Hava Durumu

#Balık

Kırsal Haber - Balık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın Balıkçıları Derneği Başkanı Sevinç Üsküplü: “Güçlü Kadınlar, Güçlü Deniz Toplulukları Demektir” Haber

Kadın Balıkçıları Derneği Başkanı Sevinç Üsküplü: “Güçlü Kadınlar, Güçlü Deniz Toplulukları Demektir”

Köşe yazarımız Su Ürünleri Mühendisi Gizem Tanrıkul Tunca, Kadın Balıkçıları Derneği Başkanı Sevinç Üsküplü ile derneğin kuruluş hikâyesi, faaliyet alanları, yürüttüğü projeler ve kadın balıkçıların sektördeki konumu üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda kadın balıkçıların hakları, görünmeyen emeklerinin görünür kılınması, ulusal ve uluslararası dayanışma çalışmaları ile iklim değişikliğinin balıkçılık üzerindeki etkileri ele alındı. Köşe yazarımız Su Ürünleri Mühendisi Gizem Tanrıkul Tunca’nın soruları ve Kadın Balıkçıları Derneği Başkanı Sevinç Üsküplü’nün yanıtları şöyle: Gizem Tanrıkul Tunca: ''Kadın Balıkçıları Derneği’nin kuruluş hikâyesini anlatır mısınız? Derneğin kurulmasına duyulan ihtiyaç nasıl ortaya çıktı ve kadın balıkçıların haklarını güçlendirmek, seslerini duyurmak için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?'' Sevinç Üsküplü: ''Kadın Balıkçıları Derneğinin serüveni, 2007 yılında Dr. Huriye Göncüoğlu’nun yüksek lisans teziyle başladı. 2010-2011 yılları arasında Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) çatısı altında akademiden sahaya indi. Bu kapsamda kadın balıkçılara yönelik ekipman temini ve eğitim faaliyetleri yürütüldü. Saha çalışmaları, kadın balıkçıların yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi, görünürlüklerinin artırılması ve örgütlenme kapasitelerinin güçlendirilmesi gibi daha yapısal gereksinimleri olduğunu ortaya koydu. Daha önce Türkiye'deki balıkçılık sektöründe çalışan kadınlara ilişkin herhangi bir tespit veya değerlendirme yapılmamış, dolayısıyla çözüm ya da eylem planı da oluşturulmamıştı. Balıkçılık mesleği artık eskisi kadar gelir getiren bir meslek değil. Biyolojik çeşitliliğin azalması ve iklim krizinin etkileri, küçük ölçekli balıkçıları ek gelir kaynakları aramaya yöneltiyor. Biz de onlarla bazı üretim modelleri üzerine çalıştık. Çalışmalarımız sırasında, bölgeye gittiğimizde hemen kabul görmemiz beklenemezdi. Önce eşini, eşi yoksa ailedeki erkek bireyi, erkek birey yoksa muhtarı, muhtar da yoksa yereldeki balıkçı liderini ziyaret ederek kendimizi tanıttık. Yaptığımız işin ne kadar kıymetli ve özel olduğunu, kadınların da yer aldığı bir balıkçılık sektörü için kurduğumuz hayali onlarla paylaştık. Denizlerde kazandığımız deneyimlerle iç sulara yöneldik. Uluabat ve Beyşehir gölleri gibi bölgelerde de denizlerde karşılaştığımız engellerle karşılaştık. Ancak kadınların bizi kucaklayıcı tavrı ve sorunlarına sahip çıkmaları bizi heveslendirdi. Kimi zaman gündüz, kimi zaman gece saat ikide kıraathanede; kimi zaman köyün ilkokul sınıfında, kimi zaman bir evde, hatta bir caminin avlusunda buluştuk. Dünyadaki ve Türkiye'deki kadın balıkçıları, sorunlarını ve hayallerini konuştuk. Birlikte neler yapabileceğimizi tartıştık. Alanımızın yeterince geniş olmadığını, yaygınlaşamadığımızı gördük. Kadınların da talepleri doğrultusunda yerelden ulusal ölçeğe uzanan bir desteğe ihtiyaç olduğunu düşündük. Tam o sırada, Türkiye'nin en büyük balıkçı örgütlerinden biri olan Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) çatısı altında Kadın Balıkçı Komisyonunu kurduk. Bu açıdan şanslıydık. Kadın Balıkçı Komisyonu, kadınların bu meslekte sürdürülebilir biçimde var olabilmesi ve kendilerini sorunun değil, çözümün bir parçası olarak görebilmesi için oluşturuldu. Akademide üretilen bilginin sahada karşılığı yoksa eksik kaldığına inanıyoruz. Araştırmalarımız sırasında kadınların deneyimlerinin yalnızca veri olarak kalmasına razı olmadık. Bu bilginin kadınların hayatını dönüştürmesi gerekiyordu. Dernek tam da bu noktada doğdu: Akademide söylenenin sahada savunuculuğa, örgütlenmeye ve güçlenmeye dönüşmesi için. Yani Kadın Balıkçıları Derneği önce bir tez çalışmasından, ardından da bir sorumluluktan doğdu. Kadın Balıkçıları Derneği, denizel ekosistem açısından önemli paydaşlar olan kadınları toplumsal, ekonomik ve mesleki açıdan güçlendirmeyi kendine misyon edinmiştir. Erkek egemen bu sektörde kadınları daha görünür kılmak başlıca hedefimizdir. Dernek olarak bu sektörde var olan; balıkçılık yapan, denize açılan, ağ donatan, balık satışı yapan, işleme ve işletme alanlarında, yetiştiricilikte, lojistikte, kurumların yönetiminde ve daha pek çok alanda emek veren tüm kadınlarla omuz omuzayız. Bu alanda ve meslekte ilk ve tek sivil toplum kuruluşuyuz. Bağımsız ve örgütlü bir yapıyız. Hopa'dan Samandağ'a kadar tüm kadın balıkçılar gönüldaşımızdır. Kadın Balıkçıları Derneği, bu meslekteki tek kadın sivil toplum kuruluşu olarak çok önemli bir paydaştır. Kuruluşumuzdan bu yana denizlerde görünmeyen kadın emeğini görünür kılmayı başardık. Kadınların balıkçılıkta söz sahibi olabilmesi için Türkiye'de ilk kez Kadın Balıkçı Komisyonunun kurulmasına öncülük ettik. Kadınların balıkçı kooperatiflerine ortak olabilmesi için savunuculuk yaptık ve kadın balıkçıların sahipliğindeki teknelere yüzde 35 daha fazla karşılıksız hibe desteği sağlanmasına yönelik politika değişikliğine öncülük ettik. Dernek, kadınların balıkçılık sektöründe hak ettikleri yeri alması için emek vermektedir. Çünkü güçlü kadınlar, güçlü deniz toplulukları demektir. Hedeflerimize yönelik çalışmalarımız şunlardır: Kadın balıkçıların konumlarını iyileştirmek ve birlikte güçlenmelerini sağlamak. Kadın balıkçıların rehberliğinde biyolojik çeşitliliği korumak. Kadın balıkçıların sahip olduğu geleneksel bilgiyi yaşatmak. Kadın balıkçıların mesleki eğitimlerle becerilerini güçlendirmek. Kadın balıkçıların karar alıcılar tarafından fark edilmelerini sağlamak. Kooperatiflere ortak olan kadınların sayısını artırmak. Genç nesil balıkçılar için seçenekler yaratmak. Balıkçı ailelerini mikro kredi sistemleri ve yeni gelir kaynakları gibi seçeneklerle desteklemek. Bu hedefler doğrultusunda birçok proje geliştirdik ve uyguladık. 1. Bir Mavi Gezen, Mavi İşler (2020-2021): Balık israfını önlemek ve aile ekonomisine katkı sağlamak amacıyla balık konservesi yapımını teşvik ettik. 2. Balıkçılar Arası Dayanışma ve Destek Programı (2020-2021): KAMER Vakfı ile ortak yürütülen program kapsamında dayanışma ve destek çalışmaları gerçekleştirdik. 3. Liderlik Programı: Yedi ilde takım liderlerimiz bulunuyor. 4. Mavi İşler Dijital Dönüşüm (2021): Kadınların dijital dönüşüm süreçlerine katılımını destekleyen çalışmalar yürüttük. 5. Mavi Pazaryeri: Denizden ilham alarak üretim yapan kadınların dayanışmasını temel alan sosyal girişimimiz kapsamında bir e-ticaret sitesini hayata geçirdik. 6. Denizler İçin Güçleniyoruz: Birleşmiş Milletler Kadın Biriminin (UN Women) desteğiyle yürütülen çalışma kapsamında lobicilik, savunuculuk ve mevzuat analizi faaliyetleri gerçekleştirdik. Balıkçılık sektöründe kadınların yetkinliklerinin artırılması ve söz sahibi olabilmesi için mevzuatın iyileştirilmesi kritik öneme sahip. 7. Kızılırmak Deltasında Kadın Balıkçılar: Geçmişin Gücüyle Geleceğe Yön Veriyor: Samsun'daki Kızılırmak Deltası'nda yürütülen programla sürdürülebilir balıkçılık için kadın balıkçıların yerel liderlik ve yönetim becerilerinin geliştirilmesi, ekosistem temelli yönetim uygulamalarının geleneksel balıkçılık pratikleriyle birleştirilmesi hedeflendi. Kadınlar önemli emekçilerdir. Hedefimiz, kadınların ve erkeklerin bir arada olduğu, eşit haklara sahip, bütüncül bir balıkçılık sektörü için çalışmaktır. Gizem Tanrıkul Tunca: ''Tunus'ta WWF Akdeniz Deniz Girişimi (WWF Mediterranean Marine Initiative) tarafından düzenlenen ve 10'dan fazla ülkeden 80'den fazla kadını bir araya getiren buluşmanın temel amacı neydi? Farklı ülkelerden kadınların deneyimlerinde hangi ortak sorunlar, ihtiyaçlar ve çözüm önerileri öne çıktı?'' Sevinç Üsküplü: ''Tunus'ta WWF Akdeniz Deniz Girişimi tarafından düzenlenen ve dokuz ülkeden 80'den fazla kadını bir araya getiren buluşmanın temel amacı, yaşanmış deneyimleri, yerel bilgileri ve kanıtları pratik eylemlerle birleştirerek Tunus'ta ve Akdeniz genelinde balıkçılıkta ve kıyı topluluklarında kadınların rolünü ve liderliğini güçlendirmekti. Diyalog, saha deneyimi ve bilgi alışverişi yoluyla kadınların ekonomik açıdan güçlendirilmesi, balıkçılık yönetimine etkin katılımı, iklim dayanıklılığı, döngüsel ekonomi ve kadın liderliğindeki girişimler ele alındı.Etkinlikte, daha kapsayıcı, dirençli ve sürdürülebilir kıyı topluluklarının oluşmasına katkı sağlayabilecek ortak önceliklerin, pratik çözümlerin ve iş birliği yollarının belirlenmesi amacıyla paydaşlar bir araya geldi. Farklı ülkelerden kadınların deneyimlerinde değişen iklim koşulları, istilacı türler ve biyolojik çeşitliliğin azalması ortak sorunlar olarak öne çıktı. İhtiyaçlar ve çözüm önerileri üzerine konuştuk. Ayrıca dostluklar kurduk.'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Türkiye'de kadın balıkçıların sayısı, kayıtlı çalışma durumu ve faaliyet alanlarına ilişkin somut veriler mevcut mu? Kadınlar balıkçılık sektöründe önemli roller üstlenirken emeklerinin görünürlüğünü ve sektördeki temsillerini nasıl değerlendiriyorsunuz?'' Sevinç Üsküplü: ''Türkiye'de kadın balıkçıların sayısına, kayıtlı çalışma durumlarına ve faaliyet alanlarına ilişkin maalesef somut veriler mevcut değil. Kadınlar balıkçılık sektöründe önemli roller üstlenmelerine rağmen emekleri yeterince görünür değil. Türkiye'de binlerce aile balıkçılıktan geçiniyor. Diğer sektörlerde olduğu gibi balıkçılık sektöründe de kadınlar görünmüyor; eşit haklara ve eşit ücretlere sahip değiller. Sorunların başında, tekne sahibi olmadıkları için resmî kayıtlarda görünmemeleri geliyor. Balıkçı kooperatiflerine katılamıyor ve ortak olamıyorlar. Bu nedenle kadın balıkçıların denizdeki emekleri fark edilmiyor ve kayıt altına alınamıyor. Kooperatiflerde temsil edilemiyor, karar mekanizmalarında yer alamıyorlar. Sonuç olarak kadın balıkçıların varlıkları ve kararları, balıkçılık sektörüne yönelik politikalara yansımıyor. Bu durum değişmeye başladı. Kadın Balıkçıları Derneği olarak kuruluşumuzdan bu yana denizlerde görünmeyen kadın emeğini görünür kılmayı başardık. Kadınların balıkçılıkta söz sahibi olabilmesi için Türkiye'de ilk kez Kadın Balıkçı Komisyonunun kurulmasına öncülük ettik. Kadın balıkçıların kooperatiflere ortak olabilmesi için savunuculuk çalışmalarına başladık. Bu süreçte çok önemli bir gelişme daha yaşandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile yaptığımız istişareler sonucunda, kadın balıkçıların sahipliğindeki teknelere yüzde 35 daha fazla karşılıksız hibe desteği sağlanmasına yönelik politika değişikliğine derneğimiz öncülük etti. Derneğimizin yaptığı çalışmaların her biri büyük yankı uyandırdı ve ulusal ve uluslararası pek çok ödül aldı. Denizlerimizin sürdürülebilirliği için denizden ekmeğini kazanan ve denizde istihdam sağlayan tüm kadınların sesi olmaya devam edeceğiz.'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Önümüzdeki 10 yılda Türkiye'de iklim değişikliği ve denizlerdeki ekolojik değişimler balıkçılığı ve kadın balıkçıların geleceğini nasıl etkileyecek? Kadın emeğinin görünürlüğünü artırmak ve sektördeki konumlarını güçlendirmek için neler yapılmalı?'' Sevinç Üsküplü: ''Önümüzdeki 10 yıl, Türkiye'de balıkçılık açısından yalnızca iklim değişikliğiyle mücadele dönemi değil; aynı zamanda denizle kurduğumuz ilişkiyi, balıkçılığın geleceğini ve kadın emeğinin sektördeki yerini yeniden düşünmemiz gereken bir dönem olacak. Bence burada en önemli nokta şu: Denizlerde yaşanan değişimler balıkçıların geçim kaynaklarını etkilerken çoğu zaman resmî kayıtlarda görünmeyen kadınların emeğini de doğrudan etkileyecek. Önümüzdeki 10 yılda iklim değişikliği, Türkiye'de balıkçılığın hem ekolojik hem ekonomik hem de toplumsal yapısını etkileyecek. Denizlerin ısınması, balık türlerinin yer değiştirmesi ve aşırı hava olaylarının artması, özellikle küçük ölçekli kıyı balıkçılığının geleceğini daha belirsiz hâle getirebilir. Türkiye'de balıkçılık; yalnızca avlanan balık miktarı açısından değil, balık türlerinin dağılımı, avlanma mevsimleri, balıkçıların gelirleri ve kıyı topluluklarının geleceği açısından da önemli ölçüde olumsuz etkilenebilir. Bunu özellikle Türkiye'nin dört denizini ve küçük ölçekli balıkçılığı düşünerek değerlendirebiliriz. Balık türlerinin dağılımı değişecek. Balıkların üreme ve göç dönemleri değişebilecek. Bazı balık stokları baskı altında kalacak. İstilacı türlerin yayılması kolaylaşabilecek. Özellikle Akdeniz'de sıcak sulara uyumlu bazı istilacı türler yayılım alanlarını genişletebilir. Bu durum, yerli türlerle aralarındaki besin ve yaşam alanı rekabetini değiştirebilir. Balıkçıların ekonomik koşulları zorlaşabilecek. Balığın yerini bulmak için daha uzun mesafeler kat etmek, av araçlarını değiştirmek veya farklı türlere yönelmek gerekebilir. Bu durum yakıt, ekipman ve pazarlama maliyetlerini artırabilir. Kadın balıkçılar açısından bu ne anlama geliyor? Kadınların balıkçılıktaki emeği denize açılmanın ötesindedir. Ağ donatma, ağ onarma, balığı ayıklama, işleme, satış ve aile işletmesinin sürdürülmesi gibi faaliyetler de balıkçılığın ayrılmaz parçalarıdır. Balık türleri ve av mevsimleri değiştiğinde kadınların çalışma koşulları, gelirleri ve ekonomik güvenceleri de etkilenebilir. Bu nedenle kadınların emeklerinin resmî kayıtlarda tanınması, sosyal güvenceye erişimlerinin güçlendirilmesi ve iklim politikalarının hazırlanmasına katılmaları önemlidir. Peki, neler yapılmalı? Deniz sıcaklıkları ve balık stokları düzenli olarak izlenmeli. Avcılık yönetimi bilimsel verilere göre güncellenmeli. Küçük ölçekli balıkçılara iklim değişikliğine uyum desteği sağlanmalı. Kadın balıkçıların yerel bilgileri bilimsel araştırmalara dâhil edilmeli. Kadınların emeği ve ekonomik katkısı tanınmalı, karar mekanizmalarındaki temsilleri güçlendirilmeli. Temel mesajım şu: Denizlerin ısınması yalnızca balıkların yaşamını değil, denizle geçinen insanların geleceğini de etkileyecek. Deniz ekosistemlerini korumak ve balıkçılığın sürdürülebilirliğini sağlamak için kadın emeğini tanımak ve kadın balıkçıları çözümün bir parçası hâline getirmek gerekiyor.''

Balık Halinde İlk Ayda İşlem Hacmi 9 Bin Tonu Aştı Haber

Balık Halinde İlk Ayda İşlem Hacmi 9 Bin Tonu Aştı

İzmirliler, av sezonunun açıldığı eylül ayında balık tezgâhlarına yoğun ilgi gösterdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali’nde bir ayda 9 bin 67 ton balık işlem görürken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artış yaşandı. Sezonun öne çıkan balığı ise palamut oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali’nde yeni sezon bereketli başladı. Türkiye’nin lider su ürünleri hallerinden biri olan ve yılda 50 bin tonun üzerinde işlem hacmine ulaşan halde, 1 Eylül itibarıyla tezgâhlar doldu taştı. Dört aylık av yasağının sona ermesiyle birlikte İzmirliler, semt pazarlarından marketlere, balıkçılardan satış noktalarına kadar balığa yoğun ilgi gösterdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde haftanın 7 günü, 24 saat hizmet veren Su Ürünleri Hali’nde, eylül ayında 9 bin 67 ton balık işlem gördü. Geçen yılın aynı döneminde 8 bin 395 ton olan işlem hacmi, bu yıl yüzde 8 artış gösterdi. Sardalya, hamsi, palamut Su Ürünleri Hali’nde eylül ayında en çok işlem gören balıklar sıralamasında sardalya ve hamsi zirveye yerleşti. Uygun fiyatlarıyla vatandaşların sofralarında sıkça yer bulan sardalya, 2 bin 172 tonluk işlem hacmiyle ilk sırada yer alırken, hamsi 1781 tonla ikinci oldu. Listenin üçüncü sırasına ise geçen yıl öne çıkmayan palamut damga vurdu. 2025 yılında 100 tonun altında işlem gören palamut-torik, 2026’nın eylül ayında 1069 tonluk işlem hacmine ulaştı. Yüksek besin değeri ve lezzetiyle öne çıkan palamut, bu sezon uygun fiyatıyla da İzmirlilerin sofralarını süsledi. Sardalya, hamsi ve palamudun ardından en çok işlem gören balıklar sıralamasında 324 tonla çipura dördüncü, 231 tonla levrek beşinci sırada yer aldı. Çim çim karides 174 tonla altıncı, kolyoz 169 tonla yedinci, bakalyaro 167 tonla sekizinci, kupes 155 tonla dokuzuncu, barbun ise 152 tonluk işlem hacmiyle onuncu oldu Hizmet kalitesi korundukça işlem hacmi büyüyor 2026 yılının geride kalan 9 aylık döneminde 31 bin 697 tonla zirvedeki yerini koruyan İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali, işlem hacmi, düzeni, denetimleri, imkânları ve çeşitliliğiyle Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor. Halde hizmet kalitesinin korunması için Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın kontrol ekipleri ve mühendisleri, Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleriyle koordineli biçimde denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Hal girişlerinde yapılan kontrollerle kayıp ve kaçaklara geçit verilmezken, satış alanlarında düzenin sağlanması ve hijyen koşullarının korunmasına yönelik çalışmalar titizlikle yürütülüyor.

Palamut Bolluğu Fiyatları Düşürdü, İSTDEMBİR'den Çağrı Geldi Haber

Palamut Bolluğu Fiyatları Düşürdü, İSTDEMBİR'den Çağrı Geldi

İstanbul İli Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği (İSTDEMBİR), bu sezon denizlerde yaşanan yoğun palamut avcılığının piyasadaki arzı artırarak fiyatları düşürdüğünü belirterek, palamut avcılığına geçici olarak ara verilmesi çağrısında bulundu. Artan avcılık fiyatları aşağı çekti İSTDEMBİR tarafından yapılan duyuruda, yoğun avcılık nedeniyle piyasaya sunulan palamut miktarının aşırı arttığı ve bunun balık fiyatlarında düşüşe yol açtığı belirtildi. Fiyatların gerilemesiyle balıkçıların ekonomik kayıplar yaşadığına dikkat çekilen duyuruda, kayıplarını telafi etmek isteyen balıkçıların daha fazla avcılığa yönelmesinin ise piyasadaki arzı artırarak fiyatların daha da düşmesine neden olduğu ifade edildi. Birlik, bu durumun sektör açısından ekonomik olarak sürdürülemez bir kısır döngü oluşturduğunu vurguladı. Palamut avcılığına geçici ara talebi Denizlerin bereketinin ekonomik kayba dönüşmemesi, piyasa dengesinin yeniden sağlanması ve balıkçıların emeklerinin karşılığını alabilmesi amacıyla palamut avcılığına geçici olarak ara verilmesi talep edildi. Çağrıya göre avcılığa 8 Ekim 2026 saat 00.00’dan başlayarak 12 Ekim 2026 Pazartesi günü saat 08.00’e kadar ara verilmesi isteniyor. Amaç avcılığı tamamen durdurmak değil İSTDEMBİR Yönetim Kurulu, önerilen uygulamanın temel amacının avcılığı tamamen durdurmak olmadığını belirtti. Birlik, geçici uygulamayla piyasadaki dengenin yeniden sağlanmasını, balıkçıların ekonomik kayıplarının azaltılmasını ve denizlerin bereketinin sürdürülebilir biçimde değerlendirilmesini hedeflediğini bildirdi.

İzmir’de Deniz Sevgisi Bilgiyle Buluştu: "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" Sahada! Haber

İzmir’de Deniz Sevgisi Bilgiyle Buluştu: "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" Sahada!

İzmir’de çocuklara deniz ekosistemini ve balıkçılığı sevdirmek amacıyla başlatılan "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" projesi kapsamında 200 öğrenci, su ürünleri dünyasını keşfetti. Mezattan tesislere uzanan iki günlük serüven, geleceğin balıkçılarına ilham oldu. ​Konak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklaşa yürüttüğü "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" projesi, çocukları denizle ve su ürünleri sektörüyle buluşturdu. Teorik eğitimlerin saha ziyaretleriyle harmanlandığı proje, sürdürülebilir balıkçılık konusunda farkındalık yarattı. ​Sınıftan Denize Bilgi Köprüsü ​Proje, Konak Mersinli Ortaokulu’nda eğitim gören 200 öğrenciye su ürünleri mühendisleri tarafından verilen kapsamlı eğitimlerle başladı. Deniz ekosisteminin korunması ve balıkçılık faaliyetlerinin anlatıldığı derslerin ardından, İzmir Ticaret Odası tarafından hazırlanan “Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası” kitabı öğrencilere hediye edilerek öğrenilen bilgilerin kalıcı olması sağlandı. ​Buca Balık Hali’nde Heyecanlı Mesai ​Eğitimin ikinci aşamasında öğrenciler, balıkçılığın nabzının attığı Buca Balık Hali’ne konuk oldu. Sabahın erken saatlerinde balıkçıların yoğun mesaisine tanıklık eden 30 öğrenci; ​Farklı balık türlerini yakından inceledi, ​Balık mezatlarının nasıl yapıldığını öğrendi, ​Denizden sofraya uzanan meşakkatli süreci yerinde gözlemledi. ​Modern Tesisler ve Dev Akvaryum Gezisi ​Geleceğin balıkçı adayları, sadece avcılığı değil, modern işleme süreçlerini de inceleme fırsatı buldu. Buca’daki Şahin Balıkçılık Su Ürünleri Tesisi’ni ziyaret eden çocuklar, su ürünlerinin teknolojiyle nasıl işlendiğini gördü. İki günlük maraton, Bayraklı West Park AVM’deki dev akvaryumda gerçekleştirilen büyüleyici bir turla sona erdi. ​Mehmet Şahin Çakan: "Denizleri Korumak Onları Sevdirmekle Başlar" ​Projenin paydaşlarından biri olmaktan gurur duyduklarını belirten İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, şu değerlendirmelerde bulundu: ​“Bugünün çocukları yarının yetişkinleridir. Denizlerimizi ve su ürünlerimizi korumanın yolu, onları çocuklarımıza sevdirmekten geçiyor. ‘Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası’ kitabımızla bu sürece katkı sunmak bizler için çok kıymetli. Tüm paydaşlarımıza emekleri için teşekkür ederiz.”

Sahurda ve İftarda Dengeli Beslenmeye Dikkat Edin Haber

Sahurda ve İftarda Dengeli Beslenmeye Dikkat Edin

Antalya Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni İpek Öztaş, Ramazan ayında değişen beslenme düzenine sağlıklı uyum sağlamanın yollarını anlattı. Sahur ve iftarda dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Öztaş, yavaş ve kontrollü yemenin sindirim sistemi için kritik olduğunu vurguladı. Ramazan ayının başlamasıyla birlikte günlük beslenme düzeni değişiyor, oruç sürecine sağlıklı bir geçiş yapmak ve vücut dengesini korumak ise büyük önem taşıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Merkezi’nde görev yapan diyetisyen İpek Öztaş, Ramazan boyunca doğru beslenme alışkanlıklarının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler verdi. SAHURDA YEDİKLERİMİZ ÖNEMLİ Beslenme düzeninin değiştiği bu dönemde vatandaşların bazı hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Öztaş, sahurun gün boyu enerjiyi korumak açısından kritik olduğunu söyledi. Öztaş, “Sahur, gün boyunca enerjinizi yüksek tutmanızı sağlar. Bu nedenle lif açısından zengin tam buğday ekmeği ve sebzeler ile protein değeri yüksek peynir, yumurta, yoğurt gibi besinler tercih edilmeli. Ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynakları da tokluk süresini uzatır ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar” dedi. İFTAR İÇİN DENGELİ BİR TABAK OLUŞTURULMALI İftara hurmayla başlamanın doğru bir tercih olduğunu ifade eden Öztaş, suyun yavaş tüketilmesi gerektiğini vurguladı. “Mideyi aniden doldurmak yerine küçük bir kase çorbayla başlanmalı ve ardından 10-15 dakika beklenmeli. Ana öğünde tavuk, balık, kırmızı et ya da baklagiller gibi protein kaynaklarının yanında tam buğday ekmeği, bulgur pilavı ve sebze tüketilerek dengeli bir tabak oluşturulmalı. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalı; ızgara, fırın veya tencere yemekleri tercih edilmeli” diye konuştu. YAVAŞ VE KONTROLLÜ YEMEYE ÖZEN GÖSTERİN Yeme alışkanlıklarının da en az içerik kadar önemli olduğunu belirten Öztaş, hızlı yemenin şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini söyleyerek, “Lokmalar iyice çiğnenmeli, yavaş ve kontrollü yenmeli. Günlük en az 2 litre su tüketilmeli. İftardan sonra meyve, süt, yoğurt ya da ayran gibi ara öğünler kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler sindirim sistemini destekler, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Trabzon Mutfağı "Lezzet Trabzon" Kitabıyla Kayıt Altına Alındı Haber

Trabzon Mutfağı "Lezzet Trabzon" Kitabıyla Kayıt Altına Alındı

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, şehrin gastronomi zenginliğini tanıtmak amacıyla 43 yöresel yemek tarifini 'Lezzet Trabzon' adlı kitapta bir araya getirdi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, nesilden nesile aktarılan yöresel mutfak kültürünü 'Lezzet Trabzon' adlı eserle kayıt altına aldı. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Turizm Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan kitapta; çorbalardan tavaya, balık çeşitlerinden ana yemeklere, ara sıcaklardan tatlılara kadar Trabzon mutfağına özgü 43 farklı tarif yer alıyor. Kitap yalnızca yazılı tariflerden oluşmuyor, sayfalarda bulunan QR kodlar aracılığıyla yemeklerin malzemeleri ve yapılış aşamaları videolu anlatımlarla dijital ortamda da izlenebiliyor. İlk etapta Türkiye genelinde gastronomi eğitimi veren okullara dağıtılması planlanan kitapla, Trabzon’un zengin mutfak mirasının ulusal ve uluslararası alanda tanıtılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. KÜLTÜREL BİR BELLEK Gastronominin şehirler için yalnızca bir lezzet unsuru değil, aynı zamanda kültürel mirasın önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Trabzon, yüzyıllardır yalnızca tarihi zenginlikleriyle değil, damaklarda iz bırakan eşsiz mutfağıyla da anılan bir şehirdir. Doğanın sunduğu nimetlerle yoğrulan, emeğin ve geleneğin harmanlandığı bu mutfak kültürü, kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. ‘Lezzet Trabzon’ sadece tariflerin yer aldığı bir eser değil; aynı zamanda bir bellektir" dedi. BU KÜLTÜRÜ BİRLİKTE YAŞATACAĞIZ Trabzon’un coğrafi işaretli ürünlerinden yöresel pişirme tekniklerine, tandır kültüründen balığın farklı pişirme yöntemlerine kadar uzanan zengin bir gastronomi mirasına sahip olduğunu belirten Başkan Genç, şunları söyledi: "Gastronomi, şehirlerin kimliğini ifade etmenin ve kültürünü paylaşmanın en güçlü yollarından biridir. ‘Lezzet Trabzon’, geçmişten bugüne uzanan bu birikimi herkesin deneyimleyebileceği bir zeminde buluşturmayı amaçlıyor. Dijital içeriklerle zenginleştirilen yapısıyla tariflerin mutfakta adım adım uygulanmasına imkan sağlıyor. Asıl kıymet ise bu tariflerle birlikte aktarılan kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere taşınmasıdır. Bu kültürü birlikte yaşatma arzusundayız."

Türkiye'de Balık Üretimi Cumhuriyet Tarihinin Rekorunu Kırdı Haber

Türkiye'de Balık Üretimi Cumhuriyet Tarihinin Rekorunu Kırdı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kota sisteminin üretim planlaması kapsamında çok etkili olduğunu belirterek, “2025'te Türkiye'de balık üretimi 1 milyon 20 bin tonla cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Yani bu hakikaten çok büyük, devasa bir rakam." dedi. Bakan Yumaklı Sarıyer'de balıkçılarla buluştu ve burada onların sorun ve taleplerini dinledi. 2025'in son gününde balıkçılarla beraber olduklarını dile getiren Yumaklı, her zaman olduğu gibi sektörün de sorunlarını bizzat balıkçı reislerin kendi ağızlarından dinlediklerini söyledi. Zaman zaman balıkçılarla bu şekilde bir araya geldiklerini kaydeden Bakan Yumaklı, bugün de kendilerine aktardıkları konuların bir kısmının önceden gelen konular olduğunu ve bunları da çözmek için gayret sarf edeceklerini bildirdi. “BALIKÇILIKTA, İHRACATTA 2 MİLYAR DOLAR SINIRINA ULAŞTIK" Bakan Yumaklı, bu sektörün Türkiye ekonomisi açısından son derece önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: “2 milyar dolar sınırına ulaştık ihracatta, bu son derece kıymetli. Yani üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin balıkçılarına da yetiştiricilerine de bu yakışırdı. 2025'te bir değerlendirme yapacak olursak tabii iklim değişikliğinin etkisi bütün sektörlerde olduğu gibi balıkçılık sektöründe de işte denizlerin sıcaklıkları, balıkların göç yollarının değişmesi ve benzeri gibi konularla onlar açısından da kimi zaman zor, kimi zaman kolay geçti ama netice itibarıyla kazasız belasız bu yılı atlatmış olduk." Yapılan bütün düzenlemeleri balıkçılarla konuşarak yaptıklarını vurgulayan Yumaklı, özellikle kota sisteminin üretim planlaması kapsamında çok etkili olduğuna işaret etti. Bakan Yumaklı, balıkçılarla buluşmalarında sistemin sonuçlarını ve düzeltilmesi gereken yönleri varsa onları da konuşmuş olduklarını aktararak, “2025'te Türkiye'de balık üretimi 1 milyon 20 bin tonla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Yani bu hakikaten çok büyük, devasa bir rakam. Tabii TÜİK tarafından sanırım haziran ayında tam kesin rakamlar açıklanacak ama bizim kayıtlarımıza göre bu. Bunun yaklaşık 400 bin tonu avcılık, 600 bin tonu yetiştiricilikten gerçekleşmiş oldu." ifadelerini kullandı. Koruma-kullanma dengesinin son derece kıymetli olduğunu dile getiren Yumaklı, hem avcılara, balıkçı reislere hem de yetiştiricilere bu koruma-kullanma dengesine uydukları için teşekkür ettiğini söyledi. “HEM AVCILIK HEM YETİŞTİRİCİLİK ANLAMINDA ÜRETİMİMİZİN REKOR KIRDIĞI BİR YIL OLDU" Bakan Yumaklı, balıkçılık sektörünü geliştirmenin yolunun üretimi artırmak olduğunu belirterek, üretim arttıkça, sektördeki insanlar para kazandıkça, halkın çok sevdiği ürün sofralara gittikçe sektörün de gelişeceğini vurguladı. Koruma-kullanma dengesinin bu anlamda herkesin özellikle üzerinde durduğu bir husus olacağını dile getiren Yumaklı, 2025'te hamsi üretiminin beklentilerinin üzerine çıkarak 245 bin ton olduğunu bildirdi. Yumaklı, “2025 yılı balıkçılarımızın Türkiye ekonomisine yine çok önemli katkıda bulunduğu bir yıl oldu. Hem avcılık hem yetiştiricilik anlamında üretimimizin rekor kırdığı bir yıl olmuş oldu. 2026'nın da aynı şekilde devam etmesi için biz sektörle uyumlu ve beraber çalışmamıza devam edeceğiz. Buradan tekraren bu sektörde kimler varsa bütün paydaşlarımıza hayırlı, bereketli, kazasız belasız, huzurlu bir 2026 yılı diliyorum." diyerek sözlerini tamamladı.

Bakan Yumaklı İstanbul'da Balıkçılık Denetimine Katıldı Haber

Bakan Yumaklı İstanbul'da Balıkçılık Denetimine Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, su ürünleri avcılığında sürdürülebilirliğin sağlanması ve yasa dışı avcılık ile mücadeleye yönelik denetimlerini 7/24 esasına göre aralıksız sürdürdüklerini belirterek “Bu yıl içerisinde 177 bin denetim yaptık. Sene sonuna kadar arkadaşlarımız bunu 180 bine tamamlayacaklardır. Bu denetimlerde 76 gemiye, 482 ton deniz ürününe ve 2 binin üzerinde de av malzemeleri ve ekipmanına el koyduk" ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, İstanbul'da Sarıyer Kireçburnu mevkisinde gerçekleştirdikleri denetimler sonrası yaptığı açıklamada, ülkede su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliğin sağlanmasına büyük önem verdiklerini bildirdi. Bu kapsamda, Sarıyer ilçesinde denetimlerde bulunduklarını, boğazda avcılık yapan ya da dinlenen gemileri yerinde gördüklerini vurgulayan Yumaklı, gerçekleştirdikleri denetim faaliyetine ilişkin şu bilgileri aktardı: “İstanbul'da olduğu gibi, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin tamamında da balıkçılık sektörü birkaç yıldır adeta destan yazıyor. Biz de hem onların işlerini kolaylaştırmak hem de yaptıkları işlerin uygunluğunu denetlemek amacıyla Zeytinburnu'ndan açıldık. Denetimlerimiz, tamamen herhangi bir uygunsuzluk yakalamak üzerine değil, balıkçılarımızın hep birlikte daha fazla av yapmalarını, daha fazla kazanmalarını sağlamak üzere kurulu, adaletsizliği ortadan kaldırmak üzere yaptığımız denetimler. Bu yıl içerisinde 177 bin denetim yaptık. Sene sonuna kadar arkadaşlarımız bunu 180 bine tamamlayacaklardır. Bu denetimlerde 76 gemiye, 482 ton deniz ürününe ve 2 binin üzerinde de av malzemeleri ve ekipmanına el koyduk. Burada amacımız, uygunsuzlukları yakalamak değil, uygunsuzlukları önlemektir. Dolayısıyla aynı şekilde arkadaşlarımız boğaz başta olmak üzere, ki çok hassas bir takipte vatandaşlarımız tarafından bunun da bilincindeyiz, hem de Artvin'den başlayarak Hatay'a kadar bütün av alanlarında balıkçılarımızın kendilerine çizilen kurallar çerçevesinde av yapmalarını sağlamaya gayret edeceğiz." “AVCILIĞIMIZIN ÜÇTE İKİSİ ÜRETİM PLANLAMASINA DAHİL OLMUŞ OLDU" Bakan Yumaklı, balıkçılık ve su ürünleri sektörünü, koruma kullanma dengesini gözeterek her geçen gün daha da ileriye taşıdıklarının altını çizerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Burada önemli olan, koruma kullanma dengesi. Özellikle 2024 yılının başından itibaren sektördeki bütün paydaşların da bize desteğiyle üretim planlamasını su ürünlerinde de gerçekleştirdik. 2024 yılının tamamında ve 2025 yılında gördük ki üretim planlamasının sonuçları hem denizlerimizde balık artışıyla hem de kaptanlarımızın, reislerimizin gelir artışıyla sonuçlandı. Bunu daha da üst seviyelere çıkarmak mümkün. Aynı şekilde bunu yapmaya devam edeceğiz. Planlamaya dahil 11 tür var. Avcılığımızın üçte ikisi, yetiştiricilik de dahil olmak üzere yüzde 98'i neredeyse üretim planlamasına dahil olmuş oldu. Geçtiğimiz yıl hamsi üzerinde bir kota uygulaması başlatmıştık. 2024 yılında 150 bin ton civarındaydı. Bu sene hamside 220 bin tonun üzerinde bir üretim miktarı bekliyoruz. Dolayısıyla bu da kota uygulaması, üretim planlaması, reislerimizin kurallara uymasıyla beraber hep birlikte hem balık stokumuzu artırmak hem de avcılık ve yetiştiricilik ile ilgili daha ileriye gitmemize sebep olacak." Türkiye'nin 23 yılda iç sularda, kıyı kesimlerinde ve denizlerde ciddi bir üreticilik ve avcılık gelişimi sağladığına işaret eden Yumaklı, şunları kaydetti: “Türkiye Avrupa'da ikinci, dünyada 17. sırada yer alıyor, 2 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaşmış durumdayız. Reislerimiz sadece bizim sularımızda değil, uluslararası sularda da avlanıyorlardı. Bunları çeşitlendirerek daha fazla ülkeye gidip avlanmalarını sağlamak üzere ülkelerle anlaşmalar yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Buradan bütün balıkçılarımıza, avcılarımıza, yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli avlar, çok güzel sonuçlar diliyorum. İnşallah onların bizlerle beraber çalışması ve desteği sayesinde, sularımızdaki, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin denizlerindeki balık stokunu ve yetiştiricilikte de bu sene 7 bin 500 ton ilave kapasiteyle yetiştiricilikteki kapasitemizi artırarak önümüzdeki yıllarda yeni rekorlara imza atmaya devam edeceğiz. Hayırlı bereketli olsun. Ülkemizde sürdürülebilir balıkçılık için gece gündüz çalışan tüm personelimize de teşekkür ediyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.