Hava Durumu

#Antalya

Kırsal Haber - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında! Haber

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında!

TÜRKŞEKER ev sahipliğinde düzenlenen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", kamu, özel sektör ve kooperatifleri Antalya’da bir araya getirdi. Türkiye’nin şeker üretimindeki küresel gücü ve gelecek yüzyılın yol haritası tüm yönleriyle masaya yatırıldı. ​ANTALYA – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER), Cumhuriyetin asırlık çınarı olan şeker sanayisinin 100. yılını dev bir organizasyonla kutladı. 8-10 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", tarladan fabrikaya, teknolojiden sürdürülebilirliğe kadar sektörün dününe ışık tutarken yarınına rehberlik edecek kararların alınmasına vesile oldu. ​Ekonomik Bağımsızlığın Sembolü: Şeker Pancarı ​Sempozyumun açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, şeker sektörünün Türkiye’nin kalkınma tarihindeki stratejik önemine vurgu yaptı. 1926’da Uşak ve Alpullu’da başlayan üretimin milli bir şahlanış olduğunu belirten Polat, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimizde dijitalleşme ve yenilikçi tarım uygulamaları sektörün önümüzdeki yüzyılını şekillendirecek temel unsurlar olacaktır" dedi. ​Dünyanın Devleri Arasındayız: Avrupa’da 4., Dünyada 5. Sıradayız ​TÜRKŞEKER Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, Türkiye’nin şeker üretimindeki gücünü çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Şahin, Türkiye genelinde 14’ü kamu, 12’si özel ve 6’sı kooperatiflere ait toplam 32 şeker fabrikasının omuz omuza çalıştığını belirtti. Bu güç birliğinin Türkiye’yi pancar şekeri üretiminde Avrupa’da 4., dünyada ise 5. sıraya taşıdığını ifade eden Şahin, sorunların "ortak akıl" ile çözüleceği bir döneme girildiğini müjdeledi. ​Bilim ve Teknoloji Işığında Dört Kritik Oturum ​Sempozyumun ikinci günü, şeker sektörünün geleceğini şekillendirecek dört ana başlığa ayrıldı: ​Bitki Islahı ve Yerli Tohum: Yerli ve milli tohumun verimlilik ve maliyet üzerindeki kritik rolü bilimsel verilerle ele alındı. ​Dijital Tarım ve Sulama: İklim değişikliğine karşı akıllı sulama ve modern tarım makinalarının kullanımı tartışıldı. ​Sürdürülebilir Sanayi: Şeker üretiminde atık yönetimi ve yan ürünlerin katma değerli hale getirilmesi projeleri sunuldu. ​Milli Makina Hamlesi: Türkşeker’in Ankara ve Eskişehir’deki makine fabrikalarının, savunma ve enerji sanayisindeki dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli vurgulandı. ​Geleceği Şekillendiren Çalıştay ​Etkinliğin son gününde gerçekleştirilen çalıştayda, şeker pancarı tarımı ve şeker sanayisindeki fırsatlar bilimsel süzgeçten geçirildi. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan sonuç raporu, sektörün önümüzdeki yıllardaki stratejik hamleleri için somut bir yol haritası niteliği taşıyor.

Tavşan Yüreği Zeytini İçin AB Başvurusu Yapıldı Haber

Tavşan Yüreği Zeytini İçin AB Başvurusu Yapıldı

Antalya’nın kendine özgü aroması ve şekliyle bilinen "Tavşan Yüreği Zeytini", ulusal başarısının ardından şimdi de Avrupa Birliği (AB) tescili için yola çıktı. Vali Hulusi Şahin’in imzasıyla resmiyet kazanan başvuru süreci, yerel lezzetimizin dünya markası olma yolundaki en önemli adımı olarak kaydedildi. Antalya’nın coğrafi işaretli gururu Tavşan Yüreği Zeytini, sınırları aşmaya hazırlanıyor. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) destek verdiği Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret başvuru dosyası, Antalya Valisi Hulusi Şahin tarafından imzalanarak Avrupa Komisyonu’na sunulmak üzere resmi sürece girdi. Vali Hulusi Şahin: "Yerel Değerlerimizi Dünya ile Buluşturuyoruz" Antalya’nın tarımsal potansiyelini uluslararası arenada korumak ve tanıtmak amacıyla başlatılan Coğrafi İşaret Seferberliği kapsamında konuşan Vali Şahin, bu adımın stratejik önemine vurgu yaptı: "Tavşan Yüreği Zeytini, ilimizin en nadide tarımsal değerlerinden biri. Ülkemizde aldığımız tescilin ardından başlattığımız bu AB süreci, ürünümüzün hak ettiği değeri küresel ölçekte almasını sağlayacaktır. Yerel değerlerimizi korumaya ve dünya vitrinine çıkarmaya kararlılıkla devam ediyoruz." Neden Tavşan Yüreği Zeytini? Antalya’nın mikroklimal özellikleriyle bütünleşen bu özel zeytin çeşidi, ismini tavşan kalbine benzeyen karakteristik şeklinden alıyor. AB tescili ile birlikte ürünün; Küresel Pazar Değeri: Uluslararası pazarlarda "koruma altına alınmış ürün" statüsü kazanması, Üretici Kazancı: Katma değerli satış imkanıyla yerel çiftçinin gelirinin artması, Kalite Standardı: Taklitlerinden korunarak orijinalliğinin garanti altına alınması hedefleniyor. Antalya’nın Tescil Başarısı Katlanıyor Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Antalya Ticaret Borsası iş birliğinde yürütülen süreç, kentin diğer coğrafi işaretli ürünleri için de bir model teşkil ediyor. Alanya Keçiboynuzu’nun ardından Tavşan Yüreği Zeytini’nin de AB yolculuğuna başlaması, Antalya’nın tarımsal markalaşma gücünü bir kez daha kanıtlıyor. Tavşan Yüreği Zeytini’nin Özellikleri Etli yapısı, küçük çekirdeği ve yüksek yağ kalitesiyle bilinen Tavşan Yüreği Zeytini, özellikle sofralık tüketimde dünya standartlarında bir kalite sunuyor. Bölgenin kireçli toprak yapısı ve nemli deniz havası, bu zeytinin kendine has fenolik bileşenlerini ve eşsiz aromasını oluşturuyor.

Alanya Keçiboynuzu İçin Dev Adım! Haber

Alanya Keçiboynuzu İçin Dev Adım!

Antalya Valiliği öncülüğünde başlatılan "Coğrafi İşaretler Seferberliği" meyvelerini vermeye devam ediyor. Alanya Keçiboynuzu, Avrupa Birliği (AB) nezdinde tescil başvurusu yapılan Antalya’nın 3. ürünü oldu. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in öncülüğünde ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, Alanya Keçiboynuzu (Alanya Harnup) için Avrupa Birliği (AB) Menşe Adı Koruması (PDO) başvurusu resmen yapıldı. Teknik ve bilimsel hazırlıkların ardından Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Alanya Kaymakamlığı’nda imzalanan evraklarla süreci uluslararası boyuta taşıdı. Alanya Keçiboynuzu’nun Sırrı: İklim ve Toprak Uyumu Alanya Keçiboynuzu’nu dünyadaki benzerlerinden ayıran en temel özellik, ilçenin mikroklimal yapısına sağladığı mükemmel adaptasyon. Ceratonia siliqua türü ağaçlardan elde edilen bu özel meyve, Alanya’nın kendine has doğasında eşsiz bir aromaya kavuşuyor. Ürünün Ayırt Edici Özellikleri Nelerdir? Görünüm ve Tat: Kahverengi, uzun ve düz yapısıyla dikkat çeken Alanya Harnup, tatlı ve hafif bir aromaya sahiptir. Sıcaklık İhtiyacı: Yıllık ortalama 20°C sıcaklığın altına düşmeyen, yazın 35°C’ye çıkan Alanya iklimi, meyvenin kalitesini en üst seviyeye taşır. Toprak Yapısı: Bitki, mineral bakımından zengin olmayan ancak Alanya’da yaygın olan Terra-Rossa toprak tipini severek ideal yetişme ortamını bulur. Kuraklık Direnci: Derinlere inen kök sistemi sayesinde, yıllık 515 mm yağış alan bölgede su kaynaklarını en verimli şekilde kullanır. Ekonomik Değeri ve Küresel Hedefler Avrupa Birliği tescil süreci, Alanya Keçiboynuzu’nun sadece yerel bir ürün değil, uluslararası pazarda aranan bir marka haline gelmesini hedefliyor. Antalya’nın daha önce tescil sürecine giren ürünlerinin ardından Alanya Harnup, bölge ekonomisine yüksek katma değer sağlamaya hazırlanıyor. "Bilimsel ve Kurumsal Hazırlık Tamamlandı" Alanya Ticaret ve Sanayi Odası ve Alanya Keçiboynuzu Üretici Birliği’nin aylar süren titiz çalışmaları, ürünün genetik özelliklerinden toprak analizine kadar tüm verileri kapsıyor. Alanya'nın ılıman kışları sayesinde don riskinden korunan bu özel bitki, artık Avrupa mutfaklarında ve sanayisinde "tescilli bir kalite" olarak yer almayı bekliyor.

Ticaret Bakanlığı'ndan Fahiş Fiyat Operasyonu Haber

Ticaret Bakanlığı'ndan Fahiş Fiyat Operasyonu

Ticaret Bakanlığı, İstanbul’da faaliyet gösteren bir zincir markette yaptığı denetimlerle gıda tedarik zincirindeki fahiş kâr oranlarını gözler önüne serdi. Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan detaylı incelemelerde; domates, salatalık ve biber fiyatlarındaki devasa artışlar kalem kalem tespit edildi. Haksız fiyat artışı yaptığı belirlenen firmalar, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na sevk edildi. ​Domatesin Fiyatı Yol Boyunca 5 Katına Çıktı ​Bakanlık müfettişlerinin yaptığı incelemede, çeri domatesin tarladan sofraya uzanan yolculuğundaki fiyat hareketleri "pes" dedirtti. ​Antalya Kumluca Hali: 50,00 TL (Komisyoncu satışı) ​İstanbul’daki Tüccar: 110,00 TL (Zincir markete satış) ​Zincir Market Rafı: 250,00 TL (Tüketiciye sunuş) ​Salatalık ve Biberde De Durum Aynı: Fırsatçılık Mercek Altında ​Denetimler sadece domatesle sınırlı kalmadı. Çengelköy salatalığı ve kırmızı biberdeki fiyat katlanmaları da tutanaklara yansıdı: ​Çengelköy Salatalık: Komisyoncudan 60,00 TL’ye alınan ürün, zincir market rafında 135,00 TL’den satışa sunuldu. ​Kırmızı Biber: Antalya’dan 70,00 TL’ye çıkan ürün, tüccar üzerinden markete 100,00 TL’ye ulaştı; ancak etikete 225,00 TL olarak yansıdı. ​Bakanlıktan Tavizsiz Mücadele Mesajı ​Ticaret Bakanlığı, piyasalarda adil, şeffaf ve dengeli fiyat oluşumunu sağlamak adına denetimlerin ülke genelinde kesintisiz süreceğini vurguladı. Yapılan açıklamada, "Tüketicilerimizin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik piyasa gözetim faaliyetlerimiz kararlılıkla devam edecektir. Fırsatçılığa karşı mücadelemiz tavizsizdir" ifadelerine yer verildi. ​Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Devrede ​Tespit edilen haksız fiyat artışları sonrası ilgili firmalar hakkında idari yaptırım süreci başlatıldı. Konu, ağır para cezaları ve yaptırım yetkisi bulunan Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na iletildi. Bakanlık, üretimden tüketime kadar tüm aşamaları yakından takip etmeye devam ediyor.

Tarımda Zaman Kaybının Telafisi Yok! Haber

Tarımda Zaman Kaybının Telafisi Yok!

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Mart Ayı Meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve bölgesel gelişmelerin ülke ve Antalya’ya etkileriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. SAVAŞ DÜNYAYA DA BEDEL ÖDETİYOR Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede çıkan savaştan duyduğu kaygıyı dile getiren Başkan Ali Çandır, savaşın bir an önce sona erdirilmesini diledi. Çandır, “Ortadoğu’da başlatılan emperyalist fırsat savaşının ortaya çıkardığı insani ve çevresel yıkımı kaygıyla izliyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi ve sorunların diplomasiyle çözülmesi en büyük dileğimizdir. Çünkü savaşın bedeli, ekonomik tablolarla değil, insan hayatında ve doğada açtığı derin yaralarla ölçülmektedir. Bu savaş ne İran’ın nükleer güç olmasını engellemeye yöneliktir ne de güvenlik ve özgürlük kaygılarıyla ilgilidir. İran’ın nükleer güç olmaması yönündeki müzakereler anlaşma yoluna girmişken aniden başlatılan saldırılar, esas amacın ne olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Bir aya yaklaşan savaş, taraflara kaybettirmekle kalmamış aynı zamanda dünyaya da bedel ödetmeye başlamıştır” değerlendirmesinde bulundu. “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” VURGUSU Başkan Çandır, savaşa karşı ülkelerin farklı stratejik yaklaşımlar gösterdiğini, belirtirken, Türkiye’nin dengeli duruşunun önemini vurguladı. Çandır, “Kimi ülkeler daha sabırlı ve planlı adımlar atıyor, kimi risk yönetimi ve güç dengesi üzerinden ilerliyor, kimi de mevcut durumu fırsat bilip uzun vadeli nüfuz ve alan hâkimiyeti kurmaya odaklanıyor. Ülkemizin ise dengeli bir duruş sergilediğini görüyoruz. Diplomasiyle yürütülen barış girişimlerinin kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu. ENERJİDEN TARIMA HERŞEYİ ETKİLEDİ Savaşın artık siyasi ya da askeri bir mesele olmanın ötesine geçtiğini, enerji piyasalarından ticaret hatlarına, gıda sistemlerinden tarımsal üretime kadar uzanan çok boyutlu bir olumsuz etki alanına sahip olduğuna dikkat çeken Çandır, “Coğrafi konumumuz gereği ülkemiz de bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Tarım, turizm ve ticaret kenti Antalya’mız ise şiddeti hisseden şehirlerin başında gelmektedir” dedi. Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin tarım sektörü açısından üç temel gerçeği ortaya koyduğunu kaydeden Çandır, “Birincisi maliyet gerçeğidir. İkincisi tedarik güvenliğidir. Üçüncüsü ise sahip olunan potansiyeldir” dedi. ANTALYA KİMYEVİ GÜBRE TÜKETİMİNDE 8. SIRADA Enerji fiyatlarındaki artışın mazottan gübreye kadar tüm girdileri doğrudan yükselttiğini, Antalya tarımının bu artışlardan çok fazla etkilendiğini belirten Çandır, şu değerlendirmede bulundu: “Antalya’dan örnek verecek olursam; 2025 verilerine göre 181 bin tonluk kimyevi gübre tüketimiyle Türkiye’de 8. sıradayız. Fakat birim alanda en yoğun ve nitelikli gübre kullanan illerin başında geliyoruz. Gübre başta olmak üzere mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki şiddetli artışlar, zayıflayan rekabet gücümüzü felç etme riski taşımaktadır. Ancak her zaman belirttiğim gibi tarım, yalnızca bir sektör değildir; gıda güvenliğidir, ekonomik dayanıklılıktır, stratejik güçtür. Dolayısıyla tarımsal faaliyetlerle ilgili değer zincirinin mutlaka korunması ve geliştirilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda alınacak kararlar ve uygulamalar sektörümüzün dayanıklılığını artıracaktır. Örneğin ürede gümrük vergisinin sıfırlanması, azotlu gübre ihracatına getirilen kısıtlamalar ve amonyum nitrat satışına izin verilmesi yerinde adımlardır. Bunun yanında finansman imkânlarının güçlendirilmesi ve tarımın stratejik bir alan olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır.” ÜRETİCİ TARIM GİRDİLERİNDEKİ ARTIŞI TAŞIYACAK GÜÇTE DEĞİL Türkiye’nin enerji, gübre, zirai ilaç, yem ve diğer temel tarım girdilerinin hammaddelerinde de önemli ölçüde dışa bağımlı olduğunu vurgulayan Başkan Ali Çandır, “Bu durum sektörümüzü kırılgan hale getirmektedir. Yüksek maliyetler altında üretimde kalmaya çalışan üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değildir. Bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil ve somut adımlar atılmalıdır. Tarımsal üretimde maliyet baskısını azaltmak için mevcut destekleme anlayışını yeniden değerlendirmek zorundayız” dedi. TARIMDA ZAMAN KAYBININ TELAFİSİ YOK Tedarik güvenliğindeki sıkıntıya dikkat çeken Çandır, “Enerji ve lojistikte yaşanan her aksama girdilere erişimi ve mal sevkiyatını zorlaştırmaktadır. Oysaki tarımda zaman kaybının telafisi yoktur. Girdi zamanında gelmezse üretim aksar, verim düşer ve mal sevkiyatı zorlaşır” dedi. Çandır, Avrupa Birliği (AB) için geleceğin üretim ve ticaret politikasının tedarik güvenliği olduğunu işaret ederken, şunları söyledi: “AB’nin tedarik zincirlerini güvenilir ortaklar üzerinden yeniden kurma amacına yönelik hazırladığı ‘Made in EU’ düzenlemesinde ülkemizin yer alması önemlidir. Bu konuda büyük bir çaba sarf eden Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Ancak diğer taraftan AB dış ticareti ve gümrük tarifelerini standartlarla belirlemeye ve sürdürülebilir üretim kriterlerine uyumu korumaya odaklanan bu temel politikanın potansiyel kadar riskler de barındırdığını unutmamalıyız. En büyük risk, ilave maliyet artışlarıdır. Bunu aşmamızın yolu doğru yatırım hamlelerinden geçmektedir. Yani acilen yapmamız gereken iş ve yatırım ortamını iyileştirmektir. Çünkü ‘Made in EU’ kapsamında olmak ülkemizin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirecektir.” NAVLUN MALİYETLERİ TİCARETİ ZAYIFLATIR Bölgesel ticaret akışının zayıfladığı dönemlerde Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesiyle mevcut ve yeni pazarlarda öne çıkan bir ülke olduğunu belirten Çandır, “Antalya ise örtüaltı üretim ve ihracat gücüyle böyle dönemlerde önemli roller üstlenmiştir. Ancak artan navlun maliyetleri ihracatta rekabet gücümüzü ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Bu alanda maliyetleri dengeleyecek ve ihracatçıyı koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır. Unutmayalım ki; maliyet yükü hafifletilmeden hiçbir potansiyel, kalıcı kazanca dönüşemez” değerlendirmesinde bulundu. TURİZM KAYGISI Dünya ve Türkiye’de turizm sektöründe savaş kaygısının hakim olduğunu kaydeden Çandır, “Bu kaygıyı gidermek için güven algısını güçlendirecek tanıtım ve stratejiler gecikmeden devreye alınmalıdır” dedi. TARIM 25 YILDA 8 KEZ KÜÇÜLDÜ ATB Başkanı Ali Çandır, 2025 yılı gayri safi yurt içi hasıla verilerini de değerlendirdi. Tarım sektörünün son 25 yılda üçüncü kez yılın tüm çeyreklerinde küçüldüğünü belirten Çandır, “Sektörümüz yılı yüzde 8,8 daralma ile kapatmıştır. Bu tabloyu yalnızca kuraklık ya da don ile açıklamak doğru olmaz. Çünkü tarım, son 25 yılda 8 kez küçülmüş; ortalama her 3 yılda bir daralma yaşamıştır. Bu artık geçici değil, yapısal bir sorundur. Aynı dönemde genel ekonomimiz yıllık ortalama yüzde 4,9 büyürken, tarım yalnızca yüzde 2,5 büyüyebilmiştir. Yani sektör olarak yarı hızda ilerlemişiz. Bu fark, zamanla sektörümüzü zayıflatmış ve atalete sürüklemiştir. Bu tespitlerimizi ve 2025 yılının tarım açısından iyi geçmediğini yıl boyunca rakamlar ve gerçekleşmelerle paylaşmıştım. Sonuç olarak çözüm; tarımı esastan ve kapsayıcı bir yaklaşımla yeniden ele almaktır” diye konuştu. ANTALYA DAHA DİRENÇLİ 2026 yılının Ocak ve Şubat aylarına ilişkin ekonomik verileri değerlendiren Başkan Çandır, Antalya’nın ülke ekonomisine oranla nispi olarak daha dirençli bir görünüm sergilediğini ifade etti. Başkan Çandır, şu bilgileri paylaştı: “Çekle işlem hacmindeki artış ülkemiz ortalamasının iki katından fazla artarken, karşılıksız çek hacmindeki artış ülke ortalamasının yarısında kalmıştır. Toplam kredilerde Türkiye’de yüzde 44 artış görülürken Antalya’da yüzde 56, ticari kredilerde yüzde 45’e karşılık yüzde 63 artış yaşanmıştır. Tarımsal kredilerde ise ülke genelinde yüzde 41, kentimizde yüzde 39 artış gerçekleşmiştir. İhracatta ise daha güçlü bir tablo söz konusudur. Türkiye genelinde toplam ihracat yüzde 0,8 daralırken, Antalya’da yüzde 18 artmıştır. Tarımsal ihracatta ise Türkiye yüzde 0,7 gerilerken, kentimiz yüzde 19,4 artış sağlamıştır. Özetle, yılın ilk iki ayında Antalya, ülke ortalamasının üzerinde bir performans ortaya koymuştur. Bu ivmenin gelecek aylarda da korunması için iş dünyası olarak çalışmaya devam edeceğiz.” SUYU KORUYAMAZSAK REKABET GÜCÜMÜZ KAYBOLUR Antalya Ticaret Borsası’nın 2026 yılı temasını ‘su’ olarak belirlediğini anımsatan Başkan Ali Çandır, “Son tarım gündem programımızda da konumuz ‘su’ oldu. Programa konuk olan hocamızın özellikle yer altı kaynaklarını kast ederek çok net bir tespitini sizlerle paylaşmak isterim ‘Bugün kullandığımız su aslında torunlarımızın suyu’. Bu söz tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin doğrudan su yönetimine bağlı hale geldiğinin en çarpıcı halidir. Acilen suyu merkeze alan, verimliliği artıran ve her damlayı koruyan bir üretim anlayışına geçmek zorundayız. Aksi halde yalnızca rekabet gücümüzü değil, geleceğimizi de kaybederiz” diye konuştu. Yürürlüğe giren 2026–2035 dönemi Ulusal Su Planı’na da dikkat çeken Başkan Çandır, “Ulusal Su Planı da su meselesinin artık ertelenebilir bir konu olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Plan, suyu koruyan, verimli kullanan ve gelecek nesillere aktaran bir üretim anlayışına geçişin yol haritası niteliğindedir. Ancak esas olan bu planı kağıt üzerinde bırakmamak ve sahada uygulayabilmektir” dedi. YÖREX HEYECANI BAŞLIYOR Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde TOBB’un desteğiyle 2010 yılında başlatılan Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX ile yerel değerleri ekonomiye kazandırdıklarını anlatan Ali Çandır, “Bu yıl 22–26 Nisan tarihlerinde düzenleyeceğimiz YÖREX’te her zaman olduğu gibi, üreticilerimizi, kooperatiflerimizi, oda ve borsalarımızı, kalkınma ajanslarımızı, zincir marketleri ve e-ticaret platformlarını bir kez daha bir araya getiriyoruz. Ürünlerine katma değer yaratmak ve ekonomiye kazandırmak isteyen herkesi YÖREX’te yer almaya davet ediyoruz. Tüm hemşerilerimizi ve misafirlerimizi 5 gün boyunca 10.00–20.30 saatleri arasında ANFAŞ Fuar Alanı’na bekliyoruz” diye konuştu. Çandır, üretimin sürdüğü, suyun korunduğu, barışın güçlendiği bir gelecek dileyerek konuşmasını tamamladı. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Tarım Girdi Enflasyonu Yıla Yükselişle Başladı Haber

Tarım Girdi Enflasyonu Yıla Yükselişle Başladı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ocak 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Çandır, Tarım-GFE’nin Ocak ayında aylık yüzde 3,86 ilan edildiğini belirtirken, “Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren ocak ayları ortalamasının (4,18) yüzde 15 altında ilan edilmiştir. Ortalama altı bir yükseliş olmakla birlikte bu rakam, son 10 yılın en yüksek 4. Ocak ayı artışı olmuştur” dedi. Tarım-GFE’nin Ocak ayında yıllık yüzde 30,59 açıklandığını belirten Çandır, “Bu yıllık rakam, son 10 yılın ocak ayları ortalamasının (30,54) üzerine çıkmıştır. Ortalama üstü ilan edilen bu rakam, son 10 yılın en yüksek 4. ocak ayı artışı olmuştur. Ocak ayı için açıklanan tarımsal maliyetleri enflasyonu, bir önceki aya göre aylıkta yükseliş ve yıllıkta ise düşüş göstermiştir. Ancak 10 yıllık ocak ayı ortalamalarına göre bakıldığında aylıkta ortalama altı ve yıllıkta ise ortalama üstü artış göstermiştir” değerlendirmesinde bulundu. EN ÇOK ARTIŞ VETERİNER HİZMETLERİNDE Ocak ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerini değerlendiren Ali Çandır, tohumda aylık yüzde 1,14, enerjide yüzde 1,72, gübrede yüzde 1,60, ilaçta yüzde 1,96, veteriner hizmetlerinde yüzde 10,54, yemde yüzde 4,30, diğer kalemlerde ise yüzde 13,28 artış olduğunu kaydederken, yıllıkta ise tohumda yüzde 34,94, enerjide yüzde 18,47, gübrede yüzde 37,90, ilaçta yüzde 18,07, veteriner hizmetlerinde yüzde 43,74, yemde yüzde 36,35 ve diğer kalemlerde ise yüzde 32,75’lik artışa dikkat çekti. Çandır, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 2,58, yıllık yüzde 22,01’lik artış olduğunu belirtti. Ocak ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 4,07, yıllık ise yüzde 32,09 artış ilan edildiğine dikkat çeken Çandır, “Ocak ayları itibariyle bu rakamlar, aylıkta ve yıllıkta 2021 yılından sonraki en yüksek 3. rakamlar olmuştur” dedi. TÜİK’in Ocak ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 8,46 arttığını, bu artışın 10 yıllık ocak ortalamasının (4,15) üzerinde olduğuna dikkat çeken Başkan Çandır, yıllık yüzde 43,58’lik artışın 10 yıllık ortalamanın (25,17) üzerinde olduğunu belirtti. Çandır, “Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim, genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak mayıs, haziran ve eylül aylarından sonra ocak ayında da lehte bir durum ilan edilmiştir” dedi. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonları da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, yurtdışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Ocak’ta aylık yüzde 4,06 ve yıllık yüzde 35,12 arttığını, yurtiçi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylık olarak yüzde 2,67, yıllık yüzde 27,17 arttığını kaydetti. Çandır, “Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 4,24 ve yıllık ise yüzde 32,68 artmıştı. Bu durum, Ocak ayında tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun, tarımdan daha düşük seyrettiğini göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. TÜKETİCİ ENFLASYONU YÜKSEK Ocak ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 4,84, yıllık yüzde 30,65 arttığını belirten Çandır, “Son 20 yıllık ocak ayı ortalamalarının aylıkta yüzde 2,37 ve yıllıkta ise yüzde 18,13 olduğu hatırlanırsa yıllık manşet enflasyonun hala ne kadar yüksek seyrettiği daha iyi anlaşılır” dedi. Tüketici taraftaki gıda enflasyonunun Ocak ayında aylık yüzde 6,59, yıllık yüzde 31,69 açıklandığına dikkat çeken Çandır, “İşlenmemiş gıda enflasyonu ise Ocak’ta aylık yüzde 11,79, yıllık yüzde 32,35 ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde 22,03 ve yıllık yüzde 29,47 arttı” dedi.

"AI Weekend Antalya 2026" Başlıyor Haber

"AI Weekend Antalya 2026" Başlıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Insider One iş birliğiyle düzenlenen "AI Weekend Antalya 2026", 28-29 Mart tarihlerinde teknoloji meraklılarını geleceği inşa etmeye davet ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, teknoloji dünyasında ses getirecek stratejik bir ortaklığa imza atıyor. Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Insider One ortaklığıyla hayata geçirilen "AI Weekend Antalya 2026", yapay zekayı bir teorik eğitim olmaktan çıkarıp somut bir üretim aracına dönüştürüyor. TEKNOLOJİYE ERİŞİMİ HERKES İÇİN MÜMKÜN KILAN BİR VİZYON Antalya’yı bir teknoloji üssüne dönüştürme hedefinin bir parçası olan bu etkinlik, yapay zeka eğitimini ayrıcalık olmaktan çıkarıp herkes için ulaşılabilir kılma vizyonuyla gerçekleştiriliyor. HUB Antalya Girişimcilik Merkezi’nde düzenlenecek iki günlük yoğunlaştırılmış programda katılımcılar; kod bilmeden prototip geliştirmekten, yapay zeka tabanlı iş akış otomasyonları kurmaya kadar geniş bir yelpazede yetkinlik kazanacaklar. İZLEMEKLE YETİNME, ÜRET Geleneksel eğitim kalıplarını yıkan "AI Weekend", tamamen üretim odaklı bir model sunuyor. Katılımcılar, Insider One Yapay Zeka ekibinden uzman mentorlar eşliğinde kendi AI Agent (Yapay Zeka Ajanı) sistemlerini kuracak, LLM (Büyük Dil Modelleri) tabanlı web ve multimedya araçları geliştirecek, Agentic Coding deneyimiyle yazılım dünyasının yeni kurallarını keşfedecekler. ÜCRETSİZ EĞİTİM VE INSİDER ONAYLI SERTİFİKA Teknolojiye erişimde fırsat eşitliği sağlamak amacıyla tamamen ücretsiz olarak düzenlenen etkinlikte, kontenjan sınırlı tutuluyor. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, sektörün öncü kurumlarından Insider onaylı sertifika almaya hak kazanarak kariyer yolculuklarında dev bir adım atacaklar. BAŞVURULAR İÇİN SON GÜN 20 MART Yapay zeka tutkunu tüm gençlerin, girişimcilerin ve teknoloji meraklılarının katılımına açık olan etkinliğe başvurular, 20 Mart Cuma gününe kadar www.antalya.bel.tr adresi üzerinden yapılabilecek.

Büyükşehir'in Desteğiyle Üretici Kendi Yemini Kendi Üretiyor Haber

Büyükşehir'in Desteğiyle Üretici Kendi Yemini Kendi Üretiyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi Korkuteli'nin Yazır Mahallesi'ne kazandırdığı yem ezme ve kırma makinesi bölgedeki çiftçilere büyük kolaylık sağlıyor. Hayvan yemi için ayırdıkları tahılları makine sayesinde hızlı bir şekilde öğüten üreticiler hem yem maliyetlerini azaltıyor hem de hayvanlarının verimliliklerini doğal yollarla koruyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Yazır Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi işbirliği ile Yazır mahallesine kazandırılan yem ezme makinesi ekipman desteği bölgedeki üreticilerin yüzünü güldürüyor. Ulaşım kolaylığı ve çiftçi dostu uygun fiyat politikası ile hayvancılara büyük kolaylık sağlayan makine sayesinde yaz-kış ezme yem üretimi yapılıyor. Saatte 3 ton yem üretimi kapasitesine makine ile çiftçiler depoladıkları tahılları hızlı bir şekilde hayvan yemine dönüştürebiliyor. Organik bir şekilde kendi hammaddeler ile enerji ve protein yönünden dengeli yem üretebilen çiftçiler Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteğinden büyük bir memnuniyet duyuyor. EKİPMAN DESTEĞİ İLE ÜRETİCİLER KAZANIYOR Büyükşehir işbirliği ile bölgedeki hayvancılığa önemli bir destek sunulduğunu belirten S.S. Yazır Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Yaşar Kocaoğlu “Burada daha önceden sadece kırma yapabiliyorduk. Sonra Büyükşehir Belediyemizden talepte bulunarak ezme makinesini de ekledik. Artık herkes küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarına ezme yem vermeye başladı. Vatandaşlarımız ellerinde ne varsa arpa, buğday, yulaf tahıllarını getiriyor. Ellerinde her zaman bulunduramayacağı ham maddeleri pamuk küspesi, kepek ve mısır gibi ek ürünleri de sürekli elimizde bulundurarak biz temin ediyoruz. Vitamin ve tuzu da ekleyip fabrikada üretilen yemler gibi üretim yapabiliyoruz. Ekipman desteğinin bölgemizdeki üreticilere katkısı oldukça büyük oldu. Sürekli ezme yem kullanıldığı için hayvanların sindirimleri kolaylaşıyor bu da verimin artmasına neden oluyor. Büyükşehir Belediyemize teşekkür ederiz” dedi. KENDİ YEMİMİZİ KENDİMİZ ÜRETİYORUZ Yazır Mahallesi’ndeki yem ezme tesisinin çevre mahallelerden de yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Korkuteli Yazır Mahalle Muhtarı Mehmet Kocaoğlu ise “Bu ekipman desteği mahallemize kazandırılmadan önce yemlerimizi hazır olarak alıyorduk. Bu makine geldiğinden beri çiftçilerimiz tahıllarını getirerek ezme işlemi yapıyor. Hayvanlara bu yem iyi geliyor. Ben kendim de hayvancılık yapıyorum. İşimizi kolaylaştıran güzel bir hizmet. Bu öğütücü yokken ilçe merkezine gitmek zorunda kalıyorduk. Herkeste yemi taşıyacak büyük kapasitede vasıta olmadığı için sürekli gidip gelmek maliyetli ve zor oluyordu. Şimdi ise çevremizdeki sekiz dokuz mahalle ile birlikte burayı kullanıyoruz” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Kooperatif Başkanı Kocaoğlu, konuşmasında şunlara değindi: “Çiftçilik de yaptığımız için her yıl çeşitli tahıllarımız oluyor. Arpa, yulaf buğday, mısır gibi ham maddesi kendimizden ürünlerimizi hayvanlarımızın ihtiyacına türüne göre bağlı ziraat mühendislerimiz belirliyor. Fabrikada üretilen yemler gibi organik olarak aynısını burada kolaylıkla üretebiliyoruz. En önemlisi yemimizin içinde ne var biliyoruz. Emeği geçen herkese ve Büyükşehir Belediyemize mahallemiz adına çok teşekkür ediyorum.” MALİYETİ UYGUN Yazır Mahallesi’ne 6 km uzaklıktaki Esenyurt Mahallesi’nden gelerek tahıllarını öğüten Recep Aksakal isimli üretici de “Yem ezme makinesinden son derece memnunuz. Hem yakın olması hem uygun fiyatlı olması bizim için büyük avantaj sağlıyor. Burada yem kırma makinesi yokken hazır yem kullanıyorduk. Arpa, buğday gibi tahıllarımız kendimizin olduğu için burada sadece öğütme parası vererek yemlerimizi üretiyoruz. Hayvanlarımıza verdiğimiz yemlerin içerisine hangi katkıları koyduğumuzu gözümüzle görüyoruz. Hayvanlarımızın verimi artıyor destekleri için belediyemize teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.

Antalya’nın En Büyük Gücü Üreten ve Geleceğe İnanan Kadınlardır Haber

Antalya’nın En Büyük Gücü Üreten ve Geleceğe İnanan Kadınlardır

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği işbirliğiyle 'Girişimde Kadın Zirvesi’nin ikincisi düzenlendi. Zirvede konuşan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, “Bir kadın üretmeye başladığında yalnızca bir işletme büyümez. Bir aile güçlenir, bir şehir gelişir, bir ülkenin geleceği değişir” diye konuştu. Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AGİDER işbirliğinde geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen ‘Girişimde Kadın Zirvesi'nin ikincisi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu'nda gerçekleştirildi. Zirvede, Antalyalı kadınlar ve öğrenciler ilham veren hikayelerini baş aktörlerinden dinledi. KADIN ÜRETİNCE AİLESİ, ŞEHRİ VE ÜLKESİ GELİŞİR Zirvenin açılış konuşmasını yapan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, bir toplumun kalkınmasının kadınların üretimde, ekonomi, sanatta ve karar mekanizmalarda güçlü şekilde yer almasından geçtiğine vurgu yaptı. Başkan Vekili Özdemir, “Kadın girişimciliği sadece iş kurmak değildir. Bir fikri bir cesareti gerçeğe dönüştürmektir. Bir kadın üretmeye başladığında yalnızca bir işletme büyümez. Bir aile güçlenir, bir şehir gelişir, bir ülkenin geleceği değişir” diye konuştu. CESUR FİKİRLER YARININ GÜÇLÜ EKONOMİSİNİ KURACAK Büşra Özdemir, Antalya’nın doğasıyla kültürüyle üretim gücü ve girişimcilik ruhuyla Türkiye’nin en güçlü şehirlerinden biri olduğunu, bu şehrin en büyük gücünün hayallerinden vazgeçmeyen, üreten, risk alan ve geleceğe inanan kadınlar olduğunu kaydetti. Başkan Vekili Özdemir, konuşmasında şunlara değindi: “Kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer alması için sizlerle beraber projeler üretmeye, girişimciliği güçlendirmeye ve kadınların fikirlerini büyütebileceği fırsatlar yaratmaya devam ediyoruz. Bugünün küçük fikirleri yarının büyük markalarıdır. Bugünün cesur adımları yarının güçlü ekonomisini kurar. Zirvenin yeni başarı hikayelerinin başladığı bir yolculuk olduğunu düşünüyorum. Zirvenin ilham dolu verimli ve güçlü işbirliklerine vesile olmasını diliyorum. Kadın varsa üretim vardır, umut vardır. Kadın varsa gelecek vardır.” DÜNYA DÖNÜŞÜMDE GİRİŞİMCİLİK ÖNEM TAŞIYOR AGİDER Başkanı Gökçen Atmaca da Antalya Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle zirvenin ikincisini düzenlemekten dolayı çok mutlu olduklarını söyleyerek, “İlk zirveyi düzenlerken iken amacımız girişimcilik eko sistemine katkı sağlayacak bir buluşma noktası oluşturmak, deneyim paylaşımını teşvik etmek ve yeni işbirliklerine zemin hazırlamaktı. Bugün bu buluşmanın büyüyerek devam ettiğini görmek bizler için kıymetli. Dünya hızlı bir dönüşüm süreci içinde. Teknolojide yaşanan gelişmeler yeni iş modelleri ve değişen ekonomik dinamikler girişimciliği her zamankinden önemli yere taşıyor. Kurumların sivil toplumun ve girişimcilik ekosisteminin birlikte hareket etmesi sürdürülebilir ve güçlü ekonomik yapı için önemli bir gerekliliktir” diye konuştu. DENEYİMLERİNİ GENÇLERLE PAYLAŞTILAR Gökçen Atmaca moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; kadın girişimciler Başak Topbaştekin, Gaye Gül Ersan ve Zeynep Özcan deneyimlerini, yola nasıl çıktıklarını, başarı hikayelerini, finansal ve sosyal konularda karşılaştıkları zorlukları katılımcılarla paylaştı. Zirvenin sonunda S2B (Öğrenci-Girişimci Eşleşmesi) etkinliği de gerçekleştirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.