Hava Durumu

#Çiğ Süt

Kırsal Haber - Çiğ Süt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiğ Süt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜSEDAD Uyardı: "Manipülatif Söylemlere İtibar Etmeyin" Haber

TÜSEDAD Uyardı: "Manipülatif Söylemlere İtibar Etmeyin"

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), çiğ süt ve süt piyasasında yaşanan gelişmelere ilişkin sert bir açıklama yayınladı. Dernek, sektörde istikrarı bozmaya yönelik "asılsız ve manipülatif" iddialara karşı üreticileri ve sanayicileri uyardı. ​​Açıklamada, uzun süredir çiğ süt fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kalmasının işletmeleri zarara uğrattığı ve damızlık hayvan varlığının azalmasına yol açtığı vurgulandı. Bu durumun Türkiye’nin hayvansal üretim sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ettiği belirtildi. ​Süt Tozu ve Tereyağı Düzenlemeleri ​TÜSEDAD, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından yürütülen stratejik müdahalelerin önemine dikkat çekti: ​Süt Tozu Regülasyonu: Üretilen süt tozlarının tamamının ihraç kaydıyla değerlendirildiği, iç piyasaya arz edilmesinin söz konusu olmadığı net bir dille ifade edildi. ​Tereyağı İthalatı: İç piyasadaki üreticiyi ve çiğ süt fiyatlarını korumak adına tereyağı ithalatının kapalı tutulduğu, bu kararın piyasa istikrarı için bir "kamu tasarrufu" olduğu belirtildi.​ ​Son günlerde süt tozlarının iç piyasaya sürüleceği ve tereyağı ithalatı için baskı kurulduğu yönündeki iddiaları yalanlayan TÜSEDAD Yönetim Kurulu, şu ifadeleri kullandı; ​"Bu söylemler sektörümüzde gereksiz bir tedirginlik yaratmakta ve piyasa istikrarını zedeleme riski taşımaktadır. Mevcut piyasa koşullarında üreticiyi zayıflatacak herhangi bir uygulamanın hayata geçirilmesi kabul edilemez." ​Şap ve "üç gün hastalığı" nedeniyle süt arzında yaşanan düşüşün, fiyatların sürdürülebilir seviyelere ulaşacağı beklentisini artırdığı belirtilirken; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığı kaydedildi. TÜSEDAD açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Uzun süredir çiğ süt fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında seyretmesi, üreticilerimizi ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya bırakmış; birçok işletmenin zarar etmesine, üretimden çekilmesine ve damızlık hayvan varlığımızın azalmasına neden olmuştur. Bu durum, yalnızca sektör paydaşlarını değil, ülkemizin hayvansal üretim sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir. ​Bu olumsuz sürecin daha da derinleşmemesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından Et ve Süt Kurumu aracılığıyla yürütülen süt tozu regülasyonu uygulaması, üreticinin maliyet baskısı altında ezilmesini önlemeye yönelik stratejik bir müdahaledir. Regülasyon kapsamında üretilen süt tozlarının tamamı ihraç kaydıyla değerlendirilmekte olup iç piyasaya arz edilmesi söz konusu değildir. ​Öte yandan, tereyağı ithalatına ilişkin yetki Et ve Süt Kurumu'nda olup, piyasa regülasyon görevi gereği konuya ilişkin kararı veren yetkili mercidir. Verilen karar Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili genel müdürlük ile istişare edilerek kesinleşmektedir. Bu düzenleme, piyasa istikrarının korunması ve üreticinin mağdur edilmemesi amacıyla tesis edilmiş bir kamu tasarrufudur. Uzun süredir tereyağı ithalatının kapalı tutulması ve ihracatın açık olması, iç piyasada üreticiyi ve çiğ süt fiyatlarını destekleyen önemli uygulamalardan biri olmuştur. ​Son dönemde yaşanan şap ve üç gün hastalığı nedeniyle süt arzında meydana gelen azalma, çiğ süt fiyatlarının sürdürülebilir seviyelere ulaşabileceğine dair beklenti oluşturmuş; üreticilerimizin üretime devam etme iradesini güçlendirmiştir. ​Ancak son günlerde; regülasyon kapsamında üretilen süt tozlarının iç piyasada satılacağı ve tereyağı ithalatı konusunda Et ve Süt Kurumu üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldığı yönünde iddialar gündeme getirilmektedir. Bu söylemler, sektörümüzde gereksiz bir tedirginlik yaratmakta ve piyasa istikrarını zedeleme riski taşımaktadır. ​Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığı açıktır. Mevcut piyasa koşulları dikkate alındığında, üreticiyi zayıflatacak herhangi bir uygulamanın hayata geçirilmesi kabul edilemez. ​Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Üreticilerimizin ve sanayicilerimizin, sektörel dengeyi bozmayı amaçlayan asılsız ve manipülatif söylemlere itibar etmemeleri gerektiğini önemle vurgularız."

TÜSEDAD Ocak Ayı Çiğ Süt Üretim Maliyetini Açıkladı Haber

TÜSEDAD Ocak Ayı Çiğ Süt Üretim Maliyetini Açıkladı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), 2026 yılı Ocak ayı çiğ süt üretim maliyet verilerini açıkladı. Yeni yılın ilk ayında bir litre sıcak çiğ sütün maliyeti 25,37 TL’ye yükseldi. ​Sektörün nabzını tutan TÜSEDAD, güncel yem fiyatları, asgari ücret zammı ve diğer girdi kalemlerini hesaplayarak hazırladığı Ocak 2026 maliyet raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapora göre, süt üretim maliyetleri bir önceki aya göre %6 oranında artış gösterdi. ​Maliyet Artışının Arkasındaki Temel Nedenler ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, maliyetlerdeki bu yükselişin ana nedenleri şu başlıklarla özetlendi: ​Asgari Ücret Etkisi: Brüt asgari ücrete gelen zamla birlikte, toplam maliyet içerisindeki personel gideri payı %10,5’ten %12,5’e yükseldi. ​Yem Fiyatları: Hayvan başına günlük yem maliyetinde %2,43’lük bir artış yaşandı.​ Kesim Fiyatları Yetersiz Kaldı: Et kesim fiyatlarındaki yükselişin, artan personel ve yem giderlerini dengelemeye yetmediği vurgulandı.​Hesaplama Nasıl Yapıldı? ​Derneğin maliyet komisyonu, verileri gerçekçi bir işletme modeli üzerinden kurguladı. Hesaplamada; 100 baş sağmal kapasitesine sahip, günlük ortalama 30 litre süt verimi alan bir işletme baz alındı. Ayrıca çiğ süt prim desteği ve buzağı desteği gibi kalemler de "gelir" olarak hesaba dahil edildi. ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Güncel veriler ve sektörün ortak aklıyla yenilediğimiz maliyet modeline göre; Ocak ayı 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyeti 25,37 TL/l olarak hesaplanmıştır. Kesim fiyatlarındaki artış, ne yazık ki giderlerdeki bu yükselişi kompanse edecek seviyede gerçekleşmemiştir." .​Sektör temsilcileri, üretim sürdürülebilirliği için maliyet artışlarının yakından takip edilmesi ve üretici fiyatlarının bu verilere göre güncellenmesi gerektiğini belirtiyor.

Yem Fiyatlarına Bir Ayda Gelen İki Zam Meclis Gündemine Taşındı Haber

Yem Fiyatlarına Bir Ayda Gelen İki Zam Meclis Gündemine Taşındı

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, yem fiyatlarına son bir ayda iki kez yapılan zamlarla ilgili olarak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi. Milletvekili Bekin verdiği soru önergesi ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Hayvancılıkta girdi maliyetinde en önemli kalemi oluşturan yem fiyatlarına son bir ayda iki defa zam yapılmıştır. Yem fiyatlarına son 1 ayda 2 defa zam ya-pılması, hayvancılık ile uğraşan üreticilerimizin üretimlerini sürdürülemez hale getirmesine sebep olmuştur. Yılbaşı'nda yapılan ilk zamla "Süt 21" yeminin fiyatı 779 liraya, ikinci zamla birlikte ise 804 liraya yükselmiştir. Yapılan zam ile buzağı başlangıç yemi 768 lira olurken, kuzu büyütme yemi 799 liraya çıkmıştır. Hayvancılık ile uğraşan üretici, bu şartlarda işletmesini döndürmenin ve sürdürülebilir bir üretim yapmasının imkansız hale geldiğini ifade ederken birçok kişinin sektörden çekilme noktasına geldiğine de önemle dikkat çekilmektedir. Daha birkaç hafta önce süt üreticileri yem başta olmak üzere girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu süt üretim masrafları ile bir litre çiğ süt fiyatının birbirini karşılamadığını her ortamda dile getirmiştir. Daha sonra üreticilerimizin serzenişleri karşısında ulusal süt konseyi fiyat güncellemesine gitmiş ve çiğ süt fiyatını yetersiz de olsa bir miktar artırmıştır. Ancak bugün gelinen noktada yeme yapılan bu zamlar hayvancılık ile uğraşan üreticimizin yarasını sarmaya yetmemiştir. Diğer bir değişle süt - yem paritesi, daha üretici zamlı süt parasını tahsil edemeden bozulmuştur. Bugün süt üreticileri ve besiciler için maliyet baskısının daha da arttığı çok açık ortadadır. Gelinen noktada bakanlık gerekli koruyucu ve destekleyici önlemler almaz ise ya üreten üreticimiz üretimden artık vazgeçecek ya da tüketiciler et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerini daha yüksek fiyattan satın almak zorunda kalacaktır. Bu bağlamda; 1- Son bir aylık süreç içerisinde yem fiyatlarında yaşanan artışın nedenleri nelerdir? Bakanlığınız bu artışı önlemek veya sınırlamak adına herhangi bir politika uygulamakta mıdır? 2- Son beş yıl içerisinde ithal edilen hayvan yemi miktarı ve bunun toplam yem üretimi içindeki payı nedir? Bakanlığınızın yerli üretimi artırmaya yönelik çalış-maları var mıdır? Varsa bu çalışmalar ne aşamadadır? 3- Son üç yıl içerisinde (yıllık bazda) TMO, yem maliyetlerini düşürmek ama-cıyla piyasadan ne kadar arpa ve mısır gibi ürün toplamıştır. Bu toplandığı ürünlerin ne kadarını yetiştiricinin kullanımına sunmuştur? TMO'nun yetiştiricinin kullanımına sunduğu ürün miktarının artırılması için herhangi bir çalışma var mıdır? 4- Süt fiyatındaki artışın henüz üreticilerin gelirlerine yansımadan yem maliyetlerinin yükselmesi ile oluşan süt-yem paritesindeki dengesizliğin ortadan kaldırılması amacıyla çiğ süt fiyatında yeni bir düzenlemeye gidilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır? Varsa bu çalışmalar nelerdir? 5- Yem fiyatlarında yaşanan artışlar sonrası hayvancılık ile uğraşan üreticilerimiz karşılaştığı olumsuz etkileri azaltmak amacıyla, üreticilere yönelik doğrudan destek veya sübvansiyon sağlanması planlanmakta mıdır? 6- Küçük ve orta ölçekli hayvancılık işletmelerinin yem maliyetlerini düşürmek adına herhangi bir özel teşvik veya kredi desteği sağlanmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır? Küçük ölçekli hayvancılık işletmelerinin kapanmasını önlemek ve sürdürülebilir bir üretim sağlayabilmesi için bakanlığınızın hangi çalışmaları yürütmektedir? 7- Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin artması ve özellikle yem fiyatlarının yükselmesi karşısında kırmızı et üretimi ve et fiyatlarına etkisiyle ilgili herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır?"

Bu Fiyat Sütü de Eti de Bitirir Haber

Bu Fiyat Sütü de Eti de Bitirir

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ süt tavsiye fiyatının hem süt üreticisini hem de et üreticisini yeni bir krizin içine sürükleyeceğini belirtti. Ün, açıklanan fiyatın maliyetlerle hiçbir şekilde örtüşmediğini vurguladı. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatla kendi verilerini dahi inkâr ettiğini ifade eden Ün, 22 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere açıklanan 22 lira 22 kuruşluk çiğ süt tavsiye fiyatının, bir önceki yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 19’luk bir artış anlamına geldiğini söyledi. Buna karşın Konseyin kendi internet sitesinde yer alan verilere dikkat çeken Ün, şunları kaydetti: “Aralık ayı verilerine göre süt yemi bir yılda yüzde 29, yonca yüzde 36, mısır silajı yüzde 47, saman ise yüzde 100 artmış durumda. Yani üreticinin tüm girdileri çiğ süt fiyatının çok üzerinde artarken, açıklanan bu fiyat ‘üretici zarar etsin’ demektir. Ulusal Süt Konseyi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcileri, sanayiciler, üretici temsilcileri ve bilim insanları var. Hiçbiri bu tabloyu görmüyor mu?” Konseyde alınan kararın sorumluluğuna da dikkat çeken Ün, “Sanayici kârını düşünür, bakanlık gıda enflasyonu artmasın diye fiyatı baskılar; bunu anlıyoruz. Peki bilim insanları bu maliyetleri görmüyor mu? Üreticiyi temsil edenler bu karara nasıl ‘evet’ dedi? Yarın üreticinin yüzüne nasıl bakacaklar?” ifadelerini kullandı. Açıklanan fiyatın yalnızca süt sektörünü değil, et üretimini de olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Ün, Türkiye’nin geçmişte bu süreci acı şekilde yaşadığını hatırlattı: “Bu filmi daha önce izledik. Süt para etmeyince yüz binlerce süt hayvanı kesime gitti. Önce et fiyatları düştü ardından kısa süre sonra et fiyatları yükseldi hem süt hem et üreticisi zarar etti. Ardından damızlık hayvan kalmadı ve Türkiye, hayvancılığa verdiği destekten çok daha fazlasını ithal hayvan ve et için harcadı. Bu yüzden diyoruz ki; süt hayvancılığı desteklenmeden et hayvancılığı ayakta kalamaz.” Süt üreticisi zarar ederken tüketiciye bir fayda sağlanmadığını da vurgulayan Ün, TÜİK verilerine işaret etti. Ün, “TÜİK’in son açıkladığı alt kalemlere göre süt fiyatları yüzde 24, peynir yüzde 31, tereyağı ise yüzde 36 artmış durumda. Şubat ayında tablo daha net görülecek. Eğer raf fiyatlarındaki artış, çiğ süt fiyat artışının üzerinde devam ederse bu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sanayicinin yanında durduğunu gösterir. Bu da hem üreticiye hem tüketiciye bakanlık eliyle zarar verilmesi demektir” dedi. Türkiye’deki hayvancılık krizinin artık bir girdaba dönüştüğünü söyleyen Ün, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi: “Türkiye, AKP’nin başarısız tarım politikaları nedeniyle 2010 yılından bu yana hayvancılık krizinin içindedir. Bu krizden çıkış için öncelikle bu Tarım ve Orman Bakanı görevden alınmalıdır. İthalatı çözüm olarak gören bu anlayış, yakında süt ve süt ürünleri ithalatına da yönelir. Türkiye’nin artık üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım politikasına ihtiyacı var. Aksi halde bu girdaptan çıkmamız mümkün değildir.”

Süte Zam Gelmeden Yeme ve Markete Zam! Haber

Süte Zam Gelmeden Yeme ve Markete Zam!

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ süt fiyatından önce yem, süt ve süt ürünlerine yapılan zamlarla ilgili olarak bir açıklama yaptı. TDSYMB Genel Başkanı İlhan Köten yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye fiyatı açıklanmış olmasına rağmen, bu fiyat henüz üreticiye yansımadan yılbaşından önce süt ve süt ürünlerinde raf fiyatlarının artırılmış olması, sektörde ciddi bir adaletsizlik algısı yaratmıştır. Üretici henüz eline geçen bir artış olmadan, tüketici zamlı üketici zamlı ürünle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu tablo açıkça göstermektedir ki, raf fiyatlarında yaşanan artışların kaynağı süt üreticisi değildir. Çiğ süt fiyatı fiilen uygulanmaya geçmemişken yapılan zamların üreticiye mal edilmesi kabul edilemez. Buna rağmen, kamuoyunda gıda enflasyonunun sorumlusu olarak üreticinin gösterilmesi gerçeği yansıtmamaktadır. Süt fiyatları değerlendirilirken yalnızca çiğ süt bedelinin gündeme alınması eksik ve yanıltıcı bir yaklaşımdır. Eğer fiyat artışı tartışılacaksa; perakende zincirleri, yem fiyatları ve diğer tüm girdi maliyetleri aynı anda ele alınmalıdır. Bugün süte en küçük bir artış gündeme geldiğinde, eş zamanlı olarak yem fiyatlarına da zam yapılması üreticiyi tamamen korumasız birakmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan faturanın doğrudan yetiştiriciye kesilmesi hakkaniyetli değildir. Öte yandan süt üreticileri, 2025 yılı boyunca şap hastalığı, iklim kaynaklı doğal afetler ve artan girdi maliyetleri gibi ağır koşullar altinda üretimini sürdürmeye çalışmıştır. Bu süreçte oluşan kayıplar ve ek maliyetler, herhangi bir fiyat artışı alınmadan doğrudan üreticinin cebinden karşılanmıştır. Bu şartlar altında üreticinin enflasyonun nedeni olarak gösterilmesi kabul edilemez. Enflasyonun Sorumlusu Gerçekten Üretici Midir? Enflasyonist kaygılar gerekçe gösterilerek çiğ süt fiyatına yeterli artış yapılamıyorsa, üretimin sürdürülebilirliği için mutlaka etkin destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Mevcut çiğ süt destekleri, artan maliyetler ve belirsizlikler karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle desteklerin artırılması ve üreticiyi fiilen koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi artık bir zorunluluktur. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi yapısında yalnızca üretici ve sanayicinin değil, perakende ve yem sektörünün de etkin şekilde yer alması gerektiği açıktır. Perakende ve yem maliyetleri denklemin dışında bırakılarak alınan kararların sahada karşılığı olmamaktadır. Süte zam gelir gelmez yeme zam yapılırken, denge üretici aleyhine bozulmaktadır. Bizim rakamlarla bir sorunumuz yoktur. Asıl talebimiz, süt/yem paritesinin garanti altına alınmasıdır. Parite sağlandığı sürece fiyatlar artsa da düşse de üretici zarar etmeyecek, üretimde sürdürülebilirlik sağlanacaktır. Üretici üretecek ki sanayi bu ürünü işleyebilsin; sanayi üretecek ki tüketici sağlıklı ve erişilebilir gıdaya ulaşabilsin. Denge ancak bu şekilde kurulabilir. Üretimden kopan yetiştiricileri yeniden sektöre kazandırmak son derece zorken, mevcut üreticiyi kaybetmek telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır. Bu anlayışla devam edilmesi hâlinde ne süt, ne inek ne de üretim yapacak yetiştirici kalacaktır. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, tarım ve hayvancılığın geleceği açısından ciddi bir tehdittir. Bir kez daha net şekilde ifade ediyoruz: Raf fiyatlarındaki artışın sorumlusu üretici değildir. Salgın hastalıkların ve doğal afetlerin bedeli üreticiye yüklenemez. Enflasyon gerekçesiyle fiyat verilemiyorsa, üretici destekle korunmalıdır. Tüketici Tüketirken Aslında Üreticiler Tükeniyor!!! Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

USK'nın Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Maliyet Fiyatının Altında Haber

USK'nın Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Maliyet Fiyatının Altında

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen çiğ süt tavsiye fiyatının 22,22 TL olarak açıklanmasının bir artış değil, maliyetin altında bir ayarlama olduğunu söyledi. Gürer, belirlenen fiyatın üretim maliyetlerinin gerisinde kaldığını vurgulayarak, “Bu fiyat ne üreticinin emeğini karşılıyor ne de hayvancılığın sürdürülebilirliğine destek sağlıyor” dedi. Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye fiyatının 22,22 TL olarak açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, söz konusu fiyatın yem ve ahır giderlerinin gerisinde kaldığını ve gerçeklerle bağdaşmadığını söyledi. Gürer, artan yem, enerji, veteriner giderleri, aşı, vitamin ve işçilik maliyetleri dikkate alındığında açıklanan fiyatın üretici giderlerinin altında kaldığını ifade etti. Gürer, son beş yılda süt inekçiliği yapanların ciddi ölçüde hayvanlarını satışa yöneldiğini belirtti. Küçük aile tipi işletmeler ahırın kapısını kapattı. 1–10 hayvanı olan üreticiler, artan giderler karşısında hayvancılığı bırakmaya başladı. Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan fiyat, tavsiye fiyatıdır. Küçük aile tipi işletmeler, çiğ süt sağdığı anda ürünü aracıya vermek zorunda kalmaktadır. Süt saklama olanakları yoktur. Toplayan aracı ise USK fiyatının altında bir bedelle ürünü alır ve bu da fiili piyasa fiyatı olur. Açıklanan fiyat birçok yerde hemen uygulamaya geçmez. Çiğ süt fiyatı açıklanıyor ama bu fiyat, üreticinin cebine giren gerçek gelir değildir” dedi. Gürer, tavsiye fiyatlarının çoğu bölgede uygulanmadığını, üreticinin sanayici ve aracı baskısı altında daha düşük fiyatlara mahkûm edildiğini vurguladı. “MALİYET ARTIYOR, FİYAT YERİNDE SAYIYOR” Ömer Fethi Gürer, son bir yıl içinde hayvancılıkta girdi maliyetlerinin katlanarak arttığına dikkat çekerek, “Yem fiyatları dövize endeksli biçimde artıyor, elektrik ve mazot zamları durmuyor, veterinerlik ve ilaç giderleri üreticinin belini büküyor. Buna karşın çiğ süte verilen 22,22 TL’lik fiyat, maliyetleri karşılamaktan uzaktır. Üretici zarar ederek üretmeye zorlanıyor” dedi. Süt/yem paritesinin hayvancılığın temel göstergelerinden biri olduğunu hatırlatan Gürer, mevcut fiyatla bu paritenin korunamadığını, üreticinin her geçen gün daha fazla zarar ettiğini söyledi. “1 litre sütle 1,5 kilogram yem alınamıyor. 50 kilogram süt yemi 900 liraya dayandı. Hayvanlar 12 ay kapalı alanda yemle besleniyor, maliyet sürekli artıyor” diye konuştu. “BU FİYAT İNEK SATIŞINI HIZLANDIRIR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiğ süt fiyatlarının yetersiz kalmasının doğrudan hayvan varlığına olumsuz yansıdığını belirterek, “Süt para etmezse üretici mecburen ineğini kesime gönderir. Bugün açıklanan bu fiyat, inek kesimini hızlandıracak; yarın hem süt hem et sorunu daha da derinleşecektir” diye konuştu. Türkiye’nin geçmişte aynı süreci yaşadığını hatırlatan Gürer, yanlış fiyat politikaları nedeniyle hayvan varlığının azaldığını, ardından ithalat kapılarının açıldığını ifade etti. “TAVSİYE FİYAT DEĞİL, ÜRETİCİYİ KORUYAN FİYAT GEREK” Çiğ süt fiyatının “tavsiye” niteliğinde olmasının üreticiyi korumadığını dile getiren Ömer Fethi Gürer, etkin bir denetim ve bağlayıcı mekanizma olmadan açıklanan rakamların kâğıt üzerinde kaldığını söyledi. “Tavsiye fiyat açıklamakla sorun çözülmüyor. Sahada uygulanmayan, denetlenmeyen fiyat üreticiyi korumaz. Üretici sanayicinin insafına bırakılıyor” dedi. Gürer, çiğ süt fiyatının maliyet esaslı belirlenmesi, üreticinin refah payının gözetilmesi ve fiyatların bağlayıcı hâle getirilmesi gerektiğini vurguladı. RAFTA FİYAT ARTIŞI UYARISI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, USK’nin çiğ süt litre fiyatını 19,60 TL’den 22,22 TL’ye çıkardığını belirterek, “Bu fiyat süt inekçiliği yapanın maliyetinin altındadır. Enflasyonu düşürmek, besicinin gelirini daraltmakla olmaz. Çiğ süt fiyatında yaklaşık 2 liralık artış, raftaki süt ve peynir fiyatlarına kat kat yansıyabilir. Fahiş artışlar olabilir. Ticaret Bakanlığı, rafta süt ve sütten mamul ürünlerdeki fiyat artışlarını izlemelidir” dedi.

TÜSEDAD'dan Ulusal Süt Konseyi’ne Çağrı Haber

TÜSEDAD'dan Ulusal Süt Konseyi’ne Çağrı

Kısa adı TÜSEDAD olan Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği, Ulusal Süt Konseyi’ne bir çağrı yaparak çiğ süt fiyatının bir an önce açıklanmasını istedi. TÜSEDAD'dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Çiğ sütün tavsiye fiyatı, Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından belirlenmekte ve kamuoyuna ilan edilmektedir. Konsey bünyesinde; üretici, sanayici, kamu ve araştırma kurumları temsilcileri yer almaktadır. TÜSEDAD olarak daha önce yayımladığımız basın bültenimizde Ulusal Süt Konseyi'ne çağrıda bulunarak, 15 Aralık'tan itibaren sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının en az 27 TL/Litre + soğutma ve hizmet bedeli olması gerektiğini ifade etmiş, bu fiyatın, tarımın ve sosyo-ekonomik yapının sürdürülebilirliği açısından zorunlu olduğunu belirtmiştik. Ancak 6 Ocak 2026 tarihine gelinmesine rağmen Ulusal Süt Konseyi tarafindan henüz herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Öte yandan, 19-21 Ocak 2024 tarihlerinde düzenlenen Ulusal Süt Çalıştayı'nda tüm tarafların uzlaşısıyla, "Çiğ süt tavsiye fiyatının üçer aylık dönemler halinde, piyasa koşulları ve maliyetler çerçevesinde güncellenmesi" yönünde karar alınmıştır. Ne yazık ki bugün gelinen noktada, alınan bu kararın uygulanmadığını açıkça görmekteyiz. Alınan bu karar sonrasında; 1 Ocak 2025 itibarıyla 17,15 TL/Lt olarak açıklanan fiyatın, 1 Nisan 2025 tarihinde artan maliyetlere göre güncellenmesi gerekirken fiyat sabit kalmıştır. 1 Temmuz 2025 itibarıyla toplanıp fiyat güncellemesi yapılması gerekirken, 1 Ocak günü belirlenen 17,15 TL/Lt fiyat 31 Temmuz'a kadar uzatılmış, 2025 yılının ilk 7 ayında süt üreticisinin maliyetlerinin hiçbir şekilde artmadığı varsayılmıştır. Daha sonra, Ulusal Süt Çalıştayı'nda tüm tarafların uzlaşısıyla alınan karara rağmen, 1 ay gecikmeyle ve 1 Ağustos 2025'ten geçerli olacak şekilde çiğ süt tavsiye satış fiyatı 18,35 TL/Lt olarak açıklanmış, bu fiyatın Eylül sonuna kadar geçerli olacağı ilan edilmiştir. Ardından 1 Ekim 2025 itibarıyla tavsiye satış fiyatı 19,60 TL/Lt olarak açıklanmış ve bunun 31 Aralık 2025 tarihine kadar geçerli olacağı belirtilmiştir. Ulusal Süt Çalıştayı'nda tüm tarafların uzlaşısıyla alınan kararlar gereği, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla çiğ süt tavsiye satış fiyatını belirlemesi gereken Ulusal Süt Konseyi, bu yükümlülüğünü maalesef bugüne kadar yerine getirmemiştir. Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere, 2011 yılından bugüne kadar neredeyse 15 yıldır Ulusal Süt Konseyi hep ileri tarihli geçerlilik taşıyan fiyatlar belirlemiş, geriye dönük tek bir gün dahi fiyat açıklamamıştır. Bu durum, yıllardır üreticinin cebinden haksız şekilde kaynak aktarılmasına neden olmuştur. Yakın zamanda toplanarak fiyat güncellemesi yapacağını ümit ettiğimiz Ulusal Süt Konseyi'nin mevcut yeni yönetiminin, bir ilke imza atarak geriye dönük, yani 1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olacak şekilde, sıcak çiğ süt tavsiye satış fiyatını; 27 TL/Lt+0,70 TL/Lt soğutma bedeli + nakliye ve hizmet bedeli olarak açıklamasını bekliyoruz. Unutulmamalıdır ki, üretici üretmezse gıda sanayi işleyemez, lojistik sektörü taşıyacak ürün bulamaz, tüketici sağlıklı ve yerli gıdaya erişemez, ithalat zorunluluğu artar ve piyasa dengeleri bozulur. TÜSEDAD olarak önerdiğimiz 27 TL/Litre fiyat, üreticinin ayakta kalabilmesi için en gerçekçi ve zorunlu rakamdır. En kısa zamanda Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ sütün tavsiye fiyatı açıklanmadığı takdirde, süt üreticisi çok daha zor bir sürece sürüklenecektir. Unutulmamalıdır ki süt üreticisinin üretime devam etmesi, ülkedeki kırmızı et açığının kapatılması açısından da hayati öneme sahiptir. Uzun süredir zarar eden üreticinin umut ve motivasyonunu koruyabilecek, ülkemizin gıda zincirinin en kritik halkasını güçlendirebilecek adım, çiğ süt tavsiye fiyatının gecikmeksizin açıklanmasıdır. Üreticimiz sütü de, eti de üretmeye devam etmek istemektedir. Bu doğrultuda Ulusal Süt Konseyi'ne çağrımızdır: En kısa sürede, 1 Ocak 2026'dan itibaren geçerli olacak; üreticimizin yüreğine su serpecek ve sektörü bir nebze rahatlatacak çiğ süt tavsiye fiyatının açıklanmasını bekliyoruz. Aşağıdaki tabloda, 2011-2025 yılları arasında USK referans fiyatları ve geçerlilik tarihleri yer almaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.