Hava Durumu

#Çukobirlik

Kırsal Haber - Çukobirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çukobirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimi dışına çıkarılmasına tepki gösterdi; ayçiçeği ve çeltikte maliyetleri karşılamayan fiyatların, yetersiz desteklerin ve hasat dönemini baskılayan ithalat politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal, “Orman yoksa hayat yoktur. Ayçiçeğinde ve çeltikte ithalat değil, üretim desteklenmelidir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi. Türkiye’nin doğal varlıklarının ve tarımsal üretiminin aynı anlayış tarafından tehdit edildiğini belirten Sarıbal, ormanları ranta açan ve çiftçiyi ithalat karşısında korumasız bırakan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “Orman yalnızca ağaç topluluğu değil, bir ekosistemdir” Ormanların yalnızca oksijen kaynağı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Sarıbal, ormanların su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve bütün canlıların yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Sarıbal şunları söyledi: “Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman; mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün canlıların yaşam alanıdır. Bugün yüzlerce yıllık bir ormanı ortadan kaldırıp başka bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Dikilen her ağaç değerlidir ancak her ağaç topluluğu orman değildir.” 17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını belirten Sarıbal, bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunduğunu söyledi. 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9 bin 600 hektara ulaştığını ifade eden Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. “43 milyon metrekarenin karşılığı olan yeni orman alanları nerede?” Orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine arazisinin orman kurulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini hatırlatan Sarıbal, şöyle konuştu: “Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız, bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için tahsis etmeniz gerekir. Soruyoruz: Bu alanlar nerede? Hangi ilde, hangi ilçede, hangi parsellerde? Tahsis yapıldı mı, ağaçlandırma ne zaman başlayacak ve dikilen fidanların yaşama oranını kim denetleyecek?” Sarıbal, ormanların konut, turizm, madencilik ve enerji projelerine açılmasına karşı çıkarak bütün kararların parsel bazında açıklanmasını; meslek odaları, bilim insanları, yerel yönetimler ve bölge halkının sürece katılmasını istedi. “Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve HES projelerini ormana soktular” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orman yoksa hayat yoktur. Orman yoksa su yoktur. Orman, su ve toprak yaşamdır. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak ormanlarımıza ve orman köylüsüne hep birlikte sahip çıkmalıyız.” “Ayçiçeği fiyatı maliyeti karşılamıyor” Ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkıştığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33 ile 38 lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda maliyetin 40 liraya yaklaştığını söyledi. Yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira; Konya Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50 ile 37,50 lira arasında fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yalnızca yüzde 12,1 olduğunu belirtti. Sarıbal, “Mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetleri çok daha yüksek oranlarda artarken çiftçinin ürününe yüzde 12 düzeyinde artış verilmesi kabul edilemez. Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi. Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade eden Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin maliyet artışı karşısında yetersiz kaldığını kaydetti. “Hasat zamanı çiftçi, sonraki sezon ithalatçı güvence altına alınıyor” İktidarın dış ticaret politikasının yerli üreticiyi korumadığını belirten Sarıbal, 4 Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlattı. Sarıbal şöyle konuştu: “Hasattan önce ithalatın vergisini düşürerek stok yaptırıyorlar ya da hasattan hemen sonra yeni ithalat kararı açıklıyorlar. Her iki durumda da ithalatçıya güvence verilirken çiftçinin ürünü baskılanıyor. İthalat, yerli üretimin açığını tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez.” Türkiye’nin 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için 18,2 milyar dolar ödediğini belirten Sarıbal, yalnızca bu iki kalemdeki ithalat faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu kaynağın sulama, tohum, gübre, depolama, işleme ve kooperatif altyapısına yöneltilmesi halinde Türkiye’nin ayçiçeği üretiminde önemli ölçüde kendine yeterli hale gelebileceğini ifade etti. “Ayçiçeğinde taban fiyat hasattan önce açıklanmalıdır” Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Sarıbal, şu önerileri dile getirdi: - Hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve gerçek maliyete dayanan bağlayıcı bir taban fiyat açıklanmalıdır. - Primler ekim kararından önce ilan edilmeli; mazot, gübre, tohum ve sulama giderleri gerçek maliyet üzerinden desteklenmelidir. - İthalat yalnızca yerli üretimin ihtiyacı karşılayamadığı dönemlerde ve üretici fiyatını düşürmeyecek bir takvimle yapılmalıdır. - Üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı hazırlanmalıdır. - Kooperatiflere ve üretici birliklerine ucuz finansman sağlanmalı; lisanslı depoculuk ve işleme kapasitesi artırılmalıdır. - Tohumdan raf fiyatına kadar bütün maliyetler ve kâr marjları şeffaf biçimde denetlenmelidir. Sarıbal, “Türkiye ayçiçeğini ithalatla değil, kendi üreticisiyle güvence altına almalıdır” dedi. “Çeltikte hasat başladı ancak TMO fiyat açıklamadı” Çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41 ile 48 lira arasında değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını söyledi. TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını hasattan yaklaşık dört ay sonra, 23 Ocak 2026’da açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Baldo çeşidi için 40, Cammeo için 38, Osmancık için ise 32 lira fiyat ilan edildiğini belirtti. “Üretici borcunu ödemek için ürününü hasat döneminde satmak zorundadır. Hasattan dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal, 2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi. “Destek, maliyetin çok küçük bir bölümünü karşılıyor” 2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında iki desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi. Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine geçirilemez” dedi. Türkiye’nin yılda yaklaşık 600 bin ton pirinç ürettiğini, buna karşılık ihtiyacın önemli bölümünü ithalatla karşıladığını ifade eden Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin artırılması halinde ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. “TMO çiftçinin kara gün dostu olmalıdır” Toprak Mahsulleri Ofisinin kuruluş amacının çiftçinin üretim ve alım güvencesini sağlamak olduğunu vurgulayan Sarıbal, çeltik üreticisinin korunması için şu önlemleri sıraladı: - Alım fiyatı her yıl hasattan önce açıklanmalıdır. - Fiyat hesabında bölgesel maliyet, arazi kirası, aile emeği, finansman gideri ve en az yüzde 25 üretici refah payı bulunmalıdır. - TMO alım noktaları hasatla birlikte açılmalı, randevu kapasitesi yeterli hale getirilmeli ve ödemeler en geç 10 gün içinde yapılmalıdır. - Hasat döneminde ithalat yapılmamalı; TMO’nun stok satışları yerli üreticinin fiyatını aşağıya çekmemelidir. - Dış ticaret kararları önceden alınmalı ve şeffaf biçimde kamuoyuna duyurulmalıdır. - Sulama suyu ve elektrik maliyetleri düşürülmeli; lazer tesviye, verimli sulama sistemleri ve kuraklığa dayanıklı çeşitler kamu tarafından desteklenmelidir. - Kurutma tesisleri, lisanslı depolar ve ürün senedi altyapısı üretici kooperatifleri eliyle yaygınlaştırılmalıdır. Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercihtir. İthalatı ve rantı değil; üretimi, üreticiyi ve yaşamı koruyan yeni bir düzeni bu topraklarda birlikte kuracağız.”

Pamuk Plansızlığa Kurban Edildi! Haber

Pamuk Plansızlığa Kurban Edildi!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında pamukta derinleşen üretim ve dış ticaret krizine dikkati çekti. Sarıbal, iktidarın ithalata dayalı tarım politikalarının pamuk üretimini zayıflattığını belirterek Türkiye’nin net ithalatçı bir yapıya sürüklendiğini vurguladı. Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, 2025 yılında 1 milyon tonun üzerinde pamuk ithal etti, 1 milyar 727 milyon dolar ödedi. AKP döneminde lif pamukta yaklaşık 2 milyon 257 bin ton ihracata karşılık 19 milyon 7 bin ton ithalat yapıldı. Bu dönemde 4 milyar 360 milyon dolarlık ihracata karşılık 34 milyar 157 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirildi. Milletvekili Orhan Sarıbal; “Maliyet üreticiyi eziyor, destekler göstermelik kalıyor, fiyat politikası üretimi cezalandırıyor. Bu koşullar pamuktan kaçışı teşvik ediyor” dedi. Türkiye’de pamuk üretiminin hem kuraklığın hem de tarım politikalarındaki plansızlığın etkisiyle gerilediğini belirten Sarıbal, artan girdi maliyetlerine karşın son dört yıldır yerinde sayan hatta gerileyen fiyatların üreticiyi pamuktan uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre, 2024 yılında 2 milyon 243 bin ton olan kütlü pamuk üretimi, 2025’te 1 milyon 935 bin tona geriledi. Üretimde yüzde 13,7’lik düşüş yaşandı. Milletvekili Sarıbal, “Uluslararası Pamuk Danışma Komitesi (ICAC) verilene göre 2024-2025 sezonunda dünya genelinde 30 milyon 692 bin hektar pamuk ekim alanında 25 milyon 287 bin ton pamuk üretimi yapıldı. Türkiye pamuk ekim alanında 465 bin hektarla 12’nci sırada yer alırken pamuk üretiminde ise 7’nci sırada yer buldu. Pamuk ithalatında ise yaklaşık 1 milyon ton ile 4’üncü sırada yer aldı. ICAC 2025-2026 sezonuna ilişkin tahminlerini incelediğimizde, dünya genelinde 30 milyon 418 bin hektar ekim alanında 25 milyon 438 bin ton pamuk üretimi bekleniyor. Türkiye pamuk ekim alanlarının ise 430 bin hektara gerilemesi, üretimin ise 780 bin tona düşmesi öngörülüyor. Tekstil ve hazır giyim sektörünün hammaddesi pamuk, stratejik bir ürün. Türkiye’nin yıllık pamuk ihtiyacı yaklaşık 1,6 milyon ton. Artan maliyetler, yetersiz destekler ve yanlış tarım politikaları üreticiyi pamuktan kopardı. Bu tablo, ithalat bağımlılığının neden kalıcılaştığını açıkça gösteriyor. Amerika ve Brezilya, Türkiye’ye pamuk satabilmek için yarışıyor” diye konuştu. SULAMA POLİTİKASI ÇÖKTÜ, PAMUK PLANSIZLIĞA KURBAN EDİLDİ Yaz aylarında yaşanan kuraklığın özellikle Ege ve Güneydoğu Anadolu’da üretimi ciddi biçimde etkilediğini belirten Sarıbal, “Aydın, İzmir, Adana ve Urfa’da pamuk üreticisi tarladan çekiliyor ya da ürün değişikliğine gidiyor. Örneğin Çukurova 2026 sezonuna daralan ekim alanları ve artan maliyet baskısıyla girdi. Adana’da pamuk ekim alanı, 2018’deki 455 bin dönümden, 2025 itibarıyla 124 bin dönüme kadar gerileyerek son 7 yılda yüzde 70’in üzerinde küçüldü” dedi. ÇİFTÇİ HASAT DÖNEMİNDE ZARAR ETTİ Milletvekili Sarıbal, çiftçiyi üretimde tutacak fiyat ve destek politikalarının hayata geçirilmemesi halinde Türkiye’nin hem pamukta hem de tekstil sanayisinde dışa bağımlılığının daha da derinleşeceğini vurguladı. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) verilerine dikkati çeken Sarıbal, ocak ayında endeksin aylık bazda yüzde 8,46, yıllık bazda ise yüzde 43,58 arttığını hatırlattı. Tarladaki maliyet enflasyonu resmi rakamlarla bile ortadayken, üreticiye dayatılan destekleme politikalarının gerçeklikle bağını kopardığını kaydeden Sarıbal, “Pamuk üretim maliyeti kilo başına 25–28 lira arasındayken, hasat döneminde kütlü pamuk fiyatları 26–31 lira arasında kaldı. Yani çiftçi ya zarar etmiş ya da neredeyse sıfır karla üretim yaptı. Üstelik iktidarın yeni sistemde verdiği destek, kilogram bazına çevrildiğinde kilo başına yaklaşık 2,20 lira. Bu destek, pamuk üretimini sürdürmek için yetersiz. Borsalar ve ziraat odalarının ortak maliyet çalışmalarına göre kütlü pamuğun kilogram maliyeti 35,63 TL. Üretici ise pamuğunu ortalama 26 TL civarında satabildi” dedi. ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ ETKİSİZLEŞTİ Pamuk üretimindeki düşüş ve istikrarsızlığın bir diğer nedeninin üretici örgütlerinin güç kaybetmesi olduğunu belirten Sarıbal, Tariş Pamuk Birliği, Çukobirlik ve Antbirlik’in kamu desteğinin yetersizliği nedeniyle piyasadaki etkisini büyük ölçüde yitirdiğini söyledi. Bu üç birliğin kütlü pamuk alımlarındaki payının 1998/99 sezonunda yüzde 25 olduğunu hatırlatan Sarıbal, 2024/25 sezonunda bu oranın yüzde 3,5’e kadar gerilediğini aktardı. “Bugün bu birlikler piyasa fiyatları üzerinde belirleyici bir rol oynayamıyor. Üretici örgütsüz, piyasa ise tüccarın insafına bırakılmış durumda. Bu koşullarda pamuk üretimi değil, pamuktan kaçış teşvik ediliyor” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.