Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

Kırsal Haber - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trabzon Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı Kapılarını Ziyaretçilere Açtı Haber

Trabzon Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı Kapılarını Ziyaretçilere Açtı

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile Trabzon İli Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğiyle düzenlenen Trabzon Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı yoğun bir katılımla açıldı. ​Sektör temsilcileri, akademisyenler ve arı yetiştiricilerini bir araya getiren fuarın açılış törenine; Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ali Demir, Başkan Yardımcısı Kazım Doğan, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri, ev sahibi Trabzon İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy ile Türkiye'nin dört bir yanından il birlik başkanları katıldı. ​Açılış programında ayrıca Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanvekili Ahmet Yüksel Gülay, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Ortahisar Belediye Başkan Yardımcısı Celal Akaç, ARMASAD Başkanı Serkan Bölükoğlu, akademisyenler ve çok sayıda üretici yer aldı. ​Ali Demir: "Arıcılık Stratejik Bir Sektördür" ​Fuarın açılışında konuşan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ali Demir, arıcılığın sadece bal üretiminden ibaret olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: ​"Arıcılık; tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği, biyolojik çeşitlilik ve ekolojik dengenin korunması açısından stratejik bir sektördür. Türkiye, sahip olduğu kovan varlığı ve zengin florasıyla dünya arıcılığında önemli bir konuma sahip. Bu tür organizasyonlar, üreticilerimizin yeni teknolojilerle tanışması ve sektörün ortak sorunlarına çözüm aranması açısından büyük önem taşıyor." ​Yusuf Aksoy: "Trabzon’u Sektörün Buluşma Noktası Yapmayı Hedefliyoruz" ​Ev sahibi Trabzon İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy ise Karadeniz’in zengin bitki örtüsüne dikkat çekerek organizasyonun amacını şu sözlerle özetledi: ​"Amacımız, arıcılarımızı sektörün yenilikleriyle buluşturmak, yöresel arı ürünlerimizin tanıtımına katkı sağlamak ve üreticilerimiz arasında güçlü bir dayanışma oluşturmaktır. Trabzon’u arıcılık sektörünün önemli buluşma noktalarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz." ​Fuar Etkinlikleri ve Ziyaret Tarihleri ​Bal üreticileri, arıcılık işletmeleri, kooperatifler ve girişimcileri buluşturan fuarda; modern arıcılık ekipmanları ve yöresel arı ürünlerinin tanıtımının yanı sıra sektörel paneller, eğitim seminerleri, akademik etkinlikler ve bal tadım programları düzenleniyor. ​Trabzon Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı, 1 Kasım 2026 Pazar gününe kadar Radisson Blu Hotel Trabzon’da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.

Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi Paneli Haber

Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi Paneli

Sıfır Atık'tan Cop31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi Paneli COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi" panelinde konuştu. Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli başlığını ve 6 uygulama hedefini sıraladı, “İlk önceliğimiz Sıfır Atık. COP Alanının her noktasında deneyimleyeceğimiz Sıfır Atık müzakerelerde de ana başlıklardan biri olacak. 2035’e kadar küresel belediye atık üretiminde beklenen artışı en az yarı yarıya azaltmayı hedef koyduk. Aynı tarihe kadar döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarma hedefini ortaya koyduk ve bu kapsamda da ortaklıkları teşvik ediyoruz” dedi. Türkiye’nin ‘uygulamaya geçme’ kararlılığı ile bu organizasyona ev sahipliği yapacağının altını çizen COP31 Başkanı Kurum, “COP31 Başkanlığımızın tamamında Sayın Cumhurbaşkanımızın en çetin krizlerde dahi diyalogdan vazgeçmeyen, uzlaşı için sorumluluk alan anlayışını benimseyeceğiz. Bu anlayışla Türkiye olarak bir kez daha kıtalararası köprü kuracağız. Dünyanın en önemli toplantılarından biriyle 85 lideri, 300'e yakın bakanı, 1,5 milyon ziyaretçiyi ağırlayacağımız bir toplantıdan bahsediyoruz. Tüm misafirlerimizle birlikte iklim krizini diplomasiyle, sanatsal gösterilerle, kültürel etkinliklerle ve gençlerimizin güçlü bir şekilde katılımıyla anlatıyor olacağız” dedi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi" paneline katıldı. İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın ev sahipliğinde düzenlenen programda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu Gürsoy, AK Parti Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Emel Gözükara Durmaz, Abdulkadir Özel, TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Zahid Sobacı, diğer kurumların genel müdürleri, üniversite rektörleri, kurul üyeleri ve İletişim Başkanlığı yöneticileri de yer aldı. “SIFIR ATIK ÇAĞRISINDA DOĞA İLE İNSAN RAKİP DEĞİL, YOL ARKADAŞIDIR” Sıfır Atık Hareketi’nin Türkiye ve dünya için önemine dikkat çeken COP31 Başkanı, “Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlattığımız Sıfır Atık Hareketi insanlığın sıfır noktasından tüm insanlığa yepyeni bir çağrı yaptı. Tabii bu çağrıda şunu hep söylüyoruz: doğa ile insan rakip değil, yol arkadaşıdır. Ve bu çağrıyı yapan Anadolu insanı, yere düştüğünde ekmeği öpüp alnına koyan, akan sudan bile israf etmeyen ve sınırsız tüketim anlayışını hor gören bir kültürden gelmektedir. İşte tam bu nedenle Sıfır Atık ülkemizde büyük bir seferberliğe dönüştü. Bu anlamda bireyden topluma, toplumun tüm kesimlerine kadar dalga dalga yayıldı. Çocuklarımız öğrendiklerini evlerine taşıdılar, ailelerimiz alışkanlıklarını değiştirdi” dedi. Kamu kurumlarının bu alanda yürüttükleri projelerle örnek teşkil ettiğinin altını çizen COP31 Başkanı Kurum, Türkiye’nin bu hareketle, kaynaklarını korurken enerjiden ve sudan tasarruf sağladığını sera gazı salımını azalttığını anlattı. Kurum, bu sayede Türkiye’nin 2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranını 2025’te yüzde 37’ye ulaştırdığını, 90 milyon ton atığın geri kazandırıldığını ekonomiye yaklaşık 365 milyar liralık katkı sağlandığını belirtti. DOA 500 MİLYON AMBALAJI GEÇTİ Sıfır Atık Hareketi’nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Uygulaması ile yeni bir aşamaya taşındığını belirten Bakan Kurum, “Atıklarımızı topluyor, dönüştürüyoruz ve ekonomiye yeniden kazandırıyoruz. Ambalajlar bu anlamda geri dönüşüme tabii tutuluyor ve bu çerçevede projeye başladığımız günden itibaren 520 milyon ambalajı ekonomimize yeniden kazandırdık. Bu yönüyle Sıfır Atık Hareketi sadece yerel bir tecrübenin küresel bir başarısının adı değil. Bu anlamda küresel ölçekte yürüttüğümüz iklim diplomasisinin ortak çalışma dilidir. Ben bu vesileyle bir kez daha Sıfır Atık Hareketi’nin dünyaya yayılması için büyük emek gösteren Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'ye şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. “İNSANLIK VE DOĞA, BİR UÇURUMUN KENARINA DOĞRU HIZLA İLERLİYOR” Türkiye’nin COP31’e siyasi istikrarsızlığın derinleştiği, çatışmaların arttığı, en temel insani sorunların tüm coğrafyaları etkilediği bir dönemde hazırlandığına dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, şöyle devam etti: Dünya bugün büyük bir sarsıntının içinde. Savaşlar milyonlarca insanı yurdundan ediyor ve ekonomik krizler, çatışma kaynaklı belirsizlikler dengeleri değiştiriyor. Öyle bir noktaya geldi ki devletler, vatandaşlarına ‘evlerinizde gıda stoku’ yapın diyor. İnsanlık bu anlamda belirsizliğin kuşattığı daracık bir çemberin içine sıkışmış durumda. Ama şunu açıkça söyleyeyim, bu anlamda gerçekten bugün manşetleri dolduran bu siyasi ve ekonomik fırtınalar gelip geçecek. Geçmeyecek olan, geri getiremeyeceğimiz olan başka bir şey var: insanlık ve doğa bir uçurumun kenarına doğru maalesef hızla ilerliyor. Asıl tehlike, iklim krizinin bu gezegeni nefes alınamaz, yaşanamaz bir yere çevirmesidir. ANTALYA’DAKİ HORTUM FELAKETİ Antalya’da 4 vatandaşın hayatını kaybettiği hortum felaketine dikkat çeken Bakan Kurum, “İşte daha dün gece takip etmişsinizdir, Antalya'da şiddetli bir hortum. Ve bu hortum birçok ilçemizi adeta yıkıp geçti. Maalesef 4 vatandaşımızı kaybettik. Ben hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına tüm Antalya'mıza sabırlar diliyorum. Biz Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle iklim krizinin yıkıcı etkilerine maruz kalan bir ülkeyiz. Ve bu bilinçle yaşamayı öğrenmeli, tedbirleri almalıyız. İşte geçtiğimiz haftalarda İstanbul'da, Sarıyer'de, Ayazağa'da, Şile'de yine seller yaşadık. Kocaeli'de, Sakarya'da seller maalesef şehirlerimizi vurdu. Orada şehrimizin altyapısına, malına ve vatandaşlarımızın canına zarar verdi. İşte aslında iklim değişikliğiyle mücadele derken, uyum derken, adaptasyon derken tam da bunu kastediyoruz. Onun için kentsel dönüşümü bir milli güvenlik meselesi olarak görüyoruz” dedi. “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE, GÜÇLÜ BİR DİPLOMASİ GEREKTİRİYOR” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde iklim diplomasisine yön vereceğine dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, şöyle devam etti: Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm dünyayı Antalya'da ağırlayacağız. Aslında tüm yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersleri, sahada kazandığımız tecrübeyi ki, deprem bölgesinde 2 yılda 455 bin konutu vatandaşına teslim eden, dirençli şehirleri kuran altyapısıyla, üstyapısıyla, sosyal donatısıyla birlikte orada vatandaşıyla 6 Şubat sabahı el ele vermiş ve o şehirleri inşa etmiş bir Türkiye'nin tecrübesini, çözümlerini tüm dünyayla paylaşacağız. Bildiğiniz üzere iklim değişikliğiyle mücadele güçlü bir diplomasi gerektiriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla ifade ettiği gibi, ‘barışa giden en kestirme yol; yapıcı diyalog ve diplomasidir.’ Biz de insanlığın doğayla artık barışması gerektiği inancıyla iklim krizinin bu anlamda temel nedeni olan bizleri, yani insanlığı diyaloğa davet ediyoruz. Bu kapsamda ülkelerin imkanları, ihtiyaçları ve iklim krizindeki sorumluluklarının farklı olduğu gerçeğini merkeze alıyoruz. Kuraklıkla mücadele eden bir ülkenin de yükselen deniz seviyeleri nedeniyle geleceğinden endişe eden bir devletin de Antalya'da sesini duyurmak istiyoruz. Kimseyi geride bırakmayacağımız, herkesle uzlaşı içerisinde hareket edeceğimiz, herkesi dinleyeceğimiz ve ortak bir çözüm iradesini de ortaya koyacağımız bir başkanlık sürecini inşallah yürütüyor olacağız. İşte COP31'e tam da bu anlayışla hazırlandık ve yol haritamızı diyalog, uzlaşı ve aksiyon olarak belirledik. Diyalogla ülkelerin ihtiyaçlarını belirleyecek ve bu anlamda yol haritamızı yine belirlediğimiz hedefler doğrultusunda ortaya koyacak, iradeyi güçlendirecek ve eylemle de aslında bu iradeyi somut sonuçlara dönüştüreceğiz. “ANTALYA’YA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ İKLİM DİPLOMASİSİNİN ÇIKTILARIYLA GİDİYORUZ” COP31 Başkanlığı olarak güçlü bir diplomasi trafiği yürüttüklerinin altını çizen Bakan Kurum, “Antalya'da kuracağımız her bir masanın dünyanın yine herhangi bir yerinde çözüme kavuşan bir ihtiyaca karşılık gelmesini bekliyoruz. Orada evet sözler söyleyeceğiz, taahhütler vereceğiz ama artık taahhütlerin eyleme geçtiği, somut sonuçların üretildiği bir başkanlık sürecini de Antalya'da ortaya koymuş olacağız. Bu amaçla bir yıldır tüm bakanlıklarımızla birlikte çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu irade çerçevesinde ilgili tüm bakanlıklarımız; 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefini yakalama anlayışıyla gerek iklim değişikliğine uyum gerek iklim değişikliğine adaptasyon bağlamında enerjiden sanayiye, tarımdan kültüre hemen hemen her alanda bu iradeyi ortaya koydu ve yoğun bir hazırlık yürüttük. Hatay'dan Çin'e, Rusya'dan Trabzon'a, Fiji'den Bonn'a, Suudi Arabistan'dan Brüksel'e, Cenevre'ye kadar 51 ziyaret gerçekleştirdik ve 16 uluslararası zirveye katıldık. Bu temasların her birinde ülkelerin neye ihtiyaç duyduğunu ve birlikte ne yapabileceğimizi konuştuk. Antalya’ya tüm bu toplantıların, yıl boyunca dinleyerek ve çalışarak birlikte yürüttüğümüz iklim diplomasisinin çıktılarıyla gidiyoruz” diye konuştu. “COP31 BAŞKANLIĞI OLARAK, YAPTIĞIMIZ HER ÇAĞRININ GEREĞİNİ YERİNE GETİRDİĞİMİZİ DE İFADE EDECEĞİZ” COP31 Başkanlığı’nın ‘uygulama ‘hedefine vurgu yapan Bakan Kurum, şöyle devam etti: COP31'de Türkiye olarak dünyaya ne söyleyeceksiniz derseniz, her şeyden önce ‘Artık taahhütlerin eyleme geçme zamanıdır. Şimdi uygulama zamanıdır’ diyeceğiz ve işte o ‘gündelik krizlerin gürültüsü asıl gerçeğin sesini hiçbir zaman bastırmasın. Ve dünyamızın yarınını karanlığa bırakmayalım’ diyeceğiz. ‘İklim krizinin yıkıcı sonuçları gündelik hayatımızda hissediliyorsa iklim hedeflerinin sonuçları da görünür olmalı’ diyeceğiz. Elbette COP31 Başkanlığı olarak yaptığımız her çağrının gereğini yerine getireceğimizi de ifade edeceğiz. Türkiye olarak hedeflerimizi belirledik. Taahhütlerimizi ortaya koyduk, şimdi bu hedefleri hayata geçirecek yatırımları hızlandırma, iş birliklerini büyütme zamanıdır. ‘COP31 Uygulama COP’u olacak’ sözümüzü 10 öncelikle Antalya'da konuşacağız. “SIFIR ATIK MÜZAKERELERDE DE ANA BAŞLIKLARDAN BİRİ OLACAK” Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli başlığını ve 6 uygulama hedefini sıraladı, “İlk önceliğimiz Sıfır Atık. COP Alanının her noktasında deneyimleyeceğimiz Sıfır Atık müzakerelerde de ana başlıklardan biri olacak. 2035’e kadar küresel belediye atık üretiminde beklenen artışı en az yarı yarıya azaltmayı hedef koyduk. Aynı tarihe kadar döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarma hedefini ortaya koyduk ve bu kapsamda da ortaklıkları teşvik ediyoruz” dedi. Bakan Kurum, diğer eylem gündemi başlıklarını, Temiz Enerji Dönüşümü/ Elektrifikasyon, Gıda Güvenliği, İklim Uygulama Köprüsü, Okyanuslar ve Denizler, İklim Dirençli Şehirler, Gençlik ve Eğitim, Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri, Rio Sinerjisi, Yeşil Sanayileşme olarak sıraladı. SURFF VE İKLİM UYGULAMA KÖPRÜSÜ’NÜ ANLATTI COP31’in 6 uygulama hedefi arasında yer alan Elektrifikasyonun küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035’te yüzde 35’e ulaşması hedefi ile SURFF ve İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE)’ı ayrı bir parantez açan Bakan Kurum, “İklime dirençli şehirler insanlığın ortak hedefi olmalı dedik: Türkiye olarak binaların enerji kullanım yoğunluğunu 2035’e kadar en az yüzde 25 azaltma hedefi koyduk. Öte yandan İLBANK’la geliştirdiğimiz SURFF (Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti) projemiz var. Şehirlerimizin altyapı ihtiyaçlarını finansmana hazır yatırım projelerine dönüştürmeyi amaçladık. Bugün gelişmekte olan birçok ülke maalesef bu projeleri hazırlamakta bile güçlük çekiyor. Bu hedefi destekleyecek, birlikte finansmanı ve kurumsal kapasiteyi güçlendirecek İklim Uygulama Köprüsünü (BRİDGE) hayata geçiriyoruz. Ülkelerin hedeflerini uygulanabilir projelerle buluşturacağız. Aslında proje hazırlığından teknik desteğe, finansmana erişime kadar ihtiyaç duyulan tüm bağlantıları bu anlamda güçlendireceğiz” dedi. “TÜRKİYE OLARAK BİR KEZ DAHA, KITALAR ARASINDA KÖPRÜ KURACAĞIZ” Türkiye’nin ‘uygulamaya geçme’ kararlılığı ile bu organizasyona ev sahipliği yapacağının altını çizen COP31 Başkanı Kurum, konuşmasını şöyle tamamladı: COP31 Başkanlığımızın tamamında Sayın Cumhurbaşkanımızın en çetin krizlerde dahi diyalogdan vazgeçmeyen, uzlaşı için sorumluluk alan anlayışını benimseyeceğiz. Bu anlayışla Türkiye olarak bir kez daha kıtalararası köprü kuracağız. Hep söylüyoruz, Türkiye, Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında köprü vazifesi görecek. Gelişmiş ülkelerin beklentilerini, gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayan bir köprü vazifesi görecektir. Bu kapsamda o köprü kuracağımız başkanlık anlayışının yine altında Antalya'da çok önemli organizasyona ev sahipliği yapacağımızı ifade ettik ve bugün dünyanın en önemli toplantılarından biriyle 85 lideri, 300'e yakın bakanı, 1,5 milyon ziyaretçiyi ağırlayacağımız bir toplantıdan bahsediyoruz. Bu gerçekten iklim diplomasisindeki en önemli toplantı. Tüm misafirlerimizle birlikte iklim krizini diplomasiyle, sanatsal gösterilerle, kültürel etkinliklerle ve gençlerimizin güçlü bir şekilde katılımıyla anlatıyor olacağız. Ulusal, uluslararası çok değerli sanatçılarımızın eserleri, sergiler, konserler, paneller, etkinlikler yine dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimize unutulmaz bir deneyim yaşatacağız. Mavi Alan, Yeşil Alan’la birlikte 1.1 milyon metrekarelik Türkiye'nin en büyük açık hava gösteri merkezi olacak Antalya Expo alanı. Tüm Türkiye'yi buraya davet ediyoruz. Antalya'nın misafirperverliğini ve Türkiye'nin gücünü göstereceğiz ve en önemlisi inanıyorum ki ülkemizin barışçıl diplomasisi COP31'e ilham olacak ve diyalogla kurulan her masa uzlaşıya ve eyleme dönüşecek. Birlikte attığımız her adım çocuklarımıza bırakacağımız yine en büyük miras olacak. İLETİŞİM BAŞKANI DURAN: ZİRVE FARKLI KOŞULLARA VE ÖNCELİKLERE SAHİP ÜLKELERİ ORTAK ÇÖZÜMLER ETRAFINDA BİR ARAYA GETİRECEK İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ise konuşmasında İletişim Başkanlığı olarak Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarını uluslararası kamuoyuna aktarmak açısından önemli bir rol üstlendiklerini belirtti. Duran, “Çevre ve İklim medya turları düzenliyoruz. COP31'e katılacak ulusal ve uluslararası medya mensuplarının akreditasyonlarını yapıyoruz. Yaklaşık 3 bin basın mensubunun 1.400'ünün işlemleri tamamlandı. Konferans alanında gazetecilerin görev yapacağı medya merkezinin planlaması ve teşkiline yönelik çalışmalara da katkı sağlıyoruz. Ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan bu zirvenin farklı koşullara ve önceliklere sahip ülkeleri ortak çözümler etrafında bir araya getireceğine canı gönülden inanıyorum” dedi.

ZMO'dan 29 Ekim Mesajı: “Toprağımız Tükenmeyecek, Üretimimiz Durmayacak” Haber

ZMO'dan 29 Ekim Mesajı: “Toprağımız Tükenmeyecek, Üretimimiz Durmayacak”

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin 103. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımsal bağımsızlık, yerli üretim, su kaynaklarının korunması ve bilimsel tarım politikalarının önemine dikkat çekti. Açıklamada, tarım arazilerinin korunması, çiftçilerin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması çağrısı yapıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyetin ilanının 103. yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Mesajda Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi olmadığı, aynı zamanda tarımsal kalkınmanın, bilimsel düşüncenin ve ekonomik bağımsızlığın temel dayanaklarından biri olduğu vurgulandı. Cumhuriyetin köylüyü ve üreticiyi merkeze alan kalkınma anlayışına dikkat çekilen açıklamada, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli ziraattır” sözü hatırlatıldı. Ziraat mühendislerinin bu anlayışı geçmişten gelen bir mirasın ötesinde, her gün yeniden yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak gördüğü ifade edildi. Tarım arazilerinin korunması ve su yönetimi çağrısı Ziraat Mühendisleri Odası, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına, betonlaşmaya ve rant baskısına karşı tarım alanlarının korunması gerektiğini belirtti. İklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekilen mesajda, su kaynaklarının bilimsel planlama ve ileri teknolojiyle korunmasının önemine vurgu yapıldı. Toprak ve su kaynaklarının ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilerek sürdürülebilir tarım politikalarının gerekliliği dile getirildi. “Gıda güvenliği, ekonomik bağımsızlığın temelidir” Bir ülkenin tam bağımsızlığının kendi halkını yerli, sağlıklı ve güvenilir gıdayla besleyebilmesiyle yakından ilişkili olduğu belirtilen açıklamada, gıdada dışa bağımlılığın azaltılması gerektiği kaydedildi. Yerli tohumların, biyoçeşitliliğin ve tarımsal gen kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çeken Oda, ithalata dayalı politikalar yerine yerli üretimi ve üreticiyi destekleyen sistemlerin geliştirilmesini savundu. Tarımsal üretimde bilim ve mühendislik vurgusu Tarımın bilimsel bilgi, teknik donanım ve mühendislik yaklaşımıyla yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası, ziraat mühendislerinin üretimin her aşamasında aktif rol almasının önemine işaret etti. Tarladan sofraya uzanan üretim zincirinin bilimsel bir yaklaşımla yönetilmesinin çağdaş ve sürdürülebilir tarım politikalarının temel şartlarından biri olduğu belirtilen mesajda, mesleki bilgi ve emeğin tarımsal üretime aktarılmaya devam edileceği ifade edildi. Küçük aile çiftçiliği ve kooperatifçilik desteklenmeli Açıklamada küçük aile çiftçiliğinin korunması, üreticilerin borç yükünün hafifletilmesi ve çiftçilerin topraklarını terk etmek zorunda kalmaması gerektiği vurgulandı. Cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki kooperatifçilik anlayışının yeniden güçlendirilmesi çağrısı yapılan mesajda, üreticilerin emeklerinin karşılığını alabildiği ve tüketicilerin gıdaya adil fiyatlarla ulaşabildiği demokratik, planlı ve sürdürülebilir bir tarım düzeninin oluşturulması gerektiği belirtildi. Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin ziraat okullarında yetişen ve bilimsel bilgiyle tarımsal üretime katkı sunan ziraat mühendislerinin, Türkiye'nin tarımsal kalkınmasında sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini kaydetti. “Cumhuriyetin ışığı tarlalarımızda daima parlayacak” Mesajın sonunda tarımsal kalkınmaya emek veren tüm kahramanlar saygı, minnet ve rahmetle anıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin değerlerini tarımsal üretim, bilimsel gelişme ve ekonomik bağımsızlık anlayışıyla geleceğe taşıma kararlılığını vurgulayarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Açıklama, “Toprağımız tükenmeyecek, üretimimiz durmayacak, Cumhuriyetin ışığı tarlalarımızda daima parlayacak!” mesajıyla sona erdi.

Atoms4Food Girişimi Kapsamında Türkiye’nin Araştırma Kapasitesi İncelendi Haber

Atoms4Food Girişimi Kapsamında Türkiye’nin Araştırma Kapasitesi İncelendi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) iş birliğinde yürütülen Atoms4Food Girişimi kapsamında Türkiye’de gerçekleştirilen değerlendirme misyon ziyareti tamamlandı. İzmir ve Ankara’da araştırma kurumlarının ziyaret edildiği programda, Türkiye’nin tarımsal araştırma kapasitesi ve uluslararası bilimsel iş birliği olanakları ele alındı. Atoms4Food Girişimi Kapsamında Türkiye’nin Araştırma Kapasitesi İncelendi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) koordinasyonunda, 19-23 Ekim 2026 tarihleri arasında Atoms4Food Girişimi Türkiye Değerlendirme Misyon Ziyareti gerçekleştirildi. FAO/IAEA yetkilisi Meng Li başkanlığındaki heyet, program kapsamında İzmir ve Ankara’da çeşitli araştırma kurumlarını ziyaret etti. Ziyaretlerde Türkiye’nin mevcut araştırma altyapısı, bilimsel kapasitesi ve gelecekte geliştirilebilecek somut iş birliği alanları yerinde değerlendirildi. Araştırma Enstitüleri ve Ulusal Gıda Referans Laboratuvarı Ziyaret Edildi Değerlendirme misyonu kapsamında heyet, İzmir ve Ankara’da bulunan araştırma enstitülerinin yanı sıra Ulusal Gıda Referans Laboratuvar Müdürlüğü, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu bünyesindeki Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü (TENMAK-NÜKEN) ve FAO Türkiye Ofisini ziyaret etti. Gerçekleştirilen teknik incelemelerde, mevcut araştırma kapasitesi ve uluslararası kuruluşlarla geliştirilebilecek bilimsel iş birlikleri üzerinde duruldu. Uluslararası Kuruluşların Katılımıyla Kapanış Toplantısı Yapıldı TAGEM Hayvan Sağlığı Gıda ve Yem Araştırmaları Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen program, TAGEM Genel Müdürü Dr. M. Altuğ Atalay başkanlığında düzenlenen kapanış toplantısıyla sona erdi. Toplantıya FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile CGIAR, ICARDA, CIMMYT ve TENMAK temsilcileri ve alanında uzman katılımcılar yer aldı. Toplantıyla birlikte, 19-23 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen değerlendirme misyonu tamamlandı. Atoms4Food Girişimi Nedir? FAO ve IAEA iş birliğiyle yürütülen Atoms4Food Girişimi, nükleer ve izotop tekniklerinin tarım ve gıda sistemlerinde kullanılmasını destekleyen uluslararası bir girişim olarak öne çıkıyor. Girişim; gıda güvenliği, bitkisel ve hayvansal üretim, toprak ve su yönetimi ile gıda güvenilirliği gibi alanlarda bilimsel yöntemlerden yararlanılmasını amaçlıyor. Türkiye’de gerçekleştirilen değerlendirme ziyareti de tarımsal araştırma altyapısının incelenmesi ve bu alanlarda uluslararası bilimsel iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Ziraat Mühendisleri Odası’ndan 2027 Tarım Bütçesi Çağrısı Haber

Ziraat Mühendisleri Odası’ndan 2027 Tarım Bütçesi Çağrısı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde tarım sektörüne ayrılması öngörülen kaynakları değerlendirerek tarımsal desteklerin artırılması çağrısında bulundu. Oda, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca tarımsal desteklerin gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatarak, 2027 yılı için doğrudan tarımsal destek bütçesinin 1 trilyon 112 milyar TL seviyesine çıkarılmasını istedi. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 20 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2027 yılı bütçesinde tarım sektörüne ayrılması planlanan kaynakları ve çiftçilerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları gündeme taşıdı. Açıklamada, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması, çiftçi refahının artırılması, tarımsal ürün arzının güçlendirilmesi ve gıda enflasyonunun düşürülmesi için bütçe politikalarının yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi kapsamında tarım sektörüne toplam 1 trilyon 305 milyar TL kaynak ayrılması öngörülüyor. Ancak Ziraat Mühendisleri Odası, doğrudan tarımsal destekler için teklif edilen 235 milyar TL’nin, Tarım Kanunu’nda belirtilen yasal oranla karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını belirtti. 2027 Tarım Bütçesinde 1 Trilyon 305 Milyar TL Kaynak Öngörülüyor 2027 yılı bütçe teklifinde tarım sektörüne yönelik kaynakların farklı kalemlere dağıtıldığı bildirildi. Buna göre tarımsal destekler için 235 milyar TL, tarım sektörü yatırımları için 268 milyar TL, tarımsal kredi desteği için 325 milyar TL ve tarım sektörüne ilişkin vergi harcamaları için 342 milyar TL kaynak ayrılması öngörülüyor. Tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için ise 135 milyar TL ödenek teklif ediliyor. Bütçe teklifinde Tarım ve Orman Bakanlığı için 760,6 milyar TL, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü için de 324 milyar TL kaynak ayrılması planlanıyor. Ziraat Mühendisleri Odası, toplam tarımsal kaynakların büyüklüğünün tek başına yeterli bir gösterge olmadığını belirterek, doğrudan çiftçiye sağlanan tarımsal desteklerin yasal yükümlülükler ve üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Tarım Kanunu’nun Yüzde 1 Şartı Hatırlatıldı Açıklamanın en önemli başlıklarından birini, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan tarımsal destekleme ödeneğine ilişkin düzenleme oluşturdu. Söz konusu maddede, bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağı hükmünün bulunduğunu hatırlatan Oda, 2027 yılı için belirlenen ekonomik büyüklükler ile bütçe teklifindeki tarımsal destek tutarı arasında önemli bir fark bulunduğunu ifade etti. 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda yer alan tahmine göre, 2027 yılı gayrisafi yurt içi hasılasının cari fiyatlarla 111 trilyon 207 milyar TL olması öngörülüyor. Bu tahmin esas alındığında, tarımsal destekler için ayrılması gereken kaynağın en az 1 trilyon 112 milyar 70 milyon TL olması gerektiği belirtiliyor. Buna karşılık 2027 yılı bütçe teklifinde doğrudan tarımsal destekler için 235 milyar TL ayrılması öngörülüyor. Odanın hesaplamasına göre bu tutar, gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 0,21’ine karşılık geliyor. Açıklamada, teklif edilen destek bütçesi ile yüzde 1’lik yasal ölçüt esas alınarak hesaplanan tutar arasında yaklaşık 877 milyar TL fark bulunduğu vurgulandı. Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal destekleme bütçesinin TBMM’deki Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurul görüşmeleri sırasında yeniden değerlendirilmesini talep etti. Tarımsal Desteklerde Yıllardır Süren Yetersizlik Gündemde Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal desteklerin geçmiş yıllardaki seviyelerine de dikkat çekti. Açıklamada verilen verilere göre doğrudan tarımsal destek bütçesi 2023 yılında 54 milyar TL, 2024 yılında 91,5 milyar TL ve 2025 yılında 135 milyar TL olarak gerçekleşti. 2026 yılı bütçe teklifinde 168 milyar TL olarak belirtilen doğrudan tarımsal destek tutarının, 2027 yılı teklifinde 235 milyar TL'ye yükseltilmesi öngörülüyor. Ancak Oda, nominal tutarlardaki artışın tek başına çiftçinin alım gücünü ve üretim kapasitesini korumaya yeterli olmadığını savundu. Mazot, gübre, tohum, zirai ilaç ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet artışlarının üreticilerin ekonomik koşullarını zorlaştırdığına işaret edilen açıklamada, desteklerin üretim maliyetleri ve yasal yükümlülükler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi. “Çiftçinin Üretim Motivasyonu Korunmalı” TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, mevcut bütçe yaklaşımının artan girdi maliyetleri karşısında çiftçilerin üretime devam etmesini güvence altına almakta yetersiz kalabileceğini belirtti. Açıklamada, tarımsal desteklerin yasal ölçütün altında kalmasının kırsal alanlardan göçü hızlandırabileceği, tarımsal arz güvenliğini olumsuz etkileyebileceği ve tüketicilerin uygun fiyatlı gıdaya erişimini zorlaştırabileceği kaydedildi. Tarımsal üretimde yaşanabilecek daralmanın gıda arzını etkileyerek fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çeken Oda, çiftçi gelirinin korunması ile gıda enflasyonunun düşürülmesi arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu vurguladı. Odaya göre tarım politikalarının temel hedefleri arasında üreticinin gelirini güvence altına almak, üretim kapasitesini artırmak, gıda arzında sürekliliği sağlamak ve tüketicinin uygun fiyatlarla gıdaya erişimini kolaylaştırmak yer almalı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bütçesi Artırılmalı Ziraat Mühendisleri Odası, tarımsal üretimin geliştirilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin artırılması gerektiğini belirterek, bilimsel çalışmaların ve modern tarım tekniklerinin sahada daha etkin uygulanması çağrısında bulundu. Açıklamada, çiftçilerin üretim süreçlerinde doğru yönlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve tarımsal sorunlara bilimsel çözümler geliştirilmesi için ziraat mühendislerinin önemli bir görev üstlendiği ifade edildi. Bu kapsamda, binlerce ziraat mühendisinin kamuda istihdam edilmesi gerektiği belirtilirken, tarımsal araştırma ve geliştirme çalışmalarının güçlendirilmesi ve kurumsal kapasitenin artırılması talep edildi. Oda, tarımsal üretimin yalnızca geleneksel yöntemlerle sürdürülemeyeceğini, bilimsel bilgi ve teknolojinin üreticilere ulaştırılmasının verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığını kaydetti. Çiftçinin Geçmiş Borçları İçin Tasfiye Fonu Önerisi Açıklamada öne çıkan taleplerden biri de çiftçilerin geçmiş dönemlerden kaynaklanan borçlarının hafifletilmesine yönelik özel bir destek paketi oluşturulması oldu. Tarım Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2006 yılından bu yana tarımsal desteklerin yasal ölçütün altında kalmasının üreticilerin ekonomik yükünü artırdığını savunan Ziraat Mühendisleri Odası, 2027 yılı bütçesine özel bir “Sübvanse Edilmiş Borç Tasfiye Fonu” eklenmesini önerdi. Odaya göre böyle bir fon, borç yükü altında üretim yapmaya çalışan çiftçilerin finansal açıdan rahatlamasına ve üretim faaliyetlerini sürdürebilmesine katkı sağlayabilir. Önerilen düzenlemenin yalnızca kamu ve özel bankalara olan tarımsal kredi borçlarıyla sınırlı tutulmaması gerektiği de vurgulandı. Çiftçilerin gübre, tohum, zirai ilaç ve diğer üretim girdilerini temin ettikleri bayilere, tüccarlara ve tedarikçi firmalara olan piyasa borçlarının da kapsama alınması istendi. Açıklamada, üreticilerin piyasa borçlarının devlet sübvansiyonuyla yapılandırılması ve temizlenmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği ifade edildi. Mazot ve Gübre Desteği Üretimden Önce Verilmeli Tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesi için mazot ve gübre başta olmak üzere temel girdilerdeki vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini belirten Oda, nakdi desteklerin üretim döneminden önce çiftçilerin hesaplarına yatırılmasını talep etti. Desteklerin zamanında ödenmesinin üreticilerin ekim, dikim ve diğer tarımsal faaliyetlerini planlamalarını kolaylaştıracağına dikkat çekilen açıklamada, üretim takvimiyle uyumlu destek politikalarının önemine işaret edildi. Oda, çiftçilerin ihtiyaç duyduğu finansmana zamanında ulaşabilmesinin üretim maliyetlerinin yönetilmesi ve tarımsal faaliyetlerin kesintisiz sürdürülmesi açısından önemli olduğunu belirtti. DSİ Yatırımlarında Kapalı Sistem Sulama Önceliği Kuraklık riskinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin azaltılması için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yatırımlarının hızlandırılması da talepler arasında yer aldı. Ziraat Mühendisleri Odası, DSİ bütçesinde tarımsal sulama yatırımlarına öncelik verilmesini ve kapalı sistem sulama projelerinin tamamlanmasını istedi. Su kaynaklarının daha verimli kullanılmasının, iklim koşullarındaki değişim karşısında tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Sulama altyapısının geliştirilmesiyle üreticilerin suya erişiminin iyileştirilmesi ve tarımsal üretimde verimliliğin desteklenmesi hedefleniyor. POda, sulama yatırımlarının yalnızca mevcut üretim kapasitesini korumakla kalmayıp gelecekteki su ve gıda güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odası’ndan TBMM’ye Çağrı TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 2027 yılı bütçe görüşmelerinde tarımsal desteklerin 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde belirtilen ölçüt doğrultusunda yeniden düzenlenmesini istedi. Odanın talepleri arasında doğrudan tarımsal destek bütçesinin en az 1 trilyon 112 milyar TL seviyesine çıkarılması, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin artırılması, ziraat mühendislerinin kamuda istihdam edilmesi, çiftçilerin geçmiş borçları için özel bir tasfiye fonu kurulması, mazot ve gübre maliyetlerinin azaltılması ve sulama yatırımlarının hızlandırılması bulunuyor. Açıklamanın sonunda tarımsal desteklerin bir lütuf değil, yasal bir yükümlülük ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir gereklilik olduğu vurgulandı. Ziraat Mühendisleri Odası, tüm siyasi partileri ve milletvekillerini TBMM’deki bütçe görüşmelerinde çiftçilerin, tarımsal üretimin ve gıda güvenliğinin ihtiyaçlarını gözetmeye davet etti.

COP31 Türkiye Pavilyonu Yan Etkinlik Programı Açıklandı Haber

COP31 Türkiye Pavilyonu Yan Etkinlik Programı Açıklandı

İklim Değişikliği Başkanlığı, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında Türkiye Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek yan etkinlik programını açıkladı. Oturumlarda gıda ve tarım, enerji, sıfır atık, iklim finansmanı ve sürdürülebilir kalkınma konuları ele alınacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı, ulusal ve uluslararası paydaşları Antalya’da buluşturacak. Kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademi ve özel sektörün aktif katılımını desteklemek amacıyla hazırlanan yan etkinlikler, Türkiye Pavilyonu B125’te iki salonda düzenlenecek. Türkiye Pavilyonu’nda hangi gün hangi konular ele alınacak? Açıklanan programdaki tarihler ve tematik başlıklar şöyle: Programın ilk haftası, 9 Kasım’da “Gıda, Tarım ve Sağlık” temasıyla başlayacak. Oturumlarda iklime dayanıklı gıda güvenliği, tarımsal yapay zekâ, kırsal dönüşüm, su altyapısı için sürdürülebilir finansman ve dirençli sağlık sistemleri görüşülecek. Etkinlikler, 10 Kasım’da “Enerji–Ulaşım”, 11 Kasım’da “Sıfır Atık”, 12 Kasım’da “Dirençli Şehirler ve Yapılı Çevre”, 13 Kasım’da “Finans ve Ticaret”, 14 Kasım’da ise “Çocuklar–Gençlik, Eğitim ve Beceriler” başlıklarıyla devam edecek. İkinci hafta, 16 Kasım’da “Bilim–Sanayi–Teknoloji” temalı oturumlarla açılacak. Yeşil sanayileşme, karbon muhasebesi, karbon fiyatlandırması ve sanayinin karbonsuzlaşmasına yönelik çalışmalar değerlendirilecek. Programda 17 Kasım “Okyanuslar–Denizler, Doğa ve Arazi Kullanımı, Rio Sinerjisi”, 18 Kasım “İnsani ve Sosyal Kalkınma”, 19 Kasım ise “İMECE: Uygulamanın Hızlandırılması” başlıklarına ayrıldı. Gıda güvenliği, tarım ve su yönetimi gündemde Bu oturumlarda sürdürülebilir ormancılık, orman yangınlarıyla mücadele, bölgesel iklim projeksiyonları, mavi karbon, kapsayıcı iklim eylemi ve iklim finansmanını harekete geçirecek ortaklıklar gündeme gelecek. Programın tamamına nasıl ulaşılır? COP31 Türkiye Pavilyonu yan etkinlik programının tamamına, panel başlıklarına, düzenleyici kurumlara ve oturum saatlerine İklim Değişikliği Başkanlığının resmî web sitesi üzerinden ulaşılabilir.

Türkiye ve Kazakistan Arasında Tarımda Dijital Dönüşüm İş Birliği Haber

Türkiye ve Kazakistan Arasında Tarımda Dijital Dönüşüm İş Birliği

İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı (IOFS) organizasyonuyla Türkiye’ye gelen Kazakistan Tarım Bakanlığı heyeti, tarım ve gıda sektörlerinde dijital dönüşüm, yapay zekâ uygulamaları ve karar destek sistemlerini incelemek üzere 19 Ekim 2026 tarihinde temaslarına başladı. 19–21 Ekim 2026 tarihlerini kapsayan teknik ziyaret kapsamında Kazakistan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye’de tarımsal üretim ve yönetim süreçlerinde kullanılan dijital teknolojiler hakkında bilgi alacak. Tarımsal Yönetişimde Teknik İş Birliği Güçleniyor Ziyaret, 25–29 Nisan 2026 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen “Tarımsal Yönetişimde Yapay Zekâ ve Dijital Çözümler” çalıştayının devamı niteliğini taşıyor. Programla iki ülke arasında tarım teknolojileri ve dijital yönetişim alanındaki bilgi ve deneyim paylaşımının geliştirilmesi amaçlanıyor. Yapay Zekâ ve Uzaktan Algılama Sistemleri İncelenecek Teknik program kapsamında modern tarım teknolojileri, uzaktan algılama, coğrafi bilgi sistemleri (CBS), yapay zekâ destekli ürün tespiti ve tarımsal izleme sistemleri ele alınacak. Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilileri ile sektör temsilcileri, Türkiye’nin dijital tarım altyapısı ve uygulama deneyimlerine ilişkin teknik sunumlar gerçekleştirecek. Programın devamında Kazakistan heyeti, dijital tarım uygulamalarını yerinde incelemek amacıyla sektör temsilcilerine saha ziyaretlerinde bulunacak.

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Haber

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi COP17 kapsamında yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarını ve Antalya’da düzenlenecek COP31 hedeflerini anlattı. Yumaklı, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nın Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellendiğini belirtti. Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı (COP17) kapsamında Erivan’da düzenlenen Liderler Zirvesi ve Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı. Yumaklı, katılımcı ülke temsilcileri ve uluslararası kuruluşların temsilcilerine hitap ederek biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Dünya Gıda Günü’nü kutlayarak başlayan Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve doğal ekosistemlerin korunması için uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin ortak bir yol haritası sunduğunu belirten Yumaklı, bundan sonraki süreçte taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, kapasite geliştirme çalışmalarının artırılması ve bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi Güncelleniyor Türkiye’nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer aldığını ve zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Bakan Yumaklı, doğal zenginliklerin korunmasının gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu dile getirdi. Yumaklı, Türkiye’nin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Doğanın korunması ile sürdürülebilir kalkınma birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan hedeflerdir. Bu nedenle biyolojik çeşitliliğin korunmasını yalnızca çevre politikalarının değil, kalkınma politikalarımızın da ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.” Bakan Yumaklı, özellikle gelişmekte olan ülkelerin biyolojik çeşitlilik hedeflerine ulaşabilmesi için uluslararası desteğin artırılması gerektiğini de vurguladı. Ülkelerin farklı koşullarının ve kalkınma önceliklerinin gözetilmesinin, ortak sorumluluk ve hakkaniyet anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti. İklim Değişikliği ve Biyolojik Çeşitlilik İçin Ortak Mücadele İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun birbiriyle bağlantılı küresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Yumaklı, bu alanlarda yürütülen çalışmaların birbirini tamamlaması gerektiğini belirtti. İklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki baskıyı artırdığını, ekosistemlerin bozulmasının ise iklim değişikliğinin etkilerini ağırlaştırdığını ifade eden Yumaklı, arazi bozulumunun gıda güvenliği, su kaynakları ve kırsal geçim kaynakları üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Bu nedenle Birleşmiş Milletler’in Rio Sözleşmeleri kapsamındaki süreçler arasında sinerjinin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. COP31 Antalya’da Düzenlenecek: Hedef Somut Sonuçlar Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e de değinen Bakan Yumaklı, Antalya’da gerçekleştirilecek konferansın iklim değişikliğiyle mücadele ve çevresel hedefler açısından önemli bir fırsat sunacağını belirtti. Yumaklı, Türkiye’nin COP31’i iklim taahhütlerinin somut eylemlere dönüştürüldüğü bir “Uygulama COP’u” olarak gerçekleştirmeyi hedeflediğini ifade ederek şunları söyledi: “Türkiye olarak COP31’i, iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u’ olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede iklim değişikliğiyle mücadele ile biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi ve gıda güvenliği gibi alanlar arasındaki sinerjiyi güçlendirmek istiyoruz.” Türkiye’nin uluslararası iş birliğini güçlendirmeye, deneyimlerini paylaşmaya ve ortak çözümlerin geliştirilmesine katkı sunmaya kararlı olduğunu belirten Yumaklı, ikili iş birliği platformlarına da önem verdiklerini kaydetti. Sulak Alanların Restorasyonu ve Sürdürülebilir Tarım Ön Planda COP17 kapsamında düzenlenen Yuvarlak Masa Toplantısı’nda da konuşan Bakan Yumaklı, doğanın korunmasının yalnızca çevresel bir konu olmadığını; toplumsal refah, dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma açısından temel bir gereklilik olduğunu ifade etti. Gıda güvenliği, su kaynakları, insan sağlığı ve ekonomik refahın sağlıklı ekosistemlere bağlı olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ve mevcut kırılganlıkları derinleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı’nda doğal ekosistemlerin korunması, bozulan alanların iyileştirilmesi ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımının kalkınma politikalarıyla bütünleştirildiğini aktaran Yumaklı, şu çalışmaların önemine işaret etti: Sulak alanların restorasyonuErozyonla mücadeleOrmanların korunmasıSürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıBiyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik politikaların ülkelerin ihtiyaçlarını ve kalkınma önceliklerini dikkate alması gerektiğini de vurguladı. Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’ne Vurgu Türkiye’nin ortaklık geliştirdiği Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’nin, ekosistem restorasyonu ile sürdürülebilir kalkınmanın birlikte ilerletilebileceğini gösteren önemli örneklerden biri olduğunu belirten Yumaklı, girişimin uluslararası dayanışmanın önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, bozulan arazilerin iyileştirilmesi, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesi ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasının gönüllü iş birliğiyle desteklenebileceğini kaydetti. Bakan Yumaklı’dan Uluslararası İş Birliği Mesajı Konuşmasının sonunda Antalya’da düzenlenecek COP31’e dikkat çeken Bakan Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadelede verilen sözlerin somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin uluslararası ortaklarıyla iş birliğini geliştirmeye ve deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve küresel çevre hedeflerine ulaşılması için ortak hareket etmenin önemini bir kez daha dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.