Hava Durumu

#Erken Uyarı

Kırsal Haber - Erken Uyarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Uyarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

''Süper El Niño'' İhtimali Güçleniyor: Sıcaklık Rekorları Kırılabilir! Haber

''Süper El Niño'' İhtimali Güçleniyor: Sıcaklık Rekorları Kırılabilir!

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Pasifik Okyanusu’ndaki son gözlemlerin, 2026’nın ikinci yarısında çok güçlü bir El Niño gelişebileceğine işaret ettiğini söyledi. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı konu ile ilgili yaptığı araştırmada şu ifadelere yer verdi; ''Pasifik Okyanusu’ndaki son gözlemler, 2026’nın ikinci yarısında çok güçlü bir El Niño gelişebileceğine işaret ediyor. Bazı tahmin modelleri, 1997-98 ve 2015- 16’daki rekor olayları aşabilecek ölçekte bir “Süper El Niño” ihtimalini gündeme getiriyor. Eğer öngörüler gerçekleşirse, El Niño küresel sıcaklıkları geçici olarak daha da yukarı taşıyabilir ve 2027 yeni sıcaklık rekorlarının yılı olabilir. Şu anda tahminlerin en belirsiz olduğu “ilkbahar bariyeri” dönemi devam ediyor; daha net tablo yaz aylarında ortaya çıkacak. Olası bir El Niño’nun Türkiye’ye etkileri, büyük ihtimalle daha dolaylı olacak. Küresel sıcaklıkların daha da artması; sıcak hava dalgaları, yüksek gece sıcaklıkları ve uzun orman yangını sezonu riskini artırabilir.'' dedi. Doç. Dr. Yavaşlı araştırmasının devamında şu ifadeleri kullandı; ''Tropikal Pasifik’teki son gözlemler ve mevsimsel tahmin modelleri, 2026’nın ikinci yarısında güçlü bir El Niño olayının gelişebileceğine işaret ediyor. Modellerin önemli bir bölümü, gayriresmi olarak “Süper El Niño” diye anılan çok güçlü bir senaryoya yaklaşıyor. Ancak iklim biliminde tahminlerin en kırılgan olduğu “ilkbahar belirsizlik bariyeri” hâlâ aşılmış değil; daha net tabloyu Haziran ve Temmuz güncellemeleri ortaya koyacak. Ortalama tahminler gerçekleşirse, oluşabilecek El Niño’nun şiddeti 1997-1998 ve 2015-2016’daki rekor olayları geride bırakabilir. Daha yüksek tahminler ise tarihsel rekoru ezici biçimde aşan, henüz gözlenmemiş güçte bir El Niño ihtimalini gündeme getiriyor. Böyle bir tablo, küresel sıcaklıkları geçici olarak daha da yukarı taşıyacaktır. Üstelik El Niño artık, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle zaten ısınmış bir atmosferin içinde gelişiyor. Bu nedenle 2027’nin yeni bir küresel sıcaklık rekoru kırması sürpriz olmayacaktır. El Niño; dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, aşırı yağış, sıcak hava dalgaları ve tarımsal üretim kayıpları gibi sonuçlar doğurabiliyor. Türkiye üzerindeki etkiler ise daha dolaylı hissedilecek. Asıl risk, küresel sıcaklıklardaki artışın Türkiye’nin hâlihazırda kırılgan olan iklim koşullarını daha da zorlaması. Öngörülerin gerçekleşmesi halinde özellikle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da daha yoğun sıcak hava dalgaları, yüksek gece sıcaklıkları ve uzayan orman yangını sezonları görülebilir. El Niño nedir? El Niño, Pasifik Okyanusu’nun ekvator çevresindeki orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının, çok yıllık ortalamanın belirgin biçimde üzerine çıkmasıyla tanımlanır. Okyanus ve atmosfer arasındaki etkileşimler sonucu gelişir. Normal koşullarda alize rüzgârları, sıcak yüzey suyunu Pasifik’in batısında biriktirir. Derinden gelen soğuk su, doğuda yüzeye yükselir. El Niño döneminde ise alizeler zayıflar, hatta yer yer tersine döner. Bu da sıcak su kütlesinin doğuya yayılmasına neden olur. Yağışa neden olan yükselen hava hareketleri de Pasifik Okyanusu’nun orta kesimlerine doğru kayar. Sonuçları: Kuraklık, aşırı yağışlar, sıcak hava dalgaları Bu kayma, yalnızca Pasifik kıyısındaki ülkeleri ilgilendirmez. Walker dolaşımını, jet akımları ve büyük ölçekli yağış kuşaklarını yeniden şekillendirir. Avustralya’dan Güney Amerika’ya, Doğu Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, aşırı yağış, sıcak hava dalgaları ve tarımsal üretim baskıları gibi etkilere yol açar. Bugünkü tablo: Çok şiddetli bir El Niño olasılığı var El Niño, kardeşi La Niña ile birlikte, ‘‘ENSO’’ (El Niño-Güneyli Salınım) adı verilen iklim salınımının iki ucunu oluşturur. El Niño ve La Niña, yıllar arası iklim değişikliğinin en güçlü doğal sürücüsüdür. Bugünkü tabloyu dikkat çekici yapan ise yalnızca El Niño ihtimalinin artmış olması değil, bazı tahmin sistemlerinin olayın şiddetini çok yüksek göstermesi. NOAA (ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi) 11 Mayıs 2026 tarihli resmi değerlendirmesine göre Mayıs-Temmuz 2026 döneminde El Niño gelişme olasılığı yüzde 61’e çıktı. Yıl sonuna kadar sürmesi beklenen olayın ‘‘çok güçlü bir El Niño’’ düzeyine ulaşmasına ise dörtte bir olasılık veriliyor. Ancak NOAA’ya göre bu, ekvatoral Pasifik’teki batılı rüzgâr anomalilerinin yaz ayları boyunca devam etmesine bağlı - yani henüz kesinleşmiş değil. Columbia Üniversitesi Uluslararası İklim ve Toplum Araştırma Enstitüsü’nün (IRI) 20 Nisan 2026 tarihli teknik güncellemesine göre ise 15 Nisan itibariyle +0,5°C eşiğine ulaşıldı. IRI bu durumu ‘‘hızla gelişen ENSO koşulları’’ olarak nitelendiriyor ve Temmuz-Eylül 2026 için El Niño olasılığını yüzde 94’e çıkarıyor. IRI’ye göre asıl soru ‘‘El Niño olacak mı’’ değil, ‘‘ne kadar güçlü olacak?’’ Emsalsiz bir El Niño yaşanabilir Ancak tek bir modelin uç tahmininden hareketle ‘‘süper El Niño geliyor’’ demek doğru değil; bireysel modellere değil çok-model topluluklarına bakmak gerekir. Bu çerçevede iklim bilimci Zeke Hausfather’ın 13 farklı modelleme grubundan 637 ayrı tahmini tek bir derlemede toplayan veri seti son derece değerli. Hausfather’ın 30 Nisan’da Climate Brink Dashboard’da yayımladığı yazıda beklenen El Niño için farklı modellerin medyan tepe değeri +2,7°C olarak veriliyor. Bu rakamın ne anlama geldiğini somutlaştırmak için tarihsel referans gerekli: 1997-98 Süper El Niño’sunun zirvesi yaklaşık +2,4°C idi. 2015-16 olayı ise yaklaşık +2,6°C civarındaydı. Yani bu öngörü doğrulanırsa 2026-27 olayı, modern kayıt tarihin en güçlü El Niño’su olabilir. Farklı modellerin üst yüzdelik dilimi olan +3,8°C ise tarihsel rekoru ezici biçimde aşan bir senaryoya işaret ediyor. Bu eşik, şimdiye kadar gözlenmiş hiçbir olayda görülmedi. 2027’nin küresel sıcaklık rekoru kırması muhtemel Bu olayın küresel sıcaklıklara etkisi ise büyük. Güçlü El Niño olayları, okyanustan atmosfere doğru olağandışı miktarda ısı transferine yol açar. Bu transfer, küresel ortalama yüzey sıcaklığını geçici olarak yukarı çeker. El Niño’nun Aralık 2026 civarında zirve yapmasının asıl etkisi, 2027 yılı boyunca gözlenir. Türkiye’deki El Niño etkisini, tropik bölgelerdeki kadar doğrudan okumamak gerekir. El Niño’nun gelişmesi, Türkiye’de mutlaka kuraklık olacağı veya aşırı yağış görüleceği anlamına gelmez. Türkiye’nin yağış ve sıcaklık rejimi üzerinde daha belirleyici olan etkenler vardır (Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz üzerindeki basınç alanları, batı rüzgarları vs. gibi). Ancak El Niño sinyalini tamamen yok saymak da doğru değil. Küresel sıcaklıkların artması, Türkiye’nin kırılgan koşullarını zorlar Türkiye için asıl risk, El Niño nedeniyle artan küresel sıcaklıkların, Türkiye’nin halihazırda kırılgan iklim koşullarına eklenmesidir. Eğer 2026 sonu-2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir. Bu açıdan en hassas bölgeler, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu. El Niño artık daha sıcak bir dünyada yaşanıyor Burada doğal değişkenliği, iklim değişikliğinin yerine koymadığımı vurgulamak isterim. El Niño doğal bir salınım, fakat üzerine bindiği iklim sistemi de artık 1997’den de 2015’ten de belirgin biçimde daha sıcak. Aynı büyüklükteki bir El Niño bugün, 30 yıl öncesine göre çok daha sıcak bir okyanus ve daha enerji yüklü bir atmosfer üzerinde etkisini gösteriyor. Yağış rejimi açısından ise şimdiden kurak veya yağışlı gelecek hükmü vermek mümkün değil. Haziran sonrasındaki tahmin güncellemeleri ile birlikte durum daha net görülecek. Panik değil hazırlık gerektiren bir tablo ile karşı karşıyayız. Belediyelerin, sağlık otoritelerinin, tarım ve enerji planlamacılarının yapması gereken, mevsimsel tahminleri yakından izlemek ve sıcak hava dalgası, yangın, su yönetimi konularındaki erken uyarı sistemlerini güncel tutmak. Kaynak: İklim Masası Kaynak: Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı / Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi

DSİ'ye 150 Yeni İş Makinası Haber

DSİ'ye 150 Yeni İş Makinası

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, son alımlarla birlikte Devlet Su İşleri (DSİ) makine parkı bünyesindeki iş makinesi ve ekipman sayısının, 5 bin 776'ya ulaştığını belirterek, "Maliyeti yaklaşık 2,7 milyar lira olan 150 yeni iş makinesi, milletimize, DSİ'nin çalışanlarına, operatörlerine ve mühendislerine hayırlı olsun." dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Etlik Tesisleri'ndeki makine parkında düzenlenen, "DSİ Yeni İş Makinelerini Hizmete Alma Töreni"ne katıldı. DSİ'nin, içme suyu sağlamadan tarımsal sulamaya, taşkın önlemeden korumaya kadar birçok görevi yerine getirmek için çalışmalarına devam ettiğini anlatan Yumaklı, "Son 23 yılda, 4,7 trilyon liralık yatırımı hayata geçirdik, bu da yaklaşık 11 binin üzerinde su ve sulama yatırımını ifade ediyor. 805 baraj ve 522 gölet inşa ettik. Bu yatırımlarla su depolama kapasitemiz yüzde 38 artarak 184 milyar metreküpe ulaşmış durumda." diye konuştu. Bakan Yumaklı, DSİ'nin gücüne güç katacak yeni "Yeşil Karıncalar"ın envantere ekleneceğine dikkati çekerek, maliyeti yaklaşık 2,7 milyar lira olan 150 yeni iş makinesinin, millete, DSİ çalışanlarına, operatörlerine ve mühendislerine hayırlı olmasını diledi. “BARAJLARDAKİ DOLULUK ORANLARININ YÜZDE 75'LER CİVARINDA" Gıda arz güvenliği için önemli olan sulama alanlarının, yüzde 52 bir artışla 72 milyon dekara çıktığını aktaran Yumaklı, 352 içme suyu tesisi ve 6 bin 239 yeni taşkın koruma yapıları inşa ettiklerini, ayrıca yıl içinde tamamlayarak hizmete alacakları su ve sulama tesislerinin toplam 300 olacağını bildirdi. Yumaklı, geçen yıl kuraklıkla ilgili çok ciddi bir imtihan verdiklerini hatırlatarak, 2026 yılının ülke için bereketli geçtiğini, bu yıl yağışların mevsim normallerine göre yüzde 30, geçen yıla göre ise yüzde 73 arttığını söyledi. Son 7 aydaki yağışların, 66 yılın en yüksek seviyelerini gördüğüne işaret eden Bakan Yumaklı, barajlardaki doluluk oranlarının yüzde 75'ler civarında olduğunu, hatta bazı barajların yüzde 100 doluluk seviyesine ulaştığını vurguladı. "ÜLKE EKONOMİSİNE YILLIK KATKI YAKLAŞIK 2,2 MİLYAR LİRA" DSİ'nin iş makinelerinin, taşkın korumada ve afetle mücadelede çok önemli bir vazife üstlendiğinin altını çizen Yumaklı, "Sadece 2025 yılı içinde 81 ilimizde, 199 toplu makineli çalışma ve 1311 münferit çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmalarla, yaklaşık 20 milyon dekarlık alanın korunması söz konusu oldu. 10 bin yerleşim yerini de taşkınlardan ve sel baskınlarından korumuş olduk. DSİ, Türkiye'nin en büyük makine parkını yönetiyor. Son alımlarla birlikte, iş makinesi ve ekipman sayımız, 5 bin 776'ya ulaşmış durumda. Bugün teslimini gerçekleştireceğimiz yeni 80 dozerle birlikte, dozer sayısı yüzde 35 artışla 311'e yükselmiş oldu. Genç dozer oranı da yüzde 41'den yüzde 67'ye ulaşmış oldu. Bu modernizasyon sayesinde, yıllık kazı kapasitemiz yüzde 58 artışla, 63 milyon metreküpe yükselmiş oldu. Ülke ekonomisine, bu sayede yıllık katkı yaklaşık 2,2 milyar lira civarında." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, alınan iş makinelerinin, yapılan işlerle kıyaslamasını gerçekleştirdiklerinde, kendisini 1 yılda amorti ettiğini gördüklerini dile getirdi. DSİ'nin, orman yangınları, çığ ve benzeri afetlerde, devletin sahadaki en önemli güçlerinden birisi olduğunu belirten Yumaklı, sel ve taşkının, öncesinde alınacak tedbirlerle bir anlam ifade ettiğini söyledi. Bu kapsamda, erken uyarı sistemlerinin önemine işaret eden Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Taşkın Erken Uyarı Sistemi (TEUS), son dönemde bizler için önemli bir argüman. Bu sistemler sayesinde, derelerdeki ani su yükselişlerini anlık olarak takip ediyoruz. Eğer bir taşkın olma ihtimali varsa, Taşkın Erken Uyarı Sistemi sayesinde öncelikle illerdeki idari amirler, yerel yöneticiler ve ilgili tüm kurumlar SMS ve diğer uyarı sistemleriyle hızlı bir şekilde bilgilendiriliyor." Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı, makine parkında envantere eklenecek yeni iş makinelerini inceleyerek bilgi aldı. Çeşitli iş makinelerinin simülasyonlarının gerçekleştirildiği merkezde, dozer simülasyonunu test eden Yumaklı, makine ve ekipmanlara yönelik son dönemde yapılan yeni teknolojik yatırımların büyük kolaylıklar sağladığını anlattı. Yumaklı, DSİ'nin kurumların içinde en modern ekipman parkına sahip olduğuna dikkati çekerek, "Türkiye'nin dört bir tarafında, 'Yeşil Karıncalar' görev yapıyor" dedi.

Bakan Yumaklı: "Sulamada Yenilikçi Uygulamaları Hayata Geçiriyoruz" Haber

Bakan Yumaklı: "Sulamada Yenilikçi Uygulamaları Hayata Geçiriyoruz"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, su verimliliğindeki asıl başarının tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu belirterek, "Suyu merkeze alan ürün planlaması, kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılması, erken uyarı sistemleri ve uydu tabanlı izleme mekanizmaları, veri temelli sulama planları gibi yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz." dedi. Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) tarafından düzenlenen 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu (İUSF), Bakan Yumaklı, Dünya Su Konseyi (WWC) Başkanı Loic Fauchon, Birleşmiş Milletler (BM) Su İşlerinden Sorumlu Özel Temsilcisi Retno Marsudi ve çok sayıda ülkenin ilgili bakanlarının katılımıyla başladı. Bu yıl teması "Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme" olan forum, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştiriliyor. Bakan Yumaklı, forumun açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın, iklim koşulları, şehirleşme ve artan üretim baskısı nedeniyle, giderek derinleşen su kıtlığı gerçeğiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Suya atfedilen değerin ve yönetim biçiminin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eden Yumaklı, krizlere karşı dirençli, esnek ve proaktif yapılar kurulması gerektiğini bildirdi. Bakan Yumaklı, teorik tartışmaların, iyi niyet beyanlarının ötesine geçme vaktinin geldiğini belirterek, "Yapay zekadan uzaktan algılamaya kadar, dijital teknolojilerden yeni finansman modellerine kadar elimizdeki tüm yenilikçi araçları, sahada uygulanabilir politikalara dönüştürmek zorundayız." diye konuştu. Forumla su dirençliliği ve verimliliğine ulaşmak için deneyimlerin, iyi uygulamaların ve yenilikçi yaklaşımların paylaşılacağı yüksek düzeyli bir platform oluşturmayı hedeflediklerini bildiren Yumaklı, "İstanbul'dan çıkacak mesajlar, 2026 Birleşmiş Milletler Su Konferansı, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31), 2027 Dünya Su Forumu ve ülkemiz ev sahipliğindeki Dünya Su Kongresi gibi küresel etkinliklere önemli katkı sağlayacak." ifadelerini kullandı. Yumaklı, su stresi altındaki ülke olarak, suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem verdiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Bu bilinçle, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde Su Verimliliği Seferberliği'ni başlattık. Suda sıfır kayıp ilkesiyle, kentsel, endüstriyel ve tarımsal su kullanımında yürütülen bu seferberlik, yalnızca bir kampanya değil, bir zihniyet dönüşümüdür. Bu dönüşüm, kamu kurumlarından özel sektöre, okullardan yerel yönetimlere kadar geniş bir kesimi kapsıyor. Amacımız her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci oluşturmaktır. Su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda, suyu merkeze alan ürün planlaması, kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılması, erken uyarı sistemleri ve uydu tabanlı izleme mekanizmaları, veri temelli sulama planları gibi yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz." "UYGULANABİLİR POLİTİKA VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ" Suyun etkin, şeffaf ve sürdürülebilir yönetimi için dijital dönüşümün zorunluluk olduğuna işaret eden Yumaklı, dijital teknolojilerle suyun tüm döngüsünü izleyebildiklerini söyledi. Bakan Yumaklı, tarımda uydu verileri ve yapay zekâ destekli karar sistemlerinin, sulama verimliliğini artırdığına dikkati çekerek, "Bu dönüşümün yaygınlaştırılması için sonuç odaklı finansman modelleri, güçlü kamu-özel sektör işbirlikleri, veri standartlarının oluşturulması ve teknik kapasitenin geliştirilmesi kritik önemdedir. Bu süreç yalnızca teknolojiyle değil, kurumsal kapasite, doğru finansman ve güçlü işbirliği ile başarıya ulaşabilir. Bu kapsamda, forumdaki oturumlarda, su yönetiminde dijital dönüşümün tüm boyutlarını birlikte ele alarak, uygulanabilir politika ve çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "TÜRKİYE OLARAK SUYUN BİRLEŞTİRDİĞİNE İNANIYORUZ" Türkiye'nin yakın coğrafyasında istikrarın sağlanmasına, ekonomik kalkınmaya ve refahın artırılmasına önem verdiklerinin altını çizen Yumaklı, şöyle devam etti: "Bu anlamda, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Daha adil bir dünya mümkün' ilkesine uygun olarak politikalarımızı şekillendiriyoruz. Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla, diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Sınır aşan havzalarımızda, su kaynaklarının korunması ve kullanılması için, karşılıklı fayda esasıyla, bilgi, deneyim ve teknoloji transferi gerçekleştiriyor ve ortak teknik projeler geliştiriyoruz. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşılması için, Afrika'daki ve dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye, su sektöründe mali ve teknik destek sağlıyoruz." Açılış konuşmalarının ardından Bakan Yumaklı ve protokol heyeti aile fotoğrafı çektirdi. Forum iki gün boyunca farklı konuların ele alınacağı panellerle devam edecek.

Batı Karadeniz İçin İklim Alarmı: 2040’tan İtibaren Kuraklık Kapıda! Haber

Batı Karadeniz İçin İklim Alarmı: 2040’tan İtibaren Kuraklık Kapıda!

Türkiye’nin en nemli ve yeşil bölgelerinden biri olan Batı Karadeniz, iklim kriziyle birlikte tarihi bir dönüşümün eşiğinde. Kastamonu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Öznur Işınkaralar ve çalışma arkadaşlarının yayımladığı son modelleme çalışması, bölgenin geleceğine dair çarpıcı ve endişe verici bulgular ortaya koydu. ​Yüzyıl Sonunda Nemli Alanlar Yok Olabilir ​Araştırmaya göre, Batı Karadeniz’in simgesi haline gelen "çok nemli" iklim kuşağı hızla daralıyor. Modelleme sonuçları, 2040 yılından itibaren bölgede kurak alanların görülmeye başlayacağını gösteriyor. Yüzyılın sonuna gelindiğinde ise acı bir tablo bizi bekliyor: Bölgenin %40’ından fazlasının tamamen kuraklaşması ve nemli alanların neredeyse haritadan silinmesi öngörülüyor. ​Sıcaklıklar 10 Dereceden 22 Dereceye Çıkacak ​Çalışmanın en dikkat çekici noktalarından biri de sıcaklık artışları. Bugün ortalama 8-10 derece civarında seyreden bölge sıcaklıklarının, yüzyıl sonunda 20-22 derece bandına yükselebileceği tahmin ediliyor. Bu devasa artış beraberinde şu riskleri getiriyor: ​Daha uzun ve etkili sıcak hava dalgaları. ​Orman yapısının değişmesi ve artan yangın riski. ​Ekosistem dengesinin bozulması. ​İklimin Yeni Yüzü: Aynı Anda Hem Kuraklık Hem Sel ​Batı Karadeniz’i bekleyen tehlike sadece sıcaklık artışı değil. Doç. Dr. Kaan Işınkaralar, Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Hakan Sevik gibi değerli akademisyenlerin de katkı sunduğu çalışma, yağış rejimindeki düzensizliğe dikkat çekiyor. Kuraklığın artmasına rağmen, ani ve şiddetli yağışların tetikleyeceği yıkıcı sel felaketleri bölgenin yeni normali haline gelebilir. ​Tarım ve Su Kaynakları Tehdit Altında ​Yağışların düzensizleşmesi ve buharlaşmanın artması, bölgedeki su kaynaklarını ve tarımsal üretimi doğrudan vuracak. Batı Karadeniz’in geleneksel tarım ürünlerinin bu yeni iklime nasıl uyum sağlayacağı ise büyük bir soru işareti. ​Uzmanlar Ne Diyor? ​Araştırma ekibinde yer alan uzmanlar, bu verilerin sadece bir tahmin değil, acil önlem alınması gereken bir projeksiyon olduğunu vurguluyor. İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum stratejilerinin, Batı Karadeniz özelinde vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiği belirtiliyor. Kastamonu Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı ve Natural Hazards adlı akademik dergide yayınlanan yeni bir iklim modelleme çalışması, Batı Karadeniz ikliminin ciddi bir dönüşüm yaşayacağına işaret ediyor. Bölgede ortalama sıcaklıkların büyük ölçüde artması, nemli alanların daralması ve yağışların giderek düzensizleşmesi bekleniyor. İklim değişikliği konusunda yürütülen tahminlere göre, Batı Karadeniz’in bilinen nemli ve ılıman yapısı yerini daha sıcak ve kurak bir iklime bırakabilir. Yüzyıl sonunda ‘‘çok nemli’’ alanlar neredeyse ortadan kalkıyor. Modelleme çalışmasının sonuçları, bugün geniş alanlara yayılan nemli iklim özelliklerinin hızla gerileyebileceğini gösteriyor. Yüzyıl sonuna gelindiğinde, çok nemli alanlar neredeyse tamamen ortadan kalkıyor. Ayrıca şu an bölgede görülmeyen kurak alanların 2040’tan itibaren ortaya çıkması bekleniyor. Emisyonların yüzyıl sonuna kadar bugünkü hızında artmaya devam ettiği kötümser bir yaklaşıma göre 2100 yılında Batı Karadeniz’in yüzde 41’inin kurak, yüzde 57’sinin ise yarı kurak karakter kazanacağı öngörülüyor. İklim değişikliği araştırmacısı çevre mühendisi Doç. Dr. Kaan Işınkaralar’a göre bu değişim, bölgenin iklim kimliğinde köklü bir kırılmaya işaret ediyor. Ortalama sıcaklıklar iki katına ulaşabilir İklim değişikliği ile mücadelenin güçlenmediği ve emisyonların yüksek seyrettiği olumsuz senaryoda, yüzyıl sonunda bölgedeki ortalama sıcaklıkların 20 22 derece bandına ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bugün ise bölgede ortalama sıcaklık 8-10 derece aralığında. Çalışmanın yazarlarından orman mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Ömer Küçük, böyle bir artışın, daha uzun sıcak hava dalgaları, daha fazla buharlaşma ve daha yüksek yangın riski anlamına geleceğini vurguluyor. Hem kuraklık hem şiddetli yağış riski yükselecek Model sonuçlarına göre yalnızca sıcaklıklar artmakla kalmayacak, yağış düzeni de bozulacak. Yüksek yağış alan bölgelerin giderek daralması ve düşük yağış seviyelerinin yaygınlaşması bekleniyor. Kuraklık riskini artıran bu durum, bir yandan da ani ve şiddetli yağışların daha yıkıcı sellere yol açma ihtimalini güçlendiriyor. Yağışların giderek düzensizleşmesi, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde baskı oluşturabilir. Batı Karadeniz’de afet riski büyüyor Son yıllarda Batı Karadeniz’de yaşanan büyük seller ve Türkiye geneline yayılan orman yangınları, iklim değişikliğinin etkilerinin şimdiden hissedildiğini gösteriyor. Modelleme çalışmaları, afet riskinin daha da büyüyeceğine işaret ediyor. Önümüzdeki yıllarda seller daha ani ve yıkıcı olabilir, kuraklık dönemleri uzayabilir ve orman yangınları daha geniş alanlara yayılabilir. Orman mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Hakan Sevik’e göre iklim risklerine bağlı zincirleme etkiler, başta orman alanları olmak üzere, doğal ekosistemleri ve yerleşim alanlarını tehdit ediyor. Batı Karadeniz sıcak ve kurak bir iklime bürünebilir İklimin mekansal etkilerini araştıran şehir plancısı Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, iklim değişikliğinin artık uzak bir ihtimal değil, yaşanan bir gerçeklik olduğunu ve karar vericilere yön vermesi gerektiğini vurguluyor. Işınkaralar’a göre uyum politikalarının geliştirilmesi, risklere karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, kısa ve uzun vadeli planlama yapılması, emisyon azaltımı kadar önemli. Bilim insanlarının mesajı net: Güçlü önlemler alınmazsa Batı Karadeniz, bugünkü serin ve nemli karakterinden uzaklaşarak daha sıcak ve kurak bir yapıya bürünebilir. Kaynak Makale: Isinkaralar, Oznur., Isinkaralar, Kaan, Sevik, Hakan, & Küçük, Ömer (2024). Spatial modeling the climate change risk of river basins via climate classification: a scenario-based prediction approach for Türkiye. Natural Hazards, 120(1), 511-528. Yazar hakkında Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, şehir planlama disiplininde uzmanlaşmış bir akademisyen olarak 2014 yılından bu yana Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. 2025 yılı itibarıyla bölüm başkan yardımcılığı ve Üniversite İklim Portalı yetkililiği görevlerini sürdürmektedir. 2014 yılında Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Lisans Programı’ndan mezun olmuş, 2022 yılında zamansal ve mekânsal modelleme alanındaki doktora çalışmasıyla aynı üniversitede akademik uzmanlığını pekiştirmiştir. Araştırmalarını özellikle iklim risklerinin modellenmesi ve öngörülmesi üzerine yoğunlaştıran Işınkaralar, uluslararası araştırma ekipleriyle aktif iş birlikleri yürütmekte; 100’e yaklaşan bilimsel yayını, çok sayıda bildirisi ve projesiyle alanında güçlü bir akademik profil ortaya koymaktadır. Uzmanlık Alanları: Şehir planlama; iklim değişikliği; mekansal modelleme

Kars’tan Dünyaya Bilim Köprüsü: HEKİM Projesi ile Tanışın! Haber

Kars’tan Dünyaya Bilim Köprüsü: HEKİM Projesi ile Tanışın!

Kars, uluslararası bilim dünyasının kalbi haline geldi. İktisadi Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (İKSAD) ve Kars Veteriner Hekimleri Odası iş birliğiyle düzenlenen "Uluslararası Disiplinlerarası Bilim ve Teknoloji Kongresi", hibrit modelle başarıyla tamamlandı. Kongreye damga vuran ise Kars VHO Başkanı Ercan Ödül’ün tanıttığı bölgesel güvenlik kalkanı: HEKİM Projesi oldu. Veteriner Hekimlikte Disiplinler Arası Zorunluluk Sapran Deluxe Otel’de gerçekleştirilen kongrenin açılışında konuşan Kars VHO Başkanı Ercan Ödül, veteriner hekimliğin küresel sorunlardaki kritik rolüne değindi. Zoonotik hastalıklar, gıda güvenliği ve iklim değişikliği ile mücadelenin ancak disiplinler arası bir iş birliğiyle mümkün olacağını belirten Ödül: "Kars, hayvancılık ve stratejik konumuyla bilimsel çalışmaların sahada karşılık bulduğu çok kıymetli bir laboratuvardır. Disiplinler arası düşünmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur," dedi. HEKİM Projesi: Kars İçin Dijital Güvenlik Kalkanı Başkan Ercan Ödül, kongre kapsamında sunduğu "Hayvan–İnsan–Ekosistem İzleme Merkezi (HEKİM)" modeli ile uluslararası katılımcıların büyük ilgisini çekti. Özellikle Ermenistan sınır kapısının açılma ihtimaline karşı hazırlanan proje, bölge sağlığını korumayı hedefliyor. HEKİM Projesi’nin öne çıkan avantajları: Erken Uyarı Sistemi: Zoonotik hastalıklara karşı dijital ve gerçek zamanlı takip. Hızlı Senkronizasyon: Salgın anında bürokrasiden bağımsız, anlık iletişim ağı. FAO Standartları: "Daha iyi üretim, beslenme, çevre ve yaşam" ilkelerine tam uyum. Kars’ın Bilimsel Gücü Kanıtlandı Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mükremin Ölmez, organizasyonun rakamsal başarısına dikkat çekti. 33 farklı ülkeden 118 yurt içi ve 129 yurt dışı olmak üzere toplam 247 akademisyenin katıldığı kongrede, 52 bildiri yüz yüze sunuldu. Veteriner fakültesi akademisyenlerinin yoğun ilgisi, Kars’ın akademik arenadaki prestijini bir kez daha tescilledi. "Tek Sağlık" Yaklaşımı Tam Not Aldı Bilim dünyası tarafından "Stratejik bir güvenlik kalkanı" olarak nitelendirilen Tek Sağlık yaklaşımı ve HEKİM projesi, bölge ekonomisinin ve halk sağlığının korunmasında devrim niteliğinde bir adım olarak kabul edildi.

TZOB’dan Kritik Uyarı: Zirai Don Riski Kapıda Haber

TZOB’dan Kritik Uyarı: Zirai Don Riski Kapıda

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 7–11 Nisan tarihleri arasında beklenen zirai don tehlikesine karşı üreticileri uyardı. Bayraktar, özellikle meyve bahçeleri ve yeni ekilen ürünlerin korunması için acil önlem alınması gerektiğini vurguladı. ​Türkiye genelinde sıcaklıkların ani düşüşüyle birlikte tarımsal üretimde "zirai don" alarmı verildi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada çiftçileri meteorolojik verilere karşı uyanık olmaya ve ürünlerini korumak için gerekli teknik hazırlıkları tamamlamaya çağırdı. ​"Vakit Kaybetmeden Tedbir Alınmalı" ​Zirai donun tarımsal üretimde telafisi güç zararlar doğurabileceğine dikkat çeken Şemsi Bayraktar, risk altındaki alanları şu şekilde sıraladı: ​Meyve Bahçeleri: Çiçeklenme döneminde olan ağaçlar don riskine karşı en savunmasız durumda. ​Sebze Üretim Alanları: Açık sahada yetiştirilen sebzeler ani soğuklardan doğrudan etkileniyor. ​Yeni Ekilen Ürünler: Toprakla yeni buluşan tohum ve fidelerin korunması hayati önem taşıyor. ​Çiftçilere Hayati Tavsiyeler: Koruyucu Yöntemler Neler? ​Bayraktar, zirai donun etkilerini en aza indirmek için üreticilerin şu geleneksel ve teknik yöntemleri değerlendirmesini tavsiye etti: ​Örtüleme: Bitkilerin üzerinin uygun materyallerle kapatılarak soğuk hava ile temasının kesilmesi. ​Dumanlama: Bahçelerde kontrollü duman oluşturarak sıcaklığın düşmesinin engellenmesi. ​Sulama: Toprağın nemli tutulmasıyla ısı kaybının yavaşlatılması. ​Erken Uyarı SMS’lerini Takip Edin ​Modern tarımın en önemli ayağının veri takibi olduğunu belirten Bayraktar, üreticilerin yerel hava durumunu anlık izlemesi gerektiğini ifade etti: ​"Birliğimiz tarafından iletilen meteorolojik tahmin ve erken uyarı SMS’lerinin düzenli olarak takip edilmesi, zamanında müdahale açısından kritik öneme sahiptir. Ani sıcaklık düşüşlerine karşı her an hazırlıklı olunmalıdır." ​Zirai donun oluşturabileceği ekonomik kayıpların önüne geçmek için tüm üreticilerin gerekli hassasiyeti göstermesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.