Hava Durumu

#Alım Garantisi

Kırsal Haber - Alım Garantisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Garantisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!" Haber

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!"

Son dönemde artan soğan fiyatları Türkiye gündemindeki yerini korurken, Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (SO-DER) yaşananların perde arkasını açıkladı. Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Reşit Kaya, artışın temelinde ithalatın değil, üretimin yok olma noktasına gelmesinin yattığını belirterek, yerli üretimi destekleyecek kalıcı adımlar çağrısında bulundu. SO-DER Başkanı Kaya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "​Son günlerde soğan fiyatlarında yaşanan keskin yükseliş, kamuoyunda ithalat politikaları üzerinden tartışılmaktadır. Ancak SO-DER olarak açıkça ifade ediyoruz ki, bu fiyat hareketinin temelinde ithalat değil, Türkiye’de kuru soğan üretiminin sürdürülemez hale gelmesi ve çiftçilerimizin büyük bir kısmının üretimi terk etmek zorunda kalması yatmaktadır. Fiyat artışını üreticinin kazancına bağlamak gerçeği yansıtmamaktadır; aksine, üretici yıllardır zarar etmiş, bugün elinde ürün kalmayan çiftçimiz fiyat artışından pay alamamaktadır. ​Üretim maliyetleri açısından Türkiye ile rakip ülkeler arasındaki uçurum her geçen gün büyümektedir. Özbekistan, İran ve Mısır gibi ülkelerde bir kilogram soğanın üretim maliyeti yaklaşık 4-5 TL seviyesindeyken, Türkiye’de bu maliyet hasat işçiliği de dahil olmak üzere 15 TL’nin üzerine çıkmıştır. Bu farkın en çarpıcı örneği işçilik ücretlerinde görülmektedir: Mısır’da bir tarım işçisinin günlük yevmiyesi yaklaşık 3 dolar iken, Türkiye’de bu rakam 30 dolara ulaşmaktadır. Mazot, gübre, ilaç ve diğer girdilerde de benzer oranda bir fark bulunmakta; bu da yerli üreticinin uluslararası pazarda rekabet etme şansını ortadan kaldırmaktadır. Ne yazık ki çiftçilerimiz, yıllarca soğanını üretim maliyetinin üçte biri gibi sembolik fiyatlara satmak zorunda kalmış, artan borç yükü ve azalan gelir nedeniyle ekim alanlarını sürekli daraltmıştır. Bu süreçte yaşanan kuraklık, sel ve don gibi doğal afetler ise üretimdeki düşüşü daha da hızlandırmıştır. SO-DER olarak 2018 yılından bu yana her platformda hükümete sesimizi duyurmaya çalıştık; zaman zaman ihracat destekleri verilmiş olsa da yüksek girdi maliyetleri nedeniyle bu destekler kalıcı çözüm olmaktan uzak kalmıştır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde yalnızca Amasya, Bursa ve bazı ilçelerde çok sayıda üreticinin elinde ürün kalmıştır. Mevcut durumda soğanın kilogram fiyatı 50 TL seviyesine ulaşmıştır. Ancak bu fiyat artışında en çok yerli üretici değil, Türkiye’ye ürün satan Mısır, Özbekistan ve İran gibi ülkeler faydalanacaktır. Çünkü yerli üreticinin elinde satacak yeterli ürünü kalmamıştır; arz açığı ithalatla kapatılmaya çalışıldığında, fiyatlardaki yükseliş doğrudan yabancı üreticilerin lehine işleyecektir. Bu durum, hem ülke tarımının geleceği hem de gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. SO-DER olarak net bir şekilde belirtmek isteriz: Biz üreticiler ne soğanı 5 TL’ye ne de 50 TL’ye satmak istiyoruz. Bizim talebimiz, üretim maliyetlerimizi karşılayan ve sürdürülebilir üretimi mümkün kılan adil bir fiyatın oluşmasıdır. Bugün bir kilogram soğanın gerçek üretim maliyeti 17-18 TL seviyesindedir. Bu maliyetin üzerine yalnızca %10-15 oranında makul bir kâr eklendiğinde, üreticinin eline geçmesi gereken fiyat 22-23 TL civarındadır. Bu rakam, çiftçinin bir sonraki yıl yeniden ekim yapabilmesi, mevcut borçlarını ödeyebilmesi ve üretim faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olan asgari gelir düzeyidir. Eğer bu makul fiyat seviyesi sağlanamazsa, üretim her geçen yıl daha da azalacak, Türkiye ithalata daha fazla bağımlı hale gelecek ve tüketiciler çok daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalacaktır. Unutulmamalıdır ki üreticinin kazanması, tüketicinin kaybetmesi anlamına gelmez. Asıl amaç, üretimin devam ettiği, çiftçinin ayakta kaldığı ve tüketicinin uygun fiyatla ürüne ulaşabildiği sürdürülebilir bir tarım politikasının inşa edilmesidir. ​Bu noktada, kuru soğan ithalatına ilişkin son düzenlemeyi de değerlendirmek gerekir. Resmî Gazete’de 11 Temmuz 2026’da yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi yüzde 5’e düşürülmüş ve bu uygulamanın 31 Ağustos 2026’ya kadar devam edeceği açıklanmıştır. Ne var ki, 2019 yılında da benzer bir yol izlenmiş, o dönemde soğan fiyatlarındaki artış gerekçesiyle ithalatta gümrük vergisi sıfırlanmış ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) soğan ithalatı gerçekleştirmiştir. Ancak bu tür geçici önlemler, sorunun kaynağına inmeden yalnızca acil fiyat baskısını hafifletmeye yarar; kalıcı çözüm ise üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve çiftçinin desteklenmesinden geçer. SO-DER olarak bir kez daha vurguluyoruz: Kalıcı çözüm ithalatı artırmak değil, yerli üretimi maliyet bazında destekleyerek sürdürülebilir kılmaktır. Hükümeti ve kamuoyunu bu gerçekle yüzleşmeye, çiftçimizin sesine kulak vermeye davet ediyoruz. Üretim biterse, ne ithalat ne de fiyat regülasyonları açığı kapatabilir. Yarının soğanı bugün ekilir; bugün önlem alınmazsa, önümüzdeki yıllarda hem soğan hem de diğer birçok tarım ürününde çok daha ağır tablolarla karşılaşabiliriz. SO-DER olarak hükümetimizden beklentilerimiz açıktır: Öncelikle, üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen mazot, gübre, ilaç ve elektrik gibi tarımsal girdilerdeki KDV-ÖTV indirimi ve akaryakıt desteği gibi kalıcı teşvik mekanizmaları hayata geçirilmeli, ayrıca hasat işçiliğinde kayıtlı istihdamı teşvik eden prim destekleri artırılmalıdır. Bununla birlikte, üreticinin emeğinin karşılığını alması için taban fiyat uygulaması getirilmeli ve bu fiyat, gerçek üretim maliyeti ile makul kâr marjı dikkate alınarak her yıl güncellenmelidir. İthalatın yalnızca arz açığının acilen kapatılması gereken durumlarda ve sınırlı süreyle yapılmasına izin verilmeli; ithal ürünlerin piyasaya girişinde yerli üreticiyi koruyacak telafi edici mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Ayrıca, TMO’nun piyasa müdahale yetkileri güçlendirilerek, ürün alım fiyatları maliyetlerin altına düştüğünde devreye giren bir alım garantisi sistemi oluşturulmalıdır. Son olarak, tarım sigortaları primleri devlet tarafından daha yüksek oranda sübvanse edilmeli ve doğal afetlerde üreticiye hızlı ve yeterli tazminat ödenmesi sağlanmalıdır. SO-DER olarak, bu taleplerimizin karşılanmasının yalnızca üreticisini değil, tüm tarım sektörünü ayakta tutacağına ve Türkiye’nin gıda güvenliğini uzun vadede garanti altına alacağına inanıyoruz."

Ordu’da Kaz Yetiştiriciliği Yaygınlaşıyor Haber

Ordu’da Kaz Yetiştiriciliği Yaygınlaşıyor

Ordu’da Kaz Yetiştiriciliği Projesi “alım garantisi” ile giderek büyürken Büyükşehir Belediyesinin kurduğu kaz kuluçkahanesinden aldığı civcivler ile kaz yetiştirmeye başlayan üreticilerin ise yüzü gülüyor. Geçtiğimiz yıl 20 kaz ile kaz yetiştiriciliğine başlayan üretici Adem Kütük, kısa sürede 220 kaz civcivine ulaşırken bu mutluluğunu ve teşekkürünü çiftliğine astığı pankartla belirtti. Kütük, pankarta “Fındık zahmetli kaz bereketli. 20 kaz ile başlayan hikaye, 220 kazlık büyük sermaye. Desteklerinden dolayı Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkür ederim” yazdı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in 2019 yılında göreve gelmesi ile başlayan tarım ve hayvancılık hamlesi kente yeni bir soluk kazandırdı. Sayısız projenin gerçekleştirildiği Ordu'da farklı alanlarda yapılan üretimlerle Ordu ekonomisine yeni üretim kolları eklendi. ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ YAYGINLAŞIYOR Bu projelerden yalnızca bir tanesi olan ve ilgi gören Kaz Yetiştiriciliği de zaman içerisinde gelişim gösterdi. Büyükşehir Belediyesinin ‘alım garantisi’ ile güveni artan üreticiler bu alana yöneldi. Kaz etinin restoran menülerine eklendiği Ordu’da yetiştirilen kazlar için yine Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Kanatlı Kesimhanesi kurulurken tesis yetiştiricilere ücretsiz hizmet verdi. CİVCİVLER BÜYÜKŞEHİRDEN Kaz yetiştiriciliğini geliştirmek adına bunlarla da yetinmeyen Ordu Büyükşehir Belediyesi kaz yetiştiricilerinin en önemli sorunlarından olan civciv tedariki konusunda kolları sıvayarak Damızlık Kaz Üretimi ve Kuluçkahanesi kurdu. Burada yetiştirilen civcivler üreticilerin bu sorununu da çözerek yetiştiriciliğin yaygınlaşmasını sağladı. 20 KAZ İLE BAŞLADI KAZLARI 11 KAT ARTTI Ordu Büyükşehir Belediyesinin alım garantisi vermesi ve en önemli gider olan civcivleri de kendi üretmesi ile birçok vatandaş kaz yetiştiriciliğine başladı. Bu kapsamda Perşembe Efirli’de yaşayan 40 yaşındaki Adem Kütük’te bu desteklerden yararlandı. Büyükşehir Belediyesinden 20 kaz alarak kaz yetiştiriciliğine başlayan Kütük, kısa sürede 220 kaza ulaştı. ÜRETİCİ ADEM KÜTÜK: “BÜYÜKŞEHİRİN ALIM GARANTİSİ EN ÖNEMLİ GÜVENCİMİZ OLDU” Kaz yetiştiriciliğine giriş sürecini anlatan Kütük, en önemli etkinin Büyükşehir Belediyesinin alım garantisi olduğunu söyledi. Kazlarla yakından ilgilendiğini ve kuluçkadan civciv üretiminde yüzde 80’nin üzerinde verim aldıklarını aktaran Kütük, şöyle konuştu: “Geçtiğimiz yıl Ordu Büyükşehir Belediyesinden 20 kaz alarak bu işe başladık. Bizi bu işe iten en önemli etken Büyükşehir Belediyesinin alım garantisi oldu. Aldığımız kazlar ocak ayında yumurtlamaya başladı. 20 kazda 460 yumurta aldık. Bu yumurtaların 410 tanesini Büyükşehir Belediyesinin kaz kuluçkahanesine verdik. Şu ana kadar 220 kaz civcivimiz çıktı, çıkmaya da devam ediyor. Kuluçkadan en fazla yüzde 65 oranında civciv çıkarken bizde bu rakam yüzde 80’nin üzerinde gerçekleşti. Büyükşehrin alım garantisinin yanı sıra yoldan geçen vatandaşlar bile bizlere sipariş vermeye başladı. Nasıl Kars kazı varsa, bizde Ordu kazı üretmeye başladık. Bu işi daha da büyütmek amacıyla veteriner arkadaşlarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Düzenli bir şekilde yapıldığında fındığa ek önemli bir gelir elde edilebileceğini görüyoruz. Tüm bu desteklerinden dolayı Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkür ediyoruz” dedi.

TÜRKYED Başkanı Çelik’ten "Maaşlı Çiftçilik" Projesine Tam Destek! Haber

TÜRKYED Başkanı Çelik’ten "Maaşlı Çiftçilik" Projesine Tam Destek!

Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik, YÖK ve TÜME Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen "maaşlı çiftçilik" modelini değerlendirdi. Çelik, projenin kırsaldan kente göçü durduracak ve gençleri üretime kazandıracak tarihi bir adım olduğunu vurguladı. Tarımda Yeni Dönem: 40 Bin Genç Çiftçi, 40 Bin Çiftlik Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile TÜME Vakfı arasında, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) ev sahipliğinde imzalanan proje, Türkiye tarımında dijital ve akademik bir dönüşümü hedefliyor. Projeyi "stratejik bir kalkınma hamlesi" olarak nitelendiren TÜRKYED Genel Başkanı Nihat Çelik, bilim ile sahanın buluşmasının verimliliği artıracağını belirtti. "Gençler İçin Güçlü Bir Motivasyon Kaynağı" Proje kapsamında gençlere sunulan ekonomik imkanların önemine dikkat çeken Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Bekâr gençlere iki, evli gençlere üç asgari ücret verilmesi ve sürecin sonunda işletmelerin gençlere devredilecek olması, kırsalda kalıcılığı teşvik eden çok güçlü bir motivasyondur. Genç nüfusun üretimden uzaklaştığı bir dönemde, bu tür teşvikler tarımın geleceği için hayati önem taşıyor." Yapay Zekâ Destekli ve AR-GE Odaklı Üretim Projenin sadece bir istihdam modeli olmadığını, aynı zamanda yapay zekâ destekli eğitim sistemleri ve AR-GE çiftlikleri ile modern bir yapı sunduğunu belirten Çelik, 10 üniversitenin sürece dahil olmasının akademik birikimi sahaya yansıtacağını ifade etti. Çelik ayrıca, ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin istihdamına yönelik katkıların sektörün niteliğini artıracağını vurguladı. "Kırsalda Kalıcılık İçin Sosyal Güvence Şart" Projenin başarıya ulaşması için ek adımların da atılması gerektiğini hatırlatan Nihat Çelik, sürdürülebilirlik için şu şartların altını çizdi: Maliyet Yönetimi: Üretim maliyetlerinin düşürülmesi. Pazarlama ve Alım Garantisi: Üreticinin pazar sorununun çözülmesi. Sosyal Güvenlik: Kırsalda yaşayan gençler için güçlü sosyal güvence mekanizmalarının oluşturulması. Teşekkür ve Temenni Genel Başkan Nihat Çelik, açıklamasının sonunda projenin mimarları olan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, TÜME Vakfı Başkanı Abdülkadir Karagöz ve MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’a teşekkür ederek, modelin Türkiye tarımına hayırlı olmasını diledi.

Çiftçinin Mazot Feryadı: “Cebimizde 10 Bin Lira Olmadan Pompaya Yanaşamıyoruz!” Haber

Çiftçinin Mazot Feryadı: “Cebimizde 10 Bin Lira Olmadan Pompaya Yanaşamıyoruz!”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyünde üreticilerle bir araya geldi. Artan mazot, gübre ve yem maliyetleri nedeniyle üretimden çekilmek zorunda kalan çiftçiler, yaşadıkları dramı; “Battık diyorum, başka bir şey demiyorum” sözleriyle özetledi. Lahana ve Hayvancılık Tarihe Karışıyor Türkiye’nin lahana üretim merkezlerinden biri olan Ovacık’ta, yüksek maliyetler nedeniyle ürün deseninin değiştiğini belirten Ömer Fethi Gürer, bölgedeki durumu şu sözlerle aktardı: “Burası hibrit lahananın Türkiye’deki en önemli merkezlerinden biriydi. Ancak çiftçi artık para kazanamadığı için lahanadan vazgeçip buğday ve arpaya yöneliyor. Bu durum hem gıda arzını tehlikeye atıyor hem de ihracat potansiyelimizi düşürüyor.” Üreticiler ise hayvancılığı bıraktıklarını ifade ederek; "Yem pahalı, süt fiyatları maliyeti karşılamıyor. Artık inekçiliği bıraktık, çaresiziz" dedi. “Mazot 90 Liraya Dayandı, Traktörler Kontak Kapattı” Girdi maliyetlerindeki fahiş artış, çiftçiyi tarlasını süremez hale getirdi. Ziyaret sırasında konuşan bir üretici, akaryakıt fiyatlarının ulaştığı noktayı çarpıcı bir örnekle anlattı: “Günde 10 bin lira para olmazsa cebimizde, pompaya yanaşamıyoruz. 110 litre mazot alıyoruz, o da 9 bin lira tutuyor. Battık! Arkadaşın 30 dönüm çiftini sürmek için dönüm başı 500 lira istedim, mazot pahalı olduğu için yaptıramadı. İşimiz bitti.” Gürer’den Kurtuluş Reçetesi: “Garantili Üretim ve Vergisiz Mazot” Çiftçilerin yaşadığı bu büyük krize karşı çözüm önerilerini sıralayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın tarım politikasını sert bir dille eleştirdi. Gürer’in çözüm planında şu maddeler öne çıktı: Alım Garantili Üretim: Çiftçiye ekim öncesi maliyet artı makul kâr üzerinden devlet alım garantisi verilmeli. Vergisiz Mazot: Tarımsal üretimde kullanılan mazottan ÖTV ve KDV kaldırılmalı. %50 Destek: Gübre ve yem fiyatları sübvanse edilerek üreticiye %50 destek sağlanmalı. Anayasal Destek: Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre milli gelirin %1’i çiftçiye verilmeli. Gürer, "2026’da verilmesi gereken destek 772 milyar lira iken ayrılan destek 168 milyar lirada kaldı" uyarısında bulundu. “Dışa Bağımlılık Gıda Enflasyonunu Tetikliyor” Türkiye’nin ithalata dayalı bir tarım politikası izlediğini belirten Gürer, bölgesel savaşların ve dış faktörlerin doğrudan Türk çiftçisini vurduğunu ifade etti: "Mazot, yem, gübre ithal. İran'da savaş başlasa burada her şeye zam geliyor. Dışa bağımlıyız; orada birisi öksürse biz burada grip oluyoruz. Çözüm, kendi kendine yeten ve yerli üreticiyi destekleyen bir sistemdir."

CHP'li Gürer:"Çiftçinin Traktörü Hacizde, Üretici Kan Ağlıyor!" Haber

CHP'li Gürer:"Çiftçinin Traktörü Hacizde, Üretici Kan Ağlıyor!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründeki derin krizi gözler önüne serdi. 2026 yılının çiftçiler için "yıkım yılı" olduğunu belirten Gürer; artan mazot fiyatları, devasa borç yükü ve kapıya dayanan icra dosyaları için acil önlem çağrısında bulundu. ​2026 Yılı Çiftçi İçin Haciz Yılı Oldu ​CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye genelinde çiftçilerin yaşadığı ekonomik darboğazı verilerle paylaştı. Gürer, özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde Nisan ayı itibarıyla binlerce tarım arazisinin ve iş makinesinin icralık olduğunu açıkladı. ​Gürer’in paylaştığı Nisan ayı icra tablosu ise durumun vahametini ortaya koyuyor: ​64 Traktör ve 29 tarım makinesi satışa çıkarıldı. ​6393 tarla, 500 bağ ve 58 besi damı icralık oldu. ​17 samanlık dahi icra daireleri tarafından satış listesine konuldu. ​"Borç Yükü 1.5 Trilyon TL’ye Dayandı" ​Çiftçinin borç sarmalında olduğunu vurgulayan Gürer, 2025 yılında 868 milyar TL olan kredi borçlarının, 2026 yılında kamu ve özel bankalara olan toplam yükümlülüklerle birlikte 1 trilyon 500 milyar TL seviyesine ulaştığını ifade etti. 2 milyon 300 bin kayıtlı çiftçinin borçlanmadan üretim yapamaz hale geldiğini belirten milletvekili, "Bir bankadan alıp diğerine yatıran üretici, artık yolun sonuna geldi" dedi. ​İç Anadolu'dan Yürek Burkan Mektup ​Toplantıda bir çiftçinin kendisine yazdığı mektubu okuyan Gürer, sahadaki çaresizliği şu sözlerle aktardı: ​"Köyümüzün en zengin çiftçisi bile traktörü haczedilirken ağlayarak izledi. Kendi evimizde korkar hale geldik. Gübre, mazot ve ilaç alamıyoruz. Tarlalar bir bir satılıyor. Biz vatan haini miyiz?" ​Artan Girdi Maliyetleri ve Doğal Afetler Bel Büküyor ​Üreticinin sadece borçla değil, aynı zamanda iklim krizi ve fahiş maliyetlerle de savaştığını hatırlatan Gürer; DAP gübrenin 40.000 TL, üre gübrenin ise 33.000 TL bandına çıktığını belirtti. Çukurova’daki sel felaketi ve Anadolu’daki don olaylarının tarımsal rekolteyi düşüreceğine, bunun da tüketiciye zam olarak yansıyacağına dikkat çekti. ​Gürer’den Çözüm İçin 5 Acil Madde ​Tarımda çöküşü durdurmak için iktidara seslenen Ömer Fethi Gürer, acil çözüm önerilerini sıraladı: ​İcralar Durdurulsun: Çiftçi, üretici ve besiciye yönelik tüm haciz işlemleri derhal askıya alınmalı. ​Borçlar Ötelensin: Tarımsal borçlar en az 3 yıl süreyle ertelenmeli ve faizler silinmeli. ​TARSİM Reformu: Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) üretici lehine yeniden yapılandırılmalı. ​Alım Garantisi: Üreticiyi koruyan alım garantili ve taban fiyatlı bir sistem kurulmalı. ​Ek Kredi Desteği: Üretimin devamlılığı için çiftçiye düşük faizli veya faizsiz ek kredi imkanı sunulmalı.

Bodrum Mandalini Değerleniyor: Üreticiye 5 Milyon TL’lik Dev Destek! Haber

Bodrum Mandalini Değerleniyor: Üreticiye 5 Milyon TL’lik Dev Destek!

Bodrum Belediyesi, yerel üretimi canlandırmak ve Bodrum Mandalinini dünya markası yapmak için düğmeye bastı. 2025-2026 üretim sezonunda 103 üreticiye yaklaşık 5 milyon TL girdi sağlayan belediye, yerel kalkınmanın modelini oluşturuyor. ​Bodrum Belediyesi'nden Yerel Üreticiye Can Suyu ​Bodrum Belediyesi, tarımsal kalkınma hamlesiyle bölgedeki üreticilerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Bodrum Belediye A.Ş. ve Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen projede, bu yıl yeşil ve turuncu Bodrum Mandalini üreten 103 farklı üreticiye yaklaşık 5 milyon Türk Lirası doğrudan destek sağlandı. ​Bu destekle sadece üreticinin ekonomisi güçlendirilmekle kalmadı, aynı zamanda bölgenin en önemli tarımsal mirası olan Bodrum Mandalininde sürdürülebilir üretim garanti altına alındı. ​Bodrum Mandalini Gastronomi Dünyasına Açılıyor ​Yerel değerlerin marka değerini yükseltmeyi hedefleyen Bodrum Belediyesi, mandalinayı sadece bir meyve olarak değil, katma değerli bir ürün olarak konumlandırıyor. Profesyonel firmalarla yapılan iş birlikleri sayesinde: ​Özel Reçeteler: Bodrum Mandalinine özgü aromalar gastronomi dünyasına kazandırılıyor. ​Düzenli Alım Garantisi: Üreticinin emeği, kurulan alım mekanizmaları ile koruma altına alınıyor. ​Küresel Tanıtım: Bodrum'un simgesi olan bu ürünün hem ulusal hem de uluslararası pazarlardaki konumu güçlendiriliyor. ​Dijital Köprü: "Bodrum Yerel Ürün" Platformu Yayında ​Belediye, üretici ile tüketiciyi buluşturmak adına teknolojik bir adım da attı. Bodrum Yerel Ürün web sitesi, yerel üreticilerin dijital rehberi haline geldi. Bu platform sayesinde hem Bodrum sakinleri hem de dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler, yerel ürünlere doğrudan ulaşabiliyor. ​Dijital platform, Bodrum’da üretim yapan yerel halkın ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırarak sürdürülebilir bir bağ kurmasını sağlıyor. ​"Üreticimizin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz" ​Belediye yetkilileri, yerel üretimi destekleyen bu modelin önümüzdeki süreçte genişleyerek devam edeceğini belirtti. Bodrum'un tarımsal zenginliklerini korumanın yanı sıra, üreticinin emeğinin karşılığını alması için yeni projelerin yolda olduğu müjdesi verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.