Hava Durumu

#Eylem Gündemi

Kırsal Haber - Eylem Gündemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eylem Gündemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı: ''COP31’in Başarısı Neye Bağlı?'' Haber

Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı: ''COP31’in Başarısı Neye Bağlı?''

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, zirveden üç temel beklentisini açıkladı. Yavaşlı, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması, iklim değişikliğine uyum için finansman kaynaklarının artırılması ve iklim politikalarının sonuçlarının ölçülebilir hâle getirilmesi gerektiğini vurguladı. Bir iklim bilimci olarak COP31’den beklentilerini paylaşan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, ülkelerin farklı ekonomik ve siyasi koşullarda ortak karar almaya çalıştığı uluslararası iklim konferanslarında tüm sorunların tek bir toplantıda çözülmesini beklemenin gerçekçi olmadığını belirtti. Geçmiş konferansların tamamen sonuçsuz kaldığını söylemenin de doğru olmayacağını ifade eden Yavaşlı, Paris Anlaşması'yla birlikte ülkelerin iklim hedeflerini düzenli olarak güncellemelerini ve kaydettikleri ilerlemeleri raporlamalarını sağlayan önemli bir sistem oluşturulduğunu hatırlattı. Ancak iklim değişikliğiyle mücadelede yeterince hızlı ilerleme kaydedilemediğine dikkat çekti. COP31’den üç temel beklenti Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Antalya'da düzenlenecek COP31'den üç alanda ilerleme beklediğini belirtti. Yavaşlı'nın ilk beklentisi, ülkelerin sera gazı emisyonlarını gerçekten azaltacak politikaları güçlendirmesi. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılmasının önemli olduğunu ifade eden Yavaşlı, bunun fosil yakıt kullanımında kalıcı bir azalmaya dönüşmesi gerektiğini söyledi. İkinci beklentisinin iklim değişikliğine uyum için ayrılan kaynakların artırılması olduğunu belirten Yavaşlı, bu kaynakların gerçekten ihtiyaç duyulan bölgelere ulaştırılmasının önemine işaret etti. Erken uyarı sistemleri, su yönetimi, sağlık ve tarım gibi alanlarda somut sonuçların alınması gerektiğini vurguladı. Üçüncü beklentisinin ise iklim politikalarının başarısının ölçülebilir hâle getirilmesi olduğunu kaydeden Yavaşlı, açıklanan hedeflerin ne ölçüde gerçekleştirildiğinin bilimsel verilerle takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Yavaşlı'ya göre COP31'in başarısı, verilen sözlerden çok iklim değişikliğiyle mücadeleye gerçekten katkı sağlayacak kalıcı sonuçlarla değerlendirilmeli. İklim hedefleri ile uygulanan politikalar arasında büyük fark var İklim değişikliğiyle ilgili bilimsel bilgilerin her geçen gün arttığını ancak ülkelerin uyguladığı politikaların belirlenen hedefleri gerçekleştirmek için yeterli olmadığını belirten Yavaşlı, Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Ekim 2026'da yayımladığı Emisyon Açığı Raporu'na dikkat çekti. Rapora göre ülkeler mevcut iklim politikalarını uygulamaya devam ederse küresel sıcaklık artışı bu yüzyıl içinde 2,8 dereceye ulaşabilir. Ülkelerin açıkladıkları ulusal iklim taahhütlerinin tamamını yerine getirmeleri durumunda bile küresel ısınmanın yaklaşık 2,6 derece olması bekleniyor. Oysa 2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması, küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme göre 2 derecenin altında tutmayı ve 1,5 dereceyle sınırlandırmak için çaba göstermeyi hedefliyor. Aradaki farkın küçük görünmesine rağmen etkilerinin oldukça büyük olabileceğini belirten Yavaşlı, küresel ortalama sıcaklıktaki birkaç ondalık derecelik artışın bile milyonlarca insanın maruz kaldığı sıcak hava dalgalarının, kuraklıkların ve diğer iklim risklerinin şiddetini değiştirebildiğini ifade etti. Dünya iklim değişikliğiyle mücadelede yeterince hızlı hareket etmiyor UNEP raporunun yalnızca olumsuz bir tablo ortaya koymadığını belirten Yavaşlı, yenilenebilir enerji teknolojilerindeki gelişmeler ve bazı ülkelerde uygulanan politikalar sayesinde emisyon artışının geçmişte beklenenden daha sınırlı kaldığını kaydetti. İklim politikalarının işe yaradığını ancak yeterince yaygın ve hızlı uygulanmadığını vurgulayan Yavaşlı, 1,5 derece sınırının aşılmasının kaçınılmaz hâle geldiğine dikkat çekti. Rapora göre, küresel sıcaklığın yüzyıl sonuna kadar yeniden 1,5 derece sınırına indirilebilmesi için küresel sera gazı emisyonlarının 2035 yılında, 2025 seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 45 daha düşük olması gerekiyor. Bu senaryoda bile yüzyıl ortasında sıcaklıkların yaklaşık 1,8 derece yükselmesi söz konusu. Bu nedenle artık yalnızca küresel ısınmayı durdurmanın değil, 1,5 derece sınırının ne ölçüde ve ne kadar süreyle aşılacağının da tartışıldığını belirten Yavaşlı, COP31'in önünde kolay bir görev bulunmadığını ifade etti. Elektrifikasyonun yeşil enerjiyle desteklenmesi gerekiyor COP31'in yönetim yapısının önceki zirvelerden farklı olduğuna dikkat çeken Yavaşlı, Türkiye'nin konferansa ev sahipliği yaparak COP başkanlığını üstleneceğini, ülkeler arasındaki resmî müzakereleri ise Avustralya'nın yöneteceğini belirtti. Türkiye'nin ağırlıklı olarak iklim çözümlerinin uygulanmasına yönelik Eylem Gündemi'nden sorumlu olacağını aktardı. Eylem Gündemi'nde öne çıkan hedeflerden birinin, elektriğin toplam nihai enerji tüketimindeki payını bugün yüzde 20'nin biraz üzerindeki seviyesinden 2035 yılına kadar yüzde 35'e çıkarmak olduğunu kaydeden Yavaşlı, atık üretimindeki artışın yarıya indirilmesi ve binalarda enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılmasının da önemli hedefler arasında bulunduğunu belirtti. Ulaşım, binalar ve sanayide fosil yakıtlar yerine elektrik kullanımının yaygınlaştırılmasının sera gazı emisyonlarını azaltmak için önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Yavaşlı, ancak elektrik kullanımındaki artışın tek başına emisyonların azalacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Elektriğin hangi kaynaklardan üretildiğinin belirleyici olduğunu belirten Yavaşlı, elektrik talebinin kömür ve doğal gaz tüketimiyle karşılanması durumunda iklim açısından sağlanacak faydanın sınırlı kalacağını söyledi. Benzinli araçların yerini elektrikli araçların almasının ve fosil yakıtlı ısıtma sistemleri yerine ısı pompalarının kullanılmasının birçok koşulda emisyonları azaltabileceğini belirten Yavaşlı, elektrifikasyonun yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği ve fosil yakıt kullanımının azaltılmasıyla birlikte ilerlemesi gerektiğini kaydetti. Fosil yakıtlardan çıkış COP31'in en önemli gündemlerinden biri olacak İklim değişikliğinin temel nedeninin enerji üretimi, ulaşım ve sanayi gibi alanlarda kömür, petrol ve doğal gaz kullanılması sonucu atmosfere salınan sera gazları olduğunu belirten Yavaşlı, bu nedenle fosil yakıtlardan uzaklaşmanın iklim mücadelesinin merkezinde yer aldığını ifade etti. Fosil yakıtlardan uzaklaşma gerekliliğinin 2023 yılında Dubai'de düzenlenen COP28'de ilk kez bir COP kararında açıkça ifade edildiğini hatırlatan Yavaşlı, 2025 yılında Brezilya'da gerçekleştirilen COP30'un sonuç metninde ise fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik yeni ve açık bir yol haritası üzerinde uzlaşma sağlanamadığını belirtti. Brezilya COP30 Başkanlığı'nın konuya ilişkin ayrı bir çalışma başlattığını ve 3 Kasım 2026'da fosil yakıtlardan uzaklaşma ile ormansızlaşmayı sona erdirmeye yönelik iki yol haritası açıkladığını aktaran Yavaşlı, bu çalışmaların ülkeleri bağlayan uluslararası anlaşmalar niteliği taşımadığını vurguladı. Antalya'daki zirvede söz konusu yol haritalarının nasıl karşılanacağının önemli olacağını belirten Yavaşlı, ülkelerin kömür, petrol ve doğal gaz kullanımını sona erdirmek için ortak ve kesin bir takvim üzerinde anlaşmasının bugün için pek olası görünmediğini ifade etti. Enerji güvenliği, ekonomik kalkınma, fosil yakıt gelirleri ve iklim değişikliğinin maliyetlerinin ülkeler arasında farklı çıkarlar yarattığını belirten Yavaşlı, bu durumun fosil yakıtlardan uzaklaşmanın siyasi açıdan ne kadar zor olduğunu gösterdiğini kaydetti. COP31'de iklim değişikliğine uyum öne çıkacak Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, COP31'in en önemli gündem başlıklarından birinin de iklim değişikliğine uyum olması gerektiğini belirtti. Sera gazı emisyonlarının hızla azaltılması başarılsa bile bugüne kadar atmosfere salınan gazların etkileri nedeniyle belirli bir süre daha küresel ısınma ve buna bağlı iklim risklerinin yaşanacağını ifade eden Yavaşlı, bu nedenle iklim değişikliğinin nedenleriyle mücadele edilirken etkilerine karşı da hazırlık yapılması gerektiğini söyledi. Sıcak hava dalgalarının daha sık yaşandığı kentlerde yalnızca park ve yeşil alanların artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Yavaşlı, yaşlıların, kronik hastalığı bulunanların ve açık havada çalışanların korunması için sağlık temelli erken uyarı sistemlerine de ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. İklim değişikliğine uyum çalışmalarının başarısının nasıl ölçüleceği konusunda COP30'da 59 küresel uyum göstergesinin kabul edildiğini hatırlatan Yavaşlı, bu göstergelerin su, tarım, sağlık, altyapı ve diğer alanlardaki uyum çalışmalarının izlenmesini amaçladığını belirtti. Ancak hangi verilerin kullanılacağı, ölçümlerin nasıl yapılacağı ve ülkelerin ilerlemesinin nasıl karşılaştırılacağı konusunda henüz çözülmesi gereken sorunlar bulunduğunu ifade etti. Bir belediyenin iklim planı hazırlamasının önemli olduğunu ancak o kentte aşırı sıcaklardan etkilenen insanların sayısı azalmıyor, su kıtlığı büyüyor veya taşkın riski artmaya devam ediyorsa planın başarısının sorgulanması gerektiğini belirten Yavaşlı, uyum çalışmalarının hazırlanan raporların sayısıyla değil, azaltılan risklerle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu göstergelerin uygulanabilir ve güvenilir hâle getirilmesinin Antalya'dan çıkabilecek en değerli sonuçlardan biri olabileceğini kaydetti. İklim değişikliğine uyum için finansman ihtiyacı büyüyor İklim değişikliğinin etkilerine hazırlanmanın önemli bir maliyet gerektirdiğini belirten Yavaşlı, erken uyarı sistemlerinin kurulması, altyapının aşırı yağışlara dayanıklı hâle getirilmesi, tarımda su verimliliğinin artırılması ve kıyı yerleşimlerinin yükselen deniz seviyesine karşı korunması için önemli yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. İklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerin bir bölümünün bu yatırımları gerçekleştirebilecek ekonomik kaynaklara yeterince sahip olmadığını belirten Yavaşlı, UNEP'in 4 Kasım'da yayımladığı 2026 Uyum Açığı Raporu'ndaki verilere dikkat çekti. Rapora göre gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlayabilmesi için 2035 yılına kadar her yıl yaklaşık 305 milyar dolara ihtiyacı olacak. Buna karşılık gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere sağlanan uluslararası kamu kaynaklı uyum finansmanı, 2024 yılında yaklaşık 28-32 milyar dolar seviyesinde kaldı. COP30'da uyum finansmanının 2035 yılına kadar üç katına çıkarılması yönünde çağrı yapıldığını hatırlatan Yavaşlı, UNEP değerlendirmesine göre bu hedefe ulaşılması durumunda bile ihtiyaç duyulan finansmanın yalnızca yüzde 20-29'unun karşılanabileceğini belirtti. COP31'de finansmanın nasıl artırılacağının, hangi kaynaklardan sağlanacağının ve ihtiyaç sahibi ülkelere nasıl ulaştırılacağının önemli tartışma konuları arasında yer alacağını ifade eden Yavaşlı, yalnızca finansmanın miktarının değil, hangi koşullarla sağlandığının da önemli olduğunu vurguladı. Borç yükü altındaki ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlamak için daha fazla borçlanmak zorunda kalmasının yeni ekonomik kırılganlıklar yaratabileceğine dikkat çekti. COP31, Türkiye için iklim değişikliğine uyum fırsatı sunuyor Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının yalnızca diplomatik açıdan değil, coğrafi açıdan da önemli olduğunu belirten Yavaşlı, Türkiye'nin iklim değişikliğinin etkilerine karşı hassas bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası'nda yer aldığını hatırlattı. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) değerlendirmelerinin Akdeniz'de sıcak hava dalgaları ve kuraklık risklerinin arttığını, su kaynakları ve ekosistemler üzerindeki baskının büyüdüğünü gösterdiğini ifade eden Yavaşlı, yağış değişimlerinin Türkiye'nin farklı bölgelerinde farklı etkiler oluşturduğunu belirtti. Ege ve Akdeniz'de sıcaklık ve kuraklık baskısı, kentlerde termal stres, tarım havzalarında artan su talebi ve bazı bölgelerde aşırı yağışların oluşturduğu risklerin iklim değişikliğinin günlük yaşamla doğrudan ilişkili olduğunu gösterdiğini kaydetti. Uyum çalışmalarında yalnızca sıcaklık ortalamalarına ve yıllık yağış miktarlarına bakmanın yeterli olmayacağını belirten Yavaşlı, insanların nerede, ne zaman ve ne kadar süreyle iklim tehlikelerine maruz kaldığının da anlaşılması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin COP31 ev sahipliğinin, bilimsel bilgilerin yerel yönetimlere, tarımsal planlamaya, sağlık politikalarına ve su kaynaklarının yönetimine aktarılması açısından önemli bir fırsat olabileceğini ifade etti. Türkiye COP31 öncesinde iklim hedeflerini güçlendirebilecek mi? Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye'nin ev sahibi ülke olarak kendi iklim hedeflerini güçlendirme sorumluluğuna da dikkat çekti. Türkiye'nin 2035 yılı için açıkladığı ulusal iklim hedefinin, sera gazı emisyonlarını 1 milyar 109 milyon tonluk referans senaryoya göre 643 milyon ton CO₂ eşdeğeri seviyesinde tutmayı öngördüğünü belirten Yavaşlı, burada azaltımın mevcut emisyon seviyesine göre değil, gelecekte emisyonların ne kadar artacağını varsayan bir senaryo üzerinden hesaplandığını ifade etti. Bu yaklaşım sayesinde emisyonlar artmaya devam ederken bile referans senaryoya göre azaltım sağlandığının söylenebildiğini belirten Yavaşlı, söz konusu yöntemin gerçek emisyonların ne kadar azalacağını anlamayı güçleştirdiğini kaydetti. Birleşmiş Milletler'in 2026 Emisyon Açığı Raporu'nun Türkiye'nin iklim hedefleri konusunda dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Yavaşlı, rapora göre Türkiye'nin mevcut politikalarıyla 2030 yılında ulaşması beklenen emisyon seviyesinin, aynı yıl için açıklanan hedefin yüzde 20'den fazla altında olduğunu aktardı. Daha önemlisi, Türkiye'nin yeni 2035 hedefine ulaşabilmesi için mevcut politikalarına ek önlemler almasının gerekli görülmediğini belirten Yavaşlı, açıklanan hedeflerin bugünkü politikaların ötesinde güçlü bir emisyon azaltım çabasını zorunlu kılmadığını ifade etti. Bağımsız değerlendirme kuruluşu Climate Action Tracker'ın da Türkiye'nin 2035 hedefini Paris Anlaşması'nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bulmadığını hatırlatan Yavaşlı, Türkiye'nin mevcut emisyon seviyelerini esas alan ve mutlak emisyon azaltımını öngören daha güçlü bir hedef ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Türkiye'de rüzgâr ve güneş enerjisindeki büyümenin önemli bir gelişme olduğunu belirten Yavaşlı, Ember'in 2026 değerlendirmesine göre bu iki enerji kaynağının elektrik üretimindeki toplam payının 2025 yılında yüzde 22'ye ulaştığını aktardı. Ancak kömürün yüzde 34'lük payla hâlâ Türkiye'nin en büyük elektrik üretim kaynağı olduğunu ifade etti. Türkiye'nin enerji dönüşümünde önemli ilerlemeler kaydettiğini ancak çözmesi gereken sorunların da bulunduğunu belirten Yavaşlı, Antalya'daki COP31'in yalnızca başarılı bir uluslararası organizasyon olarak hatırlanmasının yeterli olmayacağını söyledi. Türkiye'nin kendi iklim politikalarını güçlendirmesi, kentlerini ve tarım alanlarını iklim değişikliğinin etkilerine hazırlaması ve bilimsel araştırmaları karar alma süreçlerine daha fazla dâhil etmesi gerektiğini vurgulayan Yavaşlı, COP31'in Türkiye açısından gerçek başarısının uluslararası görünürlüğün yanı sıra ülkenin kendi yeşil dönüşümünü hızlandırabilmesine bağlı olduğunu ifade etti. Kaynak: İklim Masası - www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı Haber

Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere, gelişmiş ülkelerin yerine getirilmeyen taahhütlerine ve emisyon azaltımının önemine dikkat çekti. Kurum, 1,5 derece hedefi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak iklim finansmanına erişim konusunda dört aşamalı bir yol haritası açıkladı. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’deki Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’na katıldı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere ve gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçirilmeyen taahhütlerine dikkat çekerek COP31 sürecinde somut sonuçlara ulaşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeyi örnek gösteren Kurum, aynı kararlılıkla COP31 sürecine başkanlık ettiklerini belirtti. “Samimi Değilseniz Rol Yapmayın” COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede açık hedefler ve somut uygulamalar üzerinde durduklarını söyledi. Kurum, 1,5 derece hedefinin korunması için emisyonların azaltılması gerektiğini belirterek fosil yakıtlardan çıkış konusunun uzun yıllardır uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme geldiğini, ancak bu konuda somut adımların önem taşıdığını vurguladı. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın.” COP31 İçin 2035'e Kadar Emisyon Azaltımı Hedefi COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, eylem gündeminde 2035 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedefleri açıkladı. Kurum, emisyonların en az yüzde 20 azaltılmasını, elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasını, atıkların yüzde 50 azaltılmasını, binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesini ve döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti. Kurum, hedeflere ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çok açık söylüyorum; bu eylem gündeminde 2035'e kadar atılan adımlarla birlikte emisyonu yüzde 20 azaltacağız, en az yüzde 20. Elektrifikasyonda 2035'te yüzde 35'e gelmeyi hedefliyoruz. Atıkların yüzde 50 azaltılmasını hedefliyoruz. Enerji yoğunluğunu binalarda yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15 oranına çıkarmayı hedefliyoruz. Ve bunları sağladığımızda yüzde 20-25 emisyon azalıyor. Yani o 1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz.” Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Kurum, ülkelerin farklı öncelik ve beklentileri bulunsa da ortak bir eylem gündemi üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti. Kurum, COP31’de söz konusu kararların alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek şunları söyledi: “Dolayısıyla bu konuda netiz ve dünyadan da eğer bu konuyla alakalı samimiyseniz ‘Gelin hep birlikte bunu yapalım’ diyoruz. Tamam, herkesin öncelikleri farklı, herkesin beklentileri farklı; bu beklentiler ve öncelikler çerçevesinde yapalım diyoruz. COP31'de bu kararın alınması adına geri adım atmayacağız, çok net söylüyorum. Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kimse farklı bahaneler, farklı öncelikler üretmesin istiyoruz. O yüzden burada netiz. Sonuna kadar da net olmaya devam edeceğiz.” Deprem Sonrası 455 Bin Konutun Tamamlanması Örnek Gösterildi Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeye dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, yeniden inşa sürecinde gerçekleştirilen çalışmaları anlattı. Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, afetin ardından çadır ve konteynerlerin hızla kurulduğunu, konutların inşası için kısa sürede harekete geçildiğini belirtti. Kurum, Türkiye’nin iki yılda 455 bin konutu tamamlayarak yaklaşık 2 milyon insanın evini teslim ettiğini ifade etti. Kurum, açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45. günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.” Kurum, Türkiye’nin deprem sonrasında gösterdiği iradenin COP31 sürecinde de ortaya konulduğunu belirterek iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Denizler ve Okyanuslar İçin COP31'de Karar Beklentisi COP31 Eylem Gündemi’nin denizler ve okyanuslar başlığının özellikle Pasifik ülkelerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Kurum, Fiji’de yapılan görüşmelerin Antalya’da alınacak kararlara temel oluşturmasını istediklerini söyledi. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız.” Tuvalu İklim Krizinin Ön Cephesinde Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaşananları yerinde gözlemlediklerini ve halkın karşı karşıya olduğu tehditlere tanıklık ettiklerini söyledi. Kurum, iklim krizine en az katkıda bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini ifade etti. Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi. “Biz Kimseyi Geride Bırakmayacağız” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinin uluslararası iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi. Kurum, ülkelerin Türkiye’nin COP31’e başkanlık etmesi ve Avustralya ile birlikte süreci yürütmesi hakkındaki sorularına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.” COP31'de Uygulama Odaklı Karar Metni Hedefleniyor COP31 Başkanı Kurum, konferanstan uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini belirterek metnin hazırlanma sürecinde tüm taraflarla istişare edileceğini ifade etti. Kurum, karar metninin emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Kurum, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz.” COP31’de sürpriz bir karar alınmasının planlanmadığını belirten Kurum, tarafların birlikte hareket ederek uygulama iradesini ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Kurum, “Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İklim Eyleminde Beş Öncelik: Aciliyet, Uygulama, Elektrifikasyon, Finansman ve Birlik COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta sıraladı. Birinci başlığın aciliyet olduğunu belirten Kurum, bilimsel uyarıların 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Bu hedefin özellikle küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. İkinci başlığın uygulama olduğunu ifade eden Kurum, COP31’in ilk gününden itibaren söz verme döneminin geride bırakılarak somut sonuçlara odaklanılması gerektiğini belirtti. Antalya’da düzenlenecek konferansı bu nedenle “Uygulama COP'u” olarak tanımladıklarını söyledi. Üçüncü başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında yer aldığını ifade etti. Dördüncü başlık olan finansman kapsamında, kaynakların ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşması gerektiğini vurgulayan Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit. Tuvalu'da yaşam sürecek. Tuvalu'da çocuklar yeniden gülecek ve bunun için de finansman hayati derecede önemli” dedi. İklim finansmanında adaletin önemini vurgulayan Kurum, kaynakların büyük bürokratik süreçlere takılmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini söyledi. İklim krizinin maliyetinin yalnızca en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine yüklenemeyeceğini belirtti. Beşinci başlığın birlik olduğunu ifade eden Kurum, diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini kaydetti. Kurum, Taku Pakasoa'nın da hatırlattığı üzere gücün birlikten geldiğini ve mevcut siyasi koşullara rağmen bu birliğin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi. İklim Finansmanında NATO'nun Savunma Bütçesi Örneği İklim eylemi için ülkelerin savunma harcamalarına gösterdikleri hassasiyeti finansman konusunda da ortaya koymaları gerektiğini belirten Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararına dikkat çekti. Kurum, “Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Yardım Var Ama Ulaşmıyor” COP31 Başkanı Kurum, Fiji’de düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları ve kaynakların dağılımındaki adaletsizlikleri anlattı. Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı. Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı yıkıcı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize katkılarının sınırlı olmasına rağmen en ağır bedeli ödediklerini söyledi. Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” dedi. Bir Yıllık İklim Finansmanı, Bir Haftalık Gıda İsrafına Karşılık Geliyor En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca söz konusu ülkelerin bu kaynakları da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını vurguladı. Gelişmekte olan ülkelerin yıllık iklim değişikliğine uyum ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, küresel ölçekteki harcamalara ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Dünya bir yılda yalnızca çanta, saat ve mücevhere bundan daha fazlasını harcıyor. 2025 yılı verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor. Kaynak var, bilgi var, teknoloji var. Eksik olan; bunları ihtiyaç sahibine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık. Yıllar sonra bir ada halkı dalgaların yuttuğu kıyılarına bakıp bu dönemi hatırladığında, burada ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacak. Okyanus beklemiyor, kuraklık beklemiyor. Bizim de bekletmeye hakkımız yok. Bu nedenle COP31 Başkanı olarak finansmana erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını biz de tüm gücümüzle destekliyoruz. Ülkelerin bu bildiriye imza atmalarını ve imzanızın yanına somut bir taahhüt koymanızı bekliyoruz. Ve bu bildiriyi imzalayan her kurum; bir ada halkına, bir köye, bir aileye 'Yalnız değilsiniz' demiş olacak.” Kurum, iklim finansmanına erişimin artırılmasına yönelik bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirterek ülkeleri bildiriyi imzalamaya ve taahhütlerini somut adımlarla ortaya koymaya çağırdı. İklim Finansmanına Erişim İçin Dört Adımlı Yol Haritası COP31 Başkanı Kurum, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak amacıyla dört adımlı bir yol haritası açıkladı. Birinci adım kapsamında iklim fonlarının başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve küçük projeler için hızlı onay mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kurum, finansmana erişimdeki bürokratik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti. İkinci adımda finansmanın ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, kaynakların okulların, hastanelerin, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasına katkı sağlamasını istedi. Finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti. Üçüncü adımda borç yerine dayanıklılığın desteklenmesi gerektiğini belirten Kurum, hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını, yeni kredilere ise afet sonrasında borç ödemelerini askıya alabilecek maddeler eklenmesini önerdi. Dördüncü adımda ise taahhütlerin takvime bağlanması ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Kurum, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Hep birlikte 4 adım atalım. Birincisi; kapıları açalım. İklim fonları kolay bir başvuru formatına geçsin, küçük projeler için hızlı onay yolu açılsın. İkincisi; finansman ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etsin. Okulu, hastaneyi, su kaynağını, tarlayı korusun. Ülkenin kendi kalkınma planına göre şekillensin. Üçüncüsü; borç değil dayanıklılık verelim. Hibe ve imtiyazlı finansmanın payı artsın. Yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklensin. Dördüncüsü; sözü takvime bağlayalım ve önceliği en kırılgana verelim. Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az 3 katına çıkarılması çağrısı yaptık. Şimdi bu kabulü rakamlara dökme zamanı.” “Bir Köyün Tarlasına Ulaşmayan Hiçbir Taahhüt Uygulama Sayılmaz” COP31 Eylem Gündemi kapsamında İklim Uygulama Köprüsü'nün hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Kurum, bu girişimin projeler ile finansman kaynakları arasında bağlantı kurulmasına katkı sağlayacağını söyledi. Kurum, projeler ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek iklim eyleminin insanlara doğrudan ulaşması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda her projenin bir kıyının, bir okulun veya bir yerleşimin korunmasına katkı sağlamasının önemine dikkat çekti. Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.” Kurum, iklim finansmanının yalnızca açıklanan rakamlardan ve verilen sözlerden ibaret kalmaması, projeler aracılığıyla doğrudan insanlara ulaşması gerektiğini belirtti. Fiji’de tamamlanan Pre-COP toplantılarının ardından gözler, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrildi. İklim finansmanına erişim, emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi, konferansın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.

Bakan Kurum Pre-COP Zirvesi’ne Başkanlık Edecek Haber

Bakan Kurum Pre-COP Zirvesi’ne Başkanlık Edecek

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı COP31 öncesindeki hazırlık süreci, Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’da gerçekleştirilecek Pre-COP toplantılarıyla devam ediyor. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 5-8 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Pre-COP Zirvesi’ne başkanlık edecek. Kurum, COP31’in Eylem Gündemi’ni açıklayacak, Tuvalu’da iklim değişikliğine uyum çalışmalarını yerinde inceleyecek ve Pasifik ülkelerinin önceliklerini Antalya’daki COP31 sürecine taşıyacak. COP31 Eylem Gündemi Fiji’de açıklanacak Pre-COP toplantıları, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde önemli bir hazırlık süreci oluşturuyor. COP31 Başkanı Murat Kurum, 5 Ekim Pazartesi günü Fiji’de düzenlenecek karşılama töreninde “COP31 Antalya ve Eylem Gündemi”ni açıklayacak. Kurum’un ardından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi yöneticileri ile farklı ülkelerin iklim ve enerji bakanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. 6 Ekim Salı günü Tuvalu’da düzenlenecek Liderler Programı’na katılacak olan Kurum, liderlerle birlikte Tuvalu Kıyı Uyarlama Projesi’ni yerinde inceleyecek. Aynı gün Fiji’de gerçekleştirilecek Liderler Genel Oturumu’nda da konuşma yapacak olan Kurum, Pre-COP’tan Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’e uzanan süreçteki öncelikleri aktaracak. Tuvalu’da iklim değişikliğine karşı uyum çalışmaları incelenecek Pre-COP kapsamında liderler, yaklaşık 10 bin nüfuslu bir atol grubu olan Tuvalu’da bir gün geçirecek. Liderler burada ada yaşamını yakından görmenin yanı sıra deniz seviyesinin yükselmesine karşı oluşturulan ıslah edilmiş karasal alanları ve güneş enerjisi projelerini inceleyecek. Tuvalu, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en hassas ülkeler arasında yer alıyor. Deniz seviyesindeki yükselme, aşırı hava olayları, toprağın ve içme suyunun olumsuz etkilenmesi ülkenin geleceği açısından ciddi risk oluşturuyor. Bilim insanlarının öngörülerine göre Tuvalu’nun topraklarının yüzde 95’i 2100 yılına kadar sular altında kalabilir. Pre-COP’ta finans ve okyanus-iklim bağlantısı gündemde 7 Ekim Çarşamba günü Pre-COP’un açılış ve ana konuşmasını gerçekleştirmesi beklenen Bakan Kurum, çeşitli ikili görüşmelerin yanı sıra Gözlemci Gruplar ile Bakanlar Diyaloğu’na katılacak. Kurum’a aynı gün Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ekibi tarafından brifing verilmesi planlanıyor. 8 Ekim Perşembe günü ise aile fotoğrafı organizasyonuna katılması beklenen Kurum, Finansmana Erişim ile Okyanus ve İklim Bağlantısı başlıklı ana oturumlarda konuşma yapacak. Bu oturumlarda Türkiye’nin COP31 Eylem Gündemi öncelikleri ile Trabzon Mavi Diyaloğu kapsamında öne çıkan mesajların vurgulanması bekleniyor. Pasifik Pre-COP’un dört ana teması Pasifik Pre-COP süreci dört temel tema etrafında şekillendirildi. Bu temalar; 1,5°C hedefinin korunması, iklim finansmanına erişimin iyileştirilmesi, okyanus-iklim bağlantısının güçlendirilmesi ve Pasifik ülkelerinin sesleri ile liderliğinin güçlendirilmesi olarak belirlendi. Pre-COP görüşmelerinde bu başlıklar üzerinden Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde ortak bir zemin oluşturulması hedefleniyor. COP31 öncesi müzakerelerde yaklaşık 4 bin delege yer alacak Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi’nde ele alınacak konulara ilişkin müzakereler Fiji’de yürütülecek. Bu görüşmelere yaklaşık 4 bin delegenin katılması bekleniyor. Türkiye, COP31’e “Batı Avrupa ve Diğerleri” (WEOG) grubu adına ev sahipliği yaparken, Avustralya COP31’in müzakere başkanlığını yürütüyor. Avustralya’nın talebi doğrultusunda Pre-COP toplantıları Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’da gerçekleştiriliyor. Pre-COP nedir? Pre-COP, her yıl düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP) öncesinde gerçekleştirilen hazırlık ve ön görüşme süreci olarak tanımlanıyor. Bu toplantılarda bakanlar ve üst düzey yetkililer bir araya gelerek COP gündemindeki müzakere başlıklarını ele alıyor. Özellikle anlaşmazlık yaşanan konularda ortak bir dil ve uzlaşı alanı oluşturulması amaçlanıyor. Tuvalu neden Pre-COP’un önemli duraklarından biri? Pasifik Okyanusu’nda 9 mercan adasından oluşan Tuvalu, iklim değişikliğinin yol açtığı deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle toprak bütünlüğü ve geleceği açısından ciddi risklerle karşı karşıya. Ülkenin iklim değişikliği nedeniyle tamamen yaşanamaz hale gelme ihtimali, iklim kaynaklı göç tartışmalarını da gündeme taşıyor. Tuvalu, Kasım 2023’te Avustralya hükümetiyle “Avustralya-Tuvalu Falepili Birliği” anlaşmasını imzaladı. Anlaşma kapsamında Tuvalu vatandaşlarına aşamalı olarak Avustralya’ya göç etme, burada kalıcı olarak ikamet etme, eğitim alma ve çalışma imkanı sağlanıyor. Anlaşmayla başlatılan özel vize programına 2025’te başvuran Tuvalululardan oluşan ilk grup, geçen yılın sonlarında Avustralya’ya ulaştı. Fiji, Vanuatu, Küba, Jamaika ve Maldivler gibi ada ülkeleri de iklim değişikliğinin etkilerine karşı en hassas bölgeler arasında bulunuyor.

BM'de COP31 Damgası Haber

BM'de COP31 Damgası

Türkiye’nin, iklim değişikliği ile mücadelede BM’nin en önemli organizasyonu olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği ve başkanlığı, BM 81. Genel Kurulu’na damga vurdu. Genel Kurul haftası kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM kürsüsündeki görsellerinin bulunduğu “Dünya’nın Geleceği Türkiye’de” başlıklı COP31 tanıtım afişleri Türkevi binasına asıldı. LED ekranlı kamyonetler COP31 tanıtım afişlerini New York sokaklarında dolaştırdı. Türkevi’nin 3 ayrı katında ve Glasshouse’da da Türkiye’nin COP31 çalışmalarına ilişkin 3 boyutlu sergi ve deneyim alanları ile uluslararası kamuoyuna interaktif bilgilendirmeler yapılıyor. BM 81. Genel Kurulu etkinlikleri kapsamında Türkiye’nin, iklim değişikliği ile mücadelede BM’nin en önemli organizasyonu olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği ve başkanlık süreci büyük ilgi görüyor. TÜRKEVİ VE TIMES MEYDANI’NDA COP31 TANITIMI Diplomatik temasların yanı sıra Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini görünür kılmak ve eylem gündemini dünyaya duyurmak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda New York’ta detaylı bir program hazırlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görsellerinin bulunduğu “Dünya’nın Geleceği Türkiye’de” ve “Dünya İklim İçin Türkiye’de Bir Araya Geliyor” başlıklı COP31 tanıtım afişi Türkevi binasına asıldı. Times Meydanı ve BM güzergahı boyunca dolaşan COP31 temalı giydirilmiş LED ekranlı kamyonlar büyük ilgi gördü. Hafta boyunca giydirilmiş kamyonetler COP31 tanıtım afişlerini New York sokaklarında dolaştırıyor. TÜRKEVİ’NDE COP31 MASKOTU KARŞILIYOR Yine Türkevi’nde Türkiye’nin COP31 çalışmalarına ilişkin sergi ve sunumlar yapılacak. Times Meydanı’nda ebru sanatçısı Garip Ay sunum gerçekleştiriyor. Türkevi’ndeki “Görünmeyeni Görmek, Duyulmayanı Duymak: Bir Gelecek Tasavvuru Olarak SCOPE” temalı sergide yapay zekadan ses ve mapping uygulamalarına, immersive gösterilerden sanat enstalasyonlarına uzanan çok katmanlı bir deneyim sunuluyor. SCOPE (kapsam) başlığı altında gerçekleştirilen COP31 Türkiye sergisinde giriş katta Caretta AI – COP31 Maskotu deneyim alanı ile başlıyor. Sanatçı Gökhan Doğan tarafından geliştirilen Türkiye’nin COP31 maskotu Caretta’nın yapay zeka destekli LED uygulaması ziyaretçilerle etkileşimli deneyim kuruyor. Kaleydoskop – Fotoğraf Alanı’nda ise Türk ebru sanatından geliştirilen görsel içeriklerin kullanıldığı interaktif fotoğraf deneyimi sunuluyor. ÜÇ BOYUTLU ANTALYA EXPO ‘COP31 Alanı 3D Maketi’ kısmında ise yine sanatçı Gökhan Doğan tarafından hazırlanan COP31 alanının üç boyutlu maketi üzerinde gerçekleştirilen mapping uygulamasıyla, Antalya’daki konferans alanının genel yapısı ve deneyimi ziyaretçilere aktarılıyor. Yine giriş katta bulunan COP31 Eylem Gündemi Duvarı’nda ise COP31 Eylem Gündemi, LED ekranlarda hareketli içeriklerle anlatılıyor. LET’S COP – TÜRKİYE’NİN İKLİM YOLCULUĞU 6. katta yer alan Steteskop Alanı’nda ise dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan iklim sorunlarının “sesini dinleme” fikri üzerine kurulu Mehmet Ünal’ın ses ve mapping çalışması yer alıyor. Periskop - DIVE DEEP Alanı’nda konukların deniz ve okyanusların derinliklerine inecekleri; su altı ekosistemlerinde iklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkan sorunlarla karşılaşacakları deneyim alanı yer alıyor. 7. kattaki Mikroskop Alanı’nda toprak ve tarım üzerindeki iklim baskısı, Gökhan Doğan’ın “Ata Tohumu” enstalasyonu üzerinden ele alınıyor. Aynı kattaki Teleskop Alanı’nda iklim değişikliği, sera gazı salımları ve küresel ısınma gibi küresel ölçekteki konular, teleskop uygulaması üzerinden ziyaretçilere aktarılıyor. Türkevi’ndeki serginin final bölümünde LET’S COP – Türkiye’nin İklim Yolculuğu Alanı’nda Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar geniş bir LED duvar üzerinde anlatılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un uluslararası düzeydeki çalışmalarından görüntüler ile Bakanlığın icraatları sunuluyor. GLASSHOUSE’DA 4 FARKLI ANLATIYLA İKLİM VE DOĞA New York’taki Glasshouse’da da COP31 sürecine ilişkin sergi düzenlendi. Yine giriş alanında Türkiye’nin iklim vizyonu, yürüttüğü çalışmalar ve Aksiyon Ajandası yer alıyor. Serginin merkezinde ise İlhami Atalay’ın “Kuşların Dönüşü – Tavaf” adlı eseri bulunuyor. Milli Saraylar’dan New York’a getirilen eser, kuşların doğadaki kusursuz ve kolektif hareketini, tavafın ortak bir merkez etrafında buluşan ritmiyle bir araya getiriyor. Ekrem Şahin’in fotoğraflarından oluşan “Suyun Sesi” sergisi ise bu kez iklim değişikliğini su üzerinden görünür kılıyor.

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır'' Haber

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde New York’ta düzenlenen COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programına katıldı. Küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen Bakan Kurum, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır” dedi. “İş dünyasının alıcı gücünü harekete geçirmesini bekliyoruz” diyen Bakan Kurum özel sektöre yatırım çağrısı yaptı: Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. Türkiye'nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31'inci Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği ve başkanlığı, BM 81'inci Genel Kurulu ve New York İklim Haftası etkinlikleri kapsamında ABD'nin New York kentinde tanıtılmaya devam ediyor. COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programı düzenlendi. Bloomberg Genel Merkezi’nde gerçekleşen programda küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM’de açıkladığı COP31 Eylem Gündemi’ni ayrıntılı olarak anlattı. “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE COP31 EYLEM GÜNDEMİ’Nİ RESMEN BAŞLATTIK” Programın açılış konuşmalarını, TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri’nin İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg yaptı. Programda COP31 Eylem Gündemi’ne ilişkin konuşan Bakan Kurum, “Dün Birleşmiş Milletler’de COP31 Eylem Gündemi’ni resmen başlattık. Bugün bu gündemi küresel iş dünyasıyla buluşturuyoruz. Bu gündemi, iklim hedeflerinin uygulanmasını hızlandıracak bir çalışma zemini olarak hazırladık. Enerjiden sanayiye, şehirlerden gıda ve su güvenliğine, Sıfır Atık’tan döngüsel ekonomi anlayışıyla yeşil sanayileşmeye kadar çok geniş bir uygulama alanından bahsediyoruz” dedi. SON 10 YILDA İKLİM KAYNAKLI AFETLERİN EKONOMİYE MALİYETİ 2 TRİLYON DOLAR Son 10 yılda iklim kaynaklı afetlerin küresel ekonomiye maliyetinin 2 trilyon doları aştığını söyleyen Bakan Kurum, 2023 yılında sel, kuraklık ve aşırı sıcakların yol açtığı ekonomik kaybın ise 380 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Bakan Kurum, dünyada 666 milyon insanın elektriğe erişemediğini ve 2 milyar insanın ise kirletici pişirme yöntemlerine mahkum edildiğinin altını çizdi. Sanayi ile deniz ve hava taşımacılığının küresel emisyonların yüzde 30’unu oluşturduğuna dikkat çeken Bakan Kurum, atık sektörünün de insan kaynaklı metanın üçüncü büyük kaynağı olduğunu kaydetti. Bakan Kurum, küresel atık hacminin 2050’ye kadar yüzde 70 artmasının beklendiğini vurgulayarak, karbon fiyatları farklılaşırken Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını bu yıl devreye alacağını belirtti. “OYSA EN BÜYÜK TEHDİT KAPIMIZDA; İKLİM KRİZİ” Bakan Kurum, iklim meselenin sadece ekonomik göstergelerden ibaret olmadığının altını çizerek, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır. Bu nedenle COP31 Başkanlığı olarak temel önceliğimizi uygulama olarak belirledik. Uygulamada iş dünyasının belirleyici rolü olacak. Yatırımı gerçekleştirecek, teknolojiyi ölçeklendirecek ve tedarik zincirlerini harekete geçirecek aktörlerin başında sizler geliyorsunuz. Türkiye de iş dünyası ve kamu kurumlarıyla bu sürece tecrübesini taşıyor. TOBB liderliğindeki COP31 İş Dünyası Elçiliği ve Forumu, özel sektörün sürekli katkısını sağlayacak” diye konuştu. COP31 SÜRECİNDE İŞ DÜNYASINI İLGİLENDİREN 6 BAŞLIK Konuşmasında elektrifikasyondan yeşil sanayileşmeye, Sıfır Atık’tan İklim Uygulama Köprüsü’ne, dirençli şehirlerden gıda güvenliğine kadar COP31’in 2035 Küresel Uygulama Hedefleri’nin önemine dikkat çeken Bakan Kurum, iş dünyasının ihtiyaçlarının yer aldığı 6 başlığı da katılımcılarla paylaştı: Birincisi, öngörülebilirliktir. Uzun ömürlü üretim tesisleri ve altyapı yatırımları kısa vadeli bir politika perspektifiyle planlanamaz. Kurallar açık, istikrarlı ve yatırım ufku boyunca öngörülebilir olmalıdır. İkincisi, karbon fiyat sinyalidir. Uzun vadeli yatırım kararları için bu sinyalin öngörülebilir olması ve farklı pazarlar arasında aşırı belirsizlik yaratmaması gerekiyor. Üçüncüsü, yeşil ürüne taleptir. Düşük karbonlu ürünlerin üretilmesi kadar güvenilir bir pazarın oluşması da önemlidir. Kamu alımları, ürün standartları, doğrulanabilir veriler ve uzun vadeli alım anlaşmaları bu pazarı büyütebilir. Dördüncüsü, finansman ve risktir. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda yüksek sermaye maliyeti iyi projelerin önünde engel oluşturuyor. Kalkınma bankaları, ihracat kredi kuruluşları ve imtiyazlı finansman, özel sermayenin yerine geçmeden riskleri azaltabilir. Bu noktada tüm uluslararası bankalardan bu sürece aktif bir şekilde katılımı bekliyoruz. Hep birlikte elimizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Beşincisi, bilgi, kapasite ve KOBİ’lerdir. Küresel tedarik zincirlerinde önemli yer tutan KOBİ’lerin dönüşüme katılması için teknik yardım, ortak metodolojiler, kapasite geliştirme ve uygulanabilir raporlama süreçleri gereklidir. “HER ALANDA OYUN KURUCU İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE VE UYUM OLMALI” Altıncısı ve sonuncusu olan ‘Veri ve Doğrulama’ya dikkat çeken Bakan Kurum, bu kapsamda iklim değişikliğinin tüm alanlarda ‘oyun kurucu’ niteliğinde olacağını söyledi: Yatırım dünyası güvenilir, standart, bağımsız ve karşılaştırılabilir veriye ihtiyaç duyuyor. COP31 bünyesinde OECD ile stratejik bir işbirliği yürütüyoruz. Bundan sonra ticaretin yönünü çizecek olan iklim değişikliğidir. Aklınıza neresi geliyorsa her alanda oyun kurucu iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum olmalıdır. Yine bu anlamda veriler, istatistikler önemli. OECD ile onların bilgisine, geçmiş tecrübesine dayalı olarak o verileri de tüm sektörlerle paylaşıyor olacağız. Güvenilir veri aslında yatırım altyapısının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu anlamda da biz yatırımcıları aydınlatmaya gayret göstereceğiz. “SİZLERDEN SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR TAAHHÜTLER BEKLİYORUZ” Bakan Kurum, konuşmasında iş dünyasının temsilcilerine çağrıda bulundu: Antalya’ya giderken sizlerden somut ve ölçülebilir taahhütler bekliyoruz. Takvimi, kapsamı ve göstergeleri belirlenmiş taahhütlerin COP31’in güçlü sonuçları arasında yer almasını istiyoruz. Yapılabilirliği çalışılmış, sahibi belli ve finansman ihtiyacı tanımlanmış projeleri yatırımcılarla buluşturmak istiyoruz. İş dünyasının alıcı gücünü de harekete geçirmesini bekliyoruz. Yeşil ürünlere yönelik alım taahhütleri ve uzun vadeli anlaşmalar yeni üretim yatırımlarının önünü açabilir. Dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılmalıdır. Büyük şirketlerin KOBİ tedarikçilerine bilgi, metodoloji, teknik kapasite ve finansmana erişim konusunda destek vermesini önemsiyoruz. ANTALYA’DA COP31 İŞ DÜNYASI VE YATIRIM ZİRVESİ DÜZENLENECEK COP31 İş Dünyası Forumu kapsamında devam edecek çalışma gruplarının önemini vurgulayan Bakan Kurum, “Elektrifikasyon, sanayi dekarbonizasyonu, gıda ve su güvenliği, iklim finansmanı, KOBİ’ler, gelişmekte olan ekonomiler, iklim teknolojileri ve yapay zeka alanlarında hazırlanan önerileri doğrudan bizlere, Başkanlığa iletebilirsiniz. Biz de bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile her alanda bu çalışmaları yürütüyor olacağız. 12 ve 13 Kasım’da Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 İş Dünyası ve Yatırım Zirvesi, burada başlayan çalışmaların devamı olacaktır. New York’taki istişareleri, finansmana hazır projeleri, yatırım ortaklıklarını ve somut taahhütleri Antalya’ya taşımak istiyoruz” dedi. “NEW YORK’TA GÜÇLENEN İŞ BİRLİĞİNİ ANTALYA’DA SOMUT SONUÇLARA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ” Bakan Kurum, konuşmasını şöyle tamamladı: COP31 Eylem Gündemi’ni başlattık. Bugün New York’ta bu gündemin iş dünyasıyla uygulama bağını kuruyoruz. Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. COP31’in başarısını yalnızca söylenen sözlerle veya alınan kararlarla ölçmeyeceğiz. Bu kararların ne kadarının projeye, yatırıma ve sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştüğüne bakacağız. New York’ta güçlendirdiğimiz iş birliğini Antalya’da somut sonuçlara dönüştüreceğimize inanıyorum.

KÜTSO Başkanı Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Lansmanına Katıldı Haber

KÜTSO Başkanı Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Lansmanına Katıldı

Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu, ABD’nin New York kentinde dünya liderlerini ve küresel iş dünyasını bir araya getirdi. BM Genel Kurul haftası kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyetin ABD temaslarına eşlik eden heyette, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat da yer aldı. Esin Güral Argat, BM Genel Merkezi’nde COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un küresel kamuoyuyla paylaştığı COP31 Eylem Gündemi lansman toplantısına katıldı. Toplantının ardından sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmelerini paylaşan Esin Güral Argat, "New York İklim Haftası kapsamında COP31 programımızın ilk durağı Birleşmiş Milletler Genel Merkezi oldu" ifadesini kullandı. “Enerjiden Sanayiye Kapsamlı Bir Dönüşüm Çerçevesi” Açıklanan eylem gündeminin iklim hedeflerini doğrudan sahaya taşıyacak somut alanları tanımladığını vurgulayan Esin Güral Argat, dönüşümün vizyonuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Açıklanan gündemin en önemli tarafı, iklim hedeflerini uygulamaya taşıyacak somut alanları tarif etmesi. 2035 yılına kadar elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35’e, döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15’e çıkarılması gibi hedefler; enerji sistemlerinden sanayiye, üretim süreçlerinden kaynak verimliliğine uzanan kapsamlı bir dönüşümün çerçevesini çiziyor. Ulusal iklim planlarını yatırıma hazır projelerle buluşturmayı amaçlayan İklim Uygulama Köprüsü – BRIDGE de bu dönüşümün finansman boyutunda öne çıkan girişimlerden biri." “Kamu ile Özel Sektör Arasında Güçlü Bir Uygulama Zemini Oluşuyor” COP31 iklim diplomasisi sürecinde kamu ile iş dünyası arasındaki koordinasyonun kritik rolüne dikkat çeken KUTSO Başkanı Güral Argat, şu ifadeleri kullandı: "Sayın Bakanımız Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen COP31 Başkanlığı süreci ile TOBB Başkanımız ve COP31 İş Forumu Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun öncülüğünde sürdürülen iş dünyası çalışmaları, Antalya’ya uzanan süreçte kamu ile özel sektör arasında güçlü bir uygulama zemini oluşturuyor. Türkiye’nin COP31 yol haritasının Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde dünyayla paylaşılması bu sürecin önemli bir başlangıcı oldu." Bakan Murat Kurum ile Görüşme ve KOBİ’lerin Dönüşüm Rolü BM Genel Merkezi'ndeki lansman sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunan Esin Güral Argat, ABD’deki temaslarının iş dünyası odaklı toplantılarla devam edeceğini belirtti: "Önümüzdeki günlerde New York’ta gerçekleştireceğimiz toplantılarda ise bu gündemin iş dünyası açısından nasıl uygulanabileceğini ve özellikle KOBİ’lerin dönüşüme nasıl daha güçlü katılabileceğini ele alacağız.

COP31 İş Forumu New York Diyaloğu 22 Eylül’de New York’ta Yapılacak Haber

COP31 İş Forumu New York Diyaloğu 22 Eylül’de New York’ta Yapılacak

COP31 İş Forumu New York Diyaloğu, TOBB ve Bloomberg’in ev sahipliğinde 22 Eylül’de New York’ta gerçekleştirilecek. COP31 Başkanı Murat Kurum, COP31 Eylem Gündemi’ni küresel iş dünyasına ilk kez toplantıda sunacak. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden alınan bilgilere göre, COP31 Özel Sektör Elçisi TOBB ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 İş Forumu New York Diyaloğu, küresel iş dünyasının liderlerini New York’ta bir araya getirecek. New York İklim Haftası kapsamında gerçekleştirilecek toplantı, Bloomberg Green New York programının açılış etkinliği olacak. 22 Eylül Salı günü saat 15.30’da Bloomberg Genel Merkezi’nde başlayacak toplantının açılış konuşmalarını TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri’nin İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg yapacak. COP31 Eylem Gündemi Küresel İş Dünyasına Sunulacak Toplantının onur konuğu COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum olacak. Kurum, 21 Eylül’de Birleşmiş Milletler’de açıklayacağı COP31 Eylem Gündemi’ni küresel iş dünyasına ilk kez bu toplantıda ayrıntılı olarak sunacak. Bloomberg TV’den Francine Lacqua’nın yöneteceği “COP31 Eylem Gündemi’ne Özel Sektörün Yanıtı” başlıklı panelde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Dr. Fatih Birol, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Genel Müdürü Makhtar Diop ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri John W. H. Denton konuşacak. Toplantıya uluslararası iş dünyasından 300’den fazla üst düzey yöneticinin katılması bekleniyor. “Hükümetler imzalar, iş dünyası hayata geçirir” TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, toplantı öncesinde yaptığı değerlendirmede, hükümetlerin anlaşmaları imzaladığını, iş dünyasının ise bu anlaşmaları hayata geçirdiğini belirtti. Hisarcıklıoğlu, COP31 Eylem Gündemi’nin yapılması gerekenleri ortaya koyduğunu, bunun nasıl hayata geçirileceğini göstermenin ise iş dünyasının görevi olduğunu ifade etti. COP31 İş Forumu olarak Eylem Gündemi’ni uygulamaya taşıyacak iş dünyası yol haritasını hazırladıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, New York’ta şekillendirilecek yol haritasının Antalya’da COP31 Başkanlığı’na sunulacağını kaydetti. COP31 İş Forumu Danışma Kurulu İlk Kez Toplanacak TOBB’un internet sitesindeki bilgilere göre, COP31 İş Forumu’nun New York programı 22-25 Eylül tarihlerinde yapılacak tematik toplantılarla devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.