Hava Durumu

#Bakliyat

Kırsal Haber - Bakliyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bakliyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güneydoğu Anadolu’nun 4 Aylık Hububat Sektörü İhracatı 1,2 Milyar Dolar Haber

Güneydoğu Anadolu’nun 4 Aylık Hububat Sektörü İhracatı 1,2 Milyar Dolar

Güneydoğu Anadolu'nun toplam ihracatındaki yüzde 31,1 payı ile liderliğini sürdüren hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı, yılın ilk dört ayında 1,2 milyar dolar oldu. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre bölgedeki hububat sektörü ihracatı miktar bazında yüzde 1,3 yükselirken, değer bazında artış yüzde 3,9’a ulaştı. Dört aylık süreçte 401 bin ton makarna, 281 bin ton buğday unu, 171,9 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 38,9 artış ile 279,4 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı yüzde 12,4 artışla 217,4 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 2,6 olarak gerçekleştiği bu dönemde Orta Doğu’ya ihracat yüzde 10,7 düşüşle 484,4 milyon dolar olurken, 445 milyon dolar ihracat yapılan Afrika pazarında yüzde 25,4 artış sağlandı. “Nisan’da aylık bazda yüzde 26,5 ihracat artışı sağladık” Küresel emtia fiyatlarını takip eden FAO Gıda Fiyat Endeksi’ne göre, hububat sektörünün fiyat artış eğiliminin üst üste üç aydır devam ettiğine dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, sektörün Nisan ayı ihracatındaki artışını şu şekilde değerlendirdi: “Orta Doğu’yu etkileyen savaş süreci, tarım ve gıda sektörünün dünya genelindeki stratejik ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Özellikle bitkisel yağ alt endeksinin son dört ayda ivme kazanarak Temmuz 2022’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşması, gıdaya erişimin önemini tekrar gösterdi. Ticari ve jeopolitik belirsizliklerin arttığı bu süreçte, Türkiye genelinde hububat sektörü ihracatının Nisan’da aylık bazda yüzde 16,3’lük bir artış yakalaması ülkemizin üretim gücünü yansıtıyor. Bu artış trendini, aylık bazda yüzde 26,5’lik bir büyüme hızıyla destekleyen Güneydoğu Anadolu bölgesi de Nisan’da 350 milyon dolara yaklaşan hububat sektörü ihracatı ile öne çıkıyor. Bu performans, temin ettiği ham maddeyi yüksek teknolojili tesislerinde işleyerek katma değerli mamule dönüştüren gıda sanayicilerimizin, tedarik zincirindeki değişimleri operasyonel bir başarıya da dönüştürebildiğinin kanıtı. Küresel risklerin zirve yaptığı bir atmosferde Türkiye, yakın coğrafyamızın gıda arz güvenliğini sağlayan asıl merkez olduğunu bir kez daha ispat etti.” “Operasyonel esnekliğimizi kalite ve lojistik avantajlarla tahkim ediyoruz” Türkiye’nin gıda ticaretindeki stratejik konumunu operasyonel bir sürdürülebilirlikle tahkim etmek adına, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri sahadaki dinamiklerle tam uyumlu hale getirmeye odaklandıklarını belirten Kadooğlu şunları söyledi: “Ülkemizde uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyreden yağışların, kışlık hububat ekilişlerinde yarattığı bereketli hasat beklentisi gıda ihracatçılarımız için bir güven zemini oluşturuyor. Diğer yandan yerelde aşırı yağışlar nedeniyle Güneydoğu Anadolu havzasında baharlık mısır ve ayçiçeği ekilişlerinin ötelenmiş olması, ham madde tedarik planlamasında çok daha proaktif davranmamızı zorunlu kılıyor. Üretim takvimindeki hassas bir dengeyi yönetmeye çalıştığımız bu dönemde, operasyonel yükümüzü hafifletecek finansal rahatlamalar kritik önem taşımaktadır. İhracat odaklı ekonomik büyümeyi güçlendirmek amacıyla ihracatçı firmaların tabi olduğu kurumlar vergisinde yapılan düzenleme, bu noktada işletmelerin finansal yükünü hafifleten önemli bir kazanım olmuştur. Küresel rakiplerimizin rekor üretim beklentilerine karşılık, sanayicimizin direksiyonu yüksek kaliteli ve yüksek proteinli ürünlere kırması ise bölge ihracatımızın sadece hacimle değil, kaliteyle de ayrıştığının en somut göstergesidir.”

Avrupa Birliği Ülkelerine İhracatta Yüzde 18.3 Artış Haber

Avrupa Birliği Ülkelerine İhracatta Yüzde 18.3 Artış

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), yılın ilk dört ayında, bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliği ile bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8.9 oranında artış neticesinde 4 milyar 236 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “Seçimlerden sonraki yeni dönemde hedefimiz, İİB olarak yalnızca mevcut başarılarımızı korumakla kalmayıp; yeni pazarlara açılarak, katma değerli üretimi artırarak ve sektörlerimizin küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyarak güçlü bir büyüme ivmesi yakalamaktır.” dedi. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliğine üye farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firma ile 2026 yılının ilk dört ayında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8.9 oranında artış ile 4 milyar 236 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İstanbul İhracatçıları, 183 ülke pazarına ürün sattı ve ülke ihracatındaki payı yüzde 5.4 oldu. İİB, nisan ayında ise, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 35.8 oranında artış ile 1 milyar 314 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. Avrupa Birliği ülkelerine ihracatta yüzde 18.3 oranında artış İstanbul İhracatçı Birlikleri, yılın ilk dört ayında, değer bazında en fazla ihracatı 234 milyon dolar ile Birleşik Krallık’a gerçekleştirdi. Birleşik Krallık’a en fazla gemi ile kağıt ve karton ürünleri satıldı. İİB, Birleşik Krallık’ın ardından değer bazında en fazla Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Norveç ve Irak’a ihracat yaptı. İİB tarafından yapılan ihracatta; Almanya’ya fındık ve mamulleri ile kağıt ve karton ürünleri; Amerika Birleşik Devletleri’ne hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri şeker ve şekerli mamuller alt sektörü ile kağıt ve karton ürünleri; Norveç’e gemi; Irak’a ise, ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller ön plana çıktı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 757 milyon dolar ile Avrupa Birliği ülkeleri oldu. AB’ye yapılan ihracat, bir önceki döneme kıyasla yüzde 4.1 oranında arttı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 1 milyar 163 milyon dolar ile Avrupa Birliği (AB) ülkeleri oldu. AB’ye yapılan ihracatta, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18.3 oranında artış sağlandı. İİB bünyesinde bulunan birliklerden İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 2026 yılının ilk dört ayında, yaklaşık 1 milyar 177 milyon dolar; İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), yaklaşık 1 milyar 176 milyon dolar; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 932 milyon dolar; İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), 380.5 milyon dolar; İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), yaklaşık 334 milyon dolar; İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 186 milyon dolar; İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB), yaklaşık 103 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi. Özkan: Hedefimiz güçlü bir büyüme ivmesi yakalamak İstanbul İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “20 bini aşkın aktif üyesi ile İstanbul İhracatçı Birlikleri olarak, yılın ilk dört ayını 2025 yılının aynı dönemine kıyasla yüksek oranlı bir ihracat artışı ile kapatarak başarılı bir döneme imza attık. Nisan ayı, kurumsal etkinliklerimiz ve çalışmalarımız açısından oldukça yoğun geçti. Öncelikle Genel Sekreterliğimize bağlı birliklerimizin olağan seçimli genel kurul toplantılarını, üye ihracatçı firmalarımızın geniş katılımı ile gerçekleştirdik. İhracatçılarımız, 2025 yılı yönetim kurulu çalışma, mali ve denetim kurulu raporlarını ibra ederken, 2026 yılının yol haritasını da hep birlikte belirledi. Seçimler neticesinde; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) Başkanlığı’na Mustafa Talha Pepe, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB) Başkanlığı’na Semih Ergüder, İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamulleri İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkanlığı’na Teoman Durukan, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (İYMSİB) Başkanlığı’na ise Cevdet Çekok seçildi. İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı (İFMİB) Muzaffer Taviloğlu ve İstanbul Hububat Bakliyat ve Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı (İHBİR) Kazım Taycı ile, ben de, İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı olarak güven tazeleyerek yeniden görevlerimize başladık. 2026-2030 döneminde görev yapacak tüm birlik başkanlarımıza başarılar diliyorum. Bu yoğun dönemde İYMSİB, İSHİB ve GYHİB birliklerimiz, 2025 yılının başarılı ihracatçılarını ödüllendirdiğimiz gurur dolu törenlere imza attı. Hedef pazarlarımızda da durmaksızın çalıştık; su ürünleri sektöründe dünyanın en önemli fuarı kabul edilen Seafood Expo Global 2026’da, İSHİB’in düzenlediği milli katılım organizasyonu ile ülkemizden 16 firmamız ürünlerini başarıyla sergiledi. Ayrıca, kağıt ambalaj sektörüne yönelik gerçekleştirdiğimiz 'New York Sektörel Ticaret Heyeti' organizasyonuyla, Türk ihracatçılarımız ile Amerikalı ithalatçıları verimli iş birlikleri için bir araya getirdik. Ticari faaliyetlerimizin yanı sıra eğitimlerimize de ara vermeden devam ettik. Bu kapsamda, 'İhracatın Finansmanında İhracatı Geliştirme A.Ş.' konulu eğitim düzenledik. Seçimlerden sonraki yeni dönemde hedefimiz, İİB olarak yalnızca mevcut başarılarımızı korumakla kalmayıp; yeni pazarlara açılarak, katma değerli üretimi artırarak ve sektörlerimizin küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyarak güçlü bir büyüme ivmesi yakalamaktır. Tüm paydaşlarımızla tam bir sinerji içinde hareket ederek, sürdürülebilir ve dengeli bir ihracat yapısını kararlılıkla inşa edeceğiz.” dedi.

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te yaptığı açıklamada, AKP iktidarının tarımı planlayan, üreticiyi destekleyen kamucu anlayışı tasfiye ettiğini, artan maliyetler, borç yükü ve şirket odaklı politikalar nedeniyle çiftçinin üretimden çekildiğini ifade etti, “Çiftçinin alın terini borca, ithalata ve şirketlere teslim eden iktidarı göndereceğiz. Bu ülkenin çiftçisi yeniden toprağıyla, üretimle buluşacak, emeğinin karşılığını alacak” dedi. AKP’nin üretim karşıtı politikalarının çiftçiyi hızla tarımdan uzaklaştırdığını belirten Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki çöküşün verilerle ortada olduğunu söyledi. 2000’li yılların başında 2,8 milyon olan kayıtlı çiftçi sayısının bugün 2,3 milyona düştüğünü kaydeden Sarıbal, SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısının ise son 17 yılda 1 milyondan 616 bine gerilediğini ifade etti. Kırsalın hızla yaşlandığını belirten Sarıbal, çiftçilerin yaş ortalamasının 60’a yaklaştığını söyledi. Tarımın istihdam ve milli gelir içindeki payının da dramatik biçimde gerilediğine dikkati çeken Sarıbal, “2002’de toplam istihdamın yaklaşık yüzde 35’i tarımdaydı. Bugün bu oran yüzde 14’e kadar düştü. Tarımın milli gelir içindeki payı ise yüzde 10’ların üzerinden yüzde 5,2 seviyesine geriledi” ifadelerini kullandı. Türkiye’de çiftçilerin kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte biri kadar gelir elde edebildiğini belirten Sarıbal, kişi başına tarımsal katma değerin Almanya’nın yaklaşık 8,5 kat, Fransa’nın ise 5 kat gerisinde kaldığını söyledi. İKTİDARIN ÇİFTÇİLERE 2 TRİLYON BORCU VAR! 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun, tarımsal desteklerin milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyinde verilmesini zorunlu kıldığını hatırlatan Sarıbal, iktidarın bu hükmü yıllardır uygulamadığını söyledi. Çiftçiye verilen desteklerin çoğu zaman yüzde 0,5’in altında kaldığını, son yıllarda ise yüzde 0,2 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Sarıbal, “Yasanın öngördüğü desteğin yalnızca beşte biri çiftçiye verildi” dedi. Sarıbal, 2007-2026 döneminde Tarım Kanunu’nun uygulanmaması nedeniyle devletin çiftçiye olan borcunun cari fiyatlarla yaklaşık 2 trilyon liraya ulaştığını ifade etti. TARIMSAL DESTEKLER 54, ÇİFTÇİNİN BORCU 256 KAT ARTTI! Yetersiz destekler nedeniyle üreticinin bankalara bağımlı hale getirildiğini belirten Sarıbal, çiftçilerin banka borcunun 2026 Mart itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 1 trilyon 350 milyar liraya yükseldiğini söyledi. “Son 20 yılda tarımsal destekler 54 kat artarken çiftçilerin banka borçlarının 256 kat artması, desteklenenin üretici değil finans sistemi olduğunu açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, mevcut politikaların kırsalı çöküşe sürüklediğini kaydetti. 26 MİLYON DEKAR TARIM ALANI KAYBEDİLDİ Ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçilerin hızla üretimden çekildiğini ifade eden Sarıbal, 2002 yılında 266 milyon dekar olan ekili-dikili tarım alanlarının 2025 itibarıyla 240 milyon dekara gerilediğine, yaklaşık 26 milyon dekarlık tarım alanının kaybedildiğine dikkati çekti. Sarıbal, “Üreticiyi korumayan, planlamadan uzak, ithalata bağımlı bu anlayış sürdükçe hem çiftçi yoksullaşacak hem de toplum sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimde daha büyük krizlerle karşı karşıya kalacaktır” dedi. Hububat, bakliyat ve yağlı tohum üretiminin artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, bunun ithalatı destekleyen tarım politikalarının sonucu olduğunu söyledi. 2025 yılının Türkiye tarımı açısından çok yönlü bir yıkım yılına dönüştüğünü ifade eden Sarıbal, kuraklık ve zirai don olaylarının zaten kırılgan hale getirilen bitkisel üretimi ağır biçimde sarstığını belirtti. Tarımsal hasılanın son 25 yılın en sert daralmalarından birini yaşayarak yüzde 8,8 küçüldüğünü kaydeden Sarıbal, birçok üründe rekolte kayıplarının yüzde 60’lara ulaştığını vurguladı. ÇİFTÇİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON ÇOK DAHA YÜKSEK TÜİK’in 2026 Mart verilerine göre genel enflasyonun yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise yüzde 32,36 olarak açıklandığını hatırlatan Sarıbal, çiftçinin yaşadığı gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğunu söyledi. Son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 57 ile yüzde 104 arasında arttığını, mazot fiyatlarındaki yükselişin ise yüzde 57,6’ya ulaştığını belirten Sarıbal, elektrik, sulama, yem ve zirai ilaç maliyetlerindeki artışlarla birlikte üretimin sürdürülemez hale geldiğini ifade etti. “Temel tarımsal girdilerin enflasyonun iki katına varan oranlarda zamlanması, çiftçinin her üretim döneminde daha da yoksullaştığını açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, üreticinin üretimden çekilmesiyle birlikte Türkiye’nin gıda güvencesinin de ciddi biçimde zayıfladığını kaydetti. KAMUCU POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMEDEN KRİZİNDEN ÇIKAMAYIZ Tarımda üretimin ve çiftçinin milli gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirten Sarıbal, tarımsal desteklerin Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü gibi milli gelirin en az yüzde 1’i düzeyine çıkarılması çağrısında bulundu. Çiftçi BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi, emeklilik için gerekli prim gün sayısının 7 bin 200’e indirilmesi ve SGK prim ödeme gün sayısının 15 güne düşürülmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, başta don ve kuraklık olmak üzere tüm doğal afetlerde üreticinin gerçek zararının eksiksiz karşılanması gerektiğini söyledi. Sarıbal, “Üreticiyi koruyan kamucu politikalar hayata geçirilmeden Türkiye’nin tarım ve gıda krizinden çıkması mümkün değildir” dedi.

AHBİB'in Nisan Ayı İhracatında Bakliyat, Pastacılık ve Şeker Mamulleri Öne Çıktı Haber

AHBİB'in Nisan Ayı İhracatında Bakliyat, Pastacılık ve Şeker Mamulleri Öne Çıktı

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, nisan ayında 173,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Yılın dördüncü ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 oranında artış sağladıklarını vurgulayan AHBİB Başkanı Veysel Memiş, Irak ve Suriye pazarında derinleştiklerini, en güçlü ivmelenmeyi Cibuti, İran, Suudi Arabistan, Ürdün ve Tunus pazarında yakaladıklarını belirtti. Bakliyat, pastacılık ve şeker mamulleri öne çıktı 2025 yılı Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda üyelerin büyük desteğiyle yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeleyen Başkan Veysel Memiş, AHBİB’in nisan ayı ihracat performansını ürün gruplarına göre değerlendirirken bakliyat, pastacılık ürünleri ile şeker ve şeker mamullerinin dikkat çekici ihracat rakamlarıyla öne çıktığını vurguladı. Yılın dördüncü ayında 209 bin 760 ton ürünü uluslararası pazarlarda dövize dönüştürdüklerini belirten Başkan Veysel Memiş, “Bölge ihracatında bakliyat, 52,4 milyon dolarlık değeri ve yüzde 32’lik payıyla lider konumda yer aldı. Yüzde 87’lik artış kaydettiğimiz bu grup içinde özellikle kırmızı mercimek, 41,4 milyon dolar değer ile toplam ihracatımızın yüzde 25’ini oluşturdu. Katma değeri yüksek ürünler arasında yer alan pastacılık ürünleri, 33,7 milyon dolarlık ihracatla yüzde 34’lük büyüme sağladı. Şeker ve şeker mamulleri ihracatı ise 22,4 milyon dolara ulaştı.” dedi. Lokomotif pazarlar Orta Doğu ve Afrika Nisan ayında bölge ihracatının lokomotif pazarlarının Irak, Suriye, Cibuti, Sudan, Almanya, İran, Suudi Arabistan, İtalya, Rusya ve Ürdün olduğunu bildiren Veysel Memiş, bu ülkelerin AHBİB’in ihracatında istikrar ve büyümenin temelini oluşturduğunu, özellikle katma değeri yüksek ürünlerdeki artışın Türkiye’nin küresel tarım rekabetçiliğini güçlendirdiğini vurguladı. Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “AHBİB’in nisan ayı ihracat rakamlarını ülke bazında analiz ettiğimizde, geleneksel pazarlarımızdaki güçlü duruşun kararlılıkla sürdüğünü görüyoruz. Bölge ihracatımızda Irak, 18,5 milyon dolarlık hacmi ve yüzde 11’lik pazar payı ile liderlik koltuğundaki yerini korudu. Irak’ı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artış sağlayarak 13,9 milyon dolarlık hacme ulaşan ve yüzde 8 pay alan Suriye yakından takip etti. Nisan ayının en dikkat çeken performansı ise Cibuti’den geldi. Bu pazarımızda yakaladığımız yüzde 482’lik rekor çıkışla 10,3 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaşarak yüzde 6’lık bir pay elde ettik.” Yeni hizmet döneminde temel öncelikler ve hedefler Yeni hizmet dönemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başkan Veysel Memiş, ihracatı daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya taşıma sözü verdi. 2022 yılından bu yana yürüttükleri görev süresince somut çıktılara odaklandıklarını vurgulayan Başkan Veysel Memiş, “Hedef pazarlara yönelik 4 sektörel ticaret heyeti organize ederken, dünya genelinde 19 uluslararası fuara katılım sağlayarak yeni iş bağlantılarının yolu açtık. İhracatçı firmaların gücüne güç katmak amacıyla 4 UR-GE projesi hayata geçirdik. Yurt dışı pazarlama ve eğitim programlarıyla firmaların kurumsal altyapısını geliştirdik. Sektör içi koordinasyonu sağlamak adına 9 istişare toplantısı gerçekleştirdik. Başarıyı ödüllendirmek amacıyla 4 büyük ödül töreni düzenledik. Tüm hamlelerin neticesinde 2025 yılı itibarıyla 1,8 milyar dolarlık devasa bir ihracat hacmine ulaştık. Yeni hizmet döneminde kazanılan başarıların üzerine koyarak ilerleyeceğiz. Temel önceliğimiz, sektörümüzün ihtiyaçlarını her platformda en gür sesle ifade etmek ve ihracatçımızın küresel rekabet gücünü artırmaktır.” diye konuştu.

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede! Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatında 3,9 Milyar Dolarlık İvme: Ayçiçek Yağı Zirvede!

Türkiye’nin hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü, 2026 yılının ilk dört ayını 3,9 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Miktar bazında düşüş yaşansa da birim fiyatlardaki artış geliri dengeledi. Sektör Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, "Yerli üretim kalemizle küresel darboğazı aşacağız" mesajı verdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; ayçiçek yağından makarnaya, bisküviden buğday ununa kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen ihracatta güçlü duruşunu sürdürüyor. İhracatın Yıldızı Ayçiçek Yağı Oldu Yılın ilk dört ayında sektörün en çok ihraç edilen ürün grupları ve performans verileri şu şekilde gerçekleşti: Toplam İhracat: 3,9 Milyar Dolar oldu. Ayçiçek Yağı: %24 artışla 452,2 milyon dolarla sektör lideri olurken, Çikolata ve Kakaolu Ürünler: 343,2 milyon dolar, Makarna, tatlı bisküvi ve gofretler 300 milyon dolar barajını aştı. İhracat miktarı geçen yıla oranla %16,7 gerilemiş olsa da, dolar bazındaki birim fiyatların %13,9 oranında yükselmesi, toplam değer kaybının %5,2'de sınırlı kalmasını sağladı. Pazar Çeşitliliği: İran’da Büyük Yükseliş Orta Doğu pazarında, özellikle Irak’taki %28,2’lik düşüşün etkisiyle toplamda %15,7’lik bir azalma kaydedildi. Ancak İran pazarı, %37,6’lık rekor artış ve 103,6 milyon dolarlık hacmiyle Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ilk 7 ülke arasına girmeyi başardı. Ahmet Tiryakioğlu: "Küresel Gıda Arzının Stratejik Kalesiyiz" TİM Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel ölçekte artan buğday fiyatları ve kuraklık endişelerine dikkat çekerek yerli üretimin önemini vurguladı: "Dünya genelinde gübre tedariki ve kuraklık nedeniyle gıda arzı üzerinde bir belirsizlik hakim. Ancak Türkiye, bu olumsuz tabloyu yerli üretimin bereketiyle lehine çeviriyor. Yağışların mevsim normallerinin üzerinde olması buğday rekoltesi beklentimizi yükseltti. Sanayi altyapımızla birleşen bu verimlilik, ülkemizi küresel gıda arz güvenliğinin stratejik bir kalesi haline getiriyor." Kamu-Özel Sektör İş Birliği Güven Veriyor Finansman maliyetleri ve lojistik zorluklara rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) dengeleyici rolünün kritik olduğunu belirten Tiryakioğlu, "Kamunun stok yönetimi ve çiftçimizi koruyan duyarlılığı, ihracat pazarlarındaki rekabetçiliğimizin teminatıdır" dedi.

Her Sofrada Güven, Her Tabakta Denge: Reis Gıda Çölyak Hastalarının Yanında Haber

Her Sofrada Güven, Her Tabakta Denge: Reis Gıda Çölyak Hastalarının Yanında

Reis Gıda, "Dengeyi Sofrada, Kaliteyi Yaşamda" mottosuyla 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü’nde glutensiz beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Reis Royal serisi ve glutensiz un çeşitleriyle marka, çölyak hastaları ve sağlıklı beslenmeyi tercih edenler için güvenilir alternatifler sunuyor. Gıda sektörünün köklü markası Reis Gıda, glutensiz beslenme düzeninde doğru ürün seçiminin yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini vurguluyor. Bakliyat, pirinç, kinoa ve karabuğday gibi doğal olarak glutensiz ürünlerin yanı sıra yenilikçi Reis Royal ürün grubuyla marka, mutfaklarda hem besleyici hem de lezzetli bir dönüşüm başlatıyor. Glutensiz Beslenmede "Güvenli Gıda" Önceliği Günümüzde glutensiz beslenme, sadece tıbbi bir zorunluluk değil, aynı zamanda bilinçli bir yaşam tercihi olarak görülüyor. Reis Gıda, bu süreçte ürün içeriklerinin doğru okunması ve üretim süreçlerinde şeffaflığın kritik rol oynadığını belirtiyor. Markanın yüksek kalite standartlarıyla paketlediği pirinç, bakliyat ve yeni nesil ürünler, tüketicilere sofralarında ihtiyaç duydukları güveni sağlıyor. Reis Royal Serisi: Sofraların Yeni Nesil Süper Gıdaları Reis Gıda’nın inovatif yaklaşımıyla geliştirilen Reis Royal serisi; kinoa, chia, karabuğday, beluga mercimeği ve keten tohumu gibi fonksiyonel ürünlerle glutensiz mutfaklara çeşitlilik katıyor. Kahvaltı kaselerinden salatalara, ana yemeklerden sağlıklı atıştırmalıklara kadar geniş bir yelpazede kullanılabilen bu ürünler, yüksek besin değerleri ile öne çıkıyor. Bitkisel protein ve lif açısından zengin olan Royal serisi, tek tip beslenmenin ötesine geçerek dengeli tabaklar oluşturulmasına imkan tanıyor. Glutensiz Unlarla Geleneksel Lezzetlere Modern Dokunuş Reis Gıda, mutfaktaki pratikliği artırmak adına kırmızı mercimek unu, nohut unu ve karabuğday unu gibi ürünlerini tüketicilerle buluşturuyor. Bu unlar; ekmekten krep ve pankeke, kekten kurabiyeye kadar pek çok tarifte buğday ununa sağlıklı bir alternatif oluşturuyor. Vitamin ve mineral deposu olan bu unlar, geleneksel mutfak kültürünü modern ve glutensiz bir yaklaşımla birleştiriyor. Işılay Reis Yorgun: "Güvenilir Gıdaya Erişim En Temel Hakkımız" 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, şunları söyledi: "Glutensiz beslenmede en hassas konu güvenilir gıdaya erişimdir. Biz Reis Gıda olarak, sağlıklı ve dengeli beslenmenin toplumun her kesimi için ulaşılabilir olmasını hedefliyoruz. Bakliyattan yeni nesil glutensiz unlarımıza kadar geniş ürün yelpazemizle, sadece bir alternatif değil, aynı zamanda güvenilir bir mutfak kültürü sunuyoruz. Amacımız, her tabakta dengeyi ve her sofrada kaliteyi sağlamaktır."

Güneydoğu Anadolu’nun 3 Aylık Hububat Sektörü İhracatı 871,3 Milyon Dolar Haber

Güneydoğu Anadolu’nun 3 Aylık Hububat Sektörü İhracatı 871,3 Milyon Dolar

Güneydoğu Anadolu'nun toplam ihracatındaki yüzde 31,2 payı ile liderliğini sürdüren hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı yılın ilk çeyreğinde 871,3 milyon dolar oldu. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre bölgedeki hububat sektörü ihracatı miktar bazında yüzde 6,8 düşerken, değer bazında gerileme yüzde 2,9 seviyesinde kaldı. Üç aylık süreçte yaklaşık olarak 285,8 bin ton makarna, 191,8 bin ton buğday unu, 121 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 31,1 artış ile 195,6 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı yüzde 9,4 artışla 156,2 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 4,2 olarak gerçekleştiği bu dönemde Orta Doğu’ya ihracat yüzde 20,8 düşüşle 340,7 milyon dolar olurken, 317,2 milyon dolar ihracat yapılan Afrika pazarında yüzde 20,9 artış sağlandı. “Alıcıların daha temkinli ve fiyat odaklı hareket edeceği bir döneme giriyoruz” Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında enerji ve lojistik dengelerinin yeniden tanımlandığını, Hürmüz Boğazı’nda artan risklerin ve enerji arz güvenliğine ilişkin belirsizliklerin Türkiye’nin lojistik merkez olma potansiyelini güçlendirdiğini belirten Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu şunları söyledi: “Irak’ın petrol ihracatında Türkiye güzergâhını daha aktif kullanma stratejisi ve Kalkınma Yolu gibi projelerin hız kazanması, ülkemizi yalnızca bir transit ülke değil, bölgesel ticaretin ve enerji akışının merkezlerinden biri haline getirebilecek stratejik bir fırsat sunuyor. Jeopolitik avantajların kısa vadeli kazanımlarla sınırlı kalmaması ve uzun vadede rekabet gücüne dönüşebilmesi için elbette ticaret altyapısının, finansman ve tahsilat süreçlerinin ve sınır kapılarındaki operasyonel akışın aynı ölçüde güçlü ve öngörülebilir olması gerekiyor. Savaşa bağlı gerekçelerle, küresel tarım piyasalarında ihracatçılarımız açısından baskı yaratan unsurların bir süre daha devam etmesini bekliyoruz. Karadeniz havzasında üretim beklentilerinin güçlü seyretmesine de bağlı olarak, fiyat odaklı rekabetin daha da artacağı bir döneme giriyoruz. Bu tablo, özellikle buğday unu, makarna ve ayçiçek yağı gibi temel ürünlerde daha da belirleyici olacak. Öte yandan enerji, gübre ve lojistik maliyetlerindeki artışın üretim maliyetlerine yansıması yalnızca ihracat fiyatlarını değil, aynı zamanda ticaretin kontrat yapısını, risk iştahını ve pazar tercihlerini de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle mevcut dönemi yalnızca jeopolitik bir kırılma olarak değil; fiyatlama davranışlarından tedarik zincirlerine, rekabet dengelerinden üretim planlamasına kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci olarak değerlendirmek gerekiyor.” “Bazı pazarlarda daha yoğun bir rekabetle karşılaşacağız” Bölgesel ticarette lojistik ve güzergâh konularında yaşanan değişimin, rekabet baskısını artıracağını da dile getiren Kadooğlu şunları söyledi: “Irak ile Suriye arasında yaklaşık 14 yıldır kapalı olan sınır kapısının yeniden açılması ve alternatif transit hatların devreye girmesi, bölgesel ticaretin toplam büyüklüğünü artırma potansiyeli taşırken Türkiye açısından mevcut lojistik üstünlüğün daha rekabetçi bir zemine taşınmasına neden olabilir. Bugüne kadar Türkiye üzerinden akan ticaretin belirli bir zorunlulukla şekillendiği bir yapıdan, alternatif koridorların olduğu çok merkezli bir yapıya geçilebilir. Maliyet ve süre avantajları sağlayan yeni hatların aktif hale gelmesinin, Türk ihracatçılarının bazı pazarlarda daha yoğun bir rekabetle karşılaşmasına yol açması muhtemel. Nitekim bu süreçte yalnızca lojistik hatlar değil, aynı pazarlara erişen tedarikçilerin sayısı ve çeşitliliği de artıyor; bu da özellikle Afrika ve Orta Doğu pazarlarında fiyat hassasiyetinin daha da belirleyici hale gelmesine yol açıyor. Dolayısıyla bizim için asıl mesele, bölgesel ticaret içindeki payımızın ve yönlendirme kapasitemizin korunması olacak. Bu nedenle Orta Doğu’ya açılan gümrük kapılarımızın tam kapasiteyle ve kesintisiz çalışması, mevcut hatların hız ve maliyet avantajını koruyacak şekilde güçlendirilmesi ve Türkiye’nin ‘doğal tedarikçi’ konumunu destekleyecek politikaların sürdürülmesi kritik önem taşıyor.”

AHBİB’den Dev İhracat Atılımı: İlk Çeyrekte 409 Milyon Dolarlık Performans Haber

AHBİB’den Dev İhracat Atılımı: İlk Çeyrekte 409 Milyon Dolarlık Performans

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), 2026 yılının ilk çeyreğinde 409,2 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştı. AHBİB Başkanı Veysel Memiş, küresel daralmaya rağmen yeni pazarlarda yaşanan sıçramanın sürdürülebilir büyüme için kritik olduğunu vurguladı. ​İhracatın Yeni Yıldızları: Ukrayna ve Güney Kore ​AHBİB’in 2026 yılı Ocak-Mart dönemi raporuna göre, ihracat hacminde en güçlü ivmelenme şaşırtıcı pazarlarda gerçekleşti. Geleneksel pazarlar olan Suriye, Irak ve Sudan liderliğini korurken; Ukrayna %598, Cibuti ve Güney Kore ise %127’lik artış oranlarıyla dönemin parlayan yıldızları oldu. ​Başkan Veysel Memiş, Ukrayna pazarındaki 10,9 milyon dolarlık çıkışın bölgedeki tedarik zinciri değişimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, Türk ihracatçısının hızlı adaptasyon kabiliyetine dikkat çekti. ​Sektörün Lokomotifi: Pastacılık Ürünleri ​Yılın ilk üç ayında ürün grubu bazında en yüksek performans pastacılık ürünlerinden geldi. ​İhracat Payı: %21 ​İhracat Değeri: 84,5 Milyon Dolar ​Öne Çıkan Ürün: Tatlı bisküvi ve gofretler (25,2 Milyon Dolar) ​Veysel Memiş, katma değeri yüksek ve markalı ürünlerin küresel rekabette Türkiye’nin elini güçlendirdiğini ifade etti. ​Bakliyat ve Yağlı Tohumlarda Stratejik Dengelenme ​Bakliyat grubunda kırmızı mercimek 62,4 milyon dolar ile ana taşıyıcı konumunu sürdürürken, fasulye ihracatında yaşanan %209’luk artış ürün çeşitliliğinin başarısını kanıtladı. ​Yağlı tohumlar grubunda ise dikkat çekici bir veri paylaşıldı: Ayçiçeği tohumunda miktar bazında düşüş yaşanmasına rağmen, değer bazında %2’lik artış kaydedildi. Bu durum, birim fiyatların yükseldiğini ve ihracatın daha nitelikli hale geldiğini gösteriyor. Keten tohumu ise %1.423 gibi rekor bir artış oranıyla dikkat çekti. ​"Sektör Küçülmüyor, Yön Değiştiriyor" ​Küresel piyasalardaki fiyat oynaklığı ve bölgesel risklere değinen Başkan Memiş, şu değerlendirmede bulundu: ​"Geleneksel yüksek hacimli büyüme modeli yerini katma değerli ürünlere ve yeni pazar arayışlarına bırakıyor. Sektörümüz orta ve uzun vadede daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Cibuti gibi stratejik noktalar üzerinden Afrika’ya, Güney Kore gibi yüksek standartlı pazarlar üzerinden Asya’ya açılıyoruz."

İİB’den İhracat Atağı: İlk Çeyrekte 2,9 Milyar Dolarlık Başarı! Haber

İİB’den İhracat Atağı: İlk Çeyrekte 2,9 Milyar Dolarlık Başarı!

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), 2026 yılının ilk çeyreğinde, bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliği ile bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla artış ile 2 milyar 930 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “Bölgemizde yaşanan gerginlikler ve yakın coğrafyamızdaki savaşların da etkisine rağmen, yılın ilk 3 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla, yüzde 0.3 oranında artışla, ihracatımızı koruyabildik. Yılın ilk çeyreğinde, en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz pazarlarımızda büyüdük. Bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla Birleşik Krallık’a yüzde 42.7, Almanya’ya yüzde 5, Norveç’e ise yüzde 26 oranında ihracat artışları gerçekleştirdik. Yurt içi ve yurt dışında sektörlerimize yönelik düzenlediğimiz etkinliklerimiz ile yılın ilk çeyreğini başarılı bir şekilde tamamladığımızı söylemekten mutluluk duyarım.” dedi. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliğine üye farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firma ile 2026 yılının ilk üç ayında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla artış ile 2 milyar 930 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İstanbul İhracatçıları, 183 ülke pazarına ürün sattı ve ülke ihracatındaki payını yüzde 5.3’e çıkardı. İstanbul İhracatçı Birlikleri, mart ayında ise bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2.8 oranında artış ile 1 milyar 14 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İlk çeyrekte en fazla ihracat Birleşik Krallık’a İstanbul İhracatçı Birlikleri, yılın ilk üç ayında, değer bazında en fazla ihracatı 176 milyon dolar ile Birleşik Krallık’a gerçekleştirdi. Birleşik Krallık’a en fazla gemi ile kağıt ve karton ürünleri satıldı. İİB, Birleşik Krallık’ın ardından değer bazında en fazla Almanya, Norveç, Amerika Birleşik Devletleri ve Irak’a ihracat yaptı. İİB tarafından yapılan ihracatta; Almanya’ya fındık ve mamulleri ile kağıt ve karton ürünleri; Norveç’e gemi; Amerika Birleşik Devletleri’ne hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri şeker ve şekerli mamuller alt sektörü ile kağıt ve karton ürünleri: Irak’a ise, ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller ön plana çıktı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 757 milyon dolar ile Avrupa Birliği ülkeleri oldu. AB’ye yapılan ihracat, bir önceki döneme kıyasla yüzde 4.1 oranında arttı. İİB bünyesinde bulunan birliklerden İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), 2026 yılının ilk çeyreğinde, 846 milyon dolar; İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 816.5 milyon dolar; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 585 milyon dolar; İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), 297.5 milyon dolar; İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), 230.5 milyon dolar; İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 137 milyon dolar; İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB), 79 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi. Özkan: Yılın ilk çeyreğinde, en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz pazarlarımızda büyüdük İstanbul İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “Bölgemizde yaşanan gerginlikler ve yakın coğrafyamızdaki savaşların da etkisine rağmen, yılın ilk 3 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla, yüzde 0.3 oranında artışla, ihracatımızı koruyabildik. Yılın ilk çeyreğinde, en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz pazarlarımızda büyüdük. Bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla Birleşik Krallık’a yüzde 42.7, Almanya’ya yüzde 5, Norveç’e ise yüzde 26 oranında ihracat artışları gerçekleştirdik. Yurt içi ve yurt dışında sektörlerimize yönelik düzenlediğimiz etkinliklerimiz ile yılın ilk çeyreğini başarılı bir şekilde tamamladığımızı söylemekten mutluluk duyarım. Bölgenin önemli fuarlarına katılarak, sektörlerimizi farklı coğrafyalarda başarılı bir şekilde temsil ettik. İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), Kuzey Amerika’nın en önemli su ürünleri fuarlarından Seafood Expo North America (SENA) 2026’ya, info stant ile katılarak, Türk su ürünlerinin tanıtımını yaptı. Turquality Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde, ABD’nin ünlü şefleri tarafından Türk su ürünleri kullanılarak hazırlanan özel menülerle tadım etkinlikleri yapıldı. Dünyanın dört bir yanından mobilya üreticileri, ihracatçıları ve satın almacıları bir araya getiren CIFF 2026 Uluslararası Mobilya Fuarı’nda, Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri sektör kurulunda yer alan dört İhracatçı birliğinin (AKİB, EİB, İİB, OAİB) ortak katılım standı, “Heartmade” konsepti ile yoğun ilgi gördü. İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (İYMSİB), Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlenen Prowein Uluslararası Şarap ve İçecek Fuarı’na info stant ile katılarak, Türkiye’nin meyve ve sebze ürünlerini tanıttı. Mobilya Sektörü Rekabetçilik Çalıştayı, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) ev sahipliğinde ve İstanbul İhracatçı Birlikleri’nin (İİB) organizasyonunda gerçekleştirildi. Bu ay ihracatçılarımıza yönelik eğitimlerimiz de oldu. İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İHBİR) “İHBİR Teknik Eğitim Programı” kapsamında düzenlediği “Gıda Endüstrisi Perspektifinden Uygulamalı Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA): Modelleme, Analiz ve Raporlama” eğitimi, firma temsilcilerinin katılımı ile yapıldı. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB); “Satışta Etkili İkna Teknikleri”, Dış Ticarette Sahtecilik ve Dolandırıcılık: Riskler, Yaptırımlar ve Korunma Yöntemleri konularında genel katılıma açık, ücretsiz, çevrim içi eğitimler düzenledi. İİB, önümüzdeki aylarda da düzenleyeceği etkinlikler ile ihracat bayrağını dünyanın farklı ülkelerinde dalgalandırmaya devam edecek” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.