CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''
CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın
toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik
üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi.
Haber Giriş Tarihi: 28.09.2026 07:58
Haber Güncellenme Tarihi: 28.09.2026 08:02
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman
alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimi dışına çıkarılmasına tepki
gösterdi; ayçiçeği ve çeltikte maliyetleri karşılamayan fiyatların, yetersiz
desteklerin ve hasat dönemini baskılayan ithalat politikasının üreticiyi
üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal, “Orman yoksa hayat yoktur.
Ayçiçeğinde ve çeltikte ithalat değil, üretim desteklenmelidir” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın
toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik
üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi.
Türkiye’nin doğal varlıklarının ve tarımsal üretiminin aynı anlayış tarafından tehdit
edildiğini belirten Sarıbal, ormanları ranta açan ve çiftçiyi ithalat karşısında korumasız
bırakan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
“Orman yalnızca ağaç topluluğu değil, bir ekosistemdir”
Ormanların yalnızca oksijen kaynağı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan
Sarıbal, ormanların su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve bütün canlıların
yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Sarıbal şunları söyledi:
“Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman;
mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün
canlıların yaşam alanıdır. Bugün yüzlerce yıllık bir ormanı ortadan kaldırıp başka
bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Dikilen her ağaç değerlidir
ancak her ağaç topluluğu orman değildir.”
17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin
300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını
belirten Sarıbal, bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde
bulunduğunu söyledi.
6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği
2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9
bin 600 hektara ulaştığını ifade eden Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik
gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
“43 milyon metrekarenin karşılığı olan yeni orman alanları nerede?”
Orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine
arazisinin orman kurulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini hatırlatan Sarıbal,
şöyle konuştu:
“Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız,
bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için
tahsis etmeniz gerekir. Soruyoruz: Bu alanlar nerede? Hangi ilde, hangi ilçede,
hangi parsellerde? Tahsis yapıldı mı, ağaçlandırma ne zaman başlayacak ve
dikilen fidanların yaşama oranını kim denetleyecek?”
Sarıbal, ormanların konut, turizm, madencilik ve enerji projelerine açılmasına karşı
çıkarak bütün kararların parsel bazında açıklanmasını; meslek odaları, bilim insanları,
yerel yönetimler ve bölge halkının sürece katılmasını istedi.
“Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve
HES projelerini ormana soktular” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Orman yoksa hayat yoktur. Orman yoksa su yoktur. Orman, su ve toprak
yaşamdır. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak
ormanlarımıza ve orman köylüsüne hep birlikte sahip çıkmalıyız.”
“Ayçiçeği fiyatı maliyeti karşılamıyor”
Ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkıştığını
belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33 ile 38
lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda maliyetin 40 liraya yaklaştığını
söyledi.
Yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira; Konya
Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50 ile 37,50 lira arasında fiyat açıkladığını
hatırlatan Sarıbal, Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yalnızca
yüzde 12,1 olduğunu belirtti.
Sarıbal, “Mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetleri çok daha yüksek
oranlarda artarken çiftçinin ürününe yüzde 12 düzeyinde artış verilmesi kabul
edilemez. Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve
gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi.
Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade eden
Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin
maliyet artışı karşısında yetersiz kaldığını kaydetti.
“Hasat zamanı çiftçi, sonraki sezon ithalatçı güvence altına alınıyor”
İktidarın dış ticaret politikasının yerli üreticiyi korumadığını belirten Sarıbal, 4
Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya
bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını
hatırlattı.
Sarıbal şöyle konuştu:
“Hasattan önce ithalatın vergisini düşürerek stok yaptırıyorlar ya da hasattan
hemen sonra yeni ithalat kararı açıklıyorlar. Her iki durumda da ithalatçıya
güvence verilirken çiftçinin ürünü baskılanıyor. İthalat, yerli üretimin açığını
tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez.”
Türkiye’nin 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton
ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için
18,2 milyar dolar ödediğini belirten Sarıbal, yalnızca bu iki kalemdeki ithalat
faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Bu kaynağın sulama, tohum, gübre, depolama, işleme ve kooperatif altyapısına
yöneltilmesi halinde Türkiye’nin ayçiçeği üretiminde önemli ölçüde kendine yeterli
hale gelebileceğini ifade etti.
“Ayçiçeğinde taban fiyat hasattan önce açıklanmalıdır”
Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Sarıbal, şu
önerileri dile getirdi:
- Hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve gerçek maliyete dayanan bağlayıcı bir
taban fiyat açıklanmalıdır.
- Primler ekim kararından önce ilan edilmeli; mazot, gübre, tohum ve sulama giderleri
gerçek maliyet üzerinden desteklenmelidir.
- İthalat yalnızca yerli üretimin ihtiyacı karşılayamadığı dönemlerde ve üretici fiyatını
düşürmeyecek bir takvimle yapılmalıdır.
- Üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı
hazırlanmalıdır.
- Kooperatiflere ve üretici birliklerine ucuz finansman sağlanmalı; lisanslı depoculuk
ve işleme kapasitesi artırılmalıdır.
- Tohumdan raf fiyatına kadar bütün maliyetler ve kâr marjları şeffaf biçimde
denetlenmelidir.
Sarıbal, “Türkiye ayçiçeğini ithalatla değil, kendi üreticisiyle güvence altına almalıdır”
dedi.
“Çeltikte hasat başladı ancak TMO fiyat açıklamadı”
Çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisinin
2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını belirten Sarıbal,
kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41 ile 48 lira arasında
değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını söyledi.
TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını hasattan yaklaşık dört ay sonra, 23 Ocak
2026’da açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Baldo çeşidi için 40, Cammeo için 38,
Osmancık için ise 32 lira fiyat ilan edildiğini belirtti.
“Üretici borcunu ödemek için ürününü hasat döneminde satmak zorundadır. Hasattan
dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal,
2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi.
“Destek, maliyetin çok küçük bir bölümünü karşılıyor”
2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum
desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında iki
desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi.
Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek
üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine
geçirilemez” dedi.
Türkiye’nin yılda yaklaşık 600 bin ton pirinç ürettiğini, buna karşılık ihtiyacın önemli
bölümünü ithalatla karşıladığını ifade eden Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin
artırılması halinde ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip
olduğunu söyledi.
“TMO çiftçinin kara gün dostu olmalıdır”
Toprak Mahsulleri Ofisinin kuruluş amacının çiftçinin üretim ve alım güvencesini
sağlamak olduğunu vurgulayan Sarıbal, çeltik üreticisinin korunması için şu önlemleri
sıraladı:
- Alım fiyatı her yıl hasattan önce açıklanmalıdır.
- Fiyat hesabında bölgesel maliyet, arazi kirası, aile emeği, finansman gideri ve en az
yüzde 25 üretici refah payı bulunmalıdır.
- TMO alım noktaları hasatla birlikte açılmalı, randevu kapasitesi yeterli hale
getirilmeli ve ödemeler en geç 10 gün içinde yapılmalıdır.
- Hasat döneminde ithalat yapılmamalı; TMO’nun stok satışları yerli üreticinin fiyatını
aşağıya çekmemelidir.
- Dış ticaret kararları önceden alınmalı ve şeffaf biçimde kamuoyuna duyurulmalıdır.
- Sulama suyu ve elektrik maliyetleri düşürülmeli; lazer tesviye, verimli sulama
sistemleri ve kuraklığa dayanıklı çeşitler kamu tarafından desteklenmelidir.
- Kurutma tesisleri, lisanslı depolar ve ürün senedi altyapısı üretici kooperatifleri eliyle
yaygınlaştırılmalıdır.
Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil,
siyasi tercihtir. İthalatı ve rantı değil; üretimi, üreticiyi ve yaşamı koruyan yeni bir
düzeni bu topraklarda birlikte kuracağız.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman
alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimi dışına çıkarılmasına tepki
gösterdi; ayçiçeği ve çeltikte maliyetleri karşılamayan fiyatların, yetersiz
desteklerin ve hasat dönemini baskılayan ithalat politikasının üreticiyi
üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal, “Orman yoksa hayat yoktur.
Ayçiçeğinde ve çeltikte ithalat değil, üretim desteklenmelidir” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın
toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik
üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi.
Türkiye’nin doğal varlıklarının ve tarımsal üretiminin aynı anlayış tarafından tehdit
edildiğini belirten Sarıbal, ormanları ranta açan ve çiftçiyi ithalat karşısında korumasız
bırakan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
“Orman yalnızca ağaç topluluğu değil, bir ekosistemdir”
Ormanların yalnızca oksijen kaynağı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan
Sarıbal, ormanların su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve bütün canlıların
yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Sarıbal şunları söyledi:
“Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman;
mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün
canlıların yaşam alanıdır. Bugün yüzlerce yıllık bir ormanı ortadan kaldırıp başka
bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Dikilen her ağaç değerlidir
ancak her ağaç topluluğu orman değildir.”
17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin
300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını
belirten Sarıbal, bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde
bulunduğunu söyledi.
6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği
2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9
bin 600 hektara ulaştığını ifade eden Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik
gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
“43 milyon metrekarenin karşılığı olan yeni orman alanları nerede?”
Orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine
arazisinin orman kurulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini hatırlatan Sarıbal,
şöyle konuştu:
“Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız,
bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için
tahsis etmeniz gerekir. Soruyoruz: Bu alanlar nerede? Hangi ilde, hangi ilçede,
hangi parsellerde? Tahsis yapıldı mı, ağaçlandırma ne zaman başlayacak ve
dikilen fidanların yaşama oranını kim denetleyecek?”
Sarıbal, ormanların konut, turizm, madencilik ve enerji projelerine açılmasına karşı
çıkarak bütün kararların parsel bazında açıklanmasını; meslek odaları, bilim insanları,
yerel yönetimler ve bölge halkının sürece katılmasını istedi.
“Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve
HES projelerini ormana soktular” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Orman yoksa hayat yoktur. Orman yoksa su yoktur. Orman, su ve toprak
yaşamdır. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak
ormanlarımıza ve orman köylüsüne hep birlikte sahip çıkmalıyız.”
“Ayçiçeği fiyatı maliyeti karşılamıyor”
Ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkıştığını
belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33 ile 38
lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda maliyetin 40 liraya yaklaştığını
söyledi.
Yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira; Konya
Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50 ile 37,50 lira arasında fiyat açıkladığını
hatırlatan Sarıbal, Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yalnızca
yüzde 12,1 olduğunu belirtti.
Sarıbal, “Mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetleri çok daha yüksek
oranlarda artarken çiftçinin ürününe yüzde 12 düzeyinde artış verilmesi kabul
edilemez. Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve
gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi.
Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade eden
Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin
maliyet artışı karşısında yetersiz kaldığını kaydetti.
“Hasat zamanı çiftçi, sonraki sezon ithalatçı güvence altına alınıyor”
İktidarın dış ticaret politikasının yerli üreticiyi korumadığını belirten Sarıbal, 4
Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya
bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını
hatırlattı.
Sarıbal şöyle konuştu:
“Hasattan önce ithalatın vergisini düşürerek stok yaptırıyorlar ya da hasattan
hemen sonra yeni ithalat kararı açıklıyorlar. Her iki durumda da ithalatçıya
güvence verilirken çiftçinin ürünü baskılanıyor. İthalat, yerli üretimin açığını
tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez.”
Türkiye’nin 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton
ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için
18,2 milyar dolar ödediğini belirten Sarıbal, yalnızca bu iki kalemdeki ithalat
faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Bu kaynağın sulama, tohum, gübre, depolama, işleme ve kooperatif altyapısına
yöneltilmesi halinde Türkiye’nin ayçiçeği üretiminde önemli ölçüde kendine yeterli
hale gelebileceğini ifade etti.
“Ayçiçeğinde taban fiyat hasattan önce açıklanmalıdır”
Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Sarıbal, şu
önerileri dile getirdi:
- Hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve gerçek maliyete dayanan bağlayıcı bir
taban fiyat açıklanmalıdır.
- Primler ekim kararından önce ilan edilmeli; mazot, gübre, tohum ve sulama giderleri
gerçek maliyet üzerinden desteklenmelidir.
- İthalat yalnızca yerli üretimin ihtiyacı karşılayamadığı dönemlerde ve üretici fiyatını
düşürmeyecek bir takvimle yapılmalıdır.
- Üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı
hazırlanmalıdır.
- Kooperatiflere ve üretici birliklerine ucuz finansman sağlanmalı; lisanslı depoculuk
ve işleme kapasitesi artırılmalıdır.
- Tohumdan raf fiyatına kadar bütün maliyetler ve kâr marjları şeffaf biçimde
denetlenmelidir.
Sarıbal, “Türkiye ayçiçeğini ithalatla değil, kendi üreticisiyle güvence altına almalıdır”
dedi.
“Çeltikte hasat başladı ancak TMO fiyat açıklamadı”
Çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisinin
2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını belirten Sarıbal,
kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41 ile 48 lira arasında
değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını söyledi.
TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını hasattan yaklaşık dört ay sonra, 23 Ocak
2026’da açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Baldo çeşidi için 40, Cammeo için 38,
Osmancık için ise 32 lira fiyat ilan edildiğini belirtti.
“Üretici borcunu ödemek için ürününü hasat döneminde satmak zorundadır. Hasattan
dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal,
2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi.
“Destek, maliyetin çok küçük bir bölümünü karşılıyor”
2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum
desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında iki
desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi.
Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek
üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine
geçirilemez” dedi.
Türkiye’nin yılda yaklaşık 600 bin ton pirinç ürettiğini, buna karşılık ihtiyacın önemli
bölümünü ithalatla karşıladığını ifade eden Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin
artırılması halinde ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip
olduğunu söyledi.
“TMO çiftçinin kara gün dostu olmalıdır”
Toprak Mahsulleri Ofisinin kuruluş amacının çiftçinin üretim ve alım güvencesini
sağlamak olduğunu vurgulayan Sarıbal, çeltik üreticisinin korunması için şu önlemleri
sıraladı:
- Alım fiyatı her yıl hasattan önce açıklanmalıdır.
- Fiyat hesabında bölgesel maliyet, arazi kirası, aile emeği, finansman gideri ve en az
yüzde 25 üretici refah payı bulunmalıdır.
- TMO alım noktaları hasatla birlikte açılmalı, randevu kapasitesi yeterli hale
getirilmeli ve ödemeler en geç 10 gün içinde yapılmalıdır.
- Hasat döneminde ithalat yapılmamalı; TMO’nun stok satışları yerli üreticinin fiyatını
aşağıya çekmemelidir.
- Dış ticaret kararları önceden alınmalı ve şeffaf biçimde kamuoyuna duyurulmalıdır.
- Sulama suyu ve elektrik maliyetleri düşürülmeli; lazer tesviye, verimli sulama
sistemleri ve kuraklığa dayanıklı çeşitler kamu tarafından desteklenmelidir.
- Kurutma tesisleri, lisanslı depolar ve ürün senedi altyapısı üretici kooperatifleri eliyle
yaygınlaştırılmalıdır.
Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil,
siyasi tercihtir. İthalatı ve rantı değil; üretimi, üreticiyi ve yaşamı koruyan yeni bir
düzeni bu topraklarda birlikte kuracağız.”
En Çok Okunan Haberler