Hava Durumu

#Altyapı

Kırsal Haber - Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım Haber

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım

Denizli Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent vizyonu kapsamında hazırladığı Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) Lansmanı ve İş Birliği Protokolü imza törenini geniş bir katılımla gerçekleştirdi. DBB Kongre ve Kültür Merkezi Mehmet Gazi Salonu’nda düzenlenen törene Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın, DBB Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, belediye bürokratları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda genç katıldı. “Geleceğe miras bırakma yolculuğu” Törende konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, küresel iklim krizine karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğuna vurgu yapan Başkan Çavuşoğlu, "Bu işin hikayesi tamamen 'ben' değil 'biz' diyebilen bir nesille geleceği yaratmaktan ibaret. Kendi hırslarının ve zenginleşmelerinin fütursuzluğundan kurtulup, başkalarının ve geleceğin mutluluğuna ortak olan insanların sayısını çoğalttığımızda birçok sorunu da çözeceğiz. Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu yana doğanın, çevrenin, suyun ve atığın en doğru şekilde yönetilmesi için çaba sarf ediyoruz. Birlikte elimizi taşın altına koyarak geleceğe bırakacağımız mirasa daha çok sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı. "Gezegenin rengi değişiyor, enerji bağımsızlığı şart" İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın ise konuşmasında küresel ısınmanın yarattığı gıda, su ve enerji krizlerine değindi. Sanayi devriminden bu yana küresel ölçekte yaşanan tahribatın son 25 yılda zirveye ulaştığını belirten Yalçın, "Dünyanın rengi maviden pembeye, kırmızıya doğru ilerliyor. Gelecekte kuraklık nedeniyle yaşanacak tarımsal krizler ve göçler bilimsel bir gerçek. Bu süreçte yerel yönetimlerin imar planlarından enerji üretimine kadar sorumluluk alması gerekiyor. Binaların üzerine güneş enerjisi sistemlerinin entegre edilmesi artık bir tercih değil, imar anlayışımızın doğal bir parçası olmalı" dedi. Enerji bağımsızlığının milli bağımsızlığın temeli olduğunu vurgulayan Yalçın, "Dünyadaki savaşların ana sebebi enerjidir. Bu ülke gelecekte de tam bağımsız kalacaksa, kendi enerjisini kendi üretmek zorunda. Denizli’de attığımız bu imza, kentin 2050 yılı için koyduğu karbon nötr hedefine giden yolda çok kıymetli bir adımdır" diye konuştu. 8 aşamalı yol haritası ve bütüncül yaklaşım Süreç ve teknik detaylar hakkında sunum yapan Denizli Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Umut Somyürek, YİDEP’in sadece bir çevre planı değil; ulaşım, altyapı, halk sağlığı, tarım ve afet yönetimini kapsayan bütüncül bir yatırım programı olduğunu ifade etti. İklim Kanunu ve ilgili yönetmelik doğrultusunda başlatılan 8 aşamalı yol haritasını aktaran Somyürek, teknik altyapı ve veri toplama süreçlerinin ardından kent genelinde sera gazı envanterinin hesaplanacağını ve risk analizlerinin çıkarılacağını belirtti. Denizli’nin orman yangınları, su güvenliği, kentsel ısı adaları ve jeotermal kaynakların korunması gibi belirgin kırılganlıkları olduğunu kaydeden Somyürek, belirlenecek uyum ve azaltım eylemlerinin Valilik onayı ve kamuoyunun katılımıyla hayata geçirileceğini vurguladı. Törende ayrıca Denizli Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Enerji A.Ş. arasında işbirliği protokolü imzalandı. Akademik panelde "Denizli’nin iklim geleceği" masaya yatırıldı Protokol imza töreninin ardından düzenlenen "Denizli'nin İklim Geleceği" başlıklı akademik panele uzman isimler katılarak kentin iklim vizyonunu çok yönlü olarak ele aldı. Moderatörlüğünü Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yaşar’ın üstlendiği oturumda panelistler şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış – PAÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Prof. Dr. Görkem Gülhan – PAÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Meltem Aydın Kızılkaya – PAÜ Çevre Mühendisliği Bölümü, İbrahim Engin Demirci – DESKİ Arıtma Tesisleri Daire Başkanı, Aykut Atlas – Denizli Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Ersin Aydın – İstanbul Enerji A.Ş. Enerji Yönetimi ve Proje Müdürü kentin iklim geleceğine yönelik birikimlerini paylaştı. Soru-cevap bölümü ve görüşlerin alınmasının ardından program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu Haber

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi ve iklim politikalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi amacıyla Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversiteleri İzmir’de buluşturdu. “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısında iklim adaleti, metropoliten yönetişim, iklim finansmanı ve kentler arası bilgi paylaşımı ele alınırken, yerel iklim çözümlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için iş birliği olanakları değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversitelerle yürütülen “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısına ev sahipliği yaptı. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, CLI-MET Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ile Avrupa’nın farklı kentlerinden temsilciler katıldı. Toplantıda kentlerin iklim politikaları ve uygulama deneyimleri paylaşılırken, yerel yönetimlerin kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim ve iş birliği olanakları ele alındı. “İklim adaletinden de söz etmeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iklim değişikliğinin artık uzak bir gelecek sorunu olmadığını belirterek aşırı sıcaklık, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının etkilerinin kentlerde doğrudan hissedildiğini söyledi. İklim krizinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediğine dikkat çeken Okyay, “Yaşlı insanlar, çocuklar, düşük gelirli topluluklar, göçmenler ve hâlihazırda kırılganlıkları bulunan insanlar orantısız bir yük taşıyabiliyor. İklim eyleminden söz ettiğimizde iklim adaletinden de söz etmeliyiz” dedi. “Asıl zorluk hedefleri uygulamaya dönüştürmek” Prof. Dr. Okyay, iklim değişikliğiyle mücadelede halk sağlığı, sosyal politika, gıda sistemleri, hareketlilik ve kentsel planlama gibi alanların birlikte ele alındığını belirtti. Güçlü iklim hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Okyay, “Asıl zorluk, bu hedefleri uygulamaya dönüştürmek” dedi. Bunun için kurumsal kapasite, teknik bilgi, güçlü ortaklıklar ve finansmana erişimin yanı sıra kentler arası bilgi paylaşımının önemine dikkat çekti. “Şehirler uygulama laboratuvarlarıdır” Prof. Dr. Pınar Okyay, şehirlerin iklim politikalarının uygulandığı alanların yanı sıra çözüm üretme kapasitesine de sahip olduğunu belirterek, “şehirlerin uygulama laboratuvarları olduğunu kaydetti. İklim finansmanının yerel yönetimler için daha erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Okyay, “CLI-MET gibi ağlar kentlerin kapasitesini geliştirmesi ve başarılı uygulamaların şehirler arasında paylaşılması açısından önemli. İzmir bu çabaya aktif olarak katkıda bulunmak istiyor” ifadelerini kullandı. “İklim sorununun çözümü de şehirlerde” Proje Koordinatörü Ignazio Vinci, iklim değişikliğiyle mücadelenin çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik boyutları da bulunduğunu belirterek, kentlerin farklı paydaşları bir araya getirme ve iklim politikalarını yerel düzeyde uygulama kapasitesine dikkat çekti. Metropoliten ölçekte iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri nedeniyle sivil toplum ve diğer paydaşlarla diyalog ortamlarının oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi. “İklim politikaları kent sınırlarının ötesinde ele alınmalı” Ignazio Vinci, Avrupa’nın yoğun ve çok merkezli kentsel yapısının iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu belirtti. Kent merkezleri ile çevresindeki yerleşimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim, ulaşım ve hareketlilik gibi sorunların işlevsel kentsel alan ölçeğinde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Metropoliten yönetişim masaya yatırıldı Almanya TU Dortmund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Karsten Zimmermann, “Metropoliten Yönetişim Cevapsa, Soru Neydi?” başlıklı sunumunda metropoliten yönetişimin önemini ele aldı. Arazi kullanımı, toplu taşıma, altyapı ve kamusal hizmetlerde koordinasyon ihtiyacına dikkat çeken Zimmermann, işlevsel kentsel alanlarla idari sınırlar arasındaki uyumsuzluğun metropoliten ölçekte yönetişim mekanizmalarını gerekli kıldığını belirtti. Avrupa kentleri deneyimlerini paylaştı Çalıştay kapsamında, Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar (METREX) bünyesinde görev yapan Viviana Rubbo’nun moderatörlüğünde “Büyükşehir Ölçeğinde İklim Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Rubbo, farklı yönetim modellerine sahip Avrupa bölgeleri arasında uzmanlık ve deneyim paylaşımını güçlendiren METREX’in 1996’dan bu yana 50’nin üzerinde üyeyi bir araya getirdiğini belirtti. Kuruluşun kapasite geliştirme, araştırma ve uzmanlık ağlarının yanı sıra Avrupa kurumları nezdinde savunuculuk çalışmaları yürüttüğünü aktardı. “Başarılı uygulamaları farklı bölgelere aktarıyoruz” Panele çevrim içi katılan Coimbra Metropoliten Bölgesi Birinci Genel Sekreteri Jorge Brito, iklim değişikliğinin bölgede artan etkilerine dikkat çekti. Avrupa Birliği destekli projelerle orman yangınlarına karşı dirençlilik, doğa temelli çözümler ve istilacı türlerle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirten Brito, başarılı uygulamaların yerelde test edilerek farklı bölgelere aktarılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ukrayna Lviv Belediyesi’nden Roman Kizyma, savaş koşullarında bölgesel iş birliğinin ve gelecek kuşaklar için dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkilerinin Lviv’de de hissedildiğini belirten Kiselev, özellikle su yönetimi ve altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları aktardı. Milano’da veriye dayalı iklim politikaları İtalya’nın Milano Metropoliten Şehri yönetiminden Francesca Framba, iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma yaklaşımıyla yürüttüklerini belirtti. İklim ve çevre politikalarında araştırma, yenilikçilik ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Framba, su, enerji ve atık gibi kaynakların yönetimine ilişkin bilimsel verileri politika süreçlerine aktardıklarını söyledi. Üç günlük çalıştay, tematik çalışma gruplarının toplantıları ile devam edecek ve çarşamba günü yapılacak saha ziyaretleriyle sona erecek.

Sakarya’da 27 Yılın Yağış Rekoru Haber

Sakarya’da 27 Yılın Yağış Rekoru

Sakarya genelinde etkisini artıran tarihi sağanak yağış sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi AKOM’da "Acil" koduyla teyakkuza geçti. Metrekareye 150 kilograma kadar düşen rekor yağışa karşı 225 araç ve 560 personel sahada kesintisiz mücadele veriyor. Sakarya’da yaklaşık 30 saattir aralıksız devam eden kuvvetli sağanak yağış, kentte son 27 yılın yağış rekorunu kırdı. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ve Genel Sekreter Fikret Bayhan başkanlığında Afet Koordinasyon Merkezi'nde (AKOM) kurulan kriz masası, ilçe ilçe durum değerlendirmesi yaparak acil müdahale eylem planını devreye soktu. İlçelerde Yağış Miktarı Afet Boyutuna Ulaştı Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şehir genelinde metrekareye düşen yağış miktarı afet seviyesine ulaştı. İlçelerde kaydedilen metrekare başı yağış miktarları şu şekilde gerçekleşti: Ferizli: 150 kg Karapürçek: 144 kg Adapazarı: 133 kg Akyazı: 129 kg Hendek: 126 kg DSİ ve SASKİ ekipleri, su baskınları ve taşkın riskine karşı kritik noktalarda ve dere yataklarında tahliye çalışmalarını sürdürüyor. Başkan Yusuf Alemdar: “En Son Bu Tabloyu 1999 Yılında Görmüştük” AKOM'da süreci anlık olarak takip eden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, son 24 saatte yaşanan durumu şu sözlerle özetledi: "Son 24 saatte 27 yılın yağışı düştü. En son bu rakamları 1999 yılında görmüştük. Çok ciddi bir afetle karşı karşıyayız. Temel amacımız can ve mal kaybı yaşanmadan bu süreci en az hasarla atlatabilmektir. SASKİ, İtfaiye, Yol Bakım ve DSİ ekiplerimizle birlikte 560 personel ve 225 araçla 30 saattir sahadayız. Yağışların devam etme riskine karşı teyakkuz halimiz sürecek." "225 Araç ve 560 Personelle Sahadayız" Toplantıda ilçe bazlı kriz raporlarını inceleyen Sakarya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Fikret Bayhan, altyapı hatlarının doyma noktasına geldiğini belirterek şu açıklamalarda bulundu: "Son 10 yılda görülmemiş yoğunlukta bir yağışla karşı karşıyayız. Şehrimizin dört bir yanında oluşabilecek olumsuzluklara anında müdahale ediyoruz. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için tüm birimlerimiz koordineli şekilde çalışıyor. Gece boyunca nöbetimiz devam edecek." Yetkililerden Taşkın Uyarısı SASKİ tarafından yapılan açıklamada, özellikle dere yatakları çevresinde yaşayan vatandaşların taşkın riskine karşı dikkatli ve tedbirli olmaları istendi. Ekipler, gelen ihbarlar doğrultusunda su tahliye, mazgal temizliği ve sel önleme çalışmalarına 48 saattir ara vermeden devam ediyor.

Mihalgazi'de Kesme Çiçek Yetiştiriciliği İle Kadın Çiftçilere Destek Haber

Mihalgazi'de Kesme Çiçek Yetiştiriciliği İle Kadın Çiftçilere Destek

Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinde kesme çiçek yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik teknik inceleme ve değerlendirme ziyareti gerçekleştirildi. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen programda, kullanılmayan sera alanlarının üretime kazandırılması ve kadın çiftçilerin kesme çiçek yetiştiriciliğinde desteklenmesi ele alındı. Mihalgazi’de kesme çiçek üretimi değerlendirildi Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Halil İbrahim Tuzlacı ile teknik personel Dr. Serdar Erken ve Binevş Yıldırak’ın katıldığı ziyaret kapsamında, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Mihalgazi Kaymakamı Mustafa Aksoy ve Mihalgazi Belediyesi ziyaret edildi. Gerçekleştirilen görüşmelerde, Mihalgazi’de kesme çiçek yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar, kurumlar arası iş birliği imkanları ve proje olanakları değerlendirildi. Atıl durumdaki seralar incelendi Program kapsamında Mihalgazi ilçesinde bulunan ve hâlihazırda tarımsal üretimde kullanılmayan sera alanlarında teknik incelemeler yapıldı. Seraların fiziki yapısı ve mevcut üretim koşulları değerlendirilirken, kesme çiçek yetiştiriciliği için ihtiyaç duyulan altyapı, uygun üretim teknikleri ve üretim sürecinde izlenebilecek yol haritasına ilişkin teknik bilgilendirmelerde bulunuldu. Kadın çiftçilerin üretime katılımı gündemde Ziyaret kapsamında, kesme çiçek üretimi yapmak isteyen kadın çiftçilerin bilgi ve deneyimlerinin artırılması da ele alınan konular arasında yer aldı. Kadın üreticilerin doğru yetiştiricilik tekniklerine erişiminin sağlanması, üretim sürecinde karşılaşabilecekleri sorunlara yönelik teknik destek sunulması ve bölgede kesme çiçek yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların hayata geçirilmesi değerlendirildi. Mihalgazi’de üretim potansiyelinin değerlendirilmesi hedefleniyor Yapılan teknik incelemeler ve kurumlar arası görüşmelerle birlikte, Mihalgazi’de mevcut sera altyapısının değerlendirilerek kesme çiçek yetiştiriciliğine kazandırılması ve bölgedeki üretim potansiyelinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi planlanıyor.

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi Haber

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi

Planlı tarımsal üretimi güçlendirmek, tarım ile sanayiyi bütünleştirmek ve Türkiye'nin üretim kapasitesini artırmak amacıyla Organize Tarım Bölgelerinde (OTB) yeni bir yatırım hamlesi başlatıldı. Eylül 2026 döneminde 14 ildeki 17 Organize Tarım Bölgesinde toplam 690 yatırım alanı, ön tahsis ve parsel tahsisi yoluyla yatırımcıların hizmetine sunuluyor. ​16 Bin Dekarlık Alanda Güçlü Üretim Zinciri ​Toplam 16 milyon 954 bin metrekare (yaklaşık 16.954 dekar) büyüklüğündeki yatırım alanlarının 280'i parsel tahsisi, 410'u ise ön tahsis kapsamında yatırımcılara açılıyor. ​Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Dr. Osman Yıldız, OTB'lerin Türkiye'nin planlı üretim, yatırım, istihdam, ihracat ve gıda arz güvenliği hedeflerinde stratejik bir görev üstlendiğini belirtti. Yıldız, "Sera üretiminden hayvancılığa, su ürünlerinden işleme, paketleme, depolama ve lojistiğe kadar uzanan güçlü ve bütünleşik bir üretim zincirinin önünü açıyoruz" dedi. ​Stratejik Kalkınma Hamlesi ve Avantajlar ​Bu çalışmanın yalnızca bir arsa tahsisi olmadığını, Türkiye'nin yeni tarımsal üretim üslerini kuran stratejik bir kalkınma hamlesi olduğunu vurgulayan Dr. Osman Yıldız, şu ifadelere yer verdi: ​"Organize Tarım Bölgelerimizde üretim, işleme, paketleme, depolama, lojistik ve pazarlama faaliyetlerini aynı merkezde buluşturuyoruz. Güçlü altyapı, ihtisaslaşmış üretim modeli ve yatırımcı odaklı yaklaşımımız sayesinde tarımsal yatırımların daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde hayata geçirilmesini sağlıyoruz." ​Üretime kazandırılacak her parselin daha fazla yatırım, yüksek üretim kapasitesi, yeni istihdam alanları, güçlü ihracat ve güvenli gıda arzı anlamına geldiğini belirten Yıldız, yatırımcıları Türkiye'nin üretim gücüne değer katmaya davet etti. ​Başvuru Süreçleri ve Detaylar ​Ön tahsis ve parsel tahsisi işlemleri, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında yürütülecek. ​Yatırımcılar; tahsise açılan alanların büyüklükleri, nitelikleri, metrekare bedelleri ve başvuru süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgilere Bakanlık ve Genel Müdürlüğün resmî web sayfalarından ya da ilgili Organize Tarım Bölgesi müdürlüklerinden ulaşabilecek.

Giresun’daki Balıkçı Barınakları İçin Modernizasyon Çağrısı Haber

Giresun’daki Balıkçı Barınakları İçin Modernizasyon Çağrısı

Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, Eynesil’den Piraziz’e uzanan yaklaşık 122 kilometrelik kıyı şeridindeki balıkçı barınaklarının altyapı ve hizmet kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Giresun’da balıkçılık sektörünün ihtiyaçlarına yönelik altyapı yatırımlarının artırılması gündeme geldi. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kent genelinde bulunan balıkçı barınakları ve kayık çekek yerlerinin önemli bölümünde modernizasyon ihtiyacı bulunduğunu ifade etti. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’nın web sitesinde yayımlanan açıklamaya göre Çakırmelikoğlu, Eynesil’den Piraziz’e kadar uzanan yaklaşık 122 kilometrelik kıyı şeridinde yaklaşık 25 balıkçı barınağı ve kayık çekek yeri bulunduğuna dikkat çekti. Balıkçı Barınaklarında Altyapı İhtiyacı Mevcut tesislerin önemli bölümünün günümüz balıkçılığının ihtiyaçlarını karşılayacak teknik altyapıya sahip olmadığını belirten Çakırmelikoğlu; elektrik ve su altyapısı, atık yönetimi, bakım-onarım alanları ve çekek sahalarının yanı sıra soğuk hava depoları ile ürün satışına yönelik mezat alanlarında eksiklikler bulunduğunu kaydetti. Söz konusu sorunların balıkçıların günlük operasyonlarını doğrudan etkilediğini belirten Çakırmelikoğlu, çözüm amacıyla ilgili kurumlarla çeşitli görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Kumyalı Balıkçı Barınağı İçin Soğuk Zincir Vurgusu Giresun merkezde bulunan Kumyalı Balıkçı Barınağı’ndaki altyapı sorunlarına da dikkat çeken Çakırmelikoğlu, özellikle balıkların uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve pazarlanabilmesi için soğuk hava deposu, araç park alanları ve modern mezat sahasının önem taşıdığını belirtti. Balıkçılıkta ürünün avlanmasından tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte soğuk zincirin korunmasının ürün kalitesi ve ekonomik değer açısından önemli olduğunu ifade eden Çakırmelikoğlu, barınakların yalnızca teknelerin yanaşma ve barınma ihtiyacını karşılayan alanlar olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. Balıkçı Barınaklarının Lojistik Merkezlere Dönüşmesi İsteniyor Keşap Uzuncakum mevkisinde yapımına 2021 yılında başlanan balıkçı barınağının bölge açısından önemli bir yatırım olduğunu belirten Çakırmelikoğlu, bununla birlikte Giresun’daki birçok barınakta altyapı ve modernizasyon ihtiyacının sürdüğünü ifade etti.

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor Haber

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor

Yağışlı havasıyla tanınan Birleşik Krallık, 2026 yazında tarihinin en şiddetli ve yıkıcı kuraklıklarından biriyle sarsıldı. Kış aylarındaki bol yağışa ve dolup taşan barajlara rağmen Nisan-Temmuz döneminde yaşanan olağanüstü kuraklık, iklim krizinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Newcastle Üniversitesi Hidroloji Okutmanı Dr. Anna Murgatroyd, son beş yılda üçüncü kez tekrarlanan bu krizin, uzun süreli sıcak hava dalgalarıyla kesişmesi nedeniyle geçmiş yıllara kıyasla çok daha hayati riskler barındırdığını vurguluyor. Islak Kışlar, Kurak Yazlar: "Hava Durumunda Kırbaç Etkisi" İklim modelleri, artan sera gazı emisyonlarının aşırı hava olaylarını birer istisna olmaktan çıkarıp günlük yaşamın parçası haline getirdiğini gösteriyor. Süreci "hava durumunda kırbaç etkisi" olarak tanımlayan uzmanlar, sistemin bir uçtan diğerine savrulduğuna dikkat çekiyor: Sıcaklık Rekorları ve Aşırı Talep: İngiltere'nin güneyi, doğusu ve Galler'de sıcaklıklar günlerce 30-35 derecenin, yer yer 40 derecenin üzerinde seyretti. Aşırı sıcaklar su talebini patlattı; bazı su şirketleri yaz döneminde beklenenin %20 üzerinde bir taleple karşılaştı. Jet Akımı ve Yüksek Basınç: Kuzey Atlantik jet akımının yerini Avrupa kıtası üzerinde kenetlenen yüksek basınç alanlarına bırakması, sıcak ve kuru havanın ada üzerinde sıkışıp kalmasına yol açıyor. Yangınlar, Kuruyan Nehirler ve Yükselen Gıda Fiyatları Kuraklığın sıcak dalgalarıyla birleşmesi ekosistem, gıda güvenliği ve toplum sağlığı üzerinde ağır tahribat yaratıyor: Çöken Ekosistemler ve Orman Yangınları: Nehir seviyeleri kritik eşiklerin altına düşerken bazı nehir yatakları tamamen kurudu. Toprak neminin tükenmesi ve kuruyan bitki örtüsü, ülke genelinde kontrol edilmesi güç orman ve fundalık yangınlarını tetikledi. Tarımda Mahsul Kaybı ve Pahalılık: Tarlalarını sulayamayan çiftçiler ürünlerini kurumaya terk etmek zorunda kaldı. Taze meyve ve sebzede dışa bağımlılık artarken, gıda fiyatlarındaki tırmanış sosyoekonomik baskıyı derinleştirdi. Sağlık Riskleri: Soğuma imkanlarının kısıtlanması; çocuklar, hamileler ve yaşlılar başta olmak üzere hassas grupların sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Altyapı Yatırımları Tek Başına Yetersiz: Çözüm Talep Yönetiminde Oxford Üniversitesi’nde Londra’nın su temin altyapısı üzerine doktora çalışmasını tamamlayan Dr. Anna Murgatroyd, sadece yeni barajlar inşa etmenin veya depolama kapasitesini artırmanın tek başına çözüm olmadığını belirtiyor. Sürecin talep yönetimi ile desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Murgatroyd, atılması gereken üç kritik adımı şöyle sıralıyor: Akıllı Su Sayaçları: Evlerde sabit tarife yerine su sayacı kullanımına geçilerek bireysel tüketim bilincinin oluşturulması. Su Verimliliği Yüksek Teknolojiler: Yeni yapılarda su tasarruflu beyaz eşyaların ve sistemlerin kullanımının zorunlu kılınması. Eski Altyapı ve Sızıntı Önleme: Bazen 100 yılı bulan eski şehir altyapılarındaki boru sızıntılarının giderilmesi. Özelleştirmenin Unutulan Vaatleri Birleşik Krallık’ta su yönetimi 1989 yılında özelleştirilerek Thames Water ve Northumbrian Water gibi bölgesel özel şirketlere devredilmişti. Piyasa rekabeti sayesinde altyapıya devasa yatırımlar yapılacağı sözü verilmiş olsa da, ülkede son barajın 1992 yılında inşa edilmiş olması kamuoyundaki tepkileri artırıyor. Bugün İngiliz halkı, su şirketlerinin vaat ettikleri altyapı iyileştirmelerini acilen hayata geçirmesini talep ediyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Anna Murgatroyd

Karacakılavuz GES'te Sona Yaklaşıldı Haber

Karacakılavuz GES'te Sona Yaklaşıldı

Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ), enerji verimliliğini artırmak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmak ve enerji maliyetlerini azaltmak amacıyla hayata geçirdiği yatırımlarına bir yenisini daha ekliyor. Süleymanpaşa ilçesi Karacakılavuz Mahallesi’nde yapımı devam eden 3 MW kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali’nde (GES) fiziki gerçekleşme %95 seviyesine ulaştı. Yaklaşık 46 bin 500 metrekarelik, diğer bir ifadeyle yaklaşık 7 futbol sahası büyüklüğündeki alanda kurulan Karacakılavuz GES, tamamlandığında TESKİ’nin yenilenebilir enerji üretim kapasitesinde önemli bir artış sağlayacak. 6.476 Yüksek Verimli Güneş Paneli Proje kapsamında Karacakılavuz’da, yeni nesil ve yüksek verimliliğe sahip 590 Watt gücünde 6.476 adet TOPCon güneş panelinin kurulumu gerçekleştirildi. Ayrıca santralde üretilen enerjinin sisteme aktarılması amacıyla 1.100 metre yer altı kablolu Orta Gerilim Enerji Nakil Hattı tesis edildi. Çalışmaların tamamlanarak santralin devreye alınmasıyla birlikte TESKİ’nin kurulu güneş enerjisi gücü yaklaşık 6 kat artacak. Böylece kurumun enerji ihtiyacının daha büyük bir bölümünün çevre dostu ve yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasına önemli katkı sağlanacak. Enerjide Verimlilik, Çevrede Sürdürülebilirlik Karacakılavuz GES yatırımıyla TESKİ; enerji giderlerinin azaltılmasının yanı sıra karbon salımının düşürülmesi, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir çevre hedeflerine katkı sağlanmasını amaçlıyor. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer’in sürdürülebilir kent, güçlü altyapı ve öz kaynakları verimli kullanan belediyecilik vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren TESKİ, bir yandan Tekirdağ’ın içme suyu ve kanalizasyon altyapısını güçlendirirken diğer yandan hizmet süreçlerinde ihtiyaç duyulan enerjinin yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasına yönelik yatırımlarına devam ediyor. Fiziki gerçekleşmenin %95’e ulaştığı Karacakılavuz 3 MW Güneş Enerjisi Santrali’nin kısa süre içerisinde devreye alınması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla TESKİ, hem enerji üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracak hem de daha çevreci, verimli ve sürdürülebilir bir hizmet anlayışı doğrultusunda önemli bir adım daha atmış olacak.

Kuraklık ve Seller Neden Aynı Anda Yaşanıyor? Haber

Kuraklık ve Seller Neden Aynı Anda Yaşanıyor?

Türkiye, bir yanda uzun süren sıcak ve kurak dönemler, diğer yanda ise şehirleri göle çeviren ani sağanaklarla boğuşuyor. Peki, birbirine zıt gibi görünen kuraklık ve seller nasıl oluyor da aynı iklim krizinin iki farklı yüzü olarak karşımıza çıkıyor? Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye’nin su geleceğini ve değişen yağış rejimini çarpıcı verilerle açıklıyor. ​İklim değişikliği, Türkiye’de yağışların miktarından ziyade "karakterini" kökten değiştirdi. İstanbul’dan İç Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşanan aşırı hava olayları, artık bir "talihsizlik" değil, iklim krizinin getirdiği yeni bir normal. ​Kuraklık ve Sel: Aynı Madalyonun İki Yüzü ​Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya göre, Türkiye’deki en büyük yanılgı yağışları sadece "yıllık toplam" üzerinden değerlendirmek. Oysa bir bölgenin su geleceğini belirleyen şey toplam yağış miktarı değil, bu yağışın yıl içindeki dağılımı ve ritmidir. ​Sıkışan Yağışlar: İklim değişikliğiyle birlikte yağışlar daha seyrek ama çok daha şiddetli düşüyor. İnce ve düzenli yağışlar toprağı beslerken, kısa süreye sıkışan yoğun sağanaklar toprağa sızamadan sel sularına dönüşerek denize akıyor. ​Kuru Toprağın İntikamı: Uzun süren kuraklıklar nedeniyle "kabuklaşan" ve sertleşen toprak, aniden düşen şiddetli yağmuru ememiyor. Bu durum, kuraklığın paradoksal bir şekilde seli beslemesine yol açıyor. ​Clausius-Clapeyron İlişkisi: Neden Daha Şiddetli Yağmurlar? ​Doç. Dr. Yavaşlı, termodinamiğin temel prensiplerinden biri olan Clausius-Clapeyron ilişkisine dikkat çekiyor. Buna göre, atmosferdeki her 1 derecelik ısınma, havanın taşıyabileceği nem miktarını yaklaşık %7 oranında artırıyor. Bu da atmosferin daha fazla "su yükü" taşıması ve bu yükün tek seferde, aşırı şiddetli sağanaklar halinde boşalması anlamına geliyor. ​Türkiye’nin Su Güvenliği Risk Altında ​Türkiye’nin mevsim normallerinin üzerinde yağış alması, kuraklık tehlikesinin bittiği anlamına gelmiyor. Çünkü yüzeydeki sel görüntüleri, yeraltı sularının (akiferlerin) beslendiği yanılgısını yaratıyor. Gerçekte ise, yağışın büyük kısmı yer altı rezervlerine ulaşmadan kayboluyor. Bu durum, yüzeydeki geçici bolluk ile yeraltındaki yapısal kıtlık arasındaki makası giderek açıyor. ​"Artık Yağışın Ritmine Odaklanmalıyız" ​Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, afet ve su yönetiminde köklü bir zihniyet değişikliğinin şart olduğunu vurguluyor. İşte çözüm önerileri: ​Ani Taşkınlara Dayanıklı Altyapı: Şehirlerdeki betonlaşma azaltılmalı, dere yatakları korunmalı ve geçirimsiz yüzeylerin yarattığı riskler minimize edilmeli. ​Akıllı Tarım Uygulamaları: Toprağın su tutma kapasitesini artıran yöntemler ve damla sulama sistemlerine geçiş teşvik edilmeli. ​Yağmur Suyu Hasadı: Yağan her damla suyun toprağa sızdırılması veya depolanması için akifer besleme projeleri hayata geçirilmeli. ​Sonuç: Bir İklim Değişikliği Gerçeği Türkiye’nin bir bölgesinin kuruması diğerinin sel yaşaması, sistemin bozulduğunun en somut kanıtı. İklim değişikliği, mevsimsel düzeni bozarak su güvenliğimizi tehdit ediyor. Doç. Dr. Yavaşlı’nın uyarısı net: "Yağış artık düzenli gelmiyor; bu yüzden geldiğinde onu yakalayıp tutabilmeli, gelmediğinde ise elimizdekini koruyabilmeliyiz." Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş, Doç.Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.