CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!''
CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!''
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te
bir basın açıklaması yaptı.
Haber Giriş Tarihi: 14.05.2026 21:09
Haber Güncellenme Tarihi: 14.05.2026 21:12
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te
yaptığı açıklamada, AKP iktidarının tarımı planlayan, üreticiyi destekleyen kamucu anlayışı
tasfiye ettiğini, artan maliyetler, borç yükü ve şirket odaklı politikalar nedeniyle çiftçinin
üretimden çekildiğini ifade etti, “Çiftçinin alın terini borca, ithalata ve şirketlere teslim eden
iktidarı göndereceğiz. Bu ülkenin çiftçisi yeniden toprağıyla, üretimle buluşacak, emeğinin
karşılığını alacak” dedi.
AKP’nin üretim karşıtı politikalarının çiftçiyi hızla tarımdan uzaklaştırdığını belirten
Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki çöküşün verilerle ortada olduğunu söyledi. 2000’li
yılların başında 2,8 milyon olan kayıtlı çiftçi sayısının bugün 2,3 milyona düştüğünü
kaydeden Sarıbal, SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısının ise son 17 yılda 1 milyondan 616 bine
gerilediğini ifade etti. Kırsalın hızla yaşlandığını belirten Sarıbal, çiftçilerin yaş ortalamasının
60’a yaklaştığını söyledi. Tarımın istihdam ve milli gelir içindeki payının da dramatik
biçimde gerilediğine dikkati çeken Sarıbal, “2002’de toplam istihdamın yaklaşık yüzde 35’i
tarımdaydı. Bugün bu oran yüzde 14’e kadar düştü. Tarımın milli gelir içindeki payı ise yüzde
10’ların üzerinden yüzde 5,2 seviyesine geriledi” ifadelerini kullandı. Türkiye’de çiftçilerin
kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte biri kadar gelir elde edebildiğini belirten Sarıbal,
kişi başına tarımsal katma değerin Almanya’nın yaklaşık 8,5 kat, Fransa’nın ise 5 kat
gerisinde kaldığını söyledi.
İKTİDARIN ÇİFTÇİLERE 2 TRİLYON BORCU VAR!
2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun, tarımsal desteklerin milli gelirin en az yüzde
1’i düzeyinde verilmesini zorunlu kıldığını hatırlatan Sarıbal, iktidarın bu hükmü yıllardır
uygulamadığını söyledi. Çiftçiye verilen desteklerin çoğu zaman yüzde 0,5’in altında
kaldığını, son yıllarda ise yüzde 0,2 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Sarıbal, “Yasanın
öngördüğü desteğin yalnızca beşte biri çiftçiye verildi” dedi. Sarıbal, 2007-2026 döneminde
Tarım Kanunu’nun uygulanmaması nedeniyle devletin çiftçiye olan borcunun cari fiyatlarla
yaklaşık 2 trilyon liraya ulaştığını ifade etti.
TARIMSAL DESTEKLER 54, ÇİFTÇİNİN BORCU 256 KAT ARTTI!
Yetersiz destekler nedeniyle üreticinin bankalara bağımlı hale getirildiğini belirten Sarıbal,
çiftçilerin banka borcunun 2026 Mart itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 1 trilyon
350 milyar liraya yükseldiğini söyledi. “Son 20 yılda tarımsal destekler 54 kat artarken
çiftçilerin banka borçlarının 256 kat artması, desteklenenin üretici değil finans sistemi
olduğunu açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, mevcut politikaların kırsalı çöküşe
sürüklediğini kaydetti.
26 MİLYON DEKAR TARIM ALANI KAYBEDİLDİ
Ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçilerin hızla üretimden çekildiğini ifade eden Sarıbal,
2002 yılında 266 milyon dekar olan ekili-dikili tarım alanlarının 2025 itibarıyla 240 milyon
dekara gerilediğine, yaklaşık 26 milyon dekarlık tarım alanının kaybedildiğine dikkati çekti.
Sarıbal, “Üreticiyi korumayan, planlamadan uzak, ithalata bağımlı bu anlayış sürdükçe hem
çiftçi yoksullaşacak hem de toplum sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimde daha büyük krizlerle
karşı karşıya kalacaktır” dedi. Hububat, bakliyat ve yağlı tohum üretiminin artan nüfusun
ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, bunun ithalatı destekleyen tarım
politikalarının sonucu olduğunu söyledi. 2025 yılının Türkiye tarımı açısından çok yönlü bir
yıkım yılına dönüştüğünü ifade eden Sarıbal, kuraklık ve zirai don olaylarının zaten kırılgan
hale getirilen bitkisel üretimi ağır biçimde sarstığını belirtti. Tarımsal hasılanın son 25 yılın en
sert daralmalarından birini yaşayarak yüzde 8,8 küçüldüğünü kaydeden Sarıbal, birçok üründe
rekolte kayıplarının yüzde 60’lara ulaştığını vurguladı.
ÇİFTÇİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON ÇOK DAHA YÜKSEK
TÜİK’in 2026 Mart verilerine göre genel enflasyonun yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise
yüzde 32,36 olarak açıklandığını hatırlatan Sarıbal, çiftçinin yaşadığı gerçek enflasyonun çok
daha yüksek olduğunu söyledi. Son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 57 ile yüzde 104
arasında arttığını, mazot fiyatlarındaki yükselişin ise yüzde 57,6’ya ulaştığını belirten Sarıbal,
elektrik, sulama, yem ve zirai ilaç maliyetlerindeki artışlarla birlikte üretimin sürdürülemez
hale geldiğini ifade etti. “Temel tarımsal girdilerin enflasyonun iki katına varan oranlarda
zamlanması, çiftçinin her üretim döneminde daha da yoksullaştığını açıkça göstermektedir”
diyen Sarıbal, üreticinin üretimden çekilmesiyle birlikte Türkiye’nin gıda güvencesinin de
ciddi biçimde zayıfladığını kaydetti.
KAMUCU POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMEDEN KRİZİNDEN ÇIKAMAYIZ
Tarımda üretimin ve çiftçinin milli gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirten
Sarıbal, tarımsal desteklerin Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü gibi milli gelirin en az yüzde 1’i
düzeyine çıkarılması çağrısında bulundu. Çiftçi BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi,
emeklilik için gerekli prim gün sayısının 7 bin 200’e indirilmesi ve SGK prim ödeme gün
sayısının 15 güne düşürülmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, başta don ve kuraklık olmak
üzere tüm doğal afetlerde üreticinin gerçek zararının eksiksiz karşılanması gerektiğini söyledi.
Sarıbal, “Üreticiyi koruyan kamucu politikalar hayata geçirilmeden Türkiye’nin tarım ve gıda
krizinden çıkması mümkün değildir” dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
CHP'li Sarıbal: ''Kırsalı Yeniden Bereketlendireceğiz!''
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te bir basın açıklaması yaptı.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle Meclis’te
yaptığı açıklamada, AKP iktidarının tarımı planlayan, üreticiyi destekleyen kamucu anlayışı
tasfiye ettiğini, artan maliyetler, borç yükü ve şirket odaklı politikalar nedeniyle çiftçinin
üretimden çekildiğini ifade etti, “Çiftçinin alın terini borca, ithalata ve şirketlere teslim eden
iktidarı göndereceğiz. Bu ülkenin çiftçisi yeniden toprağıyla, üretimle buluşacak, emeğinin
karşılığını alacak” dedi.
AKP’nin üretim karşıtı politikalarının çiftçiyi hızla tarımdan uzaklaştırdığını belirten
Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki çöküşün verilerle ortada olduğunu söyledi. 2000’li
yılların başında 2,8 milyon olan kayıtlı çiftçi sayısının bugün 2,3 milyona düştüğünü
kaydeden Sarıbal, SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısının ise son 17 yılda 1 milyondan 616 bine
gerilediğini ifade etti. Kırsalın hızla yaşlandığını belirten Sarıbal, çiftçilerin yaş ortalamasının
60’a yaklaştığını söyledi. Tarımın istihdam ve milli gelir içindeki payının da dramatik
biçimde gerilediğine dikkati çeken Sarıbal, “2002’de toplam istihdamın yaklaşık yüzde 35’i
tarımdaydı. Bugün bu oran yüzde 14’e kadar düştü. Tarımın milli gelir içindeki payı ise yüzde
10’ların üzerinden yüzde 5,2 seviyesine geriledi” ifadelerini kullandı. Türkiye’de çiftçilerin
kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte biri kadar gelir elde edebildiğini belirten Sarıbal,
kişi başına tarımsal katma değerin Almanya’nın yaklaşık 8,5 kat, Fransa’nın ise 5 kat
gerisinde kaldığını söyledi.
İKTİDARIN ÇİFTÇİLERE 2 TRİLYON BORCU VAR!
2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun, tarımsal desteklerin milli gelirin en az yüzde
1’i düzeyinde verilmesini zorunlu kıldığını hatırlatan Sarıbal, iktidarın bu hükmü yıllardır
uygulamadığını söyledi. Çiftçiye verilen desteklerin çoğu zaman yüzde 0,5’in altında
kaldığını, son yıllarda ise yüzde 0,2 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Sarıbal, “Yasanın
öngördüğü desteğin yalnızca beşte biri çiftçiye verildi” dedi. Sarıbal, 2007-2026 döneminde
Tarım Kanunu’nun uygulanmaması nedeniyle devletin çiftçiye olan borcunun cari fiyatlarla
yaklaşık 2 trilyon liraya ulaştığını ifade etti.
TARIMSAL DESTEKLER 54, ÇİFTÇİNİN BORCU 256 KAT ARTTI!
Yetersiz destekler nedeniyle üreticinin bankalara bağımlı hale getirildiğini belirten Sarıbal,
çiftçilerin banka borcunun 2026 Mart itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 40 artarak 1 trilyon
350 milyar liraya yükseldiğini söyledi. “Son 20 yılda tarımsal destekler 54 kat artarken
çiftçilerin banka borçlarının 256 kat artması, desteklenenin üretici değil finans sistemi
olduğunu açıkça göstermektedir” diyen Sarıbal, mevcut politikaların kırsalı çöküşe
sürüklediğini kaydetti.
26 MİLYON DEKAR TARIM ALANI KAYBEDİLDİ
Ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçilerin hızla üretimden çekildiğini ifade eden Sarıbal,
2002 yılında 266 milyon dekar olan ekili-dikili tarım alanlarının 2025 itibarıyla 240 milyon
dekara gerilediğine, yaklaşık 26 milyon dekarlık tarım alanının kaybedildiğine dikkati çekti.
Sarıbal, “Üreticiyi korumayan, planlamadan uzak, ithalata bağımlı bu anlayış sürdükçe hem
çiftçi yoksullaşacak hem de toplum sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimde daha büyük krizlerle
karşı karşıya kalacaktır” dedi. Hububat, bakliyat ve yağlı tohum üretiminin artan nüfusun
ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, bunun ithalatı destekleyen tarım
politikalarının sonucu olduğunu söyledi. 2025 yılının Türkiye tarımı açısından çok yönlü bir
yıkım yılına dönüştüğünü ifade eden Sarıbal, kuraklık ve zirai don olaylarının zaten kırılgan
hale getirilen bitkisel üretimi ağır biçimde sarstığını belirtti. Tarımsal hasılanın son 25 yılın en
sert daralmalarından birini yaşayarak yüzde 8,8 küçüldüğünü kaydeden Sarıbal, birçok üründe
rekolte kayıplarının yüzde 60’lara ulaştığını vurguladı.
ÇİFTÇİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON ÇOK DAHA YÜKSEK
TÜİK’in 2026 Mart verilerine göre genel enflasyonun yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise
yüzde 32,36 olarak açıklandığını hatırlatan Sarıbal, çiftçinin yaşadığı gerçek enflasyonun çok
daha yüksek olduğunu söyledi. Son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 57 ile yüzde 104
arasında arttığını, mazot fiyatlarındaki yükselişin ise yüzde 57,6’ya ulaştığını belirten Sarıbal,
elektrik, sulama, yem ve zirai ilaç maliyetlerindeki artışlarla birlikte üretimin sürdürülemez
hale geldiğini ifade etti. “Temel tarımsal girdilerin enflasyonun iki katına varan oranlarda
zamlanması, çiftçinin her üretim döneminde daha da yoksullaştığını açıkça göstermektedir”
diyen Sarıbal, üreticinin üretimden çekilmesiyle birlikte Türkiye’nin gıda güvencesinin de
ciddi biçimde zayıfladığını kaydetti.
KAMUCU POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMEDEN KRİZİNDEN ÇIKAMAYIZ
Tarımda üretimin ve çiftçinin milli gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini belirten
Sarıbal, tarımsal desteklerin Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü gibi milli gelirin en az yüzde 1’i
düzeyine çıkarılması çağrısında bulundu. Çiftçi BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi,
emeklilik için gerekli prim gün sayısının 7 bin 200’e indirilmesi ve SGK prim ödeme gün
sayısının 15 güne düşürülmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, başta don ve kuraklık olmak
üzere tüm doğal afetlerde üreticinin gerçek zararının eksiksiz karşılanması gerektiğini söyledi.
Sarıbal, “Üreticiyi koruyan kamucu politikalar hayata geçirilmeden Türkiye’nin tarım ve gıda
krizinden çıkması mümkün değildir” dedi.
En Çok Okunan Haberler