarım ilacı) kullanımının yoğun tarım yapılan bölgelerde dünya ortalamasını katbekat aştığına dikkat çeken Gürer, şu rakamları paylaştı: ​Dünya genelinde hektar başına ortalama pestisit kullanımı 2,6 kilogram düzeyinde seyrediyor. ​Türkiye genel ortalaması 2,1–2,3 kg arasında görünse de, yoğun üretim yapılan ilk 10 ilde bu rakam 6,7 kilograma çıkıyor. ​Konya hariç tutulduğunda, 9 üretim ilinde ise hektar başına 9,5 kilograma kadar ulaşıyor. ​En Büyük Sorun: Mikotoksinler ve Pestisit Kalıntıları ​AB pazarına gönderilen ürünlerde en sık karşılaşılan problemin mikotoksinler olduğunu belirten Gürer; kurutulmuş meyve, baharat ve sert kabuklu ürünlerde görülen Ochratoksin A, Aflatoksin B1 ve toplam aflatoksin sorunlarına işaret etti. Uygun olmayan depolama, kurutma ve üretim koşullarının bu toksinlerin oluşumuna zemin hazırladığını belirtti. ​Ayrıca ihracatta sorun yaratan başlıca pestisit kalıntıları arasında Acetamiprid, Formetanate, Indoxacarb, Prochloraz, Imazalil ve Fosthiazate maddelerinin yer aldığı açıklandı. ​En Çok Bildirim Yapan Ülkeler: Bulgaristan, Almanya ve Fransa ​Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik en fazla bildirimin gerçekleştirildiği Avrupa ülkeleri şu şekilde sıralandı: ​Bulgaristan: 65 bildirim ​Almanya: 61 bildirim ​Fransa: 53 bildirim ​Bu üç ülkenin tek başına toplam bildirimlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu, yaşanan bu tablonun Türkiye'nin uluslararası pazardaki güvenilirliğini olumsuz etkilediği ifade edildi. ​"Sorun Çiftçide Değil, Plansız Yönetimde" ​Artan girdi maliyetleriyle (gübre, ilaç, mazot) mücadele eden üreticinin yalnız bırakıldığını belirten CHP’li Gürer, tarım sektöründeki yapısal sorunların çözümü için Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulundu: ​İhracata gidecek ürünlerde kalıntı analizleri artırılmalı. ​Üreticiye yönelik teknik destek ve eğitim faaliyetleri yaygınlaştırılmalı. ​Pestisit kullanımı sıkı bir şekilde denetlenmeli. ​Hasat sonrası depolama ve işleme süreçlerinde uluslararası standartlar eksiksiz uygulanmalı. ​Gürer, Avrupa kapılarından geri dönen her ürünün yalnızca ekonomik bir kayıp olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin tarımsal itibarı açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.

Kuru İncirde Büyük Buluşma Haber

Kuru İncirde Büyük Buluşma

Türkiye’nin dünya lideri olduğu kuru incir sektöründe 2026/27 sezonu öncesi Aydın’da kritik bir "İncir Zirvesi" düzenlendi. Kamu, yerel yönetimler, ihracatçılar ve üreticileri aynı masada buluşturan zirvede, "kalitenin bahçeden başladığı" vurgulanarak sürdürülebilir ihracat için yeni stratejiler belirlendi. ​Yıllık 400 milyon doları aşan döviz getirisiyle Türkiye’nin en önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biri olan kuru incirde, gelecek sezonun daha verimli geçmesi adına Aydın’da geniş katılımlı bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde Aydın Valisi Dr. Osman Varol başkanlığında toplanan sektör temsilcileri, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri masaya yatırdı. ​“Kalite Bahçede Başlar, İhracata Taşınır” ​Zirvenin en önemli gündem maddesi, kuru incirde sürdürülebilir ihracatın temeli olan "kalite" oldu. Sektör temsilcileri, kalitenin yalnızca işletme girişlerinde değil, bahçe aşamasından itibaren sağlandığında gerçek değerine ulaşacağını belirtti. ​Ürünün doğru kurutulması, seçilmesi, ayıklanması ve sağlıklı koşullarda depolanması gerektiğine dikkat çekilen toplantıda, aflatoksin kontrollerinin üretici ve ilk alım noktalarında güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. ​Yusuf Gabay: “Dünya Liderliğini Korumak Ortak Sorumluluğumuz” ​Toplantıda konuşan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EİB) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, kuru incirin Türkiye için bir milli servet olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Kuru incirde liderliğimizi korumanın yolu, kaliteyi bahçeden başlatmaktan geçiyor. Erken kontrol mekanizmalarını yaygınlaştırarak hem üreticimizin emeğini koruyacağız hem de ülkemizin marka değerini yükselteceğiz. Amacımız ürünü kaybetmek değil; doğru kontrol ve doğru ayrıştırma ile bu milli serveti en yüksek katma değerle ekonomiye kazandırmaktır." ​Sektörün Öncelikli Beklentileri: UV Kontrolü ve Mevzuat Düzenlemeleri ​Başkan Yusuf Gabay, sektörün öncelikli beklentilerini şu başlıklarla özetledi: ​Ortalama esaslı analiz yöntemi: İhracatta verimliliği artıracak yöntemlerin uygulanması. ​Mobil UV lambası desteği: Ürün ayrıştırma süreçlerinde teknolojinin yaygınlaştırılması. ​Geri dönen ürünler: İhracattan dönen ürünlerin yeniden değerlendirilmesine imkân sağlanması. ​Mevzuat güncellemeleri: Uygun limitlere sahip ülkelere sevkiyatın önünün açılması. ​İncirde Tanıtım Hamlesi: Aydın’dan Kamu Spotu Desteği ​Toplantıda dikkat çeken bir diğer karar ise kuru incirin tüketiciye anlatılması konusunda alındı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, kuru incirin sağlık faydalarının geniş kitlelere ulaşması amacıyla hazırlanacak bir kamu spotuna belediye olarak tam destek vereceklerini açıkladı. ​İhracatta Başarı Grafiği Yükseliyor ​2025/26 sezonunda 50 bin tonu aşkın ihracatla 314 milyon dolar gelir elde eden Türkiye’nin en büyük pazarları ise şu şekilde şekillendi: ​Amerika Birleşik Devletleri: 52,5 milyon dolar ile zirvede. ​Fransa: 41,5 milyon dolar ile ikinci sırada. ​Almanya: 40 milyon dolar ile üçüncü sırada. ​Uzak Doğu: Yüzde 29’luk artışla 48,5 milyon dolara ulaşan ihracat hacmi. ​Aydın Valisi Dr. Osman Varol, zirve sonunda yaptığı açıklamada, alınan kararların yerel ve merkezi düzeyde hızlıca uygulanması gerektiğinin altını çizerek, bu birlikteliğin Türk tarımı için hayırlı olmasını diledi.

Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu İlk Toplantısını Gerçekleştirdi. Haber

Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu İlk Toplantısını Gerçekleştirdi.

Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir ve Antep fıstığının domine ettiği kuru meyve sektöründe hayati kararların alındığı Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanlığına oy birliğiyle Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür seçildi. Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu ilk toplantısını Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirdi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı seçilirken, Başkan Yardımcılıklarına Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Birol Celep oy birliğiyle seçildiler. Önceliklerimiz tanıtım, kalite ve gıda güvenliğini artırmak Türk kuru meyvelerinin tanıtımı için TURQUALITY ve URGE Projelerine ağırlık vereceklerini, fuarlarda Türk kuru meyvelerinin daha görünür olması için birlik ve beraberlik içinde mesai vereceklerini dile getiren Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür, hedef pazarlar olarak Çin ve Hindistan’a yoğunlaşacaklarını, odaklanacakları başlıklardan birisinin de kalite ve gıda güvenliğini arttırmak olacağını vurguladı. Kuru meyve sektöründeki sorunların çözümüne yönelik olarak İzmir, Gaziantep ve İstanbul’daki Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri olarak ortak hareket edeceklerinin altını çizen Özgür, “Bu amaçla üretim bölgelerinin nabzını tutmak amacıyla Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Toplantılarını kuru meyve üretim bölgelerinde yapma konusunda da mutabık kaldık. Çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirde aflatoksin, okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, üreticiler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, tüccarlar ve sektörün tüm paydaşlarıyla ortak projeler geliştireceğiz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de 2025 yılında yaşanan iklim krizinin etkilerini 2025/26 kuru meyve ihraç sezonunda güçlü bir şekilde hissettiklerini aktaran Başkan Özgür kuru meyve sektörünün 2026 yılı ihracat performansı hakkında şöyle konuştu; “1 Ocak – 15 Mayıs 2026 döneminde 115 bin ton kuru meyve ihraç ettik ve 601 milyon 235 bin dolar dövizi ülkemize kazandırdık. 2025 yılının aynı döneminde ihracatımız 138 bin 220 ton karşılığı 678 milyon 848 bin dolar olmuştu. Miktar bazında yüzde 17, döviz getirisinde yüzde 11 kaybımız oldu. 2026 yılında iklim koşulları daha iyi seyir izlediği takdirde ihracattaki kayıplarımızı telafi edebiliriz. Yıllık 2 milyar dolar ihracat rakamına ulaşabiliriz.” Türkiye, 1 Ocak – 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında 166 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ederken, kuru incir ihracatı 134 milyon dolar oldu. Kuru kayısı ihracatı 97 milyon dolar olarak kayıtlara geçerken, Antep fıstığından elde edilen döviz geliri 50,5 milyon dolar oldu. Badem ihracatı 38,5 milyon dolar, çam fıstığı ihracatı 14 milyon dolar, ceviz ihracatı 11,5 milyon dolar ve leblebi ihracatı 10 milyon dolar döviz kazandırdı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, EKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ferhat Şen, EKMİB Yönetim Kurulu Üyeleri Barış Bayhan, Nejat Almış, Miray Usta, Naci Çetin, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik ve GAİB Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Abdülkadir Çıkmaz, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Semih Ergüder ve İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Çınar, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Üyesi olarak görev yapacaklar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.