Hava Durumu

#Fransa

Kırsal Haber - Fransa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fransa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuru İncirin İhracat Yolculuğu 28 Eylül’de Başlıyor Haber

Kuru İncirin İhracat Yolculuğu 28 Eylül’de Başlıyor

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu.

Fındık İhracatında Yüzde 36’lık Keskin Düşüş! Haber

Fındık İhracatında Yüzde 36’lık Keskin Düşüş!

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB), 1 Eylül 2025’te başlayıp 31 Ağustos 2026’da sona eren 2025/26 fındık ihracat sezonu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan rakamlar, küresel pazardaki miktar bazlı gerilemeye rağmen fındık fiyatlarındaki değer artışının toplam geliri büyük oranda koruduğunu gösterdi. İhracat Miktarında Yüzde 36’lık Keskin Düşüş Tamamlanan 2025/26 sezonunda Türkiye, toplam 197 bin 85 ton iç fındık ihracatı gerçekleştirerek 2 milyar 509 milyon 526 bin dolar gelir elde etti. Bir önceki sezon olan 2024/25 döneminde ise 309 bin 64 ton ihracat karşılığında 2 milyar 558 milyon 540 bin dolar döviz girdisi sağlanmıştı. Bu verilere göre, ihraç edilen fındık miktarı bir önceki sezona kıyasla yüzde 36,23 oranında (111 bin 979 ton) gerilerken, birim fındık fiyatlarının yükselmesi sayesinde toplam gelirdeki kayıp yalnızca yüzde 2 (49 milyon dolar) seviyesinde kaldı. Ağustos 2026 dönemi özelinde bakıldığında da benzer bir tablo göze çarpıyor. 2024 yılının Ağustos ayında 19 bin 301 ton, 2025 yılının Ağustos ayında 14 bin 18 ton olan ihracat; 2026 yılının aynı ayında 11 bin 132 tona geriledi. Ağustos ayı ihracat geliri ise 114,1 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Lider Pazar Yine Almanya: İtalya’da Büyük Gerileme Ülke bazlı ihracat verilerinde en dikkat çekici değişim İtalya pazarında yaşandı. En büyük alıcı konumundaki Almanya, miktar bazında yüzde 29,34’lük bir düşüşle 56 bin 335 tona gerilese de ödediği tutar artarak 730,9 milyon dolara ulaştı. İtalya’ya yapılan ihracat ise miktar bazında yüzde 54,01 oranında azalarak 67 bin 840 tondan 31 bin 201 tona düştü. Fransa, Hollanda, İspanya ve Çin gibi ana pazarlarda da miktar bazlı düşüşler gözlemlenirken; ortalama ihraç fiyatlarının artması ülkelerden elde edilen parasal değerin yüksek kalmasını sağladı. Ülke grupları açısından Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, toplam fındık ihracatındaki yüzde 75,97’lik payı ve 1,87 milyar dolarlık hacmiyle Türkiye'nin en stratejik pazarı olma konumunu sürdürdü. Denizaşırı ülkelere yapılan satışlar yüzde 41,56 oranında azalarak 18 bin ton seviyesinde kaldı. İşlenmiş Fındık Gelirleri İhracatı Sırtladı Ürün grupları incelendiğinde, işlenmiş fındık ürünlerinin stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Hammadde niteliğindeki natürel fındık ihracatı miktar bazında yüzde 51,73 düşerek 80 bin 494 tona geriledi. Buna karşın, katma değeri yüksek olan ileri derecede işlenmiş fındık ihracatı yalnızca yüzde 6,62’lik bir miktar kaybı yaşadı ve 76 bin 870 ton olarak gerçekleşti. Üstelik bu ürün grubundan elde edilen toplam gelir, bir önceki sezondaki 596,5 milyon dolar seviyesinden 754,1 milyon dolara yükselerek rekor bir artış kaydetti. Birlik yetkilileri, yeni ihracat sezonunun tüm üreticiler, ihracatçılar ve sektör paydaşları için bereketli geçmesi temennisinde bulunarak verileri kamuoyunun bilgisine sundu.

Denizli İhracatta Vites Yükseltti: Ağustosta Türkiye 7'ncisi Oldu Haber

Denizli İhracatta Vites Yükseltti: Ağustosta Türkiye 7'ncisi Oldu

Denizli İhratçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, Ağustos ayı ihracat verilerini, ekonomik büyüme rakamlarını ve makroekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Denizli ihracatının Ağustosta %9,8 artışla 448 milyon dolara ulaştığını açıklayan Uğurlu, kentin bu performansla Türkiye’nin en çok ihracat yapan 7'nci ili olduğunu vurguladı. DENİB kaydıyla yapılan ihracatın ise %13,7 artışla 343 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Osman Uğurlu, küresel pazarlardaki zorlu rekabete rağmen ihracatçıların üretim ve dış satım kararlılığını sürdürdüğünü ifade etti. 8 Aylık İhracat 3,3 Milyar Doları Aştı Denizli'nin dönem bazlı dış ticaret performansına ilişkin verileri paylaşan Uğurlu, şu rakamları aktardı: Ocak-Ağustos Dönemi: Denizli ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre %8,9 artarak 3 milyar 377 milyon dolar oldu. Son 12 Aylık İhracat: 4 milyar 971 milyon dolar seviyesinde gerçekleşerek yeniden 5 milyar dolar barajına yaklaştı. Lokomotif Sektörlerin Tamamında Artış Denizli'nin öne çıkan tüm ana sektörlerinde Ağustos ayında artış ivmesi yakalandı: Tekstil ve Konfeksiyon: %1,1 artışla 128 milyon dolar Elektrik ve Elektronik: %39,3 artışla 116 milyon dolar Demir ve Demir Dışı Metaller: %29,3 artışla 79 milyon dolar Tarım: %10 artışla 30 milyon dolar Madencilik: %17,6 artışla 27 milyon dolar En Çok İhracat Yapılan İlk 5 Ülkede Güçlü Büyüme Ağustos ayında Denizli’nin en fazla dış satım yaptığı ilk 5 pazarın tamamında artış kaydedildi: İngiltere: %54 artışla 81 milyon dolar (Lider pazar) ABD: %33,1 artışla 50 milyon dolar İtalya: %9,4 artışla 36 milyon dolar Almanya: %4,2 artışla 34 milyon dolar Fransa: %18,3 artışla 18 milyon dolar Enflasyon ve PMI Verileri: Maliyet Baskısı Sürüyor Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ağustos ayı verilerine de değinen DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) aylık %1,84, yıllık %31,51; Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'nin (Yİ-ÜFE) ise aylık %2,57, yıllık %27,95 arttığını belirtti. Aylık enflasyonun beklentilerin altında kaldığını ancak yıllık %31,51'lik seviyenin fiyat baskılarının devam ettiğini gösterdiğini söyleyen Uğurlu, Körfez bölgesindeki gerilimin petrol fiyatlarını yükseltmesi nedeniyle ulaştırma grubunun enflasyona 0,82 puanla en yüksek katkıyı sağladığına dikkat çekti. İmalat sanayi göstergelerine de değinen Uğurlu, Manşet PMI endeksinin Temmuz'daki 47,7 seviyesinden 48,1'e yükselerek son üç ayın en yüksek seviyesine ulaştığını, ancak 50,0 eşik değerinin altında kalmasının talep baskısının sürdüğünü gösterdiğini belirtti. Sektörel PMI kapsamındaki 10 sektörün tamamında yeni siparişlerin daraldığını vurguladı. "Sürdürülebilir Büyümenin Amiral Gemisi İhracat Olmalı" Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde %2,3 büyüdüğünü hatırlatan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, büyüme yapısına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "İkinci çeyrekte ekonomimizin %2,3 oranında büyümesi olumludur. İç talebin büyümeye sağladığı katkıyı önemli bulmakla birlikte, uzun vadeli ve dengeli bir ekonomik yapı için üretimin, yatırımın ve özellikle ihracatın büyümenin amiral gemisi olması gerektiğine inanıyoruz. Net ihracatın ikinci çeyrekte büyümeye 0,6 puan pozitif katkı vermesi dış ticarette olumlu bir ivmelenmeye işaret etse de, bu katkının artırılması için ihracatçılarımızın desteklenmesi kritik önem taşımaktadır."

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı Haber

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), temmuz ayında 1,32 milyar dolarlık ihracata imza atarak küresel pazarlardaki istikrarlı büyümesini sürdürdü. AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 2 arttığını belirterek, bu performansta yaş meyve ve sebze, hazır giyim ve konfeksiyon, hububat, bakliyat ile tekstil sektörlerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti. Başkan Hıradağı, Malta, Ukrayna, Rusya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Polonya pazarlarında kaydedilen dikkat çekici ihracat artışlarının, AKİB'in pazar çeşitlendirme stratejisinin başarıyla ilerlediğini ve uluslararası arenada rekabet gücünü daha da pekiştirdiğini vurguladı. Temmuz ayında ulusal ihracata AKİB olarak yüzde 6 oranında destek verdiklerini kaydeden Hıradağı, “Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2'lik artış elde etmiş olmamız, küresel ekonomide savaşlar ve belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve yüksek maliyet baskılarının devam ettiği dönemde son derece kıymetli bir başarıdır.” dedi. Kimya liderliğini korudu, yaş meyve sebze rekor büyüme kaydetti AKİB’in temmuz ayı ihracat performansını bağlı Birliklere göre değerlendiren Başkan Hıradağı, şunları söyledi: “Yılın yedinci ayında en yüksek ihracat değerlerine kimya, demir-çelik, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörlerinde ulaştık. Yaş meyve ve sebzede yüzde 54, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 39, hububat, bakliyatta yüzde 13 ve tekstilde yüzde 10 oranında ihracatımızı artırdık. Temmuz ayında Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 362,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 338,7 milyon dolar değer ile ikinci, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 173,7 milyon dolar değer ile üçüncü sırada yer aldı. Yine temmuz ayında Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 100,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 94,2 milyon dolar, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz 92,7 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 67,7 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 38,2 milyon dolarlık ihracata imza attı.” Irak liderliğini sürdürdü, Malta temmuzun yükselen pazarı oldu Başkan Hıradağı, küresel ticarette korumacılık politikalarının, jeopolitik risklerin ve bölgesel talep değişimlerinin ihracat rotalarını yeniden şekillendirdiği süreçte AKİB'in ülke bazlı temmuz performansının, ihracatçıların değişen küresel dinamiklere hızlı uyum sağlama kabiliyetini ve pazar çeşitlendirme stratejisinin başarısını ortaya koyduğunu vurguladı. Temmuz ayında en yüksek ihracat değerlerine Irak, KKTC ve Rusya pazarlarında ulaştıklarını belirten Hıradağı, özellikle Malta, Ukrayna, Rusya, KKTC ve Polonya'da kaydedilen güçlü artışların yanı sıra Libya, Fransa, Gürcistan, Mısır ve Yunanistan pazarlarında da ihracat hacmini anlamlı ölçüde artırdıklarını ifade etti. Mersin, Adana, Kayseri, Hatay ve Karaman başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 31 bin ihracatçı üyeyi aynı çatı altında buluşturan AKİB'in, "İhracatla Yükselen Türkiye" vizyonuna güçlü destek vermeye devam ettiğini belirten Başkan Hıradağı, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “AKİB olarak temmuz ayında en fazla ihracatı yüzde 16 artış ve 126,3 milyon dolar değer ile Irak’a gerçekleştirdik. Yüzde 67 artış ve 62,1 milyon dolar değer ile KKTC ikinci, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile Rusya üçüncü sırada yer aldı. Temmuz ayında ihracat hacmindeki artışın lokomotifi Malta oldu. Bu ülkeye ihracatımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.577 artırarak 19,8 milyon dolara çıkardık. Malta’yı yüzde 117 artış ve 35 milyon dolar değer ile Ukrayna, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile ve Rusya takip etti. Aynı dönemde Polonya'ya ihracatımız yüzde 64 artışla 24 milyon dolara, Libya'ya yüzde 49 artışla 33,3 milyon dolara, Fransa'ya yüzde 33 artışla 42,6 milyon dolara, Gürcistan'a yüzde 29 artışla 19,5 milyon dolara, Mısır’a yüzde 26 artışla 44,5 milyon dolara ve Yunanistan'a yüzde 21 artışla 15,2 milyon dolara ulaştı.” AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, 2026 yılı Ocak-Temmuz ayları arasında yüzde 14 artışla 10,98 milyar dolar ihracat değerine eriştiklerini, son 12 aylık dış satım performansında ise yüzde 7 artışla 18,17 milyar dolar seviyesine ulaştıklarını sözlerine ekledi.

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor Haber

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Avrupa Birliği Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerini değerlendirerek Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik bildirimlerin endişe verici boyutlara ulaştığını duyurdu. Yılbaşından 17 Temmuz 2026 tarihine kadar olan süreci kapsayan verilere göre, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin yapılan 270 bildirimin 197'si sınırda geri çevrilirken, 195'i "ciddi risk" kategorisinde değerlendirildi. ​270 Bildirimin Dörtte Üçü Sınırda Kaldı ​Avrupa Birliği’nin resmi kayıtlarına yansıyan verilere göre Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yaşanan sorunlar şu şekilde dağılım gösterdi: ​197 bildirim sınır reddi ile sonuçlandı. ​13 bildirim alarm niteliği taşıdı. ​49 bildirim bilgilendirme amacıyla yapıldı. ​11 bildirim ise takip amaçlı kayda geçti. ​İhraç edilen ürünlerin yaklaşık dörtte üçünün sınır kapılarından geri çevrildiğini belirten Ömer Fethi Gürer, bu tablonun üreticiden ziyade denetim mekanizmalarındaki eksiklikleri ve yanlış tarım politikalarını gözler önüne serdiğini vurguladı. ​Bildirimlerin Yüzde 86’sı Yüksek Risk Grubunda ​Yapılan toplam 270 bildirimin 195’inin doğrudan ciddi risk kapsamında değerlendirildiğini, 38 bildirimin ise potansiyel ciddi risk taşıdığını belirten Gürer, toplam vakaların yaklaşık %86’sının yüksek risk grubunda yer aldığını ifade etti. Bu durumun ihracat öncesi gerçekleştirilen denetimlerin yeterince etkin olmadığını kanıtladığını dile getirdi. ​Pestisit Kullanım Oranları Dünya Ortalamasının Çok Üzerinde ​Türkiye’de pestisit (tarım ilacı) kullanımının yoğun tarım yapılan bölgelerde dünya ortalamasını katbekat aştığına dikkat çeken Gürer, şu rakamları paylaştı: ​Dünya genelinde hektar başına ortalama pestisit kullanımı 2,6 kilogram düzeyinde seyrediyor. ​Türkiye genel ortalaması 2,1–2,3 kg arasında görünse de, yoğun üretim yapılan ilk 10 ilde bu rakam 6,7 kilograma çıkıyor. ​Konya hariç tutulduğunda, 9 üretim ilinde ise hektar başına 9,5 kilograma kadar ulaşıyor. ​En Büyük Sorun: Mikotoksinler ve Pestisit Kalıntıları ​AB pazarına gönderilen ürünlerde en sık karşılaşılan problemin mikotoksinler olduğunu belirten Gürer; kurutulmuş meyve, baharat ve sert kabuklu ürünlerde görülen Ochratoksin A, Aflatoksin B1 ve toplam aflatoksin sorunlarına işaret etti. Uygun olmayan depolama, kurutma ve üretim koşullarının bu toksinlerin oluşumuna zemin hazırladığını belirtti. ​Ayrıca ihracatta sorun yaratan başlıca pestisit kalıntıları arasında Acetamiprid, Formetanate, Indoxacarb, Prochloraz, Imazalil ve Fosthiazate maddelerinin yer aldığı açıklandı. ​En Çok Bildirim Yapan Ülkeler: Bulgaristan, Almanya ve Fransa ​Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik en fazla bildirimin gerçekleştirildiği Avrupa ülkeleri şu şekilde sıralandı: ​Bulgaristan: 65 bildirim ​Almanya: 61 bildirim ​Fransa: 53 bildirim ​Bu üç ülkenin tek başına toplam bildirimlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu, yaşanan bu tablonun Türkiye'nin uluslararası pazardaki güvenilirliğini olumsuz etkilediği ifade edildi. ​"Sorun Çiftçide Değil, Plansız Yönetimde" ​Artan girdi maliyetleriyle (gübre, ilaç, mazot) mücadele eden üreticinin yalnız bırakıldığını belirten CHP’li Gürer, tarım sektöründeki yapısal sorunların çözümü için Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulundu: ​İhracata gidecek ürünlerde kalıntı analizleri artırılmalı. ​Üreticiye yönelik teknik destek ve eğitim faaliyetleri yaygınlaştırılmalı. ​Pestisit kullanımı sıkı bir şekilde denetlenmeli. ​Hasat sonrası depolama ve işleme süreçlerinde uluslararası standartlar eksiksiz uygulanmalı. ​Gürer, Avrupa kapılarından geri dönen her ürünün yalnızca ekonomik bir kayıp olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin tarımsal itibarı açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar Haber

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar

Türkiye’nin dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatında 2026 yılı hedefleri büyüdü. Yılın ilk yarısında 752 milyon dolarlık ihracat başarısı gösteren sektör, yıl sonunda toplam 2 milyar dolar barajını aşmayı hedefliyor. ​Türk kuru meyve sektörü, küresel pazarlardaki güvenilir tedarikçi konumunu 2026 yılının ilk yarısında perçinledi. Ege Bölgesi’nin sektördeki öncü rolü dikkat çekerken, toplam ihracatın yüzde 62’lik kısmını tek başına gerçekleştiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EKMİB), 465 milyon dolarlık performansla zirvedeki yerini korudu. ​Ege İhracatçısı Sektörün Lokomotifi Oldu ​2026 yılının ilk altı ayını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle küresel pazarlarda tercih edildiğini belirtti. ​Başkan Gabay, sektörün başarısının arkasında yatan temel unsurları şu sözlerle özetledi: ​"Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün yeterli değil. Üretimin çevresel sorumluluk, izlenebilirlik ve gıda güvenliği ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin anahtarıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı, ihracatçılar ve üniversitelerimizle birlikte yürüttüğümüz yatırımlarla Türk kuru meyveleri, dünyanın dört bir yanında gönül rahatlığıyla tüketiliyor." ​İhracatta Yeni Pazar Hedefleri: Hindistan ve TURQUALITY ​Avrupa Birliği ve ABD gibi geleneksel pazarlardaki güçlü varlığını koruyan sektör, rotasını Uzak Doğu ve Güney Asya’ya çevirdi. Özellikle Hindistan pazarında büyümeyi hedefleyen EKMİB, TURQUALITY Projesi ile Türk kuru meyvelerinin marka değerini ve bilinirliğini artırmaya yönelik tanıtım faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. ​Sektörel Veriler ve 2026 İhracat Raporu ​2026 yılı ocak-haziran dönemi verilerine göre sektörün durum analizi şu şekilde: ​Çekirdeksiz Kuru Üzüm: 215 milyon dolar ile ihracatın lideri. ​Kuru İncir: 136 milyon dolar ile yükselişini sürdürdü. ​Kuru Kayısı: Yaşanan don olayı nedeniyle 60 milyon dolar seviyesinde kaldı. ​İngiltere İhracatta Zirveye Yerleşti ​EKMİB verilerine göre, 2026’nın ilk yarısında 94 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. İngiltere, 81 milyon dolarlık talep ile Türkiye’nin kuru meyve ihracatında ilk sırada yer alırken; Almanya 55,2 milyon dolarla ikinci, ABD ise 54,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fransa ve İtalya ise Türk kuru meyvelerinin en yoğun tercih edildiği diğer Avrupa pazarları oldu. ​Gelecek Vizyonu: Bilim ve Teknoloji Temelli Üretim ​İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında üniversiteler ve TÜBİTAK ile ortak projeler yürüttüklerini belirten Gabay, bilimsel veriye dayalı üretimin sektörün en önemli rekabet gücü olacağını vurguladı. Yılın ikinci yarısında beklenen rekolte artışlarıyla birlikte Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde ise 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşılması hedefleniyor.

Kuru İncirde Büyük Buluşma Haber

Kuru İncirde Büyük Buluşma

Türkiye’nin dünya lideri olduğu kuru incir sektöründe 2026/27 sezonu öncesi Aydın’da kritik bir "İncir Zirvesi" düzenlendi. Kamu, yerel yönetimler, ihracatçılar ve üreticileri aynı masada buluşturan zirvede, "kalitenin bahçeden başladığı" vurgulanarak sürdürülebilir ihracat için yeni stratejiler belirlendi. ​Yıllık 400 milyon doları aşan döviz getirisiyle Türkiye’nin en önemli tarımsal ihraç ürünlerinden biri olan kuru incirde, gelecek sezonun daha verimli geçmesi adına Aydın’da geniş katılımlı bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde Aydın Valisi Dr. Osman Varol başkanlığında toplanan sektör temsilcileri, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri masaya yatırdı. ​“Kalite Bahçede Başlar, İhracata Taşınır” ​Zirvenin en önemli gündem maddesi, kuru incirde sürdürülebilir ihracatın temeli olan "kalite" oldu. Sektör temsilcileri, kalitenin yalnızca işletme girişlerinde değil, bahçe aşamasından itibaren sağlandığında gerçek değerine ulaşacağını belirtti. ​Ürünün doğru kurutulması, seçilmesi, ayıklanması ve sağlıklı koşullarda depolanması gerektiğine dikkat çekilen toplantıda, aflatoksin kontrollerinin üretici ve ilk alım noktalarında güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. ​Yusuf Gabay: “Dünya Liderliğini Korumak Ortak Sorumluluğumuz” ​Toplantıda konuşan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EİB) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, kuru incirin Türkiye için bir milli servet olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Kuru incirde liderliğimizi korumanın yolu, kaliteyi bahçeden başlatmaktan geçiyor. Erken kontrol mekanizmalarını yaygınlaştırarak hem üreticimizin emeğini koruyacağız hem de ülkemizin marka değerini yükselteceğiz. Amacımız ürünü kaybetmek değil; doğru kontrol ve doğru ayrıştırma ile bu milli serveti en yüksek katma değerle ekonomiye kazandırmaktır." ​Sektörün Öncelikli Beklentileri: UV Kontrolü ve Mevzuat Düzenlemeleri ​Başkan Yusuf Gabay, sektörün öncelikli beklentilerini şu başlıklarla özetledi: ​Ortalama esaslı analiz yöntemi: İhracatta verimliliği artıracak yöntemlerin uygulanması. ​Mobil UV lambası desteği: Ürün ayrıştırma süreçlerinde teknolojinin yaygınlaştırılması. ​Geri dönen ürünler: İhracattan dönen ürünlerin yeniden değerlendirilmesine imkân sağlanması. ​Mevzuat güncellemeleri: Uygun limitlere sahip ülkelere sevkiyatın önünün açılması. ​İncirde Tanıtım Hamlesi: Aydın’dan Kamu Spotu Desteği ​Toplantıda dikkat çeken bir diğer karar ise kuru incirin tüketiciye anlatılması konusunda alındı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, kuru incirin sağlık faydalarının geniş kitlelere ulaşması amacıyla hazırlanacak bir kamu spotuna belediye olarak tam destek vereceklerini açıkladı. ​İhracatta Başarı Grafiği Yükseliyor ​2025/26 sezonunda 50 bin tonu aşkın ihracatla 314 milyon dolar gelir elde eden Türkiye’nin en büyük pazarları ise şu şekilde şekillendi: ​Amerika Birleşik Devletleri: 52,5 milyon dolar ile zirvede. ​Fransa: 41,5 milyon dolar ile ikinci sırada. ​Almanya: 40 milyon dolar ile üçüncü sırada. ​Uzak Doğu: Yüzde 29’luk artışla 48,5 milyon dolara ulaşan ihracat hacmi. ​Aydın Valisi Dr. Osman Varol, zirve sonunda yaptığı açıklamada, alınan kararların yerel ve merkezi düzeyde hızlıca uygulanması gerektiğinin altını çizerek, bu birlikteliğin Türk tarımı için hayırlı olmasını diledi.

Anadolu’nun Ölmez Çiçekleri Kozmetik Dünyasında Haber

Anadolu’nun Ölmez Çiçekleri Kozmetik Dünyasında

Anadolu coğrafyasının tıbbi ve aromatik bitki zenginliği, uluslararası arenada dikkat çekmeye devam ediyor. Farmasötik Botanik uzmanı Doç. Dr. Ebru Özdemir Nath, "Uluslararası Balıkesir 7. Aromaterapi Festivali"nde, ölmez çiçeğin (Helichrysum) kozmesotik potansiyelini masaya yatırırken, Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi’nin (BAÇEM) sürdürülebilir üretim modelinin Fransa’daki kozmetik kongrelerinde örnek gösterildiğini açıkladı. ​Halk arasında "ölmez çiçek" olarak bilinen ve gençlik iksiri olarak tanımlanan Helichrysum bitkisi üzerine yaptığı bilimsel çalışmalarla tanınan Altınbaş Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Özdemir Nath, Balıkesir'de düzenlenen aromaterapi festivalinde önemli açıklamalarda bulundu. ​Fransa’daki Kongrelerde BAÇEM Vurgusu ​Fransa’da düzenlenen prestijli bir kozmetik kongresinde Türkiye’nin bitkisel çeşitliliğini anlatan Doç. Dr. Nath, sürdürülebilir üretim konusundaki sorulara verdiği yanıtla dikkat çekti. Nath, "Fransa’daki uzmanlara, bitkilerin hem üretildiği hem de sürdürülebilirliğinin sağlandığı BAÇEM’den bahsettim. Gelecekte BAÇEM ile iş birliği yaparak bu değerli bitkileri bilimsel yöntemlerle üretmeyi planladığımızı belirttiğimde, büyük bir ilgiyle karşılaştım," dedi. ​Türkiye Endemizmde Dünyada 3. Sırada ​Ölmez çiçeğin isminin mitolojideki güneş ve altın anlamından geldiğini belirten Doç. Dr. Nath, bitkinin kozmetik sektöründeki yerine dair şu çarpıcı verileri paylaştı: ​Global Konum: Dünyada en fazla ölmez çiçek taksonuna sahip ülkeler sıralamasında Türkiye 8. sırada yer alıyor. ​Endemik Zenginlik: Konu endemizm (dünyada sadece o bölgede yetişen türler) olduğunda ise Türkiye, 34 taksonun 17'sinin endemik olmasıyla dünyada 3. sırada bulunuyor. ​Kozmetik Değeri: Fransa başta olmak üzere dünya kozmetik endüstrisinde yoğun olarak kullanılan ölmez çiçek, hem uçucu yağları hem de zengin ekstre içerikleriyle güçlü bir anti-aging (yaşlanma karşıtı) ajan olarak kabul ediliyor. ​Anti-Aging Etkisiyle Doğal Gençlik ​Ölmez çiçeğin kozmetik dünyasındaki popülaritesinin tesadüf olmadığını vurgulayan Nath, bitkinin hücre yenileyici özelliklerine dikkat çekti. Uçucu yağ veriminin düşük ancak elde edilen ekstrelerin içerisindeki etken maddelerin oldukça kıymetli olduğunu belirten uzman isim, Türkiye'nin bu alandaki potansiyelinin doğru işlenmesiyle küresel pazarda çok daha güçlü bir konuma geleceğini ifade etti.

Avrupa'da Aşırı Sıcaklar Nedeniyle 20 Binden Fazla Kişi Hayatını Kaybetti Haber

Avrupa'da Aşırı Sıcaklar Nedeniyle 20 Binden Fazla Kişi Hayatını Kaybetti

Avrupa'yı etkisi altına alan rekor sıcaklıklar, kıta genelinde büyük bir trajediye yol açtı. İklim bilimcilerin yaptığı son modelleme çalışması, 22-28 Haziran 2026 tarihleri arasında yaşanan aşırı sıcak hava dalgası nedeniyle 20 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. ​Indiana Üniversitesi’nden iklim bilimci Dr. Christopher Callahan tarafından gerçekleştirilen analiz, aşırı sıcakların halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi. Avrupa genelinde yerel düzeylerde kabul görmüş "sıcağa bağlı ölüm modelleri" kullanılarak yapılan çalışmada, Haziran ayının son haftasında gözlemlenen sıcaklıklar, mevsim normalleriyle karşılaştırılarak ölüm artışları hesaplandı. ​Ülke Bazında Vahim Tablo ​İklim bilimci Dr. Callahan’ın modelleme sonuçlarına göre, 22-28 Haziran tarihleri arasında Avrupa ülkelerinde yaşanan "fazladan" ölüm sayıları şu şekilde kaydedildi: ​Fransa: 5.210 ölüm ​Almanya: 4.543 ölüm ​İspanya: 3.163 ölüm ​İtalya: 2.709 ölüm ​Uzmanlar, bu rakamların henüz başlangıç aşamasındaki tahminler olduğunu ve sıcaklık kaynaklı ölümlerin genellikle tam olarak kayda geçirilmediğini belirtiyor. Tahminlere göre sıcaklık kaynaklı her 10 ölümden 9’unun resmi kayıtlarda yer almadığı ifade ediliyor. ​"Fosil Yakıtların Bedelini Ödüyoruz" ​Araştırmaya dahil olmayan Leipzig Üniversitesi’nden iklim bilimci Dr. Karsten Haustein, yaşanan durumu "korkunç" olarak nitelendirerek, "2003 yılında yaşanan sıcak dalgasının sebep olduğu ölüm sayısının aşılmış olmasına şaşırmam. Ancak bu sefer ölümlerin çok daha fazlası, fosil yakıtlar yakmamızla doğrudan bağlantılı" değerlendirmesinde bulundu. ​Tyndall Center’dan Dr. Rita İssa ise yaşlılar, kronik hastalar, açık havada çalışanlar ve yalıtımı yetersiz evlerde yaşayanların en savunmasız gruplar olduğunu hatırlatarak, "Aşırı sıcaklarda halkı korumak hem halk sağlığı hem de sağlıkta eşitlik meselesidir" uyarısını yaptı. ​Sıcaklık Artışları Artık "Normal" Değil ​World Weather Attribution (WWA) tarafından yapılan daha önceki çalışmalar, Avrupa’daki sıcak hava dalgası sırasında kaydedilen gündüz ve gece sıcaklıklarının, 50 yıl önce meydana gelmesinin "neredeyse imkânsız" olduğunu ortaya koymuştu. ​Dr. Callahan, sera gazı salımları devam ettiği sürece bu tür aşırı sıcak olaylarının şiddetlenerek devam edeceğini vurguluyor. Halk sağlığını korumak için sadece emisyon azaltımının yeterli olmadığını belirten uzmanlar; klimaların yaygınlaştırılması, toplumsal destek mekanizmaları ve sağlık sistemlerinin kapasitesinin artırılması gibi "kısa vadeli uyum yatırımlarının" hayati önem taşıdığının altını çiziyor. Kaynak: İklim Masası

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.