Hava Durumu

#Çiftçi

Kırsal Haber - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gübrede Dışa Bağımlılık Tarımı Tehdit Ediyor Haber

Gübrede Dışa Bağımlılık Tarımı Tehdit Ediyor

CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Türkiye’de kimyevi gübrede artan dışa bağımlılık, yükselen maliyetler ve olası tedarik risklerine ilişkin Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazılı soru önergesi sundu. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında gübre tüketimi 6,55 milyon ton, üretim ise 4,57 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu durum, Türkiye’nin gübre ihtiyacının önemli bir kısmını ithalatla karşıladığını ortaya koyarken; üretimde kullanılan hammaddelerin yaklaşık yüzde 90’ının dışa bağımlı olması, sektörü küresel dalgalanmalara açık hale getiriyor. GÜBRE STRATEJİK BİR GİRDİ Gübre, tarımsal üretim maliyetlerinde yüzde 15-20 paya sahip olmasına rağmen verimlilik üzerinde yüzde 50’ye varan etki yaratıyor. Bu nedenle gübreye erişimde yaşanacak aksaklıklar yalnızca çiftçiyi değil, doğrudan gıda arzını ve fiyatlarını da etkiliyor. KRİZ RİSKİNE KARŞI HAZIRLIK VAR MI? CHP’li Zeynel Emre, küresel gerilimler ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların tarım sektörü üzerindeki etkilerine dikkat çekerek Bakanlığın hazırlık düzeyini sorguladı. Yöneltilen sorular şöyle: Gübre ve hammadde tedarikine ilişkin güncel bir risk analizi veya kriz planı var mı? Hürmüz Boğazı gibi kritik hatlarda yaşanabilecek aksamalara karşı stratejik stok veya alternatif tedarik planı mevcut mu? Gübre arz güvenliği için hangi ürünlerde ne kadar süreyi kapsayan bir stok planlaması yapılmıştır? Çiftçinin üretimde kalması için mazot, gübre, kredi ve benzeri destekler artırılmış mıdır? Savaş kaynaklı maliyet artışlarına karşı borç ertelemesi veya yeni destek paketleri gündemde midir? Gübre ve enerji maliyetlerindeki artışa karşı diğer bakanlıklarla yürütülen eşgüdümlü çalışmalar nelerdir? “ÇİFTÇİ KORUNMADAN GIDA GÜVENLİĞİ SAĞLANAMAZ” CHP’li Zeynel Emre, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gübrede dışa bağımlılığın azaltılması ve çiftçinin artan maliyetler karşısında korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Emre, aksi halde üretimde daralma ve gıda fiyatlarında yeni artışların kaçınılmaz olacağına dikkat çekti.

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür! Haber

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, gıda güvenliği ve egemenliği açısından Türkiye'nin büyük bir risk altında olduğunu vurguladı. Mazot ve gübre fiyatlarının tarımı ve çiftçiyi vurduğunu, iktidarın yangını seyrettiğini belirten Barut, bu koşullarda traktörün kontağının dahi çevrilemediğini, adeta altına dönen gübreyi çiftçinin bir gram bile atamadığını vurguladı. "GÜBRE ADETA ALTIN OLDU" Meclis Genel Kurulu'nda İYİ Parti'nin grup önerisi üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, "2026 yılı gıda güvenliğimiz ve gıda egemenliğimiz açısından çok risk altındadır. Çünkü tarımsal üretimin en önemli temel girdilerinden olan mazotun litresi 80 liraya, gübrenin tonu da 35 bin liraya dayanmıştır. Bu fiyatlarla ekim, dikim yapmak mümkün değildir. Bu fiyatlarla ekim yapmak değil, çiftçi, traktörünün kontağını dahi çeviremez durumdadır; aynı zamanda, gübre de altınla eş değer olmuş, gübrenin gramını dahi tarlasına atamaz durumdadır" dedi. ÖZELLEŞTİRME VE KAPATMA TEPKİSİ Tarımsal üretimde gübre kullanımının öneminden söz eden Barut, iktidarın yanlışlarına da dikkat çekerek şunları anlattı: "Gübre kullanmakla üründe kalite artar, rekolte artar. Üründe gübre kullanmayınca yüzde 20 ila yüzde 80 arasında rekolte kaybı olacaktır. İşte, bu nedenle diyoruz ki: 2026 yılında gıda egemenliğimiz tehlike altındadır. Türkiye'de çiftçimizin kullanmış olduğu gübre yılda 6,5 milyon tondur ve mazot da 3 milyar litredir. Bunların da tamamı -gübrenin yüzde 90'ı, mazotun da tamamı dışa bağımlıdır. Peki, neden dışa bağımlıyız? Çünkü bir zamanlar gübre fabrikaları vardı, kamuya ait, devlete ait; İGSAŞ vardı, TÜGSAŞ vardı, Kütahya, Samsun gübre fabrikaları vardı. Bunlar ne oldu şimdi? Ya özelleştirildi, ya kapatıldı. Bu krize Hürmüz Boğazı'ndaki yaşanan savaşın etkisi de eklenince maalesef çiftçinin mazot ve gübredeki sıkıntısı çok daha arttı ve savaşın şu anda en ağır faturasını da maalesef çiftçimiz ödemektedir. Bu nedenle, çiftçilerimiz bu söylediğim nedenlerden dolayı yabancıların eline ya da özel sektörün eline terk edilmiş durumdadır." "GÜBREDE FİYAT ARTIŞ 135 KATA ULAŞTI" Gübre ve mazot başta olmak üzere tarımsal üretim maliyetlerindeki fahiş artışa değinen Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Gelin, rakamlarla bir tabloya bakalım: 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde ürenin 1 tonu 261 liraydı, üre gübrenin; şu anda 35 bin lira, tamı tamına 135 kat artmış durumda. Yine, AKP iktidarı iktidara geldiğinde mazotun litresi 1,1 liraydı, şu anda 76 lira yani 80 liraya dayanmış durumda. Yaklaşık 70 kat fiyat artmış durumda. Buradan sesleniyorum, 'Gübrede, stokta sorun yoktur' diyenlere sesleniyorum: Gelin, Çukurova'ya davet ediyorum, gübre var mı, yok mu değerli arkadaşlar, bir görelim. Olan da gübreyi maalesef şu anda stoklamış ve satmıyor. Tam ekim, dikim dönemi ama çiftçi şu anda perişan değerli arkadaşlar. Yapılması gereken çok basit, tıpkı İspanya'nın yaptığı gibi çiftçiyi ve tarımı koruyacak adımlar atılmalıdır. Mazottaki ve gübredeki ÖTV, KDV kaldırılmalıdır. Eğer bu destekler de yetmiyorsa bunlara ek destek verilmelidir. Tarımı hor görenler değerli arkadaşlar, yarını zor görür. Çiftçiyi desteklerseniz tüketiciyi de desteklemiş olursunuz."

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor Haber

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda 14 farklı kanunu ilgilendiren kanun teklifini eleştirdi. Bedelli askerlikten özelleştirmeye, İşsizlik Fonu’ndan ekonomik kriz önlemlerine kadar pek çok konuya değinen Gürer, İktidars acil adımlar atılmadı çağrısında bulundu. BEDELLİ ASKERLİK İÇİN YARIM MİLYON BEDEL CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bedelli askerlikte yapılan düzenlemeye dikkat çekerek, “14 farklı kanunu ilgilendiren bu kanun teklifinde de halkın faydasına olacak çok önemli maddeler yok ama dikkat çekici değişiklikler var; bunlardan biri, askerlikle ilgili. Bedelli askerlik katsayı düzenlemesiyle yarım milyon liraya çıkıyor. Böylece fakir fukaranın, garip gurebanın, orta hâlli çocukların, orta gelirli hanelerin çocuklarının artık askerliği bedelli yapma şansı ortadan kaldırılıyor. Parası olanın askerlikten faydalanmayacağı bir boyuta evriliyor,” diye konuştu. Gürer, askerliğin toplumsal bir olgu olduğuna da vurgu yaptı: “Askerlik bir yerde zengin çocuğu ile fakir çocuğunun aynı ortamda buluştuğu, birbirlerini tanıdığı, Türkiye'nin yapısının anlaşıldığı bir olguydu. Önce 'Yığılma var.' dendi, bedellinin ardından askerlik uzmanlar eliyle profesyonelleştirildi. Şimdi geldiğimiz noktada yarım milyon lira vermeden bedelli askerlik yapabilme olanağı kalmadı. Böylece artık yine orta hâlli ailelerin çocukları bedelli askerlik yapamayacak.”Dedi. KAMU ARAZİLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE TEPKİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinde özelleştirmeye ilişkin düzenlemeyi eleştirerek, “Bunun yanı sıra, 230 tane ayrı taşınmazın etki analizinde yazdığına göre, kamu kuruluşunun yetkilisine demişler ki: 'Sende atıl bir yer varsa bize bildir de satalım, bunları paraya çevirelim.' Bir bakıyorsunuz, Türkiye'nin en önemli merkezlerinde en önemli rant sağlayacak araziler buradaki kanun teklifiyle özelleştiriliyor,” dedi. Gürer, liyakat eksikliğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Arkadaşlar, 100 fabrikayı, limanı, enerji santrallerini sattınız, hazine arazilerini sattınız, pasaport karşılığında bina alanlara da vatandaşlığı sattınız, şimdi de geldiniz, 230 tane kamu kurum ve kuruluşundaki araziyi de burada özelleştiriyorsunuz. Eğer liyakat kavramı olsa, Özelleştirme İdaresine bu soruyu sorduğumda 'Ben bu alanın, taşınmazın satılmasını istiyorum.' diyen genel müdürü, daire başkanını o görevde ben oturtmazdım. (CHP sıralarından alkışlar) İşini yapamayacak ve kendisine ait değerleri değerlendiremeyecek adamın ne işi var, orada yöneticilik yapıyor? Ha, o iş öyle değil, onlara diyorlar ki: 'Şuralardan vazgeç, biz buraları ranta açacağız, birilerine kazanç sağlayacağız.'” İŞSİZLİK FONU DÜZENLEMESİ ELEŞTİRİSİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İşsizlik Fonu’ndaki değişikliklere de tepki göstererek, “Bir de İşsizlik Fonu'nda devlet katkısının yüzde 1'den yüzde 0,5 düşürüp 1,5'a artırılması için Cumhurbaşkanına yetki veriliyor. Şimdi, tabii, bu geriye doğru işleyecek, 0,5'e getirilecek katkı. İşsizlik Fonu'nda zaten o kadar ağır şartlar var ki çoğu işsiz doğru dürüst yararlanamıyor. Bu fonda öyle düzenleme yapmalıyız ki ekonomik anlamda konkordato ilan eden veya iflasını isteyen iş yerlerinde işsiz kalan işçilerin de lehine bu İşsizlik Fonu kullanılır duruma getirelim. Bunun yerine ne yapıyoruz? İşsizlik Fonu'nun da kendi içinde devlet katkısını düşürüyoruz, oradaki fondan farklı alanlarda kullanmanın da zaten yolu açılmıştı, bu sürdürülüyor,” şeklinde konuştu. EKONOMİK KRİZ VE TOPLUMSAL SORUNLARA ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI CHP’li Ömer Fethi Gürer, ülke genelindeki ekonomik sorunlara da dikkat çekti: “Şunu da söylemek zorundayız: Ülke yangın yeri; nakliyeciler isyanda, çiftçi isyanda, işçi isyanda, esnaf isyanda, her kesimin sorunları birikmiş. Bakınız arkadaşlar, yapılacak basit işler var: ÖTV'yi, KDV'yi akaryakıtta kaldırın, köprü-yol geçiş ücretlerini bir yıllık erteleyin, borçları yapılandırın, faizleri silin, emekli maaşını, asgari ücreti oluşan kayıpları dikkate alarak arttırın. Önümüz Kurban Bayramı gelin, şu kurban bayramı ikramiyesini asgari ücret düzeyine çıkarın. İçinde bulunduğumuz koşullarda sorunlar katlanıyor. Ne diyor Bakan Bey: 'Rafta ürün eksiğimiz yok, arz açığımız yok.' E, cepte para yok ki gitsin, vatandaşa o ürünü alabilsin. Böylesi sorunların oluştuğu bir yerde kalıcı çözümleri yaratmak yerine bunları seyretmenin kimseye faydası olmaz.” Ömer Fethi Gürer, “Bakın, dünya genelinde bu anlamda bazı devletler öncelikle savaşın etkisini dikkate alıp bu konuda paketler açıklıyor. Ya, siz 2025 yılının desteklerini hâlâ vermediniz çiftçiye. En azından 2025 yılı desteklerini hemen ödeyin. Çiftçi nasıl ekim yapacak? Mazotun bu fiyatıyla tarlaya traktörü nasıl sokacak?” diye konuştu. ARZ AÇIĞI VE TARIM ÜRÜNLERİ İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanına doğrudan çağrıda bulunarak, “Alım garantili, sözleşmeli, üret kardeşim, ben alacağım, sana zarar ettirmeyeceğim.” diye Cumhurbaşkanı açıklama yapsın. 21 üründe arz açığımız var; hububatta, bakliyatta. Bunlarla ilgili önlem alalım yoksa bu savaşın yansıması İran'dan fazla bize olacak,” diye konuştu.

CHP'li Gürer: "Tarımda Alarm Zilleri Çalıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Tarımda Alarm Zilleri Çalıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, komisyonda görüşülen kanun teklifine ilişkin yaptığı kapsamlı konuşmada tarım, hayvancılık, gıda fiyatları, gübre maliyetleri ve orman düzenlemeleriyle ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gürer, kanun teklifinin hazırlanma sürecini eleştirerek, “Ben yaptım oldu anlayışıyla getirilen bir düzenleme” ifadelerini kullandı. Gürer konuşmasına kanun teklifinin hazırlanma sürecini eleştirerek başladı. Teklifin ilgili kesimlerle görüşülmeden hazırlandığını belirtti CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kanun teklifi yine kitle örgütleriyle, derneklerle, sendikalarla, odalarla yeterince görüşülmeden, muhalefetin de bu konuda ne düşündüğüne bakılmaksızın ‘Ben yaptım oldu’ anlayışıyla getirilmiş, içinde Anayasa’ya aykırı madde tekliflerinin de yer aldığı bir düzenleme” dedi. İktidarın yıllardır görevde olduğunu hatırlatan Gürer, “AKP iktidarı yirmi dört yıldır iktidarda, yirmi dört yıl sonra getirdiğini reform diye getiriyor ama maddeleri incelediğiniz zaman enteresanlıklar var” ifadelerini kullandı. SAVAŞIN OLUMSUZ YANSIMALARI TARIMI TEHDİT EDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında yaşanan savaşın, Türkiye’de tarım sektöründe var olan sorunları derinleştirdiğini belirterek, “Ülkemizde tarımda gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde ciddi arz açığı var. Dışa bağımlılığımız, bu sorunun doğrudan her kesime yansımasına neden oluyor,” dedi. Gürer, tarım politikalarının yanlış uygulamaları, pandemi ve küresel iklim değişikliği gibi süreçlerin uyarı niteliğinde olmasına rağmen iktidarın ders almadığını vurguladı. “Gıdadaki arz açığını önlemek için alınan tek önlem, ithalat vergilerini düşmek ve ihracata sınırlama getirmek oldu. Somut, çiftçiye üretimi artırmasını sağlayacak destek sağlanmadı,” diyen Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu verilerini eleştirerek, “2025 yılı dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyümüş ama biz bunu vatandaş olarak göremedik. Tarımsal üretim ise sert bir düşüş yaşadı, yüzde 8,8 azaldı. 2002’de üretilen buğday, arpa, fasulye, nohut, mercimekten 2025’te daha az üretim var. Buna rağmen ‘Sorun yok’ deniyor,” ifadelerini kullandı. HAYVANCILIKTA GERÇEKLER ÇARPITILIYOR Hayvancılıkta da ciddi sorunlar olduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında hayvan varlığımız 16 milyon 900 bin, 2025’te 739 bin hayvan ithalatı var. TÜİK bunu yüzde 4 artış olarak sunuyor. Ama biz şap hastalığı ve Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlarla birlikte kaybı biliyoruz. Damızlık Birliği verisine göre hayvan varlığı 13 milyon 100 bin, devlet verisiyle 17 milyon 390 bin. Amerika Tarım Bakanlığı 14 milyon 100 bin diyor. ‘Hayvan varlığımız arttı’ demek halkla dalga geçmektir,” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mera alanlarının ciddi şekilde azaldığını ve özellikle Doğu ile Güneydoğu’daki hayvancılığı olumsuz etkilediğini de vurguladı. “Mera alanları enerji santralleri ve terör sebebiyle hayvancılığa kapatıldı. Ahırda beslenen hayvanların yemlerinin önemli bölümü ithal geliyor, süt yemi 50 kilo ile bin liraya dayanmış. Üretici zarar edince doğumuna bir ay kalmış hayvanı kesime gönderiyor, bu da beş yavrunun yok olmasına yol açıyor. Şap döneminde Türkiye buzağı ölümlerinde rekor kırdı,” diye konuştu. TARIM ALANLARI VE ÜRETİM DÜŞÜŞÜ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarındaki gerilemeyi de sert şekilde eleştirdi: “1980’de 28 milyon hektar olan tarım alanımız, Cumhurbaşkanlığı programına göre 23 milyon hektara gerilemiş. Meralar 40 milyon hektardan 14 milyona düşmüş. Türkiye’nin üretim modeli, ekilmeyen araziler, plansızlık ve öngörüsüzlük yüzünden çöküyor,” dedi. Bu bağlamda gübre ve yem fiyatlarındaki astronomik artışa da dikkat çeken Gürer, “2020 yılında 2.140 lira olan DAP gübrenin ton fiyatı şimdi 39 bin lira. Üre gübre ise 2020’de 1.860 liraydı, bugün 31.200 lira. Çiftçi bunu alıp atacak durumda değil. Bu nedenle acilen sübvanse destek sağlanmalı,” ifadelerini kullandı. Gürer, sahte gübre kullanımının üretimde ciddi kayıplara yol açtığını da belirtti. ÇİFTÇİYE SOMUT DESTEK TALEPLERİ Gürer, üreticiyi doğrudan destekleyecek önlemleri şöyle sıraladı: “Yem ve gübrede yüzde 50 sübvanse sağlanmalı.” “Ürün alım garantili ekim uygulamaları hayata geçirilmeli.” “Çiftçi, devletin alım garantisiyle ekim yapabilmeli.” “Akaryakıt üzerinden ÖTV ve KDV kaldırılmalı, nakliyecilere destek verilmeli, köprü ve yol geçiş ücretleri bir yıl alınmamalı.” Patates üretimi üzerinden örnek veren Gürer, “2000 yılında 6,5 milyon ton patates üretilmiş, 2024’te aynı miktar. Nüfus artmış, yemek alışkanlıkları değişmiş, çiftçi tarlasını satamıyor. Toplum yararı projeleri ile ürünler halkla buluşturulabilir. Tarım politikaları bu açıdan acilen güncellenmeli,” dedi. GIDA VE ENFLASYON SORUNLARI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda fiyatları ve enflasyon ilişkisine de değinerek, “Çiğ süt fiyatları sabit tutuluyor, yem fiyatı serbest. Sanayici yemi satıyor, süt fiyatı yükselmiyor. Raflarda peynirin maliyetini hesapladığınızda çiftçi kazanamıyor, aracılar kazanıyor. Makul girdi maliyeti ve kâr belirlenmeli. Yerli ürünün fiyatını ithalattan yüksek satmak kabul edilemez,” ifadelerini kullandı. TARIMIN STRATEJİK ÖNEMİ Son olarak Gürer, savaşın tarımı stratejik bir öneme taşıdığını vurguladı: “Savaş bir ders olmalı. Arz açığı olan ürünler için planlamalar yapılmalı. Çiftçi ve üretici desteklenmeli. ‘Sanayide, turizmde ilerleriz, tarımı da ithal ederiz’ mantığı çökmüştür. Gelişmiş ülkeler kendi üreticisini destekleyerek gıda güvenliğini sağlıyor. Türkiye de bunu yapmak zorunda,” dedi. 180 BİN FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE ORMAN ALANI STATÜSÜNÜ KAYBEDECEK CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis’te görüşülen düzenlemeye tepki göstererek, söz konusu maddeyle kesinleşmiş orman kadastrosuna göre devlet ormanı sayılan alanların idari bir değerlendirmeyle orman dışına çıkarılmasının önünün açıldığını ve bunun Anayasa’nın 169’uncu maddesine açıkça aykırı olduğunu belirtti. Gürer, düzenlemenin kabul edilmesi hâlinde 129 bin hektar, yaklaşık 180 bin futbol sahası büyüklüğündeki orman alanının statüsünü kaybedeceğini vurgulayarak, “Bir vatandaş ormanı kesip kaçak villa yapıyor, Orman İdaresi dava açıyor, mahkeme ‘Burası ormandır’ diyor; ancak bu maddeyle, yıkılması gereken yapı iki yıl içinde başvuru yapılmasıyla sahibine iade edilecek. Bu düzenleme, hukuksuzluğu ödüllendirmek, ormanları daraltmak ve kamu yararını zedelemek anlamına gelir. Devletin kendi ormanından vazgeçmesi kabul edilemez. Bu nedenle ormanların daraltılmasına yol açacak bu madde teklifinin kanun metninden çıkarılması gerekmektedir” dedi.

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında Haber

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair teklif üzerine yaptığı konuşmada, mevcut düzenlemenin gerçek sorunları örtbas ettiğini belirtti. Sarıbal, “Mazot ve gübre fiyatlarının üreticiyi üretimden kopardığı bir dönemde bu teklifi görüşmek, krizi görmezden gelmektir” dedi. Milletvekili Sarıbal, komisyonda görüşülen teklifin zamanlamasını eleştirerek, asıl tartışılması gerekenin çiftçinin yaşadığı kriz olduğunu vurguladı. “Çiftçi artan mazot ve gübre maliyetleri nedeniyle üretimden kopma noktasında. Üretici ayakta kalmak için ağır borçlanma sarmalına sürüklenmiş durumda. Gıda krizi derinleşiyor, halkın temel gıdaya erişimi zorlaşıyor” diyerek, teklifin geri çekilmesi gerektiğini söyledi, yerine mazot, gübre ve doğrudan üretici desteklerini içeren acil bir kanun hazırlanması çağrısında bulundu. Türkiye’de uygulanan ekonomik ve tarım politikalarının milyonlarca yurttaşın hayatında derin bir yıkıma yol açtığını belirten Sarıbal, iktidarın gerçek sorunları görmezden geldiğini vurgulayarak, “Mesele tali başlıklar değil, doğrudan uygulanan ekonomik tercihlerdir” dedi. Milletvekili Sarıbal, mevcut politikaların iki temel sonuç doğurduğunu ifade etti. Birincisinin, çiftçinin üretimden para kazanamaması nedeniyle toprağını terk etmek zorunda kalması olduğunu belirten Sarıbal, köylerin boşaldığını ve üreticilerin kentlerin varoşlarına sürüklendiğini söyledi. İkinci olarak ise üretimde kalmaya çalışan çiftçilerin ağır bir borç yükü altında bırakıldığını dile getiren Sarıbal, “Bunun adı, tarımı bütünüyle şirketlere, tekellere ve sermaye gruplarına bırakmanın sonucunda ortaya çıkan mülksüzleştirme düzenidir. 1980 faşist askeri darbesiyle kurulan ekonomik ve siyasal rejim, 24 yıllık iktidarın taşlarını döşeyen tarihsel zemindir. O günden bugüne emek zayıflatılmış, köylü yalnızlaştırılmış, kamu tasfiye edilmiş, kaynaklar halk için değil sermaye için kullanılmıştır” ifadelerini kullandı. DEVASA KAYNAK NEREYE GİTTİ? Bütçenin bir servet transferi mekanizmasına dönüştürüldüğünü kaydeden Sarıbal, “2025 bütçesinde faize ayrılan kaynak 1 trilyon 950 milyar lira. 2026 bütçesinde bu rakam 2 trilyon 742 milyar liraya çıkıyor. Daha yılın ilk iki ayında gerçekleşen faiz ödemesi 640 milyar lirayı bulmuş durumda. Bu gidişle, 2026 yılı sonunda bütçede öngörülenin bile üzerinde bir faiz ödemesiyle karşı karşıya kalacağımız çok açık. Cumhuriyet’in kuruluşundan 2002 yılına kadar, yani 82 yılda 54 hükümetin yarattığı toplam kaynak yaklaşık 740 milyar dolar. 2002’den bugüne iktidar, büyük bir başarı hikayesi yazarak 4 trilyon dolarlık bir kaynak üretti. Bu devasa kaynak nereye gitti? Neden 86 milyonun refahı artmadı? Bu sorular, bu Komisyonun da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de araştırması gereken temel meselelerdir. Mesele, halkın alın teriyle yaratılan kaynakların yurttaşa refah, güvence ve insanca yaşam olarak dönüp dönmediğidir. Bu Meclis’in önündeki en büyük sorumluluk, 86 milyon yurttaşın yaşam hakkını, beslenme hakkını, barınma hakkını, eğitim ve sağlık hakkını savunmaktır” diye konuştu.

CHP'li Sarıbal: "Çiftçi Maliyet Kıskacında!" Haber

CHP'li Sarıbal: "Çiftçi Maliyet Kıskacında!"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de yaptığı basın açıklamasında Türkiye’de tarımın en kritik girdileri olan gübre ve mazotta yaşanan fiyat artışlarının üretimi tehdit ettiğini söyledi. Sarıbal, yapısal dışa bağımlılığın çiftçiyi küresel krizlere karşı savunmasız bıraktığını vurguladı, “Mazot yanıyor, gübre el yakıyor. Bu koşullarda üretim sürdürülemez. Çiftçiye acil destek şart” dedi. Savaş öncesinde ton başına 490 dolar olan üre gübresinin kısa sürede 700 doların üzerine çıktığını hatırlatan Sarıbal, Türkiye’de ise bu artışın çok daha ağır hissedildiğini söyledi. Navlun, depolama, paketleme, nakliye ve işçilik gibi kalemlerin de maliyetleri katladığını ifade eden Sarıbal, bir ay önce 21–25 bin lira arasında olan üre gübresinin ton fiyatının bugün 35 bin liraya ulaştığını belirtti. Mazot fiyatlarının 72–80 lira bandına çıktığını hatırlatan Sarıbal, mevcut koşullarda çiftçinin üretimi sürdürmesinin neredeyse imkansız hale geldiğini söyledi. “Bu maliyetlerle üretim nasıl sürdürülecek? Üretilen ürün kaç liradan satılacak ki çiftçi ayakta kalacak?” diye soran Sarıbal, çiftçinin artık zarar etmeyi göze alarak üretim yapmaya çalıştığını ifade etti. Sarıbal, tarımda yaşanan krizin derinleşmemesi için kamunun acil müdahale etmesi gerektiğini belirterek, üreticinin desteklenmemesi halinde gıda fiyatlarının daha da artacağı ve toplumun geniş kesimlerinin gıdaya erişimde zorlanacağı uyarısında bulundu, “Çiftçi desteklenmezse, bu kriz sadece tarlada kalmaz; sofraya, mutfağa, her haneye yansır. Bugün Türkiye, 175 ülke arasında gıda enflasyonunda 3’üncü sırada. Bu tablo yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamaz. Yıllardır sürdürülen yanlış tarım politikalarının sonucuyla karşı karşıyayız” diye konuştu. “GÜBRE ÜRETİMİ İTHALATA BAĞLI” Milletvekili Sarıbal, Türkiye’nin gübre hammaddelerinde de dışa bağımlı olduğunu belirtti. Fosfat, potas ve doğal gaz gibi temel girdilerde ithalata bağımlılığın sürdüğünü ifade eden Sarıbal, “Sorun sadece gübrenin ithal edilmesi değil; üretimin kendisi de ithal hammaddelere dayanıyor” dedi. 2025 verilerine göre gübre üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 3 azalarak 4,57 milyon tona gerilediğini, tüketimin ise yüzde 6 düşüşle 6,54 milyon ton olduğunu aktaran Sarıbal, buna rağmen üretimin tüketimi karşılamaktan uzak kaldığını belirtti. En çok üretilen gübrenin kalsiyum amonyum nitrat, en çok tüketilen gübrenin ise üre gübresi olduğuna dikkati çeken Sarıbal, 2003-2024 döneminde Türkiye’de gübre tüketiminin ortalama yüzde 72’sinin ithalatla karşılandığını hatırlatarak, “Yerli üretim de ithal girdilere bağlı olduğu için sektör bütünüyle dışa bağımlı bir yapıya sıkışmış durumda” diye konuştu. DESTEKLER KALDIRILDI, YÜK ÇİFTÇİYE YIKILDI Çiftçiye mutlaka ilave destekler sağlanması gerektiğinin altını çizen Sarıbal, “İspanya, Romanya, ABD, Çin, Almanya gibi ülkeler savaşın etkilerine karşı önlem aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 81 milyar liralık destek paketinin üzerinden haftalar geçti; ancak bugüne kadar ödenen tutar sadece 21,1 milyar lira. Geri kalan destekler ortada yok. Çiftçiye verilen destek daha çiftçinin cebine girmeden eridi, yok oldu. 2026 bütçesinde ise tarım sektörüne 167 milyar 634 milyon lira destek ayrıldı. 2025’te 32,2 milyar TL olan alan bazlı destekler, 2026 bütçesinde tamamen kaldırıldı. Böylece, zaten fahiş şekilde artan mazot ve gübre destekleri fiilen ortadan kalktı. Fındıkta 16 yıldır uygulanan alan bazlı destek sona erdirildi. Üretici, doğrudan şirketlerin insafına bırakıldı. 17 ürün için uygulanan fark ödemesi (prim) desteği, kararnamede yer almasına rağmen bütçede karşılık bulmadı. Telafi edici ödemeler için hiçbir kaynak ayrılmadı. Destek var deniyor, ama bütçede yok. Üretim deniyor, ama çiftçi yalnız bırakılıyor” diye konuştu. “SORUN YAPISAL, ÇÖZÜM KAMUSAL POLİTİKA” Milletvekili Sarıbal, yaşanan krizin yalnızca fiyat artışıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Temel sorun, tarımsal girdilerin küresel piyasalara bağımlı hale getirilmesidir. Bu bağımlılığı azaltacak kamusal planlama ve güçlü destek mekanizmaları hayata geçirilmediği sürece çiftçi üretimden kopar, gıda krizi derinleşir. Gıda enflasyonuyla mücadele için çiftçilere hak ettikleri desteğin verilmesi ve artışları durdurulamayan girdi maliyetlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanması zorunlu” uyarısında bulundu.

95 Proje İle Kırsal Kalkınmaya Katkı Haber

95 Proje İle Kırsal Kalkınmaya Katkı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2019’dan 2026 yılına kadar geçen 7 yılda tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirdiği 95 proje ile üreticilere toplam 1 milyar 455 milyon TL destek verdi. Gübre, mazot, tohum, sulama ve stratejik tarım projeleriyle binlerce çiftçi üretime kesintisiz devam etti. 95 PROJE İLE KIRSAL KALKINMAYA KATKI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve üreticilerin artan girdi maliyetleri karşısında üretime devam edebilmesini sağlamak amacıyla tarıma yönelik desteklerini sürdürüyor. 2019 ile 2026 yılı Şubat ayı arasında yürütülen çalışmalar kapsamında 95 ayrı proje hayata geçirilirken, tarım ve hayvancılık alanında üreticilere toplam 1 milyar 455 milyon TL destek sağlandı. Uygulanan projelerle üretimin sürdürülebilirliği, çiftçi gelirlerinin artırılması ve Kocaeli’nin tarımsal potansiyelinin güçlendirilmesi hedeflendi. 5 BİN ÇİFTÇİYE GÜBRE DESTEĞİ Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere yönelik önemli projelerinden biri olan yüzde 50 hibeli “Zirai Gübre Destek Projesi” kapsamında 10 ilçe ve 277 mahallede üretim yapan 5 bin çiftçiye 1.850 ton (37 bin paket) gübre desteği verildi. Yaklaşık 48 milyon TL maliyetli proje ile 74 bin dekar meyve, sebze ve fındık bahçesi destek kapsamına alındı. KARTEPE’DE 2 BİN 500 ÇİFTÇİYE 53 MİLYON TL DESTEK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 2019 yılından itibaren Kartepe ilçesinde yürütülen tarımsal destek projeleri kapsamında 2 bin 500 çiftçiye toplam 53 milyon TL değerinde destek verildi. Büyükşehir’in tarım projeleri ilçedeki üretimin güçlenmesine katkı sağladı. GÜBRE VE MAZOT EN BÜYÜK DESTEK KALEMİ Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destek programında üreticilerin en önemli maliyet kalemleri olan gübre ve mazot destekleri öne çıktı. Bu kapsamda 10 bin 250 çiftçiye 203 milyon TL gübre desteği, 16 bin 500 çiftçiye 208 milyon TL mazot desteği (7,6 milyon litre) verildi. Bu desteklerle çiftçilerin girdi maliyetlerinin azaltılması ve üretimin devamlılığının sağlanması amaçlandı. YEM BİTKİSİ ÜRETİMİNE 295 MİLYON TL Hayvancılığın sürdürülebilirliği için yem bitkisi üretimi de desteklenmeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından 7 bin 500 çiftçiye 9 bin 950 ton yem bitkisi tohumu dağıtılırken, bu projelerin toplam destek tutarı 295 milyon TL oldu. GÜBRE DESTEĞİ YILLARDIR SÜRÜYOR Büyükşehir Belediyesi tarafından üreticilere yönelik gübre destekleri geçmiş yıllarda da aralıksız sürdürüldü. Bu kapsamda 2021 yılında 6 bin 800 üreticiye 60 bin paket, 2023 yılında 7 bin üreticiye 78 bin paket, 2024 yılında 3 bin üreticiye 18 bin 500 paket, 2025 yılında ise 1.765 üreticiye 10 bin paket gübre desteği sağlandı. Bu destekler, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere yönelik sürdürülebilir destek politikasının önemli bir göstergesi oldu. STRATEJİK TARIM PROJELERİ HAYATA GEÇİRİLDİ Tarımda katma değeri yüksek üretimi artırmak amacıyla TABİP (Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Projesi) de uygulamaya alındı. Proje kapsamında 700 dekar alanda üretim yapıldı, 5,5 milyon fide dikildi, 80,5 milyon TL destek sağlandı. 2025 yılında proje kapsamında 176 ton ürün elde edildi. SERACILIK VE HAYVANCILIĞA DESTEK Seracılığın geliştirilmesi amacıyla 207 modern sera kurulurken, 1.400 üreticiye sera naylonu desteği verildi. Bu çalışmalar için toplam 68,5 milyon TL kaynak kullanıldı. Hayvancılık alanında ise 310 üreticiye 76 bin tavuk, 343 çiftçiye damızlık koç, 18 işletmeye damızlık manda, arıcılara ise ekipman ve şeker desteği sağlandı. TARIMSAL SULAMAYA 525 MİLYON TL YATIRIM Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için sulama altyapısına da büyük yatırımlar yapıldı. Üç etap halinde gerçekleştirilen sulama projeleri kapsamında kilometrelerce iletim hattı, hidrant yapıları, terfi merkezleri ve su depoları inşa edildi. Bu yatırımların toplam maliyeti 525 milyon TL olarak kayıtlara geçti. ÜRETİCİYE ÇOK YÖNLÜ DESTEK Büyükşehir Belediyesi tarafından ayrıca meyve fidanı dağıtımı, sebze tohumu ve fide destekleri, süt tankı dağıtımları, kooperatif destekleri, ücretsiz toprak ve süt analizleri ile tarım makineleri hibeleri de üreticilere sunuluyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yürüttüğü projelerle hem tarımsal üretimi artırmayı hem de kırsal kalkınmayı güçlendirmeyi sürdürüyor.

Elektrik Maliyetleri Tarımsal Üretimi Durma Noktasına Getirdi Haber

Elektrik Maliyetleri Tarımsal Üretimi Durma Noktasına Getirdi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verilen yanıt, tarımsal sulamada elektrik maliyetlerinin çiftçiler üzerindeki ağır yükünü ortaya koydu. Resmi verilere göre son dört yılda yaklaşık 75 bin tarımsal abonenin elektriği borç nedeniyle kesildi. Gürer, artan elektrik maliyetlerinin çiftçiyi borç sarmalına sürüklediğini belirterek üreticiyi koruyacak özel tarifeler ve desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. TARIMSAL SULAMADA ELEKTRİK MALİYETİ KRİZİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde kullanılan elektriğe gelen zamların üreticiyi ciddi şekilde zorladığını belirterek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na soru önergesi verdi. Gürer, özellikle sulama dönemlerinde elektrik fiyatlarının yükselmesi nedeniyle çiftçilerin borçlandığını ve bazı üreticilerin üretim faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını ifade etti. 4 YILDA 75 BİNE YAKIN ÇİFTÇİNİN ELEKTRİĞİ KESİLDİ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği yanıt, tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Borcunu ödeyemediği için elektriği kesilen abone sayısı ise şu şekilde gerçekleşti: 2022: 19 bin 454 2023: 16 bin 18 2024: 21 bin 106 2025: 18 bin 214 Böylece dört yılda yaklaşık 74 bin 792 tarımsal abonenin elektriği borç nedeniyle kesildi. BAKANLIK: TARİFELER MALİYETLERE GÖRE BELİRLENİYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın verdiği yanıtta elektrik tarifelerinin; üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış maliyetlerinden oluştuğu belirtilerek tarifelerdeki değişimlerin bu maliyetlerdeki artış veya azalışların sonucu olduğu ifade edildi. Yanıtta ayrıca belirli tüketici gruplarına yönelik sübvansiyonların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında Cumhurbaşkanı kararıyla yapılabileceği, tarımsal desteklerin ise 5488 sayılı Tarım Kanunu çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütüldüğü belirtildi. ÇİFTÇİYE ÖZEL TARİFE VAR MI? Gürer ise tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin giderek büyüyen bir sorun haline geldiğine dikkat çekerek çiftçiler için özel düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı. Elektrik maliyetlerinin düşürülmesi için dağıtım bedellerinin azaltılması, KDV’nin kaldırılması ve üreticilere özel tarife uygulanması gerektiğini belirtti. TARIMDA MALİYET BASKISI ARTIYOR Tarımda maliyetlerin hızla arttığını ve üreticinin her geçen gün daha ağır bir ekonomik baskı altında kaldığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle tarımsal sulamada kullanılan elektriğin çiftçiler için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Gürer, “Tarlada üretimin sürdürülebilmesi için suya, suyun tarlaya ulaşması için de elektriğe ihtiyaç var. Ancak bugün çiftçi elektrik faturasını ödeyemediği için sulama yapamaz hale getiriliyor. Borç nedeniyle elektriğin kesilmesi yalnızca bir hizmetin durması değil, doğrudan üretimin kesilmesi anlamına gelir. Elektriği kesilen çiftçi ya ürününü kurutmak zorunda kalıyor ya da borçlanarak üretime devam etmeye çalışıyor. Bu tablo, tarımda işlerin iyi gitmediğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Elektrik kesintilerinin tarımsal üretimde zincirleme sorunlara yol açtığını ifade eden Gürer, “Çiftçi sulama yapamazsa verim düşer, üretim azalır ve sonuçta gıda fiyatları daha da artar. Enerji maliyetleri üretimin en kritik girdilerinden biri haline gelmiş durumda. Çiftçiye özel bir elektrik tarifesi uygulanmadan, dağıtım bedelleri ve vergiler düşürülmeden üreticinin ayakta kalması mümkün değil. Tarım stratejik bir sektördür; üreticinin elektriğini kesmek, aslında ülkenin gıda güvenliğini riske atmaktır” diye konuştu.

CHP'li Gürer: "İhracata Kırmızı, İthalata Yeşil Işık" Haber

CHP'li Gürer: "İhracata Kırmızı, İthalata Yeşil Işık"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın bazı tarım ürünlerinde ihracatı sınırlandıran ve ithalatı kolaylaştıran son kararları değerlendirdi. Gürer, “Bu kararlar tarımda yaşanan sorunların ihracatı kısıtlama, ithalatı artırmaya yönelik olması üretimdeki sorunların yansımasıdır” dedi. “İHRACAT YASAĞI, ÜRETİMDEKİ SORU GÖSTERİYOR “ Beyaz et, yumurta, nohut ve kuru fasulyede ihracatın sınırlandırılmasını, elma ve limonun kayda bağlı sisteme alınmasını değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yıllardır çiftçi yeterince desteklenmedi, girdi maliyetleri kontrol altına alınmadı, üretim planlaması yapılmadı. Bugün gelinen noktada üretim düştü. 2025 yılı hububat ve bakliyatta 2002 yılı gerisinde üretim oldu. Bu durum daha çok ithalata kapı araladı. İhracatın kısılması açığın artmaması için gerekliliğe dönüştü. Kendi kendine yetmeyip birde İhracat kapısı açık tutmak fiyatları daha da katlayacaktı. Sorun yok diyerek bu kararları verenler özünde sorunun varlığını anlatıyorlar,” diye konuştu. “İTHALAT KAPILARI AÇILIYOR” Gürer, ayçiçeği, mercimek ve yulaf gibi ürünlerde gümrük vergilerinin düşürülmesini açığın varlığında olağan olduğuna işaret etti. Siz üretmezseniz ve açığınız varsa çare ithalata kalıyor diyen Gürer, “Bu yaklaşım yerli üreticiyi desteklemeden planlı kamucu bir anlayışla tarımı yönetememeden kaynaklanıyor, Türkiye gibi tarım potansiyeli yüksek bir ülkenin çözümü ithalatta araması tarımda yaşanan sorunlarda artışa işarettir” dedi. “ENFLASYONUN NEDENİ MALİYETLERDİR” Gıda fiyatlarındaki artışın temel nedeninin üretim girdi maliyetleri olduğuna dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, , “Gübre, mazot, yem ve enerji fiyatları bu seviyedeyken üretim sorunu devam eder. Açıklanan tedbirler geçici rahatlama sağlar, bugün başka ülkeden ürün alırsınız yarın o ürünü sağlayamazsanız, sorun artar,” dedi. “TARIMDA POLİTİKA ŞART” CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Kriz yönetimi” olarak çözüm dışa satışı daraltıp dış ülkelerden daha fazla ithalata kapı aralamak olarak nitelendirerek, “Bugün uygulanan politikalar günü kurtarma çabasıdır. Yasaklarla, kotalarla, ithalatla fiyat baskılamak yerine üretimi artıran, çiftçiyi destekleyen, planlı ve sürdürülebilir bir tarım politikası hayata geçirilmelidir. Türkiye’nin ihtiyacı ithalat ile değil, çiftçisini üretimde tutarak daha çok desteklemek, üretim planlaması yapmaktan geçer. Rafta her ürün var demek yerine, her ürünü ben üretiyorum demek marifet olandır,” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.