Hava Durumu

#Hayvancılık

Kırsal Haber - Hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mihalıççık'a Üç Projeyle 40 Milyon Liralık Yatırım Haber

Mihalıççık'a Üç Projeyle 40 Milyon Liralık Yatırım

IPARD III Programı kapsamında Eskişehir genelinde hibe almaya hak kazanan 6 projenin 3’ü Mihalıççık’tan geldi. İlçeye kazandırılan yaklaşık 40 milyon TL'lik yatırım, bölge ekonomisine can suyu olacak. ​Eskişehir’in Mihalıççık ilçesi, tarımsal kalkınma ve turizm alanında büyük bir başarıya imza attı. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığıyla yürütülen IPARD III Programı 7. Çağrı Dönemi sonuçlarına göre, Mihalıççık kooperatifleri tarafından sunulan üç önemli proje onay alarak büyük bir yatırıma kapı araladı. ​Eskişehir’in Gururu Mihalıççık ​İlçe kooperatiflerinin hazırladığı projelerden biri, değerlendirme sürecinde en yüksek puanı alarak birinci sırada yer aldı. Eskişehir genelinde hibe desteği almaya hak kazanan toplam altı projenin yarısının Mihalıççık ilçesinden çıkması, bölgedeki kooperatifçilik başarısını gözler önüne serdi. ​Üç Farklı Alanda Dev Yatırım ​Yaklaşık 40.000.000,00 TL değerindeki bu yatırım hamlesiyle hayata geçirilecek projeler şunlardır: ​At Çiftliği Projesi: Sınırlı Sorumlu Sazak Üretim ve İşletme Kooperatifi tarafından hayata geçirilecek.​ Yarıkçı Termal Tesisi Projesi: Sınırlı Sorumlu Mihalıççık İlçesi Turizm Geliştirme Kooperatifi bünyesinde turizme kazandırılacak.​ Modern Tarım Mekanizasyonu: Sınırlı Sorumlu Kayı Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından alınacak olan Biçerdöver, Taş Toplama ve Gübre Serpme Makineleri ile tarımda verimlilik artırılacak.​ "Dayanışma ve Üretimle Devam Edeceğiz" ​Proje sürecine katkı sunan kooperatif başkanlarına ve teknik ekiplere teşekkür eden Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum yaptığı açıklamada, yatırımların hem ilçeye hem de ülke ekonomisine önemli bir değer katacağını vurguladı. Başkan Çorum yaptığı açıklamada Mihalıççık için çalışmaya, üretmeye ve yeni yatırımlar kazandırmaya kararlılıkla devam edileceklerini ifade etti.

Arı Yetiştiricileri BAÇEM Kurslarında Donanımlarını Artırıyor Haber

Arı Yetiştiricileri BAÇEM Kurslarında Donanımlarını Artırıyor

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na bağlı Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi (BAÇEM) tarafından ikincisi düzenlenen Uygulamalı Arıcılık Kursu başarıyla tamamlandı. 50 katılımcının yer aldığı kursta teorik ve uygulamalı eğitimler gerçekleştirildi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın “Tarımda Balıkesir Modeli” ile sürdürülebilir bir tarımsal üretim modeli hayata geçirilirken, Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi (BAÇEM) tarafından düzenlenen kurslarla alanında uzman üreticiler yetiştiriliyor. Bu kapsamda Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na bağlı Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi (BAÇEM) tarafından düzenlenen 2. Uygulamalı Arıcılık Kursu başarıyla tamamlandı. Yoğun ilgi gören ve yapılan değerlendirmeler sonucunda belirlenen 50 kursiyerin katılımıyla gerçekleştirilen kursta teorik bilgi ve uygulamalı eğitimler birlikte yürütüldü. ARICILIĞA DAİR TÜM DETAYLAR ANLATILDI Yurt genelinden çok sayıda katılımın olduğu 2. Uygulamalı Arıcılık Kursu’nda uzman eğitmenler tarafından arıcılığa giriş ve temel kavramlar, koloni yönetimi, mevsimsel bakım uygulamaları ve ana arı yetiştiriciliği ile ilgili tüm detaylar anlatıldı. Ayrıca kursta; arı hastalıkları ve zararlılarıyla mücadele yöntemlerinin yanı sıra kovan ekipmanları ile bal ve diğer arı ürünlerinin üretim süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler aktarıldı.

Ordu'da Kaz Yetiştiriciliği Büyüyor Haber

Ordu'da Kaz Yetiştiriciliği Büyüyor

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in tarım ve hayvancılık üretim çeşitlerini arttırarak üretici ve yetiştiricilerin farklı alanlardan ekonomik kazanç sağlaması amacıyla başlattığı projeler arasında yer alan Kaz yetiştiriciliği giderek büyüyor. BÜYÜKŞEHİR 'ALIM GARANTİSİ' İLE ÜRETİCİYE GÜVEN VERDİ Üreticilerin birçoğu yetiştirdikleri kazları kendi belirledikleri fiyatlarla pazarlarken ellerinde kalan kazlar için ise Büyükşehrin ‘alım garantisi’ devreye giriyor. Bu doğrultuda üreticilerin kazlarını Büyükşehir Belediyesi aldı. Öte yandan ürününü hemen satmak istemeyen yetiştiriciler ise kazlarının kesimini Kanatlı Kesimhanesinde yaparak yine Büyükşehir Belediyesinin soğuk hava depolarına koyma imkanı buluyor. KAZ YETİŞTİRİCİLERİ: “BÜYÜKŞEHRİN ALIM GARANTİSİ İLE PAZARLAMA SORUNUMUZ KALMADI” Öte yandan Büyükşehir Belediyesi’nin alım garantisi verdiği ve 2025 yılı Nisan-Mayıs aylarında dağıttığı kaz civcivleri kesim aşamasına geldi. Fatsa ve Ünye ilçesinde farklı mahallelerde Büyükşehir Belediyesinden kaz civcivi ve teknik destek alarak kaz yetiştiriciliğine başlayan üreticilerden Yunus Yılmaz ve Ertuğrul Doğan, kaz yetiştiriciliğine başlamalarındaki en önemli kriterin Büyükşehir Belediyesinin alım garantisi olduğunu belirtti. “BAŞKAN GÜLER BİZE FIRSAT VE GÜVEN VERDİ” Desteklerinden dolayı Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkürlerini ileten kaz yetiştiricileri şöyle konuştu: “Kaz yetiştiriciliğine başlamamızdaki en önemli etken ve bize güven veren şey Büyükşehir Belediyesinin civciv desteği ve özellikle de ‘alım garantisi’ vermesi oldu. Bu işlere severek başladık severek de sürdürüyoruz. Süreç içerisinde Büyükşehirden her anlamda destek aldık. Şimdi de kazlarımız yetişti ve kesim aşamasına geldi. Kazlarımızın uygun fiyata kesimi yapıldı. Biz kendimiz belli bir kısmını sattık. Geri kalanların da kesimini yaparak bir kısmını Büyükşehir’e verdik bir kısmını da soğuk hava depolarına koyduk. Bize bu fırsatları vermesinin yanı sıra güven de veren Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkürlerimizi iletiyoruz. İnşallah bu çalışmaları büyüterek devam ettireceğiz.”

21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı Açıldı Haber

21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı Açıldı

Türk tarım sektörünün dünyaya açılan penceresi olan 21. Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Fuar İzmir’de törenle açıldı. 7 Şubat’a kadar devam edecek “Hayat Veren Su” temalı fuarın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yön ve rotalarının net olduğunu vurgulayarak, üreticinin ve tüketicinin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. Tugay, Türkiye’nin ve İzmir’in tarımsal üretimde kendi kendine yeten bir şehir ve ülke olması için kararlılıkla çalıştıklarını ifade etti. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise sayılı tarım fuarları arasında yer alan Agroexpo – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Orion Fuarcılık tarafından bu yıl “Hayat Veren Su” temasıyla 21’inci kez düzenlenen fuar, 7 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğindeki açılış törenine; Özbekistan Tarım Bakanı Yardımcısı Tulkin Sattarov, CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Yeşim Kebapçıoğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, İzmir Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanı İbrahim Erdallı, Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ile fuarda yer alan ülkelerin temsilcileri ve sektör profesyonelleri katıldı. Tugay: Dünya, zorunlu bir dönüşüm sürecinin içinde Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in tarım ve fuarcılık kenti olduğunu vurguladı. Fuarda, tarım sektörünü ileriye taşıyacak birçok yenilikçi çözümün yer aldığını belirten Tugay, yapay zekâ destekli tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, veri temelli üretim modelleri ile su verimliliğini artıran teknolojilerin önemine dikkat çekti. Bu çözümlere herkesin ihtiyaç duyduğunu ifade eden Tugay, dünyanın zorunlu bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Küresel ölçekte ciddi krizlerle karşı karşıya olunduğunu belirten Tugay, gıda krizi, iklim krizi, su krizi ve kuraklığın artık birbirinden ayrı başlıklar olmadığını vurguladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre 2024 itibarıyla dünyada 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini, yaklaşık 2 milyar 600 milyon kişinin ise sağlıklı beslenemediğini aktaran Tugay, bilim insanlarının gezegenin 1 derece ısınmasının temel tarım ürünlerinde yaklaşık yüzde 10 verim kaybına yol açacağını ortaya koyduğunu söyledi. “Önümüzde iki temel zorunluluk var” 2025 yılındaki kuraklığa dikkat çeken Başkan Tugay, su krizi ve kuraklığın artık en görünür tehditler arasında yer aldığını belirtti. Türkiye genelinde son 60 yılda 240 gölden 186’sının tamamen kuruduğunu hatırlatan Tugay, kalan göllerin de kuraklık ve aşırı kirlilik tehdidi altında olduğunu belirtti. Temiz su kaynaklarının hızla azaldığını vurgulayan Tugay, bu tablo karşısında iki temel zorunluluk bulunduğunu ifade etti. Tugay, birincisinin teknolojik dönüşüme uyum sağlamak, ikincisinin ise toplumun tüm kesimleriyle, kamu kurumları, üreticiler, yerel yönetimler ve tüketicilerin katılımıyla ortak ve doğru adımları atmak olduğunu dile getirdi. AGROEXPO’nun teknolojik açıdan yeni ufuklar açtığını belirten Tugay, iş birliği ve ortak akıl boyutuna da aynı ciddiyetle odaklanılması gerektiğini aktardı. Büyükşehir çalışıyor İzmir’in yüzde 30’unun işlenebilir tarım arazilerinden oluştuğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kırsal alanlara yönelik çalışmaları güçlendirmek amacıyla Kırsal Planlama Dairesi Başkanlığı’nı kurduklarını söyledi. Tarım ve Gıda Komisyonu ile Kentsel Gıda Stratejisi ve Eylem Planı’nı hayata geçirdiklerini aktaran Tugay, İzmir ve Türkiye’nin kendi kendine yetebilecek üretim potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Çiftçi nüfusunun yaşlandığına ve gençlerin tarımdan uzaklaştığına dikkat çeken Tugay, bu durumun çözülmesi gereken önemli bir sorun olduğunu belirterek, gençlerin köyleri terk etmemesi için Kiraz’da pilot bir çalışma başlattıklarını ifade etti. “Desteği 1,5 milyar liraya çıkaracağız” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Milano Kentsel Gıda Politikaları Paktı’na üye olduklarını belirterek, “Son 21 ayda Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimize 694 milyon liralık destek sağladık. 2026’da bu desteği 1 milyar liraya çıkaracağımızı söyledik ve bu sözümüzün arkasındayız. Önümüzdeki yıl desteği 1,5 milyar liraya çıkaracağız. Üreticilerimizin daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Çiftçimizi ve üreticimizi asla yalnız bırakmayacağız” dedi. İZMAR sayısını 2026 yılı içinde 50’ye çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Tugay, “Yönümüz de rotamız da belli. Üreticinin de tüketicinin de yanında olmak. Kentimizin ve ülkemizin her alanda kendi kendine yeten bir yapıya kavuşması için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Solakoğlu: Çiftçinin köle değil patron olduğu bir Türkiye istiyoruz CHP Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Türkiye’de çiftçiliğin sürdürülemez bir noktaya geldiğini belirterek, gençlerin tarıma yönelmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini söyledi. Sürdürülebilir tarım için ihtisaslaşmanın şart olduğunu vurgulayan Solakoğlu, üreticinin ürününü değerinde satabildiği, markalaşabildiği ve kazanç sağlayabildiği bir düzeni hedeflediklerini ifade ederek, çiftçinin köle değil patron olduğu bir Türkiye için çalışacaklarını dile getirdi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, tarımın siyaset üstü olduğunu belirterek, Türkiye’de toprak, insan ve suyun iyi yönetilmediğini söyledi. Ulusoy, sağlıklı gıdaya ucuz erişimin öncelik olması gerektiğini vurguladı. “Türkiye'yi dünyaya anlatan çok önemli bir buluşma” İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Agroexpo’nun yalnızca bir fuar değil, kararlılıkla büyütülen ve sahip çıkılan güçlü bir marka olduğunu belirterek, “Fuarımız, Türkiye’nin üretim gücünü, bilgi birikimini ve gelecek hedeflerini dünyaya anlatan çok önemli bir buluşmadır” dedi. İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, su kaynaklarının azaldığını ve birçok bölgede toprak kalitesinin bozulduğunu belirterek, “Dünya tarımı, daha az kaynakla daha fazla ve daha kaliteli üretim yapma zorluğuyla karşı karşıya” diye konuştu. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, günümüzde dijitalleşme ve yapay zekânın öneminin sıkça vurgulandığını belirterek, tarım ve hayvancılığın hâlâ en stratejik sektörlerin başında geldiğini söyledi. Tarımda su ve üretim vurgusu İzmir Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanı İbrahim Erdallı, 2025 yılında yaşanan kuraklık, yangınlar, doğal afetler ve iklim krizinin yarattığı tüm zorluklara rağmen çiftçilerin üretimi sürdürdüğünü belirtirken, Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan ise suyun tarımın temel unsuru olduğunu vurgulayarak, doğru sulama ve sulama teknolojilerine odaklanılması gerektiğini, vahşi sulamanın artık tarihe gömülmesi gerektiğini söyledi. 60 ülkeden 500 firma AGROEXPO’da 60 ülkeden 500 firma ile yüz binlerce ziyaretçi bir araya gelecek. Fuarın, milyarlarca dolarlık iş hacmi oluşturması hedeflenirken; Tarım 5.0, yapay zekâ destekli tarım makineleri ve akıllı sulama sistemleri gibi yenilikçi teknolojiler de vitrine çıkacak. Panel ve seminerlerde iklim değişikliği ile su güvenliği gibi küresel sorunlar ele alınacak. Alım Heyeti Programları kapsamında Avrupa, Afrika, Balkanlar ve Türki Cumhuriyetlerden gelen iş insanları üreticilerle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu iş birliklerinin Türkiye’nin ihracatına milyarlarca dolarlık katkı sağlaması amaçlanıyor. Fuar, 3–7 Şubat 2026 tarihleri arasında 10.00–18.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek.

Kars Hayvancılığı İçin Ortak Akıl! Haber

Kars Hayvancılığı İçin Ortak Akıl!

Kars Veteriner Hekimleri Odası (VHO), bölge hayvancılığını modern ve bilimsel temellerle şahlandıracak "Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri" projesinin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. "Birlikte daha güçlüyüz" mesajı verilen projede, kurumlar arası iş birliği vurgusu öne çıktı. ​Türkiye’nin hayvancılık merkezlerinden biri olan Kars’ta, sektöre ivme kazandıracak dev bir adım atılıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) desteğiyle başlatılan "Kars’ta Gezici Sağlık Hizmetleriyle Hayvancılığın Güçlendirilmesi" projesi, bölge ekonomisinin can damarı olan hayvancılıkta yeni bir dönemi başlatıyor. ​Projenin en önemli paydaşlarından biri olan Kars Veteriner Hekimleri Odası, yayımladığı deklarasyonla projenin hem saha operasyonlarında hem de bilimsel altyapısında tam destek sözü verdi. ​Kurumlar Arası Güç Birliği ​Kars VHO Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, projenin başarısının "ortak akıl" ve eşgüdümden geçtiği belirtildi. Proje yürütücüsü olan Kafkas Üniversitesi Rektörlüğü ve Veteriner Fakültesi Dekanlığı başta olmak üzere; SERKA, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne katkılarından dolayı teşekkür edildi. ​Serbest Hekimlerle Tam Uyumlu Çalışma ​Haberde, projenin sahada görev yapan yerel veteriner hekimlerle çatışmadan, aksine tam bir uyum içerisinde yürütüleceği vurgulandı. Kars VHO, projenin uygulama sürecinde şu üç temel esasa odaklanacağını taahhüt etti: ​Eşgüdüm: Gezici hizmetlerin bölgedeki serbest veteriner hekimlerle uyumlu şekilde yürütülmesi.​ Bilinçlendirme: Yetiştiricilere modern hayvancılık teknikleri konusunda eğitim desteği verilmesi.​ Etik ve Hukuk: Sürecin 6343 Sayılı Kanun çerçevesinde, mesleki etik ve deontoloji kurallarına uygun olarak takip edilmesi.​ "Üzerimize Düşen Sorumluluğu Alıyoruz" ​Kars Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu, geniş üye ağı ve saha tecrübesiyle projenin sürdürülebilirliği için tüm imkanlarını seferber edeceğini duyurdu. Yapılan açıklamada, "Kars hayvancılığının geleceği için uzman kadromuzla 'Ortak Akıl' düsturuyla hareket etmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verildi.

Sulak Alanların Tahribi Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor! Haber

Sulak Alanların Tahribi Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor!

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü'ne ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. TVHB Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzalamıştır. Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme sahip doğal ekosistemlerdir. Bu alanlar yalnızca çok sayıda canlı türü için yaşam alanı oluşturmakla kalmamakta; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutumu, mikroklimanın düzenlenmesi ve ekosistem sürekliliğinin sağlanması gibi yaşamsal işlevleri de yerine getirmektedir. Ancak son yıllarda hızlanan kentleşme, plansız arazi kullanımı, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle sulak alanlarımız ciddi baskı altındadır. Sulak alanların kirlenmesi ya da yok olması, yaban hayatındaki hassas dengeyi bozarak yabani türlerin insan ve evcil hayvanlarla temasını artırmakta; bu durum halk sağlığı açısından önemli biyolojik riskler doğurmaktadır. Özellikle göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, Kuş Gribi, Batı Nil Virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır. Sulak alanlar aynı zamanda, çağımızın en önemli küresel tehditlerinden biri olan antimikrobiyal dirençle mücadelede “doğanın böbrekleri” işlevini görmektedir. Hayvansal ve tarımsal atıkların su kaynaklarına karışmasını engelleyen, patojen yükünü azaltan bu doğal filtrasyon sistemlerinin bozulması; dirençli mikroorganizmaların doğrudan çevreye ve gıda zincirine karışmasına zemin hazırlamaktadır. Sulak alanlar; hayvancılık, balıkçılık ve tarımsal üretim açısından stratejik öneme sahip olmasının yanı sıra, zoonotik hastalıkların izlenmesi, çevresel risklerin erken tespiti ve biyogüvenliğin sağlanması bakımından da kritik alanlardır. Bu ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, ekosistem dengesini zayıflatmakta ve toplum sağlığını tehdit eden yeni risk alanlarının oluşmasına neden olmaktadır. Veteriner hekimler; hayvan hastalıklarının kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve sulak alanlarda yaşayan canlıların sağlığının korunması süreçlerinde bilimsel ve kamusal sorumluluk üstlenmektedir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu esas alan Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı, sulak alanların korunmasında temel bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Ülkemiz, uluslararası sözleşmeler kapsamında sulak alanların korunmasına yönelik önemli yükümlülükler üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak mevcut tehditlerin boyutu dikkate alındığında; bu taahhütlerin sahaya etkin biçimde yansıtılması, koruma-kullanma dengesini esas alan, bilimsel temelli, şeffaf ve denetlenebilir politikaların kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistem sağlığının sürekliliği ve doğal mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sulak alanların korunması zorunludur. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; ilgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini ve toplumu, sulak alanlarımızın korunması konusunda daha duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

CHP’li Orhan Sarıbal’dan "Yem" Tepkisi Haber

CHP’li Orhan Sarıbal’dan "Yem" Tepkisi

CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal, Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile yem üretiminde kullanılan premiks ve flake ürünlerindeki KDV istisnasının kaldırılmasına sert tepki gösterdi. Sarıbal, hayvancılık sektörünün bilinçli bir tasfiye süreciyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bu karar, üreticiye ‘çekil, biz ithal ederiz’ demektir” dedi. ​"KDV İstisnası Kaldırıldı, Maliyetler Katlandı" ​Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Sarıbal, yem fiyatlarına gelecek ek maliyetlerin üreticinin belini bükeceğini vurguladı. Yapılan düzenlemeyle bu ürünlerden artık %20 KDV alınacağını hatırlatan Sarıbal, “Bu karar, yem fiyatlarına ortalama %3 ek maliyet demek. Zaten taşınamaz olan yük, bu kararla birlikte sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. Bu, Mehmet Şimşek’in ‘ithal et, borçlan, teslim ol’ diyen teslimiyet programıdır” ifadelerini kullandı. ​Hayvancılıkta "Kırmızı Alarm" Verileri ​Sarıbal, sektörün içinde bulunduğu krizin boyutlarını şu verilerle paylaştı: ​Maliyet Krizi: Hayvansal üretim maliyetlerinin %70’ini yem oluştururken, süt/yem paritesi 1,5’in altına düştü.​Hastalık ve Zarar: Şap hastalığının ekonomiye vereceği yıllık zararın 162 milyar TL olması öngörülüyor.​İthalat Bağımlılığı: Temel yem bileşenleri olan mısır ve soyada Cumhuriyet tarihinin rekor ithalat rakamlarına ulaşıldı.​Destek Kaybı: Hayvancılık desteklerinin tarımsal destekleme ödemeleri içindeki payı %17,7’ye geriledi.​"Üreticiyi Değil, İthalatı Seçtiler" ​İktidarın bilinçli bir siyasal tercihle üreticiyi tasfiye ettiğini savunan Bursa Milletvekili, enflasyonla mücadele adı altında çiğ süt fiyatlarının düşük tutulmasının üreticiyi sektörden kopardığını belirtti. Sarıbal, “Dövizdeki her dalgalanma maliyetleri yükseltirken, iktidar desteği artırmak yerine vergiyi artırıyor” dedi. ​Çözüm Önerileri: "Müdahale ve Sübvansiyon Şart" ​Sarıbal, hayvancılığın kurtulması için acil atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı: ​Yem fiyatları sübvanse edilmeli ve üretim maliyetleri düşürülmeli.​Yem hammaddelerinde yerli üretim payı artırılmalı ve meralar ıslah edilmeli.​Destekleme ödemeleri zamanında ve gerçekçi seviyelerde yapılmalı.​Et ve Süt Kurumu, piyasada dengeleyici rol oynayarak üreticiyi koruyan müdahale politikaları izlemeli.

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor! Haber

Üretici Batıyor, Tüketici Et Alamıyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hayvancılık ve kırmızı et konusunda krizin büyüdüğünü, üreticiler derinleşen sorunlarla boğuşurken halkın da et tüketemez hale getirildiğini vurguladı. AKP iktidarının yüz binlerce hayvan ve tonlarca kırmızı et ithal ederek dışarıya 13 milyar dolar ödediğini anımsatan Barut, "Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne ülkenin hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır" dedi. "DİŞİ HAYVANLAR BİLE KESİME GİDİYOR" Türkiye’de kırmızı et tüketiminin, artan fiyatlar ve derinleşen üretim sorunları nedeniyle sürekli gerilediğini aktaran Barut, "Kırmızı et tüketiminde yaşanan bu kara tablo, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda çok ciddi bir halk sağlığı sorunudur" diye konuştu. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın temel nedenlerine işaret eden Barut, "Hızla artan üretim maliyetleri, yetersiz tarımsal destekler, ithalata dayalı hayvancılık politikaları ve üreticiyi korumayan piyasa düzenlemeleri sorunu büyütüyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli hayvan yetiştiricileri, artan maliyetlere rağmen emeğinin karşılığını alamıyor, eti ve sütü para etmezken dişi hayvanlar dahi kesime gidiyor, çiftçimiz de üretimden çekiliyor" şeklinde konuştu "ESK YETERSİZ, İTHALAT GEREKSİZ" Kamusal açıdan düzenleyici kurum olarak görev yapması gereken Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) mağduriyet yarattığını bildiren Barut, şöyle devam etti. "ESK'nin uyguladığı kesim ve alım fiyatları, küçük üreticiler açısından ciddi bir mağduriyet yaratıyor. ESK tarafından açıklanan kesim fiyatları, birçok bölgede üretim maliyetlerinin altında kalmakta, küçük üreticileri zarara zorlayarak ve üretim dışına iterken özellikle büyük işletmeler lehine bir piyasa yapısı oluşmasına neden oluyor. Küçük üretici, hayvanını zararına kestirmek zorunda bırakılıp mağdur olurken hayvancılığı bırakıyor. Yıllardır sürdürülen canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı politikaları da, yerli üretimi baskılıyor. 2010 yılından bu yana Türkiye yaklaşık 11 milyon baş canlı hayvan ve 500 bin tonu aşacak şekilde kırmızı et ithal etmiş, 13 milyar dolar ödenmiştir. Son yıllarda ithalat artmış, 2025 yılı içerisinde 505 bin büyükbaş, 19 bin küçükbaş ithalatı yapılmış, 50 bin tonu aşkın kırmızı et ithalatı yapılmıştır. 2025 yılı için 1.2 milyar dolara yakın paramız dışarıya gitmiştir. Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır. İthalat adımları üretimi, üreticiyi, tüketiciyi ve ülke ekonomisini zarar sokmuştur." ÇÖZÜM İÇİN ÖNERİLERİNİ SIRALADI Et ve Süt Kurumu'nun uygulamalarına, iktidarın tarım ve hayvancılık politikaları ile ithalat dayatmasına tepki gösteren Barut, şunları kaydetti: "İktidarın bu sene içinde şimdilik 450 bin büyükbaş ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı yapacağı öngörülüyor. Tarımı ve hayvancılığı bitirmeye yeminliler gibi destek vermeyerek, üstüne ithalat politikalarıyla birlikte ESK’nin düşük alım fiyatları ve yetersiz müdahalesi gözetildiğinde tablo daha da kötüleşiyor. Küçük üretici üretimden kopuyor, hayvan varlığı azalıyor, halkımız ise yüksek fiyatla karşı karşıya kalıyor. Yemden samana tüm maliyetler katlanırken, üreticinin eti ve sütü para etmiyor ama borcu sürekli katlanarak artıyor. Bu yaşananlar ve dayatılanlar hayvancılığı sürdürülemez hale getiriyor, ülke hayvancılığı tümüyle dışa bağımlı hale getiriliyor. Şap salgınında yaşandığı gibi bu iktidar çözüm üretmiyor, aksine büyütüyor. Çözüm için ise derhal ithalata dayalı hayvancılık politikaları son bulmalıdır. ESK’nin kesim ve alım fiyatları, üretim maliyetlerini esas alıp üretici lehine revize edilmeli, küçük ve orta ölçekli üretici korunmalı, yemden veterinerlik hizmetlerine dek diğer tüm girdilerde maliyet düşürücü yapısal önlemler alınmalıdır. Sorunlara çare olmayıp aksine büyüten destekleme politikaları da işlevsel, gerçekçi ve sürdürülebilir hale getirilmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.