Hava Durumu

#Enflasyon

Kırsal Haber - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi Haber

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi

“EYLÜL AYINDA 151 ÜLKEYE 355 MİLYON 229 BİN DOLAR İHRACAT YAPTIK” Kayseri, Eylül ayında 355 milyon 229 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Eylül Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Dünya genelinde devam eden ekonomik dalgalanma ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyamızı tebrik ediyorum.” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Eylül ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Eylül ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Eylül ayında 355 milyon 229 bin 124 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,04 oranında bir artış yaşanmıştır. İthalatımız ise 134 milyon 889 bin 674 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 7,72 azalış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. 9 AYDA 2 MİLYAR 985 MİLYON 497 BİN DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk 9 aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk 9 ayında toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 6,15 artışla 2 milyar 985 milyon 497 bin 535 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 4,37 oranında artışla 1 milyar 388 milyon 380 bin 708 dolar seviyesine çıkmıştır.” dedi. Kayseri olarak Ağustos ayında dünya genelinde 151 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, Avusturya, Polonya, Irak, ABD, Fransa, Fas, İtalya, Romanya ve Belçika olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Elektrik ve Elektronik, Tekstil ve Hammaddeleri, Madencilik Ürünleri, İklimlendirme Sanayii, Makine ve Aksamları, Hazır Giyim ve Konfeksiyon gibi sektörlerde artış yaşanırken; Demir ve Demir Dışı Metaller, Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri, Çelik, Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri, Deri ve Deri Mamulleri sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. Yeni İhracat Başarılarına Daha Çok İhtiyacımız Var Dünya genelinde devam eden ekonomik dalgalanmalara ve uluslararası ticaretteki zorluklara rağmen Kayserili sanayicilerin üretim ve ihracat yapabilmek için olağanüstü bir gayret içerisinde olduklarını vurgulayan Gülsoy, şu açıklamalarda bulundu: “İhracat, ülke kalkınmamızın en önemli unsurlarının başında gelmektedir. Cari açığın kapanması ve ekonomik büyüme için ihracatı her zaman öncelemek durumundayız. İhracatçımız dış pazardaki rakiplerinin yanında, içeride giderek yükselen maliyetlerle de mücadele ediyor. Özellikle enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengenin ihracatçımız aleyhine gelişmesiyle birçok kalemde maliyetler artarken firmalarımızın uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetçiliği kayboluyor, önceden yapılmış anlaşmalar neticesinde de zararına ihracat yapar bir durumda kendisini bulabiliyor. Mevcut desteklerin kapsamının genişletilmesi kadar, destek mekanizmalarının karmaşıktan uzak basit bir hale evrilmesi de gerekiyor. Bizim ihtiyacımız daha fazla firmayı ihracatçı haline getirecek, ilk kez dış pazara açılan işletmelerimizi cesaretlendirecek, sade, anlaşılır ve erişilebilir bir destek sistemidir. Önceliğimiz her zaman daha fazla üretim ve akabinde daha fazla ihracattır. Bu hedefte de mevcut ihracatçılarımızın pazarlarını büyütmesi kadar yeni firmalarımızın da ihracat ailesine katılması da önemlidir. Artık yeni ihracat başarılarına daha çok ihtiyacımız var. Mevcut pazarlarda varlığımızı artırırken aynı zamanda ihracatı tabana yaymamız, daha fazla KOBİ'nin ihracat yapabildiği, firmalarımızın yeni pazarlara girerken kendisini güvende hissettiği ve ihracatçının maliyet baskısı karşısında yalnız bırakılmadığı bir yapı oluşturmalıyız.”

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı Haber

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal desteklerin yasal hedefin oldukça altında kaldığını belirterek Tarım Kanunu’nun uygulanması çağrısında bulundu. 2026 yılı için tarımsal destekleme programlarına 168 milyar TL ayrıldığını ifade eden Güder, yasal ölçüt olarak gösterilen yüzde 1’lik oranın karşılanabilmesi için tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Güder, artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri ve çiftçilerin yaş ortalamasının yükselmesinin tarımın geleceği açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Türkiye’de tarımsal destekleme politikaları, üreticilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar ve tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak ele alınamayacağını belirten Güder, gıda güvencesinin sağlanması, kırsal yaşamın korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması için üreticilerin desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Tarımsal üretimin devamlılığı açısından kamu desteklerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Güder, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan düzenlemenin gereğinin yerine getirilmesini istedi. Söz konusu madde kapsamında tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatan Güder, mevcut destekleme ödeneklerinin bu hedefin gerisinde kaldığını belirtti. Tarımsal Destekler Yasal Hedefin Gerisinde Kaldı Tarımsal desteklerin yıllar içerisindeki seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selma Güder, desteklerin ekonomik büyüklük içerisindeki payının giderek azaldığına dikkat çekti. Güder’in paylaştığı verilere göre, 2016 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yaklaşık yüzde 0,44 olan tarımsal destekler, 2024 yılında yüzde 0,21 seviyesine geriledi. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekleme programları için 168 milyar TL kaynak ayrıldığını belirten Güder, bu tutarın ekonomik büyüklükle karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını savundu. 2026 yılı için yaklaşık 77 trilyon TL olarak öngörülen GSYH üzerinden yapılan hesaplamada, yüzde 1’lik oranın 770 milyar TL’ye karşılık geldiğini ifade eden Güder, bütçede ayrılan tarımsal destekleme ödeneğinin bu tutarın oldukça altında olduğunu kaydetti. GSMH ile GSYH’nin farklı ekonomik göstergeler olduğuna dikkat çeken Güder, karşılaştırmaların aynı kavramlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, mevcut tablonun tarımsal desteklerin artırılması ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade etti. “Bu Yalnızca Bütçedeki Bir Eksiklik Değil” Tarımsal desteklerin yetersiz kalmasının yalnızca bütçeyle ilgili bir sorun olmadığını belirten Güder, yaşanan durumun üreticilerin üretime devam edebilme gücünü ve Türkiye’nin gıda güvencesini doğrudan etkilediğini söyledi. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri karşısında ciddi bir mücadele verdiğini dile getiren Güder, mazot, gübre, tohum, yem, enerji, sulama ve işçilik giderlerindeki artışların üreticilerin ekonomik yükünü ağırlaştırdığını kaydetti. İklim değişikliğinin etkilerinin de tarımsal üretimdeki riskleri artırdığını belirten Güder, kuraklık, don, aşırı yağış ve diğer doğal afetlerin üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Üreticilerin hem üretim maliyetlerini hem de hasat döneminde ürünlerini hangi fiyatla satabileceklerini öngörmekte zorlandığını vurgulayan Güder, belirsizliklerin çiftçileri daha fazla borçlanmaya ittiğini ve bazı üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini belirtti. Güder, üreticilerden daha fazla üretim yapmaları beklenirken temel girdi maliyetlerini karşılamada yetersiz kalan desteklerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağını dile getirdi. Üreticinin Üretimden Çekilmesi Gıda Fiyatlarını da Etkiliyor Tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca çiftçilerin gelirleriyle sınırlı olmadığını belirten Selma Güder, üreticilerin üretimden uzaklaşmasının toplumun tamamını ilgilendiren sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Üretici sayısının azalmasının kırsal nüfusun gerilemesine, tarımsal istihdamın daralmasına ve ülkenin üretim kapasitesinin zayıflamasına yol açabileceğini ifade eden Güder, üretimde yaşanabilecek gerilemenin tüketicilerin gıdaya erişimini de zorlaştırabileceğini kaydetti. Tarımsal desteklerin bir lütuf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Güder, bu desteklerin üretimin devamlılığını sağlayan önemli bir kamu politikası aracı olduğunu belirtti. Doğru planlanan desteklerin üreticilerin gelirlerini koruyacağını, tarımsal üretim planlamasını güçlendireceğini ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade eden Güder, Türkiye’nin tarımsal üretimde dışa bağımlılığının azaltılması açısından da destekleme politikalarının önem taşıdığını söyledi. “Destekler Zamanında ve Öngörülebilir Olmalı” Tarımsal desteklerin yalnızca miktarının artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Güder, destekleme sisteminin üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Desteklerin üretim maliyetlerini dikkate alması, enflasyon karşısında üreticilerin yaşadığı kayıpları gözetmesi ve üretim takvimine uygun şekilde ödenmesi gerektiğini vurgulayan Güder, çiftçilerin geleceğe yönelik planlama yapabilmesi için destekleme politikalarının öngörülebilir olmasının önemine işaret etti. Güder, tarımsal desteklerin üreticiyi ayakta tutan, üretim kapasitesini koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odasından Tarımsal Destekler İçin 6 Talep TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla taleplerini de sıraladı. Güder’in açıkladığı talepler şöyle: - Tarım Kanunu uygulanmalı: 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi hayata geçirilmeli ve tarımsal desteklere ayrılan kaynak yasal hedef doğrultusunda artırılmalı. - Destekler üretim maliyetlerini karşılamalı: Artan girdi maliyetleri ve enflasyon nedeniyle üreticilerin yaşadığı kayıplar dikkate alınmalı. - Ödemeler zamanında yapılmalı: Tarımsal destekler üretim takvimine uygun, düzenli ve öngörülebilir biçimde ödenmeli. - Küçük üreticiler korunmalı: Küçük ve orta ölçekli üreticiler ile genç çiftçiler ve kırsalda üretimini sürdürmeye çalışan kesimler özel olarak desteklenmeli. - İklim değişikliğine karşı önlem alınmalı: Su ve toprak kaynaklarının korunması, iklim krizine uyum, sürdürülebilir üretim ve tarımsal araştırma-yayım faaliyetleri desteklenmeli. - Bilimsel veriler esas alınmalı: Üretim planlaması ve tarımsal desteklerin hazırlanması süreçlerinde meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görüşleri dikkate alınmalı. Güder, tarımsal destekleme politikalarının yalnızca kısa vadeli ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda değil, Türkiye’nin uzun vadeli üretim kapasitesini koruyacak şekilde oluşturulması gerektiğini ifade etti. Genç Çiftçi Oranı Yüzde 5: “Tarımın Geleceği Bitiyor!” Tarım sektörünün geleceğine ilişkin en önemli sorunlardan birinin üreticilerin yaş ortalamasının yükselmesi olduğunu belirten Selma Güder, çiftçilerin yaş dağılımına ilişkin verileri paylaştı. Güder’in açıklamasına göre, Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması erkeklerde 58, kadınlarda ise 61 seviyesinde bulunuyor. Üreticilerin yüzde 35’inin 50-64 yaş aralığında olduğunu belirten Güder, 18-32 yaş arasındaki genç çiftçilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğunu söyledi. Gençlerin tarımsal üretime katılımının sınırlı kalmasının sektörün geleceği açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulayan Güder, bu tablonun kırsal yaşamın devamlılığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından alarm verdiğini ifade etti. Gençlerin tarımda kalabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerektiğini belirten Güder, üreticilerin yalnızca mali desteklerle değil, kırsalda yaşamayı mümkün kılacak hizmetlerle de desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Köyden Kente Göçün Önlenmesi İçin Kırsal Yaşam Güçlendirilmeli Kırsaldan kentlere göçün önlenmesinin tarım politikalarının temel hedeflerinden biri olması gerektiğini ifade eden Güder, köylerde yaşam ve üretim koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu. İstihdam, iskân, eğitim ve altyapı hizmetlerinin kırsal bölgelerde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Güder, bu çalışmaların tarımsal desteklerle birlikte bütüncül bir anlayışla yürütülmesinin önem taşıdığını söyledi. Gençlerin ve üretici ailelerin kırsalda yaşamaya devam edebilmesi için tarımsal üretimin ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Güder, kırsal kalkınmanın yalnızca tarım sektörüne yönelik desteklerle sınırlı tutulmaması gerektiğini dile getirdi. “Tarımsal Destekler Stratejik Bir Yatırım Olarak Görülmeli” Tarımdaki sorunların etkilerinin üreticilerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Selma Güder, üretimin gerilemesinin gıda fiyatlarından toplumun beslenme koşullarına kadar birçok alanı etkilediğini ifade etti. Tarımsal desteklere ayrılan kaynağın yalnızca bir kamu harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güder, bu kaynakların toplumun bugünü ve geleceği için stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Güder, açıklamasında yetkililere çağrıda bulunarak tarımsal desteklerin yasal hedefe uygun seviyeye çıkarılması, üreticilerin borç ve maliyet baskısı altında yalnız bırakılmaması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin korunması, üreticilerin üretimden kopmasının önlenmesi ve gelecek kuşakların gıdaya erişiminin güvence altına alınması için tarımsal destekleme politikalarında somut adımlar atılması gerektiğini belirten Güder, Tarım Kanunu’nda öngörülen hedefin yerine getirilmesi çağrısını yineledi.

Gürer: “Türkşeker Yaşamalı” Haber

Gürer: “Türkşeker Yaşamalı”

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ve Kamu İktisadi Kurumlar (KİT) Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in TBMM KİT Komisyonunda denetim toplantısında yaptığı konuşmada, Şekerpancarı üreticileri ve şeker fabrikalarının yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik bir ürün olduğunu belirten Gürer, yüksek faizlerin, enflasyonun, daralan pazar payının ve artan borç yükünün fabrikaları zor durumda bıraktığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin hesaplarının görüşüldüğü TBMM KİT Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, kamu şeker fabrikalarının ve kooperatiflere bağlı işletmelerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Şeker fabrikalarının yalnızca üretim yapan işletmeler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gürer, pancar üretiminden hayvancılığa, istihdamdan bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir ekonomik alanı etkileyen bu kuruluşların desteklenmesi gerektiğini ifade etti. ŞEKER PANCARI STRATEJİK BİR ÜRÜN ÇİFTÇİNİN GELİRİ GERİLİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Şeker pancarı stratejik bir ürün. Alım garantili, sözleşmeli üretim; aynı zamanda tohumunu, ilacını, gübresini satan, tarlaya taşıyan, tarlada eken, ektikten sonra fabrikaya götüren, fabrikada işleyen; işlendikten sonra merası, küspesi, alkolü ve şekeri ayrı ayrı değerlendirilen çok geniş bir kesimi kapsıyor. Bu bağlamda, şeker pancarının ülkemiz için önemli bir ürün olduğunun altını çizmek lazım. Bu yıl 22 milyon ton şeker pancarı üretileceği varsayılıyor” diye konuştu. Özelleştirme sonrasında pancar üreticisinin bazı avantajlarını kaybettiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Şeker fabrikaları özelleşmeden önce kamu, çiftçiye destek amacıyla pancarı söktürür, kantara alır, firesini kendi karşılardı. Şimdi şeker fabrikaları özelleşti, ‘Ben ne zaman istersem o zaman getireceksin.’ diyor, fire çiftçiye kalıyor. Çiftçinin doğal olarak oradan da geliri gerilemiş oldu” ifadelerini kullandı. NİŞASTA BAZLI ŞURUP VE TATLANDIRICI PAZARI İNCELENMELİ CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Nişasta bazlı şurupla ya da tatlandırıcıyla ilgili genelde ‘Kota yüzde 5 civarında.’ denerek olay küçültülüyor. Ancak Türkiye’de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcı kotasının yanında ithal gelen ürünler de var. Bunların Türkiye pazarındaki durumuna bakmak gerekiyor. Yakın ülkelere fabrika kurup ürünleri orada üreterek Türkiye’ye sokanların varlığı kamuoyunun bilgisinde. Bu nedenle Türkiye’nin kotası dışında yurt dışından giren ürünlerde de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcının hangi noktada olduğunu görmek lazım. Çünkü pazar daralıyor. Bu anlamda sıkıntılı bir olgu” dedi. PANCAR ÜRETİCİSİNE VERİLEN 3 BİN 720 LİRA YETERLİ DEĞİL Ömer Fethi Gürer, “Kota sorunu farklı bölgelerde yıllardır süregelen bir sorun. Hatta kotasını satanların bile olduğunu yerinde biliyorum. Bu alanı da düzenlemek lazım. Münavebeli ekim olduğu kadar, şeker pancarından daha çok gelir elde ediliyorsa çiftçi gidip o ürünü ekmeyi bırakıyor” diye konuştu. Pancar eken çiftçi sayısındaki düşüşe işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ 380 bin civarında çiftçi vardı. Şimdi Bakan Bey’in resmî verdiği yanıt 83 bindi. Herhâlde bu yıl 92 bine falan çıktığı söyleniyor. Şeker pancarı eken çiftçi para kazanamadığı gibi, eskiden küspeyi özel fabrikalar olmadan bedava alıyordu, bu bir avantajdı. Şimdi küspenin tonu 2 bin lira olmuş, pancara bu yıl verilen rakam 3 bin 720 lira. Neredeyse küspeyle pancar aynı değere eridiler. 3 bin 720 lira çiftçiyi kurtarmıyor. Beklentileri 4 binin üstünde bir rakamdı. Biz 4 bin 500 lira olabilir diye umut ediyorduk. Şekerde yüzde 24’lük artış var, pancarda yüzde 20’lik bir artış var. Buna rağmen üretici de sıkıntısını anlatıyor. Olaya tek taraflı bakarsak farklı görürüz ama bütüne bakarsak ortada bir sorun var. Özellikle çiftçi açısından şeker pancarında bir yıllık artış yüzde 20, enflasyon yüzde 30. Enflasyonun yüzde 30 olduğu yerde girdi maliyetleri artıyorsa sorun var” dedi. Üreticinin maliyetleri düşürmek amacıyla daha düşük fiyatlı tohumlara yönelmesinin verim kaybına neden olabileceğini kaydeden Gürer, “Çiftçi ‘Ucuza mal edeyim.’ derse 40 bin liralık tohumu kullanamıyor, 10 bin liralık tohum kullanıyor. 10 bin liralık tohumu kullandığında da verim, rekolte düşüyor. Gene maliyet kendisi açısından olumsuza gidiyor. Çiftçi refahını sağlayacak girdi maliyetleri artı makul bir kârla fiyat belirlenmesinin gerekliliğine inanıyorum” diye konuştu. ŞEKER FABRİKALARI YALNIZCA BİRER İŞLETME OLARAK GÖRÜLMEMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının tarihsel önemine değinerek, “Ülkemizin şeker ihtiyacının millî kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk fabrika 1926’da yapıldı. Şeker fabrikası, fabrika yapan fabrikaydı. İçinde spor alanları, eğitim birimleri, sosyal tesisleri, tiyatrosu ve sinemasıyla bölgesinin kalkınmasını önceleyen, önemseyen bir dokuydu. Şeker fabrikaları sanayimizin örnek ilk yatırımlarındandı. Türkiye’nin bugünkü en büyük sorunlarından biri, var olan kurum dokularının bugünün ihtiyaçlarını karşılamayacak noktaya ermesidir. Bunun başında kooperatifler geliyor. Türkiye’nin yalnızca tarımla ilgili bir kooperatif yasasını yeniden şekillendirmesi zorunludur. Kooperatif üretim öncesini planlayacak. Şimdi kooperatif var, tohum satıyor, gübre satıyor, ticari işlem gibi yapıyor işi. Üretim aşamasında ürün gamına müdahil olamıyor. Bu yapının değiştirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. TÜRKŞEKER’DE 600 BİN TON ŞEKER STOKU SORUSU TÜRKŞEKER’in üretim ve pazarlama politikalarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, ambalajlı şeker fiyatları ile stok miktarlarına dikkat çekerek, “Türkşeker de piyasaya 50 kilogramlık çuval şekeri, 5 kilogramlık paket şeker fiyatının üstünde bir fiyatla veriyor. Hâlbuki paket küçüldükçe ambalaj gideri artar, maliyet daha yüksek olur. Ama orada elindeki stokları dikkate alarak 5 kilogramı teşvik ediyor. Ülkede yıllık 2 milyon 800 bin ton şeker tüketimi var diyoruz. Yılbaşına 600 bin ton stokla giriyorsa bunun bir nedeni olmalı. Üretilen şekerin pazar payı neden düştü? Bunun sebebi nişasta bazlı şurup mudur, kaçak giriş midir, üretimle ilgili sorunlar mıdır? Buna bakmak lazım” dedi. SULUOVA ŞEKER FABRİKASI 4,7 MİLYAR LİRALIK BORÇ YÜKÜ ALTINDA CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Amasya Suluova Fabrikası 1954 yılında kurulmuştur. Bu fabrika, şu anda gerçek anlamda artık var olan maddi durumu nedeniyle çalışamama boyutuna gelmiş durumda. Şeker üretiminin yanında hayvancılığa ve tarımsal faaliyetlere sağladığı katkıyla da şeker pancarı önemli. Şeker fabrikaları bulunduğu bölgede halkın ekonomik yapısına ciddi katkıda bulunuyor. Fabrikanın varlığının tarımın sürdürülebilirliği yanında çiftçinin, çalışanın, ailesinin ve bölge ekonomisinin kalkınmasında geçmiş dönemlerde ciddi katkıları olmuş. Suluova Şeker Fabrikası, Amasya, Samsun, Tokat ve Çorum illerini kapsayan 32 bölgede yaklaşık 70 bin ortağı bulunan bir kooperatif yönetimidir. 80 bin ton şeker kotasına sahip, yıllık 18 milyon litre kapasiteli tarımsal kökenli gıda ve ülkemizde ilk tıbbi kullanıma yönelik etanol üretim tesisi bulunan bir kuruluştur. Küspe kurutma tesisi bulunan fabrika yaklaşık 180 bin ton yaş küspe ve 35 bin ton melas da üretiyor. Orta ve Doğu Karadeniz hayvancılığını doğrudan etkileyen bu üretimin yanında nakliye sektörüne ve bölgesel ticarete de katkısı bulunuyor” diye konuştu. Gürer, “2023 yılına kadar kârlı bir kuruluş olan fabrika, kredi borçlarını ödeyememesi ve enflasyon karşısında gelir-gider dengesinin bozulması nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıyadır. Bazı yıllar yüzde 67’ye kadar çıkan faizlerle borçlarını ödeyemez duruma düşmüştür. 4,7 milyara yaklaşan bir borçla ayakta durmaya çalışmaktadır. Yalnızca 2023 yılında bankalara ödediği faiz miktarı borç stoklarının yüzde 10’unu oluştururken faiz oranlarındaki artış nedeniyle 2026 yılında bu oran yüzde 46’ya çıkmıştır. Aynı dönemde bankalara ödediği faiz tutarı yaklaşık 24 kat artmıştır. Bankalara olan borç yükü de 4,4 kat büyümüştür. Bu durum sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi. GÜRER’DEN BORÇLARIN YAPILANDIRILMASI VE FAİZLERİN SİLİNMESİ ÇAĞRISI Gürer, “70 bin ortaklı Amasya ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifinin iştiraki olan şirket, kamusal nitelikleri nedeniyle piyasa kurallarına, şeker ve diğer mevzuata uyum konusunda hassasiyet göstererek faaliyetini sürdürürken kendi iradesi dışında gerçekleşen ekonomik sorunlar nedeniyle borç sarmalına girmiştir. Şirketin başta Halk Bankası olmak üzere kamu bankalarına 3 milyar 900 milyon lira, TÜRKŞEKER’e 840 milyon liraya yaklaşan kredi ve borç yükümlülüğü bulunmaktadır. Toplam borç tutarı 4 milyar 700 milyon lira civarındadır” diye konuştu. Gürer, “Mevcut finansal yapı nedeniyle şirket, işletme faaliyetlerinden elde ettiği kaynakların önemli bir bölümünü borç ve faiz ödemeye ayırmaktadır. Bu durum işletme sermayesi ihtiyacını ve üretimin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen ciddi bir finansal baskı oluşturmaktadır. Sorunun kalıcı olarak çözümlenmemesi üretim faaliyetleri açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Şirketin kamuya olan borç yükünün azaltılması ve mali yapısının sürdürülebilir hâle getirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda şirketin borçlarının yapılandırılması, faizlerinin silinmesi, ek destek sağlanması ve ek borç yükümlülüklerinin indirilmesi gereklidir” dedi. 40 BİN TONLUK ŞEKER KOTASI TÜRKŞEKER’E DEVREDİLSİN Gürer, “Kısmi kota devri için yasal düzenlemeler yapılarak yaklaşık 40 bin ton şeker kotasının TÜRKŞEKER’e devredilmesi ve elde edilecek ekonomik değer üzerinden kamuya olan borçların tamamen mahsup edilmesinin yolu açılmalıdır. Sayın Genel Müdürüm, böyle bir önerileri var. Yani sizin bu kurtarma operasyonunda yer almanızı talep ediyor fabrikanın ortakları. Şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlayacak, kamu alacaklarının tahsilini güvence altına alacak ve tüm tarafları gözeten hukuki ve mali bir çözüm modeli geliştirilmelidir” ifadelerini kullandı. Gürer, “2023 yılına kadar üretim ve satış sorunları bulunmayan şirket, 2023 yılından sonra yaşanan makroekonomik göstergelerdeki ve yapılardaki bozulma, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve yüksek faiz ortamı nedeniyle zarar eder duruma gelmiştir. Bu seyredilecek bir durum değildir, çözüm üretilmelidir. Bazı şeker fabrikalarında da benzer durumlar olduğu gibi TÜRKŞEKER’in de zarar ettiği görülmektedir. Zararın önemli bir kaynağının belirttiğim fabrikanın da yaşadığı sorunlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum” dedi. PANCAR ÜRETİMİ DARALIRSA HAYVANCILIK VE İSTİHDAM DA ETKİLENİR Şeker fabrikalarının finansal sorunlarının çözülmemesi durumunda tarımsal üretimden bölgesel ticarete kadar birçok alanda kayıplar yaşanabileceğini belirten Gürer, kamuya ait ve kooperatif bünyesindeki fabrikaların korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bu süreç böyle devam ederse pancar üretim alanlarının daralması, pancar çiftçisinin sayısının azalması, tatlandırıcı ve nişasta bazlı şeker için daha çok pazar oluşması, bölge hayvancılığının olumsuz etkilenmesi, küspe ve melas üretiminde düşüşler yaşanması, tarımsal üretim ve istihdamın daha da daralması, üretim altyapısının zayıflaması ve ekonomik değerlerin atıl kalması riski ortaya çıkacaktır. Şeker fabrikaları yalnızca bir işletme sorunu olarak görülmemelidir. Yaşanan sorunlar bölgesel kalkınmayı, tarımı, istihdamı, hayvancılığı ve şeker üretim zincirini doğrudan sarsacak niteliktedir. Özellikle özel sektör dışındaki, başta kooperatifler olmak üzere şeker fabrikaları bir bütün olarak ele alınmalı ve çözüm üretilmelidir” dedi.

DENİB Başkanı Uğurlu: "Faiz İndirimi Olumlu, İhracatçıya Finansman Desteği Artırılmalı" Haber

DENİB Başkanı Uğurlu: "Faiz İndirimi Olumlu, İhracatçıya Finansman Desteği Artırılmalı"

DENİB Başkanı Osman Uğurlu, TCMB’nin politika faizini yüzde 36 seviyesine indirmesini olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Uğurlu, ticari kredi faizlerinin düşürülmesi, ihracat reeskont kredilerinin artırılması ve yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinin iyileştirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekmesini değerlendiren Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, faiz indirimini reel sektör açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi. Uğurlu, finansman maliyetlerinin düşürülmesi yönünde atılan adımın önemli olduğunu ancak mevcut faiz seviyelerinin üretim ve ihracat yapan firmalar üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. İhracatçılar Uygun Maliyetli Finansman Bekliyor İhracatçıların küresel pazarlardaki zorlu rekabet koşullarının yanı sıra yüksek üretim ve finansman maliyetleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Osman Uğurlu, özellikle işletme sermayesine erişimde yaşanan güçlüklerin firmaların yatırım ve büyüme imkânlarını sınırladığına dikkat çekti. Faiz indirimlerinin reel sektöre yansımasının ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uğurlu, enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarının sağlanmasının ekonominin vazgeçilmez öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. Bu süreçte üretim kapasitesinin, istihdamın ve ihracatın korunmasının da aynı derecede önemli olduğunu ifade eden Uğurlu, kalıcı ve sürdürülebilir ekonomik iyileşmenin güçlü ve rekabetçi bir üretim yapısıyla mümkün olacağını kaydetti. Ticari Kredi Faizleri ve Reeskont Kredileri İçin Çağrı DENİB Başkanı Osman Uğurlu, politika faizindeki indirimin ticari kredi faizlerine de yansıması gerektiğini belirterek ihracatçılara yönelik finansman imkânlarının genişletilmesi çağrısında bulundu. Uğurlu, ihracat reeskont kredilerinde uygun maliyetli kaynakların artırılması, kredi limitlerinin yükseltilmesi ve üretim ile ihracata yönelik kredi kısıtlarının esnetilmesinin firmalara önemli bir hareket alanı kazandıracağını ifade etti. Döviz Dönüşüm Desteği Artırılmalı İhracatçıların finansal açıdan desteklenmesi için yüzde 3 olarak uygulanan döviz dönüşüm desteğinin iyileştirilmesi gerektiğini belirten Uğurlu, artan üretim maliyetleri ve uluslararası pazarlardaki yoğun rekabet karşısında desteğin artırılmasının firmalar açısından önemli bir katkı sağlayacağını dile getirdi. Döviz dönüşüm desteği oranının yükseltilmesinin yanı sıra destekten yararlanma şartlarının kolaylaştırılması ve uygulamanın ihracatçıların ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesinin temel beklentileri arasında olduğunu kaydeden Uğurlu, bu adımların maliyet baskısının hafifletilmesine ve ihracatçıların rekabet gücünün korunmasına katkı sağlayacağını belirtti. Artan Enerji ve Lojistik Maliyetleri Rekabeti Zorluyor Küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin ve dış pazarlardaki belirsizliklerin ihracatçıların rekabet koşullarını daha da zorlaştırdığını ifade eden Osman Uğurlu, üretimden lojistiğe kadar birçok alanda artan maliyetlerin firmalar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Uğurlu, firmaların uluslararası pazarlardaki konumlarını koruyabilmeleri için uygun finansman koşullarının her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı. Faiz İndirimleri Reel Sektörde Rahatlamaya Dönüşmeli Önümüzdeki dönemde enflasyon görünümündeki iyileşmeyle birlikte faiz indirim sürecinin devam etmesini temenni ettiklerini belirten DENİB Başkanı Osman Uğurlu, asıl beklentilerinin faiz indirimlerinin reel sektörde somut bir rahatlama sağlaması olduğunu ifade etti. Uğurlu, ihracatçılar açısından faiz indirimlerinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman imkânlarına dönüşmesinin önemini vurgulayarak bu yönde atılacak adımların üretim ve yatırımların sürekliliğine katkı sağlayacağını, Türkiye’nin ihracatının uluslararası rekabet gücünü destekleyeceğini kaydetti.

Yüreğir Ziraat Odası’ndan Tarımsal Kredi Borçlarına Erteleme Çağrısı Haber

Yüreğir Ziraat Odası’ndan Tarımsal Kredi Borçlarına Erteleme Çağrısı

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, artan üretim maliyetleri ve ürünlerin değerinde satılamaması nedeniyle çiftçilerin kredi borçlarını ödemekte zorlandığını belirtti. Doğan, tarımsal kredi borçlarının ana para ödemesi istenmeden ertelenmesini ve sübvansiyonlu kredi üst limitlerinin güncellenmesini istedi. Mazot, gübre, ilaç ve işçilik giderlerindeki artışa dikkat çeken Doğan, özellikle narenciyenin dalında kalmasının bölgedeki üreticilerin ekonomik sıkıntılarını derinleştirdiğini söyledi. “Ürününü satamayan, emeğinin karşılığını alamayan çiftçimiz bugün kredi borçlarını ödeyemeyecek noktaya gelmiştir” diyen Doğan, üreticilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Kredi limitleri için enflasyona göre güncelleme talebi Üretim maliyetleri yükselirken çiftçilere sağlanan kredi limitlerinin aynı seviyede kaldığını belirten Doğan, mevcut limitlerin üreticilerin finansman ihtiyacını karşılamakta yetersiz olduğunu dile getirdi. Doğan, sübvansiyonlu tarım kredisi üst limitlerinin son üç yılda gerçekleşen enflasyon dikkate alınarak artırılması çağrısında bulundu. “Çiftçiden kredisini kapatıp yeniden açması istenmemeli” Mevcut tarımsal kredi borçlarının yalnızca faiz ödemesi yapılarak ertelenmesini isteyen Doğan, üreticilerin borçlarını kapatacak nakde sahip olmadığını vurguladı. Doğan, “Çiftçimizden kredisini kapatıp yeniden açması istenmemelidir. Çünkü bugün üreticimizin elinde mevcut borcunu kapatacak nakit para bulunmamaktadır” dedi. Özel bankalardaki yüksek faiz oranlarının da çiftçilerin üzerindeki yükü ağırlaştırdığını belirten Doğan, üreticilerin nefes almasını sağlayacak bir finansman düzenlemesi talep etti. “Borcunu ödeyebilecek geliri elde edemiyor” Tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için destekleyici adımların gecikmeden atılması gerektiğini söyleyen Doğan, çağrısını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçimiz borcunu ödemekten kaçmıyor, borcunu ödeyebilecek geliri elde edemiyor. Çiftçilerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntıların hafifletilmesi ve üretimin sürdürülebilmesi için yetkililerimizden en kısa sürede somut ve destekleyici adımlar atılmasını bekliyoruz.”

CHP’li Gürer “Sulucaova Şeker Fabrikasına Acil Destek Şart” Haber

CHP’li Gürer “Sulucaova Şeker Fabrikasına Acil Destek Şart”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ekonomik sorunları nedeni zor durumda olan Amasya Suluova Şeker Fabrikası durumunu yerinde incelemek üzere görevlendirdiği Heyet Sulova’ya gelerek ziyaretlerde bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar, Parti Meclis Üyesi Neslihan Hancıoğlu, Milletvekilleri Ömer Fethi Gürer,İlhami Özcan Aygün ve Kadim Durmaz,önceki dönem Samsun Milletvekili Kemal Zeybek,CHP İl Başkanı Emin Kalyoncu, Suluova CHP İlçe Başkanı Zafer Ergen, İlçe Sekreteri Deniz Mutaf ile Amasya Şeker Fabrikası’nı ziyaret etti. Fabrikanın yüksek faiz ve sıkı para politikası ile enflasyonunda etkisi ile zor sürece girdiği ve mutlaka destek sağlanması tüm konuşmacılar tarafından değinildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar ekonomik sorunların her kesimi etkilediği belirtip “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Suluova Şeker Fabrikası kurtarılması bölge tarımı ve esnafı içinde önemli olduğu belirtti. Heyet fabrika durumunu yerinde inceleyip demokratik kitle örgütlerini de ziyaret edeceğiz ve rapor hazırlayıp Genel Başkanımıza sunacağız “ dedi CHP Milletvekili ve Tarım Orman,Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer” Şeker stratejik bir ürün. Bölgesi içinde Şekerpancarı önemli bir gelir kapısı.Ülkemizde 22 milyon ton Şekerpancarı üretilmesi bekleniyor. Ülkemizde 2 milyon 800 bin ton üretimi var. Ülke ihtiyacı için üretilen şeker yeterli.Burada tatlandırıcı ve Nişasta Bazlı Şurup üretimi Şekerpancar şeker üretimi için ciddi bir risk yaratıyor.Amasya Suluova Şeker Fabrikası da 2023 yılına kadar kar eden bir fabrika iken enflasyon ile gelir gider dengesi bozulmaya başlamış ve yüksek faiz ile sorunları da katlamış.Ülke ekonomik sorunları fabrikanın durumunu sarsmış. Kooperatif olarak işletilen tesis ayakta kalması için ciddi desteğe ihtiyaç var. Günlük 5.500 ton pancar işleme kapasitesi olan tesis borç yükü azaltılarak mali yapısı sürdürülebilir duruma getirilmelidir.”dedi. CHP Heyeti Ziraat Odası,Sanayi ve Ticaret Odası,Kırmızı Et Üreticileri Derneğini de ziyaret edip bölge tarımı ile ilgili anlatıları dinledi.Türkiye Maden İş Sendikası temsilciliğinde işçilerle bir araya gelen CHP Heyeti işten çıkarılan işçiler sorunlarını da dinledi.

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çeltik, şeker pancarı, fındık, üzüm, incir, limon, elma ve diğer tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin beklentilerinin altında kaldığını belirterek tarım politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Mazot, gübre, elektrik, tohum, ilaç ve işçilik maliyetlerinin arttığını, buna karşın birçok üründe alım fiyatlarının enflasyonun gerisinde kaldığını ifade eden Gürer, çiftçinin borcunu ödeyebilmek için ürününü düşük fiyattan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. Çiftçilerin toplam kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya ulaştığını belirten Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini vurguladı. TÜRKİYE’DE ÜRETİCİLER NEREDEYSE HER İLDE TEPKİ GÖSTERİYOR Tarım ürünlerinin alım fiyatlarında yaşanan sorunların ülke genelinde üreticileri etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çeltik ve şeker pancarı ile ilgili yapılan açıklamalarda da üreticilerimizin beklentilerinin altında, enflasyonun altında artışlar sağlandı. Tabii ki bunların çiftçi ve üretici üzerinde önemli ölçüde olumsuz yansıması oldu. Bir yerde Türkiye’de üretim yapan çiftçiler neredeyse her ilde ürettikleri ürünlerle ayaklanmış durumdalar” dedi. Fındık, üzüm, incir, narenciye, çay, zeytin, domates, buğday, karpuz, şeker pancarı, çeltik ve elma üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Gürer, pek çok üründe fiyatların geçen yılın seviyesinin dahi gerisine düştüğünü belirtti. Gürer, üreticinin artan maliyetler karşısında gelir kaybına uğradığını ifade ederek, alım fiyatlarının belirlenmesinde çiftçinin emeğinin ve üretim giderlerinin esas alınması gerektiğini söyledi. ÇELTİKTE YÜZDE 12’LİK ARTIŞ MALİYETLERİN GERİSİNDE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çeltik üreticisinin açıklanan alım fiyatları karşısında beklentilerinin karşılanmadığını belirterek, “Çiftçilerin umutları, geçen yıla göre bu yıl daha iyi bir üretim olduğu için ürününü girdi maliyeti artı makul bir kârla satarım, borcumu öderim noktasındaydı. Çeltikle ilgili gruplar için 45 lira, Osmancık grubu için 38 lira, diğer çeşitler için de 32 liralık bir fiyat açıklandı” dedi. Temel tarımsal girdilerdeki artışları hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Mazotta yüzde 90’a, azotlu gübrede yüzde 45’e, tarımsal elektrikte yüzde 27’ye erişen artışların yaşandığı bir süreçte çeltik için verilen yüzde 12’lik bir artış oldu” dedi. Türkiye’nin çeltik ve pirinç ithal eden bir ülke olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, “Türkiye çeltik ve pirinci ithal eden bir ülke. Bu bağlamda yurt dışına bağımlılığımızın azalması için çeltik üreten üreticinin desteklenmesi gerekirdi. Ama bir yıl öncesine göre verilen bu yüzde 12’lik artış, üretici için önemli ölçüde düşündürme noktası oldu” diye konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI 4 BİN 500 LİRANIN ÜZERİNE ÇIKARILMALI Şeker pancarı alım fiyatındaki artışın da üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında şeker pancarına ton başına 2 bin 375 lira fiyat verilmişti. 2025 yılında 3 bin 100 liralık bir fiyat açıklandı. Burada oran yüzde 30 civarındaydı. 2025-2026 arasında yeni verilen fiyatta artış yüzde 20 olarak gerçekleşti. 3 bin 750 liralık bir fiyat verildi. Bunu şeker pancarı çiftçisi kabullenemiyor. Çünkü şu anda şeker pancarı için beklenti tonunun 4 bin 500 lira aralığında olmasıydı” dedi. Şeker fiyatındaki artışla pancar alım fiyatındaki artışın aynı düzeyde olmadığını belirten Gürer, “Şekere yüzde 24’lük bir artış sağlandı ama şeker pancarına bir yıllık artış yüzde 20’de kaldı” ifadelerini kullandı. Şeker pancarının stratejik bir tarım ürünü olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı ürettiğini ve bundan yaklaşık 2 milyon 800 bin ton şeker elde edildiğini söyledi. Stoklardaki şeker miktarının pancar alım fiyatına da yansıdığını belirten Gürer, üreticinin korunması gerektiğini dile getirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı sökümünün devam ettiğini, kampanyanın ise 20 Eylül’de başladığını hatırlatarak fiyatın yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Mutlaka revize edilmesi, şeker pancarı fiyatının 4 bin 500 liranın üzerine çıkarılması bekleniyor ve talep ediliyor” dedi. ŞEKER PANCARI ÜRETİCİSİ MALİYETİNİ KARŞILAYAMIYOR Şeker pancarı üretiminde tohum, sulama ve elektrik giderlerinin üreticiyi zorladığını ifade eden Gürer, “6 dekara 40 bin lira kaliteli bir ürün alabilmek için tohumun gittiği, sulama suyunun, elektrik fiyatlarının katlandığı bir süreçte üretici ürettiği üründen para kazanamadığı için dertleniyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticilerinin sayısındaki düşüşe de dikkat çekerek, “Şeker pancarı çiftçimiz 300 binlerin üzerindeyken 100 binlerin altına düşmüştü. Böyle giderse nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcılara yönelim artacak. İnsan sağlığı açısından eleştiri konusu olan tatlandırıcıların tüketimi daha da yükselecek. Şeker pancarı üreticisinin sayısı daha da düşecek” değerlendirmesinde bulundu. ÜZÜM, FINDIK VE İNCİRDE ÜRETİCİ GEÇEN YILIN FİYATINI ARIYOR Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarının yanı sıra ihracat açısından önemli ürünlerde de üreticilerin fiyat sorunu yaşadığını belirtti ve düşük alım fiyatlarının gelecek yılın üretimini de riske atabileceğini söyledi. Türkiye’nin fındık, üzüm, incir, narenciye ve zeytin gibi ürünleri yurt dışına ihraç ettiğini hatırlatan Gürer, üreticinin yeterli gelir elde edememesinin üretim kararlarını etkileyeceğini ifade etti. Üzüm fiyatlarındaki gerilemeye dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Üzümde geçen yılki fiyat 120 lira civarındayken bu yıl 100 lira civarında bir fiyata geriledi. Bırakın artışı, daha düşük fiyatta alınıyor” dedi. Fındık üreticisinin beklentisinin karşılanmadığını kaydeden Gürer, “Fındık üreticisinin beklentisi 370 lira civarında bir fiyattı. 200 lira civarında, 250 lira civarında bir fiyatla alıma girildi. Fındık üreticisi de isyanda” ifadelerini kullandı. Gürer, girdi maliyetlerinin artmaya devam ettiği bir ortamda ürün fiyatlarının düşmesinin çiftçiyi üretimden uzaklaştırabileceğini vurguladı. LİMON ÜRETİCİDE 5 LİRA, MARKETTE 50 LİRA Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Gürer, limon fiyatlarını örnek göstererek tarımsal ürünlerin tarladan market rafına ulaşana kadar geçirdiği fiyat değişimini eleştirdi. Gürer, “Limon dalında 5 lira, şu anda marketlerde 50 lira civarında satılıyor. Yani ürünler üreticideyken para kazanılmıyor. Üretici mağdur durumda. İşçiliği, tarla kirası da artıyor. Ama üreticiden ürün çıktıktan sonra fiyatta artış başlıyor. Oradan da rafa daha yüksek fiyatla ürün gidiyor. Böyle olunca da üreten kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor. Arada aracılar ve ithalatçılar kazanıyor” diye konuştu. DÜŞÜK ALIM FİYATLARI İTHALATA KAPI ARALIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamu tarafından belirlenen alım fiyatlarının yalnızca üreticinin bugünkü gelirini değil, gelecek yıllardaki üretim miktarını da etkilediğini belirterek, “Türkiye’nin bu yıl uyguladığı kamu alım fiyatları, yeni ithalatlara önümüzdeki yıllarda daha çok kapı aralayacağını gösteriyor. Onun için bu fiyatların yeniden değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Nohut ve mercimekte yaşananlara da değinen Gürer, üreticinin borçlarını ödemek amacıyla ürününü elinden çıkarmak zorunda kaldığını, ürün tüccara geçtikten sonra fiyat artışlarının görülebildiğini ifade etti. “Üretici çiftçi elindeki ürünü satıp bir an önce borcunu ödemek istiyor. Orada fiyat artışları da beraberinde geldi. Şu anda buğdayda da benzer bir artış görülüyor” diyen Gürer, tarım politikalarının üreticinin hasat dönemindeki zorunlu satışlarını önleyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti. “ÜRETİCİYE BİR YIL ÖNCEDEN HANGİ ÜRÜNÜ, HANGİ FİYATA ALACAĞINIZI SÖYLEMELİSİNİZ” Tarımda planlı üretimin önemini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ekim yapmadan önce hangi ürünü yetiştireceğini, ne kadar verim elde edebileceğini ve ürününü hangi fiyattan satacağını bilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, “Esas olan, üreticinin ürettiği ürünün değer bulması. Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek, buradan ne kadar verim alınır, rekolte ne olur, bunun fiyatı ne olması gerekir; planlanarak belirlenirse ve üreticiye ‘Ben senin ürününü şu fiyata alacağım’ denirse o da tercihini ona göre belirler. Ürün oluyor, hasat dönemi geliyor. Gene açıklanmıyor alım fiyatı. Ardından açıklanan alım fiyatı girdi maliyetlerinin altında olunca çiftçi ne yapacağını şaşırıyor. Borcunu ödeyemiyor, icra kapıya dayanıyor. Farklı bölgelerde üreticiler traktörlerine binip tepkilerini gösteriyorlar” diye konuştu. MAZOT 55 LİRADAN 100 LİRAYA, TABAN GÜBRESİ 30 LİRADAN 50 LİRAYA ÇIKTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl ekim yaptığı dönemde mazotun litresi 55 liraydı. Şimdi 100 liraya geldi. Taban gübresinin fiyatı 50 liraya geldi. Geçen yıl 30 lira civarındaydı. Fiyatlar girdi olarak durmuyor. Girdi fiyatlarının durmadığı yerde üretici enflasyon gerekçesiyle baskılanıyor. Ama bunun yansıması üretimden çekilmesi oluyor” diyen Gürer, tarımsal üretimin devamı için maliyet ve fiyat dengesinin gözetilmesi gerektiğini belirtti. ELMA VAR, FİYAT YOK; ÜRETİCİNİN GEÇEN YILKİ ZARARI DA ÜZERİNDE Elma üreticilerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Gürer, “Bu yıl ürün var, alım fiyatı yok. Girdi maliyeti artıyor. Çiftçiye, üreticiye gerekli alım fiyatı verilmiyor. Taban fiyatı uygulaması olmadığı için de bu kez tüccar devreye giriyor. Tüccar daha düşük fiyatla, peşin fiyatına ürün alıyor. Şimdi elma meyve suyu fabrikaları için 4,5 liradan toplanıyor. Bazı bölgelerde 3,5 liraya da satılıyor” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıl zirai don nedeniyle elma üretiminde önemli kayıplar yaşandığını hatırlatarak, “Geçen yıl zirai don nedeniyle elmada önemli kaybımız vardı. Bu yıl elma var, fiyat yok. Fiyat olmayınca geçen yılın zararı da çiftçinin, üreticinin üzerinde olunca sıkıntılar daha da yoğunlaşıyor” diye konuştu. “ÇELTİK VE ŞEKER PANCARI FİYATLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ” Açıklanan fiyatların üreticinin maliyetlerini karşılamadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarı başta olmak üzere tarımsal ürünlerde alım fiyatlarının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Gürer, “Şeker pancarı ve çeltik başta olmak üzere tüm açıklanan fiyatlar yeniden değerlendirilerek enflasyonun altında bir alım uygulaması yapılmaması gerekiyor. Çiftçi için girdi maliyeti artı makul bir kârı sağlayamazsak çiftçi refahını sağlayamayız” dedi. Üreticinin refahının sağlanamaması durumunda tarımsal üretim deseninin değişeceğini, bazı ürünlerin ekiminden vazgeçilebileceğini belirten Gürer, bunun Türkiye’nin dışa bağımlılığını artırabileceği uyarısında bulundu. Gürer, “Çiftçi refahını sağlayamazsak üretim desenindeki değişmelerden dolayı dışa bağımlılığımız artar, sorunlar katlanır ve Türkiye gıda açısından riskli bir sürece yuvarlanır” ifadelerini kullandı. Çeltik fiyatının da gecikmeden yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin mevcut koşullar dikkate alınarak belirlenecek yeni fiyat üzerinden ürününü satabilmesinin önemini vurguladı.

YENİ Partili Arslan: "Pancar Üreticisine Zam Değil, Reel Fiyat İndirimi Yaptılar" Haber

YENİ Partili Arslan: "Pancar Üreticisine Zam Değil, Reel Fiyat İndirimi Yaptılar"

Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, şeker pancarı alım fiyatının kota tamamlama primi dahil ton başına 3 bin 720 TL olarak açıklanmasına tepki gösterdi. Arslan, “Üretici en az 4 bin 500 TL istedi. Geçen yıla göre artış ise yalnızca yüzde 20. Kendi açıkladıkları enflasyon kadar artışı bile çiftçiye çok gördüler” dedi. 2026–2027 dönemi şeker pancarı alım fiyatını değerlendiren Arslan, geçen yıl kota tamamlama primi dahil 3 bin 100 TL olan fiyatın bu yıl 3 bin 720 TL’ye çıkarıldığını belirterek, “Artış yalnızca yüzde 20. TÜİK’in yıllık enflasyonu bile yüzde 29,73. Üstelik son bir yılda mazot yüzde 70’in üzerinde, birçok gübre çeşidi yüzde 35-69 arasında, elektrik ise yüzde 25’in üzerinde arttı. Bunun adı zam değil, reel fiyat indirimidir” ifadelerini kullandı. Eskişehirli üreticinin maliyetinin ton başına 4 bin lirayı aştığını ve en az 4 bin 500 TL fiyat talep ettiğini hatırlatan Arslan, “Çiftçi hayalî bir rakam istemedi; mazotu, gübreyi, elektriği, sulamayı, tohumu ve işçiliği hesapladı. Açıklanan fiyat üreticinin talebinin ton başına 780 TL altında. Bu fiyat çiftçiyi üretimden uzaklaştırır” dedi. Fiyatın açıklanma zamanına da dikkat çeken Arslan, “Eskişehir’de pancar alım kampanyası 18 Eylül’de başladı, fiyat 13 Ekim’de açıklandı. Çiftçi pancarını söktü, fabrikaya teslim etmeye başladı; ürününün kaça alınacağını ancak 25 gün sonra öğrendi. Tarım böyle yönetilmez” diye konuştu. Eskişehir Şeker Fabrikası’na pancar taşıyan nakliyecilerin de artan mazot, bakım ve işletme giderleri nedeniyle kontak kapattığını hatırlatan Arslan, nakliye maliyetindeki açığın çiftçinin üzerine bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Arslan açıklamasını şöyle tamamladı: “Ortada çok açık bir tablo var: Üreten kazanamıyor. Taşıyan kazanamıyor. Tüketen geçinemiyor. O halde soruyoruz: Bu düzende kim kazanıyor? 3 bin 720 TL kabul edilebilir değildir. Pancar alım fiyatı üretim maliyetleri ve üreticinin emeği gözetilerek yeniden belirlenmeli, nakliye sorunu da çiftçinin sırtına yüklenmeden çözülmelidir. Üreticiyi toprağa küstüren, taşıyanı kontak kapatmaya mecbur bırakan, tüketicinin sofrasını küçülten bu düzen sürdürülemez."

Çiftçinin Finansman Yükü Ağırlaşıyor! Haber

Çiftçinin Finansman Yükü Ağırlaşıyor!

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, son üç yılda artan girdi maliyetleri, yüksek faiz oranları ve ürün gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle çiftçinin ciddi bir finansman sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirterek DFİF desteğinin gecikmeden verilmesini ve üreticiye nefes kredisi sağlanmasını istedi. Çiftçinin maliyet baskısı büyüyor Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarımsal üretimde yaşanan ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İklim koşullarının yanı sıra yüksek girdi maliyetleri ve ürünlerin yeterli gelir getirmemesinin üreticiyi zorladığını belirten Doğan, yüksek faiz oranlarının da çiftçinin finansman yükünü artırdığını söyledi. Çiftçinin son üç yıldır ekonomik sorunlarla mücadele ettiğini ifade eden Doğan, tarımsal üretimin iklim ve piyasa koşullarına bağlı olarak ciddi riskler taşıdığını belirtti. Doğan, çiftçinin yaşadığı finansman sorununa ilişkin, “Çiftçimiz son üç yıldır krizin eşiğinden bir türlü çıkamadı. Çiftçimiz üstü açık fabrikada tarım yapmakta. Hem iklim şartları hem piyasa şartları hem de ürünün para etmemesi nedeniyle zor günler geçiriyor” dedi. Yüksek faiz finansman yükünü artırıyor Banka kredilerindeki yüksek faiz oranlarının üreticinin finansmana erişimini zorlaştırdığını belirten Doğan, çiftçinin üretimini sürdürebilmesi için acil finansman desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Doğan, “Bankadan kredi kullansalar faiz oranları yüzde 50-60’lara çıkıyor. Çiftçiye finansman desteği acilen sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı. Yaş sebze ve meyvede dış pazar sorunu Türkiye’de yaş sebze ve meyve arzının yüksek olduğuna dikkat çeken Doğan, üretim maliyetlerindeki artışın dış pazarlara yönelik satışları da zorlaştırdığını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşının ardından tarım sektörünün zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Doğan, Amerika-İran savaşıyla birlikte enerji ve petrol fiyatlarındaki yükselişin de üretim maliyetleri üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Son üç yılda enflasyon nedeniyle yükselen girdi maliyetlerinin döviz kurundaki artışla karşılanamadığını belirten Doğan, ihracatta da üreticinin istediği geliri elde edemediğini ifade etti. Doğan, “Aradaki makas daraldı. Ürünlerimizi yurt dışına göndersek bile yok pahasına gitmekte” dedi. “DFİF desteği gecikmeden verilmeli” Çiftçinin finansman sorununun çözümü için zaman kaybedilmemesi gerektiğini vurgulayan Mehmet Akın Doğan, özellikle DFİF desteğinin bu yıl gecikmeden açıklanması gerektiğini söyledi. Doğan ayrıca üreticilerin artan finansman yükünü hafifletmek amacıyla nefes kredisi verilmesi çağrısında bulundu. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan, beklentilerini şu sözlerle dile getirdi: “Devletimizden hiç gecikmeden özellikle bu yıl DFİF desteği, ayrıca bir nefes kredisi verilmesini bekliyoruz. Desteklerin üreticilerin daha ağır ekonomik sorunlarla karşılaşmadan önce açıklanması gerekir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.