Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı
Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı.
Haber Giriş Tarihi: 10.10.2026 07:47
Haber Güncellenme Tarihi: 10.10.2026 07:50
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.kirsalhaber.com/
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere, gelişmiş ülkelerin yerine getirilmeyen taahhütlerine ve emisyon azaltımının önemine dikkat çekti. Kurum, 1,5 derece hedefi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak iklim finansmanına erişim konusunda dört aşamalı bir yol haritası açıkladı.
Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’deki Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’na katıldı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere ve gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçirilmeyen taahhütlerine dikkat çekerek COP31 sürecinde somut sonuçlara ulaşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeyi örnek gösteren Kurum, aynı kararlılıkla COP31 sürecine başkanlık ettiklerini belirtti.
“Samimi Değilseniz Rol Yapmayın”
COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede açık hedefler ve somut uygulamalar üzerinde durduklarını söyledi.
Kurum, 1,5 derece hedefinin korunması için emisyonların azaltılması gerektiğini belirterek fosil yakıtlardan çıkış konusunun uzun yıllardır uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme geldiğini, ancak bu konuda somut adımların önem taşıdığını vurguladı.
Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın.”
COP31 İçin 2035'e Kadar Emisyon Azaltımı Hedefi
COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, eylem gündeminde 2035 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedefleri açıkladı.
Kurum, emisyonların en az yüzde 20 azaltılmasını, elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasını, atıkların yüzde 50 azaltılmasını, binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesini ve döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti.
Kurum, hedeflere ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Çok açık söylüyorum; bu eylem gündeminde 2035'e kadar atılan adımlarla birlikte emisyonu yüzde 20 azaltacağız, en az yüzde 20. Elektrifikasyonda 2035'te yüzde 35'e gelmeyi hedefliyoruz. Atıkların yüzde 50 azaltılmasını hedefliyoruz. Enerji yoğunluğunu binalarda yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15 oranına çıkarmayı hedefliyoruz. Ve bunları sağladığımızda yüzde 20-25 emisyon azalıyor. Yani o 1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz.”
Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Kurum, ülkelerin farklı öncelik ve beklentileri bulunsa da ortak bir eylem gündemi üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti.
Kurum, COP31’de söz konusu kararların alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek şunları söyledi:
“Dolayısıyla bu konuda netiz ve dünyadan da eğer bu konuyla alakalı samimiyseniz ‘Gelin hep birlikte bunu yapalım’ diyoruz. Tamam, herkesin öncelikleri farklı, herkesin beklentileri farklı; bu beklentiler ve öncelikler çerçevesinde yapalım diyoruz. COP31'de bu kararın alınması adına geri adım atmayacağız, çok net söylüyorum. Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kimse farklı bahaneler, farklı öncelikler üretmesin istiyoruz. O yüzden burada netiz. Sonuna kadar da net olmaya devam edeceğiz.”
Deprem Sonrası 455 Bin Konutun Tamamlanması Örnek Gösterildi
Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeye dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, yeniden inşa sürecinde gerçekleştirilen çalışmaları anlattı.
Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, afetin ardından çadır ve konteynerlerin hızla kurulduğunu, konutların inşası için kısa sürede harekete geçildiğini belirtti.
Kurum, Türkiye’nin iki yılda 455 bin konutu tamamlayarak yaklaşık 2 milyon insanın evini teslim ettiğini ifade etti.
Kurum, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45. günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.”
Kurum, Türkiye’nin deprem sonrasında gösterdiği iradenin COP31 sürecinde de ortaya konulduğunu belirterek iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Denizler ve Okyanuslar İçin COP31'de Karar Beklentisi
COP31 Eylem Gündemi’nin denizler ve okyanuslar başlığının özellikle Pasifik ülkelerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Kurum, Fiji’de yapılan görüşmelerin Antalya’da alınacak kararlara temel oluşturmasını istediklerini söyledi.
Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız.”
Tuvalu İklim Krizinin Ön Cephesinde
Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaşananları yerinde gözlemlediklerini ve halkın karşı karşıya olduğu tehditlere tanıklık ettiklerini söyledi.
Kurum, iklim krizine en az katkıda bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini ifade etti.
Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi.
“Biz Kimseyi Geride Bırakmayacağız”
Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinin uluslararası iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi.
Kurum, ülkelerin Türkiye’nin COP31’e başkanlık etmesi ve Avustralya ile birlikte süreci yürütmesi hakkındaki sorularına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.”
COP31'de Uygulama Odaklı Karar Metni Hedefleniyor
COP31 Başkanı Kurum, konferanstan uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini belirterek metnin hazırlanma sürecinde tüm taraflarla istişare edileceğini ifade etti.
Kurum, karar metninin emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alması gerektiğini söyledi.
Kurum, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz.”
COP31’de sürpriz bir karar alınmasının planlanmadığını belirten Kurum, tarafların birlikte hareket ederek uygulama iradesini ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Kurum, “Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
İklim Eyleminde Beş Öncelik: Aciliyet, Uygulama, Elektrifikasyon, Finansman ve Birlik
COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta sıraladı.
Birinci başlığın aciliyet olduğunu belirten Kurum, bilimsel uyarıların 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Bu hedefin özellikle küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir mesele olduğuna dikkat çekti.
İkinci başlığın uygulama olduğunu ifade eden Kurum, COP31’in ilk gününden itibaren söz verme döneminin geride bırakılarak somut sonuçlara odaklanılması gerektiğini belirtti. Antalya’da düzenlenecek konferansı bu nedenle “Uygulama COP'u” olarak tanımladıklarını söyledi.
Üçüncü başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında yer aldığını ifade etti.
Dördüncü başlık olan finansman kapsamında, kaynakların ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşması gerektiğini vurgulayan Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit. Tuvalu'da yaşam sürecek. Tuvalu'da çocuklar yeniden gülecek ve bunun için de finansman hayati derecede önemli” dedi.
İklim finansmanında adaletin önemini vurgulayan Kurum, kaynakların büyük bürokratik süreçlere takılmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini söyledi. İklim krizinin maliyetinin yalnızca en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine yüklenemeyeceğini belirtti.
Beşinci başlığın birlik olduğunu ifade eden Kurum, diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini kaydetti. Kurum, Taku Pakasoa'nın da hatırlattığı üzere gücün birlikten geldiğini ve mevcut siyasi koşullara rağmen bu birliğin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.
İklim Finansmanında NATO'nun Savunma Bütçesi Örneği
İklim eylemi için ülkelerin savunma harcamalarına gösterdikleri hassasiyeti finansman konusunda da ortaya koymaları gerektiğini belirten Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararına dikkat çekti.
Kurum, “Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Yardım Var Ama Ulaşmıyor”
COP31 Başkanı Kurum, Fiji’de düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları ve kaynakların dağılımındaki adaletsizlikleri anlattı.
Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı.
Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı yıkıcı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize katkılarının sınırlı olmasına rağmen en ağır bedeli ödediklerini söyledi.
Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” dedi.
Bir Yıllık İklim Finansmanı, Bir Haftalık Gıda İsrafına Karşılık Geliyor
En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca söz konusu ülkelerin bu kaynakları da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını vurguladı.
Gelişmekte olan ülkelerin yıllık iklim değişikliğine uyum ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, küresel ölçekteki harcamalara ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Dünya bir yılda yalnızca çanta, saat ve mücevhere bundan daha fazlasını harcıyor. 2025 yılı verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor. Kaynak var, bilgi var, teknoloji var. Eksik olan; bunları ihtiyaç sahibine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık. Yıllar sonra bir ada halkı dalgaların yuttuğu kıyılarına bakıp bu dönemi hatırladığında, burada ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacak. Okyanus beklemiyor, kuraklık beklemiyor. Bizim de bekletmeye hakkımız yok. Bu nedenle COP31 Başkanı olarak finansmana erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını biz de tüm gücümüzle destekliyoruz. Ülkelerin bu bildiriye imza atmalarını ve imzanızın yanına somut bir taahhüt koymanızı bekliyoruz. Ve bu bildiriyi imzalayan her kurum; bir ada halkına, bir köye, bir aileye 'Yalnız değilsiniz' demiş olacak.”
Kurum, iklim finansmanına erişimin artırılmasına yönelik bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirterek ülkeleri bildiriyi imzalamaya ve taahhütlerini somut adımlarla ortaya koymaya çağırdı.
İklim Finansmanına Erişim İçin Dört Adımlı Yol Haritası
COP31 Başkanı Kurum, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak amacıyla dört adımlı bir yol haritası açıkladı.
Birinci adım kapsamında iklim fonlarının başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve küçük projeler için hızlı onay mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kurum, finansmana erişimdeki bürokratik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti.
İkinci adımda finansmanın ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, kaynakların okulların, hastanelerin, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasına katkı sağlamasını istedi. Finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Üçüncü adımda borç yerine dayanıklılığın desteklenmesi gerektiğini belirten Kurum, hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını, yeni kredilere ise afet sonrasında borç ödemelerini askıya alabilecek maddeler eklenmesini önerdi.
Dördüncü adımda ise taahhütlerin takvime bağlanması ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi.
Kurum, bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“Hep birlikte 4 adım atalım. Birincisi; kapıları açalım. İklim fonları kolay bir başvuru formatına geçsin, küçük projeler için hızlı onay yolu açılsın. İkincisi; finansman ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etsin. Okulu, hastaneyi, su kaynağını, tarlayı korusun. Ülkenin kendi kalkınma planına göre şekillensin. Üçüncüsü; borç değil dayanıklılık verelim. Hibe ve imtiyazlı finansmanın payı artsın. Yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklensin. Dördüncüsü; sözü takvime bağlayalım ve önceliği en kırılgana verelim. Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az 3 katına çıkarılması çağrısı yaptık. Şimdi bu kabulü rakamlara dökme zamanı.”
“Bir Köyün Tarlasına Ulaşmayan Hiçbir Taahhüt Uygulama Sayılmaz”
COP31 Eylem Gündemi kapsamında İklim Uygulama Köprüsü'nün hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Kurum, bu girişimin projeler ile finansman kaynakları arasında bağlantı kurulmasına katkı sağlayacağını söyledi.
Kurum, projeler ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek iklim eyleminin insanlara doğrudan ulaşması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda her projenin bir kıyının, bir okulun veya bir yerleşimin korunmasına katkı sağlamasının önemine dikkat çekti.
Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.”
Kurum, iklim finansmanının yalnızca açıklanan rakamlardan ve verilen sözlerden ibaret kalmaması, projeler aracılığıyla doğrudan insanlara ulaşması gerektiğini belirtti.
Fiji’de tamamlanan Pre-COP toplantılarının ardından gözler, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrildi. İklim finansmanına erişim, emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi, konferansın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fiji’de Düzenlenen Pre-COP Toplantıları Tamamlandı
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı.
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere, gelişmiş ülkelerin yerine getirilmeyen taahhütlerine ve emisyon azaltımının önemine dikkat çekti. Kurum, 1,5 derece hedefi için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak iklim finansmanına erişim konusunda dört aşamalı bir yol haritası açıkladı.
Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’deki Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’na katıldı ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Kurum, iklim finansmanındaki adaletsizliklere ve gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçirilmeyen taahhütlerine dikkat çekerek COP31 sürecinde somut sonuçlara ulaşılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeyi örnek gösteren Kurum, aynı kararlılıkla COP31 sürecine başkanlık ettiklerini belirtti.
“Samimi Değilseniz Rol Yapmayın”
COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Murat Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede açık hedefler ve somut uygulamalar üzerinde durduklarını söyledi.
Kurum, 1,5 derece hedefinin korunması için emisyonların azaltılması gerektiğini belirterek fosil yakıtlardan çıkış konusunun uzun yıllardır uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme geldiğini, ancak bu konuda somut adımların önem taşıdığını vurguladı.
Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın.”
COP31 İçin 2035'e Kadar Emisyon Azaltımı Hedefi
COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, eylem gündeminde 2035 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedefleri açıkladı.
Kurum, emisyonların en az yüzde 20 azaltılmasını, elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılmasını, atıkların yüzde 50 azaltılmasını, binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesini ve döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15'e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti.
Kurum, hedeflere ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Çok açık söylüyorum; bu eylem gündeminde 2035'e kadar atılan adımlarla birlikte emisyonu yüzde 20 azaltacağız, en az yüzde 20. Elektrifikasyonda 2035'te yüzde 35'e gelmeyi hedefliyoruz. Atıkların yüzde 50 azaltılmasını hedefliyoruz. Enerji yoğunluğunu binalarda yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15 oranına çıkarmayı hedefliyoruz. Ve bunları sağladığımızda yüzde 20-25 emisyon azalıyor. Yani o 1,5 derece hedefini yakalayamasak bile oralarda gezebilme ihtimalimizi konuşuyoruz.”
Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Kurum, ülkelerin farklı öncelik ve beklentileri bulunsa da ortak bir eylem gündemi üzerinde uzlaşılabileceğini ifade etti.
Kurum, COP31’de söz konusu kararların alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek şunları söyledi:
“Dolayısıyla bu konuda netiz ve dünyadan da eğer bu konuyla alakalı samimiyseniz ‘Gelin hep birlikte bunu yapalım’ diyoruz. Tamam, herkesin öncelikleri farklı, herkesin beklentileri farklı; bu beklentiler ve öncelikler çerçevesinde yapalım diyoruz. COP31'de bu kararın alınması adına geri adım atmayacağız, çok net söylüyorum. Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Kimse farklı bahaneler, farklı öncelikler üretmesin istiyoruz. O yüzden burada netiz. Sonuna kadar da net olmaya devam edeceğiz.”
Deprem Sonrası 455 Bin Konutun Tamamlanması Örnek Gösterildi
Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından ortaya koyduğu kararlı iradeye dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, yeniden inşa sürecinde gerçekleştirilen çalışmaları anlattı.
Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, afetin ardından çadır ve konteynerlerin hızla kurulduğunu, konutların inşası için kısa sürede harekete geçildiğini belirtti.
Kurum, Türkiye’nin iki yılda 455 bin konutu tamamlayarak yaklaşık 2 milyon insanın evini teslim ettiğini ifade etti.
Kurum, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45. günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.”
Kurum, Türkiye’nin deprem sonrasında gösterdiği iradenin COP31 sürecinde de ortaya konulduğunu belirterek iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Denizler ve Okyanuslar İçin COP31'de Karar Beklentisi
COP31 Eylem Gündemi’nin denizler ve okyanuslar başlığının özellikle Pasifik ülkelerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Kurum, Fiji’de yapılan görüşmelerin Antalya’da alınacak kararlara temel oluşturmasını istediklerini söyledi.
Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız.”
Tuvalu İklim Krizinin Ön Cephesinde
Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaşananları yerinde gözlemlediklerini ve halkın karşı karşıya olduğu tehditlere tanıklık ettiklerini söyledi.
Kurum, iklim krizine en az katkıda bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini ifade etti.
Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi.
“Biz Kimseyi Geride Bırakmayacağız”
Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinin uluslararası iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi.
Kurum, ülkelerin Türkiye’nin COP31’e başkanlık etmesi ve Avustralya ile birlikte süreci yürütmesi hakkındaki sorularına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.”
COP31'de Uygulama Odaklı Karar Metni Hedefleniyor
COP31 Başkanı Kurum, konferanstan uygulamaya yönelik bir karar metni çıkmasını istediklerini belirterek metnin hazırlanma sürecinde tüm taraflarla istişare edileceğini ifade etti.
Kurum, karar metninin emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alması gerektiğini söyledi.
Kurum, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz.”
COP31’de sürpriz bir karar alınmasının planlanmadığını belirten Kurum, tarafların birlikte hareket ederek uygulama iradesini ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Kurum, “Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
İklim Eyleminde Beş Öncelik: Aciliyet, Uygulama, Elektrifikasyon, Finansman ve Birlik
COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta sıraladı.
Birinci başlığın aciliyet olduğunu belirten Kurum, bilimsel uyarıların 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Bu hedefin özellikle küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir mesele olduğuna dikkat çekti.
İkinci başlığın uygulama olduğunu ifade eden Kurum, COP31’in ilk gününden itibaren söz verme döneminin geride bırakılarak somut sonuçlara odaklanılması gerektiğini belirtti. Antalya’da düzenlenecek konferansı bu nedenle “Uygulama COP'u” olarak tanımladıklarını söyledi.
Üçüncü başlığın elektrifikasyon olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında yer aldığını ifade etti.
Dördüncü başlık olan finansman kapsamında, kaynakların ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşması gerektiğini vurgulayan Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit. Tuvalu'da yaşam sürecek. Tuvalu'da çocuklar yeniden gülecek ve bunun için de finansman hayati derecede önemli” dedi.
İklim finansmanında adaletin önemini vurgulayan Kurum, kaynakların büyük bürokratik süreçlere takılmadan ihtiyaç sahiplerine ulaşması gerektiğini söyledi. İklim krizinin maliyetinin yalnızca en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine yüklenemeyeceğini belirtti.
Beşinci başlığın birlik olduğunu ifade eden Kurum, diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini kaydetti. Kurum, Taku Pakasoa'nın da hatırlattığı üzere gücün birlikten geldiğini ve mevcut siyasi koşullara rağmen bu birliğin sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.
İklim Finansmanında NATO'nun Savunma Bütçesi Örneği
İklim eylemi için ülkelerin savunma harcamalarına gösterdikleri hassasiyeti finansman konusunda da ortaya koymaları gerektiğini belirten Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararına dikkat çekti.
Kurum, “Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Yardım Var Ama Ulaşmıyor”
COP31 Başkanı Kurum, Fiji’de düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları ve kaynakların dağılımındaki adaletsizlikleri anlattı.
Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı.
Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı yıkıcı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize katkılarının sınırlı olmasına rağmen en ağır bedeli ödediklerini söyledi.
Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” dedi.
Bir Yıllık İklim Finansmanı, Bir Haftalık Gıda İsrafına Karşılık Geliyor
En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini ifade etti. Ayrıca söz konusu ülkelerin bu kaynakları da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını vurguladı.
Gelişmekte olan ülkelerin yıllık iklim değişikliğine uyum ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, küresel ölçekteki harcamalara ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Dünya bir yılda yalnızca çanta, saat ve mücevhere bundan daha fazlasını harcıyor. 2025 yılı verilerine göre kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar para harcanmış. Bu rakamlar bize dünyanın imkansızlık içinde olmadığını gösteriyor. Kaynak var, bilgi var, teknoloji var. Eksik olan; bunları ihtiyaç sahibine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık. Yıllar sonra bir ada halkı dalgaların yuttuğu kıyılarına bakıp bu dönemi hatırladığında, burada ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacak. Okyanus beklemiyor, kuraklık beklemiyor. Bizim de bekletmeye hakkımız yok. Bu nedenle COP31 Başkanı olarak finansmana erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını biz de tüm gücümüzle destekliyoruz. Ülkelerin bu bildiriye imza atmalarını ve imzanızın yanına somut bir taahhüt koymanızı bekliyoruz. Ve bu bildiriyi imzalayan her kurum; bir ada halkına, bir köye, bir aileye 'Yalnız değilsiniz' demiş olacak.”
Kurum, iklim finansmanına erişimin artırılmasına yönelik bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirterek ülkeleri bildiriyi imzalamaya ve taahhütlerini somut adımlarla ortaya koymaya çağırdı.
İklim Finansmanına Erişim İçin Dört Adımlı Yol Haritası
COP31 Başkanı Kurum, iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmak ve kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak amacıyla dört adımlı bir yol haritası açıkladı.
Birinci adım kapsamında iklim fonlarının başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve küçük projeler için hızlı onay mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kurum, finansmana erişimdeki bürokratik engellerin azaltılmasının önemine dikkat çekti.
İkinci adımda finansmanın ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, kaynakların okulların, hastanelerin, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasına katkı sağlamasını istedi. Finansmanın ülkelerin kendi kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Üçüncü adımda borç yerine dayanıklılığın desteklenmesi gerektiğini belirten Kurum, hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılmasını, yeni kredilere ise afet sonrasında borç ödemelerini askıya alabilecek maddeler eklenmesini önerdi.
Dördüncü adımda ise taahhütlerin takvime bağlanması ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi.
Kurum, bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“Hep birlikte 4 adım atalım. Birincisi; kapıları açalım. İklim fonları kolay bir başvuru formatına geçsin, küçük projeler için hızlı onay yolu açılsın. İkincisi; finansman ülkelerin kendi önceliklerine hizmet etsin. Okulu, hastaneyi, su kaynağını, tarlayı korusun. Ülkenin kendi kalkınma planına göre şekillensin. Üçüncüsü; borç değil dayanıklılık verelim. Hibe ve imtiyazlı finansmanın payı artsın. Yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklensin. Dördüncüsü; sözü takvime bağlayalım ve önceliği en kırılgana verelim. Belem'de uyum finansmanının 2035'e kadar en az 3 katına çıkarılması çağrısı yaptık. Şimdi bu kabulü rakamlara dökme zamanı.”
“Bir Köyün Tarlasına Ulaşmayan Hiçbir Taahhüt Uygulama Sayılmaz”
COP31 Eylem Gündemi kapsamında İklim Uygulama Köprüsü'nün hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Kurum, bu girişimin projeler ile finansman kaynakları arasında bağlantı kurulmasına katkı sağlayacağını söyledi.
Kurum, projeler ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek iklim eyleminin insanlara doğrudan ulaşması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda her projenin bir kıyının, bir okulun veya bir yerleşimin korunmasına katkı sağlamasının önemine dikkat çekti.
Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.”
Kurum, iklim finansmanının yalnızca açıklanan rakamlardan ve verilen sözlerden ibaret kalmaması, projeler aracılığıyla doğrudan insanlara ulaşması gerektiğini belirtti.
Fiji’de tamamlanan Pre-COP toplantılarının ardından gözler, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e çevrildi. İklim finansmanına erişim, emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum ve taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi, konferansın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak.
En Çok Okunan Haberler