Hava Durumu

#Balıkçılık

Kırsal Haber - Balıkçılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balıkçılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

En Hızlı Akdeniz Isınıyor, Kitlesel Ölümler Yaşanabilir! Haber

En Hızlı Akdeniz Isınıyor, Kitlesel Ölümler Yaşanabilir!

Dünya Hava Olayları İlişkilendirme Girişimi (WWA) tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, bu yaz Avrupa denizlerinde kaydedilen rekor yüzey sıcaklıklarının doğrudan insan kaynaklı iklim değişikliğinden kaynaklandığını ortaya koydu. İsviçre, İsveç, ABD, İrlanda ve Birleşik Krallık’tan bilim insanlarının Kelt denizlerinden Akdeniz’e kadar dört farklı kıyı bölgesini incelediği çalışmada, su sıcaklıklarının bazı bölgelerde normallerin 6°C üzerine çıktığı belirlendi. Akdeniz'de Isınma Küresel Ortalamanın İki Katı Araştırmada incelenen tüm kıyı bölgelerinde, küresel ısınmanın ortalama hızı aşan artış eğilimleri tespit edildi. İklim modellemeleriyle desteklenen bulgular, insan kaynaklı etkilerin Akdeniz’de yaklaşık 2°C, Biskay Körfezi ve İber Yarımadası’nda 1,4°C, Kelt bölgesinde ise 1,3°C doğrudan sıcaklık artışına yol açtığını gösteriyor. İklim değişikliği olmasaydı deniz sıcak dalgası yaşama oranlarının çok daha düşük kalacağı vurgulanırken, 2026 yılı verileri mevcut tablonun ciddiyetini gözler önüne teriyor: Biskay Körfezi / İber Yarımadası: Kıyı bölgesinin %90’ı deniz sıcak dalgası yaşadı (Doğal senaryo beklentisi: %40). Batı Akdeniz: Alanın %80’i sıcak dalgasından etkilendi (Doğal senaryo beklentisi: %40). Doğu Akdeniz: Sıcak dalgası oranı %70 olarak kaydedildi (Doğal senaryo beklentisi: %9). Kelt Bölgesi: Bölgenin %80’inde rekor sıcaklıklar görüldü (Doğal senaryo beklentisi: %30). Deniz Ekosistemleri ve Balıkçılık Çöküşün Eşiğinde Sıcaklık artışları, mercanlar, süngerler ve makroalgler gibi habitat oluşturan türlerde kitlesel ölümleri tetikliyor. Türlerin serin sulara doğru kuzeye kayması besin zincirlerini bozarken; Birleşik Krallık’ta ahtapot popülasyonlarında ani artışlar, morina, mezgit, uskumru, deniz tarağı ve ıstakoz gibi kritik ticari türlerin stoklarında ise çöküş riski raporlanıyor. Denizdeki Isınma Karadaki Hava Olaylarını da Şiddetlendiriyor Deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki artış sadece su altını değil, karadaki yaşamı da tehdit ediyor. Yükselen deniz sıcaklıkları kıyı kentlerinde atmosferik nemi ve gece sıcaklıklarını artırarak insan sağlığı üzerindeki sıcaklık stresini tırmandırıyor. Ayrıca biriken bu aşırı nem, sezonun ilerleyen dönemlerinde şiddetli fırtınalara zemin hazırlıyor. Uzmanlar Uyarıyor: Adaptasyon Sınırlarına Yaklaşıyoruz Dr. Claire Bergin (ICARUS İklim Araştırma Merkezi): "Soğuk iklimlerde ısınan sular yüzmek için cazip görünse de suyun altında ekosistemleri tamamen yeniden şekillendiren ciddi bir kriz var. Bu durum kıyı topluluklarının gıda ve gelir kaynaklarını tehdit ediyor." Dr. John Bruno (Kuzey Karolina Üniversitesi): "Okyanus sıcaklıkları yükseldikçe birçok tür için biyolojik adaptasyonun mutlak sınırlarına hızla yaklaşıyoruz. Bazı türler kuzeye kaçabilirken diğerleri kaçamıyor." Prof. Dr. Friederike Otto (Imperial College London): "Yalnızca yeni duruma uyum sağlamaya çalışarak bu krizden kurtulamayız. Okyanusların uyum kapasitesinin katı sınırları var. Fosil yakıtlardan uzaklaşmayı geciktirdikçe bunun bedeli daha yüksek olacak ve bu bedeli zenginler ödemeyecek." Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Akdeniz Deniz Çayırları Risk Altında: Yüzyıl Sonuna Kadar Beşte Biri Yok Olabilir Haber

Akdeniz Deniz Çayırları Risk Altında: Yüzyıl Sonuna Kadar Beşte Biri Yok Olabilir

Nebraska Üniversitesi, Lincoln, Doğal Kaynaklar Okulu'nda doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmalarını sürdüren Dr. Gültekin Yılmaz yaptığı araştırmada, Akdeniz’in en kritik ekosistemlerinden biri olan deniz çayırlarının iklim değişikliği ve insan kaynaklı baskılar nedeniyle büyük bir tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan kapsamlı modellemeler ve iklim analizleri; yüzyıl sonuna kadar Akdeniz’deki deniz çayırı habitatlarının %20’sinin tamamen yok olma riski taşıdığını gösteriyor. Posidonia oceanica: Akdeniz’in Binlerce Yıllık Doğal Koruma Kalkanı Dr. Gültekin Yılmaz'ın derlediği verilere göre, Akdeniz’e özgü endemik bir tür olan Posidonia oceanica, kıyı ekosistemlerinin sürdürülebilirliği açısından hayati bir işlev üstleniyor. Genellikle güneş ışığının deniz tabanına ulaşabildiği ilk 45 metrelik derinlikte geniş alanlar kaplayan bu bitkiler, oldukça yavaş büyümelerine rağmen binlerce yıl boyunca aynı bölgede varlıklarını sürdürebiliyor. Erozyon Önleyici Bariyer: Deniz çayırları, yoğun yaprak örtüsüyle kıyıya ulaşan dalgaların enerjisini sönümlüyor ve su akıntılarını yavaşlatıyor. Derine uzanan güçlü kök sistemi ise deniz tabanındaki sedimenti sabitleyerek sığ kıyıların erozyona uğramasını ve kum kaybını engelliyor. Kumul Sistemlerin Korunması: Yapraklar döküldükten sonra dahi koruma işlevi devam ediyor. Sahillere vuran ölü bitki birikintileri, kıyıdaki kum taşınmasını önleyen doğal bir duvar görevi görüyor. Bu birikintilerin yalnızca estetik gerekçelerle plajlardan temizlenmesi, kıyıların fırtınalara ve yükselen deniz seviyesine karşı savunmasını zayıflatıyor. 2.500 Kilometrekarelik Kayıp ve "Karbon Bombası" Tehlikesi Ecological Informatics dergisinde yayımlanan iklim simülasyonlarına göre, Posidonia oceanica habitatlarının 2031-2050 yılları arasında %6 ila %12, yüzyılın sonuna kadar ise yaklaşık %20 oranında daralacağı öngörülüyor. Rodos Adası’nın yüzölçümüne denk gelen bu 2.500 kilometrekarelik kayıp, beraberinde zincirleme çevresel felaketleri getiriyor. Sıcaklık Eşikleri Aşılıyor: Akdeniz'de giderek sıklaşan ve şiddetlenen denizel sıcak hava dalgaları bu gerilemenin ana sebebi. Uzun süreli gözlemler; yıllık ortalama su sıcaklığının 20°C’yi, yaz aylarındaki tepe sıcaklığının ise 26,5°C’yi aştığı bölgelerde deniz çayırlarında kitlesel doku hasarı ve ölüm gerçekleştiğini gösteriyor. Mavi Karbon Depoları Tehlikede: Deniz çayırları, "mavi karbon" olarak adlandırılan süreçle atmosferdeki karbondioksiti absorbe edip kök ve gövde kalıntılarından oluşan "matte" adlı yoğun tabakada yüzyıllarca hapsedebiliyor. Karbon Salımı Riski: Çayırların tahrip olması durumunda, geçmiş yüzyıllar boyunca depolanan devasa organik karbon mikroorganizmalar tarafından parçalanarak yeniden karbondioksite dönüşecek. Bilim insanlarının "karbon bombası" olarak tanımladığı bu durum, küresel ısınmayı daha da hızlandıracak bir etki yaratabilir. Su Kalitesinde Düşüş: Deniz çayırlarının kaybı, karasal kaynaklı fazla azotu tutma kapasitesini yüzyıl sonuna kadar %20 azaltacak. Bu durum, kıyı sularında besin tuzu kirliliğine, toksik alg patlamalarına ve berraklık kaybına yol açacak. Yok Olmalarının Ekonomik Maliyeti: Yıllık 1 Milyar Euro Dr. Gültekin Yılmaz, deniz çayırlarının sağladığı ekosistem hizmetlerinin ekonomik boyutuna da dikkat çekiyor. İtalyan araştırmacıların verilerine göre, bu habitatların balıkçılık ve doğa temelli kıyı rekreasyonuna doğrudan ve dolaylı katkısı yıllık 116 milyon Euro olarak hesaplanıyor. Ancak deniz çayırlarının tamamen yok olması halinde, bu ekosistemlerin desteklediği daha geniş ekonomik ağ darbe alacak. Barbun (Mullus barbatus), mırmır (Lithognathus mormyrus) ve mercan (Pagellus) gibi ticari değeri yüksek birçok balık türünün yavrulama ve beslenme alanı bu çayırlardır. Habitat kaybıyla birlikte, balıkçılık ve kıyı turizmiyle doğrudan bağlantılı olan yıllık 912 milyon Euro’luk (yaklaşık 1 milyar Euro) ekonomik akış tamamen risk altına girecek. Yerel Adımlarla İklim Direncini Artırmak Mümkün Deniz çayırlarının üzerindeki felaket senaryolarını zayıflatmak için yerel düzeyde acil önlemler alınması gerekiyor. Sıcaklık artışlarının yanı sıra kirlilik, kıyı yapılaşması, kontrolsüz tekne çapaları, dip taramaları ve yoğun gemi trafiği gibi insan kaynaklı faktörler habitat tahribatını katlamaktadır. Dr. Yılmaz, yerel ölçekte uygulanabilecek çözüm adımlarını şu şekilde sıralıyor: Kıyı kentlerinde atıksu arıtma altyapılarının modernize edilmesi, Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan besin tuzu ve kimyasal akıntıların denize ulaşmasının engellenmesi, Sürdürülebilir kıyı planlamalarının hayata geçirilmesi ve deniz çayırı yataklarında tekne demirlemenin kesin kurallarla sınırlandırılması. Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Gültekin Yılmaz

İBB’den Küçük Ölçekli Balıkçılara Büyük Destek Haber

İBB’den Küçük Ölçekli Balıkçılara Büyük Destek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), yerel üreticiyi destekleme ve kentsel ekonomiyi canlandırma vizyonuyla başlattığı projelerine bir yenisini daha ekledi. Sarıyer’de düzenlenen törenle, küçük ölçekli balıkçılara tekne bakım malzemeleri ve ekipman desteği verildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Maliyetler üreticilerimizi zorluyorsa biz yanlarında oluruz. Biz aslında sizin olanı size, yani halkın olanı halka veriyoruz” dedi. ​İstanbul’un denizcilik mirasının yaşatılması ve geçimini denizden sağlayan küçük ölçekli balıkçıların desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen proje, tüm hızıyla devam ediyor. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı coşkusuyla birleşen törende, İBB’nin üreticiye olan desteğinin kararlılıkla süreceği vurgulandı. ​1.317 Balıkçıya Ekipman Desteği ​Törende konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, bu yıl 1.317 küçük ölçekli balıkçının projeden faydalanacağını açıkladı. Balıkçıların ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen; toplamda 6.050 kilogram epoksi macun ile 10.430 litre çeşitli tekne boyası (beyaz yağlı boya, beyaz epoksi ve tekne altı koruyucu boya) balıkçılara teslim edildi. ​“Ekonomik Krizin Çözümü Üretmekten Geçiyor” ​Konuşmasında artan maliyetlerin üreticilerin belini büktüğüne dikkat çeken Nuri Aslan, “Tarihimizin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyoruz. Ancak bu sıkıntıları atlatmanın yolu daha çok üretmekten geçiyor. Ekrem Başkanımızın göreve geldiği 2019 yılından bu yana çiftçimizi, arıcımızı ve balıkçımızı desteklemeyi bir vatan borcu bildik” ifadelerini kullandı. ​Aslan, İBB’nin bugüne kadar verdiği desteklerin bilançosunu da şu verilerle paylaştı: ​Tarım: 55 binden fazla çiftçiye 80 milyonu aşkın sebze fidesi, binlerce ton tohum ve gübre. ​Hayvancılık/Arıcılık: 9 bini aşkın üreticiye 11 bin tondan fazla yem desteği. ​Balıkçılık: Toplamda binlerce balıkçıya tulum, çizme ve tekne bakım malzemeleri. ​“Atatürk’ün Mirasına Sahip Çıkıyoruz” ​Konuşmasını Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve üretim vurgusuyla bitiren Aslan, “Atatürk bizlere her şartta üretmeyi, kendi kendimize yetebilmeyi ve denizlerimize sahip çıkmayı öğretti. Karşı karşıya kaldığımız zorluklar ne olursa olsun umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Balıkçılarımız ağlarını umutla denize atarken, biz de bu ülkenin güzel yarınlarına olan inancımızı büyüteceğiz” şeklinde konuştu. ​Tören, Nuri Aslan ve protokol üyelerinin balıkçılara ekipmanlarını teslim etmesi ve çekilen toplu hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

Türkiye Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Avrupa'nın Zirvesinde Haber

Türkiye Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Avrupa'nın Zirvesinde

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da Akdeniz’in en büyüğü olma özelliği taşıyan Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Türkiye’nin balıkçılık filosunda ve yetiştiricilikte geldiği noktayı rakamlarla paylaşan Yumaklı, "Mavi Vatan"ın korunması ve ekonomik potansiyeli hakkında kritik mesajlar verdi. ​Türkiye Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Avrupa'nın Zirvesinde ​Bakan Yumaklı, son 23 yılda su ürünleri sektöründe yaşanan devasa büyümeye dikkat çekti. Üretim rakamlarının 600 bin tondan 1 milyon tonun üzerine çıktığını belirten Yumaklı, yetiştiricilik alanında 10 kattan fazla bir büyüme kaydedildiğini vurguladı. ​Öne Çıkan Veriler: ​Deniz Yetiştiriciliği: Türkiye, GFCM (Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu) bölgesinde %43 payla birinci sırada. ​Deniz Avcılığı: Bölgedeki pay %31,4. ​Global Sıralama: Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da 2’nci, dünyada ise 15’inci sıradayız. ​2028 Hedefi: 1,2 Milyon Ton Üretim, 3 Milyar Dolar İhracat ​Mevcut başarıları yeterli görmediklerini ifade eden Bakan Yumaklı, sektörün gelecek vizyonunu şu sözlerle özetledi: ​"2028 yılında toplam üretimi 1 milyon 200 bin tona çıkarmayı, şu an 2 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı ise 3 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyoruz." ​Kaçak Avcılığa Geçit Yok: 2025 Yılında 207 Bin Denetim ​Sürdürülebilirlik ve "koruma-kullanma dengesi" üzerine hassasiyetle duran Yumaklı, denetim faaliyetlerindeki kararlılığı rakamlarla ortaya koydu. 2025 yılı içerisinde: 207 bin denetim gerçekleştirildi. 550 bin ton yasa dışı ürüne el konuldu. 84 uygunsuz gemi ve 2 binden fazla yasa dışı av aracına el konuldu. ​Bakan, "Denizlerimizin hakkını koruma anlamında hiçbir ihmale müsamaha göstermeyeceğiz. Kurallara uymayanların gözünün yaşına bakmayacağız" diyerek kaçak avcılıkla mücadelenin sertleşeceği sinyalini verdi. ​Yeni Yatırımlar Yolda: 7 Kontrol Gemisi ve Rehabilitasyon Merkezi ​Yalova'daki merkezin ardından Çanakkale'de Kuzey Ege ve sonrasında Güney Ege denetim birimlerinin kurulacağını müjdeleyen Yumaklı, teknolojik altyapının da güçlendirileceğini belirtti: ​Envantere 7 yeni kontrol gemisi katılacak. ​12 metre üzerindeki gemilerde BAGİS (Balıkçı Gemisi İzleme Sistemi) cihazları yenileniyor. ​Yaralı su canlıları için Sucul Canlıları Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi kurulacak. ​Sembolik Adım: Deniz Patlıcanı Salımı ​Törenin sonunda Bakan Yumaklı, ekosistemin temizliği için kritik öneme sahip olan deniz patlıcanlarını suya bıraktı. Ayrıca bir balıkçı gemisine yeni nesil BAGİS cihazının montajı bizzat Bakan tarafından yapıldı.

Hamside 245 Bin Tonla Rekor Bereket! Haber

Hamside 245 Bin Tonla Rekor Bereket!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bugün itibarıyla sona eren 2025-2026 su ürünleri av sezonunu değerlendirdi. Yaklaşık 245 bin tonluk avlanma miktarıyla son yılların en verimli hamsi sezonunun yaşandığını belirten Yumaklı, "Hem balıkçımız kazandı hem sofralarımız bereketlendi" dedi. ​Denizlerde 1 Eylül’de "Vira Bismillah" diyerek başlayan av sezonu bugün itibarıyla kapandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geride kalan sezonun verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından örnek bir dönem olduğunu vurguladı. Özellikle Türkiye'nin mutfak kültüründe önemli bir yere sahip olan hamside ulaşılan rakamlar, sektörde büyük memnuniyet yarattı. ​Hamside Son Yılların En Yüksek Verimi ​Bakan Yumaklı, sezon boyunca uygulanan stratejik adımların meyvelerini verdiğini belirterek şu verileri paylaştı: ​Hamsi Avı Miktarı: Yaklaşık 245 bin ton. ​Başarı Faktörü: Gemi bazlı kota sistemi, planlı üretim ve koruma-kullanma dengesi. ​Yumaklı, "Kaynaklarımızı koruyarak yürüttüğümüz bu süreçle sadece bugünü değil, denizlerimizin geleceğini de güvence altına aldık. Atılan her ağ, denizlerimizdeki doğal dengenin korunmasına hizmet etti," ifadelerini kullandı. ​"Planlı Üretim ve Kota Sistemi Kazandırdı" ​Balıkçılık sektöründe hayata geçirilen gemi bazlı kota uygulamasının önemine değinen Bakan Yumaklı, bu sayede aşırı avcılığın önüne geçildiğini ve piyasada fiyat istikrarının sağlandığını belirtti. Planlı üretim modeli sayesinde balıkçıların daha verimli bir sezon geçirdiğini vurgulayan Yumaklı, denizlerdeki doğal yaşamı koruma odaklı politikaların devam edeceğinin sinyalini verdi. ​Balıkçılara Teşekkür: "Rastgele Diyen Ellere Sağlık" ​Sezonu "bereketin şükrüyle" tamamladıklarını ifade eden Yumaklı, zorlu deniz şartlarında çalışan balıkçıları da unutmadı: ​"Hırçın dalgalara göğüs geren, ağlarını her sabah 'rastgele' diyerek denize bırakan tüm reislerimize ve balıkçı kardeşlerimize emekleri için yürekten teşekkür ediyorum."

İzmir’de Deniz Sevgisi Bilgiyle Buluştu: "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" Sahada! Haber

İzmir’de Deniz Sevgisi Bilgiyle Buluştu: "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" Sahada!

İzmir’de çocuklara deniz ekosistemini ve balıkçılığı sevdirmek amacıyla başlatılan "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" projesi kapsamında 200 öğrenci, su ürünleri dünyasını keşfetti. Mezattan tesislere uzanan iki günlük serüven, geleceğin balıkçılarına ilham oldu. ​Konak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklaşa yürüttüğü "Yeni Nesil Balıkçı Çocuklar" projesi, çocukları denizle ve su ürünleri sektörüyle buluşturdu. Teorik eğitimlerin saha ziyaretleriyle harmanlandığı proje, sürdürülebilir balıkçılık konusunda farkındalık yarattı. ​Sınıftan Denize Bilgi Köprüsü ​Proje, Konak Mersinli Ortaokulu’nda eğitim gören 200 öğrenciye su ürünleri mühendisleri tarafından verilen kapsamlı eğitimlerle başladı. Deniz ekosisteminin korunması ve balıkçılık faaliyetlerinin anlatıldığı derslerin ardından, İzmir Ticaret Odası tarafından hazırlanan “Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası” kitabı öğrencilere hediye edilerek öğrenilen bilgilerin kalıcı olması sağlandı. ​Buca Balık Hali’nde Heyecanlı Mesai ​Eğitimin ikinci aşamasında öğrenciler, balıkçılığın nabzının attığı Buca Balık Hali’ne konuk oldu. Sabahın erken saatlerinde balıkçıların yoğun mesaisine tanıklık eden 30 öğrenci; ​Farklı balık türlerini yakından inceledi, ​Balık mezatlarının nasıl yapıldığını öğrendi, ​Denizden sofraya uzanan meşakkatli süreci yerinde gözlemledi. ​Modern Tesisler ve Dev Akvaryum Gezisi ​Geleceğin balıkçı adayları, sadece avcılığı değil, modern işleme süreçlerini de inceleme fırsatı buldu. Buca’daki Şahin Balıkçılık Su Ürünleri Tesisi’ni ziyaret eden çocuklar, su ürünlerinin teknolojiyle nasıl işlendiğini gördü. İki günlük maraton, Bayraklı West Park AVM’deki dev akvaryumda gerçekleştirilen büyüleyici bir turla sona erdi. ​Mehmet Şahin Çakan: "Denizleri Korumak Onları Sevdirmekle Başlar" ​Projenin paydaşlarından biri olmaktan gurur duyduklarını belirten İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, şu değerlendirmelerde bulundu: ​“Bugünün çocukları yarının yetişkinleridir. Denizlerimizi ve su ürünlerimizi korumanın yolu, onları çocuklarımıza sevdirmekten geçiyor. ‘Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası’ kitabımızla bu sürece katkı sunmak bizler için çok kıymetli. Tüm paydaşlarımıza emekleri için teşekkür ederiz.”

Marmara Gölü’nde 6 Yıl Sonra Sular Yeniden Yükseliyor Haber

Marmara Gölü’nde 6 Yıl Sonra Sular Yeniden Yükseliyor

Manisa’da yaklaşık 6 yıldır tamamen kuruyan ve ekosistemi çöken Marmara Gölü, son yağışlarla birlikte yeniden su tutmaya başladı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen ve yerel temsilciler bölgede incelemelerde bulunarak, "Göl yaşasın, başka derdimiz yok" çağrısı yaptı. ​Manisa’nın Salihli, Saruhanlı ve Gölmarmara ilçeleri sınırlarında yer alan, "Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan" tescilli Marmara Gölü’nde yıllar süren sessizlik yerini umuda bıraktı. Kuş cenneti olarak bilinen ancak kuraklık nedeniyle 400’e yakın kuş türünün terk ettiği, balıkçılığın bittiği gölde su seviyesinin yükselmeye başlaması bölge halkını heyecanlandırdı. ​"Marmara Gölü Siyaset Üstü Bir Konudur" ​Göl çevresinde incelemelerde bulunan CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, gölün kurtarılmasının hayati bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Başevirgen, "Bu göl tekrar yaşasın başka bir derdimiz yok. İktidar ya da muhalefet fark etmez, esas mesele bu ekosistemi geri kazanmaktır" diyerek yetkililere seslendi. ​Tarım Arazileri ve Menemen Ovası İçin Kritik Önem ​Gölmarmara Ziraat Odası Başkanı Erdal Ziyan, gölün su tutmasının sadece bir doğa olayı değil, bölgesel bir ekonomi meselesi olduğunu belirtti. Ziyan, şu noktalara dikkat çekti: ​Tarımsal Değer: Göl ne kadar su tutarsa, çevresindeki araziler o kadar değer kazanıyor. Kuruyan göl çevresinde toprak çoraklaşıyor. ​Geniş Sulama Ağı: Marmara Gölü, sulama kanallarıyla İzmir Menemen Ovası’na kadar su temini sağlıyor. ​Proje Beklentisi: Bozdoğan kar suyunun göle aktarılması için hazırlanan ve yıllık 25 milyon metreküp su sağlayacak projenin bütçe beklediğini ifade etti. ​"Burası Cennet Gibiydi, Şimdi Kuruduk" ​Gölün kurumasıyla birlikte geçim kaynaklarını kaybeden bölge kadınları, yaşanan dramı çarpıcı sözlerle özetledi. 25 yıl boyunca gölde balıkçılık yapan emekçiler, göl kuruduktan sonra yevmiyeli işlere gitmek zorunda kaldıklarını belirterek şunları söyledi: ​"Göl kurumadan önce hem suyumuz hem balığımız hem de mahsulümüz vardı. Göl kuruduğundan beri kapımın önündeki limon ağacından bile verim alamıyorum. Bağlarımızı don vuruyor; çünkü göl varken bölgeyi koruyordu. Burası eskiden cennet gibiydi." ​Ekosistem ve İklim Değişikliği ​Marmara Gölü'nün kuruması sadece balıkçılığı bitirmekle kalmadı, bölgedeki mikroklimal dengeyi de bozdu. Gölün yokluğuyla birlikte bölgede don olaylarının ve şiddetli kuraklığın arttığı gözlemlendi. Uzmanlar, Demirköprü ve Gördes Barajlarından yapılacak kontrollü su takviyeleriyle gölün eski canlılığına kavuşabileceğini belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.