Hava Durumu

#Gastronomi

Kırsal Haber - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın Asırlık Lezzetleri Aynı Sofrada Buluştu Haber

Bursa'nın Asırlık Lezzetleri Aynı Sofrada Buluştu

Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Aşçılar Derneği işbirliğiyle düzenlenen ‘Bir Sofrada Bursa Mutfağı’ etkinliği, kentin sahip olduğu zengin gastronomi kültürünü bir kez daha gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından projelendirilen ve 21-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenen ‘Türk Mutfağı Haftası’, Bursa’da da önemli bir programla kutlandı. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki etkinliğe, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba‘ya vekaleten Osman Şahin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve gastronomi sektörünün temsilcileri katıldı. Program, moderatörlüğünü Öğretim Görevlisi Fatih Yıldırım’ın yaptığı ‘Osmanlı Saray Mutfak Kültürü’ söyleşisiyle başladı. Öğretim Görevlisi Erdoğan Bozan ‘Osmanlı mutfağının kültürü ve bölümleri’, Şef Alparslan Bayrak ‘Osmanlı yemeklerinin otel menülerinde kullanılması’, Şef Tarık Nimet Kahriman ‘Osmanlı dönemi yemek çeşitleri’ başlıklarında bilgi paylaşımında bulundu. Daha sonra Şef Dr. Aysel Gürel yönetiminde sahne alan ‘Gastromüzik Korosu’, seslendirdikleri eserlerle büyük beğeni topladı. Ödüllü Bursa lezzetleri bilgi yarışmasında ise katılımcılar keyifli bir vakit geçirdi. Şef Şükran Kaymak ve Şef Barış Uysal tarafından Bursa mutfağına özgü geleneksel tarifler ise uygulamalı olarak tanıtıldı. Program kapsamında Bursa’nın coğrafi işaretli ürünleri de katılımcılara ikram edildi. Etkinliğin açılış töreninde konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Türk mutfak kültürünün ana merkezlerinden birinin de Bursa olduğuna söyledi. Bursa’nın mutfak kültürünü yaşatan müstesna şehirlerin başında geldiğini belirten Vali Ayyıldız, “Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış Bursa’nın mutfağı, yalnızca damaklara hitap eden bir lezzet çeşitliliği değildir. Aynı zamanda köklü bir medeniyet anlayışının da sofradaki tezahürüdür. Geleneksel tariflerimizin kayıt altına alınması ve genç kuşakların bu mirasa sahip çıkması, kültürel devamlılık açısından son derece kıymetlidir” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Şahin ise, zengin bir medeniyet coğrafyasına sahip olan Bursa’nın muazzam bir mutfak kültürünü de barındırdığını ifade etti. Düzenlenen programla bu mirası korumayı ve dünyaya hakkıyla tanıtmayı amaçladıklarını dile getiren Şahin, lezzet ve kültür yolculuğunun Bursa’ya, turizme ve esnafa hayırlı olmasını diledi. Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Bursa’nın Türk mutfak kültürünü en iyi temsil eden şehirlerden birisi olduğunu söyledi. Bursa mutfağının Osmanlı saray kültürünün inceliğini, Anadolu’nun bereketini ve Balkan coğrafyasının zenginliğini aynı sofrada buluşturduğunu belirten Yılmaz, geçmişten geleceğe uzanan bir kültür hazinesine sahip olduklarının altını çizdi. Program, Vali Erol Ayyıldız ve protokol üyelerinin konuk şeflere hediye takdimiyle sona erdi

Başkan Er: ''Malatya’nın Gastronomisini Güçlendiriyoruz'' Haber

Başkan Er: ''Malatya’nın Gastronomisini Güçlendiriyoruz''

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın yalnızca bir tarih ve kültür şehri değil aynı zamanda güçlü bir gastronomi merkezi olduğunu söyledi. Başkan Er, “Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin kültürel değerlerini koruyan, yerel üreticimizi destekleyen ve gastronomi turizmini güçlendiren her çalışmayı büyük bir hassasiyetle sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla düzenlenen etkinliklere katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde bu yıl ''Bir Sofrada Miras'' temasıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle hayat bulan Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Malatya Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi tarafından etkinlik düzenlendi. “MALATYA MUTFAĞI BİNLERCE YILLIK KÜLTÜRÜN SOFRAYA YANSIMASIDIR” Çamlıca Restoran’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Er, “Bizler biliyoruz ki bir şehrin hikâyesi yalnızca taşında, toprağında ya da tarihi eserlerinde değildir. Aynı zamanda mutfağında, sofrasında ve nesilden nesile aktarılan lezzetlerinde saklıdır. Malatya mutfağı binlerce yıllık kültürün, emeğin, paylaşmanın ve gönül birliğinin sofraya yansıyan en güzel hâlidir” ifadelerini kullandı. Malatya’nın 49 coğrafi işaretli tescilli ürünü ve tescil süreci devam eden 6 ürünüyle Türkiye’nin gastronomi alanında öne çıkan şehirlerinden biri hâline geldiğini aktaran Başkan Er, şunları kaydetti: “Son yıllarda artan tescilli ürün sayımız yalnızca mutfak kültürümüzün korunması açısından değil, aynı zamanda şehrimizin ekonomik kalkınması, turizm potansiyeli ve marka değeri açısından da son derece kıymetlidir. Kâğıt Kebabından, Kiraz Yaprağı Sarmasına, Sıkma Köftesinden, Ayranlı Çorbasına kadar her bir lezzetimiz bu toprakların hafızasını, üretim kültürünü ve zengin yaşam geleneğini taşımaktadır. Ünlü şef Ömür Akkor’un ifade ettiği gibi Malatya, tek malzemeden birçok yemek çıkarabilen çok özel bir mutfağa ve gerçekten büyük bir gastronomi hazinesine sahip bir şehirdir.” “MALATYA MUTFAĞI ARSLANTEPE’DEN GÜNÜMÜZE UZANAN BİR MİRAS” Arslantepe Höyüğü’nün gastronomideki önemine de dikkati çeken Başkan Er, “Bu yıl Türk Mutfağı Haftası’na ayrı bir anlam katan en önemli gelişmelerden biri de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Arslantepe Höyüğü’nde ortaya çıkarılan, yaklaşık 3 bin yıl öncesine ait et yemeklerinin pişirildiği fırın olmuştur. Bu önemli arkeolojik bulgu, Malatya’nın gastronomi geçmişinin yalnızca birkaç yüzyıla değil, binlerce yıllık kadim bir medeniyet birikimine dayandığını göstermektedir. Arslantepe’den günümüze uzanan bu mutfak mirası, Malatya’nın yalnızca bir tarih ve kültür şehri değil aynı zamanda güçlü bir gastronomi merkezi olduğunun da en somut göstergesidir. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin kültürel değerlerini koruyan, yerel üreticimizi destekleyen ve gastronomi turizmini güçlendiren her çalışmayı büyük bir hassasiyetle sürdürmeye devam ediyoruz. İnanıyorum ki Türk Mutfağı Haftası kapsamında gerçekleştirilecek etkinlikler Malatya’mızın zengin mutfak kültürünün daha geniş kitlelere ulaşmasına, turizm hareketliliğinin artmasına ve şehrimizin ulusal ve uluslararası alanda daha güçlü bir marka hâline gelmesine önemli katkılar sunacaktır” dedi. Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi Nikah Sarayı’nda şehrin dört bir köşesinden süzülüp gelen ilçe tanıtım stantlarında coğrafi işaretli ürünler ve Malatya yemekleri sergilendi. Düzenlenen etkinliğe katılan Başkan Er, burada yaptığı konuşmada, Türk mutfağının, köklü ve zengin bir mirasın adı olduğunu, geçmişten bugüne uzanan bu eşsiz birikimin yalnızca yemek kültürünü değil, paylaşmayı, üretmeyi, bereketi ve toplumsal birlikteliği de içinde barındırdığını ifade etti. “MALATYA KADİM MEDENİYETLERİN BULUŞMA NOKTASI” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde her yıl farklı bir tema ile gerçekleştirilen Türk Mutfağı Haftası’nın beşincisinin 21-27 Mayıs tarihleri arasında “Bir Sofrada Miras” temasıyla kutlandığını kaydeden Başkan Er, “Kadim medeniyetlerin buluşma noktası olan Malatya, sahip olduğu güçlü gastronomi mirasıyla ülkemizin öne çıkan şehirleri arasında yer almaktadır. Bugün 49 coğrafi işaretli tescilli ürünümüz ve tescil süreci devam eden 6 ürünümüzle önemli bir gastronomi zenginliğine sahibiz. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak sahip olduğumuz gastronomi değerlerini korumaya, tanıtmaya ve gelecek nesillere aktarmaya büyük önem veriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki kültürünü yaşatan şehirler, geleceğini de güçlü bir şekilde inşa ederler. Asrın felaketini yaşamış bir şehir olarak bugün bir kez daha görüyoruz ki aynı sofrada buluşmak, aynı ekmeği paylaşmak, dayanışmanın ve kardeşliğin en güçlü ifadesidir” diye konuştu. “MALATYA GÜÇLÜ BİR KÜLTÜREL MİRASA SAHİPTİR” Malatya Valisi Seddar Yavuz ise “Kadim gastronomi kültürüyle ön plana çıkan ilimizde, coğrafi işaret tescili alan Malatya Kayısısı başta olmak üzere 50 adet coğrafi işaretli ürün bulunmaktadır. İlimizin gastronomi zenginliğini yansıtan bu ürünlerimiz, şehrimize değer katmaya devam etmektedir. Türk Mutfağı Haftası’nın ilimizde düzenlenmesinde emeği geçen Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne, Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne, Bakanlığımıza ve Türk kültürü ile mutfağının tanıtımına büyük katkılar sunan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, muhterem eşleri Emine Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanımıza ve tüm Bakanlık yetkililerine teşekkürlerimi sunuyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımız ve sektör temsilcilerimizle gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda, 2026 ve 2027 yıllarını da kapsayan önümüzdeki beş yıla ilişkin bir “Turizm Şehri Malatya” vizyonu ortaya koyduk. Bu vizyonun hayata geçirilebilmesi açısından Malatya’nın tarihi, kültürü ve yemek kültürüyle birlikte hem tanıtılması hem de şehrimizin ekonomisine katkı sunması bakımından bugünü ve haftayı son derece önemsiyoruz. Malatya gerçekten çok köklü bir tarihe sahiptir. Yaklaşık 5 bin 200 yıllık geçmişiyle, Arslantepe Höyüğü başta olmak üzere Selçuklu’dan Osmanlı’ya farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan güçlü bir kültürel mirasa sahiptir. Aynı zamanda zengin gastronomi kültürüyle Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Bu nedenle değerlerimizi tanıtmak, yaşatmak ve bunları ekonomik bir değere dönüştürmek hepimizin ortak hedefi olmalıdır” ifadelerini kullandı. Vali Yavuz ve Başkan Er daha sonra medeniyetin, emeğin ve sabrın harmanlandığı Malatya’nın dört bir köşesinde hazırlanan lezzet ve yöresel ürünlerin yer aldığı ilçe stantlarını gezdi. Etkinlik, konser dinletisiyle sona erdi.

Lezzet Trabzon'a Uluslararası Ödül Haber

Lezzet Trabzon'a Uluslararası Ödül

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yöresel lezzetleri uluslararası platformda tanıtmak amacıyla hazırlanan ‘Lezzet Trabzon’ adlı yemek kitabı, gastronomi dünyasının en prestijli ödül yarışmalarından biri olan Gourmand Awards’ın Türkiye kazananı seçildi. Trabzon mutfağının zenginliğini ve yöresel lezzetlerini uluslararası platformda tanıtmayı amaçlayan “Lezzet Trabzon” önemli bir başarıya imza attı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Turizm Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan ‘Lezzet Trabzon’ adlı yemek kitabı, gastronomi dünyasının en prestijli ödül yarışmalarından biri olarak kabul edilen Gourmand Awards’ın 32. döneminde ‘Food Tourism-Books’ kategorisinde Türkiye’nin kazananı seçildi. Elde edilen bu başarıyla birlikte ‘Lezzet Trabzon’, uluslararası değerlendirme sürecinin bir sonraki aşamasına yükselerek 20 Ekim 2026 tarihinde açıklanacak dünya kısa listesi değerlendirmesine katılma hakkı kazandı. ÖNEMLİ KATKI SUNDU D06 Food Tourism-Books kategorisinde Türkiye’den ‘Lezzet Trabzon’ adlı kitabın yanı sıra ödül kazanan diğer ülkeler ve eserler de belli oldu. Buna göre Ekvador’dan ‘Catalogo de Experiencias Gastronomicas de Galapagos’, İzlanda’dan ‘25 Best Chefs Iceland’, Madagaskar’dan ‘A Taste of Madagascar: Culinary Riches of the Red Island’, Meksika’dan “Guia Mexico Gastronomico 2026’ ve Seyşeller’den ‘Sun, Sea and Spice’ adlı eserler kendi ülkelerinin kazananları arasında yer aldı. ‘Lezzet Trabzon’, aldığı bu ödülle hem Trabzon’un gastronomi turizmine hem de Türkiye’nin kültürel tanıtımına önemli katkı sundu. GÜÇLÜ BİR MİRAS Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, ‘Lezzet Trabzon’ adlı yemek kitabının uluslararası alanda elde ettiği başarının büyük bir gurur kaynağı olduğu belirtilerek, “Şehrimizin asırlardır yaşatılan yöresel lezzetlerini kayıt altına almak, gelecek nesillere aktarmak ve uluslararası platformlarda tanıtmak amacıyla hazırladığımız ‘Lezzet Trabzon’ adlı eserimizin böylesine prestijli bir organizasyonda Türkiye’yi temsil edecek olması bizleri son derece mutlu etmiştir. Gastronomi turizminin şehirlerin tanıtımında her geçen gün daha büyük önem taşıyor. Trabzon’umuzun mutfak kültürü, tarihi, coğrafyası ve yaşam kültürüyle bütünleşmiş çok güçlü bir mirastır. Bu mirası hem korumak hem de dünyaya tanıtmak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Elde edilen bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz" denildi.

15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali Yüz Binlerce Kişiyi Ağırladı Haber

15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali Yüz Binlerce Kişiyi Ağırladı

Alaçatı Ot Festivali, bir hafta boyunca yarışmalar, söyleşiler, gastronomi buluşmaları ve renkli etkinliklerle Çeşme’de baharın coşkusunu yaşattı. “Köklerden Dünyaya” temasıyla bu yıl ilk kez uluslararası kimliğiyle düzenlenen 15. Alaçatı Ot Festivali, yoğun katılım ve dopdolu programıyla sona erdi. Türkiye’nin dört bir yanından ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen konukları Alaçatı’nın eşsiz atmosferinde buluşturan festival, kültür, gastronomi ve doğayı bir araya getirdi. Alaçatı sokakları festivalle canlandı Festival süresince Alaçatı sokakları sabahın erken saatlerinden itibaren hareketlenirken, kurulan stantlarda yerel üreticiler bölgenin kendine özgü otlarını, enginarını, Çeşme limonunu ve doğal ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Yerel üretimin ve sürdürülebilir tarımın ön plana çıktığı festival, bu yönüyle de büyük ilgi gördü. Şefler Meydanı uluslararası buluşmaya sahne oldu Alaçatı Pazaryeri Camii arkasında kurulan “Şefler Meydanı”nda gerçekleştirilen uluslararası yemek yarışmaları, farklı ülkelerden şefler ile genç gastronomi öğrencilerini bir araya getirdi. Gün boyu süren yarışmalar ve atölyeler, bilgi paylaşımının yanı sıra kültürel etkileşime de katkı sundu. Mehmet Yalçınkaya’dan gastronomiye güçlü vurgu Festivalin öne çıkan isimlerinden Mehmet Yalçınkaya, “Sofranın Diplomasisi Gücü” başlıklı söyleşisiyle gastronominin kültürler arası etkileşimdeki rolüne dikkat çekti. Ege mutfağının özünde doğaya saygının yattığını vurgulayan Yalçınkaya, Alaçatı’nın yerel otlarının mutfağın en yalın ama en karakterli halini yansıttığını ifade etti. Festival boyunca gerçekleştirdiği paylaşımlar ve tariflerle ziyaretçilerden büyük ilgi gören Yalçınkaya, Alaçatı’nın gastronomi sahnesine uluslararası ölçekte katkı sundu. Söyleşiler, etkinlikler ve buluşmalar büyük ilgi gördü Festival kapsamında düzenlenen söyleşilerde edebiyat, gastronomi ve sürdürülebilirlik gibi farklı alanlar bir araya gelirken; yazar buluşmaları, çocuk etkinlikleri ve spor aktiviteleri her yaştan ziyaretçiye hitap etti. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen programlar yoğun ilgi görürken, Alaçatı Deneyim Noktası’nda düzenlenen özel söyleşiler de festivalin dikkat çeken durakları arasında yer aldı. Final günü de yoğun katılımla gerçekleşti Festivalin son günü de yine yoğun bir katılımla gerçekleşti. Söyleşiler, yazar buluşmaları, çocuk etkinlikleri ve spor aktiviteleri gün boyu devam ederken, uluslararası şeflerin sahne aldığı programlar ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Dört gün boyunca yüz binlerce kişinin katılımıyla Alaçatı sokakları dolup taşarken, festival kentin kültürel ve gastronomik kimliğini güçlü şekilde yansıttı. Başkan Denizli: “Uluslararası kimliğiyle gurur duyuyoruz” Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, festivalin uluslararası boyutuna dikkat çekerek, “Bu yıl 15’incisini gerçekleştirdiğimiz Alaçatı Ot Festivali’ni uluslararası kimliğiyle düzenlemenin gururunu yaşıyoruz. Farklı ülkelerden şeflerimiz, Ege mutfağının eşsiz otlarıyla özgün tarifler hazırladı. Hem gençlerimize hem de yetişkinlerimize gastronomi alanında önemli deneyimler sunduk” dedi. Çeşme’nin marka etkinliği bir kez daha gücünü gösterdi Alaçatı Ot Festivali, kültür, gastronomi ve sosyal yaşamı buluşturan güçlü içeriğiyle bir kez daha Çeşme’nin en önemli marka etkinliklerinden biri olduğunu ortaya koyarken, geride unutulmaz anılar ve yüksek bir katılım bırakarak coşkuyla tamamlandı.

Ayvalık GastroFest Kapılarını İkinci Kez Açıyor Haber

Ayvalık GastroFest Kapılarını İkinci Kez Açıyor

Kuzey Ege’nin gözde turizm merkezlerinden Ayvalık, 15-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında ikinci kez düzenlenecek Uluslararası Ayvalık GastroFest’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Üç gün boyunca sürecek festivalde, Türkiye’nin dört bir yanından gastronomi profesyonelleri, akademisyenler, şefler, üreticiler ve sector temsilcileri bir araya gelecek. Dünyaca ünlü şef Hazer Armani, Sinem Özler, Özge Şahin, Gastronomi yazarı Ahmet Güzelyağdöken’in yanı sıra; tanınmış şefler; Efe Anıl Çetin, Prof.dr. Mehmet Oğuzhan İlban, Yaren Çarpar, Atakan Özen, Yener Özden, Ethem Can Sassin, Savaş İrlan, Murat Yıldız, Aylin Yazıcıoğlu, Cüneyt Asan üç gün boyunca hünerlerini sergileyecek. Tv Programcı, sunucu Elif Korkmazel, gastrofest’in sunumunu üstlenecek. Festivalin ana merkezi olan Kırlangıç Yaşam Merkezi, bu yıl da gastronomi dünyasının önemli isimlerini ağırlayacak. Festival kapsamında geleneksel meze kültürü, zeytinyağı üretimi, gastronomi turizmi, yerel mutfak değerleri ve sürdürülebilir lezzet anlayışı çeşitli panel, söyleşi ve etkinliklerle ele alınacak. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, festivalin yalnızca bir gastronomi etkinliği olmadığını, aynı zamanda kültürel paylaşım ve dayanışmanın da önemli bir buluşması olduğunu söyledi. Başkan Ergin, “Ayvalık’ın köklü geçmişinden süzülerek gelen mutfak kültürünü geleceğe taşıyan 2. Uluslararası Ayvalık GastroFest’te birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ayvalık’ın sofraları her zaman açıktır. Çünkü bu kent paylaşmayı bilir. Dayanışmayı bilir. Birlikte üretmenin ve birlikte büyümenin değerini bilir. Diliyorum ki Ayvalık GastroFest de tam olarak bu ruhu yansıtsın. Gelin; bu güzel atmosferde yalnızca lezzetleri değil, dostluğu, kültürel zenginliğimizi ve ortak değerlerimizi de paylaşalım” dedi. Gastronomi ve müzik bir arada Festivalin ilk gününde ziyaretçiler, Ayvalık’ın gastronomi rotalarını keşfetme fırsatı bulacak. Yerel üreticiler, zeytinyağı markaları, meze ustaları ve yöresel lezzet üreticileri stantlarda ziyaretçilerle buluşacak. Festival coşkusu akşam saatlerinde konserlerle devam edecek. 15 Mayıs Cuma günü saat 21.00’de Kurtalan Ekspres sahne alacak. Festivalin kapanış konserinde ise 17 Mayıs Cumartesi günü saat 21.00’de Ümit Sayın dinleyicilerle buluşacak. Çim Alanda gerçekleştirilecek konserlerin ücretsiz olacak. Zeytinyağı ve gastronomi turizmi masaya yatırılacak Festival kapsamında düzenlenecek konferans ve panellerde gastronomi sektörünün güncel başlıkları ele alınacak. Özellikle Ayvalık’ın simgesi haline gelen zeytinyağının geleceği, gastronomi odaklı turizmin bölge ekonomisine etkileri ve konaklama kültürü ile mutfak arasındaki ilişki uzman isimler tarafından değerlendirilecek. Programlarda otel yöneticileri, gastronomi yazarları, şefler, akademisyenler ve üreticiler konuşmacı olarak yer alacak. Böylece festival yalnızca ziyaretçilere hitap eden bir etkinlik olmanın ötesine geçerek sektör profesyonellerinin buluşma noktası haline gelecek. Meze kültürü akademik perspektifle değerlendirilecek Festivalin son gününde ise Ayvalık’tan Anadolu’ya uzanan meze kültürü akademik bakış açısıyla ele alınacak. Üniversitelerden akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilecek oturumlarda, çağdaş Türk mutfağının yerel ürünlerle yeniden nasıl şekillendiği tartışılacak. Ayvalık GastroFest’in, bölgenin gastronomi turizmine önemli katkı sağlaması ve Ayvalık’ın zengin mutfak kültürünü ulusal ve uluslararası ölçekte daha görünür hale getirmesi hedefleniyor.

Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik Mersin’de Masaya Yatırıldı Haber

Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik Mersin’de Masaya Yatırıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Avrupa Birliği Bilgi Merkezi ve Slow Food iş birliğinde ‘Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik: Topraktan Sofraya Lezzetin Hafızası’ başlıklı etkinlik düzenledi. Etkinlikte; gastronominin kültürel mirası, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ile ilişkisi birçok farklı bakış açısıyla ele alındı. Türkiye’nin değişik bölgelerinden yerel üreticileri, şefleri, akademisyenleri ve gastronomi öğrencilerini Mersin’de buluşturan program, 5 oturum halinde gerçekleştirildi. Etkinlikte; topraktan sofraya uzanan üretim zinciri, yerel ürünlerin korunması, agroekolojik yaklaşımlar ve gastronominin kültürel kimlikle bağı, detaylı biçimde değerlendirildi. Etkinliğin ilk oturumunda ‘Gastronomi, Kültür ve Kimlik İlişkisi’, ikinci oturumda ‘Kültürel Diyalog ve Kültürel Miras Aracı Olarak Gastronomi’ başlıkları ele alındı. Programın diğer bölümlerinde ise ‘Topraktan Sofraya Gastronomi Kimliğinin Sürdürülebilirliği’, ‘Yerel ve Sürdürülebilir Üretimin Haritalanması: Organik ve Agroekolojik Çiftlikler’ ile ‘Türkiye Slow Food Liderleri Deneyim Paylaşımı’ başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Şahutoğlu: “Mersin, geniş mutfağıyla Akdeniz’in gastronomi hafızasıdır” Programa katılan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, Mersin’in gastronomi konusunda çok zengin bir kent olduğunu vurguladı. Toroslar’dan Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada her ürünün, her tarifin ve her sofranın bir hikaye taşıdığını ifade eden Şahutoğlu, “Bu hikayeler nesilden nesile aktarıldıkça bir anlam kazanıyor. Bizler bu coğrafyadaki her bir hikayenin, aslında gastronomiyle bağlantısı olduğunu düşünüyoruz. Gastronomi sadece bir yemek değil; bir kültür ve birlikteliktir. Mersin bereketli toprağı, iklimi, coğrafyası, güçlü tarımı, aynı zamanda çok geniş mutfağıyla, aslında Akdeniz'in bir gastronomi hafızası” dedi. “Gastronomi kültürel bir mirastır ve aktarıldıkça varlığını sürdürür” Dünyada gıda sistemlerinin; yaşanan iklim değişikliği, gıda israfı ve sürdürülebilir tarımın zorlukları dolayısıyla büyük sorunlar yaşadığını kaydeden Şahutoğlu, gastronominin bir dayanışma olduğunu ve bu bilinçle çalışmalar sürdürdüklerini belirtti. Şahutoğlu, “Bizler, gıda sistemlerinin yaşamış olduğu bu sorunları da ele alarak, sağlıklı gıdanın üretimini destekleyecek ve üretilen bu sağlıklı gıdaların nesilden nesile aktarılmasını sağlayacak gıda sistemi oluşturuyoruz” diye konuştu. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yerelde üretimi destekleyen, önceleyen, kooperatifleri güçlendiren, kadın emeğini görünür kılan önemli çalışmalara da imza attıklarını sözlerine ekleyen Şahutoğlu, “Bizler aynı zamanda gastronominin kültürel bir miras olduğunu ve bunun aktarıldıkça var olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü sürdürülebilir gastronominin temelinin, sürdürülebilir tarımdan geçtiğini düşünüyor ve sürdürülebilir tarımın da yerelden desteklenebileceğini biliyoruz” ifadelerine yer verdi. Çakır: “Mersin’in önemli ürünlerini lezzete çevirmemiz lazım” MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır da Mersin’de üreticiden tüketiciye kadar herkesin birlik ve beraberlik içerisinde hareket edip, üretilen ürüne katma değer kazandırdığını söyleyerek, “Mersin’de çok önemli değerlerimiz var. Bu değerleri lezzete çevirmemiz lazım” dedi. Slow Food ekibinin çalışmalarının bu açıdan çok kıymetli olduğunu söyleyen Çakır, “Çünkü sürdürülebilirliği destekliyorlar. Slow Food-Yeryüzü pazarları da üreticimizi, tohumlarımızı ve ürünlerimizi koruyan önemli platformlar” diye konuştu. Lokmanoğlu: “Slow Food, hız odaklı tüketim anlayışına karşı doğmuş bir harekettir” Etkinliğin açılışında konuşan Türkiye Slow Food Koordinatörü Yasmina Lokmanoğlu ise Slow Food’un, modern dünyanın hız odaklı tüketim anlayışına karşı doğmuş önemli bir kültürel hareket olduğunu vurguladı. Slow Food’un, gıda ile nasıl bir gelecek kurulmak istendiğiyle alakalı olduğunu kaydeden Lokmanoğlu, “Bizler yiyeceği sadece tüketmeyen; aynı zamanda onu anlayan, sorgulayan ve sahip çıkan bir topluluğuz. Toprağı, üreticiyi ve geleceğimizi koruyabiliyoruz. İyi, temiz ve adil bir dünya ancak birlikte mümkün” ifadelerini kullandı. Programda ayrıca Slow Food Asya ve Pasifik Bölgesi Koordinatörü Elena Aniere, Avrupa’da sürdürülebilir gastronomi konulu sunumunda, Avrupa Birliği’nin ‘Çiftlikten Sofraya’ stratejisi kapsamında yürütülen iyi uygulama örneklerini paylaştı.

Antalya’da Lezzet Şöleni: 5. Uluslararası Foodfest Antalya Final Yaptı Haber

Antalya’da Lezzet Şöleni: 5. Uluslararası Foodfest Antalya Final Yaptı

Gastronomi dünyasının kalbi üç gün boyunca Karaalioğlu Parkı’nda attı. Bu yıl 5. kez kapılarını açan Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, final gününde de binlerce ziyaretçiyi ağırladı. Workshoplardan panellere, ünlü şeflerin mutfak şovlarından üniversiteler arası yarışmalara kadar pek çok etkinlik katılımcılardan tam not aldı. ​Ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya’ya Yoğun İlgi ​Festivalin en çok beklenen isimlerinden biri olan MasterChef jürisi Mehmet Yalçınkaya, "Şeflikte Ustalık Yolculuğu" başlıklı söyleşisiyle hayranlarıyla buluştu. Genç aşçı adaylarına kariyer tavsiyelerinde bulunan Yalçınkaya, festival alanında adeta izdihama neden oldu. ​Antalya Mutfağı Modern Dokunuşlarla Tanıtıldı ​Etkinlik sahnesinde yerel lezzetler dünyaca ünlü şeflerin ellerinde yeniden yorumlandı: ​Hazer Amani ve Rafet İnce, Antalya mutfağına modern dokunuşlar kattığı sunumlarıyla alkış topladı. ​Dilara Koçak, sağlıklı beslenme ve yerel ürünlerin önemine değindi. ​Mehmet Ali Börtücene, geleneksel Antalya piyazını yenilikçi tekniklerle hazırladı. ​Eyüp Kemal Sevinç, Antalya otlarının gastronomideki değerini özel tariflerle anlattı. ​Anneler Günü’ne Özel 15 Bin Çiçek ​Festivalin final gününün Anneler Günü’ne denk gelmesi nedeniyle Antalya Büyükşehir Belediyesi, anlamlı bir jest yaptı. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından kurulan stantta vatandaşlara 15 bin adet petunya, begonya ve yıldız çiçeği hediye edildi. ​Geleceğin Şefleri Yarıştı: Şampiyon Antalya Belek Üniversitesi ​Festival kapsamında düzenlenen üniversiteler arası yemek yarışmasında heyecan doruktaydı. Akdeniz, Alanya ve Antalya Bilim üniversitelerini geride bırakan Antalya Belek Üniversitesi, jüriden en yüksek puanı alarak yarışmanın birincisi oldu. ​Siyaset ve İş Dünyası Foodfest’te Buluştu ​Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’in ev sahipliğinde gerçekleşen final gününe; CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ve Milletvekili Mustafa Erdem de katılarak sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

Nilüfer’de Sennur Sezer’in İzinde Gastronomi Yolculuğu Haber

Nilüfer’de Sennur Sezer’in İzinde Gastronomi Yolculuğu

Nilüfer Belediyesi’nin “2026 Yılın Yazarı Sennur Sezer” etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Gastronomi Atölyesi: İkram Tasarruf ve Dayanışma” başlıklı söyleşide, Sezer’in mutfak kültürü üzerindeki izleri ve İstanbul’un çok kültürlü sofra mirası konuşuldu. Nilüfer Belediyesi, 2026 yılını adadığı yazar, şair Sennur Sezer’i düzenlediği etkinliklerle anmaya devam ediyor. Bu kapsamda Pancar Deposu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, sosyolog Berken Döner, Sennur Sezer ve gastronomi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Ardından katılımcılar, şef Seyfettin Yavuz eşliğinde geleneksel bir yemek olan Anuşabur hazırladılar. Söyleşide Sennur Sezer’i yakından tanıma fırsatı bulduğunu anlatan Berken Döner, yazarın mutfağa olan yaklaşımını anlattı. Sezer’in çok pratik ve iyi bir aşçı olduğunu ifade eden Döner, “Yemeğini de yedim. Hem yemeğin pişirilmesine hem de yemeğe sosyolojik anlamda kafa yormuş birisiydi” dedi. Döner, ‘İstanbul’un Eski İkramları’ kitabının, hem yemeği anlatıp hem de aile mirası reçetelerden faydalanarak yazılan kitaplarının öncüsü ve ilk örneği olduğunu söyledi. Sennur Sezer’in Rum, Ermeni ve Yahudi mutfakları üzerine detaylı inceleme yaptığını dile getiren Döner, sofra geleneklerini anlattı. ANUŞABUR HAZIRLADILAR Söyleşinin ardından mutfak atölyesine geçilerek, Seyfettin Yavuz şefliğinde katılımcılarla birlikte geleneksel bir Ermeni lezzeti olan Anuşabur yapıldı. Hazırlanan tatlının anlamını ve hikayesini anlatan Döner, “Anuş tatlı demek. Yani tatlı bir yemek oluyor. Aşure diyebiliriz. Nohut ve fasulye konulmuyor. Halk diliyle söylersek Ermeni aşuresi aslında. Bayram sofralarında muhakkak ikram edilir” dedi. Etkinlik sonunda, hazırlanan Anuşaburlar katılımcılara ikram edilirken, Seyfettin Döner’e günün anısına hediye verildi.

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım Haber

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım

İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen “İzmir Bağ Yolu”, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen program ile tanıtıldı. Proje, İzmir’in köklü bağcılık kültürünü korumayı, görünür kılmayı ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla geleceğe taşımayı hedefliyor. İzmir Bağ Yolu’nda 17 işletme, 1 onursal üye, 4 tane aday üye yer alıyor. İzmir Bağ Yolu’nun temeli, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları arasında yer alan Iter Vitis üyeliği ile atıldı. Bu üyelik sayesinde İzmir, bağcılık mirasını uluslararası ölçekte temsil eden kentler arasındaki yerini aldı. İzmir .Bağ Yolu Lansmanı’na, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı, Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez, Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı Murat Gilgil, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, SKAL İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, İzmir Ticaret Odası Meclisi Konaklama Komitesi Başkanı Ahmet Kilimci, TÜRSAB Ege BTK Yönetim Kurulu üyeleri, firma ve sektör temsilcileri katıldı. “Bu hikayenin kendisi de biziz” Programın açılışında konuşan Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, İzmir’in gastronomi ve bağ turizmi potansiyeline dikkat çekti. Güçer, “Üzümün ve şarabın gen kaynağı olan bu coğrafyanın yeniden güçlü bir kültür rotasıyla temsil edilmesi büyük bir anlam taşıyor. Yaklaşık 15 yıl boyunca bu ölçekte bir yapılanma yoktu, ancak kararlı bir çalışmayla kısa sürede Avrupa ölçeğinde en hızlı büyüyen ağlardan biri haline geldik. Bu rota, kültürel mirasımızı yalnızca anlatmakla kalmıyor; onu bir deneyime ve ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İzmir ise bu hikayenin en güçlü duraklarından biri. Bu potansiyelin, ekonomik hayatın içinde yer alması gerekiyor. Çünkü bir rotanın anlam kazanabilmesi için hikayeleştirilmesi şart. Bu hikayeyi anlatanlar biziz; aslında bu hikayenin kendisi de biziz. Bu nedenle bu değeri birlikte üretmek, birlikte anlatmak ve kalıcı bir ekonomik karşılığa dönüştürmek zorundayız” dedi. Pozitif birlikteliğe dikkat çekti Iter Vitis Başkanı Emanuela Panke, gönderdiği video mesajında; İzmir’de aktif ve dinamik bir bağcılık topluluğunu olduğunu ifade ederek, pozitif ve motive olmuş birlikteliğin birçok destinasyonda olmadığını sözlerine ekledi. İzmir Bağ Yolu’nun da bu pozitif birlikteliğin bir kanıtı olarak başarılı olacağını belirten Panke, İzmir’in doğal güzelleri ve kaliteli turizm ürünleriyle daha iyi yerlere geleceğine inandığını ifade etti. “Bölgesel refahı destekliyor” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ise “Oluşturduğumuz İzmir Bağ Rotası; yerel üreticilerimizi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden, kültürel mirasımızı koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bütüncül bir model olarak öne çıkmakta. Bu rota sayesinde yalnızca şarap üretimi değil; gastronomi, kültür, turizm ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kurulmakta” dedi. Konuşmasında İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası platformlarda buluşacağını ifade eden Prof. Dr. Okyay, bağ evleri ve şaraphanelerden kültürel miras alanlarına, gastronomi duraklarından konaklama tesislerine kadar uzanan geniş bir ekosistem oluştuğunu, bu yapının, yalnızca turizmi değil, aynı zamanda yerel kalkınmayı ve bölgesel refahı da desteklediğini dile getirdi. Ortak hareket çağrısı yaptı Kültürel mirasın korunması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Okyay, “Bu çalışmaların uluslararası ölçekte nasıl karşılık bulduğunu gördükçe, kendimizi nasıl anlattığımızın ne kadar belirleyici olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu süreç sizlerin katkılarıyla mümkün oluyor. Hepinize İzmir adına çok teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak süreci kolaylaştırmak için buradayız. Turizm Şube Müdürlüğümüz bu işe gönül verdi. Birçok farklı ağda, farklı destinasyonlarla birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak bu işin en önemli noktası. Burası Homeros’un memleketi, öyküler elbette bizim olacak. Bu öyküyü çok daha geliştireceğimizi biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz buradayız, birlikte yol almaya devam edelim. İlçe belediye başkanlarımız burada, sizler buradasınız. Bu birliktelikten çok daha güzel çalışmalar çıkacak” diyerek İzmir’in potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi için ortak hareket çağrısı yaptı. Ortak marka çatısı Turizm Şube Müdürlüğü Birim Şefi Sinem Soygül tarafından İzmir Bağ Yolu tanıtım sunumu gerçekleştirildi. Sunumda rotanın hedefleri, üyelik kriterleri ve gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında; İzmir Bağ Yolu’nda yer alan ilçelerin belediye başkanları ve başkan yardımcıları, kendi bölgelerinde yer alan işletmelere üyelik sertifikalarını sundu. Ayrıca, Efes Tarlası Yaşam Köyü’ne Iter Vitis Onursal Üyelik Sertifikası Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e takdim edildi. Urla Bağ Yolu Derneği’nin de Iter Vitis üyelik sertifikasını, Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ile birlikte aldı. İzmir Bağ Yolu ile birlikte üreticiler, yerel yönetimler ve turizm paydaşları ortak bir marka çatısı altında buluşacak; hazırlanacak tur paketleri, eğitim programları ve uluslararası iş birlikleri ile İzmir’in bağcılık mirası dünya sahnesine taşınacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.