Hava Durumu

#Ayçiçeği

Kırsal Haber - Ayçiçeği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayçiçeği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRİB Genel Müdürü Kırali: “Türkiye’yi Tarım Ticaretinde Stratejik Bir Köprü Yapacağız” Haber

TÜRİB Genel Müdürü Kırali: “Türkiye’yi Tarım Ticaretinde Stratejik Bir Köprü Yapacağız”

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) Genel Müdürü Ali Kırali, Taşkent/Özbekistan’da gerçekleştirilen IAOM Eurasia Conference & Exhibition 2026 kapsamında 29 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen “The Trade, Logistics and Regional Connectivity” başlıklı oturumda, TÜRİB’in mevcut piyasa yapısını, lisanslı depoculuk ekosisteminin ulaştığı büyüklüğü ve önümüzdeki dönemde devreye alınması planlanan yeni piyasa projelerini anlattı. Kırali, lisanslı depoculuk, elektronik ürün senetleri, dijital işlem altyapısı TÜRİS, uluslararası ürün ticareti ve vadeli işlemleri bütüncül bir yapı içinde geliştirerek Türkiye’nin bölgesel tarım ticaretindeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Konferans paralelinde Özbekistan Emtia Borsası (UZEX) Başkanı Sayın Kayumov Asadulla Urolovich ziyaret edilerek TÜRİB-UZEX İş Birliği Anlaşması 28 Eylül 2026 tarihinde imzalandı. TÜRİB Ekosistemi Genişliyor Türkiye’de lisanslı depoculuk altyapısının son yıllarda hızlı bir gelişim gösterdiğini vurgulayan Kırali, Temmuz 2019’da yaklaşık 4 milyon ton olan depolama kapasitesinin Eylül 2026 itibarıyla 15 milyon 238 bin tona yükseldiğini belirtti. Mevcut kapasite, Türkiye’nin son beş yıllık 37,2 milyon tonluk ortalama hububat üretiminin yaklaşık yüzde 41’inin lisanslı depolarda saklanabilmesine imkân sağlıyor. Kırali, Eylül 2026 itibarıyla sistemde 294 lisanslı depo işletmesinin 385 lokasyonda faaliyet gösterdiğini belirtti. Bunun yanında, 7 Ürün Piyasası Aracı Kurumu, 12 takas ve saklama hizmeti veren kuruluş ve 108 aracı kurum acentesi ticaret borsası TÜRİB ekosisteminde yer alıyor. TÜRİB ELÜS Piyasası’nda 26 Temmuz 2019 ile 25 Eylül 2026 tarihleri arasında toplam 560 milyar TL (21 milyar ABD doları) işlem hacmine ve 70 milyon ton işlem miktarına ulaşıldı. Ürün bazında işlem hacminin yüzde 60’ını buğday, yüzde 28’ini mısır, yüzde 8’ini arpa, yüzde 2’sini ayçiçeği ve yüzde 2’sini diğer ürünler oluşturdu. Uluslararası Ürün Piyasası ile Antrepo Bazlı Yeni Ticaret Modeli TÜRİB’in stratejik projelerinden biri olan Uluslararası Ürün Piyasası ile Türkiye’deki gümrüklü antrepolarda bulunan tarım ürünlerinin TÜRİB’in geliştirdiği dijital bir platform üzerinden alınıp satılması hedefleniyor. Ürünlerin menşei, antrepo bölgesi, hasat yılı ve analiz belgeleriyle birlikte işlem görmesi; işlemlerin ABD doları ve avro cinsinden gerçekleştirilebilmesi planlanıyor. Kırali, yeni piyasanın ithalatçıları, ihracatçıları ve antrepoları şeffaf ve kurallara dayalı dijital bir ticaret ortamında buluşturacağını söyledi. TÜRİS İşlem Platformu ile Güçlü Dijital Altyapı Kırali, tarım emtia piyasasının büyümesinin TÜRİB’in iç kaynakları ile geliştirdiği TÜRİB İşlem Platformu TÜRİS ile desteklendiğini ifade etti. TÜRİS; piyasa tasarımı, işlem istasyonu, piyasa yönetimi, gözetim, piyasa bilgisi ve endeks hesaplama, veri ambarı ve raporlama gibi iç uygulamaları; işlem terminalleri, FIX mesajlaşma altyapısı, piyasa verisi dağıtımı ve üçüncü taraf uygulama arayüzleri ile bütünleştiriyor. TÜRİS, FIX protokolü üzerinden uluslararası işlem terminalleri ve veri dağıtıcılarıyla uyumlu çalışabiliyor. Lisanslı Depoculukta Denetim ve Dijital Gözetim Güçleniyor Piyasa güveninin güçlendirilmesi amacıyla lisanslı depoculuk alanındaki denetim ve gözetim altyapısının da geliştirildiğini belirten Kırali, TOBB ve TÜRİB’in sermaye katılımıyla Lisanslı Depoculuk Denetim Şirketi’nin (LDD A.Ş.) kurulduğunu ifade etti. Ayrıca TÜRİB AR-Ge Merkezi tarafından geliştirilen Lisanslı Depoculuk Bilgi Sistemi – LİDBİS ile lisanslı depoların izleme ve denetim kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Kırali, dijital altyapının depolama otomasyonu, lojistik görünürlük, ürün kalitesi ve piyasa likiditesini birbirine bağlayan güven katmanı niteliğinde olduğunu vurguladı. Vadeli İşlem Piyasası Tarım Değer Zincirinde Risk Yönetimini Güçlendirecek TÜRİB’in bir diğer önemli projesi olan Vadeli İşlem Piyasası, depolanan tarım ürünlerinin korunma (hedge) ve fiyat keşfi araçlarına dönüştürülmesini amaçlıyor. İlk aşamada vadeli işlem sözleşmelerinin dayanak varlıkları olarak; Buğday Ekmeklik ELÜS, Mısır ELÜS ile TÜRİB Ekmeklik Buğday ve Mısır Endeksleri öngörülüyor. ELÜS dayanaklı vadeli işlem sözleşmelerinde fiziki teslimat, endeks dayanaklı sözleşmelerde ise nakdi uzlaşma uygulanması planlanıyor. Takas ve teminat işlemlerinin Takasbank tarafından merkezi takas, günlük değerleme, teminat tamamlama çağrıları ve garanti fonu mekanizması üzerinden yürütülmesi planlanıyor. Kırali, vadeli işlemlerin ileriye dönük fiyat oluşumu ile tarım değer zincirinde hem risk yönetimini hem de fiyat keşfini güçlendireceğini ifade etti. “Türkiye’nin bölgesel köprü rolünü güçlendireceğiz” Kırali, TÜRİB’in gelecek dönem vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Lisanslı depoculuk altyapımızı, dijital işlem sistemlerimizi, uluslararası ürün ticaretini ve vadeli piyasaları birlikte geliştirerek Türkiye’nin tarım ticaretinde güvenilir, şeffaf ve etkin bir bölgesel köprü olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyoruz.” TÜRİB ile UZEX Arasında İş Birliği IAOM Eurasia Conference & Exhibition 2026 paralelinde 28 Eylül 2026 tarihinde TÜRİB ile Özbekistan Emtia Borsası (UZEX) arasında Mutabakat Zaptı imzalandı. Anlaşma; bilgi paylaşımı, personel eğitimi ile yeni ürün ve platformların geliştirilmesi başta olmak üzere iki borsa arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor. Kırali, "İmzaladığımız bu anlaşma; TÜRİB ve UZEX arasında, tarım emtiası üzerine spot ve vadeli işlemlere yönelik inovasyon ve büyüme için iş birliğinin temelini oluşturmaktadır. Bu anlaşmanın, borsalarımızın operasyonel kabiliyetlerini güçlendirmenin yanı sıra, her iki ülkenin finansal piyasalarına da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi.

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimi dışına çıkarılmasına tepki gösterdi; ayçiçeği ve çeltikte maliyetleri karşılamayan fiyatların, yetersiz desteklerin ve hasat dönemini baskılayan ithalat politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal, “Orman yoksa hayat yoktur. Ayçiçeğinde ve çeltikte ithalat değil, üretim desteklenmelidir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi. Türkiye’nin doğal varlıklarının ve tarımsal üretiminin aynı anlayış tarafından tehdit edildiğini belirten Sarıbal, ormanları ranta açan ve çiftçiyi ithalat karşısında korumasız bırakan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “Orman yalnızca ağaç topluluğu değil, bir ekosistemdir” Ormanların yalnızca oksijen kaynağı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Sarıbal, ormanların su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve bütün canlıların yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Sarıbal şunları söyledi: “Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman; mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün canlıların yaşam alanıdır. Bugün yüzlerce yıllık bir ormanı ortadan kaldırıp başka bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Dikilen her ağaç değerlidir ancak her ağaç topluluğu orman değildir.” 17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını belirten Sarıbal, bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunduğunu söyledi. 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9 bin 600 hektara ulaştığını ifade eden Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. “43 milyon metrekarenin karşılığı olan yeni orman alanları nerede?” Orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine arazisinin orman kurulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini hatırlatan Sarıbal, şöyle konuştu: “Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız, bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için tahsis etmeniz gerekir. Soruyoruz: Bu alanlar nerede? Hangi ilde, hangi ilçede, hangi parsellerde? Tahsis yapıldı mı, ağaçlandırma ne zaman başlayacak ve dikilen fidanların yaşama oranını kim denetleyecek?” Sarıbal, ormanların konut, turizm, madencilik ve enerji projelerine açılmasına karşı çıkarak bütün kararların parsel bazında açıklanmasını; meslek odaları, bilim insanları, yerel yönetimler ve bölge halkının sürece katılmasını istedi. “Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve HES projelerini ormana soktular” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orman yoksa hayat yoktur. Orman yoksa su yoktur. Orman, su ve toprak yaşamdır. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak ormanlarımıza ve orman köylüsüne hep birlikte sahip çıkmalıyız.” “Ayçiçeği fiyatı maliyeti karşılamıyor” Ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkıştığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33 ile 38 lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda maliyetin 40 liraya yaklaştığını söyledi. Yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira; Konya Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50 ile 37,50 lira arasında fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yalnızca yüzde 12,1 olduğunu belirtti. Sarıbal, “Mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetleri çok daha yüksek oranlarda artarken çiftçinin ürününe yüzde 12 düzeyinde artış verilmesi kabul edilemez. Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi. Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade eden Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin maliyet artışı karşısında yetersiz kaldığını kaydetti. “Hasat zamanı çiftçi, sonraki sezon ithalatçı güvence altına alınıyor” İktidarın dış ticaret politikasının yerli üreticiyi korumadığını belirten Sarıbal, 4 Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlattı. Sarıbal şöyle konuştu: “Hasattan önce ithalatın vergisini düşürerek stok yaptırıyorlar ya da hasattan hemen sonra yeni ithalat kararı açıklıyorlar. Her iki durumda da ithalatçıya güvence verilirken çiftçinin ürünü baskılanıyor. İthalat, yerli üretimin açığını tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez.” Türkiye’nin 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için 18,2 milyar dolar ödediğini belirten Sarıbal, yalnızca bu iki kalemdeki ithalat faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu kaynağın sulama, tohum, gübre, depolama, işleme ve kooperatif altyapısına yöneltilmesi halinde Türkiye’nin ayçiçeği üretiminde önemli ölçüde kendine yeterli hale gelebileceğini ifade etti. “Ayçiçeğinde taban fiyat hasattan önce açıklanmalıdır” Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Sarıbal, şu önerileri dile getirdi: - Hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve gerçek maliyete dayanan bağlayıcı bir taban fiyat açıklanmalıdır. - Primler ekim kararından önce ilan edilmeli; mazot, gübre, tohum ve sulama giderleri gerçek maliyet üzerinden desteklenmelidir. - İthalat yalnızca yerli üretimin ihtiyacı karşılayamadığı dönemlerde ve üretici fiyatını düşürmeyecek bir takvimle yapılmalıdır. - Üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı hazırlanmalıdır. - Kooperatiflere ve üretici birliklerine ucuz finansman sağlanmalı; lisanslı depoculuk ve işleme kapasitesi artırılmalıdır. - Tohumdan raf fiyatına kadar bütün maliyetler ve kâr marjları şeffaf biçimde denetlenmelidir. Sarıbal, “Türkiye ayçiçeğini ithalatla değil, kendi üreticisiyle güvence altına almalıdır” dedi. “Çeltikte hasat başladı ancak TMO fiyat açıklamadı” Çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41 ile 48 lira arasında değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını söyledi. TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını hasattan yaklaşık dört ay sonra, 23 Ocak 2026’da açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Baldo çeşidi için 40, Cammeo için 38, Osmancık için ise 32 lira fiyat ilan edildiğini belirtti. “Üretici borcunu ödemek için ürününü hasat döneminde satmak zorundadır. Hasattan dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal, 2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi. “Destek, maliyetin çok küçük bir bölümünü karşılıyor” 2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında iki desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi. Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine geçirilemez” dedi. Türkiye’nin yılda yaklaşık 600 bin ton pirinç ürettiğini, buna karşılık ihtiyacın önemli bölümünü ithalatla karşıladığını ifade eden Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin artırılması halinde ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. “TMO çiftçinin kara gün dostu olmalıdır” Toprak Mahsulleri Ofisinin kuruluş amacının çiftçinin üretim ve alım güvencesini sağlamak olduğunu vurgulayan Sarıbal, çeltik üreticisinin korunması için şu önlemleri sıraladı: - Alım fiyatı her yıl hasattan önce açıklanmalıdır. - Fiyat hesabında bölgesel maliyet, arazi kirası, aile emeği, finansman gideri ve en az yüzde 25 üretici refah payı bulunmalıdır. - TMO alım noktaları hasatla birlikte açılmalı, randevu kapasitesi yeterli hale getirilmeli ve ödemeler en geç 10 gün içinde yapılmalıdır. - Hasat döneminde ithalat yapılmamalı; TMO’nun stok satışları yerli üreticinin fiyatını aşağıya çekmemelidir. - Dış ticaret kararları önceden alınmalı ve şeffaf biçimde kamuoyuna duyurulmalıdır. - Sulama suyu ve elektrik maliyetleri düşürülmeli; lazer tesviye, verimli sulama sistemleri ve kuraklığa dayanıklı çeşitler kamu tarafından desteklenmelidir. - Kurutma tesisleri, lisanslı depolar ve ürün senedi altyapısı üretici kooperatifleri eliyle yaygınlaştırılmalıdır. Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercihtir. İthalatı ve rantı değil; üretimi, üreticiyi ve yaşamı koruyan yeni bir düzeni bu topraklarda birlikte kuracağız.”

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: ''Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli'ne Geçiş Yapmalıyız'' Haber

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: ''Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli'ne Geçiş Yapmalıyız''

Anahtar Parti Tarımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, Türkiye'nin tarımsal üretim planlamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Demiröz, son üç yılın ürün denge raporlarını değerlendirerek mevcut planlı üretim modelinin beklentileri karşılamadığını belirtti ve çözüm için "Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli" çağrısında bulundu. Türkiye'de tarım ürünlerinde arz güvenliğini korumak, arz fazlası veya eksikliğinin önüne geçmek amacıyla 2024 yılında uygulamaya konulan planlı üretim modeli, Anahtar Parti tarafından mercek altına alındı. 2022-2023, 2023-2024 ve 2024-2025 dönemlerine ait Seçilmiş Tarla Ürünlerinde Yeterlilik Dereceleri raporlarını kıyaslayan Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, mevcut gidişatın endişe verici olduğunu kaydetti. "İhtiyaç Fazlası Ürün Sayısı Düşüyor, Stratejik Ürünlerde Tehlike Çanları Çalıyor" Demiröz, veriler üzerinden yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Planlı üretimin sonuçlarını tam olarak gözlemlemek için henüz erken olduğunun farkındayız. Ancak geride kalan 2 yıllık süreçteki durum, yeni sistemin denetlenmesi ve yönünün olumlu ya da olumsuz hangi tarafa doğru olduğunu göstermesi açısından son derece önemlidir. 2023 yılı itibarıyla 6 farklı ürün grubunda ihtiyaç fazlası üretkenlik varken, 2025 yılına geldiğimizde bu sayı 3’e kadar düşmüştür." Tarıma dayalı sanayinin ana ham maddelerinde kendine yetebilirlik oranlarındaki gerilemeye dikkat çeken Demiröz, kritik ürünlerdeki düşüşü verilerle ortaya koydu: Pamuk (Çiğit): 2022-2023 döneminde %105,9 olan yeterlilik derecesi, 2023-2024'te %97,7'ye ve 2024-2025 döneminde %96,6'ya geriledi. Demiröz, pamuktaki bu düşüşün sanayi açısından endişe verici olduğunu vurguladı. Soya: Kendine yetebilirlik oranının kritik seviyelerde çakılı kaldığını belirten Demiröz; soya yeterliliğinin 2022-2023'te %5,2, 2023-2024'te %4,1 ve 2024-2025'te ise %4,2 seviyesinde kaldığını aktardı. Ayçiçeği: Ayçiçeğinde de tablonun olumsuz olduğunu vurgulayan Demiröz; yeterlilik oranının 2022-2023'te %51,3, 2023-2024'te %71,9 ve 2024-2025 döneminde yeniden gerileyerek %63,2 seviyesinde kaldığını ifade etti. Tahıllar ve Baklagiller: Temel gıda maddelerinden mısırda yeterlilik oranı %85,8'den %73,1'e, arpada ise %90,0'dan %84,6'ya geriledi. Buna karşın nohut %117,5, patates %105,8 ve toplam buğday %104,3 ile kendine yetebilirliğini koruyan nadir ürünler arasında yer aldı. "Yapısal Sorunlar Çözülmeden Planlama İşlemez" Tarımdaki temel sıkıntılara değinen Demiröz, mevcut arzın tam olarak bilinmeden yapılan planlamaların başarılı olamayacağını savundu: "Arz fazlası ya da eksikliğini giderebilmek için öncelikle mevcut arzın ne olduğunu bilmek gerekir. Ayrıca tarımımızın onlarca yıldır devam eden yapısal sorunlarını çözmeden yapacağınız hiçbir plan tutmayacaktır. Bakanlığın mevcut çabası maalesef eski bir binayı boyamaktan başka bir şey değildir." Çözüm Çağrısı: "Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli" Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulunan Hasan Hüseyin Demiröz, Anahtar Parti olarak çözüm önerilerinin hazır olduğunu belirtti: "Sayın Bakan, inadınızdan vazgeçin; milletin sabrı, devletimizin kaybedecek günü kalmadı. Bir an önce Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli'ne geçiş yapmalıyız. Yaklaşık 2 yıldır parti olarak ortaya koymuş olduğumuz politikaları sizlerle istediğiniz bir ortamda görüşmeye açığız. Yeter ki memleket faydalansın."

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği Haber

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından sağlanan yağlık ayçiçeği tohumu hasat şenliğinde konuşan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir.” diye konuştu. Silivri’de Gazitepe Mahallesi’nde yapılan Ayçiçeği Hasat Şenliği’ne; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, meclis üyeleri, muhtarlar, İBB bürokratları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, çiftçiler ve üreticiler katıldı. Kürsüde çiftçiler adına söz alan Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, “Verilen bu tohumların maliyetlerimizi ne kadar düşürdüğünü görerek yaşıyoruz. Bu dağıtımlar için Ekrem Başkan ile Bora Başkan’a selamlarımı iletiyorum” dedi. SİLİVRİ BELEDİYESİ BAŞKANVEKİLİ EKİCİ: “EKREM İMAMOĞLU’NA SİLİVRİ ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM” Daha sonra kürsüye gelen Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, “Tarımsal desteklerin İstanbul’da yeniden güçlü bir kamu politikası hâline geçmesine yönelik öncülük eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımıza, emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza Silivri adına teşekkür ediyorum.” diye konuştu. “CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NUN SELAMLARINI İLETİYORUM” Konuşmasına “1,5 yılı aşkın süredir hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum.” diyerek başlayan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımız 2019 yılında göreve geldiğinde, ‘İstanbul’un kırsalında tarım yapılacak, üretici desteklenecek’ dedi. O gün buna inanmayanlar oldu. Bugün ise İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tarım politikalarının nasıl takip edildiğini, örnek alındığını görüyoruz. Bundan da ancak mutluluk duyarız.” ifadelerini kullandı. “SİLİVRİ’DE ÇİFTÇİMİZİN, ÜRETİCİMİZİN YANINDAYIZ” Çiftçiliğin zorluklarına da değinen İBB Başkanvekili Aslan, “Mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı, yem pahalı. Üretmenin maliyeti her geçen gün artıyor. Biz de tam bu nedenle dedik ki: ‘İBB Hep Yanında’. Biz İstanbul için gerçekten çok çalışıyoruz. Dün çocuklarımız, gençlerimiz ve ailelerimiz için yeni eğitim desteklerimizi açıkladık. Bugün Silivri’de çiftçimizin, üreticimizin yanındayız. Yarın İstanbul’un başka bir köşesinde başka bir ihtiyaca koşacağız.” dedi. “BU YIL 3 BİN 537 TORBA YAĞLIK AYÇİÇEĞİ TOHUMU DAĞITTIK” Ayçiçeği hasadının detaylarını paylaşan Aslan, “Bugün burada hasadını yaptığımız ayçiçeğinin yolculuğu aylar önce başladı. İstanbul’un toprağına ve iklimine uygun tohumları araştırdık, belirledik, aldık ve çiftçimize dağıttık. Sadece bu yıl 3 bin 537 torba yağlık ayçiçeği tohumu dağıttık. Bu tohumlar yaklaşık 106 bin dekar alanda toprakla buluştu. Ayrıca 2026 yılında bin 410 dekar alanda 10 farklı ayçiçeği çeşidinin denemesini yaptık. Başarılı sonuç aldığımız çeşitleri 2027 yılında çiftçilerimize destek olarak vereceğiz. Bakın, çok çarpıcı bir rakam: Bugün İstanbul’da tarlada gördüğünüz yaklaşık her iki ayçiçeğinden birinin tohumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çiftçimize verildi. İşte bizim üreticiye bakışımız budur.” diye konuştu. “SADECE 2026’DA 300 MİLYON LİRALIK TARIMSAL DESTEK SAĞLAYACAĞIZ” İBB’nin desteklerinin ayçiçeğiyle sınırlı olmadığını söyleyen Aslan, “2020’den bugüne 81 milyon adet yazlık ve kışlık sebze fidesini, 15 bin 917 torba yağlık ayçiçeği tohumunu, 8 bin 730 torba silajlık mısır tohumunu ve 1 milyon 211 bin litre mazotu üreticimizle buluşturduk. Buğdaydan arpaya, gübreden sulama malzemelerine; hayvancılıktan arıcılığa, balıkçılığa kadar üretimin her alanında vatandaşımızın yanında olduk. 2026 yılına kadar sağladığımız tarımsal girdi desteğinin toplam değeri 667 milyon liraya ulaştı. Sadece 2026 yılında ise 300 milyon liralık tarımsal destek sağlayacağız. Çünkü ‘İBB Hep Yanında’ demek; İstanbul’un kaynağını İstanbul’un insanıyla buluşturmak demektir. Tohumda çiftçinin, tarlada üreticinin, denizde balıkçının, sofrada İstanbullunun yanında olmak demektir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl İstanbul genelinde yaklaşık 45 ila 50 bin ton yağlık ayçiçeği elde edilmesini bekliyoruz. Bunun karşılığında yaklaşık 20 ila 22 bin ton yağ üretilecek. Yağışların uygun gitmesi, kaliteli tohum ve çiftçimizin emeği sayesinde yüzde 10’un üzerinde verim artışı bekliyoruz. İşte bereket dediğimiz budur. Ama bu bereket kendiliğinden gelmiyor. Bu bereketin içinde sabahın ilk ışığında tarlasına giden çiftçimizin alın teri var. Toprağına küsmeyen, üretmekten vazgeçmeyen insanımız var. Ve üreticisini yalnız bırakmayan bir belediyecilik anlayışı var.” “EKREM BAŞKANIMIZIN İSTANBUL’DA BAŞLATTIĞI ANLAYIŞI KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ” “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize bundan bir asır önce yönümüzü gösterdi: Bu memleket üretecek. Çiftçisi, köylüsü, üreticisi başı dik yaşayacak. Çünkü Cumhuriyet, aynı zamanda üretimde bağımsızlık demektir. Biz de Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir. Tarlada da, okulda da, hayatın her alanında İBB Hep Yanında.”

TARSİM, Tekirdağ’daki Dolu ve Fırtına Hasarını Yerinde İnceledi Haber

TARSİM, Tekirdağ’daki Dolu ve Fırtına Hasarını Yerinde İnceledi

Tekirdağ’da yaşanan dolu ve fırtına felaketi sonrası bölgeye giden TARSİM Heyeti, tarım arazilerindeki hasar tespit çalışmalarını yerinde inceledi. TARSİM Genel Müdürü Bekir ENGÜRÜLÜ, değişen iklim koşullarında tarım sigortasının hayati önem taşıdığını vurguladı. ​Son günlerde Tekirdağ genelinde etkisini gösteren şiddetli dolu ve fırtına, tarım arazilerinde ciddi hasara yol açtı. Yaşanan doğal afetlerin ardından bölgedeki üreticilerin mağduriyetini gidermek ve hasar tespit süreçlerini hızlandırmak amacıyla TARSİM (Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi) harekete geçti. ​Hasar Tespit Çalışmaları Yerinde İncelendi ​TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Bekir ENGÜRÜLÜ ile beraberindeki heyet, 15 Temmuz tarihinde Tekirdağ’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Tekirdağ İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy’un da eşlik ettiği incelemeler sırasında; henüz hasadı tamamlanmamış ayçiçeği, buğday ve karpuz tarlalarında meydana gelen zararlar titizlikle incelendi. ​TARSİM Bölge Müdürlüğü yetkilileri ve görevli eksperlerden, saha çalışmaları ve hasar ödeme süreçlerine dair detaylı bilgiler alan Genel Müdür ENGÜRÜLÜ, tespit çalışmalarının hızla devam ettiğini belirtti. ​"Tarım Sigortası Artık Bir İhtiyaç" ​Bölgedeki üreticilerle bir araya gelerek geçmiş olsun dileklerini ileten Bekir ENGÜRÜLÜ, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. ENGÜRÜLÜ, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Değişen iklim koşulları, tarımsal üretimi her zamankinden daha kırılgan hale getiriyor. TARSİM olarak tüm gücümüzle üreticimizin yanındayız. Yaşanan bu doğal afetler, tarım sigortasının bir lüks değil, üreticimiz için temel bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha kanıtladı. Üreticilerimize, emeklerini güvence altına almaları için tarım sigortalarını asla ihmal etmemeleri çağrısında bulunuyoruz." ​Tekirdağ Tarımında TARSİM Güvencesi ​TARSİM heyetinin sahada bizzat bulunması, bölgedeki üreticiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Hasar tespit süreçlerinin şeffaf ve hızlı bir şekilde yürütüldüğünü belirten yetkililer, çiftçilerin mağduriyetlerinin minimize edilmesi adına çalışmaların kesintisiz devam edeceğini bildirdi. ​TARSİM, tarımsal üretimi desteklemeye ve karşılaşılabilecek risklere karşı üreticilerin güvencesi olmaya devam ediyor.

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Haber

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli tohumda 17 türde 39 yeni çeşidin daha tescil aldığını belirterek, "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz." ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, bu yılki tohum tescillerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklmada yerli tohum çeşitleriyle tarımsal üretime güç kattıklarını vurgulayan Yumaklı, "Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla araştırma enstitülerimizde geliştirilen 39 yeni çeşit daha tescil edildi. Geliştirdiğimiz bu çeşitler, toprağımızın bereketi ve çiftçimizin emeğiyle buluşarak milli ekonomimize büyük bir değer katacak. Ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu. Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Yumaklı, tarla bitkilerinde 17 türdeki yeni tescillerle birlikte "Milli Çeşit Listesi"ndeki yerli tohum sayısının 1087'ye ulaştığını bildirdi. Yeni tescillerin "tahıl", "endüstri bitkileri", "tıbbi ve aromatik bitkiler" ile "yemeklik tane baklagiller ve yem bitkileri" kategorilerinde olduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz. Uluslararası rekabet gücüne sahip, milli tohum tedarik sistemini güçlendiriyoruz." Tescillerin Yarısı Ayçiçeği ve Buğday Tohumu Çeşitleri Tescillenen yerli tohumlar arasında ayçiçeği hattı 15 çeşitle ilk sırada bulunurken, ekmeklik buğday 5, pamuk, yer fıstığı, haşhaş, nohut 2'şer, makarnalık buğday, arpa, çeltik, soya, aspir, patates, tütün, Aydın salebi, Muğla salebi, anason ve korunga 1'er çeşitle listede yer aldı.

CHP'li Gürer: "İhracata Kırmızı, İthalata Yeşil Işık" Haber

CHP'li Gürer: "İhracata Kırmızı, İthalata Yeşil Işık"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın bazı tarım ürünlerinde ihracatı sınırlandıran ve ithalatı kolaylaştıran son kararları değerlendirdi. Gürer, “Bu kararlar tarımda yaşanan sorunların ihracatı kısıtlama, ithalatı artırmaya yönelik olması üretimdeki sorunların yansımasıdır” dedi. “İHRACAT YASAĞI, ÜRETİMDEKİ SORU GÖSTERİYOR “ Beyaz et, yumurta, nohut ve kuru fasulyede ihracatın sınırlandırılmasını, elma ve limonun kayda bağlı sisteme alınmasını değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yıllardır çiftçi yeterince desteklenmedi, girdi maliyetleri kontrol altına alınmadı, üretim planlaması yapılmadı. Bugün gelinen noktada üretim düştü. 2025 yılı hububat ve bakliyatta 2002 yılı gerisinde üretim oldu. Bu durum daha çok ithalata kapı araladı. İhracatın kısılması açığın artmaması için gerekliliğe dönüştü. Kendi kendine yetmeyip birde İhracat kapısı açık tutmak fiyatları daha da katlayacaktı. Sorun yok diyerek bu kararları verenler özünde sorunun varlığını anlatıyorlar,” diye konuştu. “İTHALAT KAPILARI AÇILIYOR” Gürer, ayçiçeği, mercimek ve yulaf gibi ürünlerde gümrük vergilerinin düşürülmesini açığın varlığında olağan olduğuna işaret etti. Siz üretmezseniz ve açığınız varsa çare ithalata kalıyor diyen Gürer, “Bu yaklaşım yerli üreticiyi desteklemeden planlı kamucu bir anlayışla tarımı yönetememeden kaynaklanıyor, Türkiye gibi tarım potansiyeli yüksek bir ülkenin çözümü ithalatta araması tarımda yaşanan sorunlarda artışa işarettir” dedi. “ENFLASYONUN NEDENİ MALİYETLERDİR” Gıda fiyatlarındaki artışın temel nedeninin üretim girdi maliyetleri olduğuna dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, , “Gübre, mazot, yem ve enerji fiyatları bu seviyedeyken üretim sorunu devam eder. Açıklanan tedbirler geçici rahatlama sağlar, bugün başka ülkeden ürün alırsınız yarın o ürünü sağlayamazsanız, sorun artar,” dedi. “TARIMDA POLİTİKA ŞART” CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Kriz yönetimi” olarak çözüm dışa satışı daraltıp dış ülkelerden daha fazla ithalata kapı aralamak olarak nitelendirerek, “Bugün uygulanan politikalar günü kurtarma çabasıdır. Yasaklarla, kotalarla, ithalatla fiyat baskılamak yerine üretimi artıran, çiftçiyi destekleyen, planlı ve sürdürülebilir bir tarım politikası hayata geçirilmelidir. Türkiye’nin ihtiyacı ithalat ile değil, çiftçisini üretimde tutarak daha çok desteklemek, üretim planlaması yapmaktan geçer. Rafta her ürün var demek yerine, her ürünü ben üretiyorum demek marifet olandır,” dedi.

Gübre Tedarikinde Herhangi Bir Sorun Bulunmuyor Haber

Gübre Tedarikinde Herhangi Bir Sorun Bulunmuyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, savaşların küresel etkilerinden birinin de gıda arz güvenliği olduğunu belirterek, “Gıda anlamında herhangi bir problemimiz yok. Bitkilerin gelişim döneminde gübre tedariki konusunda da bir sıkıntı söz konusu değil. Hatta arzı artırmak için gerekli tedbirleri alıyoruz." dedi. Bakan Yumaklı, Kırklareli programı kapsamında Valiliği ziyaret etti. Protokol üyeleriyle selamlaşan Yumaklı, valilik bahçesinde düzenlenen fidan dikim törenine katıldı. Daha sonra Valilik Şeref Defteri'ni imzalayan Yumaklı, Vali Uğur Turan'dan kentte yürütülen çalışmalar ve yatırımlar hakkında bilgi aldı. Kırklareli Belediyesini de ziyaret eden Yumaklı, Belediye Başkanı Derya Bulut ile bir süre görüştü. Bakan Yumaklı daha sonra Atatürk Toprak, Su ve Tarımsal Meteoroloji Araştırma Enstitüsü Konferans Salonu'nda düzenlenen sektör temsilcileri buluşmasına katıldı. Ramazan ayını tebrik eden Yumaklı, ramazanın İslam dünyasında birlik ve beraberliğe vesile olmasını temenni etti. Bakanlık olarak sektörün tüm konularını yerinde değerlendirmek amacıyla il ziyaretleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Yumaklı, dünyada yaşanan gelişmelerin hızla değiştiğini söyledi. İslam coğrafyasının çeşitli saldırı ve krizlerle karşı karşıya kaldığını dile getiren Yumaklı, küresel gelişmelerin tarım ve gıda ticaretini de doğrudan etkilediğini belirtti. Bakanlık olarak olası risklere karşı hazırlıklı olduklarını vurgulayan Yumaklı, gübre stokları konusunda kamuoyunda bazı dezenformasyonlar yapıldığını söyledi. Gübre tedarikinde herhangi bir sorun bulunmadığını belirten Yumaklı, şöyle konuştu: “Gıda anlamında herhangi bir problemimiz yok. Bitkilerin gelişim döneminde gübre tedariki konusunda da bir sıkıntı söz konusu değil. Hatta arzı artırmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. En son dün gece bazı ülkeler için uygulamış olduğumuz gübrelerde gümrük vergisi oranlarını sıfıra indirdik. Dolayısıyla bu anlamda bizim ülkemizde de arzın çok hızlı bir şekilde gelmesini sağlamak adına bunları yapıyoruz. Bunun dışında da farklı tedbirleri peyderpey devreye alacağız. Savaşların küresel etkisini en başta enerji arzındaki daralma olarak görüyoruz ancak en kritik konulardan biri gıda arz güvenliğidir." Tarımsal üretimin dünyada stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Yumaklı, sektörün kendine özgü dinamiklerinin bulunduğunu söyledi. Bakanlık olarak politikalarını bu doğrultuda geliştirdiklerini dile getiren Yumaklı, üretim planlamasına dayalı yeni destek modelleri uyguladıklarını ifade etti. Bakan Yumaklı, şunları kaydetti: “Farklı destekleme modellerini üretim planlamasıyla entegre ettik. Tarımsal kredileri de aynı şekilde planlamayla uyumlu hale getirdik. Hayvancılıkla ilgili 5 yıllık eylem planımızı uygulamaya koyduk. Dün itibarıyla 12,3 milyar liralık temel destek ödemesini ve planlı üretim desteğini üreticilerimizle, çiftçilerimizle buluşturmaya başladık. Kırklareli'ne de yaklaşık 150 milyon lira civarında buradan bir ödeme gelmiş olacak. İnşallah mart ve nisan aylarında Türkiye genelinde 81 milyar lirayla bu ödemeyi tamamlamış olacağız" Kırklareli'nin hayvansal üretimde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Yumaklı, kentin ari işletmelerdeki hayvan varlığı bakımından Türkiye'de ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Yumaklı, son 23 yılda Kırklareli'nde tarım, orman ve su alanlarında yaklaşık 58 milyar liralık destek ve yatırım yapıldığını söyledi. Kırklareli Orman Bölge Müdürlüğünün de yakın zamanda kurulacağını belirten Yumaklı, kentteki yatırımların süreceğini dile getirdi. Trakya'nın ayçiçeği üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, iklim değişikliğinin etkilerinin bölgede hissedildiğini söyledi. Bu noktada TARSİM uygulamalarının önemine değinen Yumaklı, “TARSİM'de köy bazlı verim sigortasına geçtik. Kırklareli'nde arpa ve buğdayın yanı sıra ayçiçeğini de bu kapsama aldık. Ayrıca ayçiçeğinde fiyat dalgalanmalarını önlemek amacıyla tarife kontenjanlarını çiftçilerimiz lehine düzenledik." dedi. “JEOTERMAL TESİSLER TARIMSAL ÜRETİME ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLIYOR" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, daha sonra Kırklareli'nde jeotermal su kaynağıyla üretim yapılan domates serasını ziyaret etti. Bakan Yumaklı, Asilbeyli köyündeki serayı gezerek yetkililerden bilgi aldı. Serada çalışan kadınlarla birlikte domates fidesi diken Yumaklı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla personele karanfil hediye etti. Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, Kırklareli'nin ülke tarımı açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Kentin doğası, havası, suyu, tarımsal üretimi, biyolojik çeşitliliği, Longoz Ormanları ve turizm potansiyeliyle ön plana çıktığını ifade eden Yumaklı, bugün kentte çeşitli ziyaretlerde bulunarak sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini hatırlattı. Jeotermal seraların biyolojik mücadeleyi öne çıkaran bir üretim modeli olduğunu anlatan Yumaklı, tesiste çalışanların büyük bölümünün kadınlardan oluştuğunu gözlemlediğini belirtti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayan Yumaklı, “Bu özel ve hassas alanlarda elbette hanımefendilerin çalışması ayrı bir önem taşıyor. Çünkü bu hassasiyeti en üst düzeyde gösteriyorlar." dedi. Jeotermal tesislerin üretime önemli katkılar sağladığını vurgulayan Yumaklı, şöyle konuştu: “Toplamda 61 jeotermal kaynaklı organize tarım bölgesi bulunuyor. Bunlardan 40 tanesi şu anda tüzel kişilik kazanmış durumda. Bu bölgelerle birlikte yalnızca jeotermal kaynakları kullanan organize tarım bölgelerinde yıllık 1 milyon tonluk üretime ulaşacağız. Özellikle iklimsel koşulların bizi zorladığı dönemlerde bu tür üretimlerin değeri ve katkısı son derece önemli. Burada dekarda yaklaşık 50 tonluk üretimden bahsediyoruz. Tesis tamamlandığında 200 dekarlık alanda 10 bin ton üretim yapılacak. Bunun gibi tesislerin çoğalması için bakanlığımızın ciddi destekleri bulunuyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.