Hava Durumu

#Çeltik

Kırsal Haber - Çeltik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çeltik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TZOB Başkanı Bayraktar: "Çeltikte Hasat Döneminde İthalat Durdurulmalıdır" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Çeltikte Hasat Döneminde İthalat Durdurulmalıdır"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı başlayan çeltik hakkında değerlendirmelerde bulundu. “Ülkemizde çeltik hasadı başladı. Çiftçimiz aylar boyunca emek verdiği ürününü şimdi pazara çıkarıyor” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu dönemde alınacak kararlar, üreticimizin yalnızca bu yılki gelirini değil, gelecek yıl yeniden üretim yapıp yapamayacağını da belirleyecek. Türkiye'nin 2025 yılında 998 bin 98 ton olan çeltik üretiminin, 2026 yılı birinci tahminine göre yüzde 7,7 artarak 1 milyon 74 bin 810 tona ulaşması bekleniyor. Hasatta yerli ürün kısa sürede yoğun biçimde piyasaya çıkıyor. Aynı dönemde ithalatın sürmesi, çeltik işleyen işletmelerin yerli ürün alımını ertelemesine ve üreticiye teklif edilen fiyatlar üzerinde baskı oluşmasına yol açabilir. Gübre, mazot, tohum, ilaç, sulama, işçilik ve finansman giderlerini ödemek zorunda olan çiftçimizin ise ürününü satmak için aylarca bekleme imkânı yoktur. TMO alım fiyatını gecikmeden açıklamalıdır. Fiyat belirlenirken çiftçilerimizin gerçek üretim maliyetleri esas alınmalı, emeklerinin karşılığını almalarını sağlayacak makul bir gelir gözetilmelidir. Ayrıca, hasat döneminde çeltik ithalatı durdurulmalıdır. Alım koşulları ve takvimi önceden duyurulmalı; ihtiyaç duyulan yerlerde TMO fiilen alım yaparak piyasada üretici lehine güvence oluşturmalıdır. Çiftçimiz, maliyetinin altında satış yapmaya mecbur bırakılmamalı ve mağdur edilmemelidir. Sanayici ve çeltik işleyen işletmelerin öncelikle yerli üreticiden ürün temin etmesi teşvik edilmeli; gümrük vergileri ve ithalat uygulamaları hasat takvimi ile yerli üretimin sürdürülebilirliği gözetilerek düzenlenmelidir.”

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimi dışına çıkarılmasına tepki gösterdi; ayçiçeği ve çeltikte maliyetleri karşılamayan fiyatların, yetersiz desteklerin ve hasat dönemini baskılayan ithalat politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal, “Orman yoksa hayat yoktur. Ayçiçeğinde ve çeltikte ithalat değil, üretim desteklenmelidir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi. Türkiye’nin doğal varlıklarının ve tarımsal üretiminin aynı anlayış tarafından tehdit edildiğini belirten Sarıbal, ormanları ranta açan ve çiftçiyi ithalat karşısında korumasız bırakan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “Orman yalnızca ağaç topluluğu değil, bir ekosistemdir” Ormanların yalnızca oksijen kaynağı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Sarıbal, ormanların su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve bütün canlıların yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Sarıbal şunları söyledi: “Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman; mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün canlıların yaşam alanıdır. Bugün yüzlerce yıllık bir ormanı ortadan kaldırıp başka bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Dikilen her ağaç değerlidir ancak her ağaç topluluğu orman değildir.” 17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını belirten Sarıbal, bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunduğunu söyledi. 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9 bin 600 hektara ulaştığını ifade eden Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. “43 milyon metrekarenin karşılığı olan yeni orman alanları nerede?” Orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine arazisinin orman kurulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini hatırlatan Sarıbal, şöyle konuştu: “Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız, bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için tahsis etmeniz gerekir. Soruyoruz: Bu alanlar nerede? Hangi ilde, hangi ilçede, hangi parsellerde? Tahsis yapıldı mı, ağaçlandırma ne zaman başlayacak ve dikilen fidanların yaşama oranını kim denetleyecek?” Sarıbal, ormanların konut, turizm, madencilik ve enerji projelerine açılmasına karşı çıkarak bütün kararların parsel bazında açıklanmasını; meslek odaları, bilim insanları, yerel yönetimler ve bölge halkının sürece katılmasını istedi. “Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve HES projelerini ormana soktular” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orman yoksa hayat yoktur. Orman yoksa su yoktur. Orman, su ve toprak yaşamdır. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak ormanlarımıza ve orman köylüsüne hep birlikte sahip çıkmalıyız.” “Ayçiçeği fiyatı maliyeti karşılamıyor” Ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkıştığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33 ile 38 lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda maliyetin 40 liraya yaklaştığını söyledi. Yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira; Konya Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50 ile 37,50 lira arasında fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yalnızca yüzde 12,1 olduğunu belirtti. Sarıbal, “Mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetleri çok daha yüksek oranlarda artarken çiftçinin ürününe yüzde 12 düzeyinde artış verilmesi kabul edilemez. Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi. Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade eden Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin maliyet artışı karşısında yetersiz kaldığını kaydetti. “Hasat zamanı çiftçi, sonraki sezon ithalatçı güvence altına alınıyor” İktidarın dış ticaret politikasının yerli üreticiyi korumadığını belirten Sarıbal, 4 Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlattı. Sarıbal şöyle konuştu: “Hasattan önce ithalatın vergisini düşürerek stok yaptırıyorlar ya da hasattan hemen sonra yeni ithalat kararı açıklıyorlar. Her iki durumda da ithalatçıya güvence verilirken çiftçinin ürünü baskılanıyor. İthalat, yerli üretimin açığını tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez.” Türkiye’nin 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için 18,2 milyar dolar ödediğini belirten Sarıbal, yalnızca bu iki kalemdeki ithalat faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu kaynağın sulama, tohum, gübre, depolama, işleme ve kooperatif altyapısına yöneltilmesi halinde Türkiye’nin ayçiçeği üretiminde önemli ölçüde kendine yeterli hale gelebileceğini ifade etti. “Ayçiçeğinde taban fiyat hasattan önce açıklanmalıdır” Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Sarıbal, şu önerileri dile getirdi: - Hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve gerçek maliyete dayanan bağlayıcı bir taban fiyat açıklanmalıdır. - Primler ekim kararından önce ilan edilmeli; mazot, gübre, tohum ve sulama giderleri gerçek maliyet üzerinden desteklenmelidir. - İthalat yalnızca yerli üretimin ihtiyacı karşılayamadığı dönemlerde ve üretici fiyatını düşürmeyecek bir takvimle yapılmalıdır. - Üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı hazırlanmalıdır. - Kooperatiflere ve üretici birliklerine ucuz finansman sağlanmalı; lisanslı depoculuk ve işleme kapasitesi artırılmalıdır. - Tohumdan raf fiyatına kadar bütün maliyetler ve kâr marjları şeffaf biçimde denetlenmelidir. Sarıbal, “Türkiye ayçiçeğini ithalatla değil, kendi üreticisiyle güvence altına almalıdır” dedi. “Çeltikte hasat başladı ancak TMO fiyat açıklamadı” Çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41 ile 48 lira arasında değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını söyledi. TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını hasattan yaklaşık dört ay sonra, 23 Ocak 2026’da açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Baldo çeşidi için 40, Cammeo için 38, Osmancık için ise 32 lira fiyat ilan edildiğini belirtti. “Üretici borcunu ödemek için ürününü hasat döneminde satmak zorundadır. Hasattan dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal, 2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi. “Destek, maliyetin çok küçük bir bölümünü karşılıyor” 2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında iki desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi. Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine geçirilemez” dedi. Türkiye’nin yılda yaklaşık 600 bin ton pirinç ürettiğini, buna karşılık ihtiyacın önemli bölümünü ithalatla karşıladığını ifade eden Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin artırılması halinde ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. “TMO çiftçinin kara gün dostu olmalıdır” Toprak Mahsulleri Ofisinin kuruluş amacının çiftçinin üretim ve alım güvencesini sağlamak olduğunu vurgulayan Sarıbal, çeltik üreticisinin korunması için şu önlemleri sıraladı: - Alım fiyatı her yıl hasattan önce açıklanmalıdır. - Fiyat hesabında bölgesel maliyet, arazi kirası, aile emeği, finansman gideri ve en az yüzde 25 üretici refah payı bulunmalıdır. - TMO alım noktaları hasatla birlikte açılmalı, randevu kapasitesi yeterli hale getirilmeli ve ödemeler en geç 10 gün içinde yapılmalıdır. - Hasat döneminde ithalat yapılmamalı; TMO’nun stok satışları yerli üreticinin fiyatını aşağıya çekmemelidir. - Dış ticaret kararları önceden alınmalı ve şeffaf biçimde kamuoyuna duyurulmalıdır. - Sulama suyu ve elektrik maliyetleri düşürülmeli; lazer tesviye, verimli sulama sistemleri ve kuraklığa dayanıklı çeşitler kamu tarafından desteklenmelidir. - Kurutma tesisleri, lisanslı depolar ve ürün senedi altyapısı üretici kooperatifleri eliyle yaygınlaştırılmalıdır. Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercihtir. İthalatı ve rantı değil; üretimi, üreticiyi ve yaşamı koruyan yeni bir düzeni bu topraklarda birlikte kuracağız.”

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Haber

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli tohumda 17 türde 39 yeni çeşidin daha tescil aldığını belirterek, "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz." ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, bu yılki tohum tescillerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklmada yerli tohum çeşitleriyle tarımsal üretime güç kattıklarını vurgulayan Yumaklı, "Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla araştırma enstitülerimizde geliştirilen 39 yeni çeşit daha tescil edildi. Geliştirdiğimiz bu çeşitler, toprağımızın bereketi ve çiftçimizin emeğiyle buluşarak milli ekonomimize büyük bir değer katacak. Ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu. Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Yumaklı, tarla bitkilerinde 17 türdeki yeni tescillerle birlikte "Milli Çeşit Listesi"ndeki yerli tohum sayısının 1087'ye ulaştığını bildirdi. Yeni tescillerin "tahıl", "endüstri bitkileri", "tıbbi ve aromatik bitkiler" ile "yemeklik tane baklagiller ve yem bitkileri" kategorilerinde olduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz. Uluslararası rekabet gücüne sahip, milli tohum tedarik sistemini güçlendiriyoruz." Tescillerin Yarısı Ayçiçeği ve Buğday Tohumu Çeşitleri Tescillenen yerli tohumlar arasında ayçiçeği hattı 15 çeşitle ilk sırada bulunurken, ekmeklik buğday 5, pamuk, yer fıstığı, haşhaş, nohut 2'şer, makarnalık buğday, arpa, çeltik, soya, aspir, patates, tütün, Aydın salebi, Muğla salebi, anason ve korunga 1'er çeşitle listede yer aldı.

TMO'dan "Yunanistan Menşeli Pirinç" İddialarına Yanıt Haber

TMO'dan "Yunanistan Menşeli Pirinç" İddialarına Yanıt

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), son günlerde sosyal medya platformlarında dolaşıma sokulan "Yunanistan menşeli pirinç satışı yapıldığı" yönündeki iddiaların asılsız olduğunu duyurdu. Kurumdan yapılan resmi açıklamada, satışa sunulan tüm pirinçlerin yerli üreticiden temin edildiği vurgulandı. ​Manipülasyonun Perde Arkası: Görseller 2020 Yılına Ait! ​TMO tarafından yapılan incelemeler sonucunda, asılsız paylaşımlarda kullanılan ürün görsellerinin güncel olmadığı tespit edildi. Söz konusu paketlerin üzerinde üretim tarihinin 2020, tavsiye edilen tüketim tarihinin ise 2024 olduğu görüldü. Kurum, eski görsellerin manipülasyon amacıyla yeniden dolaşıma sokulduğunu belirterek halkı dikkatli olmaya çağırdı. ​2023’ten Bu Yana Pirinç İthalatı Yapılmadı ​Piyasa istikrarını korumak ve yerli üreticiyi desteklemek adına çalışmalarını sürdüren TMO, açıklamada şu kritik veriye yer verdi: ​"Yurt içi arzın yeterli seviyede olması nedeniyle, Kurumumuz tarafından 2023 yılından bu yana pirinç ithalatı gerçekleştirilmemiştir." ​Satıştaki Tüm Pirinçler Yerli Üretim ​Hâlihazırda TMO satış noktalarında ithal pirinç satışının yapılmadığının altı çizilirken, raflardaki ürünlerin tamamının yerli çiftçilerden temin edildiği açıklandı. Kurum, çeltik fiyatlarının üretici aleyhine geliştiği dönemlerde müdahale alımlarıyla çiftçinin yanında olmaya devam edeceğini bildirdi.

TÜRİB 2026 Yılı İlk Çeyrek Bilançosu Haber

TÜRİB 2026 Yılı İlk Çeyrek Bilançosu

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB), 2026 yılının ilk üç ayına dair ELÜS Piyasası verilerini kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk çeyreğinde işlem hacmi 30,7 milyar TL’ye ulaşırken, arpa ve mısır piyasalarındaki rekor artışlar dikkat çekti. ​Türkiye’de lisanslı depoculuk ve tarım ürünleri ticaretinin merkezi konumundaki TÜRİB, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. 1 Ocak – 31 Mart tarihleri arasını kapsayan ilk çeyrekte, Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) Piyasasında toplam 2,3 milyon ton ürün el değiştirdi. 23 bin işlemin gerçekleştiği bu dönemde, lisanslı depo kapasitesindeki genişleme de sürdürülebilir büyümenin lokomotifi oldu. ​Lisanslı Depoculuk Ağı 54 İle Yayıldı ​Tarımsal ürünlerin dijital ortamda güvenle işlem görmesini sağlayan lisanslı depoculuk sistemi, 2026 itibarıyla Türkiye genelinde dev bir kapasiteye ulaştı. Güncel verilere göre: ​Toplam Kapasite: 14,2 milyon tona yükseldi. ​Hizmet Ağı: 54 il ve 163 ilçede, toplam 263 faal lisanslı depo ve 357 şube ile üreticilere hizmet veriliyor. ​Ürün Bazlı Günlük İşlem Ortalamaları ​2026’nın ilk üç ayında miktar bazında piyasanın en hareketli ürünleri belli oldu. Günlük ortalama işlem miktarında 14.632 ton ile ekmeklik buğday liderliğini korurken; onu 11.280 ton ile mısır ve 8.163 ton ile makarnalık buğday takip etti. Arpa piyasasında günlük ortalama 3.379 ton, çeltikte ise 690 ton işlem gerçekleştirildi. ​Arpa ve Mısır Piyasasında Rekor Yükseliş ​Geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında, bazı ürün gruplarında olağanüstü büyüme rakamları kaydedildi. Arpa, işlem hacminde yüzde 610, işlem miktarında ise yüzde 432 artış göstererek dönemin en çok büyüyen ürünü oldu. ​Mısır piyasasında işlem hacmi yüzde 124 artışla 8,6 milyar TL’ye, işlem miktarı ise yüzde 73 artışla 699 bin tona ulaştı. Makarnalık buğdayda hacim yüzde 75 artarak 6,9 milyar TL olurken, çeltik piyasası yüzde 311’lik hacim artışıyla 257 milyon TL seviyesine çıktı. Ekmeklik buğday ise 12,1 milyar TL’lik hacmiyle toplam işlem hacminin en büyük payını oluşturmaya devam etti. ​Tarımsal Endekslerde Son Durum ​TÜRİB bünyesinde takip edilen tarımsal ürün endeksleri, 2026’nın ilk üç ayında genel bir yükseliş eğilimi sergiledi. Ay sonu kapanış değerlerine göre değişimler şu şekilde yansıdı: ​Mısır Endeksi: Yüzde 22,77 artışla 7.523,69 puan. ​Arpa Endeksi: Yüzde 17,30 artışla 7.820,02 puan. ​Hububat Endeksi: Yüzde 5,52 artışla 6.366,81 puan. ​Buğday Makarnalık Endeksi: Yüzde 3,24 artışla 6.209,07 puan. ​Buğday Ekmeklik Endeksi: Yüzde 1,06 artışla 6.735,79 puan.

Pirinçte İthalat Patlaması! Haber

Pirinçte İthalat Patlaması!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye’nin pirinç ithalatındaki korkutucu artışı rakamlarla gözler önüne serdi. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalatın yaklaşık 5 kat arttığını belirten Ün, Türkiye'nin bir "ithalat cennetine" dönüştürüldüğünü savundu. ​Pirinç İthalatı Yüzde 376 Arttı! ​TÜİK’in dış ticaret verilerini analiz eden Ediz Ün, 2026 yılının ilk iki ayına ait verilerin tarımdaki çöküşü kanıtladığını söyledi. Ün'ün paylaştığı rakamlara göre:​İhracat düştü, geçen yıl 10 bin ton olan pirinç ihracatı, bu yıl %30 azalarak 7 bin tona geriledi. ​İthalat patladı, geçen yıl 11 bin ton olan ithalat, %376 artışla 52 bin tona yükseldi. ​Ün, bu durumu "Neredeyse 5 katlık bir artış söz konusu. Kendi kendine yeten Türkiye, pirinçte dışa bağımlı hale getirildi" sözleriyle eleştirdi. ​Dünyanın Pirincini Türkiye Alıyor: İşte Tedarikçi Ülkeler ​Türkiye’nin sofrasındaki pirincin büyük bir kısmının artık ithal olduğunu vurgulayan Ün, 52 bin tonluk ithalatın yapıldığı ülkeleri şöyle sıraladı: Hindistan: %23, Arjantin: %17, Çin: %13, Uruguay: %12, Yunanistan: %11 ​"Çeltik Başkenti Edirne’de Üretim Kan Kaybediyor" ​Türkiye’deki çeltik üretiminin merkezi olan Trakya ve özellikle Edirne’deki düşüşe dikkat çeken Ziraat Mühendisi Ediz Ün, üretimin 2019'dan bu yana yerinde saydığını ifade etti: ​"Türkiye üretiminin %38’ini tek başına karşılayan Edirne’de, 2019 yılında 432 bin ton olan üretim, 2024’te 391 bin tona geriledi. AKP iktidarı üretimi planlamak yerine ithalatı tercih ederek çiftçiyi cezalandırıyor." ​"Faize Kaynak Var, Çiftçiye Yok!" ​Gıda güvenliğinin bir milli güvenlik sorunu olduğunu hatırlatan Ün, hükümetin bütçe tercihlerini de eleştirdi. Savaş ve kriz dönemlerinde diğer ülkelerin çiftçisini koruduğunu belirten Edirne Milletvekili, "Faiz ödemelerine kaynak bulan iktidar, üretim maliyetleri altında ezilen çiftçiye yeterli desteği vermiyor" dedi. ​Çözüm Önerileri: ​Alım Fiyatları: Çiftçiye kazanç sağlayacak taban fiyatlar belirlenmeli. ​Maliyet Desteği: Gübre, mazot ve ilaç gibi üretim maliyetleri düşürülmeli. ​Üretim Planlaması: İthalat odaklı değil, üretim odaklı politikalara dönülmeli. ​Ediz Ün, açıklamasını "Cumhuriyet nasıl tarımla ayağa kalktıysa, ülkemiz de yeniden üretimle güçlenecektir" diyerek noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.