Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

Kırsal Haber - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TVHB Başkanı Eroğlu'ndan 72'inci Kuruluş Yıl Dönümü Mesajı Haber

TVHB Başkanı Eroğlu'ndan 72'inci Kuruluş Yıl Dönümü Mesajı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, birliğin 72'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 72 yıl önce 9 Mart 1954 tarihinde 6343 sayılı Kanunla kurulmuş, ülkemizdeki tüm veteriner hekimleri temsil eden, kamu kurumu niteliğinde ve tüzel kişiliğe haiz bir meslek örgütüdür. 72. kuruluş yıl dönümümüzü kutlarken, mesleğimizin köklü geçmişini, toplum sağlığına katkılarını ve geleceğe dair sorumluluklarımızı bir kez daha hatırlamak isteriz. Veteriner hekimlik mesleği; hayvan sağlığı ve refahından hayvansal üretime, gıda güvenliğinden halk sağlığına, çevre sağlığından biyogüvenliğe, antimikrobiyal dirençten iklim değişikliği ile mücadeleye kadar çok geniş bir sorumluluk alanına sahiptir. Küresel salgınlar, gıda krizleri, hayvan kaynaklı hastalıklar ve çevresel tehditler, veteriner hekimliğin hayati rolünü her geçen gün daha da ön plana çıkarmaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, mesleğimizin yetki ve sorumluluk alanına giren bu konularda, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları, özel sektör ve diğer meslek örgütleriyle etkin bir diyalog zemini oluşturarak ortak stratejiler geliştirmeye, mesleğimizin toplumsal katkısını güçlendirmeye devam ediyoruz. Bilim ve teknolojideki hızlı değişime uyum sağlayan, eğitimde kaliteyi esas alan ve mesleki hakları kararlılıkla savunan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dünyanın ilk veteriner fakültesinin 1762 yılında Fransa’da Claude Bourgelat tarafından kurulması, bilimsel veteriner hekimliğin başlangıcını simgelemiştir. Louis Pasteur’ünkuduz aşısını geliştirmesi, Bernhard Bang’inbruselloz etkenini ortaya koyması, Sir John McFadyean’ın veteriner patolojisine yaptığı katkılar gibi pek çok bilimsel başarı, mesleğimizin insanlık tarihindeki vazgeçilmez yerini kanıtlamıştır. Bu öncü bilim insanlarını saygıyla anıyor, onların bilimsel mirasını geleceğe taşıma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Ülkemizde 1842 yılında Mekteb-i Harbiye bünyesinde başlayan veteriner hekimliği eğitimi, 183 yıllık köklü geçmişiyle, modern bilim ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiş; veteriner hekimlerimiz Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana halk sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenliği ve kırsal kalkınmada önemli roller üstlenmiştir. Türk veteriner hekimliğinin gelişiminde iz bırakan öncü isimler arasında; halk sağlığı ve veteriner hizmetlerinin örgütlenmesinde büyük katkıları bulunan Şefik KOLAYLI, bilimsel çalışmaları ve eğitim faaliyetleriyle mesleğe yön veren Süreyya Tahsin AYGÜN, halk sağlığı ve toplum bilincinin gelişmesine öncülük eden M. Akif ERSOY gibi değerli meslek büyüklerimizi de anmak isteriz. Toplum sağlığı, veteriner hekimlerin katkısı olmadan tam anlamıyla korunamaz. Hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklarla mücadelenin yanı sıra, gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir hayvancılık uygulamaları için veteriner hekimlerin bilimsel bilgi ve deneyimine duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu noktada, veteriner hekimlerin mesleki yetki ve haklarını korumak, alan dışı müdahalelere karşı durmak ve mesleğimizin geleceğini güvence altına almak, Birliğimizin temel öncelikleri arasındadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, mesleğimizin yüksek standartlarını oluşturmak, meslek onurunu yüceltmek ve toplumumuza en kaliteli hizmeti sunmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Fiili hizmet süresi, sağlık meslek grubu statüsü, sağlıkta şiddetin önlenmesi, kamuda istihdamın artırılması, çalışan ve emekli veteriner hekimlerimizin özlük haklarının iyileştirilmesi ve mesleki haklarımızın korunması gibi pek çok alanda aktif çalışmalar yürütmekteyiz. Eğitim kalitesinin artırılması, veteriner fakültelerinin fiziki altyapı ve akademik kadro açısından güçlendirilmesi, ihtiyaç analizine dayalı fakülte planlaması yapılması, meslek içi eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve veteriner hekimlikte uzmanlaşma süreçlerinin güçlendirilmesi, mesleğimizin geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Eğitimde standartı yakalayamayan bir mesleğin, gelecekteki sürdürülebilirliği tehlikeye girecektir. Tüm bu çalışmalarımızın temelinde, mesleğimizin tarihsel birikiminden aldığımız güç ve meslektaşlarımızın özverili katkıları yer almaktadır. Mesleğimizin bugünlere gelmesinde emeği geçen her bir veteriner hekimin, ortaya koyduğu çaba ve fedakârlık, geleceğe yönelik sorumluluklarımızı da şekillendirmektedir. Kuruluş yıl dönümümüzde, geçmişten bugüne mesleğimize emek veren, katkı sunan tüm meslektaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz."

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor? Haber

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor?

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerinde yaygın olarak kullanılan monosodyum glutamat (MSG) katkı maddesi dünyada tartışılırken ülkemizde ithalatının neden devam ettiğini sordu. Gürer, özellikle hazır gıdalarda kullanılan ve “Çin tuzu” olarak da bilinen MSG’nin ithalat verilerine dikkat çekti. İnsan sağlığı açısından dünyada süren tartışmaların görmezden gelindiğini ifade etti. “Bazı ülkeler yasaklamış, bazı ülkeler kısıtlamış, bazı ülkelerde ise tartışmalar sürüyor; buna rağmen ülkemize ithalatı devam ediyor.” dedi. Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de E621 koduyla kullanılan MSG’nin özellikle paketli ve işlenmiş gıdalarda bulunduğunu, ancak tüketicilerin bu konuda yeterince bilgilendirilmediğini belirtti. “GIDALARDA BEŞİNCİ TAT: UMAMİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın teknik olarak glutamik asidin sodyum tuzu olduğunu ve gıdalarda tat artırıcı olarak kullanıldığını söyledi. MSG’nin yiyeceklere “umami” olarak adlandırılan beşinci temel tadı verdiğini ifade eden Gürer, bu tadın etsi, yoğun ve doyurucu bir lezzet hissi oluşturduğunu söyledi. Gürer, bilimsel araştırmalarda gıda sanayisinin ürünü daha cazip hale getirmesi için kullanılan bir araç hâline geldiğinin belirtildiğini ifade etti. Gürer, “Lezzet artırıcı adı altında kullanılan bu katkı maddesi, özellikle bazı hazır ve işlenmiş gıdalarda yer alıyor. İştah açması yanında bağımlılıkta yaptığı ifade edilen ürünü tüketicinin çoğu zaman neyi tükettiğinin farkında bile olmuyor.” dedi. HAZIR GIDALARDA KULLANIM CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın çok farklı gıda ürünlerinde yer aldığını, tüketicinin özellikle paketli gıda ve hazır gıdalarda içeriğini irdelemesinin sağlığı için önemli olduğunun farkına varmalıdır” dedi. “DÜNYADA TARTIŞMALI BİR KATKI MADDESİ” Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın dünyada uzun süredir tartışılan bir katkı maddesi olduğunu belirterek bazı ülkelerde farklı uygulamaların bulunduğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Türkiye dahil 50’den fazla ülkede bebek mamalarında MSG kullanımı yasak. Tayland ve Vietnam gibi ülkelerde kullanım yaygın olsa da hükümetler aşırı tüketim konusunda kamuoyu uyarıları yapıyor. Bazı ülkelerde okul kantinleri gibi alanlarda yerel kısıtlamalar uygulanıyor. Pakistan’ın 2018 yılında MSG’yi tamamen yasakladı. Bir ülke bu maddenin sağlık riskleri nedeniyle satışını, ithalatını ve ihracatını yasaklarken, tonlarca ithalat yapıyoruz” diye konuştu. BİLİMSEL TARTIŞMALAR Dünya genelinde bazı sağlık kurumları makul miktarlarda tüketildiğinde MSG’nin ciddi bir tehdit oluşturmadığı yönünde değerlendirmesine karşın bazı bilim insanlarının katkı ürünün olumsuz etkilerini tartıştığını belirten Ömer Fethi Gürer, bazı araştırmalarda yüksek doz tüketimin çeşitli sağlık sorunlarına neden olduğu ifade ediliyor.MSG Semptom Kompleksi Bazı bireylerde MSG tüketiminin ardından baş ağrısı, çarpıntı, terleme, halsizlik ve mide bulantısı gibi belirtiler görülebiliyor. Bu durum halk arasında “Çin restoranı sendromu” olarak biliniyor.” Dedi. TÜRKİYE’DE MSG İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2026 yılı itibarıyla monosodyum glutamat ithalatı üç ülkeden gerçekleştirildi. Brezilya’dan 100 ton ithalat karşılığında 112 bin 73 dolar, Endonezya’dan 21 ton karşılığında 35 bin 490 dolar, Çin’den 664 ton karşılığında 572 bin 863 dolar, toplamda 785 ton MSG ithalatı için 720 bin 426 dolar ödeme yapıldı. 2025 yılı boyunca Türkiye’nin MSG ithalatının yaklaşık 6 bin 866 ton olduğunu ve bunun için 7 milyon 280 bin 281 dolar ödendi” dedi. “GIDA GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI TARTIŞILMALI” Gürer, “Bir yandan halk sağlığı konuşuluyor, diğer yandan tartışmalı katkı maddeleri tonlarca ithal edilip gıda zincirine giriyor.” diyen Gürer, MSG’nin kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MSG İTHALATININ YASAKLANMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu tartışmaların ardından monosodyum glutamatın Türkiye’ye ithalatının yasaklanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğunu da açıkladı. Gürer, “Gıda güvenliği yalnızca üretim miktarıyla değil, tüketilen ürünlerin sağlıklı olmasıyla da ilgilidir. Halkın sağlığını önceleyen bir gıda politikası önemlidir” diye konuştu.

Türk Lezzetleri Dallas’ta Vitrine Çıktı Haber

Türk Lezzetleri Dallas’ta Vitrine Çıktı

Ege İhracatçı Birlikleri, Türk gıda ürünlerinin Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatını 5 yılda 750 milyon dolardan 1 milyar 730 milyon dolara taşıyan Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesi kapsamında Dallas’ta Gala Yemeği düzenledi. Gala Yemeğine ABD’li distribütörler ve şeflerin katılırken, öğle saatinde Türk Kahvesi ve atıştırmalıklarla bir etkinlik düzenlendi. Amerikalılar, Türk lezzetlerine hayran kaldı. Işık: “ABD’de kalıcı gastronomi köprüsü kurmayı amaçlıyoruz” Amerika Birleşik Devletleri, gıda sektörünün seçkin temsilcilerini Türk lezzetleriyle buluşturmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Türkiye’nin 35 milyar dolara ulaşan tarım ve gıda ürünleri ihracatında Amerika Birleşik Devletleri’nin her geçen yıl daha da stratejik bir önem kazandığını, ABD’ye gıda ihracatında yeni hedeflerinin 5 milyar dolar olduğunu dillendirdi. Türkiye’nin, dünya kuru meyve üretiminde ve ihracatında lider ülkelerden biri olduğu bilgisini veren Işık, “İncir, kayısı, üzüm ve diğer geleneksel ürünlerle ABD pazarında güçlü bir konuma sahibiz. ABD pazarında yalnızca hacim değil; sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve yüksek kalite standartlarıyla uzun vadeli bir iş birliği kurmayı arzu ediyoruz. Bu amaçla Turkish Tastes TURQUALITY Projesini hayata geçirdik. Turkish Tastes Projesi kapsamında, ülkemizi ziyaret eden değerli şeflere üretim tesislerimizi, tarım altyapımızı ve binlerce yıllık gastronomi kültürümüzü tanıtma imkânı bulduk. Onlardan aldığımız olumlu geri bildirimler, doğru bir yolda ilerlediğimizi gösterdi ve projeye olan inancımızı daha da güçlendirdi. Aynı şekilde siz değerli misafirlerimizin görüşleri, beklentileri ve önerileri de bizim için son derece kıymetli. ABD pazarında daha güçlü ve kalıcı olabilmemiz için sizlerin geri bildirimleri yol gösterici olacak. ABD’nin farklı bölgelerinde katıldığımız fuarlarda hem Amerikalı hem de Türk şeflerle birlikte çalışarak ziyaretçilere Türk ürünlerinden oluşan özel tadım menüleri sunuyoruz. Amacımız yalnızca ürün tanıtmak değil; Türk lezzetlerini Amerikan damak tadıyla buluşturarak kalıcı bir gastronomi köprüsü kurmak. Bu vesileyle sizleri, haziran ayı sonunda New York’ta düzenlenecek Fancy Food Fuarı’nda Türkiye Standımızda gerçekleştireceğimiz tadım etkinliğine ve ihhaziran firmalarımızı ziyaret etmeye davet etmek isterim. Aynı şekilde, önümüzdeki hafta Anaheim’da gerçekleşecek Expo West Fuarı’nda da Türkiye’den ihracatçılarımız yer alacak. Stantlarımıza yapacağınız ziyaretler, iki ülke arasındaki gıda ticaretinin daha da gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır” dedi. Öztürk: “ABD’ye ihracatımız 350 milyon dolardan 900 milyon dolara çıktı” Ege Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Hububatlardan bakliyatlara, baharatlardan pastacılık ürünlerine, yağlı tohumlardan bitkisel yağlara, şekerli ve çikolatalı mamullerden kedi ve köpek mamalarına geniş ve zengin bir ürün yelpazesini temsil ettiklerini ABD’ye ihracatlarının 2020 yılında 350 milyon dolar seviyesindeyken, 2025 yılı sonunda 900 milyon dolara ulaştığı bilgisini verdi. “Akşam yemeğinde, özel bir kutlamada ya da keyifli bir kahve molasında mutlaka bizim ürünlerimiz sofranızda yer alıyor. Çünkü biz; mutfağın temelini, lezzetin yapı taşlarını ve tatlı anların vazgeçilmezlerini temsil ediyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “Ege Bölgesinde ve ülkemizde bu ürünleri yüksek kalite standartlarında üreten, uluslararası normlara uygun şekilde işleyen ve dünyanın dört bir yanına ihraç eden güçlü firmalarımızın bulunması bizler için büyük bir gurur kaynağı. Türkiye’nin üretim gücü ile ABD’nin dinamik ve yenilikçi pazarı buluştuğunda ortaya çıkan sinerji ise ihracat rakamlarına açıkça yansımakta. ABD’ye ihracatımızın önemli bir bölümünü şekerli ve çikolatalı mamuller oluştursa da sunduğumuz ürün çeşitliliği çok daha geniş. Turkish Tastes Projemiz ile bu zenginliği ve ürün portföyümüzün derinliğini ABD pazarında daha görünür kılmayı hedefliyoruz. Amacımız yalnızca ürün satmak değil; Türk mutfağının temel lezzetlerini Amerikan sofralarında kalıcı hale getirmek” ifadelerini kullandı. Girit: “ABD’nin Protein ihtiyacınızı karşılıyoruz” Et, balık, kanatlı ürünleri, yumurta, peynir ve bal gibi Türkiye’nin yüksek kaliteli protein kaynaklarını dünyaya ulaştırdıklarını dillendiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, ABD ile Türkiye arasındaki gıda ticaretinin her geçen yıl daha da güçlendiğinin altını çizdi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün ABD’ye ihracatının 2025 yılında 150 milyon dolara ulaşmasını iki ülke arasındaki gıda ticaretinin artmasının en en somut göstergesi olarak nitelendiren Girit sözlerini şöyle tamamladı: “Bu başarı yalnızca üreticilerimizin ve firmalarımızın değil, aynı zamanda bizlere güvenen, ürünlerimizi tercih eden ve iş birliğimizi büyüten siz Amerikalı dostlarımızın da başarısıdır. Bu nedenle teşekkürlerimi özellikle sizlere sunmak isterim. İhracatımız yalnızca hacim olarak değil, çeşitlilik açısından da önemli bir gelişim gösteriyor. ABD pazarındaki yolculuğumuza ağırlıklı olarak levrek ve çipura ile başlamıştık. Bugün ise Türk yumurtasını, peynirlerini, balını ve diğer hayvansal ürünlerini de burada daha sık görmenin gururunu yaşıyoruz. Bu çeşitlenme sayesinde son beş yılda su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımızı üç katına çıkarmayı başardık. Bu büyüme, iki ülke arasındaki karşılıklı güvenin, kalite anlayışının ve uzun vadeli iş birliğinin bir sonucudur. Dallas’ta bu etkinliği ilk kez gerçekleştiriyor olmaktan ayrıca büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu bölgenin sunduğu potansiyele inanıyoruz ve Türk ürünlerinin burada daha güçlü bir şekilde konumlanması için sabırsızlanıyoruz. ABD’nin farklı bölgelerinde büyüyen bu iş birliği ağı, Türkiye–ABD gıda ticaretinin geleceğine dair bizlere büyük bir umut veriyor.” Uygun: “Ege Bölgesi, Türk zeytin ve zeytinyağının kalbi” Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu, Ege Bölgesi’nin de Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün kalbi olduğunu ifade eden Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, ABD’nin Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü açısından en stratejik ve en öncelikli pazarlardan biri konumunda olduğuna işaret etti. ABD pazarında Türk zeytin ve zeytinyağını daha görünür kılmak için yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Uygun, “New York, Chicago, Anaheim ve Las Vegas gibi önemli ticaret ve gastronomi merkezlerinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle Türk gıda ürünlerini tanıtırken; 2025 yılında özellikle zeytin ve zeytinyağı sektörüne odaklanan başarılı bir Ticaret Heyeti programını da hayata geçirdik.Bu yıl da yeni bir heyet organizasyonu ile ABD’li iş ortaklarımızla daha güçlü, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birlikleri kurmayı hedefliyoruz. En büyük arzumuz; sağlık yönüyle ön planda olan Türk zeytinyağının ABD’deki market raflarında daha fazla yer alması ve Amerikan sofralarında kalıcı bir konuma ulaşmasıdır. Binlerce yıllık zeytin kültürümüzü modern üretim tesisleri ve uluslararası kalite standartlarıyla buluşturuyoruz. Daha önce ülkemizi ziyaret eden Şef Greg’in Türkiye izlenimlerini büyük bir heyecan ve takdirle paylaşması bizler için çok kıymetliydi. Önümüzdeki dönemde de ABD’li dostlarımızı Türkiye’de ağırlamaktan, zeytinliklerimizi ve modern tesislerimizi yerinde göstermekten büyük mutluluk duyacağımızı özellikle ifade etmek isterim” diyerek ABD’li şefleri ve satın almacıları Türkiye’ye davet etti. Gala Yemeğine Türkiye’nin Houston Başkonsolosu Ahmet Akıntı, Ticaret Ateşesi Hasan Önal, Turkish Tastes Elçisi Greg Matchett, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Amerikalı şefler, satın alma yöneticileri katıldı.

Konya Büyükşehir Çiftçiye Desteğini Sürdürüyor Haber

Konya Büyükşehir Çiftçiye Desteğini Sürdürüyor

Konya Büyükşehir Belediyesi, susuz tarım modeliyle üretimi yaygınlaştırmak için çiftçilere nohut tohumu desteğinde bulundu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Az su isteyen ve iklim şartlarına daha dayanıklı ürünlerin yaygınlaştırılması amacıyla 31 ilçemizde başvuruları alınan çiftçilerimize yüzde 50 hibeli, 115 bin 875 kilogram nohut tohumu desteğinde bulunduk. Amacımız üreticimizin daha az suyla daha fazla verim alabileceği bir üretim modeline geçişini desteklemek. Bereketli olsun” dedi. Konya Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa karşı dayanıklı, az suyla yüksek verim elde edilen ürünlerin Konya genelinde yaygınlaşması için çiftçiye desteğini sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, değişen iklim şartlarına karşı 31 ilçede tarımsal destekleri şekillendirdiklerini belirterek, “Kuraklıkla mücadelede ürün deseninin değişmesi büyük önem taşıyor. Nohut gibi az su isteyen ve iklim şartlarına daha dayanıklı ürünlerin yaygınlaştırılması çiftçimizin maliyetini düşürdüğü gibi su kaynaklarının korunmasına da katkı sağlıyor. Biz de 31 ilçemizde önceden başvurularını aldığımız çiftçilerimize 7 bin 725 dekar alanda ekilmek üzere yüzde 50 hibeli, 115 bin 875 kilogram nohut tohumu desteğinde bulunduk. Yapılan bu destekleme ile yaklaşık bin 100 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanı susuz tarımla üretime kazandırmış olacağız. Bereketli olmasını diliyorum” diye konuştu. “AMACIMIZ ÜRETİCİMİZİN DAHA AZ SUYLA DAHA FAZLA VERİM ALABİLECEĞİ BİR ÜRETİM MODELİNE GEÇİŞİNİ DESTEKLEMEK” Ülkenin gıda güvenliği açısından Konya’nın stratejik bir konumda olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Amacımız üreticimizin daha az suyla daha fazla verim alabileceği bir üretim modeline geçişini desteklemek. Nohut gibi baklagil ürünleri hem toprağın verimliliğini artırıyor hem de su tüketimi açısından avantaj sağlıyor. Burada üretilecek her ürün sadece Konyalı çiftçimizi değil, Türkiye’nin tamamını ilgilendiriyor. Bu bilinçle hareket ediyor, üreticimizin yanında duruyoruz. Rabbim bol yağmurlu, rahmetli günler versin” değerlendirmesini yaptı. NOHUT TOHUMU Baklagiller familyasından, kurağa dayanıklı ve besin değeri yüksek bir bitki olan nohut üretimi hem çiftçiler hem de tüketiciler için birçok avantaj sunuyor. Nohut ayrıca sürdürülebilir tarım ve sağlıklı beslenme açısından önemli bir ürün olarak öne çıkıyor.

Giresun’da Ramazan Ayı Gıda Denetimleri Kesintisiz Devam Ediyor Haber

Giresun’da Ramazan Ayı Gıda Denetimleri Kesintisiz Devam Ediyor

Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından il genelinde vatandaşların güvenilir gıdaya erişimi için yıl boyunca olduğu gibi Ramazan ayında da gıda kontrol görevlileri denetimlerine kesintisiz devam ediyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Merkez ilçedeki gıda denetim çalışmasına İl Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Şahin ve Şube Müdürü Oğuz Yiğit ile birlikte nezaret etti. Denetimler kapsamında Gıda kontrol görevlileri, üretim ve satış yerlerinde; hijyen ve genel temizlik kuralları, gıda maddelerinin muhafaza şartları ve soğuk hava depolarının/buzdolaplarının sıcaklık derecelerinin takibi, ürünlerin etiket bilgileri, son tüketim tarihleri, taklit ve tağşiş gibi hususlarda ayrıntılı kontrol ve denetim yapıyor. Ayrıca işletme sahipleri ve çalışanları, gıda güvenliği ve personel hijyeni konularında bilgilendiriliyor. İl Müdürü Yılmaz yaptığı açıklamada; “Denetimlerde eksiklik veya uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda 5996 sayılı Kanun gereğince cezai işlem uygulanmaktadır. 2026 yılında şu ana kadar 1.024 denetim gerçekleştirilerek bunlardan 6 işletmeye toplamda 507 bin 790 TL idari para cezası verilmiştir. Gıda güvenliğinin sağlanması kırmızı çizgimiz olup tüketicilerimizin karşılaşacağı gıda güvenliği ile ilgili her türlü olumsuz durumları Alo 174 Gıda Hattı bildirimde bulunmaları büyük önem taşımaktadır.” dedi.

Sofralarda "Güvenilir Gıda" Denetimi Haber

Sofralarda "Güvenilir Gıda" Denetimi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. 5996 sayılı kanun kapsamında yürütülen çalışmalarda, halk sağlığını riske atan hiçbir işletmeye taviz verilmiyor. ​Üretimden Tezgâha Sıkı Markaj ​İl ve İlçe Müdürlüklerinde görevli teknik personeller, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tüketimi artan ürün gruplarına yönelik geniş kapsamlı bir saha operasyonu başlattı. Denetimlerin odak noktasında şu ürünler yer alıyor: ​Unlu Mamuller: Ekmek, pide, pasta ve tatlı çeşitleri.​Hayvansal Gıdalar: Et ve et ürünleri, süt ürünleri ve yumurta.​Temel İhtiyaçlar: Marketlerdeki raflarda yer alan tüm gıda ürünleri.​Hijyen ve İzlenebilirlik Ön Planda ​Ekipler sadece ürünleri değil, işletmelerin genel durumunu da mercek altına alıyor. Fırınlardan pastanelere, marketlerden toplu tüketim yerlerine kadar pek çok noktada şu kriterler inceleniyor: ​Hijyen Koşulları: Üretim alanlarının temizliği ve personelin hijyen standartları.​Muhafaza Şartları: Ürünlerin doğru sıcaklıkta saklanıp saklanmadığı.​Resmi Kayıtlar: Son kullanma tarihleri, izlenebilirlik ve ürün kayıt sistemleri.​Numune Alımı: Şüpheli görülen durumlarda laboratuvar analizi için numuneler alınıyor.​Bakanlıklar Arası Koordinasyonla Etkin Denetim ​Gıda güvenliğinin yanı sıra piyasa düzenini sağlamak adına denetimler, Ticaret Bakanlığı ekipleriyle eş zamanlı ve koordineli bir şekilde yürütülüyor. Bu iş birliği sayesinde hem gıda güvenliği hem de piyasa gözetimi konusunda denetimlerin etkinliği iki katına çıkarılıyor. Mevzuata aykırı hareket eden işletmelere ise ağır idari yaptırımlar uygulanıyor. ​"Halk sağlığını riske atabilecek hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir." ​Tüketicilere Çağrı: "Alo Gıda 174" ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, vatandaşların gıda güvenliği zincirindeki en önemli halka olduğunu hatırlattı. Tüketicilerin karşılaştıkları her türlü olumsuz durumu Alo Gıda 174 hattına bildirmeleri, denetimlerin etkinliğini artırmak açısından kritik önem taşıyor. ​Denetimlerin Ramazan ayı süresince ve bayram sonrasında da aynı kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir Haber

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Başkan Rasim Arı Gıda Denetimlerine Katıldı Haber

Başkan Rasim Arı Gıda Denetimlerine Katıldı

Nevşehir’de Ramazan ayı öncesinde Belediye Başkanı Rasim Arı, Zabıta Müdürlüğü ekipleri ile birlikte gıda işletmelerine yönelik sıkı denetimler gerçekleştirdi. Fırınlar, marketler ve pastanelerde hijyen ile gramaj kontrolleri yapıldı, kurallara uymayan işletmelere yasal işlem başlatıldı. Nevşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Ramazan ayı dolayısıyla halk sağlığını koruma amacıyla gıda işletmelerini denetlemeye başladı. Kent merkezindeki fırınlar, unlu mamul üretim yerleri ve pastaneler ile marketler hijyen koşulları ve gıda güvenliği açısından titizlikle incelendi. Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Zabıta üniformasını giyerek ekiplerle birlikte işletmelerdeki üretim alanlarının temizliğini, çalışanların portör muayenelerini, iş yeri ruhsatlarını ve ürünlerin son kullanma tarihlerini detaylı bir şekilde kontrol etti. Özellikle Ramazan döneminde talep gören pide ve ekmeklerde gramaj doğruluğu için hassas terazi kullanarak ölçümler yapan Başkan Rasim Arı, ayrıca depolama alanlarındaki saklama koşullarını da gözden geçirdi. Mevzuata aykırı durumlar tespit edildiğinde raporlanarak gerekli yasal işlemlerin başlatılacağını belirten Nevşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, Ramazan ayı süresince denetimlerin kararlılıkla devam edeceğini ve vatandaşların sağlığına zarar verecek durumlardan kesinlikle taviz verilmeyeceğini ifade etti.

AHBİB'den Ocak Ayında 138,5 Milyon Dolarlık İhracat Haber

AHBİB'den Ocak Ayında 138,5 Milyon Dolarlık İhracat

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) yeni yılın ilk ayında 138,5 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, geçen yılın aynı dönemine göre bölge ihracatında yüzde 21’e varan düşüş yaşandığını belirterek, bu gerilemenin yalnızca konjonktürel fiyat ve talep dalgalanmalarıyla açıklanamayacağını, sektörün rekabet gücünü zayıflatan yapısal risklere işaret ettiğini söyledi. Başkan Veysel Memiş, mevcut zorluklara rağmen sektörün dönüşüm kapasitesinin yüksek olduğuna dikkat çekerek, doğru destek mekanizmaları ve stratejik politikalarla ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalanabileceğini vurguladı. “Irak pazarında yüzde 63 kayıp yaşadık” 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Veysel Memiş, bakliyatın küresel gıda güvenliği açısından stratejik öneminin her geçen gün arttığını söyledi. Türkiye’nin bakliyatta hem üretici hem işleyici hem de ticaret merkezi konumunda olduğuna işaret eden Veysel Memiş, pandemi, savaşlar ve iklim değişikliği sonrası ülkelerin gıda arz güvenliğini ulusal güvenlik meselesi olarak gördüğünü hatırlattı. Bitkisel protein talebindeki artışın bakliyata yönelik küresel talebi hızla yükselttiğini belirten Veysel Memiş, buna karşın üreticilerin destekleme sorunları nedeniyle ekim alanlarının daraldığını ve bunun uzun vadede gıda güvenliği açısından yapısal risk oluşturduğunu kaydetti. Temel gıda maddelerinin ihracatında Irak’ın önemli bir pazar olduğuna dikkat çeken Başkan Veysel Memiş, Irak merkezi yönetimi ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasındaki uygulama farklılıklarının ticareti doğrudan olumsuz etkilediğini açıkladı. AHBİB Başkanı Veysel Memiş, “Irak’ta yaşanan siyasi ve idari sorunlar nedeniyle bu pazarda yılın ilk ayında yüzde 63 oranında kayıp yaşadık. Bu eğilimin sürmesinden endişe ediyoruz. Bu sorunun çözümü için devletlerarası güçlü diplomatik müdahaleye ihtiyaç var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Irak ile yürütülen üst düzey temaslarda bu konunun öncelikli gündem maddesi olmasını bekliyoruz.” dedi. “Üretimin daha fazla desteklenmesine ihtiyaç var” Türkiye’nin Afrika, Orta Doğu ve Doğu Avrupa pazarlarında artan talep potansiyelinin sektör için önemli bir büyüme alanı oluşturduğunu ve pazar çeşitlendirme stratejileriyle risklerin dengelenebileceğini vurgulayan Veysel Memiş, “Sektörümüz güçlü altyapısı, geniş ürün portföyü ve küresel ticaret deneyimiyle zorlu konjonktürü fırsata çevirebilecek kapasiteye sahiptir. Üretim desteklerinin güçlendirilmesi, lojistik ve finansman alanında rekabetçi çözümlerle birlikte Türk hububat ve bakliyat sektörünün orta vadede yeniden yüksek büyüme patikasına gireceğine inanıyoruz.” diye konuştu. AHBİB’in ocak ayındaki ihracat performansını ürün grupları ve ülkelere göre değerlendiren Veysel Memiş, şunları söyledi: “Bölge ihracatında ürün grupları bazında dağılımı incelediğimizde; bakliyat çeşitleri 30,3 milyon dolar değer ve yüzde 23’lük pay ile ilk sırada aldı. Bakliyatı, 26,3 milyon dolar değer ve yüzde 20 pay ile pastacılık ürünleri izlerken, yağlı tohumlar ve meyveler 23 milyon dolar değer ve yüzde 17 pay ile üçüncü sırada yer aldı. AHBİB’in sektörel ihracatını ülkelere göre değerlendirdiğimizde, ocak ayında en büyük pazar 14 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 10 pay ile Suriye oldu. Irak, 11 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 8 pay ile ikinci sırada yer aldı. Romanya 7,9 milyon dolarlık ihracatla ve yüzde 6 payla üçüncü sırada konumlandı. Mısır, İtalya, Filistin, Almanya, Ukrayna, Suudi Arabistan ve İran da Birliğin en fazla ihracat gerçekleştirdiği ilk 10 pazar arasında yer aldı.” “Türk hububat ve bakliyat sektörü Gulfood 2026’da güç gösterisi yaptı” Başkan Veysel Memiş, AHBİB olarak ocak ayında dünyanın en büyük yiyecek ve içecek fuarlarından biri olan Dubai Gulfood 2026’ya, Türkiye Gıda İhracatçıları (TGİ) çatısı altında güçlü katılım sağladıklarını bildirdi. 26-30 Ocak tarihleri arasındaki etkinliğin AHBİB üyeleri için yeni ticari iş birlikleri, pazar çeşitlendirme ve ihracat odaklı açılımlar açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydeden Başkan Veysel Memiş, fuar boyunca sektörün ürün çeşitliliği ve kalite algısının uluslararası ziyaretçiler nezdinde güçlü bir vitrine taşındığını ifade etti. Gulfood 2026’nın küresel gıda ticaretinde yön belirleyen bir merkez konumuna ulaştığını kaydeden Memiş, fuarda lojistik, sürdürülebilir üretim, gıda güvenliği ve ileri teknolojilerin ön plana çıktığını, bu başlıkların Türkiye’nin ihracat stratejisi açısından da kritik olduğunu söyledi. AHBİB’nin etkin varlığının Türk hububat ve bakliyat sektörünün uluslararası konumunu güçlendirdiğini vurgulayan Veysel Memiş, Birliğin ihracat odaklı vizyonu doğrultusunda üyelerin küresel pazarlara entegrasyonunu desteklemeyi sürdüreceklerini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.