Hava Durumu

#Antalya

Kırsal Haber - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençler İklim Çözümleri İçin Yarıştı Haber

Gençler İklim Çözümleri İçin Yarıştı

Eskişehir Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren Eskişehir AB Bilgi Merkezi tarafından düzenlenen EU Climate Ideathon 2026 Eskişehir Yerel Finali, Eskişehir Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yürütülen program kapsamında, Eskişehir ve çevre illerden yaklaşık 400 başvuru alındı. İstanbul’un ardından en fazla başvuru alan ikinci il olan Eskişehir’de, başvurular arasından seçilen 10 takımda yer alan toplam 40 öğrenci, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik projelerini jüriye sundu. Başvuru ve değerlendirme sürecinin ardından temmuz ayında çevrim içi tanışma toplantılarıyla başlayan program, ağustos ayında gerçekleştirilen fikir geliştirme çalışmaları ve mentor oturumlarıyla devam etti. Eğitim ve mentorluk desteği alan öğrenciler, yerel finalde projelerini beş dakikalık sunumlarla anlattı ve jüri üyelerinin sorularını yanıtladı. Birinci olan takım Antalya’da yarışacak Jüri değerlendirmesi sonucunda Sea N Soil takımı birinciliği elde etti. Beril Naz Hamurcu, Fatih Ağırakar, Neriman Berra Kayakuş ve Zümra Arslanhan’dan oluşan takım, Eskişehir’i kasım ayında Antalya’da, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında düzenlenecek ulusal finalde temsil etmeye hak kazandı. Jüride TOBB Eskişehir İl Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Elif Gürkaynak, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Handan Giray, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Onur Özçelik, Eskişehir Ticaret Odası Danışmanı Dr. Hasan Bakır ile Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve AB İklim Anlaşması Elçisi Prof. Dr. Nezih Orhon yer aldı. Etkinlikte konuşan Eskişehir AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Gökhan Çobansoy, gençlerin iklim değişikliği konusunda araştırma yapmasının ve çözüm üretmek için emek vermesinin önemine dikkat çekti. Birinciliğin yanı sıra fikir geliştirmenin ve bu fikirleri hayata geçirmek için çaba göstermenin de değerli olduğunu belirten Çobansoy, iklim değişikliğiyle mücadelenin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak gençlere araştırmaya, öğrenmeye ve üretmeye devam etmeleri çağrısında bulundu. EU Climate Ideathon 2026, üniversite öğrencilerinin iklim değişikliği konusunda farkındalıklarını artırmayı, disiplinlerarası takım çalışmasını teşvik etmeyi ve yerel ölçekte geliştirilen yenilikçi fikirlerin ulusal düzeyde görünürlük kazanmasını amaçlıyor. Eskişehir Yerel Finali, gençlerin iklim sorunlarına yönelik çözüm önerilerini paylaşmalarına ve projelerini ulusal düzeyde temsil etme fırsatı elde etmelerine imkân sağladı. Program, aynı zamanda üniversite–iş dünyası iş birliğinin güçlendirilmesine ve Eskişehir’de sürdürülebilirlik odaklı girişimciliğin desteklenmesine katkı sunuyor.

Antalya Büyükşehir Ekipleri Hasar Tespitine Başladı Haber

Antalya Büyükşehir Ekipleri Hasar Tespitine Başladı

Antalya Büyükşehir Belediyesi, dün akşam saatlerinde etkisini arttıran şiddetli yağışın ardından Antalya Valiliği koordinasyonunda yürütülen müdahale çalışmalarına destek verdi. Sahada 478 personel, 357 araç ile gece boyu çalışan Antalya Büyükşehir Belediyesi ekipleri özellikle sağanak yağış sonrası oluşan su baskınlarına anında müdahale etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya’da etkili olan sağanak yağışa karşı ilk andan itibaren Büyükşehir ekiplerinin sahada olduğunu belirterek, “Yağışın ardından hasar tespit çalışmalarına hızla başladık. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak vatandaşlarımızın yanında olmaya ve ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. 14 Ekim Çarşamba günü Antalya genelinde etkili olan gök gürültülü ve sağanak yağış Antalya merkez başta olmak doğu ilçelerinde etkili oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı, İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, ASAT ve Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı 478 personel, 357 araç da Antalya Valiliği koordinasyonunda yürütülen çalışmalara gece boyunca destek verdi. Büyükşehir Belediyesi ekipleri, yağmur sularının yollara taşıdığı kum ve çakılları temizlemek için çalışmalarına devam ediyor. BÜYÜKŞEHİR EKİPLERİNDEN DEMRE’DE HUMMALI ÇALIŞMA Özellikle sağanak yağışın vurduğu Demre’de ekipler hummalı bir çalışma yürüttü. Sel suları nedeniyle kapanan Kapaklı, Çevreli, Sahilkılıçlı yolu da Büyükşehir ekiplerinin çalışmalarıyla kısa sürede trafiğe açıldı. Çevreli Mahallesi’ndeki sera ve konut zararlarına ilişkin Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ve Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri de sahada hasar tespit çalışmalarına başladı. Antalya merkezde Muratpaşa, Kepez ve Aksu ilçelerinde cadde ve bulvarlarda yoğun yağış nedeniyle biriken sular ASAT ile Atık Yönetimi ve İşletmeler Şube Müdürlüğü’nün hızlı ve etkin müdahaleleriyle temizlendi. MANAVGAT’TA HASAR TESPİT ÇALIŞMASI YAPILDI Manavgat Yavrudoğan Mahallesi’nde 381 dekar tarım alanında yoğun dolu nedeniyle hasar yaşandı ve ürünler zarar gördü. Manavgat Taşağıl Mahallesi Mihrap Mevki’nde de 13 Ekim Salı günü çıkan hortum afeti sonucunda toplam 10 bin 540 metrekare sera alanında hasar oluştu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, zarar gören üretim alanlarını yerinde inceleyerek kayıt altına aldı. YAĞIŞA KARŞI İLK ANDAN İTİBAREN SAHADAYIZ Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, “Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ‘Sarı kodlu’ uyarısının ardından Antalya’mızda etkili olan sağanak yağışa karşı ilk andan itibaren sahadayız. Antalya Büyükşehir Belediyemiz ve ASAT Genel Müdürlüğümüzün ekipleriyle su baskınlarına, mahsur kalma ihbarlarına gece boyu müdahale ettik. Alt geçitlerde su tahliyesi ve tıkanan yağmur suyu giderlerinin açılması için çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük” diye konuştu.

ATB’de 2026-2030 Dönemi Başladı Haber

ATB’de 2026-2030 Dönemi Başladı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) yeni döneminin ilk Meclis toplantısını gerçekleştirdi. Meclis Başkanlığına oybirliğiyle yeniden Erdoğan Ekinci seçilirken, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır yeni dönemde birlik, beraberlik ve ortak akıl vurgusu yaptı. Çandır, “Hiç kimsenin gölgesine girmedik, kimseye de gölge etmedik” dedi. Antalya Ticaret Borsası’nın yeni dönem ilk Meclis toplantısı, Meclis’in en yaşlı üyesi Veli Karasu başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda yapıldı. Toplantıda Meclis Başkanlık Divanı belirlenirken, Erdoğan Ekinci meclis üyelerinin oybirliğiyle Meclis Başkanlığına seçildi. Yeni dönemde Meclis Başkan Yardımcılıklarına Abdullah İnan ve Murat Köseoğlu getirilirken, Katip Üyelik görevini Veli Karasu üstlendi. Erdoğan Ekinci’den Birlik ve Beraberlik Mesajı Antalya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, kendisini yeniden bu göreve layık gören meclis üyelerine teşekkür etti. ATB seçimlerinin demokratik bir ortamda gerçekleştirildiğini belirten Ekinci, seçimlere katılarak iradesini ortaya koyan tüm üyelere ve yeni dönemde görev üstlenenlere teşekkürlerini iletti. Yeni çalışma döneminde birlik ve beraberlik içerisinde hareket edeceklerini vurgulayan Ekinci, üyeler, sektör ve Antalya için çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti. Meclis Başkanlık Divanı ile toplantıların düzenli ve verimli şekilde yürütülmesi için gayret göstereceklerini belirten Ekinci, yeni dönemin Antalya Ticaret Borsası ve üyeleri için hayırlı olmasını diledi. Ali Çandır’dan Yeni Dönem İçin Teşekkür Mesajı ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır da yeni dönemin ilk Meclis toplantısında yaptığı konuşmada, seçimlere katılan üyelere teşekkür ederek Meclis, Yönetim Kurulu, Meslek Komiteleri, Disiplin Kurulu ve Birlik delegeliklerinde görev alanları kutladı. Görev süreleri sona eren üyelere Borsaya sundukları katkılar nedeniyle teşekkür eden Çandır, geçmişten bugüne kurumda görev yapmış isimleri de saygıyla andı. Önümüzdeki dört yıl boyunca Meclis Başkanlığı görevini sürdürecek Erdoğan Ekinci ve Meclis Başkanlık Divanı üyelerine başarılar dileyen Çandır, yeni dönemin Antalya Ticaret Borsası için önemli bir çalışma süreci olacağını belirtti. “Hiç Kimsenin Gölgesine Girmedik, Kimseye Gölge Etmedik” Antalya Ticaret Borsası’nın yüz yılı aşan geçmişiyle güçlü bir kurum kültürüne sahip olduğunu vurgulayan Ali Çandır, yönetim anlayışlarının üyelerin sorunlarını takip etmek, sektörün ihtiyaçlarını belirlemek ve çözüm önerilerini ilgili kurumlara taşımak üzerine kurulu olduğunu söyledi. Çandır, çalışma anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: “Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren kurumumuza ve kamuoyuna duyduğumuz sorumluluk gereği hiç kimsenin gölgesine girmedik, kimseye de gölge etmedik.” Üyelerin haklarını, tarım sektörünün ihtiyaçlarını ve Antalya’nın geleceğini gözeterek çalıştıklarını belirten Çandır, bu süreçte kişisel çıkarlar yerine kurumsal sorumluluğa ve ortak akla öncelik verdiklerini kaydetti. Yeni dönemde de aynı anlayışla hareket edeceklerini ifade eden Çandır, sahadan gelen sorunları doğru tespit ederek verilerle ortaya koymaya ve çözüm önerilerini ilgili kurumlar nezdinde takip etmeye devam edeceklerini söyledi. “Meslek Komitelerimiz Borsamızın Mutfağı” Antalya Ticaret Borsası’nın yeni döneminde Meclis ve Meslek Komitelerinde görev alan üyelere başarılar dileyen Ali Çandır, meslek komitelerinin kurumun çalışmaları açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Meslek komitelerinin sektörle doğrudan bağlantı kurduğunu, üyelerin sorunlarını ve beklentilerini yakından takip ettiğini belirten Çandır, komiteleri Borsanın mutfağı olarak nitelendirdi. Çandır, meslek komitelerinde sektörün yaşadığı sorunların, üyelerin beklentilerinin ve çözüm önerilerinin açıkça dile getirilmesini istedi. Proje fikirlerinin paylaşılmasının ve gündeme taşınan konuların takip edilmesinin önemine dikkat çeken Çandır, Yönetim Kurulu olarak üyelerden gelen talepleri ilgili platformlarda gündeme taşımayı sürdüreceklerini ifade etti. Tarım Sektörünün Sorunları Yeni Dönemin Gündeminde Olacak ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, önümüzdeki dört yıllık çalışma döneminde tarım sektörünü doğrudan etkileyen birçok konunun gündemlerinde yer alacağını belirtti. Artan üretim maliyetleri, finansmana erişim, su kaynakları, iklim değişikliği, pazarlama, ihracat ve tarımın geleceğinin öncelikli çalışma alanları arasında bulunduğunu kaydeden Çandır, sektörün ihtiyaçlarının doğru belirlenmesinde üyelerden gelen bilgi ve deneyimin önemli olduğunu söyledi. Antalya Ticaret Borsası’nın bugüne kadar sahadan aldığı bilgileri kurumsal birikimiyle birleştirerek araştırmalar yaptığını, değerlendirmelerde bulunduğunu ve sektör adına görüş oluşturduğunu belirten Çandır, yeni dönemde de bu çalışmaların devam edeceğini ifade etti. Çandır, üyelerin ve sektörün gündemindeki sorunların Borsa bünyesinde karşılık bulmasının ve mümkün olduğunca çözüme kavuşturulmasının öncelikleri olduğunu vurguladı. ATB’de 2026-2030 Dönemi Başladı Antalya Ticaret Borsası’nın yeni dönem ilk Meclis toplantısında yönetim ve çalışma anlayışına ilişkin mesajlar öne çıktı. Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci birlik ve beraberlik vurgusu yaparken, Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır sektörün sorunlarının çözümü, ortak akıl ve üyelerin taleplerinin takip edilmesi konularına dikkat çekti. Çandır, 2026-2030 çalışma döneminin Antalya Ticaret Borsası üyeleri, tarım sektörü ve Antalya için hayırlı olmasını dileyerek, yeni dönemin verimli ve faydalı sonuçlar getirmesi temennisinde bulundu.

Başkan Ali Çandır: "Üretimin Ticaretin Gücünü Arttıracağız" Haber

Başkan Ali Çandır: "Üretimin Ticaretin Gücünü Arttıracağız"

Antalya Ticaret Borsası’nda (ATB) 2026-2030 çalışma döneminde görev yapacak yönetim kurulu, disiplin kurulu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) delegeleri belirlendi. Gerçekleştirilen seçim sonucunda Ali Çandır, yeniden Yönetim Kurulu Başkanı seçilerek güven tazeledi. Antalya Ticaret Borsası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen seçimde, Muratpaşa İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı tarafından yönetim kurulu, disiplin kurulu ve TOBB delegeliği için 3 sandık kuruldu. Meclise seçilen 19 üyeden 18'i, yönetim kurulu, disiplin kurulu ve TOBB delegelerini belirlemek üzere oy kullandı. Seçim sonucunda Ali Çandır ATB Yönetim Kurulu Başkanı olurken, Halil Bülbül, Hüseyin Simav, Cüneyt Doğan ve Ragıp Gök yönetim kurulu asil üyeliğine seçildi. TOBB Genel Kurul delegeliğine Halil Bülbül, Selçuk Çelebi, Nuri Büyükselçuk seçilirken, ATB Disiplin Kurulu asil üyeliklerine Burak Gönen, Nurettin Babaoğlu, Sedat Ekici, Mustafa Çetin, Salih Kurubaş ve Halil Karakaş seçildi. GÜVEN TEŞEKKÜRÜ Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, organ seçimlerinin ikinci aşamasını tamamladıklarını belirterek, yönetimine duyulan güven için teşekkür etti. Çandır, “Organ seçimlerimizin ikinci etabını da tamamladık. Üyelerimizin seçtiği meclis üyelerimiz, bugün gerçekleştirdiğimiz seçimle yönetim kurulumuza 4 yıllığına görev verdi. Bunun yanı sıra disiplin kurulumuz ve TOBB delegelerimiz de belirlendi. Bize güvenen, destek veren tüm üyelerimize ve meclis üyelerimize teşekkür ediyorum” dedi. “ÜRETİMİN, TİCARETİN GÜCÜNÜ ARTIRACAĞIZ” Yeni dönemin daha fazla sorumluluk ve daha fazla çalışma gerektirdiğini vurgulayan Başkan Ali Çandır, “Antalya Ticaret Borsası olarak üretimin, emeğin ve ticaretin gücünü artıran çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Antalya’mız, tarım sektörümüz ve ülkemiz için fark yaratan çalışmaları daha da ileri taşıyacağız. Üyelerimizin ihtiyaçlarına, kentimizin önceliklerine ve ülkemizin ekonomik hedeflerine odaklanarak çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun liderliğinde, iş dünyamızın sesi ve çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dört yılda da daha çok çalışacak, daha çok üretecek ve Antalya için daha güçlü işler ortaya koyacağız” diye konuştu.

Antalya’da Kohala Longanda Hasat Heyecanı Haber

Antalya’da Kohala Longanda Hasat Heyecanı

Antalya Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) tarafından tescillenen tropik meyve Kohala longanda hasat dönemi başarıyla tamamlandı. Alanya ve Gazipaşa başta olmak üzere bölgede üretimi hızla yayılan Kohala çeşidi, yüksek verimi ve kendine özgü aromasıyla üreticilerin yeni gözdesi oluyor. ​Türkiye'nin tropik meyve üretim merkezi haline gelen Antalya, ürün çeşitliliğine bir yenisini daha ekledi. 2020 yılında Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından tescil edilerek ülke tarımına kazandırılan longan meyvesinin 'Kohala' çeşidinde bu yılki hasat dönemi başarıyla gerçekleştirildi. ​Alanya ve Gazipaşa’da Açık Alanda Yetiştiriliyor ​Kendine özgü aroması, tatlı lezzeti ve yüksek besin değeriyle dikkat çeken Kohala longan, Akdeniz iklimine sağladığı uyumla öne çıkıyor. Özel tür; Alanya ve Gazipaşa ilçelerinin sahil kesimlerinde açık alanda rahatlıkla yetiştirilebilirken, iklim koşullarının daha sert olduğu diğer bölgelerde ise örtü altı (sera) yetiştiriciliğine uygunluk gösteriyor. ​Sektör temsilcileri ve uzmanlar, önümüzdeki süreçte kurulacak yeni kapama bahçelerle birlikte Kohala longan üretiminin bölgede hızla yaygınlaşacağını öngörüyor. ​Tüketici Talebi ve Pazar Payı Artacak ​Egzotik meyvelere olan ilginin her geçen gün arttığı iç ve dış pazarda, Kohala çeşidinin benzersiz tadı sayesinde tüketici talebini önemli ölçüde artırması bekleniyor. Yüksek katma değerli bir ürün olan longan, alternatif ürün arayışındaki çiftçiler için de kazançlı bir gelir kapısı sunuyor. ​BATEM’den Üreticilere Tam Teknik Destek ​Tropik meyve yetiştiriciliğinde öncü rol üstlenen enstitü, çeşit sahibi kuruluş kimliğiyle Ar-Ge çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Longan başta olmak üzere pek çok tropik türde bilimsel araştırmalar yürüten BATEM, bahçe kurulumundan bakım süreçlerine kadar ihtiyaç duyulan her adımda üreticilere teknik destek sağlamaya devam ediyor.

Başkan Vekili Özdemir Seoul Smart Life Week’e Katıldı Haber

Başkan Vekili Özdemir Seoul Smart Life Week’e Katıldı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Seoul Smart Life Week’e katıldı. Şehirlerin yenilikçi deneyimlerini paylaştığı ve küresel işbirliği sağladığı uluslararası bir platform olan etkinlikte; yapay zeka, robotik ve akıllı mobilite gibi geleceğin kent teknolojileri sergileniyor. Başkan Vekili Özdemir, “Antalya’yı turizmde olduğu kadar teknoloji, yenilikçilik ve akıllı şehir uygulamalarında da dünyada söz sahibi bir kent olarak geleceğe taşımakta kararlıyız” dedi. Güney Kore’nin Başkenti Seul’de, Seul Belediye Başkanı Oh Se-hoon’un ev sahipliğinde düzenlenen “Seoul Smart Life Week” kapsamında, yapay zekanın yaşamla buluştuğu örnekler sergileniyor. Fuara katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir de kent yöneticileriyle bir araya gelerek; yapay zeka ve robotikten akıllı şehir uygulamalarına kadar geleceğin kentlerini şekillendiren yenilikleri yakından inceleme fırsatı buldu. BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR FORUMDA KONUŞTU Seoul Smart Life Week’te Antalya Büyükşehir Belediyesi de su kayıplarını tespit eden SCADA Sistemi, trafik ışıklarını araç yoğunluğuna göre yöneten Akıllı Kavşak çözümleri, çiftçilerimize sulama süreçlerinde mobil bilgilendirme sağlayan Dijital Tarım uygulaması gibi Antalya’nın veri temelli, sürdürülebilir ve yenilikçi kent yönetimi deneyimlerini paylaşıyor. Smart Life Week (SLW) 2026 Belediye Başkanları Forumu kapsamında, akıllı kent teknolojilerinin iklim esnekliği ve kentsel refah üzerindeki etkileri ele alındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de forum kapsamında yaptığı konuşmada Antalya’da su yönetiminden akıllı ulaşıma kadar veri analitiğiyle şekillendirilen sürdürülebilirlik modelini aktarırken, yerel yönetimlerin küresel iklim diplomasisindeki kritik rolünün altını çizdi. ÇALIŞMALAR ULUSLARARASI PLATFORMDA PAYLAŞILDI Başkan Vekili Özdemir konuşmasında, “Bizim için akıllı şehir kavramı basit bir soruyla başlar. Teknoloji halkımızın hayatını nasıl daha iyi hale getirir? Antalya’da bu sorunun cevabı su, ulaşım ve tarımdan başlıyor. Su sistemlerimiz gizli sızıntıları tespit ediyor. Yapay zeka, onarımları ve gelecekteki yatırımları planlamak için daha iyi veriler kullanmamıza yardımcı oluyor. Hedefimiz basit; Her damlayı korumak. Yoğun kavşaklarda yapay zeka, trafik ışıklarını araç sayısına göre ayarlar. Bu bekleme sürelerini ve emisyonları azaltmaya yardımcı olur. Halkımız için bu, trafikte daha az zaman geçirmek anlamına gelir. Çiftliklerimizde sensörler toprak ve hava koşullarını ölçer. Yapay zeka tabanlı araçlar, çiftçilerin ekinlerini ne zaman sulayacaklarını seçmelerine ve hastalıklara karşı önlem almalarına yardımcı olur. Tavsiyler, çiftçilere doğrudan telefonlarına ulaşır. Ayrıca, aşırı sıcaklık ve diğer iklim risklerine karşı erken uyarı araçları geliştiriyoruz. Böylece daha erken harekete geçebiliyoruz. Bu örnekler vizyonumuzu yansıtmaktadır. Belediye Başkanları olarak, teknolojinin halkın güvenini kazanmasını sağlamalıyız. Kişisel verileri korumalı, kontrolün hakta kalmasını saplamalı ve kimseyi geride bırakmamalıyız. Yapay zeka, şehirlerimizin yeni bir sayfasını açarken, bunu herkes için daha iyi bir yaşamın sayfası haline getirelim” dedi. Özdemir, Seul'de bir araya geldiği küresel liderleri, Antalya’nın ev sahipliğinde düzenlenecek olan ve dünya iklim politikalarına yön verecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı için Antalya'ya davet etti. BAŞKAN VEKİLİ ÖZDEMİR FUARI DEĞERLENDİRDİ Fuarı değerlendiren Özdemir, Smart Life Week 2026 kapsamında dünyanın farklı şehirlerinden belediye başkanları, uzmanlar ve kurum temsilcileriyle bir araya geldiklerini söyledi. Özdemir, “Bu görüşmeler yalnızca Antalya’nın iyi uygulamalarını aktarmak değil, aynı zamanda diğer şehirlerin deneyimlerinden öğrenmek ve yeni işbirlikleri için ortak bir gelecek zemini kurmak anlamına geliyor. Teknolojiyi bir amaç değil, kent yaşamını daha adil, verimli ve sürdürülebilir kılacak bir araç olarak görüyor; Antalya’mızın ihtiyaçlarına uygun çözümleri hizmetlerimize taşımaya kararlılıkla devam ediyoruz” diye konuştu. Özdemir, “Yeni teknolojileri yerinde incelemek ve Antalya’mız için yeni iş birliklerinin kapısını aralamak üzere Güney Kore’nin başkenti Seul’deyiz” diyen Başkan Vekili Özdemir, “ Çevre, akıllı ulaşım ve sürdürülebilir turizm alanlarında Antalya’da hayata geçirdiğimiz çalışmaları uluslararası platformlarda paylaşırken, kentimize değer katacak yeni iş birlikleri için temaslarımızı da sürdürüyoruz. Antalya’yı turizmde olduğu kadar teknoloji, yenilikçilik ve akıllı şehir uygulamalarında da dünyada söz sahibi bir kent olarak geleceğe taşımakta kararlıyız” dedi. ANTALYA MITI EĞİTİM MERKEZİ OLDU MITI Seul Politika Paylaşım Forumu’nda ise Antalya’nın uluslararası eğitim, kapasite geliştirme ve kentler arası işbirliği vizyonunu da paylaşıldı. Forum kapsamında düzenlenen törenle Antalya’nın, MITI eğitim merkezi olma süreci resmiyet kazandı. Böylece Antalya, 160’tan fazla üye kenti ve yaklaşık 700 milyon insanı kapsayan Metropolis ağının dünyadaki 5. MITI merkezi oldu. Başkan Vekili Büşra Özdemir, “MITI Antalya ile iklim eylemi, proje geliştirme, eşitlik, gençlerin katılımı ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm alanlarında belediyelerin kapasitesini artırmayı; kentler arasında bilgi, deneyim ve proje paylaşımını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Antalya’mızın birikimini dünyayla paylaşırken farklı kentlerden de öğrenerek şehrimizi uluslararası alanda daha güçlü ve etkili bir konuma taşımak için çalışıyoruz” diye konuştu.

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı Haber

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere, gelişmiş ülkelerin yerine getirilmeyen taahhütlerine ve emisyon azaltımının önemine dikkat çekti. Kurum, 1,5 derece hedefi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak iklim finansmanına erişim konusunda dört aşamalı bir yol haritası açıkladı. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’deki Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’na katıldı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere ve gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçirilmeyen taahhütlerine dikkat çekerek COP31 sürecinde somut sonuçlara ulaşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeyi örnek gösteren Kurum, aynı kararlılıkla COP31 sürecine başkanlık ettiklerini belirtti. “Samimi Değilseniz Rol Yapmayın” COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede açık hedefler ve somut uygulamalar üzerinde durduklarını söyledi. Kurum, 1,5 derece hedefinin korunması için emisyonların azaltılması gerektiğini belirterek fosil yakıtlardan çıkış konusunun uzun yıllardır uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme geldiğini, ancak bu konuda somut adımların önem taşıdığını vurguladı. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın.” COP31 İçin 2035'e Kadar Emisyon Azaltımı Hedefi COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, eylem gündeminde 2035 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedefleri açıkladı. Kurum, emisyonların en az yüzde 20 azaltılmasını, elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasını, atıkların yüzde 50 azaltılmasını, binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesini ve döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Kurum, hedeflere ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çok açık söylüyorum; bu eylem gündeminde 2035'e kadar atılan adımlarla birlikte emisyonu yüzde 20 azaltacağız, en az yüzde 20. Elektrifikasyonda 2035'te yüzde 35'e gelmeyi hedefliyoruz. Atıkların yüzde 50 azaltılmasını hedefliyoruz. Enerji yoğunluğunu binalarda yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15 oranına çıkarmayı hedefliyoruz. Ve bunları sağladığımızda yüzde 20-25 emisyon azalıyor. Yani o 1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz.” Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Kurum, ülkelerin farklı öncelik ve beklentileri bulunsa da ortak bir eylem gündemi üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti. Kurum, COP31’de söz konusu kararların alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek şunları söyledi: “Dolayısıyla bu konuda netiz ve dünyadan da eğer bu konuyla alakalı samimiyseniz ‘Gelin hep birlikte bunu yapalım’ diyoruz. Tamam, herkesin öncelikleri farklı, herkesin beklentileri farklı; bu beklentiler ve öncelikler çerçevesinde yapalım diyoruz. COP31'de bu kararın alınması adına geri adım atmayacağız, çok net söylüyorum. Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kimse farklı bahaneler, farklı öncelikler üretmesin istiyoruz. O yüzden burada netiz. Sonuna kadar da net olmaya devam edeceğiz.” Deprem Sonrası 455 Bin Konutun Tamamlanması Örnek Gösterildi Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeye dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, yeniden inşa sürecinde gerçekleştirilen çalışmaları anlattı. Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, afetin ardından çadır ve konteynerlerin hızla kurulduğunu, konutların inşası için kısa sürede harekete geçildiğini belirtti. Kurum, Türkiye’nin iki yılda 455 bin konutu tamamlayarak yaklaşık 2 milyon insanın evini teslim ettiğini ifade etti. Kurum, açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45. günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.” Kurum, Türkiye’nin deprem sonrasında gösterdiği iradenin COP31 sürecinde de ortaya konulduğunu belirterek iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Denizler ve Okyanuslar İçin COP31'de Karar Beklentisi COP31 Eylem Gündemi’nin denizler ve okyanuslar başlığının özellikle Pasifik ülkelerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Kurum, Fiji’de yapılan görüşmelerin Antalya’da alınacak kararlara temel oluşturmasını istediklerini söyledi. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız.” Tuvalu İklim Krizinin Ön Cephesinde Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaşananları yerinde gözlemlediklerini ve halkın karşı karşıya olduğu tehditlere tanıklık ettiklerini söyledi. Kurum, iklim krizine en az katkıda bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini ifade etti. Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi. “Biz Kimseyi Geride Bırakmayacağız” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinin uluslararası iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi. Kurum, ülkelerin Türkiye’nin COP31’e başkanlık etmesi ve Avustralya ile birlikte süreci yürütmesi hakkındaki sorularına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.” COP31'de Uygulama Odaklı Karar Metni Hedefleniyor COP31 Başkanı Kurum, konferanstan uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini belirterek metnin hazırlanma sürecinde tüm taraflarla istişare edileceğini ifade etti. Kurum, karar metninin emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Kurum, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz.” COP31’de sürpriz bir karar alınmasının planlanmadığını belirten Kurum, tarafların birlikte hareket ederek uygulama iradesini ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Kurum, “Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İklim Eyleminde Beş Öncelik: Aciliyet, Uygulama, Elektrifikasyon, Finansman ve Birlik COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta sıraladı. Birinci başlığın aciliyet olduğunu belirten Kurum, bilimsel uyarıların 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Bu hedefin özellikle küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. İkinci başlığın uygulama olduğunu ifade eden Kurum, COP31’in ilk gününden itibaren söz verme döneminin geride bırakılarak somut sonuçlara odaklanılması gerektiğini belirtti. Antalya’da düzenlenecek konferansı bu nedenle “Uygulama COP'u” olarak tanımladıklarını söyledi. Üçüncü başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında yer aldığını ifade etti. Dördüncü başlık olan finansman kapsamında, kaynakların ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşması gerektiğini vurgulayan Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit. Tuvalu'da yaşam sürecek. Tuvalu'da çocuklar yeniden gülecek ve bunun için de finansman hayati derecede önemli” dedi. İklim finansmanında adaletin önemini vurgulayan Kurum, kaynakların büyük bürokratik süreçlere takılmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini söyledi. İklim krizinin maliyetinin yalnızca en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine yüklenemeyeceğini belirtti. Beşinci başlığın birlik olduğunu ifade eden Kurum, diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini kaydetti. Kurum, Taku Pakasoa'nın da hatırlattığı üzere gücün birlikten geldiğini ve mevcut siyasi koşullara rağmen bu birliğin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi. İklim Finansmanında NATO'nun Savunma Bütçesi Örneği İklim eylemi için ülkelerin savunma harcamalarına gösterdikleri hassasiyeti finansman konusunda da ortaya koymaları gerektiğini belirten Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararına dikkat çekti. Kurum, “Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Yardım Var Ama Ulaşmıyor” COP31 Başkanı Kurum, Fiji’de düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları ve kaynakların dağılımındaki adaletsizlikleri anlattı. Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı. Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı yıkıcı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize katkılarının sınırlı olmasına rağmen en ağır bedeli ödediklerini söyledi. Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” dedi. Bir Yıllık İklim Finansmanı, Bir Haftalık Gıda İsrafına Karşılık Geliyor En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca söz konusu ülkelerin bu kaynakları da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını vurguladı. Gelişmekte olan ülkelerin yıllık iklim değişikliğine uyum ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, küresel ölçekteki harcamalara ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Dünya bir yılda yalnızca çanta, saat ve mücevhere bundan daha fazlasını harcıyor. 2025 yılı verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor. Kaynak var, bilgi var, teknoloji var. Eksik olan; bunları ihtiyaç sahibine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık. Yıllar sonra bir ada halkı dalgaların yuttuğu kıyılarına bakıp bu dönemi hatırladığında, burada ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacak. Okyanus beklemiyor, kuraklık beklemiyor. Bizim de bekletmeye hakkımız yok. Bu nedenle COP31 Başkanı olarak finansmana erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını biz de tüm gücümüzle destekliyoruz. Ülkelerin bu bildiriye imza atmalarını ve imzanızın yanına somut bir taahhüt koymanızı bekliyoruz. Ve bu bildiriyi imzalayan her kurum; bir ada halkına, bir köye, bir aileye 'Yalnız değilsiniz' demiş olacak.” Kurum, iklim finansmanına erişimin artırılmasına yönelik bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirterek ülkeleri bildiriyi imzalamaya ve taahhütlerini somut adımlarla ortaya koymaya çağırdı. İklim Finansmanına Erişim İçin Dört Adımlı Yol Haritası COP31 Başkanı Kurum, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak amacıyla dört adımlı bir yol haritası açıkladı. Birinci adım kapsamında iklim fonlarının başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve küçük projeler için hızlı onay mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kurum, finansmana erişimdeki bürokratik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti. İkinci adımda finansmanın ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, kaynakların okulların, hastanelerin, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasına katkı sağlamasını istedi. Finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti. Üçüncü adımda borç yerine dayanıklılığın desteklenmesi gerektiğini belirten Kurum, hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını, yeni kredilere ise afet sonrasında borç ödemelerini askıya alabilecek maddeler eklenmesini önerdi. Dördüncü adımda ise taahhütlerin takvime bağlanması ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Kurum, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Hep birlikte 4 adım atalım. Birincisi; kapıları açalım. İklim fonları kolay bir başvuru formatına geçsin, küçük projeler için hızlı onay yolu açılsın. İkincisi; finansman ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etsin. Okulu, hastaneyi, su kaynağını, tarlayı korusun. Ülkenin kendi kalkınma planına göre şekillensin. Üçüncüsü; borç değil dayanıklılık verelim. Hibe ve imtiyazlı finansmanın payı artsın. Yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklensin. Dördüncüsü; sözü takvime bağlayalım ve önceliği en kırılgana verelim. Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az 3 katına çıkarılması çağrısı yaptık. Şimdi bu kabulü rakamlara dökme zamanı.” “Bir Köyün Tarlasına Ulaşmayan Hiçbir Taahhüt Uygulama Sayılmaz” COP31 Eylem Gündemi kapsamında İklim Uygulama Köprüsü'nün hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Kurum, bu girişimin projeler ile finansman kaynakları arasında bağlantı kurulmasına katkı sağlayacağını söyledi. Kurum, projeler ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek iklim eyleminin insanlara doğrudan ulaşması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda her projenin bir kıyının, bir okulun veya bir yerleşimin korunmasına katkı sağlamasının önemine dikkat çekti. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.” Kurum, iklim finansmanının yalnızca açıklanan rakamlardan ve verilen sözlerden ibaret kalmaması, projeler aracılığıyla doğrudan insanlara ulaşması gerektiğini belirtti. Fiji’de tamamlanan Pre-COP toplantılarının ardından gözler, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrildi. İklim finansmanına erişim, emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi, konferansın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı Haber

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı

Fiji’de Pre-COP açılış oturumunda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum” dedi. “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçmeye çağrısı yaptı: Başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Pasifik ada ülkesi Fiji’de Pre-COP açılış oturumu gerçekleştirildi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığındaki oturuma Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkeleri temsilcileri katıldı. 1,5 DERECE HEDEFİNİ NASIL ULAŞILABİLİR TUTARIZ? COP31 Başkanı Kurum, konuşmasına küresel sıcaklık artışı ortalamasının 1,5 derecede sınırlama hedefine dikkat çekerek başladı: Bugün burada uluslararası iklim gündeminin en temel sorunlarından birini ele almak için bir araya geldik: 1,5 derece hedefini nasıl ulaşılabilir tutarız? Bizim açımızdan bu soru yalnızca bir sıcaklık eşiğine ilişkin değildir. Bu soru insanlarımızın yaşamlarını, gıda güvenliğimizi, şehirlerimizi, ekonomilerimizi ve gelecek nesillerimizi nasıl koruyacağımıza ilişkindir. Bilimsel bulgular bize açık bir mesaj veriyor; 1,5 derecenin aşılması, iklim eyleminin sona erdiği anlamına gelmemelidir. Aksine, bugün alınan kararların önemini daha da arttırmaktadır. Kaçınılan her sıcaklık derecesinin her bir kesri, 1,5 derecenin üzerinde geçirilen her yıl, gelecekte karşı karşıya kalacağımız risklerin azaltılması bakımından önemlidir. Bilimsel bulgular küresel ısınmanın 1,5 derecenin üzerine çıkmasının riskleri arttıracağını; ancak aşımın büyüklüğü, süresi ve sonuçlarının bugün vereceğimiz kararlarla hala etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle 1,5 derece hedefini ulaşılabilir tutmak, beklemek değil şimdi harekete geçmek anlamına geliyor. “GEREKSİZ KONUŞMALARLA, SÜRECİ DAHA DA ZORLAŞTIRMAMAMIZ GEREKİYOR” “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçme çağrısı yaptı: Bir an önce başlamalıyız. Açık söylüyorum; COP31 bu sürecin son noktasıdır. Ya COP31'de taahhütlerimizi eyleme, sonuçlara çevireceğiz ya da aynı toplantıları yapmaya kararsızlık içinde devam edeceğiz. Tuvalu'daki, Fiji'deki, bugün dünyanın birçok kıtasındaki çocuklar için ya umut olacağız ya da o karamsarlığa devam etmelerine neden olacağız. Burada hep birlikte o kararları vermiş olacağız. O yüzden başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Ve bu yaptığımız toplantılarla da daha fazla emisyon üretmememiz gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı o 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. “AZALTIM VE UYUMU BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİ TEMEL UNSUR OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ” COP31 Başkanı Kurum, emisyon azaltımının sıcaklık artış hızını ve ulaşılabilecek en yüksek sıcaklığı sınırlamak açısından kritik önem taşıdığına vurgu yaptı: Bu kapsamda hep birlikte emisyonlarımızı hızlı biçimde azaltmalıyız. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliğinin arttırılması ve yüksek karbonlu altyapıya bağımlılığın önlenmesi de bu çabanın temel unsurlarıdır. Biz Avustralyalı dostlarımızla birlikte COP31 Eylem Gündemi’ni belirlerken, hedeflerimizi ortaya koyarken de aslında bu kararlılığı ortaya koymaya çalıştık. Netice almak için COP31 'Uygulama COP'u' olsun istedik ve hedefleri de bu çerçevede belirledik. İstiyoruz ki bu hedefler hayata geçsin. İstiyoruz ki atacağımız bir adımla belki hiç tanımadığımız çocukların hayatını değiştirelim. O yüzden azaltım ve uyumu önemsiyoruz. İkisini birbirinin alternatifi olarak görmüyoruz; birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak değerlendiriyoruz. ADİL GEÇİŞ VE KIRILGAN ÜLKELERİN DİRENÇLİLİĞİ Türkiye ve Avustralya iş birliğinde olduğu gibi ülkelerin iklim finansmanı konusunda da iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, “İklim değişikliği maalesef sınır tanımıyor, dolayısıyla çözümümüz de sınırlı olamaz” dedi. Geçmişte finansmana erişim için pek çok kararın alındığını ancak taahhütlerin uygulamaya geçmesi gerektiğini belirten COP31 Başkanı Kurum, bu noktada adil geçişin desteklenmesinin ve kırılgan ülkelerin iklim etkilerine karşı dirençliliğinin arttırılmasının küresel iklim eyleminin başarısı açısından kritik önemde olduğunu dile getirdi. “HEDEFİMİZ NETTİR; 1,5 DERECE HEDEFİNİ KORUMAK, AŞIMI MÜMKÜN OLDUĞUNCA SINIRLAMAK” COP31 Başkanlığı’nın uygulamaya geçişe odaklandığını vurgulayan Bakan Kurum, şöyle devam etti: 1,5 derece hedefi uluslararası iklim politikasının temel referansı olmaya devam ediyor. Bu çerçevede COP31 Başkanlığı olarak biz, hedeflerden uygulamaya geçişi merkeze alıyoruz. Çünkü artık yalnızca ne yapmamız gerektiğini konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Bilimsel bilgiyi somut politikalara, politikaları yatırımlara, yatırımları ise sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek mecburiyetindeyiz. Her COP toplantısında ülkeler belli taahhütlerde bulunuyor. Eğer bir taahhüt ortaya koyuyorsanız bunu gerçekleştirmek durumundasınız. Çünkü oturduğumuz koltuklar bize bu misyonu yüklüyor. Halklarımız, vatandaşlarımız bizden bunu bekliyor ve hep birlikte işte bugün yaşadığımız krizleri de ortadan kaldıracak bu kararlılığı göstermek mecburiyetindeyiz. Şimdi bu seçenekleri eyleme dönüştürmek bizim sorumluluğumuzdur. COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum. “DÖNÜŞÜM POLİTİKASINDAN ASLA GERİ DÖNÜLEMEZ” COP31 Başkanı Kurum, kapanış oturumunda da söz alarak kararlılık vurgusu yaptı: COP Başkanlığı olarak ilk günden itibaren daima uygulama dedik, daima aksiyon dedik. Müzakere konularının dışında kalan alanlarda da COP31'in dünyaya mesaj vermesinin ne kadar kritik olduğunu hep birlikte gördük. Şunun altını net bir şekilde çizmem gerekiyor; küresel gündem ne kadar zor olursa olsun dönüşüm patikasından asla geri dönülemez. Bu yolda ilerlerken elimizde birlikte çalışabildiğimiz faydalı konular, araçlar ve yollar var. Bilhassa elektrifikasyon bu dönemin itici gücü olacak. NDC ve NAP uygulaması için gereken projelere akacak finansman ve finansmana erişimin hayati önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Müzakere konularını tamamlayacak ve uygulamaya geçirilecek şekilde içinde bulunduğumuz ivmeyi ilerletmek istiyoruz. Antalya'da hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz, kesinlikle sürpriz olmayacak. Kesinlikle tepeden inme bir karar olmayacak. Ama gelinen süreçte hepimize yakışan, tüm dünyanın ortak iradesini yansıtacağımız o kararlı duruşu da COP31'de hep birlikte göstermek mecburiyetindeyiz. Burada Fiji'de Pasifik adalarının açıkçası o dramına sessiz kalmak istemiyoruz. Dünyada Nepal gibi iklim değişikliğinin etkilerini hisseden ülkelerin çığlığını duymak istiyoruz. PRE-COP’TA YOĞUN İKLİM DİPLOMASİSİ COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Fiji’de Pre-COP temasları kapsamında Cook Adaları Başbakanı Mark Brown ile Vanuatu Başbakanı Jotham Napat ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Ardından Fransa Ekolojik Geçiş, Biyoçeşitlilik ile İklim ve Doğa Konularında Uluslararası Müzakereler Bakanı Monique Barbut ile bir araya gelen COP31 Başkanı Kurum, görüşmede; küresel iklim kriziyle mücadele, biyoçeşitliliğin korunması, yeşil dönüşüm ve iklim dirençli şehirler konularında değerlendirmelerde bulundu. COP31 Başkanı Kurum, Avrupa Komisyonu İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu Komiser Wopke Hoekstra, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile üçlü görüşme gerçekleştirdi. Bakan Kurum daha sonrasında COP30 Başkanı Andrea De Lago, Singapur Sürdürülebilirlik ve Çevre Bakanı Grace Fu Hai Yien, Fiji Çevre ve İklim Bakanı Lynda Tabuya, Fiji Vanuatu heyeti, Fiji Fransa Heyeti ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.