Hava Durumu

#Gülcan Kış

Kırsal Haber - Gülcan Kış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gülcan Kış haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin Limanı'nda "Tekelleşme" Alarmı Haber

Mersin Limanı'nda "Tekelleşme" Alarmı

​CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Mersin Limanı’nda yaşanan yapısal sorunları ve fahiş maliyet artışlarını gündeme taşıdı. Limandaki fiyat politikasının bir "maliyet dayatmasına" dönüştüğünü belirten Kış, "Ticaret Mersin’den kaçıyor" uyarısında bulundu. ​"Bu Sadece Zam Değil, Ekonomik Bir Baskıdır" ​Mersin Uluslararası Liman İşletmesi’nin (MIP) 2026 yılı tarifesinde dolar bazında yaptığı yüzde 5’lik artışa dikkat çeken Gülcan Kış, liman ücretlerinin ihracatçı ve ithalatçı için taşınamaz bir yük haline geldiğini söyledi. Kış, limandaki durumun rekabet gücünü zayıflattığını vurgulayarak şunları ifade etti: ​"Zaten yüksek olan liman ücretleri bir kez daha artırılmış, asıl yük yine üreticinin sırtına bindirilmiştir. Bu durum tekelleşmiş bir maliyet dayatmasıdır." ​Dünyada Eşi Benzeri Yok: "Ücretli Yanaşma Penceresi" ​Milletvekili Kış, limandaki en büyük sorunlardan birinin dünyada benzeri bulunmayan "ücretli yanaşma penceresi" uygulaması olduğunu belirtti. 2013-2023 yılları arasında ücretsiz olan bu hizmetin yeniden ücretli hale getirilmesini eleştiren Kış, 2026 yılı itibarıyla ek maliyetleri şu rakamlarla açıkladı: ​20’lik Konteyner: 31,5 Dolar ek ücret ​40’lık Konteyner: 63 Dolar ek ücret ​Kış, bu ek ödemelerin konteyner başına ciddi bir maliyet yarattığını ve bu yükün doğrudan enflasyona yansıdığını ifade etti. ​"Maliyet Limanda Kalmıyor, Vatandaşın Cebine Yansıyor" ​Liman maliyetlerinin zincirleme bir etki yarattığını hatırlatan CHP’li vekil, artışların sadece sektörü değil, tüm toplumu etkilediğini söyledi. "Bu yük limanda kalmıyor; sanayiciye, ihracatçıya ve en sonunda vatandaşın mutfağına yansıyor" diyerek liman ücretlerinin bir enflasyon meselesi olduğunun altını çizdi. ​Çözüm Önerisi: Mersin’e Ana Konteyner Limanı ​Mersin Limanı’nın mevcut kapasitesinin yetersiz kaldığını ve rekabetin olmamasının fiyatları yukarı çektiğini belirten Gülcan Kış, hükümete çözüm yolunu gösterdi: ​"Çözüm nettir: Mersin’e bölgesel değil, doğrudan Ana Konteyner Limanı yapılmalıdır." ​Kış, gemi trafiğinin yüksek maliyetler nedeniyle alternatif limanlara kaymaya başladığını hatırlatarak, Mersin’in stratejik konumunu koruması için yeni liman yatırımının şart olduğunu vurguladı.

Vatandaş İcralık, İktidar Seyirci Haber

Vatandaş İcralık, İktidar Seyirci

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bireysel borç krizinin boyutunu sert sözlerle ortaya koydu. Kış, “Her dakika 20 vatandaş icralık oluyor” diyerek çözüm için sundukları kanun teklifinin acilen gündeme alınmasını istedi. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’de derinleşen borç krizini çarpıcı verilerle gündeme taşıdı. Vatandaşın artık geçim değil, borçla ayakta kalma mücadelesi verdiğini belirten Kış, mevcut tablonun ekonomik değil, doğrudan toplumsal bir kriz olduğunu vurguladı. Türkiye’de bireysel borcun ulaştığı seviyeye dikkat çeken Kış, bankalara ve finans kuruluşlarına olan toplam borcun 6 trilyon 343 milyar liraya çıktığını söyledi. Bu tablonun daha da ağırlaştığını belirten Kış, bankaların takibe aldığı borçların 273 milyar lirayı aştığını, varlık yönetim şirketleriyle birlikte batık borcun 375 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Sadece iki ayda icra dairelerine 2 milyon 241 bin yeni dosya geldiğini hatırlatan Kış, “Ben burada konuşurken bile her dakika 20 vatandaş daha icralık oluyor” sözleriyle krizin boyutunu ortaya koydu. “Bu düzen vatandaşı değil, yandaşı koruyor” İktidarın ekonomi politikalarını hedef alan Kış, bugüne kadar çıkarılan vergi aflarının vatandaş yerine büyük sermayeyi koruduğunu söyledi. “13 kez vergi affı çıkardınız. Milyarlarca liralık borcu sildiniz ama dayanacak gücü kalmayan vatandaşı bir kez bile düşünmediniz” diyen Kış, mevcut anlayışın sosyal devlet ilkesini ortadan kaldırdığını ifade etti. Meclis’e sunulan teklif: Borç yükü silinsin, vatandaş nefes alsın Kış, çözüm olarak Meclis Başkanlığı’na sundukları “Kredi Kartı ve Bireysel Borçların Yeniden Yapılandırılması” kanun teklifine işaret etti. 19 Ocak 2026 tarihinde sunulan teklifin, borç krizini hafifletmeye yönelik kapsamlı bir düzenleme içerdiğini belirtti . Teklifin gerekçesinde, yüksek faizler ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle borcun artık bir tercih değil, hayatta kalma aracı haline geldiği vurgulanırken, milyonlarca vatandaşın icra baskısı altında yaşamaya mahkûm edildiği ifade ediliyor. Düzenleme kapsamında; Borçların anapara üzerinden yeniden yapılandırılması, Faiz, gecikme cezası ve icra masraflarının tamamen silinmesi, 60 ila 72 ay vadeyle ödeme imkânı sağlanması, İcra ve haciz işlemlerinin durdurulması, Borcunu ödeyen vatandaşların kredi sicilinin temizlenmesi öngörülüyor Ayrıca yapılandırma sürecinde uygulanacak faiz oranına üst sınır getirilerek vatandaşın yeniden borç sarmalına sürüklenmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. “Borç artık bireysel değil, kamusal bir kriz” Kanun teklifinin en dikkat çekici yönlerinden biri ise borç meselesinin artık sadece bireylerin değil, toplumun tamamını etkileyen bir kriz olarak tanımlanması. Teklifte, vatandaşların maaş haczi, hesap blokesi ve sürekli icra tehdidi altında yaşadığına dikkat çekilerek mevcut sistemin sürdürülemez olduğu ifade ediliyor (sayfa 3). Kış’tan açık çağrı: “Bu teklif bekleyemez” Konuşmasının sonunda Meclis’e çağrıda bulunan CHP’li Kış, vatandaşın borç yükünün hafifletilmesi için siyasi irade gösterilmesi gerektiğini belirtti. “Vatandaşın borcundaki faiz yükü silinmeli, anapara yapılandırılmalı ve bu teklif bir an önce gündeme alınmalıdır” diyen Kış, iktidarın tercihini netleştirmesi gerektiğini vurguladı. Gülcan Kış’ın Meclis kürsüsünden yaptığı bu çıkış, ekonomik krizin en yakıcı başlıklarından biri olan bireysel borç meselesini yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı.

Bayram Sevincinin Yerini Geçim Sıkıntısı Aldı Haber

Bayram Sevincinin Yerini Geçim Sıkıntısı Aldı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, bayramların toplumda dayanışma ve paylaşmanın en güçlü zamanları olması gerekirken, bugün milyonlarca vatandaşın bayrama ekonomik kaygılarla girdiğini vurguladı. Kış, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bayramlar; birliktir, dayanışmadır, sofraların büyüdüğü, gönüllerin birleştiği günlerdir. Ancak bugün ne yazık ki milyonlarca yurttaşımız için bayram, sevinçten çok geçim hesaplarının gölgesinde yaşanıyor. İnsanlar bayram hazırlığını değil, faturalarını düşünüyor; yol masrafını hesaplıyor, çocuğuna harçlık verememenin mahcubiyetini yaşıyor.” Türkiye’de derinleşen ekonomik krizin bayramları dahi etkilediğini belirten Kış, şu değerlendirmede bulundu: “Bir ülkenin en güzel günlerinde bile insanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır. Bayramlar kimsenin kendini eksik hissetmediği, kimsenin mahcup olmadığı günler olmalıdır. Ama bugün bu tabloyu göremiyoruz.” Toplumdaki eşitsizliğin giderek arttığına dikkat çeken Kış, mevcut yönetim anlayışını eleştirdi: “Vatandaş her geçen gün daha fazla yoksullaşırken, bu tabloyu görmezden gelen bir anlayışla karşı karşıyayız. Bayramın ruhu paylaşmaktır ama bugün paylaşacak imkânı kalmayan milyonlar var. Bu tabloyu değiştirmek mümkündür ve bu sorumluluk da ülkeyi yönetenlerdedir.” Kış, mesajının sonunda Ramazan Bayramı’nın daha adil ve umut dolu bir geleceğe vesile olması temennisinde bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu bayramın; sofralara bereket, ülkemize huzur, yarınlarımıza umut getirmesini diliyorum. Kimsenin kendini yalnız hissetmediği, herkesin bayramı gerçek anlamıyla yaşayabildiği bir Türkiye umuduyla tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyorum.”

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’de kamuoyuna yansıyan et tartışmalarını ve bir safkan yarış atının kesilmesine rağmen resmi kayıtlarda hâlâ “yaşıyor” görünmesiyle ilgili iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi veren Kış, hem gıda denetim zincirinin nasıl işlediğinin hem de “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Son günlerde kamuoyunda yürütülen tartışmalarda sorumluluğun belediyelere yüklenmeye çalışıldığını belirten Kış, gıda güvenliği konusundaki yetki ve sorumluluğun mevzuatta açık biçimde tanımlandığını söyledi. CHP’li Kış, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de et ve et ürünlerinin üretiminden kesimine, işlenmesinden depolanmasına ve tüketiciye sunulmasına kadar geçen tüm süreçte resmî denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Bu denetimler Bakanlığın taşra teşkilatı olan İl Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan bu tablo, gıda denetim zincirinin hangi aşamada kırıldığının sorgulanmasını zorunlu hale getirmektedir.” Kış, Mersin’de kamu kurumlarına veya belediyelere et tedarik eden işletmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenip denetlenmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. “Bu işletmeler Bakanlık tarafından onaylı ve kayıtlı işletmeler midir? Son üç yılda kaç resmî denetim yapılmıştır? Bu denetimlerde kaç numune alınmış ve kaçında mevzuata aykırılık tespit edilmiştir? Mersin’de son yıllarda tek tırnaklı hayvan eti tespit edilen işletmeler var mıdır ve bu işletmeler hakkında hangi idari ve cezai işlemler uygulanmıştır? Tüm bunlar kamuoyuna açık ve şeffaf şekilde açıklanmalıdır.” “SMART LATCH SKANDALI” CHP’li Kış’ın Meclis’e taşıdığı bir diğer konu ise kamuoyunda büyük tartışma yaratan “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbeti oldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söz konusu at son yarışını 14 Ekim tarihinde koştu ve sakatlığı nedeniyle yarış hayatı sona erdi. Atın sahibi tarafından bir bakımevine gönderildiği belirtilirken, daha sonra ortaya çıkan bilgiler söz konusu atın kesildiği ve etinin Mersin’de bir aşhanede kullanılan etler arasında yer aldığı iddialarını gündeme getirdi. Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türkiye Jokey Kulübü (TJK) kayıtlarında Smart Latch isimli atın hâlâ “yaşıyor” görünmesi oldu. CHP’li Kış, bu durumun yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetinin nasıl takip edildiği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. “YASAK OLAN BİR KESİM NASIL GERÇEKLEŞTİ?” Tek tırnaklı hayvanların kesimi ve etinin gıda amaçlı kullanımı Türkiye’de mevzuat gereği yasak. Bu nedenle bir yarış atının kesilmesi ve etinin gıda zincirine girmesi yalnızca hayvan refahı açısından değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da son derece ciddi bir durum olarak değerlendiriliyor. CHP’li Gülcan Kış, konunun yalnızca bir hayvanın akıbetiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda denetim sistemine ilişkin ciddi bir sorunu ortaya çıkardığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tek tırnaklı hayvanların kesimi açık biçimde yasaktır. Buna rağmen bir safkan yarış atının kesildiği ve etinin gıda zincirine girdiği iddiaları kamuoyuna yansıyor. Bu at gerçekten bakımevine gönderildi mi? Gönderildiyse hangi işletmeye gönderildi ve bu işletme Bakanlık tarafından ruhsatlı mı? Yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetini kim takip ediyor? Yasak olan bir kesim nasıl gerçekleşti ve bu kesim hangi işletmede, hangi veteriner hekim denetiminde yapıldı? Bu soruların tamamı yanıtlanmak zorundadır.” “BAKIM ALTINDA OLMASI GEREKEN BİR AT SOFRAYA NASIL GELDİ?” Kış, bakım altında olması gereken bir yarış atının kesime gönderilmesinin ciddi bir denetim zafiyetine işaret edebileceğini söyledi. “Bakım altında olması gereken bir yarış atının nasıl olup da kesime gönderildiği ve sofralara kadar uzanan bir zincirin parçası haline geldiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu olay yalnızca bir hayvanın akıbeti değil; aynı zamanda gıda güvenliği, kamu denetimi ve devletin sorumluluğu açısından da son derece ciddi bir meseledir.” CHP’li Gülcan Kış, ortaya çıkan tablonun ciddi bir denetim zinciri krizi olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı’na sert sözlerle yüklendi. “Eğer gıda denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğundaysa ve buna rağmen yasak olan bir kesim gerçekleşmiş, bu et gıda zincirine girmiş ve denetim mekanizması bunu engelleyememişse ortada çok ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Böyle bir denetim zinciri krizi yaşanıyorsa Tarım ve Orman Bakanı derhal oturduğu o koltuktan istifa etmelidir.”

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor Haber

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor

Zirai don felaketinin etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, limon ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesine ilişkin yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına sert tepki gösterdi. Kış, Mersin başta olmak üzere Türkiye’nin limon üretim merkezlerinde üreticinin büyük bir belirsizlik ve ekonomik baskı altında olduğunu belirterek, hükümetin tarım politikalarını “tutarsız ve günü kurtarmaya yönelik” sözleriyle eleştirdi. Resmî Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026’ya kadar yüzde 10’a indirildiğini hatırlatan Kış, bu kararın piyasada üretici aleyhine sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Kış, “Türkiye limon üretiminde dünyanın sayılı ülkelerinden biri. Mersin, Adana ve Hatay gibi üretim merkezlerinde çiftçiler yıl boyunca emek veriyor, maliyetlere katlanıyor. Ancak depolarda hâlâ limon dururken ithalatın önünün açılması üreticiye ‘sen üretme’ demekten başka bir şey değildir” dedi. “Önce ihracat yasağı, şimdi ithalat kolaylığı” Gülcan Kış, limon piyasasında son dönemde alınan kararların birbirini çürüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Daha kısa bir süre önce limona ihracat yasağı getirildi. Üreticinin dış pazarı kapatıldı. Şimdi ise ithalatın önü açılıyor. Bu nasıl bir planlama, nasıl bir tarım politikası? Bir tarafta depolarda ürününü satamayan çiftçi var, diğer tarafta ithalat kapısı aralanıyor. Bu tablo, Türkiye’de tarımın nasıl yönetildiğinin açık bir göstergesidir.” “Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor” Mersin’in Türkiye’de limon üretiminin kalbi olduğunu vurgulayan Kış, alınan kararların doğrudan bölge üreticisini etkilediğini söyledi. Kış, “Mersin’de binlerce aile limon üretiminden geçimini sağlıyor. Bahçelerde yıl boyunca verilen emek, yapılan masraf, işçinin alın teri var. Ama yanlış kararlarla Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor. İthal ürün piyasaya girdiğinde tüccar yerli limonu daha düşük fiyatla almak ister. Bunun bedelini de çiftçi öder” ifadelerini kullandı. “Tarım politikası ithalatla yönetilemez” Kış, Türkiye’de son yıllarda tarım politikalarının ithalata dayalı hale geldiğini belirterek hükümeti sert sözlerle eleştirdi. “Patateste, soğanda, ette, buğdayda aynı tabloyu gördük. Fiyat yükseldiğinde çözüm olarak ithalat kapısı açılıyor. Oysa sorun üretimde değil; planlamada, piyasa denetiminde ve üreticiyi koruyan politikaların eksikliğinde” dedi. Kış, limon kararının da bu yanlış yaklaşımın yeni bir örneği olduğunu vurgulayarak, “Tarımı ithalatla yönetemezsiniz. Çiftçi üretmezse sofradaki ürün de olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi koruyan güçlü ve sürdürülebilir bir tarım politikasıdır” diye konuştu. “Tarım Bakanlığı’nda bile istikrar yok” AKP iktidarının tarım politikalarında tutarsızlık içinde olduğunu ifade eden Kış, son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı’nda yaşanan değişikliklere dikkat çekti. “Tarım gibi stratejik bir alanda bile istikrar yok. AKP iktidarı döneminde Tarım Bakanlığı koltuğunda sürekli değişiklikler yaşandı. Son yıllarda bakanlar hızla değişirken, tarım politikası da sürekli yön değiştiriyor. Bu tablo, üreticinin neden yalnız bırakıldığını açıkça gösteriyor. Tarım yönetilemeyince bedelini çiftçi ödüyor.” “Üreticinin yanındayız” Zirai don felaketinin etkilerini araştıran Meclis Komisyonu’nda görev yaptığını hatırlatan Kış, sahada üreticilerin yaşadığı sorunları yakından gördüklerini belirtti. “Mersin’de, Adana’da, Hatay’da çiftçilerimizin yaşadığı sıkıntıları birebir dinliyoruz. Üretici maliyet altında eziliyor, ürününü değerinde satamıyor. Tarım politikalarının günü kurtaran kararlarla değil, üreticiyi merkeze alan uzun vadeli bir planlamayla yürütülmesi gerekiyor.” Kış, limon üreticilerinin sorunlarının takipçisi olacaklarını belirterek, “Çiftçinin emeğini korumak, üretimi sürdürülebilir hale getirmek ve Türkiye’yi yeniden güçlü bir tarım ülkesi yapmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

CHP'li Kış: "Gıda Fiyatları Kontrolden Çıktı!" Haber

CHP'li Kış: "Gıda Fiyatları Kontrolden Çıktı!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, son açıklanan enflasyon verilerini ve küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkisini değerlendirerek, enflasyonun yeniden yükseliş eğilimine girdiğini ve önümüzdeki aylarda bu artışın daha da hızlanabileceğini söyledi. Kış, özellikle gıda fiyatlarındaki sert artışın vatandaşın mutfağını doğrudan vurduğunu belirtti. Şubat ayı verilerine göre enflasyonun farklı kurumların hesaplamalarında da yükseldiğine dikkat çeken Kış, TÜİK’e göre yüzde 2,96, İstanbul Ticaret Odası’na göre yüzde 3,85 ve ENAG’a göre yüzde 4,01 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Yılın ilk iki ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 7,95, İTO’ya göre yüzde 8,59 ve ENAG’a göre yüzde 10,58 seviyesine çıktığını belirten Kış, yıllık enflasyonun da bütün endekslerde yükseldiğini söyledi. Şubat sonu itibarıyla yıllık enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 31,53, İTO’ya göre yüzde 37,88 ve ENAG’a göre yüzde 54,14seviyesine ulaştığını belirten Kış, “Hangi veriye bakarsanız bakın tablo aynı: Enflasyon yeniden yükseliyor” dedi. “Daha yılın başında hedefin yarısına gelindi” İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, ilk iki ayda yaşanan yüzde 7,95’lik artışın hedefin neredeyse yarısına ulaştığını söyledi. “Bu hedefin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalan 10 ayında aylık enflasyonun ortalama yüzde 0,8’in altında kalması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsızdır” diyen Kış, enflasyonla mücadelede gerçekçi bir program olmadığını savundu. “Savaşın etkisi marttan itibaren hissedilecek” Ocak ve şubat aylarındaki enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’nin iç ekonomik dinamiklerinden kaynaklandığını belirten Kış, mart ayından itibaren küresel gelişmelerin de fiyatları yukarı çekeceğini söyledi. Ham petrol fiyatlarının kısa sürede 60 dolardan 103 dolara çıkarak yüzde 70’ten fazla arttığını, doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 80’e yakın artış yaşandığını belirten Kış, savaşın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının 200 dolara kadar çıkabileceğiyönünde tahminler yapıldığını söyledi. Kış, iktidarın akaryakıt zamlarını ÖTV indirimleriyle sınırlamaya çalıştığını ancak bu politikanın sürdürülebilir olmadığını belirterek, “ÖTV indirilecek alan kalmadığında zamlar kaçınılmaz hale gelecek. Bu da tarımdan sanayiye kadar bütün sektörlerde maliyet patlaması anlamına geliyor” dedi. “Emeklinin ve çalışanın maaşı iki ayda eridi” Yüksek enflasyonun sabit gelirli kesimleri hızla yoksullaştırdığını belirten Kış, yıl başında yapılan maaş artışlarının daha ilk iki ayda büyük ölçüde eridiğini söyledi. 2026 yılı başında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19 zam yapıldığını hatırlatan Kış, “Ocak ve şubat aylarında gerçekleşen yüzde 7,95’lik enflasyon, bu zammın yüzde 61’ini daha şimdiden eritti” dedi. En düşük 20 bin liralık emekli maaşının yaklaşık 1.595 lirasının iki ay içinde eridiğini belirten Kış, memurlar için de benzer bir tablo olduğunu ifade etti. “En düşük 61 bin 890 liralık memur maaşının 4 bin 920 lirası sadece iki ayda eridi. 28 bin 75 liralık asgari ücretin ise 2 bin 232 lirası enflasyon karşısında yok oldu” diyen Kış, maaşların enflasyona yetişemediğini söyledi. “Gıda fiyatları kontrolden çıktı” Kış, en çarpıcı artışın gıda fiyatlarında yaşandığını belirterek TÜİK verilerine göre ocak ayında gıda fiyatlarının yüzde 6,59, şubat ayında ise yüzde 6,89 arttığını söyledi. “Sadece iki ayda gıda fiyatları yüzde 13,93 arttı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 36,44 seviyesine çıktı” diyen Kış, Türkiye’nin bu oranla dünyada İran’dan sonra ikinci sırada yer aldığını ifade etti. Şubat ayında özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan artışların dikkat çekici olduğunu belirten Kış, şu örnekleri verdi: • Domates, biber ve salatalık gibi sebzelerin fiyatı aylık yüzde 33, yıllık yüzde 88arttı. • Taze baklagillerin fiyatı aylık yüzde 21,6, yıllık yüzde 155 arttı. • Tereyağı fiyatı aylık yüzde 16,4, yıllık yüzde 38,2 arttı. • Süt fiyatları aylık yüzde 15,4, yıllık yüzde 34 arttı. • Yoğurt fiyatları aylık yüzde 14,9, yıllık yüzde 30 arttı. • Portakal ve mandalina fiyatları aylık yüzde 12,8, yıllık yüzde 57 arttı. • Peynir fiyatı aylık yüzde 10,4, yıllık yüzde 27 arttı. “Dünyada gıda ucuzluyor, Türkiye’de pahalanıyor” CHP’li Kış, FAO verilerine göre dünyada gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 1 azaldığını, Türkiye’de ise aynı dönemde hızla arttığını vurguladı. “Dünya gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artıyorsa bunun nedeni küresel kriz değil, yanlış ekonomi politikalarıdır” diyen Kış, vatandaşın mutfağındaki krizin giderek derinleştiğini söyledi. Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Enflasyon artık sadece bir ekonomik veri değil, vatandaşın günlük hayatının en ağır gerçeği haline geldi. Mutfakta yangın var. İktidar ise hâlâ bu yangını görmezden geliyor.”

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez Haber

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nı (MTSO) ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol, oda yönetimi ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette Mersin’in ekonomik potansiyeli, lojistik altyapısı, tarım, sanayi ve ihracat kapasitesi ile kentin geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. MTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleriyle yapılan toplantıda konuşan CHP’li Gülcan Kış, Mersin’in yalnızca bugünün gündemiyle değil uzun vadeli kalkınma perspektifiyle planlanması gereken bir şehir olduğunu söyledi. Kış, Mersin’in tarım, sanayi, lojistik ve turizm alanlarında Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekerek, kentin potansiyelinin doğru planlama ve güçlü altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Mersin artık kendi haline bırakılacak bir şehir değil” diyen Kış, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Mersin için önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti. Jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki değişimin Doğu Akdeniz’de yeni lojistik merkezleri ön plana çıkardığını belirten Kış, Mersin’in bu süreçte güvenli bir ticaret koridoru ve liman kenti olarak öne çıkabileceğini söyledi. “Potansiyel tek başına yetmez” Mersin’in sahip olduğu potansiyelin doğru yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kış, özellikle lojistik altyapı, sanayi bölgeleri ve ticaret bağlantılarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Kış, “Liman yapmak tek başına yeterli değildir. O limana dünya ticaretinin rotasını getirecek planlamayı da yapmak gerekir. Mersin’in rekabet gücünü artıracak yatırımların gecikmesi yalnızca kente değil Türkiye ekonomisine de zarar verir” dedi.  “Mersin’in sorunlarını Meclis’te gündeme taşımaya devam edeceğiz” Ziyarette Mersin’de devam eden ve uzun süredir gündemde olan altyapı projeleri de ele alındı. CHP’li Kış, kentin ulaşım ve altyapı sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli gündeme getirdiklerini belirterek, özellikle D-400 Karayolu’ndaki yoğunluk ve güvenlik sorunlarını defalarca dile getirdiklerini ifade etti. Kış, Çeşmeli-Taşucu otoyolu ve Akdeniz Sahil Yolu gibi projelerin yalnızca ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda turizm ve ticaret açısından da stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Tarım açısından büyük önem taşıyan Pamukluk Barajı ve su yönetimi konularının da yakından takip edildiğini belirten Kış, Mersin’in üretim gücünün sürdürülebilir olması için tarımsal altyapı yatırımlarının tamamlanması gerektiğini dile getirdi. “Mersin için ortak akıl şart” Toplantıda MTSO’nun Mersin’in uzun vadeli ekonomik vizyonuna yönelik yürüttüğü çalışmalar da değerlendirildi. MTSO’nun 2050 ve 2075 perspektifiyle yürüttüğü planlama çalışmalarının önemli olduğunu belirten Kış, iş dünyası ile kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin kentin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi. Kış, “Bir şehrin gelişmesi yalnızca iş dünyasının çabasıyla değil, aynı zamanda o şehrin sorunlarının Ankara’da güçlü bir şekilde dile getirilmesiyle mümkündür. Biz Mersin’in meselelerini Meclis’te takip etmeye devam edeceğiz” dedi. Ziyaretin sonunda Mersin iş dünyasının beklentileri ve kentin ekonomik gelişimine yönelik öneriler karşılıklı olarak değerlendirildi.

CHP’li Gülcan Kış: ''Doğayı Değil, İhmali Sorguluyoruz'' Haber

CHP’li Gülcan Kış: ''Doğayı Değil, İhmali Sorguluyoruz''

CHP Mersin Milletvekili ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesi Gülcan Kış, Antalya–Konya Yolu’nun Eynif ve Gembos Ovalarından geçen bölümünün aşırı yağışlarla birlikte tamamen su altında kalmasına ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi. Kış, söz konusu bölgenin tarihsel olarak göl yatağı olduğunun bilindiğini, yıllar içinde kuruyan alanın aşırı yağışlarla yeniden su tutmasının bilimsel olarak mümkün ve öngörülebilir bir durum olduğunu vurgulayarak, tartışmanın “doğa intikam aldı” gibi sloganik ifadelerle geçiştirilemeyeceğini söyledi. “Sorun yağmur değil, hazırlıksızlıktır” Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyesi kimliğiyle konuya teknik açıdan yaklaştığını belirten Gülcan Kış, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Evet, burası geçmişte göl olan bir alan. Evet, iklim krizinin etkisiyle yağışlar artabilir, su rejimi değişebilir. Bunların hiçbiri sürpriz değildir. Asıl soru şudur: Böyle bir coğrafyada yol yaparken hiç mi fizibilite çalışması yapılmadı? Hiç mi ÇED süreci işletilmedi? Hiç mi taşkın riski hesaplanmadı?” “Devlet ‘olabilir’i değil, ‘olacak’ı hesaplamak zorundadır” Kış, devlet yatırımlarının varsayımlara değil, bilimsel verilere dayanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Kamu yatırımı yapıyorsanız, ‘belki yağar’ demek yetmez; ‘yağdığında ne olur’ sorusuna cevap vermek zorundasınız. Eski göl yatakları, taşkın ovaları ve su toplama havzaları bellidir. Bunlar haritalarda vardır, akademik çalışmalarda vardır, devlet arşivlerinde vardır. Buna rağmen bir yol birkaç yıl içinde göle dönüyorsa, bu doğanın değil, ihmalin sonucudur.” ÇED neden yok, kim karar verdi? CHP’li Kış’ın TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde; Antalya–Konya Yolu’nun söz konusu kesimi için neden Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu alınmadığı, projenin hangi bilimsel verilere dayanarak hazırlandığı, taşkın ve su rejimi analizlerinin yapılıp yapılmadığı soruldu. Önergede ayrıca; projeyi hangi firma ya da firmaların hazırlayıp uyguladığı,ihale bedelinin ne olduğu,hangi kurumların denetim yaptığı,ve yolun kısa sürede kullanılamaz hâle gelmesiyle oluşan kamu zararının tutarı da Bakanlığa yöneltildi.“Bu tablo kader değil, yönetim tercihidir” Kış, yaşananların bir doğa olayı olarak sunulmasının gerçeği perdelediğini ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı: “Yağmur yağabilir, göl yeniden oluşabilir; doğa kendi dengesini kurar. Ama devletin görevi buna göre plan yapmaktır. Bu yapılmadıysa, ortada kader değil, yanlış tercih vardır. Bu yolun geldiği hâl, kamu yatırımlarında bilimin ve liyakatin nasıl devre dışı bırakıldığının göstergesidir.” “Bu bedeli halk ödüyor” Kamu zararının görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Gülcan Kış, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün emekli geçinemiyor, işçi borçla yaşıyor. Buna rağmen milyarlarca liralık yollar birkaç yıl içinde işlevsiz hâle geliyorsa, bu bedeli halk ödüyor demektir. Bu nedenle sorumluların kim olduğu ve bu zararın hesabının nasıl verileceği açıklanmak zorundadır.” CHP’li Kış, verdiği soru önergesinin takipçisi olacağını ve benzer coğrafi özelliklere sahip bölgelerde aynı hataların tekrarlanmaması için Meclis denetiminin sonuna kadar işletilmesi gerektiğini vurguladı.

Gıda Fiyatlarındaki Fahiş Artış Yönetememenin Sonucudur Haber

Gıda Fiyatlarındaki Fahiş Artış Yönetememenin Sonucudur

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda gıda fiyatlarının fahiş artışlarının nedenlerinin araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesi üzerine söz aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda gıda fiyatlarının fahiş artışlarının nedenlerinin araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan Gülcan Kış, gıda krizinin ekonomik değil, siyasal bir tercih meselesi olduğunu vurguladı. “Bu tablo küresel kriz değil, yönetememe hâlidir” Gülcan Kış, gıda fiyatlarındaki artışın bir ekonomi başlığı olmadığını belirterek, “Bu artış, ülkeyi kimin yönettiğini ve kimin bedel ödediğini gösteren en çıplak göstergedir. ‘Fiyatlar neden artıyor?’ sorusuna cevap vermeden hiçbir sorun çözülemez” dedi. Pandemi ve savaşlara rağmen dünyada enflasyonun birçok ülkede gerilediğini, buna karşın Türkiye’de artmaya devam ettiğini ifade eden Kış, “Bu tablo küresel krizle açıklanamaz. Bunun adı açıkça yönetememe hâlidir” diye konuştu. Türkiye’nin gıda enflasyonunda Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada yer aldığına dikkat çekti. “Ortada hukuksuzluk ve adaletsizlik var” Kış, gıda fiyatlarındaki artışın ne mevsim şartlarıyla ne de dış güç söylemleriyle açıklanamayacağını vurgulayarak, “Bu tabloyu açıklayan tek şey hukuksuzluk ve adaletsizliktir. Güvenin olmadığı yerde üretim olmaz, yatırım olmaz, fiyatlar da düşmez” ifadelerini kullandı. “Pazarda artık fiyat etiketi değil, ‘kredi kartı geçerlidir’ yazıyor” Hafta sonu Mersin’de semt pazarlarını gezdiğini anlatan Kış, vatandaşın yaşadığı yoksulluğu çarpıcı örneklerle aktardı. “Eskiden pazarcılar büyük fiyat etiketleri asardı, bugün tezgâhlarda ‘Kredi kartı geçerlidir’ yazıyor. Bu, yoksulluğun nasıl normalleştirildiğinin açık itirafıdır” diyen Kış, bir demet tere otunun 250 TL’ye, 1 kilogram salatalığın ise 190 TL’ye ulaştığını söyledi. “Bu yalnızca pahalı bir sebze değildir; çöken tarım politikasının ağır bedelidir” dedi. “Üretimi değil, zam düzenini destekliyorsunuz” Tarımda üretim ayağının çöktüğünü vurgulayan Kış, gübre, mazot ve yem fiyatlarındaki artışlar nedeniyle çiftçinin üretimden koparıldığını ifade etti. Mazot fiyatının 61 TL’yi geçtiğini hatırlatan Kış, “Mazota gelen her zam, tarladan sofraya her ürüne yeni bir zam olarak yansıyor. Bu maliyetle çiftçi nasıl tarlasını sürecek?” diye sordu. Kış, “Üretim bu kadar baskı altındayken tüketiciye ucuz gıda vaadi vermek ya cehalettir ya da bilinçli bir aldatmadır” dedi. “Hesap günü sandıkta görülecek” Konuşmasının sonunda “hesap günü” vurgusu yapan Kış, şu ifadeleri kullandı: “Bu ülkede insanlar artık sabrının sınırında yaşıyor. 28 bin 75 lirayı çok gördüğünüz asgari ücretlinin de ‘20 bin lira yeter’ dediğiniz emeklinin de iki eli yakanızda olacaktır. O hesap sandıkta görülecek. Bu kötü düzenin bedelini bu ülkenin emekçisi değil, bu düzeni kuranlar ödeyecek.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.